Aşağıda size bazı niyet örnekleri verecegim. Aşağıdaki niyetlerden beğendiklerinizi kullanabilir yada siz de kendinize yeni niyetler belirle…yebilirsiniz. Niyetlerinizi yüksek sesle okuyun ve okurken, gerçek olacaklarını hissetmeye çalışın. İnanç ve pozitif duygu çok önemlidir, bunu hissedebilirseniz bir sefer niyet etmek bile yeterli olacaktır.
NİYET ÖRNEKLERİ
SEVGİ İÇİN
“Hayatımı şu andan itibaren sevgi ve güzellik enerjisi ile dolduruyorum. Kendimi sevmeye, başkalarını sevmeye ve evreni sevmeye karar veriyorum. Evrenden bana gelen sevgi enerjisini mutlulukla kabul ediyorum ve sevgi içinde bir hayat sürmeye niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.” (Ben sonuna bunun için teşekkür ediyorum ve Allah’a şükrediyorum diye ekliyorum. İsteyenler her niyetin sonuna bunu ekleyebilirler. Bu kişisel inançla ilgili olduğu için kalıba yazmadım.)
REFAH İÇİN
“Refah, bolluk ve bereket içinde yaşamayı seçiyorum. Paramı huzurla edinmeyi ve huzurla harcamayı kabul ediyorum. Zengin bir yaşam sürerek, başkalarını da zenginleştirmeye niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”
Not: Dikkat edin, burada zenginleşip, başkalarını da zenginleştirmeye niyet ediyorum cümlesinde kabul ettiğim şeyi açıkça yazdım. Zenginleştikçe kabul ettiğim bu kuralı da uygulamak zorundayım. Aksi halde niyetim geçerliliğini kaybeder. Bu benim kişisel niyetim olduğu için yazdım ama sizin için uygulamak zor olacaksa, aşağıda parayla ilgili verdiğim diğer niyeti yapın. Niyetinizde söz verdiğiniz kurallara uymak zorundasınız bunu unutmayın.
“Bolluk ve bereket içinde yaşamayı seçiyorum. Evrenden bana gelen zenginliği sevgiyle kabul ediyorum. kabul ettiğim bu zenginlik için evrene sevgilerimi gönderiyorum. Refah içinde yaşamaya tüm kalbimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”
Not: Bu niyette de evrene sevgi göndermeyi kabul ediyorum. Alma ve verme dengesi gereği, sizde ne vereceğinizi belirtmelisiniz. Bu niyeti yapanlar sevgi meditasyonu yapmak, başka canlıları sevmek, sevgi enerjisini daha fazla üretmek zorundadırlar. Bunu yapamazsanız yapabileceğiniz bir şeyi siz koyun ama bu fakirlere yardım edeceğim gibi bir şey olmasın Yapabileceğiniz bu benim yukarıda verdiğim niyeti yapın daha iyi. Aşağıdaki tüm niyetlerin hepsinde kabuller vardır, lütfen bunlara dikkat edin, tek tek yazmayacağım ama neyi kabul ettiğinizi bilin, eğer kabul etmiyorsanız, siz kendinize göre yeni bir niyet hazırlayın, bunları kullanmayın.
EVLİLİK İÇİN
“Mutlu bir evlilik yapmayı, eşimle uyum ve denge içinde yaşamayı seçiyorum. Eşimi mutlu ettiğim gibi, kendimi ve sevdiklerimi de mutlu etmeyi kabul ediyorum. Bütün kalbimle ve beynimle evet diyeceğim, evleneceğim kişinin hayatıma girmesi için şimdi güçlü bir şekilde niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”
“Eşimle evliliğimizin mutlu ve uyumlu olmasını seçiyorum. Eşimi sevmeyi ve onu desteklemeyi kabul ediyorum. Eşimin bana sevgi,saygı ve anlayış göstemesini tüm kalbimle istiyorum ve bu isteğimi elde etmeye kesin olarak niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”
SAĞLIK İÇİN
“Her geçen gün daha da iyi olmayı ve sağlığımın mükemmel olmasını seçiyorum. Sağlığımı korumayı ve sağlıklı olmanın tadını çıkartmayı kabul ediyorum. Tam olarak sağlığıma kavuşmaya bütün benliğimle ve yüreğimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”
ZİHİNSEL HUZURSUZLUK VE KARMAŞA İÇİN
“Zihinsel olarak sağlıklı,huzurlu ve dengede olmayı seçiyorum. Güzel şeyler düşünmeyi ve hissetmeyi kabul ediyorum. Zihnimin olumlu düşünceler üretmesine, huzur içinde dengede olmasına ve kendimle barışık olmaya tüm kalbimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”
BAŞARI
“İşlerimi Başarılı bir şekilde yapmayı ve Başarımın başkaları tarafından da takdir edilmesini seçiyorum. İnsanlara başarmaları için destek vermeyi ve katkı sağlamayı kabul ediyorum. İşlerimi yaparken Başarılı olmaya ve her zaman en iyisini yapabilmeye tüm kalbimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”
İŞE GİRME
“Yeteneklerime en uygun, Başarılı olacağım ve parasal kazancımdan memnun olacağım bir işe girmeyi seçiyorum. İşimde en verimli şekilde çalışmayı ve iş yerime faydalı olmayı kabul ediyorum. En kısa zamanda Başarılı olacağım ve refahımı yükseltecek bir işe girmeye tüm kalbimle niyet ediyorum. İşim şu an hazırlanıyor ve niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başlıyor. Bunun için tüm kalbimle teşekkür ediyorum.”
DEPRESYON
“Mutlu olmayı, kendimi sevmeyi ve hayattan tat almayı seçiyorum. Mutluluğumu çevremedeki insanlarla paylaşmayı ve sevgimle onları desteklemeyi kabul ediyorum. Kendimi canlı, yaşam dolu, keyifli ve istekli hissetmeye hemen şimdi burada bütüm kalbimle niyet ediyorum. Niyetimin gerçekleşmeye başladığını biliyorum ve içimde hissediyorum. Bunun için tüm kalbimle teşekkür ediyorum.”
NEGATİF ENERJİLERDEN KURTULMA
“Tamamen pozitif enerjilerle çevrelenmeyi ve bana zarar veren bütün negatif enerjileri hayatımdan uzaklaştırmayı seçiyorum. Kendimi olumlu enerjilere açmayı ve güzel enerjiler üretmeyi kabul ediyorum. Bana zarar veren tüm olumsuz enerjileri şimdi kendimden uzaklaştırmaya ve bu enerjilerden korunabileceğim çok güçlü bir enerji kalkanına sahip olmaya hemen şimdi bütün kalbimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”
OLUMLU DEĞİŞİM İÇİN
“Hayatımın tamamen olumlu bir şekilde değişmesini ve bu değişime kolaylıkla uyum sağlayabilmeyi seçiyorum. Bu değişimin benim, ailemin ve bütünün hayrına olmasını kabul ediyorum. Hayatımın iyi ve güzel bir şekilde hızlı olarak değişmesine bütün kalbimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı ve bunun için teşekkür ediyorum.”
KİLO VERME
“Sağlıklı beslenmeyi ve en ideal kilomda olmayı seçiyorum. Bedenim için en iyi kiloya ulaşınca, doğru beslenerek ve bedenime iyi bakarak kilomu korumayı kabul ediyorum. Hemen şimdi hızlı ve sağlıklı bir şekilde kilo vermeye başlamaya ve en kısa zamanda ideal kiloma ulaşmaya tüm kalbimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum.”
ŞANSLI OLMA
“Şansımın çok artmasını ve evrenden bana şans enerjisinin bol bol gelmesini seçiyorum. Şanslı bir insan olarak kendim için ve başkaları için olumlu düşünceler üretmeyi ve şansımı herkesin iyiliği için kullanmayı kabul ediyorum. Her gün daha da şanslı olmaya ve şansımı daha fazla fark etmeye hemen şimdi niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum.”
CHAKRA TEMİZLİĞİ
“Chakralarımın tamamen dengeli ve pozitif enerjiyle çalışmalarını seçiyorum. Sahip olduğum yüksek pozitif enerjiyi en güzel şekilde ve faydalı alanlara yönelterek kullanmayı kabul ediyorum. Chakralarımın hemen şimdi nazikçe ve etkili olarak temizlenmesine, dengelenmesine ve pozitif enerjilerle dolmasına niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum.”
KAVGALARI SONLANDIRMA
“Sakin, huzurlu ve dengeli ilişkiler içinde olmayı seçiyorum. Çevremdeki insanlara ve sevdiklerime dengeli bir şekilde yaklaşmayı ve onlara huzur vermeyi kabul ediyorum. Tüm ilişkilerimde (buraya falanca ile ilişkimde diye de yazabilirsiniz.) uyum, iyilik ve olumlu duygular olmasına ve dostça bağlantılar kurmaya niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum.”
İLETİŞİM YETENEĞİNİ ARTTIRMA
“Kendimi çok iyi ifade etmeyi, duygularımı ve düşüncelerimi en iyi şekilde anlatabilmeyi seçiyorum. Kendi düşüncelerime ve insanların düşüncelerine değer vermeyi kabul ediyorum. İletişim yeteneğimin artmasına, en güzel cümleleri kurarak konuşabilmeme ve ses tonumu çok iyi kullanabilmeme bütün kalbimle niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum.”
ÇOCUKLARLA OLUMLU İLİŞKİ
“Çocuğumla ( çocuklarımla, kızımla,oğlumla gibi kelimelerde kullabilirsiniz) tamamen sağlıklı, sevgi dolu ve açık bir ilişki geliştirmeyi seçiyorum. Çocuğumu anlamayı ve ona hak ettiği değeri vermeyi kabul ediyorum. Çocuğumla ilişkimde karşılıklı sevgi, saygı, güven ve içtenlik olmasına niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum.”
AŞK ACISINI UNUTMAK
“Falanca ile ilgili yaşadığım olumsuz duyguları hayatımdan tamamen uzaklaştırmaya niyet ediyorum. Bundan sonra benim için en doğru insanı hayatıma çekmeyi ve bu insanla sevgi dolu bir ilişki kurmayı kabul ediyorum. Şu anda falancayla ilgili hissettiğim tüm olumsuz duygulardan, acılardan yada beni rahatsız eden her şeyden tamamen kurtulmaya tüm kalbimle niyet ediyorum. Ondan tamamen arındım, temizlendim ,uzaklaştım…. Ve bunu teyit ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum..”
İŞ YERİNDE HUZUR İÇİN
“İş yerimde tamamen dengeli ilişkiler kurmayı, iş arkadaşlarımla, (ve patronumla kelimesini de ekleyebilirsiniz) en doğru şekilde iletişim geliştirmeyi seçiyorum. İş arkadaşlarıma değer vermeyi ve onların iyiliğini düşünmeyi kabul ediyorum. İş yerimde hepimizin iyiliğine olacak şekilde huzurlu, pozitif ve anlayışlı bir ortamın olmasına niyet ediyorum. Niyetim hemen şimdi gerçekleşmeye başladı bunun için teşekkür ediyorum.”
ALINTI
sabahları paldır küldür yataktan fırlayıp kendimize bir merhaba bile demeden strese günaydın dememiz hiç kimsenin suçu değil. Yazar ve kişisel gelişim uzmanı Patricia Muradi “Ne kadar güçlü, kendimizden emin olursak olalım nihayetinde insanız!” diyor ve soruyor “Kendinizi motive etmek için 60 saniyeniz de mi yok?. “Doğamız gereği de kabul görmeye, beğenilmeye, motive edilmeye ihtiyaç duyarız” diyen Patricia Muradi “Büyük ya da küçük, kadın veya erkek hepimiz takdir görmek için yaşar, hatta bunun biz dünyayı terk ettikten sonra da devam etmesi için elimizden geleni yaparız. Bunun da ayıp bir yanı yok” görüşünde. Hayat koşulları çoğumuza ortak problemleri getiriyor.
PANİKTEN UZAK DURUN
Sabahları paldır küldür kendimizi yataktan dışarı zor atıp, öz bakımımızı yapıp sürüne sürüne giyindikten sonra bir acele işimize veya günlük koşuşturmalarımıza yetişmeye çalışırız. Hele büyük bir şehirde yaşıyorsak, zamanımızın önemli bir bölümünün yolda geçmesi riski olduğundan kimi zaman panik halde günü yakalamaya çalışıyoruz. Bu arada kendimizi unutuyor, makyaj yapmak ya da tıraş olmak gerekmiyorsa aynaya bile bakmaya gerek görmeyebiliyoruz.
BEYAZ ATLI TAKDİR PRENSİ
“Aceleniz var, kabul ediyorum zamanınız kısıtlı nihayetinde Mars´ta ikamet etmediğimizden hemen hepimiz zaman ile yarışmanın ne kadar güç, aynı zamanda ne denli yorucu ve yıpratıcı olduğunun bilincindeyiz. Ama kendinizi motive etmek adına harcayacak 60 saniyeniz de mi yok?” diye soruyor Yazar Muradi ve ekliyor “İnsanız ve takdir edilmek isteriz. Pekala, o gün etrafımızdaki herkes kendi işleriyle meşgulse ve bizi onaylayacak tek bir cümle duymak şansımız yoksa ne olacak? Gün boyunca ´Beyaz atlı takdir prensi´nin bir şekilde bize ulaşıp takdir etmesini mi bekleyeceğiz? Elbette bizim dışımızda kalan insanlardan takdir görmek muhteşem bir motivasyon kaynağıdır. Ancak dilerseniz gelin özellikle sabahları bu işi hiç kimselere bırakmadan kendimiz yaparak, güne güzel bir başlangıçla ´Merhaba´ diyelim”
KENDİNİZE GÜNAYDIN DEYİN
Patricia Muradi, her sabah gözümüzü açtığımızda kendimize günaydın dememizin önemine değiniyor ve “Kendimize ismimizle hitap ederek, örneğin, ´Sevgili Ayşe, günaydın, bugün bol ışıklı ve güzel bir gün olsun senin için´ dediğimizde zannederim buna kimsenin bir itirazı olmaz ve pek fazla da zamanımızı almaz. İnsanın kendi kendisine ismi ile seslenmesi başlarda belki biraz komik gelebilir ancak denendiğinde kendimizle iletişime geçtiğimiz ve kendimizi kabul ettiğimiz için mutlak bir fayda sağlayacaktır. Öte yandan kendimize değer verdiğimizde başkalarının ne kadar değerli olduğunu anlamamız daha kolay olacaktır” uyarısını yapıyor.
ŞIMARMAK HAKKINIZ
Merhaba faslından sonra yine kendimiz için önemli bir konu daha var sırada, kendimizi şımartmak. Acaba bugün canımız güne kahve ile mi başlamak ister, bir bardak bitki çayıyla mı, yoksa şöyle bir koca bardak süt veya çikolata mı? Genellikle süt veya bitki çayları daha sağlıklıdır, bu kesin; ancak karar size ait, konu da kendinizi şımartmak olduğundan tercihinizi siz yapacaksınız. İçeceğimizi de seçtikten sonra bu aşama da bitti. Söz yine Muradi´nin “Satırları okuyan bazı arkadaşların şöyle dediğini duyar gibi oluyorum: “Ne kahvesi ne sütü, ben dişlerimi fırçalayıp kendimi evden dışarı zor atıyorum!” Vakti kısıtlı olanlara önerim, evlerinde kağıt bardak bulundurmaları. Evden çıkarken yanınıza yarım bardak kahve alıp hem yürüyüp hem de yudumlayalım.”
KENDİNİZİ BEĞENİN
Muradi´ye kulak verelim yine “Kendinizi bu ufak başarı ile güzel ve değerli bulduğunuzu sesli olarak ifade edin. Hoşunuza giden fiziki özelliğinizi seçerek kendinize bu konuyu vurgulayın. ´Saçların çok parlak´ veya ´Bu yeni diş macunu dişlerini daha çok beyazlattı´ gibi. Hiçbirimiz dünya güzeli veya kusursuz yakışıklı değiliz. Yola çıktığınızda, ağaçlara, çiçeklere bakmayı da ihmal etmeyin. Kendimize günaydın dememiz, bir içecek ikram edip tercih hakkı tanımamız veya ufak birkaç iltifat sözü söylememiz acaba 60 saniyeden fazla zamanımızı almış mıdır? Almamıştır diye düşünüyorum.”
AYNAYA BAKMA ZAMANI
Pamuk Prenses´in üvey annesi kötü ruhlu cadı bile aynaya bakıp kendisine iltifatlar yağdırarak kendisini motive ediyordu unutmayın! Sadece kendinize bakın. Kendinize iyi olan ve beğendiğiniz bir yönünüz için iltifat edin. Bugünkü iltifat sebebiniz, çocuklarla iyi iletişim kurmanız veya bir önceki gün başardığınıza inandığınız güzel bir iş olabilir
Genlerimizin kurbanı olduğumuza inanırsak ilaç firmalarının kurbanı oluruz.
İlaç firmaları …Yani sınırlayıcı faktör, GENLER değil, ZİHİNDİR” Dr. Bruce Lipton
Evet , gerçekten de “Düşüncelerimizden sorumluyuz!…”
Albert Einstein, Leonardo Da Vinci ve Nikola Tesla gibi bir çok ünlü düşünürün
her şeyin birbirine bağlı olduğunu
ve dolayısı ile birbiri üzerinde etkisi olabileceğini belirttiğini
hepimiz hatırlarız.
İlaçların plasebo etkisinin görülmüş olması
veya hiç ameliyat edilmeyip sadece uyutulan kişilerin dahi
büyük oranlarda iyileştiğinin deneysel olarak tesbit edilmesi de
başlı başına düşüncenin etkisini göstermektedir.
Bu durum 2002’de New England Tıbbi Bilim Dergisi’nde yayınlanan
bir Baylor Tıp Fakültesi çalışması idi.
Bugün artık beynin genleri bilinçli bir şekilde kontrol ettiğini ,
salt genlerimizin kurbanı olmadığımızı biliyoruz.
Hatta araştırmacılar tarihte ilk defa
düşünceler ile kontrol edilebilecek
bir “gen ağı” bile oluşturmayı başardılar.
Projedeki iham kaynakları ise ‘Mindflex’ adı verilen ,
oyuncuların özel bir kulaklık ve alınlarındaki sensörler aracılığı ile
küçük bir topu çeşitli engellerden geçirmeye çalıştıkları bir oyun
Zaten protez uzuvları, bilgisayar programlarını,
uzaktan kumandalı helikopterleri dahi
Beyin-bilgisayar ara yüzleri ile kontrol edebiliyorduk
ve şimdi nihayet İsviçre’deki Basel Üniversitesi
Biyomühendislik ve Biyoteknoloji Bölümü’nden (D-BSSE)
Martin Fussenegger ve ekibi,
düşüncelere ait beyin dalgalarını kontrol etmek sureti ile
proteinlere dönüştüren bir gen düzenleme örneği oluşturdular.
Elektromanyetik alanı, farelerdeki “optogenetik” olarak bilinen
teknolojinin kullanıldığı bir implantta bulunan
genetik olarak modifiye edilmiş insan hücrelerindeki
protein üretimini tetiklemek için kullandılar.
LED lambasının kullanıldığı sistemde,
emilen ışık, genetiği değiştirilmiş hücreleri aydınlatıyor.
Aydınlanan hücreler de istenen proteinleri üretmeye başlıyor.
İnsan hücreleri için çok zararlı olmaması
ve dokuların derinine kadar girebilmesi sebebi ile
görsel olarak izlenebilen yakın kızılötesi (NIR) ışık kullanıldı
Üretilen protein miktarı
zihnin ;
dinlenme
meditasyon
ve konsantrasyon olmak üzere
farklı durumlarına göre ayrı ayrı kontrol edildi.
Bilgisayarda Minecraft oynayan (konsantre olmuş) denekler
ortalama seviyede SEAP salınımına neden olurken
Meditasyon durumundakilerde çok yüksek SEAP miktarı tespit ettiler.
Kablosuz çalışan Optogenetik implant önce hücre kültürleri
ve farelerde test edildi.
Araştırmacılar,sibernetik ve sentetik biyolojinin ürünün olan
bu zihinle kontrol edilen gen anahtarlarının,
insanlarda gen ifadesini kontrol etmede kullanabilecek düzeye gelmesinin
10 yılı bulabileceğini belirtiyorlar.
Bilim adamları implantların gelişmesi ile
belirli beyin dalgaları erken safhada tesbit edilerek
hastalıkları tetikleyen durumlar önceden tespit edilebileceğini
ve bu düşünce kontrollü implantların,
ruh hali ve endişe sorunlarında , kronik ve akut ağrıya karşı veya epilepsi gibi hastalıkların tedavisinde ve daha bir çok nörolojik hastalıkların tedavisinde kullanılabileceğini ümit ediliyorlar.
Dr. Bruce Lipton’a göre :
Kişinin inançları tarafından genleri manipüle edilebilir
İnsanların inançları, olumlu veya olumsuz algılamayı seçer.
İnsanların etrafı algılamak için beş duyuları olduğu gibi
bir hücre de hücre zarı yüzeyinde çevreyi algılayan reseptör proteinlere sahiptir.
Bu proteinler bir kişinin genlerinin belirli bir durum için
aktivasyonunun belirlenmesine yardımcı olur.
Genler bir bilgisayar diskindeki programlar gibidir.
Bu programlar, iki sınıfa ayrılabilir:
İlki büyüme ya da üreme ile de ilgilidir;
İkinci korunması ile ilgilidir.
Hücre besin ile karşılaştığında, büyüme genleri aktive ederek kullanır.
Hücre toksinlerle karşılaştığında, koruyucu genleri aktive ederek kullanılır.
İnsanın sevdiği bir şey ile karşılaştığı zaman, büyüme genleri aktive edilir.
İnsan korktuğu zaman ise koruma genleri aktive edilir.
Olumsuz algı koruma genlerini aktive olduğunda,
vücudun tepkisi programlanmış bir “dövüş ya da kaç” dır.
Düşünce gücümüzün oluşturduğu İnançlar
gerçek ortamla ve biyolojimiz arasında bir filtre görevi yapar.
Böylece, insanlar kendi biyolojisini değiştirme gücüne sahiptir.
Yine Düşünce ve DNA değişimine dair bir başka araştırma
dikkate değerdi :
Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Tıp Fakültesi Hastanesinde görevli
Dr. Demet Alıcı, “Obsesif Kompulsif Bozukluk Hastalarında Oksidatif Metabolizmanın ve Oksidatif DNA Hasarının Değerlendirilmesi” adlı
çalışmayla 38 sağlıklı ve 42 hasta üzerinde bir çalışma yapmış
ve araştırma sonucunda
obsesyonlu (takıntılı) hastalarının
DNA’sında hasar oluştuğu belirlemişti.
Ek olarak:
http://infinityhousemagazine.com/…/controlling-genes-thoug…/
http://visualmeditation.co/how-our-thoughts-control-our-dna/
alıntı
Her zaman sevgi ve korku arasında seçim yapma şansına sahibiz.
Korktuğumuz zamanlarda aklıma güneşi getiririm.
Bulutlar önüne geçtiği halde o her zaman parlamaya devam eder.
O tek ebedi gücün ışığı da tıpkı güneş gibi,
negatif düşünce bulutlarımız geçici olarak onun önüne geçse de…
her zaman üzerimizde parlamaya devam edecektir.
Ben Işığı düşünmeyi seçiyorum.
Işıkta kendimi güvende hissediyorum.
Ve korkular üzerime geldiği zaman onları gökyüzünde
gelip geçen bulutlar olarak görmeyi seçiyorum ve onlara yol veriyorum.
Ben korkularım dışında bir varlığım.
Sürekli kendimi koruyarak ya da savunarak yaşamak zorunda değilim.
Kalplerimizde yaptığımız şeyin çok önemli olduğunu biliyorum
ve her güne kalbimi dinleyerek başlıyorum.
Korktuğum zamanlarda kalbimi aralıyorum
ve sevginin korkularımı silip götürmesini bekliyorum.
Louise L. Hay
Buddha’ya sorarlar : “Meditasyon yaparak ne elde ettin?”
Buddha “Hiçbir şey” diye cevap verir ve devam eder
“Neleri kaybettiğimi söyleyeyim:
Öfke, Kaygı, Depresyon, Güvensizlik, Yaşlanma ve Ölüm Korkusu ” …
Buddha was asked, ”What have you gained from meditation”. He replied, nothing. However, Buddha said, let me tell you what I lost: Anger, Anxiety, Depression, Insecurity, Fear of old age and Death.
O bir bakışta anlamıştı
sevdiği adamın geride bıraktığı acısını,savaşını,unutamadıklarını…
Çünkü bir kadın iyi bilirdi yarası olan erkeği.
Uzaktan bile görs…e tanırdı, bulurdu.
Galiba kadınlar, yaralı erkekleri seçerdi hayatlarına
ve bir erkeğin hayatındaki yara bandı olmayı tercih ederlerdi.
Belki de kadınlardaki bu duygu,
bu ilaç olma çabası, ezbere bildikleri pansuman davranışlar,
içlerindeki anneliktendi.
Her yerlerinden fışkıran şefkatten…
Çünkü kadınlar daha çok küçükken başlardı yara sarmaya,
oyuncak dünyalarında bile herkesi mutlu etmek zorundaydı,
değil ki bu dünyada…
Yarası olan bir erkeği mutlu etmek için her şeyi yapabilirdi bir kadın. İyileştirmeyi severdi.
Belki de o yüzden kendi elleriyle iyileştirdiği adamı,
yine bir başkasının hayatına iten de aynı kadın olabilirdi.
Ne var ki yarası olan erkeklerin ihtiyacı kadar,
kadınların da yaralı erkeklere ihtiyaçları vardı…
Yeryüzünde bilinmeyen başka bir dengeydi bu.
Nilgün Durdan (Senden Sonra kitabından)
Bütün bunların yanında benim kendi deneyimlerimden herkeste varolan içinden geçen enerji akımının birşekilde insanın kendi kendisine hatırlatarak , kullanabileceğini düşünüyorum.Bununla ilgili basit herkesin yapabileceği bir çalışmayı sizle paylaşmak isterim.
http://fizy.com/s/17c70yhttp://fizy.com/s/17c70y
yada google da natura sound therapy aratıp indirebilirsiniz.
İlk uygulama
Daha sonra elinizi karnınızın herhangi bir yerine ellerinizi birleştirerek koyun.
Karnınız doluyken değil yemek yedikten 2-3 saat sonra yapmanızı öneririm.
Burnunuzdan çok yavasca nefes alıp çok az tuttuktan sonra daha uzun süreli ve yavaşca bırakın.
Kesinlikle kendinizi zorlamayın.Burada önemli olan vücudu rahatlatmak ve evrenden enerjiyi nefes yoluyla içe almaktır.
Ellerinizi rahat bir şekilde tutmaya devam edin.
Bu şekilde eli tutmak sıkıcı olabilr ama devam edin , o sırada isterseniz meditasyon yada imgeleme ,olumlama cümleleri tekrar edebilirsiniz.
Uygulamayı hergun en az 20-30 dakika kendinizi sıkmadan devam edin.
Bende enerji yok diyip bırakmayın , eninde sonunda vücudunuzda karıncalanma , ellerde ısınma olacaktır.
Zamanla düzenli çalışırsanız , vücudunuzda akışıda hissedebilrsiniz.
Daha etkili ve bütün vücudun enerji hatlarının açılması için aşağıdaki
sıralamayla her pozisyonda 5-10 dakika tutabilirsiniz.
Uygulaması sırasında ellerinizi yerleştirdiğiniz bölgelerde avuç içlerinizde çeşitli derecelerde ısınma hissedeceksiniz. Bu normaldir. Genellikle bu ısınmanın derecesi ilgili çakranın ihtiyaç duyduğu ve çektiği enerjiyle doğru orantılıdır. Nadir durumlarda hiç ısınma hissedilmemesi, başkasına uyguladığınızda sizin ısınma hissetmeniz ama uyguladığınız kişinin ısınma hissetmemesi veya tam tersi görülebilir. Bütün bu durumlar normaldir ve ısınma olsun ya da olmasın enerji çalışmaktadır.
Bunların yanında kulaklarınıza belirli yerlerine bastırıp bekleterek (kulak akapunkturu ) ve ayağınızın altına masaj yapabilirsiniz.
Kulak masajı (akupress tekniği )
Kulak ceninin ana rahmindeki duruşunun şematik olarak aynısıdır. Ve tüm akupunktur noktaları kulak üzerinde bu esasa göre yer almıştır.
Şimdi… başınız,boynunuz, beliniz, sırtınız, bacaklarınız, kalçanız, ayaklarınız, omzunuz ağrıdığında yapacağınız tek şey kulaklarınıza masaj yapmak.
Kulağınızı baş ve işaret parmaklarınızın arasına alarak kulak kepçesinden başlayarak, dayanabildiğiniz kadar güçlü ve sıkarak masaj yapın.
İlk anda bazı noktalar acıyacaktır.
( bunlar bedendeki ağrıyan bölgelerin kulaktaki refleks noktalarıdır ). kısa bir süre sonra bu ağrılar kaybolacaktır.
2 -3 dakika bu masajı yapmanız yeterli olur. İsterseniz uzatabilirsiniz de. Zaten masajın sonuna doğru bedeninize bir sıcaklıklığın yayıldığını hissedeceksiniz. Bunun ardından ağrılarınızın azaldığını ve kaybolduğunu da…
ilk uygulamalar sırasinda :
– Aşırı terleme
– Dışkı düzeninin bozulması, renginin değişmesi
– Sık aralıklarla ve bol idrar yapma, renk değişikliği
– Geğirme, gaz çıkarma
– Öksürme, balgam çıkarma, tükürük birikmesi
– Gerinme, esneme ihtiyacı, esnemeyle gelen gözyaşı…
Bunların hepsini ya da sadece birkaçını yaşayabileceğimiz gibi, önce de söylediğimiz gibi belki de hiç biriyle karşılaşmayacağız. Ancak görülmesi normal olan bu etkiler birkaç gün içinde başlar ve azalarak genelde bir hafta içinde normale döner. Bu noktada en önemli şey enerjii vermeyi aksatmamaktır.
Vücudunuzda geçmişten gelen sorunlara bağlı olarak tansiyonda değişimler olabilir , böyle durumlardaenerji çalışmayaı bırakıp rahatlamaya çalışın nefesinizi çok hızlı almayın.Eğer kronik ilerlemiş sorunlarınız varsabir uzman bioenerjist eşliğinde çalışın , hastane doktoru olmasını tercih edin istediğiniz gibi destek alabilirsiniz.
Uygulamaya başladığınızda belki hiçbir şey hissetmeyebilirsiniz.Bunun sebebi yıllarca bedenimize l iyi bakmadığımız , sinir ,öfke ,stres ,üzüntü gibi duyguların yanında yanlış beslenme (fazla ve yanlış yemek) dengesiz uyku ,
hareketsiz yaşam , negatif düşünce v.s ile enerji hatlarımız kapanabildiği için herhangi birşey hissetmemeniz normaldir.Ancak yılmadan sabırla çalışırsanız mutlaka vücudunuzda güzel şeyler olur , en azından daha pozitif düşüneceğinizi , baş ağrılarınızı geçirebileceğinizi , çok daha sağlıklı olabileceğinizi söyleyebilirim.Ancak sabırlı olmalı hayatınızı yeniden düzenlemeli özellikle sinir , stres, üzüntü gibi sürekli hayatınızda negatif bir durumlar varsa bunları çözmeli yada çözüm yollarını araştırmalısınız.
Unutmayın en güçlü tedavi sizin negatif düşünceleriniz yanında hiçbir yarar sağlayamaz , o yüzdeden mutlaka hayatınızı ve düşüncelerinizi düzenlemelisiniz.
Bunu dedikten sonrada enerjinin bir plesebo yani insanın kendi kendini kandırması olmadiğini ve tamamiyle fiziksel bir durum olduğunu söylemekte yarar var.
Çakralarınız açık olmasi ve enerji seviyenizin yükselmesi için :
Olumlu , pozitif düşünün , öfke , kin , nefret v.s negatif duyguları hayatınızdan çıkarın.
Bol bol doğayla içiçe olun
Doğa yasalarına uygun yaşayın , fazla yemek , yanlış beslenme , düzenli uyku (örneğin hava karardıktan sonra yemek yemek , fazla et türü hayvansal gıdalarla beslenmek.
Doğru nefes almayı öğrenin.
Sigara , alkol v.s kullanmamaya çalışın.
Hafif egsersiz ve spor enerjinizi yükseltir.
Enerjinin meridyenlerden düzgün şekilde akması için dik duruşda çok önemlidir.
Negatif enerji alanları , telefon , bilgisayar gibi aletlere fazla maruz kalmamaya çalışın.
Gevşeme tekniklerini öğrenin.
Ayrıca sahile yada yada doğaya çıktığınızda ellerinizi sürtün ve yukarı yada denize doğru açın burnunuzdan nefes alın yavaşca verin.Büyük ağaçlar özellikle çınar , meşe , çam gibi ağaçların etrafında durup yada sırtınızı dayayabilir enerjisini hissedebirsiniz.Zamanla üsteki çalışmalardan sonra enerji yollarınız açıldıkça enerji hissetme farkındalığınız artacaktır.
Enerji seviyenizi ölçmek için :
Ellerinizi birbirine sürtün yavasca birbirinden uzaklaştırın ve iki el arasındaki rüzgar gibi titreşimi hissetin.
Bu algı mesafesi ne kadar uzun yani iki el arasındaki mesafe genişse enerji seviyenizde o ölçüde yüksektir.
İlk zamanlar birşeyde hissetmeyebilirsiniz.Bu tamamen sizin yaşamızdaki stres,içinize attığınız öfke, sinir,yanlış yaşam koşullarıyla ilgilidir.Ancak zihinsel ve fiziksel çalışmalarla bu enerji seviyeniz hissedilebilir ölçüye gelecektir.
Not : Kuantum Dokunuş Şifa Verme Gücü Richard Gordon kitabınıda okuyabilirsiniz.
Chislane D. Martel’in Ben enerjiyim kitabından alıntı
KAYNAK: ŞİFACI
Hiçbirimiz kötü değiliz.
Hiçbirimiz masum da değiliz.
Her birimiz ne isek oyuz.
Kusursuz da değiliz, hatalı kod da değiliz.
…
Hangimiz doğru,
hangimiz yanlış,
hangimiz günahkar,
hangimiz namusluyuz?
Sen mi karar vereceksin? Ben mi bileceğim.
Sen ‘ne’ isen ben de ‘o’yum.
Koskocaman profesör, karısının yüzünü dayaktan tanınmaz hale getiriyor.
Tinerci Adem, enkazdan çocuk kurtarıyor.
Din adamı zimmetine para geçiriyor.
Hayat kadını böbreğini bağışlıyor.
Neye göre iyi, neye göre kötü?
Hepimiz önce insanız…
Kusursuz değilim. Olamam da.
Herbirimizin eksikleri, artıları, güzellikleri,
çirkinlikleri, iyiliği, kötülüğü var.
Bazılarımızın derisi siyah, bazılarımızın beyaz.
Bazılarımız camide,
bazılarımız kilisede,
bazılarımız Sinagog’da dua ediyoruz.
Neye inanıyorsak oradayız, neyi seçiyorsak yaşıyoruz.
Ne doğduğum yeri seçebildim ne ailemi.
Sen gibi geldim ben de,
ben gibi gideceksin sende.
Özlem AYRAL
AT ÇİFTLİĞİ HAYALİ…
Çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç bir oğlu vardı. Babasının işi nedeniyle çocuğun eğitimi kesintilere uğramıştı. Bir gün öğretmeni, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istedikleri konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi. Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. H…atta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi. Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi.
İki gün sonra ödevi geri aldı. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir “0” ve “Dersten sonra beni gör” uyarısı vardı. Çocuk
– Neden “0” aldım?” diye öğretmenine merakla sordu.
Öğretmeni
– Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal. Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman imkansız. Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm.
Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı.
– Oğlum, bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatın için oldukça önemli bir seçim!
Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü.
– Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin Ben de hayallerimi…
O öğrenci, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000 metrekarelik çiftlik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev şöminenin üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı. Hikayenin en can alıcı yanı şu: Aynı öğretmen, geçen yaz 30 öğrencisini bu çiftliğe kamp kurmaya getirdi. Çiftlikten ayrılırken eski öğrencisine;
– Bak, sana simdi söyleyebilirim. Ben senin öğretmeninken, hayal hırsızıydım. O yıllarda öğrencilerimden pek çok hayal çaldım. Allah’ tan ki, sen, hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçıydın.
GÜNÜN SÖZÜ:
İNSAN ALEMDE HAYAL ETTİĞİ MÜDDETÇE YAŞAR.
YAHYA KEMAL BEYATLI…
SEVK, İDARE VE ZAMAN
Genç adam yogun is temposundan iyice bunalmisti. Vakit aksama aklasiyordu, ama mesai kavramina çok yabanci oldugu için evine ne zaman gideceği belli degildi. Basini iki elinin arasina aldi, gözlerini sikica kapadi. Çok para kazaniyordu. Yöneticiydi, birçok insanin imrenerek …
baktigi bir konumdaydi. Ama yasadigi hayati hayat olarak görmüyordu. “Bu ne biçim hayat böyle!” diye söylendi kendi kendine.
Hafta sonlarinda dahi evine gidemiyordu. Toplantilar, is seyahatleri, yazismalar ve kosusturmacayla geçen bir hayat. Ailesine, çocuklarina
vakit ayiramiyordu. Pek çok yakin dostunun adini dahi unutmustu. Bu karamsarlik içinde kivranirken, birden çekmecesindeki küçük radyosu
aklina geldi. Radyoyu açti. Yayinlanan müzik parçasi ile biraz rahatladigini hissetti. Müzigin ardindan yasli bir adamin konusmasiyla gayri ihtiyari radyoyu kapatmak istedi. Ama birden durdu. Ilginç bir teoriden bahsedecegini söylüyordu yasli adam. “BIN MISKET TEORISI”ni
anlatacakti. Merakla dinlemeye basladi. “Birgün oturdum ve biraz aritmetik yaptim. Ortalama bir kisinin yetmis bes yasina kadar yasadigini
varsaydim.
Biliyorum, bazilari daha çok, bazilari da daha az yasar. Ama biz yetmiş bes sene yasadigini düsünelim. Bir yilda 52 hafta oldugu için, 75”i 52 ile
çarptim ve ortalama ömre sahip bir insanin tüm hayatinda yasayacagi Cumartesi sabahi sayisi olarak 3900 rakamina ulastim. Simdi beni iyi
dinleyin. En önemli kismina geliyorum. Bütün bunlari ayrintili olarak düsünmeye elli bes yasinda baslamistim. Yaptigim hesaba göre bu yasa
kadar 2180”in üzerinde Cumartesi yasamistim. Ve eger yetmis bes yasina kadar yasarsam, yasayacagim Cumartesi sayisi sadece bin adet olacakti. Bir oyuncak dükkânina gittim ve elindeki tüm misketleri aldim. 1000 adet misketi bir araya getirmek için üç tane daha oyuncakçi dükkânini ziyaret ettim. Bunlari eve getirdim ve atölyemdeki radyomun yaninda duran büyük, seffaf bir kavanozun içine hepsini doldurdum. O günden sonra, her Cumartesi kavanozdan bir tane aldim. Misketlerin azaldigini gördükçe, hayatimdaki önemli seyleri daha fazla DÜSÜNMEye baslamistim. Anladim ki, dünyadaki zamanimin akip gittigini seyretmek kadar önceliklerimi düzene koymama hiçbir sey yardim edemez.” Yasli adamin anlattiklari öylesine etkiliydi ki, genç isadami âdetâ dünyadan kopmus, radyoya kilitlenmisti. Yasli adam su cümlelerle konusmasini tamamladi:
>”Programi kapatmadan önce simdi size son birsey daha anlatacagim. Bu sabah kavanozun içindeki son misketi de aldim. Eger önümüzdeki
Cumartesiye kadar yasarsam, bana biraz daha zaman verilmis olacak. Unutmayin, hepinizin kullanabilecegi en önemli sey, biraz daha fazla
zamandir.”
GÜNÜN SÖZÜ:
KENDİNİZİ İDARE EDERKEN KAFANIZI, BAŞKALARINI İDARE EDERKEN KALBİNİZİ ÖN PLANDA TUTUN..
.Ne kadar hızlı akıp gittiğini, Keşkelerle belkilerle geçirilemeyecek kadar değerli olduğunu…
İnsanı öğrendim..
İyi insan kötü insan diye bir ayırım olmadığını,Her insanın içinde iyilik ve kötülük olduğunu…
İstemeyi talep etmeyi öğrendim…
Sonra vermeden almanın mümkün olmadığını.Düşünmeyi öğrendim…
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu.
Gözümün hep uzaklarda olduğunu..
Sonra sahip olduklarımla mutlu olmayı dostlukların… değerini öğrendim.
Aşkın ve sevginin sahiplenme duygusundan çok öte bir şey olduğunu…
Ve ne kadar yoğun olursa olsun duygular,
Her şeyin bir sonu olduğunu öğrendim.
Yalnızlığımın kıymetini öğrendim..
Yalnızlığın aslında bir yoksunluk olmadığını,İnsanın kendini keşfetme yolculuğunda bir lüks olduğunu öğrendim
Gerçeği öğrendim bir gün…
Hayatın her zaman adil olmadığını…
Gerçeklerin bazen acıttığını,Acıya yenik düşmemeyi, kimseye tutunmadan ayağa kalkmayı öğrendim.
Kendimi hatalarımla sevmeyi…
Geçmişe takılıp kalmayacak kadar hayatın kısa olduğunu,Ve yaşadıkça “umudun” hep var olduğunu,
Öğrenmeye ve ders almaya son nefesime kadar devam edeceğimi öğrendim…
ALINTI
“Gençlik bir hayat devresi değil, bir akıl halidir.
Yıllar cildi buruşturabilir, ancak heyecanların bitişiyle ruh buruşur.
İnsan kendine olan güveni kadar genç,
Kuşkusu kadar yaşlı,
Cesareti kadar genç,
Korkuları kadar yaşlı,
Umudu kadar genç,
Bezginliği kadar yaşlıdır.
Hiç kimse fazla yaşamış olmakla yaşlanmaz.
İnsanları yaşlandıran, ideallerinin bitmesidir.
Kalbi sevdikçe, neşe duydukça, güzellikleri fark ettikçe, beyni yeni şeyler keşfettikçe, herkes gençtir.
İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar,
Halbuki yaşamadıkça yaşlanırlar.
İnsan, yaşlı olmaya karar verdiği gün yaşlanır
BOL BOL F VİTAMİNİ ALMAYA DEVAM…
Her derde deva arkadaşlarım!
Neden hepsi birbirinden bu kadar farklı benim arkadaşlarımın?
neden bazıları hatta marjinal?
Biri arkadaşımsa diğeriyle nasıl anlaşabiliyorum? Neden kimse anlayamıyor?
Galiba onların hepsi içimdeki çok farklı “ben”leri gün ışığına çıkarıyor da ondan.
Biriyle uslu, kibar oluyorum.
Diğeriyle şakalar yapıyorum.
Biriyle oturup ciddi ciddi konuşuyorum.
Diğeriyle saçma sapan şeylere kıkırdıyorum
.
Biriyle oturup çay içiyorum.
Diğeriyle dans ediyorum.
Birinin derdini dinleyip öğüt veriyorum.
Diğerinin bana verdiği öğütleri dinliyorum.
Hepsi bir bulmacanın parçaları sanki, tamamlayınca ortaya bir hazine çıkıyor. Arkadaş hazinesi!
Beni bazen benden daha iyi anlayan, iyi günümde, kötü gönümde beni yalnız bırakmayan arkadaşlarım…
Hepsi farklı günlerde aldığım rengarenk anti-depresanlarım sanki.
Mehmet Öz’den yeni bir şey daha öğrendim. Arkadaşlar sağlık için de faydalıymış.
Şaka değil! F vitamini diyor Mehmet Öz arkadaşlar için.
(F “Friends”den geliyor.) F vitaminin sağlığımıza faydaları say say bitmiyormuş…
Yapılan araştırmalara göre güçlü sosyal iletişim içerisinde olanlarda depresyona girme ve ölümcül krizlerin oluşma riski azalıyormuş.
Düzenli F vitamini kullanmak sizi gerçek yaşınızdan 30 yaş daha genç hâle getirebiliyormuş.
Dostluğun sıcaklığı stresi azaltıyor, gergin olduğunuz
zamanlarda bile kan damarlarınızda pıhtılaşma ve kalp krizi geçirme riskiniz yüzde 50 azalıyormuş.
Yaşasın!!Bilmeden yıllardır ne çok vitamin depolamışım vücudumda.
Neymiş, arkadaşlara çok önem vermeye,
mümkün olduğunca çok bağlantıda kalmaya,
beraber her şeyin komik bir tarafını bulmaya devam….
Gülerken ağzımızı kocaman açmayı da unutmuyoruz,
uçuşan bütün F vitaminlerini yutuyoruz (!)
İyi ki varsınız,
Sevgilerimle
Alıntı.