İsteklerimizi belirtme ve istemediklerimiz karşısında hayır diyebilme sorumluluğu bize aittir…

İsteklerimizi belirtme ve istemediklerimiz karşısında hayır diyebilme sorumluluğu bize aittir. Karşımızdaki kişilerin bizim isteklerimizi bilme ve karşılama zorunluluğu yoktur. Davranışlarımızın, kararlarımızın ve seçimlerimizin sorumluluğu tümüyle bizde ise, içine düşeceğimiz mutsuzluk veya duygusal bunalımın sorumluluğun bir başkasına ait olması mümkün değildir.Artık hayatımızın sorumluluğunu elimize alma vakti geldi…

 Karşımızdaki kişi, tercihimizin gerçekleşmesi için uygun davranmayabilir, buna hakkı vardır. Bunun  nedeni herkesin  kendi birinciliğine, kendi isteklerine, korkularına ve zevklerine odaklanmasıdır.Bu durumda içine düşeceğimiz hoşnutsuzluk  doğal bir sonuctur…

İnsan ilişkilerinde geçerli tek kanun, onlar hakkında kanun yapılamayacağıdır.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Seni basit şeylerle şaşırtan küçük bir çocuğa,

Sana kaybettiğin cüzdanı getiren yaşlı küçük kadına,

Sana; “Gülünce gözlerinde ışık parlıyor gülümse”  diyen sevgiliye

Seni basit şeylerle şaşırtan küçük bir çocuğa,

Yemeğini seninle paylaşan fakir adama,

İnanırsan herşeyin mümkün olacağını gösteren bilge adama,

Yolunu kaybettiğinde aniden karşına çıkıp sana yol gösteren bir yabancıya,

Seni seven hiç kimsenin kalmadığını düşündüğünde, kalbine dokunan bir arkadaşa

Teşekkür etmeli…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İhtiyacınız olan herşey sizde mevcut.. !

İçinizde, derinden gelen sese kulak verin..Sonsuzluğu dinleyin..,ve: Hatırlayın..! İhtiyacınız olan herşey sizde mevcut.. !

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayatının yönetmenliğini başkasının yapmasına izin verirsen…

Hayatının yönetmenliğini başkasının yapmasına izin verirsen, sürekli o insana,oyunculuğunu beğendirmek zorunda kalırsın..”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gün gibi, Güneş gibi Doğmalı Kalplere…

kanyonda güneş doğuşu

Gün gibi, Güneş gibi Doğmalı Kalplere…

Sevgi İle…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Fiyat Mı ? Değer Mi ?

Fiyat Mı ? Değer Mi ?

Avrupa’nın ünlü sanat merkezilerinden birinde, çocuğun biri, vitrinde çok hos bir tablo görür. Tablonun bedeli oldukça yüksektir. Çocuk bu tabloyu bir sonraki sene abisinin doğum gününe almayı ister ve bir is bulup kıt kanaat geçinerek biriktirdiği tüm para ile mağazaya gider.

Şanslıdır, tablo hala satılmamıstır. İçeri girer, tabloyu bir süre yakından izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur ve; “Abimin doğum günü için bu resmi satın almak istiyorum, tüm param da bu kadar” der. Ressam bir süre düsündükten sonra resmi paketler ve çocuğa satar. Çocuk paketini alır ve tesekkür ederek çıkar.

Mağazada adamın arkadasları da vardır ve saskın saskın sorarlar: “Sen ne yaptın, o resmin değeri milyonlar ederdi. Neden bu kadar düsük bir rakama sattın?” Ressam cevap verir: “Evet, ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan bulabilirdim, ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kisi bulabilirdim?…”

Sözün Özü: Günümüzde insanlar her seyin fiyatını biliyor, fakat hiçbir seyin değerini bilmiyorlar
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kendine hiç değer vermiyorsun can…

Kendine hiç değer vermiyorsun can, Ama;hayatındaki insanlara çok değer veriyorsun. Kendini sadece onları mutlu etmeye adamışsın! Fakat; MUTSUZSUN! Çünkü;onlardan bir karşılık alamıyorsun!  Kendine vermediğin değeri,onlardan bekliyorsun!

 Elbette sana değer vermeyecekler! Sen kendine değer vermedikçe,sen kendini mutlu etmedikçe; kimse sana değer vermeyecek,kimse seni mutlu etmeyecek!

 Onlar senin aynaların;sana seni yansıtıyorlar!

SEN KENDİNE DEĞER VERDİKÇE;HERKES MUHTEŞEM BİR ŞEKİLDE DÖNÜŞECEK VE SANA DEĞER VERECEK! ♥
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 3 Comments »

Kişiyi olduğu gibi, her haliyle, eksileriyle de, artılarıyla da seviyor…"Yüreklerin en çok susadığı sevgi budur" diyor

“Sevgi üç türlüdür!..

” 1-) ” EĞER… ” türü sevgi: Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye bu adı takmış yazar… Örnekler veriyor: EĞER iyi olursan; baban, annen seni sever. EĞER başarılı ve önemli bir kişi olursan; seni severim. EĞER ek olarak benim beklentilerimi karşılarsan; seni severim.

Toyotome “En çok rastlanan sevgi türü budur” diyor. Bir şarta bağlı sevgi… Karşılık bekleyen sevgi… Sevenin, istediği birşeyin sağlanması karşılığı olarak vaad edilen bir sevgi türüdür bu ve bu gerçekte bir sevgi değildir. Nedeni ve şekli bakımından bencildir. Amacı sevgi karşılığı birşey kazanmaktır. Kişiyi tahakküm altına almak ve ona hükmetmek ister. Bunu sağlayamadığı zaman sözel olarak saldırganlaşmaya başlar. Sözleriyle ve davranışlarıyla karşısındaki kişiye suçlamalar yöneltir ve kişinin kendisini suçlu hissetmesi için elinden geleni yapar. Hep ben, hep ben… diyen bir sevgili, eş vardır.

 Evliliklerin pek çoğu “Eğer” türü sevgi üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. İnsanlar birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil, hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar. Beklentiler gerçekleşmediğinde, düş kırıklıkları da başlıyor. Sevgi giderek nefrete dönüşüyor. Ve maalesef en saf olmasi gereken anne baba sevgisinde bile “Eğer” türüne rastlanıyor. Fakat aslında insanlar “Eğer” türü sevginin üstünde bir sevgi arayışı içindeler…

 2-) ” ÇÜNKÜ… ” türü sevgi: “Bu tür sevgide kişi, bir şey olduğu, birşeye sahip olduğu ya da birşey başardığı için sevilir.

Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir ekonomik veya maddesel niteliğe ya da koşula bağlıdır: “Seni seviyorum. ÇÜNKÜ zenginsin..” “Seni seviyorum. ÇÜNKÜ bana o kadar güven veriyorsun ki..” “Seni seviyorum. ÇÜNKÜ çok güzelsin/yakışıklısın!” “Seni seviyorum. ÇÜNKÜ o kadar popüler / o kadar ünlüsün ki..”…vs. vs. Daha derin düşünürseniz, bu türün, “Eğer” türünden temelde pek farklı olmadığını görürsünüz. Kaldı ki, bu tür sevgi de, yükler getirir insana… İnsanlar hep daha çok insan tarafından sevilmek isterler. Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar. Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı zaman, sevenlerinin, artık ötekini sevmeye başlayacağından korkarlar. Böylece yaşama, sonsuz sevgi kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer.
O halde bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi? Çünkü türü sevgi de, gerçek ve sağlam sevgi olamaz. Bu tür sevginin güven duygusu vermeyişinin iki ayrı nedeni daha var: BİRİNCİSİ; “Acaba bizi seven kişinin düşündüğü kişi miyiz?” korkusu… İKİNCİSİ de; “Ya günün birinde değişirsem ve beni sevmez olurlarsa..?” endişesidir.  Japon yazar “Toplumlardaki sevgilerin çoğu “ÇÜNKÜ…” türündendir ve bu tür sevgi, kalıcılığı konusunda insani hep kuşkuya düşürür” diyor.
Peki o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne? Ve işte sevgilerin en gerçegi!.. Nedir peki, gerçek sevgi… Asıl sevgi… En güzel sevgi…

3-) “…-e RAĞMEN” türü sevgi: Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında birşey beklenmez… Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp, böyle bir şeyin varlığını temel olarak almaz… Kişi “birşey olduğu için” değil, “birşey olmasına rağmen” sevilir. Güzelliğe bakar mısınız?.. ‘…-e RAĞMEN’ türü sevgi..!

Burada insanın, iyi, çekici, başarılı ya da zengin…vs. bir niteliğe sahip olması ve sevgiyi kazanması gerekmiyor. Kişi kusurlarına, cahilliğine, kötü huylarına ya da kötü geçmişine… vs. “RAĞMEN”, olduğu gibi, o haliyle sevilebiliyor. Burada kişi sevdiğini kendi egosal beklentilerinin içinde boğmuyor. Kişiyi Olduğu gibi, her haliyle, eksileriyle de, artılarıyla da seviyor. O’na hükmetme, O’na sahip olma ve illa ki kendi isteklerini dayatma yoktur. “Yüreklerin en çok susadığı sevgi budur” diyor. Farkında olsanız da, olmasanız da, bu tür sevgi sizin için yiyecek, içecek, giysi, ev, aile, zenginlik, başarı ya da ünden daha önemlidir…

“Bugün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni ‘…-e RAĞMEN’ türü sevgiyi şu anda yaşıyor olmanız ya da birgün bu sevgiyi bulacağınıza inancınızdır.” Son sözlerinde biraz umutsuz,

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sevdikçe dönüşür insan…

Sevdikçe dönüşür insan…

Güneşe dönüşür , yıldıza dönüşür , Ay’a dönüşür , umuda dönüşür..

O’ndan sana dönüşür , dönüştükçe ” yaşam kaynağı ” olur binlerce cana…♥

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince, diğerleri de yanlış gider…

 

Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince, diğerleri de yanlış gider…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

iletişim ne kadar zor…

Gösterdim… gördü anlamına gelmez

– Söyledim… duydu anlamına gelmez

– Duydu… doğru anladı anlamına gelmez

– Anladı… hak verdi anlamına gelmez

– Hak verdi… inandı anlamına gelmez

– İnandı… uyguladı anlamına gelmez

– Uyguladı… sürdürecek anlamına gelmez.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Arkadaş, seninle aynı fikirleri benimseyen, tıpatıp sana benzeyen, sen ne dersen evet diyen ve her fırsatta seni sevdiğini söyleyen kişimidir

HER RENKTEN ARKADAŞIN OLSUN –

Arkadaş, seninle aynı fikirleri benimseyen, tıpatıp sana benzeyen, sen ne dersen evet diyen ve her fırsatta seni sevdiğini söyleyen kişimidir? Yoksa; seninle farklı fikirlerini ifade edebilen, sana her fırsatta haklısın demeyip, haksız olduğunu da söyleyebilen, sevdiğini söylediği kadar sevmediği özelliklerini de rahatça söyleyebilen kişimidir? Gökkuşağı gibi rengarenk …bir hayat istersin fakat tek renk ile nasıl gökkuşağı sahibi olursun?

 Arkadaş dediğin kişi seninle aynı fikirleri benimsiyorsa sana ne katabilir ki? Tekamül istiyorsan eğer yüreğini açabilmelisin, her renkten arkadaşlar edinebilmeli ve onlarla cesaretle sohbet edebilmelisin ki gerçek kendini görme fırsatı bulabilmelisin. Kimi arkadaşın ile sohbet edersin, kimi arkadaşına akıl verir, kimi arkadaşından ise akıl alırsın. Sana yardım edecek kişilerle arkadaşsan eğer, sen yardım etmekten bihaber kalırsın, bir yanın boş kalır, eksilirsin. Kötü günlerinde sana destek olacak arkadaşlara sahip isen eğer, kötü günlerinde yanında olacağın arkadaşlarında olmalı.

Arkadaşlarının çeşitliliği senin yüreğinin büyüklüğü ile orantılıdır. Her yürek bir insan, her insan bir dünyadır. Kimi dünyaların yüzölçümü küçük, kimisinin ki büyüktür. Gerçekte ise yürekler evreni kucaklayacak kadar büyüktür. Aç yüreğini, tüm evreni sevgi ile kucakla. Ayırım yapmadan, rengine, dinine, cinsine, diline bakmadan kucakla tüm insanları, bir tek şartın olsun; insan olsun yeter diyebilmelisin.

Dr. Mehmet Öz, arkadaşlar için F (firend) vitamini diyor, yüreğinize bol miktarda F vitamini alın ve gökkuşağını yüreğinizde oluşturun.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

her insanin kendine ait isigi vardir

Bazi insanlar vardir atesbocegi misali…

Yaptiklari herseyde, bulunduklari her ortamda nese birakir ve umut sacarlar… kendi isiklarinin farkinda olmasalar bile…

Onlarla olmak huzur verir ve onlarin etrafinda donmek bizide mutlu eder. Ama ne yazik ki Sadece onlarin isiginin oldugunu dusunuruz.

Oysa her insanin kendine ait isigi vardir sadece uzerine birikmis olan tozlari silmesi ve parlatmasi gerekiyor ki etrafinda donen pervaneleri gorebilsin. Kendi isiginizda pervanelerin dondugunu gormeniz dilegiyle

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ve bir gercek vardır: ACIYI tatmadan ,MUTLULUĞU bulamazsın…!

Sonu belli olmayan bir yoldur hayat.

Önüne ne zaman, neyin çıkacagını bilemezsin…

 Bazen bir şeyler alır götürür senden, tutamazsın.

 Bazen de hayatın getirdiklerinden kaçmak istersin, ama kaçamazsın.

Böyledir hayat, bir türlü anlayamazsın.

Ve bir gercek vardır: ACIYI tatmadan ,MUTLULUĞU bulamazsın…!
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir insanin bir insana verebilecegi en güzel hediye "ona ayirabilecegi zamandir"

Bir insanin bir insana verebilecegi en güzel hediye “ona ayirabilecegi zamandir”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »