
– Efendim söyleyin bana hayatta özgürlük varmadır ? Elbette’ der. Kaç bacağın var senin ?
Adam soruya şaşırarak efendim der. Kral..
– Pekala, tek bacağının üstünde durabilir misin ?
Elbette diye cevap verir adam. Kral..
– O halde hangi bacağın üstünde duracağına karar ver.
Adam biraz düşünür ve sol bacağı üstünde durmaya karar verir. Tamam der kral. Şimdi de öteki bacağını kaldır. Adam şaşırır. Bu imkansız kralım der. Gördün mü ? der kral özgürlük budur. Sadece ilk kararı almakta özgürsün. Ondan sonrasında değil. Hayat gerçekten böyleydi. İlk kararı alıyordun ve gerisi o ilk karara bağlı olarak gerçekleşiyordu.
Hayat hata kabul etmiyordu. İlk kararın doğruysa işler yolunda gidiyordu ama eğer yanlış bir karar aldıysan, her şey zincirleme yanlış gidiyordu. Hayat kararlardan ibaretti ve
kararlar birer kibritti. Doğru yerde ateşlediğinde seni ısıtacak ateş, çorbanı kaynatacak ateş oluyordu, yanlış yerde ateşlediğin vakit ise içinde bulunduğun evle birlikte senide yakıyordu. Hayat öyle basite alınacak bir oyun değildi.
Oyunun kurallarını bilmen ve ona göre oynaman gerekiyordu. Ama çoğu zaman oyunun kurallarını bilmek
yetmiyordu. Çok daha önemli olan başka bir şey vardı.
Kendini bilmek ; Ne istediğini, neyin seni mutlu edeceğini ve kim olduğunu, neler yapabileceğini bilmek zorundaydın.
Ancak o zaman doğru kararlar veriyor ve mutlu bir hayata sahip oluyordun. Ve kararlar birer kibritti ; Ya kendini yakıyordun ya da ısıtıyordun…!




RAKİBİN ÇİZGİSİ
Mukemmel bir mekanizma vucudumuz. Sadece oturup televizyon izlerken bile milyonlarca kucuk hucre calisiyor bizim icin ayni anda. Koltuktan kalkip su icmeye mutfaga gitmek, kitap okumak, yemek yemek, dans etmek ya da gun icerisinde otomatik olarak yaptigimiz butun eylemler icin icerde o birbirinden guzel milyonlarca hucrenin birbirleriyle uyum icerisinde hareket etmesine ihtiyacimiz var.



Brenda, yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir kadındı. Bir gün cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katıldı.
Günün kendimi en iyi hissettiğim zamanı ormanda yürüdüğüm anlardır. İlk adımlarımı atamaz hissediyorum, ormanda yürümenin bana iyi geldiğini. Ana yoldan ormana dönen tenha yola girmemle başlıyor hatta bu duygu.
İki ördek kavga ettiğinde ki hiç uzun sürmez- bir süre sonra ayrıldıklarını ve farklı yönlere uçtuklarını görürüsünüz. Bir birlerinden ayrılınca güçlü bir şekilde kanatlarını çırparlar ve böylede kavga sırasında topladıkları aşırı enerjiyi atarlar üzerlerinden . Hiç bir şey olmamış gibi huzurla süzülürler.





