Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

behramoglu-600x300[1]
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa …
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
 Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
,
* Ataol BEHRAMOĞLU
Şiir kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

“Şimdi ne yapacağım?”

10176174_1205922966092337_4649843613752709661_n[1]

DİPLOMASİ

Adamın biri, Afrika’da safariye çıkarken yanına minik köpeğini de almış. Minik köpek bir gün ormanda dolaşıp kelebekleri kovalar, çiçekleri koklarken, kaybolduğunu fark etmiş.

Ne yapacağını düşünürken, bir de bakmış ki karşıdan bir leopar geliyor ve belli ki günlük yiyeceğini arıyor. “Şimdi başım dertte!” diye düşünmüş minik köpek…

…

Etrafına bakmış,yerde kemik parçalarını görmüş. Hemen arkasını leoparın geldiği yöne çevirerek kemikleri kemirmeye başlamış. Bu arada da, arkadaki hareketi kestirmeye çalışıyormuş. Leopar tam saldıracakken, minik köpek kendi kendine konuşmuş… “Ne kadar lezzetli bir leoparmış! Acaba etrafta bundan bir tane daha var mı?”

Bunu duyan leopar, bir anda donmuş kalmış ve en yakındaki ağaca tırmanarak dalların arasına saklanmış. “Tam zamanında kurtardım, yoksa bu köpeğe yem olacaktım!” diye düşünmüş leopar.

Bütün bunlar olup biterken, bir başka ağacın üstündeki bir maymun olanları izliyormuş. Bildiklerini kullanarak, bundan sonra leopardan kurtulabileceğini düşünmüş. Leoparın yanına giderek neler olduğunu anlatmış…

Leopar, köpeğin yaptıklarına çok sinirlenmiş ve maymuna… “Atla sırtıma, gidip şunu yakalayalım!” demiş. Ancak minik köpek, neler olduğunu ve leoparın sırtında maymunla birlikte süratle kendisine yaklaştığını fark etmiş!

“Şimdi ne yapacağım?” diye düşünürken, kaçmaya teşebbüs etmemiş. Bunun yerine, arkasını leoparın geldiği yöne dönerek kemikleri kemirmeye devam etmiş. Tam leopar saldıracakken, yine kendi kendine konuşmuş…”Bu aptal maymun da nerede kaldı? Yarım saat önce bir leopar daha getirsin diye gönderdim, hala haber yok!”

Kıssadan hisse…
Diplomasi böyle bir şey işte. Yapabiliyorsan; hızlı düşün, sakin ol, güçlü görün, düşmanını kendi silahı ile yen!

Yazarı Bilinmiyor

CHARLOTTE GABAYIN FACEBOOK SAYFASINDAN ALINMIŞTIR

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu Kadın Senin İçin Biraz Genç Değil Mi?

arti-40-yas-amcalarin-sozlukte-bulunma-amaci_636825[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Su İçmeyi Sevdiren Karışım…

12717825_554940691339214_8227162696732528127_n[1]

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

hayır işleri yapmak ise; uzun vadede hücrelerimiz üzerinde son derece pozitif bir etkiye sahip. Nasıl mı?

imagesJM36AM7V

Hücreler Gerçek Mutluluk ile Sahte Mutluluğu Ayırd Ediyor

Bir çok insan, hayatında mutlu olmak ister. Mutluluğu yakalayabilmek için de çeşit çeşit şeyler yapar. Kimi boğaz kenarında güzel bir yemek yediğinde mutlu olur, kimi de bir hayır işi yaptığında…

Peki, bu mutluluklardan hangisi gerçek?

Bu sorunun yanıtını, “her ikisi de gerçek” diyerek verebiliriz. Ancak, hücrelerimiz bizimle aynı fikirde değil.

Birleşik Devletler’deki Kaliforniya Üniversitesi ile Kuzey Karolina Üniversitesi’nin işbirliği altında gerçekleştirilen bir araştırmaya göre; hücrelerimiz bu olaylardan sadece bir tanesini gerçek mutluluk olarak algılıyor.

Yapılan araştırmada, hücreleri yakından inceleyen bilim adamları, her iki duruma karşı, bağışıklık sistemimizdeki hücrelerimizin verdiği tepkiyi incelediler ve hiç beklemedikleri bir sonuçla karşılaştılar.

Araştırmaya göre, güzel bir pasta yemek, iyi bir tatil yapmak, güzel elbiseler giymek ya da hoş bir arabaya binmek insanları yanlız o an için mutlu edebiliyor. Bilim adamları bu hissi, mutluluk değil, “anlık tatmin” olarak yorumluyor.

Aç bir kimseye yardım etmek, ihtiyacı olana yardımda bulunmak, hayır işleri yapmak ise; uzun vadede hücrelerimiz üzerinde son derece pozitif bir etkiye sahip. Nasıl mı?

Bir amaç uğruna yaşamak, hücrede bulunan kronik stresle ilgili genleri büyük ölçüde azaltıyor. Kısa süreli mutluluk anlarıysa, hücredeki stres genlerini arttırdığından, romatizmaya, kalp hastalıklarına neden oluyor ve stres kökenli hastalıklara karşı bağışıklık sistemimizi çökertiyor. Böylece, kendilerine bir amaç edinenler, hem mutlu hem de sağlıklı; bir amacı olmayan ve anı yaşayanlar ise hem mutsuz hem de sağlıksız oluyor.

Kaliforniya Üniversitesi’ndeki araştırma ekibinin lideri Barbara L. Fredrickson, elde ettikleri sonucu şöyle tarif ediyor:

“Günlük aktiviteler kısa süreli hazlar sağlasa da; uzun vadede negatif fiziksel sonuçlar doğuruyor. Hücresel düzeyde bakarsak, vücudumuzun tepki verdiği tek bir mutluluk türü var; o da bir amaç uğruna yaşamak ve o amaca bağlı olmak”

Kuzey Karolina Üniversitesi’nin internet sitesi üzerinden yayınlanan araştırmanın sonucuna göre, manen doyucu işlerle meşgulseniz, ne sizin ne de hücrelerinizin mutsuz olması imkansız… Ancak, tek arzunuz güzel bir yemek, lüks bir ev, pahalı bir tatilse, kendinizi mutluymuş gibi hissedeceğiniz anlar yanlızca yemeğinizi yerken, evinizi satın alırken ve tatildeyken geçirdiğiniz anlarınızla sınırlı olacak. Yemek ve tatil bittikten sonra ise; bu “tatmin bulma” hissi ortadan kalkmış olacağı için, bıkkınlık ve sıkılma başlayacak; depresyon ve stres baş gösterecek.

Görünen o ki, hayatlarında uzun vadede mutluluğu yakalamak isteyen ve sağlıklı bir yaşam sürmek isteyenler için mutluluğun anahtarı, “anı yakalamak”ta değil; gerçek bir amaç uğruna yaşamakta saklı.

Kaynak: University of North Carolina at Chapel Hill (2013, July 29). Human cells respond in healthy, unhealthy ways to different kinds of happiness.

Vücudumuzun Duygusal Dili ve Olumlamalar…

vc3bccudumuz-ve-ac49frc4b1lar[1]

Vücudumuz deneyimlemekte olduğu duygusal ve bilinçaltı mesajları bize ağrılar ve hastalıklar şeklinde ifade ederek iletişim kurmaya çalışır.  Genel olarak hayatımızla ilgili doğru yolda olup olmadığımızı bu mesajlar sayesinde anlarız. Karmaşık hayatlarımız, bazen vücudumuzdan bize gelen mesajlar farketmemizi engeller. Kendi iyiliğimiz için dönüşüm ve berraklık, bu mesajları anlayarak gereğini yapmaya niyet ettiğimizde başlayacaktır. Aşağıdaki listede yer alan bilgiler sezgisel olup, bu listeye bir çok ek yapmak ve onu geliştirmek mümkündür.

  • Ergenlik sivilcesi: Kabul edememek, kendini beğenmemek

Olumlama: Kendime duyduğum sevgi ve anlayış vücuduma ve yüzüme yansıyor.

  • Bağımlılıklar: Kendinle yüzleşmekten kaçmak. Korkuyla yüzleşmemek. Kendini sevmenin nasıl olacağını bilememek

Olumlama: Aradığım cevapları bulabilmek için içime dönmek ve içime bakmak güvenlidir.

  • Alkolizm ve Suistimal: Faydasızlık hissi, suçluluk, yetersizlik ve kendini reddetme hisleri.

Olumlama: Şu an şimdi de yaşıyorum. Her an benim için yeni. Kendi değerimi görüp farketmeyi seçiyorum. Kendimi şu an seviyorum ve onaylıyorum.

  • Alerji: Kendinizin veya başkasının sizin gücünüzü inkar etmesi

Olumlama: Dünya güvenli ve dostça. Ben güvendeyim. Hayatla barışığım.

  • Ayak Bileği: Esnek olamamak, suçluluk duygusu. Bilekler keyif alabilme yeteneğini temsil eder.

Olumlama: Hayattan keyif almayı ve neşeli olmayı hakkediyorum. Hayatın bana sunacağı tüm keyifleri şu andan itibaren kabul etmeyi seçiyorum.

  • Kaygı ve Sinir: Hayatın doğal akışına güvenmemek.

Olumlama: Kendimi seviyor ve onaylıyorum. Hayatın akışını ve aşamalarına güveniyorum. Güvendeyim. Sevdiklerim güvende.

  • Kol problemleri: Hayatın getirdiği deneyimlere tutunamamak.

Olumlama: Bana gelen tüm deneyimlere sevgiyle sarılıyorum ve bu tecrübeleri keyifle kucaklıyorum.

  • Sırt Ağrısı (üst): Duygusal destek eksikliği. Kimse tarafından sevilmeme hissi, aşık olmaktan korkmak.

Olumlama: Kendimi seviyor ve onaylıyorum. Hayat beni her zaman sever ve destekler.

  • Sırt Ağrısı (orta): Suçluluk duymak, geçmişe takılı kalmak. Sırtında yük olarak taşıdığı insanlardan kurtulma ihtiyacı.

Olumlama: Geçmişi evrene serbest bırakıyorum. Kalbimdeki sevgiyle birlikte hayatımda ilerlemekte özgürüm.

  • Sırt Ağrısı (Alt) : Parasal endişeler, finansal kaygılar.

Olumlama: Hayatın tüm aşamalarına güveniyorum. Tüm ihtiyaçlarım hallediliyor. Güvendeyim. Sevdiklerim güvende.

  • Yüksek Tansiyon: uzun süreli ve çözümlenememiş duygusal problemler.

Olumlama: Geçmişi sevgiyle evrene serbest bırakıyorum. Kendimle barışıyorum. Huzura ulaşmayı seçiyorum.

  • Alçak Tansiyon: Çocukken az sevgi görmek. Yenilgiyi kabullenme, “neye faydası olacak, nasılsa işe yaramayacak “ duygusu

Olumlama: Şu andan itibaren hiç bitmeyecek keyifli bir hayat yaşamayı seçiyorum. Hayatım çok keyifli.

  • Kemik Kırılması:  Bir otoriteye karşı isyan etmek

Olumlama: Hayatım için tek otorite benim. Kendim için en iyi olanı en hayırlı olanı seçecek olan kişi de benim.

  • Göğüs Ağrısı (sol): Sevilmeme, sevgiden beslenememe hissi. Fazla fedakar olmak, hep başkasını düşünüp hiç kendini düşünmemek.

Olumlama: Ben etrafımdaki herkes tarafından sevilirim. Çevremden gelen sevgi enerjisi beni besler.

  • Göğüs Ağrısı (sağ): Aşırı korumacı olmak, aşırı çocuk sahibi olma isteği, sevgiyi göstermekte güçlük.

Olumlama: Güvende olduğumu ve sevildiğimi bilerek hayatı kucaklıyorum ve ona güveniyorum. Sevmeyi seçiyorum. Sevilmeyi seçiyorum.

  • Nefes Almada Güçlük: Hayatta iyi bir rol almaktan duyulan endişe veya red edilme korkusu. Layık olamama korkusu.

Olumlama:  Özgür ve tam bir şekilde yaşamak benim doğuş hakkım. Sevmeyi hakkediyorum. Hayatı bana sunduğu hayrıma olan herşey ile tam olarak yaşamayı seçiyorum.

  • Kanser: Affedeemek, derin yaralar, sırlar, derin üzüntüler ve kırgınlıklar.

Olumlama: Geçmişi ve geçmişteki yaşadığım tüm üzüntüleri ve bu üzüntülere sebep olan herşeyi affediyorum. Sevgi enerjimle hayrıma olmayan tüm bu enerjileri evrene serbest bırakıyorum. Hayatımın içini keyifle ve mutlulukla doldurmayı seçiyorum. Kendimi seviyorum ve onaylıyorum.

  • Öksürük: Dünyaya ve çeyreye haykırma isteği. “ beni dinleyin mesajı “

Olumlama: Farkediliyor ve en pozitif yollarla takdir ediliyorum. Seviliyorum.

  • Kulak Problemleri: Duymak istememek. Öfke yada etrafta çok fazla karmaşa

Olumlama: Sevgiyi duymaya niyet ediyorum

  • Dirsek Problemleri: Yön değiştirmeyi ve yeni deneyimleri yaşamayı kabul etmemek

Olumlama:  Hayatımda meydana gelen yeni yönlerin, yeni değişikliklerin akışına kolaylıkla adapte oluyorum.

  • Baygınlık, Fenalaşma: korkular, başedememek. Gerçekten olup biteni anlamak istememek.

Olumlama: Ben tam bütünüm ve en önemlisi güçlüyüm. Hayatımda karşıma çıkacak herşeyle başedebilecek güce ve bilgiye sahibim. Kendimi olduğum gibi kabul ediyor ve onaylıyorum.

  • Bayansal Problemler: Kendini kabul edememek içindeki kadınsal yönleri reddetmek.

Olumlama: Kadınlığımdan keyif alıyorum ve gurur duyuyorum. Kadın olmayı seviyorum. Vücudumu seviyorum.

  • Gaz Sancısı: Hazmedilememiş fikirler yada endişeler

Olumlama: şu an artık rahatım. Hayat rahatlıkla ve kolaylıkla benim içimden akar.

  • Başağrısı: Kendini çok eleştirme. Aslında olanbiteni kabullenmek istememek

Olumlama: Kendimi seviyor ve onaylıyorum. Kendimi görüyorum ve etrafımdaki olayları sevgi enerjisiyle kabule geçiyorum. Güvendeyim.

  • Sinuzit: Bir kişiye karşı irite olmak. Özellikle yakınınızda olan birinin sizi irite etmesi

Olumlama: Etrafımdaki herkesle huzur ve barış içinde yaşamayı seçiyorum. Çevremi iyi niyet ve sevgi enerjisi ile sarıyorum. Güvendeyim. Mutlu ve huzurluyum

Sevgiyle

Serkan Sorguç – Kuantumdaben.com

Not: bu yazı Louise Hay ve Caroline Myss’in kitabından özetlenmiş ve kuantumdaben.com tarafından tercüme edilmiştir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

YEŞİM KIZILKARTALLA ALAÇATI OT FESTİVALİ VE YOGA ETKİNLİĞİ

10314573_10153879090458633_6886181161726118032_n[1]

8-10 Nisan 2016 tarihleri arasında 7. Alaçatı Ot Festivalin de yoga yaparak, nefes çalışarak, dengeli beden duruş tekniklerini öğrenerek aynı zamanda pazardan alınan yöresel otları pişirip tatma imkanı bulabileceğiniz bir tatil yapmak ister misiniz?
Öyleyse fiziksel ve ruhsal rahatlamak, sağlıklı beslenmek, festival etkinliklerine katılmak ve ege otlarının doyumsuz tatlarına bakmak için sizi Alaçatı Ağustos Butik Otel de misafir etmek isteriz 🙂

Tarih : 8 Nisan Cuma-10 Nisan Pazar 2016

Konaklama: Alaçatı Ağustos Butik Otel

https://www.instagram.com/agustosotelalacati/

Kapsam : Sabah ve akşam nefes ile şifalanma ve yoga çalışmaları (eklem yogası -pawanmukta, hatha y…oga )

Dorn metodu ile postür bozukluğunu düzeltme egzersizleri ( Duruş bozukluklarının ve günlük iş yaşam temposunun bedenimizde yarattığı fiziksel problemlerin, beden eşitleme tekniği ile doğal dengeye geri getirilmesi )

Otelin bahçesinde Egeli ablamız ile otları tanıma, tatma ve yemeklerde kullanma atölyesi.

Ulaşım ve transferi kendi tercihlerinizle yapabileceğiniz gibi arzu ederseniz destek olabiliriz.

Detaylı bilgi ve sorularınız için aşağıda ki iletişim bilgilerinden bize ulaşabilirsiniz. En geç 7 mart 2016 tarihine kadar rezervasyon yaptırabilirsiniz.

Güzel paylaşımlar dileğimiz ve sevgilerimizle 🙂

Lizet & Yeşim

İletişim:
lizmor7@outlook.com / Lizet Moreno 0533 281 74 35
ykizilkartal@gmail.com / Yeşim Kızılkartal 0535 291 69 22

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Beyin 40’ına kadar Tam Olarak Olgunlaşmıyor!

25635[1]

İngiltere’de yapılan yeni bir araştırma, beynin çocukluk ve ergenlikten sonra da gelişmeye devam ettiğini ve 30’lar… ve 40’larına kadar da beyin40tam olarak olgunlaşmadığını göstermekte. Bu yöndeki buluşlar, beynin daha erken olgunlaştığına dair mevcut teorilere karşı çıkmakta.

Londra Üniversitesi Koleji’nde Bilişsel Nörobilim Enstitüsü’nde nörobilimci olan Sarah-Jayne Blakemore şunları açıklıyor: “Yaklaşık 10 yıl kadar önce pek çok bilim insanı erken çocukluk döneminde beyin gelişiminin durduğunu düşünmekteydi. Ama yakın zamanda yapılan araştırma, beynin pek çok bölgesinin çocukluktan sonra da gelişmeye devam ettiğini açığa çıkardı.”

Alnın hemen arkasındaki, beynin ön bölgesindeki prefrontal korteks, beynin gelişmeye en uzun süre devam ettiği bölgedir. Bu bölge, planlama, karar verme gibi yüksek bilişsel fonksiyonların ortaya konduğu ve ayrıca sosyal davranış, sosyal farkındalık, empati, diğer insanları anlama ve etkileşimde bulunma ve pek çok kişisel özellikler içeren en önemli alandır.

Prof. Blakemore, bireyin kişiliği ile beynin bu alanı arasında kuvvetli bir ilişki olmasından dolayı, prefrontal korteks’in, beynin bizi “insan” yapan kısmı olduğunu belirtir.

Prof. Blakemore, beyin taramasının, prefrontal korteksin, insanlar 30’larına geldiklerinde ve hattâ 40’ların sonlarına kadar şekli değiştirmeye devam ettiğini ve bu bölgenin erken çocuklukta gelişmeye başladığını, ergenliğin sonlarında ve daha sonra da değişmeye devam ettiğini, yeniden düzenlendiğini gösterdiğini dile getirmekte.

Bu araştırma, yetişkinlerin, kendi bildiklerini okuyamadıklarında, surat asıp, küsüp, öfkelenip, bağırıp çağırarak, neden gençler gibi davrandıklarını ve bazı insanların gençlikten çıkana kadar neden sosyal anlamda rahatsız olduğunu da açıklayabilir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Adam fısıldadı:”Allahım konuş benimle”.

Butterfly-High-Resolution-Photo703ea1[1]

Adam fısıldadı:
”Allahım konuş benimle”.
Ve bir kuş cıvıldadı ağaçta.
Ama adam duymadı.
Sonra adam bağırdı:…
”Allahım konuş benimle”.
Ve gökyüzünde bir şimşek çaktı.
Ama adam dinlemedi onu.
Adam etrafına bakındı ve,
”Allahım seni görmeme izin ver” dedi.
Ve bir yıldız parladı gökyüzünde.
Ama adam farkına varmadı.
Ve yüksek sesle haykırdı:
”Allahım bana bir mucize göster”.
Ve bir bebek doğdu bir yerlerde.
Ama adam bunu bilemedi.
Sonra çaresizlik içinde sızlandı:
”Dokun bana Allahım ve burada olduğunu anlamamı sağla, ne olur!”
Bir kelebek kondu adamın omzuna.
Ve adam kelebeği, elinin tersiyle uzaklaştırdı…
Halil Cibran

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yürüyüş… Sağlıklı Yaşama Giden Yol…

Bacakları Kuvvetlendirir
Dengeyi Geliştirir
Düşme Riskini Azaltır
Bacakları Kuvvetlendirir
Koşudan Daha Fazla Yağ Yakar
Glokom Riskini Azaltır
Stresi Azaltır
Vücut Direncini Arttır
Kol ve Omuz Kaslarını Çalıştırır
Kan BASINCINI Arttırır
karın Kaslarını Geliştir

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı…

kişisel_gelişim_sözleri-12[1]
Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı…
Bulduğu hiç bir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş… Ama aldığı cevaplar da ona yetmemiş. Fakat mutlaka bir cevabı olmalı diyormuş. Herkese bunu sormaya karar vermiş…
Köy, kasaba, ülke dolaşmış bu arada zamanda durmuyor tabi ki… Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona: ”Şu karşı ki dağları görüyor musun, orada yaşlı bir bilge yaşar, istersen ona git belki o sana aradığın cevabı verebilir” demişler. Çok zorlu bir yolculuk sonunda bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam. Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye hayatın anlamının ne olduğunu sormuş…
Bilge sana bunun cevabını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen gerekiyor demiş. Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içine de silme bir şekilde zeytinyağı doldurmuş. “Şimdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel… Yalnız dikkat et kaşıktaki zeytinyağı eksilmesin eğer bir damla eksilirse kaybedersin”. Adam gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş. Bilge bakmış: ” Evet, demiş kaşıkta yağ eksilmemiş, peki bahçe nasıldı? Adam şaşkın… ”Ama demiş ben kaşıktan başka bir yere bakamadım ki“. Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel, demiş bilge…
Adam tekrar bahçeye çıkmış gördüğü güzelliklerden büyülenmiş muhteşem bir bahçedeymiş çünkü …
Geri geldiğinde bilge, adama bahçenin nasıl olduğunu sorunca gördüğü güzelliklerden büyülendiğini anlatmış adam. Bilge gülümsemiş , “ama kaşıkta hiç yağ kalmamış” demiş ve eklemiş: “Hayat senin bakışınla anlam kazanır. Sadece bir noktaya takılırsan hayatın akıp gider sen farkına varmazsın…
Ya da görebileceğin tüm güzelliklerin tam ortasında hayatı yaşarsın; akıp giden zamanın anlam kazanır…

*Hayat çok ince, akil almaz incelikte ipliklerle örülmüştür.

resim[1]

Beş yaşındaydım.
Rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu.
Bir tane yere düştü.
Babaannem eğildi,  aramaya başladı.
Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyordu .
Çocukluk iste,
-Aman babaanne dedim.
– Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya, yorulmaya değer mi?
Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu.
-Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, ‘ dedi.
– Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar.
Bir pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var
biliyor musun?

*Hayat çok ince, akil almaz incelikte ipliklerle örülmüştür.
Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki,
İlk okul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım.

Bir mıh bir nalı kurtarır.
Bir nal bir atı, bir at bir insanı

Bir insan tüm evreni…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

AŞK BİTTİĞİ ZAMAN HANGİ BURÇ NASIL DAVRANIR

s-aee70103caa2f14191eb5491d081a8cb7782264a[1]

*KOÇ:

Koç’la aynı yolda yürümek zordur, yürek işidir… Kendine güvenmeyenler Koç’a yaklaşmasın !

•BOĞA:

Boğa’nın kalbine girebilmek için önce güvenilir biri olmanız gerekir. Oranız buranız oynuyorsa hiç şansınız yok. “Hiçmi yok” diceksiniz:YOK

•İKİZLER:

İkizler şöyle böyle diyenler bi kendine baksa, çifkeflik ve çam…urlukta rakipsiz olduklarını görürler. İKİZLER candır lan, onu sevmeyen ölsün

•YENGEÇ:

Yengeç en yanlış anlaşılan burçtur: YENGEÇ, güzel şeyler yapmak isterken hep sarpa sarar hayatı

•ASLAN:

Aslan çok sabırlıdır ve sırf karşısındakini kırmamak için genelde salağa yatar alttan alır ama sabrı tükenene kadar.Tükenince ise tmm kestik

•BAŞAK:

Başak ne yaparsan yap yinede olmuyor dimi , işte en zor olanıda bu aksiliklere rağmen içindeki umudu yitirmemeye çalışmak. İşin zor

•TERAZİ:

Terazi herşeyin 4/4’Lük giderken aşk hayatındaki bazı saçmalıklar tüm yaşam sevincinin içine ediyor.

•AKREP:

Akrep candır, baldır, nutelladır. Akrep insanını görüpte ” vay be çok çekici ” demeyen varmıdır lan ? Yoktur tabiki.

•YAY:

Yay o kadar hayatla barışıktır ki uyumadan önce kendisine bile “iyi geceler kendim” der.

•OĞLAK:

Oğlağ’ın sakinliği sizi aldatmasın, kayışları kopardığı zaman kaçacak yer ararsınız valla..

•KOVA:

Kova gibi kendini bilen agır başlı usturuplu biri size yol al GİT LAN” diyorsa yani onun bile agzını bozmuşsanız, bencede yol alın gidin..

•BALIK:

Balık “Bir şeyim yok” diyorsa: % 60 Tepesi atıktır, % 20 Canına okuyacaktır, %19,9 Gıcıktır , %0,1 Bişeyi yoktur

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Daire ise sizin yaşadığınız hayata koyduğunuz sınırlamayı temsil eder.

514_Sokrates[1]
Sokrates bir gün derste öğrencilerine birer beyaz kâğıt dağıtır ve üzerine bir daire çizmelerini ister.   Dairenin tam ortasına da bir nokta koymalarını söyler… Ve “Büyük mü yoksa küçük mü bir daire çizdiniz” diye sorar.   Bazıları küçücük bir daire çizerken bazıları tüm kağıdı doldurmuştur… Ve sonra, “Dairenin, tam ortasındaki nokta sizsiniz. Daire ise sizin yaşadığınız hayata koyduğunuz sınırlamayı temsil eder. Siz kendi dünyanızın merkezisiniz” der.   Daha sonra, “Şimdi daireyi silin. Geriye sadece nokta kaldı. Şimdi sınırı olmayan bir dairenin merkezindesiniz…   ……
-Bizler, tercih ettiklerimiz kadarız.
Seçeneklerimiz kadarız.
Algıladıklarımız kadarız.
Merak ettiklerimiz kadarız.
-Düşündüklerimiz kadarız.
Yaptıklarımız kadarız.
Hayatta oluşturduğumuz eylemlerimiz kadarız.
ETRAFIMIZDAKİ DAİREYİ KALDIRMANIN ZAMANI GELDİ

BEYİN GÜCÜNÜZÜ VE HAFIZANIZI KORUYUP GELİŞTİRMEK İÇİN BU YÖNTEMLERİ KULLANINIZ

Ekran-Resmi-2015-04-20-17.15.11[1]

Yaşlanma vücudu olduğu kadar hafıza ve beyin gücünü de olumsuz etkiler.

İyi çalışmaya devam edebilmesi için beynin de tıpkı makineler gibi yaşı ilerledikçe biraz bakıma ihtiyacı vardır. Ama makinelerin bakım kılavuzu gibi herhangi bir rehber bulunmuyor beyin için. Mevcut veriler ise birbiriyle çelişen ve kafa karıştıran nitelikte. Bu konudaki verileri tarayarak beyin gücünü korumanın en iyi altı yöntemini belirledik.

Yeteneklerinize güvenin

Bir odaya doğru yürüyüp içeri girerken oraya niye gittiğinizi unuttuğunuz oluyor mu? Yaş ilerledikçe hafızanın da zayıflamaya başladığını varsayarız hemen. Oysa bu sadece yaşlıların değil gençlerin de başına gelebilir.

Uzmanlar, gerçekte bir sorun olmasa da yaş ilerledikçe beyinsel becerilerimiz konusunda güven yitirdiğimizi belirtiyor. Bunun sonucu olarak dış desteklere ihtiyaç duyar, arabamızın navigasyonuna, cep telefonumuzun uyarıcısına başvurur hale geliyoruz. Oysa kendi kapasitemizi zorlamadığımız sürece zihinsel beverilerimizin düşüşünü hızlandırmış oluruz. Yani eğer kapıda durup oraya niye gittiğimizi hatırlamaya çalışıyorsak bundan hafızamızı biraz daha zorlamamız gerektiği sonucunu çıkarmalıyız.

Kulaklarınızı koruyun

Duyularımızdan izole olmak beyni olumsuz etkiler. Örneğin işitme kaybı beyni gerekli bir uyarıcıdan mahrum bıraktığı ve dikkat konusunda ekstra yük oluşturduğu için beyindeki gri doku kaybına neden olur. Bir araştırmada, işitme kaybının altı yıllık bir dönemde algı azalması riskini yüzde 24 oranında artırdığı görüldü.

Yaş ne olursa olsun işitme yeteneğini olumsuz etkileyebilecek faktörlere dikkat etmek gerekir. Günde sadece 15 saniye yüksek sesli rock müziği dinlemek işitme duyusunu hasara uğratmak için yeterlidir. Aynı şekilde günde 15 dakika saç kurutma makinesi kullanmak da sesleri algılayan hücrelere zarar verir. İşitme sorununuz olduğunu düşünüyorsanız daha fazla ilerlemeden doktora başvurmak en doğrusudur.

Dil ya da enstrüman öğrenin

Zihni güçlendirmek için başvurulan beyin jimnastiği programları ve bulmacaların yararları sınırlıdır. Oysa yabancı bir dil ya da yeni bir enstrüman öğrenmek beyni daha fazla çalıştıracaktır. Her iki etkinlik de birçok becerinin bir arada kullanılmasını gerektirir. Yeni notaları ve kelimeleri öğrenirken hafıza egzersizi, dikkat, duyumsal algı ve motor kontrol gibi birçok beceri devreye girer.

Bu tür etkinlikler hafızayı çevikleştirecek ve yararları ileri yaşlarda da görülecektir. Geçen yıl yapılan bir araştırmada, müzisyenlerde bunama (demans) ihtimalinin herhangi bir enstrüman çalmayan insanlara kıyasla yüzde 60 daha az olduğu görüldü. Başka bir araştırma ise yabancı bir dil konuşmanın Alzheimer hastalığını beş yıl geciktirdiğini gösteriyordu.

Kendinizi bu şekilde zorlamak en azından mevcut yeteneklerinizi daha iyi görmenizi sağlayacaktır. Eğer yaptığınız iş bu tür etkinliklere başlamanıza izin vermeyecek kadar yoğunsa yine de şanslı sayılırsınız; çünkü uyarıcı ve dikkat gerektiren işler beyin gücünü korumaya yardımcı olur.

Abur cuburdan kaçının

Obezite beyne birçok yönden zarar verebilir. Damarlarda kolesterol birikmesi beyne giden kan akışını sınırlar ve iyi çalışması için gereken besin ve oksijenden mahrum bırakır. Ayrıca sinir hücreleri (nöronlar) insülin hormonu seviyesine karşı aşırı duyarlıdır. Düzenli bir şekilde şekerli ve yüksek kalorili gıdalarla beslenme halinde insülin sinyalleri kesintiye uğrar ve zincirleme tepkimelere ve beyinde zararlı plakların birikmesine neden olur.

Omega 3 gibi yağ asitleri, D ve B12 vitaminlerinin yaş ilerlemesiyle ilgili beyin hasarlarını azaltıcı etkisi vardır. Akdeniz diyetiyle beslenen yaşlıların kendilerinden 7,5 yaş daha genç insanlarla aynı algısal becerilere sahip olmasının nedeni budur.

Spor yapın

Aslında beyin ile beden arasında ayrım yapmak doğru değildir. Beyni korumanın en etkili yollarından biri de fiziksel aktiviteyle bedeni güçlendirmektir. Böylece beyne kan akışı artacağı gibi, sinir hücreleri arasındaki bağlantıları sağlayan proteinler de harekete geçecektir.

Yürümek ve aerobik gibi hafif egzersizlerden ağırlık kaldırma ve vücut geliştirmeye kadar her türlü fiziksel aktivitenin her yaşta yararı olduğu kanıtlanmıştır.

Sosyalleşin

Beyni korumanın en iyi yollarından biri de sosyalleşmek, kalabalığa karışmaktır. İnsanlar sosyal varlıklardır ve arkadaşlarımız ve akrabalarımızın beyni uyarıcı etkisi vardır; yeni tecrübeler denememizi, stresten ve üzüntüden kurtulmamızı sağlarlar. 70 yaşındakiler üzerinde 12 yıl boyunca yapılan bir araştırmada, sosyal olarak daha aktif olan insanlarda algı azalması ihtimalinin yüzde 70 oranında düştüğü görülmüştür. Başka insanlarla düzenli irtibat halinde olmak hafızayı ve dikkati koruduğu gibi zihinsel işlemlerin de genel olarak daha hızlı yapılmasını sağlıyor.

Kısacası sağlıklı beslenme, uyarıcı fiziksel aktiviteler ve iyi bir arkadaş çevresi sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmenin sırrı olduğu kadar beyin gücünü korumak açısından da önemlidir.

  • David Robson / BBC Future
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »