Yüksek Tansiyonu Düşürmek İçin 5 Doğal Yöntem

Yüksek kan basıncı yani hipertansiyon çok ciddi bir sağlık sorunudur ve insan ırkının en tehlikeli rahatsızlıklarından birisidir. Arteriyal kan basıncının sürekli artması çok ciddi sorunlar yaratabilir, hatta ölüme bile neden olabilir. Bu yazımızda sizlerle, kan basıncınızı kolayca nasıl düşürebileceğinize dair 5 doğal yöntem paylaşacağız.

Bu hastalığın özelliklerinden birisi de genelde bir belirtisinin olmamasıdır; ancak tedavisi çok kolaydır. Yine de olabilecek belirtiler arasında, çarpıntı, baş ağrısı, terleme, ani nabız değişikliği, baş dönmesi, gerginlik, yorgunluk, kulak çınlaması ve yüz kızarması bulunmaktadır.

1- Sarımsak

kan-basinci21

Uzmanlar yüksek tansiyonla baş etmek için sarımsak tüketilmesini öneriyorlar. Sarımsak damarların genişlemesini sağlayıp, pıhtı oluşumunu önlüyor. Sarımsağın bu özelliğinden faydalanmak için, beslenme düzeninize günde bir diş sarımsak eklemeniz yeterli olacaktır.

2- Bitter Çikolata

kan-basinci31

Almanya Cologne Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara göre, bitter çikolata yemek tansiyon için yararlı. Belki de bunun nedeni, çikolatanın kalp sağlığı için çok önemli olan flavonoidleri içermesidir. Yine de uzmanlar sütlü çikolata yerine ufak porsiyonlarda bitter çikolata yememizi öneriyorlar.

3- Maydanoz ve limon

kan-basinci41

Kabuğu da dahil bütün bir limon ve maydanoz ile yapacağınız bir içecek karışımının, idrar söktürücü etkisi çok önemlidir. Vücut, tansiyonun yükselmesine neden olan maddeleri idrar ile dışarı atabilir. Bu nedenle, sabahları kahvaltıdan önce limon ve maydanoz suyu içmenizi öneriyoruz. Eğer isterseniz bir bardak ılık suyun içine bir limonun suyunu sıkıp onu da kahvaltıdan önce içebilirsiniz.

4- Yulaf ezmesi

kan-basinci51

Yüksek kan basıncı veya hipertansiyonla savaşmada bize yardımcı olabilecek bir başka doğal ürün de yulaf ezmesi. Yulaf ezmesi, kötü kolesterol seviyesini ciddi miktarda azaltan çözülebilir lifler içerir. Bildiğimiz üzere, bu tür kolesterol tansiyon yükselmesinde önemli bir rol oynuyor. En çok önerilen yulaf ezmesi tüketme yöntemi, kahvaltıda bir kase yemek. Bu şekilde bir taşla iki kuş vurmuş olursunuz.

5- Lavanta, Mercanköşk ve Jojoba

kan-basinci61

10’ar damla lavanta ve mercanköşk yağını 20 ml jojoba yağı ile karıştırın. Dairesel hareketlerle yavaşça göğsünüze sürün. Gece uygulanması daha iyidir.

Son olarak, yüksek tansiyonu önlemek için dikkate alınması gereken başka önemli öneriler de var. Tuz tüketiminizi azaltın, potasyum, magnezyum ve kalsiyum açısından zengin meyve ve sebze yiyin, stresten kaçının, dinlendirici egzersizler yapın ve son olarak her şeyden önemlisi tansiyonunuzu düzenli olarak ölçüp almanız gereken ilaçlar varsa alın.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Dostlar Önemlidir…

terzi-300x3001

 

 

“ Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkânı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felaketi olmuş. Artık ne bir işi varmış ne de parası. Günler boyu iş aramış ama bulamamış… Yük taşımış, bulaşıkçılık yapmış, yine de evinin kirasını ödeyecek kadar para kazanamamış. Sonunda ev sahibinin de sabrı taşınca, küçük… bir bavula sığan eşyalarıyla sokakta bulmuş kendini… Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki parktan başka gidecek yeri yokmuş. Bir sabah iş arayacak derman bulamamış bacaklarında. Açlıktan ve soğuktan bitkin bir şekilde bankta otururken, kocaman bir araba yanaşmış kaldırıma. Arka kapıyı açmaya çalışan şoförü kızgınlıkla yana itmiş arabadan inen yaşlı adam, “Yalnız bırakın beni, parkta dolaşırsam belki sinirim geçer” diye söylenmiş.

Zengin bir işadamı olduğu her halinden belli olan ihtiyar, birkaç adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi görmüş. Terzi, adamın üzerindeki paltoya bakıyormuş dikkatle. Birden siniri geçiveren ihtiyar, “Zavallı adamcağız kim bilir nasıl üşüyordur, ona nasıl yardım etsem acaba?” diye düşünmeye başlamış. Oysa terzinin düşlediği paltonun sıcaklığı değilmiş. O, çok kalın ve kaliteli bir kumaştan üretilen bu paltonun sahibine hiç de yakışmadığını ve onun vücuduna uygun şekilde dikilmediğini düşünüyormuş. Yaşlı işadamı, terzinin yanına yaklaşıp, “Ne o evlat, bu ayazda parkta donmuşsun. İstersen paltomu sana verebilirim” deyince, “Hayır, teşekkür ederim. Ben sadece bu paltonun size göre olmadığını düşünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi olduğunuzdan şişman göstermiş” diye yanıt vermiş terzi.

Yaşlı adam bu cevabı alınca hayli şaşırmış. Çünkü o da üzerindeki paltoya onca para ödediği halde kendisine bir türlü yakıştıramıyormuş. “Soğuktan titrerken nasıl böyle bir şeye dikkat edebiliyorsun?” diye soran yaşlı adam, “Ben terziyim” yanıtını alınca “Benimle gel, hayat hikayeni yolda anlatırsın” diyerek arabaya bindirmiş bizim terziyi. Bu karşılaşma, terzinin hayatındaki dönüm noktası olmuş. Böyle yetenekli bir insanın işsiz ve evsiz kalmasına çok üzülen iyiliksever yaşlı adam, terziye bir dükkan açmasına yetecek kadar para vermiş.

Bunun karşılığında tek istediği kendi giysilerini bu genç adamın dikmesiymiş. Terzi yeniden bir işe hem de kendi işine başlamanın heyecanıyla deliler gibi çalışmaya başlamış. Bu arada yaşlı işadamı da desteğini esirgemiyor, onu kendi çevresinden zengin kişilerle tanıştırarak yeni siparişler almasını sağlıyormuş. Küçük dükkân önce kocaman bir modaevine dönüşmüş, sonra da pek çok ünlü marka için üretim yapmaya başlamış. Terzi artık “ünlü işadamı” diye anılır olmuş. Bir gün ihtiyar adam onu ziyarete gitmiş. Terzi çok büyük bir iş bağlantısı yapmak üzere yurt dışına gidecekmiş ve uçağa yetişmesine az bir zaman varmış. Biraz sohbet ettikten sonra yaşlı adam birden fenalaşmış, kalp krizi geçiriyormuş. Hemen bir ambulans çağırılarak hastaneye kaldırılmasını sağlamış. Yeni işadamımız ise büyük işi kaçırmak istemediği için uçağa yetişmiş. Yaşlı adam krizi atlatmış ve uzun süre hastanede yatmış, bir yandan da sadece bir kez telefon ederek durumunu soran terziyi bekliyormuş. Fakat terzi daha çok para kazanmak için oradan oraya koştururken bir türlü yaşlı adamı ziyarete gidememiş. Aradan o kadar uzun bir süre geçmiş ki bu sefer de utancından yaşlı adamın kapısını çalamaz olmuş. Bir süre sonra terzinin işleri yolunda gitmemeye başlamış. Fabrikalarını kapatmak zorunda kalmış ve elinde kala kala yine küçücük bir dükkan kalmış.

Utana sıkıla yaşlı adama koşmuş hemen nerede hata yaptığını sormak için. Son derece kırgın olan ihtiyar yine de onu kabul etmiş ama anlatacağı öyküyü dinledikten sonra hemen çıkıp gitmesini istemiş. Ve başlamış anlatmaya: “Bir zamanlar fakir bir oduncu varmış. Ormandaki bir kulübede yaşar ve odun keserek hayatını kazanırmış. Bir gün kulübesinde yangın çıkmış ve bu yangın bütün ormanı kül etmiş. O çevrede kimse ona güvenip iş vermeyince, çıkınını alan oduncu, eşeğine binip yola koyulmuş. Ağaçların arasında yürürken birinin kendisine seslendiğini duymuş. Başını kaldırınca konuşanın bir bülbül olduğunu görmüş. Bülbül ona “Senin haline çok üzüldüm, şimdi öyle bir büyü yapacağım ki eşeğin çok güzel şarkı söylemeye başlayacak, sen de onunla gösteriler yapıp çok para kazanacaksın” demiş. Gerçekten de eşek birbirinden güzel şarkılar söylemeye başlamış. Oduncu o şehir senin bu kasaba benim dolaşıp eşeğine şarkı söyletiyor ve herkes onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuş.

Oduncu ve şarkı söyleyen eşeği bütün ülkede ünlenmişler. Bir gün yine bir gösteriye yetişmek için koştururlarken, bülbülün yardım isteyen sesini duymuş oduncu. Bir kedi bülbülü yakalamış ve yemek üzereymiş. Şöyle bir duraklamış ama gösteriye gitmemeyi, onca parayı kaçırmayı gözü yememiş, arkasına bakmadan kaçmış oradan. Gösteri başladığında ise eşeği her zamanki gibi güzel şarkılar söylemek yerine sadece bir eşeğin çıkarabileceği sesleri çıkarmış. Oduncu kendisini şarlatanlıkla suçlayan izleyicilerin elinden canını zor kurtarmış. İşte o zaman bülbül ölünce büyünün bozulduğunu anlamış. Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün, büyü de o yüzden bozuldu.

Keşke güzel giysiler dikerken dostluk ipliğini koparmasaydın…” Öyküyü dinleyince hemen çıkıp gitmiş terzi, çünkü söyleyecek bir sözü yokmuş… Dostluk iplerinizi koparmamanız dileğiyle

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sürekli Geçmişten Ders Alarak Başarıya Ulaşan Japonlara Ait 21 Atasözü

japon-naruto1

 

 

1. İlk karını sana Tanrı, ikinci karını insanlar, üçüncüsünü ise şeytan gönderir.

2. Para eğer hizmetkârın değilse, efendin olur.

3. Savaşı bilmeyen, barışı da bilmez.

4. Kızgın adam hayatta girdiği tüm savaşlarda yenik ayrılır.

5. Para kazanmak iğneyle kuyu kazmak gibi; para harcamak kuma su dökmek gibi.

6. Âşık, sivilceyi gamze sanır.

7. Adam mevki sahibi olmaya görsün, köpeği bile mağrur eda takınır.

8. Pişmanlık duymayanı bağışlamak suya resim yapmakla birdir.

9. Göze batan çivi, çekici yer.

10. Eylemsiz öngörü hayal görmek, öngörüsüz eylem karabasan görmektir.

11. En iyi kılıç, kınında tutulan kılıçtır.

12. Zafer pek bir şey öğretmez; yenilgi çok şey öğretir.

13. Yalan dörtnala gider. Hakikat ise adım adım yürür, fakat yine de vaktinde yetişir.

14. Sular yükselince gemiler de yükselir.

15. Yedi kez düş, sekiz kez ayağa kalk.

16. Sanatçıyım diyebilmek için, ustanı geçeceksin ve kendini geçecek bir öğrenci yetiştireceksin.

Sanatçıyım diyebilmek için, ustanı geçeceksin ve kendini geçecek bir öğrenci yetiştireceksin.

17. Biri beni aldatırsa yazıklar olsun ona; iki kez aldatırsa yazıklar olsun bana.

18. Pirincin içindeki siyah taştan değil, beyaz taştan korkun!

19. Öfkenin uzaklaştırdığını, gülücükler geri getiremez.

20. Bilgi, eğer bilge değilsen, eşeğin sırtına vurulmuş kitap yükü gibidir.

21. Okuduğun her şeye inanacaksan, hiç okuma daha iyi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Duygularınızın Organlarınızın Üstüne Etkisi…

14333162_656584977842068_2771317355235708018_n1

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çevrecilik konusunda çok faydalı bir teknoloji keşke bizde de olsa…

14332946_10209263266452254_6132435689008706175_n1

 

Pet şişelerinizi markete geri götürüp şu gördüğünüz alete birer birer yolluyorsunuz. Alet şişeleri içeride şeritler halinde parçalıyor İşlem bitince şişe adetinize göre bir ödeme fişi veriyor. Alışverişinizi yapıp kasaya gidince fişi veriyorsunuz. Alışveriş tutarınızdan o rakam düşülüyor. 5 adet şişe 1.5 avro. Britanya ve Almanya da var diye biliyorum..Çevrecilik konusunda çok faydalı bir teknoloji keşke bizde de olsa…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 3 Comments »

OSHO’dan Bir Sufi Öyküsü…

469066-3-4-228bd1

 

ACI TORBASI… (OSHO’dan Bir Sufi Öyküsü )

Bir adam çok acı çekiyormuş ve her gün Tanrıya dua edip,
Neden ben? Başka herkes çok mutlu görünüyor,
ben neden böyle acı çekiyorum? Diyormuş.

Bir gün büyük bir umutsuzlukla Tanrıya dua etmiş:
Bana başka herhangi birinin acısını verebilirsin,
onu kabul etmeye hazırım ama benim acımı al. Artık dayanamıyorum.

O gece güzel bir rüya görmüş güzel ve çok açıklayıcı.
O gece rüyasında Tanrının gökyüzünde görünüp herkese,
Bütün acılarınızı tapınağa getirin, dediğini görmüş.

Herkes kendi acısından bıkmış durumdaymış aslında
herkes hayatının bir döneminde,
Herhangi birinin acısını kabul etmeye hazırım ama benimki al;
benimki çok fazla, dayanılmaz, diyormuş.

Böylece herkes kendi acılarını torbalara doldurmuş, tapınağa gitmiş
ve herkes çok mutlu görünüyormuş;
artık dualarının kabul olduğunu düşünüyorlarmış.

Bizim adam da tapınağa koşmuş. Tanrı,
Torbalarınızı duvar kenarına koyun, demiş.
Bütün torbalar duvar kenarına konmuş ve Tanrı,
Şimdi seçebilirsiniz, demiş.
Herkes istediği torbayı alabilir.

Ve en şaşırtıcı şey şuymuş: bu her zaman dua eden adam,
başka herkesten önce kendi torbasını seçebilmek için yanına koşmuş!
Ama çok şaşırmış çünkü herkes kendi torbasına koşuyor
ve tekrar onu seçmekten mutlu görünüyormuş.

Ne oluyormuş?

İlk defa olarak herkes başkalarının sefaletlerini,
başkalarının acılarını görüyormuş
onların torbaları da büyükmüş, hatta daha da büyükmüş!

Ve ikinci sorun şuydu ki, insan kendi acılarına alışıyordu.
Şimdi başka birininkini seçmek? Torbada ne tür acılar olduğunu kim bilebilirdi?

Uğraşmak niye?

En azından kendi acılarını tanırsın, onlara alışmışsındır, katlanılabilirler.
Yıllarca onlara katlanmışsındır niye bilinmeyeni seçesin?

Herkes evine mutlu bir şekilde dönmüş.

Hiçbir şey değişmemiş, aynı acıları geri götürüyorlarmış ama
herkes kendi torbasını alabildiği için mutluymuş ve gülümsüyormuş.

Ertesi sabah Tanrıya dua etmiş ve Dua için teşekkür ederim, demiş.
Bir daha asla böyle bir şey istemeyeceğim.

Sen bana her ne verdiysen iyidir, benim için iyi olmalı ki bana verdin…

Osho

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bireysel Özgüveni Yakalamak İçin 4 Tavsiye…

ozguven-nedir3-570x1941

 

Özgüvenli olun arkadaşlar diye paylaşıyorum..:))

psikolog Dr. Jennifer Crocker BİREYSEL ÖZGÜVENİ yakalamak için 4 tavsiyede bulunuyor:

1- Duygularını sorgula: Ne konuda olursa olsun bir eleştiri aldığında kalp atışların artıyor, ellerin titremeye başlıyorsa içindeki “canavar ego” uyanıyor demektir. Sakin ol ve dinle. Elindeki parmakların bile birbirinden farklı boy şekilde iken 2 insan bir konuda nasıl aynı düşünebilir ki? Dinleyebilmen ve “Bu konuda düşüneceğim” demen saygınlığını artırır. Saygınlık ise özgüvenini körükler.

2- Kendi kendine “Neden?” diye sor: Yaptığın işlerde kendi kendine bunu niçin yaptığını sor. Sebepler içerisinde korku ve kaybetme içeriği varsa yanlış yoldasın. Yaptığın her şeyi başkalarından takdir toplamak için değil kendini geliştirmek için yaptığına odaklan. Hem yaptığın işte uzmanlaşır hem de saygınlık ve özgüven kazanırsın.

3- Neye ve kime hizmet veriyorsun?: Yaptığın iş sırasında kazanacağın kariyer ve paradan çok üretiminin kime ne tür faydası olacağına odaklanırsan gece yatağa uzandığında kendinle gurur duyarsın, özgüvenin artar.

4- Empati duygularını uyandır: Özgüven uyandıran en büyük faktör bu 4. faktördür. Başkalarının duygularını hissetmeye çalışmak, kendini onun yerine koyabilmek kapalı olduğunu fark etmediğin gözünü açar. Kapalı güzün açılması, ressam Alex Andreyev’in tablosunda çizdiği gibi acı verir ama özgüven kazandırır.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Başarının 7 ruhsal kuralı.

deepak-chopra-meditation1

1. Saf Güç Kuralı

Bizlerin asıl hali saf bilinçliliktir; bu da saf güç demektir. Saf bilinçlilik ruhsal özümüzdür, sonsuz ve sınırsızdır, saf coşkudur, saf bilgidir, sonsuz sessizliktir, kusursuz dengedir, yenilmezliktir, basitliktir, mutluluktur.

“Saf Güç” Kuralının uygulanması:

* Sessiz olmak için her gün zaman ayırın. Günde iki defa derin düşünme yapın.

* Doğayla baş başa kalabilmek ve her varlığın içindeki zekâya şahit olmak için her gün zaman ayırın.

* Yargılamayın. Güne “Bugün hiçbir şeyi yargılamayacağım.” sözüyle başlayın.

2. Verme Kuralı

Evren dinamik alışveriş ile var olmaktadır. Vermek ve almak evrendeki enerji akışının değişik görünüşleridir. Aramakta olduğumuz şeyi vermeye istekli olmakla, evrenin bereketinin yaşamımıza yansımasını sağlarız. Coşku istiyorsanız başkalarına coşku verin; sevgi istiyorsanız sevgi vermeyi öğrenin; ilgi ve takdir istiyorsanız ilgi ve takdir göstermeyi öğrenin; maddi zenginlik istiyorsanız başkalarının zengin olmaları için yardımcı olun.

“Verme” Kuralının uygulanması:

* Nereye gidersem, kime rastlarsam onlara bir hediye vereceğim. Bu hediye hoş bir söz, bir çiçek veya dua olabilir.

* Bugün yaşamın bana vereceği bütün hediyeleri şükranla alacağım. Doğanın hediyelerini alacağım; bunlar, güneş ışını ve kuş sesleri, Başkalarından gelecek madde, para, kompliman veya dua şeklindeki hediyeleri almak için açık olacağım.

* İnsanlara her rastlayışımda onlara mutluluk ve coşku dileyeceğim.

3. “Karma” veya Etki ve Tepki Kuralı

Her hareket bize aynen geri dönen bir enerji gücü yaratır. Ne ekersek onu biçeriz. Başkalarına mutluluk ve başarı getiren hareketlerde bulunduğumuz zaman, “karma”mızın meyvesi da mutluluk ve başarı olacaktır.

“Karma” Kuralının Uygulanması:

* Bugün yaptığım bütün seçimlerin şahidi olacağım. Gelecekteki herhangi bir ana hazırlık yapmanın en iyi yolunun şimdiki anın tam bilincinde olmak olduğunu bileceğim.

* Her seçim yaptığımda kendime şu iki soruyu soracağım: “Yapmakta olduğum bu seçimin sonuçları neler olacaktır?” ve “Bu seçim bana ve bu seçimden etkilenen diğer insanlara doyum ve mutluluk getirecek midir?”

* Yapmış olduğum seçim bana rahatlık veriyorsa, o seçimi tamamen teslim olarak uygularım. Yapmış olduğum seçim bana rahatlık vermiyorsa, hareketimin sonuçlarını içgörümle görürüm. Bu yol gösteri kendim ve çevremdeki bütün insanlar için kendiliğinden doğru seçimler yapmamı sağlayacaktır.

4. En Az Çaba Kuralı

Doğanın “zekâsı” işlevlerini en az çabayla yerine getirir, Kaygısızca, uyum içinde ve sevgiyle. Otlar büyümeye çalışmazlar, sadece büyürler. Balıklar yüzmeye çalışmazlar, sadece yüzerler. Hareketleriniz sevgi tarafından yönlendirildiğinde en az çaba harcanır; çünkü doğa, yaşamını sevgi enerjisiyle sürdürür. Egoya önem vermek çok fazla enerji tüketir.

“En Az Çaba” Kuralının Uygulanması:

* Kabul etmeyi uygulayacağım. Bugün, insanları, durumu, şartları ve olayları olduğu gibi kabul edeceğim. Bu anın olması gerektiği gibi olduğunu biliyorum, çünkü bütün evren olması gerektiği gibi.

* İçinde bulunduğum durumun sorumluluğunu kabul edeceğim. Sorumluluk almanın, içinde bulunduğum durum için hiç kimseyi ve hiçbir şeyi suçlamamak olduğunu biliyorum.

* Görüşlerimi savunmak alışkanlığından vazgeçeceğim. Başkalarını benim görüşlerimi kabul için ikna etmeye çalışmayacağım. Bütün görüşlere açık olacağım ve hiçbir görüşe kaskatı bağlı olmayacağım.

5. Niyet ve Arzu Kuralı

Saf güç alanında niyet ve arzu sonsuz düzenleme gücüne sahiptir. Dikkat, enerji verir, niyet dönüştürür. Dikkatinizi neye yoğunlaştırırsanız, onun, yaşamınızda daha önemli bir yeri olacaktır. Diğer ruhsal başarı kurallarına uymak kaydıyla, dikkatinizi üzerinde yoğunlaştırdığınız şeye ilginiz, niyet edilen sonucun alınması için sonsuz uzay-zaman olayları yaratır. Bunun gerçekleşmesi için, niyetiniz insanlığın iyiliğini gözetmelidir.

“Niyet ve Arzu” Kuralının Uygulanması:

* Arzularımın listesini yapacağım. Bu listeyi her zaman yanımda taşıyacağım. Sessizlik ve meditasyona geçmeden önce bu listeye bakacağım. Gece uyumadan önce bu listeye bakacağım. Sabah uyandığımda bu listeye yine bakacağım.

* Olayların istediğim gibi gelişmediği zamanlarda, bunun için bir sebep bulunduğuna ve kozmik planın düşünebildiğimden çok daha büyük olduğuna inanarak, arzularımın listesini serbest bırakıp onu yaradana teslim edeceğim.

* Bütün hareketlerimde, şimdiki anın farkındalığının gerekliliğini kendime hatırlatacağım. Engellerin dikkatimi dağıtmalarına izin vermeyeceğim. Şimdiki zamanı olduğu gibi kabul edeceğim ve geleceği, el üstünde tuttuğum niyetlerim ve arzularımla gerçekleştireceğim.

6. “Ayrı Olmak” Kuralı

Belirsizliğin hikmeti “ayrı olmak”tır. Belirsizliğin hikmeti, geçmişten, geçmişte yaşanan şartlanmadan ve bilinenden kurtulmakta yatar. Bilinmeyene ve saf güç alanına doğru yönelmekteki istekliliğimizle, evrene güzel hareketlerini yaptıran yaratıcı zekâya kendimizi teslim ederiz.

Fiziksel evrende herhangi bir şeyi elde etmek için, o şeye olan bağımlılığınızdan vazgeçmeniz gerekir.Bu, arzunuzu gerçekleştirmek için gerekli olan niyetten vazgeçmeniz gerektiği anlamına gelmez. Niyetinizden vazgeçmiyorsunuz; arzunuzdan da vazgeçmiyorsunuz. Sonuca bağımlılıktan vazgeçiyorsunuz.

Ayrı olmak kuralı, evrimin oluşmasını hızlandırır. Bu kuralı anladığınızda, kendinizi çözümü zorlamaya mecbur hissetmezsiniz. Sorunun çözümünü zorlarsanız sadece yeni sorunların oluşmasına sebep olursunuz.Halbuki dikkatinizi belirsizliğin üzerinde yoğunlaştırır ve kargaşa içinden çözümün çıkmasını beklerken- belirsizliği yaşarsanız, ortaya harika ve heyecan verici şeyler çıkar.

“Ayrı Olmak” Kuralının Uygulanması:

* Bugün, kendime ve çevremdekilere oldukları gibi olmaları özgürlüğünü tanıyacağım.

* Belirsizliği kabullenme arzumdan dolayı, sorunların, karışıklığın çözümü kendiliğinden oluşacaktır. Belirsizliğin özgürlüğe giden yol olmasından dolayı, belirsizlik ne kadar fazla olursa kendimi o kadar güvende hissedeceğim. Belirsizliğin hikmetiyle güvene kavuşacağım.

* “Tüm olasılıklar alanı”na girerek, sonsuz seçime açık olduğumda yaşayabileceğim heyecanı öngöreceğim. Tüm olasılıklar alanına girdiğimde yaşamın tüm macera, gizem ve büyüsünü yaşayacağım.

7. “Dharma” veya “Yaşamın Amacı” Kuralı

Herkesin yaşamda bir amacı ve başkalarına verecek özel bir hediyesi veya yeteneği vardır. Bu özel yeteneği başkalarına hizmetle birleştirdiğimizde, kendi ruhumuzun coşkusunu ve sevincini yaşarız. Bu da bütün amaçların esas ve nihai amacıdır.

“Dharma” veya “Yaşamın Amacı” Kuralının Uygulanması:

* Ruhumun derinliklerinde oluşmakta olan Tanrıyı sevgiyle besleyeceğim. Dikkatimi hem bedenimi hem de aklımı hareketlendiren ruha yönlendireceğim.

* Özel yeteneklerimin bir listesini yapacağım. Özel yeteneklerimi ifade ettiğimde ve onları insanlığın hizmetinde kullandığımda zamanın nasıl geçtiğinin farkında olmadan hem kendi hayatımda hem de başkalarının hayatlarında bolluk yaratacağım.

* Her gün, kendime, “Nasıl hizmet edebilirim?” ve “Nasıl yardım edebilirim?” diye soracağım. Bu soruların cevapları insanlara sevgiyle yardım ve hizmet etmemi sağlayacaktır.
Kaynak: Başarının 7 ruhsal kuralı
Deepak Chopra

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Para kazanmaya emek verdiğiniz kadar kültür edinmeye de emek verin !..

ishak-alaton-hayatini-kaybetti1

 

 

RIP ISHAK ALATON

Üniversitelerimizde yaptığım söyleşilerde bana en çok para hakkında soru sorulur.
Herhalde iş adamı olduğum için.

Ben, “paranın iki kişiliği vardır” derim.

Birincisi;
para bir değiş tokuş aracıdır.
Para verip yiyecek, giyecek, ev, bark, hatta sağlık satın alabilirsiniz.

İkincisi ile
gelecek korkusunu yenersiniz.

“Yaşlılığımda çaresiz,
muhtaç, perişan kalmam, çünkü kötü günler için paramı bir kenara ayırdım” dersiniz.

Ama para ötesi, yani
para-üstü bir konu daha vardır. Bunu parayla satın alamazsınız.

Bunun adı
zevk ve keyiftir.

Zevk almak, keyif duymak, ancak KÜLTÜR ile mümkündür.

Resimden zevk almak için sergiler bedava,
müzik, kaset ve diskler üç otuz para.

Ayrıca konserler de pahalı değil.
Tiyatrolar hamburger fiyatına…
Aşk ve sevgi zaten bedelsizdir.

Güneşin batışından, denizin hışırtısından ya da
bir satranç oyunundan zevk alabiliyorsanız,
kalenizle bedavaya şah çekebilirsiniz.

Güneşi kaç paraya batırabilirsiniz?

Denizi hışırdatmanın fiyatı nedir?

Yaşlılığınız için biriktireceğiniz kötü gün parası kadar belki ondan da önemli olan bu zevkler ve mutluluklardır.

Bunlara sahip olmak ancak kültürle mümkündür.

Para kazanmaya emek verdiğiniz kadar kültür edinmeye de emek verin !..

İster genç olun, ister yaşlı, yaşınızla barışık değilseniz
ihtiyarsınız demektir.

Çok genç ölen yaşlılar olduğu gibi ihtiyar doğanlar da vardır.

Yaşlılar ölüme daha yakın derler. Ama ölüm nüfus kâğıdı sormuyor.

Şimdiki tutkulu projem, bir ceviz ormanı yetiştirmektir.
Fidanları dikmeye başladım bile.

Ceviz fidanı 8 yıl sonra ağaç olup, ceviz verirmiş.

Şimdi 76 yaşındayım. Yani 84 yaşımda ceviz kıracağım.

Bu kez kendi cevizlerimi…

(İshak ALATON)

HER ŞEYDE BİR HAYIR VARDIR

14232574_10208989797559361_8424116230975366844_n1
İki melek yeryüzünü dolaşmaya çıkmışlar. Tabii insan kılığında. Akşam olmuş. Kentin en zengin semtinde lüks bir villanın kapısını Tanrı misafiri olarak çalmışlar. Ev sahipleri somurtarak buyur etmişler onları. Yemek falan teklif etmemişler. Sıcacık misafir odaları yerine, buz gibi ve nemli bodruma iki şilte atıp;
“Geceyi burada geçirebilirsiniz” demişler. Şilteleri betona sererken, yaşlı melek duvarda bir çatlak görmüş. Elini uzatmış. Şöyle bir sürmüş yarığa. Duvar eskisinden sağlam olmuş. Genç melek:
“Niye yaptın bunu?” diye sormuş merakla.
“Her şey her zaman göründüğü gibi değildir” demiş yaşlı melek yavaşça.
Ertesi akşam melekler bir köy evinde çok fakir, ama çok iyiliksever bir aileye misafir olmuşlar. Her şeyleri bir tanecik inekleri imiş. Onun sütünü satıp geçiniyorlarmış. Ev sahipleri mütevazı sofralarına almış onları. Allah ne verdiyse beraber yemişler. Yatma zamanı gelince kadın:
“Siz uzun yoldan geliyorsunuz, yorgun olmalısınız”demiş. “Bizim yatakta siz yatın, bir rahat uyuyun. Biz şu divanda idare ederiz.”
Güneş doğarken uyanan melekler, zavallı adamla karısını iki gözleri iki çeşme ağlar bulmuşlar. Hayattaki tek servetleri inekleri bahçede ölü yatıyormuş. Genç melek öfkeden deliye dönmüş.
“Bunu nasıl yaparsın. Bu kadar iyi insanların yegane servetinin ölmesine nasıl izin verirsin. Önceki gece gittiğimiz villada her şey vardı, ama kötü ev sahipleri bize hiçbir şey vermediler. Sen onların bodrumlarını tamir ettin. Bu fakir insanlar bizimle her şeylerini paylaştılar ineklerinin ölmesine göz yumdun?..”
“Her şey her zaman göründüğü gibi değildir evlat” demiş, yaşlı melek gene.
“Nasıl yani?” diye daha da öfkeyle yinelemiş sorusunu genç melek.
“Her şey her zaman göründüğü gibi değildir evlat” demiş yaşlı melek bir daha. Ve anlatmış.
“İlk gittiğimiz zengin evinin o duvar çatlağının içinde yıllar önceden saklanmış bir hazine vardı. Ev sahipleri, zenginlikleri ile çok mağrur, ama hiç paylaşmayı sevmeyen insanlar oldukları için bu defineyi bulmayı hakketmemişlerdi. Çatlağı kapayıp, onları bu hazineden ebediyen mahrum ettim. Dün gece fakir köylünün yatağında yatarken ölüm meleği, adamın karısını almaya geldi. Kadının hayatını bağışlamasına karşılık ona ineği verdim. her şey her zaman göründüğü gibi değildir. İşler bazen istendiği gibi gitmez göründüğünde, aslında olan budur. Eğer inançlı isen, her işte bir hayır olduğunu düşünürsün. O hayrın ne olduğunu da, bir süre sonra anlarsın.
alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayatta Kayboldum Diyorsan Sana Yol Gösterecek 7 Davrnış…

dunyanin-farkli-yerlerinden-yol-manzaralari_780x4381

 

Dünyaya geldiğimizde yüksek bir enerji ile hayata başlarız. Tüm hücreler ve organlar için bu enerji gereklidir. Bu andan itibaren enerjimiz yavaş yavaş tüketilmeye başlanır. Ailemiz tarafından, dostlarımız ve tabii ki düşmanlarımız tarafından. Kendimizi düşük enerjimizle hayatta ki amacımızı kaybetmiş olarak buluruz. Hayat ormanında kaybolmuşuzdur.

Yolculuğa başladığınızda sizin için hedefin önemli olduğunu düşünürsünüz. Fakat hedefe ulaştığınızda asıl önemli olanın hedef değil yolculuk olduğunu anlarsınız.

Kendinizi bu şekilde hissediyorsanız bu 7 yol işinize yarayacaktır.

İç Sesini Dinlemelisin. İç sesin asla aldatılamaz. O yanıltılamaz ve sana yardım etmek için elinden gelen her şeyi yapmaya hazırdır. Onun yol göstermesine izin vermelisin.

Diğer İnsanları Dinlememek. Diğer insanları dinleyeceksem yolumu nasıl bulabilirim ki…

Çocukluk Hayalini Hatırla. Herkesin çocukluk hayalleri vardır. Genellikle iş hayatının bir kaç yılından sonra bu hayallerden vazgeçer ve şunu söyleriz. Gerçek hayat berbat bir yermiş. İçindeki çocuğa gülümse ve onu yaşat. Göreceksin sana yol gösterecektir.

Gerçek Amacını Keşfet. İnsanların bu hayatta var olmaların asıl sebebi manevi sınavları geçmek ve ruhsal olarak yükselmektir. Ama dünya bize şunu aşılar. Popüler ol. Zengin ve ünlü ol. Pek çok kişisel gelişim uzmanı da size bu yolda yapmanız gerekenleri aşılarlar. Gerçek amacımız iyi ve doğru insan profiline ulaşabilmektir.

Hedeflerinize Ortaklar Bulun. Sizinle aynı hedefleri olan ve aynı amaçlar için mücadele edecek insanlar ve dernekler bulabilirsiniz. Bu size yol gösterecektir
devamı…

Hayatınızda Örnek Olacak Kişiyi Bulun. Size yol gösterecek ve size ilham verecek kişiyi keşfetmediyseniz hata yapıyorsunuz. O kişiyi keşfedin. Bir arkadaşım Elektrik Mühendisliğini Tesla’ya olan hayranlığı yüzünden okumuştu. Tesla onun ilham kaynağıydı. Onunla ilgili her yazıyı okuyor ve başarı bu sayede onu buluyordu.

Zamanı Fark Edin. Anın değerini bilin. Şimdi en önemli zamandır ve kesinlikle tekrarı yoktur. Bir kuantum bilimciye eşsiz olan bir şey sormuşlar. Şimdi demiş. Hiç bir zaman şu anın birebir aynısı olmaz. Tüm her şeyi birebir kopyalayacak bir makina bile yapılsa mutlaka bir iki atom farklı olurdu. Şimdiki zaman tek gerçek zamandır. Şu anın değerini bilin ve anda kalın. Göreceksiniz Hayat size yol gösterecek…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

ÜZÜNTÜSÜZ YAŞAMA SANATI

HDResim.net

Üzüntüsüz yaşama sanatı
Epiktetos yirmi asır önce demiştir ki:
“Kader önünde sonunda şöyle veya böyle günahlarımızın bedelini önümüze koyar
Görünen ya da görünmeyen zaman içinde herkes günahlarının bedelini öder,
Ektiğini biçer ”

“Bunu bilen adam kimseye kızmaz, gücenmez, kimseyi aşağılamaz,
kimseyi itham etmez,
kimseden nefret etmez,
kimseye kin tutmaz

Bunu bilen adam karşılaştığı aksiliklere şaşmaz
Önüne çıkan maddi-manevi engellerin kendi günahlarından
başka bir şey olmadığını bilir”

Düşmanlarınızı düşünmek için ayıracağınız bir dakika bile düşmanlarınızdan daha değerlidir Nefret ve intikam hissi size büyük zararlar verir

Aristo şöyle diyor:
“İdeal insan iyilik yapmaktan zevk alır Kendisine iyilik yapılırsa mahcubiyet duyar Çünkü iyilik yapmak üstünlük işareti, bir iyiliğe muhtaç duruma düşmek zaaf işaretidir”

Karşılaşacağımız nankörlükten dolayı üzülmemek için hazırlıklı olalım Karşılık beklemeden iyilik yapalım

Mutluluk minnet beklemekte değil, minnet gösterilmesinden rahatsızlık duyulacak olgunluğa erişmektir

1) Dinleme Ama gerçekten dinleyin Kesmeden, hayal kurmadan, vereceğiniz cevabı düşünmeden Can kulağıyla dinleyin

2) Sevgi Kucaklamalar, öpücükler, sırt sıvazlamalar ve el tutmalar konusunda cömert olun Bu ufak hareketler, aileniz ve dostlarınıza olan sevginizi daha açık göstermenizi sağlayabilir

3) Kahkaha Fıkra anlatın, neşeli hikâyeleri paylaşın Bu armağanınız “seninle birlikte gülmeyi seviyorum” anlamına gelir

4) Yazılı bir not Basit bir “Yardımın için teşekkürler” notu, ya da belki bir şiir Kısa, elle yazılmış bir not bazen ömür boyu hatırlanır

5) İltifat Basit, içtenlikle söylenen bir söz (“Bu renk sana ne çok yakışmış”, “Harika bir iş çıkardın”, “Yemek nefis olmuş” gibi) karşınızdakinin içini aydınlatır

6) İyilik Her gün, rutininizi kırıp birisine hoş, nazik bir şey yapın

7) Yalnızlık Bazen tek istediğimiz yalnız kalmaktır Bu anlara duyarlı olun ve ihtiyacı olana yalnız kalma armağanını verin

8) Neşeli bir yapı Birine tatlı bir söz söylemek gibisi yoktur Selâm vermek veya teşekkür etmek o kadar zor mu?

* Alıntıdır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayatınızı Kilitleyen 4 Şey

kahve-falinda-dere-gormek1

 

Düşüncelerimiz ve hayallerimiz var. Biz hayatımızın mimarlarıyız. Fakat bazen ne kadar çabalasakta bir yerlere varamıyor ve kilitleniyoruz. Enerjimizi ve yolumuzu kilitleyen olayları kaldırmamız lazım. Bu yazımızda hayat enerjinizi ve hayatınızı kilitleyen 4 şeyi hayatımızdan çıkaralım.

HAYATINIZI KİLİTLEYEN 4 ŞEY

Sözlerine Dikkat Et.
Söylediğin her şey enerjini yükseltir veya alçaltır. Bilinçaltın seni dinliyor ve ruhsal gücünde öyle. Söylediğimiz ve düşündüğümüz her şey hayatımıza pozitif veya negatif etki ediyor. Enerjinizi hissedin ve onu yönlendirin. “Başaramam” ” Şimdiye kadar ne yaptım ki” “BEN BÖYLEYİM İŞTE” tüm cümleler sizi kilitliyor.

Gelecek ve geçmiş yaşam denkleminin dışındadır.
Şimdiye odaklanın çünkü size sadece şu an verildi. Bunu anlamamakta inat edebilirsiniz. Çünkü bilincimiz geçmiş ve geleceğin kendine ait olduğuna inanır. Bilincimiz ve benliğimiz bunu yaparken şimdiyi kaçırır ellerinden. Şimdide yaşayın şu anda kalın ve kaygılarınızdan uzaklaşın. Göreceksiniz hayatınızı kilitleyen şeyler bitecek.

Bahanelerimiz.
Durmadan söylenip duran bir adam veya kadın olduk zamanla. Bahanelerimizden güçlü olamazsak hedeflerimiz kilitlenir. Bizi diğer kişilerden ayıran gerçek özellik budur. Bahane sunarak yaşamaktan vazgeçin. En çok kendimize söylediğimiz o masum tatlı yalanlardan da vazgeçelim artık. Hayatımızın gerçek sahibi biziz ve hedeflerimiz için mücadele etmeliyiz.

Çok ciddiye almak.
Herkesi ve her şeyi o kadar ciddiye alıyoruz ki bazen hayatın güzelliklerine gözlerimizi kapatıyoruz. “O ne demiş niye demiş ile” geçiyoruz ömrümüzü. Bazı insanlar işlerine göre konuşurlar ve çoğu zaman sadece konuşmak için konuşurlar. Birilerini etkilemek için veya birilerinden fayda sağlamak için konuşurlar. Her şeyi çok ciddiye alıyoruz. Evet hayat aslında o kadar ciddi bir yer değil. Hayata bakışımızı değiştirmezsek mutsuz biriyle yaşamak zorunda kalacağız. Kim mi o? Tabii ki kendimiz.

Tüm yaşam, diye düşünüyorum böylesi sabahlarda, tüm yaşam güneş altında bir oyun. Cesare Pavese

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarda giderken çarpışırlar.

images1

 

Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarda giderken çarpışırlar.

İkisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur.

Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp:

“Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın. Arabalarımız mahvoldu ama ikimize de hiçbir şey olmadı. Bu belki de tanışıp, dost olup, hayatımızın sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız

için bir işarettir” der.

Müthiş heyecanlanan adam: “Evet, galiba haklısın” diye cevap verir şaşkınlıkla.

“Bak, arabam hurdaya döndü ama bir şişe şarap sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabı içip şansımızı kutlamalıyız” diye devam eden kadın, şarap şişesini adama uzatır. Adam şişeyi alır, açar ve yarısını içip kadına verir.

Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır. Bunun üstüne adam sorar:

“Sen içmeyecek misin?”

Kadın cevap verir: “Hayır, ben polisi bekleyeceğim!”

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Şu köşelerdeki boşluklara gelince, onlar karşılıksız sevmelerimden başka bir şey değil. Ben sevgimi verdim, ama karşılığını alamadım

faldabulut1

 

 

Bir zamanlar, genç bir adam küçük bir şehrin meydanında durmuş, yüksek sesle yüreğinin o civarın en güzel yüreği olduğunu ilan ediyordu. Etrafında toplanan insanlar, onun elinde tuttuğu yüreği görünce hayranlık sesleri çıkardılar. Gerçekten de kusursuz bir yürekti gencinki. Üzerinde en küçük bir çizik veya buruşukluk bile yoktu. Herkes aynı ağızdan onu doğruladı: Evet, kesinlikle gencin yüreğinden daha güzel bir yürek görmemişlerdi! Onlarında desteğini alan genç, daha yüksek sesle yüreğiyle övünmeye ve gururlanmaya başladı.
Derken, kalabalığın içinden yaşlıca bir adam sıyrıldı ve gence doğru yaklaşıp şöyle dedi: “Korkarım, senin yüreğin benimki kadar güzel değil, genç arkadaşım!”
İnsanlar ve genç adam yaşlı adamın elinde tuttuğu yüreğe baktılar. Güçlü atıyordu, ama üzeri yara bere ile doluydu, kimi kısımları kopmuş ve onların yerine konulanlar tam uymadığı için çıkıntılar oluşmuştu. Dahası, bir sürü köşesinde de boşluklar vardı. Belli ki, buralarda kopan parçaların yerine bir şey konulmamıştı.
… Bu kalbe bakan herkesin aklına aynı soru geliyordu: Bu adam nasıl olur da en güzel yüreğin kendisininki olduğunu söyleyebiliyordu?
Genç adam kalabalığın sözcülüğünü üstlenip yaşlı adamın yüreğine bakıp güldü:
“Şaka yapıyor olmalısın amca!” dedi. “Bir senin yüreğine bak, bir benimkine. Seninki, çiziklerle, yaralarla, gözyaşlarıyla dolu, benimki ise tertemiz ve bir çizik bile yok üzerinde.”
Evet!” dedi yaşlı adam. “Seninki güzel görünüyor, ama dünyaları versen yüreklerimizi değişmem.” Sonra da kendi yüreğini gence doğru uzatıp anlatmaya başladı:
“Şu yaralar, çizikler var ya, onların her biri sevgimi verdiğim bir insanı temsil ediyor. Her birine yüreğimin bir parçasını koparıp verdim. Onlar da kendi sevgilerini verdiler bana. Yüreklerinden koparıp verdikleri parçaları kendi yüreğimdeki boşluklara ekledim. Ama parçalar tam tamına uymadığı için bazı yerler gördüğün gibi çıkıntılı oldu. Böylesi daha iyi, çünkü bu çıkıntılar, parçaların birbirine tam uymayışı, bana paylaştığım sevgileri hatırlatıyor.”
“Şu köşelerdeki boşluklara gelince, onlar karşılıksız sevmelerimden başka bir şey değil. Ben sevgimi verdim, ama karşılığını alamadım. Kim bilir, günün birinde belki o köşeler de dolacak. Ama yine de, bana insanları karşılıksız sevmeyi hatırlattıkları için hoşuma gidiyorlar.”
“Şimdi söyle bakalım delikanlı, gerçek güzelliği anladın mı?”
Gözyaşları yanaklarından süzülen genç adam yaşlı adama doğru yürüdü. Elimdeki yüreğinden bir parça koparıp titreyen ellerle karşısındaki adama uzattı. Yaşlı adam bu sevgi ikramını kabul edip o parçayı yüreğine ekledi. Sonra yaralı bereli yüreğinden bir parça alıp genç adamın yüreğindeki boşluğa yerleştirdi. Parça oraya tam uymamıştı, girintiler çıkıntılar vardı.
Genç adam, yüreğine baktı, eskisi kadar mükemmel değildi belki, ama çok daha güzeldi. Çünkü, yaşlı adamla paylaştığı sevginin işareti duruyordu üzerinde.
İki insan sevgiyle kucaklaştılar, sonra kol kola kalabalığı yararak oradan uzaklaştılar…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »