GÖZ ÇEVRESİ ÖZEN İSTER…

 

Güzelliğin en çarpıcı silahı olan gözler, yüzün en hassas bölgesi olduğu için erken yaşlarda kırışıklıklara davetiye çıkarıyor. Bu nedenle göz çevresine ekstra bir bakım gerekiyor. İşte doğal yöntemlerle göz çevresi bakımı ve egzersizler?

 

Gözler, ruhun ve sağlığın aynası ama aynı zamanda yüzün en nazik bölgesi. Çünkü göz çevresindeki deri yüzün diğer kısımlarından 7 kat daha ince. Dış etkenlere aşırı duyarlı ve kırışıklıklara açık bir yapısı olduğundan yüze uygulanan her türlü krem ya da maske göz çevresi derisine zarar veriyor. Bu bölgeye özel ürünlerin kullanılması gerekiyor.
En doğru seçim, tahriş etmeyen ve alerjik olmayan yağsız nemlendiriciler kullanmak ve doğal yöntemlerle cildi beslemektir. Beslenmekten, dinlenmeye, temizlikten göz jimnastiğine ve evde hazırlanan doğal kremlere kadar pek çok konuda bazı temel kurallara uymak gerekiyor.

Beslenme

Dengeli beslenmek sağlık kadar güzellik için de yararlı. Vücudumuz için gereken her türlü besini her gün düzenli olarak yemek gerekiyor. Bunun yanı sıra gözlerin dostu olan A vitamini deposu yiyeceklere günlük öğünlerde mutlaka yer verin. Özellikle havuç, balkabağı, ıspanak, pazı, kereviz, maydanoz, dereotu, roka, kayısı, şeftali, kavun, et, balık ve yumurta gibi A vitamini kaynağı besinleri sofranızdan eksik etmeyin.

Dinlenme

Uykunun azı da fazlası da zararlı. Her gün 8 saatlik düzenli uyku göz sağlığı için çok yararlı. Her akşam aynı saatlerde uyumak yorgun gözleri dinlendiriyor. Özellikle yoğun tempoda çalışanların düzenli uyku uyumaları ve mümkünse öğle yemeğinden sonra gözlerini 5-10 dakika dinlendirmeleri gerekiyor.

Temizlik

Göz makyajı her akşam yatmadan önce mutlaka temizlenmeli. Ancak temizleme işlemini göz çevresini tahriş etmeden yumuşak hareketlerle yapın. Rimel ya da far kalıntıları veya uygun olmayan temizleme ürünleri gece boyunca cilde zarar verebiliyor hatta kirpiklerin dökülmesine neden olabiliyor.

GÖZ ÇEVRESİ SORUNLARI VE ÖNLEMLER

 

Yorgun ve şiş gözler

Çok az ya da çok fazla uyku, bir gece önce alınan alkol, aşırı kafein tüketimi, stres ile yapay ışıklar bilgisayar ve televizyon gibi olumsuz etkenlere uzun süre maruz kalmak sabahları şiş gözlerle uyanmanın başlıca nedenidir. Ertesi sabah aynada hoş olmayan görüntülerle karşılaşmak istemiyorsanız bir gece önceden almanız gereken birkaç basit önlem var.

Ne yapmalı?

Zambak, papatya, ıhlamur ve lavanta çaylarıyla yapılan güzellik kürleri gözlerdeki yorgunluk ve şişlikleri gideriyor. Bunun için örneğin bir tutam ıhlamuru 1 çay fincanı kaynar suya ilave edip 10 dakika bekletin. Süzüp soğumaya bırakın. 2 makyaj pamuğunu çaya batırıp göz kapaklarınıza uygulayın. 10 dakika bekleyip, yıkayın.

2 dilim çiğ patatesi göz kapaklarınıza yerleştirip 15 dakika bekleyin. Yıkayıp kurulayın. Gözaltı şişliklerine antioksidan özellikli göz kremleri de sürebilirsiniz. Sorununuz kronikleştiyse ve ne yaparsanız yapın şiş gözlerle uyanmaktan kurtulamıyorsanız kalp-damar sistemini etkileyen sporlar yapın.

Yürüme, koşma, bisiklet ve aerobik gibi sporlar, vücutta ödeme yol açan tuz ve toksinlerin atılmasını sağlıyor. Bu sporlar tüm vücuttaki şişliklerin giderilmesine yardımcı oluyor. Şişliklerin inmesini beklemek için yeterli zamanınız yoksa bir parça buzu göz çevresine gezdirerek sürün. Şiş gözleri makyajla kamufle etmek için ten renginize uygun kapatıcıyı elmacık kemiklerinize kadar geniş bir bölgeye ince bir kat halinde sürün. Farınızı koyu renklerden seçin. Koyu renkli bir rimeli sadece üst kirpiklerinize sürün.

Tarihteki İlk Saç Kurutma Makinesi…

ilk_sac_kurutma_makinesi_th[1]

Saç kurutma makinesinin icadından önce, insanların saçlarını kurutmak ve şekil vermek için elektrik süpürgesi kullandığını biliyor muydunuz?
Eski elektrik süpürgeleri, havayı içine çektiği gibi dışarı da veriyordu ve kadınlar bu kısma bir hortum takarak saçlarını kurutuyorlardı.

1890 yılına gelindiğinde ise Fransız kuaför Alexandre F. Godefroy, ilk sıcak hava üfleyen fön makinesini icat etti.
Büyük ve gürültülü bir motoru olan bu ilginç makine, hava üfleyen uzun tüpleriyle günümüzde kullandıklarımızdan çok farklıydı.
“Taşınabilir” saç kurutma makineleri ise ancak 1920’li yıllarda piyasaya sürüldü…

 

 

Ne Kadar Şekerleme Yapmalısınız…

DOĞAL ÇAMAŞIR DETERJANI TARİFİ:


Özellikle yaz aylarında giydiğimiz pamuklu kıyafetler ter ile birlikte deterjanların içindeki kimyasalların kıyafete nüfus etmesiyle birlikte vücudumuz tarafından emilerek çeşitli rahatsızlıkların oluşmasına… sebep olabiliyor. İşte bunun önüne geçebilmek için Amerika lı hanımların yıllardır kullandığı bir tarifi sizinle paylaşmak istiyorum.
Doğal Çamaşır Makinesi Deterjanı:
1 ölçek 1/2 çay bardağıdır.
1i5 lt sıcak su
Zeytinyağlı yeşil sabunun yarısını rendenin en küçük tarafı ile rendeliyoruz,neredeyse toz haline geliyor.Bunu sıcak suyun içinde iyice eriyinceye kadar karıştırıyoruz.
3 ölçek Boraksı azar azar ve karıştırarak karışıma ilave ediyoruz.
Son olarak 3 ölçek Çamaşır sodasınıda aynı şekiilde azar azar döküp karıştırarak karışıma ilave ediyoruz.Çamaşır sodası çok hızlı köpürdüğü için daha yavaş dökün ve karıştırın.
Bütün karışım iyice eriyinceye kadar karıştırılıp kıvamlı bir hale geldikten sonra 6 saat kadar dinlendiriyoruz.
Doğal  ve hiç bir kimyasal madde içermeyen çamaşır makinesi deterjanımız kullanıma hazır.
Beyaz çamaşırlar için bir çay bardağı sıcak suyun içine 1 çay kaşığı çivit koyup karıştırarak yumuşatıcı bölümüne koyabilirsiniz.
Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Haydi 86 Oscar Ödülleri Kırmızı Halı Kıyafetlerinin Değerlendirmesini Yapalım…

Tuba Edman  / T&E Trend Tracker Turkishny.com

Tüm dünyadan sinema ve moda severlerin merakla beklediği 86. Oscar Ödülleri Los Angeles’ın Dolby Tiyatrosu’nda düzenlenen muhteşem bir törenle sahiplerini buldu.

56 yaşındaki ünlü talk show yıldızı Ellen DeGeneres’in sunduğu gecede,12 Years A Slave (12 Yıllık Esaret) En İyi Film seçilirken, En İyi Yönetmen ödülünü Gravity ile Alfonso Cuarón kazandı. Gecede En İyi Erkek Oyuncu Matthew McConaughey ve En İyi Kadın Oyuncu ise Cate Blanchett seçildi. En iyi kostüm ödülün ise Catherine Martin’e gitti. Ve Dior imzalı elbisesi ile bu sene de düşen Jennifer Lawrance kırmızı halıya damgasını vurdu.

Günler öncesinden başlayan ve iki gün devam eden şiddetli yağmurun hazırlıklarına damgasını vurduğu gecede, korkulan olmadı. Meteoroloji tahminleri doğru çıkti ve Dolby Tiyatrosu’nun girişinde gerçekleşen, tüm dünyadan yaklaşık 1 milyar kişinin izlediği tahmin edilen Oscar Ödül Töreni görkemine yakışır şekilde yağmursuz bir akşamda gerçekleşti. Akademi Ödülleri’nde, yağmur nedeniyle son olarak 2010 yılında konuklar çadır altında karşılanmış ve kırmızı halı seremonisi yağmur altında tamamlanmıştı.

Hollywood Bulvarı’ndaki meşhur Dolby Tiyatrosu her yıl olduğu gibi yine birçok ünlüye ev sahipliği yaptı. Gecede, yarışan sadece filmler değildi, kırmızı halıda en ünlü modacıların kıyafetlerini taşıyarak gecenin şıkları arasına girmeye çalışan, patlayan flaşlar eşliğinde objektiflere poz veren birbirinden güzel yıldızlar başka bir yarışın daha parçası olduklarını iyi biliyorlardı. Tabi smokinlerini giyen Hollywood’un ünlü erkek oyuncuları da bayanlar kadar iddialılardı.

Geçen sene en iyi kadın oyuncu ödülünü almaya çıkarken Dior Couture marka elbisesine takılıp düşen ve aylarca manşetlerden inmeyen Jennifer Lawrance bu senede aracından inerken düştü ve yine gecenin en çok konuşulan ünlüsü olmayı başardı.

Benim favorim bu sene Charlize Theron. Theron, olağan üstü vücut hatlarını tamamı ile ortaya çıkaran nüde renk askılı muhteşem siyah elbisesi ve ışıltılı pırlanta kolyesi ile kelimenin tek anlamı ile rüya gibiydi. 12 Years A Slave’daki performansı ile en iyi yardımcı kadın ödülünü kazanan Lupita Nyong, geçtiğimiz ay BAFTA’ ödüllerinin kırmızı halısında giydiği Christian Dior marka yeşil elbisesi ile uzun süre konuşulmuştu. Açık mavi, uçuş uçuş derin dekolteli Prada imzalı elbisesi ile yine Oscar gecesinin yıldızı olmayı başardı. Gecenin ilgi odagi, Dior imzalı kırmızı elbisesi içinde muhteşem görünen Lawrance da arkaya taradığı kısa saçları ve klasik pırlanta kolyesi ile süperdi.

Blue Jasmine (Mavi Yasemin) filmi ile en iyi kadın oyuncu ödülünü kazanan Cate Blanchett, nüde rengi tül üzerine tamamı pullarla işli Armani Prive elbisesi içinde kırmızı halıda da en çok ilgi gören isimlerden biri oldu.En iyi film ödülünü kazanan 12 Years A Slave’in yıldızlarından Brad Pitt’in partneri Angelina Jolie, hatırlasanız BAFTA gecesinde giydiği Valentino takımı ile günlerce magazin başlıklarından inmemişti. Jolie bu sefer metalik gümüş rengi Elie Saab marka seksi tuvaleti ve göz kamaştırıcı güzelliği ile geceye katılanları büyüledi.En iyi kadın oyuncu ödülü adaylarından Sandra Bullock da koyu mavi Alexander McQueen marka tuvaleti ile herkesi kendine hayran bıraktı.

Julia Roberts da en iyi yardımcı kadın adayı olduğu gecede, klasik Givenchy marka siyah dantel peplum elbisesi ile son derece şıktı.En iyi kadın oyuncu adaylarından Amy Adams da 2013’de giyindiği gümüş rengi ışıltılı Armani Privé marka elbisenin yerine bu yıl tercih ettiği safir mavisi traples Gucci elbisesi ile asil bir prenses gibiydi.Geçen yılki açık pembe Prada elbisesi ve uyumsuz kolyesi ile eleştiri yağmuruna tutulan Anne Hathaway, Geceye Gucci koleksiyonundan tüm bedeni parlak taslarla bezeli bir elbise ile katılarak geçen seneyi unuttursa da, iki elbisenin kesim benzerliği kimsenin gözünden kaçmadı.

Tüm dünyanın gözlerinin çevirdiği, aylarca kritiklerinin yapılacağı, en iyisinin en kötüsünün haftalarca tartışılacağı Armani’den Dior’a, Valentino’dan Elia Saab’a, dünyaca ünlü tasarımcıların son koleksiyonlarını üzerlerinden taşıyan aktrisleri ile Oscar’ın kırmızı halısından iste, sizin yorumunuza bıraktığım kareler, bakalım siz kimleri şık kimleri rüküş bulacaksınız.

Tuba Edman / T&E Trend Tracker

Kaynak:tuba edman.blogspot.com

Sivri, Hınzır & Cüretkar Yorumlar – Hangi Burç Neyi Feda Edemez?

Mona Lisa Manga Style by Nisai

 

Herkesin herşeyi kıymetlidir :))) Ama hepimizin asla feda etmek istemediğimiz bir nimeti vardır… Sivri, Hınzır ve Cüretkar bir bakışla, burçlara göre en bi üstüne titrenilen şeyin ne olduğunu AÇIKLIYORUMMM :)))) Yine hepiniz benden neffrett edeceksinizzzzzz :))))))

KOÇ: Gururunu! Şimdi aslına bakarsanız Koç öyle kendine iş arayan bir insan değildir :))) Rahatına düşkündür. ”Çalsın Sazlar Oynasın Kızlar” modunda yaşamaya bayılır… Ama Koç bir alfa yani bir sürübaşıdır! Kendisine ya da hakimiyeti altında gördüğü her hangi bir şeye ucundan accık ”tokanacak” birşey ortaya çıktı mı, Koç birden yerinden doğrulur, ”ahiyaaaakkk!” tarzı bir savaş çığlığı atar ve saldırı pozisyonuna geçer :))) Zira, Koç için bu bir gurur meselesidir! Bu yüzden de bir Koç’a istemediği bir şeyi yaptırmanın en iyi yolu, gururuna tokanacak bir laf etmektir. İktidarını ispat etmek için ”mantıksız” işler yapmaya pek müsaittir. Onu peşinize düşürmenin en iyi yolu da, ona ait olmayı reddetmektir :))) Çok gururu kırılır ve peşinize takılır… Yani ”ASLINDA BASİT BİR MEKANİZMALARI VAR” desem yalan olmaz :)))

BOĞA: Tercih Hakkını! Boğa ne istediğini bilen insandır. O kadar bilir ki, bir türlü UNUTAMAZ ve VAZGEÇEMEZ :))))) Tembeldir membeldir ama, Boğa’nın nefsi bir kere kabardı mı, kolay kolay yatışmaz… Aklı bir şeye takıldı mı, onu ille elde etmek ister ve olmadı mı, bir ömür, eline geçen her fırsatta yeniden dener! Öte yandan ”YOH!” dediği zaman da, yerinden kıpırdaması bir o kadar zordur. Durumu yeniden değerlendiren ve konum değiştiren uzuvlarını, oto-felce uğratır :)))) Yani Boğa’ya getir-götür, gel-git, yap-yapma diyen kaybeder… Boğa ile anlaşmanın yolu sevmek ve sevdirmektir :))) Hoşlanacağı ipuçlarını koyun önüne… O düşünür taşınır, makul bir noktaya gelir. Ne vakit Boğa bir şeyin kendi tercihi olduğuna inanır, o zaman hiç kimse onu dolduruşa geldiğine dahi ikna edemez :)))) Ama bak vicdanlı insanlardır… Yani ısrarcı insana zinhar yüz vermezler ama kabul etmemiş gibi davranıp – dolaylı olarak – ufak bi güzellik yapabilirler 😉

İKİZLER: Güvenlik Alanını… İkizler PİMPİRİKLİDİR 🙂 Böyle deli dolu, hoptidi zıptidi, hareketli olduklarına bakıp da, hiç bir şeyi kafalarına takmadıklarını sanmayın. Onların kendilerine has ritüelleri, titizlikleri, takıntıları vardır :)))) Ve bunların bir başkası tarafından anlaşılabilir bir mantığı da yoktur! O bir şeyi içine sindirdiyse sorun yoktur. Ama sindiremediyse zinhar değmez, tutmaz, aynı odada yatmaz… Rahatlatılmak istedikleri için çok soru sorar ve rahat bırakılmak istedikleri için de çok hareket ederler. Kontrol edilemezler ama gizli bir kontrol-manyaa durumları vardır :)))) Etraflarındaki hava boşluğu ve belirsizlik, sadece onların biraz geniş tutmak istedikleri güvenlik alanlarının uzantısıdır… Burçlar içinde anlayışa ve olduğu gibi kabul edilmeye en umutsuzca ihtiyaç duyan ve fakat başkalarını oldukları gibi kabul etmekte en bi zorlanan burç belki de İkizlerdir!

YENGEÇ: Valla sevdiği hiç bir şeyi feda meda edemez :))) Yengeç onu mutlu eden şeylerle kendini şımartmaya bayılır… Bu nedenle ona keyif veren, hayat kalitesini yükselten her şeyle sevgi bağı kurar ve onları elinin altından, gözünün önünden ayırmak istemez. Haa, diyeceksiniz ki ”bunları iyi mi kullanır”… Şimdi valla bu soruyu bir Yengeç’e sorsanız aynen şöyle der: ”SANA NE BE! BENİM değil mi ister üstüne yatarım, ister dolapta tutarım!” Siz siz olun, Yengeç’ten herhangi bir şeyini ”lazım değilse” almayı talep etmeyin! Siz istediğiniz anda, onun aklına bin tane lüzum teşkil edecek şey gelir :)))  Eski sevgililerinin bile evlendiğini öğrenince içten içe bozulmalarının… Çocuklarını mocuklarını da öyle kolay kolay gelin/damat edememelerinin temel nedeni, BENİM’sedikleri şeyleri kimseye kaptırmaya razı olamamalarıdır :))))

ASLAN: Ayyy haşmetmeapın en kıymetli şeyi kendi ”tiri vicudu”dur :)))) Malum… kendisi bakanı titretmek ve mümkünse zülfüne kurban, hüsnüne hayran etmek ister 😉 O yüzden Aslanlar güzelliklerine, sağlıklarına, vücut hatlarına pek bi düşkündürler. Bir çoğu süslüdür! Aralarında pek sade ve aristokrat bir çizgisi olanlar da vardır ama arka planda mutlaka üzerinde iyi düşünülmüş bir vitrin dizaynı mevcuttur :))) Üstelik yalnız kadınları böyle değildir! Gözaltı kremi kullanan, detoks yapan, pediküre giden, SPA’ya üye olan erkek görürseniz, ASLANMISINIZ diye bi sorun :))))) Veee onlara ne kadar iyi göründüklerini söylemeyi, kirpiklerinizi kırpıştırarak bakıp hayran görünmeyi asla ihmal etmeyin 😉

BAŞAK: Şimdi öteki burçlara biraz tuhaf gelicek ama onların en kıymetli şeyi İÇLERİNDEKİ HASSAS AYAR MEKANİZMASI’dır :))) Bir Başak’ın kendine has ve milim şaşmaz bir ÖLÇÜ anlayışı vardır. Ölçü kaçtı mı, Başak iç çamaşırının içine karınca kaçmışcasına huzursuz olur :)))) İşte bu yüzden Başak her şeyi feda eder… Ama kendisinin ”DUR TAMAMMMM” dediği yerde durma ve mümkünse diğerlerini de durdurma HAKKINI – evet onlara göre bu doğal bir haktır – feda edemez :))) Ayrıca ona göre daha tamam değilse de, zinhar hoşnut ve tatmin olabilemez :))))) Konu Başaksa, ”Ama Nedeennn?” diye sormayacaksın… Dediğini yapacaksın!!!!!!

TERAZİ: Yaw elbette İKNA YETENEĞİ’ni :))) Terazi’nin hiç birşeyi olmasına gerek yoktur! O herkesi istediği her şeye ikna etmenin bir yolunu bulabildiği sürece, zaten dünya onun itidir :))) ”Size Katılıyorum!” diye kolunuza girip, sizi az önce itiraz ettiğiniz kapıdan güle oynaya çıkaran birini tanırsanız, bilin ki o bir Terazidir! Birilerini olmayacak bir şeye ikna etmeye o kadar meraklıdırlar ki, çıtayı devamlı yükseltip, kendileri için hayırlı olmayan insanların aklına girmeyi tutku haline getirebilir, bu yüzden sonradan pişman olacakları anlaşmalar yapabilirler :))) Bu kadar kronik vaka olmayan bir versiyon ise – her şeyi tam istediği gibi bulduğunda bile – sırf herkesin bakış açısını kendi gönlüne göre çekeleyebildiğinden emin olmak adına, bir takım rötuşlar talep edebilir… Sanıldığından biraz daha karanlık bi ruh olduklarını hiç söylemişmiydim :)))))

AKREP: Elbette SENARYOLARINI… ”Nassı Yaniii” oldunuz dimi :))) Her Akrep – kendi çapında – bir risk yönetimi dehasıdır! Kafası hep ”Peki ya…” diye başlayan senaryolara işler. Bu yüzden de, her giriş için birçok çıkışı, her OLASI sorun için birden fazla çözümü, her OLASI kayıp için fantastik telafi yöntemleri ve her yenilgi için ertelense de özenle saklanan bir takım intikam planları vardırrrrr :))))) Beklediğinin aksine bir gelişme oldu mu, hemen senaryolarını gözden geçirir… Günceller… Bir sonraki adımı bekleyip, kendi tahmin yeteneğini ölçer… Niye öyle gizemli ve derin göründüklerini anladınız mı; kafa kafa değil 32 kısım tekmili birden tefrika roman… Deriiin deriiin boşluğa bakmasın da naapsın :)))))

YAY: İşte maalesef DİZGİNLERİNİ :))) Valla konu Yay ise… En uygun cümle ”Hangi Çılgın Ona Zincir Vuracakmış Şaşarım”dır :))) Ya Anacım… bunlar bir şeye sardıkları zaman üstüne gitmekten kendilerini alamaz, ama sen ona ”İyi tamam len gel…” dediğin zaman da, memleket versen içinde duramazlar… İlle bi kayışı koparıp dolanmak, bi münasebetsizlik icat etmek ZORUNDADIRLAR! İçlerinde adeta çılgın bir AT koşturmakta ve bizim ”fazla özgür” dediğimiz hayatları, aslında o atın peşinde telef olmaktadır… Yani bakmayın ”üzünlüdür” aslında hikayeleri… Siz küçük dünyalarında mutlu mutlu yaşayan küçük insanlar! Sizler, yalnız bir kovboy olmanın ve atına sevdalanmanın ne demek olduğunu bilemezsiniz…. :))))))))))))))))))

OĞLAK: Pransiplerini :)))) Evet efendim! Prensip az gelir… PRANSİP o PRANSİP :))) Şimdi o kendince ölçmüş, biçmiş, en uygun olan sistemi oluşturmuş, ve işleri yoluna koymak için ince ayar bir takım düzenlemelere gitmiştir… Hani bütün bunları böyle yapana kadar tabiri caizse, dibi de çıkmıştır! Eh şimdi sen gel… En dallama halinle ona ”KEŞKEM ŞURASINI ŞÖYLE YAPSAYDIN” demeye cüret et… :)))) Valla bence kafanızı kendi isteğinizle münasip bir duvara, hatta bulursanız buzdağına çarpmak daha iyidir :)))) Oğlak ona böyle dediniz diye sizi paralamayabilir… Ama öyle bir bakar ki, yedi ceddinizin ruhu titrer :))) Ve fakat ardından, alır onu bir endişe… ”Yaw şimdi bu da istendi” diye kurarrr kurarrr, takarrr sökerrr… Naapar eder, bir şekilde hem kendi PRANSİP’lerine hem de gelen taleplere uygun bir hale getirmek için bi çare bulur. Ay bak ”gıcık şeyler noolucak” filan demeyin yazık beee :))))

KOVA: Hayallerini… Evet Kova’nın hayalleri vardır! O bu dünyayı olduğundan daha fazla bir yere dönüştürmek için doğduğuna inanmıştır… Sakın onlara ”YAW ANAM BABAM GEÇ BUNLARI!” demeye cüret etmeyin! Barış yanlısı ve vejetaryen olduğunu unutup kalbinizi parmaklarıyla sökmek ve çiğ çiğ yemek ister gibi üstünüze saldırabilir :)))) Fiziksel olarak saldırıya geçmesi de gerekmez! Öyle bir elektrik yayar ki, dikenli tele yapışmış gibi olur ve beyin kıvrımlarınızın düzleştiğini hissedersiniz :))) Kova hayallerinden konuşmaya başladı mı, ona müdahale neyin etmeyin! Bırakın anlatsın… Sakın itiraz etmeyin… Uç noktalarını törpülemeye filan kalkmayın… Konuşsun rahatlasın… Kafa sallayın… Hatta devreleriniz o yoğun baskı altında hala çalışıyorsa düşünün… Cephe almayın feyz alın feyz :))))

BALIK: Manevra kaabiliyetini :)))) Şimdi siz bakmayın onların öyle sakiiiin, geniiiiş, kaygısııııız göründüklerine! Balığın aklı hep kapıdadır… İçinde hep ”Ya buradan da gitmek istersem” fikrinin getirdiği bir depresyon, en mutlu ortamlarda, en zirve durumlarda aniden gelen bir melankoli vardır… Aslında konu kimsenin ona ne yapması gerektiğini söylemesine müsade etmemektir :))) O kalmak istediği sürece yakalayıp atamazsınız, bir şekilde parmaklarınızın arasından sıvışır ve kendince uygun bir yere sığışır. Ama şu dünyada Yay bile zapt edilir de, içine ”GİT” virüsü girmiş Balığı zapt etmenin bir yolu yoktur. Sıkıldıysa, hevesi geçtiyse, ya da aklı başka bir yere takıldıysa, Balık vıııjjjjt kaçar :))) Hiç bir yere kaçamıyorsa, içine kaçar… Öyle yok olur ki, varlığı abes gelir, kapıyı açıp siz salarsınız… Aklınız ermedi dimi :))) Ermezzzz…

By Juno: Kendi Halinde Bir  Yıldız Gözlemcisi…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

AY, Uranüs Jüpiter Karesini Tetikliyor … Eyvah Eyvah :)

Self Portrait by George Melies

 

Jüpiter Retro döneminde çıkmaya hazırlandığı günlerdeyiz… 6 Mart itibariyle, bereketin efendisi, en sevdiği burç olan Yengeç’te düze çıkacak ve yazdan beri Lilith kavuşumu yüzünden sefasını süremediğimiz iyicilliğini artık göstermeye başlayacak. Merkür retrosu bitti. Venüs de önce retro sürecini tamamladı, şimdi de korse içine girdiği Oğlak’tan çıkmaya hazırlanıyor… Dolayısıyla hayatın sunduğu taze nimetleri kucaklamaya daha bir açık olacağız…

Öte yandan Mars ve Satürn, 1 Mart’ta gerçekleşen Yeniay’ın ardından retro devrelerine girdiler… Dolayısıyla hataları idrak ve telafi etme ve hayatları yapılandırma devresi, Mayıs ortasına kadar sürecek… Ama Yengeç’teki Jüpiterin kanadı ve Pluto – Chiron üçgeninin yol göstericiliği altında…

Retro Jüpiter’in Uranüs ile karesi, geçmişte yaşadığımız bazı olayların bire bir tekrarı ya da yakın anımsatıcılarını, altından geçtiğimiz bir balkondan düşen saksılar gibi önümüze getirdiğini söylemiştim. Bu kare, YANILGILARIMIZ veya YANILTICI TAVIRLARIMIZ hakkında, yıldırım çarpmasına benzer açığa çıkışlar, itiraflar, farkındalıklar yaşanmasına neden oluyor… Biz de, etrafımızdakiler de arkasına saklanacak bahane bulamaz hale geliyoruz!

Ve bugün Koç’a giren AY Uranüs ile kavuşarak, bu etkiyi tetikliyor;

Koç’taki AY, duyguların yükselmesine ve tepkilerin sertleşmesine neden olur… Uranüs ile kavuşunca da duygusal patlamalar yaşamamıza neden olan gelişmelerle karşılaşır… ya da başkalarında böyle duygusal patlamalara yol açan hareketler yaparız!

Kişisel veya sosyal düzlemde, kontrolsüz sözler ve davranışlar birbirini izleyebilir… Bayram zamanı yolda yanlışlıkla üstüne basılan bir çatapat misali, beklenmedik bir olayla tetiklenen, bir dizi hareketlilik yaşanabilir…

Uranüs ve Ay söz konusu olduğunda daima iletişim araçları, teknoloji, televizyon ve Internet gibi medya ortamları devreye girer… Dolayısıyla, medya ve iletişim ortamlarından yayılacak bir haber, okuduğumuz bir yazı, aldığımız bir mesaj bizi harekete geçirebilir. Biz de buna mukabil atacağımız bir adımla bir olaylar dizisini harekete geçirebiliriz…

Ya da, alevlenen, kabaran duygularımızın, kızgınlık, arzu, etkileme ihtiyacı gibi dürtülerin uzantısı olarak, biz bir mesaj göndermeye, bir yazı yazmaya, bir telefon etmeye, ya da orta yere bir laf etmeye kalkışabilir… Ve hiç beklenmedik gelişmeleri başlatabiliriz!

DİKKATSİZLİK ve SAKARLIK bu açının uzantılarıdır… Kendimizi kaptırıp bir yöne doğru giderken aslında fark etmemiz gerekenleri atlayabilir, ya da kendimizce ortalığı toplamaya çalışırken, başka bir şeyleri devirip etrafa saçabiliriz…

Kişisel düzlemde dikkat edilmesi gereken, Jüpiter’in retrodan çıkarayak bize sorduğu sorulardır;

– Emin misin? Yani gerçekten bir kez daha ortalığı karıştırmak, aslında cevabını bildiğin soruları bir kez daha – ve bu kez karşındakilerin omuzlarını sarsa sarsa – sormaya ”hakikaten” ihtiyacın var mı? Sonunda sen de, ötekiler de bir yıkım yaşayacaksanız… Hatta belki de kendine ve diğerlerine verdiğin zarar yüzünden kendine küseceksin. Hayatındaki ”saygı, onur, güven” gibi direkler bir kez daha yıkılacak… Öyleyse ”elindeki bir avuç külden ateş çıkartmak” sana ne kazandıracak?

– Sen bu  patlamış mısır tenceresine daha önce de düşmüştün :))) Hatırla bakalım… Neleri yanlış yapmıştın? Peki… bu defa ne yapacaksın? Kendini kaptırıp, herkesle birlikte dağılmaktan ve ortalığı dağıtanlardan biri olmaktan nasıl korunacaksın? Olaylar ne kadar tahrik edici olsa da, gözlem yeteneğini yitirmemeyi, anlamadan dinlemeden adım atmamayı, önceliklerini hatırlamayı, pişman olacağın şeyler söyleyip yapmamayı başarabilecekmisin?

– Bilmediğin bir şey değildi ama inkar edilen, ya da görmezden gelmek istediğin bir durumdu… Bak yine karşına getirildi… Ne yapacaksın? Yine saçını süpürge eden anne, kahraman fedai veya gönüllü kurban rolünün arkasına saklanıp, alıştığın ilişki dengelerini korumaya mı çalışacaksın… Yoksa ”Benim başıma sürekli bunlar geliyorsa, bende bir kerizlik var!” demeye artık cüret edecek misin?

– Eziğe bağlamaktan vazgeçip ”aslında herşeyi istediğin ve sevdiğin için yaptığını” ve seçimin sana ait olduğunu fark edebilecekmisin?

– Korkuların veya başka bir alternatif bilmeyişin yüzünden sürdürdüğün tavırlarına dışardan bakmaya, enerjini başka bir mecraya yönlendirmeye, sorumluluğu paylaşmaya, ”benim sınırım budur!” demeye niyet edecekmisin?

– Başkalarını bu kadar cüretkar hale getirenin, senin ”aşırı” koruyuculuğun olduğunu ve bunun sevgi değil, bir tür karşılıklı bağımlılık ilişkisi olduğunu itiraf edebilecekmisin?

– Ya da ancak birilerin sabır sınırlarını zorlayarak onlara güven duymaya, sevildiğini ancak böyle anlamaya alışkın olduğundan, ”haddi aştığını” ama kimsenin sana özgüvenini kazandıramayacağını anlayabilecekmisin?

Daha önce yapamadık ve bunun çok acısını çektik… Artık yapabilecekmiyiz?

Sanki bir kez kendimizi aşmayı denemekten göreceğimiz bir zarar yok da, ‘ben böyleyim” deyip denememekten dolayı kaybedebileceğimiz çok şey var 🙂

By Juno: Kendi Halinde Bir Yıldız Gözlemcisi…

Kadınlar ve Burçları…

7e8a47dfc4d554b6f15d329bcbb69029_L[1]
Yazar: Ayşe’nin Bavulu
Kaynak: Derki.com
Sevgili kadınlar hayatınız boyunca iki kelime etmek istemediğiniz bazı hem cinslerinizle mucizevi bir soru sayesinde saatlerce konuşabilirsiniz. “Burcun Ne???” Kadınlar birbirine bu sihirli kelimeyi söylediği anda o sohbet akmaz, adeta çağlar…
Bugün sizlere (özellikle erkeklere) kadınların burçları hakkında bazı hayati bilgiler vericem. Sonra da çıkarın kalem, kağıtları…nızı sözlü yapıcam.
Koç: Çok bilirler, yok yok tam olmadı, herşeyi onlar bilirler.”Yardımcı olur musun”cümlesi koçun yazılımında yoktur. Koç kadını Survivor Taner gibi her maceraya tek başına dalar. Baskın karakterlidir, erkeğe sözünü geçirmek ister ama sözünü geçirdiği erkeğe de saygı duymaz. Uzaklara gitmek ister, gitti mi de fazla açılmışız diye dönmek ister. İnsanın; -Ablacım ne istiyosun Allahınsen, diyesi gelir koça. Dedikodu yapamaz, kopya çekemez, hız limiti 75 se 60 la gider, kurallara bağlıdır, yalana ve disiplinsizliğe toleransı sıfırdır, bir de söz verip yapmadınız mı terlikle kovalar vallahi. Spiritüel aleme meraklıdır, gönül rahatlığıyla yanlarında ruh çağırıbilirsiniz, içlerinde bir tavernacı yaşar, sabaha kadar birlikte eğlenebilirsiniz.
Boğa: Vee karşınızda aforizma tanrıçası, dolaylı anlatım kraliçesi boğa. Ya arkadaş bir kere de doğrudan seni seviyorum, sana çok bozuğum filan desene, varsa yoksa alıntı. Boğa kadınına; “Hayatım nereye gidiyosun?” diye sorsanız. -Nereye gideceğini bilen için tüm dünya kenara çekilir. diye cevap verir. Yahu eltime gidiyorum desene, net olsana gözünü sevdiğim. Duygusal anlamda kendini net ifade edemese de, iş hayatında ne istediğini bilen ender burçlardandır boğa. Kafasına koyduğu herşeyi yapar, yeter ki istesin ama aşık oldu mu bütün planları şaşar, hemen ev terliklerini, alt aşortmanını giyip dolma sarmaya başlar. Fakaaat, verdiği değeri sizden göremiyorsa Uçan Adam Sabri gibi Alllaaaah diye kaçın, çünkü tersi boktur caarrt diye bırakır sizi.
İkizler: İki değil 10 kadın yaşar içinde, en tekinsiz burçtur, gülüp eğlenirken Medyum Memiş gibi zumzuğu ağzınıza çakabilir. Gönlünü hoş tutan erkekleri bünyesi reddeder, onu kanırtan, sinir hastası eden adamlara aşık olur. Konuşkan ve eğlencelidir, seyahate bayılır. İkizler kadınıyla yemeğe giderseniz 3 saatten önce yemeğinizin gelmemesi garantidir. -Tavuk var mı var, -makarna var mı var -ben lüfer aliym o zaman, diye sipariş verir. Bir mekanda bir yemek geri gönderiliyorsa arkasındaki kadın muhakkak ikizler burcudur. Yaşını göstermeyen narin ve zarif bir yapıları vardır, en geç yaşlanan burç ikizlerdir. Herkese şarladıkları, içlerinde bişey tutmadıkları için yaşlanmamaları doğaldır. Ohh iyi yapıyolar valla biz tuttuk da noolduu ayynen devam.
Yengeç: Güçlü görünmeye çalışıp bunu başaramayan tek burçtur. Bir yengeçle sohbet ederken bir şeylerin ılık ılık aktığını hissedersiniz, evet evet akan beyninizdir. İlişkiler hakkında hiç durmadan 72 saat konuşabilirler. Sizi asla dinlemeyip, en iyi dinliyo taklidi yapan burçtur. Siz ne anlatırsanız anlatın kafasında tavşanlar zıplar. Kazara arayıp, yarın dünyanın sonu geliyomuş deseniz, demek o yüzden benden ayrıldı yoksa bana hayatta kıyamaz olur yorumu. Yengeç için kainattaki herşey kendisi ve sevgilisi ile ilgilidir. Tam bir sabah insanıdır yengeç, sabah 5 de bile kalksa mutlu ve neşeli uyanır. Samimi ve komiktir, insan 1 gün bile görmezse özler yengeci, duygusallığını zekası ve fırlamalığıyla kapatır. Çok eleştiriye ve ihmal edilmeye gelemez aman.
Aslan: Mor dağların prensesi gibi salınır etrafta. Göz süze süze ağzını büze büze konuşur. Lükse şaşaaya düşkündür, mümkün olsa totosunu dolarla avroyla siler. Arkadaşlarını aşırı sahiplenir, mazallah arkadaşının sevgilisini bir kızla görse, yemez içmez; “hayırdırrr canımm!” mesajıyla yetiştirir hemen. Pozitif bilimlerden hazzetmez, hangi bölümü bitirirse bitirsin, hep yanlış bölümde okuduğunu düşünür. Bıraksalar, bütün aslanlar ressam, müzisyen, reklamcı olur. Çok duyarlı ve akıllıdır ama sıkıntıya gelemez. Güvenilirdir, kesseler sırrınızı söylemez. Kendiyle o kadar meşguldür ki, dünya yanıyo deseniz koşarken hangi parfümü sıksam diye düşünür. Nerde olmaz bir adam var, git ara bul getir saçlarını yol getir psikozuyla sevgili seçer, sonra da sabırla adam olmasını bekler. En hızlı laf sokan burçtur, mermi manyağı yapar sizi dikkaat.
Başak: Gözünde hep bir melankoli vardır, tıpkı acıların kadını Bergen gibi. Huzursuzdur, rahatın en çabuk battığı burçtur. Çok belli etmese de dedikoduyu sever. Arkadaş canlısıdır. Sabırlıdır, taşı ortadan yaran bi sabrı vardır. Duygularını çok belli etmez, osuruğu kokmaz. Her zaman bir tarzı vardır, en olmadık kıyafetler başağa yakışır. Üniversitede ideal ev arakadaşıdır, titiz ve düzenlidir, tuvaleti cifler, banyoyu ovar, hayatta işten kaçmaz. Ön planda olmayı sevmeyen ender burçlardandır. Şeytan ayrıntıda değil başakta gizlidir. Detaycıdır, kurduğunuz cümleden cımbızla bir kelimeyi seçer, ondan alınacak bir anlam çıkarır, hiç zaman kaybetmeden küser, siz daha noolduğunu anlamadan arkasını dönüp gider. Küstürmeyin, huyuna gidin, düşünerek konuşun, nefesinizi tutarak cevap verin, hadi canım başınız ağrımasın.
Terazi: Rahibe Teressa ile Lady Gaga arasında bi yerdedir. Çok pis aşık olur, çok çabuk unutur. Ruh hali değişkendir, evlenip çocuk mu yapsa, albüm yapıp stadyum konserlerine mi çıksa karar veremez. Stratejiktir, insani ilişkileri kuvvetlidir. Bir günlük seyahate bile 4 bavulla gider. Terazi kadınının ruhunda fırtınalar bile kopsa suratındaki ifade hep Mona Lisa’dır. İsterse güzel yemek yapar ama isterse. Ev işine, yemeğe, ortodontiye eli yatkındır. Üşengeçtir, sevgililerini hep yakın çevresinden seçer, aşık oldu mu da kendinden geçer. Bir yerde belirsizlik varsa terazinin tansiyonu düşer. Tez canlıdır terazi, onun için herşey net olmalıdır. Aşık mısın, diil misin? Efendi misin, p*ç misin? Arkadaş mısın, sevgili misin? net ol net der. Bu burcun kadınına yapılacak en büyük iyilik onu oyalamamaktır. Çünkü oyalanırsa sizi kabak gibi oyar.
Akrep: Ne okursa okusun, sonunda hep bildiğini okur. Havalıdır, antin kuntine bayılır. Artizdir, herkesle samimi olmaz, Etme çocukla sohbet küstürürsün, silme götünü camla kestirirsin’dir hayat mottosu. Evin Ana gibi anaçtır. Hastaya şifa, dertliye deva, açlara çorba dağıtır. Bi kendine hayrı yoktur. Habire kendini eleştirir. Haset değildir ama kıskançtır. Favori içeceği diet coladır. Bazen siyah, bazen beyaz ister ama herşeyi tutkuyla ister. Uçlarda yaşar, bazen o kadar uçlarda yaşar ki telefonu çekmez. Kafası attı mı atarlanır, o anaç toprak ana birden alayına isyan inadına Bayhan’a dönüşür. O yüzden kızdırmamaya gayret edin. Bir de psişiktir ki owww, daha fikir senin aklına düşmeden, anlar hinliğini cinliğini gözünden. Parasının hesabını bilir, genellikle tek başına gezer, yalanınızı yakalarsa kafanızı tombi gibi ezer.
Yay: Allah’ın sopası yoktur, yay burcu kadını vardır. Güvenini kıranı, hevesini kaçıranı affetmez, yıl sonu elinde koçan biriken trafik polisi gibi yapıştırır cezayı. Mağrurdur burnu düşse acaba ne düştü diye eğilip bakmaz. Herşeyi analiz eder, “sen aslında öyle dedin ama başka birşey demek istedin” diye cümleye başladı mı kaçın. Sevdiği adamı mutluluktan havalara uçurur ama adam dengesizlik yaparsa tutmayı unutur. Hiçbir zaman çok zengin olamaz, ayda 1 trilyon da kazansa ay sonuna kadar saça saça bitirir. Ruh hali değişkendir, Walt Disney’den Murat Kekilli’ye dönüşebilir bir anda. Öğrenmeyi sever. Hep bir şeylere başlar; spora, latin dansına, diyete, güreşe ama sonunu getiremez. En başarılı olduğu alan işidir, kahkaha attığı zaman da baya dişidir. Yay burcu kadını vefalıdır kolay kolay kimseyi harcamaz, aptal yerine kondumu da adamın götünü keser acımaz.
Oğlak: İçinde bir Güngör Bayrak yaşar, york düşesi, buckingham kontesidir adeta. Temkinli ve kuşkucudur, siz birşey anlatırken gözlerini kısarak bakmasının sebebi budur. Oğlak kadını asildir ölçülüdür, senin benim gibi ağzından salya saçarak gülmez, insan gibi güler ve hemen toparlanır. İş hayatında dikkatlidir, kolay kolay yanlış yapmaz. Herkesle samimi olmaz, çabuk ısınıp, soğumaz ama hayatına aldığı insanları da yarı yolda bırakmaz. Bu burcun insanı genç yaşlarda kimlik bunalımına girer, sonra çıkar. Bazen insana cinnet geçirtecek kadar gerçekçidir. 10 yıl sonra seninle Toskanada ki bağımızda şarap yudumlıycaz deseniz, önce Beylikdüzündeki evin taksidini bitir de sonra içeriz şarabı diyip, tokadı çarpar. VII. Henry’nin torunu olduğu için, sinirlenince salon kadını çizgisini bozmaz, sümüğünü çeke çeke bi kenarda ağlar. Cahille sohbeti en hızlı kesen burçtur, ağlatmayın, gebertirim.
Kova: Dedikoduya bayılır gıybeti içine sokup mıncırır. İçinde hep bir dahi yaşadığını düşünür ama tarihte bir icadına rastlanmamıştır. Zekasına aşıktır, egosu yüksektir. Bu tatlı egosunun yanında bir de mütevazı olsaymış tam süper olurmuş ama olamamış kısmet. Arkadaşlarını çok sever, ne sevmesi delirir, aklını çıldırır arkadaş diye. Bağlılık sever, bağımlılıktan tiksinir. İlişkilerde erkek gibidir, yönetir, kontrol eder, müdahele eder, az daha sıksa p..pisi çıkacaktır. Düğün dansını bile erkeğin yönetmesine izin vermez, illa domine edecek. Kültürlüdür ama fazla bilgi kalbe zarar diye; müzeden çıkıp kermese, Verdi’nin operasından, Ferdi Tayfur konserine gidebilir. Magazine aşinadır, bıraksalar, 2. Sayfa programını rahatlıkla sunabilir. İnanılmaz komik ve pratiktir. Üşenmese dünyayı ele geçirir ama yatarken makyajını silmeye üşenen insan dünyayı mı ele geçirecek Allahınsen:)
Balık: İbrahim Tatlıses gibi çabuk ağlar, neye ağladığını asla bilemezsiniz. Pencere buğulansa duygulanıp ağlayabilir. Dünyada sadece kendisinin anlayabileceği esprileri vardır. Her ilişkisine, son ilişkisiymiş gibi başlar, kendini inandırır, ayrılınca da aman boşver ya zaten şizofrendi der geçer. Hayalperesttir, ama romantik salya aşık değildir, sevgilisi şiir okurken dayanamayıp adamın ağzına gülebilir. Küçük şeylerden mutlu olsa da, ota boka morali bozulabilir. Bu kadar duygusal olmasına rağmen, zorluklar karşısında inanılmaz güçlüdür. İdeal mesleği kadılıktır, asla hak yemez, estetiğe düşkündür üzerinde tarçın yoksa sahlep bile içmez. Sonda söylenecek şeyi başta söylediği için her kavgada haksız duruma düşer, sonra da bütün dünya bana karşı diye ağlaya ağlaya gözleri şişer. Geneli iyi yemek yapar, ideal eş ve anne adayıdır. Bünyeleri görücü usulü ile evlenmeye yatkındır.
Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Erkekler ve Burçları…

Yazan  Ayşe’nin Bavulu

Kayak: Derki.com

Maydanoz bile alırken manava burcunu soran bir insanım, insanların burcu önemlidir benim için.  İyi arkadaş, vefalı koca, vatana millete hayırlı evlat olup olmadıklarını şıppadanak anlarım burcundan. Annem de böyledir benim, musluk tamircisinin contayı sıkışından anlar burcunu, başak burcu bu, titiz yaptı işini, etrafı sulamadı bahçıvan gibi der. Konuya bu kadar vakıf olduğum için; bugün size erkekler ve burçlarından bahsedicem.

KOÇ ERKEĞİ: Yüce Rabbim! Koç erkeği kadar sanatsever, yemekten, içmekten gezmekten anlayan bir erkek daha olamaz. O kadar anlar ki, sizi bunaltır. O onla yenmez, bu bunla giyilmez, o müzik asla içkisiz dinlenmez, diye diye yer bitirir ömrünüzü. Bu adamla yemek kursuna gitseniz, sizi kenarda oturtup, bak bu böyle soyulur diye sizi kenara itikler, bütün menüyü tek başına yapar. Bir de gözü dışardadır ki aboww!, halk arasında “götü başı oynuyo” denen insandır, ama ben flörtözüm sohbet etmeyi seviyorum der ve o huyuna da mutlaka havalar süsler verir. Bir de eski sevgililerinin hepsiyle arkadaştır, hepsinin çocuğuna çeyrek takacak kadar hukuku vardır, ama temiz kalpli, iyi insanlardır neticede…

BOĞA ERKEĞİ: Boğa erkeğinin para işlerine kafası çalışır, disiplinli, eğlenceli, hayat dolu insanlardır. Çok güzel yemek yapar, felaket kin tutarlar, mahşer günü sorgu melekleri kesin boğa burcudur, iyiliği de kötülüğü de asla unutmazlar. Yemeğe, eğlenceye halvete, düşkünlerdir. Arkadaş grubunun gizli lideri olduklarını düşünürler ama değillerdir. Hayatta bir tek duygularını yönetemezler. Aşık olunca akıllarını çıldırırlar. Boğa erkeği için önce kendi hayatı gelir, yandım ölüyorum desen, “dur şu elimdeki işi bitireyim, o arada sen ölmemeye çalış” diye mantıklı açıklamalarla sizi reddederler. Hayır demeyi bilen prensipli burçlardandır, ne diyelim HAYIR’lısı…

İKİZLER ERKEĞİ: Bu burcun erkekleri komiktir eğlencelidir ama o kadar! Çoğu ayran gönüllüdür, hemen  aşık olurlar, bir heyecan şakalar komiklikler tatlılıklar sonra cortlarlar, ilişkinin sonunu getiremezler. Vardır muhakkak ama, ciddi ilişki yaşayanına çok rastlamadım. (ciddi ilişki de neyse!) Gece aşık uyuyup, sabah sizden tiksinerek uyanabilirler. İş hayatında çok hırslıdırlar, çok paraları olsun isterler, iyi yaşamak isterler o yüzden  pire gibi çalışırlar. Gel gelelim para olmadı mı da, bir kompleks bir onu bunu boklama vardır bünyelerinde. Arkadaş canlısıdır hepsi, arkadaşları için yapmıycakları iyilik yoktur, çevreleri tarafından baya sevilirler, eğlenceli sempatik insanlardır neticede yüklenmemek lazım.

YENGEÇ ERKEĞİ: Hah işte bunlarla evlenin! Bu burçtan çok iyi aile babası olur. Düşünceli, naif, sevgi dolu insanlardır hepsi.Su burcu olduklarından az biraz duygusal, sümüklüdürler ama kırmayın notlarını kıyamam onlara. Yengeç erkeği çok evcimen olup, etrafa şefkat fışkırttığından kadın kısmına biraz afakan basabilir. Zaten kadınlar nerde eziyet, orda meziyet diye gençlik yıllarını telef ettiklerinden çok tercih etmezler bu burcun erkeklerini, ama yükseliş devri bitip gerileme başladı mı çoğu yengeç erkeği arar evlenmek için. Bir de annelerine az biraz düşkün ve uyuşukturlar ama sıkıntı yok.

ASLAN ERKEĞİ: Hayrola canım bu ne ego! dediğimiz burçtur. Kendilerini parlatır da parlatırlar, konuşarak bir orduyu teslim alabilirler. Ormanların kralı ünvanını çok iyi taşıyan bu burcun erkekleri, adeta dünyaya avlanmaya gelmiştir; yer gök dağ taş kadındır onlar için. Eğer kedi gibi uysal değilseniz ya da onları idare edecek zekanız yoksa paspas olursunuz ilişkide. Zeki kadına bayılır, şovu severler. Etrafta en az 3 kişi yoksa balıklama bile atlamazlar. Hep bir liderim ben psikozu ile yaşadıkları için, tuvalet sırasında bile en önde durma ihtiyacı hissederler. İyi dostturlar, iyi yemekten, muhabbetten, sanattan, müzikten, anlarlar daha ne olsun…

BAŞAK ERKEĞİ: Arkadaşlar hazır mıyız? Nerde bir dengesiz, paranoid, falanjist varsa hor görmeyin arkadaşlar başak burcudur. Bir kadının sevgili olarak en son tercih edeceği burçtur (ha iyisi vardır muhakkak her burçta olduğu gibi) ama geneli fatal error’dür! Bu burcun erkeği aşkım sana akşam lazanya yapıcam kıyma almaya gidiyorum diye evden çıkar ve bir daha geri dönmez. Büyük hareketleri vardır, hepsinin ruhunda bir sanatçı vardır, o yüzden çok çilekeş ve  buhranlıdırlar. Duygularını Ediz Hun-Hülya Koçyiğit filmlerindeki gibi saklarlar, entellektüellerdir ve kendilerini dünyada hep bi başına hissederler, tıpkı Çiko gibi…Bu burcun sevmesi de, övmesi de uzaktandır ama öfkesi maşallah çok cüretkardır… Kendini en çok düşünen burçtur.

TERAZİ ERKEĞİ: Hava burcudur terazi, öyle buharlı ütü gibi yaşar. Uyumlu sempatik kimselerdir, nereye çeksen oraya gider problem yaratmazlar. Maymun iştahlıdır, bugün tenise yarın gülleye başlayabilir. Arkadaşları Namibya’ya yerleşse, hemen Google dan oranın para birimini öğrenip hazırlıklara başlar öyle arkadaş perverdir. Yalnız kalmaktan hoşlanmaz devamlı bir partner ararlar. Bakımlı, güzel kıza dayanamazlar. Özünde çok iyi kalpli olup kimseye zararı olmayan bir burçtur terazi, akıllı ve duyarlıdır. Ancak, Evlilik ve Terazi; Metin Milli ile Bar Rafaeli’nin birlikte olması kadar imkansızdır. Sevin onları, eğlenin, gezin ama sonra insan gibi evinize dönün.

AKREP ERKEĞİ: Nasıl ki Muhteşem Süleyman’ın vicdanı onun kıblesi ise, akrep erkeğinin de pipisi onun pusulasıdır. Yıllarca ortamlarda burcunun akrep olduğunu söyleyip, kızlardan Akrep mi? Aaayyy! çok sekse düşkündür tepkisi alan akrep erkeği, burçlarının bu mesir macunu etkisinin çok ekmeğini yemiştir. Konuşkandır akrep, komiktir, rahattır, işe güce çok koşturmaz, tesadüfen para kazanıp trilyoner olması en muhtemel burçtur. Bir de Türk Gençleri’mizi yakan Issız Adam filminden en çok nasiplenen bunlardır; bir serkeş tavırlar, bir dünyayı sel basmış ördeğe vız gelmiş haller, bir yalnız başına plak dinlemeler vardır ruhlarında. Çabuk aşık olur, zor evlenir akrep erkeği dikkaaat!

YAY ERKEĞİ: Kızların en yakın arkadaşı, kederli anlarının vazgeçilmez dostudur. Sempati dozajı yüksek çakallardır. Yaşadıklarından ders çıkarmaya çalışıp bunu başaramayan ender burçlardandır. Karı kıza olan düşkünlüğü ve disiplinden uzak yaşamı, kıçında don yokken sefahat içinde yaşamaya sevk eder bu burcu. Gerçekten de Magic Necmi etkisi yaratırlar kızlar üzerinde; tatilde alışverişte konserde yanında ille de bir yay erkeği olsun ister kız kısmı. Sevgilileri; “Neden bu kadar çok kız arkadaşın var yeaaa” diye isyan edince, hayatım ben dünya insanıyım, herkes benim arkadaşım gazozlarıyla uyuturlar insanı kanmayın! Arkadaşlarının göz bebeği, genç kızların Happy Feet’i olan yay erkeği, hakkaten de çok tatlı ve sevimlidir, ben de severim o serserileri.

OĞLAK ERKEĞİ: Kahvaltıda tereyağına, yükseklerden Ağrı Dağı’na bayılır oğlak erkeği. Neşelidir, dediğim dedik, çaldığım düdüktür. Bir şeyin mantığını anlamazsa hayatta o işe girmez, o yüzden anlayana, ikna olana kadar sorar da sorar. Titizdir, düzenlidir, içinde Edremitli Emekli bir Astsubay yaşar. Sadıktır, kuralları vardır; uykusuzken çıkmaz yola, aşıkken bakmaz sağa sola. Çabuk parlayıp, çabuk söner ama Kindar Sürpriz değildir. Annesine tapar, annesine benzeyen, saygı duyduğu bir kıza da nikahı basar. Hesabını bilir, şovlara kaçmaz, lazerle köprüye adınızı yazdırmaz ama çocuklarınızı özel okula yazdırabilir. Gizli kıskançtır, çok belli etmese de bazen sizi arabadan atıcak kadar kıskanır ama atmaz. Takıntılıdır, zor beğenir, eleştirir, ideal mesleği pop star alaturka jürisidir.

KOVA ERKEĞİ: Az biraz megalomandır, onca yeteneği bir bünyeye nasıl sığdırdığına şaşar kalır kova erkeği. Yaratıcı ve komiktir, kolay beğenmez, çıtayı yüksek tutar, evde kalmaya en meyilli burçtur. Teknolojiye meraklıdır, iphone 5 çıkarken, 6’nın videolarını google’dan aratır. İçinde mesnetsiz bir dram vardır, hiçbir derdi yokken bile İbrahim Tatlises gibi 3 saniyede ağlayabilir. Sabırlıdır, ama patlayınca en iyi çıkış yapan erkek sanatçı olup, ortalığı dağıtır. Al işte bir arkadaş canlısı burç daha, annesini migrosa götürmeye üşenip, arkadaşı için böbreğini verebilen burçtur. Çevreleri geniştir, sevilirler. Bir gün jet pilotu, bir gün oyuncu olmak isteyebilirler, hayalperesttirler. Kendi burcum diye söylemiyorum ama hepsi mi entellektüel olur arkadaş 🙂

BALIK ERKEĞİ: Bir kızı tavlarken önce esprilerine, sonra yaradana sığınırlar. Biraz diva kaprisleri vardır; her yerde yemez, herkesle görüşmezler. Zeki ve komiktirler, rahatlarına düşkündürler, imkanları olsa bütün dünyayı L koltukla kaplatıp, bütün güney sahillerine klima taktırırlar. Zaman zaman tosuruktan nem kapsalarda, bir süre sonra gülüp geçerler. Çabuk demotive olan duygusal burçlardır, bu yüzden alkol dokanabilir dikkat. Ailesine, evine düşkündürler. Arada bir ruh halleri gidip gelir, kova erkeğinde olan mesnetsiz dram balık erkeğinde de vardır. Bazen cinnet geçirip; bütün dünya bana mı karşı ulaaaan! diye nara atabilirler. Çok iyi aşık, aranan arkadaştırlar. Aldatma ihtimali sıfıra yakın olan burçtur ama yine de Allah şaşırtmasın tabi.

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 19 Comments »

Hızla Yok Olan Arıların Sevdiği Bitkileri Ek…

Arılar, rüzgâr ve diğer hayvanlarla birlikte, tozlaşmayı sağlayan etkenlerin başında gelir. Arıların azaldığı bir ortamda, meyve-sebze verim ve ürün kalitesi ciddi miktarda düşer. Günümüzde arı nüfusu, böcek ilacı kullanımı, GDO’lar ve habitat kaybı nedeniyle tehdit altında. Sanayileşmiş batı ülkelerinde arı kolonileri 2006 yılından beri %50 oranında azaldı.
Peki Ne Yapmalı? -Arıların en sevdiği… bitkileri bahçe ve balkonunuza ekelim -Arıların beslendiği doğal ortamları, çayırları koruyalım -Bahçemizde böcek ilacı kullanmaktan vazgeçelim
Arılar Hangi Bitkileri Sever?
Arıların en sevdiği bitkiler lavanta, kekik, adaçayı, biberiye, yonca, karahindiba, bakla, acı bakla, hodan, nane, kabak çeşitleri, ayçiçeği, ıhlamur, iğde, kestane, erguvan, yalancı akasya…  Arıların dikkatini en çok mavi, mor, eflatun, beyaz ve sarı cezbediyor

Oscar amcamız bu sefer hangi filmi taçlandıracak? Ve tahminler başlar…

 Oscar

Oscar kapımızı çalmak üzere… O yarışta yine ne dümenler döneceği merak konusu… Beklediğimiz film seçilmeyebilir. Çünkü çekişmelerde oynamalar çok. Ama mantık çerçevesinde değerlendirdiğimizde filmlerin kalitesi oldukça tatmin edici bu konuda tartışmak doğru olmaz. Bu yıl Oscar’da öne çıkan filmler genel itibariyle politik, gerçekçi, duygusal, realist, iradeli, bol mesajlı, şifreli, yarı melodramatik yarı müstehzi ve hatta bazen komik bazense düşündürücü…

Yılın en iyi filmlerinden biri olan “12 Years A Slave”in Oscar’da yarışması sevindiriciyken, şans kapısını zorlayan “Gravity”, “Dallas Buyers Club”, “Her” ve “The Wolf Of Wall Street”in kendi aralarında çekişiyor oluşları tüm dengeleri değiştirebilir. Oscar’a müdahil olan bu filmler tüm beklentileri karşılıyor mu  derseniz yorumu size bırakıyorum.

HER” FILMININ ŞANSI BİRAZ DAHA YÜKSEK

“Her” filminde ise durum çok daha farklıdır. Makine-insan arasındaki iletişimi ilişkinin gücünü ortaya koyan “Her”; fütüristik öğelerle desteklediği ‘virtual realite’ (sanal gerçeklik)’yi biraz yumuşatarak ona yeni bir boyut katıyor. O boyut da tamamiyle ütopya içindeki ütopyadan ibaret… Çünkü teknoloji ile aşk yaşayan birini merceğe almak oldukça dahice. Yalnızlık nelere kadirmiş meğer!

AMERICAN HUSTLE” FİLMİNİN OSCARDA YER ALMASI BİR MUCİZE

Arzu Çevikalp’in Oscar Listesi:

En İyi Film: 12 Years A Slave

En İyi Yönetmen: Alfonso Cuaron

En İyi Erkek Oyuncu: Mathew McConaughey

En İyi Kadın Oyuncu: Amy Adams

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Bradley Cooper

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Jennifer Lawrance

En İyi Uyarlama Senaryo: 12 Years A Slave

En İyi Özgün Senaryo: Blue Jasmine

En İyi Animasyon Film: Karlar Ülkesi

En İyi Müzik: Saving Mr Banks

En İyi Görsel Efekt: Hobbit: Smaug’un Çorak Toprakları (The Hobbit : The Desolation of Smaug)

En İyi Kurgu: Yerçekimi En İyi Yabancı Dalda Film: Kırık Çember (The Broken Circle Breakdown): Felix Van Groeningen (Belçika)

acevikalp@haberturk.com

diğer tahminler için sinematopya  ve oscarboysitesine bakabilrsiniz…

Benim naçizane tahminlerim;

” 12 Years A Slave” bir sürü  Oscar’ı toplar gider… Diğerleri arkasından bakakalır…
”Blue Jasmine” Özgün Senaryo ve En İyi Kadın Oyuncu (Cate Blanchett) Oscar’ını alır diye bekliyorum…
”Gravity”yle hiçliğimiz iyice vurgulandı… Ses’ti, Efekt’ti, Kurguy’du mutlaka bir Oscar alır diye bekliyorum. Ama karşısında Blue Jasmin varken en iyi kadın Oscar’ını Sandracığıma vermem:)))
American Hustle fena değil ama hiç bir ödül alamaz.. Geleceğe yere gelmiş zaten…
“The Wolf Of Wall Street” Leonardo De Caprio çok iyi oynamış. Ama filmde çok fazla uyuşturucu ve cinsellik gösteriliyordu. Özendirici bulunur diye Oscar alacağını düşünmüyorum Bir de eski bir borsacı olarak bazı şeylerin çok fazla abartılması hoşuma gitmedi…
”Her” ü seyretmedim ama  hakkında çıkan kopya haberlerinden sonra en özgün senaryoyu alamayacak gibi gözüküyor…
Eeee sizin tahminler nasıl bakalım:)))

 

Hangi Harfler Hangi Şekiller…

8 Harika Fotoğrafla Dünyanın En Güzel Nehri ‘Cennete Giden Nehir’

Kolombiya’ da bulunan Cano Cristales muhtemelen dünya üzerindeki en güzel nehir. Nehrin içerisindeki otlardan dolayı nehir birçok farklı renge bürünmüş. Yılın farklı dönemlerinde farklı renklere bürünen nehir ilginç görüntülere ev sahipliği yapıyor.

Bu nehrin birden fazla ismi var. ‘Cennete Giden Nehir’ , ‘Sıvı Gökkuşağı’ ve ‘Beş renk’ bu isimlerden sadece bazıları.

İşte karşınızda Cennete Giden Nehir…

Kaynak:viralnova

karbonattolga akdoğan

1.

 

2.

 

3.

 

4.

 

5.

 

6.

 

7.

 

8.

İlk Kahvaltıda Denene:)))

Alıntı: revista  sabares do dol

İlk Gördüğün Kelime Ne?

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 2 Comments »