
“Yemişim whatsapp’ını, bbm’sini, messageme’sini! Kapıdayım, cama çıksana..”
Burak Aksak

Eğer kendinizi çıkılmaz problemlerin içinde görüyorsanız, şunu yapın: “Herşey yolunda. Herşey benim en yüksek hayrıma çalışıyor.” Bunu günde 300 kez söyleyin. Görün bakın neler oluyor… Bu aynı zamanda şu demektir: Bir çözüm var biliyorum ama şu anda başım öyle dolu ki bunu bulamıyorum; ben bunun çözümünü benden daha hızlı ve kolay yapabilecek bir güce devrediyorum… Sonra bir bakarsınız, çözüm hiç aklınıza gelmedik şekilde hayatınızda belirivermiş. Çözüm her zaman vardır ve mucizeler her zaman gerçekleşir…
Louise Hay (“You Can Trust Your Life” DVD’sinden…)
Hasan Sonsuz Çeliktaş2ın sayfasından alınmıştır…

Şimdi Louise Hay’in “You can trust your life” DVD’sini çevirirken bir sahneye rastgeldim, acayip hoşuma gitti. Hay, bir çalışma yaptırıyor; adı “ayna çalışması”. Çok basit ama müthiş etkili bir teknik; ben de yapmaya başladığım için biliyorum. Neyse DVD’nin az önceki bölümünde tüm seyircilerle birlikte yapıyorlar çalışmayı. Böyle millet kaymış zaten mutluluktan. Derken kamera bir açı değiştirdi.
En önde bir abi, bildiğin çam yarması. Kolları olduğu gibi dövme dolu, kafa dazlak. Hani gece yolda karşına çıksa korkarsın, öyle bir tip. Eline almış aynayı “Seni seviyorum” deyip duruyor, yüzünde öyle bir mutluluk ifadesi var ki… Bir an çok duygulandırdı o ifade beni. Hani dışardan bakıldığında böyle adamlar “sert adamlar”dır. Böyle çok güçlü görünmeye çalışırlar da aslında içlerinde müthiş acı çekerler ve yalnızlardır.
Bu da sertlik olarak yansır dışarıya. Bu abi hiç kasmamış, gelmiş eğitime ve yumoş yumoş çalışma yapıyordu… Helal olsun abime… Darısı tüm kendini sert ve güçlü göstermeye çalışıp da aslında içinde müthiş acı çekip de yalnız hissedenlerin başına…
H. sONSUZ çELİKTAŞ


Ruhlarındaki cehennemde yanıp, kendinden geçen ve bu yüzden ne yaptığını bilmez halde bu dünyada her yere saldıran tüm ruhlara yaratıcı kaynaktan şifa dilerim. Onlar gerçekten ne yaptıklarını bilmiyorlar acıdan ve korkudan. Hepimizin olduğu gibi onlar da yaratıcı kaynağın parçası, sadece kendilerini bilmeyen ve bilmedikleri için de bilgisizliğin karanlığında kaybolmuş parçalar… Tıpkı bir zamanlar şimdi kendini tanıyanların, bir zamanlar yaşadıkları gibi… Kalbimde ve ruhumda herkese yer var, ama izninizle şu anda en büyük yeri bu kardeşlerimiz için ayırıyorum…
Sevgili Yaratıcı Kaynağimız,
Her neyi planlıyorsan, önünde saygıyla eğilirim ve de izninle ruhumun büyük bir parçasını, bu acı çeken kardeşlerimize sunmak istiyorum. Onları karanlık olarak algılıyoruz, kızıyoruz, yargılıyoruz, söyleniyoruz; ama bir zamanlar bizlerin de onlardan farkımız olmadığını hatırlamıyoruz. Bir zamanlar nasıl acılar çektiğimizi ve o acıyla da neler yaptığımızı unutuyoruz. Kendimizi aydınlık zannedip, aslında tüm karanlığımızla onlara saldırıyoruz. Aydınlığın elindeki en büyük gücün, şefkat ve sevgi olduğunu belki de sadece biliyoruz; biliyoruz ama uygulamıyoruz. Çünkü sanırım biz de henüz yeterince aydınlık değiliz ve belki de bu “karanlık” kardeşlerimiz bizlere bu halimizi yansıtabilmek için bu senaryoda böyle rol oynamaya karar verdiler…
Sevgili Yaratıcı Kaynağımız,
Eğer senden bir parça taşıyorsam içimde, bu parçayı “bilmeyen” ve acı çeken kardeşlerimizin ruhlarının bir nebze de olsun huzuru yaşaması için kullanmak istiyorum. Bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum, ama sanırım yol açılır. Ve de “Işığın Savaşçısı” olarak değil, “Barışın, Huzurun ve BİRliğin Anlatıcısı” misyonunda yer almayı seçiyorum, eğer bu seçimim kabul olacaksa. Bunu da nasıl yapacağım konusunda en ufak fikrim yok; huzurlu muyum değil miyim, onu bile bilmiyorum. Barışı ve BİRliği yaşayıp yaşamadığımdan da yok haberim. Ama hani varsa böyle bir misyon evrende bunu gerçekleştirmek isterim; artık içinde savaşın, ışık adına bile olsa geçtiği bir misyonda yer almayı seçmiyorum. Kimseye kılıç çekmeye yok niyetim artık. İsteyen aydınlık ile karanlık savaşı illüzyonunda yer almaya devam edebilir canı istediğince. Peki acaba kim aydınlık tarafında, kim karanlık? Bunu kim bilebilir?
Sevgili Yaratıcı Kaynağımız,
Bizleri varettiğin için sonsuz şükranlarımızla… Ruhlarındaki bilinmezliklerde can acısıyla haykıran tüm kardeşlerimizin şifa bulması dileğiyle… Attığımız her adım bütünün en yüksek hayrına olsun…
Hasan Sonsuz Çeliktaş

Hayat bazen, sonuncuyu çoktan yaşatmıştır size, esaslı bir finali bile çok görür.
En iyisi, her şarkıya son kez dinler gibi kulak vermek, her baharı bir dahakini göremeyecekmiş gibi içine çekmek; her dostla, ana babayla son buluşmaymış gibi sımsıcak kucaklaşabilmek; her AŞKI en sonuncuymuş gibi doyasıya yaşayabilmektir.
Can Dündar