7 Kimyasal İlaca 7 Doğal İlaç…

Işıl Güçlü-Yaşam Koçu

Renklerine Göre Mumların Kullanımı…

images[2]
Mumlar
Mumlar en çok kullanılan dilek dileme yöntemlerinden biridir. Bazı eski gelenekler her tür dilekler için beyaz mumun veya tamamen doğal olması açısından bal mumunun kullanılmasını önerirken, bazı geleneklerde ise her dileğe özgü farklı renk kullanılması tavsiye edilir.  Mum ile dilek dileme işlemi genelde kutsal yerlerde; ermişlerin, aziz-azizelerin mezarlarında, ley hatlarının kesiştiği ve enerjinin yüksek olduğu alanlarda (özellikle eski mabetlerin inşa edildiği alanlardır bunlar) veya tapınaklarda yapılır.  Ama sadece buralarla sınırlı kalınmak zorunda değildir. Kendi evimizde de kutsal bir alan yaratarak, çalışmalarımızı sürdürebiliriz.
Renklerine Göre Mumların Kullanımı
Beyaz; Saflık, arınma, bütün genel dilekler, İlahi Işık
Siyah; Bağımlılıklardan kurtulma, kötülüğü defetme, negatif enerjiyi dağıtma, şansızlığı uzaklaştırma, Bilinçaltı
Sarı; Şans, Başarı, Zihinsel Aktivite, Neşe, Özgüven
Turuncu; Eril-Dişil dengesi, Adalet, Genel Başarı, Seksüel Denge
Mavi; Korunma, Huzur, Arınma, Olayların akışını sağlama, İletişimi Güçlendirme, Farkındalık
Mor; Psişik ve sezgisel güç, Üçüncü göz, Ruhsallık ve Ruhsal Arınma
Kırmızı; aşk, Duygusallık, Arzu, Tutku, Bedensel ve Fiziksel Güç, Özgüven
Yeşil; Bereket, Maddi konular, Şifa, Toprakla ve Toprak Anayla bağlantılıdır, Şefkat, Hoşgörü, İnsan Sevgisi
Kahverengi; İşlerde başarı, Maddi kazancın artması, Duygusal denge,
Pembe; Olayları ve kişilerin enerjisini yumuşatma, Olumlu enerjiler yaratma, Arkadaşlık, Sevgi ve Romantizm
Gümüş Rengi; Ayın etkilerini çekme (sezgi, kehanet, yaratım, o)
Altın Rengi; Güneşin etkilerini çekme ( Şifa, güç, başarı, yaşam, eril enerjiler, kontrol)
(Not: mumlarda Genelde orta karar renkler kullanılır. Çok koyu renkler tercih edilmez. Mesela çok koyu mavi ağır bir enerji yaydığı için depresyona sebep olabilir veya uygun kullanımında bağımlılığı kırmada kullanılır. Yani koyu renkleri kullanmanın yöntemleri farklıdır. Ayrıca iki farklı renk kombinasyonları her daim tercih edilmez. Mesela yeşilimsi, mavi renk hastalığı temsil eder, haliyle bu renkte kötü bir tonu olan mumu tercih etmemeliyiz. Mumların renkleri kullanılacaksa olabildiğince parlak, canlı ve net olmalıdır. İkili kombinasyonlardan kaçılmalıdır, Örnek olarak siyah mum negatif enerjiyi dağıtma ve uzaklaştırmada kullanılır. Eğer bu kırmızı renk ile kombine edilmişse, bu sefer negatif enerjiyi sadece dağıtmaz, bu negatif enerjiyi kim size gönderdiyse ona geri yansıtır.)
Ayrıca meditasyonlarda mum yakmak, enerjiyi yükseltecek ve meditasyonda daha iyi odaklanmanıza olanak verecektir
Efe Elmas

Bir Ruhun Uyanışı…

391193_422577494454961_1942374441_n[1]
Ruhsal bilgilere göre insanın yeryüzünde bulunuş amacı tekâmül etmektir. Bu amaçla bir arınma plânı yaparak öte âlemden dünyaya doğan ruh, bedene bağlandıktan sonra “dünyada bulunuş amacını” tamamen unutur. Çünkü öte alemde serbest olan ruhsal şuuru, madde ortamına gelince kapanmıştır. Yaptığı plânla ilgili hiçbir şey hatırlamaz. Bunun sonucu, maddenin cazibesine kapılarak kendi egosu doğrultusunda yaşamaya başlar. Birçok insan gibi, madde, onun için de vazgeçilmez bir olaydır. Hayatında her şeyi madde ile ölçüp tartmaya başlar.
Kendi düzenini kurmak için diğer insanlara karşı adaletsiz ve hoşgörüsüz davranır. Anlayış, onda çok uzak bir kavramdır. Her şeyde önce kendi çıkarını düşünür. Kısacası kendi bencil istek ve arzularının tatmini için ne gerekiyorsa yapar. İlâhi yasa gereği böyle bir insanın karşısına, ara sıra kendini görebilecek imkanlar çıkartılsa bile, maddenin cazibesi yüzünden onları görmezlikten gelir.
Bu uykuda yaşama durumu, insanın kendi ürettiği düşüncelerin ve yaptığı eylemlerin sonuçlarını kendi karşısında görünceye kadar devam eder. Çünkü farkında olmadığı bir başka yasa olan sebep-sonuç yasası çalışmaktadır. Dolayısıyla hayatta ne ektiyse, onu biçmeye başlamıştır ve bu durum onu giderek rahatsız etmektedir. Mutsuzluğu her geçen gün biraz daha artmaktadır. Günün birinde durup düşünmeye başlar. Neden, niçin her şey onu bulmakta ve işler yolunda gitmemektedir? Düşüncelerinde bu ve bunun gibi onlarca soru oluşmaya başlayan insan için artık uyanış başlamıştır.
Çevresine baktığında akıllıca ve doğru yaşayan birçok huzurlu insan da görmektedir. Kişi, bir müddet bu insanların yaşam tarzlarını, düşünce biçimlerini inceleyerek, onların doğrularıyla kendi doğruları arasında bir karşılaştırma yaparak bir sonuca varmaya çalışır. O da artık kendini ve yaşamını değiştirmek istemektedir. Değişimi sağlayacak bir felsefeye, bir yola ihtiyacı vardır. İşte bu dönemde, bir başka ilâhi yasa devreye girer ve onu destekler. Gelişimi için gerekli olan kitaplar, insanlar, felsefe ve yollar bir bir karşısına çıkar.
Seçme özgürlüğü doğrultusunda, süratle bilgilenerek kendini tanımaya başlayan insan, bir müddet sonra kendisini mistisizmin (*) içinde bulur. Çünkü artık o, “ne ve kim olduğunu”, “nereden gelip, nereye gittiğini” sorgulamaya başlamıştır. Bir süre, ego ve mistisizmi bir arada yaşar. Daha sonra ego’dan kurtulması lazım geldiğinin bilincine varır. Ve kendi kendisiyle cenge girer. Bu savaşın ona bir barış getireceğini inanmaktadır. Sonuçta girdiği bu yeni yolda evrensel kanunların ışığında değişim ve dönüşüm geçirmeye başlar. Zamanla bencillikten uzaklaşarak, daha anlayışlı, daha sağduyulu, adaletli, hoşgörülü ve sevgi dolu bir insan haline gelir. İçsel arınmanın ve bilgilenmenin getirdiği bu idrak ve farkındalık hali, kişiyi bir müddet sonra bütüne hizmet etmeye götürecektir.
“Uykudakiler uyansın!.. Belki yanmak vaktidir. Gerçekleri bilenler toplansın!.. Bilin ki vermek vaktidir. Vermeyenler utansın!.. Bilin ki, görmek vaktidir.” Ne mutlu bu farkındalığı yaşayanlara!.
alinti
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 1 Comment »

BİR KARAFATMANIN HAYATI:)))

Dün gece yine ölümle burun buruna geldim.

Kendime bir zarar geleceginden degil ama karim Cemile ne yapar sonra.

Biz aksam yemegimizi genelde saat 11-12 gibi yerdik, ama ev sahiplerimizin

misafiri geldiginden geç vakitlere kadar oturup yatmadilar.

Neyse ki konuklarin gitmesiyle birlikte uykuya daldilar. Bir süre

ortaligin sakinlesmesini bekleyip, yiyecek toplamaya basladim.

Bugün misafirler geldigi için menü çok zengindi. Pasta ve börek kirintilarina

bayiliriz. Her neyse ben nevaleyi toplarken birden mutfagin isigi yandi

ve “Aaaaaa! Karafatma” diye bir ses duydum.

akıllı(!) adam, ben bir erkegim Fatma da nereden çikti. Benim adim Ismail. Böyle

seyler delikanliyi bozar. Hadi beni karimla karistirdin diyelim. Sen ne kadar

korkak bir adamsin. Benim kaç katim büyüklügünde olmana ragmen bu bagiris da ne böyle?

O korkunç sesin kesilmesiyle birlikte, sanki ben ona bir bok yapmisim gibi beni

kovalamaya basladi. Inanin o kadar da dikkat ediyorum, tabak, çanak, bardak

üzerinde dolasmamaya çünkü bu dingilin karisi çok titiz. Bazen diyorum ki bu

giciklarin misafiri geldiginde git ortalarda dolas böylelikle utanilacak duruma

düssünler. Ama yapamiyorum iste. Ne olursa olsun, ekmek yedigin tekneye kötü

gözle bakmamak gerekir.

Ben eve geldigim ilk yillari hatirliyorum da ne güzeldi o günler. Rahmetli

kayinbabam ve kayinvalidem beni evlerine kabul etmislerdi. O zamanlar rahattik,

çünkü ev sahibimiz Riza amca kördü. Bu sebeple evin her yerinde serbestçe

dolasabiliyorduk. Hatta Riza amcayla ayni sofrada yemek yedigimiz günlerde

oldu. Gerçi bizleri görebilseydi nasil davranirdi bilmem ama o hep yüregimizde yasayacak.

Riza amcanin durumu pek iyi sayilmazdi, memur emeklisiydi. Bu evde rahmetli

karisininmis, bu yüzden yiyecek konusunda bu kadar fazla seçenegimiz yoktu.

Ama daha mutlu ve huzurluyduk. Riza amca bir gün görünmez kazaya kurban gitti.

Gerçi onun için bütün kazalar görünmezdi.

Riza amcanin topraga verildigi gün biz de oradaydik. Karsi komsusu Osman Zeki

bey bize geldiginde ceketini asmisti. Biz de bunu firsat bilip ceketin cebine

girdik. Ardindan Osman Zeki beyle birlikte mezarliga dogru yola koyulduk. Riza

amcanin üç tane oglu vardi ama bugüne kadar sadece nüfusta gözüküyorlardi.

Hayirsizlar daha ilk günden evi satisa çikardilar. Evi su anda oturan adam ve karisi satin aldi.

Eve ayak basmalariyla kayinbabam ve kayinvalidemi öldürmeleri bir oldu. Adam

sonra igrenerek cansiz bedenleri kagida sararak çöpe atti. Sanki kendisi çok

temizmis gibi. Halbuki tuvaletten çiktiktan sonra ellerini yikamadigina

defalarca sahit oldum. Simdilerde kendine üzerinde rahmetli kayinvalidemin

resmi olan bir ilaç almis, durmadan üzerimize sikip duruyor. Kayinvalidem

Sultan hanim gençliginde fotomodel oldugu için bu tür ilaçlarin üzerinde resmi

bulunuyor. Hatta bir iki reklam filminde de oynamisti. Ama evlenince mecburen

birakti. Çünkü kayinbabam tam bir Osmanli erkegiydi.

Bugüne kadar rahmetli Riza amcanin anisina bu evde oturduk, artik daha fazla

dayanacak halimiz kalmadi. Ese dosta haber saldik. Kendimize göre bir ev bulur

bulmaz tasinacagiz buradan. Belki de sizin evinize yerlesiriz hayat bu belli mi olur?

BİR KARAFATMANIN HAYATI

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Çok hoşuma gitti…

Tanrı size ,
Her fırtınaya, bir gök kuşağı
Her göz yaşına, bir gülücük
Her kaygıya, bir vaat
Her derde, bir destek
Hayatın verdiği her problemi paylaşacak vefalı bir arkadaş
Her iç çekişe, güzel bir şarkı
Ve her duaya bir cevap versin…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Eğer Bir İnsan:Sürekli eleştirilmişse; Kınama ve ayıplamayı öğrenir.

393029_645403435486615_1835259773_n[1]

Kin ortamında büyümüşse; Kavga etmeyi öğrenir.

Alay edilip,aşağılanmışsa; Sıkılıp utanmayı öğrenir.

Devamlı utandırılarak terbiye edilmişse; Kendini suçlamayı öğrenir.

Hoş görü ile yetiştirilmişse; Sabırlı olmayı öğrenir.

Desteklenip,yüreklendirilmişse; Kendine güven duymayı öğrenir.

Övülmüş ve beğenilmişse; Takdir etmeyi öğrenir.

Haklarına saygı duyularak büyütülmüşse; Adil olmayı öğrenir.

Güven ortamı içerisinde yetişmişse; İnançlı olmayı öğrenir.

Kabul ve onay görmüşse; Kendini ve insanları sevmeyi öğrenir.

Aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse; Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.

Dorothy Nolte

BEN % 7 GRUBUNA DÂHİLİM !

883568_522829987774744_673554942_o[1]
Plain Dealer, Cleveland, Ohio’lu 90 yaşındaki Regina Brett’in kaleminden: Bir zamanlar, doğum günümde, “Hayattan aldığım 45 ders” başlıklı bir yazı yazmıştım.Bugüne kadar en çok okunan ve istek alan makalem oldu!
1.Hayat haksızlıklarla dolu ama yine de güzel!!.
2.Şüphede kalma, ikinci bir adım daha at!
3 Hayat,  nefrete harcayacak kadar uzun değil !…
4.Hastalandığında… sana işin değil, ailen, arkadaşların bakacak. Onlarla ilişkini koparma!
5.Her ay kredi kartlarını ödemeyi unutma.
6.Her tartışmayı kazanacaksın diye bir şey yok! . Fikir farklılıklarını kabul et!!.
7.Ağlayacaksan, bir başkası ile birlikte ağla! Tek başına ağlamaktan evladır..
8.Tanrıya kızmanda bir mahzur yok! O bunu kaldırabilir! !.
9.İlk maaşından başlamak üzere, emekliliğine para ayır..
10 Söz konusu çukulataysa, direnmenin anlamı kalmıyor. .
11 Geçmişinle barış ki, bugününün içine etmesin!.
12 Çocukların seni ağlarken görsün! Bundan kaçınma..
13 Hayatını başkaları ile mukayese etme, ötekilerin neler çektiğini bilmiyorsun!
14.Bir ilişki gizli olacaksa, sen içinde olmamalısın!.
15.Göz kırpacak kadar bir zamanda her şey değişebilir. Ama merak etme, Tanrı asla göz kırpmaz!!
16.Derin bir nefes al, kafanı sakinleştirir.
17.Güzel ve yararlı olmayan, seni mutlu etmeyen her şeyi çöpe at!!  Düşünce kalıplarında dahil!….
18 Her ne yaşıyorsan, seni öldürmediği müddetçe, güçlü kılar.
19.Mutlu bir çocukluk geçirmek için geç kalmış değilsin de, bu  sadece ve sadece sana bağlı!!
20.Hayatta sevdiğin her ne ise, peşinden giderken asla  “hayır” sözcüğünü cevap kabul etme.
21.Mumları yak, değerli yatak takımlarında uyu, kendine pahalı iç çamaşırları satın al…. Bunlar için özel fırsatlar bekleme, bugün zaten özeldir!!
22.Önce hazırlan, sonra da kendini akıntıya bırak.
23.Şimdiden egzantrik ol! Kırmızı giymek için yaşlanmayı bekleme.
24.En önemli sensin ve çok özelsin….
25.Mutluluğun için senden başka sorumlu yoktur! .
26.Her yaşadığın felaketin ardından kendine şu soruyu sor: “Beş yıl sonra bunun benim için  ne önemi olacak??”
27.Daima yaşamı seç.
28.Herkesi, her şeyi affet.
29.Başkalarının senin hakkında ne düşündüğü seni ilgilendirmez! .
30.Zaman her imkana sahip.. Zaman tanı!
31.Durum ne kadar iyi veya kötü olursa olsun, değişecektir..
32.Kendini fazla ciddiye alma, kimse almıyor ki zaten!.
33.Mucizelere inan!!.
34.Tanrı, Tanrı olduğu için seni seviyor. Yoksa yaptıkların ya da yapmadıkların için değil!!
35.Hayatı denetlemeyi bırak!. Öne çık, kendi hayatını kendin yarat.
36.İki seçeneğin var “Erken ölmek” ya da “yaşlanmak”..
37.Çocuklarınızın, yaşayacak başka çocukluk dönemi yok!.
38.Sonuçta gerçekten önemli olan sevmiş olmandır!!.
39.Her gün dışarı çık.. Mucizeler her yerde seni bekler!.
40.Dertlerimizi bir torbaya doldurup, milletinkilerle bir arada görsek, bizimkileri geri toplardık..
41.Kıskançlık zaman kaybıdır. Zaten ihtiyacınız olan her şeye sahipsiniz!!
42.Her şeyin en iyisini daha yaşamadın!!.
43.Kendini nasıl hissedersen et, kalk, giyin ve dışarı çık!
44.Yol ver!
45.Hediye paketinde olmasa bile, hayat yine de bir hediyedir!!.
“BU MAİL’İ ALANLARIN % 93’ÜNÜN, KİMSEYE GÖNDERMEYECEĞİ HESAPLANMIŞTIR.  GÖNDERECEK OLAN % 7 İÇİNDEYSEN,  ” Ben, %7 grubuna dahilim..” başlığını koyup, arkadaşlarına gönder
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Kendi üzerindeki çalışmanın, insanın standart zihin yapısını yeniden kurgulaması ve çerçevelemesi gerekiyor.

 

 

Kendi üzerindeki çalışmanın, insanın standart zihin yapısını yeniden kurgulaması ve çerçevelemesi gerekiyor. Çalışmaya başlamanın bile uzun zaman almasının sebebi bu.,

Halen çalışan bir bilgisayarı, kapatmadan yeniden formatlamamız gerekiyor. Parça parça gelişen ve zaman alan süreç. Bazen ilişkiler ve sevgililer, bazen aile, bazen de kendi hakkımızdaki bölümler yeniden yazılıyor.
Sonra, yeni bir insan oluyoruz.
Bildiğim kadarıyla, bunu çok kere  ve farklı seviyelerde tekrar etmek gerekiyor.

Dışımızda Sandıklarımız, İçimizden Yansıyanlardır…

Bilinçaltındaki negatif çeirdek inançları (virüsleri) temizlemeden hiç bir kayıdı olumlu olarak arttıramazsın…M.T.B

Yaşamınızda, özellikle de bir dilek veya sorununuz olduğunda, sürekli karşınıza çıkan rakamların size mesajı olabilir.

4341_buyuk_zoom

Melekleriniz mesajlarını belli sıklıkta aynı numaraları size göstererek  iletirler. Onlar bunu iki yolla yaparlar: Birincisi; hafifçe kulağınıza  fısıldarlar ve böylece o rakamı görmek için ya saate bakarsınız yada bir  afişteki telefon numarasına. Melekler, sizin sürekli olarak belli aralıklarla  aynı sayıyı tekrar tekrar gördüğünüzün farkında olacağınızı umarlar. Örneğin;  sıkça 111 sayısını görüyor olabilirsiniz ve bu öyle bir şekilde görünebilir ki  ne zaman saate baksanız saat 1:11 veya 11:11’dir. 1.Sayısı; Düşüncelerine  dikkat et,çünkü şu anda düşüncelerinle yaratıyorsun demek.

2 Sayısı;  Meleklerin senin yanında demek.Sizi selamlıyor ve destek oluyorlar.

3  sayısı; Aydınlanmış üstatların sizinle olduğunu, 3 sayısı görünce aklınıza  ilk gelen kişiyi düşünün, muhtemelen o kişi size yardım ediyor ya da destek  oluyordur.

4 lü sayılar;bu işi meleklerine bırak biz hallediyoruz  demektir.

5 li sayılar; doğru yoldasın,bu yaptığını yapmaya devam et.

6  lı sayılar; bırak bizlere, bırak Allah halletsin demektir.

7 li sayılar; bir  mucize bekle, düşünme süpriz demektir.

8 li sayılar; bereket sana  geliyor.

9 lu sayılar; hayatının amacı üzerinde çalış. 0 Allah seni  seviyor.Kendinize yaptığınıza güvenmeniz gerektiğinde karşınıza çıkabilir 0  sayısı.

kaynak: haberci burada

KENDİMİ HASTALANDIRDIM NASIL ŞİFALANABİLİRİM ???… ŞİFA MEDİTASYONU!…

indir (1)

Moraliniz bozuk olduğu zaman, sevdiğiniz bir yakınınız ile tartışmanızın  ardından çok değil, birkaç gün geçtikten sonra yatak döşek yattığınız olmuştur,  değil mi?
Veya şu durumlar size tanıdık geliyor mu?
Moraliniz bozuk ve  siz nezlesiniz, canınız bir konuya fena sıkkın, akabinde başınız ağrıyor.
Heyecanlısınız midenize kramplar giriyor.
Üzücü bir haber duydunuz  bayılıyorsunuz veya kalp krizi geçiriyorsunuz.
KENDİNİZİ KENDİNİZİN  HASTALANDIRDIĞINI FARKINDA MISINIZ?
Olumsuzu yaratarak kendinizi  hastalandırıyorsunuz.Her duyguya ait olan bir frekans ve her frekansa da ait  olan bir deneyim vardır. Siz enerji seviyenizi düşürerek,kendinize bu frekansa  ait olan hastalık deneyimlerini çağırtıyorsunuz.
Beden, bu hayatta, bizim  ruhsal yolculuğumuzda ilerlememiz ve yol olabilmemiz için en büyük  yardımcımızdır. Kimi zaman bize ruhsal şifalanmamız için de hastalanarak  yardımcı olmaya çalışıyor.Örneğin; Kanser olduğunu öğrenen bir kişi yaşama  tutunmaya karar verince, ne yapıyor?Öncelikle geçmişi ile hesaplaşarak, içindeki  kızgınlık, öfke ve kinin ne kadar boş olduğunu anlıyor.Ve geçmişindeki acı  anılara bir çizgi çekerek, önüne pozitif bir şekilde bakıyor.İnsanlığın  gelişiminden bu yana hastalıklar ruhsal şifalanma için bize ciddi anlamda hizmet  etti.Hastalık deneyimin en düşük frekanstaki karşılığıdır. İçimizde  hissettiğimiz her negatif duygu, bizim gelişmemiz gereken tarafı bize  gösterir.Burada önemli olan fark etmemizdir.
Hayatınızın yönetmeni sizsiniz.  Peki hastalıkları nasıl yöneteceksiniz?Farkındalık çok bilinmezli bir denklem  gibidir.Fark etmeniz gerekenler anda ve şimdi sürekli olarak değişmektedir.Her  bilinmezden çıkan deneyim, bizi bir üst frekansa taşır.Yaşam boyunca hizmet  ettiğiniz ve hizmet edildiğinizin bilincinde olursanız,yaşadığınız deneyimlere  de o gözle bakarsınız.O zaman dualite dışına çıkıp, olaylara iyi – kötü demeden  sadece olan olarak bakabilirsiniz.
Bu size ne kazandırır? Öncelikle negatif  duygu üretmenizi ve frekansınızı düşürmenizi engeller. İkincil olarak da zihinde  kalıp üretmezsiniz. Zihinde kalmak hastalığınızı tetikler, besler.
Şifa gücüm  var mı? Bu hepimizin içinde var olan bir güçtür. Sadece kimimizin farkında  olarak kullandığı, kimininse daha fark etmediği bir yönüdür.
Kendinize nasıl  şifa vereceksiniz?Öncelikle kendinizi hasta ettiğinize inandığınız  gibi,iyileştirebileceğinize de inanarak başlarsanız olumlu ilk adım olur.Daha  sonrası için kendinize rahat ve sakin bir konuma sokun ve meditasyon haline  gelin. Kendinize iyileşmek için izin vermeniz gerekiyor.Bunun için de rahat  olmanız lazım. Bunu bir olumlama cümlesi ile dile getirebilirsiniz;
“Anda ve  şimdi, bütün olasılıklar içinde sağlıklı, mutlu ve huzurlu olduğum anı  seçiyorum.
Şifa enerjisini çağırıyorum.
Şifa enerjisine hastalığıma şifa  olduğu için teşekkür ederim. Ve öyledir.” Diyorsunuz.
İçinize istediğiniz  renkteki ışığı seçerek sizin hasta yerinize şifalandırdığını,
olmak  istediğiniz sağlıklı ana geldiğinizi hayal ediyorsunuz.Bu meditasyon hali 15-20  dakika sürüyor. Şifa enerjisine teşekkür ederek meditasyonunuzu  sonlandırıyorsunuz.Daha sonra günü fazla kendinizi yormadan, bol su içerek ve  dinlenerek geçiriyorsunuz.Bu meditasyonu hastalığınızı iyileştirene kadar  yapmaya devam edebilirsiniz.
Ne zaman iyileşeceğiniz sizin koyduğunuz zaman  sürecine bağlı olarak işleyecektir.Kendi şifanızı anda yaratabilmeniz dileğiyle…

kaynak: haberci burada…

MUTLAKA OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM !

images[1]
Zamanın birinde, bir oduncu ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana rastlamış. Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an gözgöze gelmiş. Yaradana olan aşkı -yılan bile olsa-… yaratılana yansımış ve yılana vurmay…a kıyamamış. Yılanda duygulanmış ve dile gelmiş. ”Ey insanoglu, sen bana kıyamadın, bende sana iyilik edecegim” demiş.Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş. Biraz sonra agzında bir altın lira ile dönmüş ve ”Bundan böyle ömür boyu sana hergün bir altın lira verecegim!” demiş.
Oduncu altını bozdurmuş ve evinde ogün şenlik olmuş. Aileside dahil hiç kimseye olanı biteni anlatmamış. Herkes sadece oduncunun çok çalıştıgı için durumunun düzeldigini zannetmiş. Oduncu yıllar boyu hergün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile buluşmuş ve altınını almış. Birgün oduncu agır hastalanmış. Kuyunun başına gidemez olmuş. Birkaç gün geçince bolluga alışmış evinde darlık başlamış.
Oduncu oglunu yanına çagırmış ve yılanın sırrını anlatmış. ”Kör kuyunun başına git ve oglum oldugunu söyle; yılan sana altın verecek!” demiş. Oglu inanmamış ama gitmiş. Yılan önce saklanmış, sonra ortaya çıkmış. Onun oduncunun oglu olduguna iyice kanaat getirince de kuyuya inip bir altın getirmiş. Oglan önce inanmadıgı hikayenin gerçek oldugunu görünce hırsa kapılmış, ”Kimbilir daha ne kadar altın var kuyunun içinde!” diye düşünmüş. Hırsla yılanı öldürmek için bir hamle yapmış, ıskalamış ama yılanın kuyrugunu koparmış. Yılan da can havliyle dönüp oglanı sokmuş ve öldürmüş.
Akşam yaklaşıp da oglu gelmeyince oduncu iyice endişelenmiş. Hasta yatagından sürünerek bile olsa kalkmış. Kuyunun başına gitmiş ki oglu cansız yatıyor. Yılanda o anda görünmüş; kuyrugu yok ve kanlar içinde.
Oduncu durumu anlamış ve çok üzülmüş. Canının parçası oglu yerde cansız, yıllardır velinimeti olan yılanda yaralı… ”Hatalı olan oglum olmalı!” demiş ve yılandan özür dilemiş. ”Tekrar dost olalım!” demiş.
Yılan ise acı acı gülümsemiş: ”ÇOk isterdim ama sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken biz artık dost olamayız!” demiş.
alıntı

Mekanı Temizlemek

Başınıza gelmiştir; bazı mekanlara girdiğinizde sebepsiz bir huzur, içeriden yükselen bir neşe gelir doldurur içinizi… Ve bir gülümseme yayılır yüzünüze “burayı sevdim!” dersiniz… Sebebini gündelik zevklerinizle açıklamak mümkün olmaz bazen, sadece “seversiniz”…

ev Bazı kapılardan içeri adım attığınızda ise bir sıkıntı yükselir içinizde, karanlık bir duygu; sebebini tam çözemediğiniz. “Perdeler kapalı ondan mı acaba…” ya da “duvarların renginden olsa gerek…” gibi mantıklı yanıtlar arar zihniniz amma ve lakin doyurucu bir cevap bulamaz… Birinci durumda sorun yok :)  biz ikinciye bakalım… Aslında ne perdelerin örtülü olmasıdır sorun, ne duvarın rengi ne de kapının gıcırtısı… Bir mekana girdiğimizde bedenimizle birlikte ruhumuz da ortamla iletişim kurmaya başlar. Beden-zihin ikilisinin kavrayamadığı bazı frekansları ruh düzlemimizden algılarız. Bu da kısaca mekanın “enerjisidir”.

Bir alanda yaşanmış tüm olaylar, bir çeşit enerji temizliği yapılmadığı sürece orada asılı kalır. İyi enerjiler kadar negatif enerjiler için de durum böyledir. Feng Shui’yi mimari dekorasyon yönergelerinden ziyade bir yaşam tarzı olarak benimsemiş olan Japonlar, bir evin enerjisini anlamak için içeriye bir kedi ya da küçük bir oğlan çocuğu salarlar. Kedi huysuzlanıyorsa enerjisel bir sıkışma var demektir. Yine kedinin gidip kıvrılmayı seçtiği noktaya Feng Shui uzmanları, evin en rahat koltuğunu ya da yatak odası ise yatağı yerleştirirler. Feng Shui ayrı ve çook keyifli başka bir yazı konusu. İyisi mi biz basitçe yeni bir mekan edindiğimizde (ev-iş yeri vb) ilk etapta nasıl temizleyebileceğimize bakalım:

*Otlardan faydalanmak: En kolay erişilebilir olanı adaçayı olmak üzere üzerlik tohumlarını bir tavada tütsülemek. Adaçayı dalını bir tütsülüğe takarak ve ucundan yine bir tütsü gibi yakarak boş evin her köşesinde dolaştırın. Özellikle kapalı köşeler oluşturan kapı arkaları gibi yerlerde bir kaç saniye duraklayın. Adaçayının mis gibi dumanı birikmiş tüm negatif enerjileri yok edecektir. Kapı girişlerine kuru sarmısak asmak da negatif enerjiyi uzak tutmak için kullanılan çok eski bir yöntemdir (hem böylelikle vampir de giremez :)  )

 

adaçayı *Doğal Taşlardan faydalanmak: Kuvars çeşitleri ve özellikle Ametist bu iş için biçilmiş kaftandır. Dağ Kristali, Pembe Kuvars (Rose-Gül Kuvars) diğer kuvarslar gibi negatif enerji emicidir. Ancak enerjiyi üzerlerinde biriktirdiklerinden zaman içinde temizliklerinin yapılması gerekir (akan su altında tutarak veya toprağa gömüp bekleterek). Yine bir kuvars çeşidi olan Ametist ise negatif enerjiyi pozitife dönüştürme gücüne sahip olduğundan temizliğe ihtiyaç duymaz. Çok ağır negatif olaylara maruz kalmadıkça aylarca hatta yıllarca temizlenmeden bulundurulabilir. Bu yüzden mekanlar için daha çok tavsiye ve tercih edilen bir taştır. Yoğun pozitif enerjisi ile mekana güzellik sağlar, üstelik ortamdaki radyasyonu da emer.

ametist *Sesle arındırmak: Tibet Çanağı denilen tahta çubuklu metal çanaklar doğuda mekanları sesle arındırmak için kullanılır. Bunlardan bir tane edinebilirseniz (internetten bulabilirsiniz, hem de Tibet’li sanatçılara destekte bulunmuş olursunuz) ses tınıları ayarlı bu çanakla bir kez ses çıkararak (çanağı alttan tutarak, çubuğu çanağa orta şiddette bir kez vurarak) mekanın titreşimini düzenlemiş oluyorsunuz. Her oda için yapılmalıdır. Bu tür kullanım için piyasadan başka ürünler de bulabilirsiniz. Bazı klasik eserler ve Relax müzikler çalmak da mekanın titreşim düzeyini arttırır.

tibetbowl *Bitkilerden faydalanmak: Uzun süre yeşil yapraklı kalan canlı bitkiler mekanın titreşim düzeyini arttırır. Kaktüs gibi bitkilerinse yerleştirilmelerine dikkat etmek gerekir. Yapma çiçekler ve ölü (kurutulmuş) bitkilerden yaşam alanlarında uzak durmak gerekir.

janet_craig_hchw *Kendi enerjinizle mekanı temizlemek: Evinizde mümkün olduğunca huzurlu ortamlar yaratarak, eski ve gereksiz eşyaları tasnif ederek ya da elden çıkararak, pozitif enerjili insanları ağırlayarak, neşeli huzurlu vakitler inşa ederek evinizin titreşim düzeyini yüksek tutmanız mümkün, üstelik en keyiflisi de bu ;)

Mia♥

*Yazı ilk kez dekorasyonperisi.com/mekani-temizlemek/ adresinde yayımlanmıştır. Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilerek kullanılabilir ;)

Mia’nın Bahçesi sayfasından alınmıştır…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Uzun Yıllar Sağlıklı Yaşamanın Sırrı…

Herkes kızabilir, bu kolaydır…