Karpuz: kalp hastalıklarına karşı koruma sağlar

747731668301[1]

Yaz aylarının favori meyvelerinden biri olan karpuzu özellikle aşırı sıcaklarda besleyici ve elektrolit bakımından zengin bir su kaynağı olarak tüketebilirsiniz. Domates gibi karpuza da kırmızı rengini veren likopenin kanser riskini azaltmaktan, göz sağlığını korumaya kadar pek çok faydası bulunuyor. Likopen aynı zamanda kalp ve damar sağlığının korunması için önemli bileşenler arasında yer alıyor. C vitamini bakımından zengin karpuzun bir diğer faydası ise bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudun enfeksiyonlara karşı direncini artırması. C vitamini aynı zamanda cildi güneşin zararlı etkilerine karşı koruyor ve saçların kurumasını önlüyor.

Karpuzun Sağlığa Faydaları

Kas Ağrıları: Karpuz suyu özellikle spordan sonra yaşanan kas ağrılarını hafifletiyor. Bu nedenle atletler arasında oldukça popüler bir meyve olan karpuzun ağır egzersizler sonrasında yaşanan kas ağrılarını azalttığı son yıllarda yapılan araştırmalarla da tescillendi. İspanyol bilim insanlarının yaptığı çalışmaya göre karpuzun bu özelliği içerdiği L-citrulline adlı bileşenden kaynaklanıyor. L-citrulline amino asidi vücut tarafından temel bir amino asit olan L-arginin’e dönüştürülüyor. L-arginin ise kan dolaşımını geliştirerek kan damalarını rahatlatıyor ve ağrı egzersizler sonrası sık görülen kas ağrılarını hafifletiyor.

Kalp Sağlığı: Karpuz kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolü düşürerek kalp hastalıklarının önünü açan yüksek kolesterole bağlı damar tıkanıklığını engelleyebilir. Purdue Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre düzenli olarak karpuz ve karpuz suyu tüketenlerin kötü kolesterolü tüketmeyenlere oranla %50 daha az. Ancak bu araştırmadan “karpuz kolesterolü düşürür” sonucunu kesin olarak kabul etmek pek mümkün değil çünkü araştırma henüz sadece laboratuvar hayvanları üzerinde yapılmış. Karpuzun kolesterole etkisinin netleşmesi için insanların katılımıyla yapılacak daha çok sayıda araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

 

Likopen: Meyve ve sebzelere kırmızı rengini veren likopen pigmenti denilince akla ilk olarak domates gelir ancak karpuz domatesten daha fazla likopen içermektedir. Likopen üzerine yapılan araştırmalar en çok karpuz, domates, guava, papaya, kırmızı greyfurt, tatlı kırmızı biber, kuşkonmaz ve kırmızı lahanada bulunan bu bileşenin prostat kanseri riskini azalttığını, kalp hastalıklarına karşı koruma sağladığını, sarı nokta olarak bilinen makular dejenerasyon hastalığı ve katarakt riskini düşürdüğünü ortaya koyuyor.

Yüksek Tansiyon: Florida State Üniversitesi tarafından yapılan güncel bir araştırmaya göre karpuz kilolu kişilerde yüksek tansiyonun düşürülmesine yardımcı oluyor. 13 orta yaşlı, aşırı kilolu ve hipertansiyon hastasının katılımıyla 12 haftalık bir süreyi kapsayan araştırmada karpuzda bulunan L-citrulline’in hem dinlenir halde hem de aktivite sırasında aorta olan basıncı azalttığı tespit edilmiş.

Kilo Kontrolü: Karpuz oldukça az kalori içerir ve 1 kase karpuz ortalama 45 kaloridir. Karpuz sadece düşük kalorisi ile diyetinize destek olmaz aynı zamanda lifli yapısıyla uzun süre tok kalmanıza yardımcı olur. Canınız çok tatlı çektiğinde karpuz yiyebilirsiniz. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta karpuzun da şeker içerdiğidir. Yani 1 kase yerine bütün 1 karpuzu yerseniz (4.5 kg kadar) hem kan şekeriniz yükselir hem de yaklaşık 250 gram şeker yemiş olursunuz.

Göz Sağlığı: Karpuzda bol miktarda bulunan A vitamini göz sağlığının korunması için en önemli vitaminlerden biridir. A vitamini eksikliğinde göz kuruluğu, göz enfeksiyonu, görüşün zayıflaması gibi sorunlar ortaya çıkabilir. A vitamini aynı zamanda sarı nokta hastalığı ve katarakt riskini düşürmektedir. 1 kase karpuz günlük A vitamini ihtiyacının %18’ini tek başına karşılar.

Su: Yaz meyvesi olan karpuzun %91’i sudur. Elektrolit bakımından zengin olan bu su özellikle sıcak yaz aylarında su kaybına bağlı olarak görülen halsizliğe iyi gelir. Elektrolitler aynı zamanda sinir hücrelerinin fonksiyonu, kasların çalışması ve kalp sağlığı için son derece önemlidir. Aşırı terlediğiniz bir fiziksel aktivite sonrası 1 bardak karpuz suyu içmek sizi kendinize getirir.

Antioksidan Etkisi: Karpuz flavonoidler, karotenoidler ve triterpenoids gibi fenolik bileşikler bakımından zengindir. Aynı zamanda karpuzda bulunan likopen çeşitli hastalıkların görülme riskini yükselten serbest radikalleri nötralize eder.

Vitamin ve Mineral İçeriği: Oldukça besleyici bir meyve olan karpuz yüksek oranda A ve C vitamini ile kalsiyum, demir, magnezyum, fosfor, potasyum, bakır ve manganez mineralleri içerir. Ayrıca sindirime iyi gelen besin lifi bakımından zengindir.

Karpuzun Besin Değeri

1 kase karpuz (154 gram)

  • 46 kalori
  • 0.9 gr protein
  • 0.6 gr besin lifi
  • 10 gr şeker
  • 141 gr su
  • 876 IU A vitamini (günlük ihtiyacın %18’i)
  • 12.5 mg C vitamini (günlük ihtiyacın %21’i)
  • 0.1 mg B1 vitamini (günlük ihtiyacın %3’ü)
  • 0.3 mg B3 vitamini (günlük ihtiyacın %3’ü)
  • 0.1 mg B6 vitamini (günlük ihtiyacın %3’ü)
  • 4.6 mcg B9 vitamini (günlük ihtiyacın %1’i)
  • 0.3 mg B5 vitamini (günlük ihtiyacın %3’ü)
  • 10.8 mg kalsiyum (günlük ihtiyacın %1’i)
  • 0.4 mg demir (günlük ihtiyacın %2’si)
  • 15.4 mg magnezyum (günlük ihtiyacın %4’ü)
  • 16.9 mg fosfor (günlük ihtiyacın %2’si)
  • 173 mg potasyum (günlük ihtiyacın %5’i)
  • 0.2 mg çinko (günlük ihtiyacın %1’i)
  • 0.1 mg bakır (günlük ihtiyacın %3’ü)
  • 0.1 mg manganez (günlük ihtiyacın %3’ü) içerir.

Bu rakamlar 4 yaş üzeri için referans diyeti olarak kabul edilen 2000 kalorilik diyete göre oluşturulmuştur. Sağlık koşullarına bağlı olarak günlük alınması önerilen vitamin ve mineral miktarları farklılık gösterebilir.

Fazla Karpuzun Zararı Var mı?

Karpuz ve domates gibi likopen bakımından zengin gıdaların aşırı tüketimi mide bulantısı, kusma, ishal, hazımsızlık ve şişkinlik gibi bazı sindirim sistemi sorunlarına yol açabilir.

Karpuz yüksek oranda potasyum içerdiği için fazla potasyumun vücuttan atılmasında böbreklere aşırı yük binebilir. Özellikle mevcut böbrek rahatsızlığı bulunanlar karpuzu kontrollü olarak tüketmelidir.

Galeri

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Fit ve sıkı bir vücut için erik. Bağ dokusunu güçlendirmekte ve böylece daha sıkı bir vücuda sahip olmakta yeşil erik etkilidir.

130520131158555218527[1]

Yeşil erik baharın geldiğinin, yazın yaklaştığının ilk habercisidir. Her gün mutlaka almamız gereken vitamin olan C vitamini yeşil erikte bol miktarda var.

Erikte ayrıca; göz ve cilt sağlığında büyük görevleri olan A vitamini, kanın akışkanlığında görevli K vitamini, osmalit basınç ve su dengesini sağlayan sodyum, potasyum minerali, stres karşıtı mineral olan magnezyum da erikte önemli ölçüde bulunuyor. Ayrıca Kalsiyum da içeren erik, demir açısından da oldukça zengin. Yoğun lif yapısına da sahip olan eriğin sindirim sistemi üzerinde ki etkisi tartışmasız çok büyük.

Yeşil erik vücudumuzda neler yapar?

1-    Sindirimin düzenli ve yeterli ölçüde çalışmasını sağlar, kabızlığı önler. Yeşil erik sindirilebilir lif açısından zengin olduğundan, mide gazı, kabızlık ve gaz problemi yaşamamızı da önler.
2-    Bağışıklık sisteminin oluşmasında ve korunmasında etkilidir
3-    Diş Bakımı: Düzenli olarak kütür kütür yeşil erik yemek diş etlerini güçlendir. Diş sağlığının oluşmasında ve korunmasında etki gösterir.
4-    Demir Eksikliğini önlemek ve tedavi sürecinde yardımcıdır. Yeşil erik vücutta kan yapmasına yardımcı olur. Ayrıca, anemi gibi kırmızı kan hücrelerinin eksikliği ile ilgili hastalıklar erikteki zengin C vitamini ve demir içeriği nedeniyle engellenmekte etkili olmaktadır.
5-    Fit ve sıkı bir vücut için erik. Bağ dokusunu güçlendirmekte ve böylece daha sıkı bir vücuda sahip olmakta yeşil erik etkilidir. C vitamini insan vücudunda bağ dokularının sıkı kalmasında yardımcı olur. Böylece vücudunuzun sıkı, genç, sağlıklı ve uygun görünümlü olmasında yardımcıdır.
6-    Kilo vermek istediğinizde de yeşil erik tüketin. Yeşil erik tükettiğinizde kan şekeri düzeyleri olumlu etkilenir. Erik yedikten sonra kan glikozu ortada görünmektedir. Kan şekeri ne kadar dengeli seyrederse kilo vermek o kadar dengeli ve sürekli olur.
7-    Vücut içi hasarı önler; Yeşil erik yüksek miktarda antioksidan içerdiği için, beyin ve kanda yağ iç zarın zarar görmesini önler.
8-    Akciğerler bakımı ve sağlığında etkilidir: Yeşil erik yiyenlerin astım, akciğer kanseri, soğuk algınlığı, öksürük ve çok kronik akciğer sorunları gibi akciğer sorunlarından uzak kaldığı araştırmalarca saptanmıştır.
9-    Yaşlılarda düzenli olarak yeşil erik tüketmenin görme sorunlarını önlediği düşünülmektedir.

Eriklerle ilgili yapılan son araştırmalar ise;

Agri Life Research Center’ da yapılan yeni araştırmada; eriklerdeki antioxidant özellikleri  incelenmiş, 100 farklı meyve ile karşılaştırılmış. Bu araştırmada anitoxidantlar’i kanser hücreleri ile etkileşime sokmuşlar, Araştırmacıların sonucunda: erikteki anitioksidant güc yabanmersininden daha fazla çıkmış. Sonra  laboratuarda göğüs kanseri hücreleri ile etkileşime görmek için ilerlediler. Bunlar erik içerdiği eşsiz bitkisel besinleri normal hücrelere zarar vermeden meme kanseri hücrelerinin büyümesini durdurduğu bulundu.

Yer fıstığı şifası!

kabuklu-fistik_269008[1]

– Yerfıstığı vücuda enerji ve kuvvet verir.
– Cinsel gücü arttırır.
– Zihinsel ve bedensel yorgunluğu giderir. Öğrenmeyi – kolaylaştırır.
– Kalp sağlığına iyi gelir.
– Kandaki kolesterol oranını düşürerek kalp ve damar hastalıkları riskini azaltır.
– Başta Meme, prostat ve kalın bağırsak kanseri olmak üzere kansere karşı koruyucudur.
– Bağışıklık sistemini destekler.
– Kandaki şeker oranını ayarladığı için şeker hastalarına faydalıdır.
– Yerfıstığı yağı kabızlığa iyi gelir.
– Gastrit, mide yanması ve ekşimesi şikâyetlerini azaltır
– Böbreklerdeki harareti önler. Fıstık semiz otunun sıkılarak elde edilmiş suyuyla tüketilirse mide yanmasını ve acılığını dindirir.
– Zayıf bedene kuvvet verir. Fıstık bal ile yenilirse kuvvet verir.
– Böbrekleri kumlardan temizler.
– Fıstığı dövüp bal ile macun yaparak her gün aç karnına 10 gram miktarı felç geçiren hastalara iyi gelir.
– Fıstık dalını suda kaynatıp, o su ile yara bere içinde olan yerler temizlenirse çabuk iyileşme görülür.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kuşkonmazın saymakla bitmeyen faydaları…!

11165263_450356635130954_887603147812182857_n[1]

Ege mutfağının eşsiz lezzetlerinden birisi olan vitamin ve mineral deposu kuşkonmazın, insan sağlığına yaptığı katkı saymakla bitmiyor.

Kuşkonmazın saymakla bitmeyen faydaları
Kuşkonmaz; pırasa, sarımsak ve soğanı da içeren Lily ailesinin (Liliaceae) bir üyesidir. Yaklaşık 2000 yıl önce Doğu Akdeniz’de, o eşsiz dokusu, tıbbi ve afrodizyak özellikleri ile biliniyordu. Bu sebzede K vitamini ve folik asit bol miktarda bulunur. 300’den fazla çeşidi bilinmektedir ancak sadece 20 tanesi yenilebilir.

Kuşkonmazın besin değerleri
Kuşkonmaz aynı zamanda magnezyum, fosfor, selenyum, çinko, sodyum, demir, bakır, kalsiyum ve mangan gibi mineraller açısından zengin bir kaynaktır. C vitamini, K vitamini, B6 vitamini, A vitamini, tiamin ve niasin gibi vitaminler de bu bitki içerisinde yeterli miktarda bulunur.

– Kalori içeriği: 44 kalori
– Protein içeriği: 4.65 gram
– Su içeriği: 165.00 gram
– Çözünür lif içeriği: 1.15 gram
– Çözünmez lif içeriği: 1.75 gram
– Diyet lif içeriği: 2.85 gram
– Karbonhidrat içeriği: 7.60 gram
– Tekli yağ asitleri: 0.02 gram
– Doymuş yağ miktarı: 0.12 gram
– Çoklu yağ asitleri: 0.23 gram

Kalbi güçlendirir
Kuşkonmaz sağlıklı bir kardiyovasküler sistem için gerekli olan folik asit içerir. Günde üç kez ham bal ile az miktarda kuşkonmaz suyunu karıştırıp içmek, zayıf kalbi güçlendirir.

Doğal idrar söktürücü
Potasyum açısından zengin iken, düşük miktarda sodyum içerir. Asparagin denen aktif bir amino asit ile birlikte içindeki mineraller sayesinde etkili bir diüretik ilaç haline gelir. Bu nedenle adet öncesi şişkinlik gidermede çok yararlıdır. Ayrıca sinirlilik, yorgunluk ve depresyon tedavisinde yardımcı olur.

Sağlıklı bağırsak florası
Bitkisel mineraller açısından zengindir. Ayrıca sindiremeyen bir karbonhidrat olarak adlandırılan inulin içerir. Ancak kalın bağırsakta yaşayan Bifidobacteria ve Laktobasillerin gibi bazı sağlığa faydalı bakteriler bu karbonhidrattan beslenir. Dolayısıyla kuşkonmaz yiyerek inülin alımı, zararlı bakterilerin gelişimini önleyen faydalı bakterilerin sayısını artırır.

Böbrek ve gut hastaları daha az tüketmeli
Böbrek sorunu veya gut problemleri olan kişilerin kuşkonmaz gibi pürin içeren yiyecek tüketimlerini kısıtlamaları veya kesmeleri gerekir. Pürinden çabuk etkilenen kişilerin bu maddeyi çok almaları sağlık sorunlarına yol açar. Vücutta fazla pürin birikimi fazla ürik asit birikimine yol açar. Ürik asitle bağlantılı sorunların iki örneği ise gut hastalığı ve böbrek taşı oluşumudur.

Diğer sağlık faydaları
Özellikle hamile kalmayı düşünüyorsanız veya hamileliğin erken safhalarındaysanız kuşkonmazı öğünlerinizden eksik etmeyin. Çünkü içerdiği folat hücrelerin düzgün bölünmesi için gereklidir. Folat olmazsa fetüsün sinir sistemi hücreleri düzgün şekilde bölünmez. Hamilelikte yetersiz folat tüketiminin çeşitli doğuştan sakatlıklara yol açtığı belirlenmiştir.

– Kuşkonmaz suyunun alkali özelliği yüksektir ve dolayısıyla kas dokuları temizleyerek, kan asiditesinin azalmasına yardımcı olur ve aynı zamanda böbrek taşlarının eritilmesine yardımcı olur

– Artrit ve romatizmaya yardımcı olan anti-inflamatuvar etkili bir fitokimyasal içerir.

– Kuşkonmazın düzenli tüketimi lif açısından zengin olduğu için, bağırsak hareketliliğini artırır.

– İyi bir antioksidandır ve kanser, katarakt ve diğer göz sorunlarını önlemeye yardımcı olabilir.

– Kan şekeri düzeylerini kontrol etmeye yardımcı olur bu nedenle diyabet hastaları için oldukça yararlıdır.

– Kemoterapinin başarı oranını artırır.

– İyi bir vücut detoks ajanı olduğu için idrar yolu enfeksiyonlarını önlemeye yardımcı olur.

– Süt üretimini uyardığı için emziren anneler için oldukça faydalı bir besindir.

Aynı zamanda, HIV ve multipl skleroz tedavisinde yardımcı olur. Skorbüt ve akciğer kanserini önler. Sağlık için çok faydalı olan mucizevi bir sebzedir. En iyisi ise bir çok şekilde hazırlayıp pişirebilecek olmanızdır. Eğer sağlıklı bir yaşam için egzersiz, diyet ve ilaçlar gibi her şeyi yapıyorsanız kuşkonmazı beslenmenize eklemeyi de bir deneyin. Beslenmenizde kuşkonmaz eksikse alacağınız besin değerlerinin önemli bir kısmı eksik demektir. Bugün diyetinize bu sebzeyi dahil edin ve sonsuza kadar sağlıklı yaşayın!

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İNCİR REÇELİNİN FAYDALARI

incir-reçeli[1]

İstanbul’da yaşıyorsanız reçel yapmak için hangi meyvenin mevsiminin gelip gelmediğini köşe başlarında açılan ufak tezgahlar sayesinde anlayabilirsiniz. Şimdilerde köşe başlarında önlerindeki sepetlerin içinde ayıkladıkları incirlerden, reçel yapmak için mevsiminin geldiğini anlıyoruz. Yapımı oldukça zahmetli olan incir reçelinin aslında oldukça faydalı bir besin olduğunu biliyor muydunuz.
İncir reçelinin faydalarını sizler için derledik.

-İçerdiği yüksek lif oranı sayesinde sindirimi hızlandırır ve kolaylaştırır. Bağırsakları yumuşatır.
-Kabızlığı giderir.
-Vücuda kuvvet ve enerji verir.
-Bedensel ve zihinsel yorgunluğu giderir.
-Halsizliğe ve unutkanlığa iyi gelir. Öksürük ve boğaz ağrılarına iyi gelir. Nezle ve bronşite faydalıdır. Özellikle kuru incir balgam söktürür.
-İncir, kandaki kolesterol oranını düşürerek kalp ve damar hastalıklarına karşı vücudu korur.
-Kansere karşı da koruyucudur.
-Bakteri ve virüslerin çoğalmasını önleyerek hastalıklara karşı direnci arttırır.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Sağlık Durumunuzu Ayaklarınızdan Anlayın

10982194_850152385051764_1209997964762280423_n[1]

Ayaklarımız, organlarımızın sağlığı hakkında bize ipuçları verir, böylece, ayaklarımızın durumuna bakarak hastalıkları önleyebiliriz. Bu yazıda, ayakların sıcaklığına, rengine, şişliklere, ayak parmaklarının durumuna bakarak; sağlığımız hakkında yakalayabileceğimiz ipuçlarından bahsedeceğiz.

Genel olarak söylenebilir ki, ayak parmaklarından topuklara doğru ayağı, vücudun bir yansıması olarak düşünebiliriz. Ayak parmakları başa, topuklar da ayaklara denk gelebilir.

Ayağın sertleşen bir bölgesi, vücutta sertleşen organlara denk gelebilir. Sertleşen bölgeler, fiziksel ve zihinsel sertleşmeyi temsil ediyor olabilir.

Omurga
Boyundan kalçaya kadar uzanan omurga, ayaklarda parmaklarının altından, topuğa kadar inen iç kısıma karşı gelir. Örneğin, ayak parmaklarının arkasında bulunan şişkin bölgelerdeki nasırlar, sırtın üst kısmını temsil eder ve bu, muhtemel boyun omuru rahatsızlıklarının habercisi olabilir.

Bu bilgiden yola çıkarak, ayaklarımızın, özellikle ağrıyan bölgelerine yapacağımız masajın, omurgamızdaki sorunlu bölgelere de iyi geleceğini söyleyebiliriz.

Bağırsak Harketliliği
Bağırsakların ayaklardaki karşılığı topuklardır. Topuklardaki çatlak ve nasılar, bağırsaklardaki sıkıntıların habercisi olabilir. Bu durumda, topuklara yapılan masaj, bağırsaklara iyi gelecektir. Eğer topuklarınız çok sert ise, küçük bir topun üzerine basarak masaj yapabilirsiniz.

Ayağın Merkezi
Ayağın orta kısmı, böbrekler, mide, pankreas ve dalak gibi organları içinde barındıran, sindirim sistemine denk gelir. Ayağın ortasındaki sertlikler, böbrek ve safra kesesi taşlarının habercisi olabilir.

Ayağın Rengi
Ayaklarınızın rengi sarı ise bu, safra kesesi veya böbreklerdeki sorunu işaret ediyor olabilir. Ayaklardaki yeşilimsi renk ise dalak veya lenf sistemi ile ilgilidir. Bu işaretler, sıkıntıları önlemede önemlidir. Eğer ayak rengine çok önem vermezseniz, vücudunuzdaki toksinler birikip, kist oluşturabilirler ve size zarar verecek hale gelebilirler.

Ayak Parmakları ile Kafanın İlişkisi
Ayak parmakları, vücudun üst kısımlarını işaret eder.

Dördüncü ayak parmağının ucunda veya dibinde bulunan nasırlar, safra kesesinin iyi çalışmadığının habercisidir. Dördüncü ayak parmağının çok sert, biraz bükük ve ağrılı olması safra kesesindeki taşların işaretçisidir.

Böbrek taşlarını işaret eden başka bir durum ise, ayak baş parmağının, ikinci parmağa doğru bükük olmasıdır.

Böyle durumlarda, yediklerinize dikkat ederek vücudu arındırmak, toksinleri atmaya çalışıp; sağlıklı olmaya yardımcı olan doğal haplar alabilirsiniz.

Soğuk Ayaklar
Elleriniz gibi ayaklarınız da genelde soğuk ise, vücudunuzun ısısı dengeli olmayabilir. Bu durum, sindirim sistemine çok yüklenildiğinin ve bağırsaklarda sorun olduğunun habercisidir. Bu durumda, yediklerinize dikkat etmeli ve bağırsakların çalışmasını düzenlemeye özen göstermelisiniz. Ayaklarınızı sıcak suda bekletebilir veya zencefil yağıyla ayaklarınızı ısıtmak için masaj yapabilirsiniz.

Gut Atakları
Ayak baş parmağının dibi ve ayak bilekleri kızarmış, şişmiş ve sancılı ise, bu durum guy atağının göstergesi olabilir. Gut atağı, vücuttaki ürik asidin çok fazla olmas durumudur. Böyle bir durumda vücut, dengesini sağlayabilmek için bu toksinlerden (bu durumda ürik asitten) kurtulmaya çalışır. Bu nedenle, gut ataklarında el ve ayaklarda bazı rahatsızlıklar görülür.

Son Olarak
Çıplak ayakla kumlarda, taze çimenlerin üstünde, nemli toptakta ve suda yürümek, vücuda çok iyi gelmektedir. Bu alışkanlık, organların fonksiyonunu arttırır, vücudu aktifleştirir ve stresten arınmaya yardımcı olur.

Ayrıca ayaklara düzenli olarak masaj yapmak ve ağrılı ve nasırlı bölgeleri kontrol etmek de sağlık için önemlidir.

Son olarak, ayak refleksologlarına danışmak, ayaktan başlayan hastalıklardan kurtulmaya yardımcı olacaktır. Bu gibi durumlarda refleksolog tedavisi, iyi sonuçlar alabilmek için, birkaç ay devam etmelidir

Kolanın Yeni Bir Faydası(!):Hindistan’da Tarlaları Zararlılardan Korumak İçin Kullanılıyormuş!

10336700_10152408247256052_7801744623895691621_n[1]

Coca Cola ile tarlalarınız daha yeşil

Hindistan’ın güneyindeki Chattisgarh ve Andra Pradesh eyaletlerinde çiftçiler zararlılarla mücadelede faydalı bir buluşla ortaya çıktı. “Hem ucuz hem etkili” diyorlar ve Pepsi ya da Coca Cola ile ilaçlanan tarlalarının yemyeşil kaldığını söylüyorlar.

Cola su ile karıştırıldıktan sonra, ilaçlamada kullanılıyor

Yüzlerce Hintli çiftçi artık uluslararası kimyasal tarım ilacı şirketlerinden pahalı ilaçlar almak yerine, pamuk ve biber tarlalarını Coca-Cola ile ilaçlıyor.

Andra Pradesh’li çiftçi Gotu Laxmaiah, yeni ilacından çok memnun olduğunu söylüyor. Cola püskürttükten sonra tarlasındaki haşerelerin ölmeye başladığını görmüş.

Ziraat uzmanları, bunu Colalı içeceklerin içindeki yüksek şeker oranının, tarım haşerelerine karşı etkili olabileceğini söyleyerek açıklıyor.

Ama Pepsi ve Coca-Cola şirketleri, ürünlerinin içinde haşerelere zarar verecek hiç bir madde bulunmadığında ısrar ediyorlar.

Daha ucuz

Hindistan’ın Chattisgarh ve Andra Pradesh eyaletlerinde son bir kaç ay içinde yüzlerce çiftçinin pamuk ve biber tarlalarında Cola ile ilaçlama yöntemine başvurduğu haberleri geliyor.

Ama yeni ilacın etkisi kulaktan kulağa yayıldıkça bu uygulamanın çok daha yaygınlaşması ve Monsanto, Shell, Dow gibi çok uluslu kimyasal ilaç şirketlerinin işlerinin etkilenmesi bile söz konusu olabilir.

Bunda en önemli faktör kuşkusuz Colanın normal kimyasal tarım ilaçlarından en az on kat daha ucuz olması. Daha şimdiden bölgenin en ücra köşelerindeki küçük köylerde bile Colalı içeceklerin satışının arttığı dikkat çekiyor.

Hem çevre dostu

Ziraatçiler ise, Colanın tarım haşerelerine etkisinin, zehirli ilaçlarla aynı olmadığına dikkat çekiyorlar.

Hintli bir ziraatçi olan Devendra Sharma, Colalı içeceklerin etkisini içindeki yüksek orandaki şekere bağlıyor ve “bence Colanın en yararlı kullanım alanı bulunmuş oldu” diyor.

Bu şekerli madde ürünlerin üzerine püskürtüldüğünde, karıncaları cezbediyor ve karıncalar da zararlı böcekleri ve yumurtalarını yiyerek, ürünü kurtarıyorlar. Daha önce şeker kamışından elde edilen bir madde de aynı şekilde tarım zararlılarına karşı kullanılmış ve etkili olmuş.

Dolayısıyla Hintli çiftçilerin Cola ile ilaçlama yöntemi belki sanıldığı kadar orijinal bir buluş değil ama zehirli kimyasal maddelerle kıyaslandığında çevre dostu ve kullanması daha güvenli bir yöntem olduğu söylenebilir.

Hem de gübre

Bir başka Hintli ziraatçi ise, Colalı içeceklerin gübre vasfının da bulunduğunu düşünüyor.

Sanket Thakur, “Ürünün üzerine doğrudan karbonhidrat ve şeker püskürtüyorsunuz. Bu da bitkinin bağışıklık sistemini güçlendirip, tarlanın daha iyi ürün vermesini sağlıyor” diyor.

Coca-Cola’nın tepkisi

Coca-Cola ise Hindistan’ın söz konusu eyaletlerinde satışlarını son istatistiklere göre yüzde 20 civarında artırsa da bu yeni gelişmeden pek hoşnut görünmüyor.

Şirketin bölge müdürü Vikas Kocchar, çiftçilerin iddialarının hiç bir bilimsel temeli olmadığını söyledi.

Coca-Cola Hindistan’da geçen yıl zor günler yaşamış, Andra Pradesh eyaletinde bir grup çiftçi şirketi, yeraltı su kaynaklarını tüketmekle suçlarken, hükumete bağlı bir komisyon, Hindistan’da üretilen Coca-Coca ve Pepsi Cola’nın kabul edilemeyecek oranlarda zehirli kimyasal madde içerdiği sonucuna varmıştı.

Coca Cola’nın değişik kullanım alanları konusunda bir çok söylenti çıktı şimdiye kadar. Tuvalet ve lavabo temizliğinde çok etkili olduğu, araba camlarını çok iyi parlattığı iddia edildi.

Hatta henüz farklı kaynaklardan doğrulanamayan haberlere göre, Çin’de sperm öldürücü doğum kontrol aracı olarak kullanımı çok yaygın…

Haberin Kaynağı:

http://www.bbc.co.uk/…/s…/2004/11/041103_greenwithcola.shtml

http://gidateroru.com/…/kolanin-yeni-bir-kullanim-alani-dah…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yeşilçay İçmeniz İçin Müthiş 10 Önemli Sebebiniz Var!

2925-yesil-cayi-nicin-icmeliyiz-450x0[1]

 

Düzenli olarak günlük bir bardaktan fazla yeşil çay içenlere ne gibi faydalar sağlayabilir:

1. kardiyovasküler ölümleri ve hipertansiyon rizikosunun azaltılması.

Epidemiyolojik çalışmalardan elde edilen kanıtlar yeşil çay tüketimine alışıltırılmış ters vücut yağ ve dağıtım özelliğinden dolayı insanlarda, inme, kardiyovasküler ölüm oranlarını, diyabet ve hipertansiyon riskini düşürmesiyle ilgilidir. (uzun süreli çay tiryakileri daha az obezdir.) (Wolfram 2007).

Günde 1 fincan Çay içenlerle, 5 bardak ve daha gazla Çay içen üzerinde Japonya’da 40.000 kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre günde 5 bardak veya daha fazla yeşil çay tüketenlerin % 26 oranında kardiyovasküler hastalık ve ölüm oranının azaldığı tespit edilmiştir.  İnme rizikosunu ise % 37 oranında düşürülmüştür. Daha çok yeşil çay içen insanlar kardiyovasküler nedenlerden ölümü daha az muhtemeldir. (Bu çalışma olumlu bdoz / yanıt ilişkisi bulunamadı.) (Ohsaki Çalışması 2006).

Yeşil Çay göstermiştirki, Kardiyovasküler yararları, aynı zamanda, arterosikleroz inhibe vücut ağırlığı, kan ve doku lipid (yağ) seviyelerini azaltmak ve HDL (Reygaert 2014, Vernarelli ve LDL’nin oranını artırıp antioksidan ve anti-enflamatuar etkileri özelliğiyle yeşil çay tüketimi önerilmiştir.  (Lambert 2012, Kao ve diğerleri., 2006).

Yeşilçay’ın yeni bir özelliği Cooper tarafından ortaya çıkarılmıştır.   ((yeşil çay özleri kullanılarak) günlük yeşil çay (Yang ve ark. 2000) tarafından yapılan yeni bir çalışmada, Yeşilçay’ın 600 + ml kullanımında bu etkiyi doğruladılar. Yeşilçay tüketen insanların hipertansiyon riskini %65 azaltabilir.

2. Diyabet

Yeşil çay Kişilerin Tip2 diyabette metabolik sendromun ön etkisi olan kan şekeri düzeylerini düzeltici ve vücudun yağ yakma özelliğine yardımcı olmaktadır. (Cooper 2012).

Uzun vadeli çay alımının (c. 30 yıl) kan şekeri ve tip 2 diyabet  açlık düzeylerini azalttığı yönünde araştırması var. (da Silva Pinto 2013)

3. Anti-inflamatuar özellikleri

Kronik inflamasyon belirteçleri açısından alışılmış çay tüketiminin yararına ilişkin çalışma bulguları daha uzun vadeli çalışmalar ve araştırmalar için pozitif olduğu sonucuna vardı.  (De Bacquer ve ark. 2006)

 

inflamasyon artrit, kalp-damar hastalığı, yaşlanma ve kanser ile ortaya çıkar. Yeşil çay terkip maddelerinin etkisi olası bir mod iltihabı iyileşmesine yardımcı olur. anti-inflamatuar molekül (sitokin, IL-10) üretimi artmıştır. (Reygaert 2014)

Yeşil çay özü kullanarak yapılan başka bir çalışmada katılımcıların inflamasyon ve LDL düzeylerini düşürdüğünü gösterdi. (Cooper 2012)

4. Sağlıklı diş etleri ve dişler…

Yeşil çay tiryakilerinde diş kaybı olasılığını azalttığı, sağlıklı diş etlerine ve dişlere sahip olduğu Zhao ve arkadaşları (2013) çalışmalarında var.  (Zhao ve Ark. 2013)

Test edilen tüm çaylarda benzer sonuçlar göstermiştir, gün boyunca bir bardaktan fazla Çay içme alışkanlığı kateşinlerin yararını ortaya çıkıyor. (Sharma ve ark. 2007),

Benzer bir şekilde, yeşil çay da S üzerinde hareketle treptococcus mutans ve diş yüzeylerine yapışmaları engelleyerek, çürük ve bakteri azalımı yapıyor.  (2014 Reygeart)

5. Antikarsinojenik özellikleri

Yeşilçay’ın Antikarsinojenik etkileri, çeşitli kanser türlerine (örneğin akciğer, göğüs, deri) karşı olumlu etkileri gözlenmiştir.

Zengin antioksidan içeriğiyle yeşil çayın; kolon ve akciğer kanseri için hem bir araç, hem de idrar yolları taşları, diş çürüğünü engelleyici etkileri yönünde. (2007 Sharma vd).

Yeşil çayın Etki mekanizmaları, inhibe anjiyojenezi (tümör), hücre büyümesini, kanser hücrelerinde apoptoz (hücre ölümü) indükleyici (Reygaert 2014) ve aşağı regülasyonu gen içerebilir (Siddiqui ve ark. 2006).

Örneğin, bir Çalışmada EGCG ve çay polifenolleri proliferasyonu,  akciğer kanser hücrelerini inhibe ettiği bulundu (2007 Sharma ve diğ.).

Prostat kanseri rizikosu olan erkeklerden elde edilen veriler umut verici görünüyor.  Bir yıl boyunca tüketimde (200 mg flavan-3-ol) özü (test grubu oldukça küçük olsa bile), kontrol grubunda vs çay içen grubun 8x daha az tümör tanısıyla sonuçlandı.

Prostat kanserinde yeşil çayın yararlı etkilerine diğer iyi bir kanıtta histolojik teyit adenokarsinom 130 Çinli erkek vakanın kontrol çalışmasından geliyor. (Jian ve diğ. 2004), Yaşil çay tüketiminin sıklığı, süresi ve miktarı hastalar üzerinde olumlu bir etkisiyle önemli  doz-cevap ilişkisi bildirdi. Son olarak, Siddiqui ve ark. (2006) fareler üzerinde yaptıkları deneyde  (6 bardak Çay tüketim miktarına eşdeğer) yeşil çayın prostat karsinogenezin infüzyon için ikna edici kanıtlar bulundu.

Ayrıca, insandaki prostat kanseri hücre çizgileri incelendi in vitro ve doza bağlı olarak belirgin bir ilişki göstermiştir: PSA düzeyleri, yeşil çayla EGCG artan miktarda azalma tespit edildi. (PSA, prostat spesifik antijen, prostat patoloji tahmin etmek için en sık kullanılan bir belirteçtir).

Bu araştırma henüz insan denekleri üzerinde bir çalışma olmasa da, bu sonuçlar cesaret verici ve aynı zamanda yukarıda belirtilen Çinli çalışma grubu ile de uyumludur.

Meme ve akciğer kanseri için yeşil çay kemopreventif potansiyelini araştıranlar (Wu ve ark. 2003, Clark & You 2006) bulgularını teyit etmek için daha fazla araştırmaya yöneltmiştir.

Böylece, yeşil çay ile kemoprevensiyon potansiyeli (Siddiqui ve ark. 2006, 2011 Katiyar) umut verici görünüyor.

Yeşil çay, aynı zamanda deri, UV radyasyon hasarı ve kanser bağlamında yararlı görünmektedir.

Hayvan modellerinde elde edilen bilgilere dayanarak yapılan çalışmalarda günlük 5-6 bardak düzenli Çay tüketimiyle (1 gr yeşil çay yaprakları / 150 ml su = 1 bardak) benzer bir etki, fotokoruyucu sağlayabilirliği düşündürmektedir.

Bu nedenle, yeşil çay, yeşil çay polifenollerinin düzenli tüketimi UV ışını nedeniyle oluşan deri tümörü gelişimi de dahil olmak üzere enflamasyonla ilişkili deri hastalıkları önlenmesi için etkili bir strateji olarak kabul edilebilir.  (Katiyar 2011)

Aynı yazar, ayrıca kemopreventif insanlarda deri kanseri yöntemi ile tıpta gelecekteki pratikte kullanımı mümkün olabilecek araştırmalara yöneltiyor…

 

6. Antimikrobiyal özellikleri:

Yeşil çayın antimikrobiyal etkisiyle çeşitli bakterilere karşı olumlu tarafı bilinmektedir,

Bunlar, örneğin, Escherichia coli , Salmonella spp, Staphylococcus aureus , Enterococcus spp, Candida albicans  ve bazı virüsler ( HIV, herpes simpleks, grip. (Reygaert 2014)

Hücre duvarı ya da zarlılara DNA sentezini bozarak veya protein sentezine müdahale ererek çaydaki kateşinlerin aktif bileşenlerin engelleyici etkisi bakterilerin dört olası eylem modlarına dayanmaktadır. Yeşil ve siyah çay özleri antibakteriyel etkisi antibiyotikler amoksisilin ve sefadrin etkileri karşılaştırılabilir.  (2012 Cooper)

Yeşil çay antibiyotiklerle birlikte başarılı MRSA (Metisiline dirençli aksi dirençli bakterileri inhibe edilmesi için kullanılmış olan Staphylococcus aureus )  sinerjik etkiler gösterirler. (Reygaert 2014).

Genel sonuç olarak, antimikrobiyal ajan olarak yeşil çay büyük bir potansiyele işaret etmektedir.

Yeşil çay; kateşin ekstreleri virüsün çoğalmasını önleyerek, influenza virüsünün çeşitli suşları üzerinde güçlü antiviral özellikleri sergiledi.

7) Mutlu ruh hali ve dikkat düzeyini artırıcı…

Hem yeşil hem de siyah çay aynı zamanda ruhumuzu olumlu  etkileyebilir. (Einoether & Martens 2013)

Bir bardak çay genellikle kalbimizdeki fizyolojik tepkileri yansıtabilir, rahatlama, yenilenme ve memnuniyet duygularıyla da olumlu ilişkilidir. Çaydaki kateşin 300mg bir dozdan sonra hissettirip sakinleştirip, uyarır. (Einoether & Martens 2013).

Başka bir çalışmada, yeşil ve  beyaz çay içtikten sonra streste bir azalma saptanmıştır. Aynı zamanda, stres altında geliştirilmiş performans gösteren, 50 mg theanine (aşağıya bakınız) tüketildikten sonra, insan beyninin, alfa aktivitesini arttığını söylüyor.  (Yoko ve ark. 2014)

Kafein ve theanine atfedilen çay tüketiminden sonra artan bilinç ve konsantrasyon için kanıtlar da vardır. Çay yaprağındaki  kafein içeriği% 3-6 olmalı. (Sharma ve ark. 2007).

Çay stresten kurtulmaya yardımcı olur.

Japon yetişkinler üzerinde yapılan çalışmada, yeşil çay tüketimi (5 + bardak) yüksek düzeyde psikolojik sıkıntıyı giderici olduğunu gösterdi. (Einoether & Martens 2013)

Japon yaşlı insanlar üzerinde yapılan çalışmada daha sık yeşil çay içenlerde depresif belirtilerde azalma prevalansı bulundu. (da Silva Pinto 2013)

Çay içmenin (Örnek: kilo kontrolü veya nöroprotektif faydaları) uzun vadeli faydalarına bakarsak uzunlamasına çalışmaların aksine, ruh ve dikkat üzerindeki etkileri çay tüketiminden sonra birkaç saat ile birkaç dakika içinde görülür. (Einoether & Martens 2013)

Bu da 2012 yılında  “çay MR” çalışması ile gösterilmiştir (Bogwardt ve ark.).

Çalışmaların çoğu aktif maddeler ve fizyolojik değişimlerin efektör olarak kateşinlere odaklanırken yeşil çay, aynı zamanda kan-beyin bariyerini geçebilen amino asit L-Theanine içerir. Doğrudan rahat uyanıklığı bir alfa durumunu çağrıştırarak beyni etkilediği gösterilmiştir. L-Theanine nöroprotektif, duygudurum artırılması ve gevşeme özelliklere sahiptir ve kortikal nöron uyarma inhibe ederek anti-stres etkilere neden olabilir,  antipsikotik tedavinin L-theanine ile  şizofreni ve şizoaffektif bozukluk hastalarında anksiyete semptomları iyileştirebilir sonucuna vardırabilir.

(L-Theanine klinik olarak yararlarını kanıtlamak için L-Theanine üzerinde uzun vadeli çalışmalar. Ritsner ark. 2011, Cooper 2012).

8) nöro-koruyucu özellikler

Hayvanlar üzerinde yapılan deney verileri ve insan üzerindeki epidemiyolojik kanıtlarda, çay tüketiminin ters demans, Alzheimer hastalığının görülme sıklığı ile ilişkili olduğunu göstermektedir. .(Mandel ve ark., 2008).

9) Detoksifikasyon

Çay; toksiteye, ağır metalara karşı vücudu koruyabilir, atılımı kolaylaştırır. (Siddiqui ve ark. 2006).

10) Bağışıklık Sistemi Güçlendirici

Yeşil çay aynı zamanda, sigara içenlerde kan akışını artırır antioksidan kapasitesini artırır, plazma peroksitleri azalır ve oksidatif hasarı ve lenfositler glutatyon peroksidaz aktivitesini (beyaz kan hücreleri) azaltır. (2007 Wolfram) Başka bir deyişle, pozitif molekülleri (antioksidan) artırılması ve stres (peroksitler) azaltarak, bağışıklık fonksiyonunu artırır.

Diğer yazarlar L-Theanine ve kateşin içeren çay özleri kullanan kişilerde soğuk insidansı ve gribi azalma özelliği gözlendi. (da Silva Pinto 2013)

Siz bu yazıdan sonra taze demlenmiş yeşil çayın keyfini çıkarın!

Belki de bu yazı hayatınızda yeni bir sağlıklı yaşam alışkanlığı için merakınızı mahmuzlan. Ne Olursa olsun okuyanlara tavsiyemiz; Günde 5 + bardak yeşil çay içiniz o bazı kahvelerle şimdiden takas ediniz.

Şimdi bir fincan Yeşilçayı denemeden önce hayata pes etmeyin. Çook lezzetlidir bilesiniz.

kaynak: gıdaterörü.com

 

Yeniden ve Yineden Sağlıklı yaşam için ceviz tüketin!

11188333_850362388364097_47501631132542204_n[1]

 

Sofralarımızda sıkça yer verdiğimiz, tatlılarımızın vazgeçilmez malzemesi ceviz, kabuğuyla, içiyle, hatta perde tabir edilen iç bölümünde yer alan odunsu zarlarıyla pek çok hastalığın tedavisine destek oluyor.

Sağlıklı yaşam için ceviz tüketin!
Sağlıklı Beslenme Uzmanı Dr. Dilek Polat, cevizin cilt rahatsızlıklarından saç dökülmesine, tiroit hastalıklarından ağız kokusuna kadar birçok hastalığın tedavisinde kullanılabileceğini belirtti.

Dr. Polat, kalp sağlığı açısından büyük önem taşıyan doymamış yağ asitlerini yüksek düzeyde içeren cevizin, kolesterol birikimini ve damar sertliğini önleyici etkisinin halk arasında artık daha iyi bilindiğini, bu nedenle damak zevkinin yanı sıra, birçok insanın sağlık nedenleriyle ceviz tüketmeye başladığını söyledi.

“Doğanın mucizelerinden” cevizin farklı kullanımının ise iyi bilinmediğini ifade eden Polat, yaş ve kuru ceviz kabuklarının basit işlemlerle çok etkili sonuçlar vereceğini kaydetti.

-GÜÇLÜ VE CANLI SAÇLAR-

Dr. Polat, saç dökülmesine ve saçlarının yeterince canlı olmadığını düşünenlere cevizin kuru ve yaş kabuğunu öneriyor.

Polat, 20 tane cevizin sert kabuğunu 1 litre suda 10-15 dakika kaynatarak elde edilen suyun saç durulamasında kullanılması durumunda, saçların dökülmesinin son bulacağını belirtiyor.

Taze cevizin yeşil kabuğunun az suyla kaynatılması sonucu macun elde edileceğini anlatan Polat, bu macunun da saç maskesi olarak kullanılabileceğini kaydediyor.

-DİNLENME, TİROİD, AĞIZ KOKUSU-

Sağlıklı yaşamak ve beslenmek isteyenlerin mutfaklarından cevizi eksik etmemeleri gerektiğini ifade eden Dr. Polat, şu bilgileri verdi:

“8 tane cevizi bir bardak suda 2 gün bekletin. Günde iki ceviz olmak üzere tüketin ve cevizleri içinde beklettiğiniz suyu da için, 4 günlük kür
sonunda ne kadar dinlenmiş hissettiğinize şaşıracaksınız. Cevizin arasında bulunan perdeleri atmıyoruz. 25-30 kadar ceviz perdesini bir litre suda güneş görmeyen bir yerde bir hafta bekletiyoruz. Sabahları aç karnına her gün bir bardak tüketiyoruz, tiroid hastalarına çok yardımcı olacaktır.

Ceviz yaprağını suda kaynatıp biraz zeytinyağı ekleyin. bu karışımla düzenli gargara yapıldığında ağız kokusu sorunu da ortadan kalkacaktır.”

Günde birkaç ceviz tüketmenin sindirim sistemi hastalıkları, öksürük, göğüs ağrıları gibi birçok şikayeti azaltığına işaret eden Dr. Polat, pürüzsüz bir cilt isteyenlerin de yine ceviz kabuğu suyundan yararlanabileceklerini kaydetti.

Elma Kabukları Sifa Kaynağı…!

11042937_449499525216665_5147239559134942515_n[1]

Doğada bulunan sebze ve meyveler, şifanın ana kaynağıdırlar. Günümüzde bilinen ve bilinmeyen çok sayıda faydaları mevcuttur. En azından sebze ve meyvelerin bilinen yararları öğrenilerek, hayata uygulanabilir ve bu sayede doğal faydalar edinilebilir. Birçok hastalık, kimyasal maddeler ve ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılmaktadır. İnsanlar, artık, yapay şeylerden medet ummaktadırlar. Oysa doğa, insanlara tüm hastalıklar için çareleri sunmuştur.

Özellikle bitkiler, sebze ve meyveler hakkında yapılan araştırmalara kulak vermekte yarar vardır. İçeriğinde kimyasal bir katkı bulunmayan, tamamen doğadan gelen ve günlük hayatta hep karşımıza çıkan doğal besinler, birçok mucizeyi barındırmaktadır.

Doğanın nimetleri olan sebze ve meyvelerden yararlanılırken, mümkünse organik olanlar tercih edilmelidir. Böylece katkısız bir şekilde, tamamen doğal yollarla, sorunlara çare bulmak mümkün olacaktır. