Öyleyse din, dil, ulus ayrımcılığı olmayan yeni bir dünya yaratalım…
Charlie Chaplin
Ama kim kendisini, önce paramparça etmeden yenileyebilmiştir?”
Rainer Maria Rilke
Biliyor musunuz; “Çin’de bir kelebek, bir çiçeğin üstüne konarken kanat çırptı diye Karayip adalarında fırtına çıkarmış.” buna, kelebek etkisi deniyor…. hayattaki en ufak bir etki, olayların akışını tamamen değiştirebiliyor bu yüzden attığımız her adımın, söylediğimiz her sözün, başladığımız her işin sonuçlarına hazır olmalıyız ve, ileride olumsuzluk yaratacak her şeyden uzak durmamız gerekmekte..
bir başkası için, hatta hiç tanımadığımız insanlar için bile güzel dileklerde bulunmak, bizdeki ve onlardaki gücü harekete geçiriyor…. dahada güçleniyoruz aslında… iyi ve kötü elektrik, evrende dalgalar halinde yayılıyor…ve her ikiside bulaşıcı…. güzel bir ortama girdiğinizde neşelenmeniz veya kötü bir ortamda kendinizi kötü hissetmeniz gibi….. içimizdeki pozitif gücü harekete geçirip , pek çok olumsuzluğu olumluya çevirebiliriz…..
ne düşündüğünüzü anlamak için , kendimize ne hissettiğimizi soralım….bu , bizi istediğimiz sonuca götüren en önemli yoldur….. kendi kendimize , ben çok iyi bir insanım, sevgi doluyum demeniz, yine kendimzi kandırmak olabilir….bunu söylerken, önce bütün hücrelerimizin ve sonrada bütün evrenin ikna olması gerekiyor….. her birimiz bir enerji alanıyız ve bütün kainatı aydınlatacak güce sahibiz….. içimizdeki mutluluk kapısı hep açık olsun….
Niteliksiz insanlar neden daha çabuk yükselir, hiç düşündünüz mü? İşte bunun üzerine yapılan bilimsel bir çalışmanın ayrıntıları:
Dunning-Kruger sendromu (Psikolojide Nobel ödülü alan çalışma)
Psikolog Justin Kruger ve David Dunning’in tarihe geçmelerine vesile olan teorileri özetle, “cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır” der.
Metin çözme, araç kullanma, tenis oynama gibi çeşitli alanlarda yapılan araştırmaların sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır:
– Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
– Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.
– Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.
– Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerini n farkına varmaya başlarlar..
Değerlendirme zaafı:
İki uzman daha sonra, bu teorilerini test etme fırsatı da buldular. Cornell Üniversitesi’ nden 45 öğrenciye bir test yaptılar, çeşitli sorular sordular. Ardından öğrencilerden “testin sonucunda ne kadar başarılı olacaklarını tahmin etmelerini” istediler.
En başarısızların (yani sadece yüzde 10 ve daha az doğru cevap verenlerin), testin yüzde 60’ına doğru cevap verdiklerine, ayrıca iyi günlerinde olsalar yüzde 70’e ulaşabileceklerine inandıkları ortaya çıktı.
En iyilerin (yani en az yüzde 90 doğru sonuç alanların) en alçakgönüllü denekler olduğu (soruların yüzde 70’ine doğru cevap verdiklerini düşündükleri) görüldü.
Not: Dunning ve Kruger bu çalışmalarıyla 2000 yılında Ig Nobel de kazandılar.
Çalışan, kendi kapasitesini değerlendirmekten ve eksikliğini teşhis etmekten acizdir. Ama asıl vahim olan, bu “yetersizlik + haddini bilmeme” kokteylinin, mesleki açıdan, karşı koyulmaz bir itici güç oluşturması. Kariyer açısından bir eksiyken, artıya dönüşmesi.
İşinde çok iyi olduğuna yürekten inanan “yetersiz”, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve haddi olmayan görevlere talip olmaktan en küçük bir rahatsızlık duymayacaktır. Aksine bunu bir “hak”olarak görecektir.
Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar ise çalışma hayatında “fazla alçakgönüllü” davranarak kendilerine haksızlık edecekler, öne çıkmayacaklar, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmayacaklar, kıymetlerinin bilinmesini bekleyecekler (ve bilinmeyince için için kırılacaklar ve kendilerini daha da geriye çekecekler) ve muhtemelen üstleri tarafından “ihtiras eksikliği” ile suçlanacaklardır.
Sonuçta, “kifayetsiz muhterisler” her zaman ve her yerde daha hızlı yükselecekler ve daha yukarılara çıkacaklardır.
Etrafınıza bir bakın, uzmanlara hak verecek misiniz ?
Dr. Serra Menekay Öncel
Bazı şeylerin gitmesine izin vermek işte bu nedenle çok önemlidir.
Onları serbest bırakmak.
Gevşek olanı kesmek…
İnsanların hiç kimsenin işaretli kağıtlarla oynamadığını anlaması gerekiyor; bazen kazanırız ve bazen de kaybederiz. Hiçbir şeyi geri almayı bekleme, yaptıkların için takdir edilmeyi bekleme, ne kadar zeki olduğunun keşfedilmesini bekleme ya da aşkının anlaşılmasını. Daireyi tamamla. Gururlu, yetersiz ya da kibirli olduğun için değil, sadece artık onun senin yaşamında yeri olmadığı için. Kapıyı kapat, plağı değiştir, evi temizle, tozdan kurtul. Geçmişte olduğun kişiyi bırak ve şu anda kimsen o ol.
Zahir – Paulo Coelho

“Her insan içinde karanlık bir yan vardır. Bu bizim kendi içimizde kabullenemediğimiz, kendimizden ve başkalarından gizlediğimiz ve bilinçsizce başkalarına yansıttığımız yanımızdır. Karanlık yan ışığa çıkarılmadığı içi…



Birçok insan hayatının büyük bölümünü olduğundan farklı görünebilmek için heba eder.”
(Richard Wilkins)

Aslında bazen, hayatına girenleri düşünmeyi bir kenara bırakıp,
kimlerin çıkması gerektiğini düşünmek gerek”.
Gore Vidal

”Klavuz, öğrencisine bütün yolları göstermeli fakat gideceği yolu kendi seçmemelidir !”
Friedrich Nietzsche


Bir şeyi yapmayı aklına koyan insan, verdiği bu kararla engelleri aşarak hedefine ulaşır. Richelieu de, Napoleon gibi, “imkânsız” kelimesinin literatürden çıkarılmasını, lügatlerden silinmesini isterdi.
Onun, en çok nefret ettiği kelimeler şunlardı: — Bilmiyorum.. Yapamam.. Mümkün değil…
Israrla şunu söylerdi: — Öğrenin! Yapın! Tecrübe edin!