Prof.Dr. john Gottman, çiftlerin diyaloglarını 3 dk dinledikten sonra onların ayrılıp ayrılmayacağını %87 doğruluk oranıyla tahmin ediyor.

AA9Gdf4[1]

Prof.Dr. john Gottman, çiftlerin diyaloglarını 3 dk dinledikten sonra onların ayrılıp ayrılmayacağını %87 doğruluk oranıyla tahmin ediyor. Peki bu tahmini neye göre yapıyor.Çok basit 4 davranışın olması halinde ayrılma ihtimali yükseliyor… Nedir bu 4 dört davranış ;
Susma
aşağılama
eleştiri
savunma

kaynak: pita baron

Her insana saygıyla yaklaşmak…

images0IFE9TIN

Satışla ilgili ne öğrendiysem, Michigan New Era’da mobilya mağazası olan babam Walt’dan sadece bir haftada öğrendim.O gün yaşlı bir bayan mağazaya girdiğinde ben yerleri süpürüyordum. Bayanla ilgilenmek için babamdan izin aldım. “Şüphesiz” diye yanıtladı.”Size nasıl yardımcı olabilirim?”

“Genç adam, sizden bir kanepe almıştım, ama ayağı çıktı. Onu bana ne zaman tamir edebileceğinizi öğrenmek istiyorum.””Kanepeyi ne zaman satın almıştınız efendim?” “Yaklaşık on sene önce.”

Babama yaşlı bayanın kanepesini bedavaya tamir etmemizin müm*kün olmadığım zannettiğimi söyledim. Babam öğleden sonra bayanın evine gidebileceğimizi söylememi istedi.

Yeni bacağı taktıktan sonra oradan ayrıldık. Yolda babam “Seni ra*hatsız eden ne oğlum?” diye sordu. “Biliyorsun, ben üniversiteye git*mek istiyorum. Eğer eski kanepeleri bedava tamir etmeye devam edersek aç kalacağız!” dedim.

“Her şeyden önce sen bir şekilde tamir etmeyi öğrenmelisin. Bunun yanı sıra en önemli noktayı gözünden kaçırdın. Kanepenin altındaki etikete dikkat etmedin. Sears’tan alınmış bir kanepeydi” dedi.

“Sen bu işi bir hiç uğruna yaptığımızı, bayanın bizim müşterimiz bile olmadığım mı söylemek istiyorsun?”

Babam gözlerimin içine baktı ve “Artık müşterimiz oldu” dedi.

İki gün sonra aynı bayan mağazaya geldi ve benden birkaç bin do*larlık yeni mobilya satın aldı. Mobilyaları eve götürdüğümüzde, bozuk para dolu bir kavanozu (beşlikler, onluklar, yirmi beşlikler ve ellikler dolu) mutfak masasının üzerine koydu. “İstediğinizi alabilirsiniz” dedi ve odadan çıktı.

O günden bu yana tam otuz yıldır satış yapıyorum. Her müşteriye saygıyla yaklaştığımdan temsil ettiğim her işletmede en yüksek satış ortalamasına sahip oldum.

Michael T. Burton

Şimdi size sevginin yedi bağlantısından söz edeceğiz. Bunlardan ilk üçü karmik nitelikle doludur.

10888473_1430389143922106_7612165797951758888_n[1]

YEDİ SEVGİ BAĞLANTISI

Şimdi size sevginin yedi bağlantısından söz edeceğiz. Bunlardan ilk üçü karmik nitelikle doludur.

Yedi bağlantıdan ilki korkudur. Bir sevgi konuşmasında korkunun ne işi var diyeceksiniz! Çünkü korku, Tanrının dünya üzerindeki sevgisinin gerecidir sevgili varlıklar. Korku bir dürtmedir, korkunun üstüne yürüyüp onu sevince dönüştürmüş olanlar neden söz ettiğimi anlarlar. Korkularınızı dünyaya taşıyıp onlarla yüzleşmek ister, bu yüzden sık sık korku verici bir durumla karşılaşırsınız. Size korku veren karanlık bir varlık değildir. Bu, gezegenin titreşimini yükseltme çalışmanızı kolaylaştırmak için gerçek varlığınızın verdiği izinle bizzat Tanrının sevgisinin sebep olduğu bir şeydir. Aslında korku içinde kalıp kalmamanıza karar veren şey niyetinizdir. Bir dahaki sefere korkuyla yüz yüze geldiğinizde onun yüksek benliğinizin kabulüyle yapılan bir sınav olduğunu bilin. Kutsanmış olmasına rağmen korku sahte bir şeydir! O halletmenizi bekleyen kılık değiştirmiş bir sevgi dersidir, o kılığın ardında huzur ve sevinç vardır! Onun gözlerine bakıp “Seni tanıyorum ve neden burada olduğunu biliyorum” dediğinizde korku gülümseyecek ve ortadan kaybolacaktır. O zaman onun sevgiyle dolu olduğunu, sizi öğrenip gelişmeye yönlendirdiğini anlayacaksınız.

Sevginin ikinci bağlantısı aile içindeki sınavlardır, birçoğunuz ailenizle karmik çalışmalar içindesiniz. Bazen bu ailede basit bir hoşnutsuzluk, kırgınlık veya kabalıktır. Bazen ailenin desteğinden tümüyle yoksun kalmaktır, bazen de bir anlaşmazlıktır, ama bağışlanamaz bir zarar verme olduğu zamanlar da vardır. Olan her neyse geçmişe bakıp sizi değiştirdiğini görebilirsiniz, öfke ve acı verseler bile meydana gelişlerinin amacı budur. Evrende, düalitenin öbür yanındaki en iyi dostların öğrenmek uğruna dünyaya gelip birbirlerini incitmeyi kabul etmelerinden daha büyük bir sevgi yoktur. Bu durumda biri nefret ya da öfke maskesi takar, diğeri de görünüşte kurban olur ve yaşamlarını birbirlerine karşı düşmanca sürdürürler. Bundan daha büyük bir sevgi yoktur, çünkü o halledilip ortadan kaldırılması gereken kaderle yüklü bir karmadır. Önünüzde asılı durur ve her gün onu halletmenizi bekler, halledildiği zaman ıstıraplı deneyimler sevgiye dönüşür.

Sevginin üçüncü bağlantısı ve en güçlü karmik örtüsü ölümdür. Ölüm sadece bir enerji değişimidir. Ama insan olarak birinin ölümü size büyük acı verir, bu acı da karmadır. Ne kadar acı olursa olsun evriminizi kolaylaştırmak için yaratmış olduğunuz çok uygun bir vasıtadır ölüm! Şunu söylememe izin verin, ölüm sevgi ve amaçla doludur, o sizlere verilmiş bir armağandır, çünkü insanların bir ömre bedel kararlar almasını sağlar. Ölüm, ruhsal bir uyanışa niyet etme zamanı da olabilir. Uygunsuz ölüm diye bir şey yoktur, belki görmek zor ama orada daima bir sevgi bağlantısı vardır. Henüz bebekken ölen bir çocuğun annesine çektirdiği acıyı düşünün, bu acıyla kavrulan ana yüreğinin ne denli arındığını ve bu varlığın evrimine nasıl katkıda bulunduğunu anlayabiliyor musunuz? Ölüm gerçekte bir armağandır sevgili varlıklar, onu alıp zafere dönüştürebilirsiniz!

Sevginin dördüncü bağlantısı bilimdir. Bilimin sevgiyle ne ilgisi var demeyin, o mutlak şekilde sevgiyle bağlantılıdır. Atomun çekirdeğiyle etrafındaki enerji sisi arasındaki boşluk sandığınızdan daha değişkendir. Boşluk değiştikçe sisin hızı da değişmek zorundadır. Sisin hızlı olduğu yerde ortaya sizinkinden farklı bir zaman çerçevesi çıkar, zamanın rölatif olduğunu artık siz de biliyorsunuz. Bununla birlikte, evrenin “olanaksız fiziğin” meydana geldiği bölgelerine baktığınızda belki de zaman çerçevesi orada farklıdır demiyorsunuz, çünkü henüz bir gök cisminin durağan gibi görünüp aslında çok hızlı yol alıyor olabileceğini kabul etmiyorsunuz. Bu hız A noktasından B noktasına doğru doğrusal bir zamanda değil, cismin titreşen parçalarının enerji sisinde ölçülür, evet hız orada ölçülür. Sevgili varlıklar, eğer o olanaksız fiziğin olduğu bölgede olsaydınız ve dönüp dünyaya baksaydınız, her şeyin çok yavaş hareket ettiğini görürdünüz. Bu zamanın rölatif olması demektir. Şimdi diyeceksiniz ki, bunun sevgiyle ne ilgisi var? Fiziğin gerçeği Tanrıdır sevgili varlıklar, bu ruhun kalıpları, şekilleri ve renkleri kullanma biçimidir. Atomun içindeki her şey Ruh tarafından kutsanmıştır. Parçalar arasındaki uzaklığın değişimine yol açan nedir? Bu bilim adamları için bir bulmacadır, çünkü atomun çekirdeğiyle enerji sisi arasındaki bölge geniş olmasına rağmen boş değildir. O kalıplandırılmış, modeline göre yapılmış bir enerji çorbasıdır. Bu boşluğun kalıbı enerji sisinin hızını değiştirir. Bu enerji çorbası sevgiye karşı çok duyarlıdır sevgili varlıklar, bu yüzden bilim sevgi enerjisinin parçalarını içerir. Hepsi kutsanmıştır, Ruh ve bilim birdir, maddenin en küçük parçalarında büyük bir sevgi vardır!

Sevginin beşinci bağlantısı gezegenle olan bağlantıdır, ama insanla toprak arasında hiçbir bağlantı görmeyenler de var, oysa insan değilken biyolojiniz topraktır. Yüksek benliğinize sahip çıkıp perdenin öte tarafına geçtiğinizde biyolojiniz çürür ve toprağa döner. Gezegen, geçiş halindeki sizsiniz, sizi oluşturan her bir kimyasal madde dünyaya aittir. Bu gezegen canlı ve soluk alan bir varlıktır, eğer insanlığı gezegenden alıp götürseydiniz gezegen ölürdü. Onu sevmenizi istiyoruz, ona ne yaparsanız aslında kendinize yapmış olursunuz, çünkü eylem ve niyetinize karşılık vererek o da değişir. Gezegende değişiklikler olacağını daha evvel söylemiştik ve yerkürenin sallandığını gördünüz. Enerji ağının değişmesi ve gezegensel değişiklikler, dünyanın adeta tamirat altında olduğunu göstermektedir. Sizinle Ruh arasındaki sevgi bağlantısı gezegen vasıtasıyla kurulur, işte bu yüzden sizinkine uysun diye toprağın titreşimini yükseltiyoruz.

Sevginin altıncı bağlantısı eğlencelidir. Aşık olmak insanın tüm kimyasını değiştirir ve geçici bir delilik yaşatır. Bir insanın bir başka insana duyduğu sevgi çok güçlüdür, bu durumdayken yapamayacağınız hiçbir şey yoktur. Aşık olduğunuzda aslında size bahşedilen Tanrısal bir sevgidir o!

Sevginin yedinci bağlantısı rehber ve meleklerle olan bağlantıdır. Bildiğiniz gibi her biriniz sadece size ait iki, bazen de üç olağanüstü varlığa sahipsiniz. Yaşamınız boyunca size eşlik ederler, bazılarınız onları selamlamazsınız bile. Buna rağmen sizi severler ve asla yargılamazlar. Onlarla aranızda büyük bir sevgi bağı vardır…

Kryon

Suya Söyle Gerçeğin Olsun…

11069405_876483942409017_3373350669592065058_n[1]

Bilinçaltımızı ikna için suyla çalışmamızı istiyor ve şöyle izah ediyor; Sudaki bioelektrikenerji sinir sistemimiz vasıtasıyla beyne ulaşır ve bir enerji takviyesi yapar. Aynı zamanda vücudumuz ve beynimiz üzerinde büyük baskı ve stres yaratan statik elektriğin atılmasını sağlar…
Uygulamamızı istediği yöntem şöyle;
Huzur ve şifa enerjini almak için yeşil bir bardak temin etmemiz gerekiyor. Bardağımızı tamamen suyla doldurup başucumuza koyuyoruz. Daha sonra kendisinin yazmış olduğu bir örnek var onu veya siz kendi hayatınıza uygun olan şekliyle niyetinizi bir kağıda yazıyorsunuz;
“Para seni seviyorum, seninle hayatım daha konforlu, konforu seviyorum, senin saflığına ve temizliğine inanıyorum. Her defasında çoğalarak bana geliyorsun bu bereketi paylaşıyorum, ben verdikçe verdiğimin yüz katı bana sevgiyle geri geliyor. Mucizelere inanıyorum, elimi nereye atsam para geliyor. Zenginliğim için şükürler olsun…”
Bu yazdıklarınızı suya okuyup, suyun yarısını içiyorsunuz, kalan yarım su dolu bardağınızın üzerine niyetinizi yazdığınız kağıdı kapatıyorsunuz. Sabah ilk kalktığınızda Allah’a şükretmenizi öneriyor.
Bu çalışmanın 21 gün devam etmesi gerekiyor üstüste hiç ara vermeden…

Pelin Aras Bakkaloğlu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

PARAYLA İLGİLİ OLUMSUZ İNANÇLARINIZI ÇÖPE ATINIZ.

11070021_904261972969380_4244195884040895459_n[1]

Parayla İlgili İnançlar

İstediğiniz paraya sahip olamıyorsanız parayla ilgili olumsuz inançlarınız var demektir İnançlarımız parayla olan ilişkimizin en temel belirleyicileridir Bu da paraya olan inanç şeklimiz değiştiğinde paranın hayatımızdaki şekli değişecek demektir

Parayla ilgili inançlara ve aslında ne anlama geldiklerine bir bakalım:

• Parayla saadet olmaz: Param olursa mutlu olamam
• Paranın ne önemi var, mühim olan insanlık: İyi bir “insan” olmak için paraya ihtiyacım yok Zengin olursam beni ben yapan değerleri kaybederim ve değişirim
• Zenginler başkalarını kullanarak zengin olurlar: Başkalarını kullanmaktansa zengin olmam daha iyi
• Zenginler şımarık ve bencil olur: Zengin olursam ben de onlardan biri olup şımarık ve bencil olurum, o halde zengin olmamalıyım
• Para kötüdür, zengin insanlar şeytan gibidir: Para kötüdür, elden çıkarılması gerekir, zengin olursam kurnazlık, hinlik, üçkağıtçılık yaparım
• Paran varsa ruhsallıktan uzaksın: Ruhsal gelişimim için paraya ihtiyacım yok, ben ruhsallık yolunda yürüyorum param olmasa da olur
• Şansın varsa paran da var: Ben şanslı doğmadığıma göre hiç param olmayacak
• Para parayı çeker: Benim zaten param olmadığına göre parayı çekmem de mümkün değil

Bilerek ya da bilmeyerek, farkında olarak ya da olmayarak kullandığınız cümleleriniz aslında parayla olan ilişkinizi nasıl da etkiliyor farkettiniz mi?

Diliniz “parayla saadet olmaz” diyorken bilinçaltınız da “evet, paran olursa mutlu olamazsın, o halde paran olmasın daha iyi” diyor ve istediğiniz paraya sahip olmamanız için elinden geleni yapıyor

Bir de şu cümlelere bakalım:

• Para kazanmak için çok çalışmak gerekir
• Baban zengin olacak ki paran olsun
• Üniversite mezunu değilsen iyi para kazanamazsın
• Ben kazanırsam başkaları kullanır
• Para geldiği gibi gider
• Ne kadar kazanırsan o kadar harcarsın
• Paran olursa herkes senden birşeyler bekler, seni kıskanırlar
• Babamdan / kardeşimden / eşimden daha çok kazanırsam üzülürler
• Eğitimim / öğrendiklerim / tecrübemle ancak bu kadar kazanabilirim, fazlası olmaz
• Parayı kullanmayı hiç öğrenemedim
• Benim hakkım da demek ki bu kadarmış
• İnsan elindekiyle yetinmeli, şımarık olmamak lazım

Bu cümleler tanıdık geldi mi, yakınlarınızdan duyduğunuz ya da sizin söyledikleriniz var mı aralarında? Kendinizi nasıl da sınırladığınızın farkına varıyor musunuz? Hadi manalarına bakalım:

• Çok çalışırsan paran olur, az çalışırsan olmaz,
• Baban zenginse paran var, değilse yok,
• Üniversite mezunu değilsen iyi para kazanmayı hiç bekleme,
• Para kazanırsam başkalarının benden beklentileri olur, paramı kullanırlar, beni kıskanırlar, hatta ilişkimiz bozulur; iyi ilişkiler için çok param olmamalı,

Lütfen “param yok” derken öncelikle parayla ilgili düşüncelerinizi gözden geçirin Tüm hayatınızı tarayın, parayla ilgili hatırladığınız herşeyi not edin: Ailenizde konuşulanlar, etraftan duyduklarınız, ilk para harcadığınızda / ilk para kazandığınızda hissettikleriniz, herşey Ve bakın bakalım aslında doğru görünen hangi yanlış inançlarla büyümüşsünüz ve bugünkü para durumunuzu yaratmışsınız

Paraya yüklediğiniz anlama bakın: Para dediğimiz şey aslında çeşitli ihtiyaçlarımızı almaya aracılık eden, değişimi sağlayan bir kağıt parçası Biliyorsunuz ki paranın olmadığı zamanlarda da hayat devam ediyordu, insanlar geçiniyorlar, yiyor içiyor, bir şekilde ticaret yapıyorlardı Ve o zamanlarda da insanlar hasta, mutsuz ve savaş halinde oluyordu Yani para sağlık, mutluluk, barış aracı değil, gerçekten de değişimi sağlayan bir kağıt Onun için lütfen paraya sahip olması gerekenden daha fazla anlam yüklemeyin, sadece hakettiği kadar değer verin

Önce bolluk içinde olmaya karar verin Bu sizin zaten hakkınız Bilin ki, siz buna karar verince, evren de sizin için çalışmaya başlayacaktır

Olmayanın Yararı:

Parasız olmaktan bir çıkarınız olabileceğini hiç düşündünüz mü? Kızmayın, “bunun ne çıkarı olur” demeyin, inanın olur Paranız olur ve kendi ayaklarınız üzerinizde durursanız anne – babanızın ilgisinden mahrum kalmaktan korkuyor olabilir misiniz? Ya da paranız olursa insanların sizden para isteyip sizi bunaltacaklarından, arkadaşlarınızı kaybedeceğinizden ya da sizi kıskanacaklarından korku duydunuz mu? Hatta çok paranın mutsuzluk getireceğini, paranız olursa sağlığınızın bozulabileceğini bile düşünmüş olabilirsiniz

Gelecek Korkusu:

“Nasıl olsa yapamıyorum” deyip vazgeçtiğiniz ya da denemediğiniz şeyleri hatırlayın Gelecek ile ilgili korkularımız, endişelerimiz bizi bişeyler yapmaktan vazgeçirebilir Daha önce kazandığınız paraları bir şekilde kaybetmiş ya da kötü bir şekilde tüketmişseniz gelecekte de aynı şeyin olacağını düşünüp kazanmamayı tercih edebilir, hayalkırıklığı yaşamaktan kendinizi koruyabilirsiniz

Yeni İnançlar / Olumlamalar:

Parayla, zenginlikle ilgili negatif kodlamalarınızın, inançlarınızın farkına varın ve onları olumlularıyla değiştirin Bunların çoğu çocukluğumuzdan gelir;, anne babanızın paraya yaklaşımı nasıldı hatırlayın: Babanız parayı kötü günlere saklamak adı altında cimrilik mi ederdi, ya da anneniz sert kocasından görmediği sevgiyi gereksiz yere para harcayıp aldığı giysilerde mi arardı? Biz de onlardan gördüğümüz, öğrendiğimiz gibi yaşıyoruz, o yol doğrudur sanıyoruz ve sonra da evren bu öğrendiklerimizi, bilinçaltımıza yazılan bu kodları haklı çıkarmak için çalışıyor:

• İki yakam bir araya gelmiyor,
• para geldiği gibi gidiyor,
• paramın bereketi yok,
• para kazanmak zor

dedikçe evren de karşımıza öyle şeyler çıkarıyor ki sahiden de paramızın bereketi kaçıyor, kazandığımızla harcayıp bitirmemiz bir oluyor Önemli olan nokta, işte bu kod her ne ise bulup onu bir olumlamayla değiştirmek:

• Ben bolluk ve zenginlik içinde yaşamayı hakediyorum ve buna layığım,
• Evren bolluk içinde ve evrenin bolluğu bana akıyor,
• Bol ve bereketli para kazanıyorum,
• Bolluk ve bereket içindeyim,
• İhtiyacım olan her şeyi ihtiyacım olduğu anda evren bana veriyor,
• İşimi severek yapıyorum ve bunun karşılığını alıyorum,
• Bütün ihtiyaçlarımı rahatlıkla karşılayacağım kaynaklara sahibim ve bunu kullanıyorum,
• Sahip olduğum bolluğu paylaşırken verdiklerim bana çoğalarak geri geliyor,
• Mutlu olmak ve mutlu etmek için para harcadığım için şükürler olsun,
• Cebimdeki her bir lira bin lira gibi bereketli,
• Para benim dostum, parayı seviyorum

Evrenin bolluk ve bereketi hepimize aksın OLsun
Sevgimle kucaklarım

* Alıntıdır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

YAPABİLECEĞİNİZ BİR AFFETME ÇALIŞMASI.

imagesCA4OZYB5

Bir affetme çalışması!

Hani hep soruyorsunuz “yapıyorum ama olmuyor geçmişi kendimi başkalarını affedemiyorum nasıl yapıcam?”

Niyet edin, şimdi affetme çalışmasına başlayın.
Niyet herşeydir. Yaptığın şeyden şüpe duymadan
Olumsuz herşeyi serbest bırakmak için
Bu günden daha uygun bir gün yoktur!

Ne yapıyoruz?

Bir kağıda;

”Ben şu anda yaşadığım her şeyi olduğu gibi kabul ediyorum
Ne yaşandıysa yaşanması gerektiği için yaşandı
Yaşadığım her şeyi sevgiye dönüştürmeye niyet ettim
Kendimi bağışlıyorum”

Yazıyor ve sonra bu kağıdı yakıyoruz!

Ya da affedemediğimiz kişi için;

”Ben ___affedilecek kişinin ismi____
Birlikte Ne yaşdıysak yaşanması gerektiği için yaşandık
Yaşadığımız her şeyi sevgiye dönüştürmeye niyet ettim
Hem kendimi hem seni bağışlıyorum, affediyor ve serbest bırakıyorum!
Lütfen sende beni affet ve serbest bırak!”

Ve yazdığınız kağıdı yakıyorsunuz

Bakın burası çok önemli; çöpe atmak yırtmak yok Çünkü o zaman o enerjinin yaşamasına izin verirsiniz Direk yakıyor kaybolduğunu gözlerinizle görüyorsunuz

Hatta kağıt yanarken gözlemleyebilirsiniz çabuk mu yandı zor mu yandı nasıl bir şekil aldı kalbiniz kabullenmekte zorlanıyorsa tekrar tekrar yazın ve yakın Ta ki bilinç altınızı buna ikna edene kadar bu uygulamayı devam ettirin Bir süre sonra bir bakıcaksınız o kişi sizin için hiç bir şey ifade etmiyor Gerçekten!

Ve gün boyu şu olumlamayı yapıyorsunuz!

“İçimde direnç gösteren kalıpları sadece kurtulunması gereken şeyler olarak görüyorum Sağlıklı ve özgür olmayı seçiyorum,
Ben özgürüm”

POZİTİF ENERJİ YAYMANIN 11 SIRRI.

AA9G7hd[1]

1- Gülümseyin: Gülmek sizi ve çevrenizdekileri pozitif bir moda sokar Kötü hissediyor bile olsanız 30 saniyeliğine de olsa gülümsemeyi deneyin ve yaratacağı farkı görün

2- İltifatlarınız samimi olsun: İltifat ve komplimanlarınızda içten olun, abartıya kaçmayın Kişinin görünümü ya da herkesçe bilinen özellikleri yerine pek bilinmeyen yönlerini öğrenin Mesela soul müziğe olan ilgisini Ve iltifat edecekseniz bunun hakkında güzel şeyler söyleyerek takdirinizi sunun

3- Sarılın: Sarılmak da gülmek gibi basit ama etkisi büyük sihirli davranışlardandır Yakınlık ve samimiyet derecesine göre sarılmaktan, kucaklaşmaktan çekinmeyin

4- Cesaretlendirin: Dünyada cesaret kırıcı yeterince şey var zaten Haberler, gazeteler, konu-komşu, eş-dost kötü haberler verip durmuyorlar mı? Yüksek potansiyeli olan çok kişi, sırf cesaret kırıcı şeylerden dolayı başarısızlığa uğramakta Bu nedenle çevrenizdeki kişilere destek olun, cesaretlerini kırmayın, hayallerine saygı duyun

5- Pozitif duygular geliştirin: Duygular bulaşıcıdır Pozitif düşünceyi bulaştırmak için de pozitif ve iyimser yaklaşım geliştirin Gülümsemek yanında yaşama değer verin, olumlu hatıralarınızı hatırlayın, gündeminizde onlar olsun Böylece pozitif duygu ve düşünceye doğru sıçrayış gerçekleştirirsiniz

6- Hızlı ve pratik çözümler getirin: Bazen karşınızdaki kişinin cesarete değil de pratik çözüm yollarına ihtiyacı vardır Bir kağıt mendil, bir bardak su ya da serinlemek için bir yelpaze olabilir ihtiyacı? Belki de arabadan inerken dengesini yitirmemek için elinizi tutmak istiyor Bu tür pratik yardımlarda uyanık ve istekli olun

7- Dinleyin: Bazen yardım falan değildir karşınızdaki kişinin istediği Sadece konuşmaya ve birilerinin kendisini dinlemesine ihtiyacı vardır Bu tür durumlarda yargılamadan ve sorgulamadan sadece dinleyin

8- Perspektifinizi paylaşın: Bazen pireyi deve yaparız Bazen de ciddi konuları hafife alırız Karşınızdaki kişinin bu hataya düştüğünü görürseniz kendi görüşünüzü paylaşın Böylece muhatabınızın kendisini çok üzen durumun aslında gülüp geçilecek bir şey olduğunu görmesini sağlarsınız

9- Bunalım şarkılar dinlemeyin: Dinlediğimiz müzik ruhsal durumumuz üzerinde son derece etkilidir Sizi depresifleştiren, bol acılı, bunalım şarkılar yerine canlandıran, mutlu eden şarkılar tercih edin Bu şarkıları çevrenizle de paylaşın

10- Küçük nezaket kurallarını es geçmeyin: Kapıdan içeri girerken önceliği yanınızdaki kişiye verin, çerez, bisküvi gibi şeyler yiyorsanız ikram edin, otobüste yaşlı ya da ihtiyaç halinde olanlara yer verin, kapıdan geçtikten sonra hemen ardınızda birinin olduğunu fark ederseniz kapıyı tutun (hızla içeri dalıp kapının yüzüne kapanmasını önleyin) Bunlar küçük ama ince şeylerdir; dikkat ettiğiniz takdirde nezaketinizle muhatabınızı memnun etmekle kalmaz, büyülersiniz

11- Pozitifi başkalarına bulaştırın: Bir arkadaşınız size pozitif bir şey söyledi ya da böyle bir eylemde bulunduysa size geçen bu pozitif ruh halini siz de başkalarına bulaştırın Güzel bir şey söyleyin, bir jest yapın ki pozitif zincir hızla büyüsün çevrenizde

* Genç Gelişim Dergisi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

STRESE KARŞI NEFES İLE GEVŞEME TEKNİKLERİ.

images[7]

Bir bebeğin nefes alış verişini hiç izlediniz mi ? Doğal nefes alış şeklimiz aynen bir bebeğin aldığı nefes’tir Bebeğin göbeği nefes aldığında şişer, nefes verdiğinde iner

Bioenerji üzerinde çalışan Alexander Lowen’ın yaptığı çalışmada ; Korku duyan kişilerin göğüslerinin gergin olduğunu ve göğüsten çok sığ nefes aldıklarını tesbit etmiştir Sürekli göğüsten nefes alınıp verildiğinde, zihinde gerilimler olmaktadır, çünkü akciğer solunumu yalnızca korku durumlarında kullanılmak içindir

Korku duyan kişilerin göğüslerinin gergin olduğunu ve göğüsten çok sığ nefes aldıklarını tesbit etmiştir Sürekli göğüsten nefes alınıp verildiğinde, zihinde gerilimler olmaktadır, çünkü akciğer solunumu yalnızca korku durumlarında kullanılmak içindir

Ida Rolf, bedenin iç yapısını değiştirmek için en güzel yöntemlerden birini Rolfing’i keşfetti Rolf, vücudunuzda belli bir kas sistemi geliştirilmemişse kişi yanlış nefes alıyor demektir ve bu kas sistemi yolu tıkayarak, derin nefes almanızı engeller diyerek bu konuda pek çok çalışma yapmış ve binlerce kişiyi tedavi etmiştir

Doğal nefes alıp vermek ancak nefesi diyaframa yollandığınızda mümkün olur Diyafram, göğüs boşluğunu karın boşluğundan ayıran kasa verilen isimdir

Soluk alırken; diyafram kası düzleşir, göğüs boşluğunun hacmi artar, iç basınç düşer ve akciğere hava dolar
Soluk verirken; diyafram kası yukarı doğru kubbeleşir, göğüs kafesinin hacmi azalır, iç basınç artar ve karbondioksit dışarı verilir

Her nefes alıp verdiğimizde diyafram ile birlikte göğüs boşluğu da hareket eder

Diyafram nefesi nasıl alınır ; Ağzınız kapalı olarak, burnunuzdan yavaş yavaş nefes alın ve aldığınız nefesi yavaş yavaş aşağıya diyaframa kadar indirin, sanki bir çekmece açılıyor ve bir balon şişiyor gibi düşünebilirsiniz Aldığınız ve diyaframa kadar yolladığınız nefesi içinizde tutun sonra ağzınızdan yavaş yavaş nefesi verin Balon sönüyor, çekmece kapanıyor ve nefes dışarı çıkıyor

İlk başlarda mümkün olduğu kadar dikkatinizi aldığınız nefesiniz üzerinde yoğunlaştırın ve içinizden sayı sayabilirsiniz Burnunuzdan yavaş yavaş nefes alırken içinizden 1000, 2000, 3000, 4000, 5000 diye sayarak 5000 dedğinizde nefesinizi diyaframa kadar almış olun, ve nefesi içinizde yine 1000, 2000, 3000, 4000, 5000 diye sayarak tutunuz ve ağzınızdan yine 1000, 2000, 3000, 4000 ve 5000 diyerek nefesinizi veriniz

İlk başlarda başınız dönebilir dolayısı ile ilk denemeleri otururken yapmanızı öneririm

Diyafram nefesi almak size sakinlik ve soğukkanlılık sağlar Diyafram nefesi’ni öfke ve heyecan kontrolünde kullanabilirsiniz İhtiyacınız olduğunda diyafram nefesi alıyor olmak için öncesinde sık tekrar yaparak nefesi diyaframdan almayı öğrenmeniz gerekiyor

Diyafram nefesi aldıkça kendinizi gevşemiş, ancak bir o kadar da canlı ve enerjik hissedeceksiniz

Nefes teknikleri Strese Karşı Nefes İle Gevşeme Stres, baskı altına girdiğimizde, metabolizmamızın kendisini yıkmak isteyen enerjiye karşı gerilerek direnç oluşturmasıdır Stres vücudun içsel bir savunma şeklidir Ortadan kaldırılması gereken stres değil, stresi oluşturan sebeplerdir

Gevşeme becerisini sağlayacak eğitim çalışması nefes teknikleri ile kasları germek ve gevşetmek üzerine kurulmuştur Gevşeme eğitiminin ilk adımı nefesi kontrol altına almaktır Nefes sistemimiz kendi kendine çalışan otonom bir sistem olmasına rağmen, nefesimizi kontrol edebiliriz Nefes almayı, vermeyi ve tutmayı öğrenmek gevşetme çalışmaları için çok önemlidir Bedenin tamamen gevşemesi, ancak düzenli bir nefes disiplininin kazanılmasıyla oluşur

Nefes sitemi; üst solunum, orta solunum ve alt solunum olarak üçe ayrılırÇalışma öncesi yapılan dengeleme ve topraklama amaçlı nefes egzersizlerinden sonra kasların gevşetilmesi , kapasiteli ve derin bir nefes almak, bu üç kısmın ortaklaşa kullanılmasıyla gerçekleşirKapasiteli bir nefes alırken üç kısmın birlikte çalışmasına ve aynı anda havayla dolmasına rağmen, biz düşünsel olarak önce havanın alt bölge olan diyafram bölgesine, daha sonra orta kısma, daha sonra üst bölüme dolduğunu var sayacağız

Yapılan çalışmalar, stres esnasında vücutta oluşan olumsuz durumları doğru nefes alma tekniğiyle azaltabileceğimizi ve gevşeyebileceğimizi göstermektedir Stresle mücadele için birkaç nefes tekniği önerisi:

Ohhh Çekmek:

Gerildiğiniz ve stresle karşılaştığınız anlardan sonra aniden rahatladığınızda içinizin en derinlerinden çıkan “ohhh” sözü ile nefesinizi aniden nasıl dışarı verdiğinizi hatırlayın Şimdi rahatlama egzersizi olarak vücudumuzun otomatik yaptığı işlemi taklit edelim Derin bir diyafram nefesi alarak ciğerlerin tamamını hava ile doldurun ve nefesinizi tutun Şimdi derin bir “ohhh” sözü ile nefesinizi aniden vererek ciğerlerinizi boşaltın Bu hareketi birkaç kez tekrarladığınızda içinizdeki sıkışıklığı ve negatifliği nispeten dışarı taşımış ve rahatlamış olacaksınız Peşinden esneme ihtiyacı duyacak, derin bir sükûnet ve rahatlama hissedeceksiniz

Hızlı Gevşeme:

Rahat edeceğiniz bir şekilde sırt üstü yere uzanın Bacaklarınız açık, dizleriniz kırık, kollarınız bedeninizden biraz uzakta olarak, uzun ve derin nefesler alarak kendinizi gevşetmeye çalışın İkinci hareket olarak bacaklarınızı ve kollarınızı vücudunuza yapıştırarak tüm bedeninizi düz bir çizgi olarak algılayın Sırası ile her bir hareketle nefes alarak kasın, nefes verirken gevşetin Önce ayak parmaklarınızı, ayak bileklerinizi, baldır ve uyluklarınızı iyice kasın ve sonra gevşetin Kalçalar, kasık, mide, karnınızı, kollarınızı, omuz ve boynunuzu, yüz kaslarınızı iyice kasın ve gevşetin Adalelerinizi karken nefes almayı, bırakırken nefes vermeyi unutmayın Nefes alarak kasın, nefes vererek bırakın Nefesle gevşeme çalışmasının özü budur Her bir gevşeme nefesinde tüm stres ve gerilimin sizden dışarı çıktığını hayal edin Egzersizler bittiğinde gevşemiş ve rahatlamış olacaksınız

Gevşeme Nefesi:
o Bir yere omurganızı dik tutacak şekilde oturun
o Ellerinizi bacaklarınıza bırakarak, gözlerinizi kapatın
o Ağzınız kapalı vaziyette, sadece burnunuzdan sakin bir nefes alarak dörde kadar sayın
o Nefesi içinizde sekize kadar sayarak tutun
o Nefesi verirken sekize kadar sayın

Bu egzersizi dörder kerelik tekrarlarla yenileyin

Günde en az iki kere çalışın Uykuya dalmadan önce yatağınızda yatarak çalışma yaparsanız, gece uykunuz boyunca duygusal dalgalanmalar yaşamanızı engellersiniz Bu çalışma sempatik ve parasempatik sinir sisteminizin uyumlu çalışmasını düzenler ve rahatlamanızı sağlar Kan basıncınızın uygun seviyede bulunmasını sağlar El ve ayaklarınızın dolaşım bozukluğu yüzünden üşümesini engeller Bağırsaklarınızın ve kalp atışlarınızın düzensizliklerinde panik hallerinizde dengede tutucu bir etki yaratır Bu çalışma sıkıntı ve stres hallerinde gevşeme sağlayan bir uygulamadır

Kaynak:
Serap Gökmen
Nefes Teknikleri, Nefesin Sihirli Gücü; Mustafa KARTAL, Sistem Yayıncılık

Ağaçlar su sesini duyuyor, ve köklerini su yönünde büyütüyor. Bilim adamları ispatladı.

Bir ağacın kökleri akan suyun sesine doğru yöneliyor. Bilim adamlarının bu son keşfinin uzayda su veya yaşam bulabilecek robotların geliştirilmesine yardımcı olması bekleniyor.
7887991
100 ve 400 hertz arasında (saniyedeki devir sayısı) ağaç kökleri sesi tespit edebiliyor ayrıca tespit etmekle kalmıyor bu sese doğru büyüyor diye açıkladı PLEASED projesinin araştırmacı profösör Stefano Mancuso. Kendisi bu sıralar araştırmalarıyla ağaçların bu yeteneğini kullanarak neler geliştirebileceğini arıyor.

100 yıldan uzun bir süredir araştırmacılar bitkilerin orman yangını gibi çevresel koşullar değiştiğinde elektrik sinyalleri ürettiklerini biliyorlar. Bu sinyaller insan iskeletindeki hareketlerin gerçekleştirilmesinde kullanılan EMG yada elektromiyografi sinyallerine benziyor.

PLEASED araştırmacıları bu elektrik sinyallerini kaydedip değişik etkilerle nasıl değişiklik gösterdiklerini görmeye çalışıyorlardı. Bu anlamda sülfirik asit (asit yağmuru karşılığı) ile deneyler yaptılar. Ağacın yapraklarına elektrotlar yerleştirdiler ve ateş gibi çeşitli tetikleyicilerle deneyler yapıp sinyal değişimini ölçtüler.

Avrupa Topluluğunun gelecek ve gelişen teknolojiler girişimi tarafından fonlanan bu proje, bugünkü düşüncelere alternatif düşünceler üretmeyi amaçlıyor. Bitkinin yakınında akar su sesi çaldılar ve gördüler ki ağacın kökleri su sesine doğru büyümeye başladı. Ağaç bir şekilde su sesini işitiyordu.

Bu bilgiyi bitkileri toprak içerisindeki duyargalar şeklinde kullanma amacıyla kullanmayı amaçlıyorlar, toprağın içerisinde ağaçların köklerine yerleştirecekleri küçük elektrotlarla gelişmeleri dinleyerek çevresel değişiklikleri anlamak hedefleri arasında.

Bitkilerin bu duyargası araştırmacılara toprak keşfedici robot geliştirme imkanı sunuyor. Yine aynı Avrupa Birliği girişimmi tarafından fonlanan PLANTOID projesi, köklerin bu davranışını taklit ederek toprak altındaki değişiklikleri anlamaya çalışıyor. Bu proje bir gün uzaydaki diğer gezegenlerde toprak altında su aranmasında kullanılabilir.

Proje prototip bir toprak keşfedici robotu gelecek seneye kadar yapmayı ümit ediyor. Bu teknoloji diğer gezegenlerde toprak altında su bulunmasının yanında Dünya üzerinde toprağı kirleten maddeleri keşfetmede de kullanılabilir.

Hissetmenin yanında bu proje bitkilere bakarak toprak altında hareket etme konusunda ilham kazanıyor. Ağaçların kökleri toprak altında oldukça verimli bir şekilde uçlardan uzayarak hareket edebiliyor.

PLANTOID araştırmacıları bir mısır bitkisinin kökünün günde 5 santimetre uzayabildiğini gözlemlediler. Bu başarılı büyümeyi taklit edebilmek için PLANTOID bu sıralar yapay bir kök geliştirip, robot teknolojileri ile akıllı malzemelerin bir kombinayonunu kullanarak toprak içerisinde benzer bir hareketi gerçekleştirmeye çalışıyor.

Buna ek olarak köklerin birbiriyle haberleşmesi bazı sürpriz sonuçlar getirdi. Böceklerin işitme yeteneğini ölçmede kullanılan oldukça hassas ölçüm teknikleri ile Bristol Üniversitesinde keşfedildi ki, kökler sürekli olarak bir klik sesi yayınlıyor. Bu klik sesi ile kökler birbiriyle haberleşerek toprak içerisinde hareketlerine devam edebiliyorlar. Bilim adamları köklerin bu hareketini böceklerin bir nesneye üşüşmesine benzetiyorlar. Kökler toprağı bilinçli bir şekilde birbirlerinden çok fazla ayrılmadan, yada çok fazla iç içe geçmeden en efektif bir şekilde araştırarak vitaminleri ve suyu bulabiliyorlar.

Kaynak superileri

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Zümrüdü Anka Kuşu Efsanesi

Zümrüdü Anka, Simurg, Kaknüs, Cennet Kuşu olarak bilinir. Efsanesi ;

Masallarda duyduğumuz ve efsanelerini dinlediğimiz canlı türü diye başlasak ne denli doğru olur bilinmez.Ancak bu efsanenin farklı kültürlerde ve farklı milletlerde muhakkak yer aldığını belirtmek isterim. Nam-ı diğer Zümrüd-ü Anka… Arap kültüründe Anka adı ile anılan bu efsane Türkler tarafından Zümrüd-ü Anka olarak tanımlanmıştır. Farklı kültürlerde yer alan bu efsane araştırmacıların bile böyle bir türün varlığının gerçekte var olduğunu düşünmelerine yol açmıştır.

Örnek olarak eski Yunan mitolojisinde kalın tüylü ver kartaldan biraz büyük olarak yer almış ve onun varlığına inanılmıştır.Oldukça uzun ömürlü ve herkesin göremeyeceği onu görenlerin ise mutluluğa uzanacağı söylentileri alıp başını gitmiştir.Birçok sanatsal figüre ve hikayeye konu olan Anka Kuşunun hikayesi farklı kültürlerde aynı şekilde yorumlanmıştır.

Anka Kuşu,ölümünün yaklaştığını hissetmeye başladığı an kendisine kuru dallardan bir yuva inşa etmeye başlar ve bunu ne olduğu bilinmeyen bir zamkla sıvar.

Daha sonra yuvanın içinde ölümünü bekler ve şu şekilde bekler; güneş ışınlarının kuru dalları yakarak yuva içinde ölmeyi.Yanarak ölür ve efsaneye göre küllerinden doğar yavru bir Anka Kuşu olarak bu yüzden Hristiyanlık dahil birçok dinde yeniden varoluş,diriliş sembolü olarak benimsenmiştir. En çok bilinen efsaneyi sizlere anlatmak isterim,Anka Kuşu rivayete göre bilgi ağacının dallarında yaşar ve her şeyi o bilirmiş.Kuşlar dünyasında ters giden her şeye Anka’nın çözüm bulacağına inanılırmış.Bir an gelir Anka ortalıkta görünmez olur,diğer kuşlar onu aramak için yola koyulurlar. Ona ulaşmak zorludur hatta o Kaf Dağının tepesindedir oraya varmak için de zorlu vadiler ve tepeler aşmak gerekir.

Birbirinden farklı ve zorlu vadiler:
– İstek
– Aşk
– Marifet
– Hayret
– Tevhid
– Yokluk Vadileri.

Hep birlikte yola çıkan kuşlar zaman geçtikçe birer birer vazgeçmişler ve dökülmeye başlamışlar. Kaf Dağına vardıklarında 30 kuş kalmış geriye sonunda bu sırrı sözcükler dile getirmiş ve Farsça ”Si” 30 demek ”Murg” ise kuş yani Simurg(Anka Kuşu) 30 kuş demek o 30 kuş anlamış ki hepsi Simurg…

Masallara,şiirlere,şarkılara hatta beyaz perdeye konuk olan Anka Kuşu bir dönemin yeniden var oluş,diriliş sembolü rivayette anlatıyor ki kimse Anka’yı uzakta aramasın sabreden ve emek veren herkes aslında kendi Anka Kuşunu yaratıyor.

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;

papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş(oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış):

Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış;
baykuş yıkıntılarını özlemiş,
balıkçıl kuşu bataklığını.

Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.
Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi ‘şaşkınlık’ ve sonuncusu Yedinci Vadi ‘yokoluş’ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş… Kaf Dağı na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.

Simurg un yuvasını bulunca ögrenmişler ki;

‘SİMURG ANKA – Otuz Kuş’ demekmiş.
Onların hepsi Simurg muş. Her biri de Simurg muş.
Simurg Anka yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.

ÇOĞALTINIZ-AZALTINIZ-BIRAKINIZ;

11057845_1430467697247584_3745554589566593221_n[1]

ÇOĞALTINIZ;

Sevgiyi
İyi hissettiren müzikler dinlemeyi
İçtiğiniz su miktarını,
Çocuklarla geçirdiğiniz vakti,
Teşekkür etmeyi,
Selam vermeyi,
Özür dilemeyi,
Mazur görmeyi,
Sabırlı olmayı
Gülümsemeyi
Kahkaha atmayı
Komik filmler izlemeyi
Çevrenizi yeşillendirmeyi
Hayvanlara dokunmayı
Şükretmeyi
Hayal kurmayı
Doğayla daha çok iç içe olmayı
Kitap okumayı
Paylaşmayı

AZALTINIZ;
Yediğiniz yemeği,
Yemeğin tuzunu,
Çayın şekerini,
Kullandığınız eşyaları,
Boş yere geçen vaktinizi,
Gözyaşlarını,
Kıyafetlerinizi,
Kuruntularınızı,
Bilgisayar başında harcadığınız vakti,
Telefonla uğraştığınız süreyi,
Televizyon izlemeyi
BIRAKINIZ;
Sigarayı,
Asitli içecekleri
Şikayet etmeyi
Huzurunuzu kaçıran insanları
Korkularınızı
Endişelerinizi
Geçmiş pişmanlıklarınızı
İnsanları yargılamayı….

VE…
VAZGEÇMEYİNİZ….
Daima ANI yaşamaktan UMUT etmekten ve SEVmekten..

20 saniyelik bir kucaklaşma…

10712846_10152945459063999_7292313805529450982_n[1]

Bir kadın seni seviyorsa sana aittir.

imagesYEEV4QTK

Bir kadın seni seviyorsa sana aittir.
Mutlaka bir fotoğrafın vardır bir yerinde odasının… onu kaldırtma!
Bir kadın seni seviyorsa uyumadan önce dua ediyordur… senin adınla başlayan dualar… ve biten senin adınla… onu susturma!
Bir kadın seni seviyorsa sana zarar veremez… yalnız genç adam, kadınlar vazgeçtikleri adamlara da acımayı beceremez bu da kalsın aklında..
Bir kadın seni seviyorsa koklayarak öper seni,
Seni seven bir kadın, sevdiği kadar sarılabilirse kemiklerin kırılır.
Ve bir kadın seni seviyorsa sen ne kadar güçlüysen o kadar güçlü hisseder kendini, onu yanıltma.
İlk darbede yere çakılma oğlum,
İlk imtihanda sınıfta kalma!
Ve asla,
Ama asla!
Araya umutsuzluğu sokma.
Orasıdır kadının şah damarı, umudu…
Kesildiği an, vazgeçer kadın.
Sevmekten,
Beklemekten,
Özlemekten,
Hatta dua etmekten…
Can havliyle, kaçar.
Yakalayamazsın.
Artık o kadını üstüne alınamazsın.
Sahip çıkamadığın kadına hesap da soramazsın.
Kadınları bomba gibi düşün genç adam… yanlış kabloyu kesersen onunla birlikte sen de patlarsın.
Bak oğlum!
Bu hayatta her şeyi alırsın, yalnız seni seven kadının yoktur fiyatı.
Seni her şeye rağmen sevebilen kadını satın alamazsın,
Cüzdanın kilo kaybettikçe, sevgileri eksilen sevgililerin olur en fazla…
Falan filan sonra,
Bilirsin ya…
Sen sen ol, o kadını satma!
Bir kadın seni seviyorsa kavga eder.
Hem birazdan boğazına yapışacak sanırsın, hem görürsün gözlerindeki korkuyu.
Kadınlar susmaz genç adam, susmuş kadın gitmiş kadındır.
Susmuş bir kadın için bitmiş bir adamsındır.
Bu kadınların değişmez ve değiştirilmesi teklif bile edilemez olan maddelerinden biridir.
Kadın olmanın kuralıdır..
Bir şey daha vardır ki,
Kuştur kadın,
Ve bir gökyüzü vardır her kadının.
Öyle bir havan olmalı ki adamım,
Senden göçmediği için, onu dondurmamalısın.
Bunu, bir zamanlar seni gökyüzü ilan etmiş kadının, başka bir gökyüzünde kahkaha atışını duyunca anlarsın…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çünkü Benzer Ruhlar bir şekilde karşılaşırlar.

imagesU85ID7N3

Bazı günler…
Bazı insanlar…
Bir sebeple…
Sahiden karşılaşır…
Bazen bir tebessümde,
Bazen bir yazıda,
Bazen bir şiirde,
Bazen ortak bir düşüncede…
Esasen hiç bir karşılaşma tesadüf değildir..
Çünkü Benzer Ruhlar bir şekilde karşılaşırlar.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

YAŞLILIK;

images5EA7TIJV
Ne yaşın ilerlemesiyle,
Ne saçın ağarmasıyla,
Ne belin tutulmasıyla,
Ne de sana, amca teyze denilmesiyle başlar.
Yaşlılık, hayattan ümidini kaybedip,
Yaşlandım sanılmasıyla,
Kendinin salınmasıyla,
Her lafa alınmasıyla,
Hayattan bıkılmasıyla başlar.
Herkesin içinde yaşayan bir çocukluk vardır,
Ne zaman bu çocuk yanınızı öldürürseniz
İşte o zaman başlar yaşlılık
Bazen 20 yaşındayken
Kendini 60 yaşında hissedersin,
Önemli olan 60 yaşındayken
Kendini 20 yaşında hissedebilmektir.
Yaşlılık, yaşlandığına inanmakla başlar,
Ne zaman buna inanırsın
O zaman YAŞLANIRSIN
Zülfikar DEMİREL

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »