Emin olun ki okumayan çok şey kaybeder !


Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: ‘Sevginin sadece sözünü edenlerle,onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?’diye.
… ‘Bakın göstereyim’ demiş ermiş.
önce sevgiyi dilden gönlüne indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş ‘Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz’ diye bir de şart koymuş. ‘Peki’ demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine ‘
Şimdi…’ demiş ermiş. ‘Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. ‘ Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. ‘Buyurun’ deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.
‘İşte’ demiş ermiş.
‘Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz.
Şunu da unutmayın: Hayat pazarında Alan değil, Veren kazançlıdır her zaman…

Nerede Ve Hangi Kimlikte Doğacağımız Elimizde Değil Ama ”İnsan” Olmak Elimizde…

yALNIZ kENDİMLE uĞRAŞIYORUM,

öĞRETİ;
bENİM yAPTIĞIM bİLDİKLERİMİ sÖYLEMEK dEĞİL,
kENDİMİ öĞRENMEKTİR.. … bAŞKASINA dEĞİL,
kENDİME dERS vERİYORUM…
aMA,
bUNU bAŞKALARINA DA aNLATMAKLA
kÖTÜ bİR iŞ yAPMIYORUM..
yALNIZ kENDİMLE uĞRAŞIYORUM,
dELİLİK eDİYORSAM
bUNDAN zARAR gÖRECEK oLAN bENİM..
çÜNKÜ bU öYLE bİR dELİLİK kİ,
bENDE bAŞLAYIP, bENDE bİTİYOR,
bAŞKASINA hİÇ zARAR vERMİYOR….
Ahmet Peker / 19.06.2013
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

DOST ÖĞÜDÜ


Düşünün ki önünüzde bir dolap var. Bu dolapta 4 bölüm var. Her bölümde kutular. Bu kutuların içinde sevginiz ve nefretiniz var.
En üst bölümdeki kutularda ‘en çok sevdiklerinizi’ saklıyorsunuz.
… İkinci bölümde “Seviyorum ama fazla da güvenmiyorum” dediklerinizi.
Üçüncü bölümde “herkes gibi biri benim için” dediklerinizi.
En altta da “nefret ediyorum veya kesinlikle güvenmiyorum” diye adlandırdıklarınız..
Asıl sorgu şimdi başlıyor. Siz hiç en üst bölüm’e koyduğunuz birisini, bir tek söz yüzünden, en alt bölümdeki kutulara kattınız mı?
Değerinden fazla değer verdiniz mi birine? Ya nefret ediyorum dediğiniz birini zaman ile sevdiniz mi? Siz hiç yanıldınız mı? Utandınız mı o bir zamanlar arkasından attığınız kişinin şuanda en yakın dostunuz olduğu için? Hiç itiraf ettiniz mi “seni hiç sevmezdim” diye?
Ya da hiç kızdınız mı “ne de çok güvenirdim sana” diye. İnsan hiç “bir söz” ile en sevdiğini en nefret ettiği kişilerin arasına katabilirimi? Doğru mu? Bir zamanlar göklere çıkarttığınızı yerin dibine atmak olur mu? Yakışır mı size? Oysaki bir zamanlar aranızdan su sızmazdı. Yeri gelir ekmeği bile paylaşırdınız, kaldı ki düşünceleriniz, duygularınız. Bu kadar çok şeyi paylaştığın birini tanımamazlıktan gelebilir misin?
Sizlere bir tavsiye.. Hiç bir zaman ilk gördüğünüz birini “sevmedim” diyerek, dolabınızdaki en alt bölümdeki kutulara atmayın. Zaman tanıyın, sabredin.. Gerekirse kutulara kaldırmayın, dolabın önünde bekletin. Zamanı geldiğinde o kişi zaten dolabında bir bölümü kendi seçecektir. Aynı şekilde, ilk gördüğünüz birine “sanki 10 yıldır tanıyorum” diyerek, en üst bölüm’e kaldırıp, yere göğe sığdırmayın. Arkadaşlık, dostluk ve en önemlisi sevgi zaman ister. Senin haberin olmadan o dolabında kendine yer bulacaktır. Yeter ki siz sabredin ve dolabınızı geniş tutun..
Dolabınızın en üst bölümündeki kutuları ASLA atmayın. Değerli bir hazine gibi saklayın. En alt kattakileri de her hafta çöp’e boşaltın. Göreceksiniz, gün gelecek dolabınız sadece “SEVDİKLERİNİZ” ile dolacaktır. İşte o zaman gerçek mutluluğu bulacaksınızdır. Bu dolap herkeste vardır.
O sizin sevginizi barındırdığınız KALBİNİZDİR.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

El ele tutuşup uyusak/Aynı rüyayı görür müyüz?

 

 

 

 

 

El ele tutuşup uyusak

Aynı rüyayı görür müyüz?

 

*** Kader Çadırındaki kilim gibidir. İpligini Ulu Manitu verir Sen dokursun. Deseni sendendir, renkleri Tanrı’dan.

Yalan Tohumdur. Bire kırk verir. Verdiği kırkın her biri bir tohumdur ki o da bire kırk verir. …
*** Bilgi de tohumdur. Bire yüz verir. Verdiği yüzün her biri Bir tohumdur ki; sana bilgelik, torunlarına da ilham verir.
*** Zeka Şudur. Tohumları yeşertir. Yalanı da bilgiyi de.
*** Yetenek Topraktır. Ne ekersen onu biçersin Ekmezsen üzerinde ayrık otları biter.
*** Emek Güneştir. Tohuma da suya da toprağa da hayat verir..
*** Kader Çadırındaki kilim gibidir. İpligini Ulu Manitu verir Sen dokursun. Deseni sendendir, renkleri Tanrı’dan.
*** Şans Doğal gübredir. Boktan bir şeydir yani. Ne zaman nereye düşeceği belli olmaz. Kilimine düşerse kirletir. Desenini değiştirir. Her şeyi bok eder. Oysa toprağına düşerse besler.
Kızılderili Kitabesi.

Bir Gül Hatrina Bin Dikene Su Vermeli Sevgiyle… ♥

 

 

Bir Gül Hatrina Bin Dikene Su Vermeli Sevgiyle…  ♥

Rabbim Hayrıma Olanı Gönlümü Razı Eyle…

Rabbim Hayrıma Olanı Gönlümü Razı Eyle…

Çok Güzel Bir Dua…Paylaşayım Dedim…

Gerçekten istediğin hayatı mı yaşıyorsun? Hayalindeki yerde misin? Ne eksik? Nereye gidiyorsun?

 

 

Gerçekten istediğin hayatı mı yaşıyorsun? Hayalindeki yerde misin? Ne eksik? Nereye gidiyorsun?

Aşk olduğunda, iki kişi bilinçsiz olarak enerjilerini birbirlerine verirler ve mutluluk ve neşe inanılmaz derecede artar, titreşimler yükselir.

Aşk olduğunda, iki kişi bilinçsiz olarak enerjilerini birbirlerine verirler ve mutluluk ve neşe inanılmaz derecede artar, titreşimler yükselir. Ne yazık ki, insanlar kısa sürede birbirlerinden gelen bu enerjiye bağlanırlar ve evrenden sağladıkları enerjiyi keserler, oysa iki kişinin birbirine verecek yeterli enerjisi yoktur. Bir süre sonra birbirlerine enerji vermeye son verip, diğerinin enerjisini elde etmeye çalışırlar ve çocukluk dramalarının içine düşerler.

Ve sonuçta ilişki giderek yozlaşır ve güç mücadelesine dönüşür. Aslında bu durumdan tam olarak kurtulmayı öğreninceye kadar alfabedeki C harfi gibiyizdir. Karşı cinsten kolay etkileniriz, onun yarım kalmış dairesi gelip bizimkiyle birleşir.Birbirimize enerji akıtmaya başlarız, gerçekte ise kendi dışında diğer yarısını arayan bir başka insanla birleşmiş oluruz. Karşıt cinsten birine bağımlı olmamızın nedeni, karşıt cinsin enerjisini elde etmek istememizdir. Halbuki, içimizdeki kaynaktan aldığımız mistik enerjinin hem erkek hem de dişi yönü vardır. Zamanla onun dışarı vurmasını sağlarız ama evrime ilk başladığımız sıralar çok temkinli davranırız.
Bütünleşme işlevi zaman alır. Eğer olgunlaşmadan eril yada dişil enerjimiz için, insan kaynağı ile bağlantı kurarsak, evrensel kaynağın akışını durdururuz. Önce daireyi kendimiz bütünlemeliyiz.Evren ile bağlantımızı sağlamlaştırmalıyız. Bu zaman alır ancak bunu sağladıktan sonra yüksek ilişkiler kurabiliriz. Böylece bütünleşmiş bir insanla romantik ilişki kurduğumuzda süper-insanı yaratırız. Ama bu bizim bireysel gelişimimiz engellemez. Bu deneyime ilk başlarken, karşılıklı bağımlılık ilişkisinin ilk günlerinde duyulan iyilik ve keyfin tadını, tek başına olduğun zaman çıkarmalısın. Onu içine almalısın.Bundan sonra gelişmeye başlarsın ve kendine uygun romantik ilişkiler sana ulaşır.
Alıntı
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

When Nothing Goes Right… Go Left…

Gerçek başarısızlıkların çoğu, insanın kendine koyduğu zihinsel sınırlamalardan kaynaklanır…

 

 

 

Gerçek başarısızlıkların çoğu, insanın kendine koyduğu zihinsel sınırlamalardan kaynaklanır…

Kuş konduğu dalın kırılmasından korkmaz…Zira güvendiği dal değil kendi kanatlarıdır…!

 

 

 

 

Kuş konduğu dalın kırılmasından korkmaz…Zira güvendiği dal değil kendi kanatlarıdır…!

Huzursuz yüreğin düşünce üretmesine izin vermek, ama bu düşüncelere karşı ilgisiz kalabilmeyi sağlamak…

Huzursuz yüreğin düşünce üretmesine izin vermek, ama bu düşüncelere karşı ilgisiz kalabilmeyi sağlamak…

Seni İki Şey Anlatır:Hiç Birşeyin Yokken Gösterdiğin Sabır Ve Herşeyin Varken Sergilediğin Tavır…