Çinliler yüzyıllardır yüz okuma sanatını kullanarak detaylı karakter analizleri yapıyor ve pek çok hastalığı teşhis edebiliyorlar.

12249866_1187120077982697_8086087863299289349_n[1]

 

Çin’de yüz okuma tezinin sahibi M.Ö. 3.asırda yaşadığı sanılan filozof Gui-Gu Tze’nin Xiang Bian Wei Mang isimli kitabı bugün de basılmakta ve fizyonomi öğrencileri tarafından üzerinde çalışılmaktadır.

Çinliler yüzyıllardır yüz okuma sanatını kullanarak detaylı karakter analizleri yapıyor ve pek çok hastalığı teşhis edebiliyorlar. Çin yüz okuma sisteminde yüz Yin-Yang’ın Taoist teorilerine göre 108 temel bölgeye ayrılıyor ve bu bölgelerin her biri vücudumuzdaki organların karşılığı oluyor. Yüz bölgelerindeki biçimlenmeler, renk ve doku değişimleri ise karşılık geldikleri organların ne kadar sağlıklı olduklarına dair ipuçları veriyor. Böylece kişilerin mevcut ve gelecekteki sağlık durumlarına göre değerlendirmeler yapılıp tedavi yöntemleri önerilebiliyor.

Yüz Çizgileri Hastalıklar Hakkında Kabaca Neler Söylüyor?

Böbrek: Çok fazla çalışıyor, az uyuyor, yüksek miktarda kahve içiyor ve fazla sorumluluk yükleniyorsanız gözlerinizin altındaki yarım ay şeklindeki böbrek/karaciğer bölgesine bakın. Eğer bu bölge şişik ve mora çalan bir renkteyse bu çok çalıştığınız, adrenalinizi tükettiğiniz, yağlı yemekler yediğiniz ve sıvı dengenizin bozulduğu anlamına geliyor. Kulaklarınız deri renginizden daha koyu ve kırmızı renkteyse şayet, bu durum da çok enerji harcadığınız anlamına geliyor. Gözlerinizin iç köşesi çukurlaşmış ve koyu mavimsi bir renk almışsa aynı tanılar yapılabilir.

Karaciğer: Yüzünüzdeki böbrek/karaciğer bölgesi koyu kahverengiyse ve bulanık bir görüntü arz ediyorsa, karaciğerinizin işlevi yavaşlıyor demektir. Bunun sebebi gerginlik, stres, öfke, yağlı yemekler veya alkol olabilir. Eğer bu görüntüye başınızın yan bölgesini kaplayan bir acı, çenede gerilme, kaşlar arasında uzunlamasına iki çizgi de eşlik ediyorsa, yağ ve hormonal dengeniz bozulmuş olabilir. Yağ miktarını azaltmaya bakmalısınız. Kaşlarınızın arasındaki iki çizgi, çengel şeklinde daha küçük iki çizgiyle tamamlanıyorsa, safra kesenizde bazı problemler baş gösterebilir. Aman dikkat! Alnınızdaki benekler veya çizgiler ise yağlı besinler veya aşırı süt ürünü tükettiğiniz anlamına geliyor.

Mide ve Bağırsaklar: Ağız bölgesi, mide ve bağırsakların enerjisini gösterir. Yüzün aşağı bölgesi de karın bölgesine ilişkin işaretler verir. Beyaz noktalar veya deri altında kabarcık hissi ya da deri de oluşan lekeler bir tür mantar hastalığı olan maya enfeksiyonu, fazla şeker veya süt ürünleri kullanımına işaret eder. Çeneniz kırmızı ve şişkinse bu, organlarınızda yapısal bir zayıflık veya karın bölgenizde bir sıkışıklık olduğu anlamına geliyor. Alt dudağınız dışarıya çıkık duruyorsa kalın bağırsağın aşağı kesiminde uyuşukluk ve işlev yavaşlaması var demektir. Üst dudağınız çatlak, kırmızı ve köşede noktalar varsa bu, midenizdeki asitlenme, yanlış diyet nedeniyle de midenizde yanma olduğu anlamına gelir. Gözlerinizin iç tarafından yanaklarınıza doğru inen çizgiler başka bir bağırsak problemine işaret eder. Ağız çevresinde sarı renk çizgi veya dudakların renksiz oluşu sindirim enerjisinin zayıf olduğu, beslenme şeklinin değiştirilmesi gerektiği anlamına gelir. Yeşil renk, karaciğerin ana problem olduğu, çok ince dudaklar ise çalışma delisi bir karakteri gösterir.

Akciğer: Burun delikleri etrafında ve yanakların alt kısmında kırmızılık ve şişkinlik, akciğerlerde rahatsızlık ve balgam oluşumuna işarettir. Eğer bu bölge aniden kızarır ve kurursa, bronşit rahatsızlıkları her an baş gösterebilir demektir.

Enerji ve Canlılık: Çin tedavisinde kaşlar yaratıcılık yeteneğini, zihinsel becerileri ve enerji düzeyini gösterir. Ayrıca diğer insanlarla, ailemizle ve toplumla nasıl iletişime geçtiğimizin de alameti olabilir. Kalınlık ve genişlik arttıkça bu, kişinin daha güçlü, hırslı, iradeli, direşken ve aktif olduğunu gösterir. İnce kaşlar ise hassasiyet, sağlık açısından da kırılganlık göstergesidir. Farklı yönlerde çıkan kaşlar huzursuz ve aceleci, odaklanmak için diğerlerinin yardımına ihtiyaç duyan bir yapıyı işaret eder. İnce ve sivri kaşlılar ise yenilikçi, iradeli, bağımsız, öncü ve üstünlük kaygısı, en iyi olma kaygısı güden insanlardır. Hilal şeklindeki kaşlara sahip olanlar karar verirken sezgilerine dayanan ve diğerleriyle çalışmayı seven kişiliklerdir. Kaşları kenarlara geldikçe dağılan kişiler de tiroit bezlerinde problem olabilir.

Feminen Doğanızı Uyandırmanın 15 Etkili Yolu…

gulenaypema[1]

 

Herkesin kim olduğunu tanımlayan feminen ve maskülen nitelikleri vardır.

Hedef odaklı, ilerleyen, işleri sonuna erdiren ve ileriye götüren bir ifadede, maskülen doğadayızdır. Hayatın akışında kaldığımızda, yaratıcı enerjiyle olduğumuzda, dans ettiğimizde, sevgi dolu olduğumuzda, yaşamdan keyf aldığımızda ve iç hissiyatlarımızla uyumda olduğumuzda da feminen doğayı ifade ediyoruzdur.

İki karşıt enerji gerekiyor ki bütün bir insan olarak hissedebilelim. Varoluşun temeli de budur, dualite, karşı kutupların etkileşimi. Erkekler daha ziyade maskülen enerji ile kendilerini tamınlasalar da onlar da olayları akışına bırakmaktan zevk alırlar, ama aynı zamanda net, yön verici ve ilerleyen ifadede kalmayı severler.

Hepimiz için hem maskülen hem de feminen eğilimleri ifade etmek yaşamda tatmin hissettirir.

Kültürümüzde maskülen değerler ilerleme ve geleceğe yönelik olmayı ifade ettikleri için daha ‘değerli’ görülürler. Bu durum dengenin bozulmasına neden olur, hem bireysel hem küresel boyutta.

Maskülenliğe olması gerektiğinden daha fazla değer verdiğimizde, zamanımızın çoğunu iş peşinde koşarak, hedefleri tutturmaya çalışarak, sürekli geleceği düşünerek geçirir, dinlenmeye, tatil yapmaya ve başkaları ile spontane iletişim kurmaya çok az zaman ayırırız. Maskülenliğe daha çok değer verdiğimizde, insan-üretimi şeylere daha bağımlı olmaya başlarız, akıllı telefonlar, ipadler, bilgisayarlar… ve doğada git gide daha az zaman geçirip, yaratıcı doğamızı ifade etmez hale geliriz.

Daha fazla maskülen olup, feminen değerleri arka plana attığımızda, bu durum bize hep eksik olduğumuz hissiyatı verir ve bir şeylere özlem hissettirir, ne olduğunu bilmesek bile. Bazen kendini tazelemeye, bazen çılgınca yaşamaya, bazen kaynakları bol olan bir yaşama, bazen doğal ve spontane olmaya… ama neyin hasretini çektiğimizi, neden tatminini hissetmediğimizi bilmeyiz… Oysa ne kadar da çok çalışıyoruzdur tatmin olabilmek için.

Hasretini çektiğimiz şey, feminendir. Bilmesek de aradığımız feminen enerjidir.

Eğer stres altındaysak ve tazelenme arayışındaysak, emin olun buna sahip olabilirsiniz. Size bu makalede feminen enerjiyi tekrar canlandırmanın ve hayatınızda ve dünyada yaşatmanın 15 farklı ve efektif yönünü anlatacağım.

  1. İfade

Birçoğumuz o kadar yoğunuz ki, durup, içimizde neler oluyor dinlemeye vakit bile ayırmıyoruz. Eğer hep dışadönük davranıyorsak, bu durum içimizde bir bölünme yaratır, içimizdeki kalbin derin hissiyatlarından koparız.

Bu durumu düzeltebiliriz elbet. Yapmanız gereken, içsel olarak kim olduğumuzla bağlantı kurmaya başlamak. Bunu yapmanın en güzel yolu duygularınızı ifade etmeye başlamaktır. Bir defter alıp duygularınızı yazmak oldukça rahatlatıcı ve oldukça basit bir metotdur. Sadece duyguları değil, düşünceleri, bedensel hissiyatları yazabilirsiniz. Bu şekilde, yavaş yavaş feminenin dünyasına girmeye başlarsınız… Hisler alemine dokunmaya…

  1. İnançlarınızı Gözden Geçirin

İçinizde şu durumu gözden geçirin: Feminen olma konusunda, manevi, zihinsel, fiziksel ve sosyal seviyede bir direnç hissediyor musunuz?

Direnç, negatif enerjinin ardındaki enerjiyi ifade etmek için kullandığımız bir kelimedir.

Reglilerinizle ilgili bir direnç (negatif duygu) hissediyor musunuz? Birisinin eşi olmaya karşı direnç hissediyor musunuz? Göğüslerinize karşı direnç hissediyor musunuz? Makyaj yapıp, yapmamaya karşı direnç hissediyor musunuz? Başkalarınıza kendinizi açma konusunda direnç var mı? Doğal doğum yapabilmenize karşı direnç var mı?

Dirençlerinizin kök inanç mekanizmalarını bulduğunuzda, bu inançları bırakmaya çalışın. Kendinize sürekli söylediğiniz kelimeleri izleyin, tekrar ettikçe bu kelimeler sizin inancınız haline dönüşür. İçinizdeki femineni uyandırmanın en güzel yönlerinden birisi de feminen ile ilişkilendirdiğiniz dirençleri (negatif inanç ve duyguları) serbest bırakmaktır.

  1. Bedeninizi Kucaklayın

Kültürümüz feminen bedeni ile savaş içinde. Sonuç olarak biz de kendi bedenimizle savaş içindeyiz. Feminen kendine has yönlerle ifade bulur. Eğer bedeninizin bazı yönlerini beğenmiyor ve negatif duygular besliyorsanız, yani direnç varsa, feminen doğanıza karşı direnç var demektir.

Sağlıklı ve zinde olmak bu bedene gıda olarak ne aldığımıza, nasıl hareket ettirdiğimize bilinçli olarak karar verebilmek direkt olarak feminene verdiğimiz değerle alakalıdır.

  1. Dans

Dans… Bu konu o kadar net ki, çok fazla kelime ile anlatmama gerek yok, dans etmek feminenin en temel doğasıdır. Bedenle dansın zaman içinde yaşamla dans edebilme yetisine dönüşmesi feminen doğanın mucizevi açılımlar yarattığı alanlardandır.

  1. Doğaya Çıkın

İçimizdeki enerjiler gibi dış dünyada da mekanlar ve ortamlar maskülen ve feminen enerji özellikleri taşırlar. Feminen, yaşam gücü enerjisidir. Ormanlar, parklar, nehirler, rüzgar, deniz, tüm doğa feminen enerjidir. Yeniler, yaratır, döngüseldir, her anı buram buram yaşamdır. Bir tane ağaç bile olsa şehrin içinde, onun altında oturmak bizi tekrar feminen doğaya bağlar.

  1. Yaratıcı Olun

Feminen enerji yaratıcı güçtür. Yaratıcı güç olan feminen enerjinin tezahürü kadın bedenindedir. Bedenlerimiz yaşam yaratmak için tasarlanmıştır.

Feminen EnerjiYaratımın bir çok yönü vardır. Sanatsal ifadeler, yazı, dans, resim, yeni fikirler üretmek gibi. Ne yaratmak istediğinizi düşünün. Akışınıza izin veren her şey feminen manasına gelir.

Rutininizin dışına çıkıp resim yapmaya başlayın, şiir yazın, şarkı sözü yazın ya da nefis bir yemek yapın hem kendiniz hem de dostlarınız için.

Yapılanların ‘iyi’, ‘mükemmel’ olması gerekmiyor… Yalnızca yaratılmış olsunlar. Beklentileri bırakın, yaratım aşkına!

  1. Duygusal İfadenizi Taçlandırın

Maskülen mantık ile tanımanırken, feminen duygular aracılığı ile ifade bulur. Hepimizin duygusal bedeni var, ama birçoğumuza duyguları nasıl anlayacağımız öğretilmedi.

Eğer duygularınız konusunda kafanız sık karışıyorsa, merak etmeyin, kendinizle uyumlanmayı öğrenebilirsiniz. Bunu nasıl hissettiğinizi gün içinde dinleyerek yapabilirsiniz. Hissiyatlarınızı anlamaya başladığınızda, otomatik olarak daha bütün, tam hissetmeye başlarsınız.

  1. Spontaneliğe ve Doğallığa Değer Verin

Gerçekçi olalım, tatile, başkaları ile iletişimde olmaya, her şeyi durdurup es vermeye, keyif yapmaya ve dinlenmeye yeteri kadar önem vermiyoruz. Hep çok çalışıyoruz (aşırı maskülen) ve böyle olduğunda da yaşamın coşkulu spontaneliğini tecrübe edemiyoruz. Hep olması gerektiği gibi olmaya çalışıp, gerçek doğal hallerimizden kopuyoruz. Doğal olmak ne demek unutuyoruz ve şartlanmalar ve beklentiler silsilesi içinde kaybolup kim olduğumuzu unutuyoruz.

Eğlenceli olmak, doğal ve spontane olmak için hep bir sonraki tatili bekliyoruz. Hep bir sonraki doğal anı beklemenize gerek yok! Her gün mini tatiller verebilirsiniz kendinize

İşe öncelik belirlemekle başlayın. Rahatlama zamanını öncelik listesine alın. Kitap okuma, müzik dinleme, yoga, kısaca anı yaşamanıza olanak sağlayan, ‘kendi kendine’ zamanı yaratın. Aşırı çalışan halinizden çıkmaya başladığınızda, yeniden kendiniz olmaya, doğal ve spontane olmaya başlarsınız.

  1. Dönüşüm İçin Ortam Yaratın

Bazılarımız feminenin sessiz sakin ve teslim olan olduğunu düşünüyor ama bu hikayenin ufak bir bölümü. Feminen enerji muazzam dönüşüm kapatisesine sahip. Yaradan 9 ay içimizde başka bir canlıyı taşıyabilmemiz için gerekli her gücü kadınlara vermiş. Neden? O hormonal iniş çıkışlarla, deli eden sancılarla, mide bulantıları ve duygusal gelgitlerle başka kim baş edebilir. Ancak güçlü bir enerjiye sahip kadın! Bu da demek oluyor ki dönüşüm için gerekli tüm duygusal güç, feminen enerjinin doğası. Duygular muazzam bir güce sahiptir, onları anlayıp, dönüştürdüğümüzde hem çocuklarımızı, hem eşimizi, hem çevremizi dönüştürme gücüne sahip oluruz. Üstelik kaba kuvvet kullanarak, kabalıkla, iterek kakarak değil, doğal olarak akışında. Tıpkı doğa gibi. Meltemi de var fırtınası da her şey dengesinde, yerli yerinde. Doğa sürekli dönüşüm döngüsünde. Kadının ay döngüsünde olduğu gibi.

  1. Kız Kardeşlik Sevgisi

Gulenay PemaDiğer kadınlarla vakit geçirmek, ruh birlikleri, içten hissiyatların paylaşıldığı, şefkat ve destek ortamları yaratmak muazzam şifa vericidir. Sevdiğiniz kadın arkadaşlarınızla sık sık biraraya gelmek, ve birbirinize projelerde, çocuklarla ilgili destek olmak, fikir vermek, birlikte yemek yapmak, gülmek, ağlamak, kendinizi arkadaşlarınıza açmak… Tarifi mümkün olmayan bir feminen enerji açığa çıkarır. Kalbiniz şükürle dolar taşar. Daha ne diyelim!

  1. Haz Algısını Arttırmak

Maskülen enerji genellikle düşüncelerde kendini kaybeder, feminen ise his ve haz aleminde.

Feminen enerjinizle yeniden bağ kurabilmek için tat duyunuzu aktive edin, kaliteli bir çikolata, nefis bir yemek, damak zevkine hitap eder ve hazzı arttırır.

Dokunma duyunuzu aktive edin. Alışveriş yaparken dokunduğunuz kumaşlar, yatağınızda, banyoda kullandıklarınız, bedeninize değenler. Doğal aromalar, çiçek kokuları. Göze hitap eden güzelliklerle bezenmek, insan veya doğa yaratımı. Bedensel duyularımızla bağlantıda olmak, hamam, bitkisel rahatlatıcı banyolar, güzel bir aromaterapi masajı. Hazları harekete geçirin.

  1. Anne Sevgisi

Annenizle olan ilişkinizi şifalandırmak, feminen doğanızla olan ilişkinizi tamamen dönüştürür.

Feminenle olan ilk temasınız anneniz aracılığıyla gerçekleşir. Eğer annenize karşı direnç varsa, o zaman içinizdeki feminene karşı da direnç var demektir. Bu da demek oluyor ki feminen doğanızı aktive etme sürecinde en önemli adım annenizle olan ilişkinizi mercek altına almak ve iyileştirmek.

Peki bunu nasıl yapacağız? diye sorduğunuzu duyar gibiyim.

Öncelikle, annenizi olduğu gibi, kendi feminen münhasırlığında kabul ederek. Onları size aktarmış olabilecekleri herhangi bir sağlıksız düşünce ve duygudan ötürü affederek. Annelerimiz her zaman ellerinden gelenin en iyisini yaparlar, ve bizim öğrenip, büyümemiz gereken kendi derslerimiz vardır.

İkinci olarak, annenizin nerede bitip, sizin nerede başladığınızı idrak etmek. Annenizden ayrı bir varlık olduğunuz hissiyatına ulaştığınızda, kendi otantik varlığınıza adım atabilir ve feminen doğanızı tezahür ettirebilirsiniz. Yani kendi kendinizin kadını olmaya başlayabilir, kendinizi keşfetmeye, feminenin gizemlerini keşfetme yoluna girebilirsiniz.

  1. Anne Olmak Ne Demek Anlamak

Çocuklarınız olsa da olmasa da, birçoğumuz annelik hakkında sağlıksız fikirlere ve hislere sahibiz. Ya anneliğe karşı sağlıksız bir direncimiz var ya da anne olmak bu dünyada olmamızın yegane sebebiymiş gibi bir inanış… Her iki hal de bizi sağlıksız birey veya sağlıksız anne yapar.

Zaman ayırıp, annelik sizin için ne manaya geliyor bir bakın. Annelik ne hissettiriyor, anne olmak denince ne düşünüyorsunuz, aklınıza ilk gelen kelimeler neler?

  1. Sezilerinizi Dinleyin

Sezilerle bağlantıya geçebilmenin yolu, anda kalabilmek ve hissiyatlarınızın farkında olmaktan geçiyor. Hayatını sürekli mantık ile yürüten bir kadın muazzam anlamda içindeki feminenden kopuktur. Feminenlik, alıcı, hislere ve sezilere açık bir doğa halidir. Yönetmeye, mantıklı açıklamalar getirmeye, mazeret ve tanımlara yer yoktur burada. Alıcı, gözlemci, akışındaki bir nehir gibi bir haldir. Bu hal, etrafımıza ördüğümüz duvarları indirmek manasına gelir. Hakiki bir açıklıkla, fiziksel boyutun ötesindekileri algılamaya açık olacak güven hissiyatına sahip olmaktır. Yaşama kayıtsız şartsız güvenmek demektir. Yaradılışa güvenmek, Yaradan’a güvenmek demektir. Güven, feminen doğaya aittir. Sebepsiz, şartsız, analizsiz. Seziler hiç yanıltmazlar. Duyabilirseniz eğer.

  1. Kendinizi Sevmeyi Öğrenin

Samimi bir kalp açıklığı, sevgi, şefkat ve hem kendinize hem de dünyaya karşı iyi niyet geliştirmeyi öğrenin. Modern yaşam her durumda kendimizi ortaya koyup, rekabetçi düzenekte kendimizi göstermemiz için bize at koşturtur. Ve kalp açıklığı, şefkat, anlayış gibi değerlere yer yoktur böyle hızlı ve hedef odaklı bir dünyada. Ama bunun faturasını kadınlar olarak göğüs kanseri olarak ödüyoruz. Bu yarışın sonucunda ölüyoruz. Hassas bioritmimiz, sürekli ‘yapan’ bir hal ile artık başa çıkamıyor. Artık bunları değiştirme zamanı, önce kendimiz üzerinde. Çünkü değişim herkesin kendi bedeninde, kendinde başlıyor. Dışardan değil, içerden değişim bu dünyanın dönüşmesini sağlıyor. Bunun kanıtları her geçen gün daha da net.

Şimdi, değiştirmek istediğiniz üç şey belirleyin. Günlük yaşamınızda bu üç şeyin geçerliliğine bakın. Örneğin, haftada bir, bir arkadaşınızı arayarak onu hiç bir şekilde eleştirmeden, şefkatle dinleme yetinizi geliştirebilirsiniz. Ya da her gün kendinizi ‘kendini seven’ bir davranışa adayabilirsiniz. Ya da pediküre gitmek, bir projeyi bitirmek, ya da sürekli düşünüp durduğunuz bir kıyafeti almak için harcadığınız zaman yerine uyumayı seçebilirsiniz.

Size iyi gelecek ne var bileceğinize dair kendinize güvenin. Ben size güveniyorum!

kaynak: Gülenay Pemanın bloğu

BEDENİNİZLE SAVAŞMAYI BIRAKIN

12244359_1643160522623875_6825983530459517842_o[1]
Blossom Benedict

Bir doktorun ofisinde, doktor gelmeden önce gözlerimde yaşlarla oturduğumu hatırlıyorum. Geleceğini bildiğimi sözcükleri korkuyla bekliyordum.

“Pekala, bu test negatif çıktı.” Veya “Sende ne olduğunu hala bilmiyoruz.” Ya da “Başka bir test yapmak istiyoruz.”

Sindirim sistemimde garip bir rahatsızlık geliştirdim, hiç kimsenin çözemediği bir rahatsızlık. 18 yaşında teşhis edilen bir tiroit sağlık durumunun yanı sıra geldi. Buna tekrar tekrar yapılan diz ameliyatlarını ekleyin, bedenim ve ben savaştaymışız gibi hissettiriyordu.

Daha iyi olmayacaktı. İstediğim şey olmayacaktı. Hayal kırıklığı yaşatmıştı. Doktorları listeye ekleyebilirim. Bana yardım edemediler. Beni umursamadılar. Beni hayal kırıklığına uğrattılar.

Hayal kırıklığım kızgınlığımı körükledi. Doktorları unutun: Onlara rağmen daha iyi olacaktım! Alternatif şifacılar aramaya başladım. Temizlikler, meditasyon, her tür diyet yaparak başladım, yoga bağımlısı oldum, hatta güneşe bakmaya başladım. Bulduğum her yeni şeyi sağlık incili yaptım. Her yeni insan yanıta sahip olabilirdi.

Yeni bir semptom alevlenene dek yanıtları vardı, yanıtları beni yine hayal kırıklığına uğrattı. Sonra bir gün, gayretli şekilde yanıtlar ararken, yolum beklenmedik bir yöne girdi. Yanlışlıkla bazı ilgi çekici yeni sorulara tosladım.

– Bedeninizin gereksinimlerini bilen tek kişi ya siz iseniz?
– Ya bedeniniz aslında gereksinim duyduklarını size anlatabiliyorsa?
– Sizde YANLIŞ olan hiç bir şey yoksa ve bedeniniz gerçekte iletişim kurmaya çalışıyorsa?

Bu soruları sinir bozucu buldum. Önce ne yapmam bekleniyordu? Ne yemeliydim? Nasıl oturmalıydım? Bu insan bana hiç bir şey anlatmıyordu!
Yine de sorular içimi kemiriyordu. Bedenim gerçekten benimle konuşuyor muydu? Tüm o yıllar boyunca onu görmezden mi geldim? Bu kadar uzun zamandır bana ihanet eden bedenim dediğim bu şeye güvenebilir miydim? Dinlemek için kendime yeterince güvenebilir miydim?

Alternatifler olarak gördüğüm şeylerden tükenmiş olarak – ve 14 gündür sadece lahana ve salatalık suyu içmekten aç – teslim olmayı seçtim.
Yanıtlar değil, sorular sağlığa yolculuğumu sonlandırdı. Ve bu aynı soruları bugün size getiriyorum.
– Sağlığınızı ve bedeninizi düzeltmeyi başka birilerine vermeye çalışmayı bırakmaya istekli olur muydunuz?
– Bedeninizle iletişim kurmayı öğrenmeye istekli olur muydunuz?
– Bildiğiniz şeyi takip etmeye istekli olur muydunuz?

İşte sağlığımı geri alma ve kendi bedenimi iyileştirme yolunda 10 yeni alet ve soru;

1. Bedeninize Sorular Sormaya Başlayın
Bedeniniz ile başka bir insanmış gibi konuş mu demek istiyorsun? Evet! Bedeniniz sizinkinden farklı olan bir farkındalığa sahiptir. Onu bir dostmuş gibi düşünün. Bir şey yemeden önce, sorun, “Bedenim bunu arzuluyor musun?” Egzersiz programınızdan önce sorun, “Bedenim, bugün nasıl hareket etmek istersin? Tam o anda yanıtlar almayabilirsiniz; ama, bedeninizin kendi bakış açısına sahip olabileceğini düşünme alışkanlığını edinmek ikinizin iletişim kurma sürecini başlatacaktır.

2. Bedeninizin Dilini Öğrenin
Bedeninizden onu anlamanıza yardımcı olmasını isteyebilirsiniz. Ayakta durarak “Bedenim, bana eveti göster” ve sonra “Bedenim, bana hayırı göster” diyebilirsiniz. Çoğu insan tutarlı olarak evet için bir yöne, hayır için diğer yöne eğilir. Bedeninizin konuştuğu dili anladığınızda, ona sormaya başlayabilirsiniz, “Bu peyniri yemek ister misin?” veya “Yürüyüşe çıkmak ister misin?” Bununla oynayın!

3. Hafif Olanı İzleyin
Her birimiz için farklı şeyler doğrudur. Sizin için doğru olan şey hafiftir. Ağır olan şey bir yalandır. Bir şey okuyorsanız ve sizi gülümsetiyorsa veya gözleriniz parlıyorsa, o sizin için doğru olabilir. Neden başka bir soru sormuyorsunuz? Bedeniniz büzülüyorsa veya mideniz alt üst oluyorsa, o sizin için doğru olmayan bir şeydir veya arzu ettiğiniz şeyi yaratmaz. Başka nereye bakabilirsiniz?

4. Değişimi Zorlamayı Bırakın
Kesinlikle acınası görünen spor salonlarına koşuşturan insanları ne kadar sıklıkla görüyorsunuz? Bedeninizin tükürmek istediği kaç tane diyet yaptınız? Bedeninizle aranızdaki iletişimi artıracaksanız, bedeninizin yapmak istemediği şeyleri yapması için onu zorlamayı bırakmak ve aynı ekipte oynamaya başlamak zorunda olacaksınız. Bedeniniz koşmaktan nefret mi ediyor? Bedeniniz koşmayı sürdürürseniz dizlerinizin patlayacağı farkındalığına sahip olabilir. Bedeniniz hangi hareketlerden keyif alırdı?

5. Etiketleri Kesin
Toplumumuz etiketleri ve teşhisleri sever. Ne kadar sıklıkla bir teşhis sorular sormaya son vermek için gerçekten bir izindir? Reflüm var. Sizin var mı? Bedeniniz sıklıkla reflü dediğimiz semptom ile biraz önce yediğiniz şeyi beğenmediği bilgisini veriyor mu? Hiç domates yiyemediğiniz veya bedeninizin domates ile iyi olduğu zamanlar bulunduğu doğru mudur? Eğer son çare olarak başvuracağınız bir teşhisiniz olmasaydı, bedeninizin her an neyi arzuladığının farkında olmak zorunda olur muydunuz?

6. “Sağlık” Oyununu Bırakın
Evet beni duydunuz. Beslenme uzmanları bunun için benden nefret edecekler, ama neyin sağlıklı olduğu neyin sağlıksız olduğu ile ilgili o kadar çok bakış açısı topladık ki, bedenimizin ondan hoşlanıp hoşlanmayacağını görme şansına sahip olmadan yiyecekleri yargılamaya başlıyoruz. Lahana sağlıklı öyle değil mi? Tiroitiniz az çalışıyorsa, sağlıklı değil. Domates sağlıklı öyle değil mi? Reflünüz varsa değil. Şeker sağlıklı değil. Gerçekten mi? Her zaman mı?

Sizin için iyi ve kötü olan tüm yiyeceklerin listesini dikkatle yaratabilirsiniz ya da size yiyecekler ile ilgili anlatılmış olan her şeyi silip bedeninize her an neyi arzuladığını sorabilirsiniz. Bedeninizin ne kadar çok şey bildiğine ve aslında size karşı işlememeye çalıştığına şaşıracaksınız. Bu harika hissettirecek!

7. Geri Bildirimi Değerlendirin
Baş ağrısıyla ne kadar sık hayal kırıklığına uğrarsanız? Ya da beliniz ağrıdığında keyfiniz kaçar? Bedeninizdeki ağrı ya her zaman kötü bir şey değilse? Bu, bedeninizin sizinle iletişim kurmak için son çaresi ise? Bedeninizde ağrı veya yoğunluk olduğu zaman, minnettar olmak için elinizden geleni yapın ve sorun, “Bedenim, burada bana neyi göstermeye çalışıyorsun?” Yediğiniz bir şeyi mi beğenmiyor? Zehirleyici bir sohbete mi isyan ediyor? Size ne anlatmaya çalışıyor?

8. Değişime İzin Verin
Sizin için bir gün doğru olan şey, sonraki gün doğru olmayabilir. İnsanlar tutarlı olmamızı severler, ama gerçek şu ki siz her gün farklısınız. Farklı bir hava durumu vardır, farklı bir ruh halindesinizdir, farklı gereksinimleriniz vardır. Her zaman ne yiyeceğinizi veya tüm yaz boyunca çalışma planınızı düşünmek yerine, sadece bu an ile uğraşın. Bedeniniz bugün neyi arzuluyor? Tutarlı olmak zorunda değilseniz ne olurdu? Bedeniniz tutarlı olmak zorunda değil!

9. Yargılamayı Bırakın
Her gün bedeninize kaç tane yargılama yöneltiyorsunuz? Eğer köpeğinize çoğu insanın bedenlerine davrandığı gibi davransaydınız, o kaçıp giderdi! Bedeninizin sizinle kolaylıkla çalışmaması şaşırtıcı mı? Bedeninizi yargıladığınız her zamanı fark etmeye başlayın ve her seferinde kendinize, “Bu ilginç bir bakış açısı” deyin. Yargılamalarınızın gerçeğiniz olmadığını kavradığınız zaman, sizi kontrol etmeyi bırakacaklardır. Oradan özgürlük yolunda olursunuz!

10. Minnettarlığı Artırın
Değiştirmeyi istediğiniz şeyler üzerinde durmak yerine, işleyen şeyler için minnettar olmaya başlayın. Bedeniniz ile ilgili minnettar olduğunuz her şeyin listesini yapın ve kendinize bunları her gün hatırlatın. Çok fazla minnettar değil misiniz? Görebilmenize ne dersiniz? Derinizdeki esintiyi hissedin. Düşündüğünüzden çok daha fazla minnettar olacağınız şey var!
Minnettarlık yerinden, yargılama yerinden daha fazla şeyleri değiştirmek çok daha kolaydır. Bunu deneyin!

Bedenim ile ilgili seçimler yapmam gerektiğinde, sessizleşirim ve kendime sorarım, “Neyi biliyorum?” Nasıl hissettiğim hakkında artık başkalarını suçlamıyorum. Doktorların verdiği bilgiler için minnettar olabilirim, ama en sonunda harika hissetmekten kendimin dışında kimsenin sorumlu olmadığını biliyorum.

Bedenim ile birliğe girerek, “sindirim rahatsızlığım” yok oldu, tiroit seviyelerim normale döndü (bu mümkün görünmüyordu) ve tekrar bedenimden keyif almaya başladım!

Artık savaşta olmamak ne güzel bir armağan. Bedeniniz ile savaşa son vermenin zamanı mı? Öyleyse, hangi soruları sorabilirsiniz?

(Çeviri: Saffet Güler)

ALZHEIMER HASTALIGINA KARSI COK BASIT BIR SAGLIK UYARISI –

12243087_938983029502032_1492105957741256914_n[1]

*ÇOK BASİT BİR SAĞLIK UYARISI…*
*Mümkünse, her sabah veya akşam, günde bir kez olabilir, sert bir
zemin üzerinde çıplak sağ ve sol ayak üzerinde, GÖZLERİNİZ KESİN TAM KAPALI her iki kolunuz yanlara T şeklinde açık, yaklaşık 30 sn.’de 100’e kadar, tek ayak üzerinden “sesli” sayarak DENGE’de durma eğitimine vücudunuzu ve beyninizi mutlaka ACİL alıştırınız. *
*İlk bir hafta sayamamanız çok normal. İlk bir haftadan sonra,
100’e kadar sayarak bu eğitime vücudunuzu alıştırırsanız, ileride kesinlikle ALZHAIMER konusunda sorun yaşamazsınız. *
*Kaynak: Amerika’da yaşayan Kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet ÖZ*
*Huzurlu ve Kaliteli yaşamanız, “en az 100 yaşınıza kadar, her konuda birlikte sağlıklı yaşlanabilmemiz dileğiyle…”*

*ÖZEL NOT: Lütfen, olabildiğince fazla, özel dostlarınızla bu çok
basit bilgiyi paylaşıp, kendilerini bilgilendiriniz… *

*Şu an olmasa bile, yıllar sonra özel dostlarınızın dualarını sürekli alırsınız… TEŞEKKÜRLER…*

Dalai Lama’dan hayatınızı değiştirecek sözler…

Dalai Lama denince akla bağışlayıcılık, nefsine hakim olma, hoşgörü, merhamet, gönül ferahlığı ve daha nice pozitif duygu geliyor. O, mutluluğu ve dünya barışını yaşamın her anına yaymayı amaçlayan bir lider.

Bu önemli ismin sözleri, dilden dile yayılarak tüm dünyayı ve erişebildiği tüm ruhları etkilemeye devam ediyor.

dalai[1]

1. En sevdiklerinize bile bir gün gidebilme özgürlüğünü verin ki geri dönmek ve kalmak için bir sebepleri olsun.

2. Zamanın önünde durmak mümkün değil. Bir hata yaptığımızda, zamanı geri alıp yeniden baştan başlayamayız. Yapabileceğimiz tek şey, şimdiki zamanı iyi kullanmak.

3. Açık bir yürek, açık bir zihindir.

 

4. Kendi içimizde barış yapmadan dışarıyla barışı sağlayamayız.

5. Asıl hedef diğerlerinden daha iyi olmak değil, eski halinizden daha iyi olmaktır.

6. Bir göz, diğer göz içindir. Bu da demek oluyor ki, aslında hepimiz körlerdeniz.

7. Bir kaşık, içindeki yiyeceğin tadını alamaz. Aynı şekilde, budala bir kişi bilgelikle yaklaşmadığı sürece bilge bir kişiyi anlayamaz.

8. Tibet dilinde bir söz vardır; ‘Acılar, güç almak için kullanılmalıdır’ denilir. Hangi zorluk olursa olsun, tecrübe ne kadar acı verici olursa olsun, asıl felaket umudu kaybetmektir.

9. Hayatta en hakiki ilişki; karşındakine duyduğun sevginin, ona duyduğun ihtiyacın ötesine geçtiği sevgidir.

10. Her sabah uyandığında kendine şunları söylemeyi unutma: Bugün de uyandığım için şanslıyım, kıymetli bir hayatım var ve bunu boşa harcamayacağım, tüm enerjimi kendimi geliştirmek, kalbimle başkalarına da ulaşmak, herkesin iyiliğini sağlayacak şekilde aydınlanmak için kullanacağım. Başkalarına karşı iyi niyetli olacağım, başkalarına sinirlenmeyeceğim veya onlar hakkında kötü düşünmeyeceğim.

11. Tüm iyiliklerin kökleri, şükretmenin topraklarındadır.

12. Sessiz kalmak bazen verilecek en iyi yanıttır.

13. Gerçek kahraman, kendi öfkesinin ve nefretinin üstesinden gelebilendir.

14. Özgürlük mücadelemizde tek silahımız dürüstlüktür.

15. Kuralları iyi öğren, böylece onları işe yarar bir şekilde yıkabilirsin.

16. Sevgi ve merhamet lüks değil ihtiyaçtır. Onlar olmadan insanlık ayakta kalamaz.

17. İyimser olmaya çalışın, daha iyi hissedersiniz.

18. Karşılaştığımız zorluklara karşı kayıtsız kalmak, kabul edilemez bir şey. Yapmamız gereken şey sonuna kadar direnmek ve asla vazgeçmemek.

19. Bu hayattaki birinci amacımız, başkalarına yardım etmek. Eğer yardım edemiyorsanız, en azından canlarını yakmayın.

20. Eğer bir problemin çözümü varsa, yapılabilecek şeyler hala bitmediyse, o zaman endişelenmeye gerek yok. Eğer çözüm yoksa, endişelenmenin de bir faydası yok. Yani, endişenin hiçbir koşulda hiçbir faydası yok.

21. Mutluluğun kaynağı ne para, ne de güç. Mutluluğun kaynanığı sıcak kalplilik.

22. Benim dinim bu. Tapınaklara, karmaşık bir felsefeye gerek yok. Kendi zihnin, kendi kalbin senin tapınağındır. Felsefen, kendi sevecenliğindir.

23. Başarılarınızı, onları kazanmak için nelerden vazgeçtiğinizle ölçün.

24. Bir şeyin her açıdan olumsuz olması imkansız veya çok nadirdir.

25. Her nefes aldığınızda kendinizi, her nefes verdiğinizde de başkalarını sevin.

26. İnsanlar, hayatta tatmin ve mutlu olmak için farklı yollar seçer. Onların sizinle aynı yolda olmamaları, yollarını kaybettikleri anlamına gelmez.

27. Dinin tek amacı sevgi ve merhameti, sabrı, hoşgörüyü, tevazuyu ve bağışlayıcılığı kolaylaştırmaktır.

28. Doğru davranışları sergileyebilirsen, düşmanların senin en büyük manevi öğretmenlerin olur çünkü onların varlığı senin hoşgörü, sabır ve bilgeliğini geliştirmeni sağlar.

29. Biz farkında olsak da olmasak da her şeyin altında tek bir soru yatar: Hayatın amacı ne? Her insan doğduğu andan itibaren mutluluğu ister, acı çekmekten kaçar. Bunu ne sosyal şartlar, ne eğitim seviyesi ne de ideolojik şartlar değiştirebilir. Varlığımızın en temelinde hepimiz sadece mutlu olmak istiyoruz. Asıl önemli olan, mutluluğu neyin getireceğini keşfetmek.

30. Aradığımız sükunet ve mutluluğu sağlayacak tek şey, merhamet ve anlayıştır.

31. Büyük sevgilerin ve büyük kazançların büyük riskler sayesinde elde edilebildiğini hesaba katmayı unutmayın.

32. Çocuklara bakın. Tabii ki hepsi kavga ediyordur ancak genellikle yetişkin olana kadar kötü düşüncelerini içlerinde beslemek yerine konuşarak dışarı atarlar. Birçok yetişkin, çocuklara göre daha eğitimli olma avantajına sahiptir. Ancak gülümseyen bir yüzün arkasında derin negatif duygular barındırırken eğitimin ne önemi var ki? Çocuklar böyle yapmaz. Onlar birine kızdıklarında, bunu ifade ederler ve geçip gider. Ertesi gün aynı kişiyle yeniden oyun oynayabilir.

33. İnsanın kendi mantığında ve eleştirel yaklaşımında her zaman nihai bir otorite olmalıdır.

34. Evreni düşündüğünüzde, bir insanın yaşamı zayıf bir bip sesinden farksız. Bu dünyada her birimiz geçici misafirleriz ve bir süreliğine kalacağız. Bu kısacık zamanı yalnız, mutsuz veya rakipleriyle çatışma içinde geçirmek ne kadar büyük bir budalalık.

35. Bildiklerinizi paylaşın. Bu, daha ahlaklı olmanın bir yoludur.

36. Bir hata yaptığınızı fark ettiğinizde, hemen düzeltmek için adım atın.

37. Gelin, her bir günün ne kadar değerli olduğunu anlayalım.

38. Dünya barışı, içsel barışla başlamalıdır. Barış, sadece şiddetin olmaması anlamına gelmez. Barış, bana göre, insan merhametinin ortaya çıkmasıdır.

39. Tüm acılar bilgisizlikten kaynaklanır. İnsanlar kendi kişisel tatminleri veya mutluluklarının peşinden giderken, başkalarına acı verir.

40. Merhamet dini bir şey değildir, insani bir şeydir. Lüks değildir, kendi barışımızı ve zihinsel istikrarımız, insanlığın var olması için hayati öneme sahiptir.

41. Tüm temel dini geleneklerin amacı dışarıya büyük ibadethaneler inşa etmek değil, insanların içine iyilik ve merhamet inşa etmektir.

42. Mevcut toplumumuzun sorunlarından biri de eğtimin bizleri daha zeki, daha becerikli yapacağını sanmamız. Günümüzde toplumumuz bunun altını çizmese de eğitim ve bilginin en önemli yönü, bizleri daha faziletli şeylere ve zihinsel disipline yönlendirmesidir. Zekamızı ve bilgimizi en iyi şekilde kullanmak için iyi kalpli değişiklikler sağlayabiliriz.

43. İster insan, ister hayvan olsun, bu dünyadaki tüm canlılar hem kendi izlediği hem de dünyanın peşinden gittiği yola ve güzelliklere katkı yapmalıdır.

44. Mutluluk hazır bir şey değildir, sizin eylemlerinizle oluşur.

45. Gerçekten merhametli olmak, karşınızdaki size nagtif yaklaşsa veya sizi kırsa bile aynı şekilde davranarak sağlanır.

46. Sayısız galaksileri, yıldızları ve gezegenleriyle tüm bu evrenin derin bir anlamı olup olmadığını bilmiyorum. Ancak en azından bu yeryüzünde yaşayan insanlar olarak görevimizin, kendimizi daha mutlu etmek olduğunu biliyorum.

47. Siz ne kadar çok sevgiden beslenirseniz, eylemleriniz de o kadar korkusuz ve özgür olacaktır.

48. İnsan potansiyeli herkes için aynıdır. Eğer “Ben çok değersizim” diye düşünüyorsanız, bu yanlıştır. Kendinizi kandırıyorsunuz demektir. Hepimizin belli bir düşünce gücü var, peki o zaman sizde eksik olan ne? Eğer irade gücüne sahipseniz, değiştiremeyeceğiniz hiçbir şey yok. Kendi kendinizin efendisi sizsiniz.

49. Bir günde ne uzay istasyonu ne de aydınlanmış bir zihin ortaya çıkabilir.

50. Eski dostlar geçer, yenileri ortaya çıkar. Aynı değişen günler gibi. Eski bir gün geçer, yeni bir gün doğar. Önemli olan, bunu anlamlı hale getirebilmektir. Hem anlamlı bir arkadaşlık hem de anlamlı bir gün…

Kaynak:
Addicted 2 Success

kaynak: uplifers

Adam fısıldadı: ”Tanrım konuş benimle”.

images[4]

Adam fısıldadı: ”Tanrım konuş benimle”. Ve bir kuş cıvıldadı ağaçta.
Ama adam duymadı. …

Sonra adam bağırdı:
”Tanrım konuş benimle”. Ve gökyüzünde bir şimşek çaktı.
Ama adam dinlemedi onu.

Adam etrafına bakındı ve,
”Tanrım seni görmeme izin ver” dedi.

Ve bir yıldız parladı gökyüzünde.
Ama adam farkına varmadı.

Ve yüksek sesle haykırdı:
”Tanrım bana bir mucize göster”. Ve bir bebek doğdu bir yerlerde.
Ama adam bunu bilemedi.

Sonra çaresizlik içinde sızlandı:
”Dokun bana tanrım ve burada olduğunu anlamamı sağla, ne olur!” Bir kelebek kondu adamın omzuna.
Ve adam kelebeği, elinin tersiyle uzaklaştırdı…

Halil Cibran

28 Kasım C.tesi 14.00-18.00 arası Reiki 1. Seviye Eğitimine Gelmek İsteyenler Bana Facebooktan Mesaj Atabilirler…

Reiki - YingYang

28 Kasım C.tesi 14.00-18.00 arası Reiki 1. Seviye Eğitimine Gelmek İsteyenler Bana Facebooktan Mesaj Atabilirler…

 

Öğrenilmesi ve uygulanması çok kolay olup herkesin uygulayabileceği bir iyileştirme metodudur. 1920’de Japon Dr. Mikao Usui tarafından Kurama Dağında başlatılmıştır. Ancak bir Reiki Master/Öğretmen tarafından inisiye edilmiş kişi tarafından ellerin bedene temasıyla kişinin kendisine ya da başkalarına uyguladığı bir yöntemdir. Doğası biyoenerjiden çok farklıdır.

Reiki diğer şifa teknikleri gibi öğrenilemez. Reiki uygulayabilmek için uzun süren meditasyonlar yapmak, farklı deneyimlere, tecrübelere ya da özel yeteneklere sahip olmak gerekmez. Bu yeteneğe sahip olmanın tek yolu; inisiyasyon dediğimiz yeteneğin transferidir (yani kısaca eskilerin ya da Anadolu’daki yaygın kullanımıyla el vermek diyebiliriz). Öğrendiğiniz ilk günden itibaren kendiniz ve başkaları için uygulayabilirsiniz.

Reiki enerjisi çok yumuşak aynı zamanda da herşeyde kullanılabilen, zararsız ve çok güçlü bir enerjidir. Adeta kendi bilinci olduğundan sizin yönlendirmenize gerek duymaz. Konsantre olmanız gerekmez. Reiki’yi aktarırken uygulayıcı bir kanal olur. Bu özelliğinden dolayı; uygulayıcının enerjisi tükenmez. Reiki, tüm inançlarla uyumlu çalışır.

Dünya üzerinde 2 milyondan fazla kişi tarafından kullanıldığı varsayılmaktadır. Bugün Amerika’da hastaların iyileşme sürecini hızlandıran bütünleyici/tamamlayıcı tedavi olarak bazı hastane ve kliniklerde uygulanmaktadır, ama yine de modern tıbbın yerine kullanılamaz.

Neden Hasta Oluruz?

Eğer yaşam enerjiniz düşükse veya dolaşımında bir tutukluk varsa hastalıklara daha açık olursunuz. Enerjiniz yüksek olduğunda ve rahatça aktığında; daha az hastalanır ve sağlığınızı uzun süre koruyabilirsiniz.

Bedenimizdeki sistemlerin hepsi birbiri ile bağlantı halindedir. Bir tanesi bozulduğunda, zaman içinde diğer sistemleri de etkilemeye başlar. Bir bölgedeki hastalık, ilişkili başka bir bölgede hastalığa ya da olumsuzluğa neden olabilir. Enerji düzeyinde başlayan bozuk bir titreşim zihinsel ve fiziksel düzeyde hasara yol açacaktır. Reiki, vücuttaki sağlığın, uyumun ve dengenin düzenlenmesini sağlar.

# Reiki’nin Faydaları Kişi inansa da inanmasa da bu evrensel enerji şuurlu olarak kanal olan kişi aracılığıyla terapiyi alana, alıcının ihtiyacı olduğu oranında akarak denge ve şifa sağlar.

# Stresli olduğunuzda derin bir rahatlama sağlar. Kafanız karıştığında düşüncelerinize berraklık getirir.

# Korku anlarında sizi sakinleştirir.

# Acınızı azaltarak, yaralarınızın doğal iyileşme sürecini hızlandırır. Her zaman daha sağlıklı olmanızı sağlar

# Varolan hastalıklarınızın ilerlemesini önler. Kronikleşmiş rahatsızlıklarınızı yavaş yavaş ortadan kaldırır. Duygusal yaralarınızı sarmanıza yardımcı olur.

# Olumsuz davranışlarınızı siz farkında olmadan değiştirir. Bütün bunları bedeninizdeki enerji titreşimlerini artırarak yapar.

# Ruhsal gelişimdeki pozitif etkisi, uygulamadan sonra karşılaşacağınız sorunlara daha derin bir bakış açısı kazanmanızı sağlar. Yaşamınızda doğru kararlar almak için gereken farkındalığa ulaşmanızda yararlıdır.

# Reiki, günlük kullandığınız enerjinize güç katıp bedeninizdeki enerjiyi dengeler ve rahatlamanızı sağlar. Böylece, zaman içinde oluşacak duygusal ve zihinsel dengesizlikleri engellenir.

# Hem kendinize, hem başkalarına kullanılabilir olması, en önemli avantajlarından biridir.

# Şevkat ve sevgi duygularını geliştirir. Uygulama sırasında en çok ortaya çıkan duygu: huzur, rahatlama ve güvendir. Yapılan Reiki uygulamaları, iyileşmeyi yumuşak geçişlerle sağlar.

# Reiki verme konusunda hiçbir zaman endişe duyulmamalıdır. Uygulayıcı, bu güçlü enerjiyi kanal olarak uyguladığı için uygulayan kişinin, kişiliği enerjiyi etkilemez.

# Uygulamalardan sonra ortalama üç haftalık bir iyileşme süreci devam eder. Eğer sonucu görmek için röntgen çektirmek ya da tahlil yaptırmak gerekiyorsa bu süreci beklemekte yarar vardır.

# Yapılan uygulamalar sırasında eğer önemli sağlık sorunları varsa bu uygulamaların tıp tedavisi ile birlikte devam ettirilmesi tavsiye edilir.Reiki, yaşam boyu sizinle birlikte olacak, evrenin enerjisinden kendinizin ve çevrenizin yararlanmasını sağlayan, geçmişi asırlar öncesine dayanan bir şifa tekniği…

Reiki, tüm insanlar için evrensel bir ödül…
Türkiye’de Reiki konusunda şu ana kadar yayınlanmış çeşitli kaynaklar ve siteler bulunmakta. Gerek bu eserler, gerekse yurt dışında yayınlanmış pek çok çeşitli kaynak, Reiki konusuna çok farklı açılardan yaklaşmakta ve daha çok yazarlarının Reiki tecrübelerini yansıtmaktadır. Aslında Reiki, ilgilendiğiniz boyuta bağlı olarak pek çok farklı sistemi de referans alabildiğinden ve de farklı uygulama teknikleri ile kombine edilebildiğinden çok kapsamlı ve uzun çalışmaları gerektirebileceği gibi, tekniğin özündeki basitlik nedeniyle de çok kısa sürede öğrenilip doğru ve çok etkin şekilde uygulanabilecek bir şifa sistemidir

Bir erkeğe ihtiyaç duyan kadınlardan olmayın. Bir erkeğin ihtiyaç duyduğu kadın olun…

tango[1]

 

Bir erkeğe ihtiyaç duyan kadınlardan olmayın. Bir erkeğin ihtiyaç duyduğu kadın olun…

Anette İnselberg

Akıl sağlığına zararlı 12 alışkanlık!

vertigo-denge-kulak-300x240[1]

Depresyon genellikle sevdiğimiz birinin ölümü, işsiz kalmak, maddi güçlükler gibi bizim kontrolümüzde olmayan faktörler nedeniyle ortaya çıkar. Fakat her gün yapılan küçük değişiklikler ruh halimizi düşündüğümüzden daha çok etkiliyor.
Sosyal medya alışkanlıkları, egzersiz rutini ve hatta yürüyüş biçimi bile içinizdeki mutluluğu bir kara delik gibi emiyor olabilir.

Mutluluğunuza engel olan bu alışkanlıları değiştirebilirsiniz! Ruh halinizi sabote eden 12 alışkanlık ve bu mutsuzluk verici davranışları değiştirmenin yollarını sizler için araştırdık!

1)Ruh haliniz yürüyüş biçiminizi etkileyebilir. Fakat bu durumun tam tersi de aynı derece de etkili!
Davranış Terapisi ve Deneysel Psikoloji Dergisi’nde yayınlanan bir çalışmaya göre yürüyüş biçiminiz mutluluğunuzu etkileyebilir. Araştırmacılar, çalışmaya katılan kişilerden kollarını fazla kıpırdatmadan, kambur ve omuzlar düşük bir şekilde yürümelerini istiyor. Çalışmanın sonucunda ise dik ve kendinden emin bir şekilde yürüyen kişilerin, kambur yürüyenlere göre daha mutlu ve iyi hisettiği ortaya çıkıyor.

Dahası omuzları kambur yürüyen kişiler, yürürken daha çok negatif deneyimleri hatırladıklarını belirtiliyor.

Mutlu adımlar için, yürürken çenenizi kaldırın ve omuzlarınızı geriye atın!

2)İnstagramın kraliçeleri dikkat! Psychological Science dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, rastgele bir şeylerin fotoğrafını çekmek, o anları hatırlamanıza engel olabilir.

Yapılan araştırmada katılımcılar bir müze turuna götürülüyor ve orada sergilenen objeleri inceleyerek resimlerini çekiyorlar. Daha sonra kendilerinden geziyi anlatmaları istendiğinde katılımcılar, fotoğrafladıkları objelerin ne olduğunu hatırlamakta, fotoğraf çekmeyen kişilere göre güçlük çekiyor.

Fotoğraf çekerken içinde bulunduğunuz anın farkında olmaya çalışın ya da arkanıza yaslanıp anın keyfini çıkarın!

3)Liseden mezun olduktan sonra zorbalardan kurtulmuş sayılmazsınız!

Yaklaşık 54 milyon çalışan kariyerlerinin bir döneminde iş yerinde kendilerine kötü muamele edilmesinden, hedef gösterilmekten ve mobbingden şikayet ediyor.

Gurur ve kendine güven duygularının ön plana çıktığı iş yerinde kötü davranışlarla karşılaşmak kişilerin duygusal durumunu değişken hale getirirken, her sabah yataktan kalkıp işe gitmeyi de zorlaştırıyor.

İş yerinde kötü davranışların hedefi oluyorsanız mobbingle mücadele derneğine başvurabilir ve psikologlardan yardım alabilirsiniz.

4)Egzersiz yapmamak kendinizi mutsuz hissetmenize neden oluyor.

Haftada 3 gun daha fazla hareket ettiğinizde depresyon seviyeniz %19 oranında azalıyor.

London College Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre spor yapan kişiler yapmayanlara göre daha mutlu bir yaşam sürüyor.

Hayatınıza yürüyüş ve daha fazla hareket ekleyerek depresyon ve mutsuzluğa elveda diyebilirsiniz.

5)Yapmanız gereken işleri sonraya bırakarak kendinizi depresif bir ruh haline mahkum ediyorsunuz!

Bir işi yapmama nedeniniz sıkıcı olması ya da o anda canınızın onu yapmak istememesiyle ilgili olarak size kimse yardımcı olamaz. Fakat kendinizi tedirgin hissettirecek ya da başarısız olmaktan korkacağınız işleri daha sonraya bırakmak sizi rahatlatmak yerine daha mutsuz ediyor.

Mutlu olmak için öncelikle kendinizi yatıştıracak bir şey yapın ve sorun yaratan işinizi halledin. Müzik dinlemek, koşmak ya da meditasyon yapmak gibi aktiviteler istemediğiniz işleri yapmakta size yardımcı olabilir.

6)İlişkiniz mutsuzluk nedeniniz olabilir.

Psikologlar birçok hastalarının ilişkilerinden kaynaklanan sorunlar nedeniyle depresyona girdiğini söylüyor.

İlişkileri nedeniyle depresyona giren kişiler bazen bu durumu uzun yıllar sonra fark ediyor.

Partnerinizin kendinize güven duygunuzu zedelediğini ve sizi depresyona ittiğini düşünüyorsanız, bir uzmana, ailenize ya da arkadaşlarınıza danışabilir ve bu konuda yardım alabilirsiniz.

7)Hayatı fazla ciddiye alarak kendinizi mutsuzluğa sürüklemeyin!

Yolda yürürken ayağınız takılıp düştüğünüzde utançla ayağa kalkıp üstünüzü mü düzeltiyorsunuz yoksa kendinize gülüyor musunuz?

Eğer utanç duygusu daha ağır basıyorsa hayatınızda kahkahalara ve gülücüklere daha fazla yer vermelisiniz.

Kahkaha anksiyete bozukluklarına ve depresyona en iyi gelen ilaçtır. Hayatınızdan olumsuz duyguları uzaklaştırmak için komedi filmleri izleyebilir, birlikte eğlendiğiniz arkadaşlarınızla vakit geçirebilir ve ilgi çekici bir hobi edinebilirsiniz!

8)Düzensiz gece uykuları mutsuzluğunuzun kaynağı olabilir.

Psikolog Diedra L. Clay, “Uyku her şeyi etkiler” diyor.
Duygusal ve bilişsel yetenekler ve vücut fonksiyonları gibi birçok şeye etki eden uyku düzeni, vücudun kendini yenileme işlemi.

Düzenli uyku uyumanıza engel olan etkenleri belirlemeye çalışın ve adım adım mükemmel gece uykusuna ulaşın.

9)İş, çocuklar, evlilik.. Kendinizle başbaşa kalacak vakit bulamıyor musunuz?

Yoğun bir tempo içinde küçük bir mola verip ve kendinize vakit ayırmanız gerçekten çok önemli.

Sahilde kısa bir yürüyüşe çıkabilir, yarım saatlik kısa bir uykuyla dinlenebilir ya da ayaklarınızı uzatıp kitap okuyabilirsiniz.

Önemli olan kendinize zaman ayırmanız.

10)En son ne zaman kendinizi elektronik aletlerden bağımsız bir halde gördünüz?

Elektronik cihazlara bağımlı yaşamak kendinizi mutsuz hissetmenize neden olabilir.

Haftanın bir günü ya da günün belirli saatlerinde akıllı telefon, laptop, tablet gibi cihazlardan uzak durmayı deneyin, daha iyi hissedeceksiniz!

Eğer ağırlıklı olarak sosyal medya ve mesajlaşma programlarını kullanıyorsanız kimseyle gerçekten iletişim kuruyor sayılmazsınız.

Facebook gibi sayfaların amacı eğlencedir. Bu tarz sosyal medya diyalogları insanları anlamamızı ve gerçek bağlar kurmamıza yardımcı olmaz.

İnsanlarla yüzyüze iletişim kurmak oldukça önemli! Bu nedenle uzun süredir görüşmediğiniz arkadaşlarınızla mesajlaşmak yerine bir kafede buluşup kahvenizi yudumlarken sohbet edebilirsiniz.

11)Eğer ağırlıklı olarak sosyal medya ve mesajlaşma programlarını kullanıyorsanız kimseyle gerçekten iletişim kuruyor sayılmazsınız.

Facebook gibi sayfaların amacı eğlencedir. Bu tarz sosyal medya diyalogları insanları anlamamızı ve gerçek bağlar kurmamıza yardımcı olmaz.
İnsanlarla yüzyüze iletişim kurmak oldukça önemli! Bu nedenle uzun süredir görüşmediğiniz arkadaşlarınızla mesajlaşmak yerine bir kafede buluşup kahvenizi yudumlarken sohbet edebilirsiniz.

12)Birçok şeyi aynı anda yapmaya çalışmak mutsuzluk kaynağınız olabilir!

Öğle yemeğini çalışma masanıza taşıyor ya da televizyon izlerken bir yandan sosyal medyayı takip ediyorsanız, kendinizi strese sokuyor olabilirisniz.

Yapılan araştırmalar, birçok insanın birçok işi aynı anda yaparak kendini daha verimli sandığını fakat gerçeğin bu durumu yansıtmadığını gösteriyor.

Multitasking, yani aynı anda birden fazla iş yapmaya çalışmak strese girmenize neden olurken, çevrenizle olan iletişiminizi etkiler.

Stresten uzak durmak için birçok şeyi aynı anda yapmak yerine işlerinizi sıraya koyun.

alıntı

Bakış Açınızı Değiştirecek 20 Kızılderili İlkesi

1. Erken uyan.

Erken uyan.

Dua etmek için güneşle beraber uyan. Tek başına dua et. Sen konuşursan büyük ruh seni dinleyecektir.

2. Hoşgörülü ol.

Hoşgörülü ol.

Yollarını kaybedenlere karşı hoşgörülü ve toleranslı ol. Cehalet, kibir, öfke, kıskançlık ve hırs kaybolmuş bir ruhun işaretleridir. Bir gün yollarını bulabilmeleri için dua et.

3. Kendi yolunu çiz.

Kendi yolunu çiz.
Kendini, kendin için ara. Başkalarının senin için yol çizmelerine izin verme. Bu senin ve yalnız senin yolun. Başkaları seninle beraber yürüyebilir ama senin için yürüyemez.

4. Düşünceli ve kibar ol.

Düşünceli ve kibar ol.
Misafirlerine düşünceli davran. En iyi yemeğini, en iyi yatağını sun. Onlara saygı göster ve onurlandır.

5. Senin olmayanı sahiplenme!

Senin olmayanı sahiplenme!

Senin olmayan bir şeyi alma. Başka bir insana, bir topluluğa, doğaya veya bir kültüre ait olabilir. Onlar kazanılmış veya sana verilmiş değildir.

6. Yeryüzüne saygı duy.

Yeryüzüne saygı duy.

Bu yeryüzünde var olan her şeye saygı duy. Bu bir insan veya bitki olabilir.

7. İfade özgürlüğü tanı.

İfade özgürlüğü tanı.

Başka insanların düşüncelerine, dileklerine ve sözlerine değer ver. Sözünü kesme, dalga geçme veya taklit etme. Her kesin kendini istediği gibi ifade etmesine izin ver.

8. Dedikodu yapma.

Dedikodu yapma.

Başkaları hakkında kötü konuşma. Evrene bıraktığın olumsuz enerjiler, bir kaç kat artarak seni yine bulur.

9. Affet.

Affet.

Herkes hata yapar ve her hata affedilebilir.

10. Olumlu düşün.

Olumlu düşün.

Kötü düşünceler aklın, bedenin ve ruhun hastalanmasına yol açar. Olumlu düşünce egzersizleri yap.

11. Doğanın parçası ol.

Doğanın parçası ol.

Doğa bizim için var olmaz, bizim bir parçamızdır ve biz de onun bir parçasıyız.

12. Çocuklara sevgi ver.

Çocuklara sevgi ver.

Çocuklar geleceğimizin tohumlarıdır.  Kalplerinde sevgiyi yeşert, onları erdemle ve hayat dersleriyle sula. Büyüdüklerinde, yeterince gelişebilmeleri için onlara alan tanı.

13. Kalp kırma.

Kalp kırma.

Başkalarının kalbini kırmaktan kaçın. Yarattığın acının zehri bir gün sana geri döner.

14. Dürüst ol.

Dürüst ol.

Her zaman gerçekten yana ol. Dürüstlük evrenimizde insan iradesinin bir sınavıdır.

15. Sağlığına özen göster.

Sağlığına özen göster.

Kendini dengede tut.  Rasyonel Sen’i, Ruhsal Sen’i, Duygusal Sen’i ve Fiziksel Sen’i.  Hepsi güçlü, saf ve sağlıklı olmalı.  Zihnini güçlendirmek için vücudunu da güçlendir. Duygusal yaralarını sarmak için ruhunu büyüt.

16. Sorumluluk al.

Sorumluluk al.

Kim olacağın ve ne yapacağınla ilgili bilinçli kararlar ver.  Aldığın kararların sorumluluğunu al.

17. Kişisel alanlara saygı suy.

Kişisel alanlara saygı suy.

İnsanların kişisel alanlarına ve gizlilik taleplerine saygı duy. Kimsenin kişisel eşyasına dokunma, özellikle de kutsal ve dini eşyalara.

18. Kendine adil davran.

Kendine adil davran.
Kendine adil davran.  Kendini besleyemezsen, başkalarını da besleyemezsin. Önce kendine yardım et.

19. Başka inançlara saygı duy.

Başka inançlara saygı duy.

Herkesin inancına ve inanışına saygı duy. Başkalarını senin inandığın dine inanmaya zorlama.

20. İyiliği paylaş.

İyiliği paylaş.
Kaderinin güzelliklerini başkalarıyla da paylaş. Gönüllü olarak iyilik yap.

kaynak: onedio

KİŞİSEL GELİŞİMİN 12 KURALI!

kisisel-gelisim-2[1]

Kural 1:
Asla kendinden şüphe etme... Sen ne hissediyorsan o her zaman doğrudur.
Dünyadaki bütün insanlar toplansa ve sana söylese bile senin hissettiklerin senin için doğrudur.
Onlar farklı hissedebilir, farklı düşünebilir ama bu senin hissettiklerinin yanlış olduğunu göstermez, sadece onlardan farklı olduğunu gösterir.

Kural 2:
Asla farklı olduğun için utanma.
Eğer çevrende senin gibi düşünen, seni anlayan insanlar yoksa, o zaman çirkin ördek yavrusu hikayesini hatırla…
Muhtemelen sen yanlış yerde, yanlış insanlarla birlikte olduğun için seni anlamıyorlardır.
O halde hedefin ait olduğun yeri bulmak olmalıdır.
Asla muhteşem bir kuğu olduğun gerçeğini unutma ve ördek olmak için uğraşma.

Kural 3:
Geçmişte yaptıkların için pişmanlık duyma ve özür dileme….
Yaşadıklarının senin için önemli bir ders olduğunu kendine hatırlat.
Bu tecrübe ile aldığın bilgiyi özenle incele, olayda yaptığın hataları ve yeniden ayni durumda olsan nasıl davranacağını iyice düşün ve gelecek olaylar için kendini hazırla.
Kırılan vazo tamir edilemez ama gelecekte başka vazoların kırılması önlenebilir.

Kural 4:
Mümkün olduğunca kimsenin senin adına karar vermesine izin verme ama başkalarının hakli olabileceğini de unutma.
Bu hayat senin ve istediğin gibi yasamaya hakkin var, fakat başkalarını dinle ve onların bakış açısını anlamaya çalış.

Kural 5:
Ailen dışındaki insanlarla ilişkilerinde asla kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atma ve kendini hayallerle kandırma.
Her zaman ama her zaman önce sen gelmelisin. Asla başka insanlar üzülmesin diye kendini üzmeyi tercih etme.
Sen kaldırabiliyorsan, onlarda kaldırabilir. Karşındaki insan senin mutluluğunu düşünmüyorsa ve senin üzülmene yol açıyorsa, o zaman o insan sana değer vermiyor demektir. Bu kişileri değiştireceğini ya da sana zamanla önem vereceğini düşünme.
Sana karşılıksız sevgi veren ve senin için her şeyi göze alabilecek tek insanlar ailendir.

Kural 6:
Asla kaybetmekten korkarak, sırf inanmak istediğin için karşındaki insanin sevgi sözcüklerine inanma.
Sevgi insanin kalbindedir, gözlerindedir, davranışlarındadır, ses tonundadır, sana verdiği önemde ve değerdedir, senin için yaptığı fedakarlıklardadır.
İnsanlar çok kısa zamanda sevgi sözcüklerini umarsızca dağıtmaya başlarlar.
Bunları dinle ama gerçek sevgiyi karşındakinin davranışlarına bakarak bul.
İnanmak istediğin için değil gerçek olduğu için karşındaki insanin sözlerine inan…

Kural 7:
Her zaman ama her zaman, mutlaka kalbini dinle. Hayatta senin için neyin doğru olduğunu bir tek içindeki ses söyleyebilir.
Dolayısıyla içindeki sesle konuşmayı öğren. Her gün kendinle kalmak için zaman ayır ve kalbini dinle.
Başka şekilde hissetmek için ikna etmeye değil, gerçekten ne hissettiğini bulabilmek için dinlemeye çalış. Bazen içindeki ses sana çok zor geleni yapmanı söyleyebilir ya da duymak istemediklerini söyleyebilir Korkma… ve içindeki sesi dinlemeye devam et…

Kural 8:
Her zaman ama her zaman, mutlaka kendine iyi davran. Kendini sev, şefkatle yaklaş.
Yanlış yaptığında acımasızca kendini eleştirip üzme…
Aksine başını okşa, kendini kucakla ve her şeyin geçeceğini söyle.
Üzgün olduğunda, kırıldığında, acı çektiğinde, mutsuz hissettiğinde kendine özen göster, tıpkı hasta bakar gibi kendine bakim uygula.
Yapmaktan hoşlandığın aktivitelerle meşgul ol ve bu durumdan çıkarak kimsenin seni incitmesine, üzmesine izin vermeyeceğini göster.

Kural 9:
Hayatta her şeyin bir bedeli olduğunu asla unutma ve bedel ödemekten istemediğin için kendini boşlukta bırakma. Örneğin bir insani incitmişsen, ödeyeceğin bedel o insanin güvenini yitirmektir. Eğer seni sevmeyen biriyle birlikteysen, yalnız kalmaktan korkup ilişkide kalma, çünkü kalmanın bedeli sevgisiz bir hapiste yaşamaktır. Eğer farklı olmaktan korkuyorsan ve başka insanları taklit edip onlar gibi olmaya çalışıyorsan, ödeyeceğin bedel kendine olan saygını yitirmek olacaktır.
Diğer taraftan bazen kendin gibi olmanın bedelinin de yalnız kalmak olduğunu unutma.
O halde yasamda her zaman bir bedel ödeyeceğini hatırla. Bir adim atmadan önce mutlaka ödeyeceğin bedeli bil ve kazanacakları na değip değmediğine bakarak kararlarını ver.

Kural 10:
İnsanlara karşı nazik ve sevecen ol, ne olursa olsun asla bir başka insani kırmak için konuşma, bilinçli olarak üzmeye çalışma ve kendi acını hafifletmek için bir başkasını yaralama.

Kural 11:
Hayatta en büyük dostun sen olabileceğin gibi hayattaki en büyük düşmanın gene sen olabilirsin. Seçimini yap ve kendin için dostu mu yoksa düşman mı olacağına karar ver.
Yaşamdaki tüm acıları atlatabilirsin, her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin, istersen kötü alışkanlıklarını bırakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin.
İstersen kendine yeni bir hayat kurabilirsin. Eğer kendinin dostu olabilirsen.

Kural 12:
Asla tecrübe kazanmaktan kaçma ne kadar zor olursa olsun, yeniden ayağa kalk ve yola devam et. Hayati öğrenmek için o tecrübelere ihtiyacın var. Kalbin ask acısı ile yaralanmış ise, sonsuza kadar kendini aşka kapatma.
Ruhun insanların acımasızlığı ile incinmiş ise, hayata küsüp kendini karanlık bir dünyada yasamaya zorlama. Bedenin çok büyük acılar çekmişse, kendini uyuşturup bırakma. Unutma bilge insan hayatı yaşayandır. Cesur insan korkusuzca devam edebilendir. Kahraman insan tüm acılarına rağmen yenilmeyendir…

* Alıntı

YÜZ ŞEKLİNE GÖRE KARAKTER ANALİZİ…

5458d20b61361f16e0a1a05f[1]

 

1. Uzun yüz (dik dörtgen şekilli): Alnın genişliği yaklaşık çenenin genişliği kadardır. Bu yüz tipi asil tip olarak adlandırılmaktadır. Böyle bir yüz yapısına sahip olan kişiler yüksek entelektli, duyarlı ve dengelidirler. Bu tip kişiler tedbirli ve sağduyuludurlar. Bazen de bu tip kişiler yöneticilik, organize etme yeteneğine sahip olup, amaca doğru ilerlemede kararlılık gösterebilmektedirler.

2. Üçgen şekilli yüz: Yüksek ve geniş alın, elmacık kemikleri kabarık, küçük ve kemikli burun, çökük gözlü, küçük ve azıcık öne çıkmış çene. Elmacık kemikleri ve çene arasındaki bölge kemiklidir. Bu tür yüz yapısına sahip olan kişiler az duyarlıdır. Bu ayrıca yüksek zeka belirtisidir. Böyle kişiler, ayrıca, hilekâr ve aksi bir karaktere sahiptir. Bazen bu tip insanlar ihanet etmeğe de yatkındırlar. Ajanların ve ihanet eden kişilerin büyük bir kısmının yüz yapısının üçgen şekilli olduğu söylenilmektedir. Bu insanlarda sadakat ve bağlılık duygusu yoktur.

3. Yamuk şekilli yüz: Üçgen şekilli yüz yapısıyla birçok ortak özellikleri vardır. Bu tipin alnı geniştir. Sivri olmayan ve biraz ensiz çeneye sahiptir. Bu tür yüz yapısına sahip kişiler ukala, duyarlı, artist tiplidirler. Bu tiplerde savaşçı ruhu yoktur. Bu tür kadınlar iyimserdirler. Onlar çevresindekiler için iyi bir ortam oluşturarak mutlu bir yaşam sürdürebilirler.

4. Kare şekilli yüz: Genelde sert, eğilmez, bazen de acımasız bir karaktere sahiptirler. Bu tip insanlar konuşkan olmayıp, kaba, algılama gücü zayıf, fakat iradeli bir yapıya sahiptirler, insanlarla ilişkilerinde şeffaf ve doğrudan bir tutum sergilerler. En belirgin özellikleri kararlı olmalarıdır. Bu tip insanlar da başarıya ulaşmak için yorulmadan çabalarlar. Liderlik etme isteklerinin güçlü olmasına rağmen, bu tip insanlar arasından iyi yöneticiler çıkmaktadır. Bu tip yüz yapısına sahip olan kadınlarda da egemen olma isteği yüksektir.

5. Yuvarlak yüz yapısı: Bu yüz yapısına sahip olan kişiler iyi kalpli, yumuşak karakterli ve barışçıldırlar. Çok ender hallerde böyle kişiler nefsine düşkündürler. Onlar konfor ve eğlenceyi severler. Şöhret tutkuları yoktur. Fakat, belli ölçüde kibirlidirler. Yuvarlak yüzlü birisinin burun köprüsü yüksek, elmacık kemikleri kabarık, gözleri parıltılı iseler, kararlı ve gayretli bir şekilde amacına doğru ilerleyebilme özelliğine sahiptir. Bu kişiler arasından ünlü liderler ve komutanlar çıkıyor.

* Alıntı

kaynak: sonsuz şifa

>>Vücutta tutulan suyu, ödemi ve şişkinliği atmak için akupresür noktaları (15-30 sn basılı tutun)

12039271_710579872408137_8555077021117544154_n[1]

>Vücutta tutulan suyu, ödemi ve şişkinliği atmak için akupresür noktaları (15-30 sn basılı tutun)

Kaynak: Kampa Workshop

Ayşe Padipapa Kızılöz

Denge Evrenin Kapısını Açan ‘Anahtardır’…

imagesCQW800PT

Soğuk Suyla Yıkanmak – Sıcak Suyla Yıkanmak

12246975_923043637790179_1837914434861190792_n[1]

Soğuk Suyla Yıkanmak: Bağışıklık Sistemini Uyarır

Uyanıklığı Arttırır

Soğuk Algınlığını Engeller

Anti-Depresyon hormonlarını uyarır

Metabolizmanızı Hızlandırır

Zihni Özgürleştirir

Cildi Sıkılaştırır

Saç Dökülmesini Önler

Sıcak Suyla Yıkanmak:

Kasları Gevşetir

Beden Gerilimini Düşürür

Şişkinlikleri Azaltır

Migreni Azaltır

Endişeyi Azaltır

Ciltten Toksinleri Atar

Gözenekleri Açar ve Cildi Temizler