Dünyaca ünlü gezgin ve anlatı ustası Evliya Çelebi‘nin doğumunun 400. yılı sebebiyle yıl boyunca çeşitli etkinliklerle anılacaktır. Memleketi Kütahya’da heykeli yapılmıştır.On bir ciltten oluşan seyahatnamesinden bir kaç ufak alıntı aşağıdadır.
Viyana’da Bîr Hastanın Ameliyatı
Viyana’da bir hastanın şakağına mermi girmişti. Doktor ve yardımcısı bu mermiyi çıkarmak için ameliyata başladılar. Ben de izin istedim ve sessizce onları izledim. Doktor öncelikle hastanın alnının ortasından başlamak üzere baştaki deriyi iki tarafa doğru soydu. Ardından başının yan tarafından bir delik açtı. Sonra bir demir parçasıyla kafatasını kaktırarak a-yırdı. Kafatasının tam ortası keserin dişleri gibi birbirine geçmiş olduğu için tam ortadan ikiye bölündü. Ben hastaya daha yakından bakmak için yaklaştım, bu arada mendille ağzımı kapattım. Doktor bana niçin ağzını bu şekilde kapattın deyince: “Belki hapşırırım ve hastaya zarar verebilirim.” deyince doktor: “Sen doktor olmalıymışsın.” dedi. Ardından doktor kurşunu çıkardı, kurşunun yerini de bir süngerle temizledi. Sonra da kemikleri eskisi gibi birleştirdi. Deriyi de kapattı. Ardından yüzlerce iri at karıncası getirdiler. Doktor karıncaları tek tek derinin bitiştiği yerlere yaklaştırıyordu. Karınca bu bitişen deriyi ısırır ısırmaz, doktor karıncayı belinden kesiyordu. Böylece deriyi baştan başa kapattılar. Birkaç hafta sonra adam iyileşti, karınca parçaları da kendiliğinden döküldü.
Erzurum’un Soğuğu
Halkın ağzında şöyle bir fıkra vardır: Bir dervişe “Nereden geliyorsun?” demişler. O da “Kar rahmetinden geliyorum.” demiş. Bunun üzerine “O ne diyardır?” demişler. Derviş “Soğuktan insana zulüm olan Erzurum’dur.” demiş. “Orada yaz olduğuna rast geldin mi?” demişler. Derviş “Vallahi 11 ay, 29 gün sakin oldum. Halk hep yaz gelecek dedi. Ben göremedim.” demiş. Bir diğer fıkra da şudur: Kedinin biri kara kışta bir damdan diğer dama sıçrarken havada donup kalmış. Sekiz ay sonra don çözülünce miyavlayarak yere düşmüş. Gerçekten de bir adamın eli yaş iken bir demir parçasına yapışsa derhâl donar. Elini demirden koparmak ihtimali olmaz. Ancak bir miktar derisi yüzülerek demirden kurtulabilir.

SÖZLÜ DÖVÜŞ SANATI (TONGUE FU)
Kung Fu’n un amacı fiziksel bir saldırıyı etkisiz hale getirmek, silahsızlandırmak, ya da caydırmaktır. TONGUE FU’nun amacı ise psikolojik bir saldırıyı etkisiz hale getirmek, silahsızlandırmak ya da caydırmaktır.
Sözlü dövüş sanatının asıl amacı kendinizi sözlü saldırılara hedef olmaktan koruyacak şekilde nasıl güven içinde davranacağınızı öğretmektir.
Tongue Fu sadece adil ya da dürüst olmayan davranışlara karşı koymakla ilgili değildir. Aynı zamanda bir yaşam felsefesi, hem işinizde hem de dışarıda herkesle daha iyi geçinmenize yardımcı olacak bir iletişim tarzıdır. Çatışmaları nasıl önleyebileceğinizi, nasıl işbirliği oluşturacağınızı ve başkalarına düşüncesiz ve kaba davrandıklarında nasıl nazik kalmayı tercih edebileceğinizi öğretir
ÇAYIN ALT DEMLİĞİ “KAYNANA”DIR. SÜREKLİ KAYNAR DURUR. HATTA DİKKAT EDİLMEZSE
TAŞABİLİR DE…
ÜST DEMLİK “GELİN”DİR. ALT DEMLİK KAYNADIKÇA ONUN DA HARARETİ ARTAR. AMA
AYNI ZAMANDA DA OLGUNLAŞIR VE DEMLENİR…
“GELİNİN KOCASI” İSE BARDAKTIR. HER İKİ ÇAYDANLIKTAN DA NASİBİNİ ALIR. BİRAZ
KAYNANA DOLDURUR ONU; BİRAZ DA GELİN. BU NEDENLE DE DENGE UNSURUDUR. AÇIK YA
DA DEMLİ ÇAYIN HOŞA GİTMEMESİ BUNDANDIR…
“ÇOCUKLAR” ÇAYIN ŞEKERİDİR. TAT VERİR. ÇOK ŞEKER ÇAYIN LEZZETİNİ BOZAR.
ŞEKERSİZ ÇAYA ALIŞANLARA İSE, BİR TANESİ BİLE FAZLA GELİR…
“GÖRÜMCE” İSE ÇAY KAŞIĞIDIR. ARADA BİR GELİR KARIŞTIRIP GİDER…
KAYINPEDERE GELİNCE; O DA “ÇAY TABAĞI”DIR. ÇAYIN DEMİNE, SUYUNA KARIŞMAZ;
BİR KENARDA LÖK GİBİ OTURUR. SADECE DÖKÜLENLERİ TOPLAR
VE ÇEVREYE ZARAR VERMESİNİ ENGELLER. ANCAK; ARA SIRA BOŞALTILMASI GEREKİR,
YOKSA TAŞIP HER ŞEYİ BERBAT EDEBİLİR…
“ÇAY SÜZGECİ” AİLENİN SAHİP OLDUĞU DEĞERLERDİR. AİLEYİ DIŞ MÜDAHELELERDEN
KORUR. DELİKLER BÜYÜK OLURSA ÇAYIN TADI KAÇAR.
SUYU ISITAN “ATEŞ” İSE HOŞGÖRÜDÜR. O OLMADAN ÇAYDA OLMAZ…
“KISACASI BİR BARDAK ÇAY” AİLEDİR VE AĞIZ TADIYLA İÇİLEN BİR BARDAK ÇAYIN
ÜSTÜNE YOKTUR…
“BİRÇOK İNSAN MUTLULUĞU BURNUNUN ÜSTÜNDE UNUTTUĞU GÖZLÜK GİBİ ETRAFTA ARAR.”
geçer geçer daha öncekiler gibi.. bu da geçer.. neler neler geçmedi ki:))))
Motivasyonu yüksek: Sazan gibi her işe atlayan, bilumum angarya yüklenebilir şahsiyet
Etkili sunuş yeteneğine sahip: Ortalamanın üzerinde güzel/yakışıklı kişi; cillop gibin
Beden dilini kullanabilen: “Bir su alabilir miyim” derken kaşı gözü oynayan sakat kişilik; ne yapacağı belli olmaz
Problem çözme yeteneği olan: Havuz problemleri çözerek büyümüş olduğundan her konuda çözülecek bir problem arayan, rahatsız mizaçlı kolej talebesi; problem çözebiliyorsa, problem de çıkartabilir, dikkatle izlenmesi lazım gelir
Takım çalışmasına yatkın: İki eliyle bi şeyi doğrultamayan, lakin kalabalığın arasında kaynamayı becerebilen ve iş yapıyor imajı çizebilen; çakal
Stresle başa çıkabilir: Dünya yansa umurunda olmayan rahat kişilik, gevşeklikte ve lakayitle sınır tanımayan (Not: Polyannagillerin istihdam edilebilenleri de benzer özellikler gösterir, zinhar karıştırılmamalıdır)
Zamanı iyi kullanan: Müdürünün ruhu bile duymadan, mesai saatleri içinde kahve içip fal baktıran, internette gezip solitaire oynayan, icabında kuaföre gidip saç-baş bile yaptıran yaratıcı, neşeli, eğlenceli kişilik; ha bir de saat 6 oldu mu bir dakka bile durmaz ve çıkar gider bu tipler.
Değişime açık: Yalaka, bukalemun, fırıldak kişilik
Koç’luk yapabilir: Ara gaz verip çalışanları bedavaya çalışmaya ikna edebilen hin oğlu hin
Etkili satış becerilerine sahip: Ağızlarından girip burunlarından çıkmak suretiyle, müşterileri kandırmayı başarabilen tilki şahsiyet; herşeyi satabilir bu tipler, sizi de satabilir, dikkatli olun
Müşteri odaklı: Şirkete karşı müşterilerle ittifak yapan hain tip; brütüs
Temsil yeteneği olan: Her toplantıda basına demeç veriyormuşcasına havalara giren, kendini bir birşey sanan, …. havada kisilik
Uyumlu: Suya sabuna dokunmayan, etliye sütlüye karışmayan silik kişican, TRT’nin beraber ve solo şarkılar korosunda 30 yıl soloya çıkmadan durabilir, otistik de olabilir
Dışarıya açık bir kişiliğe sahip: Süekli ofis dışında
Iyi iletisim becerilerine sahip: Sürekli telefonla konuşur
Ortalama bir eleman: Kafası pek basmaz
Üstün niteliklere sahip: Şimdiye kadar önemli bir hata yapmadı
İşi her zaman birinci önceliktir: Flört bulamayacak kadar çirkin
Sosyal hayatinda aktif: Sürekli kafa çeker
Ailesinin sosyal hayatı aktifdir: Eşi ve çocukları da kafa çeker
Bağımsız çalışabilir: Kimse tam olarak ne iş yaptığını bilmez
Süratli düşünür: İyi bahaneler uydurur
Dikkatlice düşünür: Karar veremez
Mantığını iyi kullanır: İşi baskasına yaptırır
Kendini çok iyi ifade edebilir: Türkçe konuşabilir
Liderlik yeteneklerine sahiptir: Uzun boyludur ve bağıra çağıra konuşur
Geleceği çok iyi okur: Bayağı şanslıdır
Neşesi yerindedir: Belden asağı birçok fıkra bilir
Kariyerine çok önem verir: Adamı arkadan bıçaklayabilir
Sadıktır ve güvenilirdir: Baska yerde iş bulamamıştır

Yağ ve su kesinlikle birbirlerine karışmaz. Biberin yakıcılık veren maddesi yağl…ı olduğu için, ne kadar su içerseniz için onunla birleşmez. En iyi metot ekmek yemektir. Ekmek bu yağı emer ver mideye taşır.
Bir diğer etkili yol da süt içmektir. Sütün içinde ki kazein maddesi bir deterjan görevini üstlenir ve biberin yağıyla karışarak ağızı temizler.
Hanım” kelimesi nereden geliyor?
Söylenir ki, bir gün
Cengiz Han, tüm hanlarını toplamış, sağ yanına da eşini oturtmuş;
Cengiz Han hanlarına,
……– “Ben Hanlar Han’i Cengiz Han, hepinizin hanıyım”, eşini göstererek;
— “Bu da benim HAN’IM” demiş.
İşte erkeklerin “eşim” anlamına söyledikleri “hanım” kelimesi oradan geliyormuş…