Kendinizi nasıl topraklayacaksınız? Topraklama Kordonu Yaratmak…

002[1]

Kendinizi nasıl topraklayacaksınız? Sırtı dik bir sandalyeye kollarınızı ve bacaklarınızı çaprazlamadan oturun. Ayak tabanlarınız düz olarak yere bassın. Yapabiliyorsanız kafanızın içindeki odaya girin. Sağ elinizi karnınıza, kasık kemiğinin biraz üstüne; sol elinizi de tam kuyruk sokumunun bitimine koyun. Yapabiliyorsanız gözlerinizi açık tutun ve leğen kemiğinizin içindeki bölümde her iki elinizin arasında yuvarlak bir enerji merkezi olduğunu hayal edin. Çakra sistemini biliyorsanız bu merkezin sizin birinci çakranız olduğunu da bileceksiniz. Bu merkez genellikle 7 ila 12 cm çapında bir disk olarak resmedilir. Disk öne doğru bakar ve görülebilir renkli enerji içinde döner. Rengi kırmızı olmalıdır

 

Bu sımsıkı çapalanmış enerji diski her zaman bedenimizdedir. Bu enerji merkezi siz doğmadan önceden beri oradadır. Sürekli ve tükenmez bir kaynak olan bu enerjinin işlevi sizi beslemek ve size hizmet etmektir. Kafanızın içinde kalın. Enerjinin bu çakra içinde döndüğünü hayalinizde canlandırın ve bu enerjinin dümdüz aşağı doğru hareket eden bir borusu ya da bir kordonu olduğunu görün. Bu kordon çakranızla aynı çapta ya da bir parça daha ince olabilir. Canlı bir renkte enli bir topraklama kordonu hayal etmek daha kolay olabilir. Çakranızı bedeninize sıkıca çapalanmış olarak imgeleyin ve kordonun genital bölgeden çıkarak sandalyeyi geçip yere girdiğini düşünün. Kordonunuzu yaratmak için tükenmez bir enerji kaynağınız olduğunu bilmelisiniz. Birinci çakranızı tüketmiyorsunuz, sadece içinizdeki hiç bitmeyecek olan enerjiyi gezegenin merkezine yönlendiriyorsunuz. Nefes almaya devam edin ve eğer başarabiliyorsanız kafanızın içindeki odada kalarak gevşeyin.

Topraklama kordonunuzun daha da aşağılara inerek bulunduğunuz binanın temelini; binanın altındaki toprak katmanlarını delip geçtiğini ve gezegenin merkezine ulaştığını görün. Hala kafanızın içindeki odada mısınız, yoksa kordona yapışıp gezegenin merkezine doğru gittiniz mi? Kordonu takip etmeniz gerekmiyor. Odanızın içinde kalın ve kordonu gözünüzde canlandırarak kumanda edin. Kordonunuz size itaat edecektir. Kordonunuz gezegenin merkezine ulaştığında onu sıkıca bir yere bağlayın. Kordonu ucunda çapa bulunan bir zincir olarak; kökleri gezegenin merkezine dolanan bir ağaç olarak; kaynağı hiç tükenmeden merkeze akan bir şelale olarak; fişini gezegenin merkezine taktığınız bir elektrik kablosu olarak ya da size göre en uygunu neyse o olarak düşünebilirsiniz. Bedeninizin ağırlık merkezi (leğen kemiğiniz) ile gezegenin ağırlık merkezi arasındaki güçlü bağı ve diğer uçtaki sağlam bağlantıyı hissedin.

İsminizi kordondan aşağıya doğru üç kere söyleyin ya da etrafında dönen enerjide yazılı olarak görün. İşte ilk topraklama kordonunuz! Odanızın içinde kalmaya ve kendinizi topraklamaya alıştığınızda kordonunuzu yok edin. Atın, bırakın ya da yakın; bir şekilde yok olmasını sağlayın. Ne isterseniz onu yapın ve ondan kurtulun. Tamamen ortadan kaybolmasını sağlayın. Siz yaptınız siz yok edebilirsiniz. Bırakın yok olsun, şimdi. Neden mi? Çünkü manevi bilgi ve iletişim dünyası uzun zamandır ya fazla büyütülmüş ya da küçük görülmüştür. Enerji ile ilk kez çalışmaya başlayan kişiler dengelerini kaybedebilirler. Bazıları ölmüş akrabalarının ortaya çıkacağını ya da Tanrı’nın onlara bağıracağını filan düşünürler. Saçmalık. Sadece kendi enerjinizle ve kendi bedeninizle çalışacaksınız. Hepsi bu kadar. Size şunu hatırlatayım; bizim kültürümüzde, yani Batı kültüründe ruhu araştıracak ne dil ne de bağlam var. Çakra bir Doğu Hint sözcüğüdür Batı’da böyle bir kavram bile yoktur! Yani sonuç olarak Batı düşüncesi ruh ile ilgili spiritüel bir araştırmaya başlar başlamaz bir yığın zırvalık ve korkuyla dolu Pandora’nın Kutusu açılıverir.

Kendinizi bu tepkisel, cahilce maneviyat korkusundan soyutlayın. Enerjinizin ve enerji yaratımlarınızın tek efendisi sizsiniz; bunu sakın unutmayın. Enerji araçlarınız size aittir; mükemmel değillerse, doğru renkte ya da doğru büyüklükte değillerse o zaman onları yok edip her şeye yeniden başlayabilirsiniz. Yetki sahibi sizsiniz. Kendi yarattığınız her şeyi yok edebilirsiniz ve yeniden başlayabilirsiniz. Patron sizsiniz.

Kaynak: Spritüeller

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mutlaka Yapın…21 Ağustos Güneş Tutulması Duası…

cropped_content_2017-ilk-gunes-tutulmasi-bugun-gerceklesiyor-peki-gunes-tutulmasi-saat-kacta-burclari-nasil-etkileyecek_x1NRELT00sbyd2v[1]q

Peri Özlem Köme bu güzel dua için teşekkürler…

Bu duayı 20ağustos pazar veya 21 ağustos pazartesi bir suya okuyun ve 21 ağustos pazartesi güneş batarken pencere kenarına koyun ve güneş tutulması saatinde 21 .21 bu dileklerinizi tekrarlayın. Ve suyu güneş doğmadan içeri alın ve bir hafta boyunca çoğalta çoğalta için. Bu da benim eklemem,
Şifa olsun,
Anette İnselberg
21 Ağustos Tarihin En Büyük Güneş Tutulması Olacak!
Bir devir kapanacak ve yeni bir döngüye gireceğiz.Bitirmek üzere olduğumuz döngüde “sorun” olarak gördüğümüz her ne varsa, sonrakine taşımamak ve bu geçişi kolaylaştırmak için gelin hep birlikte dua edelim
Hayat bazen hoyratça savurur bizi varmak isteğimiz yerin tersi yöne doğru.Cevabını bulamadığımız soruların içinde, ormanda yolunu kaybetmiş yolcu gibi döner dururuz .Korku ile cesaret, vazgeçiş ile umut, şüphe ile teslimiyet arasındaki hızlı geçişler yorgun düşürür bedenimizi.Bir mucize olsun,sihirli bir el gelsin değsin ve her şeyi değiştirsin isteriz.
Oysa hayatın sana kendini anlatma şeklidir bütün olanlar.Şu fani bedeninde yaşadığın her deneyim çok kıymetlidir,üzerindeki tortuları atman için her biri ,bir fırsattır.
Böyle zamanlarda kendimize bahşedebileceğimiz en büyük hediye, ayağa kalkıp devam edebilme gücümüzü tekrar kazanmaktır.“Samimi bir dua” dileklerimizin, kaynağından akıp ete kemiğe bürünmesi için en güzel yoldur.
21 Ağustos Tarihin En Büyük Güneş Tutulması Olacak!
Bir devir kapanacak ve yeni bir döngüye gireceğiz. Bitirmek üzere olduğumuz döngüde “sorun” olarak gördüğümüz her ne varsa, sonrakine taşımamak ve bu geçişi kolaylaştırmak için gelin hep birlikte dua edelim
21 AĞUSTOS DUA’SI
Sevgi dolu bir insan olmanın yolunun önce kendini sevmekten geçtiğini gördüm, anladım. Bundan sonra yaşadığım her ilişkide ”almak için vermeye” gerek duymadan, sevginin asıl kaynağına ulaşıp kalbimden akmasına niyet ediyorum.
İsteklerime ulaşmamda en büyük engelin ”korkularım” olduğunu gördüm, anladım. Her daim Tanrı’nın elinin sırtımda olduğunu bilip güvenle ve teslimiyetle yaşamayı seçiyorum.
Hayat sahnesinde sadece ve sadece benden yansıyanların oynandığını, bu tek kişilik oyun da suretler değişse de konuşanın hep kendim olduğunu gördün, anladım. Hiç kimseye kırılmadan, kızmadan, suçlamadan yaşadığım olaylara sahip olduğum inançlar arasındaki bağı kolaylıkla fark etmeye ve bana artık hizmet etmeyen inançlarımı değiştirmeye niyet ediyorum.
Yaşadığım acıların mevcut zanlarımdan, sahipliklerimden, bağımlılıklarımdan, şartlanmalarımdan ve duygusallıklarımdan kaynaklandığını gördüm. Acıya ihtiyaç duymadan bunları fark edip kolaylıkla arınmaya niyet ediyorum.
Hayatımın sorumluluğunu kendimden başka her kime veriyorsam gücümü de ona teslim edeceğimi gördün anladım. Gücümü elime alarak yürümeyi seçiyorum.
Nefsime ağır gelen şeylerin içinde bir hayır olduğunu gördüm, anladım. Bu duyguların içinde boğulup kalmadan, gelişerek ve büyüyerek çıkmaya niyet ediyorum.
Yalnız hissetmenin, kendimi Tanrı’dan ayrı görmenin bir sonucu olduğunu gördüm anladım. Bedenimi O’nunla aramda çizilmiş bir sınır olarak algılamaktan çıkıp sonsuzluğu hissetmeye niyet ediyorum.
Değerimi bir başkasının biçmesine gerek duymanın, kendime değer vermemekten kaynaklandığını gördüm, anladım. Her insanın içine özenle yerleştirilmiş hediyeler olduğunu bilmeye ve bana ait olanları fark etmeye niyet ediyorum. Değerli ve özel olduğumu her hücremle hissetmeyi seçiyorum.
Genleri aktarılanların sadece fiziksel özellikler, yetenekler ve hastalıklardan ibaret olmadığını, ait olduğum soyda yapılanlardan benim de sorumlu olduğum gördüm, anladım.Bunları fark edip dönüştürmeye niyet ediyorum.
Başkaları gibi olmaya çalışmanın beni kendimden uzaklaştırdığını gördüm, anladım. Kim olduğumu bilmeyi, kendimi tanımayı ve kendim olarak fark yaratmayı seçiyorum.
Sevmediğim bir işi yapmanın emek vermek değil, kendimden vermek olduğunu, bunun kendime yapacağım en büyük kötülük olduğunu gördüm, anladım. Yeteneklerimle uyum içinde, sevgiyle üretmeyi ve kazanmayı seçiyorum.
Dünyada ve hatta evrende olan biten her şeyde benim de payım olduğunu, ben değiştikçe dünyanın(dünyamın) da değiştiğini gördüm, anladım. Dünyamı güzelleştirmeye niyet ediyorum.
Her anım için şükredeceğim bir hayatı seçiyorum.
Güneşimiz hep parlasın.
Peri Özlem Köme bu güzel dua için teşekkürler… (Fatma Dereye teşekkürlerimle)
Bu duayı 20ağustos pazar veya 21 ağustos pazartesi bir suya okuyun ve 21 ağustos pazartesi güneş batarken pencere kenarına koyun ve güneş tutulması saatinde 21 .21 bu7 dileklerinizi tekrarlayın. Ve suyu güneş doğmadan içeri alın ve bir hafta boyunca çoğalta çoğalta için. Bu da benim eklemem,
Şifa olsun,
Anette İnselberg

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ne isterseniz onu değil, Neyseniz onu çekersiniz!

enerji-titresim-seviyesini-yukseltmek[1]

Evrende her şey enerji. Enerji titreşerek salınır ve var olan her varlığın bir frekansı var.
Aynı şekilde bedenimizdeki her organın her hücrenin de kendine göre bir frekansı var.

Fiziksel çevremizden gelen tüm olumsuz frekanslar hücresel parçalanmaya ve düşüşe neden olduğu için hücreyi kendi doğal frekansına yükseltecek şeyleri öğrenip uygularsak daha kaliteli ve sağlıklı bir yaşama sahip olabiliriz.

Yaşayan her varlığı sağlıklı tutan var olan yaşam gücümüz.
Sahip olduğunuz enerjiyi temizler dengeler ve arınırsanız yaşam enerjiniz de yükselir.

Buna Çinde ve Japonyada “ki”
Hindistan ve Tibet’te “prana”
Sufizm de “Baraka” denir.
Ki zayıflarsa hastalıklar ortaya çıkar, tamamen bittiğinde ise varlık ölür!

Peki Frekans nasıl yükseltilir?
En çok sorulan sorulardan biridir. Aşağıda maddeler halinde yazmaya çalışacağım.
Aura temizliği, Olumlamalar, Olumlu duygu ve düşünceler, Dualar, Meditasyon,
(Namaz da bence bi şekilde meditasyon ve ben namaz kılarım daha çok)

Bir kere en başta ruh halimizi pozitife çevirmeliyiz. Öfke endişe ve korku gibi duygular frekansın aşağıda olduğunun en büyük göstergesidir. Ve frekansı 12 mhz düşürür.

Bunun için kendinize sık sık kendimi nasıl hissediyorum diye sorabilirsiniz.. Huzurlu, sakin, öfkeli, kızgın? Kendinize dürüst olun.

Derin bir nefes alıp verin – bunu 3 defa tekrarlayın.

“Hayatının akışına güveniyorum, her ne oluyorsa benim hayrıma her şey yolunda ve her şey tam olması gerektiği gibi ”

Bedeninizdeki tıkanmış enerjileri serbest bırakın.

Farkında olarak ya da olmayarak kendimde yarattığım tüm engellemeleri iptal ediyorum. Farkında olarak ya da olmayarak kendime koyduğum tüm blokeleri kaldırıyorum. Geçmişi, geçmişimdeki herkesi ve kendimi sevgiyle affediyorum ve serbest bırakıyorum.

Lütfen bunu kulağınızın duyacağı şekilde kendinize inanarak söyleyin.
İnsanları da yargılamayı bırakın lütfen. Herkes kendi hayatını ve kendi seçimlerini yaşıyor.
Sevgi dolu, hoş görülü ve şükür enerjisi içinde olmaya çalışın çünkü bunlar yüksek frekanslı düşünce halleridir.

Ayrıca Zihninizi kendinize dair kötü inanç ve düşüncelerle doldurarak gezdiğinizde etrafınıza sürekli ben değersizim mesajı yayacağınız için doğru insan ve kişileri de çekmeniz mümkün değildir. Sevilmek istiyorsanız önce kendinizden nefret etmekten vazgeçin.

Auranıza yapışmış negatif enerjileri temizlemek. Gün içerisinde dışarıdan sürekli negatif enerjiye maruz kalıyoruz.

 

Düzenli aralıklarla aura temizliği yapılması gereklidir.
Duşta bir kase içine biraz sirke koyup su ile karıştırıyorsunuz. Ve başınızdan aşağı döküyorsunuz. Hepsi bu! Aynı uygulamayı Kaya tuzu ile de yapabilirsiniz. Bu defa sirke yerine tuz ile suyu karıştırıyorsunuz.

Ayrıca Adaçayı enerjiyi temizlemenin en etkili yollarından bir diğeri.
Adaçayı titreşimi çok yüksek bir bitki, yakıldğı yani tütsü yapıldığı ortamda tüm negatif etkileri alandan uzaklaştırır enerji bedeninizi de temizler.

Olumsuz enerjileri bir kap içerisine koyacağınız tuz ile toplayabilir ve bunu mutlaka 15 günde- en fazla ayda lavaboya dökerek yenisini koyabilirsiniz.

Bu tuz kaplarını salonunuza, yatak başucunda komidinin üstüne, yatağın altına koyabilirsiniz.

Yatak demişken de ne yazık ki yatağımızda üzerimizdeki ve çevremizdeki olumlu olmayan enerjiyi emen noktalardan biri. Özellikle altını sık sık tozdan arındırmak ve eşyalarla doldurmamak gereklidir. Yatak altına doldurulmuş eşyalar, özellikle eski eşyalar bütün gece sahip olduğu titreşimi yayar, Vücudun enerji alanı sürekli bu enerjilerle boğuşur, ertesi gün bize gerekli olan enerji burada harcar.

Renklerin enerjisi de çok önemlidir, biliyorum bir çoğunuz koyu renkleri çok seviyor. Bende çok seviyorum, sarışın olduğum için siyah rengini kendime daha çok yakıştırıyorum mesela ve giyimimde çok fazla kullanıyorum. Ama ben işin tekniğini bildiğim için başka renklerin enerjisi ile de bilahare çalışıyorum ve telafi ediyorum Oysa bilmeyen biri sürekli siyah ve kahve gibi renklerle hayat enerjisini düşürebilir. Çünkü koyu renklerin frekansları çok düşüktür.

Canlı tonlar ve ve özellikle pembe rengi sevgi enerjisi çok yüksek bir renktir. Ev dekorasyonunda ve kıyafetlerinizde canlı ve pastel renklerin enerjisinden destek alın. Koyu renk giydiğinizde bile örneğin kahve ağırlıklı bir kıyafete turkuaz fular katarak enerjiyi dengeleyebilirsiniz. Yada kahverengi koltuklarınız varsa yine turkuaz objeler gibi..

Bunun dışında esanslar özellikle gül frekansı çok yüksek bir bitkidir. 320 mhz.
Ondan sonra önerebileceğim bir bitki lavantadır 118 mhz,
Nane 78 mhz ve fesleğen 52 mhz gelir..

Bu bitkilere dokunmak, koklamak varsa yağını sürmek frekansınızı artırır. Hatta lavantayı kaynatıp bulunduğunuz odaya koyun buharı odada yayılsın bu bile ortamın huzurunu artıracaktır. Bu arada lavanta gerek kokusu gerek rengi gerek faydaları benim ennn sevdiğim bitkidir ve o kadar çok bahsettim ki artık takipçiler lavanta görünce sizi hatırlıyoruz derler hep

Müzik! Havadaki titreşimi enerjiyi hareket ettirmek için yardımcı olan bir başka şey MÜZİK!
Dinlediğiniz şarkılar. Ahhh, hemde ne kadar etkiliyor frekansınızı biliyor musunuz

Çok tecrübe etmişsinizdir gayet normalken radyoda çalan acılı bir şarkıyla birden efkar bastığını.. İşte hooop düştü frekan

Sadece sözler değil müziğin temposu yaydığı frekans.
Ses frekanslarının etkisi şimdi değil çok uzun yıllar önce keşfedilmişti. Akıl hastanelerinde hastalar müzikle tedavi edildiğini duymuş muydunuz?

Mesela bunun bir örneği Amasya’da bimarhane de eskiden böyle bir uygulama varmış. Yapılan araştırmalara göre o dönemde hastalara burçlarına göre farklı makamlar dinletirlermiş mesela bu makamlardan Uşşak makamının gut hastalığı, uykusuzluk ve ayak ağrısı tedavisine, buselik makamı baş ağrısına, Hüseyni makamının kalp ve ciğerde oluşan iltihaplar ile mide rahatsızlıklarına, rast makamının felce, Irak makamının ateşli hastalıkların tedavisine iyi geldiğini okudum..

Ve en son olarak frekansı yükselten en önemli şeylerden birisi de DUA. MEDİTASYON. ve ESMA Çalışmalarıdır.

Bu da 15  mhz kadar yükseltiyor. Mesela Arapça çok zengin bir ses frekansına sahip olduğu için duaları Arapçasından okumak çok daha fazla etki gösterdiğiniz biliyor muydunuz. Bir yerde okumuştum Arapça dualar incelendiğinde kelimelerin yan yana gelişi insanın üzerinde çok olumlu etki bırakacak şekilde düzenlenmiş olduğu ortaya çıkmış..
Ya Rafi enerjiyi yükselten esmalardan birisidir.

Bu arada son olarak; çok önemli bir bulgu ise frekansı yüksek bir kişinin beraberinde pek çok kişiyi de dengelediği araştırmalarla ortaya çıkmış

Buna göre sevgiyi gerçek anlamda yaşayan bir kişi 750 bin insanın yaydığı düşük enerjiyi dengeliyor.

Yine yapılan araştırmalardan çıkan sonuca göre frekans seviyesi 200 ‘ün altında olan bir kişi de aynı şekilde çevresindeki insanların enerjisini de aşağıya çekiyor!

Dolayısıyla eğer bunu başarmakta zorlanıyorsanız enerjisi yüksek insanların yanında olmaya çalışın. Onların bu ışığı ve enerjisi size de yansıyacaktır.

Yaydığınız frekansa dikkat edin çünkü;

NE İSTERSENİZ ONU DEĞİL, NEYSENİZ ONU ÇEKERSİNİZ!

Kaynak:milliyet.com.tr

Yazar:Nur Demir

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

21 Ağustos Güneş Tutulmasından Burçlar Nasıl Etkileniyor?

1-Parça-Altı-Renk-DIY-Fırıldak-Oyuncak-Eğitici-Klasik-Bahçe-Fırıldak-EVA-Sünger-El-Yapımı-Oyuncak[1]

21 Ağustos 2017 Tutulmasının Burçlara Göre Ayrıntılı Etkileşimi
KOÇ YÜKSELEN VEYA KOÇ BURCU:
Vedik Astroloji’ye göre ilişkiler ve aşk alanınızda gerçekleşecek olan tutulma, bir süredir devam eden bir ilişkinizle ilgili karar vermenizi, yönünüzü belirlemenizi destekliyor. Bu durum size yük olan bir ilişkiden kopma veya yolları ayırma şeklinde kendini gösterebileceği gibi, beraberliğinizi yeniden ele alıp ciddi bir alana taşımanıza da olanak verebilir. Hayatınıza aniden biri girebilir, kendinizi aşkla ilgili hızlı bir gelişmenin içinde bulabilirsiniz. Evli iseniz çocuklar, çocuk sahibi olma veya karar verme, bu konuda adım atma, çocukla ilgili düşündüğünüz bir konuda adım atmayı destekleyebilir. Diğer yandan bu alan eğitim ve hobiler, kişisel işlerinizle de bağlantılı olduğu için eğitim veya hobiniz olarak gördüğünüz bir konuda farklı bir deneyimi yaşayarak, yeni bir sürece geçebilirsiniz.
BOĞA YÜKSELEN VEYA BOĞA BURCU:
Vedik Astrolojiye göre ev ve yuva alanınızda gerçekleşecek tutulma, bu alandaki sorumluluklarınızı yeniden değerlendirmenize olanak sağlayacak. Ebeveynler, aile, yakın akrabalarla ilgili beklenmedik gelişmeler yaşanabilir. Ev ve gayrimenkulle ilgili ani bir gelişme veya değişiklik yaşayabilirsiniz. Planladığınız bir ev değişikliği, taşınma varsa süreç hızlanacak. Ev içi gerginliklere karşı yuvanızda dengeye veya huzura önem vermelisiniz. Bir süredir biriken sorunları ele alma veya yüzleşme durumunda kalabilirsiniz. İç huzursuzluklarınızın arttığınız, ne yöne gideceğinize karar vermekte zorlandığınızı  hissediyor olabilirsiniz. Tutulmayı takip eden bir haftalık süreçte bu duygu karmaşaları sakinleşme eğilimine geçecek ki radikal kararlar için tutulma haftasını geçirmeye bakın.
İKİZLER YÜKSELEN VEYA İKİZLER BURCU:
Yakın çevreniz, kardeşler, yakın arkadaşlar veya kuzenler gibi yakın temasta olduğunuz kişilerle ilgili yeni bakış açısı gelişebilir. Veya onların hayatlarındaki radikal değişimlere destek vermek durumunda kalabilirsiniz. Kısa vadeli planlarınızı gözden geçirdiğiniz, yeniden planladığınız bir dönem geçireceksiniz. Medya, basın, reklam alanlarında işleriniz varsa önemli çıkışlar, önemli projelerin içinde olmak söz konusu. Önceden gelen, yarım kalmış veya sizin gönlünüzün istediği ama bir türlü olmayan bir konu çözülebilir. Girişimci taraflarınızı harekete geçiren bir tutulma süreci yaşayacaksınız. Bu girişimler hayatınızdan çıkarmak istediğiniz bir konu veya kişiyle ilgili harekete geçmek şeklinde de olabilir, bir iş veya planı sonuçlandırabilirsiniz de.
YENGEÇ YÜKSELEN VEYA YENGEÇ BURCU:
Maddi konular, finansal alanlar öne çıkarken parasal işlerinizde beklettiğiniz bir konuyu hızlandırmanız söz konusu. Bankacılık işleri, krediler açısından da gelişmelere açık bir dönemden geçeceksiniz. Öte yandan değerler, değer verdiğiniz konuları kendi hayatınızda öne çıkaracak ve kişisel beklentilerinizi, ertelediğiniz alanları yeniden aktive edeceksiniz. Öte yandan aileniz ilgili halletmeniz, çözümlemeniz gereken bir konu sonuçlanabilir.   Bu süreç aynı zamanda size ertelediğiniz ve başkaları için kişisel isteklerinizde vazgeçtiklerinizi yeniden ele alma fırsatı sunuyor.
ASLAN YÜKSELEN VEYA ASLAN BURCU:
Tutulma eski konuları, halletmeniz gereken alanları yeniden önünüze getirirken, ruhsal dönüşümlere açık olmanızı sağlayacak. Değişim etkilerinden geçtiğiniz ve değiştirmek zorunda olduklarınızla yüzleştiğiniz bir döngü söz konusu. Bu güne görmediğiniz veya fark etmediğiniz bir konuda ani bir aydınlanma, farkına varma yaşamanız söz konusu. Sezgileriniz artarken, iç bilişlerinizde hayli kuvvetli. Tutulma dönemi, iş veya özel hayatınızda hatta toplumsal yerinizde dikkat çekmenizi, fark edilmenizi de sağlayacak. Ertelediklerinizle buluşacak, bitirmek veya harekete geçirmek durumunda kaldıklarınızı yeniden ele alacaksınız. Tutulma kalabalık bir gezegen gurubu ile etkileşim içinde olduğu için iç gelgitleriniz, korkularınız, takıntılarınız artabilir. Sonuç odaklı olur ve bitirmeniz, artık tamamlamanız gerekenlere doğru adımlar atabilirseniz, son 3 yıldır uğraştığınız, emek verdiğiniz konularda önemli gelişmeler yaşayabilirsiniz. Düşmanlar veya sizi daha önce üzen kişiler veya olaylarla ilgili hayatınıza geri dönüşler olabilir. İntikam duygusuna kapılmadan, olgunluk göstermeniz durumunda büyük bir çıkış elde etmeniz söz konusu.
BAŞAK YÜKSELEN VEYA BAŞAK BURCU:
Bilhassa yükselen Başak burçları adına önemli bir tutulma süreci yaşanacak. Takıntılar, son iki yıldır takıldığınız konular, hayatınızda adeta düğüm etkisi yapan, aşamadığınız alanlarda yüklerden kurtulmak ve önünüze bakmak, hatta temiz bir sayfa açmak için tutulma güzel fırsatlar veriyor. Giderlerinize tutulma sonrası Merkür gerilemesinin bitimi 5 Eylül e kadar dikkat etmek faydalı olacaktır. Hayatınızda görmek istemediklerinizle veya fark etmediklerinizle buluşmanızı sağlayacak bu tutulma, korkmadan ve yüzleşerek ilerlemeniz durumunda size daha rahat ve özgür olacağınız yeni bir dönem sunabilir. Arkadaş çevreniz değişebilir, yeni bir çevreye girebilir, farklı insanlarla hatta işlerle ilgili yeni tecrübeler yaşayabilirsiniz. Yeniliklere açık olursanız siz karlı çıkarsınız. Gizli düşmanların aniden açığa çıktığı, arkanızda iş çevirenlerin gizlenemediği ve adeta önünüze düştüğü bir süreç yaşanabilir ki bunları dert etmek yerine gerçekleri fark etmenin tadını çıkarın.
TERAZİ YÜKSELEN VEYA TERAZİ BURCU:
Hedefleriniz, yapmak istedikleriniz ve bir süredir beklettikleriniz adına harekete geçme dönemini deneyimleyeceksiniz. Yeni bir çevreye geçebilir, yapmanız gerekenleri öne çıkarabilirsiniz. Dostlarınız, arkadaşlarınız olarak gördüğünüz kişilerle ilgili içinizde fark ettiğiniz ama dillendirmeniz bir çok durumla yüzleşme ve adım atma zamanları aktif olacak. Çevrenizle daha fazla temas içine geçerken, yeni bir grubun, insanların içinde kendinizi bulabilirsiniz. Seçimler yapma ve belki de çoktan yapmak durumunda olduğunuz ve sürekli ertelediğiniz seçimleri aktive etme zamanları söz konusu. Şartlar ve etrafınızdaki insanlar değişirken, daha cesur ve kararlı adımları atmayı tecrübe edeceksiniz. Hayatınızdan insanlar çıkabilir. Yenilemek durumunda olduklarınızı kendinize güvenerek ilerlemelisiniz. Kazanç noktalarınız, maddi kazanç alanlarınız değişiyor. Farklı alanlardan parasal gelirler elde söz konusu. Veya bu konuda beklettiğiniz, karar veremediklerinizi şartlar uygulamanızı gerektirecek.
AKREP YÜKSELEN VEYA AKREP BURCU:
İşinizde, kariyerinizde bugüne kadar bildiğiniz alanların dışına çıkma, farklı bakış açılarını genişletme, yeni bir işe, alana geçme söz konusu. Devam eden iş rutininde gelişme, yeni bir dönemi başlatma olabileceği gibi sorumluluklarınızın arttığı bir döngünüz de var. Her durumda inisiyatif kullanmak, sorumluluklarınızı iyi organize etmek, kendi bakış açınızı yenilemek durumunda kalabilirsiniz. Planlı giderek ve ek yükleri, gereksiz konuları hayatınızdan çıkararak yüklerinizi hafifletmeniz de önemli olacak. Kontrol etme dürtünüze, her şeyi sizin yapma ve böylece daha fazla hakimiyet kurma isteğinize gem vurmalı ve gerek aile, gerekse iş alanlarınızda üzerinizdeki fazlalıkları paylaştırmalısınız. İş ve kariyere bakış açınızın değiştiği bir döngünüz söz konusu. Bir süredir önem verdiğiniz, öncelik haline getirdiklerinize artık farklı bakmaya başlayacaksınız. Bir süredir devam eden iş arayışlarınız varsa beklenmedik fırsatlar gelebilir.
YAY YÜKSELEN VEYA YAY BURCU:
Yolculukların, seyahatlerin arttığı, kendi gelişiminize ve kişisel isteklerinize öncelik verdiğiniz bir dönem başlıyor. Hayata bakışınızı yeniden belirliyorsunuz. Üzerinizde yük olanlardan kurtulmak için tutulma döngüsü iyi fırsat. Ancak kararsızlıklardan, yüzeysel yaklaşımlardan uzak durarak, gereken değişimleri hayatınıza almanız gerekmekte. Eğitim, yayıncılık, turizm gibi konularda çalışan Yay yükselenler yoğun bir tempoya girebilir. Satürn burcunuza doğru ilerlerken, özellikle sonbahar ortalarında sorumlularınızın arttığı, farklı bir alanda tecrübe edineceğiniz yeni bir iş fırsatı yaşanabilir. Eğitimle uğraşıyorsanız, akademik bir çalışma adına önemli gelişmeler sağlayabilir, kararlar verebilirsiniz. Yurtdışına gitme planlarınız varsa, bu yıl sonuna kadar beklenmedik fırsatlar yakalayabilirsiniz.
OĞLAK YÜKSELEN VEYA OĞLAK BURCU:
Değişim etkilerini yoğun yaşayacaksınız. Güvendiğiniz, kendinizi daha rahat hissettiğiniz alanlardan ayrılarak, yeni başlangıçlar yapmanız, beklettiklerinizi aktive etmeniz söz konusu. Farklı bir iş alanı tecrübe etmek, farklı bir şehre taşınma, uzun süredir oturduğunuz bir yerden ayrılma, tek başına eve çıkma, sizi yoran bir ilişki ile yolları ayırma, farklı alanlarda parasal kazançlar arama gibi hayat akışınızda bildiğiniz alan ve konular dışına çıkma, adım atma potansiyeliniz yüksek. Hayat size değiştirmeniz gerekenleri değiştirmeniz için fırsatlar sunabilir ancak sizin de güvenli bölgenizden ayrılmayı göze alıp, cesur adımlar atmanız gerekmekte. Başkalarından gelebilecek parasal kazançlarınız adına miras, nafaka, komisyon alacaklarınız, danışmanlık ücretleriniz, kira gelirleriniz gibi yeni bir yapılanma söz konusu. Bu alanlarda ilerlemeyen iş ve konular aniden düzene girebilir.
KOVA YÜKSELEN VEYA KOVA BURCU:
Hayatınızda ortak yürüttüğünüz işler ve konular tutulma süreciyle birlikte yeni bir döngüye geçmekte. Ayrıca eşiniz, partneriniz, birlikte hayatı paylaştığınız bir kişiyle ilgili önemli gelişmeler yaşanırken, bu kişiler sizin yaşamınızda ki bazı yükleri üzerinizden alabilirler. Her türlü ikili ilişkinizde yeni bir dönemi tecrübe ediyorsunuz. Yüzeyden giden, derinliği olmayan kişilerle yollarınız ayrılabilir. İş ortaklıklarınız, birlikte çalıştığınız veya proje yönettiğiniz kişilerle ilgili ilişkinizi veya beklentinizi tekrar ele alma, gözden geçirme zamanları. Yeni teklifler, beklenmedik anlaşma veya sözleşme talepleri gelebilir. Evlilik kararı, kararsız kaldığınız bir ilişkide netlik kazanmak adına da radikal adımlar atabilirsiniz. Yurtdışı planlarınız adına hızlı gelişmeler olabilir. Bu konuda düşündüğünüz ve uygulamaya cesaret edemediklerinizi hızlandırmanız söz konusu.
BALIK YÜKSELEN VEYA BALIK BURCU:
Günlük hayatınızı, günlük rutinlerinizi yeniden ele almak ve alıştığınız rahat bulduğunuz alanlardan çıkarak, hızlı gelişmelere ayak uydurma durumuna geçtiğiniz bir süreciniz başlıyor. Alışkanlıklarınızı veya alıştıklarınızı değiştirmeniz, yeniden düzenlemeniz gerekebilir. Mesleki konularda yeni bir süreç başlıyor olabilir. Beklenmedik değişimler yaşarken, ev ve iş dengelerinizi iyi düzenlemeniz önemli olacak. Sizi zorlayan ve bir anlamda hastalıklı giden bir ilişki, beraberlik aniden hayatınızdan çıkabilir. İlişkiler adına sürpriz gelişmelere açıksınız. Eski ilişkileri, kişileri, size yük olanları hayatınızdan çıkararak yenilere yer açmanız söz konusu. Uzun süredir devam eden alışkanlıklar, rutinler, bildiğiniz kendinizi rahat hissettiğiniz alanlarınız değişiyor. Tüm bu süreci, saklanmadan ve kaçmadan yönetmeniz gerekecek. Şartların getirdiği yeniliklere adapte olup, sonuç odaklı bakarak bu dönemi yönetirseniz zorlanmadan ilerlersiniz.

Kaynak: http://www.sebnemeksib.com.tr/21-agustos-gunes-tutulmasi-burclar/

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sağlıklı Bir Vücut İçin Vagus Sinirini Nasıl Uyarırsınız?

2-onuncu-sinir-1[1]

İnsan vücudunda, beyinde 12 parça sinir vardır. Bu sinirler arasından, vagus olarak adlandırılan onuncu sinir oldukça güçlü ve ilgi çekici özelliklere sahiptir.
Sizi, otonom sinir sisteminin bir parçası haline getirir ve bu çok ilginç bir işlevdir.

Rahatlamanızı, zihinsel dinginliğe ulaşmanızı, stresle mücadele etmenizi ve daha kaliteli bir yaşam için mutlu hissetmenizi sağlayan kısım burasıdır.
Pek çok insan, vücudundaki vagus sinirinin bu kadar önemli olduğunun farkında değil.
Bunun sebebi çok açıktır çünkü insanlar kendi bedenlerini dinlemek yerine dış uyarıcılara daha fazla odaklanmış durumdalar.
Aşağıda, yarım saatinizi ayırarak vagus sinirinizi nasıl aktive edeceğinizi ve daha iyi bir yaşam standartına ulaşacağınızı kısaca açıklayacağız.
Eğer bunu günlük hayatınızda uygularsanız değişiklikleri göreceksiniz.
Hazır mısınız?
Vagus siniri nerededir?

Akciğer ve mide siniri olarak da adlandırılan vagus siniri, omurilik soğanında başlar ve yolculuğunu aşağıdaki bölgelere kadar sürdürür;
Gırtlak
Yemek borusu
Boğaz
Bronşlar
Kalp
Mide
Pankreas
Karaciğer

Ayrıca bazı damarlara ve motor nöron liflerine kadar da ulaşabilirler.
Aşağıdaki faaliyetleri gerçekleştirir;
Size hassasiyet verir.
Ses boşluğu kaslarınızı en iyi seviyede çalıştırırken iletişiminizi güçlendirir.
Nefes alıp verişinizi düzenler.
Sevgi ve annelik hormonu olan oksitoksin hormonunun salgılanmasını artırır.
Karaciğer ve pankreas fonksiyonlarını düzenler.
Hatta, hıçkırığı durdurur.

Vagus siniri tüm bedenin sağlığıyla ilişkilidir

Ağır bir yemek yedikten sonra, biraz uyumak ya da uzanmak istemenize neden olan bir yorgunluk hissini hepimiz biliriz.
Bu his, vagus siniri tarafından düzenlenir. Yemek yedikten sonra, vücudunuz besini sindirmek için çok fazla enerji kullanır.
Bu sinir, vücudun rahatlama potansiyelini artırır ve bu rahatlama da çoğunlukla uyuşukluk hissiyle sonuçlanır.
Sindirim sistemini düzenlemesinin yanı sıra, vagus siniri kalp atışlarınızı da düzenler. Böylece fazla heyecanlanmanız önlenmiş olur.
Bazı insanlar “vagal sendrom” yaşarlar.
İyi ya da kötü bir şey sebebiyle fazla heyecanlandığınızda vagal sendrom meydana gelir ve vagus siniri bilincinizi kaybetmenize neden olur. Bunun sonucunda da bayılırsınız. Ancak, bu tabii ki en uç noktadır.
Ayrıca, vagus siniri bağışıklık sisteminizi ve hücrelerinizin yenilenmesini de düzenler.
Bu muhteşem sinirin bir başka fonksiyonu ise sizi tok tutmasıdır.
Sindirim sistemiyle yakından ilişkili olduğu için, düzenleyici bir rolü de vardır. Vagus siniri, size yemeğin sizin için yeterli olduğunu hissettirir ve stresli durumlarda iştahınızı kontrol eder.
Gördüğünüz gibi rahatlama, tokluk, kilo, stres gibi her türlü konu bir şekilde vagus siniriyle ilişkilidir. Bu sinir gerçekten çok ilginç bir yapıya sahiptir.

Vagus sinirini “uyarma” tekniği

4-Trendelenburg[1]

Bu oldukça basit bir tekniktir ve günde yarım saatten fazla zamanınızı almaz. Ancak, her gün günün aynı saatinde uygulanmalıdır.
Kilit noktanın nefesi kontrol etmek olduğu diğer rahatlama yöntemlerine benzemediğini göreceksiniz. Ne yapmanız gerektiğine bir göz atın:
Rahat bir kıyafet giyin.
Başınız bacaklarınızdan daha aşağıda olacak şekilde eğimli bir yüzeye uzanın(Trendelenburg pozisyonu).
Alnınıza serin, nemli bir bez koyun.
Alt karnınızı havayla doldurarak, 6 saniye boyunca burnunuzdan nefes alın.
Biri size yumruk atmak üzereymiş gibi karnınızı kasarken nefesinizi 6 saniye tutun.
Şimdi, 7 saniyeliğine derin nefes alıp göbeğinizi şişirirken, aynı zamanda dudaklarınızı da bir mum üflermiş gibi tutun. Bu, vagus sinirini harekete geçirmenin en iyi yoludur.
Bu egzersizi 7 kez tekrarlayın.
Bitirmek için, yavaşça oturun ve ayağa kalkmadan önce 5 dakika bekleyin. Rahatlayın. Kalktığınızda bir bardak soğuk su içmek iyi bir fikirdir.

Son olarak, gördüğünüz gibi bu kadar basit bir egzersizle vagus sinirinizi harekete geçirebilirsiniz. Sadece, nefes alma tekniğini uygulamak bunun için yeterlidir.

Kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Başarılı kişiler, negatif enerji yayan insanlardan nasıl korunuyor?

basarili_insan_3_a3678e65-2759-4c23-ad99-376364484c54[1]

Çevreye negatif enerji yayarak verdiği olumsuzluklarla zararlı olarak nitelendirdiğimiz insanların bir kısmı yaptıklarının farkında değilken, diğer bir kısım ise bilinçli olarak kaos yaratıp insanları kızdırmaktan büyük zevk alır. Fakat sonuç olarak, her şekilde gereksiz bir karmaşa ve en kötüsü de, stres yaratırlar. Travis Bradberry’nin paylaştığı negatif enerji yayan ve olumsuzluk yaratan bu tarz zararlı insanlarla baş etme yollarını Uplifers olarak sizlere sunuyoruz.

Araştırmalar, stresin beyin üzerinde kalıcı ve olumsuz bir etki yarattığını gösteriyor. Birkaç gün bile strese maruz kalmak, beynin mantık ve hafızadan sorumlu, önemli bir bölümü olan hipokampüsteki sinirlerin etkinliğini azaltıyor. Haftalar boyu yaşanan stres, beyin hücrelerinin birbirleriyle olan iletişimlerini hasara uğratırken, aylar süren stres ise, nöronları geri dönüşü olmayan bir şekilde yok ediyor. Stres, başarınızı ciddi anlamda tehdit ediyor; kontrolden çıktığında, beyniniz ve performansınız bundan büyük zarar görüyor. Peki başarılı insanların bu konudaki taktikleri nelerdir?
Özellikle her şeyden şikayet eden, zararlı insanlarla aralarına sınır koyarlar
Her şeyden şikayet eden negatif insanlar, sorunlara odaklandıkları için çözüm bulmada başarısız olurlar. Kendilerini daha iyi hissetmek için, herkesin onlar gibi mutsuz olmasını isterler. İnsanlar genelde kaba ya da duyarsız gözükmemek adına, bu insanların şikayetlerini dinlemek zorunda kalır. Fakat insanlara anlayışlı davranmakla, onların olumsuz duygularla dolu dünyasında çakılı kalmak arasında ince bir çizgi vardır.
Bu durumdan kurtulmak için, bir takım sınırlar koymanız ve gerektiğinde uzak durabilmeniz yeterlidir. Şöyle düşünün: Bütün gün sigara içen birinin yanında oturup, dumanını solur musunuz? Her şeyden şikayet eden insanlardan da bu şekilde uzak durmanız gerekir. Sınır koymanın en iyi yolu, şikayet eden insana, bu problemi nasıl çözmeyi düşündüğünü sormaktır. Bu soru karşısında ya susacak ya da sohbeti daha verimli bir yönde devam ettirecektir.
Çatışmaları zararsız atlatırlar
Başarılı insanlar, duygularını okuyabilir ve ona göre doğru hamleler yapabilirler. Bir anlaşmazlık anında, kontrol edilemeyen duygular sizi istemediğiniz yollara sürükleyerek, ciddi anlamda zarar görecek şekilde davranmanıza neden olurlar. O yüzden, zararlı insanlarla aranızda bir anlaşmazlık çıktığında, savaş vermenin en mantıklı yolunu seçip, kendinizi zamanı geldiğinde savunmalısınız.
Mantıksız durumların üstesinden gelirler
Zararlı insanların davranışları o kadar mantıksızdır ki, sizi kolayca çileden çıkarabilirler. Fakat bu konuda dikkatli olmak lazım; kendinizi duygularınızın kontrolüne bırakıp, onların oyununa gelmeyin.
Karşınızdaki insan ne kadar mantıksız olursa, sizin de bu işin üstesinden gelmeniz aslında o kadar kolay olur. Böyle durumlarda, konuyla aranıza duygusal olarak bir mesafe koyun ve o kişiyle etkileşiminize, sanki bir bilim projesiymiş gibi yaklaşın. Duygusal karmaşaya değil, sadece gerçeklere göre hareket etmelisiniz.
Duygularının farkında olurlar
Duygusal bir mesafeyi korumak, farkındalık gerektirir. Damarınıza basan bir insanı, ne yaptığının farkında olmazsanız, durduramazsınız. Bazen, işin içinden çıkmanın en iyi yolunu bulmak için, durup düşünmeniz gerekir. Kafanızı toplayıp en iyi hamleyi yapmak için kendinize zaman tanıyın.
Kimsenin keyiflerini kaçırmasına izin vermezler
Tatmin ve keyif alma duygularınız, diğer insanların düşüncelerine bağlıysa, kendi mutluluğunuzu kontrol edemiyorsunuz demektir. Duygusal olarak zeki insanlar yaptıkları bir şeyden mutluluk duyduklarında, kimsenin fikirlerinin ya da art niyetli yorumlarının keyiflerini kaçırmasına izin vermezler.

 

Başkalarının sizin hakkınızda düşündükleri konusunda tamamen kayıtsız kalmak imkansız olsa da, kendinizi kimseyle karşılaştırmak zorunda değilsiniz. Ayrıca başkalarının fikirlerine ihtiyatlı yaklaşmanız gerekir. Bu sayede, kendinize verdiğiniz değer başkalarına bağlı olmadığından, zararlı insanların dedikleri ya da yaptıkları sizi etkileyemez.

Unutmazlar
Duygusal zekaya sahip insanlar kolay affeder ama bu, her şeyi unuttukları anlamına gelmez. Affetmek, hata yapan kişiye ikinci bir şans vermek demek değildir; daha çok, yola devam edebilmek için olumsuz durumları arkada bırakmayı amaçlar. Başarılı insanlar, başkalarının hataları yüzünden bir açmaza düşmek istemedikleri için, olan biteni arkada bırakıp, gelecekte de zarar görmemek adına kendilerini korurlar.
Kendileri hakkında olumsuz düşünmezler
Bazen, diğer insanların olumsuzlukları sizi de ele geçirir. İnsanların size davranış biçimleri karşısında kendinizi kötü hissetmeniz normal, fakat bunu aşmak ya da olumsuz duyguları daha da güçlendirmek, tamamen size bağlı. Kendiniz hakkında olumsuz düşüncelere kapılmanız, sizi zayıf düşürür, içinden çıkılması güç bir duruma sürükler. Üstelik çoğu zaman bu düşünceler, gerçeği yansıtmazlar. Dolayısıyla, her ne pahasına olursa olsun, kendi kendinizi kötülemekten uzak durun.
Sorunlara değil, çözümlere odaklanırlar

Dikkatinizi verdiğiniz yer, duygusal durumunuzu da belirler. Eğer karşılaştığınız sorunlara yoğunlaşırsanız, olumsuz hisleri ve stresi daha da uzatırsınız. Pozitif duygular yaratıp stresi azaltacak bir kişisel verimlilik hissiyatı oluşturmak için, içinde bulunduğunuz şartları daha iyi bir duruma sokacak eylemlere odaklanmalısınız.

Zararlı insanların sizi ne kadar zora soktuklarını düşünüp bu noktada takılı kalırsanız, gücü ele geçirmelerine neden olursunuz. Yapmanız gereken şey, bu konuyla nasıl baş edeceğinize odaklanmanızdır. Bu sayede kontrolü elde tutmak konusunda daha becerikli olur ve onlarla olan etkileşiminizde yaşadığınız stresi azaltırsınız.
Aldıkları kafein miktarına dikkat ederler
Kafein almak, adrenalin salgılamayı tetikler. Dolayısıyla bir tehditle karşılaştığınızda, ya kaçmanıza ya da sert bir şekilde tepki vermenize neden olur. Bu mekanizma, anında tepki verebilmek için, mantıklı düşünmenizi engeller. Eğer ormanda bir ayı tarafından kovalanıyorsanız bu iyi bir durum olabilir, fakat koridorda kızgın bir iş arkadaşınızla karşılaştığınızda, bu refleks pek de sizin lehinize olmaz.
Uykularını alırlar
Stres seviyenizi kontrol edebilme ve duygusal zekanızı artırmada, uyku çok önemli bir rol oynar. Uyuduğunuzda, beyniniz deyim yerindeyse şarj olur. Gün içinde yaşadıklarınıza şöyle bir göz atıp, gerekli olanları saklar, gereksizleri yok eder. Bu sayede zihniniz açık bir şekilde uyanırsınız. Eğer uykunuzu yeterince almazsanız, öz denetim, dikkat ve hafıza kapasiteniz azalır. Bununla birlikte uykusuzluk, stres hormonlarının seviyesini de arttırır. İyi bir gece uykusu sayesinde, zararlı insanlarla olan iletişiminizde daha pozitif, yaratıcı ve proaktif olursunuz.
Sonuç olarak, zorlayıcı insanlarla etkileşime girdiğinizde, yukarıda bahsettiğimiz stres azaltan yöntemleri kullanırsanız, beyniniz stresle daha etkin bir şekilde baş etmek konusunda antrenmanlı olur. Bu sayede gergin durumların olumsuz sonuçlarını daha az hissedersiniz.

Kaynak: uplifers

 

 

 

 

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mutlaka Yapın…21 Ağustos Güneş Tutulması Duası…

gunes-tutulmasi-ne-zaman-mynet-640x360-640x360[1]

Bu duayı 20ağustos pazar veya 21 ağustos pazartesi bir suya okuyun ve 21 ağustos pazartesi güneş batarken pencere kenarına koyun ve güneş tutulması saatinde 21 .21 bu7 dileklerinizi tekrarlayın. Ve suyu güneş doğmadan içeri alın ve bir hafta boyunca çoğalta çoğalta için. Bu da benim eklemem,
Şifa olsun,
Anette İnselberg

21 Ağustos Tarihin En Büyük Güneş Tutulması Olacak!
Bir devir kapanacak ve yeni bir döngüye gireceğiz.Bitirmek üzere olduğumuz döngüde “sorun” olarak gördüğümüz her ne varsa, sonrakine taşımamak ve bu geçişi kolaylaştırmak için gelin hep birlikte dua edelim 🙂
Hayat bazen hoyratça savurur bizi varmak isteğimiz yerin tersi yöne doğru.Cevabını bulamadığımız soruların içinde, ormanda yolunu kaybetmiş yolcu gibi döner dururuz .Korku ile cesaret, vazgeçiş ile umut, şüphe ile teslimiyet arasındaki hızlı geçişler yorgun düşürür bedenimizi.Bir mucize olsun,sihirli bir el gelsin değsin ve her şeyi değiştirsin isteriz.
Oysa hayatın sana kendini anlatma şeklidir bütün olanlar.Şu fani bedeninde yaşadığın her deneyim çok kıymetlidir,üzerindeki tortuları atman için her biri ,bir fırsattır.
Böyle zamanlarda kendimize bahşedebileceğimiz en büyük hediye, ayağa kalkıp devam edebilme gücümüzü tekrar kazanmaktır.“Samimi bir dua” dileklerimizin, kaynağından akıp ete kemiğe bürünmesi için en güzel yoldur.
21 Ağustos Tarihin En Büyük Güneş Tutulması Olacak!
Bir devir kapanacak ve yeni bir döngüye gireceğiz. Bitirmek üzere olduğumuz döngüde “sorun” olarak gördüğümüz her ne varsa, sonrakine taşımamak ve bu geçişi kolaylaştırmak için gelin hep birlikte dua edelim 🙂
21 AĞUSTOS DUA’SI
Sevgi dolu bir insan olmanın yolunun önce kendini sevmekten geçtiğini gördüm, anladım. Bundan sonra yaşadığım her ilişkide ”almak için vermeye” gerek duymadan, sevginin asıl kaynağına ulaşıp kalbimden akmasına niyet ediyorum.

İsteklerime ulaşmamda en büyük engelin ”korkularım” olduğunu gördüm, anladım. Her daim Tanrı’nın elinin sırtımda olduğunu bilip güvenle ve teslimiyetle yaşamayı seçiyorum.

Hayat sahnesinde sadece ve sadece benden yansıyanların oynandığını, bu tek kişilik oyun da suretler değişse de konuşanın hep kendim olduğunu gördün, anladım. Hiç kimseye kırılmadan, kızmadan, suçlamadan yaşadığım olaylara sahip olduğum inançlar arasındaki bağı kolaylıkla fark etmeye ve bana artık hizmet etmeyen inançlarımı değiştirmeye niyet ediyorum.

Yaşadığım acıların mevcut zanlarımdan, sahipliklerimden, bağımlılıklarımdan, şartlanmalarımdan ve duygusallıklarımdan kaynaklandığını gördüm. Acıya ihtiyaç duymadan bunları fark edip kolaylıkla arınmaya niyet ediyorum.

Hayatımın sorumluluğunu kendimden başka her kime veriyorsam gücümü de ona teslim edeceğimi gördün anladım. Gücümü elime alarak yürümeyi seçiyorum.

Nefsime ağır gelen şeylerin içinde bir hayır olduğunu gördüm, anladım. Bu duyguların içinde boğulup kalmadan, gelişerek ve büyüyerek çıkmaya niyet ediyorum.

Yalnız hissetmenin, kendimi Tanrı’dan ayrı görmenin bir sonucu olduğunu gördüm anladım. Bedenimi O’nunla aramda çizilmiş bir sınır olarak algılamaktan çıkıp sonsuzluğu hissetmeye niyet ediyorum.

Değerimi bir başkasının biçmesine gerek duymanın, kendime değer vermemekten kaynaklandığını gördüm, anladım. Her insanın içine özenle yerleştirilmiş hediyeler olduğunu bilmeye ve bana ait olanları fark etmeye niyet ediyorum. Değerli ve özel olduğumu her hücremle hissetmeyi seçiyorum.

Genleri aktarılanların sadece fiziksel özellikler, yetenekler ve hastalıklardan ibaret olmadığını, ait olduğum soyda yapılanlardan benim de sorumlu olduğum gördüm, anladım.Bunları fark edip dönüştürmeye niyet ediyorum.

Başkaları gibi olmaya çalışmanın beni kendimden uzaklaştırdığını gördüm, anladım. Kim olduğumu bilmeyi, kendimi tanımayı ve kendim olarak fark yaratmayı seçiyorum.

Sevmediğim bir işi yapmanın emek vermek değil, kendimden vermek olduğunu, bunun kendime yapacağım en büyük kötülük olduğunu gördüm, anladım. Yeteneklerimle uyum içinde, sevgiyle üretmeyi ve kazanmayı seçiyorum.

Dünyada ve hatta evrende olan biten her şeyde benim de payım olduğunu, ben değiştikçe dünyanın(dünyamın) da değiştiğini gördüm, anladım. Dünyamı güzelleştirmeye niyet ediyorum.

Her anım için şükredeceğim bir hayatı seçiyorum.

Güneşimiz hep parlasın.

Alıntı (Fatma Dereye teşekkürlerimle)

Bu duayı 20ağustos pazar veya 21 ağustos pazartesi bir suya okuyun ve 21 ağustos pazartesi güneş batarken pencere kenarına koyun ve güneş tutulması saatinde 21 .21 bu7 dileklerinizi tekrarlayın. Ve suyu güneş doğmadan içeri alın ve bir hafta boyunca çoğalta çoğalta için. Bu da benim eklemem,

Şifa olsun,

Anette İnselberg

 

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Einstein’ın Kızına Yazdığı Çarpıcı Mektup…

10603782_862299463782914_2197664157503002945_n[1]

1980’lerin sonunda ünlü dehanın kızı olan Lieserl, Einstein’ın yazdığı 1400 mektubu Yahudi Üniversitesine bağışladı; tek bir şartı vardı: babasının ölümünün üzerinden 20 yıl geçene kadar içerikleri yayınlanmayacaktı. Bu okuyacağınız mektup Lieserl Einstein için olanlardan bir tanesi…
İzafiyet kuramını açıkladığım zaman çok az kişi beni anladı, şimdi insanlığa ulaşması için yazacaklarım da bu dünyada yanlış anlaşılma ve önyargıyla çarpışmaya mahkum.
Mektupları gerektiği sürece korumanı istiyorum, ta ki toplum şimdi açıklayacaklarımı kabul edecek düzeye gelene kadar.
Bilimin açıklayamadığı son derece kuvvetli bir güç var. Bu güç herkesi kapsıyor ve yönetiyor, evrenin çalışmasını sağlayan her olgunun arkasında bile o var ve henüz bizim tarafımızdan tanımlanamadı.
Bu evrensel güç SEVGİDİR.
Bilim insanları, evren için birleşik bir kuram ararken, görülemeyen en kuvvetli evrensel gücü unuttular.
Sevgi Işıktır, onu alıp verenleri aydınlatan.
Sevgi yer çekimidir, çünkü insanların birbirine çekim hissetmelerini sağlar.
Sevgi kuvvettir, çünkü bizdeki en iyiyi çoğaltır ve insanlığın kör bencilliklerinde tükenmemesine izin verir.
Sevgi için yaşarız ve ölürüz.
Sevgi Tanrıdır ve Tanrı sevgidir.
Bu güç her şeyi açıklar ve yaşama anlam katar. Bu bizim çok uzun süredir göz ardı ettiğimiz bir çelişkidir, çünkü belki insanın evrende kendi özgür iradesiyle kullanamayacağı tek enerji olduğu için sevgiden korkuyoruz.
Sevgiye görünürlük verebilmek için, en ünlü denklemimde basit bir yer değiştirme yaptım.
Eğer E=mc2 yerine, dünyayı iyileştirecek olan enerjinin ışık hızının karesiyle çarpılacak sevgiyle sağlanabileceğini kabul edersek, şu sonuca varıyoruz: sevgi en kuvvetli güçtür, çünkü sınırı yoktur.
İnsanlığın evrendeki bizim düşmanımız haline gelen diğer güçleri kullanmakta ve kontrol etmekte ki başarısızlığından sonra kendimizi başka çeşit bir enerjiyle beslememiz zorunludur.
Eğer türümüzün hayatta kalmasını istiyorsak, eğer hayatta bir anlam bulmamız gerekiyorsa, eğer dünyayı ve içinde yaşayan her duyarlı varlığı kurtarmak istiyorsak, sevgi tek ve biricik cevaptır.
Belki bir sevgi bombası, gezegenimizi harap eden açgözlülük, nefret ve bencilliği tamamen yok edebilecek kadar güçlü bir cihaz, yapmaya hazır değiliz.
Buna rağmen her bireyin enerjisini açığa çıkartmayı bekleyen küçük ama kuvvetli bir jeneratör var.
Bu evrensel enerjiyi almayı ve vermeyi öğrendiğimiz zaman sevgili Lieserl, sevginin hepsini yendiğini, her şeyin ötesine geçtiğini doğrulayabileceğiz, çünkü sevgi hayatın en özlü kısmıdır.
Bütün hayatım boyunca kalbimin içinde sana dair sessizce atanları ifade edemediğim için çok derin bir pişmanlık duyuyorum. Belki artık özür dilemek için çok geç, ama zaman göreceli olduğu için sana söylemem gerekiyor: Seni seviyorum ve nihai cevabı bulduğum için sana teşekkür ederim.
Baban Albert Einstein

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

21 AĞUSTOS 2017 tarihinde gerçekleşecek Güneş Tutulmasında; insanlığa barış, şifa, harmoni, anlayış, bolluk ve birlik getirmek

goddess[1]

 

21 AĞUSTOS 2017 tarihinde gerçekleşecek Güneş Tutulmasında; insanlığa barış, şifa, harmoni, anlayış, bolluk ve birlik getirmek için tüm Dünya ile aynı anda, 21:11 TSİ’da; din, dil, ırk demeden herkesi meditasyona/duamıza davet ediyoruz.

Hepimiz yaşamlarımızın gittikçe zorlaştığını görüyoruz. Terörizm, savaşlar, açlık, hastalıklar ve maddi sıkıntılarla yorulduk. İşte insanlık olarak hep beraber güzel bir gelecek için dua etme fırsatımız! Güneş tutulması esnasında Galaktik Merkezden gelen enerjiler maksimum olacak ve bizler bu enerjilerle insanlık ve Dünyamız için istediğimiz geleceği yaratabiliriz.

Hadi tüm Dünya ile aynı anda! Dünya insanlarının kutlamalar yaptığı ve sevinç içinde herkesin dilediği gibi yaşadığı mutlu bir gelecek yaratmak için! 21 Ağustos 2017’de 21:11’de!

 

Meditasyon Görsellemeleri:

1. Rahat bilinç durumuna geçmek için kendi tekniğinizi kullanın.

2. Bu meditasyonu, Dünya gezegeni ve sakinleri için harmoni ve birlik getirme sürecini hızlandırmak için bir araç olarak kullanma niyetinizi söyleyin.

3. Galaktik Merkez Güneşinden bir ışık sütunu çıktığını, bunun Güneş Sistemimizdeki tüm Işık Varlıklarından, tutulan Güneş’ten ve Ay’dan ve sonra da bedeninizden geçerek Dünya merkezine gittiğini görselleyin. Başka bir Işık Sütununun Dünya merkezinden çıkarak bedeninizden geçtiğini ve gökyüzüne yükselip galaksimizdeki ve Güneş Sistemimizdeki tüm Işık varlıklarına doğru yükseldiğini canlandırın. Şimdi aynı anda aşağıya ve yukarıya akan iki Işık sütunu üzerinde oturuyorsunuz. Bu Işık sütunlarını birkaç dakika aktif tutun.

4. Şimdi yumuşak pembe şifa veren dişil bir enerji görselleyin. Bu dişil enerjinin gezegendeki herkesin geçmiş travmalarını iyileştirdiğini;barış, harmoni, anlayış, bolluk ve birlik getirdiğini canlandırın. Bu yumuşak pembe ışığın tüm Dünya insanlarının zihinlerini ve kalplerini iyileştirdiğini görselleyin. Tüm Işık İşçilerinin, Işık Savaşçılarının ve gerçekleri arayanların Yeni Dünyanın kurulmasında birlik içinde çalıştığını görselleyin. Dünya insanlarının kutlamalar yaptığını ve sevinç içinde herkesin dilediği gibi yaşamayı özgürce seçtiği yeni realitenin yaratılmasına katkıda bulunduklarını hayal edin.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Halk Arasında Perili Köşk Olarak Bilinen Yusuf Ziya Paşa Köşkü’nün İlginç Hikayesi

20881883_10213868970015635_8363985339805193982_n[1]

Halk Arasında Perili Köşk Olarak Bilinen Yusuf Ziya Paşa Köşkü’nün İlginç Hikayesi
Yapımına 1900’lerin başında başlanan inşaata ilk çivi 1910 yılında çakılsa da köşkün istenildiği gibi bitirilmesi mümkün olmamış bir türlü. Köşkün sahibi zamanın zengin tüccarı ve Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşanın başyaveri olan Yusuf Ziya Paşaymış.
Rivayete göre; Yusuf Ziya Paşa, kendinden hayli genç ve çok güzel bir kıza âşık olur. Kızla evlenmek için yanıp tutuşan paşa tüm servetini onun ayaklarına sermeye hazırdır, ama kız bir türlü yanaşmaz bu evliliğe. Yaptıracağı görkemli köşkle kızın gönlünü kazanacağına inanan paşa sonunda amacına ulaşır.
Söylentilere göre çok kıskanç bir kişiliğe sahip olan Yusuf Ziya Paşa, güzel eşini kimselerin uzaktan bile görmesine katlanamamaktadır. Bu yüzden Paşa’nın en büyük isteği hem eşinin güzelliğine yakışan, hem de onu yabancı gözlerden uzak tutacak bir köşk yaptırmaktır.
Köşkün yapılmasındaki ilk aksilik Padişah II. Abdülhamit’in “Boğaz’da cami minarelerinden daha yüksek bina yapılamaz” fermanı nedeniyle başlar. Karısının güzelliğine yakışacak çok görkemli ve yüksek bir köşk yaptırmak isteyen paşa bu nedenle köşkün bazı katlarını yaptırmaktan vazgeçer.
Nihayet köşkün bir kısmı biter ve paşa kızla evlenir. Ancak paşanın işi hiç de kolay değildir; çünkü güzelliği dillere destan olan kızın büyüsüne kapılan pek çok genç, hâlâ onun peşinde koşturmaya, köşkün önünden geçerek iç geçirmeye devam ederler. Bu yüzden köşkün adı da içinde “peri kadar güzel bir kız” yaşadığı için kısa süre içinde Perili Köşk’e çıkar.
Genç ve güzel eşini çok kıskanan ve kaybetmekten korkan Yusuf Ziya, sonunda genç eşini, kimse görmesin diye Rumelihisarı’nda yaptırdığı bu köşkün, üst katındaki kuleye kapatır ve onun başkalarıyla görüşmesini engellemek için de inşaatı tamamlatmaz, merdivenlerini bile yaptırmaz kuleli köşkün.
1914’te Birinci Dünya Savaşının çıkması ve Osmanlı İmparatorluğunun da savaşa girmesi nedeniyle inşaatı yapan ustalar askere alınır. Yusuf Ziya Paşa’nın iki gemisinin batmasıyla ekonomik zorluklar da başlar. Hem kalifiye işçi bulunamaması hem de işlerinin bozulması nedeniyle binanın yapımı bir türlü tamamlanamaz.
Uzun yıllar yarım haliyle zamana meydan okuyan ve neredeyse yüz yıl sonra yapımı tamamlanan Perili Köşkün yenileme çalışmaları esnasında da ilginç gelişmeler yaşanır. Köşkün gerçek hikayesi zamanla unutulur ve buraya peri kadar güzel bir kız yüzünden Perili Köşk dendiği belleklerden silinir. Bunun yerine Yusuf Ziya’nın ruhunun, bazı geceler köşkü ziyaret ettiği ve odalarda dolaştığı ya da Rapunzel misali köşkün kulesine kapatılan genç ve güzel kızın hayaletinin hâlâ köşkte, özellikle kulede gezindiği yönündeki söylentiler kulaktan kulağa yayılır.
Perili Köşk 1990’lı yıllarda yıkılıp yeniden yapılırken de söylentiler bitmez. İnşaatta çalışmak için getirilen işçiler, köşkte bulunan paşanın karısına ait aynaya baktıklarında, eski elbiseler içinde genç bir kadın hayaleti gördüklerini iddia ederler.
Mısır ve Türkiye’de bulunan 40’ı aşkın varisten satın alınan Perili Köşk’ün yeniden yapımı, 1995-2000 yıllarında mimar Hakan Kıran tarafından gerçekleştirilir. Perili Köşk, Anıtlar Kurulu’nun kararıyla aslına uygun şekilde yeniden yapılmak üzere yıkılır. Bu sırada kaya zeminin altında sonradan toprakla doldurulmuş 3 kata rastlanır. O zaman dışarıdan 6 kat olarak görülen bina yine kurulun onayıyla, ilk hali esas alınıp dokuz kat olarak yeniden planlanır.
Beş yıl süren yenileme çalışmaları sonunda 2002 yılında Perili Köşkü 25 yıllığına kiralayan Borusan Holding binayı bugünkü görünümüne kavuşturur. Borusan koleksiyonunda bulunan sanat eserleri Perili Köşk’e taşınır. Hafta içi holdingin ofis binası olan köşk, hafta sonları ise müze olarak hizmet veriyor. Eğer sizin de yolunuz Rumelihisarı ya da Emirgan taraflarına düşerse bu görkemli ve gizemli binayı mutlaka ziyaret ediniz. Şimdilerde köşkte periler yok, ama birbirinden güzel çağdaş sanat eserlerinin sergilendiği bir müze var.
ALINTI

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HAYDİ ABBAS…

maxresdefault

HAYDİ ABBAS…
Cahit Sıtkı askerliğini yedeksubay olarak yapmak üzere birliğine gider.
O yıllarda yedeksubay sayısı az olduğundan her yedeksubaya emir eri verilmektedir. Birliğine gittiğinde bölük yazıcısından künye defterini ister. Sırayla isimlere bakmaktadır ki bir isim dikkatini çeker. Abbas oğlu Abbas..
Sakat çolak eli yüzünden çürüğe ayrılmış biridir Abbas.. Talim bitiminde askerin yanına gönderilmesini ister. Öğle saatlerinde kapı çalınır. Karşısındaki civan mert yiğit biri selam çakıp;
– Abbas oğlu Abbas, Emret komutan!.. der..
Aralarında şöyle bir konuşma geçer;
– Nerelisin?
– Memleket Mardin, kaza Midyat komutan.
– Sen benim emir erim olurmusun?
– Sen bilir komutan!.
Askere eşyalarını toplamasını ister ve kendi evinin altındaki boş yere taşınmasını ister. Zamanla askerin zekiliği sıcakkanlılığından etkilenir. Abbas her sabah erkenden kalkar, Cahit Sıtkı’ya kahvaltı hazırlar. Öğle yemeğini sormadan hazırlar. Tüm ihtiyaçlarını karşıdan bir istek gelmeden düşünüp yerine getirir. Düzenli olarak Cahit Sıtkı’nın kıyafetlerini ütüler hazırlar ve evin temizliğini yapar..
Akşamları olunca Cahit Sıtkı’nın sevdiği yemek ve mezeleri hazırlar..
Zamanla aralarında komutan asker ilişkisinden daha güçlü bir dostluk bağı oluşur. Bu saf ve temiz Anadolu çocuğundaki sadakat ve temiz yürekten etkilenmiştir Cahit Sıtkı.. Zaman zaman karşısına alıp dertleşir ve bu Anadolu çocuğunun ruhundaki gizli şeyleri keşfeder..
Akşamları rakı sofrası kurup en güzel kızartma ve mezeleri hazırlar Abbas.. Aralarındaki duygu bağları güçlenir.
Böyle bir keyif akşamında alkollü Cahit Sıtkı sorar;
– Sen İstanbul’u bilir misin Abbas?
– Bilir komutanım..
– Orda bir Beşiktaş var bilir misin?
– Bilir komutan!. Ben orda acemi birlikteydim. .
– Orda benim bir sevgilim var.. Sen O’nu kaçırıp bana getirir misin?
– Elbet komutan!
Sabah olur Cahit Sıtkı bakar ki Abbas yeni asker kıyafetleri giymiş, traş olmuş, hazırlanmış. Cahit Sıtkı sorar;
– Hayırdır Abbas neden böyle hazırlık yaptın?
– Ben istanbula gidecek komutan!..
– Ne yapacaksın sen İstanbulda?
– Sen söyledi bana.. Ben gidecek, sana Sevgiliyi getirecek!..
Gözlerindeki hüznü ve gözyaşlarını gizlemek istercesine arkasını dönüp kapıyı çarpar ve çıkıp gider Cahit Sıtkı..
Fakat bu mert askerin, yüreği sevgi dolu Anadolu çocuğunun samimiyeti ve sıcaklığından duygulanır..
Akşam olur.. Ağaç altında rakı sofrası kurdurur ve Abbası karşısına oturtur.. Birlikte yer içerler ve Cahit Sıtkı o meşhur şiirini kaleme döker..
“Haydi Abbas, vakit tamam..
Akşam diyordun, işte oldu akşam..
Kur bakalım çilingir soframızı..
Dinsin artık bu kalp ağrısı..
Şu ağacın gölgesinde olsun,
Tam kenarında havuzun.
Aya haber sal, çıksın bu gece..
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumana,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit;
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş’tan.
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan..
Taştan Tülay

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

27 Agustos gecesi 00:30’da gökyüzünü izleyin dünyanin iki ayı varmış gibi görünecek.

Mars-ay-istanbul

Bunu dostlarınızla paylaşın. Bugün hayatta olan hiçbir kimse bu olayı tekrar göremeyecek..

27 Agustos gecesi 00:30’da gökyüzünü izleyin dünyanin iki ayı varmış gibi görünecek. Mars’ın dünyaya bu kadar yakın geçecegi bir sonraki tarih 2287 yılı.

Mars gezegeni Agustostan itibaren geceleri gokyuzunun en parlak cismi olacak. Amerikan uzay araştırmaları merkezinden yapılan açıklamaya göre Mars cıplak gözle dolunay kadar büyük görünecek.
27 Agustos”ta Mars dünyaya 34, 65 milyon mil yaklaştığında en büyük göründüğüu gün olacak. 27 Agustos gecesi 00:30”da gökyüzünü izleyin.

Dünyanın iki ay”ı varmış gibi görünecek. Mars”in dunyaya bu kadar yakın geçeceği bir sonraki tarih 2287 yılı. Uzmanlar ”Bugün hayatta olan hicbir kimse bu olayı tekrar göremeyecek.” olmasını hatırlatıyorlar.

Share this with your friends. No one alive today to see this event again ..
August 27 night, 00: 30 in the world to watch the sky will appear to have two months. Mars will pass so close to the world of the year 2287 at a later date.

The planet Mars will be the brightest object in the night from August of the sky. According to a statement from the center of American space exploration of Mars will look as large as the full moon by naked eye. 27 August “t Marsa world 34, when 65 million miles closer to the biggest göründüğü day. 00:30 the night of August 27 “follow the sky. The world’s two months “to look like I had. Mars “in the world of the year 2287 will go to a later date so close. Experts “Today THE CONTENTS anyone alive to see this event again.” They remind me of that.

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 7 Comments »

ZEHİRLİ DÜŞÜNCELERİ DÖNÜŞTÜRMENİN 10 YOLU!

CiUHGSSUoAA5w1J[1]

 

 

ZEHİRLİ DÜŞÜNCELERİ DÖNÜŞTÜRMENİN 10 YOLU!
Öfkenin veya korkunun bir odanın havasını elektriklendirebilme tarzını hissetmişseniz, Sandra Ingerman’ın “zehirli düşünceler” sözüyle neyi kastettiğini anlayacaksınız. Bir aile terapisti ve şaman olan yazar, düşüncelerimizin ve duygularımızın zihinsel ve fiziksel esenliğimizi etkileyen görünmeyen ama hissedilir bir enerji yaydığına inanıyor “Zehirli Düşüncelere Şifa Vermek: Kişisel Dönüşüm için Sade Araçlar” adlı kitabında “psişik yumruklar”ın fiziksel şiddet kadar gerçek olduğunu yazıyor.
Bu makalede, kendinizi negatif düşüncelerden korumak ve pozitif enerji yaymayı öğrenmek için Sandra Ingerman’ın önerdiği on basit yolu okuyacaksınız:
Bir gece, etkileyici bir rüya gördüm. Çalışma arkadaşlarımdan oluşan bir grupta, bir su soğutucusunun etrafında ayakta durmaktaydım. Aramızdaki konuşmalar samimiydi ama çalışanlardan bazısının diğerlerine psişik/görünmez “yumruklar” attıklarını fark ettim. Yumruk yiyen kişiye “İyi misin?” diyor ve diğerine dönüp “Ne yaptığını gördün mü?” diye soruyordum. İnsanların davranışları bakımından böyle bilinçsiz olması beni şoke etmişti.
Rüyam, görünmeyen etkileşimlerin gücünü göstermişti. İnsanların nasıl davrandıklarını gözlemlediğimizde herhangi bir düşmanlık yok gibi görünebilir. Bizi dinlemekte olan kişinin yüzünde bir gülümseme görebiliriz. Ama görünmeyen düzeyde neler olmaktadır? Konuşmamız veya mevcudiyetimiz aracılığıyla karşımızdaki kişide hangi hisleri tetiklemekteyiz?
Ruh dediğimiz görünmeyen bir boyuta; “tenimizin ötesindeki asıl kimliğimiz” dediğim bir unsura sahibiz. Bu yanımızı göremeyiz ama beden ve zihin ile birlikte bu yan bütün varlığımızı oluşturmaktadır. Fiziksel dünyada başkalarıyla ne zaman etkileşime geçsek, görünmeyen bir enerji alışverişi de gerçekleşir.
Başkalarının davranışlarını tarif etmek için kullandığımız bazı yaygın ifadelerden bazıları:
Çok buyurgan.
Kişisel alanımı işgal ediyor.
Adeta dayak yedim.
Düşünce tekmelenmiş.
Sırtımdan bıçakladı.
Bakışları hançer gibiydi.
Tavrıyla grubu adeta esir aldı.
Oda, patlamaya hazır bir enerjiyle doldu.
Bir öneride bulunayım dedim, vuruldum.
Şiddet enerjisi görünmeyen, psişik düzeyde eyleme geçer ama hem fiziksel sağlığı ve hem de psikolojik esenliğimize etki yapar. Enerji, somuttur. Negatif enerjiyle dolu bir ortamda yaşadığımızda veya çalıştığımızda kendimizi ya fiziksel veya psikolojik düzeyde iyi hissetmeyiz.
Yerli kültürlerin hepsi, öfke gibi negatif bir enerjiyi yollamak ile bunu yalnızca ifade etmek arasındaki farkı anlamaktadırlar. Biri öfkesini “zehirli ok” gibi yollamaksızın ifade ederse o kişi öfke hissini tanıyıp kabul etmektedir; bu durumda, öfkenin bir başkasına zarar verebilecek hiçbir kuvveti veya hareketi yoktur. Olanları yalnızca görünür düzeyde tanıyıp kabullendiğimiz kültürümüzde, farkındalığın bu diğer düzeyini inkar etmekte ve bu nedenle, sebep olduğumuz hasarı fark etmeksizin, bilinçsizce “zehirli oklar” atmaktayız.
Duygular taşımanın ve duyguları ifade etmenin insanlık halinin bir parçası olduğunu anlamamız önemlidir. Yürütülen araştırmalardan biliyoruz ki duygularımızı ifade etmediğimizde hastalıklar oluşabilmektedir.
Ruhsal öğretiler, dış dünyamızın; bilincimizin iç durumunun bir yansıması olduğunu, binlerce yıldır öğretmekteler.
Çevre kirliliğine ve günümüzde dünyanın durumuna baktığımızda, içsel dünyamızın bir yansımasını görmekteyiz. Dünyayı değiştirmek istiyorsak kendimizi değiştirme niyetimize odaklanmamız gerekir.
Ruhsal uygulamalar ile çevreyi iyileştirmek ve dünyaya barış getirmek için yapılan dışsal çalışmalar arasında bir köprü oluşturmamızın zamanıdır.
Ruhsal öğretilerin hepsi, fiziksel düzeyde tezahür etmeden önce her şeyin ruhsal düzeyde tezahür ettiğini öğretmektedir. Ruhsal uygulamaları yaşamlarımıza sokmakla, kişisel ve gezegensel değişimi yaratma gücüne hepimizin sahip olabiliriz.
Dünyada nasıl biri olduğunuzu dönüştürmek yoluyla barışın gerçek ifadesi olabilmeniz mümkün. İşte, bunu yapmanın 10 basit yolu:
Kalbinizden Nefes Alıp Verin
Nefes alıp vermek, enerjiyi dönüştürmenin en basit yollarından biridir. Bu alıştırmayı, gün boyunca yapabilirsiniz: Ellerinizi kalbinizin üstüne koyun ve nefes alıp verirken kalbinizin hareketini hissedin. Bu, sakinleştiricidir ve dünyaya sevgi, huzur ve uyum enerjisi yollar.
Aynaya Bakın
Mücadele gerektiren bir duruma tepki vermeden önce bir aynadaki yansımanıza bakarak duygu ayarı yapın. Hiç kimse kendini zehirli bir tarzda hareket ederken görmek istemez. Size aptalca gelebilir ama bu düşüncenin sizi durdurmasına izin vermeyin. Kendimizi fazla ciddiye almak, negatif düşüncenin nedenlerinden biridir.
İfade Edin; Yollamayın
Stres, daha sonra pişman olabileceğimiz tarzda davranmamıza yol açabilir. Sorunlu duygulara sahip olmak normaldir ve hislerinizi tanıyıp kabullenmek önemlidir. Yalnızca enerjiyi kendinize, başkalarına ve dünyaya bir “zehirli ok” gibi göndermemeye dikkat ediniz.
Sevdiğiniz Birinin Yüzünü Düşünün
Duygularınızın ardındaki enerji tüm canlılara yayılır. Duygularınızın ardındaki enerji tüm canlı varlıklara yayılır. Sizin için sorunlu olan duyguları tetikleyen biriyle karşılaştıysanız, sevdiğiniz birini düşünün ve, size meydan okuyan kişinin siması yerine sevdiğiniz kişinin simasını koymaya çalışın. Örneğin, bir küçük yavru kedinin siması veya sevdiğiniz bir çiçeğin imgesi ile de çalışabilirsiniz.
Sözlerinize Dikkat Edin
Düşünceleriniz ve duygularınız gibi sözleriniz de içinde yaşadığımız dünyayı ve deneyimlerinizi değiştirme gücüne sahiptir. Bu, yüksek sesle başkalarına söylediğiniz sözler kadar sessizce kendinize söyledikleriniz için de geçerlidir. Kendinize iyi bir insan olmadığınızı söylemekteyseniz bu gerçekliği tezahür ettirmeye başlarsınız. Zihninizi olumlu sözcüklerle doldurun ki hayatınız da olumlu yönde açılıp genişlesin. “Abrakadabra” kelimesi, Arami dilinde “Konuştuğum üzere yaratacağım” anlamına gelen “Abraq ad habra” cümlesidir. Çocukken, ne anlama geldiğini bilmeksizin, kimbilir ne kadar sık söylemişizdir bu cümleyi.
Başkalarında Tanrısallığı Görün
Istırap çektiğini algıladığınız kişilere acımayınız; bu, onları yalnızca daha da derin bir ıstıraba sevk eder. İnsanları kendi ilahi ışıkları ve kusursuzlukları içinde gördüğünüzde, zorluklarıyla başa çıkmak için ihtiyaçları olan kuvveti onlara vermeye yardımcı olursunuz. Algılamanın gerçekliğinizi yarattığını unutmayın.
Doğayla Bağlantı Kurun
Bizler doğanın birer parçasıyız. Stres durumunda olduğumuzda doğanın temel unsurlarından –toprak, hava, su ve ateş (güneşteki gibi)– beslenmemiz kesilir ve gerçekten hastalanabiliriz. Doğa, en büyük şifacıdır. Sık sık zaman yaratıp doğal dünya ile bağlantıya geçin.
Suyla İyileşin
Suyun yaşam gücü acılarınızı yıkayıp götürebilir ve en basit faaliyetlerin bile şifa verici bir etkisi vardır. Ellerinizi yıkarken, duş alırken veya yağmur altında ıslanırken negatif enerjinin sizden uzaklaştığını ve ışığa dönüştüğünü imgeleyin.
Kendinizi Işıkla Koruyun
Birinin size psişik açıdan saldırdığını veya enerjetik açıdan düşmanca davrandığını hissederseniz, etrafınızı saran koruyucu bir ışık imgeleyin. Bazıları bunu beyaz bir enerji alanı olarak düşünmektedir; ben ise şeffaf ve mavi bir yumurtanın içinde olmak şeklinde imgeliyorum. Size uygun rengi bulmaya çalışın. Bu sizi, size doğru yollanan zararlı enerjilerden koruyacaktır.
Sevgiyle Yanıt Verin
Başkalarından gelen negatif ve zehirli enerjilerin alıcısı olmanız gerekmez. Sevgiyle almak istemediğiniz enerjiyi geri çevirebilirsiniz. Sevgiyle yanıt vermek ise bir saldırı pozisyonu almanızı ve daha çok negatif enerji yaratmanızı önleyecektir. Şifa veren tek şey sevgidir.
Kaynak: Sandra Ingerman

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

….“yaşamak için güzel bir gün” …..

resized_13146-57d6edbdekranalintisi[1]

 

 

Kızılderililerin meşhur sözüdür belki bilirsiniz:
…….“yaşamak için güzel bir gün” …..
diyerek her sabah çadırdan çıkarak güne başlarlar. Yıl 365 gün b…u lafı duyan beyazlar, Kızılderililerin güneşte, karda, yağmurda ve güzel havada hep aynı sözü söylemeleri gariplerine gider. Ve bir gün Kızılderililere sorarlar. Hadi güzel havaları anladık ama “her gün de güzel bir gün olmaz ki” diye itiraz ederler. Kızılderililer gülerek
…..“yaşamak isteyen kişi için her gün güzel bir gündür”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Günün Zeka Sorusu… Bu Resimde Kaç Daire Var :)=

AApU6yS[1]

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 10 Comments »