Bazen kendi kendine kalkmasını bilip yola devam etmelisin…
Bazen kendi kendine kalkmasını bilip yola devam etmelisin…

Pencereler vardır, kaldırımlara bakar. Gördüğünüz; insan ayakkabıları, kedi patileri, araba lastikleridir. İşittiğiniz; ayak sesleri, otomobil gürültüleri, sokak kavgalarıdır. ?Kaldırım manzaralı eviniz var mı?? diye sormazsınız asla, bir emlakçıya. Tercihiniz değil, mecburiyetinizdir kaldırımlar; ama ufkunuzu geliştirmek, başka dünyalara pencereler açmak elinizdedir.
Pencereler vardır, karşı apartmana bakar. Sokaktan geçen arabalar, oyun oynayan çocuklar ve balkonda çay içen komşulardır; evinizden dış dünyaya açılan. Komşunuzun da sizden farkı yoktur; onun için de siz bir manzarasınızdır, penceresini açtığında. Siz ve komşunuz, karşılıklı iki ayna gibidir; ama bu aynadan sonsuz görüntüler çıkmaz.
Pencereler vardır, hayata bakar. Hayattan ne anlıyorsa insan, o kadar geniş, o kadar ferah, o kadar huzur vericidir; penceresinden evine sızan. Hayatı bir hapishane gibi görüyorsa, ayak seslerinden, ayakkabı görüntülerinden ve araba lastiklerinden başka bir şey görmez, ruhunun penceresi olan gözlerini açtığında.
Pencereler vardır, insanın kendisine bakar. Ne kadar derinse duruşu, ne kadar özgürse ruhu, ne kadar güzel görebiliyorsa; o kadar geniş, o kadar uçsuz bucaksız, o kadar güzeldir manzarası. Yüzeyselse, ancak karşı apartmandaki insanı görüp durur, penceresini her açtığında.
Pencereler vardır, açılmaz; sadece seyredersiniz. Koklayamazsınız, işitemezsiniz, elinizi uzatıp dokunuyor gibi hissedemezsiniz.
Peki sizin pencereniz nereye açılıyor?

Neden barış içinde yaşamayı öğrenemiyoruz, neden hep kavga ediyoruz birbirimizle? Neyi paylaşamıyoruz, neden anlamıyoruz birbirimizi?
Anlamak bu kadar mı zor? Kendimce cevaplayabildiğim bu soruları soran ne kadar çok insan var. Şikayet ediyoruz hep kavgalardan, küslüklerden. Peki düzeltmek için ne kadar çabalıyoruz

Kimseye Hiçbir Şey Öğretemem,
Yalnızca Onların Düşünmelerini Sağlayabilirim.
Ve Kendini Bulmak İsteyene Tavsiyem: Kendini Düşün! Şu Hayatı Öyle Bir Yaşa Ki Kendi Kendini Alkışlayabilesin.
sen…
kendine inanırsan başarırsın…
düşündükçe gelişir, yaşadıkça anlarsın…
olumsuza yer vermezsen geriye sadece olumlu kalır…
insanlar öğrenmen gerekenleri öğretenlerdir…
insanlar paylaşman için varlardır…
yüreğinin doğurduğu aşk bitmezse hep güzel kalırsın…
seversen görürsün…
görülürsen sevilirsin
Bir kez hata yapmış herkesi fırlatıp atacak olursak, işe yarayacak adam kalmaz. Bir kez bile hata yapmamış bir insan tehlikelidir.Yol çağırıyor gayri…
Güneş turuncu doğarken yola çıkmak, kilometrelere bakmadan gitmek, gitmek, hep gitmek, yorulunca durmak, asfalt, şose, unutulmuş köy yolları, haritalarda görünmeyen kasabalar, çam deniz tuz kokusu, kederli şarkılar, hatıraların izleri, eski arkadaşlar, yıllar sonra bir görüşüp yine ayrılıklar, yol, hep yol, rakılı akşamlar gün batımları, uzak dağ başlarında birer hayal gibi evler, gece geçilen şehirler, ama en nihayetinde nereye gidersek gidelim arkamızdan gelecek bu şehre dönmek üzere…
Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir. Hayatımızda bir şey sona erers…e, bu bizim gelişimimize hizmet eder. Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğun bu tecrübeyle ileriye doğru bakmak daha iyidir…
Günde en az altı kez çok basit bir alıştırma yapmaya başla. Her biri sadece yarım dakika alıyor, bu da günde üç dakika yapar. Dünyanın en kısa meditasyonu! Ancak ani yapmak zorundasın, bütün incelik burda.
Caddede yürürken, birden hatırlıyorsun. Kendini durdur, kendini tamamen durdur, hiç kıpırdama. Yarım dakika sadece orda ol. Durum her ne olursa olsun, tamamen dur ve her ne oluyorsa sadece orda ol. Duruşun ani yapılması gerekiyor. Sonra tekrar hareket etmeye başla. Bunu günde altı kez yap. Daha fazla yapabilirsin ama daha az yapma; bu alıştırma büyük bir açılmaya neden olacak.
Aniden sadece olduğun yerde bulunduğunda, bütün enerji değişir. Zihinde devam eden süreklilik durur. Bu o kadar ani olur ki, zihin bu kadar hızlı yeni bir düşünce yaratamaz. Zaman gerekir, zihin aptaldır. Neresi olursa olsun, hatırladığın anda bütün varlığını aniden sars ve dur. Yalnız sen fark etmeyeceksin. Kısa sürede başkalarının senin enerjini fark ettiğini, bir şeyler olduğunu; bilinmeyenden bir şeylerin içine girdiğini hissedeceksin
Bu fotograf çölde, günbatımında yukarıdan çekilmiştir. Yakından bakarsanız develerin ayaklarının altındaki beyaz çizgilerin develerin kendisi olduğunu farkedeceksiniz. Deve olarak imgelediğiniz karartılar ise yalnızca gölgelerden ibarettir.
Bazen, sahip olduğumuz sorunlar günbatımındaki gölgeler gibi gözümüze büyük görünürler… Tanrının gözünde onlar küçücüktür!
BİR KEZ DAHA BAKIN GERÇEK OLDUĞUNA İNANAMAYACAKSINIZ, ÖYLE DEĞİL Mİ?
Hayatınızdaki gölgelere odaklanmayın!!!!!

Bak EGO’cuğum. bitanem, seni seviyorum. Sen uzun yıllar önce olmuş bir olayın etkisi altındasın. Şu an benim hissettiğim güvensizlik, tamamen senin duygularına kendimi kaptırdığım için ortaya çıktı. Ben artık çok farklı bir insanım. Kendime güvenmek için elimde o kadar çok sebeb var ki.
Seni çok iyi anlıyor ve hak da veriyorum. O zamanlar onlar bizim suçumuz değildi. Ben artık farklı bir gerçeklik yaşıyorum. Ben kendime güveniyorum. Gel sende bana katıl. İnan, bana üzülmene gerek yok.
Ben çok daha huzurlu bir hayat yaşıyorum ve bu sefer SEN BENİM GİTTİĞİM YOLDAN GELECEKSİN. Ben seni takip etmeyeceğim. Çünkü HAYATIMIN PATRONU BEN’İM

Emanete………. İhanet etmeyin…… Hâlinizden……….Şikâyet etmeyin
Büyüğünüze…… Emretmeyin………….Boş şeylerde….. ……Israr etmeyin…
Nefesinizi………. Boşa tüketmeyin……İnsanları……….. Bekletmeyin…
Etrafınızı…………Kirletmeyin………… Hayatınızı………. Mahvetmeyin…
Kimseye………… Minnet etmeyin.. …İnsanları…………Yüzüne karşı methetmeyin…
Kimseye………… Küfretmeyin……. …Kötülüğe……….. Meyil etmeyin…
Malınızı…………. Boşa sarf etmeyin… Sırrınızı…………. Açık etmeyin…
Her Şeyi………… …..Merak etmeyin… …..Suçunuzu………. İnkâr etmeyin…
Şerefinizi……….. Kaybetmeyin…