Bugünün DİKENİ Yarının ÇİÇEĞİDİR!..

16142435_1189203181187698_6937630897903927877_n1

 

 

Bir zamanlar birisi Allah’tan bir çiçek ve bir kelebek diledi.
Fakat Allah bunların yerine ona bir kaktüs ve bir tırtıl verdi. Adam üzgündü, neden dileği yanlış anlaşılmıştı, bir anlam veremiyordu….
Sonra şöyle düşündü: Allah’ın ilgilenmesi gereken o kadar çok insan var ki … Ve sorgulamamaya karar verdi.
Bir zaman sonra, adam öylece bıraktığı dileğinin ne durumda olduğuna bakmaya gitti. Fakat gördüklerine inanamadı: dikenli ve çirkin kaktüsten güzel bir çiçek ortaya çıkmıştı. Ve göz zevkini bozan tırtıl harika bir kelebeğe dönüşmüştü.
Allah ne yaptığını bilir.
O’nun yolu HER ZAMAN en doğrusudur, bize tamamen yanlış görünse bile.
Eğer Allah’tan bir şey isterseniz ve O size başka bir şey verirse, GÜVENİN.
O’nun her zaman size ihtiyaç duyduğunuz şeyi uygun zamanda vereceğine emin olabilirsiniz!
İstekleriniz her zaman ihtiyacınız olan şeyler değildir !
Allah dileklerimizi her zaman yerine getirir, o yüzden kuşkulanmadan veya şikayet etmeden O’na inanmaya devam edin.
Bugünün DİKENİ Yarının ÇİÇEĞİDİR!..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir Kere Geldiğiniz Şu Hayatta Kendinize Yapmanız Gereken 17 Paha Biçilmez İyilik

Şöyle bir silkinin ve bu 17 iyiliği kendinize yapmaya başlayın. Hayatı bir tık ötede yaşamaya başlayacaksınız…

1. Kendinizi değersiz hissettiren insanları hayatınızdan bir bir uzaklaştırmak.

Kendinizi değersiz hissettiren insanları hayatınızdan bir bir uzaklaştırmak.

Büyük şeyler başarabilecek yeteneğiniz, azminiz olmasına rağmen böyle bir çevreye sahip olduğunuzda “Zor o iş”, “Yapamazsın sen onu” diyenler yüzünden olmanız gereken yerden çok daha aşağılarda oluyorsunuz. Potansiyelinizi kısıtlayan her türlü ortamdan uzaklaşın.

2. Başka insanların hayatlarını önemsememek.

Başka insanların hayatlarını önemsememek.

Sürüler halinde başkalarının hayatına özenilip, onlar ne yapıyorsa aynısını yapma uğraşına giriliyor. Ayrılınca kurdun kapmadığı bir sürü bu, iyisi mi ayrılın.

3. Yalnız kaldığınızda bile sıkılmayan biri olabilmek.

Yalnız kaldığınızda bile sıkılmayan biri olabilmek.

Niye yalnızken karamsar olunur ki, mis gibi kafa dinliyorsunuz. İnsanlarla da uğraşmak zorunda kalmıyorsunuz.

4. Düzenli olarak şehirden uzaklaşıp doğaya kaçmak.

Düzenli olarak şehirden uzaklaşıp doğaya kaçmak.

İnsan içine çıkmak da gerekmez, isterseniz tek başınıza gidin doğayla iç içe olabileceğiniz bir yere. Hayatın mola yeri gibidir buraları.

5. Her şeyi kafaya takmamak.

Her şeyi kafaya takmamak.

Söylemesi kolay, gerçekleştirmesi zor bir durum. Zamana yayarak takmamayı da öğrenebiliyorsunuz. Şimdiye kadar taktınız da ne oldu, sadece kendinize zarar.

6. Geçmişi geçmişte bırakıp yeni bir sayfa açmak.

Geçmişi geçmişte bırakıp yeni bir sayfa açmak.

Geçmişe sadece ders olması için bakın. Yoksa bir yük olmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

7. Paranın peşinden koşarken ânı kaçırmamak.

Paranın peşinden koşarken ânı kaçırmamak.

Yaşlanınca dört bir tarafın parayla dolu olsa ne fayda, her yaşın tadını ayrı ayrı çıkaramadıkça.

8. Eşyaya ve insana bağımlı olmamak.

Eşyaya ve insana bağımlı olmamak.

“Kişi nesneleri düşündüğünde, bunlara karşı bir bağımlılık ortaya çıkar; bağımlılıktan arzu doğar; arzudan öfke doğar. Öfkeden yanılgı gelir; yanılgıdan aklın yitimi; aklın yitiminden ayrım kabiliyetinin çöküşü gelir. Ayrım kabiliyetinin yok oluşuyla kişi mahvolur.” – Bhagavad Gita

9. İzleyici olmaktan çıkıp, yapmaya başlamak.

İzleyici olmaktan çıkıp, yapmaya başlamak.

Enstrüman çalmayı mı öğrenmek istiyorsunuz, yapın o zaman; dünyayı gezmek mi istiyorsunuz, yapın o zaman. Hayat geçip gidiyor, en iyi zaman şimdidir. Bundan 20 yıl sonra ahlar etmemek için ertelemeyin, sadece yapın!

10. Kaçmış fırsatlar için ağlamayı bırakmak.

Kaçmış fırsatlar için ağlamayı bırakmak.

Kaçan fırsatlar için üzülürken önünüzden geçen fırsatları görmeyebilirsiniz. Biri gider, biri gelir.

11. Yeniliklere açık olmak.

Yeniliklere açık olmak.

Yeni insanlar, yeni müzikler, yeni şehirler keşfedin. Maceracı bir kişiliğiniz olsun, böylece sürekli yepyeni bir insan olarak kalacaksınız.

12. El âlem ne der düşüncesine gereksiz yere kafa yormamak.

El âlem ne der düşüncesine gereksiz yere kafa yormamak.

Kim ne der diye aldırmadan yaşayın. Siz hayatınıza ne diyorsunuz, asıl o önemli.

13. Gerek bilgi gerek sağlık olarak kendinize yatırım yapmak.

Gerek bilgi gerek sağlık olarak kendinize yatırım yapmak.

Kötü alışkanlıklarınızdan kurtulun, spor yapın, tecrübeler edinin, okuyun, okuyun, okuyun…

14. İçinize sinmeyen hiçbir şeyi yapmamak.

Yaş kemale erdi diye çevre baskısından dolayı duygularınızdan emin olmadığınız biriyle evlenmeyin mesela; ya da en basit konu bile içinize sinmiyorsa yapmayın, boş verin!

15. Her işinizi kendiniz görebilmeye alışmak.

Her işinizi kendiniz görebilmeye alışmak.

Kimseye muhtaç kalmadan kendi işinizi kendiniz görmeye çalışın. Zaten başkasına güvendiğinizde illaki bir aksilik çıkıyor. Hem bu şekilde daha fazla tecrübe kazanırsınız ve ileride karşılacağınız sorunlar karşısında dimdik durursunuz.

16. Mücadele etmekten ve hatalarla yüzleşmekten kaçmamak.

Mücadele etmekten ve hatalarla yüzleşmekten kaçmamak.

Çözmenin ve düzeltmenin zor olduğu durumlarda bile en azından denemiş olun.

17. Koskoca bir evrende göz açıp kapayıncaya kadar yaşayan zerre kadar canlılar olduğumuzun farkına varmak.

Koskoca bir evrende göz açıp kapayıncaya kadar yaşayan zerre kadar canlılar olduğumuzun farkına varmak.

 

Yani hiçbir şey için kendinizi yıpratmaya değmez. Hayat kısa, ânı yaşayın.

Kaynak: spritüeller

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

KENDİNİZE RASTLAMAK ?

mirror_ii_by_witchy_poo1

Birisiyle karşılaştığınızda kendinizle karşılaşırsınız aslında.
Benliğiniz, size kendisini takdim eder.
Karsınızda duran kişi sizin bir suretinizdir.
O kişiyi karsınıza çıkaran bir peri vardır İçinizde.
Pek çok formlarda belirirsiniz kendi önünüzde; lakin bunların hepsi sizin kendi yansımalarınızdır.
Bu yansımalar hakkında ne hissederseniz hissedin sizin bir yanınızı ortaya …koyar onlar.
Bu size uzak göründüğü denli, ürkünç de gelir.
Korkunç canavarları kendi kendinize davet ettiğinize inanamazsınız.
Güzelliği ve güzel ruhları da kendinizin davet ettiğine inanamazsınız.
Her halükarda sizin bir yönünüz, sizin bazı düşünceleriniz, önünüzde ortaya çıkmaktadır.
Karşılaşan kişi de, bu şekilde ortaya çıkan kişi de bunu bilmeyebilir.
Ancak, burada görünmez bir işbirliği vardır.
Bir gün karsınıza perişan bir dilenci çıkabilir, ya da varlıklı bir işadamı,
ağlayan bir çocuk, acelesi olan bir insan, bir adam ya da bir kadın,
yaşlı veya genç; bunların hepsi sizsiniz.
Mümkün olan her nevi kombinasyon sizsiniz.
Zaten sizin kendiniz oldukları için bu kişiliklerin hepsini gayet iyi tanırsınız.
Sizden bir parçadır onlar, sizin bir yanınızdır.
Onların hepsi sizsiniz.
Tüm bunlara yoldaki sarhoş bir adamı da ilave edebiliriz,
ona karsı ya bir empati besler ya da onu suçlarsınız;
zira içinizdeki bir şeylerin tezahürüdür o adam.
Polisleri ve hırsızları görürsünüz; çünkü siz hem yakalayan, hem de yakalanansınız.
Hem iyi çocuk, hem de kötü çocuksunuz.
Bilinen her nevi kılığa girmiştiniz.
Buna rağmen kendinizi kandıramazsınız.
Önünüzde duran yabancılar değildir bunlar. Onları teşhis etmek istemeyebilirsiniz.
Lakin her halükarda onların her biri sizsiniz.
Bir konsere gittiğinizde hayatınızda yarattığınız harikulade bir müziğe tanıklık edersiniz.
Bir futbol maçına gittiğinizde oyuncuların hepsi sizsinizdir aslında;
ev sahibi takım ya da konuk takım, kaybeden ya da kazanan, faul yapan ya da faul yapılan.
Karakterleri belirler ve rol dağılımını yaparsınız.
Hem yönetmen hem de yapımcısınızdır.
Hain kişi ve de meleksinizdir.
Tüm rolleri oynarsınız. Hainlerin ve meleklerin ne olduğunu bilirsiniz.
Onların adımlarıyla yürümektesiniz.
Karsınızda tezahür eden herkes sizin konuğunuzdur.
Onları davet etmiş olduğunuzu hatırlamayabilirsiniz,
fakat onların varlığını inkâr da edemezsiniz.
Belki de davetiyenizi çok uzun zaman önce yazmıştınız ve onlara bugün ulaşmıştı o.
Belki de istemediğiniz bir şey için uzun uzun düşünmüş ve onu kendinize çağırmıştınız.
Bu, bir hak etme meselesi değildir.
Suçlama ya da pişman olma meselesi değildir;
lakin bu bir mesuliyet halidir.
Hayal mahsulü ortaya çıkan bir hata da yapılmış olsa,
örneğin bir kişiliğin yanlış tasavvur edilmesi gibi, fark etmez.
Artık sorumluluk sizdedir.
Peronda duran sizsiniz.
Hangi trene bineceğiniz size bağlıdır.
Binebilir ve tekrar inebilirsiniz.
İteklenip sıkıştırılabilirsiniz.
Orada olan sizsiniz.
Oraya nasıl gitmiş olduğunuz, çözümleyeceğiniz bir mesele değildir.
Oraya gitmişsinizdir.
Kâinatın reaktörü ve dinamosusunuz.
Onun ekseni ve merkezisiniz.
Surecin kendisisiniz ve süreci işleyensiniz ve de neticesiniz.
Nesne ve öznesiniz.
Geçişli ve geçişsiz fiillerin kendisisiniz.
Özel isimlersiniz, cins isimlersiniz.
Bunun iyi tarafı, istediğiniz her şey olabileceğiniz
ve istediğiniz herkesle bir arada olabileceğinizdir.
Mevcut dünya sizin yaratınızdır…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

60 Yaşın Üzerindekilere Nasihatler…

imagesptlh31d3
Yaşam boyu tasarruf ettiğiniz parayı kullanma zamanıdır. Bunları, onu biriktirmek için bulunduğunuz özverileri bilmeyenlere bırakmayınız. Size üzüntü verecek yatırımlar için kullanma zamanı değildir, sizin için huzur ve sükunet dönemi başlamıştır artık.
Çocuklarının ve torunlarının, parasal problemleri ile uğraşmaktan vazgeç; senin için harcadıkları paralar için suçlu hissetme kendini. Eğitim dahil, onlar için en iyisini yapmaya çalıştın daima. Şimdi sorumluluk onlarındır.
Biraz bencillik yap, ama tefeci olma. Gezintiye çık ve başkalarının hoşuna gidecek şeylerin peşinden koşmaktan vazgeç.
Sağlıklı, büyük fiziki hareketler gerektirmeyen bir yaşamın olsun. Ölçülü bir şekilde jimnastik yap ve iyi beslen.
En iyisini ve en zarifini al. Bu dönemde, ana gaye, paranın sizin tarafınızdan, zevkinize ve arzularınıza göre harcanmasıdır. Unutma ki, ölümden sonra para, sadece kin ve nefrete yol açar.
Küçük şeyler için kendini üzme, hatırlamak isteyeceğin güzel anlar gibi unutulması gereken kötü anlarında olur
Yaşa bağımlı kalma, sevgini hep canlı tut.
Kendine iyi bak, temizliğine dikkat et. Görünüşün Görkemli olsun: sık sık kuaföre git, tırnakların bakımlı olsun, cildiyeciye, diş hekimine git, düzenli bir şekilde parfüm ve krem kullan. Artık genç ve yakışıklı olmasan bile, en azından bakımlı olursun.
Modern olmak önemli değil, iyi bir klasik olmaya çalış. Saçlarını boyatarak ve şatafatlı giyinerek gülünç olma.
Gün, bu gündür. Kitapları ve gazeteleri oku, radyo dinle, TV de ki güzel programları seyret, internete gir, mailler gönder ve al, sosyal ağlara katıl, dostlarına telefon et.
Gençlerin düşüncelerine saygılı ol, onlar senin bildiklerine bilmeselerde, yaşadıklarını yaşamasalarda, senin yaşına geldiklerinde muhtemelen senin konumunda olacaklardır, kendi düşüncelerini de söyle onlara, dinlemesini bilen yararlanır, yanılmış olsalar bile, onlarla tartışma.
Sadece anılarınla yaşama, “bizim zamanımızda” deyimini çok sık kullanma, senin zamanın da bu gündür. Kıymetini bil…
Çocukların ve torunlarınla birlikte yaşamaktan kaçın, sadece onları görmeye git veya davet edildiğinde onlarla beraber ol.
Gerektiğinde bir yardımcı kadın bulundur evinde. Gündelik Yaşamını mümkün olduğunca ve imkanların nisbetinde kolaylaştır.
Seyahat etmek, yürümek, resim yapmak, dostlarınla oyun oynamak veya bir şeylerin koleksiyonunu yapmak gibi hoşuna giden bir“hobin” mutlaka olsun, olanakların dahilinde ki şeyleri yap.
Yeni veya faydalı bir şey öğrenmeye gayret et ve zoruna gitse bile ileri teknolojinin gerisinde kalmamaya çalış.
Sosyal ve kültürel etkinliklere katıl. Müzeleri gez, sinemaya git… Önemli olan, biraz evden uzaklaşmaktır. Eğer arzu ettiğin bir yere davet edilmezsen, sakın gücenme, Unutma ki, gençliğinde, sende birilerini hayal kırıklığına uğratmış olabilirsin, anne ve babanı fazlaca davet etmemiş olabilirsin.
Az konuş, çok dinle, yaşamın ve geçmişin, sadece seni ilgilendirir. Bir şey ile ilgili fikrini soran olursa, kısa konuş ve sadece, iyi ve hoşa giden şeylerden bahsetmeye çalış. Yavaş bir tonla ve kısa konuş, eleştirme. Herşey gelip geçicidir, olduğu gibi kabul et. Bir dönemin doğruları bazen başka bir dönemin yanlışları olarak kabul edilebilir.
Acılar ve üzüntülerle hep karşılaşılır, onlarla ilgili problemleri fazlaca dile getirme. Azaltmaya gayret et. Sonuçta, sadece sizi etkilerler bu yaşta sorunlarınız sadece sizin ve doktorunuzun problemleridir.
Her fırsatta gül, yaşadığın ve sağlıklı olduğun için mutlu ol,unutma sen şanslısın, hayatının geleceğinin belirsiz olması gibi, ölümünde başka bir meçhul evre olacaktır.
Eğer biri size, artık hiçbir işe yaramıyorsunuz derse, duymamazlıktan gel ve bunu dert etme. Sende kendi dünyanda sana göre önemli bir şeyler yapmışındır. Mühim olan bunu senin hissetmendir.
Unutma hayat hikayen iyi veya kötü olsun, bir daha tekrar etmeyecektir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Ruhlar Dunya Okuluna Gelmeden Once Kendilerine Verilen Odevler:

reenkarnasyon51
1-Sana bir beden verilecek: Onu begenebilir veya begenmeyebilirsin ama tum omrun boyunca onunla olacaksin ve ona iyi bakmalisin.
2-Dersler Goreceksin: Dunya tam zamanli bir okuldur. Dersleri zor veya sacma bulabilirsin ama ruhunun bunlara ihtiyaci var.
3-Hata yoktur, sadece ogrenmen gerekenler vardir: Deneme yanilma yoluyla turlu deneyimlerden gececeksin. Basarisiz olmak da basarili olmak kadar bu yolculugun bir parcasidir.
4-Bir ders ogrenilene kadar tekrar eder: Alamadigin dersler degisik sekillerde hep karsina cikacak.
5-Ogrenmek hic bitmeyecek: Yasadigin muddetce dersler hep var; yaslansan da dersler hic sona ermez.
6-Buradan daha iyi bir ‘orasi’ yok: Dunyada nerede gidersen git, ic dunyani da beraberinde goturdugun icin derslerden kacamazsin.
7-Baskalari sana hep ayna tutacak: Baskalari sevdigin ve sevmedigin herseye ayna olacak; kendini onlara bakarak goreceksin.
8-Bu yasamdan ne ogrenecegin sana kalmis: Sana gerekli tum araclar verilecek; aci ve guzel deneyimlerden ne ogrenecegini sen belirleyeceksin.
9-Cevaplar icinde sakli olacak: Kendi icini dinleyip, icindeki bilgelikle baglantiya gecmen gerekecek.
10-Olur ya da olmaz dedigin hersey dogru olacak: Neyi nasil dusunursen o senin gercekligini olusturacak. Dusuncelerin hayatini sekillendirecek.

Mistik Yol
Bilinenin Otesi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

 Resimdeki Bölgeye Yapacağınız Baskı İle Birçok Sorununuza Çözüm Bulabilirsiniz…

SAKLAYIN BU PAYLAŞIMI !!

Kimse haddinden fazla ağrı kesici almayı sevmez. İşe yarayıp yaramadığı konusu da kesin değildir. Az sonra öğreneceğiniz yöntemlerle ağrı kesicilere elveda edeceksiniz.
Tepke bilimi de olarak bilinen refleksoloji sayesinde ağrı kesiciler olmadan da ağrılarınızı dindirebiliyorsunuz. Deneseniz ve sonuç alamasanız bile kaybedecek hiçbir şeyiniz yok. Ancak işe yaradığını görünce vücudunuza ilaç sokmaktansa artık hep bu yöntemi kullanacaksınız.
İşte ağrılarınızı doğal bir şekilde dindirmek için kullanabileceğiniz o yöntemler.
1970lerde yaygınlaşmaya başlayan refleksoloji tıpkı akupunktur gibi. Belli bölgelere uygulayacağınız baskılarla ağrılarınızı dindirebiliyorsunuz.
Genelde baskı uyguladığınız yerler elleriniz, ayaklarınız ve kulaklarınız.
Belirli bölgelere baskı uygulayıp sinirleri uyarıyorsunuz.
Az sonra vereceğimiz dört farklı tüyoyu evde uygulayabilirsiniz. Parmaklarınızla baskı uygulamak yerine bölgeye mandal kıstırmak da mümkün.

1- Baş ağrısı ve boyun tutulması

Eğer başınızın sağ kısmında bir ağrıma hissediyorsanız, sağ orta parmağınızın en uç ve iç kısmına parmak veya tırnağınızla baskı uygulayın.
Eğer baş ağrınız sol taraftaysa, aynı yöntemi sol elinizde deneyin.
Eğer başınızın her iki kısmı da ağrıyorsa, birisinden yardım alarak her iki elinize de baskı uygulamasını sağlayın.


2- Mide bulantısı ve araç tutması

Eğer mideniz bulanıyorsa ve istifrağ edecek gibiyseniz, resimde gördüğünüz bölgeyi bulantınız geçene kadar ovun.

3- Kulak ağrısı

Eğer kulağınız ağrıyorsa, yüzük ve serçe parmağınızın resimde gördüğünüz bölgelerine baskı uygulayın.

4- Boğaz ağrısı
Boğazınız ağrımaya başladıysa, resimde gördüğünüz bölgeye baskı uygulayın. Baskıyı hafif uygulamanız gerekiyor.


Anlattığımız yöntemler alternatif tıp ürünüdür. Araştırmalar hala devam etmekte ve bilimsel açıdan açıklamalar bulunmaya çalışılmakta. Bazıları yöntemin işe yaradığını söylerken bazıları ise yaramadığını ifade ediyor.
Tabii ki durumunuz ciddi olduğunda en sağlıklısı doktora görünmektir.
kaynak: newsner.com
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 4 Comments »

KENDİMİZİ BAŞKALARIYLA KIYASLAMAKTAN NASIL VAZGEÇERİZ?

neden-yaslandikca-denge-bozulmasi-yasanir-bilimfilicom1

 

 

Kıyas, neşenin ölümüdür.” Mark Twain
“Kendin olmaya odaklanıp başkalarıyla yarışmadığında ve kendini kıyaslamadığında, herkes sana saygı duyacak.” Lao Tzu

En yaygın ve en yıkıcı günlük alışkanlıklardan biri, sürekli olarak kendini ve hayatını başkalarıyla ve onların hayatlarıyla kıyaslamaktır. Arabaları, evleri, işleri, ayakkabıları, parayı, ilişkileri, popülariteyi, kısacası her şeyi kıyaslarsınız.
Günün sonunda özgüveniniz dibe vurur ve olumsuz duygular sizi sarar. Peki ne yapabilirsiniz? Bu alışkanlıktan nasıl kurtulabilirsiniz?
Bugün bu alışkanlıkla başa çıkmanıza yardımcı olacak 3 basit adımı paylaşacağız, ancak bunları gerçekleştirmek zaman aldığından kendinize biraz süre tanıyın ve sabırlı olun.
ADIM 1: KENDİNİZİ BAŞKALARIYLA KIYASLARSANIZ KAZANAMAYACAĞINIZI ANLAYIN
Bunu bilinçli olarak anlamak gerçekten çok faydalı. Ne yaparsanız yapın, muhtemelen yer yüzünde o işi sizden daha iyi yapan biri vardır. Komşunuzun arabasından daha güzel bir araba aldığınızda iyi hissedebilirsiniz tabi, ancak birkaç hafta sonra bir başka komşunuz sizinkinden daha güzel bir araba alabilir.
ADIM 2: KENDİNİZİ KENDİNİZLE KIYASLAYIN
Ne kadar geliştiğinizi, neleri başardığınızı ve hedeflerinize ne kadar yaklaştığınızı görün. Bu alışkanlığın olumlu etkileri şükran duygusu, takdir ve nezaket olacaktır. Ne kadar ilerlediğinizi gördüğünüzde diğerleriyle kıyaslama yapmadan da iyi hissedeceksiniz.
Bu alışkanlığı günde veya haftada birkaç dakikanızı ayırarak günlüğünüze neleri başardığınızı yazmak suretiyle yerleştirebilirsiniz. Böylece zamanla kendinizi başkalarıyla kıyaslamayı bırakacak ve kendinize odaklanacaksınız.
Reklam

ADIM 3: DİĞER İNSANLARA KARŞI NAZİK OLUN
Diğer insanlara karşı tavrımızın ve davranışlarımızın, kendimize karşı olan tavır ve davranışlarımıza tahmin edemeyeceğimiz kadar büyük bir etkisi var. Diğer insanları ne kadar çok yargılar ve eleştirirsek, kendimizi de o kadar yargılayıp eleştiriyoruz. Diğer insanlara karşı ne kadar nazik ve yardımsever olursak, kendimize karşı da o kadar nazik ve yardımsever oluyoruz.
Bu yüzden etrafınızdaki insanlara karşı nazik olun ve onların olumlu yönlerine odaklanın. Böylece kendinizle daha çok barışacaksınız.
Mazlum Doğan

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BEYNİNİZİN ÇALIŞMASINI GÜÇLENDİREN 7 EMİR…

beyin-gucu1

 

Ünlü teknoloji dergisi Wired’ın hazırladığı IQ dosyası daha yaratıcı bir zekâya kuvvetli bir hafızaya ve iyi bir beyne sahip olmak için püf noktalarını içeriyor IQ’yu bir bilgisayar gibi görmemiz gerektiğini söyleyen dergiye göre bu cihaza program yüklemek bizim elimizde
1) DİKKATİNİ DAĞITACAKSIN
Çok önemli bir bilgiyi ezberlemek mi gerekiyor? O zaman öğrenmeyi çalıştığınız konudan daha farklı bir şey üzerinde çalışmanız lazım Böylece beyin asıl bilgiyi depolamak için daha çok güç harcayacak 2007 yılında araştırmacılar UCLA Üniversitesi’nden öğrencilerden 48 çift kelimeyi ezberlemeye çalışmalarını istedi Ülke=Rusya çiçek=papatya gibi kelime çiftlerini çalışan öğrencilerden bazıları papatyanın yanında diğer çiçeklerin isimlerini de inceledi ve bu öğrenciler daha çok kelime çiftini ezberlemeyi başardı Eğer dikkatinizi çeken başka bir öğe daha varsa asıl ezberlemek istediğiniz kavramı daha iyi öğrenirsiniz
2) ÇOK KAHVE İÇMEYECEKSİN
İster kahve ister Red Bull yoluyla olsun kafein mutlaka vücudu diriltip zekâyı keskinleştiren özellikler sunuyor Ancak araştırmalara göre kafeinle kurduğumuz ilişkide yanlışlıklar var Örneğin Türkiye ve İngiltere’de yapıldığı gibi düzenli aralıklarla çay içmek beynimiz için Starbucks’da dev bir kahve içmekten daha iyi sonuç veriyor Bunun sebebi de kafeinin beyindeki alıcıları bloke etmesi En yüksek seviyede farkındalık için ufak dozlarda çay içmek daha faydalı Üzerinde araştırma yapılan denekler ufak dozda alınan içeceğin onları sakinleştirip zihinlerini açtığını söylüyor Büyük boy bir kahve ise tam tersi etki yapabilir
3) OLUMLU DÜŞÜNECEKSİN
Yeni şeyler öğrenmek beyni güçlendirir Özellikle de yeni şeyler öğrendiğinizi düşünüyorsanız beyniniz güçlenir Zekânızın güçlendiğini düşündükçe zekânızı güçlendirirsiniz Stanford Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Carol Dweck’in yaptığı araştırmalara göre önüne çıkan zorluklara rağmen denemeye devam et görüşünde olan deneklerin beyinleri daha çok geliştirilebilir ’Savunmacı ol çabuk vazgeç’ yaklaşımındaki deneklerin beyinleri ise aynı şekilde gelişmiyor
4) PANİK YAPMAYACAKSIN
Eğer bir ayıdan kaçıyorsanız stres duygusu faydalı olabilir; stres sayesinde daha hızlı koşarsınız Ancak satranç oynarken aynı endişe duygusu beyni işlevsizleştiriyor Aşırı stres anlarında neandertal moduna geçip medeniyetin öğrettiği özelliklerimizi kaybediyoruz Beynimizin amygdala isimli bölümü ’korku merkezi’ işlevi görüyor ve endişe anlarında harekete geçiyor O zaman yaratıcılık espri duygusu yok oluyor Peki içimizdeki mağara adamını (veya kadınını) nasıl yenebiliriz? Sakinleşerek ve beyne her şey yolunda mesajı göndererek Yoga yapmak da iyi bir seçenek
5) DÜZENSİZLİĞİ SEVECEKSİN
Hayata karışın UCLA’in psikoloji bölümünden Robert Björk düzenli değil düzensiz biçimde algıladığımız bilgileri daha iyi öğrendiğimizi söylüyor Beynimiz hayatın kaotik yapısını içselleştirdiği için bilgiyle kurduğu ilişkide de kaostan hoşlanıyor
6) EGZERSİZ YAPACAKSIN
Aerobik yapmak yaşlı insanların beynindeki gri ve beyaz bölgeleri yeniden oluşturuyor Aerobik yapmanın zekâya faydası büyük Ağırlık kaldırmak ise zekâyı kesinlikle etkilemiyor Stres yaratan durumlarla karşılaşınca insanlar çoğunlukla nefesini tutar; yoga yaparak bu tür kötü alışkanlıklardan kurtulmak mümkün Baskı altında yanlış nefes alıp verdiğimiz için zekâmız geriliyor Doğru nefes almayı öğreten yognnın bu yüzden beyne etkisi çok olumlu
7) ACELE ETMEYİP YAVAŞLAYACAKSIN
Bu cümleyi okumak iki buçuk saniyeden fazla zamanınızı almamalı Eğer alıyorsa cümlenin içeriğini tam olarak anlayamayacaksınız Retinadaki motor tepki ve kelime görüntüsünün beyne ulaşması sonucunda dakikada en çok 500 kelime okuyabiliyoruz Massachusetts Üniversitesi’nden psikolog Keith Rayner “Hızlı okumak diye bir şey yoktur Tabii ki okurken yazılanı anlamaktan da bahsediyorsak” diyor Hızlı okurların okudukları metin konusunda kendilerine sorulan soruları yavaş okuyanlara göre çok daha yavaş cevaplayabildikleri kanıtlandı O yüzden yavaş okumak iyidir hatta dudaklarınızı oynatarak kelimeleri fısıldayabilirsiniz
* alıntıdır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BU BİTİŞ BANA YENİ BİR BAŞLANGICI GETİRİYOR

wm_normal_5750-11567980781

Hepimizin hayatta pes ettiği bir dönemi vardır..İnsanlar çeşitli acılar yaşıyarak pes etme noktasına gelirler..
Bu durum aslında bir bitişi belirler..Örneğin ; Yaşadığımız büyük bir sarsıntı,aşk acısı,en yakınını kaybetme acısı,kötü bir yenilgi,hayal kırıklığı gibi durumlarda ,artık mücadele gücünü kaybeden insan PES eder ve kendini bırakır…..
“KENDİNİ BIRAKMA” sözcüğüne dikkat ederseniz,”kendinden vaz veçme” demek olduğunu anlarsınız..Kendinden vaz geçen insan yavaş yavaş tüm hücrelerine “YAŞAMAK İSTEMİYORUM ” diye seslenir..Ve peşinden türlü hastalıklar baş göstermeye başlar..Bedenimizin her hücresi akıllıdır , insanın düşündüğü her şeye, ağzından çıkan her söze karşılık verir.PES etme noktası aslında, içinde bulunduğumuz olumsuz durumun bitişidir ..Bilincimiz bizi pes etme noktasına getirdiyse bize ” ARTIK YENİ BİR BAŞLANGIÇIN ZAMANI GELDİ ” diyordur..Kendinizi böyle bir durumda görüyorsanız,
lütfen bunu idrak edin..Ve sakın,kendinizi bırakmayın..
Kendinize şöyle seslenin
BU BİTİŞ BANA YENİ BİR BAŞLANGICI GETİRİYOR
VE BU YENİ BAŞLANGIÇ TÜM HAYATIMA
HUZUR SAĞLIK VE MUTLULUK GETİRİYOR..
KENDİMİ BÖYLE KABUL EDİYOR VE ONAYLIYORUM
Kendinize bu şekilde seslenirseniz,bu defa o ,muhteşem akıllı hücreler bu seslenmeye karşılık verecek ve sizi içinde bulunduğunuz KENDİNDEN VAZGEÇMİŞLİKTEN kurtaracaktır….
Serap Özger

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Birilerinin çöpü birilerinin hazinesidir

hayattan-kareler1

 

 

Hayatta içinde bulunduğumuz her durum değişkenlik gösterebilir. Karşılaştığımız her olayın içerisinde sevgi vardır. Nefret dolu olduğunuzda bile aslında bu bir sevgi yansımasıdır. Bununla birlikte karşılaştığınız her durum, olay ve insan içinde bulunduğumuz ya da bulunacağımız hallerin birer işaretidir.

Yaşanılan hayal kırıklıkları, sonlar, bitişler, terk edilişler, vazgeçilen olmalar ve görmezden gelinmeler… Bunların tamamı bir son gibi görünse de ve hepimizde hayal kırıklığı yaratıyor olsa da hepsi yeni başlangıçların birer işaretleridir.
Aynı sonların başlangıca dönüştüğü gibi, her olumsuz durum da daha sonrasında olumlu bir hal alır. Biten, giden, terk eden herkesi ve her şeyi sevgi ile uğurlamak gerekir, çünkü onlar “biz”lerin değişiminde görevlerini yerine getirmişlerdir.
Her şey yaşanması gerektiği için yaşanır

Belki çok klasik bir söz gibidir fakat çok da içi doludur aslında. “Her şey yaşanması gerektiği için yaşanır.” sözünün. O yüzden başımıza gelenlerden dolayı dış odaklı bir suçlu aramak yerine, ya da durumdan ötürü kendimizin kurban rolüne bürünmesindense bizlere gelen her şeyin sınavın bir parçası olduğunu bildiğimizde; tevekkül gösterip, yüce gönüllülük ile kabul ettiğimizde bizdeki en büyük değişim ve gelişim gerçekleşmiş olur ve kendimizden yeni bir benlik ortaya çıkarabilmiş oluruz.
“Birilerinin çöpü bir başkasının hazinesidir.” Kendimizi neye ya da kime göre değersiz hissediyoruz? Bize birinin kendimizi değersiz hissettirmiş olması bizi ne kadar değersiz yapabilir ki? Ya da tümünü geçtim, gerçekten bunu hissettirmiş olmasına ya da birilerinin çöpü olmaya hangi oranda tevazu gösterebiliriz? Peki ya tevazu içerisinde olmak nasıl bir haldir? Tevazu da olmak demek kırmamak ve kırılmamak anlamına gelir.
En büyük tevazu göstergesi aslında kırılmamayı başarabilmektir yani birileri bize çöp muamelesi yaptığında bunu anlayış ile kabul edebilme yürekliliğini gösterebilmek demektir. Bu tarz bir davranışa karşı hoşgörü ile yaklaşabiliyor olmak bizi hem kendimiz hem de bir başkası için hazineye dönüştürecektir.

Şems Tebrizi’ nin de dediği gibi “Hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur.” Yıkıntılar arasındaki hazineleri ancak gönül gözü ile görebilenler fark edebilirler ve biz de gönül gözümüz ile baktığımızda görebiliriz içimizdeki cevheri ve değerimizi.
Hüma Ünsal
Kaynak İndigo dergisi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Evde elma sirkesi yapımı… Bu yazımızda sizlere evlerinizde kolayca yapacağınız organik elma sirkesi yapımını anlatacağız.

elma-sirkesi-nedir-faydalarizararlari1

 
Hepimizin en sık kullandığı ev malzemelerinden birisi şüphesiz elma sirkesidir. Hem beslenme amaçlı hemde evde temizlik amaçlı çok yönlü bir ev yardımcısıdır. Sizler evde kendi uygulayacağınız yöntemlerle kendi zevkinize göre ve tamamen saf elma sirkesi yapabilirsiniz. Ülkemizde organik elma bulmak çok kolay olacağından, yapacağınız sirke organik sirke olacaktır.
Evde Organik Elma Sirkesi Nasıl Yapılır?
Organik Elma Sirkesi Tarifi Malzemeleri:
2 adet elmanın kabuğu
750 ml  temiz içme suyu ( 1 litreden biraz az )
Bir çay kaşığı şeker
Bir çay kaşığı tuz
1 lt’lik cam kavanoz
Elmaların kabukları biraz kalınca soyulur ve kavanozun içine bırakılır. Daha sonra su, şeker ve tuz eklenerek kavanozun ağzı kapatılır. Bir süre şeker ve tuz eriyinceye kadar çalkalanır. 10 gün ışık almayan karanlık bir yerde bekletilir. ( Bazı okurlarımız ağzı kapatıldığında sirke sürecinin meydana gelmediğini yazmışlar. Konuyu tecrübe ettikten sonra paylaşacağız ) Aşağıda İbrahim Saraçoğlu’nun paylaştığı sirke tarifi ile de deneyebilirsiniz.
Evde organik elma sirkesi yapımı için püf noktaları:
Temiz içme suyu şart
Karanlık ve kuytu bir yer olmasına özen gösterin
Ara ara kavanozu karıştırın ve açıp kontrol edin.
( Elma sirkesi yapımı ne kadar basit! Elma kabuğu çöp değildir )
Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu Evde Elma Sirkesi Yapımı
Evde Elma Sirkesi için Malzemeler:
8-9 adet doğal elma
2 litre temiz su
2 yemek kaşığı bal
1 tatlı kaşığı tuz ( kaya tuzu olursa daha iyi olur )
2 litrelik kavanoz veya bir kap
Elmaların sap ve çekirdekleri ayıklanır, güzelce doğranır ve temiz bir kab içine alınır, üzerini hafif geçecek kadar su eklenir ve diğer malzemeler konur. Kab üzerine bir tülbent konur ve mümkünse tülbent bağlanır ki böcek ve sinekler girmesin. İlk günler her gün, ileri ki haftalarda ise haftada bir karıştırılır. İlk haftadan sonra kavanoz çevresinde küçük sirke sinekleri görmeye başlarsınız bu normal bir durumdur. Bu tür sirkenin oluşması için en az iki ay süre gerekmektedir. Sirke hazır olunca içerisinde bir tabaka mantar küfü oluşabilir. Buda normal bir durumdur bu tabaka bir maya tabakasıdır. Bu maya tabakasıyla; bal kullanmadan diğer yapacağınız elma sirkesini mayalayabilirsiniz.
Evde organik elma sirkesi yapımı ile ilgili bilinmesi gerekenler:
Sirkeniz ne kadar çok beklerse o kadar kendine özgü ve kaliteli olur. Eğer sirkenizin kalitesini arttırmak isterseniz; 15- 20 süreden sonra karışımı süzüp, oluşan sirke içine iki üç adet nohut, bir parça ekmek, az miktarda kaya tuzu atın ve kavanozun ağzını kapatarak 40 gün bekletin. Daha sonra süzün.

Not: Ayrıca; elma sirkesi tarifi ile diğer meyvelerden de aynı yolu izleyerek sirke yapımı mümkün. Ayva, üzüm, armut, hurma, alıç, portakal veya limon kabuğu ( bergomat ve diğer narenciyeler dahil ) gibi meyvelerden de aynı yolu takip ederek sirke yapmak mümkündür. Narenciyeden yapılan sirke daha çok ev temizliği için kullanılabilir ve kokuları oldukça güzeldir. Limon ve portakal kabuğu sirkesi tarifi için tıklayın: Portakal ve Limon Kabuğu Sirkesi
Bitki Sirkesi Yapımı:
Eğer size çok iyi geldiğini bildiğiniz bir bitki varsa, ( maydanoz, dereotu, kekik, biberiye semizotu vs.. ) elinizdeki sirke içerisine bu bitkilerden koyarak 1 ay kadar bekletin ve sonra süzün. Muhteşem ve tam size özel sirkeniz hazır.
Ayrıca sirkelerinizi elma yerine diğer meyvelerden veya meyve kabuklarından da deneyebilirsiniz. Örneğin; portakal kabukları, limon kabukları, hurma vs. Meyve kabukları çöp değildir.  Yaptığınız sirke eğer hoşunuza gitmediyse atmayın, sirke mükemmel bir temizlik malzemesidir.
Elma Sirkesinin Diğer Faydaları
Elma sirkesi zararlı mikroorganizmaları öldürür. Mutfak bezlerinizi sirke ile dezenfekte edebilirsiniz. Ayrıca çamaşırlarda yumuşatıcı olarak makinanın yumuşatıcı gözüne, bulaşıklarda ise makinanın parlatıcı gözüne sirke koyup sonucu görebilirsiniz. Sirkenin en güzel yanı ise deterjan artıklarını tamamen silip atması. Evinizde halı temizliğinden tutun, mobilya parlatmaya kadar ( bknz: Doğal Temizleyici Tarifleri ) pek çok alanda işinize yarayacaktır. Ayrıca sivilce problemlerine karşı elma sirkesi ve soda karışımının çok faydalı olduğu söylenmektedir. Bunun yanında yine topuk dikeni gibi problemlere karşı, ayaklarınıza sirkeli ılık suda masaj yağmak iyi gelecektir. Ayrıca banyo sonrasında durulama suyunun içine bir miktar elma sirkesi koyun ve vücudunuzu bu suyla durulayın. Bu sayede şampuan veya sabun artıkları nötralize olacak ve mantar oluşumu ihtimalinin önüne geçecektir.

KAYNAK: 1 ORGANİK.COM

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

“Yerde yatarken iki seçimim var diye düşündüm.

ani-yasamak11

 

 

Jerry, çevresindekilerin çok sevdiği insanlardan biriydi. Keyfi her zaman yerindeydi. Çünkü her zaman söyleyecek olumlu bir şeyler bulurdu. Hatta bu huyu nedeniyle bazen etrafındakileri çıldırtırdı bile!
Birisi nasıl olduğunu sorsa; “Bomba gibiyim” diye yanıt verirdi hep. Jerry, doğal bir motivasyoncuydu.
Yanındaki insanlardan biri kötü bir gündeyse yanına koşar, duruma nasıl olumlu bakılacağını anlatırdı.
Bu tarzı fena halde düşündürüyordu beni. Bir gün sordum; “Nasıl oluyor da, her zaman, her koşulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun?” diye…
“Her sabah kalktığımda kendi kendime; ‘Jerry bugün iki seçimin var. Havan ya iyi olacak ya da kötü!’ derim. Her zaman havamın iyi olmasını seçerim. Kötü bir şey olduğunda yine iki seçimim var. Kurban olmak ya da ders almak. Ben başıma gelen kötü şeylerden ders almayı seçerim. Birisi bana bir şeyden şikâyete geldiğinde, yine iki seçimim var. Şikâyetini kabul etmek ya da ona hayatın olumlu yanlarını göstermek. Ben olumlu yanlarını göstermeyi seçerim.”
“Yok yahu” diye dalga geçtim. “Bu kadar kolay yani…”
“Evet… Kolay…” dedi Jerry.
“Hayat seçimlerden ibarettir. Her durumda bir seçim vardır. Sen her durumda nasıl davranacağını seçersin!”
Jerry’nin bu sözleri beni oldukça etkilemişti.
Onu uzun yıllar görmedim. Ama hayatımdaki talihsiz olaylara dövünmek yerine olumlu seçimler yaptığımda hep onu hatırladım. Yıllar sonra Jerry’nin başına çok talihsiz bir olay geldi. Soygun için gelen hırsızlar Jerry’yi delik deşik etmişler.
Ameliyatı 18 saat sürmüş, haftalarca yoğun bakımda kalmış.
Taburcu edildiğinde kurşunların bazıları hâlâ vücudundaymış.
Ben onu olaydan altı ay sonra gördüm.
“Nasılsın?” diye sorduğumda; “Bomba gibi” dedi.
“Olay sırasında neler hissettin Jerry?” dedim.
“Yerde yatarken iki seçimim var diye düşündüm.
Ya yaşamayı seçecektim ya ölümü. Ben yaşamayı seçtim.
Ambulansla gelen sağlık görevlileri harika insanlardı.
Bana hep ‘iyileşeceksin merak etme’ dediler.
Ama acil servisin koridorlarında sedyemi hızla sürerken
doktorların ve hemşirelerin yüzündeki ifadeyi görünce ilk defa korktum. Bu gözler bana ‘Bu adam ölmüş’ diyordu.
Bir şeyler yapmazsam, biraz sonra ölü bir adam olacaktım.
Kocaman bir hemşire yanıma yaklaştı ve bağırarak,
herhangi bir şeye ihtiyacım olup olmadığını sordu.
‘Var’ diye yanıt verdim.
Doktorlar ve hemşireler merakla sustular.
Derin bir nefes alarak kendimi topladım ve bağırdım:
‘Benim kurşunlara alerjim var!..’
Gülmeye başladılar.
Tekrar bağırdım;
‘Ben yaşamayı seçtim.
Beni bir canlı gibi ameliyat edin. Otopsi yapar gibi değil.’
Jerry, sadece doktorların büyük ustalıkları sayesinde değil, kendi olumlu tavrının da büyük katkısı ile yaşadı.
Yaşaması bana yeni bir ders oldu. Her gün hayatımızı dolu dolu yaşamayı seçme şansımız ve hakkımız olduğunu ondan öğrendim ve de her şeyin kendi seçimlerimize bağlı olduğunu…”
Francie Baltazar Schartz’ın yazısını okudunuz.
Şimdi önünüzde iki seçiminiz var:
1. Ya bu yazıyı okuyup, bir kenara atacaksınız!
2. Ya da birileriyle paylaşacaksınız!
Ben seçimimi yaptım. Siz değerli okurlarımla paylaştım.
Ya siz? Siz ne yapacaksınız?

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İşte Tatile Çıkmadan Önce Buzdolabınızda Bozuk Para Bırakmak İçin Harika Bir Neden

sheilamugg1

 

 

Tatilden, iş gezisinden veya ailenizle geçirdiğiniz bir hafta sonundan eve dönüşünüzde elektrikle çalışan dijital saatinizin yanlış zamanı gösterdiğini farkettiniz mi?
Büyük ihtimalle siz evde yokken elektrik kesintisi olmuştur. Elektrik kesintisinin olduğunu kolayca farkedebilirken, ne kadar süreliğine kesildiğini anlamak çok zordur. Bu nedenle de buzdolabınızdaki yiyeceklerin çözüldüğünü, bozulduğunu ve daha sonradan tekrar donduğunu farkedemezsiniz.
Ya da farkedebilir misiniz?

ABD’nin bazı bölgelerini vuran Matthew kasırgası sonrasında Sheila Pulanco Russell isimli bir kadın evlerini boşaltmak zorunda kalan insanlar için harika bir ipucu önerdi.
İpucu sayesinde uzun süredir evde olmadığınız halde elektriğinizin kesilip kesilmediğini ve dolayısıyla buzdolabınızdaki yiyeceklerin bozulup bozulmadığını anlayabiliyorsunuz.
Bir gün işinize kesinliklere yarayacağını düşündüğümüz ipucunda tek ihtiyacınız olan bir kupa, çeşme suyu ve bozuk para.

Fotoğraf: Facebook
Yüz binlerce kişinin paylaştığı Facebook gönderisinde Sheila ipucunu şöyle açıklıyor:
“Kasırga sonrası evinden geçici süreliğine ayrılmak zorunda kalanlar veya tatile çıkacaklara harika bir önerim var. Dondurucuya içi su dolu bir kupa yerleştirin. Donduktan sonra dondurucudan alın ve üstüne bozuk para koyup dondurucunuza geri koyun. Böylelikle eğer kasırga nedeniyle evinizden uzun süre uzak kaldıysanız ya da ailenizle beraber uzun soluklu bir tatilden yeni döndüyseniz, buzdolabınızdaki yiyeceklerin bozulup bozulmadığını anlayabilirsiniz.
Eğer bozuk para, ortadan aşağıya doğru düşmüşse yiyecekleriniz bozulmuş demektir. Eğer bozuk para olduğu yerde yani kupadaki buzun üstünde duruyorsa, yiyeceklerinize bir şey olmamış demektir. Bu ipucunu, evinizden bir süreliğine uzaklaşacaksınız denemekte fayda var. Böylelikle siz evde yokken elektriklerin kesilip kesilmediğini ve dolayısıyla yiyecekleriniziz bozulup bozulmadığını anlayabilirsiniz.
Eğer yiyeceklerinizin bozulup bozulmadığından emin değilseniz, atın gitsin. Önemli olan sağlığımız. Lütfen ipucunu arkadaşlarınızla PAYLAŞIN.”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

50 Yaş Üzerine Enfes Bir Yazı…

50-yas-uzerine-enfes-bir-yazi-1487566982-157217881401

 

 

Sevginin tüm yaşamın anlamı olduğunu, insanı üzmenin günahla eşdeğer olduğunu, yaşamın çok değerli olduğunu anlaşıldığı yaş.
İlk yirmi yılı hiç bir şey anlamadan aileye topluma kendini kanıtlamakla,
İkinci yirmi yılı iş güç çoluk çocuk aile içi çatışmalarını idare etmekle,
On yılı ise artık olgunlaşmak ve sevginin; salt sevginin değerli olduğunu anlamakla geçer.
Elli yaşındaki insan artık önünde tüm gücüyle yararlı olabileceği en çok on beş ya da yirmi yılı olduğunu çok iyi bilir.
Ve arkasını dönüp baktığında geçen elli yılın hızından ödü kopar.
Önünde kalan yirmi yılında bu hızla geçeceğini çok iyi bildiğinden sevginin önemini anlar.
Mutlu olmanın, mutluluk vermenin yaşamın gerçek yüzü olduğunu; gerisinin hikaye olduğunun farkına varır. Ve yaşamında sevgiden başkasına yer vermez.
Kısacası elli yaşında olmak; mutluluğa açılan kapının keşfedilmesidir.
(Ekşi Sözlükten)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Enerjinizle Güvenli Alan Oluşturma…

Tüm dünya kaos içindeyken onu hissetmemiz çok doğaldır, onu itmek yada direnç göstermek yerine içinize nefesle çekin , bir parça daha karmaşa ,kaos ,dışardaki enerjileri hissedemem ,bunaldım ,yoruldum dediğiniz anda tam o anda içinize daha fazlasını alabilirsiniz ,onun hiç bir şey olmadan içinizde kendiliğinden dönüştüğünü göreceksiniz ,ama paniğe kapılmak yok,isleme izin vermelisiniz.

 

Ayrıca kaos güzeldir, her şeyin önce tanımsızlaşmasına ,yapısından çözülme ve yeniden yaratılma zamanlarına kaos diyor insanlar…ama bu da tıpkı mevsimler ve tüm döngüler gibi çok doğaldır, çok doğal..

 

Böyle endişelerin yoğun olduğu zamanda güvende hissetmemek olabilir ,zaten yasama basladıgımız andan itibaren disariya,yasama,kendimize güvenmemek üzere program çalışmaya başlıyor ve bir noktadan sonra otomatik olarak çalışan ve bizi biz farketmeden ele geçiren bir sisteme dönüşüyor ,endişe ..

 

Ben sizlerle Güvenli alanınızı oluşturmakla ilgili bir çalışma paylaşmak istiyorum (benzer çalışmaları daha önce yapmış olsanız bile ben size onu simdi anınızda yapmanızı tavsiye ederim, bugünün enerjisi bugüne aittir ,yenidir ,simdi ani dünüde kapsayan ,onun ötesine geçmis bilinci ve yeni enerjiyi içinde barındırır ,onun için bunu simdi yine yapmak güzeldir ,yeni enerjidir…bir sonraki mailimde size bunun nedenini daha iyi anlayacağınız bir bilgi aktaracağım

 

1396.jpg

 

bu bir çakra çalişması değildir.. okunduğunda öyle gelebilir ama değildir ,bu bir eskiyi temizlemek, resetlemek ve yerine güvenli alanı koyarak çakra diye bilince yerlestirdiğimiz 7 merkezi birleştirme çalışmasıdır, herşey gibi o merkezleride yaratan ve ona anlam yükleyen biziz

 

yalnız olduğunuz bir zamanda ,sakinleştirici bir müzik açın ,gözlerinizi kapayın ,odayı temizce havalandırın ve derin nefesler alarak hayal gücünüzü kullanarak bunu yapın

 

imgelemek gerekmez,vizyon görmek gerekmez, bu sadece çalışmayı nasıl yapabileceğinizi anlamanız için kullanılan bir metafor, 7 nefeslede bunu yapabilirsiniz , yapmak için hiçbir çabaya gerek yoktur, sadece yapın

 

(bir şey hissetmeye duyumsamaya algılamaya çalışmaya vs de gerek yoktur bunu çok basit tutun ve hiçbir önyargı,tanım,eskiden öğrenilmiş bilgi ve deneyiminizin bu yeni deneyimi etkilemesine izin vermeyin , bu sadece bu çalişma için değil tüm yasam deneyimi için çok güzel olur bunu yapmak

 

her sabah uyandığınızda bir bebek gibi uyansak ,eski deneyimlerimizin o yeni günü hiç tanımlamasına ,o gün yaşayacaklarımızın çoşkusunu etkilemesine izin vermeden ama önceki deneyimlerimizin bilgeliğiyle yaşasak ,iste bir deneyim üstadının yaşantısı böyledir diyebilirmiyiz..ama bu bile bir tanım oldu ))

 

7 çakra diye bildiğimiz yerde 7 mühür olduğunu hayal edin , once 1.yere gidin o mühürü açin , orada ne varsa serbest bırakın ,izin verin disari çıksın ,sonra orayı 7 gökkuşagı enerjisinde kaynak sularıyla yıkayın … ve en son oraya Güveni koyun

 

ama o bugüne kadar henüz hiç bilmediğimiz bir güven, dünya üzerinde hiç deneyimlenmemiş bir güven ,güzel dilimizde söylediğimiz gibi özümüzden gelen bir güven olsun

 

ama onu henüz hiç bilmiyoruz,daha hiç deneyimlemedik ,bu yepyeni bütün varlığımızdan gelen güveni koyun oraya

 

ve bunu 7 si içinde yapın (gelecek günlerde onun nasıl bir güven olduğunu hepimiz deneyimleyeceğiz , bu tıpki oraya bir tohum ekmek gibi olsun

 

daha sonra 1 ve 7 yi, 2 ile 6 yı ve 3 ile 5 i yine nefesle kalbinizde birleştirin

 

birini aşağı birini yukarıya doğru akan ırmaklar gibi hayal edebilirsiniz ,daha önce orada tanımlanmış ne varsa akışkan oldu, su oldu ve kalp okyanusunuza aktı,karıştı

 

simdi hepsi kalp alaninizda birlesti ve gelecek gunlerde ozunuzden gelen yepyeni ,daha once hic bilmedigimiz bir guven hissinin yasamimiza girisini simdiden kutlayin ve gozlemleyin ki degisimin yeni gelenin farkinda olabilesiniz

 

Özümden gelen sevgiyle özünüzü kokluyorum ,içime çekiyorum ,kendime katıyorum,sizde beni kendinize katabilirsiniz

ve içime aldığım ne olursa olsun kahkahanız yada gözyaşınız , kalbimi açarak içime almaktan sevinç duyuyorum

Kaynak: Spritüeller

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »