SAĞIR KAPLUMBAĞA

17361763_870167406454696_2823120951526634571_n[1]
Büyümenin en güzel tarafı ne biliyor musunuz? Yaş aldıkça gülüp geçmeyi öğreniyor insan. Sizi sadece değer verdiğiniz insanlar incitebiliyor. O kadar!
“Sağır kaplumbağa” hikayesini bilir misiniz?
Eski zamanların birinde, kaplumbağalar arasında bir yarış düzenlenmiş. Hedef, çok yüksek bir kalenin tepesine çıkmakmış.
Vakit gelince, bir sürü kaplumbağa, arkadaşlarını seyretmek için yarış yapılacak bölgeye toplanmışlar. Ve yarış başlamış.
Seyircilerden hiçbiri arkadaşlarının kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş. Kimileri bu inançlarını bağırarak dile getirmekten kaçınmıyorlarmış.
Yarışmaya katılan kaplumbağalar kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar. İçlerinden sadece bir tanesi inatla ve yılmaz bir gayretle kuleye tırmanmaya çalışıyormuş.
Seyircilerin sesleri yükselmeye başlamış; giderek bağıranların sesleri yarış alanında yankılanır olmuş ”.Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar ”
Sonunda, biri hariç, diğer kaplumbağaların tümü ümitlerini yitirmiş ve yarışı terketmişler.
Ama yarışta kalan son kaplumbağa, büyük bir gayret ile mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış.
Diğer yarışmacılar ve seyirciler, hayret içinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler. Bir kaplumbağa ona yaklaşıp
“Zirveye nasıl çıktın?” diye sormuş.
O anda farkına varmışlar ki;
Kuleye çıkan kaplumbağa sağırmış!
Hayatta birileri yaktığınız hayal ateşine su dökmek isteyecek. Siz denizin üstünde yürüseniz “yüzme bilmiyor” diyecekler. Pozitif olsanız, acılı insanları, hüzünü anlatsanız mutluluğu anmanızı isteyip söylediklerinizin zıddını öne sürecekler.
Gülüp geçin.
Rüyalarınızı gerçekleştiremeyeceğinizi söyleyenlere sağır olmayı seçin.
Kıvılcım Kalay

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

4 Yaşındaki Kız Adama Yaşlı Dedi – Adamın Cevabı Harika Oldu

svaret[1]

Bazen, yaşlı insanları göz ardı ediyoruz. 80 yaşına girdiler diye onların da duyguları ve düşünceleri olduğunu unutuyoruz veya önemsemiyoruz.
Uzun bir hayatınız oldu diye, yeni arkadaşlar edinemezsiniz diye bir kural da yok. Tam aksine, yaşlı insanların ilgiye ihtiyaçları olduklarından, arkadaş edinmeye daha açık oluyorlar.Az sonra okuyacağınız hikâyeyi değerli kulan da bu. Hikâye, 4 yaşındaki Norah ve yaşlı bir adam arasında geçiyor…

Yedi çocuk annesi Tara, 4 yaşındaki kızı Norah ile alışverişe gittiğinde hayatlarını değiştiren bir şey yaşadılar. “Kızım Norah, 4 yaşına girmeden bir gün önce sıradışı bir şey yaşadı.
Kızımı, kreşten aldım ve eve doğru yürüyorduk. Derken, karşıdan karşıya geçen yaşlı bir adam dikkatini çekti.
Annesine ve kulak misafirlerine şöyle bir açıklama yaptı küçük kız: “Yaşlıları çok seviyorum çünkü tıpkı benim gibi yavaş yürüyorlar. Yine aynı benim gibi yumuşacık ciltleri var. Kısa süre sonra hayatlarını kaybedecekler ve bu yüzden onları çok ama çok sevmeliyiz.”
Başta, küçük bir çocuğun bunları söylemesi tuhaf geliyor ancak düşününce böyle bir kızım olduğu için çok şanslı olduğumu anladım.
Kızımın söylediklerinden çok etkilendim ve eve gidince durumu Facebook’ta paylaştım. Kızımın söylediklerinin ne kadar arkasında olduğunu bilmiyordum.

Doğum gününün olduğu ertesi gün, kızımı yine kreşten aldım. Yolda yürürken, yemekten sonra altı kardeşiyle beraber yemek için cupcake istedi.
Doğum günü çocuğuna ‘Hayır’ demek ne mümkün.

Norah’yı, araç şeklindeki market arabasına bindirdim ve cupcake almak için pasta reyonuna gittik. Cupcake aldıktan sonra ben de içecek bir şeyler arıyordum.
Kafamı yana çevirdiğimde Norah’nın arabanın içinde birisine, “Merhaba yaşlı amca! Bugün benim doğum günüm!” dediğini duydum.
Adamın, saçları bembeyaz cildi ise kırışıktı. Kızıma, ‘yaşlı amca!’ demeden önce ikaz etmeye çalışsam da artık çok geçti. Adam, hemen arkasına döndü.
Kızımın söylediğine alınmış olsa bile belli etmedi. Yumuşak bir tavırla, “Merhaba küçük kız! Kaç yaşında girdin bakalım?” diye sordu.
Kızım ve adam bir süre sohbet ettiler. Adam, kızıma “İyi ki doğdun!” dedi ve ayrıldık.

Birkaç dakika sonra kızım, “Anne, yaşlı amcayla fotoğraf çektirebilir miyim?” diye sordu. Çok tatlı bir soruydu ancak adamın kızımla fotoğraf çektirmek istediğinden emin olamadım.
Birkaç reyon ötede yaşlı adamı bulduk ve kendisine, “Kusura bakmayın. Kızımın adı Norah ve bugün doğum günü olduğundan sizinle fotoğraf çektirmek istiyor” dedim.
Adamın şaşkın tavrı bir anda neşe ve mutlulukla yer değiştirdi.
Elinin göğsünün üstüne koyarak şaşırmış bir tavırla, “Fotoğraf mı? Benimle mi?” diye sordu.
“Evet, doğum günüm için” dedi Norah.
Telefonumu çıkardım ve ikisinin fotoğrafını çektim. Kızım elini yaşlı adamın elinin üstüne koydu. Yaşlı adam elleriyle, kızımın minik ellerini okşarken suratında mutlu bir ifade vardı. Kızımın elini öptü ve yanağından makas aldı. Çok sevinmişti. Adını sordum. ‘Bana Dan diyebilirsiniz’ dedi.
Diğer müşterilerin önünü istemeden kapatmış olduk ancak itiraz etmediler. Markette sevgi dolu anlar yaşanıyordu. Norah ve Dan, uzun süredir birbirini görmemiş iki arkadaş gibi sohbet etmeye devam etti.

Biraz sonra Dan’e, bize vakit ayırdığı için teşekkür ettim. Gözleri yaşardı ve “Hayır, asıl ben teşekkür ederim. Uzun süredir geçirdiğim en güzel gündü. Beni çok mutlu ettiniz, Bayan Norah” dedi.
Kızım ve Dan birbirlerine sarıldıktan sonra ayrıldık. Norah, yaşlı adam marketten ayrılana kadar onu izledi.
Kasaya geldiğimizde gözlerim yaşarmadı desem yalan olur.
O gün yaşadığımız olay beni derinden etkiledi ve diğer insanların da bilmesi için Facebook’ta paylaştım.
Olayı anlatan bir mesaj ve ikilinin fotoğrafını koydum Facebook’a.

O gece, yazımı okuyan ve Dan’i tanıyan birisi bana mesaj attı.
Meğerse, geçtiğimiz mart ayında eşi Mary vefat etmiş ve adam yapayalnızmış. Dan ile ilgilenmemiz, mesajı yollayan kişinin çok hoşuna gitmiş.
Mesaj atan kişinin telefon numarasını aldım ve birkaç gün sonra aradım.

Dan’in minik ve sıcacık evini ziyarete gittik. Evin içinde, ona hala eşi Mary’i hatırlatacak fotoğraflar ve eşyalar vardı. Dan, saçını kestirmiş ve tıraş olmuştu. On yaş daha genç görünüyordu. Küçük bir masaya, Norah’nın resim çizmesi için kâğıt ve kalemler çıkardı. Kızımdan, buzdolabının üstüne yapıştırması için kendisine bir resim çizmesini istedi. Kızım da büyük bir istekle kabul etti ve resim çizmeye başladı.
O gün, Dan’in evinde neredeyse üç saat oturduk. Konuşkan ve sevimli kızımdan çok etkilenmişe benziyordu. Kızıma tavuk ikram etti ve yanağına bulaşan ketçabı temizledi.

Tam evden ayrılacaktık ki, bize bahçeye kadar eşlik etti ve bahçesinde yetiştirdiği kırmızı güllerden birini koparıp kızıma verdi. Kızım hala o gülü saklıyor. Gül, kurumuş bir şekilde yastığının altında bekliyor.
Norah, her gün Dan’i soruyor ve adam hakkında endişeleniyor. Adamın, soğukta üşüyor olacağından, yalnız yaşamasından ve hatta sandvinin arasına koyacağı bir peyniri olup olmadığından endişeleniyor. Kızım, adamın mutlu olmasını ve sevildiğini bilmesini istiyor.
Dan de Norah’yı düşünüyor. Birkaç ziyaretimizin ardından bizimle bir sırrını paylaştı. Eşi vefat ettiğinden beri uyuyamıyormuş. Kızımla tanıştığı günden itibaren ise her gece rahatça uyuyormuş. ‘Norah beni hayata döndürdü’ dedi bana.
Bunu duyunca çok duygulandım ve yanaklarımdan gözyaşları süzüldü.

78 yıllık beraberliklerinden sonra, Dan ve Mary sanki hala birbirlerini evlerinde hissediyor gibiydiler.
Norah ve ben, Dan’i her hafta ziyaret etme sözü verdik. 15 dakikalığına bile olsa onu her hafta ziyaret edecektik ve en sevdiği peynirden getirecektik.
Şükran Günü’nde, Dan’i akşam yemeğine davet ettik. Artık o, ailemizin bir parçası. Artık, dokuz kişilik bir aileyiz. Tıpkı Norah’nın da söylediği gibi ‘Onu çok seviyoruz!”.
Bazen, yeni tanıştığımız yabancılar hayatımızı değiştirebiliyor. İnsanlara bir şans verin.”
Hikâyeden çıkarmamız gereken çok ders var. Yaşlı insanlara nazikçe yaşlanmalı ve hallerini hatırlarını sormalıyız. Yeni insanlarla tanışmaktan korkmayın.
Hikâyeyi arkadaşlarınızla paylaşmayı ihmal etmeyin.

kAYNAK: MUCİZE TADINDA

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 3 Comments »

Depresyondan Çıkmak İsteyenlere Stephen Hawking’den Çok Önemli 5 Tavsiye

Ekran-Resmi-2018-02-13-14.10.46[1]

İnsanlık tarihinin gelmiş geçmiş en zeki insanlarından biri olarak kabul edilir Stephen Hawking.
İnsanların tarihi boyunca çok az insanın cesaret edebileceği şeyleri sorgulayan, zihnini ve beynini sonuna kadar bilime açmış, bilim için çalıştırmış bir bilim insanı.
Hawking, belki de çok az insanın sahip olabileceği hazineler ile doğmuştu. Onu düşünmesi için sorgulaması için kendini geliştirmesi için teşvik eden bir ailesi ve büyük bir zihin dünyası vardı.

 

Ancak daha 21 yaşında ALS hastalığının çirkin yüzüyle tanıştı. Kariyerinin zirvesine doğru yol olurken bu hastalık en büyük şanssızlığı oldu.
ALS hastalığı yüzünden sandalyeye bağlı olarak yaşamını sürdürmek zorunda kalan Hawking keskin zekası ile bu olumsuzluklara batıp kalmadı. Aksine büyük bir azim ve hevesle kendini fizik bilimine adadı. Doktorlar kendisine iki üç yıl ömür biçti ancak o tüm bu olumsuz şartları olumluya çevirdi ve rağmen içinde bulunduğu olumsuz şartları olumluya çevirdi ve big bang teorisi dahil olmak üzere bir çok çalışma ile dünyaya adını duyuran bilim insanı haline geldi.
1)Çıkış her zaman vardır.

Kara delikler bilindiği kadar kara değildir. Önceden düşünüldüğü gibi sonsuz hapishaneler de değillerdir. Kara deliklerin dışına çıkılabilir ve muhtemelen de başka evrenlere geçiş yapabiliriz. Yani bir kara delikte sıkıştığınızı düşünüyorsanız vazgeçmeyin. Çıkış her zaman vardır. Aşağıya değil yukarıdaki yıldızlara bakın. Çalışmaktan vazgeçmeyin. Çalışmak yaşamınıza bir anlam ve amaç katar. Aşkı bulacak kadar da şanslıysanız eğer, bilin ki aşk orada, onu kaybetmemek için her şeyinizi verin.

2)Hayat var olduğu sürece umut da her zaman vardır.

Acı çeken herkesin istediğinde hayatını sona erdirme hakkı olmalıdır. Ama bence bu büyük bir hata olur. Hayat ne kadar kötü görünürse görünsün yapabileceğiniz ve başarabileceğiniz bir şey vardır. Hayat var olduğu sürece umut da her zaman oradadır.
3)Doğru bir bakış açısı ile her şeyi değiştirebilirsiniz.

Eğer hayat sizin önünüze bir engel çıkardıysa, bu sizin suçunuz değildir fakat bu engeli önünüze çıkaran dünyayı suçlamak ve insanlardan yardım beklemek de hiç iyi bir fikir değil. Doğru bir bakış açısı ile bulunduğunuz durumdan maksimum seviyede avantaj sağlayabilirsiniz.
Fiziksel olarak engelli olan birisinin, bu durumun üstüne bir de psikolojik olarak engelli olmayı kaldırması oldukça güçtür. Bence insanlar fiziksel engellerinin zorluk çıkarmayacağı işlerle ilgilenmeliler. Örneğin Olimpiyat oyunlarına dair içimde bir ilgi ya da sevgi beslemiyorum. Öte yandan bilim, engelliler için son derece uygun bir alan çünkü her şey zihinde gerçekleşiyor.
4)İnsanları cesaretlendirin!

Yapamadığım şeyler teorik fizik alanında çalışırken hayatımda tam olarak bir engel oluşturmadı. Ailem, eşim, çocuklarım ve meslektaşlarım hep yardımcı oldular. İnsanlar her zaman başkalarına yardımcı olmaya niyetlilerdir fakat siz de elinizden gelenin en iyisini yaparak onları cesaretlendirmek zorundasınız!
Ve son olarak..

5)Hayat size ekşi limonlar sunmuş olabilir ama şüphesiz onları kullanmanın bir yolunu bulabilirsiniz!

kAYNAK: MÜTHİŞ PSİKOLOJİ

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Elif Şafak’ın Kaleminden Dökülen ve Okuyanları Düşündüren 10 Alıntı

elif-safak-firarperest[1]

 

1. “Kaderinse dünya küçüktür, ama kaderin değilse, çıkmaz sokakta bile karşılaşamazsın…”

 

2. ” Ertelemek, yaşamın mayasını kaçırır. Kızdıysan bağır, sevdiysen söyle, özlediysen arkasından koş.”

3. “Her hakiki aşk, umulmadık dönüşümlere yol açar.
Aşk bir milad demektir.
Şayet “aşktan önce” ve “aşktan sonra”
Aynı insan olarak kalmışsak
Yeterince sevmemişiz demektir.
Birini seviyorsan onun için yapabileceğin
En anlamlı şey
“Değişmektir!”.
O kadar çok değişmelisin ki , sen sen olmaktan çıkmalısın…

4. ”… Hava soğuyunca değil, yüreği soğuyunca başlarmış insanın kışı…”
5. “Senin gönlün değişirse, dünya değişir.”

6. “Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, “ne yapalım kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin..”

7. “Hak yolunda ilerlemek yürek işidir,akıl işi degil.
Kılavuzun daima yüregin olsun,omzun üstündeki kafan degil.
Nefsini bilenlerden ol silenlerden degil!!”

8. “Şayet tembelik ve dedikodu denen iki kanat olmasa şeytan asla bu kadar yüksekten uçamazdı.”

9. “Allah aşkı derya deniz gibidir.Kendi meşrebince her insan ondan su alır.Fakat kimin ne kadar su alacağı kabının büyüklüğüne bağlıdır.
Kiminin kabı fıçıdır,kiminin kova, kiminin Kırbadır, kiminin matara.”

10. “Annem demişti ki birine kızar ya da kırılırsan, kafanda o kişinin çehresini, sevdiğin birinin çehresiyle değiştir.”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu İki Kelimeyi Aklınızdan Çıkarmayın: Kullanmaya Başladığınızda Beyin Yapınızı Değiştiren 2 Kelime

ama-yerine-ve-kullanin[1]

 

‘’İstemeyi bırak, yapmaya başla. Hayatının kontrolünü ele geçir!’’. Bu ifade, usta bir yazar olan ve Standford üniversitesinde profosörlük yapan Bernard Roth’un The Achievement Habit (Başarı Alışkanlığı) adlı kitabının temel ilkelerinden birisidir. Yazara göre, başarıya ulaşmamızın sırrı yalnızca iki kelimeyi kelime dağarcımızdan çıkarıp yerine bu iki sihirli kelimeyi eklemek. Bu yazımızda söz konusu olan yazarın daha iyi bir yaşam sürülmesi adına verdiği tüyoları anlatacağız.

Bernard Roth
1.‘’Ama’’ yerine ‘’ve’’ Kullanın
‘’Sinemaya gitmek istiyorum ama yapacak bir ton işim var’’ yerine ‘’sinemaya gitmek istiyorum ve yapacak bir ton işim var’’ derseniz ne olur sizce?

Profesör Roth şöyle kaleme almış: ‘’ ‘’ama’’ kelimesini kullandığınız zaman eylemler arasında aslında olmasa da bir çatışma çıkarıyorsunuz. Ancak ‘’ve’’ bağlacını kullandığınız zaman beyniniz gayri ihtiyari bir şekilde cümlenin iki kısmını da bir bütün olarak algılıyor.’’
Dilbilim’de bu tür cümle yapıları, bağlacın olduğu yan cümleler arasındaki bağdaştırıcı veya ayrıştırıcı bileşik cümleler olarak bilinmektedir. Esas itibariyle ‘’ama’’ , ‘’buna rağmen’’ , ‘’ancak’’ bağlaçları cümle içersindeki bir ifadeyle diğer bir ifade arasında zıtlık bildirmek için kullanılmaktadır.

Oysa ‘’ve’’ bağlacını ele alırsak, bu bağlacın birleştirici ve daha olumlu bir işlevi vardır.
Buradan hareketle, belki de alışkanlıklarınızı değiştirmenin zamanı gelmiştir. Artık biliyorsunuz ki ‘’yeni bir mobilya alamak istiyorum ama tamir etmem gerek’’ ifadesi yerine ‘’yeni bir mobilya almak istiyorum ve tamir etmem gerek’’ ifadesini kullanmak daha iyi bir seçim olacaktır.
2. ‘’Zorundayım’’ yerine ‘’İstiyorum’’
Roth kitabında şöyle vurgulamış: ‘’Bu alıştırma insanların yaptığı bir takım şeylerin (işe gitmek gibi), hatta onlara zevk vermeyen şeylerin bile aslında kelime seçimleriyle alakalı olduğunu farkına varmasında oldukça etkilidir.’’Sadece küçük bir yüklem değişikliği hayatınızın gidişatını değiştirebilir. Eğer her sabah uyanıp işe gitmeyi ölüm olarak gürüyorsanız hayatınız cehenneme dönecektir.

 

Fakat işin aslına bakacak olursanız, bir şeyleri değiştirmek düşündüğünüzden daha kolay. Sadece her sabah işinizle ilgili neyi sevdiğinizi düşünün. Örneğin, karmaşık bir projeyi bitirmenin size verdiği o rahatlama hissini veya meslektaşlarınızla çay içip hoş vakit geçirdiğinizi düşünebilirsiniz. Aynı zamanda işten evinize gelip de ailenize kavuştuğunuz o anı da düşünebilirsiniz. İster inanın ister inanmayın, bu basit strateji sizi bütün gün pozitif bir enerjiyle yüklü tutacaktır.

Öylece oturup çalıştığınız günün sonlanmasını beklemek yerine, çalıştığınız şirket hakkında ne yapmak istediğinizi, nasıl iyi getirisi olan bir kariyer elde edebileceğinizi, becerilerinizi sergileyebileceğinizi ve kendinizi nasıl ödüllendirebileceğinizi düşünün. Eğer genel olarak işinizden nefret ediyor ve bununla ilgili hiçbir şeyi de değiştirmek istiyorsanız suçlamanız gereken tek kişi kendinizsiniz.

 

Gördüğünüz gibi, ‘’ailemi ziyaret etmek zorundayım/gerek’’ yerine ‘’ailemi ziyaret etmek istiyorum’’ arasında dağlar kadar fark var. Ne hakkında konuştuğunuzun bir önemi olmaksızın, her zaman ‘’zorundayım’’ yerine ‘’istiyorum’’ demek daha iyidir. Bu stratejiyi hayata geçirmek kolay değildir AMA başarıya ulaşmak ZORUNDAYSANIZ bu strateji gereklidir. Ancak bu strateji başarıya ulaşmak İSTİYORSANIZ gerekli VE de kolaydır.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Hayat Enerjin Yükselsin İster Misin?

ilkbaharda-detoks-04-700x437[1]
• Sürekli olarak dik dur! Gözlerin daima yukarıda olsun.
• Kendinle olan konuşmalarını kontrol et.
• Negatif konuşmaları hemen anında kes!
• Duygularını izle. Olumsuz duyguları vücudundan hemen at.
• Beslenmene dikkat et. Ağır şeyler yeme. Mümkünse hep doğal şeyler tüket.
• Her fırsatta derin nefes alıp ver. Burundan al uzun süre tut, ağızdan nefes ver.
• Hedeflerine odaklan. Hedefe ulaşıncaya kadar pes etme.
• Her zorluğun içindeki fırsatı gör. Daima umudunu koru. En zor durumlarda bile.
• Kararlı ol! En kötü karar bile kararsızlıktan daha iyidir!
• Kendine her durumda inan. Kimse sana inanmasa bile.
• En büyük ödüller, en büyük zorlukların ardından gelir.
• En büyük hediyeler, bazen en kötü ambalajla sunulabilir.
• Her zaman ŞİMDİ’ yi yaşa. Geçmişe takılıp kalma!
• Düşünme, sadece YAP!
• Cesur ol.
• Kararlı ol.
• Kendine güven. Kendine %100 güven.
• Çözüme odaklan, sorunlara değil
• Bütün sorumluluğu kabullen.
• Kendini bir değişim sanatçısı gibi hisset.
• Yaptığın her işi, Mozart’ın müzik yaptığı
kalitede yap.
• Doğru soruları sor.
• İçindeki kaynaklara ulaş.
• En büyük kaynaklar içinde saklı.
• Geçmiş başarılarını hatırla. Ama onlara sığınma. Daha iyisini yap.
• Meraklı ol. Sürekli yenilikleri takip et.
• Kendini geliştirecek ve motive edecek kitaplar oku.
• Kendini geliştir.
• Kendine inan. Kendine %100 inan.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Hayatınızı Yeniden Başlatın: Aşmanız Gereken 20 Zihinsel Engel

f41f762e4d11ea43562f59f35ad30bf1[1]
Bir sıcak hava balonunun içinde olduğunuzu hayal edin. Siz ve size ait tüm eşyalar örgü sepetin içinde duruyor. Bir şeyler ters gitti ve hızla irtifa kaybediyorsunuz. Çabucak bir çözüm bulamazsanız 10 dakikadan az süre içerisinde yere çakılacaksınız.
Aklınıza ilk gelen, sepetteki fazla ağırlıktan kurtulmak için eşyalarınızın yarısından fazlasını aşağı atmak olurdu. Ya eşyalarını atacaksınız ya da 10 dakika içinde yere çakılacaksınız. Eşyalarınıza bakıp birkaç saniye duraklarsınız ama sonra yapmanız gerekeni yapar ve kazanmak için hayatınızın yarısını harcadığınız eşyaları tek tek aşağı atmaya başlarsınız. Yükünüz hafifler, düşüşünüz yavaşlar ve yeniden havada asılı kalmaya başlarsınız. Bir oh çekip düzgün düşünürsünüz.
Buna benzer durumlar daha az dramatik şekillerde hepimizin başına gelir. Yıllarca biriktirdiğimiz şeylere bağlanırız. Bazılarının kullanım açısından değerleri vardır. Bazı eşyalara ise sadece uzun zamandır bize ait olduğu için bağlılık duyarız. Zihinsel yaşantımızda da böyledir. Zaman içinde kafamızın içinde birçok şey biriktirip onları her yere taşımaya başlarız: hayat hikayemiz, duygusal bağlılıklar, inançlar ve zihnimizde yıllardır oyalanmaya devam eden diğer şeyler.
Bazıları gerçekten işe yaramazdır ve bizi aşağı çeker. Bazıları geçmişte yaşadığımız zor anlara ait duygusal çöküntülerdir. Bazılarıysa sadece bizlere zarar veren korku veya alışkanlıklar… Eğer sıcak hava balonundaki siz olsaydınız, aşmanız gereken durumlar neler olurdu? 20 tanesini sizler için listeledim, sizin aklınıza gelen başkaları var mı?
1)Bağlılıklardan kurtulun: Budist felsefesine göre, bağlılık çilenin köklerinden biridir. Kesinlikle katılıyorum. Kendimizi evrendeki en aptalca fikirlere bağlıyoruz. Siz de daha önce bir şeylere bağlandınız mı? Ne kadar bağlıydınız o şeye? Bağlılığınız sizi bir şeylerden alıkoydu mu? Size çile çektirdi mi? Tarafsız olun, rüyadan uyanın, o zaman tüm bağlılıklardan kurtulabilirsiniz.
2)Suçluluk duygusundan uzaklaşın: Suçluluk hissetmenin kimseye bir faydası olmaz. Bir düşünün, suçluluk duygusu hangi problemleri çözebilir? Tek yapabileceği sizi üzüntüye hapsedip kendi kendinizi cezalandırmanıza neden olmak.
3)Kötü düşüncelerin gitmesine izin verin: Karamsar düşünceler ve kötücül bir tutum sizi yaptığınız her şeye nüfuz eden bir karanlığa hapseder. Karamsarlık tehlikeli bir yoldur. Düşüncelerimiz dünyamızı etkiler.
4)Kendinizi eleştirmekten vazgeçin: Çoğu zaman boynumuzdaki o ağrının nedeni yine kendimiziz. Kendimizi iyi niyetle eleştirmeye başlasak da zaman içinde sınırları aşarız. Özeleştiri, özgüvenimizi çürütmeye başlar. Bundan vazgeçin ve kendinize karşı kibar olmayı deneyin.
5)Önyargıları bir kenara bırakın: Önyargılar size olumsuz ve kızgın bir bakış açısı verir. Yeni bağlantılar kurmanızı engeller.
6)Takıntılarınızdan kurtulun: Hiçbir sebebi yokken, bir şeyi sadece yapmanız gerektiğini hissettiğiniz için mi yapıyorsunuz? Yaptıklarınız işe yaramaz olduğunu dürüstçe itiraf etme vakti geldi.
7)Başkalarının onayına ihtiyaç duymayın: Sık sık başkalarının onayına ihtiyaç duymak aslında özgüvenimizi ve özgünlüğümüzü tehdit eden bir çeşit zaaf, ilgiye muhtaç olma belirtisi.
8)Sizi sınırlayan düşüncelerin dışına çıkın: Sınırlarımızın çoğunu bizler, kendimiz koyarız. Hayat aslında keskin çizgiler çekmez. Sizi sınırladığını hissettiğiniz düşünceleri belirleyin ve onlardan olabildiğince çabuk kurtulun.
9)Kin tutmayın: Kin ve hırs kalbinizi yorar. Ne kadar uzun süre kin tutarsanız o kadar uzun süre acı çekersiniz. Araştırmalar kalp hastalıkları ile kin ve öfke gibi duygular arasında pozitif bir ilişki olduğunu gösteriyor.
10)Ertelemekten vazgeçin: Ertelemek bilinçaltınızın sizi engellemek ve önemli işlerinizi yapmanıza mani olmak için kullandığı bir taktiktir. Bunun farkında olun ve elinizdeki işin en azından ilk kısmını yapmak için çaba gösterin. Sonrası çorap söküğü gibi gelecektir, sonuçta zor olan kısmı işe başlamak.
11)Endişelerinizi kontrol etmeye çalışın: Kaygılar gelecekle ilgili belirsizlikler sebebiyle ortaya çıkar. Hoş olmayan durumlara dair beklentiler, gerçek olmayan, yalnızca kafamızın içinde yarattığımız düşünceler. Kendinize şunu sorun: “Düşüncelerimin gerçekte temeli var mı?”
12)Kalp kırıklıklarını aşmaya çalışın: Kalp kırıldığında iyileşmesi uzun zaman alır. Zihniniz aynı konularla meşgul oldukça kalbiniz kilit altında kalır. Kalbinizi kıranın aslında kaybettikleriniz değil, zihninizdeki kaybetme düşüncesi olduğunun farkına varın.
13)Kötü anıları unutun: Bazen geçmişte kalmış kötü anıları hatırlayıp üzülürüz. Anılar geçmişten gelen kırgınlıkları bugüne taşır. Geçmişi geçmişte bırakın.
14)İşe yaramayan şeyleri hayatınızdan çıkarın: Her türden eşyayla aramızda bir bağ kurarız. Bazen de hayatımızı işe yaramaz birçok eşyayla doldururuz. Hepsinden kurtulun ve yaşam alanınızı daha basit bir yere çevirin.
15)Çalıştığınız o kötü işten ayrılın: Etrafınızda saygısız ve karamsar insanlar varsa, oradan hemen uzaklaşın.
16)Geçmişe takılıp kalmayın: Hepimizin sıklıkla yaptığı bir hata geçmiş tecrübelerimizin bizi yanıltmasına izin vermek. Geleceğin, geçmişe benzeyeceğini düşünmek önümüze çıkan fırsatları kaçırmamıza neden olur.
17)Kendinizi mesleğiniz üzerinden tanımlamayın: Modern hayatın tehlikelerinden biri de kendimizi meslekler üzerinden tanımlamak. Mesleklerin rollere dönüşmesi bizleri bu rolün bir parçası gibi hissetmeye zorluyor. Gerçekte olduğumuz kişiden uzaklaşıyoruz.
18)Size zarar veren alışkanlıklarınızı bırakın: Bunlar sürekli tekrarlanan ve insanları üretkenlikten uzaklaştıran, engelleyici alışkanlıklardır. Çok fazla televizyon izlemek, aşırı yemek yemek veya uyuşturucu bağımlılığı olarak örneklendirilebilir.
19)Olayları kişiselleştirmeyin: İnsanların davranışlarını kişisel bir pencereden yorumladığımızda sık sık duygusal çöküşler yaşarız. Olayları kişisel almak incinmemize ve hayal kırıklığına uğramamıza neden olur. Hayata daha objektif bakmak önceliklerimize odaklanmamızı ve duygusal açıdan daha sağlıklı olmamızı sağlar.
20)Saatle yaşamaktan vazgeçin: Zaman, strese neden olan en önemli unsurlardan biri. Aslında zaman değil de bizim zamanı algılama biçimimiz buna neden olur. Bazen dinlenme vakitlerimizde bile zaman kavramının kölesi oluruz. Bu durum gerçek özgürlüğümüzü ve boşluk hissimizi yok eder. Zamanın sürekli farkında olmadan anları yaşamayı öğrenmek, herkes için özgürleştirici ve verimli olabilir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Otomatik Negatif Düşüncelerden Arının!

düşünce-hataları-750x541[1]
Onlar kafamızın içinde dolaşan ve bazıları çok zararlı olan karıncalar! Okuyun, sizde de var mı ve nasıl mücadele edilir öğrenin
Uzmanlar onlara Otomatik Negatif Düşünceler (OND) diyor İngilizce’de kısaltması karınca anlamına gelen ANT olduğu için bu şekilde ifade edilebilirler Karıncalar, kafamızın içindeki olumsuz düşünceleri tanımlıyor Bunlarla başa çıkmanın yolları, kontrolü onlarak kaybetmemenin yolları psikoloji açısından son derece önemli Çünkü bazıları ‘kırmızı karınca’ olarak adlandırılan ve ‘zehirleyen’ bu olumsuz düşüncelen hayatınızı karartabilir
Psikologlar, utanma duygusu nasıl yüzün kızarmasına neden olarak fiziksel bir etki yaratabiliyorsa, insanın kendi kendine zarar vermesine neden olan olumsuz düşüncelerin de sağlığın bozulmasına, kilo almaya, cildin bozulmasına ve acıya neden olabileceğini düşünüyor
Düşüncelerin görünümü nasıl etkilediği konusunda yıllardır çalışan psikiyatrist Doktor Daniel Amen’ın çalışmaları, olumsuz düşünceleri olumlu düşüncelere dönüştürerek yaşamlarımızı daha iyi hale getirebileceğimizi ortaya koyuyor Amen yeni kitabı Change Your Brain, Change Your Body’de (Beyninizi Değiştirin, Vücudunuzu Değiştirin) ‘karıncaları’ ele alıyor Yeterince iyi, yeterince güzel, yeterince zayıf olmadığınızı, kötü bir anne, kötü bir çalışan olduğunuzu vs söyleyen kafanızın içindeki küçük sesleri anlatan Amen, bazı ‘karıncaların’ üstesinden gelinebiliceğini belirtiyor ve olumsuz düşüncelerin tüm düşünce yapısını ele geçirmesi anlamına gelen karınca istilasına karşı dikkatli olunması gerekiyor
Profesör, basit ‘karınca yok edici’ tekniklerle, bu düşüncelerin beyni yemesine ve işgal etmesine engel olabileceğini ve bir daha geri gelmemelerinin sağlanabileceğini söylüyor Amen, “Beyininiz güçlü bir organ Şişman, yaşlı, kırışık ya da ihmalkar olduğunuzu düşündüğünüzde, sağlığınızı, kilonuzu ve zihninizi etkileyen stres hormonunu yükseltiyorsunuz Olumsuz düşünceler olumsuz oluşlara neden olabilir Bunun için kendi ‘yok edici’ çözüm cephaneliğinizi oluşturmanız gerekir Kafanızda bir ‘karınca yok edici’ geliştirmeniz, tüm negatif düşünceleri yok etmenizi sağlayabilir Kendinizle kafanızda oluşan olumsuz düşüncelere kulak vermemek için anlaşın Bunu yaparsanız düşünceleriniz olumlu davranışlara yansıyacaktır Vücudunuz aklınızı takip eder Başka şansı yoktur” diyor
Bu ‘karıncalara’ bir göz atmak gerekirse:
Ya hep ya hiç
Bu, her şeyin ya iyi ya da kötü olduğuna inanmanıza neden olacak siyah-beyaz düşünmedir Bu, sözgelimi bir gün sporu kaçırdığınız için bunun öz disiplininiz olmadığı anlamına geldiğini ve tümden spor fikrinden vazgeçmenizi size dikte eden çarpık bir mantıktır
Çözüm: Yukarıdaki örneği ele alacak olursak, tek bir gün gidememenin tümden bırakmanız gerektiği anlamına gelmediğini kabul etmeye kendinizi zorlanamız gerekir O gün gidemediyseniz, ertesi gün mutlaka gitmeye çalışın
‘Daima’, ‘asla’,’hep’, ya da ‘herkes’ ifadelerini kullanmak
Sözgelimi kendinizi sürekli “Asla kilo veremeyeceğim” derken buluyorsanız, eylemleriniz üzerinde hiçbir kontrolünüz yokmuş gibi davranıyorsunuz demektir
Çözüm: Asla asla demeyin Genelleştiren sözcüklere bir yasak koyun
Olumsuzluklar üzerine odaklanmak
Eğer olumlu şeyler pahasına olumsuzluklara yoğunlaşıyorsanız, bu, sebat etmekten ziyade pes etmeye eğilimli olduğunuz anlamına gelir
Çözüm: Ruh halinizi iyileştirmek için mümkün olan her şeye olumlu anlamlar yüklemeye çalışın Aslında bu biraz Pollyanna’cılık oynamayı gerektiriyor
Hissederek düşünme
Bir şeyin doğru olduğuna dair hisleriniz bunu sorgulamanıza engel oluyorsa
Çözüm: Bunun yerine mantıklı düşünmeye çalışan, görüşlerinizi desteklemek ya da buna karşı durmak için kanıt arayın
Suçluluk
Yapmalıyım, yapmak zorundayım gibi kelimeler, suçluluk duygusunun inşasına izin verir ve davranışlarınızı kontrol etmeye başlar
Çözüm: Suçluluk duygusunu içinizden atın, ne yapabiliyorsanız yapın, ama sağlığınız pahasına bu kelimeleri kullanmayın -meli ekini sadece size uyduğu durumlarda kullanmaya ve uygulamaya çalışın
Etiketleme
Eğer kendinizi yaftalarsanız (sözgelimi “Ben başarısız biriyim”) eylemleriniz üzerindeki hakimiyetinizi kaybedebilir, olumsuzlukları salt gerçekler olarak görmeye başlarsınız
Çözüm: Bunu yapmaktan vazgeçin, etiketleri tersine dönüştürün ve buna göre davranın
Falcılık (kırmızı karınca)
Kendinize dair olumsuz bir gelecek tasavvur etmek (Asla bu sınavı geçemeyeceğim ya da bu işin üstesinden asla gelemeyeceğimgibi) Bunlar çok yaygın olumsuz düşüncelerdir ve hızla istila moduna dönüşebilir
Çözüm: Geleceği asla kesin olarak bilemeyeceğinizi kendinize hatırlatın Geleceğe dair merakınızı taze tutun ve geleceğin olumlu bir şekilde şekilleneceğini düşünün
Niyet okuma
Başkalarının düşüncelerini okumayın (Beni sevmiyor, çok şişman olduğumu düşünüyor, başarılı olmadığımı düşünüyorgibi)
Çözüm: İnsanların ne düşündüğünü kesin olarak bilemezsiniz Kafanızdan yorumlar uydurup buna inanmaktan vazgeçin Kendinize güvenin
Başkalarını suçlamak (Kırmızı karınca)
Başkalarını suçlamak ve başarı ya da başarısızlığınızın sorumluluğunu almamak zehirli bir düşüncedir ‘Bu senin hatan’ diye başladığınız cümleler, hayatınızı mahvedebilir Bu karıncaların kurbanı olabilirsiniz
Çözüm: Eylemlerinizin, başarı veya başarısızlıklarınızın sorumluluğunu almaktan korkmayın Eylemlerinizin sonuçlarıyla yüzleşmeye çalışın Kötü sonuçlardan çıkaracağınız derslerle yarın yeni ve daha iyi bir güne uyanacağınızı düşünün
PS: İngilizce’de ANT yani karınca kelimesi uzmanlar tarafından Automatic Negatif Thoughts (otomatik negatif düşünceler) olarak kullanılmış
* Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayatınızı Farkettirmeden Mahveden ve Acilen Kurtulmanız Gereken 12 Zehirli İnsan Modeli

aglayan-kadin-filoji[1]

 

Dünya çok ilginç bir yer ve içinde çok değişik şeyler barındırıyor. Elbette bu kadar karışık ve büyük bir sistemde her türden insan bulunuyor. Herkesin iyi ve kötü yanları olduğundan kimse mükemmel değil ANCAK gerçekten iyi olmayan ve kötü niyetler barındıran insanlar var. Moralinizi düşüren ve size saygıyla davranmayan biriyle iletişimde olmak istemezsiniz.
İşte hayatınızdan çıkarmanız gereken bir takım zehirli insanlar olduğunu gösteren 12 işaret

12- Kalbiniz size yol gösterir

İç güdülerinizden ve kalbinizden geçenden asla şüphe etmeyin. Eğer içgüdülerinize güvenirseniz çoğu zaman haklı çıkacağınızı göreceksiniz. Eğer zehirli bir insanla birlikteyseniz, ki bu insan ister arkadaşınız ister eşiniz olsun, nasıl bir insan olduğunu HEMEN anlayacaksınız. Sürekli onların arkalarını toplamaktan bunu çok geç ve zor bir şekilde anlayacaksınız. Eğer yaşadığınız bir durum size tuhaf hissettiriyorsa iki kere düşünmeden o durumdan hemen kurtulun.
11- Sık sık öfkelerini kontrol edemezler

Zaman zaman herkesin öfkesini kontrol edemediği durumlar olur ancak gerçekten zehirli olan bir insan sinirlidir ya da neredeyse her zaman öfke nöbetleri geçirir. İçlerinde bulundukları durum ne olursa olsun sürekli olarak öfkeyle hareket ederler ve sinirli bir şekilde cevap verirler. Sonuçta öfkenin nasıl meydana çıktığını biliyoruz. Bu sinirli durumların hepsini alttan almanız mümkün olmayacak. Sık sık kaybedilen öfke kontrolü ve karşı tarafın sizi suçlamasıyla karşılaşıyorsanız size kesin olarak şunu söyleyebilirim ki hayatınızdaki kişi tam olarak zehirli biri!
10- Sürekli geçmişe dönerler

Sizin asla geçmişe takılmadan devam etmeniz gerekir ancak bazı insanlar sizi eski durumlarınıza ya da alışkanlarına döndürmekten zevk alır ve durağan bir zamanda yaşıyor gibi görünürsünüz. Bu tür arkadaşlar, bir şekilde sizi kendinizi geliştirmenizden ve devam etmenizden alı koymayı başarır. Kendileri ilerlemek istemediği için sizinde eski hayatınızdan ve davranışlarınızdan kaçmanıza izin vermezler.
9- Kontrol manyaklarıdır

Hepimiz bizi kendi işlerine çekerek manipüle eden bu insan tipini biliriz. Bu insanlar konu arkadaşlık olduğunda aşırı derecede inatçıdır ve dominanttır. Bazı şeylerin belirli bir yolla ya da sadece kendi istedikleri şekilde olmasını isterler. Diğer insanların rahat olmaları onlar için önemli değildir ve olabildiğince çok şeyi kontrol ettiklerinden emin olmaya çalışırlar.
8- Kurban rolünü oynarlar

Zehirli bir bir insan her zaman kurban rolünü oynar ve bu insanın yaptığı her şey kendine göre doğrudur. Bir şekilde her durumu kendi lehlerine çevirmeyi başarırlar ve suçu başkasına atma planları hazırdır bile. Konu o olmasa bile kandırıldıklarına ve adil olmayan bir şekilde muamele edildiklerine inanırlar. Kendi yaptıklarının sorumluluğunu alamayan biri ARKADAŞı bırakın ancak kurtulmanız gereken bir yük olabilir.
7- Merhametsizlerdir

Problem onlarla ilgili değilse çok büyük ve görünür bir şekilde merhametsiz davranırlar. Diğer insanlar için asla endişelenmezler ve hiç kimsenin kaybını ya da problemlerini umursamazlar. Ancak, ne zamanki o problem kendilerini de ilgilendirir işte o zaman kalplerinde ani bir değişim meydana gelir. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın sendromuna yakalanmış bu insanlar genellikle size samimi bir şekilde değer veren insanlardan biri değillerdir.
6- Narsistlerdir

Kendini beğenmiş biriyle arkadaş olmayın çünkü böyle tipler bu konuda gerçekten berbatlardır. Hatta bazısı bunu bir üst seviyeye taşıyarak kendini beğenmişlikten tam bir narsist olmaya kadar işi götürürler. Bu tür insanlar kendilerine o kadar takıntılılardır ki ne kadar iyi bir insan olduklarıyla alakalı sonsuza kadar konuşabilirler. Hatta bir konuşmayı sırf kendileriyle alakalı konuşmak için başlatabilirler. Sırf kendisiyle ilgilenen biri onu dinleyecek bir dinleyiciyi hak etmez.
5- Kıskanç ve hasettirler

Böyle insanların etrafında olmayı bırakın bunlarla konuşması bile aşırı derecede zordur. Bu kıskanç tipler her zaman başarınızı küçümser ve sanki önemsizmiş gibi göstermeye çalışır. Bunu sadece onun bir parçası olmadıklarında yaparlar. Bu tür insanlar her zaman motivasyonunuzu düşürür ve başarılarınızı aza indirgemeye çalışır ancak size bunları yapmalarına asla izin vermeyin. Bu davranışlar onların öz güvensizliklerinden filizlenerek sizin olduğunuz yere kadar ulaşır!

4- Dramları asla sona ermez

Nereye giderlerse drama onları takip eder. Gittikleri her yere bir miktar da huzursuzluk ve dram götürmeyi ne kadar adet haline getirdiklerini fark edersiniz. Bu zehirli insanlar dramla beslenirler, dedikoduları ve yalanları ilk yayan kişi olduklarından bu da daha fazla gereksiz dramı hayatlarına getirmeleriyle sonuçlanır.
3- Eleştirirler

Sizi sürekli olarak eleştiren ve yeterince iyi olmadığınızı söyleyen biri arkadaş olarak adlandırılmayı hak etmez. Size verecek hiçbir tavsiyeleri ya da önerileri olmamasına rağmen size sadece yanlış yaptığınız şeyleri söylerler. Bu insanlar kendi değerlerini arttırmak için bu çarpık davranışı sergileyerek durmadan moralinizi bozarlar.
2- Her zaman haklıdırlar ve asla yanılmazlar

Bu insanlar kendi haklılıklarını kanıtlamak için çok uç şeyler bile yapabilirler. Asla hatalı değillerdir. Durumun ya da fiziksel olayın ne olduğu önemli değildir. Önemli olan tek şey gün sonunda sadece onların söylediklerinin doğru olmasıdır.
1- Dedikodu yapmayı severler

Bu insanlar küçük dedikoducu kızlardan biri olmayı severler ve dedikoduyla yaşarlar. Dedikoduyu başlatan da yayan da, hatta ve hatta üstüne katarak anlatan da onlardır. Size dedikoduyu getiren insanın kim olduğuna dikkat edin çünkü söyleyeceğiniz şeylerin başka bir yerde konuşulmayacağını asla bilemezsiniz. Buna sunulabilecek tek çözüm dedikoduyu teşvik etmemek, buna katılmamak ve dinlememektir. Cahilliğin mutluluk olduğunu söylerler ve bu durumda sanıyorum ki öyle.
KAYNAK: filoji.com/hayatinizi-farkettirmeden-mahveden-ve-acilen-kurtulmaniz-gereken-12-zehirli-insan-modeli/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Hemen herkesin yaşadığı bu 10 hastalığa karşı 10 doğal çözüm yöntemi

fft99_mf8218159[1]

 

Hemen herkesin yaşadığı bu 10 hastalığa karşı 10 doğal çözüm yöntemi
Halk arasında faydası tartışılmaz doğal sağlık yöntemlerini sizin için derledik. Hepsi basit malzemeler ile kolayca yapabileceğiniz, her rahatsızlığa deva çok etkili yöntemler bunlar…Mide bulantısı, öksürük, girip, nezle… Astım, nefes darlığı, burun tıkanıklığı… Hepsi için tamamen doğal ve etkili tariflerimiz var.

1. Bağışıklık Sistemini Güçlendirmek İçin : Bal ve zencefil : Her evde zencefilin bulunması gerekmektedir.
Çünkü kış aylarında mutfağın başköşesinde duran balın içerisine koyulmadan tüketilmez.Zencefil ve bal karıştırıldığında ortaya çıkan formülü tükettiğiniz taktirde hasta olmaktan son anda kurtulabilirsiniz.Bal bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Balı tarçın ya da karabiber ile de tüketebilirsiniz. Hepsi en doğal yöntemlerden biridir.

 

2. En İnatçı Öksürüğü Bile Kesmek İçin :
Siyah turp ve bal : Evde hazırlayabileceğiniz kolay yöntemlerden biridir. Özellikle öksürüğe karşı oldukça etkilidir. Hazırlanış: Siyah turpun ucunu ve kök kısmını minik kesin. Turpun içini bal ile doldurun. Bir bardak ya da turpun yüksekte durması için dar ağızlı bir kaseye koyarak turpun balın içinden süzülmesini sağlayın.Turpun sulanması sonucu ortaya çıkan suyla birlikte bardağa süzülen balı “şifa olsun” diye içebilirsiniz.

 

3)Vücudu Mikroplardan Arındırmak İçin :
Ballı, biraz da limonlu su : Sabah uyandıktan sonra yada gün içinde hafif tok hafif aç olduğunuz zamanda bir bardak suyun içerisine ekleyeceğiniz bal ve limon sayesinde vücudunuzdaki mikroplardan kurtulabilirsiniz. Mikroplardan arındırmakla kalmayıp bütün enerjinizi yerine getirir .

 

4)Soğuk Algınlığı İçin :
Tahin – pekmez : Soğuk algınlığına karşı korunmak istiyorsanız keçiboynuzu pekmezi tüketebilirsiniz. Harnup pekmezinin tek başına yenilmesi zor olabilir. Bu yüzden tahin ile karıştırarak tüketebilirsiniz.

 

5)Öksürük ve Nefes Darlığı İçin :
Ayva yaprağı çayı : Özellikle kış aylarında meydana gelen öksürüğü ortadan kaldıran çaylardan biridir. Nasıl yapılır: Tüketilecek kadar su kaynatılır. Kaynadıktan sonra içine ayva yaprakları ekleyin ve demlenmesi için bekleyin. Demlendikten sonra kaynatmaya devam edin ve 15 dakika daha demlenmesini sağlayın. Çay biraz ılıdıktan sonra içine bal eklenir ve içilir.

 

6)Bağışıklığı Güçlendirmek İçin :
Nane – limon : Hastalığa yakalanmak istemiyorsanız ve bünyenizi güçlendirmek istiyorsanız nane-limon tüketmelisiniz.

 

7)En İnatçı Öksürüğü Şıp Diye Kesmek İçin :
Kuru incir ve süt karışımı : Soğukların getirmiş olduğu öksürük gibi hastalıklar artık oldukça sık görülmektedir. Unutmayın ki her hastalığın doğal bir çözüm yolu vardır. Bu doğal yöntemlerden biri de kuru incir ve süt ile hazırlanan,neredeyse tatlı niyetine yenip içilebilecek bu karışımdır.Hazırlanış: Bir bardak süte 2-3 tane kuru incir ekleyin. Daha sonra sütü kaynatın ve içine kuru incir atın. Ocağın altını kısın ve 5 dakikayı geçmeyecek şekilde bekleyin,ardından ateşten alın. İsterseniz içine ceviz,fındık,badem gibi kuruyemişler ekleyebilirsiniz.

 

8)Grip ve Nezleden Kurtulmak İçin :
Tavuk suyu çorbası : Kokusuyla bile içinizi rahatlatan çorbalardan biridir. Üzerine bir de limon sıkılınca şifanızı içmiş olacaksınız. Ama bu konuda bir uyarı yapmamız şart. Eğer köy tavuğu bulamıyorsanız, bu çorbaları hiç yapmayın. Bunun yerine gidin bir kelle-paça çorbası için. Beyran çorbası için. Artık asıl şifa bu çorbalarda.

 

9)Vücudunuza Can Katmak İçin :
Mesir macunu : Kökeni yüzlerce yıl öncesine dayanan ve 41 çeşit bitkinin şifasını içeren macun türüdür. Günlük hayatta herkesin başına gelen nezle,grip,soğuk algınlıklarının birebir şifası denilebilir.

 

10)Kan Şekerini Dengelemek İçin :
Mısır püskülü çayı : Mısır sapı ve püskülleri çayını tükettiğinizde kan şekerinizi ve bağışıklık sistemini dengeleyecektir. Yaparken bazı kriterlere uymalısınız; Püskülleri suyun içine atıp kaynatmamalısınız.Bu çayı doğru bir şekilde yapmak istiyorsanız kaynatılmış suyun içine sonradan mısır püsküllerini ekleyip 15 dakika demlenmesini bekleyin.

Kaynak: hamarat abla

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Duygusal Zekâsı Yüksek Ve Hisleri Kuvvetli İnsanlarda Görülen 11 Özellik Ve Belirti

empat-ozellikleri[1]

 

Empati yetisi kuvvetli sezgisel insanlar diğer insanlar tarafından “fazla duygusal” olarak tanımlanırlar. Sık sık duygularını abarttıkları söylenir. Bu söylediklerim size çok tanıdık geliyorsa, sizin de bir empatik olmanız söz konusu olabilir! İşte empati yetisi yüksek olanlarda bulunan özellikler;
1. Çok hassastırlar.

 

Empatik biriyseniz etrafınızdaki duygu değişimlerini hemen yakalayabilmeniz çok olasıdır. Bunun sebebi güçlü bir empati yeteneğine sahip olmanızdır. Empatik bir kişi etrafındaki kişilerin duygularına dokunabilir ve onları kolayca tanıyabilir. Bu yüzden insanlarla derin duygusal bağlar kurabilirler.
2. Kendilerine yalan söylenildiğini hemen anlarlar.

Empatikler bakışlarınızdan bile yalan söyleyip söylemediğinizi anlayabilirler. Kimse kendisine yalan söylenilmesinden hoşlanmaz. Fakat empati yetisi yüksek bir birey için bu daha da fazlasıdır. Çünkü daha yalan ortaya çıkmadan karşısındakinin kendisini kandırmasına şahit olurlar.
3. Üzücü durumlar onları diğer insanlardan daha çok etkiler.

Bir empatiğin üzücü bir durum karşısında sakin kalması çok zordur. Onlar etraflarındaki her türlü negatif duygudan derin bir şekilde etkilenirler. Negatif duygulardan bulaşıcı bir hastalık gibi kaçarlar. Çünkü empatikler birinin yaşadığı üzücü bir olayı duyduklarında kendileri yaşamışçasına üzülebilirler. Bunu sık sık tecrübe ettikleri için kendilerini sinirsel olarak yorgun hissedebilirler.
4. Kalabalıklardan çok hoşlanmazlar.

Empati yetisi güçlü olan bireyler her bir kişilik tipini bünyelerinde bulundururlar. Onlar hem içine kapanık, hem de dışa dönük olabilirler. Sadece dışa dönük olan empatikler bile kalabalığın arasında boğuluyormuş gibi hissedebilirler. Çevresindeki insanların enerjilerini ve ne hissettiklerini kolayca anlayabilmeleri yorulmalarına neden olur. Bu yüzden kalabalık ortamlarda eğlenmeyi sevseler de, kapana kısılmış gibi hissetmeleri olasıdır.
5. Mutluluğu başkalarını iyileştirmekte bulurlar.

Empati yetisi yüksek kişiler, sahip oldukları bu özellikler ne kadar etkileyici olsa da, dezavantajlarının da farkındadırlar. Yeteneklerinin getirdiği olumsuz etkilerden sıyrılmanın yolunu başkalarına yardım ederek bulurlar.
6. Uyarıcılara ve ilaçlara diğer insanlardan daha farklı tepkiler verirler.

Çay ve kahve gibi kafein içeren içecekler bile bu insanlarda kaygı bozukluğu ve stres yaratabilir. Yaşadıkları bu rahatsız edici tecrübelerden dolayı ilaç almaktan da kaçınırlar.

7. Başka biriymiş gibi davranmazlar.

Eğer gerçek bir dost, ilişki istiyorsanız, empati yetisi güçlü kişiler beklentilerinizi boşa çıkarmayacaklardır. Kendilerini oldukları gibi kabul ederler. Bu onların hayata karşı olan güçlü duruşunu destekler.

8. Tavsiyeleri hazine değerindedir.
Empatikler karşısındaki insanın derdini dinler, söylediklerini dikkatlice anlamaya çalışırlar. Gerçek bir dinleyiciye rastlamak zordur. Fakat empati yetisi güçlü olan kişiler dinledikleri insanların hissettiği duyguları hissetmeye başladıkları andan sonra verdikleri tavsiyeler hayat kurtarıcıdır. Çünkü sizi kimse bir empatik kadar iyi anlayamaz!
9. Erken yaşta yıpranmaya müsaittirler.

Kendi sorunlarının yanında başkalarının derdini de omuzlarında hissedebilen empatikler, duygusal olarak yıpranırlar. İnsanın ruhunun yıpranmaya başlaması vücuduna da yansır. Bu yetenekleriyle başa çıkabilen empatikler, gereksiz düşüncelere kendilerini kaptırmayan şanslılardır. Ama beyninizi eğitebilir ve gereksiz düşüncelere son verebilirsiniz.

10. Seslere karşı çok duyarlıdırlar.
Küçük bir tıkırtı, kimsenin duyamayacağı bir kedi miyavlaması ya da çok gürültülü sesler… Empatikler her türlü sese karşı diğer insanlardan daha çok duyarlıdırlar. Hatta gözleri de keskindir ve güneş ışığına karşı duyarlılıkları fazla olabilir.
11. Özgürlüklerine çok düşkündürler.

 

Empati yetisi yüksek kişiler günlük rutinlerden, kurallardan nefret ederler. Hayatlarının tek düze olması en büyük kabuslarıdır. Özgürlüklerinin elinden alınmaması için her türlü mücadeleyi verebilirler. Sadece yapmak istedikleri şeyleri yaparlar. Bağımsız ruhları kendilerine olan güvenlerinin de yüksek olmasını sağlar.

http://filoji.com/duygusal-zekasi-yuksek-ve-hisleri-kuvvetli-insanlarda-gorulen-11-ozellik-ve-belirti/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 5 Comments »

DUYGULARIN ORGANLARA ETKİSİ. 🤗

28575661_334451220379647_2745884072283982000_n[1]

SEVİNÇ.
Sevinç derin tatmin duygusudur ve kalbe bağlıdır. Bir kişi aşırı sevinç duyduğunda, ajitasyon, uykusuzluk, ateş ve kalp çarpıntısı yaşayabilir.

ÖFKE.
Öfke, kızgınlık, sinirlilik ile ilişkili bir duygudur. Duygunun sırasıyla safra üreten ve depolayan karaciğerde ve safra kesesinde depolandığını iddia ediyor. Bu öfke baş ağrısı, baş dönmesi ve yüksek tansiyona neden olan birçok biyolojik işlemi etkileyebilir.

KAYGI.
Kaygı akciğerleri ve kalın bağırsağı etkileyebilecek aşırı endişe duygusudur. Kaygı bir kişinin enerjiyi kullanamaması ve nefes darlığı ve kalın bağırsak iltihabı mustarip olmasına neden olabilir.

KEDER.
Keder, bir kişinin ağlamasına, akciğerlerde uyumsuzluk yaratmasına ve enerjinin vücuda dolaşmasını engelleyebilecek bir duygudur. Keder yaşamak, akciğerler ve solunum yolları hastalıklarına neden olabilir.

MELANKOLİ.
çok duygusal olmak dalağı etkileyebilir ve yorgunluk ve konsantre olmama neden olabilir. Aynı zamanda sindirim sistemini rahatsız edebilir.

KORKU.
Korku, böbreklerde uyumsuzluk yaratan ve istemsiz idrara çıkmasına neden olan bir duygudur. Aşırı korku, böbrekleri rahatsız edebilir.

Stres hangi organları etkiler?
Stres duygusu çok yoğun bir duygudur. Kalbi ve beyini zayıflatır. Bu duygu bedenimize ve psikolojimize en çok zarar veren duygudur. — iyi veya kötü tüm duygulari dengede yasamali…💥’i destekliyor.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Güçlü ve Sağlıklı Olmak İsteyen Kişiler İçin 5 Önemli Japon Kuralı

 

 

1) Sert Bir Sırt
Hepimiz biliyoruz ki, omuriliğin eğri olması iç organlarımızda da çeşitli problemlere neden olmaktadır. Bu yüzden duruşunuzun gün hatta gece boyu düzgün olması gerekmektedir. Katsuzo’nun da dediği gibi, düz bir omurilik sindirim sistemine ve dolaşım sistemine fayda sağlamaktadır. Bu nedenle boynunuzu yataktan yükselten yastıklar yerine daha düz yastıkları tercih etmelisiniz.

1.a) Yastık Yerine Katı Bir Rulo

kural-2[1]

 

Japon halkı için kısa bir ömrün ilk göstergelerinden birinin boyun skolyozu olduğuna inanılır. Başımızın pozisyonunu gündüzleri kolay ayarlayabiliyoruz fakat bu durum geceleri zorlaşıyor. Bu yüzden Katsuzo boyun için katı bir yastık veya rulo üstünden uyumayı öneriyor. İlk başta rulo rahatsızlık verecektir fakat ruloyu birkaç kat kumaşa sarıp uyumayı deneyebilirsiniz. Ya da son yıllarda ülkemizde de yaygınlaşan bu tarz yastıkları deneyebilirsiniz.
2) Japon Balığı Egzersizi

kural-3[1]

Sert bir yüzeyin üstüne uzanın.
Kollarınızı başınızın altına alın.
Ayak tabanlarınızı dik yerleştirin.
Ardından elleriniz boynunuzdayken, bacaklarınızı ve belinizi balık gibi iki yana titreştirerek sallanın. Tüm vücudunuzda titreşim ve hafif yanma hissedeceksiniz. Bu egzersizi iki dakika boyunca yapın.
3) Kılcal Dolaşımı İyileştirme

kural-4-1[1]

Sert ve düz bir yüzeyin üstüne yatın.
Boynunuzun altına katı bir rulo veya benzeri bir malzeme koyun.
Bacaklarınızı ve kollarınızı kaldırın, dirseklerinizi ve dizlerinizi hafifçe bükün ve mümkün olduğunca rahatlayın.
Bacaklarınızı ve kollarınızı havadayken sallayın. Bu egzersizi 1-3 dakika boyunca yapın.
4) Avuç İçini ve Tabanları Birleştirmek

kural-5[1]

Başlangıç pozisyonu: sert ve düz bir yüzeyin üstüne yatın ve boyun altına katı bir rulo yerleştirin. Dizlerinizi yüzeyden kaldırmadan bükün ve ayak tabanlarınızı birleştirin. Bu egzersizi 10 kez tekrarlayın.
1) Avuç içlerinizi vücudunuza dik olacak şekilde birleştirin ve iki elinizin parmak uçlarını birleştirin. Bunu tekrarlayın ve bu sefer bütün avuç içlerinizi birleştirin. Avuç içleriniz birleşikken, ellerinizi havaya kaldırın ve sonra karın boşluğunuza doğru getirin.
2) Avuç içlerinizi kafanızın arkasına alın ve pozisyonu bozmayın. Daha sonrasında, karın boşluğunuza getirin.

3) Avuç içlerinizi karın boşluğunuza doğru, daha sonrasında bacaklarınıza doğru uzatın. Ellerinizi göğüsünüzden kasıklarınıza doğru 10 kez hareket ettirin. Daha sonrasında ellerinizi karın boşluğunuza doğru dik bir şekilde hareket ettirin. Bacaklarınıza doğru hareket ettirdikten sonra kafanızın arkasına alın.
4) Ellerinizi karın boşluğunuza yerleştirin, avuç içlerinizi havaya kaldırın ve bacaklarınızı öne ve arkaya doğru hareket ettirin.
5) El ev ayak hareketlerini birleştirin. Eğer ağrı hissedersiniz daha az tekrarlar yapın. Başlangıç pozisyonunu alın ve gözleriniz kapalı halde 10 dakika boyunca dinlenin.
Tüm bunlar karmaşık geliyorsa, sadece yukarıdaki resimde görülen el ve ayak avuçlarını birleştirme hareketini 2 dakika tekrarlamanızda yeterlidir.
5) Omurga ve Karın Egzersizi

kural-6[1]

 

Başlangıç pozisyonu: bacaklarınızla bağdaş kurarak oturun ve omzunuzu biraz indirin. Kollarınızı yere dik olacak şekilde uzatın ve bacak bileklerinizi tutun. Ardından kafanızı sola doğru çevirin ve arkanıza solunuzdan arkanıza bakmaya çalışın. Aynı şeyi sağ taraf için yapın. Gerginliği ve zorlanmayı hissedin. Aynı aktiviteyi ellerinizi yukarı kaldırarak bir kez daha yapın. Bu egzersizi 5 dakika boyunca tekrarlayın.

http://filoji.com/guclu-ve-saglikli-olmak-isteyen-kisiler-icin-5-onemli-japon-kurali/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu resme bakarak ruh hallinizi öğrenebilirsiniz

11921790_10153575936374106_6821194817080048036_n[1]

 
Bu izlenimi hazırlayıp sunan Japon psikiyatrisi китаока.
İddiasına göre,
Bu resme bakarken insanların bir kısmı onun hareketsiz olduğunu, bazıları yavaş hareket ettiğini,
Bazıları ise çok hızlı hareket ettiğini söylüyor
Bu görüşün şimdiki halliniz hakkında bilgi verdiğini iddia ediyor
Şimdi sizde bu resme bakarak ruh hallinizi öğrenebilirsiniz

Siz ONU nasıl görüyorsunuz?
Eğer…
A) Hiç hareket etmiyorsa: sakinlik ve tam dinginlik halindesin
B) Yavaş, yavaş dönüyorsa: yorgunsun ve dinlenmeye ihtiyacın var
C) Çok hızlı dönüyorsa: ciddi problemlerin olabilir… kendinize dikkat edin

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Genç bir kız evlerine ilk kez gelecek nişanlısı için yemek hazırlamaya karar vermiş.

bilgiyi_sorgulamak[1]
Genç bir kız evlerine ilk kez gelecek nişanlısı için yemek hazırlamaya karar vermiş. Annesinin çok sevdiği ananevi balık yemeğini öğrenip yapmak istemiş. Birlikte mutfakta çalışmaya başlamışlar. Anne “Önce unutmadan balığın kafasını ve kuyruğunu keserek başlayacaksın ” demiş; balığı söylediği şekilde kesmiş , haşlanması için su ile tencereye koymuş, sonra da tencereyi ateşe koymuş ve limon suyu, un, yumurta ve en sonunda da yağı hangi safhalarda karıştırıp sosu hazırlayacağını anlatmaya başlamış. Sosun hazırlanırken kesilmemesi büyük ustalık gerektiriyormuş ve annesi bu yemeği pişirmenin püf noktalarını anlatmaya çalışıyormuş. Ama genç kızın aklı balığın pişirilmeden önce kafa ve kuyruğunun neden kesildiğine takılmış.
Genç kız “Anne” demiş “Peki neden başta balığın başını ve kuyruğunu kestin? Üstelik “Unutmadan kesmelisin” dedin?” diye sormuş. Anne bir an durmuş ve “Bilmiyorum.” demiş.” Annem bana böyle tembih etmişti ve otuz senedir hep böyle pişirdim.” ve yemeği pişirmeyi sürdürmüşler. Ama genç kız gibi annenin de kafası karışmış ve kendi annesine sormaya karar vermiş.
Annesini ziyaret ettiğinde de büyükanneye sormuş : “Anne, kızıma ekşili balık pişirmeyi öğretiyordum, bana başta balığın kafa ve kuyruğunu unutmadan kesmem gerektiğini öğretmiştin ve ben de senelerce böyle pişirdim ama bunun nedenini sana hiç sormadım. Neden balığın başını ve kuyruğunu kesmemiz gerekiyor?” Büyükanne bu soru karşısında şaşırmış. “İnan bilmiyorum” demiş “Annem bana böyle söylemişti ben de yaklaşık elli beş senedir böyle yapıyorum”.
Anne kız ve torun bu konuyu o kadar merak etmişler ki hep birlikte huzur evinde son günlerini geçirmekte olan 100 yaşlarındaki büyük büyükannelerini ziyaret ettiklerinde balığın kafa ve kuyruğunun kesilme nedenini öğrenmeye karar vermişler. Yaşlı kadının kafası gidip geliyormuş ve bu işlemin nedenini anımsayabileceğine emin değilmişler. Heyecanla yavaşça kulağına eğilip sormuşlar; “Büyük nine, neden ekşili balık pişirirken balığın önce başını ve kuyruğunu keserdin ?” Kadıncağız gözlerini açmış, gülümsemiş ve demiş ki “Ne yapsaydım? Büyük tencerem yoktu ki. Balık en büyük tencereme bile kuyruk ve başı ile sığmazdı ki!” !!!!!

Moris Levi ‘den (Ç)aldım, azıcık düzenledim, kısalttım. Emel Mizrahi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »