

Tam da tırtıl dünyanın sonunun geldiğini düşündüğü anda bir kelebeğe dönüşüverdi.
Dalay Lama’nın dediği gibi “asla teslim olma (vazgeçme)”.
Her zaman bir ümit vardır. En iyisini ümit et ama en kötüsüne de hazırlıklı ol.
Bu hayatımız için gerçekçi bir yaklaşımdır
Just when the caterpillar thought the world was over, it became a butterfly. As His Holiness the Dalai Lama says, “never give up.” There is always hope. Hope for the best, and expect the worse. This is a realistic attitude for our lives.
‘Başkalarının gözünde nasıl görünüyorum?’ düşüncesini bir yana bırak. Yaşamının geri kalan bölümünü doğanın gerektirdiği gibi yaşayabiliyorsan bundan hoşnut ol.
Kendi doğanın ne istediğine bak ve başka hiçbir şeyin buna engel olmasına izin verme; çünkü, şimdiye değin edindiğin deneyim, sayısız araştırma yapmana karşın hiçbir yerde, ama hiçbir yerde aradığın mutluluğu bulamadığını gösteriyor; ne mantıksal düşüncede, ne maddi zenginlikte, ne şöhrette, ne de haz peşinde koşmakta.
Peki mutluluğu nerede bulabilirim? Kendi doğamın gerektirdiği biçimde yaşamakta.
Bunu nasıl yapabilirim? Davranışlarımın ve eylemlerimin, ilkelerime dayanmasını sağlayarak.
Hangi ilkeler? Bunlar iyi ve kötüyü ele alan ilkelerdir, beni adil, ılımlı, cesur ve özgür kılmayan hiçbir şey benim için iyi değildir; ve bunların tam zıttı olmayan hiçbir şey de kötü değildir.
BEN BU DÜNYAYA, HERKESİN İSTEDİĞİ GİBİ BİRİ OLMAK İÇİN GELMEDİM…!
II. Mahmut ve Abdülmecit döneminde iki kez belediye başkanlığı yapan Hüseyin Hasip Bey görevinden ödün vermeyen,titiz bir o kadar da sert kişiliği ile tanınırdı.Özellikle tüketici haklarını iyi korur, bozuk, çürük ve pahalı satan esnafa göz açtırmazdı.
Bu huyunu iyi bilen esnaf ya da işportacı Hüseyin Hasip Beyin denetime çıktığını duyunca nereye kaçacağını bilemezdi çünkü suçluyu hoşgörmez anında aklına ilk gelen cezayı verirdi…
Denetime çıktığı bir gün sırtında iki çuval yükle ağaca bağlanmış öylece duran bir eşek gördü. “Bu eşeğin sahibi nerede ise hemen bulun getirin” diye emir verdi.Eşeğin sahibi yakın bir kahvede oturmuş dinleniyordu.
Apar topar kahveden alınan adam belediye başkanın karşısına getirildiğinde yarım saat önce geldiğini,eşeğini ağaca bağladıktan sonra dinlenmeye çekildiğini anlattı…
Onun bu sözlerine öfkelenen Hüseyin Hasip Bey hemen talimat verip eşeğin sırtındaki yükü indirtti,bir torba yem buldurup hayvanın boynuna taktırdı.Sonra da eşeğin sahibinin boynuna bir ip geçirterek onu ağaca bağlattı hem de iki çuval yükle…
Adam ağladı,sızladı, o yükle kan ter içinde kaldı ama eşeğin yemini bitirmesini bekledi…
Verilen bu ceza yasalarda ya da yönetmeliklerde yoktu ama ceza öyle etkili oldu ki sadece eşeğin sahibine değil tüm izleyenlere ,daha sonra duyup öğrenenlere ömür boyu unutamayacakları bir “hayvan haklarına saygı” dersi yerine geçti
”Yaşamın önündeki en büyük engel bekleyiştir, ertesi güne tutunan ve bugün’ü berbat eden bekleyiş
Ne kadar çaba harcarsanız harcayın…
Eğer biri bataklığı seviyorsa
Onu boğulmaktan kurtaramazsınız…
Şişe içinde ırmağa atılmış bir mektup gibiyim.
Hem ırmağın içindeyim, hem ona bir katkım yok.
Hem diyeceğim bir şeyler var şişenin içinde, hem ırmağın bundan haberi yok.
Hem ırmak beni bir yerden bir yere götürüyor, hem gittiğimiz yönü ben saptayamıyorum.
Hem ırmak bana dokunuyor, hem ben ırmağa dokunamıyorum….
Tek yapabildiğim ruhuna dokunmak ….
Büyükbaba, insan aynı anda iki kişiyi birden sevebilir mi ?
– O kadar cömert bir kalbin varsa neden olmasın evlat?
Ama unutma aynı anda 2 ateş birden yakmaya çalışırsan elin yanabilir
Oldukça serin bir sonhabar günü, bir çitfçi, tarlasında yerde sırtüstü yatmakta olan bir serçe görmüş.
Tarlasını sürmeyi bırakmış, eğilip tüylü, narin yaratığa bakmış ve sormuş:
-Neden böyle sırtüstü yatıyoorsun?
Serçe çiftçiye
-Bugün gökyüzünün yere düşeceğini işittim, demiş.
-Yaşlı çiftçi gülmüş, sanırım minik bacaklarınla gökyüzünü tutmaya çalışıyorsun öyle değil mi?
Serçe çiftçiye bakarak, herkes sadece elinden geleni yapar, demiş.