Karamsar düşünceler aklına geldiğinde, derhal olumsuz düşünceleri zihninden uzaklaştıracak ve yerine olumlu düşünceler oluşturacaksın…

Fotoğraf: Küçük Bir Sır...

Kısa da olsa yaşam yaşamaya değsin insan gibi…

1ed49-aret-vartanyan[1]

Eğer başka bir ailede, başka bir ülkede, hatta belki bir arka sokakta doğmuş olsaydık bugün bambaşka kimliklerimiz olacaktı. O yüzden iyi, kötü, doğru, başarı neye göre kime göre… Eğer sen inandığını yaşıyorsan, yüreğindeysen insanların dediklerine içerlenme. Her birimiz kendi iki gözümüzün arkasından bakıyoruz.

Seni yaralayanlar da kendi dünyalarından bakıyorlar sadece. Sen bu değilsin. Sen sadece iki gözünün arkasından gördüklerinle değil, yüreğinin sonsuzluğundan, sığ kalıpların üzerinden bakıyorsun. Kimlikler, o,şu,bu aslolan değil. Aslolan hepsinin ötesinde insan ve saf sevgi, varoluş.

Kalıplar, şablonlar, sınırlar, bayraklar, binalar, insanı anlamaya, hayatı hissetmeye gölge etmeye devam edecek. Sen gözünün önünde durana, ilüzyona takılmadan rüyana koş. Kartvizitinde yazan ünvanlar, bol sıfırlı hesaplar, etiketler değil, yüreklerde hissettirdiklerin seni ölümsüz kılacak. Kısa da olsa yaşam yaşamaya değsin insan gibi…

Tıpkı bir kelebeğin yaşamı gibi… /Gerçekten Yaşıyor Musun?’dan alıntı…

RUHSAL KURALLAR…

Dr.Deepak Chopra

1. Saf Güç Kuralı

Bizlerin asıl hali saf bilinçliliktir; bu da saf güç demektir. Saf bilinçlilik ruhsal özümüzdür, sonsuz ve sınırsızdır, saf coskudur, saf bilgidir, sonsuz sessizliktir, kusursuz dengedir, yenilmezliktir, basitliktir, mutluluktur.

“Saf Güç” Kuralının uygulanması:

A. Sessiz olmak için her gün zaman ayırın. Günde iki defa meditasyon yapın.
B. Dogayla basbasa kalabilmek ve her varlıgın içindeki zekâya şahit olmak için her
gün zaman ayırın.
C. Yargılamayın. Güne “Bugün hiçbir seyi yargılamayacagım.” sözüyle baslayın.

2. Verme Kuralı

Evren dinamik alısveris ile var olmaktadır. Vermek ve almak evrendeki enerji akısının  degisik görünüsleridir. Aramakta oldugumuz seyi istekli olmakla, evrenin bereketinin
yasamımıza yansımasını saglarız. Cosku istiyorsanız baskalarına cosku verin; sevgi  istiyorsanız sevgi vermeyi ögrenin; ilgi ve takdir istiyorsanız ilgi ve takdir göstermeyi ögrenin;  maddi zenginlik istiyorsanız zengin olmalari için yardımcı olun.

“Verme” Kuralının uygulanması :

A. Nereye gidersem, kime rastlarsam onlara bir hediye vereceðim. Bu hediye hos bir söz, bir çiçek veya dua olabilir.
B. Bugün yasamın bana verecegi bütün hediyeleri sükranla alacagım. Doganın hediyelerini alacagım; bunlar, günes ısını ve kus sesleri…
Baskalarından gelecek madde, para, kompliman veya dua seklindeki hediyeleri almak için  açık olacagım.
C. ınsanlara her rastlayısımda onlara mutluluk ve cosku dileyecegim.

3. “Karma” veya Etki ve Tepki Kuralı

Her hareket bize aynen geri dönen bir enerji gücü yaratır…. Ne ekersek onu biçeriz. Baskalarına mutluluk ve basarı getiren hareketlerde bulundugumuz zaman, “karma”mızın
meyvasýıda mutluluk ve basarı olacaktir.

“Karma” Kuralının Uygulanması:

A. Bugün yaptıgım bütün seçimlerin sahibi olacagım. Gelecekteki herhangi bir ana hazırlık  yapmann en iyi yolunun simdiki anın tam olmak oldugunu bilecegim.
B. Her seçim yaptıgımda kendime su iki soruyu soracagım: “Yapmakta oldugum bu  seçimin sonuçları neler olacaktır?” ve “Bu seçim bana ve bu seçimden etkilenen diger
insanlara doyum ve mutluluk getirecek midir?”
C. Yapmıs oldugum seçim bana rahatlık veriyorsa, o seçimi tamamen teslim olarak  uygularım. Yasmıs oldugum seçim bana rahatlık vermiyorsa, hareketimin sonuçlarını
içgörümle görürüm. Bu yol gösteris kendim ve çevremdeki bütün insanlar için kendiliğinden  dogru seçimler yapmamı saglayacakır.

4. En Az Çaba Kuralı

Doganın “zekâsı” islevlerini en az çabayla yerine getirir… Kaygısızca, uyum içinde ve sevgiyle.  Otlar büyümeye çalısmazlar, sadece büyürler. Balıklar yüzmeye çalısmazlar, sadece yüzerler.  Hareketleriniz sevgi tarafından yönlendirildiginde en az çaba harcanir; çünkü doga, yaşamını sevgi enerjisiyle sürdürür. Egoya önem vermek çok fazla enerji tüketir.

“En Az Çaba” Kuralının Uygulanması:

A. “Kabul etme”yi uygulayacaıım. Bugün, insanları durumu, sartları ve olayları oldugu gibi  kabul edecegim. Bu anın olması gerektigi gibi oldugunu biliyorum, çünkü bütün evren olması gerektigi gibi.
B. ıçinde bulundugum durumun sorumluluğunu kabul edecegim. Sorumluluk almanın,  içinde bulundugum durum için hiç kimseyi ve hiçbir seyi suçlamamak oldugunu biliyorum.
C. Görüşlerimi savunmak alıskanlıgından vazgeçecegim. Baskalarını benim görüşlerimi  kabul için ikna etmeye çalismayacagım. Bütün görüslere açık olacagım ve hiçbir görüşe  kaskatı baglı olmayacagım.

5. Niyet ve Arzu Kuralı

Saf güç alanında niyet ve arzu sonsuz düzenleme gücüne sahiptir. Dikkat, enerji verir,  niyet dönüstürür. Dikkatinizi neye yogunlastırırsanız, onun, yasaminizda daha önemli bir yeri  olacaktir. Diger ruhsal basari kurallarina uymak kaydiyla, dikkatinizi üzerinde yogunlastirdiginiz  seye ilginiz, niyet edilen sonucun alinmasi için sonsuz uzay-zaman olaylari yaratir.  Bunun gerçeklesmesi için, niyetiniz insanligin iyiligini gözetmelidir.

“Niyet ve Arzu” Kuralinin Uygulanmasi :

A. Arzularımın listesini yapacagiım. Bu listeyi her zaman yanimda tasıyacagım.  Sessizlik ve meditasyona geçmeden önce bu listeye bakacagım.  Gece uyumadan önce bu listeye bakacagım. Sabah uyandıgımda bu listeye yine bakacagım.
B. Olaylarin istedigim gibi gelismedigi zamanlarda, bunun için bir neden bulunduguna ve  kozmik planın düsünebildigimden çok daha büyük olduguna inanarak, arzularımın listesini  serbest bırakıp onu yaradana teslim edecegim.
C. Bütün hareketlerimde, simdiki anın farkındalıgının gerekliliðini kendime hatırlatacagım.  Engellerin dikkatimi dagıtmalarına izin vermiyeceğim. şimdiki zamanı oldugu gibi kabul  edecegim ve gelecegi, el üstünde tuttugum niyetlerim ve arzularımla gerçeklestirecegim.

6. “Ayri Olmak” Kuralı

Belirsizligin hikmeti “ayrı olmak”tır. Belirsizligin hikmeti, geçmisten, geçmiste yaşanan  sartlanmadan ve bilinenden kurtulmakta yatar. Bilinmeyene ve saf güç alanına dogru
yönelmekteki istekliligimizle, evrene güzel hareketlerini yaptıran yaratıcı zekâya kendimizi  teslim ederiz. Fiziksel evrende herhangi bir þeyi elde etmek için, o şeye olan bağımlılığınızdan  vazgeçmeniz gerekir. Bu, arzunuzu gerçekleşirmek için gerekli olan niyetten vazgeçmeniz  gerektiği anlamına gelmez. Niyetinizden vazgeçmiyorsunuz; arzunuzdan da vazgeçmiyorsunuz.  Sonuca bağımlılıktan vazgeçiyorsunuz. Ayrı olmak kuralı, evrimin oluşmasını hızlandırır.  Bu kuralı anladığınızda, kendinizi çözümü zorlamaya mecbur hissetmezsiniz.
Sorunun çözümünü zorlarsaniz sadece yeni sorunların oluşmasına sebep olursunuz.  Halbuki, dikkatinizi belirsizliğin üzerinde yoğunlaştırır ve -kaosun içinden çözümün çıkmasını beklerken- belirsizliği yaşarsanız, ortaya harika ve heyecan verici seyler çikar.

“Ayrı Olmak” Kuralının Uygulanması:

A. Bugün, kendime ve çevremdekilere oldukları gibi olmaları özgürlüğünü tanıyacağım.
B. Belirsizliği kabullenme arzumdan dolayı, sorunların, kaosun ve karışıklığın çözümü  endiliğinden oluşacaktır. Belirsizliğin özgürlüğe giden yol olmasından dolayı, belirsizlik ne  kadar fazla olursa kendimi o kadar güvende hissedeceğim. Belirsizliğin hikmetiyle güvene  kavuþacağım.
C. “Tüm olasılıklar alanı”na girerek, sonsuz seçime açık olduğumda yasayabilecegim  heyecanı öngörecegim. Tüm olasılıklar alanına girdigimde yasamın tüm macera, gizem ve  büyüsünü yaşayacagim.

7. “Dharma” veya “Yasamın Amacı” Kuralı

Herkesin yasamda bir amacı ve baskalarına verecek özel bir hediyesi veya yetenegi vardir.  Bu özel yetenegi baskalarına hizmetle birlestirdigimizde, kendi ruhumuzun coskusunu ve  sevincini yasarız. Yaşam da bütün amaçlarn esas ve nihai amacıdır.

“Dharma” veya “Yasamın Amacı” Kuralının Uygulanması :

A. Ruhumun derinliklerinde olusmakta olan Tanrı’yı sevgiyle besleyecegim.  Dikkatimi hem bedenimi hem de aklımı hareketlendiren ruha yönlendireceğim.
B. Özel yeteneklerimin bir listesini yapacagım. Özel yeteneklerimi ifade ettigimde ve  onları insanlıgın hizmetinde kullandıgımda zamanın nasıl geçtiginin farkında olmadan
hem kendi hayatımda hem de baskalarının hayatların da bolluk yaratacagım.
C. Her gün, kendime, “Nasıl hizmet edebilirim?” ve “Nasıl yardım edebilirim?”  diye soracagım. Bu soruların cevapları insanlara sevgiyle yardım ve hizmet etmemi
saglayacaktır.

Dr.Deepak Chopra ©

Sevgi ve barış hisleriyle kucaklayın dünyayı…

Doğa ve doğal yaşama saygı, yoganın ayrılmaz bir parçası. Yaşadığımız dünyayı gözetmek, korumak hepimizin görevi. Bu görevi sevgiyle yerine getirmek ise en güzeli…

Hadi, bugün ya da bu hafta yoga pratiğinize biraz açık hava aldırın. Yeryüzüne bağlanın, saçlarınızda biraz rüzgar hissedin. Yanınıza cep telefonunuzu almayın, arkadaşlarınızı alın. Paylaşın, konuşun ve pratiğinize odaklanın. Uzaklara bakıp dinlendirin gözlerinizi ve bırakın fotoğrafları zihniniz çeksin.

Sevgi ve barış hisleriyle kucaklayın dünyayı…

Negatif Enerjilerden Kendimi Nasıl Temizleyebilirim?…


Güzel bir yaz günü deniz kenarında olduğunuzu hayal edin. Bütün bir yılın yorgunluğu denize ayaklarınızı soktuğunuz andan itibaren uçup gitmeye başlar. Denizin iyot kokusunu içinize çektiğinizde bir ohhh dersiniz. Sanki burnunuz açılmış daha fazla oksijen vücudunuzda dolaşmaya başlamıştır.
O denizden hiç çıkmak istemezsiniz. Keşke her gün hava sıcak olsa ve her gün bu keyfi alma imkanım olsa diye aklınızdan geçirirsiniz. Yaşamanın keyfine varırsınız ve kendinizi yeniden keşfedersiniz. Birden, sırtınızdaki yüklerden kurtulduğunuzu ve gençleştiğinizi hissedersiniz. Çocuklar gibi denizin içinde su ile dans edersiniz.
Sizce bu rahatlamanın arkasında neyin etkisi var? Hiç düşündünüz mü?
İnsan vücudunun yaklaşık yüzde yetmişini oluşturan suyun mucizevi bir arındırma gücü vardır.
Özellikle tuzlu su insanı negatif enerjilerden temizler, rahatlatır, yükleri hafifletir. Tuzlu su aslında çok eski zamanlardan beri arındırma, şifalandırma, temizleme ve enerjisel akışı sağlama aracı olarak kullanılmıştır. Hristiyanlıkta Vaftiz töreninin ana amacı da yeniden doğma ve ruhu ve bedeni arındırmaktır. Vaftiz olunan kişi suyun altına batırılıp çıkarılır, böylece arınmış olarak yeniden doğar.
Ruh ve beden bir bütündür. İnsanın ruhuna iyi gelen bir şey bedenine de iyi gelir. Tam tersi de doğrudur. İnsanın bedene iyi gelen her şey ruhunu da mutlu eder. Haksızlığa uğramak, affedememek, aldatılmak, kalbinizin kırılması, yaptığınız fedakarlıkların bir çırpıda yok sayılması, düşünce hareket ve özgürlüğünüzün kısıtlanması, yaptırımlar, endişeler ve korkular; sürekli olarak hem beyninizi meşgul eder hem de ruhunuzu acıtır. Ruh acı çekiyor ise eğer bedeniniz de acı çekmeye başlar. Bu acı geniş anlamda düşünülebilir. Çeşitli hastalıklar, enerjisizlik, hayattan keyif alamama, kısırlık, cinsel isteksizlik, akneler, kafa bel sırt bacak ağrıları, panik atak, çeşitli sendromlar; ruhunuzun bir şekilde negatif enerjilerden, blokajlardan veya tıkanıklıklardan kurtulmak için bir sinema perdesi gibi size aktarmış olduğu mesajlardır.
İçinizdeki çocuğu dinlediğinizde, ruhunuzun ya da bedeninizin ihtiyacı olan şeyleri yaptığınızda, kendinize kaliteli zaman yaşattığınızda ruh ve beden hızla şifalanır ve dengeye gelir.
Tuzlu suyun negatif enerjileri ruhtan ve bedenden arındırma gücü vardır. Bu sebeple deniz kenarında, denize temas eden insanlar bu imkanları olmayanlara oranla daha rahat ve daha enerjiktirler.
Günlük hayatta rahatlıkla yapabileceğimiz kolay uygulamalar ile evinizde veya bulunduğunuz ortamlarda, tuzlu su kullanarak o ortamlardaki negatif enerjilerden arınmak mümkündür.
Örneğin iki litre alabilen bir cam kavanoz içine bir avuç kaya tuzu veya himalaya tuzu atıp bulunduğunuz ortama koyduğunuzda, tuzlu su negatif enerjileri içine toplar ve orada hapseder böylelikle ortamın enerjisini arındırır. Enerji terapileri veya meditasyonu sıkça uygulamayan yerlerde 5 gün ila 7 gün de bir tuzlu suyu lavaboya veya evin dışına dökerek yenilenmesi gerekir. Meditasyon, yoga, reiki gibi enerji terapileri ile uğraşan kişilerin bulunduğu ortamlarda suyu 2 günde bir değiştirmekte fayda vardır.
İşten geldiğinizde ellerinizi yıkadıktan sonra tuzlu su ile ya da tuz sabunu ile yıkamanız negatif enerjileri üzerinizden alacaktır.
Ayağınızı bir leğenin içine hazırlamış olduğunuz (koyabileceğiniz derecedeki) sıcak suyun içine biraz tuz eritip on dakika kadar koyarsanız günün bütün yükünü atmış, rahatlamış ve enerji dolmuş olursunuz.
Banyo küvetini doldururken içerisine bir miktar Himalaya tuzu atmak veya duş alırken tuz sabunu ile vücudunuzu temizlemek ve sonra durulamak tüm negatif enerjileri üzerinizden alıp götürecektir. Aynı zamanda enerji alanınızı güçlendirerek auranıza koruma sağlayacaktır.
“Kendime bir iyilik yapıp değerimin farkına varmayı seçiyorum.
Ben değerliyim.
Ben güçlüyüm.
Ben iyi bir insanım.
Hayatımda mutlu olmak, ilerleyebilmek, başarılı olmak ve her şeyden keyif almak için tüm çapalarımdan şu anda kurtuluyorum.
Beni engelleyen, beni ağırlaştıran, beni yorgun ve güçsüz yapan tüm çapalar ile ve benim üzerime yapışmış tüm negatif enerjiler ile bağlantılarımı şu anda kesip atıyorum. Bu enerjileri, çapaları ve blokajları Evrene serbest bırakıyorum.
Kendimi, ruhumu ve bedenimi, arındırmaya niyet ediyorum.
İlahi şifa enerjisi ile kendimi şifalandırıyorum.
Sağlıklı, mutlu, keyif içinde, enerjik ve sevgi içinde yaşamaya hazırım ve bunu hakkediyorum… “
Sevgiyle… Serkan Sorguç – Kuantumdaben.com

Evimizdeki NEGATİF ENERJİ’yi nasıl temizleriz ?

Yaratılan canlı veya cansız herşey yoğunlaşmış bir enerjidir.

Her varlığın fizik formu dışında bulunan bir de enerji (eterik) alanı ve kendine özgün titreşimi vardır.

Bundan dolayı herşeyde olduğu gibi Evlerimizde, yaşadığımız mekanlarda da var olan herşeyin yaydığı bir enerji ve titreşimi vardır.

Bu enerji bizim Bilincimizin, Bilinçaltımızın, ruhsal , zihinsel, duygusal ve bedensel bütünlüğümüzün de bir yansımasıdır.

Yaşadığımız Alanların veya Evlerimizin Negatif Enerji Yüklü olduğunu nasıl anlarız ?

Yaşanılan mekanda sürekli tartışma varsa, Sürekli kavga edilen bir ortam ise bu yerlere girdiğimizde kasvet , mutsuzluk, huzursuzluk, keyifsizlik, enerjimizin düşmesi (uyku hali) gibi hissiyatların yaşanması,

Yaşanılan Mekanda sürekli geçmişe yönelik olumsuz hatıraları canlandırmak, konuşmak , zihinsel karışıklık , Depresyon hissi , üşengeçlik (içinden birşey yapmak gelmemesi ya da parmağımı bile kıpırdatmak istemiyorum hissi) , karamsarlık, öfke, sürekli vesvese ve endişe hissi, Uyku probelmelerinin yaşanması,

Kişinin Maddi sorunlarının sürekli devam etmesi evde bereketin olmama hissi.

Yeni bir eve taşınıldığında ya da yeni bir çalışma alanına taşınıldığında daha önce orada yaşayanların bıraktığı negatif enerjilerin etkileri,

Mekan içinde çok fazla elektronik aletin çalışması , radyasyon yüklenmesi,

Mekan içinde sigara ve benzeri maddelerin tüketilmesi,

Mekan’da yaşanılan hırsızlık ve benzeri şiddet olayının etkisinin hissedilmesi veya sürekli hatırlanması,

Mekan’a alınan 2. el mobilyaların önceki sahiplerinden taşıdığı negatif enerjiler.

Mekan’da enerjinin dağılmasını engelleyen çok tıkış tıkış eşyanın bulunması ve atılması gereken eşyaların saklanarak enerjiyi sıkıştırması ve kalabalık yaratması.

Mekan’da yaşanılan ağır hastalıklar, ölüm ve acı dolu Terk edişlerin bıraktığı negatif enerjiler,

Ev Temizliğinin uzun süre ihmal edilmesi,

gibi durumlarda Evlerimizde Negatif Enerji Temizliği yapmamız kesinlikle gereklidir.

Evlerimizde Negatif Enerji Temizliğini Nasıl Yaparız ?

* Adaçayı , Tütsü yakmak çok etkili olmakla birlikte benim bizzat denediğim ve yaydığı pozitif enerjinin muazzamlığına hayran olduğum tek bitki KATIR TIRNAĞI’dır.

Bir kabın içersine itinayla sevgiyle kurutulmuş Katır Tırnağı otunu tutuşturup yakarak sonra tütecek şekilde bırakarak evinizin içinde BEDENLİ VEYA BEDENSİZ TÜM NEGATİF ENERJİLERİN EVİMLE OLAN BAĞIMI KESEREK İPTAL EDİYORUM diyerek tüm evinizi dolaşın. Bu arada Bildiğiniz duaları (ayetel kürsi gibi) okuyabilirsiniz.

*Ateş “en iyi” temizleyicilerden biridir. Yukarıda Katır Tırnağı otu ile uygulamayı yaptıktan sonra sağ elinize bir MUM (beyaz) alarak aynı uygulamayı aynı olumlama ve dualar ile bir kez de mum ile yapın.

*Evi temizlemekte ve negatif enerjiyi kırmakta en etkili yöntemlerden biri de Herşeyi gerçekten çok iyi bilen Atalarımızın yöntemidir. Yani Sirkeli Su ile tüm evin zeminini ayrıca dış kapı girişini , duvar kirişlerini sirkeli su ile mutlaka silin temizleyin.

*Minik kapların içine koyarak oturma alanınız ve yatak odalarınıza koyacağınız Tuz’un negatif enerjiyi sünger gibi çekme özelliği vardır. Evinizdeki duruma göre 2-3 günde bir veya hafta da ya da 10 günde bir lavobaya dökerek sürekli yenileyin.

*Lavanta Yağının yaydığı pozitif enerji çok yüksektir. Bu yağı bileklerinizin iç tarafına sürerek eterik bedeninizi kuvvetlendirmekte kullanabileceğiniz gibi, evinizin duvar kirişlerine kapılarına bir damla sürerek eviniz içindeki enerjiyi de çok rahat pozitif yönde koruyabilirsiniz.

*Yaşam alanınızın pozitif enerjiye dönüştüğünü hissettiğinizde bu enerjiyi korumak için yaşam alanınıza Kristal Kuars Taş koyabilirsiniz. Yalnız bu taş mevcut enerjiyi korur. Eğer evinizde negatif bir durum olduğunu sezerseniz bu taşı 24 saat su da ya da toprağa koyarak bekletip topraklayın evinizi temizleyin ve sonra tekrar taşı statik bir alan yaratması için tekrar kullanabilirsiniz. Ayrıca yatak odasında Ametist taşı bulundurmak da sizin rahat uyumanızı sağlayabilir..

*Evinizde varsa zararlı haşereler (özellikle mutfakta) hemen temizletmelisiniz (organik öldürmeyen böcek kaçıran ilaçlar var mesela bunları kullanabilirsiniz) bunlarda geldikleri geçtikleri yerden taşıdıkları enerji ile negatifi tetikler.

*Evinizde kullanmadığınız “Lazım olur belki” diyerek yıllardır biriktirdiğiniz tüm eski enerjileri yani eşyaları ihtiyacı olan birine verin ya da çöpe atın. Evinizde hareket alanı bırakın ve evinizin düzenli olmasına dikkat edin. Dağınıklık enerjiyi keserek takıldığı yerde birikmesine yol açar.

*Selvi ağacı dalından çalı çırpıyı süpürge kullanır gibi evinizi yerden 10 – 15 cm yüksekten açık pencereden veya kapıdan dışarıya doğru süpürmek çok etkilidir. Ayrıca mekanın güneş enerjisi görmesi çok önemlidir. Eğer mümkün değilse doğala yakın çok iyi bir aydınlatma yapılması gerekir ve sık sık havalandırılmalıdır.

Yattığınız yatağın altını ıvır zıvırla, kullanmadığınız eşyalarla doldurmayacaksınız ve sık sık tozunu alacaksınız. Gece boyunca yatağın altından o enerjiler gelip sizi rahatsız edebilir…

*Evinizde dinleyeciğiniz klasik müzikler (Mozart, Vivaldi gibi) titreşiminizi yükseltecektir. (Her ne dinlerseniz dinleyin acıklı. içli, ağlatan müziklerden uzak durmanızı nacizane tavsiye ederim)

*Evinize geldiğinizde üzerinizdeki kıyafetleri hemen dolabınıza asmak yerine önce “silkeleyerek” en az 2 saat balkona asarak havalandırmak dışarıdaki negatif enerjinin evinize statik konuma geçmesini önleyecektir.

*Bulunduğunuz mekanda Mum yakmak ayrıca radyosyana karşı kaktüs bulundurmak da sizi rahatlatacaktır..

Yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığım tüm uygulamaları yaptıktan sonra en önemli durumun sizin kendi pozitif ruh haliniz ve hayata bakış açınız olduğunu unutmamanız gerekir. Siz kendi ruhsal temizliğinizi yaptığınızda artık bu tarz temizliklere de daha az ihtiyaç duyar hale geleceksiniz..

Yaradana teslim olmayı, Değişimi (yeni enerjiyi) sevgiyle kabul etmeyi ve Yaradanın Işığını keşfederek hem kendimizi hem de çevremizi aydınlatmasını sevgiyle onaylıyoruz

Bütünün ve Hepimizin Hayrına OLsun.. Yolumuz IŞIK OLsun , Yolumuz SEVGİ OLsun.. Evrenin Tüm Mucizeleri ve Tüm güzel sürprizleri hayatımıza aksın.. ve de öyle..

Alev Cedimağar
Şifa ve Yaşam Terapisti

Enerjinizi çaldırmayın!

Enerjinizi çaldırmayın!

“-İki tip insan hayatı adeta cehenneme çevirir: Birisi nankör/vefasızdır. Bu yüzden iyiliğinize kötülükle karşılık verir, teşekkür, takdir, vefa, saygı, edep bilmez. Tek odağı egosudur, kibrinin ve kininin karanlığına kapılır. Sorumsuzdur, ‘hep bana’ der, sömürür, küçümser, alay eder, terk eder. Diğeri ise ahmaktır. İyilik zannıyla kötülük yapar. Önemliyi önemsiz ve önemsizi de önemli sanır, pireyi deve yapar, pire yüzünden yorganı yakar, basireti yoktur, cahildir, görgüsüzdür ve en kötüsü çevresine acı çektirdiğinin farkında değildir.

-İki tip insan da hayatı adeta cennete çevirir. Birisi şükreden/minnettar insandır. Öylesine edeplice ve gönülden teşekkür eder ki, ihtiyaçlarınızı bırakıp ona iyilik edesiniz gelir. Bir fincan kahveye kırk yıl hatır gösterir, yılların geride bıraktığı iyilik kırıntılarını unutmaz, sorumludur, takdir eder, saygı duyar, tevazu gösterir ve terk etmez. Diğeri akıllı/basiretli insandır. İyilikle kötülüğü hakkıyla ayırt edebilir, her şeye değerince kıymet verir, doğru yerde, doğru zamanda, doğru şekilde davranmayı ve söz söylemeyi bilir.

-Huzurlu hayat, ikinci tip insanlardan olmaya ve çevremizi de ikinci tip insanlarla örmeye bağlıdır. Allah bizi iyilerden eylesin ve iyilerle karşılaştırsın.”

Dr. Muhammed Bozdağ

Hani anın getirdiği esintiyle bir yerlerde dolaşırız, bir Cafe’de otururuz ya da herhangi bir coğrafyaya gideriz ve bazı insanlarla karşılaşırız ya,

Hani anın getirdiği esintiyle bir yerlerde dolaşırız, bir Cafe’de otururuz ya da herhangi bir coğrafyaya gideriz ve bazı insanlarla karşılaşırız ya,
tanıdık olanlar için ne büyük bir tesadüf deriz, tanıdık olmayanlar içinse ne etkileyici, ne hoş ya da gıcık biri vs gibi şeyler düşünürüz. Milyarda bir olasılıkla o aynı anda ve enlem, boylamda orada olup, birbirimizi hissederiz, farkederiz ve o enteresan anın içinde buluşuruz.
İşte düşünüyorum da yaşamımızdaki insanlar o milyarlarca olasılıktan sadece bir tanesi olarak hayatımıza giriyorlar ve büyük bir karşılaşmayla birlikte dönüşüm yaşamımıza sebep oluyorlar. Nasılı, nedeni, tüm oluşumu sonsuz bir muamma…
Kelebek etkisi, gerçekten her an, her alanda yaşadığımız bir şey bana göre. O milyarlarca idrakla yüzdüğümüz sonsuz,sınırsız okyanusta, tüm karşılaşmalarımız, bizim damla damla halimizi olağanüstü genişletip, kendi başına bir okyanus haline gelmemize yardımcı oluyorlar.
İşte o yüzden insanlar önemli; iletişimdeki esneklik, farkındalık, anlayış önemli ve ilişkilerle birlikte gelen idrak da öyle. Gerçekten derinen düşününce insan tüm bu kelebeksel, dönüşümsel, titreşimsel etkileri, uçuyor!
Güzel pırıltılarla ve uçuşlarla dolu bir haftayı paylaşalım. Hepimiz birer kelebek, hepimizi birer ışıltı ve melodi olarak…
ebru öztürk

Gitme Zamanı Gelmişse ”Dur” Demenin, Zaman Geçmişse ”Dön” Demenin…

YAŞAM İÇİN 13 SATIR


1. Seni sen olduğun için değil, seninle birlikte  olduğumda ben olduğum için seviyorum.
2. Hiç kimse gözyaşlarını hak etmez, onlara layık olan  kişi ise seni ağlatmaz.
3. Sen istediğinde sana aşık olmaması, sana aşık  olmadığı anlamına gelmez.
4. Gerçek arkadaş, elini tutan, kalbine dokunandır.
5. Birisine yabancılaşmanın en kötü biçimi yanında  oturuyor olup, ona hiçbir zaman ulaşamayacağını bilmektir.
6. Hiçbir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün  olduğunda bile! Gülümsemene kimin, ne zaman aşık  olacağını bilemezsin.
7. Tüm dünya için sadece bir kişi olabilirsin, fakat  bazıları için sen bir dünyasın.
8. Zamanı, onu seninle birlikte geçirmeye hazır olmayan  biriyle geçirme.
9. Belki de Tanrı uygun kişiyi tanımandan önce yanlış kişilerle tanışmanı, onu tanıdığında minnettar olman  için istedi.
10. Bitti diye üzülme, yaşandı diye sevin.
11. Her zaman seni üzecek birileri olacaktır, yapman  gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa  güveneceğine daha fazla dikkat etmektir.
12. Birini daha iyi tanımadan ve bu kişinin senin kim  olduğunu bilmesinden önce, kendini daha iyi bir kişiye  dönüştür ve kim olduğunu bilerek kendine güven.
13. Kendini çok zorlama, en güzel şeyler, onları en az  beklediğinde olur.
(Gabriel Garcia Marquez)

Resim: Jaime Molina

Her zaman seni üzecek birileri olacaktır, yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğine daha fazla dikkat etmektir.”

images[1]

 

Her zaman seni üzecek birileri olacaktır, yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğine daha fazla dikkat etmektir.”
(Gabriel García Márquez)

Dans eden bir yıldız doğurabilmesi için insanın içinde kaos olmalıdır “

m36[1]

 

 

Dans eden bir yıldız doğurabilmesi için  insanın içinde kaos olmalıdır ”

~Friedrich Nietzsche

Ey Can; Hiç Kimseye Hak Ettiğinden Fazla Değer Verme; Ya Onu Kaybedersin, Ya Da Kendini…

her şey süreç, her şey pırıltı, her şey akış, her şey farkındalık, her an sonsuzluk, aşk ve bütünlüktür.

 

Yaşamı bilmeyen, öğrenmeyen, yaşamın içinde bir damla olup, kulaç kulaç, dip dip yüzmeyen biri için çok şey yanlış, çok şey hata, çok şey pişmanlıktır.
Yaşamı bilen, bilmek isteyen, öğrenen ve gerçek manada yaşayan insanlar içinse, her şey süreç, her şey pırıltı, her şey akış, her şey farkındalık, her an sonsuzluk, aşk ve bütünlüktür.
Hangisini mi seçmeli insan…Bir düşünelim…;-)))

Ebru Özturk

Bu nasıl bir cüret ki; bir başka hayata müdahil olma, umarsızca sorgulama, pervasızca yargılama hakkını bulur insan kendinde?..

Geçer dediklerimi geçirdim..
Biter dediklerimi bitirdim..
Nefret ettiklerimi sildim, geçtim.
Gün oldu; silkindim, yeter dedim..!
Geride bıraktıklarım hesap sormaya kalkmasın o yüzden bana..
Farkında olduğum için var oldunuz,
Vazgeçtiğim için bugün yoksunuz..!
Bu nasıl bir cüret ki; bir başka hayata müdahil olma, umarsızca sorgulama, pervasızca yargılama hakkını bulur insan kendinde?..
Haddinizi aşmayın ey faniler..!
Ben yok olmayı kabullenirken, kar taneleri mütemadiyen ayak izlerimi kapatmaktayken, güneş bile her gün batarken, sizdeki ne arsızlıktır; silinmeyi dahi kabul edemiyorsunuz bir başka faninin zihninden!.. Mezarlıklar, kendini vazgeçilmez sananlarla doluyken, yerin üstündeki bu şatafat da neyin nesi oluyor acep?
Uğraştırmayın da dağılın hadi..!
Dağılın ve gidin, ama bilin!..
Kör cehalet çirkefleştirir insanları!
Suskunluğum asaletimdendir…
Her lafa verecek cevabım var…
Lakin bir lafa bakarım lafmı diye,
Bir de söyleyene bakarım adam mı diye..!……

Rumi