Doğduğun Gün Ve Doğduğun Aya Göre Hangi Yemeksin…

23795581_1734565123283397_2323182390029430190_n[1]

Doğduğun Güne Göre: 1. Kuru fasulye 2. Tavuk Şnitzel 3. Ciğer Şiş 4. Mercimek Yemeği 5. Kadınbudu Köfte 6. Saç Kavurma 7. Pirzola 8. Köri Soslu Tavuk 9. Biber Dolması 10 . Hünkar Beğendi 11. Et Döner 12. Izgara Köfte 13 . Burger 14. Bezelye 15. Arnavut Ciğeri 16. Karnıyarık 17. Tavuk Döner 18. Türlü 19. Tas Kebabı 20. Tavuk Sote 21. Nohut 22. Tavuk Şiş 23. İslim Kebabı 24. Et Sote 25. Kuzu Şiş 26. Patlıcan Musakka 27. Soslu Kanat28. Kaşarli Köfte 29. Taze Faulye 30. Biftek 31. Mantar Sote

Doğduğun Aya Göre: 1. Patates Kızartması 2. Erişte 3. Yaprak Sarma 4. Patates Salatası 5. Pirinç Pilavı 6. Salata 7. İçli Köfte 8. Makarna 9. Bulgur Piiavı 10. Patates Püresi 11. Yoğurt 12. Piyaz

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sıcak Veya Soğuk Suyla Yıkanmanın Faydaları…

19424112_1912614955655576_6704406296941276447_n[1]

Soğuk Suyla Yıkanmak:

Bağışıklık Sistemini Uyarır

Zindelik Verir

Gribi Önler

Depresyona Karşı Hormonları Harekete Geçirir

Zihni Rahatlatır

Cildi Sıkılaştırır

Saç Dökülmesini Önler

Metabolizmayı Hızlandırır

Sıcak Suyla Yıkanmak:

Kasları Rahatlatır

Vücuttaki Gerilimi Azaltır

Migrene İyi Gelir

Ödemi Giderir

Gerginliği Hafifletir

Sinüsleri Açar

Ciltten Toksinleri Atar

Ciltteki Gözenekleri Atar Ve Temizler

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

TARÇININ ÖZELLİĞİ VE ZAYIFLAMAYA OLAN ETKİSİ;

16339[1]

İçeriğinde bol miktarda antioksidan bulunan tarçının tek başına kilo verdirme özelliği yoktur fakat kan şekerini yani şekerin -kanımızdaki glikoz- hücrelerce işlenmesini sağlayan insülin hormonunu dengeleyerek diyetinizi destekler.
Her gün tarçınlı su içtiğinizde size ne gibi faydaları olur? İşte tarçınlı suyun etkileri;
1 – Kan şekerinin vücut tarafından daha iyi işlenmesini sağlar,
2 – Yağ yakıcı özelliği sayesinde vücudun enerji kaynağı olan yağ depolarını daha iyi kullanmasını destekler,
3 – Tokluk hissi verir, daha geç acıkmanızı sağlar.
ÖNEMLİ HATIRLATMA: Tarçına ek olarak kök zerdeçal, zencefil, defne yaprağı, karanfil ve elma dilimleri de eklenebileceğini unutmayın. Hepsi sağlık dolu yağ yakıcı faydalı bitkilerdendir.
TARÇINLI SU NASIL HAZIRLANIR?
Gereken Malzemeler;
– 3-4 adet çubuk tarçın
– İsteğe göre bir miktar karanfil, kök zencefil, defne yaprağı, kök zerdeçal, dilimlenmiş elma
– 5 bardak su
Yapılışı; Tarçın ile suyu yaklaşık 10 dakika kadar kaynatın. Ocağı kapatmaya yakın isteğe göre karanfil, zencefil, zerdeçal veya defne yaprağı ekleyebilirsiniz. Soğuduktan sonra (buz dolabına koymayın, oda sıcaklığında tüketilmesi önerilir) gün içerisinde tüketin. Tat vermesi amacıyla damak zevkinize göre içmeden önce limon da eklenebilir. Tarçınlı su sizi daha zinde hissettirecek ve daha geç acıkacaksınız.
Araştırmalar tarçınlı su diyetine başladıkları ilk 15 günde yaklaşık 5 kilo zayıfladıklarını aktarmışlar, çubuk tarçın ve suyun bu mucizevi faydasını herkese tavsiye ediyorum…

Cavit Utku

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kendinizi Kötü Hissettiğinizde…

931986_940x531[1]
Sabah işe geç kaldınız, gününüz berbat geçti, sıkıntıdan ve stresten patlamak üzeresiniz ve yatağınıza yattığınızda uyuyamıyorsunuz..!
Bu kabusa son verip keyfinizi yerine getirecek 5 taktikle yüzünüz gülecek…
Bir gününüzün diğerine uyması gerektiğini kim söylemiş? Salı günü yüzünüzde çiçekler açarken, çarşamba günü aynaya bile bakmak istemeyebilirsiniz. Unutayın ki, bu gibi durumları lehinize çevirmek elinizde. Gününüzün rezil olmasına izin vermeyin ve tavsiyelerimizi okuyun.
1) SIKINTIDAN PATLAMAK ÜZEREYKEN:
Öyle günler olur ki keşke hiç yataktan kalkmasaydım diye düşünürüz. Böyle bir durumda size önereceğimiz tekniğin çok işe yaradığını göreceksiniz. Kalp, vücudunuzun ritmini koruyan bir organdır. O sakin olduğunda vücudunuz ve aklınız sakinleşir. Önereceğimiz bu aktivite sadece bir dakikanızı alacak:
– Elinizi göğsünüzün sol tarafına koyun ve üç kez yavaş yavaş nefes alın.
– Yorgunluğu ve kızgınlığı üzerinizden atmak için sevdiğiniz birini düşünün.
– Düşüncelerinizi dağıtabilmek için 10 dakikalık bir yürüyüşe çıkın. Bu, kalp atış hızınızı yavaşlatacak ve sorunlannızı daha açık bir zihinle düşünebileceksiniz.
2) BİRİ SİZİ ÜZDÜĞÜNDE:
Kendinizi iyi ifade edemediğinizde kötü bir ruh hali içine girersiniz. Biri sizi üzdüğünde bunu ondan saklamayın. Ne hissettiğinizi dile getirin. Buna sandviç tekniği deniyor; önce pozitif bir şey söyleyin, ardından üzüldüğünüzü belirtin ve konuşmanızı pozitif herhangi bir şeyle sonlandırın.
Sizi üzen patronunuz olduğunda bunu uygulayamayabilirsiniz. Böyle bir durumda sinirinizi bozan şeyi bir kağıda yazın ve arkasından kağıdı yakın. Kendinizi ne kadar iyi hissedeceğinize şaşıracaksınız.
3) GÜN BOYUNCA KÖTÜ BİR RUH HALİ İÇİNDE OLDUĞUNUZDA:
Bir şey ya da biri sinirinize dokunduğunda bütün gününüz rezil olabilir. Sonrasında ise istemeden de olsa çevrenizdeki başka insanlara kötü davranmaya ve onları kırmaya başlayabilirsiniz. İşte böyle durumlarda aşağıdakileri yapmayı deneyin:
– Durumu puanlayın. Ne kadar sinirlendiğinize 1 ile 10 arasında bir puan verin.
– Daha farklı davranabilmeniz mümkün olur muydu diye düşünün.
– Durumu nasıl daha iyi bir hale getirebileceğinizi düşünün. Arkasından da yaşananların bir daha tekrarlanmaması için olayları kafanızda tartın.
– Başka insanların duygularını kontrol edemeyeceğinizi kabullenin.
– Unutmayın ki, problemlere bakışınız sonrasında olacakları ve bütün hayatınızı derinden etkiler.
4) STRESTEN ÇOK BUNALDIĞINIZDA:
Konuşmayın, parmak uçlarınızı kullanın! Parmak uçlarınızla küçük darbeler gerçekleştirmeniz vücudunuzdaki enerji akışını dengeler. Uzmanlar bu tekniğe duygusal akupunktur adını veriyorlar.

Gözlerinizin üzerine orta parmağınızın ucuyla hafifçe 5 kez vurun.

Sonrasında köprücük kemiği ile kaburganızın birleştiği yerlere aynı vuruşları tekrarlayın.

İşlemi göğüs kafesiniz ile tamamlayın. Bu enerji noktalarına parmak uçlarınızla masaj yapmak sizi rahatlatacaktır.
5) KAFANIZDAKİ DÜŞÜNCELER YÜZÜNDEN UYUYAMADIĞINIZDA:
Yatakta dönüp durmak yerine sırt üstü pozisyona gelin, çenenizi gövdenizle aynı hizaya getirip tavana bakın. Bacaklarınızı iyice gerin ve kollarınızı düzgünce vücudunuzun yanına koyun.
Gözleriniz kapalı olarak parmak uçlarınızdan başlayarak vücudunuzun her noktasını hissetmeye ve arkasından gevşe komutuyla gevşetmeye  çalışın. Vücudunuzdaki tüm kasları rahatlatırken düzenli bir şekilde nefes almaya çalışın.  10 defa derin nefes alıp verin.
Bu şekilde önce vücudunuza sonra nefesinize odaklanarak zihninizi boşaltmanız mümkündür. Yarım saatte uykuya dalacağınızdan emin olabilirsiniz..
-alıntı-

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Parmağınıza 60 saniye bastırın bakın ne oluyor

0[1]

 

Parmağınıza 60 saniye bastırın bakın ne oluyor : Hepimizin ortak şikayeti baş ağrısı ya da vücudumuzun değişik bölgelerinin sebepsiz olarak aniden ağrımasıdır. Böyle durumlarda hemen ağrı kesici ilaç ya da doktora başvururuz fakat refleksoloji yöntemi ile 60 saniyede kurtulmak mümkün.
Refleksoloji basit olarak vücudun her organ ve bölgesinin diğer organlarımızla bağlantılı olması üzerine kurulu bir sistemdir. Yani parmağınıza bastırdığınız zaman o bölge ile bağlantılı diğer organınızda olan ağrı anında kesilecektir.
Tek yapmanız gereken hangi parmağın nere ile bağlantılı olduğu ve buna göre ne yapmanız gerektiğini öğrenmek.
Başparmak – Kalp ve akciğerler ile alakalıdır. Kalp ritmimiz hızlandığı zamanlarda başparmağınızı ovarsanız eğer kalp atışınızın yavaşlamasına yardımcı olacaktır.
İşaret parmağı – Bu parmak kolon ve mide ile bağlantılıdır. Eğer kabızlık veya karın ağrısı şikayetiniz varsa, işaret parmağınıza basın ve 60 saniye boyunca ovalayın. Karın ağrınızın anında kesildiğini hissedeceksiniz.

Orta parmak – Bu parmak kalp, ince bağırsak, kan dolaşım ve solunum sistemi ile alakalıdır. Eğer sürekli baş dönmesi ve uyku hali yaşıyorsanız, şikayetlerinizin geçmesi için orta parmağınızı ovalamanız yeterli olacaktır.
Yüzük parmağı – Yüzük parmağı ruh durumuz ile alakalıdır. Kendinizi depresif hissettiğiniz zaman, yüzük parmağınıza masaj yapmak sizi çok daha iyi hissettirecektir.
Küçük parmak – Baş, boyun ve böbrek ile bağlantılıdır. Yani,ne zaman bir baş ağrısı ya da boyun bir ağrı şikayetiniz varsa, ya da böbrekleriniz ağrıyor ise serçe parmağınıza masaj yaparak kendinizi rahat hissedebilirsiniz.
Avuç içi – Avuç içlerimiz kan dolaşımını uyarmak için oldukça etkilidir ve sinir sistemimizi doğrudan etkiler. Ellerinizi çarpmak yani alkış tutmak oldukça faydalıdır.
Bu yazıyı okurken faydalı bulduysanız ve daha fazla insana ulaşması için lütfen paylaşın. Okuyanlara ve paylaşanlara teşekkürler.

kAYNAK: Bayanlar Bilir

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sakın Kaçırma… Burcuna Göre Kimsin…

10919-9157-burclar-copy-copy-300x219[1]

 

 

Koç: Kararlı, eğlenceli, kültürlü
Boğa: Güzel, sadık, hoşsohbet
İkizler: Akıllı, zarif, neşeli
Aslan: Çekici, tutkulu, bakımlı
Başak: Zeki, hassas, istikrarlı
Terazi: Bakımlı, sosyal, zarif
Akrep: Tutkulu, bağlı, gururlu
Yay: Eğlenceli, zeki, sürprizlerle dolu
Oğlak: Sadık, tutarlı, ağırbaşlı8
Kova: Neşeli, özgür ruhlu, zeki
Balık: Romantik, sevecen, iyi kalpli

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Sakın Kaçırma… Burcuna Göre Kimsin…

23795072_10212600660464145_4478163397824380478_n[1]

Koç: Kararlı, eğlenceli, kültürlü

Boğa: Güzel, sadık, hoşsohbet

İkizler: Akıllı, zarif, neşeli

Aslan: Çekici, tutkulu, bakımlı

Başak: Zeki, hassas, istikrarlı

Terazi: Bakımlı, sosyal, zarif

Akrep: Tutkulu, bağlı, gururlu

Yay: Eğlenceli, zeki, sürprizlerle dolu

Oğlak: Sadık, tutarlı, ağırbaşlı8

Kova: Neşeli, özgür ruhlu, zeki

Balık: Romantik, sevecen, iyi kalpli

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Her Güçlü Kadının Mutlaka İzlemesi Gereken 12 Film

coco-chanel-kadin-filmleri[1]

 

1. Coco Chanel’den Önce (Coco Before Chanel)

Audrey Tautou’yla hayat bulan, moda dünyasının fenomeni Gabrielle “Coco” Chanel’in gerçek yaşam hikayesi: Coco Before Chanel. Yetimhanede başlayıp, kabare şarkıcılığına uzanan daha sonra da dünyanın en önemli modacısı olma yolunda ilerleyen, masal gibi bir hayat. Gerçek adı Gabriella Chanel olan Coco Chanel’in Paris’e taşınmadan ve ünlü olmadan önceki yaşamından kesitleri sergileniyor.

2. Marilyn İle Bir Hafta

23 yaşında genç bir delikanlı olan Colin Clark, Oxford’da okuduğu bölümü terk ederek, sinema sektörüne girer ve kendisine o sırada çekimlerine başlanan ‘The Prince and the Showgirl” adlı filmde asistan olarak yer bulur. Asistan Colin’in gözünden Marilyn Monroe’nun İngiltere’de geçen bir haftasını konu alan film iki genç insan arasında yaşanan karşı konulmaz yasak çekimi bir kez daha beyazperdeye taşıyor.
3. Where The Heart Is

Novalee (Nathalie Portman) 17 yaşında hamile bir genç kızdır. Erkek arkadaşıyla birlikte yeni bir hayata başlamak için California’ya doğru yola çıkmıştır. Ancak erkek arkadaşı Willie onu Oklahamo’da bir Wal Mart dükkanında terk eder. Hiç bir mesleği, yeteneği olmayan ve beş parasız ortada kalan Novalee gizlice dükkanda yaşamaya başlar.
4. Dua Et Sev (Eat Pray Love)

Senaryosu Ryan Murphy’ye ait olan ve yazar Elizabeth Gilbert’ın kendi hayat deneyiminden yola çıkarak yazdığı Eat, Pray, Love kitabından uyarlanan filmde Julia Roberts, ABD’nin bu popüler yazarını canlandırıyor. Roberts’a filmde, The Visitors ile Oscar’a aday olan Richard Jenkins eşlik edecek. Film, hayatta herşeye sahip olan ama bir türlü tam bir mutluluğa erişemeyen Elizabeth’in acılı bir boşanma ve depresyonun ardından kendini keşfetme sürecini anlatıyor.
5. Frida

Film, sanat tarihinin sıradışı insanlarından biri olan Frida Kahlo’nun hayatını anlatıyor. Frida’nın meşhur aşkı, bir kadın düşkünü olan Diego, Frida’ya ‘kendini farklı kadınlarla birlikte olmaktan alıkoyamayacağını, ama özünde sadece O’nu seveceğini’ söylemiş ve Frida tarafından anlayışla karşılanmıştır. Ancak zamanla ilişkileri problemli bir hal almaya başlar.
6. Erin Brockovich

Parası, işi ve geleceğe dair hiçbir umudu olmayan Erin Brockovich, çok zor bir durumdadır. Hiç suçu olmadığı bir araba kazasına karışan Erin, bir anda kendisini daha da kötü olayların içinde bulur. Hiçbir seçeneği kalmayan Erin, avukatı Ed Masry’nin (Albert Finney) hukuk bürosunda çalışmak için onu ikna eder. Burada çalışırken gayrimenkul dosyalarındaki bazı tıbbi kayıtlara rastlar. Kafası karışan Erin, aradaki bağlantıyı sorgulamaya başlar. Bu konuyu araştırmak için Ed’i ikna eden Erin, yöre halkının kullandığı suyun kirli olduğunu, bu gerçeğin onlardan saklandığını ve bu sebeple orada yaşayan insanların birtakım ciddi hastalıklara yakalandıklarını öğrenir.
7. Tek Başına (North Country)

Tüm Dünyayı Sarsan ilk Cinsel Taciz Davası! Josey Aimes’in tek isteği, masasına yemek koyabilmesini ve çocuklarına iyi bakabilmesini sağlayacak iyi bir iştir. Ancak karşılaştığı şey tehdit, aşağılama, taciz, küçümseme ve saldırı olur. Son derece duygusuz olan patronu tüm bu yaşadıklarını bir erkek gibi karşılamasını beklemektedir. Ancak bunun yerine Josey yaşadıklarını bir insan gibi karşılar ve karşı savaş açar.
8. Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada)

 

New York moda dünyasının göz alıcı karmaşasında , 0 bedenli muhteşem kadınlar içindeyken saçınızın kötü olduğu bir gün iş hayatınızın sonu olabilir. İşte Runway Dergisi bu inanılmaz cehennemin tam ortasıdır. Miranda Priestly (Meryl Streep) ise moda dünyasının en güçlü kadını Runway’in korku salan kraliçesi kendisine bir asistan alacaktır. Milyonlarca kızın hayatını verebileceği bir iş ise sıradan bir NewYork’lu olan Andy Sachs (Anne Hathaway) için göz kırpmaktadır. Yapacağı iş kesinlikle kendisine saygısı olmayan insanların yapabileceği türden, yaşamı bırakıp çalışmaya dayalı bir tür Miranda köleliğidir.
9. Mona Lisa Gülüşü (Mona Lisa Smile)

Katherine Ann Watson (Julia Roberts), 1953 yılında sanat tarihi öğretmeni olarak California’dan New England’da bulunan Wellesley Kız Koleji’ne gelir. Dönem savaş sonrasıdır. En başarılı ve en iyi öğrenciler bu okulda okusalar da, okul ve kasaba oldukça muhafazakârdır. Öğrencilerine, yürüyecekleri yolun onlara gösterilmiş olan değil, kendilerinin seçecekleri yol olduğunu anlatmaya çalışan Watson, güçlü bir muhalefetle karşılaşacaktır.
10. Milyonluk Bebek (Million Dollar Baby)

Frankie Dunn ringlerde yaşadığı yıllar boyunca müthiş dövüşçüler yetiştirmiştir. Öğrencisi olan boksörlere öğrettiği en önemli ders ise kendi hayatı için de temel kabul ettiği, herşeyin üzerinde kendini korumaktır. Onu kızından soğutan ve uzak tutan acı deneyimi yüzünden uzun zamandır hiç kimse ile yakın olmamaya çalışmaktadır. Tek arkadaşı Scrap, onun spor salonuna göz kulak olmakta ve kaba dış görünümünün altında 23 yıldır yakasını bırakmayan bir affedilme beklentisi olduğunu bilmektedir ve bir gün Maggie Fitzgerald spor salonuna gelir ve bu yetenekli kız sayesinde işler değişmeye başlar.
11. Kaldırım Serçesi (La Vie en Rose)

Edith Piaf’ın 1959’da New York’da verdiği konser sahnesi ile başlayan film, Fransız şarkıcı Piaf’ın, 40’lı yaşlarına odaklanıyor. 1915 yılında dünyaya gelen Piaf, babasının çalıştığı sirk sayesinde küçüklüğünden itibaren pek çok yer dolaştı. O dönemlerde, en yakın arkadaşı Mômone (Sylvie Testud) ile sokaklarda şarkı söyleyerek para kazanıyordu. Bu sırada bir kabare işleten Leplée (Gérard Depardieu) tarafından keşfedildi ve kısa sürede, onu meşhur edecek çevre içine girdi. “A Very Long Engagement” (Kayıp Nişanlı), adlı filmden tanıdığımız Cotillard, Piaf’ın gençlik yıllarından, 47 yaşında ölümüne kadar olan süreyi büyük başarıyla canlandırıyor. Genç yaşta yakalandığı hastalık ve bağımlılıkların, henüz 40 yaşındayken onu 70 yaşında bir kadın haline dönüştürdüğü, yürüme, konuşma ve şarkı söyleme yetisini kaybettiği süreci tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor. Filmde, Piaf’ın büyük aşk yaşadığı ve 1949 yılında bir uçak kazasında hayatını kaybeden boks şampiyonu Marcel Cedan’ın (Jean-Pierre Martins) da önemli bir yeri var.
12. Gia

Angelina Jolie ‘nin ‘’Canlandırırken kendime en yakın hissettiğim rol, Gia’dır,’’ diye bahsettiği film, Amerika’nın ilk top modeli olan Gia Marie Carangi’nin 17 yaşından başlayarak 1986 yılındaki ölümüne kadar geçen süredeki zorlu hayat hikayesi anlatıyor.

http://filoji.com/her-guclu-kadinin-mutlaka-izlemesi-gereken-12-film/

Zor anlarında sana güven veren şey ne?

unnamed-1[1]

 

Senin En Güvendiğin Şey:  Eşin En zor anlarında, sana güven ve umut vereceğini düşündüğün tek kişi eşin.

Senin en güvendiğin kişi: Kendin! En zor anlarında bile kendine güvenin ve sabrın sayesinde herşeyin üstesinden gelebilecek gücü yine kendinde buluyorsun.

En güvendiğin şey: Hayaller/Gelecek: Yaşadığın zor anlarda,sana umut veren hayaller ve gelecek günlerin iyi olacağına dair güvenin hiç eksilmiyor.

Senin en güvendiğin kişi: Dostların!
Yaşadığın zor anlarda, sana daima destek olacağına güvendiğin dostlara sahipsin.

Kaynak: Baykush

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yılbaşı Yaklaşırken Sevdiklerinize Melek Kolyeleri Hediye Edebilirsiniz… Tel Işıl 0536 508 19 73

 

Işıl İpekçi dünya tatlısı şeker mi şeker bir insan. Kendisini meleklere adamış ve bu muhteşem tasarımlar ortaya çıkmış. Bu muhteşem tasarımlardan ben kendime Baş Melek Rafael ve Baş Melek Mikael’in olduğu kolye ve ayraçlardan aldım.
Peki sizin ihtiyacınız ne?
Hangi melek sizin şansınızı, yaratıcılığınız, güveninizi, bolluk ve bereketinizi arttıracak.
İşte tüm bunları öğrenmek için Işıl İpekçi’yi 0536 508 19 73’ten arayabilir ve sizi koruyup kollayacak meleklerinizi sipariş edebilirsiniz. Ayrıca şimdi kaşkollara da takacak şekilde yeni melek tasarımları da geldi. Kaçırmayın…
Sağlıcakla,
Anette İnselberg

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir toplu iğnenin insanı ölümden kurtaracağına inanır mısınız? Bizce inanın.

765d4e9b64b12a031392351462945202[1]
Çinli bir profesörün uyguladığı bu yöntem birçok kişinin hayatını kurtarabilir
Kalp krizinden kurtaran mucize bir şeyden bahsedeceğiz size… Bu yöntem kalp krizi geçiren bir hastanın tedavisinde alışılmamış bir yöntem. Kalp krizi en sık görülen ölüm sebeplerinden biri. Birçok hasta ilk müdahale geç ya da doğru yapılamadığıiçin hayatını kaybediyor. Oysa ki kalp kirizi geçiren bir hastayı hayata döndürmek çok basit.
Kalp krizi geçiren bir hasta toplu iğne ile hayata geri dönebilir
Böyle diyor Çinli profesör. Ve ekliyor “kalp krizi başlayınca, beyindeki kılcal damarlar patlamaya başlar. Hasta nerede olursa olsun, onu hareket ettirmeyin. Çünkü eğer hareket ettirilirse, kılcal damarlar patlayacaktır.”
Kılcal damarları açmanın yolu toplu iğneden geçiyor
Evinizdeki dikiş iğnesi ya da toplu iğneler hayat kurtarabilir. Eğer kalp krizi geçiren birine denk gelmiş ve zamanla yarışıyorsanız bu adımları uygulayın;
İğneyi sterilize etmek için çakmakla yakın. Kalp krizi geçiren hastanın 10 parmağının da ucuna batırın.
İğneyi parmaktan kan çıkana kadar batırmaya devam edin.
Şayet kan damlamazsa, parmaklarınız ile sıkarak kanın akmasını sağlayın.
Tüm parmaktan kan geldiğikten birkaç dakika sonra hastanın bilinci yerine gelecektir.
Eğer hastanın ağzı yamuksa kulakları kızarana kadar sıkın.
Sonra her bir kulak memesinden ikişer damla kan gelene kadar her kulak memesine de iki kez iğne batırın.
Birkaç dakika sonra hasta konuşmaya başlayacaktır.
İlk müdahalenin ardından vakit kaybetmeden hastayı en yakın hastaneye götürün.
Eğer ilk müdaheleyi yapmayıp, kan akışı sağlanmaz ve hasta aceleyle bir ambulansa koyulup hastaneye götürülürse, sarsıntılı yolculuk beynindeki bütün kılcal damarların patlamasına neden olacaktır.

kAYNAK: MYNET

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Varsayımları Bırakın Egonuzu Tanıyın

hqdefault[1]

 

Küçüğüz ama çocuk olamıyoruz. Büyüğüz ama yetişkin olamıyoruz. Çocuk sahibiyiz ama ebeveyn olamıyoruz. Cinsiyetlerimiz var ama kadın ya da erkek olmayı bilemiyoruz. Öğrenci, öğretmen, doktor gibi ünvanlarımız var ama öğrenci, öğretmen, doktor olamıyoruz. Arkadaşlarımız var ama dost olmayı bilemiyoruz. Kelimeleri kullanıyor ama iletişim kuramıyoruz. Sadece şu anda var olabiliyor ama şimdide kalamıyoruz.
Bir şey ile sınırlanmak istemiyor her şey olmaya çalışıyor ama hiçbir şey olamıyoruz.

İşte o zaman varsayımlara sığınıyoruz. Güzel kelimeleri doğru kelimeler, sahte tevazuyu mütevazilik sanıyoruz; başımızı çevirirsek sorunların yok olacağını, iyi dileklerde bulunursak dünyanın iyi bir yer olacağını, inanca sığınırsak her şeyin yoluna gireceğini sanıyoruz. Çabalamadan elde edebileceğimizi, ah bir olanak tanınsa başaracağımızı, anlaşılsak beğenileceğimizi, adalet olsa mutlu olacağımızı, paramız olsa güvenliğimiz olacağını, yakınırsak ilgi göreceğimizi sanıyor, kısacası sanrılar içinde yaşıyoruz.
Yapmamız gereken şey sanrılardan kurtulmak ve egomuzu gerçekleştirmek. Ego’nun aşılması ilk olarak onun gerçekleştirilmesi ile mümkündür. Bu tıpkı rallici olmadan önce otomobil kullanmayı öğrenmeye, yazar olmadan önce okuma yazma öğrenmeye, öğretmen olmadan önce öğrenci olmaya, yetişkin olmadan önce çocuk olmaya benzer.

Bu sebeple de egoyu aşmak için ilk olarak egomuzu gerçekleştirmek lazım. Ego bizim “özgülüğümüz”dür. Yani kendimize “özgü” olma durumumuzdur. Ne tür bir olma haline “özgü” olduğumuzu öğrenmeden bunu aşmaya kalkmak mümkün değildir.
Bir ralliciye özgü yetenekleri olan bir insan aşçı, dansçı olmaya özgü yetenekleri olan bir insan bankacı, şifacı olmaya özgü nitelikleri olan bir insan mühendis olmak durumunda kalırsa nasıl mutsuz olur ve ne yapsa bu mutsuzluğunu geçiremez, kendini ifade edemezse aynı şekilde biz de egomuzu gerçekleştiremeden kendimizi gerçekleştiremeyiz. Kendini gerçekleştiremeyen bir insanın kendini aşması çok güçtür.
Bu sebeple bırakın varsayımları ve ilk olarak egonuzu tanıyın. Onu gerçekleştirin. Onu aşmanın başka bir yolu olmadığını göreceksiniz.
——
Bir yolu başından sonuna yürümeye çalışmak, âşık olmaya benzer: Sevdiğinize ulaşmanızı engellemeye çalışan hiçbir şey sizin için gerçek bir engel değildir. Para, zaman, sağlık, kader, koşullar ve türlü türlü engelmiş gibi görünen tümsekler ve çukurlar gerçekte engel değil âşık olduğunu iddia eden bir şıpsevdinin bahaneleridir. İnsan aşık değilse eğer sevgili sadece sahip olunulacak bir haz nesnesi, ona ulaştıran yol ise çaba hak etmeyecek kadar zorludur. Eğer hedefinize ulaştıran yolda kalbinizi şüphe ile dolduran engeller görüyorsanız bunun tek bir anlamı vardır: âşık değil çapkınsınızdır.
Kalbini kaptırdığı şey ister bir insan, ister bir meslek, bir manevi yol ya da herhangi bir ideal olsun, âşığın tavrı o yolu, tüm zorluklarıyla kat etmek ve hedefine ulaşmaktır. Bir âşık için sevdiğine ulaşmak üzere çıktığı yolda başarısız olmak ve ölmek, elbette ki bir başka yolda başarılı olup güvenli bir hayat yaşamaktan daha anlamlıdır.
Fırtınada yanmaya çalışan bir mum alevi olduğunu anlayan her varlık, varoluştaki tek anlamlı çabanın, kalbini koyduğu bir yolu başından sonuna aşmak olduğunu bilir.

kAYNAK: İNDİGO DERGİSİ yAZAR: CEM ŞEN

Gözlerinizi Kısarak Resme Bakın Ne Görüyorsunuz… Yorumlar Gelsin…

23518835_10155429386883171_3478964577280170904_n[1]

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 6 Comments »

Zihni tümüyle özgürleşmişti ve bunu biliyordu.

23550062_10155276420402675_3173776068665516111_o[1]
…sabaha karşı Budha’yı yenemeyeceğini anlayan Mara ilk kez onunla yüzleşti. Budha onu, “Sanrılarımın efendisi nihayet seninle karşılaştım,” diyerek karşıladı.
Mara, “Eğer beni yok edersen, kendini de yok edersin,” diyerek Budha’yı tehdit etti. “Ben senin Egonum. Sen bensin, ben ise senim.”
Budha, “Sen sadece bir sanrısın ve gerçek değilsin,” dedi.
Bunun üzerine Mara, arkasına dönüp arkasındaki sanrısal varlıkları işaret ederek “Benim var olduğuma tanık edecek bir sürü varlık var,” dedi. Tüm sanrısal varlıklar, “Evet evet,” diye bağırdılar bir ağızdan. “Biz sana tanıklık ederiz.” Mara kendinden emin bir gururla Budha’ya döndü ve “Peki sana kim tanıklık edecek?” diye sordu.
Budha elini uzatıp toprağa dokundu ve “Yeryüzü tanığım olsun,” dedi.
Bu sözlerinin üzerine güçlü bir sel, sanrılardan oluşan tüm varlıkları süpürüp yok etti.
Budha yüzünde bir gülümseme ile başını kaldırıp gökyüzüne baktı. Sabah gökyüzünde tek bir yıldız parlıyordu.
Zihni tümüyle özgürleşmişti ve bunu biliyordu.

“HAYATTA İNSANLAR ÜZERİNDE EN ÇOK ETKİLİ OLAN ŞEY ANCAK; YÜREKTEN ÇIKIP, YÜREKLERİN EN DERİNLERİNE İŞLEYEN SÖZLERDİR.”

imagesCNG8JDHN

Hayatta, insanlar üzerinde en çok etkili olan şeyi arayan bir kız, bu sorusunu karşılaştığı herkese sorar. Çeşitli cevaplar alır ama bir türlü ikna olamaz. En sonunda şehrin bilgesi bir nineye gönderilir. Bilge Nine, kızı sessizce dinler.
Kız “insanları en çok etkileyen şey nedir?” sorusunu, daha önce aldığı cevapları da anlatarak anlatır. Bilge Nine dinler ama cevap vermez. Bir el işareti ile kızın dışarı çıkmasını ister. Şaşkına dönen kız, üzgün bir şekilde dışarı çıkar. Evine döner, yine sorusunun cevabını bulmaya çalışır, yollar aşar, dağlar geçer, diyardan diyara koşar. Yok, yok, yok… Tekrar Bilge Nine’ye gider. Bilge Nine yine konuşmaz ama eline eski küçük bir sandık verir. Kapalı sandığın üzerinde, “bir yıl sonra açılmak üzere” yazılıdır. Geçmek bilmeyen bir yılın üzerine, artık vakit gelir ve sandık açılır…
…….Ve beklenen an gelmişti. Hayatının sorusunun peşine düşen kız artık sandığı açacaktı. Sandık açıldı. İçinden çıkan kağıtta Bilge Nine’nin yazısı vardı. Kağıtta şu ifadeler yazıyordu.
“HAYATTA İNSANLAR ÜZERİNDE EN ÇOK ETKİLİ OLAN ŞEY ANCAK; YÜREKTEN ÇIKIP, YÜREKLERİN EN DERİNLERİNE İŞLEYEN SÖZLERDİR.”
Söz ola kese savaşı
Söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı
Yağ ile bal ede bir söz
Yunus Emre

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »