Bilinçli Bir Hayat İçin Kullanabileceğiniz Araçlar

zeka-sorusu-nasil-cozulur[1]

Daha bilinçli bir yaşam çaba harcamaya değer, ama aynı zamanda odaklanmayı ve anda kalabilmeyi hatırlamak zordur. Burada amaçlarınıza ulaşmanız için tasarlanmış araçları bulacaksınız.
Son birkaç aydır hayatımın odak noktası bilinçli yaşamak oldu ve zaman zaman ona göre davranmam gerektiğini unutsam da, paylaşmaya değecek birkaç şey öğrendim.
Birincisi, bilinçli bir yaşam için çaba harcamaya değer. Bilinçli yaşam çoğunlukla içine dalmış olduğumuz rüyadan uyandığımız bir yaşam bu. Oysa çoğumuzun yaşamı zihninizin “bu an” hariç herhangi bir yerde olduğu, daha sonra ne yapacağınıza, birisinin söylediği bir söze, stres yaptığınız veya sinirlendiğiniz bir duruma takılı kaldığınız bir yaşamdır.  Zihnimizi akıllı telefonlarla ve sosyal medyayla kirlettiğimiz bir durum.
Bu çabaya değer çünkü uyanık olmak, yaşam yolunda yürürken bir şeyleri kaçırmamamız anlamına geliyor. Uyanık olmak; içimizden geçenlerin, olduğu sırada, farkında olduğumuz ve dürtülerimizin sesini dinlemek yerine daha çok mantıksal seçimler yaptığımız anlamına geliyor.
Öğrendiğim ikinci şey unutmak oldu. Uyanık olmayı üst üste defalarca kez unutuyoruz. Ve bu normal. Bilinçli olmak, unutma ve sonra hatırlama süreci olarak açıklanabilir. Tekrar tekrar. Aynı nefes almak gibi, tekrar tekrar nefes alıp verirsiniz.
Üçüncüsü bilinçli yaşamak sadece tek bir öğeden oluşmaz. Sadece meditasyon yapmak yeterli değildir. Ya da sadece şu anda etrafınızda hissettiklerinize odaklanmak da yeterli değildir. Bilinçli yaşamın birbirleriyle bağlantılı bir dizi araçtan oluştuğunu öğrendim. Hepsi aynı sonuca farklı yollardan ulaşmaya benziyor ama hepsi tek başına da yararlı.
Kullanabileceğiniz araçlar
1)Meditasyon. Meditasyon, bilinçli yaşamın başlangıcı. Çok karışık da değil, başlangıç olarak günde bir kez bir dakika boyunca kıpırdamadan oturun (bir hafta sonra 3 ile 5 dakikaya kadar çıkarın) ve dikkatinizi vücudunuza ve sonra nefesinize verin. Düşünceleriniz nefesinizden başka bir yere kaymaya başlarsa, hafifçe nefesinize geri dönün. Bir dakika dolana kadar tekrarlayın.
2)Uyanık olun. Meditasyon uyanık olmanız için, rüya durumunda olmamanız (zihninizin fikirden fikre atlaması, çevrimiçi dünyada kaybolması, geçmişte başınıza gelen kötü şeylere takılması, geleceğe dair endişeler), anda olanlara açık olarak yaptığınız bir uygulama. Uyanık olmak, eğer hatırlayabilirseniz, her gün yapabileceğiniz bir uygulama. Buradaki kilit cümle, hatırlamak.
3)Arzularınızı takip edin. 2005’te sigarayı bıraktığım zamanlarda işime en çok yarayan yöntem, sigara içme dürtümü takip etmek oldu. Oturur, sigara içme isteğimin ortaya çıkmasını ve ortadan kalkana kadar düşüşünü takip ederdim. Bu bana benim sadece arzularımdan oluşmadığımı ve arzularıma yenik düşmem gerekmediğini öğretti ve bu sayede diğer alışkanlıklarımı değiştirmem için yardımcı oldu. E-maillerinizi ve sosyal medyayı kontrol etme, kızarmış veya şekerli bir şeyler yeme, alkol alma, TV izleme, dikkat dağınıklığı ve erteleme güdünüzü takip edin. Bu arzular gelecek ve gidecektir ve siz onlara göre hareket etmeyeceksiniz.
4)İdeallerinizi takip edin. Hepimizin her zaman idealleri vardır. Günümüzün kusursuz geçeceğine dair bir idealimiz, karşılaştığımız insanların bize nazik ve saygılı davranacağına dair bir idealimiz, mükemmel olacağımıza dair bir idealimiz, sınavı veya toplantıyı muhteşem bir şekilde atlatacağımıza dair bir idealimiz ve asla hata yapmayacağımıza dair bir idealimiz var. Tabii ki, tecrübeyle sabit, bu idealler gerçek değildir, gerçekleşmeyecekler ve gerçekçi bile değiller. Ama yine de bu ideallere sahibiz ve kaybettiğimiz kişiler ve şeyler nedeniyle üzerimizde stres, korku ve kaygıya neden oluyorlar. İdeallerinizden vazgeçerseniz, bu ıstıraptan kurtulabilirsiniz.
5)İnsanları ve yaşamı oldukları gibi kabul edin. Sevdiğim kişiyi değiştirmeyi bıraktığımda ve onu olduğu gibi kabul ettiğimde, sadece onunla birlikte olmaya ve geçirdiğimiz vaktin tadına varmaya başladım. Bu kabulleniş yaptığınız her şey ve herkes için geçerlidir – bir meslektaşınızı, bir çocuğu, bir eşi, ama aynı zamanda kötü bir durumu, tatsız bir hissi, sinir bozucu bir sesi kabullenin. Her şeyi olduğu gibi kabul ettiğimizde, onunla savaşmayı bıraktığımızda, çok daha huzur içinde yaşayabiliriz.

6)Beklentilerinizi serbest bırakın. Bu aslında bundan önceki iki maddeyle aynı ama yine de kesinlikle faydalı buluyorum. Yaklaşan bir duruma, yeni bir proje veya iş olanağı gibi, göre oluşturduğunuz beklentilerinizi takip etmek faydalıdır ve nelerin gerçek olduğunu, nelerin stres ve hayal kırıklığı yarattığını görürsünüz. Kendi kendimize acı çektiriyoruz ve bu acıya sebebiyet veren beklentilerimizi serbest bırakarak kendimizi kurtarabiliriz. Beklentilerinizi denize atın.
7)Rahatsızlıkla/Huzursuzlukla barışın. Rahatsızlık korkusu çok büyüktür – insanların eski alışkanlıklarına saplanıp kalmalarına, yapmak istedikleri işlere başlamamalarına, çok da sevmedikleri bir işyerinde çalışmaya devam etmelerine neden olur, çünkü alışagelmişi ve rahatlığı değişikliğe ve bilinmeyene tercih ederiz. Ama alıştırma yaparak rahatsızlıkla barışabilirsiniz. Sizi daha az rahatsız eden konulardan başlayın ve konfor bölgenizi genişletmeye başlayın.
8)Direncinizi takip edin. Rahatsızlık verici bir işe kalkıştığınızda veya alıştığınız ya da sevdiğiniz bir şeyden vazgeçmeniz gerektiğinde, dirençle karşılaşacaksınız. Ama direncinizi takip edebilir ve bu konuya merakla yaklaşabilirsiniz. Sizi kızdıran konulara olan direncinizi takip edin, bu örnek olarak konsantrasyonunuzu bozan yüksek bir ses olabilir. Asıl problem sesin kendisi değil, sizin sese göstermiş olduğunuz tepki. Aynı durum sevmediğimiz yiyecekler, çok sıcak veya çok soğuk ortamlar veya açlığa olan direnç için de geçerli. Problem yemeğin tadı, sıcak, soğuk ya da açlık değil – bizim bu etkilere olan direncimiz.
9)Meraklı olun. Çoğunlukla her zamanki yöntemlerimize takılıp kalıyoruz ve insanların nasıl olduğunu, işlerin nasıl işlediğini bildiğimizi düşünüyoruz. Bunun yerine, araştırmacı olun. Keşfedin. Deney yapın. Bildiğinizi düşündüğünüz şeyleri bırakın gitsin. Yeni bir projeye veya girişime başladığınızda başarısızlık korkusunu kalbinizde hissederseniz, “Olamaz, başarısız olacağım” ya da “Olamaz, nasıl sonuçlanacak bilmiyorum” diye düşüneceğinize “Görelim bakalım” diye düşünün. Ve sonra geriye başarısızlık korkusu kalmayacak, sadece meraklı olmanın ve araştırmanın zevki kalacak. Bilmemekle barışmayı öğrenin.
10)Minnettar olun. Her şey hakkında şikâyet ediyoruz. Ama hayat adeta bir mucize. Yaptığınız her işte minnettar olacağınız bir şey bulun. Yeni bir alışkanlık edinmek istediğinizde minnettar olun, daha uzun süre dayanacaksınız. Birisiyle birlikteyken minnettar olun, daha mutlu olacaksınız. Eğer takdir etmeyi bilirseniz hayat gerçekten inanılmaz.
11)Her şeyi kontrol etmeyi bırakın. Olaylarının kontrolünün çoğunlukla bizde olduğunu düşünürüz, oysa ki bu bir illüzyondur. Organize etmeye, amaçlara ve üretkenliğe olan saplantımız, hayatımızı kontrol edebiliyor olduğumuz yanılsamasından kaynaklanmaktadır. Ama hayat kontrol edilemez, tam her şeyi kontrol aldığınızı düşündüğünüzde bir olay olur ve her şey tepetaklak olur. Daha sonra olaylar istediğimiz gibi gelişmedi diye hüsrana uğrarız. Bunun yerine, her şeyi kontrol etmeyi bırakın ve kendinizi akışa bırakmayı öğrenin.
12)Merhametli ve şefkatli olun. Bu size basmakalıp gelebilir ama başkalarına göstereceğiniz merhamet dünyaya bakışınızı gün ve gün değiştirebilir. Kendinize merhametli olmak ise hayatınızı kökten değiştirecektir. Şu ikisini unutmamak gerekir, bilinçli yaşam siz unuttuktan sonra merhametli olmayı hatırlamaktır.
Yukarıda yazılanlar hazmetmesi ve hatırlaması zor gelebilir. Ben bile sık sık unutuyorum ama sonra hatırlayıp “Ah, yine yapıyorum!” diyorum ve hatırlıyorum.
Sonra tekrar unutuyorum, ama ders çıkarıyorum, öğreniyorum ve yine yapmaya başlıyorum.
Bu bilinçli olmayı öğrenme süreci. Unutmak ve hatırlamak, defalarca.
Kaynak: http://www.fastcompany.com/3023459/how-to-be-a-success-at-everything/12-tools-for-more-mindful-living – Leo Babauta

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yeni bir alışkanlığı yerleştirmek için 21 gün boyunca hiç ara vermeden tekrar gerekir.

21687503_1927360047584066_775074991559593819_n[1]

 

Alışkanlıklar beyinde 20 günde oluşmaktadır. 20 gün boyunca aynı şeyi yapan insan 21. günde alışkanlık kazanmış olur. Tıpkı sigara alışkanlığı gibi.
Araba kullanmaya başladığımızda vitesi, debriyajın yerini, sinyali verirken düşünürüz ama belli bir süre sonra beyin bunu otomatiğe bağlar hani kişisel gelişim kitaplarında hep yazar ya 20 gün aptalım diyen, 21. gün aptal olur.
Alışkanlık, bir halata benzer. Her gün bir lifi örer ve sonunda onu koparamayacak kadar güçlü yaparız.
Horace Mann
Alışkanlıklar bırakılmazlarsa, zamanla ihtiyaç haline gelirler.
St. Augustine
Alışkanlıkların zincirleri, önce duyulmayacak kadar hafif, sonra kırılmayacak kadar güçlü olur.
Benjamin Disraeli
Alışkanlıktan daha büyük bir şey yoktur.
Ovidius
Hiç kimse bir alışkanlığa veda etmek cesaretini gösteremez.
Balzac
İlk gördüğümüz zaman korktuğumuz nice şeyler vardır ki, zamanla alışır, hiç aldırmaz oluruz.
Aisopos
İnsan alışkanlıklarının çocuğudur.
İbn-i Haldun
Mademki alışkanlıklar hayatımızın en ileri gelen hakimleridir, öyle ise ne yapıp yapıp iyi birini edinmeye çalışmalıyız.
Francis Bacon
Tilki, derisinden vazgeçer de, alışkanlıklarından vazgeçmez.
Suetonius
21 GÜN KURALI
Sadece irade kullanarak alışkanlık değiştirme çabaları ancak kısa bir süre işe yarar. Sonra eski alışkanlıklara geri dönülür. Çünkü bilinç ile bilinçaltı çatıştığında kazanan daima bilinçaltıdır. Örneğin, siz bilinçli olarak sigarayı bırakmak isteyebilirsiniz ama bilinçaltınızda sigarayla ilgili olumlu bir kayıt olduğu sürece iradenizi kullanarak sigarayı bir süre bıraksanız bile bir müddet sonra yine başlarsınız. Bilinçli zihin dakikada dokuz düşünceyi bilinçli olarak algılayabilir; ama bilinçaltı bir dakikada 2.3 milyon bilgi parçacığını prosesten geçirir.
Olumlu ve olumsuz alışkanlıkların, yaşam deneyimlerinin, inançların belleği bilinçaltındadır.
Bir alışkanlığı ondan kurtulmaya çalışarak değiştiremezsiniz ama yeni bir alışkanlık yaratabilirsiniz. Kötü alışkanlıkları yok etmek, yeni bir şeyi öğrenmekten daha zordur. Yeni bir alışkanlığı yerleştirmek için 21 gün boyunca hiç ara vermeden tekrar gerekir. Çünkü yeni alışkanlığın zihinde ve hücresel bellekte kalıcı olarak yerleşmesi 21 gün sürer. Alışkanlıklar tekrarlana tekrarlana kazanılır. Yeni alışkanlığın da zihinde kalıcı sinir ağı “otoyolu” yaratması 21 gün tekrar edilerek oluşur. Zihniniz ve kaslarınız tekrar edilen bir şeyi otomatiğe bağlar. Dişinizi fırçalamak, yürümek ya da ayakkabınızı bağlamak için düşünmüyorsunuz değil mi?
Bireysel gelişim yolculuğunuzda bilinçaltınıza belirli bir olgunlaşma süresi tanımanız gerekir; bunu kuluçka dönemi olarak düşünün. Unutmamanız gereken, bu 21 günlük kuluçka dönemini hiç sekteye uğratmadan tamamlamanız gerektiğidir.

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

DOGUM GUNU AY VE YİLA GORE KADER CİZGİNİZ

bg[1]

Sevgili  dostlarım    Bu   Bölümde . sizler  için  hazırlanan  Kader    Çizgisinde   Kendiniz ,  Dostunuz ,  Arkadaşınız ,   Hülasa   istediğiniz   , Herkesin  , Karakterini  ve  kader   çizgisini  bir  nevi  öğrene  bileceksiniz  .  Siz  Sevgili  dostlarım  için   verdiğim  sonuçlar  kendiniz  Muhakeme edin  ve   bir   yorum  yapın  .   Vermiş  olduğum     size  umarım  yaşantınızda  bir  ışık  tutacaktır  .

Doğum    Tarihiniz  Bir  Tesadüf   Değildir  ;

 

Sevgili    dostlarım   Şimdi  sizlere  hazırlayacağım  işlem  ile  kendi   Çizginizi   ve   yönünüzü  belirleyin  .  Şimdi  Rakamların  değerini  ve esrarını  çözmeye  çalışalım  . Her  Ayın  karşılığında   Bir  Rakam  vardır  . Ayların  karşılığındaki   Rakamları   aşağıya  yazdığım  şekilde gösterilmiştir  .

Ocak       =  1    Temmuz   =   7
Şubat      =  2    Ağustos    =    8
Mart       =   3     Eylül        =    9
Nisan      =  4     Ekim        =    1
Mayıs     =  5     Kasım      =     2
Haziran  = 6     Aralık       =    3

Ay  karşılığı  olan  Rakamları   Bu  şekildedir  .
Sizin  Yıl  Ay  ve  Günden   Yararlanarak  bir  kişinin  Karakter  ve  kader  çizgisini   nasıl   bulacasınız  .

Yapacağınız  işlem   şu  şekilde  olacak  .
Doğum   Gününü  Rakam  olarak  yazınız  .
Doğum   Ayını       Rakam  olarak  yazınız  .
Doğum   Yılını       Rakam  olarak  yazınız  .
Hepsini  toplayın   .

Sonra  bulduğunuz   Sayı  içindeki   Rakamları   toplayın    Bu    toplama    işlemini    Tek    basamaklı   bir  Rakam  buluncaya  kadar  toplayın  .   Yani  bulacağınız  Rakam  (  1  )  den  (  9  )  Kadar  Olan  bir  rakam  olmalıdır  .

Şimdi   bir  örnek  verelim  ;

28  Nisan   1988   De   Doğmuş  bir  kişinin  kader  çizgisini  bulalım  .

Nisan              4
Gün              28
Yıl            1988
+
———–
2022

2 + 0 + 2 + 2 =  6   Bulundu

Yani  sevgili  dostlarım   28  Nisan  1988  .  Gününde   doğmuş  bir  kişinin   Kader   çizgisi   (  6  )   Dır  ve  siz   bu  bölümdeki   (  6  )  Rakamını  bulun  ve   Yorumları  okuyunuz  .

Sevgili    dostlarım   bu bölümdeki  Rakamların  yorumları   Doğuştan  gelen  bir  kabiliyet  ve  Kişiliklerini  gösterir  .  Doğum  Günü  Ayı   ve  Yılı   Göre  Rakamlar   Kişiyi  doğumundan   Ölümüne  kadar  etkiler  .  Çünkü  bu  şekilde  bulunan  Rakamlar  İnsanların  doğuştan  gelen  bir  mizacıdır  .

Sebebine  gelince  İnsanlar  her  hangi  bir  yerde  ve  sebepten    dolayı  isimlerini    değiştir   . Lakin  Gerçek   Doğum  tarihlerini  değiştirmek  mümkün  değil  .  Bu   sebepten   dolayı   doğum  tarihlerinin  Rakamı  sabittir  ve  Değiştireme siniz  .

 

1 . LİDER ’ LİK  VE  ATILGAN  OLDUĞUNU  İFADE  EDER  ;
Güneşin   Gezegeninin  Etkisindesiniz  ;

Çok  olumlu  bir  mizacınız  vardır .

Başkasının  tahakkümü  veya  idaresi  altında ve

Çalışmaktan , yaşamaktan  hoşlanmazsınız .

Lider  olmak  istersiniz .

İdare  edilmekten  ziyade , idare  etmek  istersiniz .

Keşfetme  kabiliyetiniz  vardır .

Aynı  zamanda  kavgacısınız .

Amacınıza  ulaşmak  için  bütün  gücünüzle  çalışırsınız .

Para  kazanma  konusunda  da  çok  orijinal  fikirleriniz  vardır .

İhtiraslarınız , hayatınıza  yön  verir .

Çevreniz  tarafından  sevilir , sayılırsınız .

Olumsuz  ihtiraslarınız  sizi  aceleci , kavgacı , kalp  kırıcı  yapar .

Aklınızı  kullanırsanız , ( 1 ) Rakamının  bu  olumsuz  etkilerinden  çok  çabuk  kurtulur .

Kozmik  mirasınız  olan  yetenekleriniz  sayesinde  hem  kendinizi , hem  de  çevrenizdekileri  mutlu  edersiniz .

NASİHAT

İçinizden  sizi  dürten  şüphelere  kulak  asmaz , ihtiraslarınızı  aklınızın  süzgecinden  geçirmeden , peşinden  koşarsanız  zor  durumlarla  karşılaşabilirsiniz .

2 . ARKADAŞ VE  DOST  CANLILIĞI  İFADE  EDER  ;
Ay ’ ın   Gezegeninin   Etkisindesiniz   ;

Hayatınızın  temeli  işbirliğine  dayanır .

Başkalarının  planlarını  tatbik  eder , başarıya  ulaşabilirsiniz .

Davranışlarınız  çok  önemlidir .

Çünkü , ( 2 ) rakamı  “ karışıklık  ve  değişiklik ” getirir .

Kararsızsınız .

İşbirliğinizi  çok  güvendiğiniz  kişilerle  yapın .

Her  duruma  uyabilirsiniz .

Nazik , ölçülü  ve  saygılı  olduğunuz  için  çok  çabuk  dost  kazanırsınız .

Ancak , bu  dostlarınızın  sizi  su  istimal  etmelerini  önlemek  için , her  zaman  uyanık  bulunmalısınız .

Bir  çok  plan  yaparsınız .

Fakat  onları  tatbik  etmek  için  mutlaka  bir  yardımcıya  ihtiyacınız  vardır .

Yardımcınızı  seçerken  çok  dikkatli  olun .

Çünkü , herkes  sizin  gibi  olmayabilir .

Hislerinize  mağlup  olmayın .

Karakteriniz  değişmeye  uygun  olduğu  için , gününüz  gününe  uymayan  bir  insan  olabilirsiniz .

NASİHAT

Her şeyi  başarmaya  gücünüz  var .

Ancak , başkalarından  ziyade , kendi işlerinizi  düşünmeye  alışın .

3 .  SANATKAR VE  KUDRETLİLİĞİ  İFADE  EDER  ;
Merih  Gezegeninin  Etkisindesiniz  ;

Keskin  bir  zekaya  sahipsiniz .

İradeniz ,sezginiz  kuvvetlidir .

Çok  iyi  bir  sanatkar  olabilirsiniz .

Hayatta  faydalı  bir  şeyler  yapmanın  gerekli  olduğuna  inandığınız  için  mizacınızda  gizli  kabiliyetlerinizi  kullanarak  mutluluğa  erişebilirsiniz .

Her  şeyi  çok  çabuk  öğrenirsiniz .

Aklınıza  eseni  “ enine  boyuna ” düşünmeden  yapmaya  kalkışırsınız .

Her  şeyi  olduğu  gibi  kabul  eder , gününüzü  gün  etmeye  bakarsınız .

Çok  çabuk  arkadaş  olur , çok  çabuk  arkadaş  bulursunuz .

Eğlenceyi  seversiniz .

Daldan  dala  konmaktan , bıktığınız  işleri  hemen  bırakmadan  zevk  duyarsınız .

NASİHAT

Kabiliyetlerinizi  değerlendirmeyi  öğrenirseniz ; iyi  bir  sanatkar , iyi  bir  yazar , iyi  bir  öğretmen  ve  çok  iyi  bir  hatip  olabilirsiniz .

Sık , sık  aşık  olursunuz .

Aşkta  aradığınız  mutluluğu  buluncaya  kadar  gerçek  aşkı  ararsınız .

Hayatı  biraz  ciddiye  alın .

4 .  SESSİZLİK  VE  SÜKÜNATLIĞI  İFADE  EDER  ;
Merkür  Gezegeninin   Etkisindesiniz  ;

( 4 ) rakamının  etkisinde  olanların  hayatına  adalet , eşitlik  ve  sessizlik  hakimdir .

Dört  bir  tarafı  bu  özelliklerle  çevrili  olanlar  bu  özelliklerini  dışına  çıkmak  için  çırpınır  dururlar .

Temkinli  ve  ağır  başlısınız .

Son  derce  dürüst  bir  insansınız .

Metotlu  çalışır , mantıklı  davranırsınız .

Çok  sabırlısınız .

Gelişmenizi  ve  mutluluğunuzu  engelleyen  etkenlerden  korunmasını  öğrenmelisiniz .

Muhafazakar  olmanız , başarılarınızı  engelleyebilir .

Hiç  ummadığınız  zamanlarda  umulmadık  kazançlar  elde  edersiniz .

Fakat , elinizin  açık  olduğu  için  maddi  zararlara  uğrayabilirsiniz .

İyi  bir  “ ilim ” adamı  olabilirsiniz .

Çünkü , bir  ilim  adamında  olması  gereken  bütün  özelliklere  sahipsiniz .

NASİHAT

Yeni  fikirlere  yönelin .

Ufkunuzu  genişletin .

Çekingenliği  bırakın .

Göreceksiniz , her  istediğinizi  elde  edeceksiniz .

5 . YAZAR  VE MACERACI  OLMAYI  İFADE  EDER  ;
Jüpiter  Gezegeninin    Etkisindesiniz  ;

( 5 ) rakamının  etkisi  altında  olanlar  için  hayat  sadece  bir  maceradır .

Kalbiniz  heyecan , aklınız  macera  ile  doludur .

Tabiatınız  değişkendir .

Her şeyle  ilgilenmek  ve  bağımsız  olmak  istersiniz .

Düşündüğünüz  zor  durumlardan  da  çabucak  kurtulmasını  bilirsiniz .

Kolaylıkla  dostluk  kurar  ve  her şeye  ve  her  yere  kolayca  uyum  sağlarsınız .

Metotlu  çalışırsınız . Kendi  dilinizi  ve  yabancı  dilleri  en  iyi  şekilde  öğrenebilirsiniz .

Bundan  ötürüde  iyi  bir  yazar  ve  iyi  bir  hatip  olabilirsiniz .

( 5 ) rakamı  size  yazarlıkta , öğretmenlikte  ve  hatiplikte  başarılar  müjdeliyor .

Bu  rakamı  Jüpiter  gezegeni  etkilediği  için  kararsızlık  ve  macera  aşkı  tutkunuzdur

Gözünüzü  budaktan  sakınmazsınız .

Bu  yönünüzü  frenleyebilirsiniz , hayatta  her  istediğinizi  elde  edebilmeniz  için  hiçbir  engel  yoktur .

NASİHAT

Azimli  olunuz , diliniz  tutmaya  öğreniniz .

6 . ÖĞRETİCİ  VE  GÜVENİ   İFADE  EDER  ;
Venüs   Gezegeninin    Etkisindesiniz   ;

Tabiatı  ve  insanları  seversiniz .

Sevgi  felsefenizi  herkese  kabul  ettirmeye  çalışırsınız .

Amacınız , başkalarına  yardım  etmektir .

Kendinizi  pek  düşünmezsiniz .

Güzellik  ve  uyum  en  büyük  tutkunuzdur .

Güzellik  ve  düzeni  ilk  önce  kendi  hayatınıza  oluşturur , sonra  da  bunları  çevrenize  yaymaya  gayret  edersiniz .

Eliniz  de  açıktır .

Samimi  ve  dürüstsünüz .

Etrafınıza  güven  verirsiniz .

Etrafınıza  güven  verirsiniz .

İhtiraslarınız  yoktur .

Elinizi  attığınız  her  işte  başarıya  ulaşırsınız .

Sanatın  her  dalından , özellikle  müzikten  zevk  alırsınız .

Başarıya  ulaşmak  istediğiniz  işlerde , iyi  bir  dost  sayesinde  istediğinizi  fazlasıyla  kazanacağınıza  inanırsınız .

Halbuki  her  işi  başarabilecek  kabiliyettesiniz .

NASİHAT

Önce  kendinizi  iyice  tanıyın .

7 . MİSTİK  VE  ESRARENGİZLİĞİ  İFADE  EDER  ;
Satürn  Gezegeninin    Etkisindesiniz  ;

Hayal  dünyanız  çok  geniştir .

Düşünmek  ve  her şeyi  sebeplerini  aramak  en  büyük  tutkunuzdur .

Dalgınsınız , ağır  başlısınız .

Yalnızlığı  ve  esrarengiz  konuları  seversiniz .

Başkalarıyla  sıkı  ilişki  kurmaktan  kaçınırsınız .

Başarıya  ulaşmak  istiyorsanız , bu  huyunuzdan  vazgeçip ,  hayattan  zevk  almasını  öğrenmelisiniz .

İnsanları  sever ; herkese  yardım  eder , hastalara  şifa , dertlilere  deva  olursunuz .

İnsanları , sizin  kadar  iyi  anlayan  çok  az  bulunur .

İyi  bir  öğretmen  ve  lider  olabilirsiniz .

Herkesten  saygı  ve  sevgi  görürsünüz .

Her  tuttuğunuz  işi  başarırsınız .

Özellikle , felsefe  sahasında  çok  başarılı  olursunuz .

Çünkü , hayatın  gizlilikleri  size  hava  ve  su  kadar  gereklidir .

Güzel  olan  her  şeyi  seversiniz .

Sevdiklerinizin  kötü  taraflarını  gördüğünüz  zaman  çok  üzülürsünüz .

Melankoliye  kapılır , kabuğunuza  çekilirsiniz .

( 7 ) rakamı  Satürn  gezegeninin  tesiri  altında  olduğu  için  üstün  bir  zekanız  vardır

NASİHAT

Sıkıntılı  günlerinizde  mutlaka  bir  dost  bulun . Üzüntüyü  bırakıp , yaşamaya  bakın .

8 . SABIRLI  VE  BAŞARILI  OLMAYI  İFADE  EDER  ;
Uranüs  Gezegeninin   Etkisindesiniz  ;

Hayatta  daima  en  ön  planda  olmak  istersiniz .

Bu  nedenle  de , iyi  bir  iş  adamı  veya  iyi  bir  komutan  olabilirsiniz .

Üzüntüleriniz  sizi  yıkacak  kadar  güçlü  olur .

Gerçekte  ise , bu  üzüntüleri  siz  büyütürsünüz .

Olayları  tarafsız  olarak  görürsünüz .

Bunun  içinde  herkes  tarafından  sevilirsiniz .

Başkalarının  aklına  uymaz , macera  hevesine  kapılmazsanız , başarılı  olursunuz .

Başarıya  ulaşmak  için  yılmadan  çalışmayı  öğrenmeniz  gerekmektedir .

Gezegeniniz  Uranüs , size  para  ve  başarı  getirir .

Sizi  seven  gerçek  dostlarınızla  el  ele  verin , bütün  güçlükleri  yenin  ve  isteklerinize  sahip  olun .

Başkalarının  enerji  ve  kabiliyetlerinden  faydalanın .

NASİHAT

Mertsiniz , cesursunuz , ama  çok  dikkatli  olun , mantıksız  davranışlarla  başınızı  belaya  sokmayın .

Disiplin  konusunda  biraz  daha  yumuşak  olun , önce  kendinizi  frenlemeyi  öğrenin . Aksi  halde , çok  kalp  kırar , sonunda  kimsesiz  kalırsınız .

9 . METAFİZİK  VE  KUDERTİ   İFADE  EDER  ;
Neptün  Gezegeninin   Etkisindesiniz  ;

Yüksek  emel  ve  asıl  ülküler  peşinde  koşarsınız .

Gizli  olan  her şeye  meraklısınız .

Neptün  gezegeninin  tesiri  altında  olduğunuz  için , sanat  alanında  daha  başarılı  olur , herkesi  daha  çok  etkileyebilirsiniz .

Mucit  olabilirsiniz .

Her  şeyi  denemek  istersiniz .

Aşkta  da  aynı  hataya  düşebilirsiniz .

Cömertsiniz , ailenizi  ve  dostlarınızı  seversiniz .

Sevdiklerinizin  hatalarını  asla  affetmezsiniz .

Çok  bencilsiniz .

Serbestlik , hürriyet  tek  tutkunuzdur .

Hayatın  bütün  zincirlerini  koparıp , dilediğiniz  gibi  yaşamak  istersiniz .

Her  şeyinizi  kaybetmek  pahasına  da  olsa  aklınıza  koyduğunuz  her  şeyi  yaparsınız .

Her  istediğinizi  elde  etmek  için  gözünüzü  budaktan  esirgemezsiniz .

Fakat , kalp  kırmakta  da  üstünüze  hiç  kimse  yoktur .

NASİHAT

Kötü , size  zararlı  huylarınızdan  vazgeçin .

Kaynak: spritüelle

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 4 Comments »

Sizi Canlı Canlı Yiyen Bir Duygusal Vampir Hayatınızda Olabilir! Bu 5 Özelliği Kontrol Edin

duygusal-vampir-filoji[1]

 

Duygu vampiri insanlar aslında hepimizin hayatındalar ya da belli dönemlerde onlarla yolumuz çakıştı. Hemen hepimizin aşina olduğu bu kişilerin yanında kendimizi tarifi zor bir şekilde tedirgin hissederiz. Onları sevdiğimizi düşünsek bile yanlarındayken genelde enerjimiz açıklayamadığımız bir şekilde düşüktür. Aslında bu durum bile başlı başına duygusal vampir dediğimiz bu insanları tespit etmeniz için yeterli bir belirtidir. Ancak daha spesifik olarak bu kişileri belirlemek istiyorsanız aşağıdaki sinyalleri kontrol etmelisiniz.
1. Eleştiri olayını hayatlarının her alanına yaymışlardır
Yapıcı olmayan ve içerisinde bulunulan durumun iyileşmesine hiçbir katkı sağlamayacak olan eleştiriler bu kişilerin en ayırt edici özelliklerindendir. Sürekli memnuniyetsizlik tavrına bürünerek etraflarındaki her şeyi ve herkesi eleştirirler. Sürekli olarak herşeyi kendilerinin daha iyi yapabilecekleri izlenimini vermeye çalışırlar ve en ufak hatanızda sizi eleştirmekten asla geri durmazlar.
2. Siz farketmeden beyninizi bulandırır ve vaktinizi çalarlar

Bu kişiler vereceğiniz zorlu kararlar öncesinde genellikle size kendinizi daha da zor bir durumdaymış gibi hissettirirler. Oysa ki, sağlıklı bir arkadaşlığın veya ilişkinin ilerlediği yön bu olmamalıdır. Sizin düzenli olarak dinleyip, dertlerine ve sorunlarına ortak olduğunuz arkadaşınız sıra sizi dinlemeye geldiğinde konuyu geçiştiriyor ya da dönüp dolaştırıp lafı yine kendi hayatına getiriyorsa, bu ilişikide bir sıkıntı varolduğu anlamına gelmektedir.
3. Abartı derecesinde alıngandırlar

Bu insanların bir başka rahatsızlık verici özelliği ise gereğinden fazla alınganlık yaparak sizi duygusal açıdan sorumlu ve kötü hissetmeye itmeleridir. Örneğin; iyi niyetli olarak kıyafetiyle ilgili yaptığınız bir uyarıyı içselleştirip “zaten ben çirkinim tekiyim!” gibi bir sonuca vardırarak sanki siz onu bu yönde itham etmişsiniz gibi bir algı yaratabilirler. Bunun amacı, sonuç olarak yine sizin duygusal ilginizi kendi üzerinde toplayarak enerjinizi harcamaktır. Bu durumu alışkanlık haline getirmiş olan tanıdıklarınızın duygusal kurbanı olduğunuzu farkedip, onları beslemeyi bir an önce bırakmalısınız.
4. Mutsuz taklidi yapmakta çok iyidirler

Bu insanlar, tıpkı alınganlık yöntemi ile sizin duygusal enerjinizi kendi üstlerine çektikleri gibi, “mutsuz taklidi” yaparakta bunu gerçekleştirebilirler. Örneğin bu kişiler ilginin kendi üzerinde olmadığını hissederse, size bir sıkıntıları olduğunu söyleyerek, bir dertlerini açarak ilginizi onların üzerinde toplamızı sağlarlar. Aslında bunda bir sıkıntı yoktur, arkadaşlar veya çiftler birbirlerinin sıkıntılarını dinlerler. Ancak duygusal vampir olarak nitelendirdiğimiz bu kişilerin, normal arkadaşlardan farkı size anlattıkları o sıkıntıyı veya problemi aslında o kadar da kafaya takmıyor olmalarıdır.

 

Bu duruma daha önce de şahit olmuş olabilirsiniz. Örneğin sizinle vakit geçirdikten bir süre sonra yanınızdan ayrılan arkadaşınızı belki bir kaç saat belki de ertesi gün, başka kişilerle gayet mutlu vakit geçirirken görerek şaşakalabilirsiniz. filoji.com Bu duygusal vampir olan bir kişinin en belirgin özelliklerinden biridir. Yani o kadar da “büyük” bir sıkıntı içerisinde olmamalarına rağmen sadece sizin ilginizle kendilerini iyi hissetmek için size mutsuz taklidi yapmaktadırlar.
5. Gizli bencildirler

Gizli bencil olarak tanımlanmalarının nedeni, bencilliklerini size hissettirmiyor olmalarıdır. Size karşı gayet ilgili ve paylaşımcı gözükseler bile aslında bu onların taktığı bir maskedir. Bunun farkına varmak oldukça zordur çünkü bu durumu karşınızdaki kişinin size karşı davranışlarından değil ancak diğer insanlara karşı olan davranışlarını inceleyerek tespit edebilirsiniz. Örneğin, ortak bir tanıdığınızın bir sıkıntısına asla ilgi göstermemesi bunun belirgin bir özelliğidir. Bu bencilliğini size ya da tanıdığınız birkaç insana yansıtmıyor olmasının sebebi ise, sizin ona faydalı olduğunuzu düşünmesinden ibarettir.

http://filoji.com/sizi-canli-canli-yiyen-bir-duygusal-vampir-hayatinizda-olabilir-bu-5-ozelligi-kontrol-edin/

 

Yani bu kişi sizin ona maddi ya da manevi faydalı olduğunuzu bildiği için size karşı bu yüzünü göstermemektedir. Onun fayda alanından çıkmaya başladıysanız, yani bu kişi artık sizin ona yararlı olmadığınızı düşünmeye başladıysa, size karşı olan tutumunun değişimi sizi çok şaşırtabilir. Bir çoğumuzun hayatından geçmiş olan bu tip insanlar da, duygusal vampirlerin en iyi örneklerindendir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

 Öğretmen : “Şimdi, bugüne kadar affetmeyi reddettiğiniz, size yanlış yaptığını düşündüğünüz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp yanınızda getirdiğiniz torbanın içine atın!”

patates-torbasi[1]

 

Bir lisenin sevilen ancak çılgın öğretmeni dersten sonra kavga ve olayları ile meşhur sınıfın öğrencilerine şöyle der: “Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!” Ertesi sabah öğrencilerin birçoğu sırf meraktan ve “eğlence olsun diye” öğretmenlerinin istediği patatesleri ve torbaları getirir.
Öğretmen : “Şimdi, bugüne kadar affetmeyi reddettiğiniz, size yanlış yaptığını düşündüğünüz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp yanınızda getirdiğiniz torbanın içine atın!”

Öğrenciler buna hiçbir anlam veremez. Ancak yine de eğlenceli buldukları hocalarının dediklerini yapmaktan geri durmazlar. Bazı öğrenciler torbalarına 4’er-5’er tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolar taşar.
Öğretmen : “Şimdi! 3 gün sonra sizinle tekrar dersimiz var. 3 gün boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda götürecek, her nerede işiniz olursa olsun bu torbayla birlikte gideceksiniz. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okulda hep yanınızda olacaklar. Bana bu konuda şeref sözü vermenizi istiyorum!”

Öğrencileri şaşırsada, “yine eğlence çıktı!” düşüncesiyle teker teker şeref sözü verirler ve 3 günlük süreç başlar. Otobüste, markette, okula gidip gelirken, öğrenciler torbalarını yanlarında taşırlar. Vazgeçmek isteseler bile hocalarına verdikleri sözden dönmemek için torbaları bırakmazlar. Ve aradan 3 gün geçer. Üçüncü günün sabahı tekrar dersleri olan hocaları sınıfa girer girmez, öğrenciler veryansın içinde başlarlar şikayete: “Hocam, bu ağır torbayı her yere taşımak çok zor! Bu yük çok fazla sırtımız ağrıdı! Hocam, patatesler kokmaya başladı! Hocam insanlar tuhaf bakıyorlar, hem sıkıldık hem yorulduk…”

Öğretmen çocuklara patates torbalarını bırakmalarını ve artık taşımalarına gerek kalmadığını söyledikten sonra, herkesi sırayla torbaları bıraktıktan sonra nasıl hissettiklerini sormuş. “Valla üzerimden 1 ton ağırlık kalkmış gibi hocam!” , ” 9-10 tane patates nası böyle çile çektirir anlamadım hocam” , “Çok rahatladım hocam…” Ardından hoca çocuklara dönmüş;
“Bu torbalarda üzerlerinde affetmediğiniz, sevmediğiniz insanların isimleri yazılı olan patatesler vardı. Aradan sadece 3 gün geçmesine rağmen yoruldunuz, bu yükü sırtınızdan atmak için sabırsızlandınız. Doğrusu bu yükü biraz daha uzun taşımış olsaydınız gerçekten de bedeniniz bitap düşebilirdi. Neyse ki, geç olmadan yüklerinizden kurtuldunuz ve kendinizi kurtardınız…

Peki ya çocuklar, sırtınızda 3 gün taşıyamadığınız bu yükü, yıllardır ne diye ruhunuzda taşıyorsunuz? Vücudunuza 3 günde ağır gelen bu yük, ruhunuza yıllar içinde neler yapar tahmin edebiliyor musunuz? Sırtınızdaki yükleri attığınız gibi ruhunuzdaki yükleride atacaksınız! Affederek, unutarak o kişilere iyilik yapmış olacağınızı, onları rahatlatacağınızı sanıyorsunuz… Ancak şuna emin olun ki çocuklar, iyilik yapacağınız ve rahatlatacağınız tek kişi yalnızca kendinizsiniz. Tıpkı şu torbaları bıraktığınızda iyilik yaptığınız ve rahatlattığınız tek kişinin yalnızca kendiniz olması gibi…

http://filoji.com/bir-ogretmen-5-kilo-patatesle-ne-yapar/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İshak Alaton’dan…

ishak-alaton-kilicdaroglu-hakkinda-ne-dusunuyor-2705101200_l[1]

 

CEVİZ ORMANI
İster genç olun ister yaşlı, yaşınızla barışık değilseniz ihtiyarsınız demektir. Çok genç ölen yaşlılar olduğu gibi ihtiyar doğanlar da vardır.
Üniversitelerimizde yaptığım söyleşilerde bana en çok para hakkında soru sorulur. Herhalde iş adamı olduğum için.
Ben, ”paranın iki kişiliği vardır” derim.
Birincisi; para bir değiş tokuş aracıdır. Para verip yiyecek, giyecek, ev, bark, hatta sağlık satın alabilirsiniz.
İkincisi ile gelecek korkusunu yenersiniz.
‘Yaşlılığımda çaresiz, muhtaç, perişan kalmam çünkü kötü gün paramı bir kenara ayırdım dersiniz.”
Ama para ötesi para-üstü bir konu daha vardır, bunu parayla satın alamazsınız. Bunun adı, zevk ve keyiftir.
Zevk almak, keyif duymak ancak KÜLTÜR ile mümkündür.
Resimden zevk almak için sergiler bedava, müzik, kaset ve diskler üç otuz para. Ayrıca konserler de pahalı değil. Tiyatrolar hamburger fiyatına…
Aşk ve sevgi zaten bedelsiz.
Güneşin batışından, denizin hışırtısından ya da bir satranç oyunundan zevk alabiliyorsanız, güneşi kaç paraya batırabilirsiniz? Denizi hışırdatmanın fiyatı nedir? Kalenizle bedavaya şah çekebilirsiniz.
Yaşlılığınız için biriktireceğiniz kötü gün parası kadar belki ondan da önemli olan bu zevkler ve mutluluklardır. Bunlara sahip olmak ancak kültürle mümkündür.
Para kazanmaya emek verdiğiniz kadar kültür edinmeye de emek verin.
Yaşlılar ölüme daha yakın derler. Ama ölüm nüfus kağıdı sormuyor.
Şimdiki tutkulu projem, bir ceviz ormanı yetiştirmek. Fidanları dikmeye başladım bile. Ceviz fidanı 8 yıl sonra ağaç olup ceviz verirmiş. Şimdi 76 yaşındayım yani 84 yaşımda ceviz kıracağım. Bu kez kendi cevizlerimi…

İSHAK ALATON

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Iki sey ‘Kalitesiz Insan’in ozelligidir :

387de7bb5f40ba67cfe7c54bcd18974c--nice-words-search[1]

 

Iki sey ‘Kalitesiz Insan’in ozelligidir :
1- Sikayetcilik
2- Dedikodu

Iki sey cozumsuz gurunen problemleri bile cozer :
1- Bakis acisini degistirmek
2- Karsindakinin yerine kendini koyabilmek

Iki sey yanlis yapmani engeller:
1- Şahıs ve olaylari akil ve kalp suzgecinden gecirmek
2- Hak yememek

Iki sey kisiyi gozden dusurur :
1- Demagoji (Laf kalabaligi)
2- Kendini agira satmak (ovmek, vazgecilmez gostermek)

Iki sey insani ‘Nitelikli Insan’ yapar :
1- Iradeye hakim Olmak
2- Uyumlu Olmak

Iki sey ‘Ekstra Deger’ katar :
1- Hitabet ve diksiyon egitimi almak
2- Anlayarak hizli okumayi ogrenmek

Iki sey geri birakir :
1- Kararsizlik
2- Cesaretsizlik

Iki sey kasif yapar :
1- Nitelikli cevre
2- Biraz delilik

Iki sey omur boyu bosa kurek cekmemeni saglar :
1- Baskin yetenegi bulmak
2- Sevdigin isi yapmak

Iki sey basarinin sirridir :
1- Ustalardan ustaligi ogrenmek
2- Kendini guncellemek

Iki sey basariyi mutlulukla beraber yakalamanin sirridir :
1- Niyetin saf olmasi
2- Ruhsal farkindalik

Iki sey milyonlarca insandan ayirir :
1- Sorunun degil, cozumun parcasi olmak
2- Hayata ve her seye yeni (ozgun, orijinal, farkli) bakis acisiyla yaklasabilmek

Iki sey gelismeyi engeller :
1- Asirilik (mubalaga, abarti, ifrat, tefrit)
2- Felakete odaklanmis olmak

Iki sey cozum getirir :
1- Tebessum (gulumseme)
2- Sukut (susmak)

Iki seyin degeri kaybedilince anlasilir:
1- Anne
2- Baba

Iki sey geri alinmaz:
1- Gecen zaman
2- Soylenen soz

Iki sey gercek sondur:
1- Cennet
2- Cehennem

Iki sey ulasmaya degerdir:
1- Sevgi
2- Bilgi

Iki sey “hayatta onemli olan her sey” icindir :
1- Nefes alabilmek
2- Nefes verebilmek

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Duygusal Zekâsı Yüksek Ve Hisleri Kuvvetli İnsanlarda Görülen 11 Özellik Ve Belirti

Empati yetisi kuvvetli sezgisel insanlar diğer insanlar tarafından “fazla duygusal” olarak tanımlanırlar. Sık sık duygularını abarttıkları söylenir. Bu söylediklerim size çok tanıdık geliyorsa, sizin de bir empatik olmanız söz konusu olabilir! İşte empati yetisi yüksek olanlarda bulunan özellikler;

1. Çok hassastırlar.

mutsuzluk

Empatik biriyseniz etrafınızdaki duygu değişimlerini hemen yakalayabilmeniz çok olasıdır. Bunun sebebi güçlü bir empati yeteneğine sahip olmanızdır. Empatik bir kişi etrafındaki kişilerin duygularına dokunabilir ve onları kolayca tanıyabilir. Bu yüzden insanlarla derin duygusal bağlar kurabilirler.

2. Kendilerine yalan söylenildiğini hemen anlarlar.

yalan-soylemek

Empatikler bakışlarınızdan bile yalan söyleyip söylemediğinizi anlayabilirler. Kimse kendisine yalan söylenilmesinden hoşlanmaz. Fakat empati yetisi yüksek bir birey için bu daha da fazlasıdır. Çünkü daha yalan ortaya çıkmadan karşısındakinin kendisini kandırmasına şahit olurlar.

3. Üzücü durumlar onları diğer insanlardan daha çok etkiler.

aglayan-kiz

Bir empatiğin üzücü bir durum karşısında sakin kalması çok zordur. Onlar etraflarındaki her türlü negatif duygudan derin bir şekilde etkilenirler. Negatif duygulardan bulaşıcı bir hastalık gibi kaçarlar. Çünkü empatikler birinin yaşadığı üzücü bir olayı duyduklarında kendileri yaşamışçasına üzülebilirler. Bunu sık sık tecrübe ettikleri için kendilerini sinirsel olarak yorgun hissedebilirler.

4. Kalabalıklardan çok hoşlanmazlar.

yalnizlik

Empati yetisi güçlü olan bireyler her bir kişilik tipini bünyelerinde bulundururlar. Onlar hem içine kapanık, hem de dışa dönük olabilirler. Sadece dışa dönük olan empatikler bile kalabalığın arasında boğuluyormuş gibi hissedebilirler. Çevresindeki insanların enerjilerini ve ne hissettiklerini kolayca anlayabilmeleri yorulmalarına neden olur. Bu yüzden kalabalık ortamlarda eğlenmeyi sevseler de, kapana kısılmış gibi hissetmeleri olasıdır.

5. Mutluluğu başkalarını iyileştirmekte bulurlar.

yardım

Empati yetisi yüksek kişiler, sahip oldukları bu özellikler ne kadar etkileyici olsa da, dezavantajlarının da farkındadırlar. Yeteneklerinin getirdiği olumsuz etkilerden sıyrılmanın yolunu başkalarına yardım ederek bulurlar.

6. Uyarıcılara ve ilaçlara diğer insanlardan daha farklı tepkiler verirler.

kahve

Çay ve kahve gibi kafein içeren içecekler bile bu insanlarda kaygı bozukluğu ve stres yaratabilir. Yaşadıkları bu rahatsız edici tecrübelerden dolayı ilaç almaktan da kaçınırlar.

7. Başka biriymiş gibi davranmazlar.

ozgurluk

Eğer gerçek bir dost, ilişki istiyorsanız, empati yetisi güçlü kişiler beklentilerinizi boşa çıkarmayacaklardır. Kendilerini oldukları gibi kabul ederler. Bu onların hayata karşı olan güçlü duruşunu destekler.

8. Tavsiyeleri hazine değerindedir.

Empatikler karşısındaki insanın derdini dinler, söylediklerini dikkatlice anlamaya çalışırlar. Gerçek bir dinleyiciye rastlamak zordur. Fakat empati yetisi güçlü olan kişiler dinledikleri insanların hissettiği duyguları hissetmeye başladıkları andan sonra verdikleri tavsiyeler hayat kurtarıcıdır. Çünkü sizi kimse bir empatik kadar iyi anlayamaz!

9. Erken yaşta yıpranmaya müsaittirler.

gencken-yaslanmak

Kendi sorunlarının yanında başkalarının derdini de omuzlarında hissedebilen empatikler, duygusal olarak yıpranırlar. İnsanın ruhunun yıpranmaya başlaması vücuduna da yansır. Bu yetenekleriyle başa çıkabilen empatikler, gereksiz düşüncelere kendilerini kaptırmayan şanslılardır. Ama beyninizi eğitebilir ve gereksiz düşüncelere son verebilirsiniz.

10. Seslere karşı çok duyarlıdırlar.

Küçük bir tıkırtı, kimsenin duyamayacağı bir kedi miyavlaması ya da çok gürültülü sesler… Empatikler her türlü sese karşı diğer insanlardan daha çok duyarlıdırlar. Hatta gözleri de keskindir ve güneş ışığına karşı duyarlılıkları fazla olabilir.

11. Özgürlüklerine çok düşkündürler.

karlı havada gezen kız

Empati yetisi yüksek kişiler günlük rutinlerden, kurallardan nefret ederler. Hayatlarının tek düze olması en büyük kabuslarıdır. Özgürlüklerinin elinden alınmaması için her türlü mücadeleyi verebilirler. Sadece yapmak istedikleri şeyleri yaparlar. Bağımsız ruhları kendilerine olan güvenlerinin de yüksek olmasını sağlar.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

HASTALIKLARI SAKİNLEŞEREK KOVUN…

17ca2ae1056d4c66ad717218948a1257[1]

 

Her türlü hastalığın kaynağı huzursuzluk. Tedirgin edici duygular ve endişelerin yarattığı gerilim. Ve bütün bunlarla iç içe yaşayan insan. “Ne olur, bir parça sakin kalabilsem!” dediği halde bunun için ne yapacağını bilemeyenler için;
İşte, Paul Wilson’dan sakinlik için son derece basit,uygulanabilir sırlar. Teri Roditi bunları hazırlarken bana dönüp “aslında bunların hepsini biliyoruz, fakat uygulamıyoruz” dediğinde şöyle cevap verdim;
Çünkü, birilerinin tavsiyelerine ihtiyacımız var. Ve ben şimdi, hemen bugünden itibaren uygulamaya başlamanızı tavsiye ediyorum.
Bir parça sessizlik taşıyın:
Bütün dikkatinizi sessizliğe yöneltin. Tabii bunun için önce sessiz bir köşe seçmeniz gerekiyor. Sonra konsantre olun.Sessizliğin size geldiğini anlayacaksınız, onu dinleyin. Sonra da bu sessizliği gittiğiniz her yere götürün.
Zaman harcayın:
Çok çalışan insanlar hiçbir zaman eğlenceli aktivitelerle vakit geçirmezler. Fakat, çok çalışan insanlar için eğlenceli geçirilen zaman, harcanmış vakit sayılmaktan çok uzaktır.
Nefesinizi dinleyin:
Nefesinizin sesine konsantre olduğunuzda, soluk alıp verdiğinizi gerçekten duyduğunuzda, kendinizi son derece huzurlu hissedeceksiniz. Bunun için derin soluklar alın. Ve bir çiçeği kokladığınızı hayal ederek nefesi içinize çekin.
Vakti gelince endişelenin:
Endişelerin çoğu gelecekle ilgilidir. Birçoğu asla gerçekleşmeyecek olayların etrafında dönüp durur. Bu nedenle yaşadığınız zamana konsantre olun. Böylece “gelecek”, kendi başının çaresine bakacaktır.
Nane için:
Eğer daha uyarıcı olan kahve veya siyah çay içmeyi tercih ediyorsanız, sakinleşmeyi unutun, boşa harcanan zaman demektir. Ya da nane çayı gibi bitkisel çayları tercih ederek sakinleşmeye yardımcı olun.
Hassas ayakkabılar giyin:
Herhangi bir refleksolojist size gerçek rahatlamanın ayaklardan başladığını söyleyecektir. Açıkça görülüyor ki, rahat ayakkabılar giymek, hiç ayakkabı giymemiş olmak kadar rahatlatıcıdır.
Her şeyin içinde en iyiyi arayın:
İnsanlarda ve olaylarda en iyiyi aramayı alışkanlık haline getirin. Bu basit yaklaşımın sizi sakinliğe götürecek iyimserlik ve pozitiflik yarattığını anlayacaksınız.
İnsan olduğunuzu düşünün:
Kusursuz ve mükemmel olmayı başkalarına bırakın. Ne olduğunuzu, kim olduğunuzu düşünün ve bulunduğunuz halden mutlu olun,sonuç olarak daha rahat olacaksınız.
Çocukları izleyin ve ders alın:
Çocuklardan sakinlik (huzur!) dersi alın: Onların her anlarını, nasıl sadece ve sadece o anın zevki için yaşadıklarını seyredin. Kendinizin de böyle olabileceğinizi düşünün.
Sakin düşünün:
Sakin düşüncelere sahip olun. Sakin manzaralar hayal edin, sakin sesleri anımsayın ve ne hissedeceksiniz tahmin edin, bakalım.En iyisi tahminle vakit geçirmeyip hemen uygulamaya başlamak. En iyisi de bir deniz kenarında engin suları seyretmek. Denizin olmadığı yerde gökyüzünün derinliklerine bakabilirsiniz.
Portakal çiçeği spreyleyin:
Bir bardak maden suyuna 3 damla portakal çiçeği yağı ekleyin ve rahatlama ihtiyacı hissettiğinizde etrafa bir sprey ile sıkın.
Beyaz giyinin:
Giydiğiniz giysilerin nasıl hissettiğiniz yönünde ciddi etkileri vardır. Bedeninizi sıkmayan rahat giysiler, doğal kumaşlar ve açık renkler hep sakinleştirir. Bu yüzden yogiler hep beyaz giyerler.
Sahip olmak ile yaşamak arasındaki farkı tanıyın.
Bebek gibi uyuyun:
Uykunuzu engelleyen her şey kahve, kola, alkol sakin olabilme yeteneğinizi engeller. Bunları içmek yerine ihtiyacınız olduğu kadar uyuyabilmek için gereken ne ise onu yapın.
Gülümseyin:
Gülümsemek yüzünüzdeki başlıca bütün kasları gevşetir. Aynı zamanda kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olacak müthiş bir etki yaratır.
Daha az nefes alın:
Oldukça rahatlamış bir insan dakikada sadece 5-8 defa nefes alır. Nefesinizi bukadar düşürdüğünüzde çabucak rahatlayıp gevşeyeceksiniz.
Güzellik saçın:
Hayatta nereye giderseniz gidin, ne yaparsanız yapın, bir parça güzellik katmak için gayret edin veya zaten varolan güzelliği geliştirin.
Biraz gözyaşı dökün:
Ağlamanın hem duygusal, hem de fiziksel rahatlatıcı bir yanı vardır.
Günbatımını hayal edin:
Günbatımları bazen hüzünlü olmalarına rağmen her zaman huzurludurlar.Ve pembe olanları daha da huzur yüklüdür.
Cumartesi olduğunu hayal edin.
Değişin:
Gergin durumlarla başa çıkmanın iki yolu vardır, ya onları değiştirirsiniz ya da onlara bakış açınızı değiştirirsiniz. Bakış açınızı değiştirmek daha zordur, fakat kişiyi aydınlatır.
Kol saatinizi çıkartın:
İşte, en çarpıcı sakinleştirici. Hiç saatinizi çıkarttığınız zaman ne kadar sakinleştiğinize dikkat ettiniz mi? Zaman zaman saatinizi çıkartın ve zamanın baskılarından kurtulun.

kAYNAK: hAYATIM DEĞİŞTİ.COM

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İnsan vücudunda (beyninde) epifiz bezi olarak bilinen, aynı zamanda üçüncü göz olarak adlandırılan bir organ bulunmakta.

21752115_1857388834291293_7123390988887694502_n[1]

İnsan vücudunda (beyninde) epifiz bezi olarak bilinen, aynı zamanda üçüncü göz olarak adlandırılan bir organ bulunmakta. Epifiz bezinin ingilizce asıl adı Pineal Gland’dır. Pineal denmesinin sebebi ise bu organ çam kozalağına benzemekte. Hatta birebir aynı şekilde. Çam kozalağının ingilizcesi de pine cone. Bunları detaylı belirtiyoruz çünkü birazdan lazım olacak

Beynin merkezine yakın iki yarım küresi arasında yer alan bu küçük çam kozalağı, uyuma, uyanma zaman kavramı, vücudu geceye gündüze göre ayarlama, mevsimsel fonksiyonlar dahil kabataslak bütün işlerle uğraşan, asıl görevi seratonin ve melatonin hormanlarını salgılamak olan bir doku parçası. Hatta astral seyahat denilen gerçekliği kanıtlanmamış ama çoğu kişinin inandığı ruh seyahati olayının bu doku parçası ile mümkün olduğu söyleniyor. Göçmen kuşların ve görme engelli insanların yol bulma kabiliyeti yine Epifiz bezi sayesinde gerçekleşiyor.
Bilinmeyen kaynakların bu bilgiyi bizden saklamasının en büyük sebebi ise insanların nasıl güçlü bir dokuya sahip olduklarını, nasıl bir potansiyelleri olduklarının farkına varmalarını istememelerinden kaynaklanıyor.

Hz. İsa’nın “karanlıkta oturanlar gerçek (büyük) ışığı görürler” sözünün epifiz bezi için söylendiği iddia edilmekte. Bezin 3. göz olarak adlandırılmasının bir diğer sebebi ise dokusal olarak göz yapısına benzemesi. Ancak bir fark ile, gözlerimiz ışık ile harekete geçerken, epifiz bezi ise karanlıkta, ışık kesildiğinde aktif oluyor. Hz. İsa’nın sözüne de buradan bir çıkarım yapılmış.

Epifiz bezi kelimenin tam anlamıyla insanlar için fiziksel ve ruhsal dünya arasındaki bir bağlantı noktası. Hatta ünlü bilim adamı Rene Descartes insan ruhunun bu salgı bezinin üstünde bulunduğunu iddia etmiş yüzyıllar önce.. Bu bezi etkinleştirmenin yoga, meditasyon ve diğer gizli yöntemlerle mümkün olduğu söyleniyor. Bu etkinleştirmeyi mümkün kılmak demek, astral seyahat ile başka boyutlarda seyahat etmek ile aynı şey demek oluyor. Eski Sovyetler Birliği hükümetleri dahil olmak üzere çeşitli gölge örgütler, kamudan gizli şekilde kilitli odalar arkasında bu bilgiyi uzun yıllar araştırıp saklamışlar.

Malesef Epifiz’in bu denli üstün yeteneklerini biz kullanamıyoruz çünkü Epifiz’in bir numaralı düşmanı olan Sodyum Florür’ü hergün kana kana, isteye isteye tüketmekteyiz. Yani “SU” ! İnsanlar bu doğaüstü denilebilecek güçlerini kullanamasın, farkındalıkları artmasın diye içtiğimiz suya bilerek florür konulduğu söylenmekte. Yani bilinçli olarak yapılan bir engelleme yolu var ortada. Her ne kadar bunlar birer iddaa da olsa, bu kadar tesadüfün bir arada toplanması sizce de şaşırtıcı değil mi?
Örnek vermek gerekirse Amerika Birleşik Devletlerinde tüketilen suların %90’ı florür içermekte. Hatta marketlerde satılan sularda bile florür bulunmakta, florürsüz su tüketmek imkansıza yakın. İçtiğimiz en bilinen antidepresan ilaçlarının (paxil, prozac vb) içinde ve dünyadaki antidepresanlarının %90’ında yine florür bulunmakta. Kelimenin tam anlamıyla köreltiliyoruz!

Alıntı 🙏

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayatta bizi başarıya götüren yolda karşılaşacağımız en azılı düşmanlardır, Kararsızlık ve korku.

profesor-ve-fare-hikayesi[1]

 

Aykırı profesör elinde bir fare ve kutu ile salona girdi. Öğrencilerin şaşkın bakışları arasında fareyi kutunun içine koydu ve kutuyu kapattı. Kutunun hava almadığı açıktı. Salona dönerek: “Bu kutuya iki gün kimse dokunmayacak dokunan bu dersi geçemez!” dedi ve salondan çıkıp gitti.
Salondaki öğrenciler olaya bir anlam verememişlerdi. Kimisi kutunun içindeki fareyi çıkarmayı düşündü ama cesaret edemedi. İki gün boyunca ders görülen sınıfta kutu öylece kaldı. Ne olacağını merak ederek iki gün geçirdiler.

 

İki gün sonunda tekrar dersi olan profesör salona girdi ve kutuya yaklaşarak açtı. Tabi ki, kutunun içindeki fare artık yaşamıyordu. Öğrencilerden birçoğu üzülmüştü. Profesör sınıfa dönerek farenin neden ölmüş olabileceğini sordu. Sınıftan birçok farklı ses ve fikir yükseldi;
– Havasızlıktan…
– Açlıktan…
– Susuzluktan…

Her öğrenci olabilecek ihtimalleri saymıştı. Profesör kutuyu havaya kaldırıp içini öğrencilere gösterdi. Kutunun her tarafı kemirilmiş vaziyette ve minik deliklerle kaplıydı. Ardından devam etti;
– Görüyorsunuz değil mi? Fare anlaşılan bu kutudan çıkmak için epey mücadele etmiş. Bunu kutunun içindeki minik diş izlerinden ve irili ufaklı deliklerden anlıyoruz. Ancak şu var ki fareyi sizin dediğiniz gibi ne havasızlık nede açlık öldürdü. Farenin ölümüne neden olan iki şey var; Kararsızlık ve Korku…

Kararsızlık, çünkü fare kutunun her yerini parçalayıp, her noktayı ayrı ayrı kemireceğine sadece tek bir köşesini ısırıp parçalasaydı ve bunda da kararlı olsaydı o deliği büyütecek ve kutudan çıkıp kurtulacaktı.
Korku, çünkü eğer siz öğrenciler benden ve notlarının düşmesinden böylesine çok korkmasaydınız, kutuyu açıp fareyi serbest bırakabilirdiniz. Ancak korkudan dolayı size yanlış gelen bir işe göz yumdunuz!

Hayatta bizi başarıya götüren yolda karşılaşacağımız en azılı düşmanlardır, Kararsızlık ve korku. Kararsızlıkla zaman tüketmeyin, kafanıza tek bir şey koyun ve o yolda ilerleyin. Ve bu yolda size yanlış gelen şeylere göz yummayın. Göze batmaktan, ses çıkartmaktan kormayın.

http://filoji.com/profesorun-amaci-neydi/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ne Olursa Olsun Doğru Olanı Yapmaktan Vazgeçmeyen İnsanların 10 Özelliği

adele[1]

 

Bazı insanlar doğru bir insan olmanın basitçe her koşulda doğru şeyi yapmak olduğunu, bazıları ise kimsenin haberi olmadan yapılan doğru davranışların gerçekten doğru bir insan olmanın şartı olduğunu düşünür. Nitekim gerçekten doğru olmayı hayatının felsefesi haline getirmiş bir insan bunu sadece öyle görünmek için yapmaz. Doğrulukla bütünleşmiş bir hayat yaşamaya çalışan biri sadece doğru olduğunu düşündüğü için kararlarını o yönde şekillendirir. Düşmanını düştüğünde yerinden kaldırabilecek iç görüye sahip bu insanların zayıf bir kişiliğe sahip olduğunu düşünebilirsiniz. Aslında bu güçlü bir kişiliğin göstergesidir. Doğrulukla bezenmiş bir kişilik, sadece kendisi için doğru olanı yapmaz ve çevresindekileri de düşünür. Eğer doğru olanı yapmayı bir an bile hayatınızdan eksik etmiyorsanız, bu özelliklere sahipsinizdir.
1. Özgün bir kişiliğe sahiptirler.

 

Özgün olmak insanın kendisi olması demektir. İnsanın olabileceği en mükemmel halidir. Özgün insanlar başkalarından daha iyi olmayı amaç edinmezler. Alçak gönüllüdürler ve iletişim kurması kolay bireylerdir. Özgün oldukları için kimseyi kıskanmaz aksine onların mutluluğuyla mutlu olurlar.
2. Zamanın kıymetini bilirler ve diğer insanların zamanını çalmazlar.

Her şeyin en doğrusunu yapmaya çalışan bu bireyler, diğer insanların hayatları için de en iyisini düşünürler. Zamanın ne kadar kıymetli bir hazine olduğunu bildikleri için diğer insanları bekletmezler. Onlar için iyi bir şey yaptığınızda teşekkür etmeden geçmezler, küçük bir şey olsa bile. Bunu yaparlar çünkü insanların zaman ve uğraşlarına saygı gösterirler.
3. Çevresindekileri övmekten çekinmezler.

Başkasının ışığını çalmaya çalışmazlar. Eğer birinde hoş olan bir şeyi fark ederlerse, mutlaka bunu dile getirirler. İnsanları kolay kolay yargılamazlar çünkü kimsenin mükemmel olmadığının farkındadırlar.
4. Alçakgönüllüdürler.

Doğruluktan sapmayan insanlarda görülen bir diğer özellik de alçakgönüllü olmalarıdır. Yaptıkları bir yanlış varsa bunu inkar etmezler veya başkasını suçlamazlar. Yanlışlarıyla da kendilerini kabul eder ve severler. Hiçkimse her zaman doğru şeyi yapamaz. Fakat bu insanlar doğru olanı yapmaya gayret eder. Yardım ederek çoğalırlar. Ne olursa olsun başkalarına yardım etmekten bir an olsun geri durmazlar.
5. Özür dilemeyi bilirler.

Bazı bireyler özür dilemenin onları eksilteceğini düşünür. Bundan yüksünürler. Doğru bir insan olmak aslında olgun olmaktır. Olgun, kendini yetiştirebilmiş bir birey özür dilemenin kendisinden bir şey alıp götürmeyeceğini bilir. Hatasının farkına vardığına özür dilemesi gerekiyorsa bunu yapacaktır.
6. Sürekli kendilerini suçlamazlar.

Karşısındaki insanın hatasını fark ettiğinde kendisini suçlamaya devam etmez. Farkındalığa sahip olmayan kişiler karşısındakinin hatasının olup olmadığını anlamakta zorlanabilir. Kafanız karışıyor ve hatanın kendinizde mi yoksa karşınızdaki kişide mi olduğunu bilmiyorsanız, sakince oturup kendi hatalarınızı ve karşınızdaki kişinin hatalarını dürüst bir şekilde düşünün. Yetişkin olduğumuzda yapmakta en çok zorlandığımız şey sakin kalmak. Sakin kaldığınızda tüm sorunlarınızı soğuk kanlı bir şekilde halledebilirsiniz.

7. İnsanların söylediklerini ciddiye alırlar.

Doğru olanı yapmaya çalışan bir insanı ikna etmek için çok çaba sarf etmek zorunda değilsiniz. Dürüst bir insan oldukları için zaten sizin söylediklerinizi dikkate alıp, inanacaklardır. Doğruluktan ayrılmayıp bir yandan da insanların gerçek niyetini anlayabilecek iç görüye sahiplerse, kandırılmaları çok zordur. Zaten sakin bir şekilde olayları gözlemleyebildikleri için karşılarındaki insanların niyetlerini de ufak bir gözlemle anlayabilirler.
8. Aynı fikirde olmadıkları insanlarla kavga etmezler.

Aynı fikirde olmayan iki taraf illa kendilerini körü körüne savunmak zorunda değildirler. Tartışmak ve kavga etmek birbirinden çok farklı kavramlardır. Aynı fikirde olmayan iki insan genelde çatışmaya meyillidir. Fakat doğruluk ve dürüstlükten ayrılmayan biri bunun gereksiz olduğunu bilir. Çünkü herkes aynı fikirde olmak zorunda değildir. İki taraf da birbirine sakin bir şekilde kendini savunup tartışabilir. Hatta bazen oturup bir fikir üzerine tartışmak insanların aralarındaki paylaşımları arttırır ve iletişimlerine olumlu katkılarda bulunur.
9. Arkadaşlıklarını çıkarları üzerine kurmazlar.

Bu insanlar sadece yararlanabilecekleri insanlarla arkadaş olmaya çalışmazlar. Günümüzde çoğu kişi sadece kendilerine olan faydalarını düşünerek arkadaş seçmeye eğilimli görünüyor. Çevremizdeki insanlardan fayda beklememiz çok doğalken, onlardan gelecek zararların da doğal olduğunu unutmamalısınız. Önceki maddelerde de dediğimiz gibi kimse mükemmel değildir.
10. Dürüsttürler.

Yalan söylemek beraberinde diğer yalanları da getirir. Çevrenizdekileri ve sizi bir kaosun ortasında bırakır. Yalan söylemek hiçbir şeyi düzeltmeyeceği gibi, problemlerin çözülmesinde de etkili olamaz. Eğer doğru bir insan olmayı amaçlıyorsanız, yalan söylemek zorunda olduğunuz bir durum geliştiyse bunu itiraf etmeyi gözden geçirmelisiniz.

 

http://filoji.com/ne-olursa-olsun-dogru-olani-yapmaktan-vazgecmeyen-insanlarin-10-ozelligi/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

– “Evladım, ihtimaller için kendimizi bu kadar üzersek, hakikatler başımıza geldiği zaman ne yaparız?”

205842-dans-dans[1]

 

Ne zaman manasız , mantıksız bir endişeye kapılsam, dedem derdi ki,
– “Evladım, ihtimaller için kendimizi bu kadar üzersek, hakikatler başımıza geldiği zaman ne yaparız?”
Silkinir, kendime gelirdim.
Olmamış bir şeye endişelenmenin saçmalığını öyle nazikçe ama etkili bir şekilde vurgulardı ki o cümle, susar kalırdım..
Bazen bir insanı sakinleştirmek için paragraflarca konuşmak gerekmez, bir tek cümle yeter aslında. İşte dedem tam da öyle cümlelerle konuşurdu.
Bu yaşımda o cümleyi çok sık hatırlar oldum. Neden derseniz, bu satırları okuyan hepiniz gibi kendimi sürekli ihtimaller üzerine düşünüp kaygılanırken buluyorum..
Sonra ne mi oluyor? O ihtimalleri o kadar düşündükçe onlar,
” E, madem bize bu kadar odaklandın, gerçekleşelim bari..” diyorlar.. Düşüncelerimizle yarattığımızı anlayalı on seneden fazla oldu, yine de kendimi yüzde yüz disipline edebildiğimi söylemem..
Dedemi ve anneannemi düşündüğümde ise, fark ediyorum ki, onların kuşağı ihtimallerden çok, “hakikatler” üzerine yoğunlaşan bir nesilmiş.
O yüzden şikayet yok.
O yüzden kendine acıma da yok.
Hakikatler hoşuna gitmiyorsa nasıl değiştirip, güzelleştirebilirim diye gayret etmek var.
Hayatının bir yönü yaralıysa, o yarayı kaşıyıp kaşıyıp, bir güzel kanatıp, büyütüp; bütün yaşamını kocaman bir yara haline getirmek yok. O yarayı sarıp, “Oh başka her yerim sağlıklı” diye şükretmek var.
Dedeme şeker teşhisi konulduğunda, eve soğan , havuç dahil içinde eser miktarda bile şeker bulunduran hiç bir şey girmemiş mesela.. Her öğünü tabakta tartıp öyle veriyormuş anneannem dedeme.. Gramajla yani..
Sabah kahvaltısında reçeli ekmeğe bile sürmeden kaşık kaşık yiyen bir adam için nasıl bir değişiklik, bir düşünün.. Evin tüm beslenme ve sofra düzeni değişmişken, dedem yeni kurallara harfiyen uymuş, anneannem ise, demiş ki, madem öyle, bari süsleyeyim sofraları..
Her bir yemek kayık tabağında, üstü mutlaka dereotlarıyla süslenmiş gelirdi sofraya.. Masada kolalı , mis gibi bir örtü, özenli sofra takımları.. Mutlaka ortada bahçeden toplanmış bir taptaze gül. Öyle baştan savma sofralara hiç oturmadık ömür boyu.. Dedem yiyebildiği her şeyi anneannem sayesinde şahane sunumlarla ve alternatif yeni lezzetlerle taçlandırılmış olarak yedi. Kendisi de bir gün şikayet etmedi mahrum kaldığı şekerli tatlardan.. Sanki hayatında hiç olmamışcasına arkasına bile bakmadan yeni yoluna devam etti.
Herşey nefis terbiyesinden ibaret. Aslında kaygı dediğiniz an, genelde ya geçmişe, ya da geleceğe odaklanmış oluyorsunuz. Hani düz yolda yürürken, arkanıza baka baka gidip, sonra ilk taşa takılıp düşmek , ya da boynunu uzata uzata bu yol nereye gider diye bakarken, yanından geçtiğiniz binaları, ağaçları, sokakları hiç fark etmemek gibi bir durum.
Zamanın ruhu da masum değil elbette.. Sanki sürekli ittirip, kaktırıyor bizi.. Tam önümüze bakıp yürürken bir sol kroşe, bir sağ kroşe yıkılıp kalıyoruz. Karikatürlerde yıldızları sayar ya insanlar, hani öyle bir durum..
Bizim kuşakta bir “belirsizlik kaygısı” sözkonusu. İstiyoruz ki, hayatımızda her şey belirlenmiş olsun. Planlı programlı olsun. Biz de ona uyalım. Çünkü çocukluğumuz öyle geçti. O dönemin Türkiye’sinde plan program vardı, tertip, düzen vardı. Bugünü ise tarif et deseler, tam bir kaos derim.
Sanırım buna adapte olmaya çalışmak yoruyor bizi.. Oysa bir geriye dönüp bakıyorum, o çok iradeli, dirayetli gördüğümüz nesil, yani anneanne-dedelerimiz, ilk gençlik yıllarını, savaşta geçirmişler.. Kaos ne kelime.. Bizden tek farkları, hani hep yazıyorum ya, tek kelime : “umut”.
O kuşak, öyle bir yokluktan öyle bir aydınlığa çıkmışlar ki, hiç bir karanlık korkutmamış onları..
Bize gelince, sadece kendi kişisel hayatımız da değil, memleketimiz için duyduğumuz endişeden başla, ekonomiden gir, göçten, iklim değişikliklerinden, deprem olasılığından kanlı dolunaya kadar git, bir türlü çıkama durumu var.
İşte o zaman kendime diyorum ki, kocaman bir probleme karşıdan bakarsan gittikçe daha kocaman görürsün. Ufak lokmalara böl o problemi.. Halledemeyeceğin kısmına odaklanma, neresine yön verebilirim, ben neresini düzeltebilirim diye bak. O genelde şahsi seçimlerinle ilgili olur. O zaman, hangi konuda şikayet ediyorsan önce kendini düzelt.
Asabi insanlardan mı bunaldın, önce sen sakinleş.
Sevgisizlikten mi kurudun, sevmeyi dene.
İnsanlara güvenmiyor musun, güvenilir biri olmaya çalış. Etrafında anlayışsız insanlar mı dolu, o zaman bir dur, nefes al, empati yapmaya alış.
Üstünde baskı mı hissediyorsun, kimseyi değiştirmeye çalışma.
Hayat aslında dana kadar bir ayna tutuyor önümüze de, biz o yansımayı anlamamakta keçi gibi direniyoruz bazen. Ne zaman, “ Aaa bu ben..!” diyoruz, işte o zaman, olmasını istediğimiz değişimi başlatan kişi biz oluyoruz.
O zaman işte Türkiye’nin gayrı safi milli hasılasından tut, komşunun selam vermemesine, yağmurlu bir havada üstümüze çamur sıçratan arabadan tut, çocuğunun okulda aldığı notlara kadar bütün dünyanın derdini sırtına yüklemek yerine, basitçe önündeki aynaya baksan yetiyor.
İhtimalleri düşünmek yerine, hakikatlerin neresini düzeltebilirim diye odaklanınca hayat mis gibi de akıyor.
Aslında belirsizlik o kadar da korkunç bir şey değil, içinde fırsatlar saklıyor
O zaman, çok sevdiğim şu dua aklıma geliyor : “Allah’ım, gönlümdekini hakkımda hayırlı eyle, hakkımda hayırlı olana gönlümü razı eyle “
Bige Güven Kızılay

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ÜZÜNTÜSÜZ YAŞAMA SANATI

21369137_10155695084134938_1359827844950616647_n[1]
Üzüntüsüz yaşama sanatı Epiktetos yirmi asır önce demiştir ki:
“Kader önünde sonunda şöyle veya böyle günahlarımızın bedelini önümüze koyar
Görünen ya da görünmeyen zaman içinde herkes günahlarının bedelini öder, Ektiğini biçer ”
🌸
“Bunu bilen adam kimseye kızmaz, gücenmez, kimseyi aşağılamaz, kimseyi itham etmez, kimseden nefret etmez, kimseye kin tutmaz.
🌸
Bunu bilen adam karşılaştığı aksiliklere şaşmaz
Önüne çıkan maddi-manevi engellerin kendi günahlarından başka bir şey olmadığını bilir”
🌸
Düşmanlarınızı düşünmek için ayıracağınız bir dakika bile düşmanlarınızdan daha değerlidir. Nefret ve intikam hissi size büyük zararlar verir.
🌸
Aristo şöyle diyor:
“İdeal insan iyilik yapmaktan zevk alır. Kendisine iyilik yapılırsa mahcubiyet duyar Çünkü iyilik yapmak üstünlük işareti, bir iyiliğe muhtaç duruma düşmek zaaf işaretidir”
🌸
Karşılaşacağımız nankörlükten dolayı üzülmemek için hazırlıklı olalım. Karşılık beklemeden iyilik yapalım.
🌸
Mutluluk minnet beklemekte değil, minnet gösterilmesinden rahatsızlık duyulacak olgunluğa erişmektir.
🌸
1) Dinleme: Ama gerçekten dinleyin Kesmeden, hayal kurmadan, vereceğiniz cevabı düşünmeden Can kulağıyla dinleyin.
🌸
2) Sevgi Kucaklamalar, öpücükler, sırt sıvazlamalar ve el tutmalar konusunda cömert olun Bu ufak hareketler, aileniz ve dostlarınıza olan sevginizi daha açık göstermenizi sağlayabilir.
🌸
3) Kahkaha Fıkra anlatın, neşeli hikâyeleri paylaşın Bu armağanınız “seninle birlikte gülmeyi seviyorum” anlamına gelir.
🌸
4) Yazılı bir not Basit bir “Yardımın için teşekkürler” notu, ya da belki bir şiir Kısa, elle yazılmış bir not bazen ömür boyu hatırlanır.
🌸
5) İltifat Basit, içtenlikle söylenen bir söz (“Bu renk sana ne çok yakışmış”, “Harika bir iş çıkardın”, “Yemek nefis olmuş” gibi) karşınızdakinin içini aydınlatır.
🌸
6) İyilik Her gün, rutininizi kırıp birisine hoş, nazik bir şey yapın.
🌸
7) Yalnızlık Bazen tek istediğimiz yalnız kalmaktır Bu anlara duyarlı olun ve ihtiyacı olana yalnız kalma armağanını verin.
🌸
8) Neşeli bir yapı Birine tatlı bir söz söylemek gibisi yoktur Selâm vermek veya teşekkür etmek o kadar zor mu?
* Alıntıdır

Kaynak: Filiz Eroğlunun Sayfası

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Prensesi Unut Ben Bilim Kadını Olmak İstiyorum..ç

21752022_10155242897721939_7443386227950469655_n[1]

Kızlarınıza görüntüleriyle değil, akıllarıyla bilgileriyle zekalarıyla kişilikleri ve kimlikleriyle var olmayı öğretin. Kadının kaştan gözden ve al dudaktan ibaret olmadığını, hiçbir zaman kendisini bu seviyeyi indirgememesi gerektiğini öğretin. Onları prenses, sosyal medya fenomeni, dizi oyuncusu, manken hayalleriyle değil düşünen, araştıran, keşfeden, bilim insanı olma hayalile yetiştirin. Bu onlara kitap okumayı sevdirmekle mümkün…