Kendime Notlar…

nasihatler-696x4651

 

 

 

1. Açık olun: Her şeye açık olun. Her ne vuku bulursa , ona açık olun.
2. Bir şeylere tutunmaya çalışmayın: Bırakın giden gitsin , gelen gelsin.
3. Kalbinizde kalın: Her ne olursa olsun gerçek hislerinize sadık kalın.
4. Hayatımızdaki insanlar değişecek: Bunun olmasına izin verin ve sürece güvenin. Amaçlarına hizmet etmiş ve artık derinleşip gelişmeyen ilişkilere tutunmak zorunda değiliz.
5. Evinizi , yaşadığınız yeri değiştirmekten korkmayın: Eğer hislerimize karşı gerçekten açıksak , doğru yerlere yönlendirileceğiz.
6. Yapmakta olduğunuz ya da eğitimini aldığınız işlere saplanıp kalmayın: Kendinize gerçekten ne yapmak istediğinizi sorun. Sizi hangi iş gerçekten mutlu ederdi ?
7. Hayatta sevinci arayın: Her ne pahasına olursa olsun. Sizi mutlu eden şeyi bulun ve onu yapın. Her gün. Her zaman.
8. Düzenli bir biçimde kendinize sessiz kalacağınız bir zaman ayırın ve DİNLEMEYİ öğrenin: Hislerinizi dinleyin , sizi neyin mutlu ettiğine kulak verin , sezginizin size söylemeye çalıştığı şeyi dinleyin.
9. SEVMEYE cüret edin! Her nerede bulunuyorsanız bulunun , kiminle birlikte bulunuyorsanız bulunun , her ne yapıyor olursanız olun sevecen bir varlık olun. Kalbinizi açın ve onu açık tutun. Bu sahip olduğumuz en büyük korumadır.
10. Mümkün olduğunca çok yükümlülüğünüzü tamamlayıp bitirin: Buna dünyevi yükümlülükler , ailevi yükümlülükler , mali yükümlülükler , spiritüel yükümlülükler dahildir. Bitirdiğimiz her yükümlülük bizi özgürleştirir.
11. Kişisel olarak artık gereksinim duymadığınız her şeyi bırakın ya da başkasına verin: Dolaplarınızı , kitaplarınızı , malınızı – mülkünüzü , ilişkilerinizi , taahhütlerinizi , sorumluluklarınızı gözden geçirin ve Öz Benliğiniz ile uyum içinde olmayan her şeyden kurtulun. Bunu ölçüp tartmanın bir yolu da , bir şeyin size bir hafiflik ve sevinç mi , yoksa sıkıntılı bir ağırlık mı verdiğini hissetmektir. Bırakmak harika bir duygu verir ve Yeninin yaşamınıza girebilmesi için boşluk yaratır.
12. Dürüst olun: Kastettiğiniz şeyi söyleyin ve söylediğiniz şeyi kastedin.
13. Birbirinize saygı gösterin: Hepimiz muhteşem kozmik varlıklarız. Her birimiz.

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Renklerin Notaları

74350_287048051417810_1569831065_n1

Dussaud’a göre, yedi müzik notası arasında var olan titreşim bağlantısıyla, renk spektrumundaki değişik renkler arasında bulunan titreşim bağlantısı aynıdır.

Çınlamalı gamın ve ışıltılı gamın güzelliğini sağlayan aynı sayılardır. Bu sayılar: 24, 27, 30, 32, 36, 40 ve 45’tir.

Aynı sayıları, gökyüzünde, yıldızlarla çevrelerinde dönen gezegenler arasındaki uzaklıkta ve atomun çekirdeğinden elektronları ayıran aralıkta da buluruz.

Baudelaire’in şiirindeki gibi, en büyükten en küçüğe renkler, sesler, tatlar ve kokular orantılıdır.

Bu evrensel bir uyumu işaret gösterir.

Tıpkı renklerde olduğu gibi, sesler de iki gruba ayrılır:

1. Temel nota grubu, do, mi, sol, temel renklerde kırmızı, sarı ve mavi’ye karşılık gelir.

2. Tamamlayıcı notalar grubu olan re, fa, la ve si; tamamlayıcı renkler olan turuncu, yeşil, lacivert, mor’a eştir.

Müzikte la, renklerden lacivert’in (mavi ve morun karı¬şımı) oynadığı rolün aynısını oynar.

Rancoule’a göre, la, si tarafından yaratılan psikolojik duygularla, sol tarafından doğal yaşamsal ve bedene bağlı hisler arasında bir bağ oluşturur.

Öyleyse, müzikteki 7 nota, güneş ışığında yer alan 7 renkle birebir eşlenebilir.

Renk — Nota — Gezegen

Kırmızı — Do — Mars

Turuncu — Re — Jüpiter

Sarı — Mi — Merkür

Yeşil — Fa — Venüs

Mavi — Sol — Satürn

Lacivert — La — Uranüs

Mor — Si — Neptün

——————– Ses-Renk İlişkisinin Ruhsal Yönü

Doğal do gibi, kalın sesler, güç ve sıcaklık hissi sağlayan ve maddesel düzenin düşüncelerini ve duygulannı üreten kırmızı’yla bağlantılıdırlar.

Mi, bir çeşit rahatlık, uyum olduğu kadar kişinin genel durumunda denge sağlayan san renge denktir.

Sol gibi ton olarak daha yüksekte olan sesler, mavi’ye denktir ve organik hassaslığı arttırırlar.

Turuncu’nun mavi’nin tamamlayıcı rengi olması gibi, re de sol’ün tamamlayıcı notasıdır.

Yeşil’in kırmızı’nın tamamlayıcı rengi olması gibi fa da do’nun tamamlayıcı notasıdır.

Mor’un sarı’nın tamamlayıcı rengi olması gibi, si de mi’nin tamamlayıcı notasıdır.

Kaynak: Love, peace and harmony

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Daha Önce Duymadığınız 25 İlginç Psikolojik Gerçek

Psikoloji Nedir?

İnsan davranışları ve zihinsel süreçleri ile birlikte bunların altında yatan nedenleri inceleyen ve araştıran bilim dalıdır. Modern psikoloji günümüzde, davranışı ve davranışın altında yatan süreçleri bilimsel olarak inceleyen çalışma alanı olarak tanımlanır

İşte  fw.mail.net tarafından derlenen, bilmeniz gereken birbirinden ilginç 25 psikolojik gerçek.

1. İnsanın kendi kendini gıdıklayabilmesi mümkün değil. Sadece bazı şizofren hastaları, kendi kendilerini gıdıklayabiliyor!

İnsanın kendi kendini gıdıklayabilmesi mümkün değil. Sadece bazı şizofren hastaları, kendi kendilerini gıdıklayabiliyor!

2. Dünyada psikologlar tarafından tanımlanan 400’ün üzerinde fobi türü var! Yükseklik korkusu bilinen, yaygın fobilerden bir tanesidir. Bunları açık alan korkusu, kapalı alan korkusu çeşitli hayvanlara yönelik korkular, takip etmektedir.

Dünyada psikologlar tarafından tanımlanan 400'ün üzerinde fobi türü var! Yükseklik korkusu bilinen, yaygın fobilerden bir tanesidir. Bunları açık alan korkusu, kapalı alan korkusu çeşitli hayvanlara yönelik korkular, takip etmektedir.

3. Beyin, sıkıcı insanlardan dinlediğiniz sıkıcı konuşmaları olduğu gibi kaydetmiyor! Onları daha ilginç hale getirerek yeniden yazıyor.

4. Yapılan bir araştırmaya göre, profil sayfalarına çok sayıda”selfie” yükleyen erkek kullanıcıların, psikopat ve narsistik kişilik bozukluğuna sahip olma olasılığı çok yüksek.

Yapılan bir araştırmaya göre, profil sayfalarına çok sayıda"selfie" yükleyen erkek kullanıcıların, psikopat ve narsistik kişilik bozukluğuna sahip olma olasılığı çok yüksek.

5. Dinlediğiniz müzik türü, dünyayı algılayış biçiminizi de etkiliyor.

Dinlediğiniz müzik türü, dünyayı algılayış biçiminizi de etkiliyor.

6. “Aşık olmak” ile “Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğuna sahip olmak” vücutta aynı biyokimyasal etkiyi yaratıyor.

"Aşık olmak" ile "Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğuna sahip olmak" vücutta aynı biyokimyasal etkiyi yaratıyor.

7. Araştırmalara göre, parayı fiziksel olarak bir şeylere “sahip olmak” için değil de, “deneyim kazanmak” için harcamak, insanı daha çok mutlu ediyor.

Araştırmalara göre, parayı fiziksel olarak bir şeylere "sahip olmak" için değil de, "deneyim kazanmak" için harcamak, insanı daha çok mutlu ediyor.

8. Son bulgulara göre, Fobiler aslında DNA aracılığıylanesilden nesile aktarılan hatıralardan ibaret…

Son bulgulara göre, Fobiler aslında DNA aracılığıylanesilden nesile aktarılan hatıralardan ibaret...

9. Daha önce “Yürüyen Ceset Sendromu” diye bir hastalık duymuş muydunuz? Bu ruhsal bozukluğa sahip olan hastalar; ölü olduklarını, etlerinin çürüdüğünü, organ ve kanlarının olmadığını düşünüyor!

Daha önce "Yürüyen Ceset Sendromu" diye bir hastalık duymuş muydunuz? Bu ruhsal bozukluğa sahip olan hastalar; ölü olduklarını, etlerinin çürüdüğünü, organ ve kanlarının olmadığını düşünüyor!

10. Psikologların yaptığı incelemeye göre “İnternet trolleri” narsistik, psikopat ve sadistik kişilik özellikleri gösteriyor.

Psikologların yaptığı incelemeye göre "İnternet trolleri" narsistik, psikopat ve sadistik kişilik özellikleri gösteriyor.

 

Trol, internette insanları sinirlendirmek ya da münakaşa başlatmak için tohum ekmeye çalışan kişilere deniyor. Bu kişiler, internetteki sosyal ortamlara kasten provoke edici veya konu ile ilgisi olmayan mesajlar göndererek, duygusal tepkiler verdirtme veya başlığın konusunu dağıtma amacı güdüyor.
11. Televizyonların ve popüler kültürün hayatımıza girmesiyle ortaya çıkan bir diğer ruhsal bozukluk da “Truman sendromu” 

Televizyonların ve popüler kültürün hayatımıza girmesiyle ortaya çıkan bir diğer ruhsal bozukluk da "Truman sendromu"

Bu hastalığa yakalananlar, hayatlarının her aşamasının tıpkı filmdeki gibi gizlice kameraya kaydedilip televizyonda gösterildiğini zannediyor.

12. Bir şarkının “en sevdiğiniz şarkı” olmasının sebebi, onu hayatınızdaki “duygusal bir an” ile eşleştirmenizden ileri geliyor. 

Bir şarkının "en sevdiğiniz şarkı" olmasının sebebi, onu hayatınızdaki "duygusal bir an" ile eşleştirmenizden ileri geliyor.13. Yapılan araştırmalar, cahil insanların kendilerini mükemmel görmeye; zeki insanların ise yeteneklerini hafife almaya eğilimli olduğunu gösteriyor.

Yapılan araştırmalar, cahil insanların kendilerini mükemmel görmeye; zeki insanların ise yeteneklerini hafife almaya eğilimli olduğunu gösteriyor.14. Paris sendromu, özellikle Japonların yakalandığı garip bir psikolojik rahatsızlık

Paris sendromu, özellikle Japonların yakalandığı garip bir psikolojik rahatsızlık

 

Paris’e gelmeden önce şehirle ilgili büyük beklentileri olan kişiler, şehrin gerçek yüzüyle karşılaşınca depresyona giriyor.
15. Kudüs sendromu da yine literatüre geçen bir başka ilginç rahatsızlık. Kudüs’ü ziyaret eden hacı ve turistlerden bazıları, buradaki kutsal atmosfere kendilerini kaptırıp, büyük bir dini lider olduklarına inanmaya başlıyor. Daha da ileri gidip kendini Mesih, Hz İsa ya da Hz Musa zannedenip, Kızıldeniz’i yarmaya çalışanlar da var!

Kudüs sendromu da yine literatüre geçen bir başka ilginç rahatsızlık. Kudüs'ü ziyaret eden hacı ve turistlerden bazıları, buradaki kutsal atmosfere kendilerini kaptırıp, büyük bir dini lider olduklarına inanmaya başlıyor. Daha da ileri gidip kendini Mesih, Hz İsa ya da Hz Musa zannedenip, Kızıldeniz'i yarmaya çalışanlar da var!

16. Doğuştan görme engelli olan kişiler, şizofreni hastalığına yakalanmıyor!

Doğuştan görme engelli olan kişiler, şizofreni hastalığına yakalanmıyor!

17. Cep telefonunu kaybetmenin, artık bir fobi olarak literatürde yer aldığını biliyor muydunuz? Nomofobi, cep telefonu ve bağlantısını kaybetme korkusu demek

Cep telefonunu kaybetmenin, artık bir fobi olarak literatürde yer aldığını biliyor muydunuz? Nomofobi, cep telefonu ve bağlantısını kaybetme korkusu demek

18. Birisine 20 saniyeden uzun süre sarıldığınızda, beyinde”sosyal bağlanma”dan sorumlu oksitosin hormonu salgılanıyor ve böylece bu kişinin size daha çok güvenmesini sağlıyorsunuz.

Birisine 20 saniyeden uzun süre sarıldığınızda, beyinde"sosyal bağlanma"dan sorumlu oksitosin hormonu salgılanıyor ve böylece bu kişinin size daha çok güvenmesini sağlıyorsunuz.19. İnsanlar fiziksel açıdan yorgun olduğunda, dürüst olmaya daha eğilimliler. Bu nedenle gece geç saatte yapılan konuşmalarda, itiraflar daha sık oluyor.

İnsanlar fiziksel açıdan yorgun olduğunda, dürüst olmaya daha eğilimliler. Bu nedenle gece geç saatte yapılan konuşmalarda, itiraflar daha sık oluyor.20. Farklı coğrafyalarda yaşayıp farklı dilleri konuşsa da, yeryüzünde yaşayan tüm insanlar şu 6 duygu için aynı yüz ifadesi ve mimikleri kullanıyor: mutluluk, öfke, üzüntü, korku, şaşırma ve iğrenme.

Farklı coğrafyalarda yaşayıp farklı dilleri konuşsa da, yeryüzünde yaşayan tüm insanlar şu 6 duygu için aynı yüz ifadesi ve mimikleri kullanıyor: mutluluk, öfke, üzüntü, korku, şaşırma ve iğrenme.21. Reddedilmek, beyin tarafından fiziksel bir acı olarak algılanıyor.

Reddedilmek, beyin tarafından fiziksel bir acı olarak algılanıyor.

22. Hedeflerinizi her zaman kendinize saklayın! Çünkü yapılan bir araştırmaya göre, hedeflerinizi başkalarına ilan ettiğinizde, onları gerçekleştirme ihtimaliniz düşüyor.

Hedeflerinizi her zaman kendinize saklayın! Çünkü yapılan bir araştırmaya göre, hedeflerinizi başkalarına ilan ettiğinizde, onları gerçekleştirme ihtimaliniz düşüyor.23. Sevdiğiniz birini gördüğünüz zaman, gözbebekleriniz büyüyor. Anı şey, nefret ettiğiniz birini gördüğünüzde de geçerli…

Sevdiğiniz birini gördüğünüz zaman, gözbebekleriniz büyüyor. Anı şey, nefret ettiğiniz birini gördüğünüzde de geçerli...24. Bugün liseye giden sıradan bir öğrenci, 1950’lerde psikiyatrik tedavi gören ortalama bir hasta ile aynı kaygı seviyesine sahip!

25. Günümüzde araştırmacılar arasında internet bağımlılığının da artık bir akıl hastalığı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hakkında devam eden bir tartışma var 🙂

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

NEGATİF ENERJİYİ DEĞİŞTİRME TEKNİKLERLERİ…

meditasyon-ev1

 
Birçoğumuz evlerimizde veya iş yerimizde negatif enerjiden etkileniyoruz. Bu tür problemlerde işe yarayacak bazı yararlı teknikler:1) Evlerimizde veya çevremizdeki insanlar, örneğin: sigara içenler, uyuşturucu, hap kullananlar, alkol bağımlıları, yüksek derecede duygusal enerji yoğunluğu olanlar veya kaotik cinsel enerji kullananlar:
a) Etrafımızdaki negatif olan aile üyeleri,
b) Negatif olan iş arkadaşları,
c) Negatif olan işimiz veya uğraşımız – yüksek baskı olan iş yerleri,
d) Yüksek derecede duygusal kin, düşmanlık olan yerlerde çalışmak; örneğin itfaiye, polis teşkilatı, tıp departmanı, huzur evi, hapishane, hatta yüksek okul.

Para ile ilişkili olan işyerleri veya korkuların, üzüntülerin, acıların, ıstırap çeken bireylerin, aşırı öfkenin olduğu yerler.Temizleme teknikleri kullansak bile, bu enerjiyi her gün evimize getiriyoruz. Bu tür enerji elbiselerimize, deri eşyalarımıza, takılarımıza, saçımıza yapışabilir.Toplumumuzda, kutsal mekanlarımızda, mağazalarda, marketlerde, okulda olan bitenleri ve iş kayıpları, iş yerlerinin kapanması, suç, yoksulluk gibi çevreyi etkileyebilen şeyleri bilme gereksinimi var. Bu durumlar sahip olduğumuz şeylere veya kim olduğumuza yerleştirilebilen birçok yansıtmalar yaratabilir.

Kıskanç olan bireyler var mı? Kendi işinize mi sahipsiniz ve yönettiğiniz çok insan var mı? Başka insanların yansıtmaları enerjiye sahiptir. Bu enerji evimizi veya içinde yaşadığımız alanı etkileyebilir.

Ayrıca evinize yakın olabilen elektrik hatlarına, trafolara veya diğer yüksek enerji iletkenlerine bakın. Bu tür enerjiyi taşıyabilecek dereler veya mezarlıklar var mı? Uçakların başınızın üzerinden uçtuğu bir havaalanı var mı? Büyük şehirler yoğun nüfustan uzakta olan bölgelerden daha fazla zorlayıcı olur.

Evimizdeki enerji hangi türde olursa olsun bize çekilir. Örneğin, evde çoğu zaman bir sürü cinsel düşünceleri olan bir genç varsa, onun odası başka mekanlara bindirile bilen/örtüşebilen enerji taşıyabilir. Onun okulunun, sınıf arkadaşlarının veya arkadaşlarının enerjisi de kendi mekanının dışında zarar veriyor olabilir. Eski enerji kalıpları evde, apartmanda veya çevrede yaşayan herkesi etkileyebilir.

Hasta olan veya iyi hissetmeyen ve bizimle yaşayan insanlar da evimizin enerjisini etkiler. İklimin, tatillerin, dolunayın, okula geri dönmenin, negatif veya korkutucu televizyon yayınlarının enerjisi – hepsi bizi etkileyebilir.

Evimizde enerjiyi tutabilen eşyalar ve alanlar vardır – mobilyalar (eski ve antik ya da bize başkalarının verdiği mobilyalar), fotoğraflar veya hatta resimler; eski plakları, eski kitapları, kullanılmayan eşyaları koyduğumuz temizlenmesi gereken alanlar; eski yastıklar, yatak takımları, eski minderler. Tüm bu eşyalar ve alanlar temizleyerek ve eşyaların yerini değiştirerek, dağınıklığı toparlayarak kolayca arındırılabilir. Eğer evde bir birey veya hayvan öldüyse, onun yatak takımını ya iyice yıkayın ya da atın. Kuştüyü yastıklar ve yatak takımları özellikle enerji taşıyabilir – ebediyen.

Anlaşabileceğimiz bir şey: Eğer kendimizi, evimizi, işyerimizi temizlersek ve etrafımızdaki dinamiklerin farkında olursak, etrafımızdaki enerji değişebilir ve evlerimizde birikmez. Yaşadığımız mekanlarda enerji akışını sürdürmek isteriz. Enerji ne kadar eski ise veya enerji ne kadar ‘yapışık’ ise, etkilenmemiz o kadar kolay olur.

Evlerimizde ve iş yerlerimizdeki alanları temizlemenin birçok yolu vardır:
1) Kilimleri, halıları yıkayın ve mobilyaları, kumaşları ve perdeleri iyice temizleyin.
2) Duvarları boyamak enerjiyi temizlemek için etkilidir.
3) Mobilyaları aynı odada başka yerlere taşıyın (bir iki santim bile fark ettirir),
4) Pencere eşiklerine küçük olsa bile aynalar yerleştirilebilir
5) Dağınık, karışık olan veya son bir yılda temizlenmemiş olan alanları temizlemek,
6) Her ay kristalleri ve taşları temizleyin – iş yerinizdeki kristalleri her hafta temizleyin.
7) Bitkiler ve canlı olan şeyleriniz olsun – bunlar alandaki enerjiyi dengelemeye yardım eder.
8) Taktığınız takıları her gün temizleyin, gözlüklerinizi de temizleyin.
9) Size iyi hissettirmeyen takıları takmayın, örneğin, temizlemeden annenizin yüzüğünü takmayın.
10) Müzik sesi ve titreşimi enerjiyi hareket ettirmek için yardımcı olur.
11) Feng Shui teknikleri kullanmak da iyidir.Eğer bir ilişkiniz olduysa veya mekanınızı paylaştığınız biri olduysa ve bu ilişki sona erdiyse:
1) Yatak odasındaki mobilyaların yerlerini değiştirin.
2) Yatak takımlarını değiştirin veya temizleyin; yastıkları değiştirin veya yerini değiştirin.
3) Duvarlara veya pencere eşiklerine aynalar koyun.
4) En azından duvarın birini boyayın.Bu basit bilgileri kullanarak, eğer mekanınızı paylaşan kişi hala sizi düşünüyor veya sizinle ilgili fanteziler kuruyorsa, yatak odanız onların yansıtmalarından etkilenmez. Bu küçük değişiklikler eski enerjiyi özgürleştirebilir. Bu nedenle herhangi bir yansıtma taşıyamazlar. Aynı adımlar evdeki diğer odalara da uygulanabilir.

Eğer bir apartmanda yaşıyorsak ve alt katta ve yan dairelerde yaşayan insanlar varsa, 30 cm x 30 cm’lik bir ayna kullanmak faydalı olur. Ayna duvara doğru baksın, belki daireler arasındaki duvardaki şifoniyerin/rafların arkasına veya diğer mobilyaların arkasına konulabilir. Yatağın altına da bir ayna konulabilir, ayna aşağı bakar şekilde.

Ayna yoksa, alüminyum veya yansıtıcı yüzeyi olan herhangi bir şey de kullanılabilir. Enerjiyi veya yansıtmaları yansıtan herhangi bir şey, onları kaynağına veya uzağa geri gönderir. Evimizdeki mekanları temizlerken, sadece duvarlara kadar gitmeliyiz. Kendi dairemizin duvarlarının ötesine gitmek, kendi mekanımızın dışına çıkmak başka birilerinin mekanını işgal etmek olur.

Güvenli olan bir yere sahip olmak çok önemlidir – hiçbir şeyin ellenemeyeceği ve hiç kimsenin izniniz olmadan giremeyeceği size ait olan bir yer. Bu yer kendiniz ile koşulsuz olarak olabileceğiniz ve dinlenebileceğiniz bir yerdir.

Hatırlayın, evimizde olup bitenler bizi etkiler. Enerjinin bizi nasıl etkilediğini izlemek çok önemlidir. Stres seviyelerini kontrol etmeyi öğrenin, çünkü bu negatif enerjinin işgal edebileceği yerdir. Gerçekten iyi olmayan – örneğin alkol, uyuşturucu, sigara – şeyleri kullanırken her zaman ölçülü olun. Bunlar araçtır, yardımcı değil.

Yaptığınız şeylerden tamamen keyif alın, herhangi bir şeyi aşırı yapmaya gerek yok. Kendinize kızmadan veya yargılamadan kötü alışkanlıkları dengelemenin başka yollarını arayın. Bağımlılık yaratan enerji insanlara ve olaylara uzanır – geçmişimizi temsil eden ve yoğun duyguya neden olan herhangi bir şey. Duygularınızı aynı seviyede – ne yüksek ne de düşük – tutmak için elinizden geleni yapın.

Bizi yargılayan insanlar, bizi enerjisel olarak kendi fikirlerinde veya korkularında tutmaya çalışır. Yüksek strese neden olan ilişkilerin değiştirilmesi gerekebilir. Eğer biriyle ilgili kötü hissediyorsak, o ilişkiyi değiştirmeyi düşünmeliyiz. İnkar etmek sadece daha fazla probleme neden olur.

Bize zarar vermemesi için dışsal enerjiyi değiştirdikten sonra, duygusal enerjiyle çalışabiliriz. ALINTI..
aYSUN aRGÜN şİFACI

Not: Ayrıca evde adaçayı yakmak, reikinin koruma sembolunu kullanarak evin enerjisini değiştirmek, evi sirkeli-tuzlu suyla silmek çok faydalıdır… Ayrıca evinizde meditasyon, reiki, yoga vs çalışmaları yapmak evin enerjisini yükseltmek için çok iyidir…Anette

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HERHANGİ BİR KORKUYU YENMEK İÇİN GÜZEL BİR TAKTİK…

images4

Diyelim ki Yüzmekten korkuyorsunuz. Günde üç ya da dört kez, beş ile on dakika süreyle hareketsiz oturun. Derin bir gevşeme haline geçin. Şimdi yüzdüğünüzü hayal edin. Hayali olarak, yüzüyorsunuz. Zihinsel olarak kendinizi suya yansıttınız.suyun tatlı serinliğini ve kollarınızla bacaklarınızın hareketini hissediyorsunuz. Zihin gerçek, canlı ve keyifli bir faaliyeti bu. Sıradan bir gündüz düşü değil. Hayalinizde yaşadığınız şeyin bilinç altınızda gerçekleştirileceğini anlıyorsunuz. Sonra bu imgeyi ve resmi derin zihninize yansıtmayı zorlanacaksınız. Bir daha ki yüzme deneyiminizde, keyif su yüzüne çıkacak. Bilinçaltının yasası bu.
Aynı tekniği başka korkularınız içinde uygulayabilirsiniz. Eğer yüksek yerlerden korkuyorsanız, dağlara tırmandığınızı hayal edin.Bunun gerçekliğini hissedin. Temiz havanın, dağ çiçeklerinin ve soluk kesici manzaranın tadını çıkarın. Bunu zihinsel olarak yapmaya devam ettiğinizde, fiziksel olarak da kolayca ve rahatça yapabileceğinizi bilin.
Kayna:  Spiritueller

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Zenginden alıp fakire vermesiyle bilinen bir halk kahramanı…

16406466_322872444775510_7348548023730621096_n1

 

 

Zenginden alıp fakire vermesiyle bilinen bir halk kahramanı…
Robin Hood.
Şimdi bu ünlü kahramanın ruhu Madrid’de yaşıyor. Üstelik adını da ondan alan bir restoranda; Robin Hood Restaurant’ta…
Zengin ödüyor, fakir yiyor…
Robin Hood Restaurant, İspanya’nın Madrid şehrinde Aralık ayından beri hizmette ancak o sizin bildiğiniz restoranlardan pek değil.
Adıyla da müstesna olarak onu diğer restoranlardan ayıran özelliği kahvaltı ve öğlen yemeklerini yiyen zengin müşterilerden biraz daha fazla para alıp bununla fakir ve evsiz insanlara akşam yemeklerini restoranda ücretsiz olarak sunması.
Gün boyunca menüdeki fiyatlar ise 11,80 dolara, yani yaklaşık 45 Türk lirasına sabitlenmiş durumda.
Menü de çok zengin..
Akşam yemeğinde ise evsizlere öyle artık yemekler falan sunulmuyor. Bildiğiniz zenginler ne yiyorsa ondan yiyor, onlar gibi kristal bardaklardan içeceklerini içiyorlar.
Örneğin akşam menüsünde şu yemekler yer alıyor: Mantarlı et suyuna çorba, fırında hindi, patates ve tatlı.
Bu şekilde her akşam iki farklı vardiyada 100’den fazla ihtiyacı olan kişiye yemek servisi yapılıyor Robin Hood Restaurant’ta. Ve tabii ki hiçbir ücret talep edilmeden…
Ünlü şefler gönüllü, tüm rezervasyonlar şimdiden dolu
Güzel haber ise zengin insanların bu uygulamadan hoşnut olması ve sonuna kadar desteklemesi. Zira 2017’nin Nisan ayına kadar tüm rezervasyonlar dolu.
Mutfak elemanlarının bir kısmı lüks otellerden geliyor, ünlü şefler de burada en az haftada bir gün gönüllü olarak yemek hazırlıyor.
“Fakirlerin de yemek yerken zenginlerle aynı itibara sahip olmasını istiyorum”
Restoranın sahibi olan 80 yaşındaki Katolik papaz Angel Garcia Rodriguez şöyle anlatıyor:
“Fakirlerin de yemek yerken zenginlerle aynı itibara sahip olmasını istiyorum. Aynı kalitede yemekler yemelerini, plastik değil kristal bardakta içeceklerini içmelerini, dostluk ve muhabbetle dolu bir ortamda olmalarını istiyorum.”
Keşke aramızdaki Robin Hood’lar çoğalsa da benzer uygulamaları ülkemiz de dahil dünyanın her yerinde görebilsek… Değil mi? 🙂
Alıntı.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dünyayı Şok Eden Adam: 3 Dakikada Kanser İyileşebilir

cd-728x4101

*Dünyayı Şok Eden Adam: 3 Dakikada Kanser İyileşebilir. Yapmanız Gerekenler Hepsi burada: *Bu teori, kanseri tedavi etmeye yönelik teorileri ile ünlü Amerikalı yazar Gregg Braden tarafından keşfedildi. Yani, duygularımızın DNA üzerinde bir etkisi olduğunu iddia ediyor, dua ve  olumlu düşünceler gibi kolektif düşüncelerin gücü, her türlü fiziksel rahatsızlığımızın tedavisinde yardımcı olabileceğini iddia ediyor.
Kanser Hücrelerine Duyguların Etkisi
*Kanserin etkileri, belirtiler ile düşünceler arasındaki sinerjiyi bilinçlendirmek suretiyle durdurulabilir ve her şeyi bir araya getiren bir ALAN vardır. Adı geçen alan, 1996 yılında önde gelen bilim dergisi Nature No. 332’de kanıtlanmış ve bilimsel olarak açıklanmıştır. Duygular ve düşünceler üzerinde kontrol, düşüncelerimiz ve duygularımız elektromanyetik alanlar yaratır ve dalgaları vücudumuzda bir metreye kadar ulaşabilir. Nikola Tesla(kablosuz elektiriğin mucidi), gelecekte insanların düşüncelerinin gücünü kullanarak elektrik enerjisi yaratacağını ve bunun düşüncelerimizin son derece güçlü bir enerji kaynağı olabileceği anlamına geldiğini belirtmişti. Ancak burada hissettiğimiz ve gördüğümüz her şey hakkındaki karışık düşünceler yerine, güçlü ve odaklanmış düşünceler. Toplu düşünceler son derece güçlü bir elektromanyetik alan yaratabilir ve çevre üzerinde bir etkisi olabilir.
Buraya kadar biraz bilimsel bir yazı olduğunun farkındayız ama aşağıda daha açık şekilde anlatacağız.
Amerikalı yazar Gregg Braden: ”7,5 cmlik tümör 3 dakikada tedavi edildi.”
Bir Çin hastanesinde, gerçek bir kanıt olan bir video kaydedildi. Video, yaklaşık 3 dakika içinde 3 × 2.5 santimetrelik bir boyuta sahip bir kanserli tümörü ortadan kaldırmayı ve bir ultrasonik ekranda tüm süreci takip ettiğini gösteriyor. Güçlü elektromanyetik radyasyon üretmek istiyorsanız, duygularınızı ve duygularınızı kontrol etmeyi öğrenmeniz ve bunları uygulama ile zenginleştirmeniz gerekirtiğini anlatıyor.(haberin sonunda videosu türkçe alt yazı ile mevcut)
Duygular ile DNA değiştirebilirsiniz!
Dnamız duyguların aynası gibidir. Örneğin, : “Bir Gün mutlu olacağım,  iyileşeceğim ya da yeni bir iş bulacağım vs…..” ayna bunları gerçekleşecek olup olmadığını bize söyleyecektir. Ama, ben kötüyüm sanki bu gerçekten olmaz, iş bulamıyorum hasta olacağım dersek genlerimizde bir değişiklik ortaya çıkar ve kendimizi kötü hissederiz. Duygu ve inancımız hayatımıza ve özellikle hastalıkların oluşumu ve tedavisi ile ilişkili, olduğunu söyleniyor. Hayatımızı ve kendimize olan biten her şeyi kontrol etme gücüne sahip olan duygular, düşünceler, inanç ve duygulardır. Duygularınız ile DNA değiştirebilir unutmayın!
http://www.kadindayasam.com özel haberidir. Sizlere özel yapıldı. Bu haber bizim hayatımızı değiştirdi. Sizin de hayatınızı değiştireceğinden eminiz.
Lütfen her okuyan bu haberi paylaşsın.
Yaşamımızda istediğimiz şeyi öncelikle kalbimizde hissetmeliyiz. Onun zaten önceden gerçekleşmiş olduğunu kalbimizde hissetmeliyiz. (Gregg Braden

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BECERİKSİZ NESİLLER GELİYOR….

cocuk-sahibi-olmak-istemeyenleri-bile-bir-kez-daha-dusundurecek-birbirinden-sevimli-20-cocuk-fotografi-4-576x4501
15-20 yıl sonrasını hayal ediyorum. Bir evde patlayan ampulü değiştirmek veya yerinden oynayan prizin vidasını sıkıştırmak için elektrikçi çağırılıyor. Sökülen bir elbise düğmesi dikilemediği için terziye götürülüyor. Damlatan musluğun contası değiştirilemediği için tesisatçı çağırılıyor. Alınan demonte eşyalar monte edilemedği için mobilyacı isteniyor. Daha neler neler… Beceri gerektirecek en küçük işleri bile yapamayan, beceriksiz insanlardan oluşan bir toplum.
Mevcut çocuklarımızın/öğrencilerimizin durumu ortada. Becerileri çok zayıf. Neden böyle bir sorunun ortaya çıktığı aslında herkesin malumu. Onların yerine, hep biz yapıyoruz yapacaklarını, Elbisesini, çorabbını ayakkabısını biz giydiyoruz. Yemeklerini biz yediriyoruz. Meyvesini biz soyup ağzına sokuyoruz. Bardağını biz dolduruyoruz, hatta dökmesin diye bardağı ağzına biz götürüyoruz. Uzandıkları bir şeyi kolaylık olsun diye biz alıp veriyor, birşeyi bükmeye çalıştığı zaman elinden alıp hemen biz büküyor, taşımaya çalıştığı şeyleri biz taşıyor, oyuncağının düşen vidasını biz takıyor onların hayatını kolaylaştırmak için çırpınıyoruz. Onlara faydalı olmak isterken aslında zarar veriyoruz. Çünkü hayatı öğretmiyoruz çocuklarımıza.
Çocuklar bu becerileri okulda da geliştiremiyorlar çünkü böyle bir okul anlayışı, ders veya program yok. Bir zamanlar, iş teknik, ev ekonomisi gibi derslerde bazı beceriler kazandırılırdı ama 10 yıldır bu dersler yok. Bu yüzden yaşam becerilerinin ana babalar tarafından evlerde verilmesi gerekli. Bu yönüyle her ev bir okula dönüşüyor aslında.
Hayat için gerekli bu beceriler öğrencilerin öğrendiği akademik bilgilerden çok daha önemli. Öğrencilerin birkaç yıl sonra unutacağı bilgileri öğrenmelerine çok önem verdiğimiz halde becerilerinin geliştirilmesini umursamıyoruz. Ne de olsa yanlarında biz varız diye düşünüyoruz ama bu yaklaşım çok yanlış.
Sonuçta bu gün bile üniversiteyi bitirmiş bir genç atanmış olduğu yere giderek hayatını kuramıyor. Babası gidip kiralık ev buluyor, eşya alıyor, eletrik su abonelikleri üzerine yapıyor, evde bakım gereken şeyleri yapıyor hatta çoğu zaman tek başına kalamayacağı için ailesi de onunla birlikte kalmak zorunda oluyor. Varın yirmi yıl sonrasını siz düşünün.
Sevgili anne-babalar, Çocuklarınıza hayatta gerekli olacak tüm becerileri siz kazandırmalısınız. Unutmayın sizin olmayacağınız bir gün mutlaka gelecek. Sizin çocuklarınıza kazandırdığınız beceriler onların daha iyi hayat sürmelerini sağlayacak. Hatta onlar da kendi çocuklarına bu becerileri aktaracaklar. Siz sadece çocuklarınızı değil sonraki nesillerinizi de kurtaracaksınız.
Çocuklarınıza yaşlarına uygun şekilde kazandırabileceğiniz bir çırpıda aklıma bazı beceriler.
Bardağa bir şey doldurma (su, süt, çay) Kesme (Meyve, sebze, ekmek, ip, kumaş…vs) Soyma (Sebze, mevye) Eğme, bükme Kapı kilitleme ve açma Giyinme (Çorap, elbise, ayakkabı, kaban….) Soyunma Elbisebelerini katlama Yerleştirme (Oyuncaklarını, elbiselerini dolaba, kitaplığa kitap, bulaşık makinesine tabak vb.) Hazırlama (Çanta, valiz) Özbakım (tuvalet sonrası temizlik, tırnak kesme, saç tarama, diş fırçalama) Vida sökme veya sökülen vidayı takma Çivi çakma (tahtaya, duvara, iki nesneyi birbirine) Serme (masa örtüsü, sofra bezi) Asma (çamaşır, vesiyere bir şey asma, askılıklara elbise asma…) Taşıma (tepsi, kutu, torba vs. değişik şekillerde nesneler) Açma-kapama (kutu, paket, kapak) Ayarlama (Kombide sıcaklık ayarlama, su basıncı ayarlama,buzdolabında soğukluk derecesini ayarlama) Kesme/açma (gaz, su, elektrik) Ampül değiştirme; Perde söküp takma, Ütü yapma; Kilit değiştirme ……………………………Velhasıl hayatta lazım olacak tüm beceriler…. .
Doğan CEYLAN
Yönetim Bilimi Uzmanı
Kamudanhaber

Kaynak: Sağlıkla Kal

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir güzellik yap kendine!

beautiful girl smiling in a field of wheat

 

 

 

Bir güzellik yap kendine!
Ve sadece sahip olduklarını düşün; mutlu ol onlarla.
Sahip olmadıkların üzülsün, senin olmadıklarına.

Bir güzellik yap kendine!
Keşkeleri hiç düşünme, mutlu ol seçiimlerinle.
Bırak keşkeler üzülsün senin seçimlerine.

Bir güzellik yap kendine!
Her yeni günü senin günün ilan et ve şımart kendini olabildiğince.
Bırak dünler üzülsün seçilmediğine.

Bir güzellik yap kendine!
Kalbinde dahada büyüt sevgisini, sevdiklerinin.
Bırak sevmediklerin üzülsün kalbinde yer yok diye.

Bir güzellik yap kendine!
Sev kendini kimselerin sevmediği kadar mutlu ol varlığınla.
Bırak seni sevmeyenler üzülsün, Yüreklerine sığamayacak kadar büyüksün diye…
Paul Auster

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İfade edilmeyen öfke, hasta ediyor

ofkeli-cocuk1

 

Çocuklu hayatta insan kendisiyle ilgili çok şey öğreniyor. Ona yetebilmek, ona rehber olabilmek adına çalıştıkça kendi arızalarını da daha net görmeye başlıyor. Son zamanlarda bir kitap okuyorum “Breaking Free from the Victim Trap (Kurban psikolojisinden kurtulmak)”… Birçok insanın ailesinden öğrendiği, bilinçsizce uyguladığı bir davranış modelinden bahsediyor. Kurban modeli denen bu davranış birçok bağımlılığın (sigara, alkol, seks, alışveriş, aşırı yeme vs.) yanı sıra kişilerarası doğru yürümeyen ilişkilerin de temeli olarak görülüyor…
Kitabın yazarı Diane Zimberoff adında bir hipnoterapist; çoğunlukla yeme bozuklukları alanında hipnozla tedavi yapan bir uzman. Zimberoff’a göre birçok hastalığın ortaya çıkma sebebi ifade edilmeyen, bastırılan negatif duyguların bedende birikmesi. Negatif duygular, özellikle de öfke, söze ya da eyleme dökülmediğinde vücuda zarar veriyor. “Bazı insanlar bu öfke enerjisini çenesinde biriktirir” diyor yazar. Bu durumu diş gıcırdatma, çene kemiğinde kıtırdama gibi semptomlarla ilişkilendiriyor. Ülser ve kolon kanseri gibi hastalıkların öfkeyi vücudun karın bölgesinde biriktirmekten; meme kanserinin ise hayatı boyunca başkalarına bakmayı görev edinmiş, kendi ihtiyaçlarını göz ardı etmiş insanlardaki öfke birikmesinin bir sonucu olabileceğinden dem vuruyor. Kendini başkalarının ihtiyaçlarına adayanların meme kanserine yakalanma ihtimalinin yüksek olmasını kadın memesinin “ötekilere bakım verme” anlamına gelen bir vücut parçası olmasına bağlıyor. Zimberoff’a göre “Karnım ağrıyor” demek “Ruhum acıdı” demekten daha kolay olduğu için insanlar duygusal yaralarını fiziksel yaraya yani hastalıklara dönüştürüyorlar…
Öfkeyi vücutta biriktirip hasta olmamak için çocukluktan itibaren alınabilecek önlemler var. Bunların en başında duyguların ifadesine müsaade etmek geliyor. Yeni nesil çocuk yetiştirme kaynaklarında sıklıkla altı çizilen, ebeveynin çocuğunun “duygularını aynalaması” işte bu yüzden önemli. Çocuk böylece yaşadığı duygunun adını öğreniyor ilk önce: Üzgün, kızgın, korkmuş, yalnızlık, utanma, kıskanma gibi kelimelere vakıf oldukça kendini ifadesi kolaylaşıyor. Kardeşini kıskandığı için gidip kafasını duvara vurmuyor da annesine “Onunla çok ilgilendiğin için kıskanıyorum” diyebiliyor; bu ifade duygunun çocuğun bedeninde büyümesinin ve birikmesinin önüne geçiyor. Sözlü ifadenin yanı sıra duyguların vücutta sebep olduğu değişikliklere (gerilimlere) dair bir farkındalıktan da bahsediliyor. Birine kızınca karnının kasılması, göğsünün daralması gibi vücutsal etkileri hepimiz yaşıyor ama buna genellikle dikkat etmiyoruz; oysa ki bu da öğrenilebilen bir beceri.
Markette kendini yere atarak ağlayan çocuk görüntüsünü biliyoruz hepimiz. İşte bu durum, doğru zamanda ve yerde ifade edilmeyen öfkenin bir tantrum olarak uygusuz bir yerde patlak vermesi şeklinde yorumlanıyor.
“Küçük kızlar hanım hanımcık otururlar!”
“Erkekler ağlamaz!”
“N’olacak canım oyuncağını aldıysa, sen de onunkini alırsın, sus şimdi.”
“Bunda üzülecek bir şey yok, git odanda ağla.”
“Ağlayınca çok çirkin oluyorsun…”
“Çocuk dediğin bağırıp çağırmaz.”
Bunlar gibi bize basit gözüken yönlendirmelerle öğretiyoruz çocuklara duygularının önemsiz olduğunu ve onları bastırmayı. Çocuk kendini sokaklarda ağlayarak yere atmasın diye kızdığı, üzüldüğü, utandığı küçük küçük durumlarda ona bu duyguları dışa vurması için fırsat vermek gerekiyor…
“Çok kızmış görünüyorsun. Gel beraber şu yastığı yumruklayıp o öfkeyi bedeninden çıkaralım. Annen sana yardım edecek.”
Aksi halde halka açık alanda yaşanan tantrum, ebeveyni de utanç durumuna sokacağı için çocukta patlayan öfkeyi yine utanç ve suçlulukla bastırma yoluna gidiliyor. Bu tantrumlar da bastırıldıkça çocuk duygularının önemsizliğine ikna olup onları yok sayan bir yetişkin olarak büyüyor ve sonunda biriken enerji, vücudun bir yerinden hastalık olarak patlak veriyor deniyor. Dikkate almaya değer bir yaklaşım.

Kaynak: Damla Çeliktaban- Habertürk

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

PSİKOLOJİK TEST …% 100 DOĞRU ÇIKIYOR…KAÇIRMAYIN…

7ae2e04f112cac9e970b9c75dbf7a63f1

 

Japonya’nın ünlü psikoloğu Isamu Saito’nun Kokology (Kokoloji) adlı kitabından bir test;
Bir cumartesi günü evde tembellik ederken zil sesiyle yerinizden sıçradınız. Kapıyı açtığınızda çok şaşırıyorsunuz.Eşikte 2 hayvan duruyor. Size 2 mektup getirmişler. İçlerinde de geleceğe ait öngörüler var. Zarfları açınca 2 mektubun içeriğinin çok farklı olduğunu görüyorsunuz. Bir mektupta sizi mutlu bir geleceğin beklediği yazıyor. Diğeri ise felaketleri ve mutsuzluğu haber veriyor. Aşağıda hayvanlardan hangisi size iyi haberi getirdi, hangisi kötü kehaneti iletti?
1.Kaplan
2.Köpek
3.Kuzu
4.Papağan
5.Kaplumbağa

Geleceğin Habercileri için Anahtar; Seçtiği eş çoğu kişinin geleceğini etkiler. Hayvanlarla ilgili olumlu ve olumsuz çağrışımlarınız, psikolojik açıdan zengin ve karmaşık anlamlar taşır. Bu senaryoda mutluluk mesajı getiren hayvan, ideal eş olarak gördüğünüz kişiyi temsil eder. Diğeri ise sizi derin karanlıklara çekmesinden korktuğunuz kişiyi tanımlar.

1.KAPLAN

İyi Haber: Coşkulu, güçlü ve irade sahibi, hükmedici bir eşle mutlu olacağınıza inanıyorsunuz.
Kötü: Kibirli, oranın sahibiymiş gibi etrafınızda dolaşan, ev işlerine yardımcı olmaktan söz ettiğinizde homurdanan hükmedici bir eşe rast gelmekten ürküyorsunuz.

2.KÖPEK

İyi Haber: Bir eşte aradığınız en temel özellik kesin sadakat ve koşulsuz adanmışlıktır. Kötü: Herkesi memnun etmeye çalışan ve başkalarının ne düşündüğüne fazla önem veren kişilerle asla anlaşamazsınız.

3.KUZU İyi: Sizin için mutluluğun anahtarı sıcak kalpli ve ilgili bir eştir. Kötü: Evde pinekleyen, her gün aynı şeyleri yapan sıkıcı bir eşle yaşamak zorunda kalmak sizi ürkütüyor.

4.PAPAĞAN
İyi: Size uygun olan eğlenmeyi seven, konuşkan ve güldürmeyi bilen bir eş. Kötü: Çalışmaktan hoşlanmayan, sürekli gevezelik eden biriyle asla anlaşamazsınız.

5.KAPLUMBAĞA İyi: Ciddi, güvenilir, ihtiyaç duyduğunuzda yanınızda bulunan bir eşle mutlu olursunuz. Kötü: En büyük kabusunuz hayatınızı ağır hareket eden , pek zeki olmayan biriyle geçirmektir

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KİŞİSEL BAŞARI İÇİN BİRKAÇ İPUCU…

basari1

 

 

1.Bir vizyon oluşturun: Vizyon yaratmaya ilk adım, sabahları yataktan onun için kalkacağınız, yaşamınızı onun uğruna yaşayacağınız bir şeye sahip olmaktır.

2.Gerçek bir yalan söyleyin: Ne olmak istediğinize ilişkin öyküler tasarlayın. Böylece bilinçaltınız fantezi kurmakta olduğunuzu bilmeyeceği için,başarılarınızı büyütmek için gerek duyduğunuz taslakları yaratmakla başlamış olacaksınız. Kendi en yüksek düzeyinizin bir resmi olmadığı takdirde o düzeye asla erişemezsiniz.

3.Rahatlık bölgenizi terk edin: Gelişmeyi sağlayan şey rahatlık değil,huzursuzluk ve zorlamadır. Yetenek ve becerilerimizi sınayan ve bizi geliştiren şeyler yalnızca bizi zorlayan şeylerdir. Yüz yüze geldiğimiz her zorlu durum bizi daha yetenekli, daha becerikli kılar.

4.Televizyonunuzu öldürün: Televizyonun sizi kitaplardan daha çok mu, yoksa daha az mı motive ettiğini gösterecek bir test: Bir ay önce televizyonda ne izlediğinizi anımsamaya çalışın. Sonra da bir ay önce okuduğunuz kitabı düşünün. Hangisinin üzerinizde ki etkisi daha değerli ve kalıcı oldu? Hangi eğlence biçimi sizi özgüdüleme yönünde daha iyi kılavuzluk edebilir? Groucho Marx televizyonun eğiticiliği hakkında şunu söylemişti. ” Ne zaman oturduğum salonda biri televizyon açsa, yandaki odaya geçip elime bir kitap alıp onu okuyorum”

5.Ölüm döşeğinize uzanın: Kendi ölümünüzle yüzleşmek için can vereceğiniz ana dek beklemeniz gerekmez. Aslında, ölüm döşeğinizde ki son saatlerimizi gözümüzün önünde üç boyutlu olarak canlandırmak,paradoksal bir duygu yaratır.Sanki baştan ayağa yeniden doğmuş gibi hissedersiniz.

6.Korkunuzun üzerine gidin: Korku şelalesinin içinden koşarak geçtikten sonra ki telaş,dünyada ki en büyük enerji uyandıran duygudur. Kendinizi en hevessiz,en bitkin hissettiğiniz anda, korktuğunuz bişey bulun ve onu yapın. Sonra neler olacağınızı göreceksiniz.

7.Bir kahraman gibi davranın: Büyük insanların gözümüze büyük görünme nedeni bizim dizlerimizin üstüne çökmemizdir. Biz de diz üstü çökmeyi bırakıp ayağa kalkmalıyız.

8.Kendi kendinizle konuşun: Plato’nun dediği gibi düşünmek, ruhunuzun kendi kendine konuşmasından başka birşey değildir.Üstelik düşünce her zaman eylemden önce geldiği için de, kendi kendinize konuşmak, kendi kendinizi motive etmenin başarısı kanıtlanmış yöntemlerinden biridir.

9.Bugünü yaşamınızın tamamı gibi yaşayın: Yaşam şimdidir. Yaşam daha sonrası değildir.

10.Sıkıntıyı faydaya dönüştürün: Her sorun içinde bir armağan saklar.

* Steve Chandler’in kişisel başarı için 100 ipucu kitabından derlenmiştir. Alıntı

Hangi Renkler Hislerinizi Etkiliyor?

 

Bazı renkler gerçekten ruh halimizi etkileyebilir. Bu nedenle, renk psikolojisinin nasıl çalıştığı konusunda biraz bilgi edinmek her zaman yararlıdır.

Bu, daha iyi yaşayabildiğimiz ve çalışabildiğimiz alanlar yaratmamızı sağlayacaktır.

Ayrıca, her birimizin bir favori renginin olduğunu da biliyoruz. Dahası, nedenini tam olarak bilmesek de, bizi sakinleştiren ve aynı zamanda tanımlayan belli gölgeler ve tonlar var.

Bugün, sitemizde, psikolog ve sosyolog Eva Heller’ın tamamlayıp “Renk Psikolojisi” adlı kitapta anlattığı ilginç bir çalışmanın özet bir versiyonunu sunmak istiyoruz.

Bu kitap, bu önemli alanda, renkler ile aramızdaki duygular arasındaki samimi ilişkiyi ele alan referanslardan oluşmaktadır.

Bu sebeple sizi aşağıda bu konuyla ilgili daha fazla bilgi edinmeye davet ediyoruz. Belki, kişiliğiniz hakkında daha fazla bilgi bile edinebilirsiniz.

Renklerin Psikolojisi

Çoğumuz, renklerin kişilik kalıpları özelliklerine sahip olabileceğine veya ruh halimizi değiştirebileceğine inanmakta zorlanıyoruz.

Bu nedenle Berlin Free Üniversitesinden psikolog Eva Heller, 2000 kişinin katıldığı, belirli renkler ve onların yarattığı duygulara yanıtlarını ve ilgili davranışları analiz ettiği kapsamlı bir çalışma yaptı.

Bu çalışma sayesinde bazı çağrışımların rastgele oluşmadığını; bunların aslında atalarımızla, çocukluğumuzla, dilimizle ve düşüncelerimizle çok alakalı evrensel deneyimler olduğunu gösterdi.

Bunu aklımızda tutarak, renklerin bize olan etkilerinin doğuştan olduğunu söyleyebiliriz. Size bir örnek verelim. Kimse duvarları siyah veya kırmızı olan bir odada çalışamaz ya da dinlenemez.

Fakat, duvarlar yeşil, beyaz veya mavi olsaydı, odanın bizde yarattığı etki çok daha olumlu olurdu. Aşağıda bunun nedenini anlatacağız ve aynı zamanda her bir renk hakkında daha fazla bilgi sahibi olacaksınız.

ev

Mavi

Dr. Heller tarafından birkaç yıl boyunca yapılan çalışmada, popülasyonun en sevdiği rengin mavi olduğu, bunu da yeşilin takip ettiği ortaya çıktı.

Mavinin 111 farklı tonu olduğuna inanılıyor. Bu rengin karakteristikleri şöyledir:

  • Mavi sempatiyi, ahengi, manevi ve ilahi erdemleri temsil eder.
  • Belli bir mesafe duygusu, fakat aynı zamanda fantazi hissi de sağlar.
  • Aynı zamanda zekayı sembolize eder ve hem feminen hem de maskülendir.

Yeşil

  • Yeşil şüphesiz ki en çok sevilen ve en ilginç renklerden birisidir. Umut, doğurganlık, hayat ve sağlık ile ilişkilidir. Bu yüzden yeşil güçlü bir renktir.
  • Ayrıca hayatın genç dönemleri ile de ilişkilidir, çünkü çok enerjik bir nüansı vardır, özgürlük ve en yoğun güç hissini uyandırır.

renkler1

Kırmızı

Bu rengin genel nüfus için ne sembolize ettiğine dair bir tahmine sahip olduğunuzdan eminiz. Bu renk, aslında, tutkuyu, aynı zamanda da nefreti temsil eder.

  • Kırmızının 105 tonu vardır. Antik çağdan beri bu renk üst sınıflarla ilişkilendirilmiştir. Zenginlik ile bağlantılı olmasının nedeni budur.
  • Kırmızı, aynı zamanda en yoğun faaliyeti teşvik eden dinamik bir renktir.
  • Kırmızı renk hakkında ilginç bir gerçek: Heller’in yaptığı araştırmalara göre, kırmızı renk hayvanların en az sevdiği renktir.

Sarı

Yıllardır yapılan çalışmalar, sarının en çelişkili renklerden birisi olduğunu gösteriyor.

  • İnsanlar bunu eğlenceli bir renk olarak görüyor, ancak sarıyı aynı zamanda ihanetle de ilişkilendiriyoruz.
  • Ayrıca olgunluk ve şehvetli aşkı sembolize eder.
  • Ayrıca sarının genel olarak işi, okumayı, yazmayı ve yaratmayı teşvik eden çok optimist bir renk olduğu söylenmektedir.

Mor

Mor hiç şüphesiz en ilginç renklerden biridir. Bu sihir ve feminizm ile ilişkilendirilir. Ayrıca mor, gücü, dayanışmayı hem de saygıyı temsil eden bir renktir.

kelebek

Turuncu

Turuncu büyük ölçüde Budist kültürüne bağlı bir renk olsa da, renk psikolojisi alanındaki uzmanlar, bunun biraz hafife alındığını vurguluyor.

Bunun nedeni, turuncunun, temas ve sosyal anlayışı teşvik etmek istediğiniz zamanlar için ideal bir renk olmasıdır. Ayrıca, ışığı çeker, eğlenceli, keyifli ve enerjiktir.

Pembe

Bu rengin genellikle neyle ilişkili olduğunu az çok düşünebiliriz: narin şeyler, çekici şeyler, nezaket ve erotik hassasiyet.

Bununla birlikte, aynı zamanda, pembenin evimizde kullanmak için çok uygun bir renk olduğunu dikkate almalıyız. Dinlendirici olarak görülür, ayrıca umut ve yaratıcılığı ortaya koymaktadır. Pembe ile diğer renkleri birleştirmek şüphesiz bize yüksek bir özgünlük sunar.

Beyaz

Bu, iyinin, ruhların, yeni başlangıçların, saflığın ve masumiyetin rengidir.

Siyah

  • Moda tasarımcıları bu rengi çok sever. Bu yüzden kıyafetimize şık bir dokunuş katmak için siyah giyeriz.
  • Günümüzde, siyahın bir renk (tüm renklerin sahip olduğu ışığa sahip olmadığından) olup olmadığı konusunda hala şüphelerimiz olsa da, içgüdümüz önemli bir negatif bileşen ile onu algılamaya devam ediyor.
  • Modanın ötesinde de, siyah sonla, ölümle ve vahşilik ile ilişkilendirilir.

Bu konu gördüğünüz gibi çok ilginç bir konudur.

Hepimizin bir “favori rengi” olduğu doğrudur. Aslında genelde 2 veya 3 favorimiz de olabilir. Eğer bu renkler sizi iyi hissettiriyorsa kullanmaktan çekinmeyin.

– Sağlığa bir adım

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KADINLARIN BİLMESİ GEREKEN 25 ŞEY;

kendini-sevmek1
1. Unutma, sen değerlisin.
Çalışsan da çalışmasan da…
Ünlü olsan da olmasan da…
O erkek seni istese de istemese de…
Sen sen olduğun için bi’tanesin.
2. Kadın olmanın tadını çıkartmalısın.
Biraz şefkat, biraz anaçlık, biraz dişilik,
biraz seksilik, bolca zeka ve altıncı his…
Sen şahanesin..
3. Göbeğin çıktı diye, 36 bedenden çok uzaksın diye,
saçların o reklamlardaki kız gibi dalgalanmıyor diye eksik değilsin.
4. Kendine güvenin en büyük silahındır
ve o en derinlerinden gelen ışıl ışıl gülümsemen tabii ki.
5. Biliyorum adettendir ama sonuca varamadığın,
sadece bünyeni hırpaladığın o konuyu 50 kere konuşmana,
tartışmana gerek yok.
Olmuyorsa, üstünü çizip devam etmelisin.
6. Yaptıklarından suçluluk duyarak vakit kaybetmemelisin.
Yapamadıklarını listeleyip isteklerini gözden geçirmek suretiyle
adımlar atarsan daha mutlu olabilirsin.
7. Hiçbir evlilik, hiçbir olması gerek şov,
sana öğretilmiş hiçbir mecburiyet alın yazın değildir.
Kocan tek çıkışın, hayat zaferin değildir.
8. Uzaklarda arama sakın; en büyük mutluluk sendedir.
9. Aşkından gebersen de sınırlarını bilmelisin.
Sınır neresidir? Sana saygısızlık yaptığı yerdir.
Buna asla izin verme.
10. Sen kendine ne değer biçersen, sen kendine nasıl davranırsan;
herkes sana öyle davranır.
Asla ama asla kendini küçümseme.
11. Evde oturup derdine yanma.
Kaderini birine, bir kuruma, bir konuma bağlama.
Kaderin senin ellerinde, bunu sakın atlama!
12. Eski sevgili adı üstünde ‘eski’dir…
Senin yeni dünyanı bulandırmasına izin verme.
13. Yeniden seveceksin, çok da sevileceksin.
Kimse son değil, bunu bileceksin.
14. Dünyanın kanunu bu; düşündüğünü çekersin.
Allah rızası için kurup durma, senaryolar yazma!
15. Sevgilini çok sevmelisin.
Öyle herkese ‘sevgili’ dememelisin.
Fakaaat çok sevmen demek,
kendini ayaklar altına alman demek değildir.
Bir kadın gerekirse, severken de gidebilir değil mi?
16. Her şeyin şık olsun.
Ruhun, bedenin, kıyafetin, sevişin, terk edişin, dostluğun, sevgililiğin… Kadınlık şıklık demektir.
17. Başka kadınları kafana takmaktan vazgeç!
Onlar sen olamaz, sen de onlar…
Her kadın kendine özeldir, her kadın dibine kadar özeldir.
18. Kız arkadaşların önemlidir,
en kıymetlilerindir ama onları seçmeyi bileceksin.
Kadın kadının kurdudur, bir kenara not edeceksin.
Sadece kötü gününde değil, başarında,
mutluluğunda da yanında olan,
yüreğini ortaya koyan arkadaşlarından asla vazgeçmeyeceksin

19. Erkekler çocuktur. Nokta!
Çocuğunu hem sevecek hem kızacak,
icap ederse küsecek, cezasını vereceksin.!
20. Seni bırakıp gidebilenin arkasından gözyaşı dökmeyeceksin.
Aramazsa aramasın be!
21. Sevginin, aşkın ne demek olduğunu anlamayan bir adamın
vizesini keseceksin.
22. Sen renklisin, sen beceriklisin,
sen erkeğin mutlu olma sebebisin, sen başlangıçsın,
sen sonsun…
Mecbursun, bunu fark edeceksin!
23. Her şey bir karar vermene bakar.
Sabır bazen gerekli, bazen gereksizdir. Ayrımı yapabilmelisin.
24. Yapamayacağın şey yok.
Gidemeyeceğin yer yok. Sana kapalı olabilecek kapı yok!
Şu an silkelenip kendine geleceksin!
25. Tekrar söylüyorum, kafana kazı istiyorum,
SEN ÖZELSİN,
SEN Bİ’TANESİN,
ÖNCE KENDİ DEĞERİNİ BİLECEKSİN.
* AYŞE ÖZYILMAZEL

”İSTEYİN, VERİLECEKTİR.” BUNU MİLYONLARCA KEZ DUYDUĞUNUZA EMİNİM.

ruyada_gok_gormek_5851671

Tezahür ettirmenin kaybolan sırrı…
(İstediğiniz hayata kolayca sahip olun.)
Bu dersi hep birlikte çalışalım arkadaşlar..inanın çok faydasını göreceksiniz. arzuladığınız herşeyi tezahür ettirmenin zevkine varınca hayatın ne kadar zevkli olduğunu anlayacaksınız…
Ders 1: İSTEYİN VERİLECEKTİR!
“isteyin, verilecektir.” bunu milyonlarca kez duyduğunuza eminim.
Bunun sadece hikayelerde ve filmlerde doğru olduğunu ve hiçbir zaman size olmayacağını düşünebilirsiniz. fakat bunun sizinde içinde olduğunuz herkes için çalışan evrensel bir gerçek olduğunu söyleyebilirim….bugün size bu gerçeğin gerçek anlamını açıklayacağım , ve bu kullanabileceğiniz adım adım bir yöntemle bu prensible yaşayacaksınız size tekniği sunmadan önce bu evrensel kanunun neden mükemmel bir şekilde çalıştığını ve neden bunun mutlak gerçek olduğunu konusu üzerinde konuşacağım.
bilim adamları yüzyıllardır insan beyni üzerinde çalışmaktadırlar onlar beynin anatomisini çok iyi biliyorlar fakat beynimizde düşüncelerin geldiği yerin neresi olduğunu bulmakta başarısız oldular. muhtemelen hiçbir zamanda başarılı olmayacaklar; çünkü düşünceler beynimiz sayesinde gelmektedir fakat beynimizde üretilmezler.öyleyse gerçekten nereden geliyor bu düşünceler ?
onlar her şeyin tezahür ettiği saf birleşik zihin alanından gelmektedir. Bazı insanlar bu alana evrensel zihin veya kozmik zihin derler bazıları da tanrı veya kaynak enerji der . Temel olarak hepsi aynı şeydir. Bu düşüncelerin kaynağı olan benim ve sizin kaynağınız olan ve bu dünyadaki herşeyin kaynağı olan birleşmiş alandır. Biz hepimiz bu alanın uzantılarıyız ve hepimiz bu alanla biriz.
okyanusları ve dalgaları düşünün, dalgaları gördüğümüzde milyonlarca farklı örnek görürüz ve onların farklı olduğunu ve birbirinden ayrı fakat gerçekte hepsi okyanusun uzantılarıdır. Olduğunu düşünürüz. Aynı şekilde bizlerde birleşik alanın uzantılarıyız. madem biz ve birleşik alan ya da tanrı ile bir isek öyleyse bizim düşüncelerimiz tanrı’nın düşünceleridir, arzularımız tanrı’nın arzularıdır. Tanrının kendi arzularını yerine getirmekte başarısız olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Tabiî ki hayır öyleyse neden arzularımız hakkında endişeleniyoruz? Ne istersek o verilecektir.
öyleyse mantıklı bir soru: neden hala hayatım zahmet içinde geçiyor?
Neden hala endişe ve mutsuzluk deneyimliyorum?
Cevap çok basit.:şu an ne deneyimliyorsanız geçmişte bir noktada onu istediniz veya davet ettiniz. Ne zaman endişe ve kaygı düşünceniz varsa endişeye neden olan olayların fazlasını istiyorsunuz demektir. Bizler her zaman bilinçsiz olarak negatif şeyler isteriz.
Bizler negatif bir dünyada yaşıyoruz. Birçok insan her zaman negatif düşünüyor.
Kimseyi suçlayamayız ; bu hayatın çalışma şeklidir. Bu negatif düşüncelerin üstesinden gelmedikçe büyüyemeyiz ; Aynı yer çekimi kanununu yenmedikçe dağa tırmanacağımız gibi.
öyleyse soru şudur? bu negatif düşüncelerin ve negatif güçlerin üstesinden nasıl gelebiliriz? Bu negatif düşüncelerin üstesinden onları positif düşüncelerle değiştirerek yenebiliriz.
tabii söylemesi yapmaktan kolaydır.; Bunu çok az insanın yapabildiğini biliyorum. Yıllar geçtikçe ben dünyanın en iyi üstatlardan çok etkili ve güçlü teknikler öğrendim. Bu tekniklerin uygulaması son derece kolaydır ama son derece güçlü tekniklerdir. Bu teknikleri uyguladığınızda yararlarının bir kaç gün içinde hatta bazen hemen göreceğinize garanti veririm.
Niyetleriniz açık ve belirgin olsun.
Almak için önce istemelisiniz .ve ne istediğiniz konusunda belirgin olmalısınız. Her gün 60000 düşünce düşünürüz . Hangisi önemlidir? Bir çok düşüncemiz birbiri ile çatışır.
Diyelim ki Londraya gitme düşünceniz var ama aynı anda Newyork’a gitme gibi bir düşüncenizde var. Öyleyse evren hangi isteğinizi yerine getirsin?
Gerçekten de ikisi de yerine gelmez yani bir sonuç alamazsınız. öyleyse ne istediğiniz konusunda son derece açık olmak en önemli adımdır.
Teknik no.1: NİYET YAZMA
ilk teknik ne istediğiniz konusunda açık olmanıza neden olan benim niyet yazma dediğim tekniktir. Bu tekniği brian tracy öğretmiştir. Ben onu biraz modifiye ettim böylece benim için daha iyi işlev görüyor. Her sabah uyandığınızda ve her akşam yatmadan önce niyetlerinizi şu şekilde yazın
“şimdi şunu yapmaya —– niyet ettim bunu veya daha iyisini kabul ediyorum”
Eğer yeni bir bmw istiyorsunuz.  ” Yeni bir bmw araba tezahür ettirmeye niyet ettim (azmettim) (hedefledim)bunu veya daha iyisini kabul ediyorum. Cümleleri değiştirmenizi tavsiye etmiyorum.
çünkü bu formatın çok güçlü olduğuna inanıyorum.
Bütün niyetlerinizi yazdıktan sonra şu cümleyi yazın ” lütfen bunları veya daha iyilerini benim ve ilgili herkesin en yüksek iyiliğine olacak şekilde gerçekleşmesini sağla. Teşekkür ederim, Teşekkür ederim, Teşekkür ederim.
aynen söylediğim gibi yazın cümleyi değiştirmeyin burada bunun nedenini anlatmaya burada pek yerim yok ama bana inanın kullandığınızda yararlı sonuçları göreceksiniz.
Teknik no.2: İÇSEL EGO’NUZLA ANLAŞMA YAPIN
bu tekniği bob scheinfeld öğrendim. Küçük bir kutu hazırlayın ve onu sizin için özel bir yere koyun. En yüksek niyetlerinizi kağıtlara yazın ve kutunun içine koyun şimdi yüksek benliğinizle anlaşma yapmak zorundasınız ( bob ona içsel ego diyor)
bu iki tekniği kullanarak ricalarınızı birleşik alana başarılı bir şekilde gönderebilirisiniz . Birleşik alanla birleşin
Reklam

Teknik no.3: 15 dakika kısa meditasyon.
Sabah ve akşam 15 dakika meditasyon yapın sadece solunumuz üzerine odaklanın zihninizin gezindiğini farkederseniz dikkatinizi tekrar solunumuza getirin. .bu teknik sizin birleşik alanla tekrar bağlanmanızı sağlar ve enerjinizi yeniler . Bağlantıyı hissettiğinizde birleşik alan sizin için en iyi şekilde çalışır.bu basit teknik hayatınızda büyük bir fark yaratacaktır. bana inanın .
Sonraki iki teknik bütün negatif kalıpları temizleyecektir ve birleşik alanla uyum içinde çalışmanızı sağlayacaktır. Böylece arzularınızı tezahür etme işlemini hızlandırır.
Teknik no.4: 17 saniye değişim sağlamak
Bu benim favori tekniğimdir. dr robert antony den öğrendim. Benim hayatımın kalitesini çarpıcı bir şekilde değiştirdi.
ve sizinkini de değiştirecektir. Bir çok kişisel gelişim programı başarılı olmaz çünkü kişiler anda çalışmazlar. Negatif bir duygumuz varsa onu hemen o an değiştirmeliyiz. Birikmesine izin vermeyin . Bu aynı bir şalterin çevrilmesi gibidir. zaman zaman gün içinde en az 17 saniye güzel duygular düşünün.sizi iyi hissettiren ve şükran duyduğunuz olayları, şeyleri ve insanları düşünün .size kendinizi iyi hissettiren şeyleri 17 saniye boyunca odaklanın . Bunu kendinizi iyi hissetmediğiniz zaman yapabilirsiniz. Ayrıca kendinizi iyi hissettiğiniz zamanda yapabilirsiniz, böylece kendinizi daha da iyi hissedersiniz. şükran duyduğunuz ve yapmaktan zevk aldığınız şeylerin listesini yapın. Gün içinde bu listeye defalarca bakın ve 17 saniye odaklanın hayatınızda çarpıcı değişiklikler göreceksiniz..
Teknik no.5: 3 dakika güç molası
Bu john harricharanın ünlü 3 dakika güç molası tekniğidir. Bu bir tılsım gibi çalışır. bu alıştırmayı yapmadan önce kendinizle bir anlaşma yapın ne probleminiz olursa olsun onu bir süre bırakacaksınız ve 3 dakika ne düşünmek istiyorsanız onu düşünün alıştırma 3 kademesi vardır.
1. kademe: problemlerinizle bağlantınızı kesin.
2. kademe eğer arzunuz şu an gerçekleşmiş olsa ne hissedersiniz zihninizde gerçekten olmuş gibi deneyimleyin.
3.kademe teşekkür edin ve minnettarlık duyun hepsi 3 dakika içinde yapıldı. kolay değil mi? öyleyse yapın .
yönteme güvenin
zaman zaman kendinizi arzularınızın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini konusunda endişelenirken bulursunuz. Böyle bir durum içinde olduğunuz zaman kendinize gerçeği hatırlatın. Bana gerçeği hatırlatmaları için kendime söylediğim şeyler:
içimdeki yaşam ayrılamaz bir şekilde var olan bütün hayatla bağlıdır ve bütünüyle benim kişisel gelişimime adanmıştır.
ya da şöyle derim
Aradığım şey beni arıyor. Bana nasıl geleceği konusunda onu serbest bırakıyorum ve kalbimin arzusu üzerine odaklanıyorum. içimdeki yüksek benliğin onun nasıl gerçekleşeğini biliyor ben sadece gevşiyorum ve olmasına izin veriyorum. Arzumun gerçekleşmesi için gereken her şey sevgi ile ve uyumla bana kendiliğinden geliyor bunu veya daha iyisini kabul ediyorum. Ben hazırım, alıcıyım ve müteşekkirim ve öyle olsun.
Bu teknikleri uygulayın ve bir kaç gün içinde harikulade sonuçlar alacaksınız…
(song chengxiang)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »