B12 VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ BELİRTİLERİ, TEDAVİSİ VE İYİ GELEN BESİNLER!

12341240_748490895295715_5120039422352826769_n[1]

B12 Vitamini (diğer adıyla Kobalamin), protein, DNA sentezi, besinlerden enerji üretimi ve sinir sisteminin düzenli çalışması gibi pek çok fonksiyonda görev alan önemli bir vitamindir.

B12 vitamini bulunan besinler

Bütün vitaminler gibi B12 vitamini de vücudumuz için olmazsa olmazlardan olan vitaminlerdir. B12 vitamini vücudumuzda meydana gelen birçok metabolik olayda düzenleyici rol oynar.

B12 Vitamini NEDİR?

Tıp dünyasındaki adı Siyanokobalamin olan B12 vitamini özellikle hayvansal dokularda bulunur. İnsan vücudunda beş yıllık B12 vitamini depolanabilir. Sebzelerde bulunmadığı için uzun süre sebzelerle beslenen (vejetaryen) kişilerde zaman zaman B12 vitamini bağlı olarak rahatsızlıklar görülebilir. Bunun yanı sıra vücutta vitaminin emilimindeki bozukluk, aşırı oranda alkol kullanımı, bazı ilaçların uzun süreli kullanımı ve yaşlılarda B12 eksikliği görülebilir.

B12 VİTAMİNİNİ NE İŞE YARAR?

• Anemi hastalığını önler,
• Alyuvar üretilmesinde ve demir kullanımına yardımcı olur,
• Doğru sindirim, besinlerin alınması, protein sentezi, karbonhidrat ve yağ metabolizması için gereklidir.
• Sinir tahribatını önler,
• Doğurganlığı sağlar,
• Hücre oluşumunu ve uzun yaşamasını sağlar,
• Sinir uçlarının normal gelişimini kolaylaştırır,
• Hafızanın güçlenmesine ve öğrenmeye yardım eder,
• Gen kopyalanmasına yardım eder,
• Çocuklarda zekâ gelişimi için gereklidir.

B12 VİTAMİNİ EKSİKLİĞİNDE NE OLUR?

• Yürüme bozukluğu,
• Kronik yorgunluk, ellerde ve ayaklarda uyuşma,
• Depresyon,
• Sindirim bozuklukları,
• Baş dönmesi, uyku hali,
• Karaciğer büyümesi,
• Göz bozuklukları,
• Halüsinasyonlar,
• Baş ağrıları,
• Dil enfeksiyonu,
• Huzursuzluk, unutkanlık,
• Zor nefes alma,
• Hafıza kaybı,
• Sinirsel bozulmalar,
• Kalp çarpıntısı,
• Kansızlık,
• Kulaklarda çınlama,
• Omurilik yıpranması

gibi rahatsızlıklar görülebilir. Yukarıda sayılan belirtiler eğer sizde gözlemleniyorsa bir hekime başvurmalısınız. B12 eksikliği uzun süre tedavi edilmezse ciddi hasarlara neden olabilir.

B12 VİTAMİNİ BULUNAN BESİNLER NELERDİR?

Daha önce de söylediğimiz gibi B12 vitamininin hayvansal besinlerde daha çok bulunur. Dana eti, balık, böbrek, karaciğer, yumurta, süt ve süt ürünleri B12vitamini içeren yiyeceklerdir.

B12 VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ TEDAVİSİ

B12 tedavisi için B12 vitamin iğnesi ya da b12 vitamin hapı kullanılır. Ayrıca dilaltından alınan çeşidi de vardır. Ama bundan da önemlisi vücudumuzda birçok işlevi bulunan B12 vitamini eksikliğine maruz kalmamaktır. Beslenmemize dikkat etmektir.

ET,TAVUK VE BALIK YİYEMEYENLER İÇİN B12 İÇEREN BİTKİ KÜRÜ (Prof.Dr.İbrahim Prof.Saraçoğlu Kürleri Önerisidir

B12 eksikliği gideren bitkisel kür:

Kür için gerekli olan malzemeler: lahana , kimyon yada kimyon tohumu, tuz,

Kürün hazırlanması: Lahanayı kesiyoruz. Kullanılan kaplar çok temiz olmalı. Lahananın yapraklarındaki bakteriler harekete geçirilecek. Lahanayı doğruyoruz. Kaba koyuyoruz. Üzerine tuz ilave ediyoruz. Bir çay kaşığı tuz ilave ediyoruz. Üzerine kimyon koyuyoruz. Kimyon ile iyice karıştırıyoruz. Yarım dakika kadar bu karışımı yoğuruyoruz. Sonra bu karışımı kavanozun içine koyuyoruz. Kavanoza koyulan karışımı iyice kavanozun içine sıkıştırıyoruz. İyice sıkışması için kavanoz içerisine taş yada ağır bir şey koyulabilir. Kavanozun ağzını kağıtla yada başka bir şey ile kapatıyoruz. Ağzını lastikle sıkıcı kapatıyoruz. Karanlık bir yere koyacağız. 4 -5 gün orada kalması gerekiyor. Güneş ışığı görmemesi lazım. Eğer lahana suyu lahananın üzerine çıkarsa zamanla küf oluşumu olabilir. Onu kaşıkla almak gerekiyor. Temiz çalışılması lazım. 5 .gün den sonra ekşidiğini göreceğiz.

Kürün uygulanması: hazırlanan bu lahanalar 5.günden sonra tüketilecek. Bu gerek olduğu kadar kür hazırlanıp kullanılabilir.

Not: B12 kronik bir eksiklikse doktor ile konuşmak gerekmektedir. Midede o b12 üretici protein yoksa B12 üretimi vücutta üretilemez. Doktorunuzun tedavi yöntemine göre hareket etmek gerekebilir. kaynak: sağlık haberleri

Karın Şişkinliğini Doğal Yollarla Giderme

Bel çevrenizde yağlanma olması, şişkin bir karna sahip olmanız ile aynı durum değildir. Karın bölgesinde fazladan hiç yağı olmayan kişilerde bile, karın şişkinliği şikayeti yaşanabilir. Karın bölgesi şişkinliği problemi, kötü beslenme alışkanlıkları, adet dönemi öncesi sendromu veya hızlı yemekten kaynaklı aşırı gaz, aşırı stres, düşük lif alımı veya bağırsak problemleri nedeniyle ortaya çıkabilir.

Eğer, karın şişkinliğinden yakınan bir insansanız, beslenme alışkanlıklarınızı değiştirmeniz gerekecektir. Örneğin süt ürünleri, et, sosis, tuz ve işlenmiş un gibi besinlerin tüketimini minimum düzeylere indirmelisiniz. Ayrıca, şişkinliği doğal yollarla azaltmak için en iyi meyve suyu tariflerini, yazının kalan kısmını okuyarak öğrenebilirsiniz.

Aloe ve Klorofil Suyu

2-aloe-suyu

Bu lezzetli içecek, kolonu birikmiş atık ve toksinlerden temizleyici özellikte olduğundan, karın bölgesindeki şişkinliği azaltıcıdır. Bu içecek ayrıca, erken yaşlanmayı önlemek ve kanı temizlemek amaçlı da önerilmektedir.

Malzemeler

  • Yarım fincan aloe jeli,
  • Bir limonun suyu,
  • Bir yemek kaşığı likit klorofil.

Nasıl Hazırlanır?

Tüm malzemeleri karıştırıcıya ekleyin ve akışkan bir kıvam alıncaya kadar birkaç dakika boyunca karıştırın. Bu içecek, kahvaltıdan otuz dakika önce, boş mideye alınmalıdır.

Detoks ve Karın Bölgesi Şişkinliğinin Azaltılması İçin Meyve Suyu

3-kereviz-suyu

Bu faydalı meyve suyu; sarımsak, kereviz, havuç ve alfalfanın tüm iyiliklerini birleştirir ve karın bölgesi şişkinliğini azaltıcı bir tonik gibi etki eder. Bu içecek ayrıca, toksinlerden arındırır ve gazı azaltır.

Malzemeler

  • Bir fincan taze sıkılmış havuç suyu,
  • Bir diş çiğ sarımsak,
  • Bir dal kereviz,
  • Bir avuç alfalfa.

Nasıl Hazırlanır?

Havucu ve kerevizi meyve sıkacağına yerleştirerek suyunu çıkarın. Sonra tüm malzemeleri karıştırıcıya yerleştirin ve karıştırın. Bu içeceği içmek için en ideal vakit öğleden sonrasıdır ve içtikten sonra bir şeyler yemeden önce vücudunuza yaklaşık iki saat vermelisiniz.

Elma, Keten Tohumu ve Mine Çiçeği Suyu

4-elmalar

Bu içecek ile, bel bölgenizdeki şişkinlikten kurtulurken, mide fonksiyonlarınızın da kramp, gastrit ve kolon problemleri ile savaşmasına yardımcı olmuş olacaksınız.

Malzemeler

  • İki adet, taze, yıkanmış ve soyulmamış elma,
  • Bir yemek kaşığı keten tohumu,
  • Bir fincan mine çiçeği ve rezene çayı.

Nasıl Hazırlanır?

Elmaların suyunu elde edebilmek için katı meyve sıkacağı kullanın ve sonrasında tüm malzemeleri bir karıştırıcı yardımı ile karıştırın. Çayı hazırlamak için bir fincan suyu kaynatın ve her iki bitkiden de birer yemek kaşığı ekleyerek, beş dakika kadar bekletin.

Şişkinlik ve Kabızlık İçin Etkili Bir Meye Suyu

5-papaya-suyu

Zayıf bir sindirim, karın bölgesi iltihabının başlıca sebebi olabilir. Kabızlık ile savaşmak, düz bir karın ve daha huzurlu bir mide için çok önemlidir. Bunun için, tavsiye edeceğimiz tarif şu şekildedir:

Malzemeler

  • Büyük bir parça papaya,
  • Bir adet mango,
  • Bir yemek kaşığı öğütülmüş keten tohumu,
  • Bir fincan arıtılmış su,
  • Bal.

Nasıl Hazırlanır?

Tüm malzemeleri karıştırıcıya ekleyin ve akışkan bir kıvam alıncaya kadar karıştırın. Süzmeden için.

Karındaki Şişkinliği 60 Dakikada Azaltıcı ”Sassy” Su

”Sassy” su henüz çok bilinir olmasa da, Cynthia Sass tarafından, ”Düz Bir Karın” diyeti için geliştirilmiştir. Tam olarak bir meyve suyu olmasa da sindirimi güçlendirici ve düz bir karına sahip olmanıza yardımcı, güçlü bir içecektir.

Su, düz bir karına sahip olabilmek ve vücudunuzu nemlendirilmiş kılabilmek için anahtar niteliğindedir, bunu göz önünde bulundurun ve takip eden ”Sassy” su tarifini not etmek için hazır olun. Umuyoruz ki bu tarif, her gün daha fazla su içmek konusunda sizi teşvik eder ve ayrıca, düşük kalorili ve ferahlatıcı bu içeceği içmekten keyif alırsınız.

Malzemeler

  • İki litre su,
  • Bir çay kaşığı rendelenmiş taze zencefil,
  • Soyulmuş ve dilimlenmiş bir adet salatalık,
  • Dilimlenmiş bir adet limon,
  • On iki yaprak nane.

Nasıl Hazırlanır?

Tüm malzemeleri, cam bir kaba koyun ve buzdolabında saklayın. Bir kaç saat beklettikten sonra süzün ve gün boyunca tüketin.kaynak: sağlığa bir adım

Şekeri Bıraktığınızda Vücudunuza Ne Olur?

1-şeker-vücut[1]

Şeker dünyada en çok tüketilen ürünlerden bir tanesidir ve ne yazık ki aynı zamanda sağlığımız için de çok büyük bir risk teşkil eder. İnsanlık tarihi boyunca tatlı ihtiyacı var olmuş olsa da, şeker tüketimi uzun vadede hayat kalitenizi düşürür ve birçok sağlık sorununun kökeni haline gelir.

Ancak her şekerin aynı olmadığını da unutmayalım. Beyaz rafine şekerin sağlığınıza ciddi şekilde zarar verebilen çeşit olduğunun altını çiziyoruz. Evet, marketlerde satılan ve ekmekler, işlenmiş gıdalar, kurabiyeler, pastalar ve diğer birçok atıştırmalık gıdada bulunan şeker çeşidi.

Ticari gıda endüstrisi insanların şekerin tadını tercih etmesi hatta tatlı krizlerine girmeleri yönünde eğitilmelerine yardımcı olmuştur. Aslında, günlük hayatınızın bir parçası olan gıdalarda her daim bulunduklarından şeker tüketiminize tamamen sınır koymak oldukça zordur. Sıklıkla  şeker tüketmenin tehlikelerini bilmek ve vücudunuz üzerindeki olumsuz etkisini anlamak beslenmenizde şekeri azaltmanız açısından oldukça önem taşır. Peki şekeri bıraktığınızda ne olacağını biliyor musunuz?

Enerji düzeyiniz artar

2-egzersizBirçok insan enerji ihtiyacı hissettiklerinde şekerli içecek, enerji içecekleri ve diğer şekerle doldurulmuş içeceklere yönelme alışkanlığındadır. Ancak çalışmalar vücuda çok fazla şeker alımının günlük aktivitelerinizin seyrini aksatacak bir “düşüş” veya “çakılma”ya sebep olabileceğini göstermiştir.

Aşırı şeker tüketimi vücudun enerji rezervlerini mümkün olduğunca yüksek tutma becerisini bloke eder. Şeker alımınızı minimuma düşürerek bu “düşüş”lerin geçmişinizde kaldığını fark edeceksiniz.

Kalbiniz daha sağlıklı olur

Şekerin kalp sağlığı için teşkil ettiği çeşitli tehlikeleri ortaya çıkaran Amerikan Kalp Sağlığı Derneği Dergisinde yayımlanan araştırmaya göre şeker alımınızı azaltmak aynı zamanda kalp krizi yaşama riskinizi de azaltır.

Kendinizi kanserden korursunuz

3-kanserDünya çapında yapılan birçok çalışma şekerin kanser hücrelerine besin maddesi sağladığını göstermiştir. Siz de şeker tüketiminizi azaltarak birtakım kanser çeşitlerini önleyebilir; aynı zamanda vücudunuzda kötü huylu hücrelerin yayılmasını ve çoğalmasını durdurabilirsiniz.

Karaciğerinizi korur

Tıpkı çok fazla alkol aldığınızda olduğu gibi aşırı fruktoz ve glukoz da karaciğerinizde toksik birikimine yol açabilir. Uzmanlar şeker tüketimi sebebiyle karaciğer sorunları yaşama riskinizi azaltmanız için düzenli olarak karaciğer detoksu yapılmasını önermektedir.

Daha iyi uyursunuz

4-uykuŞeker tüketimi enerji seviyenizde düşüşe sebep olurken aynı zamanda uykunuzu da bozabilir. Şeker tüketimini büyük oranda azaltanlar uykularının nasıl düzeldiğini hemen fark ederler ve hatta bazıları insomnia gibi rahatsızlıkların da geçtiğine tanık olurlar.

Cildiniz gençleşir

Çok fazla şeker yemek cildin iki ana protein kaynağı elastik ve kolajenin üretimine engel olur. Uzun vadede çok fazla şeker erken yaşlanma ve diğer cilt sorunlarına yol açar.

Vücut ağırlığınız dengeye kavuşur

5-kilo-vermekŞekerli gıdaların içinde aynı zamanda bol miktarda yağ, karbonhidrat ve kalori bulunur ve bütün bunlar kilo almanıza yol açar. Günlük beslenmenizden şekeri çıkartarak bu maddelerin alımını da sınırlamış olursunuz ve böylelikle daha dengeli ve sağlıklı bir kiloya ulaşmanız kendiliğinden kolaylaşır.

Sindirim sisteminiz daha sağlıklı olur

Şeker alımınızı azaltarak aynı zamanda sindirim sisteminize yediklerinizi daha kolay parçalaması için yardımcı olmuş olursunuz. Bu da kabızlık ve kolonla ilişkili diğer sorunlara karşı sizi korur.

Daha tok hissedersiniz

Yapılan çeşitli çalışmalar aşırı şeker tüketiminin beyninize tok olduğunuzun sinyalini gönderen hormon olan leptine karşı dirence sebep olduğunu göstermiştir.

Dişleriniz daha sağlıklı gözükür

Ağzınızdaki bakteri şekerle beslendiğinde artar. Çok fazla şekerli yiyecek tüketmek de dişlerinizin çürümesi ile başka diş sorunları yaşama ihtimalinizi arttırır. Şeker alımınızı azalttığınızda daha sağlıklı dişlere ve diş etlerine sahip olursunuz.

kaynak: sağlığa bir adım

Bazen evrende kendimizi en yalnız hissettiğimizde, sıkıntımızı atlatmak ve farklılığımızı ve yalnızlığımızı hafifletmek için Allah bize, aynadaki aksimiz gibi bir ikiz gönderir . . .

natural-umbrella-shelter-rain-animal-photography-8__880[1]

O yıl New York´ ta kış, Nisan´ın sonuna kadar uzamıştı. Kör olduğum ve yalnız yaşadığım için çoğunlukla evde kalmayı yeğledim. Sonunda bir gün soğuk hava gitti, bahar kendini gösterdi.

Hava coşkulu bir kokuyla dolmuştu. Arka bahçeye bakan pencerenin önünde küçük, neşeli bir kuş devamlı cıvıldıyor, sanki beni dışarıya çağırıyordu. … Nisan ayının değişken havasını bildiğimden kışlık mantoma sarıldım. Fakat havanın ılıklığını içimde hissedince, yün kaşkolumu, şapka ve eldivenlerimi bıraktım. Üç çatallı bastonumu alıp neşeyle sundurmaya çıktım ve kaldırımın yolunu tuttum.

Yüzümü güneşe doğru kaldırıp, onu selamlayan bir gülümseme sundum. Sessiz çıkmaz sokağımızda yürürken kapı komşum ´Merhaba´ diyerek seslendi ve gideceğim yere götürmeyi teklif etti: ´Hayır, teşekkür ederim. Şu bacaklar bütün kış dinlendi.Eklemlerimin harekete ihtiyacı var. Bu yüzden yürüyeceğim´ diye cevap verdim. Köşeye vardığımda alışkanlıkla durdum. Birinin gelip yeşil ışık yandığında beni karşıya geçirmesini bekledim. Nedense bu sefer, öncekilere göre daha uzun süre beklemiştim ve hâlâ hiç kimse teklifte bulunmamıştı.

Sabırla beklerken, eskiden hatırladığım bir melodiyi mırıldandım; çocukken öğrendiğim ´Hoş geldin bahar…´ şarkısıydı. Birden güçlü bir erkek sesi konuştu: ´Sesinizden çok neşeli bir insan olduğunuzu hissettim. Sizinle caddeyi birlikte geçme şerefini bağışlar mısınız bana?´

Kibarlıkla iltifat görünce gülerek başımı salladım ve duyulabilir bir sesle ´Evet´ dedim. Kibarca koluma girdi ve birlikte kaldırımdan yola indik. Yavaşça yolun karşısına geçerken, konuşulabilecek en iyi konudan, havadan konuştuk.

Adımlarımızı birlikte atarken hangimiz rehber, hangimiz yardım alıyor, belli olmuyordu. Yolun karşısına varmamıza az kala ışığın değiştiğini anlatırcasına kornalar sabırsızca çalınmaya başladı. Kaldırıma çıkmak için birkaç çabuk adım daha attık.

Ona dönüp, bana eşlik ettiği için teşekkür etmek üzere ağzımı açmıştım ki, ben daha bir şey söylemeden o konuştu:´Bilmem farkında misiniz? Sizin gibi neşeli bir insanla karşıya geçmek benim gibi bir kör için ne kadar muhteşem bir şey…´ O bahar gününü hiç unutmayacağım.

Bazen evrende kendimizi en yalnız hissettiğimizde, sıkıntımızı atlatmak ve farklılığımızı ve yalnızlığımızı hafifletmek için Allah bize, aynadaki aksimiz gibi bir ikiz gönderir . . .

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bazen hiç istemesek de kendimizi birden bire bir belanın ya da bir olayın içinde buluveririz.

nikah-günü-yaşadığım-aksilikler..-225x300[1]

 

Belalardan kurtulmak,

Bazen hiç istemesek de kendimizi birden bire bir belanın ya da bir olayın içinde buluveririz.
Bir kasırga gibi size çarpan olayı, kendiniz bir simülasyon gibi detaylıca planlayarak kurgulamış olsanız da, başınıza gelen olay kadar ince plan yapamamış olduğunuzu hemen fark edersiniz. Sanki tüm bileşenler sadece sizin için ve mükemmel bir kurguyla önünüze servis edilmiştir.

Bahsetmiş olduğum bu senaryo, belki tam mutluluğu ve huzuru yakalamış olduğunuzu sandığınız ve keyif aldığınız bir anın arkasından gelmiştir, belki de başınıza arka arkaya gelen felaketlerin bir parçasıdır.

Peki ya, ne yapmalı, ne etmeli ki sizi üzecek olan olaylarla temasınızı azaltmalı?

Önce kendi içinize bakmalısınız, “ben neyi hatalı yaşıyorum ya da nelere gereğinden fazla kıymet veriyorum?

Sahip olduğum eşyalar, ev, araba, tekne, bu kadar ilgiyi alakayı hak ediyor mu?

Acaba kendime vermem gereken zamanı, değeri, ehemmiyeti, farkında olmadan elimdeki materyallere mi harcıyorum?…”

Evren size bu dünyanın en kıymetlisinin, yani kendinizin, değerini anlayabilmeniz için size imtahanlar paketi yollamaktadır.

Aynaya baktığınızda gördüğünüz görüntüye sevgiyle gülümseyerek “Seni çok seviyorum, dünyanın en kıymetli varlığı” diyebildiğiniz zaman, huzur, mutluluk, şans ve sevgi pınarının size doğru akmaya başladığını göreceksiniz.

Gözlerinizi kapatın, kalbinize doğru burnunuzdan birkaç kez derin nefes alin. Göz kapaklarınız kapalıyken kalbinize doğru bakmaya çalışın.

“Ben, kendimi, şu anda, olduğum gibi kabul ediyorum, onaylıyorum ve kendimi çok seviyorum.

Ben sevgi dolu bir ışığım ve etrafıma sevgi saçarım.

Etrafımdaki insanlar da benim sevgi enerjimi alır ve kendi katkılarını bana gönderirler.” deyin.

* Alıntı

kaynak: sonsuz şifa

21 Günlük Niyet Ve Dua Çalışması

reiki-yasam-enerjisi-sifa-vermeye-zorlar[1]

Şimdi her sabah, niyet ve dua özelliği taşıyan, aşağıdaki cümleleri 21 gün okuyarak, kısa surede değiştiğimize şahit olacağız.

Hayatıma maddi ve manevi bolluğu ve bereketi çağırıyorum.

Para bildiğim ve bilmediğim her türlü helal kaynaktan bol bol bana akar ve gelir.

Kendimi seviyorum, kendimi affediyorum.

Sevgi ve uyum içinde bir hayata sahibim.

Sağlığım her gün daha da iyi oluyor, kainattan bana gelen şifayı sevgiyle kabul ediyorum.

Korunduğumu, güvende olduğumu ve herşeyin hayrıma olduğunu biliyorum.

İhtiyacım olan her şey, ihtiyacım olduğu anda kolaylıkla bana gelir. Her şey çözümlenir.

İyi ve güzel olan sağlığı, mutluluğu, huzuru hızla hayatıma çekiyorum.

Şimdi beni mutlu edecek şeyleri yaşamayı seçiyorum.

Kendimi çok iyi ifade ediyorum ve insanların beni çok iyi anladıklarını biliyorum.

Ailemle mutlu, huzurlu ve sevgi dolu bir ilişkiye sahibim. Ailem ve çocuklarım beni anlıyor ve seviyor.

Yeteneklerimi fark ediyorum ve her zaman en iyi çözümleri üretiyorum.

Gereksiz şeyleri hayatımdan kolaylıkla çıkarıyorum, benim için gerekli olan şeyleri kolaylıkla hayatıma çekiyorum.

Sağlıklı, Mutlu, Huzurlu ve uyumlu bir evliliğim var bunun için Allah’ıma şükrediyorum.

“Evli olmayanlar için”
Mutlu, huzurlu ve uyumlu bir evlilik yapmayı seçiyorum. Evleneceğim kişinin hızla hayatıma geldiğini biliyorum.

Ben değerliyim, kendime güveniyorum ve kendimi kabul ediyorum.

Hayatımın akışına güveniyorum, ben güvendeyim sevdiklerim güvende.

Olumlu değişimi seçiyorum, hızlı bir şekilde değişimim başlıyor.

İşimi seviyorum, işimde ve mesleğimde başarılıyım ve bu başarım her geçen gün daha da artıyor.

Yaşam amaçlarıma en kolay şekilde ve doğru yollarda ulaştığımı biliyorum. Kendim için ve herkes için en hayırlı şeyleri amaçlıyorum.

Arınıyorum, temizleniyorum, yepyeni ve güzel enerjilerle hayatımı sürdürüyorum.

Hafızam güçleniyor, hızlı öğreniyorum ve iletişim yeteneğim artıyor.

Hayatıma yaradanın sonsuz mucizelerini çağırıyorum.

Rabbimden bana gelen tüm güzel hediyeleri mutluluk içinde kabul ediyorum.

Yaşam kalitem her geçen gün dahada artıyor ve yapmak istediklerimi kolaylıkla yapabilecek bir enerjiye sahip olduğumu biliyorum.

Huzur, uyum ve dinginlik içindeyim. Kendimi olduğum gibi seviyorum ve kabul ediyorum.

Enerjimi sadece faydalı şeyler için kullanıyorum ve yaptığım herşeyden zevk alıyorum, yaptığım herşeyde başarılı oluyorum.

Yaşamdan almam gereken dersleri bana mutluluk veren bir şekilde alıyorum.

Benim için neyin değerli olduğunu biliyorum ve gerçekten değerli olanların yanımda kalmasını seçiyorum.

Kendimi onaylıyorum ve kendi değerimi görmeyi seçiyorum.

Kendime güveniyorum, hayata güveniyorum ve güzel şeylerin hayatıma geldiğini biliyorum.

Ben refahı, mutluluğu ve sevilmeyi hak ediyorum. Hakkım olan refahı, mutluluğu ve sevgiyi hayatıma şimdi davet ediyorum.

Yaptığım şeylerden zevk alıyorum ve günlük uğraşılarımı keyifle yerine getiriyorum.

Tüm bedeninimin, organlarımın, hücrelerimin şifa bulduğunu biliyorum ve bunun için şükrediyorum.

Ne zaman yardıma ihtiyacım olsa, doğru ve yardımsever insanları kendime çekiyorum.

Karşıma her gün yeni ve güzel fırsatlar çıkıyor ve bu fırsatları iyi değerlendiriyorum.

Her zaman doğru seçimler yapıyorum ve tamamen yeterliyim.

Hayatın bana güzel şeyler sunduğunu biliyorum ve bunları sevgiyle kabul ediyorum.

Bedenim, zihnim ve ruhum dengeli, huzur içinde ve uyumlu. Hepsi için Allah’ıma şükrediyorum.

Her zaman Sağlıklı, Mutlu, Huzurlu kalın

kaynak: kuantum terapi ve şifa enerjileri

Gönüllü çalışarak dünyayı gezebilirsiniz!

Kendi seçeceğiniz bir ülkede belli bir süre boyunca yeni insanlarla tanışmak, bambaşka bir kültürün içine kendinizi dâhil edip, yeni yerler keşfetmeniz mümkün. Hem de hiç para harcamadan…

Dünya üzerinde birçok gönüllü çalışma ve karşılığında seçtiğiniz destinasyonu gezmek, yaşamak ve deneyimlemek adına kurulmuş dernekler var.

Organik Çiftlikler
dünyayı_gezmek

Dünyada organik çiftliklerde çalışabilme şansını sağlayan kuruluşlar sayesinde gitmek istediğiniz ülkeyi, yardımcı olmak istediğiniz konuyu seçerek hedefinize ulaşabilmeniz çok basit. Organik tarım alanında çalışarak, karşılığında yemek, yatacak yer, organik yaşam ve sınırsız kültürel deneyim garantisi var. Farklı insanlarla çalışıp, yaşayacak, yepyeni yerler görecek ve yaptığınız işin çiftlikte nasıl işe yaradığını görme fırsatını yakalayacaksınız. Avusturalya, Venezuela, Danimarka veya İspanya gibi farklı ülkelerde bulunan çiftlikler sizin gönüllü olmanızı bekliyor.

Hayvan Bakımı – Milli Parklar
dünyayı_gezmek

Hayvanları seviyorsanız bu iş sizin için iş olmaktan çıkabilir. Afrika’nın ihtişamını keşfetmenin, oradaki doğal alanlarda, milli parklarda çalışmaktan daha iyi bir yolu olamaz herhalde. Yerli kültürü tanıyıp, yörenin kendine has yemeklerinden tadabilir, okyanusu tepeden gören Table Mountain’a tırmanabilirsiniz. Afrika tarım namına şarapçılık, ananas yetiştirme ve şeker kamışı çiftlikleriyle biliniyor. Kanada tam bir tarım ve hayvancılık ülkesi. WWOOF Kanada Vancouver’ın batısından Toronto’nun doğusuna ormancılık, hayvan bakımı, bahçıvanlık gibi birçok farklı iş olanağı sunuyor. Doğa ve hayvan seviyorsanız yapabileceğiniz iş kolu da çoğalıyor.

Kültür, Sanat ve Özel İlgi Kampları
dünyayı_gezmek

Dünyanın en güzel ve en aktivite dolu şehirlerinde düzenlenen müzik festivalleri, konserler, sanat fuarları ve spor karşılaşmaları için birçok gönüllü çalışana ihtiyaç var. Özellikle sanata meraklıysanız, eğlenceli ve kalabalık etkinliklerde olmayı seviyorsanız bu gönüllülük programı tam size göre olabilir. Tüm bir festival boyunca ve öncesinde organizasyonun tümünde yer almak, başarılı bir organizasyonda sizin de parmağınızın olduğunu görmek oldukça keyifli bir deneyim olabilir. Hatta dilerseniz antik kentlere ilginiz varsa, arkeologlarla bile çalışabilirsiniz. Konaklama, yeme içme gibi masraflarınızın karşılandığını düşündüğümüzde işten geriye kalan vakitlerde şehri doyasıya gezebilirsiniz.

Sosyal İçerikli Çalışma Kampları
dünyayı_gezmek

Yaşamınız boyunca yardıma ihtiyacı olan insanların yanında mı oldunuz? Eğer bu özeliklerde biriyseniz hem dilediğiniz şehri gezebilir hem de yardıma ihtiyacı olan kişilere yardımcı olabilmek adına gönüllü kuruluş ve derneklerde çalışabilirsiniz. Huzur evleri, kimsesiz çocuklar derneği, engellilerle dayanışma kuruluşları gibi birçok kuruluşta görevli olmak hem başkalarına iyilik yapmanıza hem kendinizi iyi hissetmenize yarayacak. Bol bol gezme şansınızın oluşu da cabası.

Eğitim

dünyayı_gezmek1

Özellikle 3. dünya ülkelerinde eğitim ihtiyacını karşılamak adına gönüllü eğitmenlere ihtiyaç çok. Eğer siz de çocuklarla ilgilenmeyi, onlarla vakit geçirmeyi ve ufuklarına yeni şeyler kazandırmayı seviyorsanız gönüllü eğitmenlik yapabilirsiniz. Hem manevi olarak ruh dünyanıza katkıda bulunacak hem de büyüyen yeni nesilleri bilgilendirmiş olacaksınız. Ayrıca öğretirken yeni şeyler öğreneceğinizi de unutmayın. Bunun yanında bolca gezmek de gönüllülük hareketinizin bir parçası olacak.

Önerebileceğimiz gönüllü çalışma kuruluşları ise şöyle;

ATD Fourth World
Agency for Personal Service Overseas
WWOOF
The Catholic Institute for International Relations
Catholic Medical Mission Board
Centro Studi Terzo Mondo
Concern Worldwide
Direct Relief
Birleşmiş Milletler Gönüllü Programı
Développement rural
United Nations Association International
Concordia
Council on International Educational Exchange
Archaeologhy Abroad

Kaynak:https://jabiroo.com

kaynak: gezginler kulübü

Başka birisi olmaya çalışmadığında, o zaman basitçe rahatlarsın; o zaman bir zarafet belirir.

12373209_1677186239159765_6910191708947942277_n[1]

Başka birisi olmaya çalışmadığında, o zaman basitçe rahatlarsın; o zaman bir zarafet belirir. O zaman sen ihtişamla, görkemle, ahenkle dolarsın çünkü bir çatışma yoktur, gidilecek bir yer yoktur, uğrunda savaşacak bir şey yoktur; kendine saldırgan bir biçimde dayatacağın bir şey yoktur. Masum olursun. Bu masumiyetin içinde kendin için şefkat ve sevgi hissedeceksin. Kendinle o kadar mutlu hissedeceksin ki, Tanrı gelip kapını çalsa ve “Başka birisi olmayı ister miydin?” dese, “…Sen çıldırdın mı? Ben mükemmelim! Teşekkür ederim ama asla böyle bir şeyi deneme; ben kendim olarak mükemmelim” diyeceksin.

Varoluşa “Ben olduğum halimle mükemmelim, olduğum halimle mutluyum” diyebildiğin an, bu bizim Doğuda shraddha olarak adlandırdığımız şeydir: güven. O zaman sen kendini kabul etmişsindir ve kendini kabul etmekle varoluşu da kabul etmişsindir.

Kendini ret ederek, seni yaratan varoluşu reddedersin. “Şöyle olmalıyım” dediğin an, varoluşun üzerine, bir şeyleri geliştirmeye çalışıyorsun. Diyorsun ki, “Yanlış şeyler yaptın; ben şu şekilde olmalıydım ve sen ise beni böyle yaptın.” Varoluşu geliştirmek istiyorsun. Bu mümkün değildir. Senin mücadelen nafile; başarısız olmaya mahkûmsun.

Ve sen ne kadar başarısız olursan, o kadar kendinden nefret edersin. Ne kadar başarısız olursan, o kadar lanetlenmiş hissedersin. Başarısız oldukça, kendini o kadar aciz hissedersin. Ve bu kadar nefretin, acizliğin içinden nasıl şefkat ortaya çıksın? Şefkat sadece sen varlığının içinde mükemmel bir şekilde yerleştiğinde ortaya çıkar. “Evet, ben böyleyim” dersin. Yerine getirilecek hiçbir idealin yoktur. Ve hemen o an doyum gerçekleşmeye başlar!

Güller nilüfer olmaya çalışmadıklarından güzel bir şekilde çiçeklenirler. Ve nilüferler bu kadar güzel bir şekilde açarlar çünkü onlar diğer çiçeklerle ilgili efsaneler duymamışlardır. Doğadaki her şey çok uyumlu bir şekilde işler çünkü hiç kimse başka birisiyle rekabet etmeye çalışmıyor, kimse başka birisi olmaya çalışmıyor. Her şey olması gerektiği gibidir.

Sadece anlamaya çalış! Sadece kendin ol ve unutma ki ne yaparsan yap başka herhangi bir şey olamazsın. Tüm çaba anlamsızdır. Sen sadece kendin olmalısın.

OSHO

İşte, Eski Türk burcunuz Ve Özellikleri…

12356727_10153752372017716_5537368693039442246_o[1]

Karaçay Türkleri’nden araştırmacı Sofi Tram-Semen, 20 yıllık çalışma sonucunda yüzlerce yıl önce Nart-Karaçaylar’a ait 36 burçluk sistemi belirledi. “Ben kesinlikle ne astrologum, ne falcıyım, ne de büyücüyüm. Sadece bu kültürde bulunan öğeleri ortaya koymaya çalıştım” diyen araştırmacı Tram-Semen, babası Karaçay’ın halk şairi İsmail Semenov’un başladığı çalışmayı sürdürerek kaleme aldığı “Türk Astrolojisi” adlı dört ciltlik kitapta, eski Türk burç sistemini ortaya koydu. Nart boyu Hunlar-Karaçaylar’ın eski astrolojisinde 36 burçlu yıldız çizelgesi, 12 gezegen ve 36 yıldız grubunun bulunduğunu ifade eden Tram-Semen, NTV’ye şunları söyledi: “Bu bilgilerin Hun halkının bir bölümünde korunması, milattan önce Hunlar’da bu ilmin gelişmiş olduğunu ispatlamaktadır. Hatta bu hayvan yıllarıyla ilgili şakalar bile bugün hala korunmakta, zaman zaman dile getirilmektedir” dedi.

Eski Türk astrolojisi sisteminde, 36 ayrı burç bulunuyor………

“Türk Astrolojisi” adlı kitaba göre bu 36 burç ve bazı genel özellikleri ise şöyle:

* Toruk (21-31 Mart): İdare sahibi, gururlu, lider, işini hayatı gibi sever, yönetici.

* Hımmıy (1-10 Nisan): İyimser, idealist, romantik, yaratıcı, hayallerinin gerçekleşmesi için ömür boyu çalışır.

* Huttus (11-20 Nisan): Hassas, mantıklı, dürüst, şerefli, adaletli, yönetici, kıskanç, önde olmayı seven.

* Hunta (21-30 Nisan): İnatçı, duygusal, kırgın, yaratıcı. İyimserlik ve karamsarlık aynı anda gözlenir.

* Çolpancı (1-10 Mayıs): Duygu tutsağı, önsezi yeteneği olan, dayanıklı, çocuk ruhlu, sadık, temiz kalpli.

* Kölköl (11-21 Mayıs): Enerji dolu, devamlı bilgi isteyen, aşkta şahane, önder, kahraman.

* Çamay (22-31 Mayıs): Fantezisi zengin, temiz ahlaklı, idealist, söz, yazı ve fikirde önder, çok taraflı, yetenekli.

* Küylü (1-10 Haziran): Düzeni sever, gururlu, kaderci, planlı, ağzı sıkı, yalanı ve ihaneti kabul etmez.

* Kuşmuş (11-21 Haziran): mantıklı, parlak, iyimser, gösterişçi, eleştirel, kaderci, mistik konulara meraklı, sanat ve edebiyata ilgi duyar.

* Sezgek (22-30 Haziran): Mızmız, tatlı dilli, içine kapanık, inatçı, intikamcı, yetenekli, önsezisi kuvvetli, yaratıcı.

* Kuşdüger (1-11 Temmuz): Duygularını mantıktan önde tutan, çocuk ruhlu, dengesiz, tembel, kararsız, karamsar, yetenekli.

* Gondaray (12-22 Temmuz): Hayalci, hafızası kuvvetli, geçmişe özlem duyan, his dünyası zengin, dürüst, müziği ve siyaseti seven.

* Ötgür (23-31 Temmuz): Gururlu, zeki, maddi problemleri büyüten, çekici.

* Küsümmü (1-12 Ağustos): İyi arkadaş, dedikoducu, önder, bir numara olmayı seven, maceracı.

* Künlü (13-23 Ağustos): Duygusal, hassas, gururlu, maceracı.

* Sınçıma (24 Ağustos-1 Eylül): Ekonomi, sanat ve edebiyata yetenekli, dürüst, insancıl, yaratıcı, otoriter.

* Atçak (2-13 Eylül): Fiziği düzgün, iyimser, depresyona yatkın, iradeli, şanslı, gururlu, hassas, gelenekçi.

* Kıllı (14-23 Eylül): Otoriter, gururlu, sabit fikirli, sert, zeki, duygusal, aşk hayatında utangaç, çekingen, yazarlığa yatkın.

* Canakkı (24 Eylül-3 Ekim): Nazik, hassas, sorumluluk ve vicdan sahibi, dürüst, kompleksli, gösterişçi, hayalci, dekoratörlüğe ve dikişe meraklı.

* Ban (4-12 Ekim): Duygusal, düzenli, enerji, kaderci, hümanist.

* Cemiş (13-23 Ekim): İyimser, dürüst, ahlaklı, mantıklı, eleştirel, altıncı hissi kuvvetli, şanslı, önder, filozof.

* Batık (24 Ekim-1 Kasım): Özgürlüğüne düşkün, diktatör, muammalı ruhlu, iki kutuplu, cesur, gaddar, mükemmel arkadaş, çekici, önder.

* Hırtlı (2-12 Kasım): Kararlı, gururlu, savaşçı, spora ve sanata düşkün.

* Tutamış (13-22 Kasım): Muhafazakar, fedakar, idealist, çapkın, çift karakterli, pragmatik.

* Uslu (23 Kasım-2 Aralık): Objektif, ilime meraklı, dengeli, hoşgörülü.

* Kutas (3-12 Aralık): Yetenekli, dengesiz, mistik, düşüncesiz, kararlı, anlaşılmaz, nazik, hassas, gururlu, kıskanç.

* Tusanak (13-21 Aralık): Güçlü karakterli, endişeli, şüpheli, şanslı, emir vermeyi seven, hareketli, tutumlu, gaddar.

* Tutar (22 Aralık-1 Ocak): İradeli, çalışkan, kahraman. Arkadaşı az olur, zaman zaman yersiz küser, hayatının son kısmında rahat eder.

* Beçel (2-12 Ocak): Kırgın, kızgın, ısrarlı, öfkeli, intikamcı, karamsar.

* Pırsıuay (13-20 Ocak): Mantıklı, eleştirel, tartışmayı seven, duygusal, sadık, özgür düşünceli, gururlu. Uzun yaşar.

* Balauz (21 Ocak-1 Şubat): Gaddar, deha, önder, müzik ve dansa yetenekli.

* Cantay (2-10 Şubat): Titiz, realist, estetiğe meraklı, astronomiye ilgili, yenilikleri sever, kimi zaman hareketli, kimi zaman rahatına düşkündür.

* Ergür (11-18 Şubat): Duygusal, hayalci, önder, ufku açık, mistik konulara meraklı, karamsar, yaratıcı.

* Sönegey (18-28 (29) Şubat): Şair, sanatçı, dengesiz, çekici, kararsız, aşk hayatı hareketli, kurnaz, nazik, duygusal.

* Cannan (1-9 Mart): İyi yürekli, baskıcı, tatlı dilli, zarif, idealist, otoriter, hüzünlü, hayalci.

* Şatık (10-20 Mart): Huzursuz, gururlu, sanatçı, özgür, depresyona ve sinir hastalıklarına yatkın.

kaynak: özlem mercan sazak

Dilerim bu paylaşımlar sayesinde ihtiyaç duyulan desteğe ulaşabilir.. Gerçek başarı öyküsü diye ben buna derim..

12219519_1709590005939206_5545283127659073758_n[1]

 

İlkokul mezunu bir kadın düşünün, ilk okuduğu kitap Maksim Gorki’nin Ana adlı eseri olsun, çektiği ilk uzun metraj film ile de New York’ta ödül alsın…

“Bu ödü…lü Amerika’da festival salonunda almak isterdik. Ancak maddi olanaksızlıklar nedeniyle oraya gidemedik.”

Evlendikten sonra Mersin’in Arslanköy adlı köyüne taşınan Ümmiye Koçak, köy kadınlarının yaşadıklarını tüm dünyaya göstermek için, 2001 yılında “Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu”nu kurmuş. Burada halen eğitmen anne olarak canla başla çalışıyor…
Ümmiye Koçak, “Hasret Çiçekleri” adlı oyunuyla 2006 yılında Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali’nde sahne almış.
Ümmiye Koçak, bu kadarla da kalmamış, “kadının kadına olan şiddeti”ni anlatan uzun metraj bir filmle inanılmaz başarılara imza atmış.

Kadının kadına olan şiddetini konu alan Yün Bebek adlı uzun metraj filmi hem yazmış hem yönetmiş. Ancak bu filmi çekebilmek için çok büyük zahmetlere katlanmış.
Tarlada çalışarak biriktirdiği paraları, son kuruşuna kadar “Yün Bebek” için kullanmış.
49. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde galası yapılmış.
Tüm bu zahmetler ona New York’tan “Sinemada en iyi Avrasyalı Kadın Sanatçı” ödülünü getirmiş!

Arslanköylü Yörük Kadınlar olarak, Türkiye’deki kadınların sorunlarına dikkat çekmeye çalıştıklarını belirten Koçak, çabalarının ödülle sonuçlanmasını “Demek ki doğru yoldaymışız” diyerek açıklıyor.
34 yıllık evli ve 2 çocuk annesi olan 58 yaşındaki Ümmiye Koçak, bugüne kadar 11 tiyatro oyunu yazdı, kurduğu tiyatro topluluğu ile 500’ü aşkın kez sahneye çıktı ve oyunlarını Türkiye’nin dört bir yanından 30 bini aşkın insan izledi. Aldığı ödüller ve kurduğu topluluktaki tüm kadınların başarıları onun azminin ve taşıdığı o eşsiz ruhun bir kanıtı.

Öküzüm Benim, Hayvanım, Koca Davarım, Kıllı Tekem…

12345681_965038840223439_5137015784445706017_n[1]

BURCLARIN OLMAZSA OLMAZLARI…

12314400_10153751975792716_7512288075577776174_o[1]

Koç
Koç burcu için olmazsa olmaz diyebileceğimiz şey; benlik ve var olmaktır. Mars tarafından yönetilen Koç burcu dünyaya, hayatı doyasıya yaşamak için gelmiştir. Dolasıyla onun için istediğini yapmak çok önemlidir. Koç burcunun sembolü koçtur ve bu koç zirveye tırmanır, sürekli olarak yaptığı şey de budur.
Eğer sonunda bir ödül varsa, bu tırmanışta karşısına çıkacak olan engellerle savaşmasını iyi bilir. Gerçek hayatta da Koç, kendisine karışılmasını asla istemez. Her konuda ön planda olmak en büyük amacıdır. Mesleki hayatında lider bir konumda olsun; parası olmasın ona yeter. Hırsı para kazanmak için değil, kendisinden söz edilmesi içindir. Temel felsefesi ‘anı yaşamak’ dır. Gelecek kaygısıyla kendisini yiyip bitirmez. Rahattır, her şeyin olacağına varacağını düşünür.
Mars’ın çocukları için hayat eğlenceli ve macera dolu olmalıdır. Çember ve bir ok ile sembolize edilen Mars,iyimser biçimde yukarıyı işaret eder. Bu durum da, dünyaya hayat veren istekleri ispatlama ihtiyacını belirtir. Koçların, içlerindeki coşkuyu biraz olsun dindirmek için spora yönelmesi muhtemeldir. Adrenalin dolu sporlar yapmak, tehlikeli aktivitelere katılmak tam onlara göredir. Hareketsiz kalmak, belli bir rutini yaşamak onların hayat enerjisini bitirir, çekilmez bir insan haline gelirler. İçi içine sığmayan Koçlar için hareketli ve aktif bir yaşam olmazsa olmazdır.
Olmazsa Olmaz Eşyaları: Spor aletleri, aksiyon filmleri seti

Boğa
Boğa burcunun olmazsa olmazı; keyif ve huzurdur. Keyifli ve huzurlu olduğu zamanlar yaşam enerjisi yükselir. Karmaşadan hoşlanmaz. Yeri geldiğinde dünyanın en hareketli ve eğlenceli insanına dönüşebilir. Fakat amacı huzuru yakalamaktır. Sakin yapılarıyla bilinen Boğalar’ın hayatlarında müziğin yeri de oldukça fazladır. Boğa’nın yöneticisi Venüs’ün, vücutta boğaz bölgesini simgelemesi, bu burcun insanlarının seslerinin de güzel olmasını sağlar.
Sakin ve huzurlu bir hayata sahip olmak için elinden geleni yapan Boğalar için para, araç değil amaçtır. Finansal konularda oldukça başarılı olan Boğalar, para kazanmakta da zorlanmazlar. Cepleri dolu olduğu sürece onlardan keyiflisi yoktur. Para kazanmak kadar, o parayı kendi zevklerine harcamak da olmazsa olmazları arasındadır. Venüs’ün astrolojik glifinde, simgesi bir tür el aynasını andırır. Bir çember ve altında bir artı işareti bulunur. Artı işareti maddeyi simgelerken, çember ise ruhu simgeler. Bu görüntü bize “ruhani güzelliğin” gücünü göstermektedir. Boğalar da gezegenlerinin etkisiyle, çok fazla çaba sarf etmeden cazibesini kullanmayı ve insanları kendisine çekmeyi çok iyi başarır.
Olmazsa Olmaz Eşyalar: Para dolu Cüzdanı, mücevherleri

İkizler
İkizler burcunun olmazsa olmazı; merak etmek ve öğrenmektir. Onun için keşfetmek sonsuz bir okyanustur. Öğrendikçe ve kendini geliştirdikçe o an sahip olduğu şeylerden sıkılması kolaylaşır. İkizler’in sembolü Roma rakamıyla II’dir. Bu da, çift kimliği simgeler. İçlerinde hem erkek, hem dişi enerji bulunmaktadır. Fikirleri çabuk değişir. Hayatı deneyimlerle öğrenmekten yanadır. Karşısındaki insandan ne kadar çok şey öğrenip, onu ne kadar çok keşfedebiliyorsa hayranlığı da o kadar artarak devam eder.
Meraklı yapısı onu her konuda bilgi sahibi yapar. Telefonu, cep bilgisayarı kısaca dünyayla bağlantı kuracağı her türlü teknolojik alet yanı başındadır. Lükste gözü yoktur ama yeni çıkan teknolojik ürünleri alıp denemek ister. Nerede olursa olsun eline geçen broşür, kitap, dergi vb. onlar için yeni bir bilgi kaynağıdır. İllaki göz atar. Yönetici gezegeni Merkür’ün sembolü gerçeğin çemberi ve ruhun hilal biçimidir. Akıl, gerçek, ruh ve beden birbirine bağlıdır. Böylece sezgilerini ve zekalarını aynı derecede, etkili kullanabilirler. İletişim ve iletişim araçları onların olmazsa olmazlarıdır.
Olmazsa Olmaz Eşyaları: Telefonu, bilgisayarı

Yengeç
Yengeç burcu için olmazsa olmaz; ailesi ve duygularıdır. Çevresindeki herkesi düşünür ve empati yeteneği çok gelişmiştir. Hassasiyeti onu tamamlar. Günümüzde Yengeç, her zaman yengeç ile sembolize edilir. Yengeçler, sırtındaki sert kabuğun altında yumuşak bir karın taşır. Korktukları vakit kabuklarına sığınırlar. Yengeç, yolunu zigzag biçimde çizer, önce bir tehlike var mı diye bakar, tereddütlü yola devam eder. Aynı şekilde Yengeç burçları da sembolleri yengeç gibi önce güven duygusu ararlar. Ama yola çıktıkları andan itibaren de hedeflerinden vazgeçmez, sağlam adımlarla ilerlerler.
Yoğun duygularını şiirle veya yazıya dökerek anlattıkları da görülebilir. Yazmak, onları motive eder; içlerini dökmelerini sağlar. Sadece kendi yazdıkları ile yetinmez, başka yerde gördüğü güzel sözler de ona ilham verir. Ailesine, evine özellikle annesine çok düşkün olan Yengeç ev ortamında bulunmaktan hoşlanır. Ailesi olmadan hep bir yanı eksik gibidir. Mabetleri olarak gördükleri evleri onların olmazsa olmazları arasında ilk sıradadır. Astrolojide Yengeç’in sembolü Yin ve yang işaretine benzer. Yakından bakıldığında iki dolunayın hilal ile birleştiği görülür. Bu sembol aynı zamanda, burcun duygusal bakış açısını da vurgulamaktadır.
Olmazsa Olmaz Eşyaları: Kâğıdı, kalemi, yıllıkları, günlükleri

Aslan
Aslan’ın olmazsa olmazı başarı ve kendini ifade etmektir. O, kendini ne kadar net ifade ederse, o kadar hayata bağlı hisseder. İç dünyasını somut işler yaparak ortaya koymak ister, lafta bir şeyler başarmak değildir amacı. Seçtiği alanda ilerlememesi düşünülemez. Çünkü ‘yapacağım’ dediğinde, yapar. Bunların dışında Aslan çevresindeki insanları memnun etmekten keyif alır, fedakârlık onu yormaz, mutlu eder. Aslan’ın işareti bir aslanın kuyruğunu ya da kuyruk ile yelenin bir karışımını andırır. Ezoterik astrolojide bu sembol yaşam gücünü simgeler. Aslan burçları yaşlansa bile içindeki gençlik tutkusu hiçbir zaman sönmeyecektir. Onlar hep genç kalacaklardır.
Egosuyla başı dertte olan Aslanlar, kişisel bakımlarına oldukça özen gösterirler. Dışarı çıkmadan önce saatlerle ayna karşısında hazırlanmaları insanı çileden çıkarsa da, onlar kendileriyle ilgilenmekten gayet mutludurlar. Lüks bir yaşam sürmek için para kazanma hırsları gelişmiştir. Her şeyin pahalısını almaya alışmış olan Aslanlar için para ve akabinde pahalı eşyalar onların olmazsa olmazıdır. Yönetici gezegeni Güneş’in sembolü; bir çember ve ortasındaki noktadan oluşur. Çember, güneşin şeklini simgelerken içindeki nokta sonsuzluğu tanrısal enerjiyi ve dinamikliği simgeler. Aslan farkındalığın ve yaratıcılığın sembolüdür.
Olmazsa Olmaz Eşyaları: Aynası, vücut losyonları

Başak
Başak burcu için olmazsa olmaz; her şeyin eksiksiz olması yani kusursuzluktur. Elbette hiçbir insanın mükemmel olmasını beklemez fakat ona göre mükemmele yakın olmak zor değildir. Her zaman, yaptığı işinde çevresindeki insanlarında potansiyellerinin en üst seviyesinde olmasını bekler. Kılı kırk yarar diyebiliriz. Üretici ve güçlü zekasıyla Başaklar, hedef odaklı çalışmayı severler. Astrolojide Başak’ın sembolü içeri doğru kıvrılır ve kişisel gelişimi simgeler. Meslek edinmek önemlidir onlar için. Evlerinde tüm günü televizyon karşısında geçirmek gibi huyları yoktur.
Mükemmeliyetçilik isteği sağlık konusunda da geçerlidir. Etraf ne kadar temizse, mikroplar o kadar uzaktadır. Sağlıklı olmak için temizliği abartabilirler. Her türlü olumsuzluğa hazırdırlar, tabiri caizse ilk yardım çantaları sürekli yanlarındadır. Merkür tarafından yönetilen Başak, bir çember (ruh) ve üzerinde bir artı (olay) işareti ile sembolize edilir. Çemberin üstünde de küçük bir hilal (duygular) vardır. Bu sembol Başak burcunun zihin ve beden ilişkisinin ne kadar güçlü olduğunun vurgular. Sıkıcı gibi bir görüntü çizseler de espri anlayışları gelişmiştir. Alaycı tavırları, eleştirel sözleri olmazsa olmazlarıdır.
Olmazsa Olmaz Eşyaları: İlaç dolabı, kişisel gelişim kitapları

Terazi
Terazi’nin olmazsa olmazı uyum ve dengedir. Hayatının her alanında sakinliği arar ve gerginliklerden uzak durur. Ortayı bulmak istendiğinde gözler Terazi’yi arar. Olayları her açıdan tartan kimliği sayesinde tolerans gösterme becerisi gelişmiştir. Terazinin sembolü bir terazi üzerinde ufuk çizgisidir. Bazı uzmanlar bu şeklin Dünya’nın ufuk çizgisi ve ortasında Güneş’in doğuşunu simgelediğini söyler. Terazi’nin olduğu ortamda olaylar hiçbir zaman alevlenmez ve sakince konuşarak halledilir. Açık görüşlü olmaktan vazgeçmez, bir başkasının fikrini de benimseyebilir.
Gezegenleri Venüs’ün etkisiyle güzellik anlayışları en üst seviyede olan Teraziler, her konuda estetik ararlar. Zaten Venüs’ün astrolojik simgesi bir çember ve altında bir artı işareti ile gösterilir. Bu imge, ruhun maddeyi bir güzelliğe dönüştürebilme yeteneğinin altını çizer. Teraziler de çevresini güzelleştirmek için elinden geleni yapar. Gözüne hoş gelmeyen yerde asla duramaz. Teraziler. sevmek ve sevilmek için yaratılmıştır adeta. Tek başına kalmak en büyük fobileridir. Cazibeleri zaten yalnız kalmalarını engeller. Pahalı parfümleri ve modaya uygun kıyafetleri de onların olmazsa olmazıdır.
Olmazsa Olmaz Eşyaları: Parfümü, şalları

Akrep
Akrep burcu için olmazsa olmaz; iyiyle kötüyü ayırt etmektir. Sahteciliği yok etmek ve samimiyetsiz insanlardan uzak durmak onun için büyük anlam taşır. Hayal dünyasında yaşamaz ve gerçekçidir. Tutkulu kişilikleri kıyafetlerine de yansır. Hiçbir şey yapamıyorsa bile mutlaka elinde, kolunda, boynunda ilgi çekici bir aksesuar vardır. Evlerinde ise mumlar ve büyük tablolar mutlaka yer bulacaktır. Akrep burcunun sembolü bir M harfidir. Akrepler hafızalarıyla ünlenmişlerdir. Bir haksızlığı asla unutmazlar. Tehlike anında iğnelerini kullanırlar, kendi türlerinin güvenliği için hayatını feda etmeye hazırdır. Akrep burcu insanı da aynı şekilde, ya hep ya hiç mantığını kavramıştır. Ya karşısındakine zarar verir ya da kendine…
İrdelemek, insanların sırlarını keşfetmek onlar için eğlenceli bir oyuna dönüşebilir. Bazen hiç tanımadığı insanlara bakıp onların nasıl bir ev hayatı olduğu, neler yapmaktan hoşlandığı, ne iş yaptığı gibi konularda çıkarımlarda bulunur. Kendisi gizemli olduğu için, karşılarındakinin gizemini çözmek onları heyecanlandırır. Gezegenleri Plüton’un astrolojik sembolü, bir artı ve üzerinde hilal şeklidir. Astrolojide, artı her zaman “madde”yi, hilal ise “duygu”yu simgeler. Madde Plüton’un temelini oluşturmaktadır; üzerine tünemiş olan da maneviyattır. Akrepler, var olan kaynakları kullanmanın farklı yollarını keşfetme yeteneğine sahiptir. Sezgileri ve ihtirasları onların olmazsa olmazlarıdır.
Olmazsa Olmaz Eşyaları: Göz kalemi/kol saati, gece lambası

Yay
Yay burcu için olmazsa olmaz diyebileceğimiz şeyler; farklı keşifler ve arzulardır. O, yaşamdaki her şeyin bir düzeni olduğuna ve bu düzene bağlı hareket edildiğine inanır. Bir şeyleri değiştirmek için çabalayıp kendini yormaz fakat beşeri olayların yansımalarını merak eder. Jüpiter’in etkisiyle yeni şeyler keşfetmek ve yeni bağlantılar kurmak onlar için kolaydır. Büyük düşünürler; arzuları ve istekleri kuvvetlidir. Jüpiter ruhun büyüme, gelişme ve deneyim kazanma ihtiyacı ile birlikte insanoğlunun başarı ihtiyacını temsil eder.
Şen şakrak tavırları etrafının da kalabalık olmasını sağlar. Arkadaşları, dostları kimi zaman ailesinden bile önce gelir. Evde olmak hoşlarına gitmez, sürekli gezme ve yeni yerler keşfetme derdindedir. Bu neşeli burcun kişiliği ile ilgili diğer bir gerçek, kendi kendine yetebilme özelliğidir. Astrolojik simgesindeki ok ve altındaki artı işareti; rüyalar ve gerçekler arasında hiç bitmeyen mücadeleyi temsil etmektedir. Yaylar, hareketleri ve özgürlükleri kısıtlandırılırsa isyan eder, bu duruma şiddetle karşı çıkarlar. Yabancı kültürlere olan ilgisi yurt dışında yaşama arzularına neden olur. Bir gün önce tanışmış olsa da “yakın” arkadaşları ve gezip gördüğü her yer onun olmazsa olmazıdır.
Olmazsa Olmaz Eşyaları: Gezi kitapları, spor ayakkabısı

Oğlak
Oğlak burcunun olmazsa olmazı; bütün olmak ve kontrol etmektir. Toplum içindeki duruşu ve tavrı nettir. Yer edinmek ve iyi kazanç sağlamak onun için önemlidir. Otoriter yapısı onu soğuk biri gibi gösterir, aşırı kontrolcü tavrı ise baskıcı biri olarak algılanmasına sebep olabilir. Fakat o, her şeyi daha iyi yaşam standardına sahip olmak için yapar. Etrafında gelişen olaylara kayıtsız kalamaz. Kendisi gibi azimli insanlarla mutlu olur. Eskiler, Oğlak burcunu, dağa tırmanan ve insanlığa bilgelik dağıtan bir oğlak olarak biçimlendirilmiştir. Ayrıca bir diğer özelliği ise, toprak verimsizleştiğinde ve işler kötüye gittiğinde oğlakların hayatta kalmayı başarabilmesidir. Oğlak burcu kişiler de aynı bu şekilde, yalnız kalmayı severler. Zorlukları tek başına göğüslerler.
Sorumluluk sahibi Oğlakların hayatının büyük bir bölümünü işi oluşturur. Yönetmek ve öğretmen en büyük zevkleridir. Onlar bu şekilde mutlu olurlar. Evde de aynı şekilde yönetmeyi, disipline etmeyi sever. Yönetici gezegeni Satürn, hilal ve ayın üzerinde bir artı işareti ile sembolize edilir. Bunun anlamı, madde ve gerçeklik maneviyatın üstündedir. Oğlaklar, detaylara önem verdiği için kıyafetlerini özenle seçer. Pazar alışverişi değil, marka ürünler tercihidir. Prestij ve kalite onların olmazsa olmazlarıdır.
Olmazsa Olmaz Eşyaları: Ajandası, deri çantası

Kova
Kova burcu için olmazsa olmaz; kişisel gelişimdir. Fikirleri çok sık değişir ve sürekli başka başka konularda kendini geliştirmek ister. Yani; bir gün istediğini ertesi gün bırakıp başka bir alana devam edebilir. Bu özellik onun vazgeçilmezidir. En büyük isteği kimsenin desteğine ihtiyacı olmadan kendi ayaklarının üzerinde durmaktır. Savunduğu düşünceyi etrafındakilere benimsetmek için uğraşır. Bu konuda en büyük destekçisi inadı ve taviz vermeyen kişiliğidir. Kovanın sembolü iki adet dalgalanan çizgiye benzemektedir, çoğunlukla suya benzetilse de aslında hava akışını temsil eder. Kova burcunda fikirler asla tükenmez. Uranüs’teki zekanın sembolü (yarım daireler ya da ay) yüksek bilincin, günlük zeka ile birlikte uyum içinde olduğunu işaret eder.
Mucit Kovalar, belki de burçların en bilgesidir. Yönetici gezegeni Uranüs elektriği yönetir. Bu güç Kova’lara çok uygundur çünkü bu enerji ışık kadar hızlıdır ve hava elementi gibi güçlü ve görünmezdir. Uranüs her zaman icatlar ve ilham ile özdeşleşir. Proje üretme, farklı ve insanlığa yararlı buluşlar yapma onların DNA’larına işlemiştir sanki. Çılgın fikirleri ile arkadaşları arasında oldukça popüler olan Kovalar, herkesin baktığı ama göremediği ile ilgilenir. Orijinallik ve teknoloji onların olmazsa olmazlarıdır.
Olmazsa Olmaz Eşyaları: Kitapları, bilgisayar oyunları

Balık

Balık burcunun olmazsa olmazı kendi sınırlarını genişletmek ve farkındalık duygusuna erişmektir. Hayatın en zor anlarından en az yarayla çıkmayı amaç edinmiştir. Çünkü olumsuzluklardan etkilenir ve çöküntü yaşamaya meyillidir. Farkındalık duygusunu geliştirdikçe hayatın Balık’ı üzme şansı azalır. Çünkü Balık, önlemini almıştır. Onu mutlu etmek basittir aslında; duygularına karşı hassas davranmak. Balık burcunun sembolünde, iki balık beynin ilk bölümünü temsil etmektedir ve ortadan geçen bağlantı ise psişik anlamda “üçüncü gözü” temsil eder. Bu da Balık burcuna önsezi özelliğini vermektedir.
Müziğe ve sanata oldukça duyarlı olmaları bu dallarda meslek edinmelerini sağlar. Hassas ve naif yapıları, sevmekten çok sevilmek ister. Sevgi açlığı onu sürekli romantik ilişkilere sürükleyecektir. Maneviyatı güçlü Balıkların, parayla pulla pek işi yoktur. Dünyanın bir ucunda da yaşasa, sevdiği kişi yanındaysa ona yeter. Gezegeni Neptün, maneviyat, rüyalar ve kader ile birlikte sezme, yaratıcılık ve ilham öğelerinin de gezegenidir. Sis gezegeni olarak da anılan Neptün, dokunduğu her şeyle bütünleşebilir, çünkü bu gezegenin suları sakin değildir. Balık burçları anlaşılmak ister, dile getiremediği duygularını hissettirerek karşı tarafa aktarır. Sevgilisi, hayat arkadaşı onun için olmazsa olmazları arasındadır.

Alma ve Verme Yasasını” uygulamak için aşağıda sıralanan maddeleri derin bir bağlılıkla yerine getireceğim:

images71[1]

 

1. Gittiğim her yere bir hediye götüreceğim, karşılaştığım herkese bir hediye vereceğim. Bu hediye bir iltifat, bir çiçek veya bir dua olabilir. Bugün temas kurduğum herkese bir şey vereceğim ve kendi hayatımla diğer insanların hayatlarında mutluluk ve zenginliğin dolaşmasına katkıda bulunacağım.

2. Bugün hayatın bana sunduğu tüm hediyeleri minnet ve şükranla kabul ede…ceğim: Gün ışığı, kuş sesleri, bahar yağmurları, kışın ilk karı gibi…

3. Sevgi, ilgi, takdir gibi hayatın en değerli hediyelerini vererek ve kabul ederek zenginliğin, bolluk ve bereketin dolaşımına kendimi adayacağım. Karşılaştığım herkese sessizce mutluluk, sağlık ve neşe dileyeceğim.

Aslında hayat ile olan alışverişimiz aynı nefes alışverişimiz gibidir; doğal, çabasız ve cömert. Günde kaç kez nefes alıp verdiğimizi saymadığımız gibi, özümüzün hayatta kimden, neyi, ne kadar alıp verdiğini de bilemeyiz. Beklenti olmadan hayatın bize akmasına izin veririz.

Kalbimizde bir tıkanıklık var ise bu nefesimizi, nefesimizde ahenk yoksa bu da hayatın bize akışını engeller. Bu sebeple yönlendirmekten zevk aldığım bir meditasyon tekniğini “alma-verme” yasasına adıyorum.

Rahat bir pozisyonda oturun ya da uzanın. Gözlerinizi kapatıp dikkatinizi nefesinize verin. Nefesinizde hiçbir değişiklik yapmadan sadece solumanızı gözlemleyin. Ne kadar nefes alıp, ne kadar içinizde tutup, ne kadar veriyorsunuz? Nefes alış, nefes veriş miktarınız ve bunların süreleri eşit mi?

Şimdi nefesinizde hiçbir değişiklik yapmayın. Sadece nefes alırken ihtiyaç hissettiğiniz enerjileri –neşe, güven, cesaret, huzur, yaşam gücü, azim, kararlılık, vb. –evrenden içinize çektiğinizi hayal edin.

Nefesinizi verirken de artık size yaramayan, ihtiyacınız olmayan, doğanıza ait olmayan enerjileri –bitkinlik, öfke, kin, nefret, vb. –nefesinizle beraber evrene geri verin.

10-15 dakika tekrar ettikten sonra gözlerinizi kapalı tutmaya devam edin. Kendi dinginliğinizde durup nefesinizle beraber içinize doldurduğunuz yeni enerjilerinizi fark ederek özümseyin.

Kendinizi hazır hissettiğinizde gözlerinizi açın

alıntı

Dikkatinizi Ölçün… Lambayı Hangi Renk Yakar…

12342347_857230317707520_5308441648403334458_n[1]

Doğuştan Yetenekli ve Zeki Olan İnsanlar, Varoluşsal Depresyona Meyilli Oluyor!

Bir insan çevresinde olup biteni olduğu gibi kabul etmiyor, kendi zihninde yorumluyor ve bunlara cevap arıyor ise, bu insan doğuştan zeki ya da yeteneklidir.

Fakat bu niteliklere sahip olmanın bir de kötü yanı var: Varoluşsal depresyon.

Yüksek zekalı insanlar varoluşsal depresyona meyilli oluyorlar.

Yüksek zekalı insanlar varoluşsal depresyona meyilli oluyorlar.

Yüksek zekâlı insanlar, hele ki doğuştan yetenekli olan insanlar depresyona daha meyilli oluyor. Hayatın doğal akışına ayak uydurmaktan, olanı olduğu gibi kabul etmekten oldukça uzak olan bu kişiler, hayatın anlamsızlığı, ölüm, özgürlük gibi endişeler güdüyor ve bunun sonunda depresyona, özellikle de varoluşsal depresyona yatkın oluyorlar.

Bu tür depresyonlar çoğunlukla insanın başına gerçek manada kötü bir olay geldiği zaman ortaya çıksa da, yüksek entelektüel yeteneklere sahip kişiler bu depresyon türlerini kendiliğinden yaşayabiliyorlar.

Peki, neden?

Bu insanlar oldukça duyarlıdır.

Bu insanlar oldukça duyarlıdır.

Doğuştan yetenekli insanlar, birçok insanın yaptığı gibi kendilerini yaşamın normal akışına bırakmak ve günlük meselelere odaklanmak yerine daha önemli ve derin konuları düşünüyor, kendi zihinlerinde bunların muhakemelerini yapıyor ve bu endişelerin sonucunda da depresyona meyilli hale geliyorlar.

Bu insanlar ayrıca çevrelerinde olan olaylara karşı da oldukça duyarlıdır, etraflarında gelişen olayların daha farklı nasıl olabileceğine dair olasılıkları düşünür, konu üzerine çözümlemeler getirmeye çalışırlar. Bu durum da onlara dünyanın gidişatını sorgulama, bu düzenin nasıl bozulduğunu görme becerisi kazandırıyor.

Bunun yanında bu insanlar duygusal anlamda daha yoğun bir hissiyata sahip oluyorlar, bu durum da onları beklentilerine ulaşamadıkları zamanlarda daha fazla hayal kırıklığına uğratıyor.

Toplumdaki sınıflandırmaları kabul etmez, üzerine fikir üretirler.

Toplumdaki sınıflandırmaları kabul etmez, üzerine fikir üretirler.

Bu kişiler toplumdaki ve etraflarındaki yanlışlıkları, tutarsızlıkları da kolayca fark eder; onlara göre uzun süreden beri gelen gelenekler sorgulanmalıdır. Toplumdaki yaşa veya cinsiyete göre yapılan anlamsız sınıflandırmalar, insanların birbirlerini her durumda yargılama yetileri, insanlar olarak her gün birbirimizi bıkmadan usanmadan kırmamız, toplumlardaki en üst seviyeye çıkmış tahammülsüzlük… İşte tüm bu sorular bu insanların üzerine en çok düşündükleri yargılardır. Birçok insanın yapmaya cesaret edemediği düşünme eylemini korkmadan gerçekleştirmek.

Bir şekilde, bir şeylerin yetersiz olduğunun farkındadırlar.

Bir şekilde, bir şeylerin yetersiz olduğunun farkındadırlar.

Doğuştan yetenekli bir çocuk bu endişelerini çevresindekilerle paylaştığında, genellikle olumsuz bir tepkiyle karşılaşır ve çevresindekilerin, özellikle de kendi yaşıtlarının, bu düşünceleri paylaşmadığını fark eder. Yaşıtlarının bu endişeleri taşımak yerine daha somut şeylerle ilgilendiklerini görürler. Bunun sonucunda bu gençler, genellikle de içlerinden en yetenekli olanlar, kendilerini dışlanmış hisseder ve yakınlarından gittikçe uzaklaşır.

Bu yoğun düşünceleri, kendi potansiyelleriyle de birleşince, doğuştan yetenekli gençler zamansal ve mekânsal yetersizlikler karşısında öfkeli bir ruh haline bürünürler. En basit haliyle, yeteneklerini ortaya çıkaracak çalışmalar yapmak için zamanı yetersiz bulurlar. Bu yetersizlik içinde bazı tercihler yapmak zorunda kalırlar ancak hiçbir zaman “kesinlikle doğru” tercihi yapamadıklarını düşünürler. Zamanla da hayatlarının akış yönünün sıradan insanlar gibi bir okul bitirip, meslek edinme telaşına girdiğini fark ederler ve öfke hali artar.

Öfkenin yerini zamanla depresyon alır.

Öfkenin yerini zamanla depresyon alır.

Yeteneklerinin farkında olan birey, zamanla bir şeyi daha fark eder: Aslında öfke duymasına sebep olan şeylerin birçoğu kendi iradesinin dışında ve kader olarak nitelendirilen bir kavramın sonuçlarıdır. Öfkesi yersizdir. Öfkesinin yerini de zamanla depresyon alır.

Çevresindeki insanlara nazaran daha sorgulayıcı bir zihne sahip olan genç, kendisini bu adaletsizlikten kurtaracak yollar ve yöntemler aramaya başlar. Girdiği sonsuz ve adaletsiz döngüden sıyrılmaya çalışır. Bir süre sonra farkına vardığı şey ise aslında bu dünyada çok değersiz bir yıldız tozu olduğumuz ve uğruna çabaladığımız şeyler de dâhil, her şeyin koca bir hiçlikten meydana geldiğidir. Bir sonraki adım ise hayatın anlamını sorgulamaktır. Bu dünyanın nihai olup olmadığı, tek yaşamın şu an yaşadığımız yaşam olup olmadığı, her şeyin aslında bu kadar büyük bir hiçlikten meydana gelip gelmediği gibi…

Bu tür sorgulamalar “orta yaş krizi” denilen dönemde ortaya çıktığında normal karşılanabilir ancak 20’li yaşların başında ortaya çıkması ciddi bir duruma işaret ediyor. Bu tür varoluşsal depresyonlara dikkatlice yaklaşmak gerekiyor çünkü sonu bazen hiçte istenildiği gibi bitmiyor.

Rüyalarına sıkıca sarıl…

Rüyalarına sıkıca sarıl...
Peki, bu varoluşsal kaygılarla mücadele etmeye çalışan gençlere nasıl yardımcı olabiliriz? Varlığımızın bir sonu olduğu konusunda hiçbirimizin yapabileceği bir şey yok. Ancak bu endişelerle boğuşan gençlere, yalnız olmadıklarını ve onları anlayan birileri olduğunu gösterebiliriz. Dışlanma hissi yaşamalarına engel olabiliriz. Bunu sağlamanın en iyi yollarından biri, onlarla uzun süreli ilişkiler kurmak. Belki doğuştan yetenekli bu çocuklarla aynı varoluşsal endişeleri taşımıyor olabilirsiniz ancak onları anladığınızı gösterebilirsiniz.
Dışlanma hissini aşmanın bir diğer yolu da dokunma. Özellikle yakın çevresindekilerin, ebeveynlerin düzenli olarak sarılması veya kendi aralarında bazı şakalar yapması sağlayabilir. Dokunma, varoluşun en temel ve içgüdüsel hali olarak görülüyor. Sadece doğuştan yetenekli olanlar değil, varoluşuyla ilgili depresif hisler içinde olan herkese yardımcı olmak mümkün. Bunu yapmanın tek yolu, onlara yalnız olmadıklarını hissettirmek ve belki de şair Langton Hughes’ın verdiği mesajları gerçekleştirmelerini sağlamak:

Rüyalarına sımsıkı sarıl 

Eğer rüyalar ölürse 

Hayat kanadı kırık bir kuştan farksız olur 

Uçamaz 

Rüyalarına sıkıca sarıl 

Eğer rüyaların kaybolursa 

Hayat çorak bir topraktan farksız olur 

Karlarla kaplı… kaynak: onedio