• Müşterilerine gösterdiğin saygıyı çalışanlarına da göster

150429_10151348308696771_1396221270_n[1]

 

Hayat bazen sana sihirli bir an sunacaktır. tadını çıkar
• Anlamadığın durumlarda yargılama
• Çocukların için kurduğun hayalleri bir kenara bırakıp onlara kendi hayallerini gerçekleştirmeleri için yardımcı ol
• Düşük maaştan bile tasarruf etmeyi öğrenirsen mali açıdan başarıyı garantilemiş sayılırsın
• Konforla mutluluğu birbirine karıştırma
• Zenginlikle başarıyı birbirine karıştırma
• Uyumadan… hemen önce neşeli ve ilham verici bir şeyler okuma alışkanlığı edin
• Konuşmaktan çok hoşlandığın bir kadınla evlen. yaşlandıkça karının sohbet yeteneği öteki yetenekleri kadar önemli olacaktır
• Parasını düşüncesizce harcayan bir kimsenin başka konularda da düşüncesiz olacağını unutma
• Yapmak istediğin şeyin yapılması gereken bir şey olduğunu iliklerinde hissediyorsan yap. önsezi çoğu zaman gerçekler kadar önemlidir
• Kestirmeye kaçma
• Ara sırada yalnız kal
• Özgün ol. bu tuhaf olmak demekse, varsın öyle olsun
• Hayatındaki olumsuz şeylere verdiğin önemi olumlulara da ver
• Değişikliklere kollarını aç, ama ilkelerinin kollarının arasından uçup gitmemesine de dikkat et
• Resim yaparken ya da bir şeye tasalanırken nerde durman gerektiğini bil
• Müşterilerine gösterdiğin saygıyı çalışanlarına da göster
• Çocuklarına kendi hareketlerinin sonuçlarına katlanmalarına izin ver
• Yararlı bir durumdan yararlanmakta gecikme
• Yaver gider ve çok para kazanabilirsin, ama yaptığın işin banka hesabını zenginleştirdiği gibi ruhunu da zenginleştirici olmasına dikkat et

~Hayata dair (H.jackson Brown )Kitabından~

Unutma! Hiçbir acı baki değildir. Üflersin geçer. Bazılarına biraz daha çok üflemen gerekir, hepsi bu…

En tatlı kadın olmayabilirim, en zeki ya da en güçlü. Ama en azından kendimim ve başkası gibi davranmıyorum…

Birisi size top atarsa,tutmak zorunda değilsiniz ki..

1. Her şeyi bilmenize ve duymanıza gerek yok. Her şeyi duymak, bir çok şeyden haberdar olmak gibi derdiniz olmasın. Bilseniz ne olacak ki? Bazı şeylerden haberdar olmamanın rahatlığını duyun. Haberleri dinlememek, gazeteleri okumamak ,dedik…odulara kulak kapamak gibi tercihleriniz olsun sık sık. Birisi size bir top atarsa onu tutmak zorunda değilsiniz ki…
2. Hayatın ipini sürekli elinizde tutamazsınız. İpin ucunu salın biraz. Zaman en güzel ilaçtır çok şey için. Merak etmeyin hayatın bir sahibi var. Sahipsiz değilsiniz. Allah’a havale edin,O’na emanet edin,O’na emanet olun…
3. Sebepsiz bir şey yok. Gerçekten her şey de bir hayır var. O kadar dert etmeyin her şeyi. Siz olmanız gerektiği gibi olmaya çalışırsanız çok şeyin kendiliğinden gerçekleştiğini görürsünüz.İnanın,isteyin,gücünüz yettiğince çabalayın.Sahibimiz vermek istemeseydi istemeyi nasip etmezdi ki can!
alıntı

Hiç kimseye kendini kanıtlamak zorunda değilsin.

45488_485310591534186_1279764432_n[1]

Hiç kimseye kendini kanıtlamak zorunda değilsin.
Hiç kimsede sana kendini kanıtlamak zorunda değil.
Kurduğun cümlelerdeki kelimeleri iyi seçte karşındakinden ağır bir tepki geldiğinde ” ben ona bişey dememiştim ki ” gibi ağlanıp sızlanma…
Ve sen sana söylüyorum.
Yürüyeceksen ” o ne der, bu ne der ” diye düşünmekten vazgeç. … Bas ve yürü.
Yürümeyeceksende, ” ben aslında onu düşünüyorum, onun iyiliği için yürümüyorum ” gibilerinden ne kendini ne de başkalarını zan altında bırakma.
Çıktığın bu yolda seni tökezletmek için umulmadık girişimler göreceksin. Gerek yakınların gerek kırk kat yabancılar ” ama aslında öyle, aslında böyle ” gibi gibi gibi bir sürü toplum bilinci safsatası ile sana saldıracaklar.
TAKILMA VE BİR AN BİLE DURAKSAMA.
Eğer senin önüne geçiyorsa yıkılması gerektiği ve kendini senden küçük hissedip, senin yükselmeni istemediği içindir.
YIK VE GEÇ
EĞER DURMAYI SEÇERSENDE, ARTIK YÜRÜYEMEYECEK HALE GELİP BİR GÖZÜNÜ TOPRAĞA DİKTİĞİNDE ” Çok denedim ama OLmadı ” deme sakın.
Evet çok denedin ama her seferinde ilk engelde vaz geçtin !!!
SEÇİM SENİN.
Ya kendi hayatını yaşarsın yada, onun bunun öğretileri ile dolu ASLINDA BOŞ BİR HAYATI.
Şimdi kalk ve hayallerinin peşinden koşmaya başla !!!
Avni Sevinç

Asanalar…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Bir insanın, iyiliğe giden yolu bulmasına yardım edebilirim, fakat, onun bu konudaki kararına ne karışabilirim ne de onu iyiliğe zorlayabilirim. Herkes kendi yolunu kendisi bulmak mecburiyetindedir

Bir insanın, iyiliğe giden yolu bulmasına yardım edebilirim, fakat, onun bu konudaki kararına ne karışabilirim ne de onu iyiliğe zorlayabilirim. Herkes kendi yolunu kendisi bulmak mecburiyetindedir.”

BRUNO GRÖNİNG”

OL!!! Tek öğretmen ‘ol’an’dır, tek öğreti ise ‘ol’mak’.

Ne duymak, ne konuşmak, ne okumak, tartışmak, yarışmak. ama zerrede yaşamak her ol’guyu,

Deneyimleyen değil, deneyim ol’mak.

Arı ol’mak, doğal ol’mak, geçirgen ol’mak, su ol’mak, hava ol’mak, acı ve tatlı ol’mak.

Sevginin en yüce güç olduğunun farkında, ama ne sevenin en yücesi, sevilenin en hası, bir bedene bürünmüş yaşayan, sevgi ol’mak,
Kucak dolusu sevgilerimle

~ m.parpudar

Boşa Kürek Çektiğini Düşünüyorsan, İneceksin O Kayıktan…

” Aşk’ın gözü kördür ve Delilik hep yanı başındadır!!! Neden Diye Merak Edenlere Öyküsü…

71453_10151349595302076_1197040984_n[1]

 

Bir gün Delilik yakın dostlarını kahve içmek üzere evine davet etmiş.

Herkes gelmiş Kahveler içildikten sonra Delilik dostlarına saklambaç oynamayı önermiş.

– Saklambaç mı? O da nedir? diye sormuş Merak.

-Saklambaç bir oyundur Sizler saklanırken ben yüze kadar sayacağım.

… Saymayı bitirdiğimde ilk bulacağım kişi benden sonraki ebe olacaktır.

Korku ve Tembellik dışındakiler Delilik’in önerisini derhal kabul etmişler.

– 1, 2, 3 diye yüksek sesle saymaya başlamış Delilik.

Acelecilik, ilk bulduğu yere kendini atıvermiş,

Utangaçlık, her zamanki alışkanlığıyla bir ağacın gölgesine ilişmiş,

Neşe,bahçenin orta yerine doğru yönelmiş,

Hüzün, saklanacak yer bulamadığından ağlamaya koyulmuş,

Kıskançlık, Başarı’nın peşinden giderek yanıbaşındaki bir kayanın ardına sığınmış.

Delilik saymayı sürdürmüş.

Umutsuzluk, Delilik’in doksan dokuza geldiğini duyduğunda iyiden iyiye umutsuzluğa kapılmış.

– YÜÜÜÜZ ! diye haykırmış Delilik, Saklanmayan ebedir, aramaya başlıyorum.

İlk söbelenen Merak olmuş Birinci kurbanın kim olacağını o kadar merak ediyormuş ki, saklanmayı ihmal etmiş.

Bahçe duvarına baktığında, Delilik Kararsızlık’ı farketmiş; üzerine tünemiş olduğu duvarın hangi tarafına saklanacağını düşünmekle meşgulmüş.

Ve hemen ardından Neşe’yi, Hüzün’ü, Utangaçlık’ı söbelemiş.

Herkes yeniden biraraya geldiğinde Merak sormuş:
-Aşk nerede? Hiç Aşk’ı gören oldu mu?

Delilik, Aşk’ı aramaya koyulmuş Dağlara çıkmış, nehirlerin yataklarına bakmış, ama Aşk’ı hiç bir yerde bulamamış.

Çaresiz arayışını sürdüren Delilik, bir gül ağacı ile karşılaşmış.

Eline geçirdiği bir çalıyla ağacın dallarını, yapraklarını yoklamış.

Aniden tiz bir çığlıkla irkilmiş Acıyla bağıran Aşk, diken batan gözünü tutuyormuş.

Delilik ne yapacağını bilememiş Özür dilemiş, yalvarmış yakarmış Aşk’a kendisini affetmesi için.

O kadar üzülmüş ki, bir daha hayat boyu yanından ayrılmayacağını bile vaadetmiş.

Acısı biraz dinen Aşk sonunda özürleri kabul etmiş

O günden beri

” Aşk’ın gözü kördür ve Delilik hep yanı başındadır!!!

https://www.facebook.com/anlamyukluhikayeler

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İnsanlar Değil Onlardan Beklediklerimiz Bizi Üzer…

Ben, bir dua gönderirim sana, Can Evi’mden gizlice…Bal olur, ferman olur, serdine derman olur da sen bilmezsin…

Bir nasihat bin akçe

72904_623312407682240_1300364322_n[1]

Yıllar önce,bir adam varmış. Bu adam çalışmak amacıyla çok uzaklara gitmiş ve yıllarca çalışmış. Sonunda memleketine dönme zamanı gelmiş. Bu çalışma sürecinde toplam 3000 akçe biriktirmiş ve evinin yolunu tutmuş. Evine doğru giderken yolu büyük bir şehirden geçmiş.
Yolda yürürken köşe başında birisi”Bir nasihat bin akçe, bir nasihat bin akçe” diye bağırıyormuş. Adam düşünmüş: “Nasıl olur, bir nasihati bin akçeye satarlar, ben yıllarca çalıştım ve sadece …3000 akçe biriktirdim”. Bu işe pek aklı ermemiş ama merak işte. Duramamış ve adama bin akçe vererek o nasihati satın almış.
Nasihat şöyleymiş: “KADERDE NE VARSA O ÇIKAR”.
Ve yoluna devam etmiş..İlerde yine köşe başında başka bir adam bağırıyormuş “bir nasihat bin akçe” diye. Adam yine dayanamamış bin akçe de o adama vermiş ve ikinci nasihatı da satın almış.
İkinci nasihat da şöyleymiş: “GÖNÜL KİMİ SEVERSE GÜZEL ODUR”
Son kalan bin akçesi ile yoluna devam etmiş. Tam şehrin çıkışında yine köşe başında bir adam bir nasihati bin akçeye satıyormuş. Adam bir parasına bakmış, bir de nasihatı satan şahsa, dayanamamış ve kalan son akçesiyle de o nasihatı satın almış.
Son nasihat ise şöyleymiş: “HİÇ BİR İŞ ACELEYE GELMEZ”.
Parasız yoluna devam etmiş. Şehrin çıkışında büyük bir topluluk ile karşılaşmış. Topluluk telaş içindeymiş. Yaklaşmış ve oradakilerden birine neler olduğunu sormuş. Oradan birisi açıklamış, demiş ki:
Burada şehrin tüm su ihtiyacını karşılayan bir kuyu var, ama kuyunun içinde de canavar var. Canavar suyu tutmuş, göndermiyor. Aşağıya kim indiyse bir türlü çıkamadı. Şimdi herkes korkuyor aşağı inmeye”. Adam düşünmüş ve ilk satın aldığı nasihat aklına gelmiş. “Kaderde ne varsa o çıkar”. Aşağı inmeye karar vermiş. İnince canavar hemen yakalamış ve yerine götürmüş. Demiş ki: “Buraya gelenlerin hepsine bir soru sordum ve bilemediler. Eğer sen bilirsen seni serbest bırakırım. “Bir dizine sarışın ve dünya güzeli bir kadın, diğer dizine de kurbağa koymuş ve “söyle bakalım hangisi güzel?” demiş.
Adam düşünürken aklına ikinci aldığı nasihat gelmiş ve “gönül kimi severse güzel odur” demiş. Bu cevap canavarın çok hoşuna gitmiş. Zira canavar, kurbağanın gözlerine aşıkmış. Adamı salmış ve suyu bırakmış. Almışlar krala götürmüşler ve ağırlığınca altın vermişler.
Adam yoluna devam etmiş ve nihayet evine varmış. Evinin camından içeri bakmış. Bir de ne görsün; karısı genç biri ile diz dize oturuyor. Hemen kılıcını çekmiş ve tam içeri girerken üçüncü nasihat aklına gelmiş : “Hiç bir iş aceleye gelmez”. Kılıcını kınına koymuş ve içeri girmiş. Hoş beşten sonra karısına o genci sormuş. Kadın da: “Bey, sen gittiğinde ben hamileydim ve bir oğlumuz oldu. Bu genç senin oğlun” demiş.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

CENNET BİR YER DEĞİL,BİLİNÇ DÜZEYİDİR EVLADIM

483649_558040270884855_1688609258_n[1]
 Bir adam ölümünün ardından,öbür dünyada yargılanmak üzere sırasını bekliyormuş. Sıra kendisine gelip mahkeme salonuna girdiğinde bir de ne görsün? Yargıç kürsüsünde bir insan oturuyor. Tanık sandalyesinde ise Tanrı yerini almış.
Adam şaşkın bir şekilde, “ Beni senin yargılayacağını sanmıştım. Oysa orada hakim olarak bir insan oturuyor. Aman Tanrım, bu nasıl oluyor?” diye sormuş.
Tanrı gülümsemiş ve “Ben hiçbir zaman sizi yargılamadım. Sonsuz sevgimle, ne yapmayı seçtiyseniz, sizi seçiminizde özgür bıraktım. Bana yargılamak değil, sevmek yakışır. Çünkü ben saf sevgiyim. Sizi kendimden yarattığım için, sizi yargılamak kendimi yargılamak olur. Ayıca benim yargılamama ne gerek var ki?
Her şeyi bilen ben, sadece burada tanıklık ediyorum. Dünyada olduğu gibi burada da insanlar tarafından yargılanıyorsunuz. Birazdan salonu hayattayken, senin zarar verdiğin, hoşgörülü davranmadığın, yargıladığın, kalplerini kırdığın insanlar dolduracak. Onlara kendini affettirmeye çalış. Onlar seni affederse ne ala! Çünkü cennetin yolu onların affından geçiyor,” demiş.
Adam merakla sormuş: “Peki ya affetmezlerse ne olacak?” Tanrı yine sevgiyle gülümsemiş ve “Ben cenneti de, cehennemi de yeryüzünde yarattım. Seni tekrar yeryüzüne göndereceğim. Orada öyle bir yaşam süreceksin ki, tüm yaptığın kötülükler, verdiğin zararlar sana aynen yaşatılacak. Yani ettiğini bulacaksın. Ama bunun amacı sana ceza vermek değil. Sadece o insanların hissettiklerini bizzat yaşayıp anlaman, yaptığın kötülüklerin bilincine varman. İşte o zaman sen kendini affetmiş olacaksın,” demiş.
Adam bir süre düşünmüş, “Peki cennet nasıl bir yer?” diye sormuş Tanrı’ya. “Cennet, bir yer değil, bir bilinç düzeyidir evladım. Dünyada mutlu, huzur ve sevgi dolu, insanlara destek olmaktan haz duyan, yarattığım canlı ve cansız her varlığa saygı göstermeyi bilen insanlar var ya, işte onlar, dünyada cenneti yeniden yaratmaları için geri gönderdiğim cennetliklerdir. Cennet de dünyadan başka yerde değil,” demiş Tanrı.
“Ama kutsal kitap bana öyle öğretmedi,” diye karşı çıkmış adam. “Kutsal olan tek şey yaşamdır. Ben o kitapları kutsal kılmadım. Siz kıldınız. Her şeye sevgi ile bakmasını bilerek yaşayan insan, en büyük ibadeti yapandır!” demiş Tanrı. “Peki dünyaya döndüğümde, doğru yola görmemde yardımcı olacak mısın?” diye sormuş adam. “Ben bunun için siz insanların içine ‘vicdan’ denen bir pusula koydum. Eğer bu pusulanın etrafına ördüğünüz kalın bencillik duvarlarını yıkarsanız, vicdanınızın yani benim sesimi kolaylıkla işitebilirsiniz!” diye yanıt vermiş Tanrı.
“Peki biz insanlara ne kadar yakında bulunuyorsun?” diye sormuş adam. “Hem size şah damarınızdan daha yakınım hem de düşman olduklarınız kadar sizden uzağım,” demiş Tanrı. “Çünkü düşmanlarınız da benim, siz de bensiniz”
“Yani mahkeme salonunda insanlara hiç mi hesap sormuyorsun Tanrım?”
Gülmüş Tanrı ve yanıt vermiş: “Sadece iki sorum oluyor tüm insanlara: Dünya okulunda ne kadar sevmeyi öğrendiniz? Ne kadar bilgi kazandınız

Hayat Der Ki…Sevdiklerinizi Artı Ve Eksileri İle Kabul Etmeyi Öğrenmedikçe, Sevmeyi Ve Sevilmeyi Beklemeyin…