Evrimin ve kaderi değiştirmenin üç anahtarını tekrarlıyorum:

hathor-sistrum1

 

 

Kaderiniz sabit ve değişmez bir şey değildir, tümüyle önceden belirlenmemiştir. Kaderinizin bazı veçheleri bir kalıp olarak belirlenmiştir, ama bu kalıplar değişmez değildir. Kader veçheleri olasılıklardır, değişebilirler. Eğer hayatınıza yükselen ya da gerileyen bir enerji sarmalı olarak bakarsanız, hayatın enerji titreşiminizi ya yükselttiğini ya da düşürdüğünü görebilirsiniz, yani bilinç ya yükselir ya da iner.
Kaderinizi değiştirmek farkındalığınıza, seçiminize ve titreşiminize bağlıdır. Her zaman bir seçiminiz olduğunu idrak edecek yeterli farkındalığa sahip olmanız gerekir. Hayatta bir piyon ya da kurban olmadığınızı ve seçeneklere sahip olduğunuzu idrak edecek kadar farkındalığınızı yükselttiğinizde gelecek özgür olur ve değişime açık hale gelir.
Kısaca idrak değişikliği kaderinizi değiştirmenin anahtarıdır. Hayatınızda gelişen dışsal kalıpların, bilincinizde tuttuğunuz kalıpların ifadeleri olduğunu kabul ettiğinizde özgürlük yakındır. İnançlarınızın bazıları katılaşmış gibi görünse de değiştirilebilirler, ama onları sadece siz değiştirebilirsiniz.

Eğer bir şey istediğiniz gibi gitmiyorsa, içinde bulunduğunuz duruma güçlü bir tepki duyuyorsanız hoşnutsuzluğunuzun gücünü yapıcı biçimde kullanabilirsiniz. Yapacağınız tek şey meydana gelen olaylarda bir seçime sahip olduğunuzu hatırlamaktır. Dışarıdaki durumu değiştirmeniz mümkün olmayabilir, ama ona duyduğunuz içsel tepkiyi değiştirebilirsiniz. İçsel tepkinizi değiştirerek üzerinde kaderinizin gelişeceği ekseni yaratırsınız. Bir olayı nasıl deneyimleyeceğiniz konusunda yaptığınız seçim bu olaydan sonra kaderin nasıl gelişeceğini belirler. Her an gösterdiğiniz tepkiyle farkında olarak ya da olmayarak geleceğinizin tohumlarını ekiyorsunuz. Farkındalıkla sonuçları ve kaderinizi olumlu bir biçimde etkileyebilirsiniz.
En yüksek seçim şefkatin kullanılmasıyla ilgilidir. Bu, size ne yapılırsa yapılsın şefkat tutumunu sürdürebileceğiniz anlamına gelir, yani diğer insanların tepkilerini ve kendi tepkinizi kabulü içerir. Şefkatle davrandığınızda, her şeyin her an en iyi şekilde evrimleştiği anlayışıyla davranmaktasınızdır. Bu, insanların en iyi ya da en kötü seçimlerde bulunma özgürlüğünü kabul etmektir.

Böylece düş kırıklığı, üzüntü, öfke ve suçluluk hissettiğiniz anlarda içinizdeki şefkat tutumu duygusal tepkileri kabul tutumuna dönüştürmenizi sağlar. Başkalarına ve kendinize şefkatle yaklaştığınızda titreşim alanınızı yükseltirsiniz.

Kaderi değiştirmenin üç anahtarı vardır: Farkındalık, seçim ve titreşim. İsa şöyle der: “O, ona zaten sahip olana verilecek, sahip olmayandan ise geri alınacaktır.” Burada İsa evrensel titreşim yasasını ima etmektedir. Eğer bir şeye sahip olmak, kaderinizde bir şeyi yaşamak istiyorsanız onu bilincinizde bir titreşim olarak tutmak zorundasınız. Eğer onun hissine ya da titreşimine sahip değilseniz o sizden geri alınır. Eğer sevgi dolu ilişkiler istiyorsanız sevgi dolu ilişkilerin titreşimini bilincinizde tutmanız gerekir. O zaman manyetizm yasası gereğince (benzerin benzeri çekmesi) kendinize sevgi dolu insanları çekersiniz.
Eğer sevgi dolu ilişkilere sahip değilseniz, düş kırıklığı, öfke, ayrılık ve yalıtılmışlık içindeyseniz, aynı yasa gereğince kendinize aynı duyguları çektiğinizi kabul etmelisiniz. Titreşiminizi değiştirmek için düşünce biçiminizi ve duygusal algılarınızı değiştirmelisiniz. Titreşim kaderi değiştirmenin anahtarıdır, daha büyük idrake, daha büyük yaşama ve daha büyük ödüllere giden kapıların anahtarı! Gelecekteki dışsal realitenizi değiştirmenin anahtarı yaptığınız seçimlerden kaynaklanır. Evrimin ve kaderi değiştirmenin üç anahtarını tekrarlıyorum:

1- Daima seçimlere sahip olduğunuzu fark edin.
2- Bu seçimleri uygulama yeteneğini geliştirin.
3- Daha yüksek bir titreşime ulaşmaya gayret edin.

 

* HATHORLAR

Dağınıklığınızı Temizlemek

luise-hay1

 
Zihnimde derin bir temizlik yapmanın mümkün olup olmayacağını düşünürken Louis Hay’ın sitesinde tam da bu isteğime uyan bir olumlama buldum. Çevirisini yaptığım haliyle aşağı yukarı neyi anlatmak istediğini tercüme ettim.

Ne kadar zaman önce dolaplarınızı temizlediniz? Çoğumuz elbiselerle dolu dolaplarımızın ya da hayatımızda var olan gereçlerin yaşamımızın bir parçası olduğunu unuturuz. Ve pek çoğunu aldıktan sonra unuturuz. Diğerinin yerine bir şey aldığımızda dolaplarımızda yer kalmaz. Ekleriz ama eklediğimizi eksiltmeyi unuturuz.
Dolaplarımız aklımızın sembolleri olarak kabul edilebilir. Darmadağınık bir dolap dağınık bir zihin anlamına gelebilir. Zihnin dolaplarını boşaltmak için “Zihnimin dolaplarını boşaltıyorum” olumlaması işe yarayabilir. Dolaplardan her şeyi çıkartın ve kendi kendinize sorun, “Bu şey işe yarar mı hâlâ?” ya da “Bunu son altı ayda ya da geçtiğimiz yılda kullandım mı?” “Bu yıpranmış şeyi değiştirmekten korktuğum için mi saklıyorum?”
Yeni bir yer açmak için (yeni giysiler ya da yeni düşünce ve fikirler olsun) eski ve çağ dışı olanları bırakmanız gerekir. Bu, fiziksel şeyler için olduğu kadar zihinsel fikirler için de geçerlidir.
Dolaplarınızı temizlerken neler hissettiğinizi izleyin. Neşeyle ve yaşamınıza yer açmanın beklentisi içinde mi yapıyorsunuz. Yoksa ruhsal sisteminizde “sahip değilim” düşüncesini tutuyor, evrenin bolluk dahil olmak üzere herkes için kullanılabilir olduğuna inanamayarak mı yapıyorsunuz?
Olumlama: Zihnimin dolaplarını boşaltıyorum. Yaşam okyanusu zenginliği cömertçe harcar. Bir şeye ihtiyacım olduğunda sağlanacaktır, biliyorum.

Kendinize ait sizi sınırlayan inanç ve kalıpları farkedip dönüştürmek için 18 Mart Ctesi 10.00-18.00 arası kendini sev hayatını iyileştir seminerine hepinizi bekliyorum.

Rez. Tel: Anette 0536 798 68 68

Kaynak: Holyharmony.wordpress

 

Kendimi her zaman mutlu hissederim…

Little boy laying in the grass

 

 

Kendimi her zaman mutlu hissederim…
Neden biliyor musunuz?
Çünkü kimseden bir şey ummam…
Beklentiler daima yaralar…
Hayat kısadır…
Öyleyse hayatınızı sevin…
Mutlu olun ve gülümsemeye devam edin…
Konuşmadan önce dinleyin,
Yazmadan önce düşünün,
Harcamadan önce kazanın,
İncitmeden önce hissedin,
Nefret etmeden önce sevin,
Vazgeçmeden önce çabalayın,
Ölmeden önce yaşayın.
Hayat budur…
Onu hissedin, onu yaşayın ve ondan hoşnut olun.
WILLIAM SHAKESPEARE

GEÇİRGENLİK VE DİRENÇ

cevre1
Yan komşunuz kızıyla kavga ediyor, yakınlardaki bir bina yıkılıyor ya da üst katınızda neredeyse kafanıza kafanıza vuran bir sesle tadilat yapıyorlar diyelim. Yan masanızdaki çiftin kadın olanı sizi oturduğu andan beri süzüyor ya da yanınızdan geçen birinin enerjisi sizin auranızı rahatsız ediyor.
Echart Tolle’ün “Şimdinin Gücü” kitabında bahsettiği “geçirgenlik” kavramından size bu yazıda söz etmek istiyorum. Gürültünün ya da rahatsız eden durumun sizin alanınızdan geçip gitmesine izin vermek, dikkati gürültüye ya da rahatsız edici olaya vermekten kaçınmak, tam tersi alanda bulunan herhangi bir şey gibi akıp gitmesine izin vermek geçirgenlikle ilgilidir.
“Peki neden izin vereyim? Beni rahatsız etmeye hakları yok!” diyebilirsiniz. Bu durumda gürültünün ya da bir çeşit sıkıntının varlığını “stabil” kılmayı seçtiğiniz bir noktayı yaratacağınızı düşünebiliriz. Yani sorunu olduğu yere sabitlemektesiniz. Soruna direnç gösterdiğiniz için, sorun olduğundan daha uzun süre alanda kalacaktır. (İhtiyacınızı ya da sorunu herhangi bir manipülasyon ya da negatif zincir başlatmadan ifade etmekte hiçbir sorun yok. “Ses, ders çalışmama engel oluyor. Yapabilecek bir şey var mı? Sesin nedeni nedir?” gibi.)
Gösterebileceğiniz direncin de seviyeleri vardır. Sadece beyninizde o sesle kavga etmekle yetinebilirsiniz. Bu bir dirençtir. Camı açıp inşaata doğru bağırabilirsiniz, bu daha üst seviye bir dirençtir. Dikkatinizi neye verirseniz büyüyeceği için, burda sorunu çözmeyecek, sorunu büyüteceksiniz. Bu durumun sizin tekamülünüzle ilgili kısmında siz, “katlanamadığınız” bir şeyi belirliyorsunuz, o ise sizi törpüleyecektir.
Direnç uygulamayı bıraktığınızda, dikkatinizi soruna vermediğinizde ve sizin üzerinizden durumun akmasına, sıradanlaşmasına izin verdiğinizde sorunun bir biçimde çözülmesi söz konusu olacaktır. Burda eğer varsa daha önceden gösterilen direncin bir etki süresi mevcuttur.
Sevdiğiniz bir kimsenin alandaki varlığına izin vermeniz gibi, sevmediğiniz o şeyin de alanda akıp gidişine izin vermeniz ve onu “unutmanız”, geçirgenliktir.
Geçirgenliği gündelik hayattaki her şeye uygulayabilirsiniz. Sizin hakkınızda söylenen bir şeye, bir başkasının eylemine. Her şey size değmeden geçip gidebilir, eğer izin verirseniz.
Geçirgenliğin, kendi bedenimize, nefesimize ve alanımıza dikkatimizi vermekle ilgili de bir yanı vardır. Dikkat ne kadar nefesimizdeyse, o kadar sakiniz. Nefesinizi hiçbir akışa zorlamadan, sadece nefes alış verişinizi izlemeyi denemenizi öneririm. Bu sizi kendi ritminize merkezler ve başkalarının akışından koparır. Nefesi izlemekle ilgili bir çalışma planlıyorum.
Sevgilerimle

Gaye Alkanın sayfasından alınmıştır

SORU SORUN, DEĞİŞİMİ BAŞLATIN

select1

 

 

Simone Milasas‘ın* ‘İşin Neşesi’ adlı kitabını okurken bir yerde takılıp kaldım, ilerleyemedim. Kitabı kapatıp düşünmeye başladım. Simone, herbir soruya 6 cevap yazmamızı istiyor bizden. Amaç, kendimizi tahlil etmekten öte zihnimizin yarattığı bilinçaltının derinlerine inmek. Gerçekleşmesi imkansız dediğimiz isteklerimizin, hayallerimizin aslında hiç de öyle olmadığını gösteriyor bize.
Kitapta, var olan işimizin nasıl keyifle yapılabilir olduğunu, işimizdeki başarıyı nasıl artırabileceğimizi ve bunun için neler mümkün olabileceğine dair sormamız gereken soruları içeriyor. Ayrıca iş ararken veya kurarken kendimize hangi soruları sormamız gerektiğini de anlatıyor. Dahası para ile ilgili olumsuz inançları ve değerlerimizi nasıl yok edebileceğimiz de yer alıyor.
Access Consciouness‘ın temeli sorular sormak. Sorular yardımıyla kendimizi, hayatımızı ve çevremizdeki her şeyi değiştirebiliriz. Sorular bizi güçlendirirken, cevaplar gücümüzü azaltır.
Örneğin; işinizde veya bir projenizde başarılı oldunuz. Oraya nokta koymayın. Önce müteşekkür olup şükredin sonra kendinize şu soruları sorun:
– Bundan daha iyisi nasıl olur?
– Daha başka neler mümkün?
Bu gibi sorular daha fazla başarıyı davet eder diyor Simone. Soru sorun ve daha fazla olasılıklara yer açın.
– Bugün işimle hangi sihiri yaratabilirim?
– Bugün ve gelecekte mümkün olduğunu düşündüğümden daha fazla parayı yaratmak için neler gerekir?
İşinize sorular sorun, evren size bilgi verecek ve işinizle ilgili gereken enerjileri yaratmaya başlayacaktır. İşinize veya projenize sorabileceğiniz bir kaç soru:
– Sana bugün hangi katkıda bulunabilirim?
– Bundan sonra neyi yaratmak isterdin?
– Ne yapmak isterdin?
– Bugün nerede olmak isterdin?
– Kimin seninle işe dahil olmasını isterdin?
Ya işinizde başarılı değilseniz? O zaman enerjiyi değiştirerek şu soruyu sormalıyız:
– İşte başarısız olmanın değeri nedir?
Daha fazla para kazanmak için veya herhangi bir faturayı ödediğinizde, kirayı verdiğinizde, kredi borcunu ödediğinizde;
– Bu paranın bana 10 kat daha fazlasıyla geri dönmesi için neler gerekir? diye sorun.
Soru sorduğunuzda yarattığınız enerji evrene ulaşacak ve olasılıklar kapısı açılacaktır. Seçim yapmaksa tamamen size kalmış.
O halde artık sorulara geçelim… Merak ediyorum sizin cevaplarınız ne olacak.
– Siz hiç imkansız şeyler yaratır mıısınız? Neden olmasın? Sizi olmaya, yapmaya, sahip olmaya ve inanmaya eğitildiğinizin dışına çıkmaya davet ediyorum. Kendinize şunu sorun:
‘İşimle yaratamayacağıma karar verdiğim 6 şey nedir?
1————————————————-
2————————————————-
3————————————————-

4————————————————-
5————————————————-
6————————————————-
– Şimdi cevaplarınızın her birine tekrar bakın ve sorun:
‘Bunun imkansız olması gerçekten doğru mu?’
Bunun ortaya çıkması için neyi değiştirmem, seçmem ve kurup sürdürmem gerekir?’
‘Bunu ortaya çıkartmam için işime, hayatıma, yaşantıma ve realiteme neyi eklemem gerekir?’
– Şimdi imkansız olan bir başka 6 şey daha listeleyin.
1————————————————-
2————————————————-
3————————————————-
4————————————————-
5————————————————-
6————————————————-
İşinizle, hayatınızla, realitenizle, mali işlerinizle, paralarınızla ve nakit akımınızla ilgili olarak neyin imkansız olduğuna karar verdiniz? ‘ Bugün işinizle ve sizinle ilgili hangi sihir meydana gelebilir? Eğer işinizin sihirli olmasına izin verecek olsaydınız daha kolay olur muydu?’
Herkesin işini keyifle yapmasını, bolluk ve bereket içinde olmasını temenni ediyorum…. Sevgilermle,
Funda Öztürk
Simone Milasas kimdir?: İşin neşe alanından nasıl yapılacağını tüm dünyayı dolaşarak gösteren dinamik bir liderdir. 20 yılı aşkın bir süredir iş yaratımı ve geliştirme alanlarında önde gelen liderler arasında yer almaktadır. Onun hedefi, insanları işin nasıl bir yaratım kaynağı olabileceğini görmeleri konusunda güçlendirmektir. 170’den daha fazla ülkede bulunan Access Consciousness’in® Global Direktörlüğü’nü yürütmektedir.

Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz.

16831086_1260653780692163_3411049982122914266_n1

 

 

Tezer Özlü (10 Eylül 1943 – 18 Şubat 1986)
“Sordukları zaman, bana ne iş yaptığımı, evli olup olmadığımı, kocamın ne iş yaptığını, ana babamın ne olduklarını sordukları zaman, ne gibi koşullarda yaşadığımı, yanıtlarımı nasıl memnunlukla onayladıklarını yüzlerinde okuyorum. Ve hepsine haykırmak istiyorum. Onayladığınız yanıtlar yalnız bir yüzey, benim gerçeğimle bağdaşmayan bir yüzey. Ne düzenli bir iş, ne iyi bir konut, ne sizin “medeni durum” dediğiniz durumsuzluk, ne de başarılı bir birey olmak, ya da sayılmak benim gerçeğim değil. Bu kolay olgulara, siz bu düzeni böylesine saptadığınız için ben de eriştim. Hem de hiç bir çaba harcamadan. Belki de hiç istediğim gibi çalışmadan. İstediğiniz düzene ayak uydurmak o denli kolay ki…
Ama insanın gerçek yeteneğini, tüm yaşamını, kanını, aklını, varoluşunu verdiği iç dünyasının olgularının sizler için hiç bir değeri yok ki. Bırakıyorsun insan onları kendisiyle birlikte gömsün. Ama hayır, hiç değilse susarak hepsini yüzünüze haykırmak istiyorum. Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yönüm yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum. İyi giyinene iyi yer verdiğiniz için. Aranızda dolaşmak için çalışıyorum. İstediğimi çalışmama izin verdiğiniz için. İçgüdülerimi hiç bir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiç bir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz.
Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle. Okullarınızla. İş yerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın, dediniz. Aç kalmayı denedim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olunmayacak bir insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım. Şimdi tek konuğu olduğum bu otelden ayrılırken, hangi otobüs ya da tren istasyonuna, hangi havaalanı ya da hangi limana doğru gideceğimi bilmediğim bu sabahta, iyi, başarılı, düzenli bir insandan başka her şey olduğumu duyuyorum.”
Yaşamın Ucuna Yolculuk

BEDENİNİZİ SEVİN

bedenin_dili1
Beden; dört temel element olan “su, ateş, hava, toprak” ile yoğrulmuştur. İnsanın hamuru bunların karışımından oluşuyor. Öyleyse beden varoluşun tüm elementlerini bünyesinde taşıyor diyebiliriz.
Kişi bedenini severse ona daha iyi bakmaya başlar. Eğer bedeninizi sevmezseniz ona karşı kayıtsız kalıp onu ihmal edersiniz. Ne var ki kendi bedeninden memnun olup onu seven insan sayısı o kadar az ki…
Araştırmacılar, “Bedeninin her bölgesini beğenip seven insanla pek karşılaşmadık” diyorlar. Evet, pek çok insan kendi bedenini beğenip sevmiyor. Oysa siz kendi bedeninizi beğenmezseniz, başkaları sizin bedeninizi niçin beğensin ki?
Beden fısıltıyla konuşur. Dolayısıyla mesajlarını fısıltıyla iletir. Bedenin bu fısıltılı seslenişlerini işitip isteklerini yerine getirmeliyiz. Örneğin beden, “Dur, artık yeme!” dediğinde onun sözünü tutmalıyız. Bedenimizin bilgeliğine inanıp onun dediklerini yapmalıyız.
Bedenimizle yeterince temasımız olmadığı için bizim anlamadığımız şeyleri söyleyip durur. Yapılan araştırmalara göre bir hastalık altı ay önceden bazı sinyaller vererek geliyor. Biz bedenin verdiği bu sinyalleri anlamazsak gereken tedbirleri alamayız. Böyle olunca da hastalık hızla ilerler. Belki de tedavi edilemeyecek bir noktaya ulaşır. Biliyoruz ki tüm hastalıklar ancak ilerlemeden fark edilirse tedavi edilebilir.
Genellikle yalnızca hastalanınca organlarımızın farkına varırız. Ancak midemiz ağrıdığında midemizin, başımız ağrıdığında başımızın, dişimiz ağrıdığında dişimizin, ayağımız kırıldığında ayağımızın… farkına varırız. Organlarımız sağlıklıyken, farkına bile varmayız onların. Dolayısıyla onların kıymetini de bilmeyiz. Aslında hasta bir organ bile tüm bedenin zor durumda olduğunu haber verir. Çünkü insan bedeni, farklı organlardan oluşan bir bütün olarak işler.
Zaman zaman bedeninizin herhangi bir yerinde gerginlik var mı diye kontrol edin. Ayak parmaklarınızdan başlayarak ellerinizle tüm bedeninizi dolaşıp gergin noktaları bulun. Oralara derin bir sevgiyle dokunup masaj yapın. Bu şekilde gergin noktaları rahatlatın. Sevgiyle dokunma sayesinde oradaki kara bulutların dağıldığını göreceksiniz. Sevgi enerjisi akıtan eller şifa dağıtır. Dikkat ederseniz yeryüzündeki tüm şifacılar, bu kutsal işi ellerinin yaydığı sevgi enerjiyle yaparlar. Gerçek şu ki bedenin en iyi ilacı, ellerden akan sevgi enerjisidir.
Bedenin içinde yaşıyoruz, onun içinde var oluyoruz, o bize hizmet ediyor; ama biz ona iyi bakmıyoruz. Oysa bedenimize iyi baktığımız takdirde ömrümüzün sonuna kadar bize hizmet eder. Unutmayalım ki mutluluk da ancak sağlıklı bedenlerde ikamet eder…
Tuncer ELMACIOĞLU
Kendini iyi hissetmek,
S.36″ Yediveren Yayınları

Su başında durmuşuz,çınarla ben…

nazim_hikmet_31

Su başında durmuşuz,
çınarla ben.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana.
Su başında durmuşuz,
çınarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim, bir de kedinin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana, bir de kediye.
Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, bir de güneş.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.
Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze .
Su başında durmuşuz.
Önce kedi gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim,
kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak;
sonra o da gidecek…
Su başında durmuşuz.
Su serin,
Çınar ulu,
Ben şiir yazıyorum.
Kedi uyukluyor
Güneş sıcak.
Çok şükür yaşıyoruz.
Suyun şavkı vuruyor bize
Çınara bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze…
Nazım Hikmet Ran

Mevlana’dan İnsanlığa Yol Gösteren 15 Etkileyici Alıntı

smzn1

1.) “Her şeye canını sıkma ey gönül! Ne bu dertler kalıcı, ne bu ömür.”
2.) “Güzel günler sana gelmez. Sen onlara yürüyeceksin.”

3.) “Ey dost! Derdin ne olursa olsun umudun her zaman Allah olsun.”
4.) “Kalbinizle yaptığınız her şey, size geri dönecektir.”
5.) “Bu dünya, yaptıklarımızın yankılanıp yine bize döneceği bir dağdır.”
6.) “Dilini terbiye etmeden önce yüreğini terbiye et; çünkü söz yürekten gelir, dilden çıkar.”
7.) “Güzellik dilin altında gizlidir. Sükût, incelik, edep ve zarafet insanı her gittiği yerde sultan yapar.”
8.) “İstediğin olmuyor diye üzülme. Ya daha iyisi olur, ya da hayırlısı budur…”
9.) “Ümitsizlikten sonra nice ümitler, karanlıkların sonunda nice güneşler var.”
10. “İnsanı inciten kişinin… Allah’ı incittiğinden haberi yoktur.”
11.) “İnsanlar kıyafetiyle karşılanır, ilmiyle ağırlanır, ahlakıyla uğurlanır.”
Reklam

12.) “Sabır; ağrıları dindiren acı bir ot gibidir. Hem can yakar hem de tedavi eder.”
13.) “Cahil bir kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol.”
14.) “Sıkıntı yok efendiler! Dert; insana yol gösterir.”
15.) “Sevgi şifâdır. Sevgi güçtür. Sevgi; değişimin mührüdür.”

EY CAN !

hz-mevlana1
Kazandıkça bölüşemiyorsan ELİNİ sorgula.
Konuştukça kırıcı oluyorsan DİLİNİ sorgula.
Yürüdükçe menzilden çıkıyorsan YOLUNU sorgula.
Ömür geçtikçe yerinde sayıyorsan GÜNÜNÜ sorgula.
Sevildikçe vefasızlaşıyorsan GÖNLÜNÜ sorgula.
Hangi hâlde olursan ol, SONUNU sorgula…!

Mevlana

Bilardo Topları

73561
Ayrıldığımız gündü.
Mutfaktaydık, buzdolabının yanında, kapısı açıktı,
Her şey bambaşka görünüyordu yüzüne vuran o soğuk ışıkta
“Biliyor musun” dedin.
“Sen neye benziyorsun biliyor musun?”
Epeydir aradığın bir şeyi bulmuş olmanın hem sevinç,
Hem keder veren gizli bir an için bulandırmıştı yüzündeki tedirginliği, kırgınlığı.
Sis ışığa çıkmıştı.
Sonra yavaşça çevirip başını yüzüme baktın kuyuya düşmeye benzeyen derin bir korkuyla.
“Neye?” dedim, yan yanayken yaşadığımız ayrılığın adını sorar gibi, “Neye?”
“Bilardo toplarına.”
“Neden?” dedim.
“Yazgını hep başkalarının ıstakalarının insafına bırakıyorsun da ondan…”
Bir uçurum gibi derinleşen sessizlik o an başlamıştı bile bizi birbirimizden uzaklaştırmaya.
Beni terk etmeden önce yaptığın son konuşma oldu bu.
Sonra iki arkadaşım geldi, birinin omzunda ağladım, hangisiydi şimdi hatırlamıyorum.
Sonra birlikte başka bir kente gittik,
Anlarsın ayrılığın ilk günlerinde o eve katlanamazdım,
Sonra ben başka aşklara,
Sonra başka evlerin duvarlarına başka takvimler astım.
Şimdi ne zaman birinden ayrılsam ıstakaların sesi patlıyor kulaklarımda
Ardından bilardo topları dağılıyor dört bir yana
Seni hatırlıyorum o soğuk ışıkta bir daha
Bir daha
Bir daha
Murathan Mungan

CHARLIE CHAPLIN’IN 16 Nisan 1959 YILINDA 70.DOĞUMGÜNÜNDE YAZDIĞI YAZI…

s-5adf8c9945512d67cae0f958098c16cad92c3cd11
Kendimi gerçekten sevmeye başladığımda,
Anladım ki,
Duygusal acılar ve keder, bir uyarıydı bana,
Kendi gerçeğime karşı yaşadığımı anımsatan.
Biliyorum, bugün buna “özgün olmak” diyorlar.
Kendimi gerçekten sevmeye başladığımda,
Zamanı gelmediğini,
Ve o kişinin hazır olmadığını bildiğin halde onu,
İsteğimizi yapmaya zorlamanın,
O insan kendim de olsam,
Ne kadar utanç verici olduğu anladım.
Bugün buna, “kendine saygı duymak” dendiğini biliyorum.
Kendimi gerçekten sevmeye başladığımda,
Başkalarının hayatına özenmekten vazgeçtim,
Ve önüme çıkan zorlukların,
Olgunlaşmam için aşmam gereken engeller olduğunu fark edebildim.
Günümüzde buna, “bilgelik” dendiğini biliyorum.
Kendimi gerçekten sevmeye başladığımda,
Her zaman, her fırsatta,
Doğru zamanda, doğru yerde bulunduğumu anladım.
O andan itibaren de huzura erdim.
Bugün buna, “varoluşa saygı” dendiğini biliyorum.
Kendimi gerçekten sevmeye başladığımda,
Kendime ayırmam gereken zamanı başka şeylere harcamaktan,
Geleceğe ilişkin büyük projeler yapmaktan vazgeçtim.
Bugün artık yalnızca bana keyif ve mutluluk veren,
Sevdiğim ve hoşuma giden işleri,
Kendime özgü yol, yordam ve tempoyla yapıyorum.
Günümüzde buna, “kendine karşı dürüstlük” dendiğini biliyorum.
Kendimi gerçekten sevmeye başladığımda,
Sağlıklı olmayan her şeyden kurtardım kendimi.
Yemeklerden, insanlardan, nesnelerden, durumlardan,
Hepsinden önce de beni benden koparıp diplere çeken şeylerden.
Başlangıçta buna “sağlıklı bencillik” diyordum,
Bugün biliyorum ki, bu “kendini sevmek”tir.
Kendimi gerçekten sevmeye başladığımda,
Vazgeçtim,
Her zaman kendi haklılığıma inanmaktan,
Daha az yanılmaya başladım böylece.
Bugün anladım buna “sade olmak” dendiğini.
Kendimi gerçekten sevmeye başladığımda,
Düşüncelerimin beni zavallı ve hasta edebileceğini fark ettim,
Buna karşın yüreğimin gücünü yardıma çağırdığımda,
Aklım değerli bir ortak kazandı.
Bu ilişkiye bugün “yürek bilgeliği” diyorum.
Kendimizle ya da başkalarıyla tartışmaktan,
Çatışmaktan ve sorun yaşamaktan korkmamalıyız,
Çünkü yıldızlar bile bazen birbiriyle çarpışır,
Ve yeni dünyalar oluşur.
Bugün bunun “YAŞAMAK” olduğunu biliyorum!

Şamanlardan bize hayat ile ilgili 30 öğüt

samanlardan-hayata-dair-30-ilginc-ogut11
1. Yolda yürürken bulduğun bir kuş tüyünü eve getir, bir vazoya koyabilir, asabilir yada rafta bulundurabilirsin.Bu cennetten sana gelmiş güçlü bir tılsımdır. Bu tarz ruhlardan size verilen işaretleri farketmelisiniz.
2. Nehirlerden taş topla. Büyük güç ve enerjileri vardır.
3. Tüm gücünle diğer insanlara yardım etmeye çalış.Eğer mutluluk veremiyorsan en azından zarar verme.
4. Zorluklar birer formalitedir. Ciddi zorluklar, daha ciddi olsalar bile hala formaliteden ibarettir. Gökyüzü oradadır, bazen bulutlarla kapanmış olsa bile bazen biraz çaba göstererek, mesela bir uçağa binerek aynı mavi gökyüzüne ulaşmak mümkündür. Herkese barış!
5. Bir hayale ulaşmak için bazen tüm gereken bir adım atmaktır. Zorluklardan korkmayın, her zaman vardırlar ve olacaktırlar. Hepinize amaçlarınız doğrultusunda temiz yollar!
6. Ahlaki olarak önceliğiniz başka birine zarar vermemek olmalıdır. Bu prensip oldukça güçlü olmalıdır. Sadece şöyle düşünün: “Hiçbir zaman hiç kimseye zarar vermeyeceğim.”
7. Canlılar için bir mutluluk kaynağı olabilirseniz siz kendiniz en mutlu olursunuz. Ve başkalarına acı çektirirseniz siz kendiniz de acı çekersiniz. Düşünün!
8. Günde en az bir saat sessizliğe zaman ayırın. Buna en az iletişime olduğu kadar ihtiyacınız var.
9. Sevebilme yeteneği Dünya üzerindeki en önemli yetenektir. Herkesi sevmeyi öğrenin, düşmanlarınızı bile.
10. Akarsulara çöp atmayın. Asla! Suyun ruhu çok sinirlenebilir. Ruhu yatıştırmak için ekmek, süt yada para atabilirsiniz.
11. Genelde geçmişimizi “altın çağ” yada “altın günler” olarak adlandırırız. Bu bir hatadır. Hayatımızda yaşanan her an tam olarak altın çağdır.
12. Mükemmel bir din ya da inanç yoktur. Kötü bir din de yoktur. Tanrı bir tanedir.İstediğinize dua edebilirsiniz ancak şu emirleri unutmayın: dürüst yaşa, atalarına saygı göster, ve sev.
13. Eğer Dünya’yı değiştirmeyi amaçlıyorsan önce kendini değiştir. Aşkın ve keyfin enerjilerini öğren. Bunlar bir insanın kilit anlarıdır. Gülümsemek, kahkaha ve keyif almanın çok büyük güçleri vardır. Bunu bir defa öğrendikten sonra kendinize sevginin kapısını açacaksınız.
14. Oldukça güzel bir deyiş vardır: Veren eli kısıtlı görme. Eğer mümkünse zayıf ve ihtiyacı olanlara para ver. Miktarı önemli değil ancak vermiş olmak önemlidir.
15. Hayat çok kısadır. Bunu gözyaşları, kavgalar, küfür ve alkol ile çarçur etme. İyi şeyler yapabilir, çocuk yetiştirir, dinlenir ve daha fazla mutluluk verici şeyler yapabilirsiniz.
16. Eğer sevdikleriniz size suçlu olmadığınız bir şey için kızdılarsa onlara sıkıca sarılın, ve onlar yatışıncaya kadar onları bırakmayın.
17. Ruhunuzda bir sıkıntı bir tükenmişlik hissediyorsanız şarkı söyleyin. Kalbiniz hangi şarkıyı söylemek istiyorsa. Bazen o da konuşabilmek ister.
18. Her zaman hatırla: Doğru din, doğru inanç ya da en becerikli şu veya bu inancın din adamı yoktur. Tanrı birdir. Tanrı dağın tepesindedir. Farklı din ve inançlar bu tepeye ulaşmanın farklı yollarını sunarlar. Kime istersen dua et, ancak bil ki senin asıl amacın günahsız olmak değil, tanrı’ya ulaşmaktır.
19. Eğer bir şey yapmaya karar verdiysen kendinden şüphe etme. Korku seni kendinden ve doğru yoldan saptırmaya çalışacak. Çünkü bu kötülüğün ana silahıdır. Eğer ilk defada başaramadıysan ümidini kaybetme. Her küçük zafer seni daha büyüğüne yaklaştırır.
20. Hayatta çok önemli bir şeyi hatırla. Herkes hakettiğini bulur. Problemlerin ruhuna ve düşüncelerine girmesine izin verme böylelikle problemler vücuduna da ulaşamaz.
21. Hayat sana yüzünü ya da başka bir tarafını çevirmiş olabilir. Ancak sadece çok az kimse aslında hayatı çevirenin gerçekte kendisi olduğunu anlıyabilir.Diğerleri hakkındaki tüm kötü düşünceleriniz size geri dönecektir. Kıskançlık da en sonunda size geri gelecektir. Buna neden ihtiyacınız var? Sakin ve ölçülü yaşayın. Kıskanç olmak iyi bir şey değildir ve hiç gerek de yoktur. Bu adamın büyük bir arabası varsa bu onun yüzünü daha güzel yapmayacaktır. Altın aslında kirli bir metaldir. Kıskanç olmaya ihtiyaç yoktur. Daha fazla gülümseyin ve yabancılar da size gülümseyecektir, hem de sevdikleriniz ve tüm hayatınızla beraber!
22. Size saygı gösterilmesini istiyorsanız başkalarına saygı gösterin. İyilik için iyilik, kötülük içinse bu kötülüğü yoksaymak yapılacak en doğru şeydir. Sizi kötü yapmaya çalışan biri onu yoksaydığınız için kendini gerçekte daha kötü hissedecektir.
23. İçmeyin. Hiç içmeyin! Alkol vücudu, beyni ve ruhu öldürür. Ben yıllardır içmiyorum. Eğer şamansanız veya ruhsal bir insansanız içerek bir süre sonra tüm güçlerinizi bitireceksiniz ve ruhlar sizi cezalandıracaktır. Alkol gerçekten de öldürür, aptalca şeyler yapmayın. Rahatlamak için hamama gidin, eğlence için şarkı söyleyin, iletişim ve ortak bir dil bulabilmek için çay için, ve bir kadını daha iyi tanımak için ona şeker verin!
24. Asla pişmanlık duyma! Ne olursa olsun bu ruhların isteğiyle olur ve bu her zaman en iyisidir.
25. Hayvanlara benzeyen taşları özel bir tören olmadan yerden almayın. Aksi takdirde çok ciddi bir nazara maruz kalırsınız. Eğer böyle bir taş bulduysanız ve yanınıza almak istiyorsanız bulunduğunuz yerin ruh efendisine başvurun ve ona bir teklifte bulunun, ardından bu taşı yerde beyaz bir bezle kaplayın ve böyle alın.
26. Güzel bir müziği dinleyerek kendinizi gün içerisinde aldığınız negatif enerjiden arındırırsınız. Müzik meditasyon gibidir. Sizi kendinize ve hayata geri getirebilir.
27. Kalbinizde her hangi bir baskı olmadan rahat nefes alabilmek için, ağlamayı öğrenin.
28. Eğer durum sizin çözemeyeceğiniz bir hal aldıysa ve hiçbir çıkış yoksa elinizi yukarı kaldırın. Ve elinizi sertçe aşağı indirirken “zıkkımın köküne git” deyin. Çok güzel bir deyiş vardır: Sizi yeyip yutmuş olsalar bile en azından 2 çıkış yolunuz vardır.
29. Kadınlar alışveriş yaparken ailelerinin önlerindeki günlerdeki mutluluğunu satın alırlar. Her bir taze, güzel, olgun ve güzel kokan meyve bu ailede mutlu ve sakin bir hayattır. Erkek, kendi tarafından kadına para sağlamalıdır. Böylece kadın en iyi kalitedeki ürünleri seçebilir. Yiyeceğe harcanan paradan kısan bir aile fakirleşir ve mutsuzlaşır. Bu kısıntı aslında sevdiklerinin mutluluğundan kısılır.
30. Kendinizi yanlış ya da birşey hakkında üzülüyorken bulursanız, vücudunuzu düzgün ve akıcı hareketlerle bir dans formunda hareket ettirin. Kötü enerjinizi yoluna sokup zihninizi çektiğiniz acıdan arındıracaksınız..

Kaynak: Yaşam Sahnesi

Tolstoy’un İnsani Değerler Üzerine Verdiği 12 Önemli Tavsiye

1.) “Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan insansın…”

2.) “Hayatta unutamayacağımız en büyük pişmanlık, pişman olurum diye yapmadıklarımızdır.”

3.) “Herkes insanlığın kötüye gittiğini düşünüyor, ama hiçkimse kendisinin kötüye gittiğini düşünmüyor.”

4. “Şikayet ettiğiniz yaşam, belki de başkasının hayalidir.”

5.) “Bozulduğu zaman insandan daha korkunç bir yaratık yoktur.”

6.) “İnsanlar nasıl konuşulması gerektiğinin dersini alırlar, ama en büyük ilim; nasıl ve ne zaman susması gerektiğini bilmektir.”

7.) “Kimseyi küçümseyecek kadar büyük değilsin… Çünkü gün gelir; Küçümsediğin her şey için önemsediğin bir bedel ödersin.”

8.) “İnsanların çoğu onu yapıyor diye, yanlış, yanlış olmaktan çıkmaz.”

9.) “İnsanlar daima yanıldılar ve yanılacaklar; hem de her şeyden çok, doğru olduğunu sandıkları şeyde.”

10.) “Hepimiz kaybettiğimiz ya da ulaşamadığımız herşey için zamanı suçlarız…
Ama zaman konuşacak olsa, hepimiz utanırız.”

11.) “Sevdiğin insanları kaybetmeye alıştığın zaman; Hayatı önemsememeye başlıyorsun.”

12.) “Kendi mutluluğundan başka hedefi olmayan insan en kötü insandır.”

| Müthis Psikoloji

UNUTMA, BİLGE İNSAN HAYATI YAŞAYANDIR.

saglikli-yasam1

 

 

Kural 1: Asla kendinden şüphe etme… Sen ne hissediyorsan o her zaman doğrudur. Dünyadaki bütün insanlar toplansa ve sana aksini söylese bile senin hissettiklerin senin için doğrudur. Onlar farklı hissedebilir, farklı düşünebilir ama bu senin hissettiklerinin yanlış olduğunu göstermez, sadece onlardan farklı olduğunu gösterir.
Kural 2: Asla farklı olduğun için utanma. Eğer çevrende senin gibi düşünen, seni anlayan insanlar yoksa, o zaman çirkin ördek yavrusu hikayesini hatırla… Muhtemelen sen yanlış yerde, yanlış insanlarla birlikte olduğun için seni anlamıyorlardır. O halde hedefin ait olduğun yeri bulmak olmalıdır. Asla muhteşem bir kuğu olduğun gerçeğini unutma ve ordek olmak için uğraşma.
Kural 3: Geçmişte yaptıkların için pişmanlık duyma ve özür dileme…. Yaşadıklarının senin için önemli bir ders olduğunu kendine hatırlat. Bu tecrübe ile aldığın bilgiyi özenle incele, olayda yaptığın hataları ve yeniden ayni durumda olsan nasıl davranacağını iyice düşün ve gelecek olaylar için kendini hazırla. Kırılan vazo tamir edilemez ama gelecekte başka vazoların kırılması önlenebilir
Kural 4: Mümkün olduğunca kimsenin senin adına karar vermesine izin verme ama başkalarının haklı olabileceğini de unutma. Bu hayat senin ve istediğin gibi yaşamaya hakkın var, fakat başkalarını dinle ve onların bakış açısını anlamaya çalış.
Kural 5: İnsanlarla ilişkilerinde asla kendi ihtiyaçlarıniıikinci plana atma ve kendini hayallerle kandırma. Her zaman ama her zaman önce sen gelmelisin. Asla başka insanlar üzülmesin diye kendini üzmeyi tercih etme. Sen kaldırabiliyorsan, onlarda kaldırabilir. Karşındaki insan senin mutluluğunu düşümüyorsa ve senin üzülmene yol açıyorsa, o zaman o insan sana deger vermiyor demektir. Bu kişileri değiştireceğini yada sana zamanla önem vereceğini düşünme.
Kural 6: Asla kaybetmekten korkarak, sırf inanmak istediğin için karşındaki insanın sevgi sözcüklerine inanma. Sevgi insanin kalbindedir, gözlerindedir, davranışlarındadır, ses tonundadır, sana verdiği önemde ve değerdedir, senin için yaptığı fedakarlıklardadır. İnsanlar çok kısa zamanda sevgi sözcüklerini umarsızca dağıtmaya başlarlar. Bunları dinle ama gerçek sevgiyi karşındakinin davranışlarina bakarak bul. İnanmak istediğin için değil gerçek olduğu için karşındaki insanın sözlerine inan…
Kural 7: Her zaman ama her zaman, mutlaka kalbini dinle. Hayatta senin için neyin doğru olduğunu bir tek içindeki ses söyleyebilir. Dolayısıyla içindeki sesle konusmayı öğren. Her gün kendinle kalmak icin zaman ayır ve kalbini dinle. Başka şekilde hissetmek için ikna etmeye değil, gerçekten ne hissettiğini bulabilmek için dinlemeye çalış. Bazen içindeki ses sana çok zor geleni yapmanı söyleyebilir yada duymak istemediklerini söyleyebilir… Korkma… ve içindeki sesi dinlemeye devam et…
Kural 8: Her zaman ama her zaman, mutlaka kendine iyi davran.
Kendini sev, şefkatle yaklaş. Yanlış yaptığında acımasızca kendini eleştirip üzme… Aksine başını okşa, kendini kucakla ve her şeyin geçeceğini söyle. Üzgün olduğunda, kığıldığında, acı çektiğinde, mutsuz hissettiğinde kendine özen göster, tıpkı hasta bakar gibi kendine bakım uygula. Yapmaktan hoşlandığın aktivitelerle meşgul ol ve bu durumdan çıkarak kimsenin seni incitmesine, üzmesine izin vermeyeceğini göster.
Kural 9: Hayatta her şeyin bir bedeli oldugunu asla unutma ve bedel ödemek istemediğin için kendini boşlukta bırakma. Örnegin bir insanı incitmişsen, ödeyeceğin bedel o insanın güvenini yitirmektir. Eğer seni sevmeyen biriyle birlikteysen, yalnız kalmaktan korkup ilişkide kalma, çünkü kalmanın bedeli sevgisiz bir hapiste yaşamaktır. Eğer farklı olmaktan korkuyorsan ve başka insanları taklit edip onlar gibi olmaya çalışıyorsan, ödeyeceğin bedel kendine olan saygını yitirmek olacaktır. Diğer taraftan bazen kendin gibi olmanın bedelinin de yalnız kalmak olduğunu unutma. O halde yaşamda her zaman bir bedel ödeyeceğini hatırla. Bir adım atmadan önce mutlaka ödeyeceğin bedeli bil ve kazanacaklarına değip değmedine bakarak kararlarını ver.
Kural 10: İnsanlara karşı nazik ve sevecen ol, ne olursa olsun asla bir başka insanı kırmak için konuşma, bilinçli olarak üzmeye çalışma ve kendi acını hafifletmek için bir başkasını yaralama.
Kural 11: Hayatta en büyük dostun sen olabileceğin gibi hayattaki en büyük düşmanın gene sen olabilirsin. Seçimini yap ve kendin için dostu mu yoksa düşmanı mi olacağına karar ver. Yaşamdaki tüm acıları atlatabilirsin, her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin, istersen kötü alışkanlıklarını birakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin. İstersen kendine yeni bir hayat kurabilirsin. Eğer kendinin dostu olabilirsen….
Kural 12: Asla tecrübe kazanmaktan kaçma… Ne kadar zor olursa olsun, yeniden ayağa kalk ve yola devam et. Hayatı öğrenmek için o tecrübelere ihtiyacın var. Kalbin aşk acısı ile yaralanmış ise, sonsuza kadar kendini aşka kapatma. Ruhun insanların acımasızlığı ile incinmiş ise, hayata küsüp kendini karanlık bir dünyada yaşamaya zorlama. Bedenin çok büyük acılar çekmişse, kendini uyuşturup bırakma. Unutma bilge insan hayatı yaşayandır.
Alıntı