Beyine Zarar Veren Alışkanlıklarımız

1. Kahvaltı etmemek :

 Kahvaltı etmeyen kişiler, düşük bir kan şekeri seviyesine sahip olur. Bu durum beyin için yetersiz besin tedarik edilmesine ve sonunda beyin dejenerasyonuna yol açar.

 2 . Aşırı ısınma …

 Beyin arterlerinin sertleşmesine neden olarak, zihin gücünün azalmasına yol açar

 3. Sigara içmek

 Çoklu beyin büzülmesine neden olur ve Alzheimer hastalığına yol açabilir.

4. Yüksek şeker tüketimi

Çok fazla şeker proteinlerin ve besinlerin emilmesini durdurur ve dengesiz beslenmeye neden olur ve beynin gelişmesine engel olabilir.

 5. Hava kirlenmesi

 Beyin vücudumuzda en çok oksijen tüketen organdır. Kirli havanın teneffüs edilmesi, beyne giden oksijeni azaltır ve beynin veriminde düşüş yaratır.

  6 . Uyku yetersizliği

 Uyku beynimizin dinlenmesini sağlar. Uykudan uzun vadeli yoksunluk beyin hücrelerinin ölmesini hızlandırır.

  7. Uyurken kafayı örtmek

 Kafayı örterek uyumak, karbondioksit konsantrasyonunu arttırır ve beyne hasar veren etkilere yol açabilir.

   8. Hastalık sırasında beyni çalıştırmak

Hasta iken çok çalışmak veya öğrenmek beyin etkenliğinin azalmasına yol açabilir ve ayrıca beyne hasar verebilir.

   9. Uyarıcı düşüncelerde eksiklik

 Düşünmek beyin jimnastiği için en iyi yoldur, beyni uyaran düşüncelerin eksikliği beyin daralmasına yol açabilir. Çapraz bulmaca ve Sudoku iyi egzersiz sağlar.

 10. Az konuşmak

 Zihinsel sohbetler beynin etkinliğini geliştirir.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İnsanın kendini mutsuz hissetmesi, kapalı bir havada güneşi yok sayması gibidir, oysa sadece ışığın önüne geçici olarak kara bir perde geçmiştir

İnsanın kendini mutsuz hissetmesi, kapalı bir havada güneşi yok sayması gibidir, oysa sadece ışığın önüne geçici olarak kara bir perde geçmiştir

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Günayddınnnn…

Güünayddınnnn…

Yaşın Ne Önemi Var..

Mutluysan ve Hayata Gülebiliyorsan.

Her Daim Gençsindir.

O Halde Parola Belli.

Gülümsüyoruz hayata :-).).

Deli şeker…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Zor olan çılgın bir fırtınadan sonra gökkuşağı gibi gülümseyebilmektir.

Karamsar olmak zor değildir.

Zor olan çılgın bir fırtınadan sonra gökkuşağı gibi gülümseyebilmektir.

Gövdesini kucaklayamayacağımız kadar büyük ağaçlar bir tohumla başlar.

En uzun yolculuklar, bir adımla başlar.

Gerçek sevgiler ise bir tebessümle başlar.

Z.N. HURSTON

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayat sana arka arkaya dikenlerini gösteriyorsa sakın üzülme, aksine sevin… Çünkü çok yakında gülü de gönderecektir…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kuyruğunu Dik Tutan Fare..

Ormanın birinde sürekli diğer hayvanlara musallat olan bir fare yaşamaktadır. Fareden çok çeken hayvanlar günün birinde toplanır ve ondan kurtulma görevini “ezeli düşmanı” kediye verir. Farenin peşine düşen kedi onu bir ağacın altında olacaklardan habersiz beklerken görür, usta bir avcı gibi sessizce yaklaşır arkasından.

 Pençesini kaldırır, ama kedinin gölgesini gören fare şimşek hızıyla fırlar. Hızlı bir kovalamaca sonunda düz bir ovaya gelirler. Sağına soluna bakan fare kaçacak yer olmadığını görür. Tek çare, düz ovanın ortasında yalnız başına otlamakta olan inektir. Nefes nefese ineğin yanına doğru koşar ve başlar yalvarmaya.

Fareden az çekmeyen inek önce yardım etmek istemez ama yalvarmalarına fazla dayanamaz ve onu saklamaya razı olur. “Peki, peki. Uzatma da geç şöyle arkama” der inek. Fare arkasına geçince inek pisliğini üzerine bırakır. Fare pisliğin içinde kaybolur, ancak dik kuyruğu dışarıda kalmıştır.

Kuyruğu gören kedi hemen ineğin yanına gelir. Kuyruğundan tuttuğu gibi fareyi pislikten çıkarır ve oracıkta yer.

 1. Üzerinize her pislik atan düşmanınız değildir.

2. Sizi pislikten çıkaran herkes dostunuz değildir.

3. Boğazınıza kadar pisliğe gömülmüşseniz, kuyruğunuzu fazla dik tutmayın. Bilgeliğe ulaşanlar, yaşadıkları olaylardan ders çıkaranlardır.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kendi bahçesinde dal olamamış biri, girmiş bahçeme ağaçlık taslıyor…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaşamı seviyorum. Zaman zaman çılgınca, kahredici kesinlikte mutsuz oldum ve üzüldüm.

Yaşamı seviyorum. Zaman zaman çılgınca, kahredici kesinlikte mutsuz oldum ve üzüldüm.

Ama tüm bunlara karşın yalnızca hayatta olmanın bile başlı başına muhteşem bir şey olduğunu biliyorum.

Agahta Ciristie

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eskiden Çember çevrilir, Su musluktan içilir, Ağaçlara tırmanılırdı.

Eskiden Çember çevrilir, Su musluktan içilir, Ağaçlara tırmanılırdı…

Komşuda pişen Bize; Bizde pişen komşuya düşerdi…

Turşu, salça, mantı evde yapılır, Karpuz kuyuda soğutulurdu.

Erik ağacının çiçeği,pencere camımıza yaslanır, Güz yaprakları bahçemize düşerdi …

Evler badanalı,sokaklar lambasız,mahalleler bekçili olurdu.

Ajans radyodan dinlenir,çizgi roman okunur,

Defterlere kenar süsü yapılırdı.

Hayat, Arkası yarın gibiydi,Kesintisizdi.

Her gün yaşanacak bir şey vardı.

Herkes kendi düşünü kurar,Kendi hayatını oynardı.

ŞİMDİ, Herkes Yoğun, Yorgun Ve Tek başına…

[CAN DÜNDAR]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yol arkadaşlarınıza elinizden gelen desteği verin ama onlara efendilik taslamayın;

İradeli olun ama katı olmayın; hevesli olun ama açgözlü olmayın; ilerlemek için elinizden geleni yapın ama başarı ilüzyonuna kapılmayın;

en etkili olan yöntemi bulun ama bunu benim yolum en iyisi demek için kullanmayın;

ilerlemenizin tadını çıkarın ama kibirli olmayın;

yol arkadaşlarınıza elinizden gelen desteği verin ama onlara efendilik taslamayın;

ailemizi büyütmek için çalışın, diğerlerinin de huzur ve mutluluk bulması için onları yolculuğumuza davet edin ama asla bir kült yaratmayın.

Dünyayı aydınlatmaya uğraşmayın ama bulunduğunuz köşeyi aydınlatın.

Cem Şen

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Nerede, kiminle, ne okuduğun beni ilgilendirmiyor. Diğer her şey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum.

Geçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor. Neyi özlediğini, kalbinin arzuladığı şeye kavuşmanın hayalini kurmaya cesaret edip edemediğini bilmek istiyorum.

Kaç yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor. Aşk için, hayallerin için, yaşıyor olma serüveni için bir aptal gibi görünme riskini göze alıp almayacağını bilmek istiyorum.

Ay’ının etrafında hangi gezegenlerin döndüğü beni ilgilendirmiyor. Kederinin merkezine dokunup dokunmadığını, hayatın ihanetlerince açılıp açılmadığın, daha fazla acı korkusundan kapanıp kapanmadığını bilmek istiyorum.

Saklamaya, azaltmaya ya da düzeltmeye çalışmadan benim ya da kendi acınla oturup oturamayacağını bilmek istiyorum. Benim ya da kendi neşenle olup olamayacağını, insan olmanın sınırlılığını hatırlamadan, bizi dikkatli ve gerçekçi olmamız için uyarmadan çılgınca dans edip coşkunun seni parmak uçlarına kadar doldurmasına izin verip vermeyeceğini bilmek istiyorum.

Bana anlattığın hikayenin doğru olup olmaması beni ilgilendirmiyor. Kendi kendine dürüst olmak için bir başkasını hayal kırıklığına uğratıp uğratamayacağını; ihanetin suçlamasına dayanıp, kendi ruhuna ihanet edip etmeyeceğini bilmek istiyorum.

Güvenebilir ve güvenilebilir olup olamayacağını bilmek istiyorum. Her gün sevimli olmasa da güzelliği görüp göremeyeceğini bilmek istiyorum.

Benim ve kendi hatalarınla yaşayıp yaşayamayacağını; bir gölün kenarında durup gümüş Ay’a “EVET!” diye bağırıp bağırmayacağını bilmek istiyorum.

Nerede yaşadığın ya da ne kadar paran olduğun beni ilgilendirmiyor. Keder ve umutsuzlukla geçen bir gecenin ardından, yorgun, bitap da olsan, çocuklar için yapılması gerekenleri yapıp yapmayacağını bilmek istiyorum.

Kim olduğun, buraya nasıl geldiğin beni ilgilendirmiyor. Çekinmeden benimle ateşin ortasında durup durmayacağını bilmek istiyorum.

Nerede, kiminle, ne okuduğun beni ilgilendirmiyor. Diğer her şey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum.

 Kendinle yalnız kalıp kalamadığını, ve o boş anlarda sana arkadaşlık eden kendini gerçekten sevip sevmediğini bilmek istiyorum.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Başına gelen her neyse onu kabul et ve teşekkür et ona sana öğretmek istediği şey için.

Başına gelen her neyse onu kabul et ve teşekkür et ona sana öğretmek istediği şey için. Asla umutsuzluğa düşme, mutlaka bir çıkış yolu vardır, ara. Duruma başka açılardan bak ve sor kendine; ”Bu durumun başka bir çözümü var mı?” diyerek.

”Neyi düşünemediğini” düşün ve sor içine. Birden göreceksin çözümü. Kimbilir belki rüyanda, belki oyun oynarken çocuğunla. En kendin olduğun anda.

Asla unutma; yalnız değilsin, hiçbir zaman da değildin, gözetiliyorsun, korunuyorsun, yardım hep yanıbaşında, duymanı bekliyor.

Eğer istersen, beklersen ve bilirsen; alırsın…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bağışlamak ve bağışıklık sistemi ilişkisi…

 Spor, diyet…Sağlıklı ve uzun yaşam iç.n bunlar elbette gerekli.
Ancak bu konuda uzmanların yeni bir keşfi var: Son sayısında uzun ve sağlıklı yaşamın sırlarını araştıran Amerika’nın saygın haber dergilerinden Newsweek’in haberine göre, uzun yaşamın ilk anahtarı affedici olmak. Newsweek dergisinin yaptığı araştırmanın sonuçları, insanın psikolojisiyle sağlığının ne kadar birbirine bağlı olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Harvard Üniversitesi uzmanları birini bağışlamanın vücudu birçok hastalıktan koruduğunu belirttiler. Dergiye göre sağlıklı bir yaşam için ilk önce “bağışlayıcı” olmak gerekiyor. İnsanın bir olayı ya da bir kişiyi yada kendini  affetmemesi, kişinin üzerinde psikolojik bir baskı oluşturuyor. Ve bu baskı zamanla kalp basıncının artmasına, kalp hastalıklarına sebep olan hormonal değişikliklere, nörolojik bozukluklara ve hafıza kayıplarına neden oluyor.
Yapılan bir diğer araştırmada affetmemek gibi negatif duygular besleyen kişilerin “kortizol hormonu” seviyesinin arttığını ortaya çıkardı. Bu hormonun artması bağışıklık sistemi bozuklukları başta olmak üzere, şeker hastalığı, yüksek tansiyon gibi hastalıklara sebep oluyor.
Bağışlamanın  kızgınlık, acı, depresyon ve stresi azaltarak, umut, sabır ve kendine güven gibi olumlu ruh hallerinin yaşanmasını sağladığı bu araştırmalarda ortaya konan gerçekler. Bağışlamamanın  kızgınlığın üzerinizdeki yarattığı etkiler ;
 Mide ağrısı,
sırt ağrısı,uykusuzluk.
 Bağışıklık sisteminin zayıflaması.
Kilo alımı,şişmanlık.
Şeker hastalığı,
Yüksek tansiyon.
Psikolojik baskının artmasıyla,kalp basıncının artması ve bir sürü rahatsızlıkları birlikte getirir.
Bütün bilimsel açıklamalar olumsuz düşünce ve duyguların bedeniniz üzerindeki yansımaları ve hastalıklara çağrı yaptığınızı  belirtiyor. İşte bilim affetmenin insan sağlığı üzerindeki tüm bu olumlu etkilerini yeni keşfederken, Yüce affetmeyi 14 asır önce Kuran’da insanlara önemle tavsiye etmiştir, Kuran’da tavsiye edilen güzel ahlak özelliklerinden biri de “affedici ve bağışlayıcı olmak”tır. BUGUN KENDİNİZE BİR İYİLİK YAPIN…BUGUN AFFETMEYİ BAĞIŞLAMAYI SEÇİN…BUGUN SAĞLIKLI VE UZUN YAŞAMAYI SEÇİN…
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İnsanlar seni yanlış anladığında dert etme, duydukları senin sesin fakat aklından geçirdikleri kendi fikirleridir…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Umudunu kaybetme… Yarının ne getireceğini asla bilemezsin…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »