Ekinoks enerjisyle sarkaç eğitimi almak ister misiniz? 21 mart pazar sarkaç eğitimi 11.30-16.30 arası zoom üzerinden olacaktır.

Ekinoks enerjisyle sarkaç eğitimi almak ister misiniz? 21 mart pazar sarkaç eğitimi 11.30-16.30 arası zoom üzerinden olacaktır. Bilgi ve kayıt için 0536 798 68 68 e whatsapp mesajı atabilirsiniz💙😘💜

Bu seminerde sarkaç nasıl kodlanır sorularımıza nasıl cevAp alırız gibi temel konularla başlıyoruz.

Arkasından arınma konularına geçiyoruz. Aşağıda çalışmayla ilgili bir kaç konu başlığı bulabilirsiniz.

Kendiniz aileniz ve işiniz üzerindeki nazarı, negatif etkileri arındırıp temizleyebilirsiniz

Evinizdeki negatif etkileri, nazarı, olumsuz bakış ve sözleri arındırabilirsiniz

Artık işinize yaramayan ve atalardan getirdiğiniz olumsuz sözler ve anlaşmaları yeminleri ve antları dönüştürebilirsiniz

Olumsuz duyguların bedeniniz üzerinde yarattığı negatif etkileri arındırabilirsiniz

Kıtlık bilinci, ilişkilerde başarısızlık gibi tekrar eden kalıpları dönüştürebilirsiniz

Başkalarının siziz üzerinizde bıraktığı negatif enerjitik kancaları tespit edip dönüştürebilirsiniz

Bilinçaltınızdaki yerleşen olumsuz düşünce kalıplarını temizleyebilirsinizV

e tabi ki bolluğu, bereketi, şansı, huzuru, neşeyi ve aklımza gelen bir sürü pozitif enerjiyi de yüklemeyi öğreniyoruz.

Bilgi ve kayıt için 0536 798 68 68 whats up mesajı atabilirsiniz.

SPIRITÜEL DOVSING ( Sarkaçla Ruhsal Arın ve Yenilen )Psikolog, şifacı, yazar, InnerSpeak sisteminin geliştiricisi Jean Adrienne tarafından geliştirilmiş Spiritüel Dovsing (Sarkaçla Ruhsal Dönüşüm ve Arınma) sistemiyle birçok alanda hem kendiniz hem de danışanlarınız, aileniz ve arkadaşlarınız için derinlemesine dönüşüm ve arınma fırsatı yakalayacaksınız.

Bu eğitimin içeriği şöyledir:Sarkaçla uyumlanma ve sarkaç kullanımının öğretilmesiDovsing sistemine kısa bir bakış

Olumsuz enerjileri arındırmaOlumsuz enerji kalıpları ve düşünce formlarından arındırma

Lanet, sihir, nazar enerjilerinden arınma

Evdeki ,işteki, arsadaki, evdeki olumsuz enerjilerden arınmaOlumsuz ruhsal rehberlerden arınma

Olumsuz karmik ve astrolojik etkilerden arınma

Olumsuz duyguları (öfke, nefret, kızgınlık, acı) ve karar kalıplarını temel organlardan arındırma

Başkalarında kalmış ruh parçacıklarını arındırarak ger getirme

Atalardan kalma olumsuz öğelerin, sözlerin, yeminlerin, arketiplerin arındırılması

Atalardan gelen hastalıkların arındırılması

Aşk hayatı dönüşümü

Bu seminerler yeni ve etkili bir araca sahip olarak kendiniz, aile bireyleriniz, yakınlarınız ve danışanlarınız için kapsamlı bir arındırma ve dönüşüm uygulayabilir olacaksınız

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

El Salvador’da yaşayan Nahua yerlilerinin ettiği bir dua…

“Annemi ve babamı, bilmeyerek yaptıkları hataların sorumluluğundan ve suçluluğundan azat ediyorum.


Çocuklarımı, beni gururlandırmaları gereği inancından azat ediyorum ki sadece kendi kalplerinin onlara seslendiği yöne doğru rahatlıkla gidebilsinler.


Eşimi, beni tamamlaması mecburiyetinden azat ediyorum. Ben eksik değilim. Çevremdeki her canlıdan, her an yeni bir şey öğreniyorum.


Ailemin atalarına ve büyük ebeveynlerime, benim şu anda hayatta olmamı sağlayacak şekilde var oldukları için teşekkür ediyorum. Onları geçmiş hatalarından, tamamlanmamış arzularından azat ediyorum. Her birinin, zamanın ve koşulların gerektirdiği en doğru şekilde davranmaya gayret ettiğinin farkındayım. Onları seviyor ve onurlandırıyorum.


Kimseden saklayacak bir şeyim olmadığı gibi kimseye bir borcum da yok. Kendim, olduğum gibiyim.


Kalbimin bilgeliğini izleyerek ve kendime dürüst olarak yaşam yolumu yürürken huzurumu ve mutluluğumu gölgeleyebilecek olan görünen ya da görünmeyen tüm bağların sorumluluklarından kendimi azat ediyorum.


Kendi huzurum ve mutluluğum yegâne sorumluluğumdur. Ötekilerin beklentilerini karşılamak üzere yüklendiğim tüm rollerimi bırakıyorum.


Kendimi onaylıyorum ve kendime saygı duyuyorum.


Benim ve senin içimizdeki yüceliği selamlıyorum ve hatırlatıyorum: Biz özgürüz.”

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kadınlar Günü Başlangıç Olsun…

Kadın hamile kalıyor. Aradan dört beş ay geçiyor ve cinsiyeti belli oluyor. Eşiyle doktordalar. Heyecanla bekliyorlar. Her erkek gibi adam erkek evladı olmasını istiyor. Bu defalarca evde belirtilmiş zaten. Çünkü soyadının sürmesi gerekiyor. Doktor kontrolünü yapıyor ve o ‘an’ geliyor. Doktor tereddütlü cinsiyeti söyleyip, söylememekte… Sonra olacakları biliyor çünkü… Ama mecbur söylüyor… Müjde ‘kızınız oluyor’ diyor. Müstakbel …babanın ilk tepkisi şöyle; Tekrar deneriz…

İşte bir kadın hayata böyle başlıyor… Cinsiyeti ‘kız mı?‘ Tekrar deneriz… Bu durumun ne eğitimle, ne yaşanılan şehirle, ne de içinde bulunulan kültürle alakası var… Dünyanın üzerinde anlaştığı bir kural bu…

Annem Samsun doğumludur. Annemin döneminde öyle hastane de falan doğurmak yok. Evde ebeyle doğurma dönemi. Annem de ters geliyor. Büyükannemi koyuyorlar bir çarşafa sallıyorlar da sallıyorlar… Sonunda annem düzünü bulup doğuyor. Doğuyor doğmasına da… Ebe bakıyor kız. Eeee babaya haber vermek lazım. Öyle zor bir doğumdan sonra babanın eve gelmesi için küçük bir yalan söyleyiveriyorlar. Müjde, müjde erkek oldu. Çabuk eve gelsin. İşte hayata böyle başlıyor annem. Sonrasında erkek çocukları gibi yaramaz büyüyor. Eminim bunda müjde ‘erkek doğdu’ yalanını doğru çıkartma çabası vardır.

Kadınların, bebekliğinden başlayan bu tercihsizlik büyütülürken uygulanan çifte standartlarla devam ediyor. Okutulmuyor, dışarı bırakılmıyor, istediğini giyemiyor, istediğini konuşamıyor hatta düşünemiyor bile… Pencere önünde hayatı seyretmesi isteniyor. Sonrada baba evinden koca evine hayırlısıyla bir transfer yapıldığında herkes rahat ediyor.

Üstelik evi geçindirse de kimseden saygı gördüğü yok… Eksik etek diye çağrılmak, küçümsenmek, hakarete uğramak üstüne üstlük dayak yemek kabullenmiş olduğu bu yaşamın ağır bedellerinden.

Geçenlerde şiddete uğramış kadınlarla ilgili bir fotoğraf sergisine gittim. Benim içimi acıtan vücutlarda gördüğüm morluklar ya da kırmızılıklar değil gözlerde gördüğüm çaresizlik ve kabullenmişlik oldu.

Aslında çocuk doğuran, evi çekip çeviren, günde yirmidört saat / yılda üçyüz altmış beşgün çalışan kadınlar öyle güçlüler ki… ‘Kariyer de yaparım, çocuk da‘ şarkısı kadının çalışsa bile evdeki tüm görevlerinin aynen devam ettiğinin bir göstergesi…‘Tek taşımı kendim aldım‘ dese de toplum kurallarının azcık dışına çıksa üstüne yapıştırılmayacak etiket kalmayacak olan da o…

Ahhh kadınlar ne zaman gücünüzü anlayacaksınız, ne zaman cesaretinizi toplayacaksınız, ne zaman ben de buradayım diyeceksiniz… İşte gün bugündür… Dünya Kadınlar Günü…

Sadece bu yoldaki başlangıcınız için bir işaret… Bir küçük damla… Haydiiii… Ayağa kalkın…
Sağlıcakla,

Anette İnselberg-2015

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kaderini sev, belki seninki en iyisidir.

“Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır. Güneş onu yakıp kavurur. O da Tanrıya yakarır keşke güneş olsaydım diye.
“Ol” der Tanrı. Güneş oluverir. Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz.
Bulut olmak ister. “Ol” der Tanrı. Bulut olur. Rüzgar alır götürür bulutu, rüzgarın oyuncağı olur.
Rüzgar olmak ister bu kez. Ona da “Ol” der Tanrı.
Rüzgar her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur. Herşey karşısında eğilir. Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar.
Ordan esen burdan eser, kaya banamısın demez! Bildiniz, Tanrı kaya olmasına da izin verir.
Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı… Sırtında bir acı ile uyanır…. Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır. ..”

Kaderini sev, belki seninki en iyisidir.

Friedrich Nietzsche

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar.

Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar.- Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşırları asıyormuşKadın kocasına- Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor. ‘ demiş.Kocası ona bakmış, hiçbir sey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş.Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah aynı yorumu yapmaya devam etmiş.Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmıs, bak demiş kocasına- Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba ?’Kocası uzun uzun karisina bakmış; Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim’ diye cevap vermiş.

Hayatta böyle değil midir ?Başkalarını izlerken gördüklerimiz, baktığımız pencerenin ne kadar temiz olduğuna bağlıdır.Birini eleştirmeden ve hemen yargılamaya davranmadan önce Kalp(pencere) durumumuza bakmak ve ‘iyi’ olanı görmeye hazır olup olmadığımızı farketmek güzel bir fikir olabilir !…

Genel kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Dünyayı meraklandıran haber! İlk uzay otelinin açılacağı tarih belli oldu!

ABD’de faaliyet gösteren The Gateway Vakfı’na bağlı Orbital Assembly Corporation (OAC) tarafından geliştirilen Voyager İstasyonu’na kurulacak otel, ilk müşterilerini 2027’de ağırlayacağı açıklandı. 400 kişi kapasiteli otelin içerisinde birden fazla restoranın yanı sıra sinema, spor salonu, bar ve spa da yer alacak.

Devletleri’nde (ABD) faaliyet gösteren The Gateway Vakfı’na bağlı Orbital Assembly Corporation (OAC) tarafından geliştirilen Voyager İstasyonu’na inşa edilecek olan otel, ilk müşterilerini 2027 yılında ağırlayacağı duyuruldu.Dünyayı meraklandıran haber! İlk uzay otelinin açılacağı tarih belli oldu!© Hürriyet tarafından sağlanmıştır Dünyayı meraklandıran haber! İlk uzay otelinin açılacağı tarih belli oldu!

400 kişi kapasiteli otelin içerisinde birden fazla restoranın yanı sıra sinema, spor salonu, bar ve spa da yer alacak. 2027’de açılacak olan projenin inşası 2025 yılında başlanacak. Otelin bazı kapsüllerinin uzay araştırmaları için Amerikan Uzay ve Havacılık Ajansı’na (NASA) ve Avrupa Uzay Ajansı’na (ESA) satılabileceği de öngörülüyor. Otelin maliyeti ve gecelik konaklama ücretine dair bilgi paylaşılmazken, proje Alman fizikçi Wernher von Braun, tarafından önerildi.

İlk uzay oteli 2027 yılında hizmet vermeye başlayacak.

Kaynak: Hürriyet

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kötü yönde eleştirmek kolaydır,

Hindistan’da çok ünlü bir ressam varmış. Herkes bu ressamın yapıtlarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş ve onu “Renklerin Ustası” anlamına gelen Ranga Geleri olarak tanısa da kısaca Ranga Guru derlermiş. Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raçici ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini bitirerek Ranga Guru’ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş. Ranga Guru;

“Sen artık ressam sayılırsın Raçici. Artık senin resmini halk değerlendirecek.” diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve meydanda en görünen yere koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Raçici denileni yapmış.

Raçici birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki tüm resim çarpılardan neredeyse görünmüyor. Çok üzülmüş tabii. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki. Resmi alıp götürmüş Ranga Guru’ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş. Ranga Guru üzülmemesini ve yeni bir resim yapmasını istemiş. Raçici yeniden yapmış resmi ve gene Ranga Guru’ya götürmüş.

Ranga Guru resmi tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş. Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Raçici denileni yapmış.

Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da boyalar da bırakıldığı gibi duruyor. Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru’ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış. Ranga Guru demiş ki;

“Sevgili Raçici, sen ilk resminde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız eleştirebileceklerini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. Oysa ikinci resminde onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin. Şunu hiç unutma sevgili Raçici, kötü yönde eleştirmek kolaydır, yapıcı eleştiride bulunmak ise eğitim gerektirir.

Genel kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Bugüne kadar ne öğrendiğin, ne okuduğun beni ilgilendirmiyor. Diğer her şey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum…”

“Geçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor. Özlediğin, arzuladığın şeylerin hayalini kurmaya cesaret edip edemediğini, bilmek istiyorum.

Kaç yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor. Aşk için, hayallerin için, yaşıyor olma serüveni için, aptal gibi görünme riskini göze alıp alamayacağını bilmek istiyorum.

Saklamaya, azaltmaya ya da düzeltmeye çalışmadan kederlerimizle yüzleşip yüzleşemeyeceğini bilmek istiyorum. 

Yüreğin doğanın ritmi ve yaşama sevinciyle dolu bir sevdanın sınırlarına vardığında, o sınırları feda edip edemeyeceğini bilmek istiyorum. 

Anlattığın hikâyenin doğru olup olmaması beni ilgilendirmiyor. Kendi ruhuna ihanet etmemek için bir başkasını hayal kırıklığına uğratıp uğratmayacağını bilmek istiyorum. İhaneti göze aldığın her seferinde, sonuçlarını ayakta karşılayıp karşılayamayacağını bilmek istiyorum.

‘Güven’ kelimesinin senin için ne ifade ettiğini bilmek istiyorum. Bazen sana karanlık gibi görünse bile, gelen günün içindeki o büyülü ışığı görüp göremeyeceğini bilmek istiyorum. 

Nerede yaşadığın ya da neye sahip olduğun beni ilgilendirmiyor. Keder ve umutsuzlukla geçen bir gecenin ardından, kırılmış, yorgun ve bitap, ayağa kalkıp kalkamayacağını; ‘çocuklar’ için yapılması gerekenleri yapıp yapamayacağını bilmek istiyorum. 

Kim olduğun, buraya nereden ve nasıl geldiğin beni ilgilendirmiyor. Birlikte bir ateşin ortasında düştüğümüzde, gerektiğinde yanmayı göze alıp alamayacağını bilmek istiyorum.

Yalnız kalmaya katlanıp katlanamadığını bilmek istiyorum. İçinde yüreğinden başka tutunacak hiç bir şeyin kalmadığında, o amansız varlığını sevmeye devam edip edemeyeceğini bilmek istiyorum.

Bugüne kadar ne öğrendiğin, ne okuduğun beni ilgilendirmiyor. Diğer her şey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum…”

Oriah Mountain Dreamer – “ İnvitation ”

Genel kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Geç kalmadın.Erken de değil.Tam zamanında yaşıyorsun.

Nefes alıyorsanız, hiçbir şey için geç kalmış değilsiniz!New York, California’dan üç saat ileride ancak bu California’yı yavaş yapmaz.Kimi 22 yaşında mezun olur ama sağlam bir iş bulmak için beş sene bekler.Kimi 25 yaşında CEO olup 50 yaşında ölürken kimi 50 yaşında CEO olur ve 90’ı görür.Kimi evlenir kimi ise bekar kalır.Obama 55 yaşında emekli oldu Trump ise 70 yaşında görevine başladı.Bütün dünyadaki herkes ‘kendi zamanına’ göre yaşar.Etraftaki bazı insanlar senden bir adım ileride gözükebilir, bazıları ise senin gerinde gözükebilir.Ancak herkes kendi yarışında, kendi zamanında.Onlara kıskançlık da besleme taklit de etme.Onlar kendi zamanında sen kendi zamanında yaşayacaksın.Hayat harekete geçmek için doğru zamanı beklemektir.Yani sakin ol.Geç kalmadın.Erken de değil.Tam zamanında yaşıyorsun.

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Güç ver bana, kardeşlerimden üstün olmak için değil fakat en büyük düşmanım olan kendimle savaşabilmek için.

“Ey yüce ruh, ki esen rüzgarda duyduğum ses senin sesindir ve bütün dünyaya hayat veren senin nefesindir. Senden sonra geldim, senin çocuklarından biriyim. Ben küçük ve güçsüzüm. Senin gücüne ve bilgeliğine ihtiyacim var. Güzellikler içinde yürüyeme izin ver ve gözlerim kırmızı ve mor gün batımını ayırt etsin. Ellerim saygı göstersin senin var ettiklerine, kulaklarım sesini duyacak kadar keskin olsun. Beni öyle bilge yap ki, insanlarıma öğrettiklerini, her bir yaprağın ve her bir taşın ardına gizlediğin derslerini anlayabileyim. Güç ver bana, kardeşlerimden üstün olmak için değil fakat en büyük düşmanım olan kendimle savaşabilmek için. Yaşam batan bir günbatımı gibi solmaya başladığında, temiz eller ve korkusuz gözlerle sana gelmeye daima hazır yap beni, öyle ki; ruhum sana saf ve lekesiz gelebilsin.”

SIOUX duası

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Güç ver bana, kardeşlerimden üstün olmak için değil fakat en büyük düşmanım olan kendimle savaşabilmek için.

“Ey yüce ruh, ki esen rüzgarda duyduğum ses senin sesindir ve bütün dünyaya hayat veren senin nefesindir. Senden sonra geldim, senin çocuklarından biriyim. Ben küçük ve güçsüzüm. Senin gücüne ve bilgeliğine ihtiyacim var. Güzellikler içinde yürüyeme izin ver ve gözlerim kırmızı ve mor gün batımını ayırt etsin. Ellerim saygı göstersin senin var ettiklerine, kulaklarım sesini duyacak kadar keskin olsun. Beni öyle bilge yap ki, insanlarıma öğrettiklerini, her bir yaprağın ve her bir taşın ardına gizlediğin derslerini anlayabileyim. Güç ver bana, kardeşlerimden üstün olmak için değil fakat en büyük düşmanım olan kendimle savaşabilmek için. Yaşam batan bir günbatımı gibi solmaya başladığında, temiz eller ve korkusuz gözlerle sana gelmeye daima hazır yap beni, öyle ki; ruhum sana saf ve lekesiz gelebilsin.”

SIOUX duası

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kızılderililerin Şeref Yasaları;

1 – Dua etmek için güneşle birlikte kalk. Tek başına dua et, sık sık dua et. Büyük Ruh dinler..
2 – Yollarında kaybolmuş olanlara karşı anlayışlı ol. Cehalet, kibir, öfke, kıskançlık ve açgözlülük, kayıp bir ruhtan kaynaklanır. Rehberlik bulmaları için dua et.
3 – Kendini, kendi kendine araştır, keşfet. Başkalarının senin yolunu senin için belirlemelerine izin verme. O senin, sadece senin yolundur. Diğerleri o yolu seninle birlikte yürüyebi…lirler, fakat hiç kimse o yolu senin için yürüyemez.
4 – Misafirlerine evinde saygıyla davran. Onlara en iyi yiyeceklerini ver, en iyi yatağı ver ve onlara saygı ve onurla muamele et.
5 – Herhangi bir kişiden, bir topluluktan, bir çölden ya da bir kültürden olsun, senin olmayan şeyi alma. O ne kazanılmıştır, ne de verilmiştir. Senin değildir.
6 – Yeryüzü üzerindeki her şeye saygılı ol – ister insan, ister hayvan veya bitki olsun.
7 – Diğer insanların düşüncelerini, isteklerini ve sözcüklerini onurlandır. Başka birinin sözünü asla kesme, alay etme ya da taklidini yapma. Herkese kişisel ifadeleri için izin ver.
8 – Başkalarına asla kötü bir şekilde konuşma. Evrene bıraktığın negatif enerji, sana katlanmış olarak geri döner.
9 – Herkes hatalar yapar. Ve tüm hatalar bağışlanabilir.
10 – Kötü düşünceler zihinsel, bedensel ve ruhsal hastalıklara neden olur. İyimser ol.
11 – Doğa bizim için değildir, o bizim bir parçamızdır. Onlar senin dünyasal ailenin parçalarıdır.
12 – Çocuklar geleceğimizin tohumlarıdır. Onların yüreklerine sevgi ek ve bilgelik ve hayatın dersleriyle sula. Onlar büyürken, onlara büyümeleri için yer bırak.
13 – Başkalarının kalplerini incitmekten kaçın. Verdiğin acının zehiri sana geri döner.
14 – Her zaman dürüst ol.
15 – Kendini dengede tut. Senin Zihinsel ben ‘in, Ruhsal ben ‘in, Duygusal ben ‘in ve Fiziksel ben ‘in – hepsinin güçlü, saf ve sağlıklı olmaya gereksinimi var. Zihnini güçlendirmek için bedenini çalıştır. Duygusal rahatsızlıkları iyileştirmek için ruhsallıkta büyü.
16 – Kim olacağını ve nasıl davranacağını belirlerken bilinçli kararlar ver. Kendi eylemlerinin sorumluluğunu üzerine al.
17 – Başkalarının mahremiyetine ve kişisel yerlerine saygılı ol. Başkalarının kişisel eşyalarına dokunma, – özellikle kutsal ve dini eşyalarına. Bu yasaktır.
18 – İyi talihini başkaları ile paylaş.
19 – Başkalarının dini inançlarına saygı göster. Kendi inancını başkalarına kabul ettirmeye çalışma.
20 – Önce kendine karşı dürüst ol. Önce kendini besleyemezsen ve kendine yardım edemezsen, başkalarını besleyemezsin ve onlara yardım edemezsin.

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

89 YAŞINDAKİ BETUL MARDİN’DEN KADINLARA ÖĞÜTLER…

*
HER SABAH SPOR YAPACAKSIN’
GÜN AŞIRI FİLAN DEĞİL EVLADIM’…
HER SABAH ..’

*
HEP ÇALIŞACAKSIN’
ÜRETECEKSİN’
BEYNİN MEŞGUL OLACAK,
HEP KOŞTURMAN GEREKEN İŞLER OLACAK ..’

*
GÜNCELİ TAKİP EDECEKSİN’
HABER İZLE, DERGİ, KİTAP, GAZETE OKU’ GÜNDEMİ YAKALA’
HER KONUDA KENDİNİ UPDATE ET.
YENİ ÇIKAN KİTAPLARI DA BİL,
YENİ AÇILAN LOKANTALARI DA,
BU SENE MODA OLAN RENKLERİ DE ..’

*
EVLİLİK İSE ŞART DEĞİL,
KAFANI TAKMA’
GEREKLİ DE DEĞİL’
HATTA ŞÖYLE SÖYLEYEYİM:
ONE PROBLEM LESS!
(BİR PROBLEM EKSİK!)

*
ÇOCUK MESELESİNE GELİNCE…
HA İŞTE, BURADA AKAN SULAR DURUYOR’ YAPABİLİYORSAN YAP.
BİRİNİ BU KADAR ÇOK SEVMEK,
ONUN SORUMLULUĞUNU TAŞIMAK
SADECE ONU DEĞİL,
SENİ DE MUTLU EDER’
DOĞURAMAYACAKSAN, EVLAT EDİN’
O ZAMAN DA SENİN ÇOCUĞUN
DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK’
EVLAT EDİNMEYECEKSEN DE,
MANEVİ ÇOCUĞUN OLSUN,
BİRİNİ OKUT,
GELECEĞİNİ ŞEKİLLENDİRMESİNE
YARDIMCI OL ..’

*
GÜNDE BİR KERE ET YE’
MUTLAKA HER ÖĞÜN SEBZE ve MEYVE YE’
KUSURA BAKMA,
BEN TATLI SEVERİM’
TATLIDAN UZAK DUR DİYEMEYECEĞİM!

*
ÖLÜMDEN SONRA YAŞAMAK İSTİYORSAN, GÜNLÜK TUT’
O KÜÇÜK NOTLAR, HEM KENDİ HAYATINI TANIKLIĞI, HEM DE YARINA KALAN BİR BİLGİ KAYNAĞI.
MESELA BENİM BABAM,
HİÇ DÜŞÜNMEDEN 60 SENE BOYUNCA
HER GÜN ECE AJANDA’SINA O GÜN OLANLARI YAZMIŞ.
HÂLÂ AÇIP OKUYORUM
VE ÇOK FAYDALANIYORUM ..’

*
OLUMLU OLACAKSIN ..’

*
BAZI ŞEYLERİ KABUL EDECEKSİN’
BÜTÜN KADINLARIN SENİ SEVMESİNE
İMKÂN YOK!
DEMEK Kİ BAZI KADINLARA
DİKKAT EDECEKSİN.

*
ERKEKLERE GELİNCE,
AYNI ANDA BİRKAÇINI SEVMEYECEKSİN’
AMA ONLARIN BÖYLE BİR YETENEĞİ
VE “ŞEREFSİZLİĞİ” OLDUĞUNU BİLECEKSİN !!

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bağlanmayacaksın…

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden…
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…

Can YÜCEL

Genel kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »