Şans yaratmak ve fırsatları değendirmek üzerine bir öykü…

Adamın biri çok şanssız,bahtsız  olduğundan yakınır dururmuş hikaye bu ya şans perisini bulup ona şansını değiştirmesi için ne yapması gerektiğini sormaya karar varmiş.Günlerce yürümüş bir ormana gelmiş bir kurta rastlamış.Kurt bakmış ki bir insanoğlu hızlı hızlı yürüyor,önünü kesmiş ”nereye böyle ”demiş .Adam cevaplamış”Hayatım boyunca hiç şansı yakalayamadım.Etrafımdakiler çok şanslıydı.Bende şans perisine bunu sormaya gidiyorum onu arıyorum” Kurt demiş ki ”Madem öyle var git yoluna insanoğlu, ama o şans perisine rastlarsan benim için  sorarmısın  aç kalmamam için,şansımın dönmesi için ne yapmalıyım”. Tamam demiş adam yola tekrar koyulmuş.Çok yol gitmiş.

Bu sefer yoluna güzel bir kız çıkmış.”Nereye böyle acele gidiyorsunuz” demiş.Adam kısaca maksatını anlatmış.Kız”Rica etsem benim için şans perisine sorarmısınız?Gencim,sağlıklıyım,zenginim,beni çok seven annem-babam var ama çok mutsuzum,mutlu olmam için ne yapmam lazım.”Tamam demiş adam yoluna devam etmiş.O kadar yorulmuş ki bir ağacın altında uyuya kalmış.Bir ses onu uyandırmış.”Ey insanoğlu bu nasıl yorgunluktur ki 2 gündür uyursun”Adam etrafına bakmış sesleneni bulamamış.”Benim altında uyuduğun ağacım ben” demiş.Adam kısaca maksatını anlatmış.

Ağaç demiş ki”Ey insanoğlu senden bir iyilik istiyorum bu kadar görkemli bir ağaç olduğum halde,ne yaprağım ne de meyvem var.Sorarmısın periye neden böyleyim?Şansımı değiştirmem ve yapraklı meyveli ağaç olmam için ne yapmam lazım?”Tamam demiş adam tekrar aceleyle yola koyulmuş.Gece gündüz gitmiş yorgun uyuya kamış.Bir ses onu uyandırmış.”Kalk günlerdir beni arıyorsun”Adam  gözlerini açmış ”Nihayet” demiş.Önce kendi sorusunu sormuş.”Şansımın dönmesi için ne yapayım?Artık şansımı dönder.”Sonra diğer soruları sormuş.Peri ”Senin şansın burada değil eve dönüşünde”  demiş.Sonra diğer sorulara cevap vermiş.

Adam aceleyle perinin yanından ayrılmış.Ağacın yanına gelmiş.Ağaç”Sordun mu ?”demiş ”Evet sordum senin köklerinin arasında bir sandık dolusu altın varmış eğer o ordan çıkarsa yeşerirmişsin.”Ağaç”Lütfen çıkar onu al senin olsun bana yeşil olamk yeter” demiş.Adam”Hayır,benim şansım eve dönüşümde onunla oyalanamam başkasına çıkart ” demiş. Yoluna aceleyle devam etmiş.

Kız karşılamış ”Sordun mu?.Adam”Evet,senin mutlu olman için yaşına uygun,iyi bir insanla evlenmen lazım,mutluluğun yuva kurunca olacak”Kız ”Lütfen benimle evlen seni ilk gördüğümde de beğenmiştim.Seninle yuva kuralım ben çok iyi bir insanım sanıyorum sende öylesin”Adam ”Hayır demiş ben de seni çok beğendim ama önce şansımı döndürmem lazım.Eve dönüşümde şansım açılacak.Sonrasındabelki gelebilirim.” Kız ne kadar ısrar etsede ”ben de seninle geleyim”Adam;”Hayır yolumdan etme beni” demiş.

Derken kurt’a rastlamış olanları anlatmış.Kurt demiş ki”Beni sordun mu?Adam ”Evet ,ama seninkini anlamadım.Peri dedi ki o kurda söyle ayağına gelen fırsatları görmeyen salağı görmezse, daha çok aç gezer.” Kurt ”Ben anladım ”demiş.Adamı bir çırpıda midesine indirmiş.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kötü düşünceler zihinsel,bedensel ve ruhsal hastalıklara neden olur…

Kötü düşünceler zihinsel,bedensel ve ruhsal hastalıklara neden olur

.İyimser ol..!”

-Kızılderili Öğütleri-

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İyilik ve vefa üzerine bir öykü… Buyrun efem…

Bir kurdu avcılar fena halde sıkıştırmıştır. Kurt ormanda oraya buraya kaçmakta, ancak
peşindeki avcıları bir türlü ekememektedir. Canını kurtarmak için deli gibi koşarken bir
köylüye rastlar. Köylü elinde yabasıyla tarlasına girmektedir. Kurt adamın önüne çöker ve
yalvarmaya başlar: "Ey insan ne olur yardım et bana, peşimdeki avcılardan kaçacak nefesim
kalmadı, eğer sen yardım etmezsen biraz sonra yakalayıp öldürecekler."

Köylü bir an düşündükten sonra yanındaki boş çuvalı açar, kurda içine girmesini söyler.
Çuvalın ağzını bağlar, sırtına vurur ve yürümeye devam eder. Birkaç dakika sonra da avcılara
rastlar. Avcılar köylüye bu civarda bir kurt görüp görmediğini sorarlar, köylü "görmedim" der
ve avcılar uzaklaşır. Avcıların iyice uzaklaştığından emin olduktan sonra köylü sırtındaki
torbayı indirir, ağzını açar, kurdu dışarı salar.

"Çok teşekkür ederim" der kurt, "Bana büyük bir iyilik yaptın"

"Önemli değil" der köylü ve tarlasına gitmek üzere yürümeye baslar.

"Bir dakika" diye seslenir kurt: Çok uzun zamandır bu avcılardan kaçıyorum, çok bitkin
düştüm, açım, kuvvetimi toplamam için bir şeyler yemem lazım ve burada senden başka yiyecek
bir şey yok."

Köylü şaşırır: "Olur mu, ben senin hayatını kurtardım."

"Yapılan iyiliklerden, verilen hizmetlerden daha çabuk unutulan bir şey yoktur" der kurt.
"Ben de kendi çıkarım için senin iyiliğini unutmak ve seni yemek zorundayım."

Bir süre tartıştıktan sonra, ormanda karşılarına çıkacak olan ilk üç kişiye bu konuyu
sormaya ve ona göre davranmaya karar verirler.

Karşılarına önce yaşlı bir kısrak çıkar. " Ne vefası " der kısrak, " Ben sahibime yıllarca
hizmet ettim, arabasını çektim, taylar doğurdum, gezdirdim. Ve yaşlanıp bir işe yaramadığımda
beni böylece kapıya kovdu... "

Bir sıfır öne geçen kurt sevinirken bir köpeğe rastlarlar. "Ben hizmetin değerini bilen bir
efendi görmedim" der köpek, " Yıllardır sadakatle hizmet ederim sahibime koyunlarını
korurum, yabancılara saldırırım, ama o beni her gün tekmeler, sopayla vurur..."

Kurt köylüye döner, "İşte gördün" der. Köylü de son bir çabayla "Ama üç diye konuşmuştuk,
birine daha soralım, sonra beni ye" diye cevap verir.

Bu kez karşılarına bir tilki çıkar. Başlarından geçenleri, tartışmalarını anlatırlar. Tilki
hep nefret ettiği kurda bir oyun oynayacağı için keyiflenir. "

Her şeyi anladım da" der tilki "Bu küçücük torbaya sen nasıl sığdın?"

Kurt bir şeyler söyler, tilki inanmamış gibi yapar: "Gözümle görmeden inanmam..."

İşin sonuna geldiğini düşünen kurt torbaya girer girmez, tilki köylüye işaret eder ve köylü
torbanın ağzını sıkıca bağlar. Köylü eline bir taş alır ve "Beni yemeye kalktın ha nankör
yaratık" diyerek torbanın içindeki kurdu bir süre pataklar. Sonra tilkiye döner "Sana minnettarım beni bu kurttan kurtardın" der.Tilki de "Benim için bir zevkti" diye cevap verir. O an köylünün gözü tilkinin parlak kürküne takılır, bu kürkü satarsa alacağı parayı düşünür ve hiç beklemeden elindeki taşı kafasına vurup tilkiyi öldürür.

Sonra da torbanın içindeki kurdu ayağıyla dürter:

"Haklıymışsın kurt, yapılan iyilikten daha çabuk unutulan bir şey yokmuş..."

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Belirli bir uyanışı yaşayan veya yola giren insanlar evrensel yasa gereği, belirli denemelere, sınavlara sokulurlar.

Belirli bir uyanışı yaşayan veya yola giren insanlar, bilgeliğe ulaşmadan, bilge olarak kabul edilmeden önce, evrensel yasa gereği, belirli denemelere, sınavlara sokulurlar. Bunlar çok özel, çok ince sınavlardır.

 Çünkü bilgeliğe doğru adım atıldıkça her şey incelir. İnsanın da ince olması gerekir; düşüncede, akılda, duyguda, sezgide, mantıkta, gerçekte ve hayalde, yani her şeyde. Ve insan bunu gerçekleştirmek zorundadır. Onun için insanlardan büyük bir olgu istenir. Bu da SABIR’dır.

SABIR, bir hedefe varmak için geçirilmesi gereken süreyi telaşsız beklemek ve o sırada karşılaşılacak sıkıntı ve zorluklara “farkındalık yaşayarak” katlanmaktır. Sabır, her insanın öğrenmesi gereken bir kudrettir aslında.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ağır agir ve kısık ateşte pişer bizim dostluğumuz…

Ağır agir ve kısık ateşte pişer bizim dostluğumuz. sabırla, zamanla…

başında bekleriz ya öylece,

ya da gitsek de uzaklara aklımız hep orda

. aman dibi tutmasın, yanık kokmasın. malzemesini bol tutarız

; sevgi ve ilgi ekleriz kepçe kepçe.

dikkat ederiz az olmasın diye fedakarlığı

. mis gibi muhabbet koksun diye gönlümüzü

… koyarız. tadı tuzu yerinde olsun diye de bir tutam hüzün ekleriz.

bazen ayrılıklar girer araya ama olsun, özleriz.

bu yüzdendir doyumsuz olması, tadının damaklarda kalması.

sevgiyle yoğrulmuş mayası. 3 öğün de sunulsa önümüze,

hiç bıkılmayası. bütün vitaminlere haiz,

enerji deposu. tam kıvamındadır baharatı,

sosu. bizim dostluğumuz

, ana yemek. bizim dostluğumuz yemek sonrası kadayıf,

yeşil fıstıklı. speciel menü, çıtır börek,

dumanı tüten ekmek,

süpriz pasta, sosisli poğaça, bir gece yarısı yapılan

supangle, tencerenin dibinde kalan puding,

bizim dostluğumuz tatlı sonrası, film arası,

bir fincan kahve, dumanıyla tüter kırk yıl sonrası.

.. teşbihte hata yoktur dediler;

bizim dostluğumuz bütün sevdiğimiz lezzetler

.. sevgili dostlarım; siz yoksanız mideme oturur

bütün yemekler. soda da yetişmez imdada

. eksik etmeyin kendinizi soframızdan. eksik etmeyin ki;

sindirelim hayatı rahatça.

ve tadı damağımızda kalsın yaşamın. kıymetini bilmeliyiz

hayatımızdaki insanların. ki kıymet bilinelim.

değer verelim herbirine ki değer verilelim.

Çok şanslıyım sizin gibi dostlara sahip olduğum için ve sizi çok seviyorum… Sevgilerimle,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,, Elsen Rasulov

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

”Ben bu durumda bütünün hayrı için ne yapabilirim?”

Kendi ihtiyaçlarınız ve arzularınızla ilgili farkındalığınızı şu sorulmayan soruya çevirdiğinizde, belki de;”Ben bu durumda bütünün hayrı için ne yapabilirim?” diye sorduğunuzda, bilinciniz de gelişir.

 

Bir çok insan ise genelde her durumda şu soruyu sorar;”Burada benim için ne var?” veya ”Ben bundan ne elde edeceğim?”. Yani hemen hemen hepimiz kendi arzularımız, dileklerimiz kişisel fantezilerimizle daha çok ilgileniriz. Pek çoğumuz kendi çıkarı peşindedir.

Ama ”Ben bu durumda bütünün hayrı için ne yapabilirim?” diye sorduğunda perspektif çarpıcı biçimde değişir. Çünkü şimdi, sadece kendi bireysel ihtiyaçlarımıza odaklanıp onlara daralmak yerine , hayatın bir çok formla kendini ifade edişini kapsayacak şekilde kendinizi farkındalıkla genişletmişsinizdir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir şeyi gerektiğinde bırakabilmek zordur, beceri gerektirir ve benliğinize karşı kazanılmış bir zaferdir…

Elma Resimleri Elma Avatarları, Apple Pictures, Apple AvatarsKonfüçyüs, insanlara bir şey öğretmenin en iyi yolunun örneklerle göstermek olduğunu biliyordu. Sınıfın karşısına geçti. Eline bir vazo aldı, tüm öğrencilerin görebileceği şekilde vazoyu havada tuttu. Diğer elinde bir elma vardı. Öğrencilerin meraklı bakışları arasında, elmayı vazonun içine bıraktı, vazoyu yere koydu ve şöyle dedi: “Elmayı vazodan çıkarmayı başaran, elmayı yiyebilir.”

Çocuklardan biri acıkmıştı, ilk o davrandı ve elini vazonun dar ağzından içeri soktu. Elmayı yakaladı, çıkarmaya çalışıyor, ama başaramıyordu. “Elimi çıkaramıyorum!” Konfüçyüs, “Elmayı sıkı sıkı tutmaktan vazgeçmediğin sürece, elini çıkarman mümkün olmayacaktır” dedi. Çocuk elmayı elinden bırakmak istemiyordu; ama sonunda zorunlu olarak bıraktı. Elini vazodan çıkardığında, yüzünde şaşkınlık okunuyordu. “Elmanın vazodan nasıl çıkarılabileceği konusunda sizin bir fikriniz var mı?”

Konfüçyüs, vazoyu yerden alıp ters çevirdi. Elma vazonun içinden yuvarlanıp avucunun içine düştü. Çocukların hepsi gülmeye başladı. Aslında o kadar basit bir şeydi ki bu! Konfüçyüs, “Fakat bu, göründüğü kadar basit değil” dedi. Elmayı havada tutuyordu konuşurken.

“Bir şeyi gerektiğinde bırakabilmek zordur, beceri gerektirir ve benliğinize karşı kazanılmış bir zaferdir.

Eğer bir şeyi zorla tuttuğunuzda, ulaşmak istediğiniz şeyi engellediğini görüyorsanız, o zaman onu özgür bırakmalısınız.

Eğer yanlış bir şey yapıyorsanız, o zaman buna son vermelisiniz.

Eğer kendinize ve başkalarına karşı dürüst davranmıyorsanız, bu hilekârlığı hemen durdurmalısınız. İşte, ancak o zaman hedefinize ulaşabilirsiniz

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Sınırlanmışlık İlizyonunu Kırmak…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Başarı İstenmediği Yere Gelmez…

 Yenildiğinizi düşünüyorsanız, yenilmişsinizdir.

 Cesur olmadığınızı düşünüyorsanız, korkaksınızdır…

 Kazanmak istiyor fakat kazanamayacağınızı düşünüyorsanız, kesinlikle kazanamazsınız demektir.

 Kaybedeceğinizi düşünüyorsanız, çoktan kaybetmişsinizdir.

Dışarıdaki dünyaya çıktığınızda anlayacaksınız ki başarı, ancak onu istediğiniz takdirde gelecektir.

Herşey insanın kafasında biter.

Alt edildiğinizi düşünüyorsanız, alt edilmişsinizdir.

Yükselmek için yüksek düşünmelisiniz.

Bir ödülü kazanmadan önce kendinizden emin olmalısınız.

Yaşam savaşını kazanan her zaman, en güçlü ya da en hızlı olan değildir.

 Er ya da geç kazanan kişi, kazanacağını önceden düşünebilen kişidir.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ne kadar okursan oku…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

“Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?”

Vaktiyle bir derviş, nefsle mücadele makamının sonuna gelir. Bunun gereği olarak her türlü süsten, gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir. Fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir.Her türlü görünür süslerden arınması gereklidir.Saç, sakal, bıyık,kaş ne varsa hepsinden.Derviş, usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır. “Vur usturayı berber efendi” der. Berber, dervişin saçlarını kazımaya başlar.

Derviş, aynada kendini takip etmektedir.Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri.Doğruca dervişin yanına gider, başını kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak,”Kalk bakalım kabak! Kalk da tıraşımızı olalım” diye kükrer. Dervişlik bu.”Sövene dilsiz, vurana elsiz gerekmiş ya”.

Kaideyi bozmaz derviş.Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber mahcup, fakat korkmuştur.Ses çıkarmaz.Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa başlar. Fakat küstah kabadayı traş esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder: “Kabak aşağı, kabak yukarı…” Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkandan çıkar.Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir.Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasına kalakalır.

Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına batıverir.Kabadayı oracığa yıkılır kalır.Ölmüştür. Görenler çığlığı basar. Berber işe şaşkın, bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayri ihtiyari sorar: “Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?” Derviş mahzun, düşünceli cevap verir: “Derviş der ki: “Ben gücenmedim ama benim bir sahibim var, O gücenmiş olsa gerek.”
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sen doğru ol kem belasını bulur.

Sen doğru ol kem belasını bulur.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Her şey sende başlar sende biter…

Balığa gittiniz mi hiç bilmiyorum ama gitmediyseniz de tavsiye ederim. Oltayı atarsınız suya. Çekersiniz. Tak lüfer… Tekrar atarsınız.. Çekersiniz.. Tak palamut. Yine atın, çekin bu sefer orkinos… Değil tabi ki.

Atarsın.. Boş.. Atarsın… Boş.. Atarsın.. Boş… Bazen saatler sonra kovanda tek balık olur, onu da kedi kapar. İki yanındaki adamsa atar tutar, atar tutar.. Deniz aynı deniz, olta aynı olta.. Fark ne? Balığı tutanda.. Ne denize kız.. ne oltaya..

Her şey sende başlar sende biter…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çocuk gözüyle…

Babası İspanya’nın en ağır siyasi cezalarının verildiği bir hapishanede mahkumdu küçük kızın. Fırsat bulduğu her haftasonu babasını ziyaret için annesiyle birlikte hapishaneye giderdi. Yine bir ziyarete giderken babası için çizdiği resmi yanında götürdü ancak hapishane kurallarına göre özgürlüğü çağrıştıran her türlü şeyin mahkumlara verilmesi yasaktı.

Bu sebeple kağıda çizdiği kuş resmini kabul etmemişler ve oracıkta yırtmışlardı… Çok üzülmüştü küçük kız… Babasına söyledi bunu, o da: “Üzülme kızım, yine çizersin; bu sefer çizdiklerine dikkat edersin olur mu?” dedi. Küçük kız diğer ziyaretinde babasına yeni bir resim çizip götürdü.

Bu sefer kuş yerine bir ağaç ve üzerine siyah minik benekler çizmişti. Babası keyifle resme baktı ve sordu: “Hmmm! Ne güzel bir ağaç bu! Üzerindeki benekler ne? Portakal mı?

Küçük kız babasına eğilerek, sessizce: “Hşşşşt! O benekler ağacın içinde saklanan kuşların gözleri!…..”
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Asla ümitsizlik yok!

 

Asla ümitsizlik yok!

Rüzgar kış geceleri şiddetle uğuldarken

“Filizleneceğim!‿ diye ürperir küçük tohum.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »