Boynuna Sarılı Kırmızı Soğan ile Uyudu! Uyandığında Sonuçlarına Şok Oldu!

boynuna-sarili-kirmizi-sogan-ile-uyudu-uyandiginda-sonuclarina-sok-oldu-2-b[1]

 

Soğanların inanılmaz bir kan temizleyici, bakteri öldürücü ve cilt temizleyicisi olarak çalıştığını biliyor muydunuz? Dahası, cildin sağlıklı kalması, ruhsal durumun iyileştirilmesi, saç kalitesinin iyileştirilmesi ve bazı kanser türlerinin riskinin azaltılması gibi diğer sağlık yararları sağlarlar.
Onları çiğ veya pişirip tüketmenize bakılmaksızın, soğan son derece sağlıklıdır. Izgara, sotelenmiş, kavrulmuş veya karamelize yiyecek seçenekleri vardır, sınırsız yenebilir. Bununla birlikte, çiğ soğanların kükürt açısından zengin olması, çok sayıda sağlık faydası sağlar.
Şaşırtıcı bir şekilde, soğan, tiroid bezi bozukluğuna da yararlıdır. St. Petersburg’tan Rus doktoru Dr. Igor Knjazkin, kırmızı soğanları ana madde olarak tiroid bezi tedavisinde kullanıp etkili bir reçete ile geldi. Bu yöntem aslında son derece basittir ve yapmanız gereken aşağıdaki talimatlara sadık kalmaktır:
– Akşam soğanı kesin, suyun akmasına izin verin
– Soğanı yarıya alın ve boynunu masajla tiroid bezinin alanına sabitleyin
– Soğanı boynuza bırakın ve yıkamadan yatın, sonra suyu bir gecede işler
– Sonra, çoraplarınıza bir soğan parçası koyup yatın.
Tiroid bezinin düzgün işleyişini teşvik etmenin yanı sıra, kırmızı soğan bakterileri yok eder, cildi temizler ve kanı temizler.
Geleneksel tıp çok uzun süredir soğanı çok amaçlı kullanmıştır. Bunların arasında şunlar bulunur:
– Virüsleri ve bakterileri öldürmek
– Vücut oksijeninin temizlenmesi
– Kanının arındırılması
Ayak sinir uçlarında 7 bin tane sinir ucu bulunuyor. Soğan dilimleri romatizmal ağrıların olduğu yere ya da ayağın içine yerleştirilip bir streç veya çorapla sarıldığında ağrılara iyi geliyor.

KAYNAK: kADINDA YAŞAM

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İyiliğin iyileştirici gücü: İyilik hareketini başlatın

uplifers-iyilik-mutluluk-1280x720[1]

 

Her şeyden önce iyi olalım, ondan sonra mutlu oluruz.” Jean Jacques Rousseau

 

İyilik kavramı; nezaket, hoşgörü, merhamet ve yardımseverlik gibi pek çok olumlu kavramı kapsar. İnsan olma haline ilişkin pek çok güzel duygu ve davranışı bünyesinde barındırır. İyilik üzerine yapılan araştırmalar, iyilik yapmanın iyi hissettirdiği gerçeğini ortaya koyuyor.

 

Şimdi, en son karşılık beklemeden yaptığınız iyiliği hatırlayın ve zihninizde o ana gidip nasıl hissettiğinizi düşünün. Harika değil mi? Yaptığınız basit bir iyilik bile, iyilik yaptığınız kişinin hayatında tahmininizden büyük bir etki yaratabilir ve yarattığı bu etki bir başka tanımadığınız kişinin hayatına dokunabilir ve aslında bu yolla iyiliğiniz tüm dünyaya yayılır.

 

Günümüzde mutluluk, iyilik hali veya başka bir deyişle iyi olma hali gibi kavramların cevaplarını aramaya devam ediyoruz. Gelinen noktada ise, mutluluğun ve iyi olma halinin sadece almaktan değil vermekten de geçtiğini artık pek çoğumuz biliyoruz. Farkındalık seviyemizi yükselterek hayatımıza anlam katan davranışları eklemek, sürdürülebilir ve anlamlı bir mutluluk için olmazsa olmazlardan.

 

İyilik üzerine yapılan araştırmalar iyilik yapmanın, yardım etmenin, merhamet ve hoşgörüyle yaklaşmanın faydalarını çoktan ortaya koydu. İşte iyiliğin getirdiği başlıca kazanımlar:

 

Yaptığımız iyilikler dönüp dolaşıp bizi de iyileştirir.

 

1. İyilik mutlu ediyor.

 

Daha çok para kazanmak ya da daha iyi bir araba, daha iyi bir telefon veya pahalı bir çantaya sahip olmak anlık hazlar yaratsa da sürdürülebilir mutluluğun yolu anlamlı bir eylemi sürdürebilmekten geçiyor.

 

University of British Columbia’da yapılan bir çalışmada, bir grup insandan gün içinde 50 dolar harcamaları isteniyor ve günün sonunda bu parayı kendilerine bir şey almak yerine başkalarına yardım etmek için harcayan insanlar daha mutlu hissettiklerini ifade ediyor. Birine hediye aldığınızda ve onu mutlu gördüğünüzde hissettiklerinizi hatırlayın. İşte bu kadar basit.

 

İyilik yapmaktan bahsederken bunu parayla sınırlandırmak tabi ki doğru değil. İyilik yapmanın sayısız yollarından bahsetmek mümkün; gönüllü kuruluşlarda çalışmak, sevgiyi paylaşmak, bilginizi gönüllü olarak aktarmak, zor durumdaki birine yardım etmek, sokak hayvanlarını beslemek ve hatta gülümsemek… İyilikte sınır yok!

 

2. İyilik ilişkilerimizi geliştiriyor.

 

“Mümkün olduğunca nazik olun. Ki bu, her zaman mümkündür.” Dalai Lama

 

Sabah karşılaştığınız komşunuza günaydın demek, arkanızdan gelen birine kapıyı tutmak, içtenlikle teşekkür etmek, trafikte yol vermek, kolay gelsin demek… Bunlar her zaman mümkün.

 

Bu davranışları sergilediğinizde karşınızdaki insana onu önemsediğiniz mesajını verirsiniz ve bu iyi ilişki kurmanın temel yollarından biridir. Bir düşünün, kaba ve bencil birisiyle mi ilişki içerisinde olmak istersiniz yoksa nazik ve size iyiliği dokunan biriyle mi?

 

İyiliğin ilişkiler üzerindeki etkisini araştıran bilim insanları, kadınlar  ve erkeklerin dahil olduğu, yaşları 20-25 arasında değişen ve 33 ülkeden insanın katılımıyla yapılan bir çalışmada nezaket sergileyen ve iyiliği sakınmayan insanların daha çekici olduğunu ortaya koymuş. 

 

3. İyilik sağlığımıza iyi geliyor.

 

Yapılan araştırmalar iyiliğin, bedensel ve ruhsal sağlığımızla pozitif ilişkisini ortaya koyuyor. İyilik yapmak, vücudumuzda oksitosin hormon seviyesini yükseltiyor ve bu sayede rahatlamaya ve kan basıncını düşürmeye yardımcı oluyor. Aynı zamanda ağrı eşiğini yükseltiyor ve iyileşme sürecini destekliyor.

 

University of British Colombia’da yapılan başka bir araştırmada ise, anksiyete düzeyi yüksek bir grup, haftada ortalama altı kere iyilik yaparak vaktini geçirmiş ve bir ayın sonunda anksiyete düzeylerinin azaldığı gözlemlenmiş.

 

Evet, dünyada maalesef şiddet, savaşlar ve kavgalar süregeliyor. İşte tam da bu noktada iyiliğe daha çok ihtiyacımız var. Bireysel olarak yapacağımız her iyilik bizi daha iyi bir dünyaya taşıyacak harika birer adım.

 

Unutmadan; “Nazik olun, çünkü karşılaştığınız herkes en az sizin kadar zorlu bir mücadele veriyor.” Platon.

Kaynak: uplifers

 




Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Resme İlk Baktığında Ne Görüyorsun?

resimde-ne-gordun[1]

 

Senin seçimin “Kız”:Kendine has bir çekiciliğe sahip olan yaratıcı kişilik!
Etrafındaki insanlar için çok çekici ve gizemli birisin. Sen daima tüm dikkatleri üzerine çekebiliyorsun ve bu yönünle bir çok kişiyi imrendiriyorsun.

Kendine has bu kişiliğinin farkındasın. Hep daha iyisini yapabiilmek için mücadele ediyorsun.
Kendine güvenin tam! Fakat söz konusu aşk olduğunda ise gerçek bir oyuncuya dönüşüyorsun ve karşındaki insanla belirlediğin sınırlarda bir yakınlık kuruyorsun.

Senin seçimin “Kurukafa”: Toleranslı kişilik!
Anlayışlı tavırların sayesinde, tüm görüş ve düşünceleri kucaklayabiliyorsun. Her durumu, herhangi bir taraf olma ihtiyacı duymadan adil ve akılcı bir şekilde yargılama yeteneğin var.

Hızlı öğrenen biri olduğundan dolayı yeni ortamlara ve durumlara adapte olurken hiç zorlanmıyorsun.Her zaman doğru kararlar verebilen, zeki birisin.
Cömert bir insansın, birçok insan sana saygı duyuyor…

Senin Seçimin ”Dışarısı” : Enerjik ve Neşeli Birisin

Sen müthiş bir düşünce ve mizah tarzıyla bilinen, çok esprili birisin.

Neşeli hallerinle, bulunduğun her ortamın havasını bir anda değiştirebiliyorsun. Sen düşündüğünü yapan birisin.

Gereksiz olduğunu düşündüğün ayrıntılarla ilgilenmiyorsun. Hayattan keyif almaya bakıyorsun.

Kaynak: Baykush

 

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Daha Huzurlu Ve Bereketli Evler İçin 12 Feng Shui Tavsiyesi

22789170_1946640125656058_5888019958568715630_n[1]

1. Olabildiğince az eşya
Eskidiği için kullanılmayan, bozuk, kırık ve hiç bir şey evde tutulmamalı. İnsanın hayatındaki yenilenmeleri de geciktirir veya engeller.
Aynı şey cüzdanımız için de geçerli, gerekmeyen faturalar, yazılar, kullanılmayan kartlar çıkarılmalı ki, yeni gelenlere yer açılabilsin.
2. Evin girişi (Antre) olumlu duygular uyandırmalı
Giriş kapısının tam karşısında ayna veya cam olmamalı. (Gelen enerji eve girmeden geri döner.)
Kapıya veya kapının kenarına gelenlerin içeri girmeden önce görecekleri, olumlu hissedecekleri bir şey asılmalı.
Kapıdan girer girmez görülebilecek bir yere koruyucu bir şeyler asılmalı (Nazar boncuğu, fil, kuru biber, kuru kabak vs)
Yemek yenilen masa ve yatak odası evin girişinden gözükmemeli.
Huzursuzluk vereceği düşünüldüğü için eve girerken saat görülmemeli.
3. Koridorlar boş bırakılmamalı
Koridorlara resim asmak, mum, bitki koymak veya halı sermek gerek. Koridorda oluşacak hızlı enerji akışını engellemek için tavandan bir şey asmak iyi olabilir. (Bambu, rüzgar çanı vs)
4. Her odanın bir rengi var!
Salonda çok farklı renkler bir arada olmalı, tek renk ağırlıklı olmamalı. Salon aktif bir yer ve salondaki renklerin insanın hayatına renk kattığı düşünülüyor. En azından 5 elementin renkleri olmalı (Ateş; kırmızı-turuncu, toprak; kahverengi tonları, tahta; yeşil tonları, su: mavi tonları, metal; gümüş-altın gibi metalik renkler veya direk metalin kendisi). Özellikle en az bir tane kırmızı nesne veya resim bulunmalı.
Mutfaklar mavi veya siyah olmamalı. İştah için kırmızı, formda kalmak için yeşil, kolay hazım için sarı olmalı. Beyaz veya kahverengi de olabilir. Yine en az bir kırmızı obje olmalı.
Yatak odasında yer, duvar, mobilyalar ve halı insan teninin tonlarında olmalı. (Beyaz’dan koyu kahveye kadar) Kırmızı renkli bir obje veya resim olmalı ama canlı renkler abartılmamalı. Şehveti uyandırmalı ama uykuyu kaçıracak kadar enerji vermemeli.
Banyoda, mavi, yeşil ve beyazın yanı sıra evin geri kalanından koparmayacak toprak rengi detaylar olmalı.
5. Salonda bitki, su ve saat olmalı
Salon, canlılığın, enerjiyi ve hareketi çağrıştıracak şekilde döşenmeli.
Su birikintisi (akvaryum, içinde mumlar yüzen bir fanus vb) ve yeşil bitkiler salonda olmalı. Bitki demişken; Feng Şui’de gerginlik verdiği düşünüldüğü için kaktüs ve yeniliği engellediği düşünülen kuru çiçek pek sevilmiyor.
Yaşamın akışını ve zamanı hatırlatan saatler de sadece salonda olmalı.
6. Yemek masasının üstünde ayna olmalı
Yemek masasının üstüne asılan aynanın, masanın bereketini artırdığı düşünülüyor. Yemek masasının üstüne meyve veya kuru gıda koymanın da bereketi artırdığı düşünülüyor. Özellikle bizim kültürümüzde de bereketi artırdığına inanılan ve uzun süre açıkta dayanabilen nar ve ayva gibi meyveler seçilebilir.
Masa etrafındaki sandalyelerin çift sayıda olması uğur getirdiği ise bir başka inanış.
7. Kısık sesli bir müzik
Feng Şui’de salonda sürekli çalan kısık sesli bir müziğin enerji akışını düzene soktuğu düşünülüyor. Herhangi bir öğretiye gerek olmaksızın, fonda çalan sevdiğimiz bir ezginin modumuzu yükselttiği ve huzur verdiği su götürmez bir gerçek.
8. Mutfakta gıdalar görünür olmalı
Bereket getireceği düşünüldüğü için, masa üstünde veya tezgahta açıkta duran bozulmayacak yiyecekler olmalı; meyve, çerez, kuru gıdalar, tahıllar, turşular vs. cam kavanozlarda ve görünür olmalı. Su dolu bir bardağın, kavanozun içine atılmış madeni paranın da bereket getirdiği düşünülüyor.
Yemek yaparken arkamız mutfak kapısına dönük olmamalı.
Mutfak kapısının karşısında tuvalet veya merdiven olmamalı. Varsa banyonun dış kapısına ayna asılmalı.
9. Yatak odasında televizyona, aynaya ve saate yer yok
Yatak odası; sadece sevişmek ve uyumak için ayrılan bir yer, dolayısıyla bu iki eylemin dışında herhangi bir şeyi çağrıştıran nesnelere yer yok. Dolayısıyla televizyon, bilgisayar hatta mümkünse cep telefonu yatak odasına sokulmamalı.
Yattığınız yerden gördüğünüz bir aynanın da dikkatinizi dağıttığı ve hatta yatağa üçüncü kişileri (yani sadakatsizliği) davet ettiği düşünülüyor.
Yatağın altında bir şeyler depolanmamalı, saklanmamalı. Baza olmamalı. Kötü anıları da biriktirir.
Asla saat olmamalı. Huzur yerine acelecilik verir.
10. Yatak odasındaki görsellere dikkat!
Odaya asılan görseller hayatımızda yaşamak istediğimiz görüntüler olmalı. Tek başına bir insan veya mutsuz hüzünlü resim olmamalı. Feng Şui uzmanları, ailenin kendi fotoğraflarındansa, (özellikle çocukların veya çiftin ebeveyninin fotoğrafı olmamalı) çift şeklinde hayvan fotoğraflarını veya şehvet uyandıran çizimleri tavsiye ediyor.
Nevresim takımı geometrik şekilli olmamalı, mümkünse düz renk ve insan tenine yakın renkler olmalı. (Beyazdan, koyu kahverengiye kadar) Geometrik şekiller uyurken huzursuz eder.
11. İlişkide dengeyi sağlamak için ışıklandırma ve yatağın konumu
Direk ışık yerine, yerden aydınlatma veya duvara yansıtılan aydınlatma olmalı, ışık kaynağı direk görülmemeli. Yatağın iki tarafında küçük aydınlatmalar olmalı (mum da olabilir) ama tüm odanın merkez ışığı bu iki kaynak dışında bir kaynaktan sağlanmalı. (Yine ilişkinin merkezinin bir tarafa kaymasını engellemek ve dengeyi sağlamak için)
İki kişilik yatağın her iki tarafından da yatılabilir olmalı. (köşeye konulmamalı) Köşeye dayalı yatak yalnızlık çağırır veya ilişkide dengesizlik getirir, bir tarafın daha çok sevmesini sağlar.
12. Banyoda bambu ve yuvarlak neseneler
Banyoda aynaya bakarken arkamızda görünenlere dikkat edilmeli, sevdiğimiz şeyler olmalı. Köşeli yerine dairesel şekilli nesneler seçilebilir. Rahatlatıcı kelimelerin yazılı olduğu nesneler, bambu bitkisi veya yuvarlak taşlar rahatlama ve gevşeme getirir.
Banyo kapısı ve klozet kapısı sürekli kapalı tutulmalı.
İki farklı ışık kaynağı olmalı, yoksa mum yakılabilir.

#DüşünenAkıl #spiritualquantum
Feng Şui, bir mekanın çevreyle uyumunu sağlamaya ve uzayda mekanın ayarını yapmaya yönelik, eski bir Çin yerleşim uygulaması. Bu terimin kaynağının “Rüzgârlar vahşi/ Güneş ılık/ Su berrak/ Ağaçlar gür” şiirinden geldiğine inanılıyor.
Kısacası Feng Şui aşk hayatında mutluluğu (yatak odası), bereketi ve bolluğu (mutfak), yaşamın akışında hareket ve canlılığı (salon), enerji dengesini (pencere ve kapılardan gelen enerji; banyo, tuvalet ve lavabolardan giden enerji) sağlamaya yönelik bit takım öğretiler içeriyor.
Okuyunca fark edeceksiniz ki zaten bizim içgüdüsel olarak yaptığımız, içimizin ve gözümüzün daha rahat ettiği bir takım pratikler aslında. Muhtemelen bir çok kültürde de benzer tecrübeler birikiyor, nesilden nesle aktarılıyor. Önemli bir kısmı da yemekleri hazmetmek, dinlenmek, hızlanmak-yavaşlamak, ışığın açısı, olumlu telkinler de bulunmak, şehveti artırmak gibi rasyonellere de dayanıyor elbette. Aman dikkat; çok inanmak da takıntı getirebilir. Zaten genel mantığı anlamak, kendi yorumlarımızı ortaya çıkarmaya yetecektir. Tek bir evde bütün öğretileri uygulamak imkansız gibi gözükse de, bize düşen ilham almak…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ÇAKRALARINIZI DENGELEYEBİLMEK İÇİN REİKİ YADA YOGA BİLMİYORSANIZ YAPABİLECEKLERİNİZ;

chakra[1]
KÖK ÇAKRA
1. Çekmecelerini düzenle.
2. Evini temizle.
3. Sıcak su torbasıyla uyu.
4. Rengârenk, neşeli cıvıl cıvıl çoraplar giy.
5. Yumuşak ayakkabılar giy.
6. Eve girmeden ayakkabılarını çıkar…
SAKRAL ÇAKRA
1.Romantik bir film izle.
2.Duygusal müzikler dinle.
3.Yemekte yalnız isen kendin için en güzel sofrayı kur.
4.Çok güzel bir fotoğraf çektir.
5.Günde bir parça Çikolata ye 😉
SOLAR PLEKSUS
1. Kendine bir görev çizelgesi yap.
2. En sevdiğin kalemle kendini anlatan bir yazı yaz.
3. Yatak odana kilit koy ve kendi alanını oluştur.
4. “Hayır” demeyi öğren.
5. Ajanda edin ve onu kullanmayı öğren.
6. Sabahtan günlük hedeflerini yaz ve akşam eve döndüğünde o hedeflerden yaptıklarını ve onun dışında yaptıklarını yaz.
KALP ÇAKRASI
1) Şiir oku.
2) Sevdiğin birinin elini tut.
3) Herhangi bir arkadaşını / kişiyi kucakla.
4) Aşk filmleri seyret.
5) Salata ve taze yeşil sebzeler ye.
6) Üzerinde yeşil yada pembe rengi taşı
7) Senin hayatında sana veya hayatına pozitif etki yapan birine mektup yaz…
BOĞAZ ÇAKRASI
1. Teşekkür mektupları yaz.
2. Konuşmadan önce nefesini dinle.
3. Konuşmadan önce nefes al.
4. Boynunu saracak şekilde Gök Mavisi renginde şal, kolye, kravat.. kullan.
5. Sıcak bitkisel çaylar iç.
6. Söylemek istediklerini konuşmadan önce planla…
ÜÇÜNCÜ GÖZ
1. Aynaya seni iyi hissettirecek bir not yaz
2. Kendine çiçek al
3. Hafıza ve akıl oyunları oyna
4. Gün içinde gördüğün 3 güzel şeyi not al…
TEPE ÇAKRASI
1. Mozart veya Gregorian dinle
2. Yataktan kalkmadan meditasyon yap
3. Her gün Şükret
4. Geçmiş hayatınla ilgili bir hikaye yaz …
SEVGİNİN IŞIĞI SARIP SARMALASİN, HUZURLA, DENGEDE OL’ALİM..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 5 Comments »

ATALARDAN GELEN YANSIMALARI TEMİZLEME ÇALIŞMASIDIR:

12189654_771973086262538_3262548808292731282_n[1]
Rahat ve sessiz bir mekana geçin,
rahatça oturun,
avuçlarınızı ovuşturun.
ısındığını hissedince,
avuçlarınızı yanaklarınıza koyun.
Bu bir yüzleşme çalışmasıdır..Derin bir nefes alın burnunuzdan ve yavaşça verin,üç kez daha tekrarlayın..sonra babanıza veya kırgın olduğunuz kızdığınız kişiye seslenin:
” Baba sana kırgınım…
Neredesin baba?
canımı çok yaktın,
beni çok üzdün.
beni yalnız bıraktın,
varlığını hissettirmedin.
Diğer çocuklar babalarıyla mutlu yaşarken,ben senden hiç bir sevgi göremedim…
Anneme,kardeşlerime kötü davrandın,
yuvamıza sahip çıkmadın..
Ben,sen den kurtulup kaçmak için karşıma çıkan ilk kişiyle evlendim!..
Ben babama kırgınım,canımı yakan babam Bu gün bir karar aldım ve ben bu yazgıyı değiştiriyorum..
Benden başlayarak ( çocuklarımın) soyumun şifalanması için ben seni olduğun gibi kabülleniyorum ve olduğun gibi affediyorum..
Seni Seviyorum..Kalbimdeki bütün kırgınlıkların şifalanması için ALLAH’dan yardım istiyorum..Ne olur Allah’ım , kalbimdeki bütün kırgınlıkların şifalanması için yardım et, NİYET ETTİM BABAMI AFFETMEYE !…Babamla aramdaki karmanın temizlenmesi için yardım istiyorum..
Yüceler yücesi Rabbim,babamla aramdaki tüm olumsuz enerjilerin sevgiye dönmesi için lütfen bana yardım et..Öfkemi sana teslim ediyorum,kırgınlıklarımı hesaplaşmalarımı sana teslim ediyorum…
Her neredeysen mutlu ol babacığım,ben de mutlu olmayı seçiyorum..
babamla ilgili tüm olumsuz kayıtları sevgiye dönüştürüp sevgiyle gönderiyorum..
Hayatıma mucizeleri çağırıyorum,babamı mucizelerle affediyorum seni özgür bırakıyorum;seni seviyorum babacığım!…
Her nerede isen mutlu ol..sen de beni affet hakkını helal et.
Yıllarca içimden kızdığım için sen de beni affet,hakkını helal et…
ben de sana hakkımı helal ediyorum..
her neredeysen mutlu ol her nerede isen huzurlu ol..
senide bir anne baba dünyaya getirdi sana sevgi verememiş olabilirler sen de bize sevgini veremedin.Bu durumu anlıyor ve kabül ediyorum ve ben seni sevmeyi seçiyorum!..
senin de sevgiyi yaşamaya hakkın var!..Bunun için seni affediyorum ve seni özgür bırakıyorum..İyi ki babam oldun ve iyi ki varım!…Şükürler olsun hamd olsun…

Kaynak: reiki enerji

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Beyin Kaslarını Güçlendiren 7 Emir

beyinn-646x323[1]

 

Ünlü teknoloji dergisi Wired’ın hazırladığı IQ dosyası, daha yaratıcı bir zekâya, kuvvetli bir hafızaya ve iyi bir beyne sahip olmak için püf noktalarını içeriyor. IQ’yu bir bilgisayar gibi görmemiz gerektiğini söyleyen dergiye göre, bu cihaza program yüklemek bizim elimizde. Wired’ın 12 maddelik beyin egzersizi rehberinden bir seçme yaptık…
1.DİKKATİNİ DAĞITACAKSIN ​
Çok önemli bir bilgiyi ezberlemek mi gerekiyor? O zaman öğrenmeyi çalıştığınız konudan daha farklı bir şey üzerinde çalışmanız lazım. Böylece beyin asıl bilgiyi depolamak için daha çok güç harcayacak. 2007 yılında araştırmacılar UCLA Üniversitesi’nden öğrencilerden 48 çift kelimeyi ezberlemeye çalışmalarını istedi. Ülke=Rusya, çiçek=papatya gibi kelime çiftlerini çalışan öğrencilerden bazıları, papatyanın yanında diğer çiçeklerin isimlerini de inceledi ve bu öğrenciler daha çok kelime çiftini ezberlemeyi başardı. Eğer dikkatinizi çeken başka bir öğe daha varsa, asıl ezberlemek istediğiniz kavramı daha iyi öğrenirsiniz.
2.ÇOK KAHVE İÇMEYECEKSİN ​
İster kahve ister Red Bull yoluyla olsun, kafein mutlaka vücudu diriltip zekayı keskinleştiren özellikler sunuyor. Ancak araştırmalara göre kafeinle kurduğumuz ilişkide yanlışlıklar var. Örneğin Türkiye ve İngiltere’de yapıldığı gibi düzenli aralıklarla çay içmek, beynimiz için Starbucks’da dev bir kahve içmekten daha iyi sonuç veriyor. Bunun sebebi de kafeinin beyindeki alıcıları bloke etmesi. En yüksek seviyede farkındalık için ufak dozlarda çay içmek daha faydalı. Üzerinde araştırma yapılan denekler, ufak dozda alınan içeceğin onları sakinleştirip zihinlerini açtığını söylüyor. Büyük boy bir kahve ise tam tersi etki yapabilir.
3.OLUMLU DÜŞÜNECEKSİN ​
Yeni şeyler öğrenmek beyni güçlendirir. Özellikle de yeni şeyler öğrendiğinizi düşünüyorsanız beyniniz güçlenir. Zekânızın güçlendiğini düşündükçe zekânızı güçlendirirsiniz. Stanford Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Carol Dweck’in yaptığı araştırmalara göre önüne çıkan zorluklara rağmen denemeye devam et görüşünde olan deneklerin beyinleri daha çok geliştirilebilir. ’Savunmacı ol, çabuk vazgeç’ yaklaşımındaki deneklerin beyinleri ise aynı şekilde gelişmiyor.
4.PANİK YAPMAYACAKSIN ​
Eğer bir ayıdan kaçıyorsanız, stres duygusu faydalı olabilir; stres sayesinde daha hızlı koşarsınız. Ancak satranç oynarken aynı endişe duygusu beyni işlevsizleştiriyor. Aşırı stres anlarında neandertal moduna geçip medeniyetin öğrettiği özelliklerimizi kaybediyoruz. Beynimizin amygdala isimli bölümü, ’korku merkezi’ işlevi görüyor ve endişe anlarında harekete geçiyor. O zaman yaratıcılık, espri duygusu yok oluyor. Peki içimizdeki mağara adamını (veya kadınını) nasıl yenebiliriz? Sakinleşerek ve beyne her şey yolunda mesajı göndererek. Yoga yapmak da iyi bir seçenek.
5.DÜZENSİZLİĞİ SEVECEKSİN ​
Hayata karışın. UCLA’in psikoloji bölümünden Robert Björk, düzenli değil, düzensiz biçimde algıladığımız bilgileri daha iyi öğrendiğimizi söylüyor. Beynimiz hayatın kaotik yapısını içselleştirdiği için bilgiyle kurduğu ilişkide de kaostan hoşlanıyor.
6.EGZERSİZ YAPACAKSIN ​
Aerobik yapmak yaşlı insanların beynindeki gri ve beyaz bölgeleri yeniden oluşturuyor. Aerobik yapmanın zekâya faydası büyük. Ağırlık kaldırmak ise zekâyı kesinlikle etkilemiyor. Stres yaratan durumlarla karşılaşınca insanlar çoğunlukla nefesini tutar; yoga yaparak bu tür kötü alışkanlıklardan kurtulmak mümkün. Baskı altında yanlış nefes alıp verdiğimiz için zekâmız geriliyor. Doğru nefes almayı öğreten yognnın bu yüzden beyne etkisi çok olumlu.
7.ACELE ETMEYİP YAVAŞLAYACAKSIN ​
Bu cümleyi okumak iki buçuk saniyeden fazla zamanınızı almamalı. Eğer alıyorsa cümlenin içeriğini tam olarak anlayamayacaksınız. Retinadaki motor tepki ve kelime görüntüsünün beyne ulaşması sonucunda dakikada en çok 500 kelime okuyabiliyoruz. Massachusetts Üniversitesi’nden psikolog Keith Rayner, “Hızlı okumak diye bir şey yoktur. Tabii ki okurken yazılanı anlamaktan da bahsediyorsak,” diyor. Hızlı okurların okudukları metin konusunda kendilerine sorulan soruları yavaş okuyanlara göre çok daha yavaş cevaplayabildikleri kanıtlandı. O yüzden yavaş okumak iyidir, hatta dudaklarınızı oynatarak kelimeleri fısıldayabilirsiniz.

Kaynak: psikolojiportalı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Neye odaklanırsak, neye dikkatimizi verirsek onu yaratıyor, onu çoğaltıyoruz.

insansevgidir_salincak[1]

 

Neye odaklanırsak, neye dikkatimizi verirsek onu yaratıyor, onu çoğaltıyoruz. Sakınmaya çalıştığımız şey yerine elde etmeye çalıştığımız pozitife odaklanmak çok önemli.

Size gerçek bir hikâye anlatacağız. Bir kadının gözlerinde çaresi olmayan bir hastalık oluşuyor ve kör olma tehlikesi ile karşı karşıya kalıyor. Doktorlar hiç bir şey yapamayacaklarını soyluyorlar. Çok kararlı olarak ve duyduklarından hiç hoşlanmayarak kadın, bu kadar çaresiz kalmasa asla yönelmeyeceği alternatif terapilere yöneliyor. Bunu yapmayı gülünç buluyor ama içinde bulunduğu çaresiz durumdan dolayı denemeye karar veriyor.

Sonunda kadın alternatif yöntemler uygulayan bir terapiste gidiyor. Terapist ondan hayatini ve kendisini anlatmasını istiyor. Anlatmaya başladıktan sonra birden terapist kadını susturuyor ve ” son 10 dakika içinde tam 15 kez “nefret ediyorum” cümlesini kullandığınızın farkında mısınız? ” diyor. Kadın şoka uğruyor. Pek çok şeyi açıklarken “nefret ediyorum” kelimesini kullandığını fark ediyor…

“Dünyanın gitmekte olduğu halden nefret ediyorum”
“Okullarda çocuklara davranma şekillerinden nefret ediyorum”
“Onu görmekten nefret ediyorum”
“Bunu yapmaktan nefret ediyorum”

Bu onun için gerçekten göz açtırıcı bir deneyim oluyor. Bunun üzerinde kullandığı kelimeleri değiştiriyor ve yıllar sonra hala mükemmel görebiliyor.

Burada Evrensel Kanunlardan “odaklanma kanunu” devreye giriyor.

Odaklanma Kanunu

Neye odaklanırsak, neye dikkatimizi verirsek onu yaratıyor, onu çoğaltıyoruz.

Sakınmaya çalıştığımız şey yerine elde etmeye çalıştığımız pozitife odaklanmak çok önemli. Örneğin asla yaşlanmamaya odaklanmayın, bunu yaparsanız kısa surede yaşlanacağınız kesin. Bunu yerine sağlıklı, enerjik ve genç olmaya odaklanın, dikkatinizi bunlara verin.

Kullandığımız kelimelere dikkat etme konusunda çok ilginç bir takım bilgiler var, öyle ki “-sız” takısı ile biten kelimeleri bile literatürünüzden çıkarın.

Örneğin “sınırsız bolluk istiyorum” derken, aslında bilinçaltınızın anladığı sınırlı bolluk. Bir başka örnek de “kolay, çabasız ve eğlenceli bir ilişki istiyorum” derken aslında kolay, çaba gerektiren ve eğlenceli bir ilişki çekiyorsunuz çünkü “çaba” kelimesinden sonraki “sız” eki onu olumsuz hale getiriyor ve bilinçaltınız bu kelimeyi caba olarak isleme sokuyor. Bunun yerine “kolay ve eğlenceli bir ilişki istiyorum” demeniz ve bunu düşünmeniz, böylesi bir ilişkinin size gelmesini çok daha kolaylaştırıyor.

Ağzınızdan çıkan kelimelere dikkat etmeye çalışın. Yakınlarınıza söylediklerinize dikkat etmelerini rica edebilirsiniz. En çok neler söylüyorsunuz, ne tür kelimeler, deyimler, sıfatlar kullanıyorsunuz…

“Binlerce kilometrelik bir yola çıkmak için önce bir adım atmak gerekir” deyişinden yola çıkarak,

1- Yazın

Küçük, sevimli bir defter alın ve her sabah şükrettiğiniz 5 şeyi bu küçük deftere yazın… Her şeyi yazabilirsiniz… Örnek: “görebildiğim için, akşama yiyeceğim olduğu için, kuşların seslerini duyabildiğim için”…siz bu çalışmayı yaptıkça neler neler bulacaksınız şükredecek… Ve şükretme enerjisi Evrene en doğrudan “bunlardan daha fazla istiyorum” demektir ve Evren sizi çok rahat duyabilecektir.

2- Güzel şeyler söyleyin

Her gün yakın çevrenizden veya hiç tanımadığınız insanlardan (dükkânlarda servis verenler, dolmuş şoförü, simitçi) 2 kişiye onları iyi hissettirecek bir şeyler söyleyin… Bu kişiler ne kadar tanımadığınız kişiler olurlarsa o kadar iyi… ve verdikleri tepkiyi izleyin…

3- Teşekkür edin

Beğendiğiniz şeyleri insanlara ifade edin, teşekkür etmeyi alışkanlık haline getirin… Gıda ürünleri satılan bir dükkâna girdiniz ve mesela çok temiz buldunuz, “ne kadar temiz bir dükkân, çok hoşuma gitti” deyin…

4- Sözlerinize dikkat edin!

Söylediklerinize dikkat etmeye başlayın. Ağzınızdan çıkanlara önem verin. Sözlerinizi, cümlelerinizi fark edin. Bunun için etrafınızdan da yardım isteyebilirsiniz. Onlar sizi dışarıdan bir göz olarak çok iyi gözleyebilirler. İnsanoğlu kadar kendisine kör bir başka varlık yoktur bu dünyada…

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Seçtiğin Gökyüzü Sana Nasıl Bir İnsan Olduğunu Söyleyecek!

gokyuzu-1[1]

 

  1. Gökyüzünü Seçtiysen, Senin en belirgin özelliğin: cesur ve mücadeleci olman. İnanılmaz bir vizyona sahip, her daim radikal kararlar alabilen bir insansın. Fikirlerinden asla ödün vermez, inandığın yolda yürümeye devam edersin.

2. Gökyüzünü Seçtiysen: Senin en belirgin özelliklerin, dürüst, sözünde duran ve güvenilir olman. Her zaman doğru olanın peşindesin. Yalanla da yalancı insanlarla da işin olmaz.

3. Gökyüzünü Seçtiysen: Senin en belirgin özelliğin, azimli ve kararlı olman. Her zaman doğru bildiğin yolda emin adımlarla yürürsün. Hiçbir şey ve hiç kimse seni yolundan edemez.

4. Gökyüzünü Seçtiysen: Senin en belirgin özelliğin, uyumlu olman. Girdiğin her ortama rahatlıkla ayak uydurabilen, etrafındakiler tarafından çok sevilen bir insansın.

5. Gökyüzünü Seçtiysen: Senin en belirgin özelliğin, güçlü ve mücadeleci olman. Kolay kolay boyun eğmeyen bir yapın var. Ayrıca doğru ve dürüst bir şekilde yaşamak senin için hayattaki en önemli şey.

6. Gökyüzünü Seçtiysen: Senin en belirgin özelliğin, iyimser olman. Hayata her zaman iyi tarafından bakıyorsun, çünkü yaşamın sana verilmiş bir armağan olduğunun farkındasın.

Kaynak: baykush

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

AFT ve AĞIZ YARASINA KARŞI EN ETKİLİ İYİLEŞTİRİCİ : SUMAK MUCİZESİ

sumac_1[1]

Aft, diğer adıyla ağız ülseri… Damak veya yanak içinde yarık seklinde hafif apseli olan yara çeşidi.. Ağzında sık sık çıkanlar çok iyi bilir.

Genelde vitamin eksikliğinde veya bağışıklık sistemi zayıfladığında ortaya çıkar. Ayrıca genetik de olduğu bilinir. Yani ailede varsa sizde de olması muhtemeldir.

Sürekli olmasa da ara ara, dönem dönem bünyeniz zayıfladığında tekrar oluşur. Acayip acı verir. Hiç bir şeyin tadını tuzunu almazsınız.

Hayatı zehir eden bu aftlar yüzünden bazen konuşurken bile acı çekersiniz. Ama evde uygulayacağınız yöntemlerle hafifletmeniz ve hatta tamamen geçirmeniz mümkün.

AFT’a karşı SUMAK mucizesi! ( 1 bardak su + 1 yemek kaşığı sumak )

1 bardak suyu cezvede kaynatın. Kaynamaya başladığında içine 1 yemek kaşığı sumak adın ve 2 dakika daha kaynatmaya devam edin.

Ardından cezveyi ocaktan alın ve soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra gargara yapın. Düzenli kullandığınızda kısa sürede aftların geçtiğini göreceksiniz.

Alternatif başka çözümler nelerdir?

Bitkisel Çaylar: Bitkisel poşet çayların yaranın bulunduğu kısma uygulayabilirsiniz. Direk koyabileceğiniz gibi hafif demleyip de yaranın üzerine koyabilirsiniz.

 

Ayva Meyvesi ve Kompostosu: Ayva meyvesinin tüketilmesi ya da komposto haline getirilerek içilmesi durumunda ağız yaralarında iyileştirici bir etki gösterecektir.

 

Kekik : Bol miktarda kekik çiğnemek olumlu etki yaratacaktır. Ya da kekiği aynı zamanda susam yağı ile sirke yardımıyla gargara yapılarak kullanılabilir.

 

Dut: Ağız yaralarına dut şurubunu uygulayabileceğiniz gibi nar ekşisi ile birlikte de yaranın üzerine koyabilirsiniz. Özellikle kara dut bilinen en etkili iyileştiricidir.

 

En iyi tedavi aftın oluşmasını önlemektir. Peki aft neden oluşur?

Stres : Günümüzde migren, yüksek tansiyon ve gastrit gibi birçok hastalığın nedenleri arasında kabul edilen stres aft oluşmasının en önemli nedenlerinden birisidir.

Yiyecekler : Turunçgiller, sirke, turşu, patates cipsi, tuzlu ve baharatlı çerezler gibi ağız mukozasını tahriş edebilen yiyecekler aft oluşumunu hızlandıran önemli faktörler arasında sayılmaktadır. Bunların yanı sıra bazı bünyeler için alerjik olabilen kara buğday, çavdar, arpa, çikolata, fındık, kabuklu deniz hayvanları, soya, domates, bazı patlıcan, elma, incir, peynir gibi yiyeceklerde aft oluşumunu hızlandırırlar.

Travma : Yanak dil dudak ısırma, sert yiyeceklerin tahrişi ve yumuşak olmayan diş fırçalama işlemleri ve iyi adapte olmayan protezlerin neden olduğu vuruklar aft için uygun zeminin oluşmasına yardımcı olurlar.

Diş Macunu : Diş macunlarının temizleme özelliğini artırmak için köpük yapıcı olarak yapılarına katılan bazı maddeler mukoza hücrelerinin yıkımını artıran tahriş edicilerdir.

Sistemik Hastalılar :

Behçet Hastalığı : Genital ülser, konjuktivit, retinit, lokositoz gibi, birçok sistemik belirtiler yanında ağız içerisinde oluşan tekrarlayıcı aftlarla kendini gösteren bir hastalıktır.

Birçok malign ve otoümmin hastalıklarla birlikte de tekrarlayıcı aftlar görülebilmektedir.

B12 vitamini ve demir noksanlığı,sigara içme, tütün çiğnemenin gibi alışkanlıkların de aft oluşumuna katkıda bulunan önemli faktörler olduğu bilinmektedir.

Kaynak: Hayat Mutfakta

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İnsanlığın Karanlık Yüzü: 6 Saat Boyunca Kıpırdamadan Duran Kadına Yapılanlar Kanınızı Donduracak

marina-abromovic-sanat[1]

1979 yılında o zamanlar henüz pek tanınmamış olan performans sanatçısı Marina Abramovic, gösteri sanatları tarihinin en unutulmaz, en konuşulan ve belki de en korkunç gösterilerinden birini gerçekleştirdi. Rhythm 0 adını verdiği bu gösteride, yaptığı şey aslında çok basitti. Olduğu yerde sabit durmak. Bunun yanı sıra gösteriyi izlemeye gelenlerin seçimine bırakılmış şekilde, bir masa üzerine birçok farklı eşya ve materyal yerleştirdi. Bu masada çiçekten çikolatalı keke, zincirden bıçağa kadar her türlü rastgele eşya bulunuyordu. Hatta masada bir mermi ve silah bile mevcuttu. Yani ziyaretçilerin iyiyle kötü arasında seçim yapma şansı vardı. Bu objeleri tüm ziyaretçiler istedikleri gibi kullanabileceklerdi.

marina-abramovic-sanat-1[1]

Tüm gösteri boyunca kadın, tıpkı cansız bir obje gibi pasif kalacaktı. Amacı aslında kendini yaşayan bir sanat eseri olarak empoze etmekti. Ancak 6 saat sürecek bu performans denemesinin hayatının en korkunç günlerinden birine dönüşeceğinden haberdar değildi.

marina-abramovic-iskence[1]

İlk başlarda izleyiciler oldukça nazik ve iyi niyetliydi. Kimisi masadaki gülleri kadının eline veriyor, kimi ona kek yediriyor bazıları ise saçlarını okşuyor onunla tokalaşıyordu. Ancak aradan zaman geçtikçe ve performans uzadıkça işin rengi değişmeye başladı. İlk olarak izleyicilerden biri kadına hafif bir tokat attı. Abramovic’in gerçekten de, hiçbir reaksiyon vermediğini farkeden topluluktan bazıları kadına daha sert bir biçimde vurmaya başladı. Az önce kadının elini sıkan, ona gül uzatan insanlar karşılarında gerçekten savunmasız birinin olduğunu kavradıklarında şiddet eğilimi göstermeye başladılar. Ancak olaylar bununla da sınırla kalmadı.

marina-abramovic-silah[1]
Kalabalıktan bir kişi silahı alıp kadının alnına dayadı. Daha sonra kadının vererek silahı boynuna dayamasını sağlayacak bir biçimde yerleştirdi. Bazıları kalemlerle kadının alnına boynuna yazılar yazmaya başladılar. Bunların ardından cinsel tacizler başladı. Bazıları kadının kalçalarını, göğüslerini sıkıştırıyor, kimi onu öpüyor kimi ise yalayarak tükürüyordu! Sonunda kalabalık, kadının üzerindeki eşyaları makaslarla parçalayarak onu çırılçıplak bıraktı. Ancak bununla da yetinmediler.

marina-abramovic-ciplak[1]

Kalabalıktan biri kadının karnını bıçakla çizdi ve diğerleride bundan cesaret alarak onu takip etti. Elbiselerini parçaladıktan sonra, kadının her tarafını bıçaklarla çizmeye ve kadını belli belirsiz bıçaklamaya başladılar. Boyun kısmına çizik atarak kanamasını sağladıktan sonra burada kan emenler bile oldu. Bunun ardından kadını sağa sola cansız manken gibi taşıdılar bu esnada defalarca taciz ettikleri kadına, kalabalıktan bir adam masa üzerine yatırıp tecavüz etmeye çalıştı!

marina-abramovic-iskence-sanati-1979[1]

Sonrasında sağduyulu birkaç kişinin önlemesiyle kalabalık bu fikirden vazgeçti ve kadının çıplak fotoğraflarını çekmeye, bazılarını da eline tutuşturmaya başladılar. Bu esnada kadın gözyaşları içindeydi ancak kalabalık onu bir obje olarak değerlendirme konusunda ısrarcıydı…

 

Vahşileşen çoğunluğa rağmen kalabalık içinde bulunan bir grup insan bu durumdan rahatsızlık duymaya başladı. Ancak cesaret edip bir eylemde bulunamadılar. Ta ki kalabalıktan çıkan bir kadın, Abramovic’in gözyaşlarını silip ona sarılana kadar…

abramovic-gozyaslari[1]

Kadının peşi sıra, sanatçıya yapılanlardan rahatsız olan azınlık grup, onu adeta bir koruma çemberine alarak, kıyafetlerini geri giydirdi, boynundaki yarayı kapattı, vücudundaki diğer kanayan kısımları bantla kapattı ve kadına sigara ikram ettiler.

Bir performans sanatından daha çok toplumsal bir deneye dönüşen bu olay, çoğunluğun birbirinden cesaret alarak içindeki kötülüğü kolayca ortaya çıkarabilmesine karşın, bu durumdan rahatsız olan iyi niyetli kişilerin aynı dayanışma cesareti gösterememesinin ya da bu konuda geç kalmasının nelere sebep olduğunu gözler önüne seriyordu.

marina-abromovic-sanat[1]

 

6 saat sonunda performans sona erdiğinde Abramovic, tekrar hareket etmeye başladığında, kalabalık korkunç biriyle yüzleşmişcesine oradan kaçıştı. Az önce çekinmeden işkence yaptıkları kişinin, tekrar bir birey formu kazanarak hareket etmesi kalabalığı dehşete düşürmüştü…

filoji.com/insanligin-karanlik-yuzu-6-saat-boyunca-kipirdamadan-duran-kadina-yapilanlar-kaninizi-donduracak/

Dünyanın En Büyük Leonardo Da Vinci Sergisi İstanbul’da Açılıyor!

sergi-620x400[1]

Dünyaca ünlü İtalyan ressam Leonardo Da Vinci’nin şimdiye kadarki en büyük ve kapsamlı sergisi aralık ayında İstanbul’da açılıyor.
Belçika’da prömiyerini yapan dünyanın en kapsamlı Leonardo Da Vinci sergisi ‘Leonardo Da Vinci Expo’ ikinci durağı olarak İstanbul’a geliyor. Rönesans döneminin önemli ressamı yalnızca sanat alanında ürettiği eserlerle değil bilime olan ilgisi ve bilimin farklı alanlarındaki yetkinliğiyle de tanınıyordu. Bir ressam, mimar, mühendis, filozof, müzisyen ve daha pek çok alanda ünvan sahibi olan Leonardo Da Vinci’nin eserleri İstanbullu sanatseverlerle 14 Aralık’ta buluşuyor.

 

‘Leonardo Da Vinci Expo: Dahi İstanbul’da’ adıyla Maslak UNIQ Müze’de açılacak olan sergide; Leonardo Da Vinci’nin orijinal eskizler yardımıyla hazırlanan 100 replikası ve sanatçıya ait el yazması, tablo ve çizimler yer alacak.
7 Nisan 2018 tarihine kadar ziyaret edilebilecek sergide; Leonardo Da Vinci eserlerinin yanı sıra dahi sanatçıdan ilham alan Donatello, Raphael gibi Rönesans döneminin diğer sanatçılarına ait örnekler ve orijinal belgeler de incelenebilecek.

Kaynak: Sanat Karavanı

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir Mucize Ritüeli

Bir-Mucize-Ritüeli[1]

 

Mucizelere inanmayı neden bıraktık ?
Öyle ya çok mantıklı hayatlarımızın içinde mucizelerin ne işi var ? Hepsi hayal ürünü !
Ya mucizeler hala varsa ve biz onları yaratımlarımızdan çıkardıysak …
Özelilikle 70’li yılların Türk filmlerinde mucize niteliğindeki rastlantıları sürekli görürüz ve tepkimiz değişmez :
YOK ARTIK ! Bu kadar rastlantı ancak Türk filmlerinde olur.
Kadın hiç olmayacak bir yerde hiç olmayacak bir adamla karşılaşır ve bamm.. hayatı değişir, o artık çok ünlü bir ses sanatçısıdır.
Adam çok fakirdir ama şans neden ona gülmesindir Ve birden kaderi değişir, hiç tanımadığı Mısır’daki halasından miras kalır.
Çocuk küçükken kötü kalpli gaddar kişiler tarafından kaçırılmış, dilenciliğe zorlanmıştır ancak onun çok sevimli eşeğini açık artırmada öz ablası satın alır …
Yani hayat kötü gidiyorsa birden iyiye neden gitmesin İyiler hep kazanır …
İşte bu durum tam olarak o dönemin toplumunun inanç sistemidir.
İnsanların sokağa çıkarken onları gelip bir mucizenin bulacağı inancı ile yaşayıp yarattığı yıllar …
Biz şimdilerde böyle şeyler yapmıyoruz tabi …
Mesela siz bugün evden çıkarken hangi hissiyatla çıktınız ?
Dünyamızı hiç de eğlenceli olmayan sıkıcı bir düz mantık kapladı.
Hayat bu şekilde heyecanlı ve sürprizlerle dolu değil.
Yarınlar hep aynı ve yaşamak o kadar da çekici değil.
Ta ki siz mucizelere inanıncaya kadar
Açıkçası bir mucizeye inanmıyorsanız, yarın sabah neden şans size gülsün …
Şimdi size çok basit bir ritüel veriyorum. Bir kitapta okudum ve denedim, işe yarıyor.
Hiç olmayacak şey, bir iş adamı bana mesaj attı ve hayallerimi gerçekleştirmeme yelken açtı.
Kaybedeceğiniz bir şey yok, sadece deneyin

“Mucize ritüeli :
Sabah uyanır uyanmaz kimseyle konuşmadan güneşe ve gökyüzüne bakın ve 7 defa “BUGÜN BENİM İÇİN BİR MUCİZE OLACAK” diyin. (Mümkünse sesli)
Ve etkisine inandığınız bir duayı okuyun.
Aynı gün gece yatmadan hemen önce yıldızlara ve gökyüzüne bakın ve 7 defa “YARIN BENİM İÇİN BİR MUCİZE OLACAK” diyin.

Ve yine etkisine inandığınız bir duayı okuyun.
Yine ertesi sabah kalkınca sabah ritüelini, gece olunca gece ritüelini 7 gün boyunca uygulayın.”
…Hepsi bu.
Binlerce katılımcı henüz 1 haftayı tamamlamadan sonuç alıyor. Yani ben de sanırım 2,5 gün uyguladım ve ne olacağına dair bir fikir dahi üretmemiştim.
Çok beklentiye kapıldığımı da söyleyemem…
Bir de daha ilk söylediğim anda enerjinin değiştiğini hissetmiştim, enerji çalışmalarında bu anı yakalarsanız işlem tamam, haberiniz olsun
Ritüelin nasıl işe yaradığına ve mantık arayanlara gelince …
Mantık sıkıcı ise okumayınız
Kaliforniya’daki Hipnoz okulunda aldığım eğitimlerde tek bir temel var, telkinler ! (Hypnosis Motivation Institute )
Siz bu şekilde kendinize telkin veriyorsunuz.
1 kere sesli söyleyince insanın ikna barajı aşılmış olmuyor ancak ikincisi ısrar içeriyor ve sonraki telkinlerde ise artık kontrol bizden çıkıyor ve bu telkinler hayatımızı ele geçiriyor.
Bu sebeple sizin kendinize, toplumun size ve sizin başkalarına tekrar ettiğiniz telkinlere dikkat ediniz, tüm telkinler hipnotik bir dil içeriyor ve bu komutlar doğrudan otonom sistemimize hükmediyor
Sıra dışı sevgilerimle,
Demet Yıldırım

Dipnot : Detaycı ruhlar etkili dua tavsiyesi isteyecek olursa İnşirah Suresi’ni okuyabilirler.
Yada bir Tibet duası veya bir mantra … Neye inanıyorsanız artık

DEĞERİNİZİN FARKINDA MISINIZ?

girl-meadow-640x420[1]

 

Mutlu olduğunuzda, mutluluğu yaşayan sadece kendiniz değilsiniz…
Sevgi dolu olduğunuzda, sevgiyi yaşayan sadece kendiniz değilsiniz.
Barış ve huzur içinde olduğunuzda, barış ve huzuru yaşayan sadece kendiniz değilsiniz.
Mevlana olduğunuzda, Mevlanalığı yaşayan sadece kendiniz değilsiniz.
Siz bir yandan bunları yaşarken; bir yandan da farkında olmadan, evrenin enerjisini yükselterek, pek çok insanın hayatını etkiliyorsunuz.
Yaşadıklarınız ile oluşan düşük veya yüksek frekanstaki enerjiniz ile; Siz farkında olsanız da olmasanız da, inansanız da inanmasanız da, görseniz de görmeseniz de, toplu bilinçteki yaşam enerjisini fazlası ile etkilemektesiniz.
Kanadalı Doktor David Hawkins araştırmalarının sonucu vardığı değerler şöyledir;
Pozitif ve herşeyi olduğu gibi kabullenen mutlu bir insanın yaydığı enerji, 90.000 insanin yaydığı düşük enerjiyi dengelemektedir.
Sevgiyi gerçek anlamda yaşayan bir insanın yaydığı enerji, 750.000 insanin yaydığı düşük enerjiyi dengelemektedir.
Barış ve huzur içinde yaşayan bir insanın yaydığı enerji, 10 milyon insanin yaydığı düşük enerjiyi dengelemektedir.
Mevlana’lığı yaşayan bir insanın yaydığı enerji, 70 milyon insanin yaydığı düşük enerjiyi dengelemektedir.
Peygamber, Buddha seviyesinde yaşayan bir insanın yaydığı enerji ise tüm insanlığın yaydığı düşük enerjiyi dengelemektedir.

Bugün;  90 bin insanı MUTLU etmeye ne dersiniz..?

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ayna Çalışması (Kendini Sev, Hayatını İyileştir)…