çok sıkılıp,bunaldığımızda rüyamızda sevdiğimiz ölülerimizi görürürüz …

methini duyduğum bir kitapta  şöyle yazıyor…

çok sıkılıp,bunaldığımızda rüyamızda sevdiğimiz ölülerimizi görürürüz .

aslında onları davet eder,ruhsal bağlantı kurarız.

rüyada ölü diri getirir derler ya.

belkide dirilen kendimizizdir.

rüyada vefat etmiş  birini görmek,.

merak etme bu evrende yanlız değilsin,ben varım seni kolluyorum mesajıdır.

biz aklımızla kavrayamayız ama bilincimiz ve bedenimiz bilir ki sevdiğimiz ama kaybettiğimiz kişiler ölse de enerjileri evrende yok olmaz ..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Başınıza gelmesinden korktuğunuz EN KÖTÜ ŞEYE DEĞİL de, başınıza gelmesini istediğiniz EN İYİ ŞEYE odaklanın…

Başınıza gelmesinden korktuğunuz EN KÖTÜ ŞEYE DEĞİL de, başınıza gelmesini istediğiniz EN İYİ ŞEYE odaklanın. Unutmayın kafanızda en çok neyi düşünürseniz, hayatınızda onu çoğaltırsınız,çekersiniz,onu yaşarsınız… Düşüncelerinizi değişitirin ki hayatınızda değişebilsin… SEÇİM SENİN…”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

G Ü N A Y D I N …Sevgiye sevgi katmak için, Yola çıkanlara …

G Ü N A Y D I N …Sevgiye sevgi katmak için, Yola çıkanlara …

GÜNAYDIN…Dünyaya ışık veren, Renklendiren güneşe…

GÜNAYDIN. ..Çalışanlara, uyuyanlara, koşuşanlara…

  GÜNAYDIN… Gülenlere, ağlayanlara, Somurtanlara…

 GÜNAYDIN… Gönlü güzellere, Yüreği kocamanlara…

 GÜNAYDIN….Dağa, taşa, Kurta Kuşa… …

GÜNAYDIN….Emeğini alınterine Katık yapanlara …

GÜNAYDIN. Sevenlere,…

GÜNAYDIN TÜM GÖNÜL DOSTLARIMA…
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İşte, bir teşekkürün bile esirgendiği, ağır geldiği, gereksiz görüldüğü günümüzde bu fotoğraf gerçekten ibret verici…

İtfaiye eri onu az önce yangından kurtarmış ve ön bahçeye bırakmış, işine devam etmiş. Yangın söndükten sonra ise soluklanmak üzere oturmuş. Bu fotoğrafı çeken yerel bir gazeteci köpeğin uzaktan itfaiye erine bakmakta olduğunu fark ediyor.

Daha sonra köpek, az önce kendisini ve yavrularını kurtarmış olan yorgun itfaiye erine yaklaşıyor, gazeteci onun ne yapacağını merak ederek kamerasını hazırlıyor ve “o” anda deklanşöre basıyor.

İşte, bir teşekkürün bile esirgendiği, ağır geldiği, gereksiz görüldüğü günümüzde bu fotoğraf gerçekten ibret verici.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ne olmak için doğdunsa onu ol…

Hey dostum, sana söylüyorum; gülümse!

Tatlı bir kahkaha ile kalk yatağından

Aynada gördüğün yüze, bir öpücük at

Aç perdelerini sonuna kadar

Çek içine uyanan günü

Çıplak ayak ile dolaş bir kere

Belki de bilmediğin bir evdesin

Belki de “evim” dediğin yerde, sadece “misafirsin” !

 Dokun sana ait olan her ne varsa

Bırakma hiçi bir düşü yarınlara

Yıkarken yüzünü, suya iyi bak

Unutma, okyanuslar gizlidir o bir tek damlada ,

 Yaşamın içindeysen içinde ol !

 Yaşıyorsan eğer, adam gibi yaşa,

Kitaplarda yazan gibi değil Veya “o dedi”, “bu demiş” gibi değil

El için değil, âlem için değil Kendin için, doya doya…

 Hey dostum, sana söylüyorum gülümse!

Bak Güneş ve Ay, hiç beklemedi seni,

Her gün ne olacaksa oluyor,

Ve her gün, ya senle ya da sensiz doğuyor

O zaman, doldur ciğerini ve haykır “Ben diriyim” diye

Yaşam benim ve bana ait, özgürüm diye

Bırak “mışlar” ve “mişler”,

Korkular ve endişeler kaybolsun

Sen yeter ki, yeşert düşlerini…

İsterse saksıda bir tek ot olsun, Senin olsun !

Ama, istediğin olsun…

Pişmanlıklara değil, umutlara aç Seni dimdik tutan kalbini !

 Kullanılmadık hiçbir eşyanı bırakma

Söylenmemiş bir sözde

Seninle yürüyenler olacaktır, önüne dikilenler olduğu kadar

Onlara sıkı sarıl

Çünkü hiçbir el boşlukta, asılıp kalmamalıdır!

 Bir hayatı kucaklamak ne güzel

Ne güzel,bir hayale sahip olmak

Hey dostum,sana söylüyorum

 Kafesinin içinde çırpınan, serçe değil

Küllerinden dirilen “Zümrüt-ü Anka” ol

Yaşamın kıyısında dolanma,

Taa içinde ol Hadi dostum, gülümse !

NE OLMAK İÇİN DOĞDUNSA ONU OL !
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bazen dış görünüşü ile yargıladıkların içindekileriyle seni utandırabilir…

 

Bazen dış görünüşü ile yargıladıkların   içindekileriyle seni utandırabilir…..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir işi bilen yapar…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kendini mutlu et! ! !

Kimi istersen onu seç ama önce kendini seç.Kendin için yaşa,kendin için sev,kendin için aşık ol.Kendini beğen ve kendini dinle her zaman. Ancak o zaman bulabilirsin mutluluğun formülünü.Düşün ki; çok seviyorsun dans etmeyi.Ruhunu doyuruyorsun ve haya- tın vazgeçilmezleri arasında.Öyleyse dans et.Durma,kimsenin seni en- gellemesine izin verme.Sırf başkaları mutlu olacak diye oturma sandal- yeye,kalk ve pistin ortasına ilerle.Sonra dönmeye başla yorulana kadar, bacakların ağrıyana kadar dans et.

“Ne derler” diye düşünme,bırak ko- nuşsunlar.Sen mutlu olacaksın gerisinin önemi yok. Kendini yollara mı vurmak istiyorsun,bin ilk otobüse.Nereye gittiğine bile bakma,çık yola.Bir haber ver yeter,nereye gittiğini soranlara “Ken- dime gidiyorum” de.Kes dünyayla iletişimini ne olur¿ Bir mola yerinde pilav üstü kuru yerken alacağın tadı düşün.Kayboluşlar insan kendini bul- durur bazen.Hem keşfetmek diye de bir şey var bu dünyada.Serüvenci bir ruhun varsa bundan kime ne¿ Bir kaşif olmanın hazzını yaşa.Geride kalanları unutma elbette ama onlar da beklemeyi bilsinler.

Çok mu beğendin vitrindeki giysiyi,al o zaman.”Çok mini,çok renkli,çok frapan,çok sakil” mi diyecekler¿ Bırak desinler,sen kendine yakıştırıyor- sun ya bu yeter.Giy ve bak aynaya.Nasıl iyi hissediyorsun değil mi¿Öy- leyse hadi şu kırmızı olanı da al.Eskileri çıkar üzerinden ve onu giyerek git evine.Şaşırsınlar. “Bu da nereden çıktı şimdi¿” diyene “Kendim için aldım,kendime aldım” de gitsin.Boşver gerisini…

Korkma şarkı söyle…Bağıra bağıra söyle hem de.Şarkının sözlerini bilmiyorsan uydur,ne olacak ki¿ Merak etme,kınamazlar seni. Kınarlarsa da bu onların sorunu,sen eğleniyorsun ya…Kendi besteni kendin yap,kendi sözünü kendin yaz ve söyle.”Bu şarkı da nereden çıktı¿ diye sorarlarsa “Kendime yazdım” de…

Ne yaparsan kendin için yap,kendini eğlendir önce.Sen mutlu ol ki, senin mutluluğun başkalarını da mutlu etsin.Mutsuzken,kimseyi mutlu edemezsin unutma.Ve sakın herkesi birden mutlu etmeye çalışma çünkü olamazlar.Sen mutluysan,bu herkese yeter…:)
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Korkum kadar gücümün de olduğunu ve de hep olacağını bana çok güzel hatırlattılar…

Marianne Williamson’un yazdığı “Sevgiye Dönüş”. Aslında, bana göre, bu kitabın adı İngilizce isminden yola çıkılarak “Aşka Dönüş” olabilirdi. Uzun zamandır çok satanlar listelerinde yer alan, rekorlar kırmış ve çok sayıda insanın hayatında değişim veya dönüşümler yaratmış bir eser. Marianne Williamson ise dünyanın her yanında dersler veren ve yaptığı programlar büyük bir ilgiyle izlenen bir “Mucizeler Kursu” eğitmeni. “Sevgiye Dönüş” korkuya dayalı, egonun esareti içinde yaşadığımız bir ruh halinden çıkartıp, sevgi ve birlik âlemine ipuçları veriyor.

İşte bu kitapta çok sevdiğim bir bölüm var :     “En büyük korkumuz yetersiz oluşumuz değil, En büyük korkumuz ölçüsüz güçlülüğümüz. Bizi en çok korkutan karanlığımız değil, ışığımız. Kendimize sorarız, ben kimim ki parlak, güzel, yetenekli ve harika olayım? Aslında siz ne değilsiniz ki? Siz Tanrı’nın çocuğusunuz. Küçük oyununuz dünyaya hizmet etmiyor. Sinmenin aydınlık bir tarafı yok ve insanlar sizin yanınızda güvende hissetmeliler kendilerini. Hepimiz, tıpkı çocuklar gibi ışıldamalıyız. İçimizde olan Tanrı’nın ihtişamını göstermek için doğduk.

O sadece bazılarımızın içinde değil, herbirimizin içinde. Kendi ışığımızın parlamasına izin verdiğimizde, bilmeden diğer insanların da aynı şeyi yapmasına izin veririz. Kendi korkumuzdan kurtulduğumuzda varlığımız kendiliğinden özgürleştirir diğerlerini de…” Özellikle “kendi korkularımızdan kurtulmak” bölümü beni çok düşündürdü.

Çünkü, çok uzun zaman boyunca benim bu kadar “kendim olmaktan” uzaklaştırdığını bile fark etmemiştim. Kendi yanıtlarımdan, kendim söyleyeceklerden çok önce, işte veya özelde “önem verdiğim” diğerlerinin ne söyleyecekleri, çok zaman sanki daha önemliydi benim için. Bu konuda, daha çok ve daha güçlü “kendimden doğru” bir şeyler söylememe, bir şeyler yapmama çok kişi, çok “değerli yollar” açtılar bana. Hemen ilk aklıma gelen isimleri, Dorothy (Siminovitch), Alper (Utku), Fazıl (Oral) ve Cem (Mumcu) olarak sıralayabilirim. Bu sıraladıklarım ne mi yaptılar?

Korkum kadar gücümün de olduğunu ve de hep olacağını bana çok güzel hatırlattılar. İnsanın, kendisine ve çevresine karşı ne kadar sahici olursa, o kadar çok tekamül edebileceğini yani büyüyeceğini, buna paralel ilişkilerini aynı şekilde büyütebileceğini yaptıkları çok şey ile durmaksızın anlattılar, çok şükür hala da aynı güzel duygularla devam ediyorlar.

Kendi o güzel yolculuğu boyunca, kendi içindeki korkuları ile değil “içindeki o güzel aşkla” çok anlamlı izler bırakmış Mevlana bakın bu konuda ne diyor : “Ey Tanrı kitabının nüshası insanoğlu! Sen, kainatı yaratan Hakk’ın güzelliğinin bir aynasısın! Her şey sensin. Alemde ne varsa, senden dışarıda değil. Her ne ararsan, onu kendinden iste, kendinde ara. Kimden kaçıyoruz, kendimizden mi? Ne olmayacak şey!..”

Kendimden kaçmayı daha tam olarak bırakabildiğimi söyleyemem. Yine de, adım adım “kendimde aradıkça ve kendimde istedikçe” çok daha huzurlu olmaya başladığımı söyleyebilirim. Işığımın parlamasına daha çok izin verdikçe, kendimin ve diğer insanların “o aydınlık ışıkları yakmasına” dair daha da çok adım atabileceğimi biliyorum. Hele hele ilişkilerimde, eğitimlerimde, koçluklarımda, hayatımın birçok sahnesinde karşılaştığım, konuştuğum, seçtiğim, bir şeyler paylaştığım her bir insanın ve de kendimin “ışıl ışıl” bir ayna olduğuna artık daha da çok inanıyorum…

Mehmet Yıldırım

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

biraz oku dolaş yaşa işte…

Hayata dair hazır cevaplar var.
Öyle çok düşünüp kendini heba etme sen…
biraz oku dolaş yaşa işte=))
Kimseye kötülük etmeden”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Daha fazla şefkat istediğinde, daha şefkatli OL!

Yaşam daima sana senin verdiklerini geri verir. Yaşam davranışlarımızın aynasıdır. Daha fazla sevgi istediğin zaman daha çok sev! Daha fazla şefkat istediğinde, daha şefkatli OL! Saygı istiyorsan insanlara daha çok saygı duy.İnsanların sabırlı OLmasını istiyorsan, sen sabırlı OLmayı öğren.Bu kural yaşamımızın bir parçasıdır, herkes için her zaman geçerlidir. Yaşam bir tesadüf değil, yaptıklarımızın bir aynada yansımasıdır♥

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Öfkeliyken Konuş; Göreceksin, Hayatında Yaptığına Pişman Olduğun En İyi Konuşma Olacak…

 

Öfkeliyken Konuş; Göreceksin, Hayatında Yaptığına Pişman Olduğun En İyi Konuşma Olacak…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İşte o gün bu gündür kırmızı laleler Ferhat’ın Şirin’e duyduğu ölümsüz aşkı simgeliyor…

Ferhat ünlü bir nakkaştır. Sultan Mehmene Banu’nun, kızkardeşi Şirin için yaptır…dığı köşkün süslemelerini nakşederken Şirin’i görür ve birbirlerine sevdalanırlar. Ferhat, sultana haber salarak Şirin’i istetir. Ancak sultan, kızkardeşini vermek istemez ve Ferhat’ı oyalamak için Elma Dağı’nı delip şehre su getirmesini şart koşar.

 Ferhat, aşkından aldığı güçle dağları deler. Bunu gören sultan, Şirin’i Ferhat’a vermemek için yaşlı dadısını göndererek, Şirin’in öldüğü haberini ulaştırır. Ferhat, bu acı haber üzerine, elinde tuttuğu kazmayı havaya atar, düşen kazma Ferhat’ın başına isabet eder ve Ferhat orada yaşamını yitirir.

Acı haberi alan Şirin korku içinde olayın geçtiği kayalığa gelir. Ferhat’ın kanlar içinde yatan cansız bedenini görünce bu acıya dayanamaz ve kayalıklardan atlayarak canına kıyar.

Bu olaydan sonra Ferhat’tan akan her kan damlası onun Şirin’e olan ölümsüz aşkını göstermek için kan kırmızısı renkteki lalelere dönüşür. İşte o gün bu gündür kırmızı laleler Ferhat’ın Şirin’e duyduğu ölümsüz aşkı simgeliyor..
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sevgi emek ister…

Uçan kuş yerde yiyecek ararken, kaplumbağayı görür. Yanına gider ve sorar: ” Bu telaş ne ? Yolculuk nereye? ” Kaplumbağa; “Hiç sorma dostum. Şu karşı tepenin ardında sevdiğim bekliyor.

 Ömrüm yeterse kavuşacağız, 2 yıldır yürüyorum ama hala varamadım. Sen ne şanslısın, bak kanatların var, tepeleri on dakikada aşarsın.”

Kuş yanıt verir; -Kolay kazanılan sevgi sağlam olmaz. Sevgi emek ister. Benim gibi istediğin yere çabuk ulaşırsan daldan dala konarsın.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaşam boyunca kendimize ve başkalarına duyduğumuz güven, ilişkilerimizdeki gel-gitler veya git-geller, hayallerimiz ve korkularımız arasındaki süresiz yalnızlıklarımız gibi…

Kısa bir süre önce yurtdışı çıkışı için pasaport kontrolü öncesi sırada bekliyordum. Yoğun bir gündü, zaten uzun olan kuyruğa sürekli yeni birileri katılıyordu. Hemen arkamda, duran bir kadın ve yanındaki (tahminen 8-9 yaşlarındaki) kız çocuğu dikkatimi çekti. Hemen ardından da, ister istemez, onların kendi aralarındaki konuşmalara kulak misafiri oldum : “Anneee, pasaportum sende mi?” Anne diye seslendiği kadının yanıtı ise biraz şaka ile karışıktı : “Afedersiniz, sizi tanıyamadım, siz kimsiniz, tanışıyor muyuz?”

Küçük kız, oldukça şaşkın bir şekilde : “Anne, anne, benim, ben senin kızınım, şimdi birlikte tatile gidiyoruz ya..” Annesi, bu sefer, tonu gitgide artan bir ciddiyetle : “Bakın, beni rahatsız ediyorsunuz ama, sizi polise şikayet etmek etmek zorunda bırakmayın lütfen beni..” Bu yanıt karşısında, iyice şaşıran o güzel kız çocuğu, o son bir-iki dakikanın kendisine yaşattığı güvensizlik sonrası, çok doğal ve bir o kadar çocukça tepki verdi. Ağlamaya başladı ki hem de nasıl bir ağlama. Annesinin “tamam tamam canım, şaka yaptım, gerçekten şaka yaptım canım kızım” demesi bile o ağlamanın önüne geçemedi.

Neyse ki, dakikalar geçtikçe, biraz sarılma biraz da tatlı dilli konuşma işin içine girince, o ağlamanın yerini “gözüyaşlı gülümsemeler” aldı. O güzel çocuğun, yüzünde, sesinde, gözünde evet neredeyse tüm benliğinde büyük bir huzur ve güven vardı. Yaşadığım bu güzel deneyim bana bir kez daha insana dair o kadar çok şey anlattı. Yaşam boyunca kendimize ve başkalarına duyduğumuz güven, ilişkilerimizdeki gel-gitler veya git-geller, hayallerimiz ve korkularımız arasındaki süresiz yalnızlıklarımız gibi. O güzel kız çocuğu çok benzer şeyler hissetti diye düşünüyorum. ?”

Mehmet Yıldırım…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »