
Pırıl pırıl gökkuşağını görmek için önce yağmuru yaşamak gerekir…

Pırıl pırıl gökkuşağını görmek için önce yağmuru yaşamak gerekir…
Kim hakkımda ne düşünüyor ve konuşuyorsa Allah ona bin katını versin

Hayatın anlamı nedir biliyor musun? İşte bu sorunun cevabını sana kim vermeye kalkışıyorsa onun yanından uzaklaş ve kendi içine dön. Çünkü hayat yalnızca senin ona kattığın anlam ile şekillenir.
Uğur Koşar
http://platform.twitter.com/widgets/hub.1326407570.html
“Başka insanların düşüncelerinin sizi farkında olarak ya da olmayarak etkisi altına alıyor olması oldukça ürkütücüdür. Ancak gücü anlaşılmazlığında yatan bir düşmandan kendinizi saklamak için yapabilecekleriniz oldukça azdır. Fakat daha da kötüsü, kendi olumsuz inanışlarınızın da size karşı sinsice çalışıyor olmasıdır.
Bir kadının ilişkisine dair beklentileri sonuçta kendi gerçekliğini yaratabilir. Eğer kadın sevgilisi tarafından reddedilme fikriyle gereğinden fazla meşgul olursa, onun bu hassas yaklaşımı ilişkisinin korktuğu gibi sonlanmasına sebep olabilir mi? Bu hipotezi test etmek için yapılan bir çalışmada çiftler ilişki dinamiklerini mikroskop altına yatırmak için davet edildiler. Çiftlerden her biri ilişkilerine, partnerlerine dair düşüncelerini, tatmin olma derecelerini, taahhütlerini değerlendirdiler. Aynı zamanda çiftlere diğeri tarafından terk edilmekten duydukları anksiyeteye dair bir ölçek uygulandı. Çiftler yeniden bir araya getirildi, bir odaya oturtuldular ve bir kamera onları çekmeye başladı. Ardından aralarında biraz ilginç bir çekişme yaratmak adına ilişkilerinde soğuk bir atmosfer yaratan, onları yıpratıcı bir ruh haline sokan konuyu tartışmaları istendi. Sonrasında bu tartışmaların etkilerini anlayabilmek adına onlara yeniden sevdikleri kişiyle ilgili bir değerlendirme formu verildi. Denekler laboratuvardan sağ salim çıktıktan sonra araştırmanın ne hakkında olduğunu bilmeyen psikologlar bu ateşli tartışmanın küllerinin inceleme altına aldılar. Bandı ileri geri sararak gelişigüzel yorumları, çirkin eleştirileri, düşmanca tavırları ve hoş olmayan ses tonlarını değerlendirdiler.
Videoya çekilen tartışmadan önce, terk edilmeye hassas kadınların eşleri, ilişkileri hakkında, ayrılıklara karşı daha sağlam duran kadınların eşleri kadar pozitif bir tavır içerisindeydi. Ancak daha sonrasında hassas kadınların eşleri tamamen sinirlilerdi. Araştırmacılar bantlara bakarak bunun nedenini keşfettiler. Yapılan istatistiki analizlere göre reddedilme korkusu olan kadınlar, tartışma yaratılacak konular konuşulmaya başladığında çok daha huysuz tavırlar sergilediler, eşlerini öfkeden çıldırtma nedenleri de buydu. İkinci bir deneyde de reddedilmeye hassas kadınların ilişkilerinin her ne kadar sağlıklı ve mutlu olarak başlıyor olsa da diğerlerine oranla bitmeye üç kat daha yakın olduğunu ortaya koymaktadır. Bu hassas kadınların reddedilme beklentileri korkularını gerçeğe dönüştürmektedir
Kaynak:Benoyum
Sûfi pirlerden Cüneyd-i Bağdâdî’den (ö. 911) bir kimse duâ istediğinde şöyle duâ ederdi: ”
Allah senin kalbini dağınık etmesin.
Seni, kendisinden alıkoyan her şeyden kurtarsın. ..
Seni kendisine ulaştıran yola kavuştursun.”
Ateş odunu yakıp bitirdiği gibi haset ve kin de sevapları yok eder bitirir. Mümin gıpta eder, münafık ise haset eder.” Hz. Muhammed (asm). “Hasetçiye huzur, kötü huyluya da onur yoktur.” Ahnef Kays. “Dünyadaki en huzursuz kimse gönlünde haset taşıyan kimsedir.” İmam şafi. “Sakın kıskanana beddua etme; o zavallı zaten belanın içerisinde yaşıyor.” Sadi. “Kıskançlığı ancak sevgiyle yenebiliriz.”
Geothe. “Güveler elbiseleri nasıl kemirirse kıskançlık da insanı öyle kemirir.” St. Chrysostom. “Kıskanan kimseye, başkanın üzüntüsünden daha hoş ve başkasının sevincinden daha katlanılamaz bir şey yoktur.” Spinoza. “İyi kalpli insan başkalarına haset ettirmemek için kendisinde birkaç kusur bırakır.” Benjamin Franklin. “Kıskançlık, aşağı işler yaparak veya küçümseyişlere kanarak öz değerimizi düşürmekten doğar.
Kendimizi tanımladığımız değerlerden daha üstününü edineni kıskanmaya zorlanırız. Maddi çare, kendimizi yeterince takdir etmek, başkasıyla kıyaslamamak, başkasının takdirini fazla önemsememek, elimizdekiyle yetinmek gibi davranışlardır. Manevi çare ise değerimizi yüce Yaradan’la bağımıza bağlayarak ahıret bilincini beslemek ve maddi değerlerin kalbimizdeki önemini küçültmektir.”
M. Bozdağ

1. Dinleme: Ama gerçekten dinleyin. Kesmeden, hayal kurmadan, vereceğiniz yanıtı düşünmeden, can kulağıyla dinleyin.
2. Sevgi: Kucaklamalar, öpücükler, sırt sıvazlamalar ve el tutmalar konusunda cömert olun. Bu ufak hareketler, aileniz ve dostlarınıza olan sevginizi daha açık göstermenizi sağlayabilir.
3. Kahkaha: Fıkra anlatın, neşeli hikâyeleri paylaşın. Bu armağanınız “Seninle birlikte gülmeyi seviyorum” anlamına gelir.
4. Yazılı bir not: Basit bir “Yardımın için teşekkürler” notu, ya da belki bir şiir… Kısa, elle yazılmış bir not bazen ömür boyu hatırlanır.
5. İltifat: Basit içtenlikle söylenen bir söz “Bu renk sana ne çok yakışmış”, “Harika bir iş çıkardın”, “yemek nefis olmuş” gibi, karşınızdakinin içini aydınlatır.
6. İyilik: Her gün, rutininizi kırıp birisine hoş, nazik bir şey yapın.
7. Yalnızlık: Bazen tek istediğimiz yalnız kalmaktır. Bu anlara duyarlı olun ve ihtiyacı olana yalnız kalma armağanını verin.
8. Neşeli bir yapı: Birine tatlı bir söz söylemek gibisi yoktur. Selam vermek ya da teşekkür etmek o kadar zor mu?
SEVDİKLERİNİZİ İNCİTMEYİN… BİR GÜN ONLARI NE İNCİTMEK İÇİN BULABİLİRSİNİZ, NE DE KENDİNİZİ AFFETTİRMEK İÇİN…

Bu garip ama doğal özelliği kırmak ve diğer deniz hayvanları gibi ileriye doğru yürümeyi aklına koyan genç bir ıstakoz, anne ve babasının tüm ısrarlarına rağmen makus talihini yenmek ve diğerleri gibi ‘böyle gelmiş böyle gider’ dememek adına yaşadıkları bir nehir kıyısında gizlice kendi kendine yürümeyi öğrenmeye karar verir ve başarır!
Tam anlamıyla MUTLU olabilmek için gereken tek şey bu ANI,
geçmişteki diğer anlarla KARŞILAŞTIRMAYI bırakmaktır..!
Andre Gid