Hayat birlikte güzeldir …

10458368_860229150707112_8602272084826159849_n[1]

 

Kadın her sabah olduğu gibi o günde beyaz değneği ve el yordamı ile otobüse binmişti.
Şöför : Soldan üçüncü sıra boş hanımefendi dedi.

Kadın 32 yaşında güzel bir bayandı ve eşi oldukça yakışıklı bir hava subayı idi. Bundan birkaç ay önce yanlış bir teşhis sonucu gerçeklestirilen ameliyatla gözlerini kaybetmisti genç kadın ve asla göremeyecekti. Kocası ameliyattan sonra acı gerçegi öğrenince yıkılmış ve kendi kendine bir söz vermisti. Asla karısını yalnız bırakmayacak, ona sonuna kadar destek olacak, kendi ayakları üzerinde durana kadar cesaret verecekti.

Günler geçiyordu. Kadın her geçen gün kendini daha kötü hissediyor, çok sevdiği kocasina yük oldugunu düşünüyordu. Eşinin bu içine kapanık,karamsar hali kocayı çok üzüyordu. Bir an önce bir seyler yapması gerekiyordu, karısı günden güne kendi içine kapanık dünyasında kayboluyordu.

Bütün gün düşündü koca nasıl yardım edebilirim güzeller güzeli eşime. Birden aklına eşinin eski işi geldi. Geri dönmesini isteyecekti. Ama bunu ona nasıl söyleyecekti, çünkü artık çok kırılgan ve neşesizdi. Bütün cesaretini toplayarak akşam karsına konuyu açtı.

Karısı dehşetle gözlerini açtı. Ben bunu nasıl yaparım ben körüm, diye bağırdı.

Kocası ona destek olacağını her sabah işe onu kendisinin bırakacağını ve akşam alacağını ve ona çok güvendiğini söyledi. Çünkü eşini tanıyordu ve bunu başarabileceğini biliyordu. Kadın büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü eşini çok seviyordu ve onu kırmak istemiyordu. Her sabah eşini işine bırakıyor ve akşamları alıyordu fedakar koca.

Günler böyle ilerledi karısı eskisinden biraz daha iyiydi. Fakat kocası daha fazlasını istiyordu , kendisine söz vermisti sonuna kadar gidecekti. Akşam karısına: Artık işe kendin gidip gelmelisin, dedi,. Kadın şaşırmıştı. Bunu asla yapamayacağını söyledi. Kocası israr edince onu yine kıramadı ve bütün cesaretini topladı bunu kendisi de istiyordu ama o kadar güveni yoktu .

Sabahları kadın artık otobüs durağına kendisi gidiyor, otobüsüne biniyor ve otobüsten inerek işine gidebiliyordu.

Günler günleri kovaladı hiçbir problem yoktu. Yine bir gün otobüse binerken, soför :
– Sizi kıskanıyorum, hanımefendi dedi.

Kadın kendisine söylenip söylenmediğini anlayamadan, neden , diye sordu .

Soför, – Çünkü her sabah sizin arkanızdan bir hava subayı genç adam otobüse biniyor ve bütün yol boyunca sevgi ile size bakıyor, otobüsten indikten sonra yeşil ışıkta yolun karşısına geçmenizi bekliyor siz binaya girdikten sonra arkanızdan öpücük yollayıp size her gün sevgiyle el sallıyor , dedi .

” Hayat birlikte güzeldir …

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Meleklerle Nasıl İletişim Kurabiliriz ve Nasıl Yardım Talep Edebiliriz ?

713[1]
Meleklerimizin varlıgı Bizi gerçekten her anlamda destekleyen Meleklerimiz var. Her konuda ve her an onları çağırıp dileklerimizi, isteklerimizi, kaygılarımızı onlara… söyleyip yardım isteyebiliriz. Bizler yardım istemeden onlar bizler için hiçbir şey yapamazlar. Yaradanın insanlara bahşettiği bir özgür irade kavramı var, yani biz istemedikçe hiç kimse hiçbirşey bize müdahele edemez. Meleklerimizde bizden çağrı beklerler ve bu çağrı geldiğinde (yardım istiyorum dediğinizde) hemen bizler için çalışmaya başlarlar… Meleklerimizle iletişim kurarken ilk adım ne olmalı? Meleklerimizle iletişim kurarken ilk adımızı Koruyucu Melegimize iletişim kurmaktır. Koruyucu melegimizle iletişim kurmak icin ise Buyuk BasMeleklerden yardım istebiliriz.
Başmeleklerin birçok görevi vardır. Bunlardan biri de bizlere yol gosterme ve isteklerimize ulasmada yardımcı olmaktır. Bu yuzden eger koruyucu Meleğimiz ile iletişim kurmak istiyorsak Başmelekler bu konuda da bize yardımcı olacaklardır.   Günlük hayatımızda karşılaştığımız zorluklarda meleklerden nasıl yardım alabiliriz? Meleklere her konuda danışabiliriz. Yapacağımız iş anlaşmasının tüm detaylarını ya da o gün ne giyeceğimize kadar aklınıza gelebilecek her konuda destek isteyebiliriz. Toplantılarda guzel fikirler, sınavlarda yanımızda olmalarını ve basarı elde etmemiz icin bize yardımcı olmalarını isteyebiliriz. Güç, güven, huzur, sevgi, cesaret vermelerini isteyebiliriz. Konu ne olursa olsun fark etmez yaşamımızın her alanında meleklere danışabiliriz. Burada önemli olan ve mutlaka yapmamiz gereken: soruyu sorduktan ya da ihtiyacımız olan desteği talep ettikten sonra cevabın ve çözümün geleceğiniden emin olmak ve buna rahatlikla inanmaktır. Gelen cevabı zihnimizle sorgulamamak ve en önemlisi cevap bizim duymak istediğimizden farklı bile olsa kabul etmek ve hayata geçirmektir. Meleklerle tam olarak nasıl iletişim kuruyorum?   Meleklerle herkes iletişim kurabilir. Melekler bize yardım için, yaşamımızı daha kolay ve guzel ve keyifli hale getirmek için her an hazırdırlar.
Tek şart var: Özgür irademizle bu desteği onlardan talep etmek. Çünkü asla biz istemeden bize müdahale etmezler. Yani ilk önce onlardan gelen bilgiyi ve desteği alıp kabul etmeyi istemek gerekiyor. Sonrasında meleklerle iletişim kurmanın her kişiye özel çeşitli yolları var. Benim iletişim şeklim ağırlıklı olarak rüyalarla, zihnime akan düşünceler yoluyla ve sezgisel olarak yani bedenimde hissettiğim hisler yoluyla’dir. Seanslar ve kart acma sırasında tüm duyularım tamamen açılıyor ve bilgi akışını ( fiziksel ve ruhsal ) hissederek , insanlara gelen rehberliği mesajları aktarıyorum.
Meleklerle iletisim kurmak istedigimizde neler söylememiz gerekiyor?
Meleklerle iletişim kurmak istediğimizde ve onlardan yardım talep etmek istediğimizde ilk önce onların enerjisi kullanmak icin hem Rabbimizden hemde kendilerinden izin istememiz gerekiyor. Ve isimden once mutlaka Melek kelimesini kullanmamiz gerekiyor, Örnek: – Allahım senden ve sevgili Meleklerimizden onların enerjisini kullanmak icin izin istiyorum, Teşekkür ederim. Daha sonra kullanacağimiz cümlelere herzaman Sevgili Melek ( iletisim kurmak istediginiz Melegin ismi…) veya Sevgili Meleklerim..diye devam ediyoruz. – Sevgili Melek Mikail bugünümün korkusuz endişesiz huzurlu ve mutlu gecmesi icin bana yardimci olurmusun lutfen. Senin sevgine yardimina ve ışıgına ihtiyacim var. Hep yanimda olurmusun lütfen..Teşekkür ederim…. – Sevgili Melek Cebrail, kendime olan özgüvenimin artması icin bana yardımcı olurmusun lütfen. Arzuladıgım su…( dilek soyleniyor ) gercekleşmesi icin bana yardımcı olurmusun ve bana yol gösteririmisin lütfen. Teşekkür ederim…vs vs.   Meleklerin bizi duyduklarindan ve yanimizdan olduklarindan nasıl emin olabiliriz?   Meleklerimizden iletişim kurduğumuzda ve onlardan yardım talep ettigimizde onlardan bizi duyduklarına ve yanımızda olduklarına dahil işaret isteyebiliriz. Işaretlerin şekli şöyledir: – vücüdunuzda enerji akışı hissedeceksinizdir, mesela ellerde karıncalanma.. – burnunuza aniden güzel bir koku gelecektir – gözünüz beklenmedik bir anda veya herhangi yerde iletişim kurdugunuz Meleğin rengine takılacaktır. – Yine beklenmedik bir yerde kar beyaz kücük tüy veya tüyler göreceksin…….
kaaynak: Suna Tamay

Erkekler İçin Açılması Gereken Kurslar…

10003180_860208170709210_5415594754542136457_n[1]

Şişşt Bayanlar siz ne dersiniz? smile ifade simgesi
1. Buz kalıbına nasıl su doldurulur? (Adım adım slaytla açıklama)
2. Tuvalet kağıdı rulosu takıldığı yerde kendini yeniler mi? (Yuvarlak masa tartışması)
3. Klozet kapağını kaldırıp duvara ve su borusuna sıçratmadan işemek mümkün mü? (Grup çalışması)
4. Kirli sepetiyle yerdeki halı/döşeme arasındaki temel farklar (Resim ve grafiklerle açıklama)
5. Tabak-çanak, yemekten sonra kendi kendine lavaboya veya bulaşık makinesine uçarak gidebilir mi? (Video ile açıklama)
6. Kimlik kaybı: Uzaktan kumandayı bir parçanız olmaktan kurtarmak. (Destek hattı ve yardımlaşma grupları)
7. Aranan şeyleri bulmayı öğrenmek, höykürerek evin altını üstüne getirmek yerine doğru yere bakarak başlamayı öğrenmek. (Açık forum)
8. Eşinize çiçek getirmek sağlınıza zararlı değildir. (Grafik ve ses kaydıyla açıklama)
9. Normal insanlar kaybolduklarında yolu sorarlar.. (Gerçek yaşam itirafları)
10. Kadın park etmeye çalışırken sessizce oturmak genetik açıdan imkânsız mı? (Araba kullanma simülasyonu)
11. Hayat dersleri: Anne ve eş arasındaki temel farklar. (Sınıfta canlandırma)
12. Nasıl ideal bir ‘alışveriş arkadaşı’ olunur? (Gevşeme, nefes egzersizleri, meditasyon ve nefes alma teknikleri)
13. Bunamayla nasıl savaşılır? Doğum günleri, yıl dönümleri ve diğer önemli günler unutulduğunda nasıl özür dilenir? (Beyin şoku ve gerekirse operasyon

Mükemmel Bir Yazı Zenginlik Nedir?

21997_859942104069150_8100932781013417765_n[3]

Zenginlik;

Merdivenleri yardımsız çıkabilmektir.
Pencereden bakıp, yoldan geçenleri görebilmektir.
Her akşam kendi kapını kapatabilmektir.
küçük ve büyük tuvaletini rahat bir şekilde yapabilmektir
Saçının okşanmasıdır.

Ağlayabilmektir.
Gülebilmektir.
Özleyebilmektir.
Özleyecek birisinin olmasıdır.

Güneşin sıcaklığını hissedebilmektir
Yağmurda ıslanabilmektir.

Evde bir ses olmasıdır.
Sevinebilmektir.
Yürüyebilmektir.

Derin bir nefes alabilmektir.

Aranabilmektir.
Telefonunun çalmasıdır.

Kolundaki saatin geleceği göstermesidir.
Bir sonraki hafta için plan yapabilmektir.

Güzel günleri bekleyebilmektir.

Bazen bir tabak makarnadır.
Yerken bunun tadına varabilmektir.
Bazen iki tane domates ve bir taze ekmektir.

Kendine inanabilmektir.
Özgüvendir.

Espri yapabilecek ruh haline sahip olabilmektir.

Zenginlik varlığından mutluluk duyabildiğin her şeydir.

Fakirlikse ;
Bir kez tanıyıp,
Sonra yokluğunu öğrenmektir.

Mutlaka Okuyun… Eliniz Zaten Paylaşa Gidecek…

10300264_859943307402363_7467560352987861001_n[1]

 

“Toplantıya gideceğim. Baktım geç kalma ihtimalim var, bindim bir taksiye, muhabbetçi bir arkadaş. O anlatıyor ben dinliyorum. Tam işyerinin önüne geldik.

Ankara’da Bakanlıklar. Diyelim ki, taksi parası 9.75 TL tuttu, ben 10 TL uzattım. Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya, taksici üstünü arıyormuş gibi yapar, siz de para üstünü alabilmek için bir ayak dışarıda, inmemek için debelenirsiniz.
Tam o sahne olacak. Şoför, para üstü var mı diye aranmaya başladı.

– Üstü kalsın kardeşim” dedim.

Döndü bana doğru:

– Vaktin var mı ağabey ?” dedi.

– Evet” dedim (tek ayağım hala dışarıda)

Dörtlülere bastı, trafik dört şerit akıyor, indi araçtan. Önde bir büfe var.
Gitti oraya, bir şeyler konuşup geldi. Bana 25 krş uzattı. Belli ki para bozdurmuş.

– Birader” dedim,”9.75 değil,10.50 yazsa ister miydin 50 kuruş benden?”

– “Ne alacağım ağabey 50 kuruşu!”

– Peki, niye gittin 25 kuruş için o kadar uğraştın. Üstü kalsın demiştim.”

Döndü bana, attı kolunu arkaya:

– “Vaktin var mı ağabey?”

– “Var.”

– Çek kapıyı o zaman.”

5 dakika konuştuk. İngiltere’de Profesöründen, bilmem kiminden eğitimler aldım. O taksicinin 5 dakikada öğrettiklerini, İngiliz hocalar haftalarca verdikleri derslerde öğretemediler:

– “Ağabey biz Keçiören’de 5 kardeşiz. Babam rençberdi, günlük yevmiyeye giderdi; artık inşaat falan bulursa çalışır gelir, o gün iş bulamamışsa, biz eve gelişinden, yüzünden anlardık.”

“Durumumuz hiç iyi olmadı. Akşam yer sofrasında yemek yerdik. Yemek bitince babam bize” Durun kalkmayın” derdi. Önce dua ederdik sonra babam bize sofrada konuşma yapardı.”

“Aha” dedim, “Bizim meslekten”, seminerci.

– “Ne anlatırdı baban ?”

– “Hayatta nasıl başarılı olunur ?”

” O gün inşaata çağırmazlarsa eve para getiremiyor, sonra çocuklara hayatta başarı teknikleri anlatıyor.”

– Babam işe gidince büyük ağabeyimiz onu taklit ederdi, delik bir çorapla pantolonun ceplerini çıkarır, dört kardeşi karşısına alıp “Dürüst olun, evinize haram lokma sokmayın” diye anlatırken, biz de gülerdik.

Annem kızardı,”Babanızla alay etmeyin. O, hem dürüst hem de çalışkandır” derdi. Yan evde iki kardeş var, onların babası zengin. Babaları birahane işletiyor, ama adamda her numara vardı, kumar falan oynatırdı. Bizim yeni hiç bir şeyimiz olmadı, hep o ikisinin eskilerini kullandık.

O amca mahalleden geçerken biz 5 kardeş ayağa kalkardık, çünkü bize bahşiş verirdi. Babam eve gelince ayağa kalkmazdık. Çünkü hediye, para falan hak getire. Ağabey biz babamı kaybettik. Altı ay içinde yandaki baba da öldü.

Yandaki baba iki çocuğa 5 katlı bir apartman, işleyen birahane, dövizler ve araziler bıraktı. Bizim baba ne bıraktı biliyor musunuz?”

– “Ne bıraktı?”

– “Bakkal veresiyesi ve konuşmalarını bıraktı : “Evladım işinizi dürüst yapın, hakkınız olmayan parayı almayın.” Falan filan…

“Ağabey, aradan 15 yıl geçti…”

“Diğer babanın 2 oğlu şu anda cezaevindeler, ne ev kaldı ne birahane. Ailesi dağıldı.”

“Biz 5 kardeş, beşimizin Keçiören de taksi durağında birer taksisi var. Hepimizin birer ailesi, çoluk çocuğu, hepimizin birer dairesi var.”

“Geçenlerde büyük ağabeyimiz bizi topladı ve dedi ki :

– “Asıl mirası bizim baba bırakmış.”

“Hepimiz ağladık. 5 kardeş taksiciliğe başladığımızdan beri, taksimetrenin yazmadığı 10 kuruşu evimize sokmadık. Her şeyimiz var Allah’a şükür.”

Çok duygulandım, veda ettim. Tam ineceğim:

– “Dur ağabey, asıl bomba şimdi!”

– Nedir bomban ?”

– Nerede oturuyoruz biliyor musun ? O iki kardeşin oturduğu 5 katlı apartmanı biz aldık. 5 kardeş orada oturuyoruz.”

Evladınıza ne araba bırakırsınız, ne ev, ne de başka bir miras. Evlada sadece değer kavramları bırakırsınız. Bakın iki baba da evlatlarına değer kavramları bırakmışlar.

Ahmet Şerif İzgören

Kızdığınız Kişiyle Zihninizi Meşgul Ederseniz Ne Olur?

Gülümse Ve Deki: Allah Kerim…

10433941_791508287622764_2237352994301774961_n[1]

‘Yüzyılın Aşkları’ belgeselinde Bedri Rahmi var.

11018322_832794806755913_1207342574950793225_n[1]

1949’da bir gün İstanbul Büyük Kulüp’teki bir toplantıda, davetliler Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan bir şiir okumasını istediler. Eyüboğlu ayağa kalktı ve Karadut’u okumaya başladı:

Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın

Bedri Rahmi, şiiri okurken aniden gözlerinden yaşlar süzüldü. Salondaki herkes niye ağladığını anlamıştı;

Tabii herkesten çok, hemen yanı başındaki karısı Eren Eyüboğlu. Çünkü şiirde “kadınım, kısrağım, karımsın” dediği kadın, karısı değildi.

Bu şiiri 3 yıl önce, bir başka kadın için yazmıştı: Mari Gerekmezyan…

“Kara saplı bıçak gibi”

Mari, Bedri Rahmi’nin asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi’nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelmişti. O dönem askerliğini yapmakta olan şair – ressamın sinesine, “kara saplı bir bıçak gibi” saplanmıştı.

Mari, Bedri Rahmi’nin bir büstünü yapmıştı. Bedri Rahmi bu büstü, Mari’nin çeşit çeşit portresiyle ve ona yazılmış şiirlerle yanıtlamıştı. Artık aşklarından bütün İstanbul haberdardı.

Bedri Rahmi, sanatında tam bir patlama yaşıyor, Eren Eyüboğlu ise sabırla eşinin kendisine dönmesini bekliyordu.

Yorgun yürek “Karadut”, 1946’da menenjit tüberküloz kaptı. İyileşebilmesi için antibiyotik lazımdı. Savaş yeni bitmişti ve ilaç ateş pahasıydı. Bedri Rahmi, genç sevgilisine ilaç alabilmek için tablolarını elden çıkarmaya başladı. Ancak bu çabalar da sonuç vermedi ve o yıl İstanbul Alman Hastanesi’nden Mari Gerekmezyan’ın ölüm haberi geldi. Bedri Rahmi yıkılmıştı.

Aşağıdaki şiir, o dönemin ürünüdür:
Türküler bitti
Halaylar durdu
Horonlar durdu (..)
Hüzün geldi baş köşeye kuruldu
Yoruldu yüreğim, yoruldu.

Eren Eyüboğlu, eşinin bu zor dönemi atlatmasına yardımcı oldu. Onu yeniden sanatıyla buluşturmak için çabaladı. Başardığını sanıyordu. Ta ki Büyük Kulüp’teki o geceye kadar…

“Karadut”u okurken, Bedri Rahmi’nin yanaklarından süzülen gözyaşları, sevda yarasının hâlâ kapanmadığının kanıtıydı. Bunun üzerine Eren, bir süre Paris’te yaşamaya karar verdi. Oradan eşine yazdığı bir mektupta “o gece”yi hatırlattı:

4 Ocak 1950 – Paris

“Canuşkam,

Kulüpte bir gece, şiir okumuştun, hani! Hatırladın mı? Gözlerinden, birden yaşlar döküldüğünü görünce içimin karardığını hissetmiştim.

Sesin, nasıl titremişti.

Hey! Bütün bunları hatırlıyor musun? Sanki böğrüme, kızgın bir ütü yapmışmış gibi olmuştum. O gece… Senin seneler sonra bile olsa yanıp tutuştuğunu anlamıştım! Bedri’nin ruhuna, insan üstü bir gücün acıyıp, ona güç vermesi için dua etmiştim.

Ruhunun çektiği acıları Allah dindirsin.

Eren.

‘Buna katlandımsa.’

Bu dualar işe yaradı.
Bedri Rahmi, 11 yaşındaki oğluyla eşine döndü.
1974’teki ölümüne kadar geçen çeyrek asrı, aynı evde çalışıp üreterek, diz dize birlikte tükettiler.

Öldüğü gün, eşi Eren cenazeden dönüşte, 35 yaşına gelmiş oğlunu karşısına oturttu.

“Babanı uğurladık” dedi, “Ama şunu bilmeni istiyorum ki, ona çok kırıldım. Yaşadığı ilişkiyi unutmadım. Hiçbir kadın aşağılanmayı kabul etmez. Buna katlandımsa, bil ki, sadece senin hayatın kararmasın diyedir.”

Can Dündar, ‘Karadut’ Gerçeği.

Peki, titreşimimizi nasıl yükseltebiliriz ?

323[1]

3 temel yol var:

1) ENERJİ ÇALIŞMALARINA KATILIN

Titreşiminizi düşüren enerji blokajlarını, ailenizden miras kalan karmik damgalarınızı kaldırmak,
ruhunuzdan ve ruh düzeyinden daha yüksek frekans çekmeniz
ve tutmanızı sağlayacak uykudaki DNA’yı aktive etmek için
enerji çalışmalarına katılın
Bu çalışmalar aura temizliği, karma çalışmaları ile birlikte başlayabilir
Ve DNA aktivasyonları kendi üzerinizde nasıl çalışacağınızla ilgili genişlemiş bir bilgiyle birlikte devam edebilir

2) ZİHİN BEDENİ KONTROL EDEN EGZERSİZLER

Sadece koşulsuz sevgi, neşe, mutluluk, minnettarlık gibi güç veren
duygusal yüksek frekanslı düşünceler içinde olarak;
zihin bedeninizi kontrolünüz altına alın
Korku, anksiyete, umutsuzluk ve depresyon gibi durumlardan uzak durun
Bu durumların tümü düşük frekans taşıdığından, size düşük frekanstaki insan ve durumları çekerler

3) MEDİTASYON / YOGA YAPIN

Mümkün olduğunca meditasyon, yoga ya da diğer teknikler yoluyla,
teta, delta dalgaları gibi derin zihin hallerine girin
Bu gibi derin haller, sizin Tanrı kimliğinize ve kuantum fiziğinde
“gözlemci” denen duruma en yakın olduğunuz,
düşünce tezahüründe, enerji dalgalarının uzay/zaman atom-altı parçacıklarının içinde çöktüğü anlardır

Umarım bu yazıyla rezonansa girmiş ve
titreşimin yaşamımızın her halinde nasıl etkili olduğunu fark etmişsinizdir

* Alıntıdır…

YÜRÜMEYEN İLİŞKİLERİN NEDENİ! – TİTREŞİM FREKANSLARIMIZ.

titresimler-su[1]

Yürümeyen İlişkilerin Nedeni

Herkes bir frekansa, yani titreşime sahiptir
Yani DNA’nın salınım oranına
Bu titreşim 50 ile 150 Ghz arasında gezinir
Rezonans yüzünden, frekans son derece önemlidir
Bir titreşime (frekans) sahipsiniz ve yakın titreşimdeki diğer insanlarla, yerlerle, zamanla, olaylarla rezonansa girersiniz
Bu durum sizin diğerleriyle olan ilişkilerinizi nasıl etkiler?
İki insan, aynı ya da birbirine yakın frekansta iseler ancak
ortak bir şeylere sahip olur ya da yan yana gelebilirler
Bunu kavramak o kadar önemli ki, son cümleyi tekrar okuyup üzerinde düşünmenizi isterim
Bunun dış görünüş, kültürel geçmiş, eğitim, deri rengi,
mali durum, ülke, ilgi vs ile en ufak bir ilgisi yoktur
İki insan ancak aynı frekansa sahipse, yan yana gelir ve birlikte olurlar
Örneğin, bir restorana girdiğinizde, belli bir masada insanların birlikte oturduğunu görürseniz,
onların hepsinin yakın frekanslarda olduklarını fark edersiniz
Bu yüzden arkadaşlar yan yana gelirler
Yine bu yüzden arkadaşlar ve eşler birbirlerinden ayrılırlar
Aralarından birinin frekansı yükselir; diğeri aynı kalırsa, ikinci kişi diğerinin hologramından düşer
Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, diğerinin frekans aralığının dışına düştüğünden bağlantı kuramazlar
Hiç düşündünüz mü, okuldan bazı arkadaşlarınız artık arkadaşınız değildir ve onlarla hiç bir bağlantınız yoktur?
Çünkü frekansınız değişmiştir ve literal anlamda onları “göremiyorsunuzdur” artık
Bizler gerçeği, şimdiki kitlesel bilincimizin odaklandığı bir alt boyutta var olan frekans bantlarının titreşimlerinin
alt frekanslarının içinde olan kolektif kitlelerin düşünce formları şekliyle algılayabiliyoruz
Yani örneğin DNA sarmallarınızın 5 tanesi aktive olmuşsa ve bilinçliliğiniz beşinci boyuttaysa
düşünce formlarının 4 Boyuttaki gibi yoğun (katı) olduğunu görürsünüz
Bu yüzden farklı insanlar, yaşamı bütünüyle birbirlerinden farklı algılarlar
Bilinç ve DNA aktivasyon düzeyi farklılıkları yüzünden…

Düşünün bakalım dışarıdaki gerçekten tuhaf kombinasyon oluşturan çiftleri,
asla yan yana gelmelerini hayal bile edemeyeceğiniz insanlar birliktedirler
Birliktedirler çünkü aynı frekanstadırlar
Konuya frekans açısından bakarsanız;
kendinizin de neden artık bir takım insanlarla birlikte olmadığınızı görürsünüz
ve ilişki “yürümüyorsa” kendinizi kötü hissetmek zorunda kalmazsınız
Eğer frekansları uyumlu değilse 2 kişi yan yana duramaz

Aynı şekilde eğer rezone olmadığınız bir çevrede çalışıyorsanız, orada fazla kalamazsınız
Gerçekten de o çevre ve oradaki insanlarla aynı titreşimde salınmadığınızı hissedersiniz
ve sonunda sizin oradan ayrılmanızı gerektirecek bir olay vuku bulur

Eğer titreşim yasalarından haberdar değilseniz, bu hoş olmayan ve sıkıcı bir durum gibi gözükebilir
Çoğu kişinin birlikte rezonansa giremediği kardeşleri ya da aile üyeleri vardır
Ve olan şey, bu durumun frekansla ilgili olduğundan haberdar olmayan
anne-baba, büyükbaba-büyükanne gibi diğer aile fertlerinin
“aileyi bir arada tutabilmek için” herkesi “geçinmeye” zorlamasıdır
Bu yüzden bir çok dram vardır ailelerde; frekans ve bilinçlilik hallerindeki düzey farklılığı yüzünden
Belirli bir ailede enkarne oldunuz diye,
otomatik olarak tüm aile fertleriyle aynı titreşim seviyesinde olmanıza olanak yoktur
Zaten genellikle, eski yaşamlarımızdaki azılı düşmanlarımız bu hayatta aynı ailede doğmayı seçerek,
bizim annemiz, babamız ya da kardeşimiz olurlar
Bu son derece sık rastlanan bir durumdur
Bunu yapmalarının sebebi, nefreti iyileştirmek
ve kişinin kendi bilgeliğini kazanarak ruhsal anlamda tekamülü içindir

alıntı

BAŞ AĞRISI ÇEKENLERE BASİT BİR ÇÖZÜM..

Burnumuzun neden 2 deliği var ?
Nefes alırken her iki deliği birden kullanırız. Sağ taraf sıcağı (güneşi), sol taraf soğuğu (ayı) temsil eder.

BAŞINIZ AĞRIYORSA sağ burun deliğinizi kapatın 5 dakika süreyle sol burun deliğinizden nefes alın..

KENDİNİZİ YORGUN HİSSEDİYORSANIZ sol burun deliğinizi kapatın, sağ burun deliğinizden nefes alın. (Zihninizi de açar)…

İnanmıyor olabilirsiniz. Çok eski bir doğu kültürüdür. Deneyin, farkı görün… Şifa OL/sun heart ifade simgesi

Evet, kısaca Toltec Bilgeliği, aşağıdaki gibi özetlenmiştir.

10406769_1537964183085776_1995842602590897578_n[1]

 

Yaşamınızdaki Canlılık, Üretkenlik, Sevecenlik Tanrının Size ”Hey Seni Seviyorum” Demesidir.

Evet, kısaca Toltec Bilgeliği, aşağıdaki gibi özetlenmiştir.

Siz bu dünyaya mutlu olmak için geldiniz. Sevmek için haz almak için sevginizi paylaşmak için geldiniz. Bunlar sizin yaşam hakkınız.

Şu anda yaşıyorsunuz. Bu hakkınızı kullanın ve yaşamdan zevk alın.

İçinizden akıp geçen yaşama tepki duymayın. Çünkü içinizden akıp giden yaşam Tanrıdır.

Sizin varlığınız Tanrının varlığının kanıtıdır. Sizin varlığınız yaşamın ve enerjinin kanıtıdır.

Tanrı için kanıt aramayın. Sadece olun risk alın ve yaşamınızdan haz alın. Önemli olan budur.

Hayır demek istediğinizde hayır deyin. Evet demek istediğinizde evet deyin. Sizin kendiniz olmaya hakkınız var.

Ancak yapabileceğinizin en iyisini yaptığınızda kendiniz olursunuz.

En iyisini yapmadığınızda kendiniz olma hakkını elinizden alıyorsunuz.

Bu zihninizde besleyip büyütmeniz gereken bir tohumdur. Bunun için büyük bilgilere ya da büyük felsefi kavramlara ihtiyacınız yok. Başkalarının sizi onaylamasına ihtiyacınız yok. Kendi yüceliğinizi canlı olarak kendinizi ve başkalarını severek ifade ediyorsunuz. “

Yaşamınızdaki canlılık, üretkenlik, sevecenlik Tanrının size ”Hey seni seviyorum” demesidir.

Sevginiz Şifanız OLsun… AŞK’La… ۞ B@ki

“Seyit Ali Çabuk “ : 26 yaşında genç bir er olarak Çanakkale savaşlarına katıldı

74930_390771067682219_1761228855_n[1]

“ Norman Douglas Holbrook “ : 26 yaşında genç bir teğmen olarak Çanakkale savaşlarına katıldı . Kumanda ettiği B11 denizaltısı ile Mesudiye zırhlısına saldırdı . Tek torpille gemimizi batıran Holbrook 10 subay ve 25 erden oluşan mürettebatımızı gemi ile birlikte sulara gömdü. Savaşın ardından imparatorluğun en yüksek madalyası olan “viktorya nişanı” ile ödüllendirildi. Avusturalya’nın Germinton kasabasının ismi değiştirilip Holbrook yapıldı . Deniz yarbayı rütbesi ile ordudan emekli oldu . Fakirlik çekmedi. 88 Yaşında yaşlılığa bağlı sebeplerle öldü .

“Seyit Ali Çabuk “ : 26 yaşında genç bir er olarak Çanakkale savaşlarına katıldı . Rumeli Mecidiye Tabyası’nda görevliydi. Düşman gemilerinin yoğun atışları sebebiyle tabyada bulunan topun mermi kaldıran vinci parçalandı. Bunun üzerine Seyit Ali 215 kilogram ağırlığındaki top mermilerini sırtlayarak top kundağına yerleştirdi .Üçüncü atışında Fransız zırhlısı Bouvet’e ağır yara verdi. Atılan mermi geminin su kesiminin biraz altına isabet ederek geminin anında yan yatmasına neden oldu, daha sonra Nusret mayın gemisi’nin döktüğü mayınlardan birine çarptı. Bouvet de bu yaradan kısa bir süre sonra alabora olarak battı. Bu olay savaşın akışını değiştiren sebeplerden biri oldu. Bu yüzden komutan ona onbaşılık görevini verdi. Savaştan sonra evine 13 günde yürüyerek döndü. 9 yıldır evinden ayrıydı . 8 yaşında hiç görmediği bir kızı vardı . Atatürk ‘ün Havran ziyaretinde “büyük kahramanlığın var ne arzu edersin ? Hemen maaş bağlayalım “ sözlerine “ maaş istemem bunun için yapmadım “ cevabı verdi. Ömrünün sonuna dek kaz dağlarında kaçak odun kömürü imal ederek büyük fakirlik içinde yaşadı . 50 yaşında veremden öldü.

Maalesef 100 yılda bu toplumda çok şey değişti ama insana ver-eme-diğimiz değer değişmedi. Bir ulus suçluyu hep dışarıda aradığı , bakış açısını yenilemediği ve kendi iç dinamiklerini ısrarla değiştirmediği sürece bizim gibi sorunlarını bir türlü çözemeyen bir toplum haline geliyor .

Son dönemin popüler deyimi ile gerçekten “kefenlerini alıp giden ” ve orada şehit olan 101.279 atamıza , dedemize , evladımıza selam olsun . Allah hepsinden razı olsun .

Enerji Bitiriciler\ Enerji Yükleyiciler…

10606314_436174399879230_5319935890143300240_n[1]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BAŞARININ SIRRI (MUTLAKA OKUYUN)

21179_1016574561704674_4552035622474679787_n[1]

İş adamının işleri bozulmuştu. Ne yaptıysa olmuyordu. Bir zamanlar çok başarılı bir insan olmasına rağmen şimdi büyük olan sadece borçlarıydı. Bir taraftan kredi verenler onu sıkıştırırken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Nefes almak için parka gitti. Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı.

Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu. ‘Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden bir şey olduğu belli… Benimle Paylaşmak ister misin?’ diye sordu yaşlı adam. İşadamının yakınmalarını dinledikten sonra da, ‘Sana yardım edebilirim’ dedi. Çek defterini çıkardı. İşadamının adını sordu ve ona bir çek yazdı. Çeki ona verirken de şöyle dedi: ‘Bu para senin. Bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al’ dedi. Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu.

İşadamı elindeki çeke baktı. Çekte 500 bin dolar yazıyordu ve imza ise John Rockefeller’ e aitti, yani o gün için dünyanın en zengin adamına. ‘Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim’ diye düşündü. John Rockefeller’ e ait bu çekle her şeyi çözebilirdi. Ama çeki bozdurmaktan vazgeçti. Bu değerli çeki kasasına koydu. Onun kasasında olduğunu bilmenin güveniyle yepyeni bir iyimserlikle işine tekrar dört elle sarıldı. Büyük küçük demeden tüm işleri değerlendirmeye başladı. Ödeme planlarını yeniden yapılandırdı. İyi yapılan işler yeni işleri doğurdu. Birkaç ay sonra tekrar işlerini yoluna koyabilmişti.

Takip eden aylarda ise borçlarından tümüyle kurtulup hatta para kazanmaya başlamıştı. Tüm bir yıl boyunca çalıştı durdu. Tam bir yıl sonra, elinde bozulmamış çek ile parka gitti. Kararlaştırılmış saatin gelmesini bekledi. Tam zamanında yaşlı adamın hızla ona doğru geldiğini gördü. Tam ona çekini geri verip başarı öyküsünü paylaşacakken bir hemşire koşarak geldi ve adamı yakaladı. Hemşire ‘Onu bulduğuma çok sevindim, umarım sizi rahatsız etmemiştir’ dedi. ‘Çünkü bu bey sürekli olarak huzur evinden kaçıp, bu parka geliyor. Herkese kendisinin John Rockfeller olduğunu söylüyor’ diye ekledi. Hemşire adamın koluna girip onunla birlikte uzaklaştı.

İşadamı şaşkın bir şekilde öylece durdu kaldı. Sanki donmuştu. Tüm yıl boyunca arkasında yarım milyon dolar olduğuna inanarak işler almış, yapmış ve satmıştı.

Birden, hayatının akışının değiştiren şeyin para olmadığını fark etti.

Hayatını değiştirenin yeniden kendinde bulduğu kendine güven ve inançtı.

Başarının sırrı, kasamızda duran değil, kendi kalbimizde ve kafamızda olanlardır. Başka yerde aramaya gerek yok.

Herkese başarılar dilerim.

OKUDUYSAN BEĞEN BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞ

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »