Sakın bu olayı kimseye anlatma!..

Devesiyle birlikte çölde yürümekte olan bir bedevi, güçlükle yürüyen, susuzluktan dudakları kurumuş bir adama rastlamış. Adam bedeviyi görünce su istemiş.Devesinden inmiş ona su vermiş. Suyu içen adam birden bedeviyi iterek deveye atladığı gibi kaçmaya başlamış.Bedevi arkasından bağırmış:

– “Tamam, deveyi al git ama senden bir ricam var. Sakın bu olayı kimseye anlatma!”
…
Bu isteği tuhaf bulan hırsız biraz duraklayıp, nedenini sormuş…

Bedevi de :

– “Eğer anlatırsan, bu her yere yayılır ve insanlar bir daha çölde muhtaç birini görünce yardım etmezler…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mucizenin fiyatı nedir? …

Küçük bir kız yatak odasına gitti ve gömme dolaptaki gizli yerinden camdan bir r…eçel kavanozu çıkardı. Tüm bozuk paraları yere döktü ve onları dikkatle saydı. Üç kere saydı. Toplam, tam olarak mükemmel olmalıydı. Hata yapma şansı yoktu. Madeni paraları kavanoza dikkatle geri koydu ve kapağı kapattı, arka kapıdan gizlice çıktı ve 6 blok ilerdeki kapısının üzerinde Yerli Şefin büyük kırmızı işareti olan Rexall eczanesine doğru yola koyuldu. Eczacının dikkatini ona vermesi için sabırla bekledi, ama eczacı o anda çok meşguldü. Tess bir sürtme gürültüsü yapmak için ayağını döndürdü. Hiçbir şey olmadı. Yapabileceği en gürültülü ses ile boğazını temizledi. Faydası olmadı.Sonunda kavanozdan bir çeyreklik çıkardı ve onu cam tezgahın üzerine çarptı. İşe yaramıştı ! “Ne istiyorsun?” diye sordu eczacı, kızgın bir ses tonu ile. “Şikago’dan gelen, asırlardır görmediğim erkek kardeşim ile konuşuyorum” dedi sorusunun yanıtını beklemeden.”Evet, size erkek kardeşimden bahsetmek istiyorum” diye yanıtladı Tess, aynı kızgın ses tonu ile. “O gerçekten, gerçekten çok hasta…ve ben bir mucize satın almak istiyorum”.

“Pardon ?” dedi eczacı.

“Onun adı Andrew ve başının içinde giderek büyüyen kötü bir şey var ve babam sadece bir mucizenin onu kurtarabileceğini söylüyor. Bir mucizenin fiyatı ne kadar?”

“Burada mucize satmıyoruz, küçük kız. Üzgünüm, ama sana yardım edemem” dedi eczacı, biraz yumuşayarak.

“Dinleyin, onu ödeyecek param var. Eğer yetmezse, kalanını getiririm. Sadece bana fiyatını söyleyin.”

Eczacının kardeşi iyi giyimli bir adamdı. Öne doğru eğildi ve küçük kıza sordu, “Kardeşinin ne tür bir mucizeye ihtiyacı var?”

“Bilmiyorum,” diye yanıtladı Tess, gözleri sulanarak. “Sadece onun gerçekten hasta olduğunu biliyorum ve annem onun bir ameliyata ihtiyacı olduğunu söylüyor. Ama babamın bunu ödeyecek parası yok, onun için paramı kullanmak istiyorum.”

“Ne kadar paran var?” diye sordu Şikago’dan gelen adam.

“Bir dolar ve on bir sent” diye yanıtladı Tess, ancak duyulabilir bir sesle. “Ve bu sahip olduğum tüm para, ama eğer daha lazımsa biraz daha getirebilirim.”

“Evet, ne tesadüf” diye gülümsedi adam. ” Bir dolar ve on bir sent – küçük kardeşin için bir mucizenin tam ücreti. Bir eli ile parayı aldı, diğer eli ile kızın elinden tuttu ve “Beni yaşadığın yere götür” dedi. “Kardeşini görmek ve anne baban ile tanışmak istiyorum. Gereksinim duyduğunuz mucizeye sahip olup olmadığımıza bir bakalım.”

Bu iyi giyimli adam Dr. Carlton Armstrong idi, nöro – cerrahide uzman bir cerrah. Ameliyat ücretsiz yapıldı ve Andrew’in eve dönmesi ve iyileşmesi uzun sürmedi. Anne ve baba onları buraya kadar getiren olaylar zinciri ile ilgili mutlu şekilde konuşuyordu. “Bu ameliyat gerçek bir mucize” diye fısıldadı annesi. “Ameliyatın maliyetini merak ediyorum”

Tess gülümsedi. O, bir mucizenin fiyatının ne olduğunu tam olarak biliyordu…bir dolar ve on bir sent.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sen parıldamak,yeteneklerini gün ışığına çıkarmak için yaratılmışsın…

Hayatını çekingen biri olarak yaşama dostum.
Çık arenaya, eleştirileri unut, sana… verilen günlerin armağanıyla özgürce ve büyük oyna.Hayat kısa, yıllar tıpkı sıcak kumsalda parmaklarının arasından akan kumlar gibi çabucak kayıp gidiyor.Sen parıldamak,yeteneklerini gün ışığına çıkarmak için yaratılmışsın.

Hayatta birtek başarısızlık vardır, o da denememektir.
En büyük başarısızlık, en yüce oyunu oynamak istememek, seni ürküten yerlere doğru yürümemektir

Robin Sharma…
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Her şey sende başlar, sende biter..

Her şey sende başlar, sende biter..Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşama sevgisini…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mutlu bir gülümseyişin yerini hiç bir şey tutamaz…

Küçük kız,hüzünlü bir yabancıya gülümsedi. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı.Hemen bir not yazdı,yolladı.Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki,her öğle yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı. Garson kız ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu.Aksam eve… giderken,kazandığı paranın bir parçasını her zaman köse basında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı.

Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki…iki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti. Karnini ilk defa doyurduktan sonra, bir apartman bodrumundaki tek odasının yolunu ıslık çalarak tuttu. Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titreyen köpek yavrusunu görünce, kucağına alıverdi.

Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşuşturdu.Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı.Bir yangın başlıyordu.Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki,önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı…

Anneler,babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtardılar …

Bütün bunların hepsi,beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir tebessümün sonucuydu.

MUTLU BİR GÜLÜMSEYiŞiN YERiNi HiÇ BiR TATLI SÖZ TUTAMAZ

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretir…

 Hindistandan dört kural

İlk kural :

 ” Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan,

etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretir

İkinci kural :

 “Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır. Hiç bir şey, hem de hiç bir şey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi. Yaşadığımızın

içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile değiştiremeyiz. “Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı” gibi bir cümle yoktur. Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır,  dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay, mükemmeldir.”   

Üçüncü kural :

 ” İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak,

o da başlamaya hazırdır.

Dördüncü kural:

“Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir.

Hayatımızda bir şey sona ererse, bu bizim gelişimimize hizmet eder. Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğun bu tecrübeyle ileriye doğru bakmak daha iyidir.” 

Kendine iyi bak. Tüm kalbinle sev. Sonuna kadar hayatın tadını çıkar. Hayattındaki her gün bir hediyedir,kıymetini bil.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kaybettiysen ara, kırdıysan af dile,kırıldıysan affet…

 

“Bir an bekle, arkana dön ve unuttuklarını anımsa…Kaybettiysen ara, kırdıysan af dile,kırıldıysan affet; Çünkü hayat çok kısa..!”
Şems-i Tebrizi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Zorlar Ve Kolaylar…

“Yıkmak, herkesin işi olabilir;
yapmak yalnız gücü ve aklı olanların işidir.”Hayatta zor işler, kolay işler var,
Bunları ayıran insan olmak zor.Bilgiçlik taslamak, konuşmak kolay,
Az ve öz konuşup susan olmak zor.

Akıl vermek kolay, iş bozmak kolay,
Bozuğu onaran insan olmak zor.

Niyet etmek kolay, başlamak kolay,
Bir işi bitiren insan olmak zor.

Almak kolay, benlik, bencillik kolay,
Alan insan değil, veren olmak zor.

Merak kolay, olay seyretmek kolay,
Bakan insan değil, gören olmak zor.

Kazanç kolay, servet, zenginlik kolay,
Vicdanlı, namuslu patron olmak zor.

Açları kandırmak, azdırmak kolay,
Açları doyuran insan olmak zor.

Yemin etmek kolay, söz vermek kolay,
Verdiği sözünde duran olmak zor.

Seçilmek, yükselmek, baş olmak kolay,
Sahtekar baskıyı kıran olmak zor.

Hile, yalan, riya, kalleşlik kolay,
Doğru olmak, içten insan olmak zor.

Kan akıtmak kolay, acıtmak kolay,
Acıyan yarayı saran olmak zor.

Nefse uymak kolay, hırslanmak kolay,
Nefsini, hırsını yenen olmak zor.

Yuva kurmak, evlenmek kolay,
Yuvada huzura eren olmak zor .

Yaşam kolay, doğmak, yaşlanmak kolay,
İnsanca yaşlanmak, insan olmak zor.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Üç Filtre Testi…

Eski Yunan’da, Sokrat bilgiyi saklaması sebebiyle saygıdeğer bir ün yapmıştı… Bir gün bir tanıdık büyük filozofa rastladı ve dedi ki,
-“Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun?”
-“Bir dakika bekle” diye cevap verdi Sokrat.
-“Bana bir şey söylemeden evvel senin küçük bir testten geçmeni istiyorum.”
-“Buna üçlü filtre testi” deniyor.
-“Üçlü filtre?”
-“Doğru” diye devam etti Sokrat.
-“Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre durup ne söyleyeceğini filtre etmek, iyi bir fikir olabilir. Bu ona 3 filtre testi dememin sebebi.”

Birinci filtre;
-“Gerçek filtresi.”
-“Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan emin misin?”
-“Hayır” dedi adam.
-“Aslında bunu sadece duydum ve”
-“Tamam” dedi Sokrat;

-“Öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun.

Şimdi ikinci filtreyi deneyelim”
-“İyilik filtresini.”
-“Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi bir şey mi?”
-“Hayır, tam tersi.”
-“Öyleyse” diye devam etti Sokrat. “Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin.

Fakat yine de testi geçebilirsin, çünkü geriye bir filtre daha kaldı.”
-“İşe yararlılık filtresi.”
-“Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı?”
-“Hayır, gerçekten değil.”
-“İyi” diye tamamladı Sokrat.
-“Eğer, bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve işe yarar, faydalı değilse bana niye söyleyesin ki?”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir Bilene Sormuşlar…

Sormuşlar bir bilgine:

Hayat ne diye?
Demiş bilgin; iki yönlü bir yol
devam eder bilinmeze.
Sen görmemezlikten gelsen de
vardır bir yoldaş her köşesinde
Bazen çıkarsın zorlukla dar bir yokuştan
bazen de aşarsın dertleri sanki uçuyormuş gibi inerek buradan.

Peki, sevgi nedir, demiş biri
Kalbine sığmayacak kadar geniş
Dedikodusunu yapamayacağın kadar temiz,
kokusunu alamayacağın kadar uzak
hayal edemeyeceğin kadar yakın…

Ya korku nedir, diye atılmış diğeri
Bir yağmur damlasındaki barut kokusu.
Belki de saklanılan bir hayal yontusu
ya bir miniğin haykırışı,
ya da yüreği yaralı bir kuşun feryadı…

Peki ya umut nerededir, diye atılmış bir umut avcısı.
Bilinmezde değildir bilirim, demiş
yerini kaygılı ve tasalı.
Aradın boşuna her yeri ama unuttun en kolay yeri besbelli
bunu derken işaret etti insanın en derinden yaralanan yerini…

Peki, dost kimdir, diye sormuş biri.
Demiş; paylaştın mı sevgini, korkunu, ümidini ve yenilgini, verdin mi desteğini, sordun mu halini, yolladın mı yüreğini,
ağladın mı onun gibi.

Hissettin mi dostluğu, demiş diğeri.
Bilgin demiş:
Karşılığı olmadan verilir mi hiç yürekteki sevgi?
Dostluk dediğin; tek bir ruhun, iki ayrı bedende dirilmesi…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gerçek Sevgi…

“Bebeğimi görebilir miyim” dedi yeni anne. Kucağına yumuşak bir bohça verildi ve mutlu anne, bebeğinin minik yüzünü görmek
için kundağı açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu! Anne ve bebeğini seyreden doktor hızla arkasını döndü ve camdan bakmaya başladı. Bebeğin kulakları yoktu… Muayenelerde, bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği, sadece görünüşü bozan bir kulak yoksunluğu olduğu anlaşıldı.

Aradan yıllar geçti, çocuk büyüdü ve okula başladı. Bir gün okul dönüşü eve koşarak geldi ve kendisini annesinin kollarına attı. Hıçkırıyordu. Bu onun yaşadığı ilk büyük hayal kırıklığıydı; ağlayarak, “Büyük bir çocuk bana ucube dedi.” Küçük çocuk bu
kadersizliğiyle büyüdü. Arkadaşları tarafından seviliyordu ve oldukça başarılı bir öğrenciydi. Sınıf başkanı bile olabilirdi, eğer insanların arasına karışmış olsaydı. Annesi, her zaman ona “Genç insanların arasına karışmalısın” diyordu, ancak aynı zamanda yüreğinde derin bir acıma ve şefkat hissediyordu.

Delikanlının babası, aile doktoru ile oğlunun sorunu ile ilgili görüştü;“Hiçbir şey yapılamaz mı?” diye sordu. Doktor, “Eğer bir çift kulak bulunabilirse, organ nakli yapılabilir” dedi. Böylece genç bir adam için kulaklarını feda edecek birisi aranmaya başlandı. İki yıl geçti bir gün babası “Hastaneye gidiyorsun oğlum, annem ve ben, sana kulaklarını verecek birini bulduk ancak unutma bu bir sır” dedi.
Operasyon çok başarılı geçti ve adeta yeni bir insan yaratıldı. Yeni görünümüyle psikolojisi de düzelen genç, okulda ve sosyal hayatında büyük başarılar elde etti. Daha sonra evlendi ve diplomat oldu. Yıllar geçmişti, bir gün babasına gidip sordu: “bilmek
zorundayım, bana bu kadar iyilik yapan kişi kim? Ben o insan için hiçbir şey yapamadım…” Bir şey yapabileceğini sanmıyorum” dedi babası, “fakat anlaşma kesin, şu anda öğrenemezsin, henüz değil…”

Bu derin sır yıllar boyunca gizlendi. Ancak bir gün açığa çıkma zamanı geldi. Hayatının en karanlık günlerinden birinde, annesinin cenazesi başında babasıyla birlikte bekliyordu. Babası yavaşça annesinin başına eline uzattı; kızıl kahverengi saçlarını eliyle geriye doğru itti; annesinin kulakları yoktu.“Annen hiçbir zaman saçını kestirmek zorunda kalmadığı için çok mutlu oldu” diye fısıldadı babası” ve hiç kimse, annenin daha az güzel olduğunu düşünmedi değil mi?”

Gerçek güzellik fiziksel görünüşe bağlı değildir, ancak kalptedir!
Gerçek mutluluk, gördüğün şeyde değil, asıl görünmeyen yerdedir…
Gerçek sevgi, yapıldığı bilinen şeyde değil, yapıldığı halde bilinmeyen şeydedir!”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Patates, yumurta ve kahve… Siz hangisisiniz…

 

 

Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikayet eden; Her gün hayatının ne kadar berbat… olduğundan yakınan bir kız vardı Hayat, ona göre, çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu.

Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına.

Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mesleği aşçılık olan babası ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi.

Bir gün onu mutfağa götürdü.

Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu.

Cezvelerdeki sular kaynamaya başlayınca, Bir cezveye bir patates, diğerine bir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu Daha sonra kızına tek kelime etmeden, beklemeye başladı.

Kızı da hiçbir şey anlamadığı bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda karşılaşacağı şeyi görmeyi bekliyordu.

Ama o kadar sabırsızdı ki, sızlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başladı.

Babası onun bu ısrarlı sorularına cevap vermedi.

Yirmi dakika sonra, adam cezvelerin altındaki ateşi kapattı.

Birinci cezveden patatesi çıkardı ve bir tabağa koydu.

İkincisinden yumurtayı çıkardı.

Daha sonra son cezvedeki kahveyi bir fincana boşalttı.

Kızına dönerek sordu: – “Ne görüyorsun ?”

“Patates, yumurta ve kahve” diye alaylı bir cevap verdi kızı.

“Daha yakından bak bir de” dedi baba , “patatese dokun.”

Kız denileni yaptı ve patatesin yumuşamış olduğunu söyledi.

“Ayni şekilde, yumurtayı da incele”. Kız, kabuğunu soyduğu yumurtanın katılaştığını gördü.

En sonunda, kızının kahveden bir yudum almasını söyledi.

Söylenileni yapan kızın yüzüne, kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme yayıldı.

Ama yine de bütün bunlardan bir şey anlamamıştı “Bütün bunlar ne anlama geliyor baba? “

Babası, patatesin de, yumurtanın da, kahve çekirdeklerinin de ayni sıkıntıyı yaşadıklarını, yani kaynar suyun içinde kaldıklarını anlattı.

Ama her biri bu sıkıntı karşısında farklı farklı tepkiler vermişlerdi.

Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun içine girince yumuşamış ve güçten düşmüştü.

Yumurta ise çok kırılgandı; dışındaki ince kabuğun içindeki sıvıyı koruyordu. Ama kaynar suda kalınca, yumurta sertleşmiş katılaşmıştı.

Ancak kahve çekirdekleri bambaşkaydı. Kaynar suyun içinde kalınca, kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirmişlerdi ve ortaya tamamen yeni bir şey çıkmıştı.

“Sen hangisisin” diye sordu kızına.

“Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin?”

“Patates gibi yumuşayıp ezilecek misin? “

“Yumurta gibi, kalbini mi katılaştıracakcaksın? “

“Yoksa, Kahve çekirdekleri gibi, başına gelen her olayın duygularını olgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin “

Siz Hangisisiniz………?

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayatta senin için neyin doğru olduğunu, bir tek içindeki ses söyleyebilir…

 

Her gün kendinle kalmak için zaman ayır ve kalbini dinle. İçindeki sesi dinle.
Tüm diğerleri farklı hissedebilir, farklı düşünebilir ama bu senin hissettiklerinin yanlış olduğunu göstermez, sadece onlardan farklı olduğunu gösterir 

Seçimi yapacak olan sensin!
Unutma!
 

Seçimi yapacak olan sensin!
Unutma!
Gerçekte sen ne hissediyorsan, o her zaman doğrudur.
Hayatta senin için neyin doğru olduğunu, bir tek içindeki ses söyleyebilir.
Dolayısı ile içindeki ses ile konuşmayı öğren.
…İçindeki sesin kendine has nedenleri vardır ki akıl hiçbir zaman anlayamaz.
Bazen içindeki ses sana zor geleni yapmanı söyleyebilir…
Korkma… ve içindeki sesi dinlemeye devam et……♥

 

Rukiye gence teşekkürlerimle

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

her gün ve her gece bıkmadan usanmadan yeniden doğabilirsin…

 

Hayatta en büyük dostun sen olabileceği gibi, en büyük düşmanın da sen olabilir. Seçimini yap ve kendin için dost mu yoksa düşman mı olacağına karar ver.
Yaşamdaki tüm acılarını atlatabilirsin, her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin, istersen kötü alışkanlıklarını bırakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin.
Bugün, hayata yeniden başla!
ilk adımın kendini bağışlamak olsun!………………….♥

Bugün, hayata yeniden başla!
ilk adımın kendini bağışlamak olsun!
Tıpkı kasvetli ve bulutlu bir havanın ardından kendini gösteren güneş gibi olabilirsin. Ve aynı güneş gibi,
ay gibi,
her gün ve her gece bıkmadan usanmadan yeniden doğabilirsin

Rukiye gençe teşekkürlerimle…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

hepinize yüreğinizin seçimlerini yapabilecek kadar güç diliyorum……………♥

 

 

Unutma!
Yapılacak daha nice yeni hatalar var
öğrenilecek daha nice yeni dersler var, tekrar tekrar aynı hatalara düşmek niye?
Her şey sende gizli
Hayatın kötü bir yola girmişse, direksiyondakinin sen olduğunu hatırla!
…Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnız, güçlü hissettiğin kadar güçlüsün
Seçimi yapacak olan sensin!
hepinize yüreğinizin seçimlerini yapabilecek kadar güç diliyorum……………♥

 

Rukiye Gence teşekkürlerimle…
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »