ABRAHAM LINCOLN’DEN OĞLUNUN ÖĞRETMENİNE MEKTUP;

Öğrenmesi gerekli biliyorum; tüm insanların dürüst ve adil olmadığını.Fakat şunu da öğret ona:”Her alçağa karşı bir kahraman, her bencil politikacıya karşılık kendini adamış bir lider vardır”.Her düşmana karşı bir dost olduğunu da öğret ona.

Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen , kazanılan bir doların bulunan beş dolardan daha değerli olduğunu öğret.Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve kazanmaktan neşe duymayı.Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu.Eğer yapabilirsen sessiz kahkahaların gizemini öğret ona.Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını.

Eğer yapabilirsen, ona kitapların mucizelerini öğret.Fakat ona; gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği sessiz zamanlar da tanı.Okulda hata yapmanın , hilekarlıktan daha onurlu olduğunu öğret ona.Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi.

Nazik insanlara karşı nazik, sert insanlara karşı sert olmasını öğret ona.Herkes birbirine takılmış bir yönde giderken, kitleleri izlemeyecek gücü vermeye çalış oğluma.Tüm insanları dinlemesini öğret ona fakat tüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını öğret ona.Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret ona ve aşırı ilgiye dikkat etmesini.

Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını fakat hiçbir zaman kalbine ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret .Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa dimdik dikilip savaşmasını öğret.Ona nazik davran ama kucaklama.Çünkü ancak ateş çeliği saflaştırır.Bırak sabırsız olacak kadar cesarete sahip olsun, bırak cesur olacak kadar sabrı olsun.Ona her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret.Böylece insanlığa karşı da derin bir inanç taşıyacaktır.

Bu, büyük bir taleptir.Ne kadarını yapabilirsin bir bakalım..O ne kadar iyi, küçük bir insan, Oğlum..

Bir Aşktan Ne Zaman Vazgeçersiniz…

vazgeçiş
Frida Kahlo, Diego‘dan vazgeçişini bu cümleleri sıralayarak açıklamıştır. Çoğumuzun ilişkilerinde de aynı sorunlar yok mu?
 
1. Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.
 
2. Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.
 
3. Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.
 
4. Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.
 
5. Her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.
 
6. Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.
 
7. Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.
 
8. Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim.
 
9. Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden “sen” olduğun için vazgeçtim.
 
10. Bencil olduğun için vazgeçtim.
 
11. Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgeçmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi.
 
12. Ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım.
 
13. Bu yüzden ben de senden vazgeçtim.

Haydi Evimizdeki Negatif Enerjiyi Temizleyelim…

 

Birçoğumuz evlerimizde veya işyerimizde negatif enerjiden etkileniyoruz. Bu tür problemlerde işe yarayacak bazı yararlı teknikler:

1) Evlerimizde veya çevremizdeki insanlar, örneğin: sigara içenler, uyuşturucu, hap kullananlar, alkol bağımlıları, yüksek derecede duygusal enerji yoğunluğu olanlar veya kaotik cinsel enerji kullananlar:

a) Etrafımızdaki negatif olan aile üyeleri,

b) Negatif olan iş arkadaşları,

c) Negatif olan işimiz veya uğraşımız – yüksek baskı olan işyerleri,

d) Yüksek derecede duygusal kin, düşmanlık olan yerlerde çalışmak; örneğin itfaiye, polis teşkilatı, tıp departmanı, huzur evi, hapishane, hatta yüksek okul. Para ile ilişkili olan işyerleri veya korkuların, üzüntülerin, acıların, ıstırap çeken bireylerin, aşırı öfkenin olduğu yerler.

Temizleme teknikleri kullansak bile, bu enerjiyi her gün evimize getiriyoruz. Bu tür enerji elbiselerimize, deri eşyalarımıza, takılarımıza, saçımıza yapışabilir.

Toplumumuzda, kutsal mekanlarımızda, mağazalarda, marketlerde, okulda olan bitenleri ve iş kayıpları, iş yerlerinin kapanması, suç, yoksulluk gibi çevreyi etkileyebilen şeyleri bilme gereksinimi var. Bu durumlar sahip olduğumuz şeylere veya kim olduğumuza yerleştirilebilen birçok yansıtmalar yaratabilir. Kıskanç olan bireyler var mı? Kendi işinize mi sahipsiniz ve yönettiğiniz çok insan var mı? Başka insanların yansıtmaları enerjiye sahiptir. Bu enerji evimizi veya içinde yaşadığımız alanı etkileyebilir.

Ayrıca evinize yakın olabilen elektrik hatlarına, trafolara veya diğer yüksek enerji iletkenlerine bakın. Bu tür enerjiyi taşıyabilecek dereler veya mezarlıklar var mı? Uçakların başınızın üzerinden uçtuğu bir hava alanı var mı? Büyük şehirler yoğun nüfustan uzakta olan bölgelerden daha fazla zorlayıcı olur.

Evimizdeki enerji hangi türde olursa olsun bize çekilir. Örneğin, evde çoğu zaman bir sürü cinsel düşünceleri olan bir genç varsa, onun odası başka mekanlara bindirilebilen/örtüşebilen enerji taşıyabilir. Onun okulunun, sınıf arkadaşlarının veya arkadaşlarının enerjisi de kendi mekanının dışında zarar veriyor olabilir. Eski enerji kalıpları evde, apartmanda veya çevrede yaşayan herkesi etkileyebilir.

Hasta olan veya iyi hissetmeyen ve bizimle yaşayan insanlar da evimizin enerjisini etkiler. İklimin, tatillerin, dolunayın, okula geri dönmenin, negatif veya korkutucu televizyon yayınlarının enerjisi – hepsi bizi etkileyebilir.

Evimizde enerjiyi tutabilen eşyalar ve alanlar vardır – mobilyalar (eski ve antik ya da bize başkalarının verdiği mobilyalar), fotoğraflar veya hatta resimler; eski plakları, eski kitapları, kullanılmayan eşyaları koyduğumuz temizlenmesi gereken alanlar; eski yastıklar, yatak takımları, eski minderler. Tüm bu eşyalar ve alanlar temizleyerek ve eşyaların yerini değiştirerek, dağınıklığı toparlayarak kolayca arındırılabilir. Eğer evde bir birey veya hayvan öldüyse, onun yatak takımını ya iyice yıkayın ya da atın. Kuş tüyü yastıklar ve yatak takımları özellikle enerji taşıyabilir – ebediyen.

Anlaşabileceğimiz bir şey: Eğer kendimizi, evimizi, iş yerimizi temizlersek ve etrafımızdaki dinamiklerin farkında olursak, etrafımızdaki enerji değişebilir ve evlerimizde birikmez. Yaşadığımız mekanlarda enerji akışını sürdürmek isteriz. Enerji ne kadar eski ise veya enerji ne kadar ‘yapışık’ ise, etkilenmemiz o kadar kolay olur.

