Bazen Tek İhtiyacımız ” Seninle Konuşmak İyi Geldi” Diyebileceğimiz Bir Dosttur…

 

Bazen Tek İhtiyacımız ” Seninle Konuşmak İyi Geldi” Diyebileceğimiz Bir Dosttur…

Hayat… TıpKı Bir Balıkçının Dediği Gibi RASTGELE…

Yaşam Tutkusu…

 

Genç bir adam kendi yöresinde çok tanınan bir bilgenin yanına gitti. Derdi biraz farklıydı. Genç yaşında hep başarı kazanmıştı. Babasından devraldığı küçük işi hızla büyütmüş, zengin olmuştu. Çevresindeki herkes ona saygı gösteriyordu. Düşmanı yoktu. Evliliği başarılı olmuş, çok genç yaşlarda başlayarak birkaç kez baba olmuştu. Ve genç adamın derdi de buradan sonra başlıyordu. … Bu kadar erken başarı, çok başarı, çok sayılmak yüzünden bütün çevresindeki insanları “küçük” görmeye başlamıştı. Genç adam için “önemli” hiç bir iş, hiç bir insan, hiç bir durum kalmamıştı. Hiç bir konuşmayı birkaç dakikadan fazla dinleyemiyor, okumaya başladığı her şeyi birkaç dakika içinde elinden bırakıyordu.
Bilge kişi genç adamı uzun uzun dinledi. Genç adam anlattıkça anlattı. Sonra da bilge kişi sordu: “Yaparken zevk aldığın, her şeyden daha fazla ilgini çeken hiçbir şey yok mu?” Genç adam bir süre düşündü ve cevap verdi: “Satranç…” dedi, “Ama satrancı da çok iyi oynadığım için rakip bulamıyorum.” Bilge kişi “Güzel” dedi, “Burada bir öğrencim var, o da iyi satranç oynuyor. ” Öğrencisini çağırdı, satranç masası kuruldu.
Genç adam ve öğrenci karşılıklı oturdular. Bilge kişi aniden “Bir dakika” dedi, “Bu satranç karşılaşması biraz farklı olacak. Kaybeden, kafasını da kaybedecek. Kaybedenin kafasını ben kendi elimle, kendi hançerimle keseceğim. Tamam mı?” Öğrencisi “Tabii efendim” deyince genç adam da daha zayıf bir sesle “Tamam” dedi.
Oyun başladı. “Her şeyi en iyi yapan”, “Her şeyde en başarılı” genç adam boncuk boncuk terliyordu. Yaptığı her atak bilgenin öğrencisi tarafından ustaca savuşturuluyordu. Genç adam terlemeye devam ediyordu. Bir süre sonra savunmaları düşmeye başladı. Öğrenci usta hamlelerle genç adamı sıkıştırmıştı. Genç adam bir an bilge kişiye baktı. Gözleri korku doluydu. Bilge kişi o an, bir el darbesiyle satranç masasını devirdi:
“Tamam bitti! Hiç kimsenin kafası kesilmeyecek!” Genç adam önüne bakıyordu. Bilge kişi konuştu: “İşte tekrar tutkuyu yaşadın. Dikkatini toplamayı öğrendin. Hiç kimseyi küçümsememen gerektiğini gördün. Her an ölümün yanında yaşadığın için her şeye değer vermen gerektiğini anladın.
” Sonra bilge ve öğrencisi yere saçılmış satranç taşlarını birlikte toplayıp kutusuna koydular”

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

TUTKU…

Genç bir adam kendi yöresinde çok tanınan bir bilgenin yanına gitti. Derdi biraz farklıydı. Genç yaşında hep başarı kazanmıştı. Babasından devraldığı küçük işi hızla büyütmüş, zengin olmuştu. Çevresindeki herkes ona saygı gösteriyordu. Düşmanı yoktu. Evliliği başarılı olmuş, çok genç yaşlarda başlayarak birkaç kez baba olmuştu. Ve genç adamın derdi de buradan sonra başlıyordu. … Bu kadar erken başarı, çok başarı, çok sayılmak yüzünden bütün çevresindeki insanları “küçük” görmeye başlamıştı. Genç adam için “önemli” hiç bir iş, hiç bir insan, hiç bir durum kalmamıştı. Hiç bir konuşmayı birkaç dakikadan fazla dinleyemiyor, okumaya başladığı her şeyi birkaç dakika içinde elinden bırakıyordu.
Bilge kişi genç adamı uzun uzun dinledi. Genç adam anlattıkça anlattı. Sonra da bilge kişi sordu: “Yaparken zevk aldığın, her şeyden daha fazla ilgini çeken hiçbir şey yok mu?” Genç adam bir süre düşündü ve cevap verdi: “Satranç…” dedi, “Ama satrancı da çok iyi oynadığım için rakip bulamıyorum.” Bilge kişi “Güzel” dedi, “Burada bir öğrencim var, o da iyi satranç oynuyor. ” Öğrencisini çağırdı, satranç masası kuruldu.
Genç adam ve öğrenci karşılıklı oturdular. Bilge kişi aniden “Bir dakika” dedi, “Bu satranç karşılaşması biraz farklı olacak. Kaybeden, kafasını da kaybedecek. Kaybedenin kafasını ben kendi elimle, kendi hançerimle keseceğim. Tamam mı?” Öğrencisi “Tabii efendim” deyince genç adam da daha zayıf bir sesle “Tamam” dedi.
Oyun başladı. “Her şeyi en iyi yapan”, “Her şeyde en başarılı” genç adam boncuk boncuk terliyordu. Yaptığı her atak bilgenin öğrencisi tarafından ustaca savuşturuluyordu. Genç adam terlemeye devam ediyordu. Bir süre sonra savunmaları düşmeye başladı. Öğrenci usta hamlelerle genç adamı sıkıştırmıştı. Genç adam bir an bilge kişiye baktı. Gözleri korku doluydu. Bilge kişi o an, bir el darbesiyle satranç masasını devirdi:
“Tamam bitti! Hiç kimsenin kafası kesilmeyecek!” Genç adam önüne bakıyordu. Bilge kişi konuştu: “İşte tekrar tutkuyu yaşadın. Dikkatini toplamayı öğrendin. Hiç kimseyi küçümsememen gerektiğini gördün. Her an ölümün yanında yaşadığın için her şeye değer vermen gerektiğini anladın.
” Sonra bilge ve öğrencisi yere saçılmış satranç taşlarını birlikte toplayıp kutusuna koydular”
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Dostluk İpi…

Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkanı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felak…eti olmuş.
Artık ne bir işi varmış ne de parası. Günler boyu iş aramış ama bulamamış. Yük taşımış, bulaşıkçılık yapmış, yine de evinin kirasını ödeyecek kadar para kazanamamış. Sonunda ev sahibinin de sabrı taşınca, küçük bir bavula sığan eşyalarıyla sokakta bulmuş kendini.
Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki parktan başka gidecek yeri yokmuş. Bir sabah iş arayacak derman bulamamış bacaklarında. Açlıktan ve soğuktan bitkin bir şekilde bankta otururken, kocaman bir araba yanaşmış kaldırıma. Arka kapıyı açmaya çalışan şoförü kızgınlıkla yana itmiş arabadan inen yaşlı adam, “yalnız bırakın beni, parkta dolaşırsam belki sinirim geçer” diye söylenmiş.
Zengin bir işadamı olduğu her halinden belli olan ihtiyar, birkaç adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi görmüş. Terzi, adamın üzerindeki paltoya bakıyormuş dikkatle. Birden siniri geçiveren ihtiyar, “zavallı adamcağız kim bilir nasıl üşüyordur, ona nasıl yardım etsem acaba?” diye düşünmeye başlamış. Oysa terzinin düşlediği paltonun sıcaklığı değilmiş. O, çok kalın ve kaliteli bir kumaştan üretilen bu paltonun sahibine hiç de yakışmadığını ve onun vücuduna uygun şekilde dikilmediğini düşünüyormuş. Yaşlı işadamı terzinin yanına yaklaşıp, “ne o evlat, bu ayazda parkta donmuşsun. İstersen paltomu sana verebilirim” deyince, “hayır, teşekkür ederim. Ben sadece bu paltonun size göre olmadığını düşünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi olduğunuzdan şişman göstermiş” diye yanıt vermiş terzi.
Yaşlı adam bu cevabı alınca hayli şaşırmış. Çünkü o da üzerindeki paltoya onca para ödediği halde kendisine bir türlü yakıştıramıyormuş. “soğuktan titrerken nasıl böyle bir şeye dikkat edebiliyorsun?” diye soran yaşlı adam, “ben terziyim” yanıtını alınca “benimle gel, hayat hikayeni yolda anlatırsın” diyerek arabaya bindirmiş bizim terziyi.
Bu karşılaşma, terzinin hayatındaki dönüm noktası olmuş. Böyle yetenekli bir insanın işsiz ve evsiz kalmasına çok üzülen iyiliksever yaşlı adam, terziye bir dükkan açmasına yetecek kadar para vermiş. Bunun karşılığında tek istediği kendi giysilerini bu genç adamın dikmesiymiş. Terzi yeniden bir işe hem de kendi işine başlamanın heyecanıyla deliler gibi çalışmaya başlamış. Bu arada yaşlı işadamı da desteğini esirgemiyor, onu kendi çevresinden zengin kişilerle tanıştırarak yeni siparişler almasını sağlıyormuş.
Küçük dükkan önce kocaman bir modaevine dönüşmüş, sonra da pek çok ünlü marka için üretim yapmaya başlamış. Terzi artık “ünlü işadamı” diye anılır olmuş. Bir gün ihtiyar adam onu ziyarete gitmiş. Terzi çok büyük bir iş bağlantısı yapmak üzere yurt dışına gidecekmiş ve uçağa yetişmesine az bir zaman varmış. Biraz sohbet ettikten sonra yaşlı adam birden fenalaşmış, kalp krizi geçiriyormuş. Hemen bir ambulans çağırılarak hastaneye kaldırılmış. Yeni işadamımız ise büyük işi kaçırmak istemediği için uçağa yetişmiş.
Yaşlı adam krizi atlatmış ve uzun süre hastanede yatmış, bir yandan da sadece bir kez telefon ederek durumunu soran terziyi bekliyormuş. Fakat terzi daha çok para kazanmak için oradan oraya koştururken bir türlü yaşlı adamı ziyarete gidememiş. Aradan o kadar uzun bir süre geçmiş ki bu sefer de utancından yaşlı adamın kapısını çalamaz olmuş. Bir süre sonra terzinin işleri yolunda gitmemeye başlamış. Fabrikalarını kapatmak zorunda kalmış ve elinde kala kala yine küçücük bir dükkan kalmış.
Utana sıkıla yaşlı adama koşmuş hemen nerede hata yaptığını sormak için. Son derece kırgın olan ihtiyar yine de onu kabul etmiş ama anlatacağı öyküyü dinledikten sonra hemen çıkıp gitmesini istemiş. Ve başlamış anlatmaya: “bir zamanlar fakir bir oduncu varmış. Ormandaki bir kulübede yaşar ve odun keserek hayatını kazanırmış. Bir gün kulübesinde yangın çıkmış ve bu yangın bütün ormanı kül etmiş. O çevrede kimse ona güvenip iş vermeyince, çıkınını alan oduncu, eşeğine binip yola koyulmuş. Ağaçların arasında yürürken birinin kendisine seslendiğini duymuş. Başını kaldırınca konuşanın bir bülbül olduğunu görmüş. Bülbül ona “senin haline çok üzüldüm, şimdi öyle bir büyü yapacağım ki eşeğin çok güzel şarkı söylemeye başlayacak, sen de onunla gösteriler yapıp çok para kazanacaksın” demiş.
Gerçekten de eşek birbirinden güzel şarkılar söylemeye başlamış. Oduncu o şehir senin bu kasaba benim dolaşıp eşeğine şarkı söyletiyor ve herkes onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuş. Oduncu ve şarkı söyleyen eşeği bütün ülkede ünlenmişler. Bir gün yine bir gösteriye yetişmek için koştururlarken, bülbülün yardım isteyen sesini duymuş oduncu. Bir kedi bülbülü yakalamış ve yemek üzereymiş. Şöyle bir duraklamış ama gösteriye gitmemeyi, onca parayı kaçırmayı gözü yememiş, arkasına bakmadan kaçmış oradan. Gösteri başladığında ise eşeği her zamanki gibi güzel şarkılar söylemek yerine sadece bir eşeğin çıkarabileceği sesleri çıkarmış. Oduncu kendisini şarlatanlıkla suçlayan izleyicilerin elinden canını zor kurtarmış. İşte o zaman bülbül ölünce büyünün bozulduğunu anlamış. Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün, büyü de o yüzden bozuldu. Keşke güzel giysiler dikerken dostluk ipliğini koparmasaydın…-alıntı-
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Güneşe Özenen Mermerci…

 

 

Zamanın birinde dağda, kızgın güneşin altında, mermer taşlarını yontmaktan bezmiş bir mermer yontucusu yaşamaktadır.

Bu hayattan bıktım artık. Yontmak! Devamlı mermer yontmak… öldüm artık! Üstelik bir de bu güneş, hep bu yakıcı güneş! AH! Onun yerinde olmayı ne kadar çok isterdim, orada yükseklerde her şeye hakim olacaktım, ışınlarımla etrafı aydınlatacaktım.” diye söylenir durur yontucu.

 

Bir mucize eseri olarak dileği kabul olunur ve yontucu o an güneş olur.
Dileği kabul edildiği için çok mutludur. Fakat tam ışınlarını etrafa yaymaya hazırlandığı sırada ışınlarının bulutlar tarafından engellendiğini fark eder.
“Basit bulutlar benim ışınlarımı kesecek kadar kuvvetli olduklarına göre benim güneş olmam neye yarar!diye isyan eder.
“Madem ki bulutlar güneşten daha kudretli, bulut olmayı tercih ederim.
O zaman hemen bulut olur.
Dünyanın üzerinde uçuşmaya başlar, oradan oraya koşuşur, yağmur yağdırır fakat birdenbire rüzgar çıkar ve bulutları dağıtır.
“Ah, rüzgar geldi ve beni dağıttı, demek ki en kuvvetlisi o öyleyse ben rüzgar olmak istiyorum.” diye karar verir.
Ve dünyanın üzerinde eser durur, fırtınalar estirir, tayfunlar meydana getirir. Fakat birdenbire önünde kocaman bir duvarın ona mani olduğunu görür. Çok yüksek ve çok sağlam bir duvar. Bu bir dağdır.
“Basit bir dağ beni durdurmaya yettiğine göre benim rüzgar olmam neye yarar. der.
O zaman dağ olur.
Ve o anda, bir şeyin O’na durmadan vurduğunu hisseder. Kendinden daha güçlü olan şeyin, O’nu içinden oyan şeyin… Bu… küçük bir mermer yontucusudur!

***

Varlıklı insan, sahip olduğu ile tatmin olan insandır!

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin? Patates gibi mi , Yumurta gibi mi ve Kahve gibi mi?!

Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikâyet eden; her gün hayatının ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı. Hayat, ona göre çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu.

Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına. Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mesleği aşçılık olan babası ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi.

 

Bir gün onu mutfağa götürdü. Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu.
Cezvelerdeki sular kaynamaya başlayınca, bir cezveye bir patates, diğerine bir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu. Daha sonra kızına tek kelime etmeden, beklemeye başladı. Kızı da hiçbir şey anlamadığı bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda karşılaşacağı şeyi görmeyi bekliyordu.
Ama o kadar sabırsızdı ki, sızlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başladı. Babası onun bu ısrarlı sorularına cevap vermedi. Yirmi dakika sonra adam, cezvelerin altındaki ateşi kapattı. Birinci cezveden patatesi çıkardı ve bir tabağa koydu. İkincisinden yumurtayı çıkardı, onu da bir tabağa koydu. Daha sonra son cezvedeki kahveyi bir fincana boşalttı.
Kızına dönerek sordu:
— Ne görüyorsun?
— Patates, yumurta ve kahve? diye  alaylı bir cevap verdi kızı.
— Daha yakından bak bir de dedi baba , patatese dokun.
Kız denileni yaptı ve patatesin yumuşamış olduğunu söyledi.
— Aynı şekilde, yumurtayı da incele.

Kız, kabuğunu soyduğu yumurtanın katılaştığını gördü.
En sonunda, kızının kahveden bir yudum almasını söyledi.
Söylenileni yapan kızın yüzüne, kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme yayıldı. Ama yine de bütün bunlardan bir şey anlamamıştı:
— Bütün bunlar ne anlama geliyor baba?
Babası, patatesin de, yumurtanın da, kahve çekirdeklerinin de aynı sıkıntıyı yaşadıklarını, yani kaynar suyun içinde kaldıklarını anlattı. Ama her biri bu sıkıntı karşısında farklı farklı tepkiler vermişlerdi.
Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun içine girince yumuşamış ve güçten düşmüştü. Yumurta ise çok kırılgandı; dışındaki ince kabuğun içindeki sıvıyı koruyordu. Ama kaynar suda kalınca, yumurtanın içi sertleşmiş katılaşmıştı.
Ancak, kahve çekirdekleri bambaşkaydı. Kaynar suyun içinde kalınca, kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirmişlerdi ve ortaya tamamen yeni bir şey çıkmıştı. — Sen hangisisin? diye sordu kızına.
Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin?

Patates gibi yumuşayıp ezilecek misin? Yumurta gibi, kalbini mi katılaştıracaksın? Yoksa kahve çekirdekleri gibi, başına gelen her olayın duygularını olgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin?

Haddini Bilmek!

Kendini beğenen bir fare ve arkadaşlarını kırmak istemeyen bir deve günlerden bir gün arkadaş olmuş.

 

Fare devenin bu huyunu bildiği için onun yularını eline almış. O önde deve arkada yol almışlar. Onları görenler şaşkınlıklarını saklayamamışlar: Yuları farenin elinde olan koskocaman bir deve!..
Deve fareyi kırmamak için itiraz etmeden onun arkasından yürüyormuş. Fare ise kocaman bir deveye aklınca üstünlük sağladığını düşünüyor, kendini beğeniyor ve “Ben ne yiğit, kuvvetli biriymişim. Koskoca deveyi yularından tutmuş sürüklüyorum” diyormuş.
Farenin bu kendini bilmez hali devenin dikkatini çekmiş. Farenin çevreye caka satarak yürüyüşüne sinirlenmiş ve ona güzel bir ders vermek istemiş.
Fare önde deve arkada bir ırmağın kenarına varmışlar. Fare ırmağı görünce durmuş.
Deve onun duraklayışına karşı:
– Ey, dağlarda ovalarda önümde yürüyüp bana yol gösteren yiğit fare. Sen benim yol göstericimsin. Yürü ki ben de arkandan geleyim demiş.
Bunun üzerine fare;
– Bu ırmak çok büyük. Boğulmaktan korkuyorum, diye cevap vermiş.
Deve ırmağın derinliğini fareye göstermek için suya girmiş. Sular devenin ancak dizine kadar geliyormuş. Deve fareye;
– Su ancak diz boyunda. Neden bu kadar korktun? demiş.
Fare cevap vermiş:
– Dizden dize fark var. Senin için karınca, bizim için bir canavar, ejderhadır. Senin için diz boyu olan su benim boyumu yüz kere aşar.
Bunun üzerine deve;
– Öyleyse, bir daha küstahlık edip, kendini üstün görme. Haddini, yerini bil! Kendin gibi farelerle boy ölçüş, develerle, devlerle yarışma!

****

Bir düşünün, çevrenizde böyle kendini bilmezlerden ne kadar çok var, öyle değil mi?

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Günlerden bir gün; Kurbağaların yarışı varmış. Hedef; çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış…

Günlerden bir gün; Kurbağaların yarışı varmış. Hedef; çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış. Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını seyretmek için toplanmış ve yarış başlamış. … Gerçekte seyirciler arasında hiç biri yarışmacıların kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş. Sadece şu sesler duyulabiliyormuş:”Zavallılar! hiç bir zaman başaramayacaklar!” 

Yarışmaya başlayan kurbağalar …kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar. İçlerinden sadece bir tanesi inatla ve yılmadan kuleye tırmanmaya çalışıyormuş. Seyirciler bağırmaya devam ediyorlarmış:

”Zavallılar! hiç bir zaman başaramayacaklar!”

Sonunda bir tanesi hariç, hepsinin ümitleri kırılmış ve bırakmışlar. Ama kalan son kurbağa büyük bir gayret ile mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış. Diğerleri hayret içerisinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler. Bir kurbağa ona yaklaşmış ve sormuş;

”Bu işi nasıl başardın” diye.

O anda farkına varmışlar ki; Kuleye çıkan kurbağa sağırmış!

Olumsuz düşünen insanları duymayın!….. Onlar; Kalbinizdeki ümitleri çalarlar!.”

alıntı

Güneşi Selamlama…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Herkesi Dinlerim Ama Kendi Doğru Bildiğimi Yaparım:)))

Hayat ;% 10 Başıma Gelenler, %90 İse Benim Onlara Nasıl Cevap Verdiğimle İlgilidir…

Canım Ne Güzel Kelimedir Öyle…

30 GÜNDE MUCİZELER…


 1. Gün Mucize Listeniz
Mucizenin ne olduğunu düşünüyorsunuz? Lotoyu kazanmak mı? Zor bir durumdan kurtarılmak mı? Çaresizce paraya gereksiniminiz olduğunda sokakta yirmi dolar bulmak mı? Bu şeylerin her biri, bir arzunu…n tezahürüdür ve mucizenin sadece bir parçasıdırlar. Bir mucize lotoyu kazanmadan, kurtarılmadan veya para bulmadan önce gerçekleşen şeydir. Çünkü inandığımızın tersine mucizenin sonuç ile herhangi bir ilişkisi yoktur. Bunun yerine, mucize tam ona gereksinimimiz olduğunda, sonucu yaratma yeteneğimiz ile ilgilidir. Kendi yaratıcı gücümüze iman, güven ve inanç eksikliğimizi teslim etme, istediğimiz şey için niyet oluşturma ve onu birlikte – yaratmak için Evren ile birlikte çalışma istekliliğimiz ile ilgilidir. Evren’i yardıma çağırdığımız ve onun bize yardım edeceğine tamamen güvendiğimiz an, mucizelerin gerçekleştiği andır. Mucize gerçekte, kim olduğumuzun ve kendi realitemizde neleri yaratmaya muktedir olduğumuzun algısını değiştirdiğimiz anda gerçekleşir. Birçok şeye mucize gözüyle bakarız, ama onlar sadece yaratıcı gücümüzün tezahürleridir. Bir mucize istediğimize karar verdiğimizde ve onu yaratma gücümüzü kabul etmeye istekli olduğumuzda, bu mucizedir. Daha sonra gerçekleşen şey sadece ayrıntıdır. Çoğu zaman mucizeler yaratmayız, çünkü mucizelerin bizim başımıza gelebileceğine inanmayız. Veya isteriz ve tam bir şeyler gerçekleşecekken, Evren’in bizi işitmediğini veya işittiğini ama yanıtlamaya istekli olmadığını düşünürüz. Sabırlı olmak bazen mucize dersimizin bir parçasıdır.
Ev ödevi: Yaşamınızda yaratmak istediğiniz en azından 1 adet mucize listesi yaratın, 5 ten fazla olmasın. Listenizi yaratmak için takip edeceğiniz bazı bilgiler:
YAPINIZ:
Ne kadar görkemli olduğunu düşünmenize bakmaksızın, arzu ettiğiniz şeyi isteyin. Mucizeler kalbinizden gelir ve eğer kalbiniz bir şeyi arzu ediyorsa, o sizin için doğru olmalıdır. Sınırlamalar ve beklentiler olmadan isteyin, Evren’in istediğiniz her neyse yerine getireceğini bilin, ama istediğiniz şeye beklentiler eklerseniz veya sizin için mümkün olabilen şeyi sınırlarsanız, bunları yerine getirmez. Şükranla ve teşekkür ederek isteyin. Evren, isteklerimizi söyler söylemez, isteklerimiz üzerinde çalışmaya başlar, öyleyse sadece isteyin ve aldığınız şey için minnettar olun. Zamanla tezahür edecektir. Umut ettiğiniz zaman çerçevesinde olmasa bile, alacağınızı bilerek isteyin. Evrensel zamanlama her zaman yaşamlarımızda iş başındadır ve kendi kişisel zaman çizelgemiz ile her zaman senkronize değildir. Doğru yolda olduğunuzun onayını isteyin. Mucizenizin size geldiğinin – imanınızı kaybetmeden – ve onu alacağınızın onayını her zaman isteyebilirsiniz.
YAPMAYINIZ:
Para istemeyin. Evren enerji ile çalışır ve para sadece enerjinin bir tezahürüdür. Eğer yeni bir arabaya gereksiniminiz varsa, yeni bir araba isteyin, eğer yeni bir ev istiyorsanız, yeni bir ev isteyin ve bunların nasıl ödeneceğine üzülmeyin. Buna üzülmek, seçeneklerinizi sınırlamaktır. Başkaları için istemeyin. Bu sizin yaşamınız, sizin mucizeleriniz ve sizin istediğiniz şey. Başkaları kendi mucizelerini istemeyi öğrenmelidir ve nasıl görünürse görünsün onların yaşamları tam şimdi mükemmeldir. Ve kendi yaşamınızdaki çalışmaya koyduğunuz enerjinin üssel olarak arttığını ve yaşamınızın her parçasına ve etrafınızdaki insanlara yayıldığını hatırlayın. Onlar – hazır oldukları zaman – sizin yaptığınız değişimlerden yararlanacaktır. Mucizelerinize zaman çizelgeleri koyun. Onlar ilahi zamanlama ile ve tüm durumlar doğru olduğunda gerçekleşir. Bazen mucizeleri beklemek zorunda kalırız, çünkü Evren, başka bir şey istediğimiz noktaya ulaşmamızı beklemektedir.
2. Gün Başarılısınız
Her zaman başarılısınız, bu anda yaşamınızdaki her şey yaşamınızda bir noktada istediğiniz bir şeylerin başarılı yaratımını temsil eder. Sizin için şu anda işe yaramıyor olabilmesine rağmen, onu yarattığınız anda, tam olarak istediğiniz şeydi, size neşe getireceğini ve yaşamınızı bir şekilde daha iyi yapacağını düşünmüştünüz. Mucize listenize bakın ve tam şimdi yaşamınızda var olan bir şeyleri değiştiren bir şeyler yaratmak isteyip istemediğinize bakın. Örneğin, eğer yeni bir iş istiyorsanız, şu anda sahip olduğunuz işi bir başarı olarak görün.
3. Gün Yanlış Olan Hiçbir Şey Yok
Evren’de doğru, yanlış yoktur, iyi kötü yoktur. Her şey olduğu şekliyle mükemmeldir ve yaşamınız mükemmel yaratımınızı temsil eder. Şu andaki durumumuzdan rahatsız olduğumuz zaman, bunu nedeni enerjimizin değişmesidir, yeni olaylar için hazır olduğumuz yeni bir enerji titreşimindeyiz. Enerjinin sürekli hareket halinde olduğu dinamik bir Evren’de yaşıyoruz. Enerjinizi değiştirdiğiniz için, şimdi başka bir şeye hazırsınız ve bu daha önce sahip olduklarınızı yanlış hale getirmez. Her şey olduğu gibidir. Yargılamanın dışında kalın ve odağınızı mucizelerinizde tutmaya devam edin. Mucize listenize bakın ve yaratmayı istediğiniz mucizeleri yaratmak için yaşamınızda neleri değiştirdiğinizi not edin. Maddi sorununuz varsa, kendinizde yanlış bir şeyler yapmadığınızı hatırlatın. Bolluk, bolluk tutumuna sahip olduğumuz ve istediğimiz şeylerin daha büyük bolluğunu yaratmaya hazır olduğumuz zaman gerçekleşir. Yanlış hiçbir şey yapmadınız, o zamanlar hak etmiş olduğunuz şeyi yaratmıştınız. Şimdi farklı bir şeye hazırsınız.
4. Gün Yanlış Olan Hiçbir Şey Yok
Siz yaratıcısınız, yaşamınızın her veçhesini yaratmak için Evren ile çalışıyorsunuz. Herkesin sahip olduğu gibi sınırsız güce sahipsiniz. Hiç kimse başkalarından daha fazla güce sahip değildir. Neşe veya acı, mutluluk veya üzüntü, huzur veya kaosu yaratan gücümüzü bu şekilde kullanırız. Kendi realitemizin herhangi bir veçhesini dönüştürmek için, tam şimdi, şu anda mevcut olanın sorumluluğunu almalıyız. Sorumluluk alarak, realitemizi yarattığımız gücü onaylıyoruz. İstemediğiniz bir yaşamı yaratmak için kullandığınız güç, istediğiniz yaşamı yaratmak için kullandığınız güç ile aynıdır, sadece gücünüzü farklı bir şekilde kullanmış olursunuz. Bugün, yaşamınızdaki değiştirmek istediğiniz her durumu yazın. Yazdığınız her bir durumun yanına, ‘bundan sorumluyum ve onu dönüştürme gücüne sahibim’ yazın. Sorumluluğu alın, böylece hayallerinizin yaşamını yaratmak için gücünüzü bilinçli bir şekilde kullanabilirsiniz.
5. Gün Bağımlılığı Bırakmayı Anlamak
İstediğimiz şeylere bir çok bağımlılıklarımız olur. Bunun nasıl mümkün olacağı, bunun gerçekleşmesi için başkalarını ne yapacağı, bunun gerçekleşmesi için bizim neler yapmamız gerektiği, ne kadar zaman, para ve enerji gerektiği vs… Bağımlılıklarımızın listesi çok uzundur ve karmaşıktır. Bu ayrıca korkularımızı ve şüphelerimizi temsil eder, bu şekilde Evren’in istediklerimizi sağlama yeteneğine tamamen güvenmemiş oluyoruz. Ve bağımlılıklar geçmişten gelir – bunlar daha önce her şeyin gerçekleşmiş olduğu yoldur. Sonuca bağımlılığımızı bıraktığımız zaman, Evren’in mucizelerimizi mükemmel şekilde aktarmasına izin veririz. Yönergelerden biri para istememekti – para sadece enerjidir ve Evren her zaman para ile çalışmaz. İstediğimiz şeyleri mucizevi, şaşırtıcı şekillerde yaratabilir, bu yollara para her zaman dahil değildir. Ama her şeyin para gerektirdiği inancına bağlı kalırsak – ve hiç paramız yoksa – mucizeler yaratma yeteneğimizi sınırlarız. Şüphesiz, Evren bize para verebilir, ama ayrıca başkalarından armağanlar, beklenmedik sürprizler ve yardım alabiliriz. Bağlılığı bırakarak, Evren’in mükemmel şekillerde çalışmasına izin veririz. Ve hatırlayın, sizin mucizeniz başka birinin duasına yanıt olabilir, Evren bunu bilir, ama siz bilmeyebilirsiniz. Mucizeler listenize bakın ve bu mucizelerin nasıl gerçekleşeceği ile ilgili sınırlamalar veya koşullar yaratan sahip olduğunuz bağımlılıkları yazın. Şimdi bunların ne olduğunu bildiğiniz için, bunları salıvermek ve inanca adım atmak için çalışabilirsiniz, böylece bunlar mucizelerinizin yaratımına müdahale etmez.
6. Gün Geçmişi Hizalamak
Geçmişimiz, bu ana kadar yaşamımızda gerçekleşmiş olan her şeyi kapsar. Bir dakika önce geçmiştir. Geçmiş deneyimlerimiz şu andaki eylemlerimizin temelini oluşturur, insan zihni bu şekilde işler. Hayal kırıklıkları, mutsuzluk veya yolumuzda blokajlar deneyimlediğimiz zaman, ‘bunu bir daha yapmayacağımızı’ hatırlatan bilinçsiz hatırlatıcılar oluştururuz. İleri doğru gidebileceğimiz bir durumun ortaya çıktığı her seferinde, geçmişin anıları bu seçimin ne kadar güvensiz olduğunu ve nasıl başaramayacağımızı bize hatırlatmak için hücum eder. Geçmişi, belirli bir zihin yapısıyla elde ettiğimiz sonuçların hatırlatıcısı olarak kullanabiliriz. Örneğin, belli türde bir romantik partner seçmek kırık bir kalple sonuçlanır. Öyleyse farklı bir şekilde seçmek için zihin yapımızı değiştirebiliriz veya kalbimizin kırılmaması için ilişkilerden tamamıyla uzak kalmak için geçmiş deneyimimizi kullanabiliriz. Zihin yapımızı değiştirmek geçmişi değiştirmez, ama farklı sonuçlar yaratan farklı seçimler yapmamızı sağlar. Bugün, mucizeler listenize bakın ve mucizelerinizin her bir için, geçmişinizin bir blokaj yaratıp yaratmadığına bakın, bu blokaj şüphe, korku veya o sürece güven eksikliği olabilir. Zihin yapınızı değiştirdiğinizi hatırlatın, bu sizin için sonucu değiştirir. Mucizeleriniz, geçmişte ne olduğuna bakmaksızın şu andaki yeni zihin yapınızdan yaratılacaktır.
7. Gün Şimdiki An Önemlidir
Geçmişi ait olduğu yere, geçmişe koyabildiğinizde, şimdiki anda yaşayabilirsiniz, çünkü şimdiki an yaşamınızdaki en önemli yerdir. Geçmiş tarihtir, gelecek sizin her bir anda yaptıklarınızdan yaratılır. Bugün, mucizeler listenize bakın ve mucizelerinizin tezahür etmesi için şimdiki anda, zamanda bu noktada ne yapabileceğinize bakın. Düşüncenizi değiştirebilir misiniz, yeni insanlarla tanışır mısınız, bir CV gönderir misiniz veya birilerini arar mısınız? Nasıl yönlendirilirseniz, onu yapın, korktuğunuz bir şey olsa bile. Zihin halinizi değiştiriyorsunuz ve şimdiki anda yaptığınız yeni seçimlerden sürekli olarak yaratılan bir geleceği bu şekilde yaratırsınız.
8. Gün Nelerden Korkuyorsunuz
Evren’de iki enerji vardır, korku ve koşulsuz sevgi. Gri bölgeler yoktur – bunları yaratan biziz. Koşulsuz sevgi olmayan şey korkudur. Ve korku bir çok şeyi kapsar, şüphe, iman yokluğu, kendini – sabote etme, inkar ve bir çok başka şey. Korkunun geçmişten geldiğini hatırlarsak – şu anda veya gelecekte korku içinde olmayız, çünkü hiçbir şey olmamıştır – başımıza daha önce gelmiş olan şeylerden korktuğumuzu anlayabiliriz. Hatırlayın, mucizeler yaratmak için zihin halimizi değiştirme üzerine çalışıyoruz, öyleyse korkmak için bir neden yok, çünkü korku geçmişin parçasıdır. Bugün, mucizelerinizin her birine bakın ve bunlarla ilgili inançlarınızda şu anda herhangi bir korku olup olmadığına bakın. Başarıdan, hayatınızın nasıl değişebileceğinden, başkalarının ne düşünebileceğinden, yeni, harika deneyimlerinizi uygulama yeteneğinizden korkuyor olabilirsiniz. Korkuyu tespit etmek önemlidir, çünkü korkularınızın ne olduğunu bildiğinizde, artık onlardan korkmak zorunda olmazsınız. Korkularımızı görmeye izin verene kadar, onların çoğunu bilmiyoruz ve korkularımızın ne olduğunu bildiğimiz zaman, onlarla barış yapabiliriz.
9. Gün Spiritüel Kaynaklarınızı Kullanın
Spiritüel yolumuz bir öğrenme, iyileşme, büyüme ve dönüşüm yoludur. Bu, bireysel bir yolculuktur ve her birimizin izleyecek kendi spiritül yolumuz var. Başkalarının yardımı olmadan yaşamdaki meydan okumalarla yüzleşmek zorunda olabilmemize rağmen, bize yardımcı olmak için mevcut olan spiritüel bir ekibimiz var. Bunlar meleklerimiz ve rehberlerimizdir, bu yolculukta bize yardımcı olmayı kabul ettiler ve buraya yapmak üzere geldiğimiz şeyi hatırlıyorlar. Meleklerimiz ve rehberlerimiz, spiritüel kaynaklarımız yaşamlarımıza müdahale edemezler, ama onlardan yardım istemeyi hatırladığımız zaman, bize yardım edebilirler. Onlarla düzenli bir iletişim kurduğunuz zaman, yaşamınızda onların varlığının daha fazla farkında olursunuz ve size verdikleri mesajları işitebilir ve anlayabilirsiniz. Bugün, mucize listenize bakarken, bunu tek başınıza yapmadığınızı anlayın. Meleklerinizden ve ruhsal rehberlerinizden mucizelerinize yardımcı olmalarını isteyebilir misiniz? Size sevinçle hizmet etmeye istekliler ve yaşamınızda onlar için yer açtığınızda size hizmet edebilirler. Mucizelerinizi tezahür ettirmenize yardım etmek için orada olan spiritüel kaynakların farkında olmak için, her gün birkaç dakika zaman ayırmak iyidir.
10. Gün Neyi Bekliyorsunuz
Yaşamımızı beklentilerle veya güvenle idare edebiliriz. Beklenti halinde olduğumuzda, neyin gerçekleşeceğini her zaman biliriz, çünkü bu geçmişte gerçekleşmiş olan şeydir. Güven içinde olduğumuz zaman, neyin gerçekleşeceğini bilmeyiz ve bu tedirgin edici bir süreç olabilir. Ancak mucizeler yarattığımızda ve zihin halimizi değiştirdiğimizde, beklentilerimiz ile ilgili ne yapacağımıza karar vermeliyiz. Beklentilerimiz gerçekleşeceğini ‘bildiğimiz’ her şeyi kapsar, ‘inanç’ mümkündür, beklentimiz belli bir şekilde gerçekleşecektir, çünkü geçmişte de her zaman bu şekilde oldu. Eğer daha önce mucizeler yaratamadıysanız veya yapmaya çalıştığınız her şey bir şekilde tersine dönüyorsa, bunun nedeni beklentileriniz olabilir. Bugün, mucize listenize bakın ve her bir mucize için, onunla ilgili sahip olduğunuz beklentileri yazın, hem bu mucizeleri bloke edenleri, hem de onları yaratmanıza yardımcı olanları yazın. Beklentilerinizi anlamak, geçmişte ne olmuş olursa olsun, kendinizi şimdiki anda mucizelerinizi çabasızca tezahür ettirebilmenin titreşimine koymanıza yardım eder.
11. Gün Fikirler
Fikirlerimiz, kendimiz ile ilgili sahip olduğumuz inançları ve başkalarının adapte olduğumuz inançlarını kapsar. Diğerleri başkalarının pozitif fikirlerine sahip olabilirken, bizim hatırlayabildiklerimiz negatif fikirler olabilir; yeteneksizliğimizi, değersizliğimizi ve hatalarımızı onaylayan o negatif inançlar. Yaşamımızın herhangi bir anında birilerinin bizim için kullandığı, başarılı olamayacağımız, istediğimiz şeyi yaratamayacağımız veya hatta yaratmaya çalışamayacağımız anlamında yorumladığımız basit bir ifade, yaşamımızın her alanını etkileyen bir inanç yaratır. Bugün, mucizeler listenizi gözden geçirirken, başka birilerinin fikrinden dolayı başaramayabileceğinizi düşündüğünüz bazı mucizeler olup olmadığına bakın. Bir zamanlar birinin size mucizeler yaratamayacağınız inancını yaratan bir şeyler söylediğini hatırlıyor musunuz? Kendinizle ilgili, değerliliğinizi ve yaşamınızda mucizeler yaratma yeteneğinizi onaylayan yeni bir fikir yaratabilirsiniz. Bunu bugün yapın ki, böylece negatif fikirleri, pozitif fikirlere dönüştürebilirsiniz.
12. Gün Kendi İyi Şeylerinizi Yaratın
Yaşamınızdaki her şeyi siz yaratırsınız ve sadece siz yaratabilirsiniz. Başka hiç kimse sizin için bir şeyler ‘yapamaz’ veya sizin için bir şeyleri gerçekleştiremez. Eğer bir kurtarıcı veya yaşamınızı daha iyi yapacak birini arıyorsanız, istediğiniz şeyi bulamadan kendinizi bir durumdan diğerine, bir insandan diğerine gider durumda bulursunuz. Yaşamınızda yaratmayı istediğiniz iyi şeyler sizinle başlar. Başkaları buna katılabilir, ama bunun gerçekleşmesi için niyeti ve enerjiyi siz oluşturmalısınız. Bugün mucizeler listenizi gözden geçirirken, yaşamınızda size gelmesini istediğiniz kendi iyiliğinizin, tüm mutluluğunuzun, neşenizin, huzurunuzun ve sevginin yaratımından kendinizin sorumlu olduğunuzu hatırlayın; bunların gerçekleşmesi için ettiğiniz niyetler ve verdiğiniz enerjiyle. Mucizeler listenizi iyi şeyler yaratmaya bir adım olarak görün, o zaman sürece katılacak olan durumları ve insanları çekersiniz.
13. Gün Kurban Zihin Hali
Kurban paradigması insan deneyimimizin bir parçasıdır. Her insanın değersiz, küçümsenmiş veya güven eksikliği hissettiği yaşamının bir alanı vardır. Bu bize kontrol dışında olduğumuz veya başkalarının bizden yararlandığını hissettiğimiz alanları bize gösterir. Ama başka bir seviyede, gücümüzü başkalarına verdiğimiz veya kendi yaşamımızda gücümüzü kullanmadığımız alanlarda bir kurbanız. Bu alanlar bize görmezden gelemeyeceğimiz şekillerde gösterilir ve bizim için ders istediğimiz şeyleri yaratmak ve gücümüzü başkalarına vermeye son vermek için yaşamımızda kendi gücümüzü kullanmayı öğrenmektir. Bugün listenizi gözden geçirirken, bunu daha önce yapamamış olduğunuz için kurban gibi hissediyor musunuz, başkalarının sizi bloke ettiğini hissediyor musunuz veya kendinize zaman bırakmayacak şekilde insanlara ve durumlara birçok vaatlerde bulunuyor musunuz? Gücünüzün kontrolünü nasıl ele geçirip yaşamınızda bir galip olabilirsiniz? Gücünüz, ona bağlanmanız için her zaman oradadır, böylece mucize üstatlığınıza adım atabilirsiniz ve gücünüzün farkında varma, kabullenme bu süreçteki ilk adımdır.
14. Gün Hangi Ses Daha Yüksek
Hepimiz iki sese sahibiz, istediğimiz şeyi beyan eden dış sesimiz ve geçmiş hayal kırıklıklarımızı veya hatta mahcubiyetlerimizi işaret ederek çoğu zaman geçmişte ne yapmış olduğumuzun, bunun bizim için nasıl işlemeyebileceğinin bir hatırlatıcısı olarak hizmet eden iç sesimiz. Bu ses ‘iç sesinizdir’ ve size ait olmayabilir, başkalarının size söylediği şeyleri veya hatırlamadığınız geçmiş olaylara dayanarak, yetenekleriniz veya değeriniz ile ilgili sahip olduğunuz kabullenmeleri temsil edebilir. Bugün mucizeler listenizi gözden geçirirken, iç sesiniz mucizeleriniz ile ilgili neler söylüyor? Şüpheyi, korkuyu veya inançsızlığı mı ifade ediyor? İç sesinizi dinleyin, çünkü o mucizeler yaratmanızı engelleyen sestir. İç ve dış sesiniz dengede olduğu zaman, mucizeleriniz işler. Dengede olmadığında, sürekli olarak bir şeyleri yaratmayı isteyerek mücadele edersiniz ve iç sesiniz tarafından temsil edilen kendi korkularınız tarafından durdurulursunuz. Mucizelerinizin çabasız ve korkusuz tezahür etmesi için güvenli bir yer yaratmak için bu iki sesi nasıl dengeleyebilirsiniz?
15. Gün Büyük Düşünün
Evren her dileğimize karşılık verir ve eğer istediğimiz şeyi tezahür ettirmiyorsak, çoğunlukla bu istemediğimiz için değildir, yeterince istemediğimiz içindir. İstediğimiz şeyin çok fazla olup olmadığını veya istediğimiz şeyi alıp almayacağımızı merak edip isteyerek onu yargıladığımız zaman, kendimizi sınırlıyor oluruz. O zaman Evren korkularımıza karşılık verir, arzularımıza değil. Bugün listenize bakın ve mucizelerinizin her biri için, gerçekten istediğiniz şeyi istemiş olduğunuzdan emin olun. Yeterince büyük düşündünüz mü? Sahip olabileceğiniz şey yerine arzuladığınız şeyi istediniz mi? Potansiyeliniz korkularınızla sınırlıdır, öyleyse yapabileceğiniz kadar büyük düşünün, sonuçlar sizi hayal kırıklığına uğratmayacaktır. 16. Gün Neye İnanıyorsunuz
İnançlarınız realitenizi yaratır, çünkü sözcükleriniz ve eylemleriniz inançlardan ortaya çıkar. Bu kendinizle, yeteneklerinizle, etrafınızdaki dünyayla, potansiyelinizle ve hatta Evren’in (Tanrı’nın) sizi ne kadar sevdiği ile ilgili inandıklarınızı kapsar. İnandığınız her neyse yaşamınızda tezahür eder, inançlarınızın bilincinde olmasanız bile. Onlar yine de yaşamınızda tezahür eder. Bugün listenizi gözden geçirirken, mucizelerinizi nasıl gerçekleştirebileceğiniz ile ilgili sahip olduğunuz inançları düşünün. Hatırlayın, bunu yalnız yapmıyorsunuz, siz Evren ile birlikte – yaratıcısınız ve spiritüel partnerlerinizin yardımına sahipsiniz. Eğer bunun nasıl gerçekleşeceği veya bunu başarıp başaramayacağınız ile ilgili inançlarınız varsa, güçlü olduğunuzu ve kendi realitenizin sorumlusu olduğunuzu kendinize hatırlatın. Şüpheyle ilgili olan tüm inançları, gücünüzü onaylayan inançlarla değiştirebilirsiniz.
17. Gün Şükran İçinde Yaşamak
Yaşamınızın herhangi bir veçhesinde yanlış olan bir şey olmadığı için, pişmanlık duyacak, korkacak veya daha farklı bir şekilde yapmayı dilediğiniz hiçbir şey yoktur. Zamanın her anında yapabileceğinizin en iyisini yaparsınız. Ve yaşamınızdaki her şey sizin yaratımınızdır. Her insan ve durumun size verecek bir dersi ve kutsaması vardır. Onlar için minnettar olabilir misiniz? Yaşamımızın her veçhesini dönüştürebilmemizden önce sahip olduklarımız için minnettar olmayı öğrenmeliyiz. Şükran bizi Evrensel enerji akışına sokar ve istediğimizin şeyin fazlasını bize getirir. Yaşamınızdaki nefret sadece daha önce sahip olduğunuzun fazlasını getirecektir. Bugün listenizi gözden geçirirken, yaşamınızda şükran duyacağınız en az beş şey bulun. Bu program için bile minnettar olabilirsiniz, görebildiğiniz, okuyabildiğiniz, işitebildiğiniz, yürüyebildiğiniz, bugün yeterince yiyeceğe sahip olabildiğiniz gerçeği için şükran duyabilirsiniz. Her gün üzerine ekleme yapacağınız kendi şükran listenizi yaratın. Minnettarlığı uygulayın, şükran duyabileceğiniz şeylerin sonsuz akışını yaratmaya yardımcı olur.
18. Gün Kendinize İnanın
Realitemizin mimarı olduğumuzu unuttuğumuz zaman, yaşamayı istediğimiz hayatı yaratmaları umuduyla gücümüzü verdiklerimiz tarafından hayal kırıklığına uğratılabiliriz. Burada bizim için ders kendimize, kendi gücümüze ve yeteneklerimize inanmaktır. Yaşamımızdaki her iyi şey, her mucize kendinize ne kadar inandığınızla ve hayallerinizi yansıtan bir realiteyi yaratma gücünüzü kullanmaya ne kadar istekli olduğunuzla başlar. Mucizeler listeniz kendinize, yeteneklerinize ve yaşamınızı dönüştürme istekliliğinize güçlü bir inancı temsil eder. Bugün listenizi okurken, kendinize inanın. Listenizin kalbinizin arzularını, sizin için önemli olan ve yaşamınızda istediğiniz şeyleri temsil ettiğini bilin. Başkalarının mucizelerinizle ilgili düşündükleri önemli değil, bunlar sizin için önemli ve kendinize inandığınız zaman tüm gücünüzü ve niyetinizi mucizelerinizin gerçekleşmesini sağlayacak enerjiye verirsiniz.
19. Gün İmanınızı Devam Ettirin
Bildiğimiz şeye iman etmek kolaydır, görülmeyene veya henüz gerçekleşmemiş olana iman etmek kolay değildir, özellikle eğer daha önce deneyimlemiş olduklarımızdan farklı ise. Mucizeler yaratmak iman gerektirir, çünkü yaşamınızda her zaman olan şeyden, sizin için var olmanın yeni bir haline geçişe, hayallerinizin gerçekten başarıldığı ve yaşamınızda tezahür edebileceği yere bir adım ilerdedir. Ancak, henüz gerçekleşmemişlerse, onların gerçekleşeceğini bilme yerinde kalma, iman gerektirir. Büyük öğretmen bir hardal tanesi kadar imanınız olsa, dağları yerinden oynatabilirsiniz demişti. Ne kadar imana sahipsiniz? İmanla her şeyin mümkün olacağına inanıyor musunuz? Mucizeler yaratmak için gereken imandır. Listenizi okurken, imana sahip olmanın, mucizelerin doğru zamanda, doğru sırada gerçekleşeceğine güvenmek olduğunu hatırlayın. İmana sahip olun ve istediğiniz şeye odağınızı devam ettirin.
20. Gün Olma Hali
Olmayı istediğiniz kişi olmalısınız ve sonuçları anında görmeseniz bile mucizelerin gerçekleştiğine inanmalısınız. Bazen bu, özellikle üstesinden gelinecek eski inançlarınız olduğunda, kendinizi ikna etmeyi gerektirir. Herhangi bir şeyin yaşamınızda tezahür edebilmesinden önce, onun için enerji yaratmalısınız. Olmayı istediğiniz kişi olabilir misiniz? Mucizelerinizin tezahür etmesi için beklemek zorunda değilsiniz, hatırlayın, siz onları ister istemez mucizeler yaratılır. Yaşamınızda mucizeler gerçekleştiğinde olacağınız kendine güvenen, neşeli, isteğini gerçekleştirmiş insan olmaya bugün başlayın. Bugün mucizeler listenizi gözden geçirirken, onların tezahür etmesine yardımcı olmak için nasıl olmalısınız? Kendinize güvenen biri mi olmalısınız, güvenilir biri mi, daha kuvvetli, daha etkileyici biri mi, enerjinizin nereye gittiğine daha çok dikkat eden biri mi? Bugün başlayın, çünkü bu, niyeti oluşturmaya ve mucizelerinize odaklanmanıza yardımcı olur. Mucizeleriniz kalbinizin arzularıdır ve içinizdeki olmayı beklediğiniz kişiyi yansıtırlar. Siz mucizelerinizsiniz ve mucizeleriniz de siz. Her zaman olmayı istediğiniz kişi olun ve bırakın mucize enerjisi yaşamınızda aksın.
21. Gün Yapma Hali
Bize insan varlıkları olduğumuz, insanın yaptıkları şeyler olmadığımız hatırlatılır ve günlük yaşamımızın çoğunu bir şeyler yaparak geçiririz. Ama gerçekte ne yapıyoruz? Sadece meşgul müyüz, yoksa yaptığımız şeylerin bir amacı var mı? Yaşamımızdaki herhangi bir gereksinimi ya da arzuyu gerçekleştiriyor mu, yoksa sadece zamanımızı yoğun işlerle mi dolduruyoruz? Bir an durup zamanımızı nasıl geçirdiğimizi, neler yaptığımızı gözden geçirirsek, zamanın çoğunu odaklanılmamış yoğun işle harcadığımızı görürüz. Yaratmayı istediğimiz mucizeler ile ilgili yapma halimize odaklanabilir miyiz? Bugün, zamanınızı harcadığınız şeylerin listesini yapın. Şimdi mucizeler listenize bakın. Yaptığınız şeylerin ne kadarı mucizelerinizi destekliyor? Eğer desteklemiyorsa, mucizelerinizi yaratmak için daha fazlasını yapmayı taahhüt edin. Yeni bir ev istiyorsanız, yakın çevrenizdeki evlere bakıyor musunuz? Yeni bir iş istiyorsanız, şirketleri inceleyip onlara CV nizi gönderiyor musunuz? Hatırlayın, siz birlikte – yaratıcısınız ve yaptığınız şeyler enerjinizin mucizelerinizin akmaya devam etmesi için önemlidir ve bu aldığınız rehberliği izlemeyi kapsar.
22. Gün Davranma Hali
Herhangi yeni bir sürecin başlangıcı, ne yaptığımızı bilmediğimiz ve öğrenmek için önemli bir zaman harcadığımız bir periyotla işaretlenir. Öğrenme sürecinde, yaptığımız şeye aşinalığa erişmek için gerekli olan yeteneklere ve anlayışa aşina oluruz. Mucizeler yaratmak da aynı şekildedir, bu yeni bir süreçtir ve bu yeni yetenekleri öğrenerek bir zaman harcamalıyız. Ancak mucizeler ile bizler sadece sahip olduğumuzu unuttuğumuz bir güce yeniden bağlanıyoruz. Böylece yaptığımız şeyi biliyormuşuz gibi davranabiliriz, çünkü ruhumuzda yaptığımız şeyi biliyoruz, mucizeler zaten gerçekleşmiş ‘gibi’ davranırken zihnimize onu yakalamak için zaman veriyoruz, çünkü Evrende mucizeler zaten önceden gerçekleşmiştir. Bugün mucizeler listenizi gözden geçirirken, kendinizi mucizelerinize zaten sahipmişsiniz gibi davranma haline koymak için neler yapabilirsiniz? Mucizeleriniz şimdiki anda gerçekleşirken görebilir misiniz? Mucizelerin, onları istediğimiz anda gerçekleştiğini hatırlayın, realitemizde ortaya çıktıkları zaman değil. Mucizelerinizi almış olduğunuzda yapmış olacağınız gibi, pozitif, inanmış, kendinden emin ve mutlu olabilir misiniz? Sürece yardımcı olmak için, mucizeler zaten gerçekleşmiş ‘gibi’ davranın, çünkü evren’in gözünde onlar gerçekleşmiştir.
23. Gün Mucize Zihin Hali
Mucizeler, niyetiniz ve düşünceleriniz birlikte çalıştığında gerçekleşir. Niyet, yaratıcı enerjiniz için arzu ettiğiniz form veya sonucu oluşturma sürecidir; düşünceleriniz enerjiyi ileri doğru sevk eden yakıttır. Uyum içinde birlikte çalışan düşüncelerin ve niyetin kombinasyonu olmadan, mucizeler yaratma sürecinin çok zor olduğunu görürsünüz, çünkü ilerlemek istediğiniz her seferinde, sanki bir şeyler sizi geride tutuyormuş gibi hissettirir. Veya başarı noktasına tam ulaştığınızda, her şey dağılır. Suçlu sizin düşüncelerinizdir – farkında olduğunuz düşünceler değil, her gün düşündüğünüz alışkanlığa bağlı, eski, geçmişe – dayanan negatif düşüncelerdir. Çünkü, mucizeler yaratabilmenizden önce, düşüncelerinizin ve niyetinizin birlikte çalışmasını sağlayan bir ‘mucize zihin hali’ yaratmalısınız ve yeni düşünce kalıpları geliştirmek için ‘beyninizi eğitmelisiniz’. Mucizeler listenizi odaklanmış niyet ile okuyun ve okurken sahip olduğunuz düşüncelerinize dikkat edin. Düşünceleriniz umut ve vaat mi dolu yoksa, özellikle mucizelerinizin sonucunu henüz görmediyseniz, şüphe mi dolu? Mucizelerinizin çabasız ve sürekli şekilde gerçekleşmesi için, düşünceleriniz ve niyetiniz birlikte çalışmalı. Öyleyse şüphe yaratan düşünceleri salıverin ve mucize makinesinin yaşamınızda akmasını devam ettirin.
24. Gün Evrensel Yasalar
Herkes Çekim Yasasına aşinadır, çünkü onunla ilgili çok fazla şey yazıldı. Ama bilinçli ve bilinçdışı seviyede çalıştığımız 12 Evrensel yasa olduğunu biliyor musunuz? Bu yasalar birbirimizle ve Yaratıcımız ile bağlantımızı, enerji akışını yöneten titreşim enerjisini, Evren’de var olan kutupluluğu (zıtlıkları) ve etrafımızdaki enerjinin bize nasıl karşılık verdiğini açıklar – bizi yönlendirmez, yönetmez veya kontrol etmez, yalnızca yapmasını istediğimiz şeyi yapar. Evrensel yasalar yarattığınız şeye karşılık veren bir şekilde mucizelerinizi tezahür ettirmek için sizinle birlikte çalışır. Evren yargılamaz, sadece sizin enerjinize yanıt verir. Mucizelerinizle tam olarak meşgul oluyor musunuz ve onları yaratacak enerjiyle rezonansa giriyor musunuz? Sizin katılımınız olmadan mucizeleriniz tezahür etmez, kullandığınız enerjiyle başlayın. Düşüncelerinizi ve sözcüklerinizi izleyin, bunlar mucizelerinize ne tür enerji verdiğinizi bilmenizi sağlar.
25. Gün Teslimiyet veya Direnç
Teslimiyet sözcüğünü işittiğimizde, düşündüğümüz ilk şey ‘vazgeçmek’ ve savaşı kazanamayacağımızı kabul etmektir. Teslim olmak tüm çabalarımızı durdurmak ve vazgeçmek anlamına gelmez; teslim olmanın gerçek anlamı olan dövüşmeye, mücadele etmeye son vermek anlamına gelir. Teslim olmanın zıttı dirençtir ve bir şeyin çalışması için çok gayret ettiğimiz ve hiçbir şey olmadığında bu enerjinin var olduğunu biliyoruz. Teslim olduğumuz zaman Evrensel enerji ile ilerleriz ve Evren’in bizim için en iyi olan yönü işaret etmesine izin veririz. Bu en hızlı yol olmayabilir, ama en büyük şifayı, rahatlamayı sağlayan yol olacaktır ve mucize üstatlığına ulaşmanın yolu budur. Bugün mucizeler listenizi gözden geçirirken, direnç gösterdiğiniz alanları belirleyin. Bir mucizeyi tezahür ettirmeye ‘çalışıyor’ ve o işe yaramıyor mu? Teslim olabilir ve size başka bir yolun gösterilmesine izin verebilir misiniz? Direnciniz, nerede korku içinde olduğunuzu, bırakmaktan korktuğunuzu ve şeyleri yapmanın yeni farklı yollarını görmekten korktuğunuzu gösterir. Teslim olun, huzuru bulursunuz; Evren siz direnmeyi bırakana ve teslim olana kadar bekler ve sonra sizi mucizelerinizin gerçekleştirilmesinin yönüne yönlendirir.
26. Gün Bağışlama veya Kızgınlık
Her birimizin bir kurban hikayesi, birilerinin acı veya travmaya neden olduğu yaşamımızda bir zaman vardır. Bazen bu kurban hikayeleri geçmiş yaşamın olaylarından bakiyelerdir ve bu yaşamımızın hedefi bağışlamayı ve kurban enerjimizi ruhsal bütünlüğe ve güce dönüştürmeyi öğrenmektir. Kızgın veya incinmiş olduğumuz için kendimizi bağışlamaktan alıkoyarken, bu sadece onu düşündüğümüz her seferinde kurban enerjisini tekrarlamaya hizmet eder. En büyük meydan okumalarımızdan biri herkesi koşulsuz bağışlamaktır ve kendimizi onlarla paylaştığımız enerjiden kurtarmaktır. Eğer bağışlamazsak, o zaman bu enerjinin düşük titreşiminde oluruz, bu da kızgınlıktır. Kızgın olmak bizi güçlü hissettirebilmesine ve bize adalet hissi verebilmesine rağmen, bunu yapmak o kişiyle veya durumla bağlantıları yerinde tutar ve bunu düşündüğümüz her seferinde güçsüzlüğümüzü ve kurban hikayemizi onaylar. Bugün mucizeler listenizi gözden geçirirken, geçmişi hatırlıyor musunuz ve birilerinin size ‘bağışlanamaz’ bir şey yaptığını hatırlıyor musunuz? Onları bağışlayabilir misiniz, onları bağışlamak onları haklı çıkarmaz, bu enerjiden ebediyen özgürleşmenizi sağlar. Eğer bağışlamazsanız, kızgınlık içindesinizdir ve bu mucizelerinizin tezahürünü bloke eder.
27. Gün Neredeyse Tamamladınız
30 Günde Mucizeler programının sonuna yaklaşıyorsunuz. Şimdiye kadar nasıl gitti? Tezahür eden herhangi bir mucizeniz var mı? Eğer varsa mutlu musunuz? Eğer yoksa vazgeçmeye hazır mısınız? Bu sizin kalıbınızın parçası mı, hayal kırıklığı ve hüsran ile vazgeçmek? Hatırlayın ki çoğu zaman sabır derslerimizden biridir ve hepimiz sabırla ilgili dersler alırız. Sabırlı olmak güven ve imana sahip olunduğunu gösterir, öyleyse eğer mucizeleriniz henüz tezahür etmediyse, sadece sabırlı olun ve tezahür edeceklerine güvenin. Yaşamınızın bazı alanlarında ilerleme gördünüz mü? Zihin halimizi, sesimizi, düşünce kalıplarımızı ve inançlarımızı değiştirmek zaman alır ve uygulama gerektirir. Ve bilinçli çaba olmadan, süreç kısa vadede işleyebilir, ama bundan daha uzun işlemez. Bu programın amacı, yaşamınızda istediğiniz şeyi tezahür ettirebildiğiniz ve bunun gerçekleşmesini sağlamak için Evren ile birlikte çalışabildiğiniz mucize zihin halini yaratmaya ve mucize üstatlığına ulaşmaya yardımcı olmaktır. Bu, uygulama ve sabırla sizin için gerçekleşecektir. Bugünkü mucizeler listenizi gözden geçirme sırasında, mucizelerinizin her birine bakın ve onların hangilerinin gerçekleştiğini görün. Bazen mucizelerin adımlar veya aşamalar şeklinde gerçekleştiğini hatırlayın, mucizenizin bir parçası sizin için tezahür etmiş olabilir. Pozitif kalın, neredeyse bitirdiniz ve şimdi vazgeçmenin zamanı değil. Sonuçlara bakın, bazen sonuçlar süptil olabilir, tezahür ettirmeyi istediğiniz mucizelere odaklanmış kalın.
28. Gün Vakumu Doldurmak
İnsan zihni söylediğimiz veya yaptığımız her şeyin, bize söylenen ve yapılan her şeyin sonsuz hafızasına sahip faal bir makinedir. Aslında, zihin nadiren yeni düşünceleri düşünür, o sadece o andaki duruma yakından uyan mevcut düşünceyi toplar. Düşüncemizi dönüştürme bilinçli niyeti olmadan, sadece her gün aynı düşüncelerin varyasyonlarını düşünürüz. Düşüncemizi dönüştürdüğümüz zaman, düşünce kalıplarımızı değiştiriyoruz ve zihne hafızasına ekleyeceği bazı yeni düşünceler vermeliyiz. Eğer vermezsek, bir vakum (boşluk) olur ve vakumdan nefret eden zihin, boşluğu ilk elde ettiği düşünceyle doldurur. Bu Küresel Mucize projesi sırasında, her gün mucize listenizi gözden geçirmeniz istendi. Bunun nedeni, zihnin çalışma şeklidir. Her gün listenizi gözden geçirdiğiniz ve mucizelerinize odaklandığınız zaman, zihninize yapacak bir şeyler sunuyorsunuz ve siz eski düşünce kalıplarını değiştirdiğiniz zaman, zihninize sunduklarınız yaratılan vakumu doldurur. Her gün uygulama yapmak ayrıca enerjinizi geçmişte olan bitenlere değil (geçmiş zihnin en iyi çalıştığı yerdir), ilerlemeye odaklamanızı sürdürür. Öyleyse mucize listenizi her gün görebileceğiniz bir yere koyun ve zihninizi tam şimdi yaşamınızda tezahür eden mucizelere odaklamaya devam edin. Bugün mucize listenizi gözden geçirirken, kaç tane eski düşünceyi değiştirdiğinizi görün, daha pozitif olup olmadığınıza ve yaşamınızda mucizelerin gerçekleşip gerçekleşmediğine bakın. Bu, düşünce kalıplarınızın değiştiğinin onaylanmasıdır. Tebrikler, Mucize Zihin Halinize adım atıyorsunuz.
29. Gün Sabır ve Zamanlama
Evren ile birlikte çalışmakla ilgili hızla öğreneceğimiz iki şey, Evrensel zamanlamanın insanın zamanlaması ile aynı olmadığı ve sabrın gerektiğidir ve sabır çoğu zaman derslerimizin büyük bir parçasıdır. Hepimiz sabırsız olmaya eğilimliyiz ve her şeyin tam şimdi gerçekleşmesini isteriz, ama Evrensel yasalarla, enerji ve mucizelerle çalıştığımız zaman, şeylerin ilahi zamanlama ile gerçekleştiğini biliriz ve bu deneyimlemeyi istediğimiz zamanlama ile her zaman aynı değildir. Öğreneceğimiz bir şey, her şeyin doğru ve en mükemmel zamanda gerçekleştiğidir ve eğer süreci hızlandırmaya çalışırsak, korku ve şüphe ile sorunumuz olur. Bazen gecikme kılık değiştirmiş bir kutsamadır, olay gerçekleşene kadar onu fark etmeyiz. Ancak berrak olan bir şey vardır, Evreni zorlayamayız, onu acele ettiremeyiz ve onu gitmesini istediğimiz yöne itemeyiz. Çabalayabiliriz, ama sonuçlar istediğimiz gibi olmaz ve çok daha azı bile olabilir. Bugün mucizeler listenizi gözden geçirirken, ilahi zamanlamanın sizin yararınıza nerde işlediğini görebiliyor musunuz, belki bir şeyleri geciktiriyordur ve size başka bir şey getiriyordur? Nerede bir sabır dersi alıyor olabileceğinizi görebiliyor musunuz? Sabır nasıl beklemek gerektiğini öğrenmek ile ilgili değildir, gücümüze ve gereksinim duyduğumuz şeyi tam olarak doğru zamanda yaratmak için bizimle çalışan hayırsever bir Evrene nasıl iman edeceğimizi öğrenmekle ilgilidir.
30. Gün Mucizelerinizi Fark Etmek
Bu, 30 Günde Günlük Mucizeler küresel mucize programının sonudur. Son 30 günde mucize üstatlığına kişisel yolculuğunuzda size rehberlik eden bilgiler aldınız. Mucize listenizi yarattınız ve sonra enerjinizi mucizeler yaratma yeteneğinizle hizalamak için blokajları uzaklaştırmak için çalıştınız. Mucizeleriniz sizin için tezahür etti mi? Eğer etmediyse, onların geleceklerini bilin. Mucizeleriniz beklediğinizden daha farklı bir şekilde geldi mi? Bazen mucizeler aşamalar veya adımlar halinde gelir ve eğer dikkat etmediyseniz (çünkü daha büyük bir şey umuyoruz), doğru yolda olduğumuzu, mucizemizin yolda olduğunu gösteren küçük şeyleri kaçırabiliriz. Sizin için gerçekleşen küçük şeylere, beklenmeyen kutsamalara, mucizelerinizin gelmekte olduğunu söyleyen aldığınız küçük onaylama örneklerine dikkat edin. Sizin istediğiniz aynı şeyi elde eden birinin onu nasıl almış olduğunu anlattığını dinleyebilirsiniz – bu sizin isteğinizin yolda olduğunun onaylamasıdır, başkalarının aldığının, sizin almadığınızın işareti değil. Her gün sizin için mucizelerin gerçekleşmesini bekleyin, hayal kırıklığına uğramazsınız. Ve süreç içinde mucizeleriniz de gelecektir. Mucizeler yaratma sürecini hızlandırmanın en iyi yolu, her gün yaşamımızdaki her şey için şükran duyarak yaşamaktır. Daha fazlasını istemeden önce, sahip olduklarımız için minnettar olmalıyız. Şükranla yaşadığımız zaman, yaşamlarımızı yaratmadaki sorumluluğumuzu kabul ederiz ve böylece mucizelerimizi tezahür ettirme gücüne sahip oluruz. Evren’in enerjisi şükran ve koşulsuz sevgiye dayanır ve yaşamlarımızda bu enerjilerle yaşayabildiğimiz zaman, mucizevi hayatlar yaşamamıza izin veririz. Bu akışa adım attığımızda, realitemiz üzerinde sahip olduğumuz gücün farkında oluruz. Mucizevi hayatlar yaratmak ve yaşamak kim olduğumuzu hatırlama sürecinin parçasıdır; Evrensel enerjiye ayak uydurarak çalışırken, hayallerimizin yaşamını birlikte – yaratabilen ilahi ve sonsuz ruhsal varlıklarız. Bunu yaptığımız zaman, her yerde herkesin de aynısını yapmasını sağlarız. Bu bizim Evren’e geri armağanımızdır, insanlığın bilincini yükseltmek ve cenneti dünyaya getirmek…..
Jennifer Hoffman Uriel Heals-alıntı
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Hintli ustadan, çırağına hayat dersi…Tuz ve Su

 

Hintli yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Yaşamındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi.
Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı.
– ‘Tadı nasıl?’ diye soran yaşlı adama öfkeyle:
‘Acı’ diye cevap verdi. Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi.

Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu:
– ‘Tadı nasıl?’ ‘Ferahlatıcı’ diye cevap verdi genç çırak.
– ‘Tuzun tadını aldın mı?’ diye sordu yaşlı adam, ‘Hayır’ diye cevapladı çırağı. Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi:
– ‘Yaşamdaki ıstıraplar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Istırabın miktarı hep aynıdır. Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Istırabın olduğunda yapman gereken tek şey ıstırap veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış.’