Ahhh şu ilişkiler… Yakından mı yürür? uzaktan mı…

Ahhh şu ilişkiler… Olsa dert… Olmasa dert… Yürüse dert… Yürümese dert…

İlişkilerin en çok ne tarafını seviyorum biliyormusunuz? Başlangıcını… O heyecanını… O tereddütleri… Ne yöne gideceğini bilmeden attığımız o ürkek, umutlu adımları… İlişki yolundayken bize verdiği güveni ve gücü… Güneşin daha bir güzel olduğu, denizin daha bir mavi olduğu o aydınlık günleri… Etrafa saçtığımız mutluluk dolu bakışları… Herkes mutlu olsun isteğimizi… Kendi yarattığımız cenneti seviyorum…

Fakat bir noktadan sonra ilişkiler yürürken bile sorunlar ortaya çıkmaya başlıyor… Ne güneş öyle güzel parlıyor… Ne gözlerde ışıltı kalıyor… Hatta en ufak şeyler bile batmaya başlıyor…

Şu insanoğlunu çözemedim gitti… Ne değişti bilinmez… ama batmaya başlayınca batıyor işte… Yeşil gömlek giyince de batıyor… Dolabın kapağını açık bırakınca da batıyor… Bulaşık makinesine tabakları yerleştirmeden önce sudan geçirmesi de batıyor… Yemek yerken çıkardığı sesler de batıyor… Belki fazla iç içe geçmiş yaşamlardır buna sebep olan…Hergün, hergün, hergün aynı kişiyi görmektir belkide insanı bunaltan… Tabi ki bunun verdiği güven hissi ve alışkanlığın verdiği rahatlıktır bunu devam ettiren…

Ama ya ilişkiye biraz mesafa konsa… Biraz hayalgücü girse… Herkese yaşam alanı kalsa… Özlem olsa… Yeşil gömleğini  özlesen … Kirpiğini bile özlesen mesela… Ses tonunu… Mail attımı diye bilgisayara koşsan… Sürekli mesaj geldimi diye cep telefonunu yoklasan… Sanki biraz mesafe ilişkileri besliyormuş gibi geliyor… Kızgınlıklarını da unutursun… Hep iyi şeyler düşer aklına…

Mesela annem ve ben… Ne zaman İstanbul’dan ayrılsam ilişkimiz ballı badem gibi oluyor… Nasılsın kızım… Bir şeye ihtiyacın var mı kızım diye başlıyor telefon konuşmamız… Kendine iyi bak… Bir şey lazımsa göndereyimle bitiyor… Annem aradığında bir başka keyifle açıyorum telefonu…

Halbuki İstanbuldayken öyle mi? Beni görmeye geldin, gelmedinle başlıyoruz… Az kaldın çok kaldınla bitiriyoruz görüşmeyi… Arada da bu kotun üstüne bu kazak olmamış ki diye devam ediyor…Tutamaz annem hiçbir şeyi içinde… Öyle dinler durursun… Sorgulama bitsin diye beklersin…

Yok yok ben o kadar dipdipe ilişkilerden yana değilim… Biraz mesafe iyi bence… Hoşgörüyü de romantizmi de arttırıyor gibi geliyor… Hatta kafamda yarattığım kişiyi kolayca oturtabiliyorum bir başkasının üzerine… Mutlu mutlu yaşayıp gidiyorum kendi köşemde…

Hepimize mutlu, sağlıklı ilişkiler dilerim… Sanırım herkes kendi reçetesini yaratmak zorunda… Ne dersiniz?

Genel kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Hanım" kelimesi nereden geliyor?

File:YuanEmperorAlbumGenghisPortrait.jpg

Hanım” kelimesi nereden geliyor?

Söylenir ki, bir gün
Cengiz Han, tüm hanlarını toplamış, sağ yanına da eşini oturtmuş;
Cengiz Han hanlarına,
…– “Ben Hanlar Han’i Cengiz Han, hepinizin hanıyım”, eşini göstererek;
— “Bu da benim HAN’IM” demiş.

İşte erkeklerin “eşim” anlamına söyledikleri “hanım” kelimesi oradan geliyormuş…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hezarfen Ahmet Çelebi Animasyonu

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

http://mutfaktazen.blogspot.com/ Tijen İnaltongla çok faydalı bir blog… Tavsiye ederim…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gören göze güzel, çirkin hepsi bir;

Gören göze güzel, çirkin hepsi bir;
Aşıklara cennet, cehennem, hepsi bir;
Ermiş ha çul giymiş, ha atlas;
Yün yastık, taş yastık, seven başa hepsi bir.”
…Ömer HAYYAM

kapatıp açalım…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

bebeğimle uyumayı severim

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

her gün farklı bir şey yapmayı dene… coelho

her gün farklı bir şey yapmayı dene… coelho

gerçekten olduğumuz kişi olabilmek için düşündüğümüz kişi olmayı bırakmamız gerek… coelho

Light-Intervals02

 

bedenin kölesi olan hiçbir insan özgür değildir…

bedenin kölesi olan hiçbir insan özgür değildir…

Çalakalem Laflarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Patlıcanlı Pilav…

Malzemeler;
  • 2 adet orta boy patlıcan
  • 1 adet domates
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • 2 su bardağı pirinç
  • 3 su bardağı sıcak su
  • 3 yemek kaşığı zeytinyağı
  • Tuz
  • Karabiber


Yapılışı;
  • Öncelikle pirincinizi ıslatıp ılık suda yarım saat kadar bekletin.
  • Patlıcanları alacalı soyduktan sonra minik küpler halinde doğrayıp tuzlu suya koyun ve 10 dakika kadar bekletin. (Acısını almak için).
  • Domatesleri de minik küpler halinde doğrayın.
  • Patlıcanların suyunu süzüp iyice durulayın ve kurulayın.
  • Zeytinyağını koyduğunuz tencereye patlıcanlarınızı ekleyip rengi değişene kadar kavurun.
  • Üstüne doğranmış domatesi, salçayı ve suyunu süzdüğünüz pirincinizi ilave edip karıştırın.
  • Tuzunu, karabiberini ilave edip sıcak suyunu ekleyin. Suyunu çekene kadar pişirin.
  • Piştikten sonra tencereyi ocaktan alıp ağzını kağıt havluyla kapatıp 15 dakika kadar demlemeye bırakın.
  • Servis yapmadan önce tahta kaşıkla havalandırın.
Yemekte Ne Var ??? kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Enerjinizi sorunları çözmeye harcayın, suçluyu bulmaya değil…

Enerjinizi sorunları çözmeye harcayın, suçluyu bulmaya değil…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Denize nazır bir hamak…

Akşam gün batımı
Denize nazır bir hamak
Hafif esen bir rüzgar
Tepede ağaçların arasından göz kırpan güneş
Burnunda iyot kokusu
Kulağında yaprakların hışırtısına eşlik eden dalga sesleri…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Şu "Yapmam gerekiyor" endişesini kafamızdan uzaklaştırmalıyız.

Kendimizi yarım hissetmeye çok kaptırdık. Kendimizi sürekli yetersiz hissetmemiz de bu yüzden. İyi bir iş, iyi bir aile kurmak, düzenli bir hayat, hepimizin tam olabilmek için kafamızda kurduğumuz illüzyonel kalıptan öte değil. Çünkü  herkes çalışırken mutlu olamaz, herkes evliyken huzuru bulamaz, heleki düzenli hayat bazılarımızı çileden bile çıkarabilir. Herkes birbirinden farklı olabilir. Farklı deneyimlerle hayata farklı bakış açılarıyla bakıyoruz. Şu “Yapmam gerekiyor” endişesini kafamızdan uzaklaştırmalıyız. Hayatımız boyunca “ne olmamız gerekirdi ne olduk?”mantalitesi ile yaşamamız kadar büyük bir zaman kaybı yoktur. Olan şey o anda her ne ise zaten olmakta. Bunun geçmişe dair kaygısı veya geleceğe dair vesvesesini yanımızda yük gibi taşımak bizleri sadece yaşamdan uzaklaştırır. Şimdi bir kaç öneri:
1-Karar almayı öğrenin
Alacağınız karar her ne olursa olsun başkalarına danışmadan yapın.Başkalarınnı sizin hayatınız hakkında karar vermesi kadar saçma bir şey olamaz.Eğer kendi kararlarınızı kendiniz almazsanız onları sizin adınıza başkalarının alacağına tanık olacaksınız hayatınız hepten sarpa saracak.
2-Mutlu olmak sadece sizin elinizde:
Başkalarından mutluluk beklemeyin. Siz mutlu olmak istemiyorsanız sizi kimse mutlu edemez zaten. İnsan isterse güzel bir sözden de mutlu olur, isterse tonla kahkahanın içinde de kedere boğulur. Başkaları sadece mutlulukları paylaşmak içindir.Kendi duygularınızı başkaları yaratmış gibi davranmayın.
3-Onay Beklemeyin:
Başkalarının kararlarının kendi hayatımızda yeri olmadığı gibi onaylarının da bir değeri yoktur.Bizler kendi dünyalarımızın yaratıcılarıyız.O dünyayı bilmeyen birinden onay beklemek veya onay vermediğinde buna üzülmekten vazgeçmeliyiz.
4-Hata yapmaktan korkmayın:
Unutmayın hatalarımız başarılarımızdan daha değerlidir.Hatalarımız bizleri geliştirir, olgunlaştırır ve hayata bakış açımızı belirler.Hata yapmamak için kendimizi yormayalım.Hatalar keçınılmazdır ve onlarsız bir yere varamayız.
5-Cesaretli olun:
Risk alın. Kendinizi 5. kattan aşağı atmayın ama size deli demelerinden korkmayın. Hayattaki en büyük başarılar her zaman delilerin olmuştur.Kalıplarınızdan çizgilerinizden, monotonluklarınızdan kurtulmanın tek yolucesaretli olmak.Hayatınızı değiştirmekten korkmayın bırakın başkaları sizden korksun.
6-Hayır demekten kaçınmayın:
Şu vicdanımıza sıkı sıkıya sarılmayalım.Başkaları mutlu olacak diye kendimize eziyet etmeyelim.Herkes herşeyi unuturUnutmayınki siz “evet” dediklerinizle yaşamak zorunda kalırsınız.
7-Zayıflıklarınızı paylaşmayın:
insanlar zayıf bölgelere yumruk atmaya bayılırlar ve sizin dertlerinizi ağızlarında salya akarak dinlerler.Zayıf yönlerinizi ailenizle paylaşın ve başkalarına karşı ketum olun
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Kapıyı kapat…. Coelho

Kapıyı kapat, plağı değiştir, evi temizle, tozdan kurtul.Geçmişte olduğun kişi olmayı bırak ve şu anda kimsen o ol….