Evlerimizde ve işyerlerimizdeki alanları temizlemenin birçok yolu vardır:

1) Kilimleri, halıları yıkayın ve mobilyaları, kumaşları ve perdeleri iyice temizleyin.

2) Duvarları boyamak enerjiyi temizlemek için etkilidir.

3) Mobilyaları aynı odada başka yerlere taşıyın (bir iki santim bile fark ettirir),

4) Pencere eşiklerine küçük olsa bile aynalar yerleştirilebilir,

5) Dağınık, karışık olan veya son bir yılda temizlenmemiş olan alanları temizlemek,

6) Her ay kristalleri ve taşları temizleyin – işyerinizdeki kristalleri her hafta temizleyin.

7) Bitkiler ve canlı olan şeyleriniz olsun – bunlar alandaki enerjiyi dengelemeye yardım eder.

8) Taktığınız takıları her gün temizleyin, gözlüklerinizi de temizleyin.

9) Size iyi hissettirmeyen takıları takmayın, örneğin, temizlemeden annenizin yüzüğünü takmayın.

10) Müzik sesi ve titreşimi enerjiyi hareket ettirmek için yardımcı olur.

11) Feng Shui teknikleri kullanmak da iyidir.

12)Reiki teknikleri kullanarak temizleyebilirsiniz

Eğer bir ilişkiniz olduysa veya mekanınızı paylaştığınız biri olduysa ve bu ilişki sona erdiyse:

1) Yatak odasındaki mobilyaların yerlerini değiştirin.

2) Yatak takımlarını değiştirin veya temizleyin; yastıkları değiştirin veya yerini değiştirin.

3) Duvarlara veya pencere eşiklerine aynalar koyun.

4) En azından duvarın birini boyayın.

Bu basit bilgileri kullanarak, eğer mekanınızı paylaşan kişi hala sizi düşünüyor veya sizinle ilgili fanteziler kuruyorsa, yatak odanız onların yansıtmalarından etkilenmez. Bu küçük değişiklikler eski enerjiyi özgürleştirebilir. Bu nedenle herhangi bir yansıtma taşıyamazlar. Aynı adımlar evdeki diğer odalara da uygulanabilir.

Eğer bir apartmanda yaşıyorsak ve alt katta ve yan dairelerde yaşayan insanlar varsa, 30 cm x 30 cm’lik bir ayna kullanmak faydalı olur. Ayna duvara doğru baksın, belki daireler arasındaki duvardaki şifoniyerin/rafların arkasına veya diğer mobilyaların arkasına konulabilir. Yatağın altına da bir ayna konulabilir, ayna aşağı bakar şekilde. Ayna yoksa, alüminyum veya yansıtıcı yüzeyi olan herhangi bir şey de kullanılabilir. Enerjiyi veya yansıtmaları yansıtan herhangi bir şey, onları kaynağına veya uzağa geri gönderir. Evimizdeki mekanları temizlerken, sadece duvarlara kadar gitmeliyiz. Kendi dairemizin duvarlarının ötesine gitmek, kendi mekanımızın dışına çıkmak başka birilerinin mekanını işgal etmek olur.

Güvenli olan bir yere sahip olmak çok önemlidir – hiçbir şeyin ellenmeyeceği ve hiç kimsenin izniniz olmadan giremeyeceği size ait olan bir yer. Bu yer kendiniz ile koşulsuz olarak olabileceğiniz ve dinlenebileceğiniz bir yerdir.

Hatırlayın, evimizde olup bitenler bizi etkiler. Enerjinin bizi nasıl etkilediğini izlemek çok önemlidir. Stres seviyelerini kontrol etmeyi öğrenin, çünkü bu negatif enerjinin işgal edebileceği yerdir. Gerçekten iyi olmayan – örneğin alkol, uyuşturucu, sigara – şeyleri kullanırken her zaman ölçülü olun. Bunlar araçtır, yardımcı değil. Yaptığınız şeylerden tamamen keyif alın, herhangi bir şeyi aşırı yapmaya gerek yok. Kendinize kızmadan veya yargılamadan kötü alışkanlıkları dengelemenin başka yollarını arayın. Bağımlılık yaratan enerji insanlara ve olaylara uzanır – geçmişimizi temsil eden ve yoğun duyguya neden olan herhangi bir şey.

Duygularınızı aynı seviyede – ne yüksek ne de düşük – tutmak için elinizden geleni yapın.

Bizi yargılayan insanlar, bizi enerjisel olarak kendi fikirlerinde veya korkularında tutmaya çalışır. Yüksek strese neden olan ilişkilerin değiştirilmesi gerekebilir. Eğer biriyle ilgili kötü hissediyorsak, o ilişkiyi değiştirmeyi düşünmeliyiz. İnkar etmek sadece daha fazla probleme neden olur.

Bize zarar vermemesi için dışsal enerjiyi değiştirdikten sonra, duygusal enerjiyle çalışabiliriz.

* Ken Page

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KRALIN TAHTINA MİSAFİR VAR: 9 Mayıs 2016 Merkür Cazimi

merkür cazimi

9 Mayıs 2016 tarihinde gökyüzünde nadir gerçekleşen bir olaya tanıklık edeceğiz.Her türlü yazılı ve sözlü iletişimimizi,olaylar arasında bağlantı kurma becerimizi,düşüncelerimizden,konuşma ve öğrenmemizden sorumlu, Tanrıların Habercisi MERKÜR gezegeni Dünya ile Güneşin arasından geçiş yapacak.Bu oldukça az görülen bir gökyüzü olayıdır ve bu anlamda 9 Mayıs günü gökyüzü açısından tarihi bir güne tanıklık etmeye aday.

Bu geçiş Merkür’ü tam olarak Güneşin kalbine oturtacak.Bu duruma astrolojideCAZİMİ  adı verilir ve teknik olarak Güneş ve ona en yakın iki gezegen olan Merkür veya Venüs’ün aynı burçta,aynı derece ve dakikada olması demektir.Diğer gezegenlerin Cazimi  sayılıp sayılamayacağı ile ilişkin eski astrologlar tam bir fikir biliğine varmış değildir.Buradaki yakınlığın töleransı  0 derece 17 dakikaya kadardır.Eski astrologlar bu durumda olan gezegeni adeta “ilahi koruma altına alınmış” gibi kabul ederler.Çünkü Güneş’in özüne çok yakındır ve sanki onunla bütünleşmiş gibidir.Bir gezegenin Güneş ile kavuşumu sık gerçekleşen bir durumdur ancak bunun Cazimi olması için  Güneş ve o gezegenin aynı deklinasyonda yani enlemde, aynı burç derece ve dakikasında olması gerekir. İşte 9 Mayıs 2016 Pazartesi günü böyle özel bir durum gerçekleşecek gökyüzünde.

cazimi

Güneş doğum haritalarımızda yaşam veren, kim olduğumuzu anlatan, kimliğimizi bulunduğu burcun rengine bürünerek ifade eden,yüreğimizi koymak üzere bu dünyada aradığımız şeyleri anlatır.Bu durumda herhangi bir gezegen CAZİMİ yani “güneşin tam kalbinde” yer alıyorsa evrende bir süreliğine o gezegenin ifadesi etkin olacak demektir.9 Mayıs 2016 tarihinde öğleden sonra başlayıp tüm gece boyunca Güneş krallığını Merkür ile paylaşacak:)

Gökyüzünde Güneş Kral, Ay ise Kraliçe ile sembolize edilmiştir astrologlarca.Şimdi çok kısa süreliğine Kralın tahtına  Merkür de oturup bizlere güzel enerjiler gönderecek Güneş ile el ele verip.Boğa burcunda oluşacak bu nadir gökyüzü olayı bizlere maddi konulara, değer verdiğimiz şeyler her ne ise onlara,somut sonuçlar elde etmek istediğimiz konulara odaklanmamız için bir fırsat sunuyor olabilir.Aşk ve ilişkilerimizden,alma ve verme dengemizden sorumlu Venüs de hazır Boğa Burcundayken  ilişkiler,sevgi alışverişlerimiz, duygusal birlikteliklerimizle ilgili konularda da şimdiye dek gözümüzden kaçan bir şeyler varsa bir anda fark etmeye başlayabiliriz.Düşünüp düşünüp bir türlü işin içinden çıkamadığımız bu konulara ait her ne varsa, bir anda çözümü bulmamıza yardım edecek “parlak bir fikir” aklımıza gelebilir belki de:)Gökyüzündeki gezegenlerin pek çoğu retro durumdayken geçmiş bir ilişki, kaçırdığımız bir fırsat, bozulan ama bir türlü düzeltemediğimiz bir olay mucizevi bir şekilde sonuçlanabilir.

Gökyüzündeki retro gezegenler her birimizi çeşitli yaşam alanlarımızda sınıyor ve bir süre daha sınamaya da devam edecek. Retro Jüpiterin, Günay ay düğümü ile kavuşumlu Neptün karşıtlığı geçmiş hayallerimizi,görkemli fikirlerimizi, ideallerimizi büyüttükçe büyütüyor. Bu karşıtlığın odak noktasındaki Retro Satürn ile Retro Jüpiter birbirine kare açı yapıyorlar ve bir an her şeyin mümkün olduğunu, çok başarılı ve istediğimiz şeye ulaşacağımızı düşünmekle – hayatın acımasız, şartların değişmez, kendimizin ise değersiz olduğunu düşünmek arasına gidip gidip geliyoruz. Satürn’ün Neptün’e yaptığı kare ile de sorumluluk almaktan kaçıyoruz, kontrolümüzün kaybolacağından korkuyoruz ve belki de bu stresin altında değersizlik korkumuz çoktan depresyonun sınırına getirdi bizleri.

İşte gökyüzünün bu stresli açıları, geri giden gezegen enerjileri altında Merkür’ün Cazimi oluşu bizlere ikinci bir düşünme ve çıkışı bulma konusunda aradığımız desteği verebilir.Her ne ise zorlandığımız, bu enerjinin etkisinin yoğun olduğu bu günde ve saatlerde yeniden ele alalım ve bakalım bir çözüm bulabilecek miyiz ?

Eğer gündeminizde Merküryen bir iş varsa 9 Mayıs 2016  saat 17:00 den itibaren start verebilirsiniz .Bunlar okulla ilgili, eğitim almak ve eğitim vermekle ilgili, konuşmak,yazmak ve bunları insanlara iletmekle ilgili işler olabilir.Yeni bir kitap yazma fikriniz varsa ya da bir internet sitesi oluşturma projesi içerisindeyseniz işte size güzel bir fırsat.El becerilerimiz de Merkür tarafından idare edilir, şayet her hangi bir konuda bir beceriniz varsa bunu somut hale getirip, geniş kitlelere duyurabilecek güzel bir başlangıç da yapabilirsiniz.Ancak retrolar yine de tedbirli olmamız konusunda uyarıyor,iyi planlayıp,kontrollü riskler alalım olur mu ?

MERKÜR her türlü iletişimimizi anlattığı için, yaşadığımız evrenle de hepimizin bir iletişimi olduğu gerçeğinden hareketle bugün yüreğimizden geçenlere, dilimizden dökülenlere de dikkat etmekte fayda var. Hazır Güneşin tahtında kısa süreliğine de olsa  misafir olan “Tanrıların Habercisi” de oradayken en içten dualarımızı ve gönlümüzden geçen niyetlerimizi de bütünün ve bizlerin hayrına olması dileklerimizle gönderelim mi gökyüzüne ?

Hepimize ve tüm evrene ; sağlık,huzur,bolluk ve şans dolu güzel günler diliyorum, gökyüzü rehberimiz olsun…

Hülya DEĞER  dip.ASA

kaynak: astrorehber

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hatay’da 3 boyutlu mozaik bulundu

Hatay’da bulunan 1800 yıllık mozaiklerdeki esin perisi imgelerine ait giysilerin günümüz giyim modasına yakınlığı şaşırttı.

Hatay’da 3 boyutlu mozaik bulundu

Habertürk’ten Esra Boğazlayan’ın haberine göre; Hatay’daki teleferik çalışmalarında ortaya çıkan ve üzerinde “Neşeli ol, hayatını yaşa” yazdığı iddia edilen 1700 yıllık mozaik uzun süre tartışılmıştı. İskelet mozaiğiyle ilgili tartışmalar sürerken, Hatay’da yaklaşık 2 bin yıl önceye ait yeni mozaikler ortaya çıktı. Üstelik de bu mozaikler 3 boyutlu ve bazılarının üzerinde yapan sanatçının imzası görülüyor. Örneğin 1800 yıllık bir mozaikte mitolojide destanın ve şiirin esin perisi olan Kalliope ve Hesiodos canlandırılmış. Mozaiğe işlenen Esin perisinin kıyafetlerinin günümüz modasına yakınlığı da oldukça şaşırtıcı…

Arkeolog Can Okkalı, bulunan mozaiklerin özelliklerini şöyle anlatıyor:

“Mozaikler ortalama iki bin senelik. En erken mozaiğimiz milattan sonra ikinci yüzyıl. 17 bin metrekarelik alanda mimari olarak sergilenecek eserler bakımından beş farklı dönemi görüyoruz. MÖ 2. yüzyıldan başlıyor, İslami devre kadar devam eden çeşitli izler var ama çıkan bütün buluntular, 30 bin parça ele alındığında, 13 farklı medeniyete ait. MÖ 2. yüzyıldan başlayarak günümüze kadar geldiğini görüyoruz. Buradaki en erken döneme ait yapımızın, MÖ 2. yüzyıl Helenistik döneme ait bir liman yapısı olduğu düşünülüyor. Asi Nehri ve iç kısımlar arasında taşımacılığın sağlandığı bir dere üzerinde liman olduğu düşünülü- yor. Tabii bunun diğer kısımlarında arkeolojik eserler olduğu için daha fazla genişletemedik. Bizim alanımızın ortasından bir dere yatağı geçmiş. O yatak olmasa biz bu inşaatı yapamazdık. Daha doğrusu dere yatağı eski yerine geri dönmüş. Yaklaşık 2000 metrekare mozaiğimiz var. Adet olarak dersek 8-10 arasında. Her bölgede değişik ebatlarda mozaiklerimiz var ve farklı dönemlere ait.”

1

“TAŞLAR ELLE KESİLMİŞ”

“Mozaikler, hem bu bölgeden hem de başka bölgelerden gelen değişik renkli taşlarla yapılmış. Bunların hiçbirinde boya kullanılmamış, hepsi elle kesilen taşlar. Zaten ya taş ya pişmiş toprak ya da cam kullanmışlar. Camı daha çok duvarda kullanmışlar, taşlar zeminde. Hepsi elle tek tek yapılmış. Roma dönemine ait bir villanın taban mozaiği de bulundu. Biz buna ‘Kuşlu Mozaik’ diyoruz. üzerinde ‘Büyük ruh’ yazıyor. Geç Roma – Bizans geçiş dönemi figürü. Çok küçük taşlarla, birkaç milimlik teseralarla yapılmış. Koridor üzerinde bir mozaik bulduk. Kuş haricinde birçok farklı hayvan var. Yaban domuzu, aslanlar var, geyik var, yaban keçileri, tavşanlar var. Bunlar çıkarılıp belgelendikten sonra üzerleri koruma amaçlı kapatıldı. Çeşitli koruma katmanlarıyla kapatıldı inşaat nedeniyle. İnşaat bitince bunlar çıkarılarak restore edilecek”

‘160 TANE RENK VAR’

Mozikte,  Antik Yunan mitolojisinin esin kaynaklarının yer aldığını belirten Okkalı :

“Mozaiklerde 160 tane renk var. İlk aşamada yapılan araştırmalarda Japon bir araştırmacı böyle belirledi. Ben bu kalitede bir eser görmedim. Düşünün ikinci yüzyılda üç boyutlu resim mozaik yapmışlar. Etrafında zengin bir hayvan sahnesi var. Mozaiğimiz burada bitmiyor. Bunlar esin perileri. Antik Yunan müzik, tiyatro, şiir, mitolojisinin esin kaynakları.  Bir başka mozaikte destanın, epik şiirin, mitolojinin ilham perisi ve karşısında antik dönem yazarı figürü var. Mitolojileri günümüze ulaştıran eserlerin yazarı bu. Dünyada bu şekilde anlatılan ilk sahne. Hesiodos’un Kalliope’den esin aldığı sahne bu. Hikâyeye göre Hesiodos dağda çobanlık yapan bir kişi, keçilerini otlatırken dağda esin perisi Kalliope ile karşılaşıyor ve o anda şiir yazma yeteneğini alıyor ve bu sahnede o anlatılıyor. Dünyada bir benzeri yok bunun şimdiye kadar çıkanlar arasında. Mozaiklerde gölgelendirmeler ve 3 boyut var” ifadelerini kullandı.

kaynak: sözcü

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ben Bundan Daha Bilgeyim Galiba

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ben Bundan Daha Bilgeyim Galiba

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Binlerce Yıllık Tarif… Sarımsaklı Bal Mucizesi

Sarımsaklı bal mucizesi

Soğuk algınlığından yüksek tansiyona, iltihap, astım, yorgunluk ve halsizliğe, infertilite ve hatta kansere kadar birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra, kötü kolesterol düzeyini düşürmeye ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye yaramaktadır.  Yaşa bağlı olarak veya genetik ve çevresel faktörlerle gözlerin görüş gücü düşüyor.

Görme bozuklukları arasında en çok miyop tarzı görme bozukluğu öne çıkıyor.

Uzmanlarda bu sorundan doğal yollarla kurtulmanın mümkün olduğunu belirterek şu tarifi veriyor:

MALZEMELER: 3 diş sarımsak, 10 çorba kaşığı bal, 200 gr. keten tohumu yağı, 4 limon. HAZIRLANIŞI: Sarımsağı ince soyup öğütün ardından limonu soyup doğrayın.Ardından sarımsak, bal ve keten tohumu yağını ekleyin. Tahta kaşıkla iyice karıştırın. Cam kavanozla buzdolabında muhafaza edin. Yemek öncesi 3 öğün 1 kaşık tüketin.Sarımsak ağız kokusuna yol açtığı için çoğu kişi tüketmekten kaçınır.

Ancak sarımsak yendikten sonra dişler fırçalanırsa neden olduğu ağız kokusu önlenebilir. Faydaları azımsanmayacak kadar çok olan sarımsak doğadan gelen mucizevi ve şifa kaynağı olan bir bitkidir. Ancak sarımsak yendikten sonra dişler fırçalanırsa neden olduğu ağız kokusu önlenebilir.

Binlerce yıldır farklı kültürlerde birçok sağlık sorununa karşı alternatif bir reçete olarak kullanılmaktadır.

Sarımsağın bilindik en önemli faydaları, kötü kolesterolü kontrol altına almak, kalp sağlığını korumak, tansiyonu dengelemek olarak sayılabilir. Fakat içeriğinde yer alan vitamin ve mineraller sayesinde daha pek çok sağlık sorununa karşı faydalıdır.

Kaynak: Sağlık haberleri

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir Haftada Eklem Ağrısından Kurtulun

Jelatin bağ dokularımızı geliştirmeye ve yenilemeye yarayan aminoasitler içerir. Ayrıca eklemleri koruyan kıkırdakları güçlendiren kolajen açısından da zengindir.

Bir Haftada Eklem Ağrısından Kurtulun

Kas ve eklem ağrısı bir incinme, fazla basınç ve benzeri durumlarda oluşabilir. Eklem ağrısından dolayı kişinin yaşam kalitesi etkilenir çünkü bu ağrı günlük aktiviteleri yapmaya engel olur. İyi haber şu ki, bu durum doğal yollarla tedavi edilebilir ve kısa sürede rahatlık veren tedavi yöntemleri vardır.

Kas ve eklem ağrısını rahatlatmak için alternatif ve doğal tıpta bir çok yöntem olsa da bugün sizlere ağrıyı 7 günde alacak bir yöntem sunacağız. 

Bu yöntem ne içeriyor?

  • Başlamak için, yaklaşık 150 gram jelatin alın, özellikle tatsız olanını tercih edin. (Bu miktar bir aylık tedavi için yeterli olacak)
  • İki tatlı kaşığı jelatini çeyrek bardak suya koyun ve bir gece bekletin.
  • Bir sonraki sabah jelatin şişmiş olacak ve biraz bal, yoğurt veya meyve suyu ile yiyebilirsiniz. Boş mideye ve kahvaltıdan en az 30 dakika önce yemeniz önemli.
  • Bu tedaviyi bir ay uygulamalısınız, ama kas ve eklem ağrısı çekenler 7 günde daha iyi hissedeceklerdir. Özellikle sırt, eklem, omurga ve boyun ağrısı çekenler için idealdir. Bu yöntem eklemlerin yağlanmasına yardımcı olacak. 

Jelatin marketlerde yaygın, ucuza alabileceğimiz ve tatlılarda kullanabileceğimiz bir ürün. İçeriğinde yüksek oranda protein vardır, bu da hayvan kolajeninden elde edilir (ineklerin kemik ve derisinden alınır), tariflerde sabitleştirici, bağlayıcı ve yoğunlaştırıcı olarak kullanılır.

Jelatinin eklemlere iyi geldiği söylenir çünkü içinde prolin ve hidroksiprolin adlı iki aminoasit bulunur. Bunlar bağ dokularının onarır. Jelatin yemek yardımcı olacaktır, dolayısıyla iç eklemlerin bağ dokularını tamir etmekte faydalıdır.

Jelatinin diğer yararları

jelatin

Jelatinin sağlığa bir çok yararı vardır. Aşağıda bunlardan bazılarını sıraladık:

  • Arginin ve glisin aminoasitleri açısından zengindir, bunlar kas gelişimini uyarır. 
  • Kolestrol veya yağ içermez, ayrıca metabolizmayı destekler, dolayısıyla kilo vermeye yardımcı olur.
  • Yemeklere jelatin ekleyerek, et ve süt ürünlerinin sindirimini kolaylaştırabilirsiniz.Ayrıca jelatin karın şişkinliğine iyi gelir ve hormonları düzenler. 
  • Düzenli jelatin tüketimi osteoartrit ve kemik erimesini önler. 
  • Tendon ve bağlara esneklik ve güç kazandırır.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Saç ve tırnak uzamasını destekler.
  • 18 aminoasit içerir, bunların 8 tanesi vücudun kendi kendine üretemeyeceği ve sadece gıdalardan alabileceği aminoasitlerdir.
  • Florür içerir. Bu kimyasal madde küçük miktarda kullanılması durumunda diş minelerini korumaya yardımcı olur. 
  • Deri kolajeninin yeniden üretimine yardımcı olur, bu da kemik, tendon, bağ ve kıkırdakların zayıflaması durumunda ihtiyaç duyduğumuz bir maddedir.
  • Mide yanması, gastrit gibi mide hastalıklarıyla savaşmak için birebirdir ve aşırımide asidi üretimini engeller.
  • Doygunluk veya tokluk yaratırken iştahı da kontrol altına alır, bu yüzden kilo vermede yardımcıdır.
  • kaynak: sağlığa bir adım
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

40 Yaşın Üzerinde Bir Kadın Olmanın Güzelliği

40 Yaşın Üzerinde Bir Kadın Olmanın Güzelliği

Sonunda kendinize büyüme izni vereceğiniz, yaşamınızın ilk yarısında çözemediğiniz şeyleri çözeceğiniz ve onaramadığınız yaraları onarabileceğiniz bir noktadasınız.

KAÇ YAŞINDAYIM?

Olayların daha sakin göründüğü bir yaşa eriştim, fakat hala büyümeye devam etmek istiyorum.

Hayallerimin parmak uçlarımda olduğu ve yanılsamalarımın umut haline geldiği bir olgunluktayım.

Bazen aşkın tutku ve arzu tarafından harcanmaya hazır parlak bir alev olduğu, diğer zamanlarda ise sahil kenarındaki bir güneş batışı gibi huzurdan bir sığınak olduğu bir yaştayım.

Kaç yaşındayım? Sayının bir önemi yok, çünkü hedeflerime ulaştım ve kırık yanılsamalardan dökülen gözyaşlarım aldığım yolda geride kaldı…

Bundan daha fazlasına değer gözyaşlarım.

Yirmi, kırk ya da altmış olmuşsam ne olmuş!

Önemli olan tek şey benim kaç yaşında hissettiğim.

Özgür ve korkusuz yaşayacak bir olgunluktayım.

Yoluma korkusuzca devam etmek için, edindiğim tecrübeleri ve amaçlarımın gücünü yanımda taşıyorum.

Kaç yaşındayım? Kimin umurunda!

Arkamda kalan korkuları bırakabilecek olgunlukta, istediğimi ve hissettiğimi yapabilecek bir yaştayım.

– José Saramago

40 yaşının üzerindeki bir kadın kendi içindeki güven ile karakterize edilir.Bedeni aklıyla beraber senelerdir bir öğrenme süreci içerisindedir.

O, bizlerin kavrayamadığı bir yedinci his sayesinde hayat ile nasıl baş edeceğini bilir, yaşamanın diğerlerini sevmekle ilgili olduğunu, en önemlisi de kendini sevmekleilgili olduğunu bilir.

Gençliği boyunca başarıyla elde ettiği tecrübelere sahiptir, bu tecrübeler onun özü ile bağlantı kurmasına yardımcı olur, yıllarına hayat ekler ve yaşamdan zevk almasını sağlar. Aslında, bir kadın 40 yaşına ulaştığında bir amaçla yürümeye başladığı söylenir, duygularını ve karakterini dengelerken kendi kaderinin efendisi olmuştur artık.

jenerasyon kadınları

40 yaşın üstünde bir kadın olmanın büyüsü

Benim neslimdeki kadınlar muhteşemler. Bu bir gerçek. Bugün 40’lı yaşlarında olabilirler ve çok güzeller -gerçekten güzeller- ama aynı zamanda sakin, anlayışlı, duyarlı ve hepsinden önemlisi inanılmaz bir şekilde baştan çıkarıcılar. Bütün bunlar, kırışıklıklarına veya güzel basenlerindeki selülitlerine rağmen gerçektir ve bu da onları daha insan, daha gerçek yapıyor…

Çok güzel bir gerçek.

– Sharon Stone 48 yaşındayken –

40 ve 50 yaşlar arasında olmak şüphesiz ki çok tuhaftır, kendinizi 2 kuşağın arasında bulursunuz ve hayatın gerçekten de ne kadar fani olduğunu fark edersiniz. Bu, hayatınızdaki her şeyi yaratanın da, yok edenin de kendi farkındalığınız olduğunu anladığınız dönemdir.

Aslında, bu sürecin belli bir noktasında, hayatınızda bir önce ve sonra belirlersiniz, gerçekten de takdir edilmesi gereken harika bir noktadır bu. Bu; büyümeyi ve kalan duygusal yaraları sarmayı ya da hayatınızın ilk yarısında bitiremediğiniz işleri bitirmeyi göze alabileceğiniz harika bir zamandır.

yalnızlık

Bu hayatınızdaki en büyük meydan okumalardan biridir, çünkü başarınız kendinize ve etrafınızdakilere verdiğiniz değere bağlıdır. Bu süreç psikolojinizde çözülmeye ihtiyacı olan yerleri derince anlamayı gerektirir.

Bu yüzden, 40’ınıza geldiğinizde etrafınızdaki her bir insanın hayatınızda belli bir role sahip olduğunu anlamaya başlarsınız; bazıları sizi test etmek için, bazıları kullanmak için ve bazıları da sizi sevmek ve size bazı şeyleri öğretmek için oradadırlar.

Karşınıza içinizdeki en iyiyi ortaya çıkaracak aslan yürekli insanlar da çıkacaktır, size ayna olacaklar ve kendinizi daha berrak bir şekilde görebilmenizi sağlayacakalrdır.

Farklı farklı bir çok insan tanıyacaksınız; bunların da ötesinde, yaşamınızın bu anında sizi siz yapan her bir dersi hatırlayacaksınız.

Başkalarına hizmet etme zorunluluğunu hissetmek yorgunluğa ve küskünlüğe sebep olur

Sadece onlardan beklenen bu olduğu için yemek yapan, kahve veya çay hazırlayan veya evi temizleyen bir çok kadın vardır. Aslında, bu kadınlar eğer bu işleri yapmazlarsa kendilerini suçlu hissederler ve hatta bir birey ve özgür bir kadın olarak başarısız olduklarını bile düşünebilirler.

Toplum, pek çok kadının birey olma özgürlüğünü yok etmiştir. Fakat eğer kendinizi iyileştirmek, yaralarınızı sarmak istiyorsanız, 40 yaş tam da sizi hapsetmiş sosyal ve kişisel beklentilere baş kaldırma zamanıdır.

duygularToplumsal değişimde sizin rolünüz çok önemlidir. Gelecek nesillerin kadınlarının da bunlarla karşı karşıya gelmesini önlemek için mevcut durumla savaşmalısınız; çünkü onların da aynı hataları yapıp rollerinin sadece insanların beklentilerini karşılamak olduğunu sanmalarını önlemenin tek yolu budur.

Hayatınızı abartıyla yaşayın, pes etmeyin ve kendinizi hayatın güzelliğini görebilme becerinizi kaybedecek ve duygusal özgürlüğü deneyimleyemeyecek kadar feda etmeyin.

40 yaşını geçince yeni bir soluk alırsınız…

Popüler inancın tersine, bu dönem acı dolu değildir ve zindeliğinizi de yitirmezsiniz. Bütün yaşanmış yıllarınızın toplamı bir çok ders içerir. Bu derslerin içinde, duygusal sağlığınız olmadan fiziksel olarak da sağlıklı olamayacağınız da vardır.

Yılları yaşamınıza eklemeye devam ettikçe, duygularınızı günlük aktivitelerden ve diğerleri ile olan ilişkinizden ayrı tutamayacağınızı unutmayın, çünkü bu kendi kontrolünüzü elinizde tutmanın tek yoludur.

Kendinize, kendine güvenme özgürlüğünü vermek gerçekten korkutucu bir şeydir. Fakat tecrübeli bir kadın, gizemlerin çevremizdeki dünyanın mucizelerinin parçaları olduğunu ve hayat tamamen fiziksel bir bakışla yaklaşarak her şeyi bilemeyeceğimizi çoktan anlamıştır.

40 Yaşın Üzerinde Bir Kadın Olmanın Güzelliği

kaynak: sağlığa bir adım

40 yaşın üzerinde bir kadın olmanın getirilerinden biri de,farkındalığınız sayesinde kendinizi ve etrafınızdakileri destekleyebileceğinizin bilinciyle ılımlı ve bilgece yaşamaktır.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Vicks için 10 Harika Kullanım

Vicks için 10 Harika Kullanım

 

Vicks onlarca yıldır öksürüğü ve gribin diğer genel belirtilerini azaltmak için kullanılan bir kremdir. Muhtemelen annelerimizin ve büyükannelerimizin ciğerimiz sıkıştığında ve soğuk algınlığı geçirdiğimizde sürdüklerini hatırlarız.

Ama kaçınız bunun soğuk algınlığı haricinde de kullanılabileceğini biliyor?Vicks’in sizi şaşırtacak başka yararlı kullanım alanları da var. Vicks kutunuzdan daha fazlasını elde etmek ve onu en iyi şekilde kullanmak için aşağıda sunduğumuz 10 alternatife bir göz atın!

Ayak ağrısı için

Ayaklarınız gün içindeki en büyük desteğinizdir ve çok çalışmaktan, bütün gün tüm vücudunuzun ağırlığını taşımaktan yorulabilir ve şişebilirler. Zor bir günün ardından ayaklarınızın ağrısını dindirmek için tek yapmanız gereken yatağa girmeden önce her iki ayağınızı da yavaşça masaj yaparak biraz Vicks ile ovmak ve üzerine bir çorap giymek. Bir gün sonra çok daha yumuşak ve rahatlamış ayaklarla uyanacaksınız.

Baş ağrılarını dindirmek için

baş ağrısı
Gün içinde deneyimlediğiniz bazı baş ağrıları stres ve gerginlikten kaynaklanabilir.Ağrıyı dindirmek için alnınıza biraz Vicks sürün ve bir kaç dakika içinde daha iyi hissettiğinizi fark edeceksiniz. 

Siyah noktalarla ve sivilcelerle savaşmak için

Vicks ve içeriğindeki maddeler, ciltteki siyah noktaları ve sivilceleri tedavi etmeye yardımcı olur. Tek yapmanız gereken bu kremden biraz alıp etkilenmiş bölgeye sürmek.

Kas ağrısı için

kas ağrısı
Zorlu bir egzersizin ardından kaslarınız yorulur ve birden fazla noktada kulunç olur. Kulunç olmuş kasları rahatlatmak için bölgeye hafif masaj ile Vicks uygulayın. Bu kan dolaşımını arttırır ve rahatlamanızı kolaylaştırır.

Yanıkları tedavi etmek için

Güneş ışıklarından, sıcak yağ veya başka bir nedenden dolayı yandığınız zaman Vicks rahatlama sağlayabilir ve iyileşmeyi hızlandırır.

Sinek kovucu olarak

sinek
Bir çok sinek türü Vicks’in yoğun kokusundan hoşlanmaz. Bu krem sinek ısırıklarına karşı koruma sağlar ve hatta sinek ısırıklarını iyileştirmek için de kullanılabilir. Sadece en çok sinek çeken bölgelerinize Vicks sürün veya kaşıntıyı azaltması için ısırıkların üstüne sürün.

Kırmızı ve tahriş olmuş cildi rahatlatmak için

Vicks ayrıca rozasea (gül hastalığı) için veya kırmızı, tahriş olmuş ciltte de kullanılabilir. Bölgeye bu kremden bolca uygulayın. Hem yatmadan önce hem de uyanınca tekrarlayın.

Çatlak dudakları için

dudak
Estetik açıdan düşünüldüğünde çatlak dudaklar hoş görünmez; ayrıca bir şeyin yanlış olduğunun belirtisi de olabilirler. Ölü deriyi atmak ve dudakları nemlendirip cildi canlandırmak için kuruduklarını fark ettiğiniz zaman biraz Vicks sürün.

Kapı gıcırtısına son

Ne zaman açıp kapasanız gıcırdayan kapılarınız var mı? Buna bir son vermek için menteşelere bolca Vick sürün ve her şey tamam.

Ev yapımı inceltici krem

Vicks ayrıca yağ biriken bölgelerde yağın azaltılmasına yardımcı olur, böylece de istediğiniz figüre kavuşabilirsiniz. Elbette mucizevi olmadığı ortada, ama zamanla bu bölgelerde yağın yakılmasını destekler, özellikle kalça ve karın bölgesi gibi egzersizin yavaş işlediği bölgelerde etkilidir. 

Bu ev yapımı inceltici krem yağ birikimiyle savaşmaya yardımcı olur, selülitleri azaltmakta etkilidir ve cildi sıkılaştırır. Gıdıyı azaltmak, daha düz bir karın, kalçaları inceltmek için kullanılabilir. Yapmanız gereken biraz Vicks, karbonat, cilde sürülebilen alkol ve kafuru karıştırarak bir krem elde etmektir. Kremi hazırlayınca, istediğiniz bölgelere sürün ve plastikle sarın. Bunu evde, işte veya egzersiz yapmadan önce kullanabilirsiniz.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hipertansiyon İçin Doğal Tedaviler

Hipertansiyon İçin Doğal Tedaviler

 

Hipertansiyon, kan basıncının kronik olarak yükselmesi ve kalbin kan pompalamak için normalde çalışması gerekenden daha çok çalışması durumudur. Tansiyon yükseldiğinde bu pek çok şekilde bedenimizi etkileyip ölüme bile neden olabilecek ciddi hastalıkların ortaya çıkma riskini arttırır. Bu yazımızda hipertansiyonu tedavi etmekte kullanabileceğiniz doğal yöntemlerden bahsedeceğiz.

Bu hastalık, sağlığınız üzerindeki etkileri ve genel olarak bedeninize yaptıklarından dolayı dünya çapında “sessiz katil” olarak bilinir.Hipertansiyonun yaygın nedenleri arasında hareketsiz bir yaşam tarzı, aşırı kilolu olmak, diyabet, böbrek hastalıkları, kalp-damar hastalıkları, uyuşturucu kullanmak ve bazı ilaçlar gibi çeşitli şeyler bulunmaktadır.

Hipertansiyonu nasıl fark edebilirsiniz?

Hipertansiyonun doğrudan teşhis edilmesini sağlayan, kendine has belirtileri yoktur. Ancak aşağıdaki belirtilerden gösterdikleriniz varsa, bir doktora danışmalısınız:

  • Sürekli baş ağrıları
  • Mide bulantısı
  • Aşırı terleme
  • Nabızda artış
  • Görme değişiklikleri
  • Kulaklarda çınlama
  • Nefes kesilmesi
  • Gerginlik
  • Bitkinlik
  • Uykusuzluk (insomni)
  • Çarpıntı
  • Yüz kızarması

Hipertansiyonu nasıl önleyebilir ve tedavi edebilirsiniz?

Hipertansiyonu dengeli bir beslenme düzeni ve fiziksel aktivite içeren, sağlıklı bir yaşam tarzıyla önleyebilirsiniz. Hipertansiyonu düşürmeye yardımcı olan çeşitli yiyecekleri beslenme düzeninize ekleyerek, bu hastalık ile doğal yöntemleri kullanarak savaşabilirsiniz. Hipertansiyon tedavisinde en etkili doğal çözümlerden bazılarını öğrenmek için okumaya devam edin!

Sarımsak

sarımsak

Sarımsak kolesterolü düşürmeye ve dolaşım sisteminin çalışmasını tetiklemeye yardımcı olur. Amerika Indiana Üniversitesi tarafından yapılan çalışmalar, 3 ay boyunca her gün 1 diş sarımsak yemenin tansiyonu %7 ila 8 arasında düşürmeye yardımcı olduğunu ve olumlu sonuçlar verdiğini göstermektedir. Sarımsağı isterseniz çiğ olarak tüketebilir, isterseniz de salatalara ekleyebilirsiniz, hatta sarımsak kapsülleri bile alabilirsiniz.

Limon ve maydanozlu smoothie

Limon da maydaonoz da vücuttaki birikmiş sıvıların atılmasına yardımcı olan idrar söktürücü yiyeceklerdir. Bu iki malzemeyi kullanarak bedeninizi hipertansiyona neden olan zararlı maddelerden arındırabilirsiniz.

Malzemeler:

  • 1 limon
  • Birkaç dal maydanoz

Yapılışı:

  • Limonu yıkayıp kabuğunu soymadan bir blendıra koyun. Üzerine maydanozdallarını ekleyip karıştırın. Bu karışımı düzenli olarak aç karınla için.
  • Ayrıca hipertansiyon sorununa yardımcı olması için aç karınla, içerisine limon suyu eklenmiş bir bardak ılık su da içebilirsiniz.

Misket limonu

misket-limonu

Misket limonu flavanoidler ve C vitamini açısından zengindir. Bu iki madde damarlarınızın esnekliğini arttırır ve damarların içinde kanama olmasını önler.Hipertansiyonu olan kişiler için misket limonu yemek veya suyunu içmek çok faydalıdır, çünkü bu sayede bu hastalığı kontrol altına alabilir; hastalığın iç kanama, varis, morluk ve burun kanaması gibi etkilerini önleyebilirler.

Yulaf ezmesi

Yulaf ezmesi sağlığımız için pek çok farklı açıdan yararlı bir yiyecektir ve bu faydalarının arasında kan basıncını yani tansiyonu düşürme özelliği de bulunmaktadır. Kolombiya Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma; düzenli olarak yulaf ezmesi tüketmenin kötü kolesterolü düşürdüğünü ve nörolojik fonksiyonları güçlendirdiğini göstermektedir.

Havuç ve portakallı smoothie

havuç-suyu

Bu smoothie hipertansiyonu dengelemek için birebirdir çünkü vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olur, kötü kolesterolle savaşır ve vücuttaki birikmiş sıvıların atılmasını sağlar.

Malzemeler:

  • 1 havuç
  • 1 portakal
  • 1 kavun
  • Bal

Yapılışı:

  • Havuç ve kavunu yıkayın, soyun ve doğrayın.
  • Portakalın suyunu sıkın.
  • Tüm malzemeleri blendırdan geçirip karışımı mümkünse aç karınla için.

Kereviz

Kereviz bedenimiz için çok faydalı bir idrar söktürücüdür. Antioksidan ve depüratif özellikleri sayesinde bedenimizi toksinlerden arındırır ve vücuttaki sıvı ve ödem birikmesi ile savaşır. Bedenimize pek çok farklı şekilde yardımcı olan bu sebze, hipertansiyon ile savaşmamıza da yardımcı olur.

Kerevizi hipertansiyonla savaşmakta kullanmak için, bir litre su ve bir kaç kereviz sapı ile bir çay hazırlayabilirsiniz. Suyu kaynatıp ardından içerisine kereviz saplarını ekleyin. 10 dakika demlenmesini bekleyip içebilirsiniz.

Ayrıca kerevizi salatalarınıza veya yemeklerinize ekleyebilirsiniz.

Umarız doğal yollarla hipertansiyon tedavileri hakkında olan bu yazımız hoşunuza gitmiştir!

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Araştırmalarının sonucunda, şifa verme süreci boyunca, şifacıların beyinlerinin sag ve sol kısımlarının dengeli hale geldiği ve aynı alfa ritmini sergiledikleri sonucuna ulaştı.

 

“Dr. Beck, şifacıların beyin dalgalarını ölçerek şifa gücünü
açıklamaya çalışan ve bunun için dünya seyahatlerine çıkan bir
nükleer fizikçidir. Seyahatlerine devam eden Dr. Beck çok geçmeden
sarsıcı bir bilimsel keşifte bulundu.
İyileştirme süreci sırasında, tüm şifacıların beyin dalga frekansları aynıydı, kendi özel şifacılık yöntemleri ne olursa olsun, frekanslar 7.8 ile 8.0 hertz arasında degişiyordu. Rakamlar neden bu aralıkta dolaşıyorlardı?

Bu durum Dr. Beck’in kafasını karıştırmaya devam etti,

ta ki Yerkürenin manyetik alan frekansının 7.8 ila 8.0 hertz
arasında dolaştıgını fark edene kadar.

Bu dalgalar Schumann dalgaları olarak bilinir.

Dr. Beck ayrıca, şifacının beyninin,
bu dalgalarla ve küreselmanyetik alanın dogal frekansıyla
hem frekans hem de faz anlamında
senkronize olduğunu keşfetti.

Dr. Beck şifacıların,
bilinçdışı bir düzlemde,

Dünya’nın manyetik alanından
enerji aldıklarına da inanıyor.

Bu fenomen alan etkileşimi olarak adlandırılıyor.

Beck’in araştırmasına göre,
iyileşen kişinin beyin frekansları
şifacının ve Yerkürenin
7.8-8.0 hertz olan manyetik alan frekansıyla
senkronize işliyor.

Nevada Reno’daki Biyo-Elektromanyetik Enstitüsünden
Dr.John Zimmerman da,
alan etkileşimi fenomeni üzerine çalışma apan bir bilim adamıdır.

Araştırmalarının sonucunda, şifa verme süreci boyunca,
şifacıların beyinlerinin sag ve sol kısımlarının dengeli hale geldiği
ve aynı alfa ritmini sergiledikleri sonucuna ulaştı.

Mistik Hakikatler
Bilimsel Gerçekler
Crystal Love

Kaynak: Hülya Reis

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Şeker Portakalından Hayata Dair 14 Alıntı…

 

1-‘ “Daha çok anlat” dedim.
“Hoşuna gidiyor mu?”
“Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”
“Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”
“Gider gibi yaparız.” ”

2. ”Hepimiz büyüktük. Küçük küçük parçalarla, aynı üzüntüden payını alan büyük ve hüzünlü kişiler.”

3. “Masalın nerede bittiğini, hayatın nerede başladığını fark edemiyorum. Bazen suratıma garip bakıyorlar, o zaman uyanır gibi oluyorum.”

4. ”Kimseden hiçbir şey beklemiyorum. Böylece hayal kırıklığına da uğramamış oluyorum.”

5. “Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.”

6. ”Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek.”

7. “Bir şey daha var; küçük şeker portakalı fidanını hemen kesmeyecekler, kesildiğinde de sen çok uzaklarda olacaksın, fark etmeyeceksin bile.”
Hıçkırarak bacaklarına sarıldım .
“Bu artık bir şeye yaramaz, baba; hiçbir şeye yaramaz…”
Benimkiler gibi yaşlarla dolan gözlerine bakarak bir ölü gibi mırıldandım: 
“Onu kestiler bile, baba; benim küçük şeker portakalı fidanım kesileli bir haftadan çok oluyor.”

 

8. ”Sessizlik içindeydi her yer, ölümün kadifeden ayakları gezinir gibi. Ve ben, yaşamaya hükümlüydüm; yaşamaya!”

9. + Nen var Zeze?
– Hiç. Şarkı söylüyordum.
+ Şarkı mı söylüyordun?
– Evet.
+ Öyleyse ben sağır olmalıyım.

“İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim.”

10. “Uyuyalım. İnsan uyudu mu her şeyi unutur.”

11. ”Adamcağız kollarını açtı, beni göğsünde sevgiyle sıktı. ‘Ağlama yavrum!’ dedi. ‘Hep böyle duygulu bir çocuk olarak kalacaksın, pek çok ağlama fırsatı bulacaksın hayatta.’ ”

12. “İnsan yüreğinin, bütün sevdiklerini içine alabilmesi için çok büyük olması gerektiğini bilmelisin.”

13. ”Hayata uzaktan bakarak ilgisizliğimde yitip gitmiş gibiydim.”

14.  ”- Xururuca!

+ Ne var?
– Ağlamak kötü bir şey mi?
+ Ağlamak hiçbir zaman kötü değildir, budala. Neden sordun?
– Bilmiyorum, bir türlü alışamadım. Sanki yüreğim boş bir kafes…”
kaynak: liste liste

Senin Savaş İsmin Hangisi…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »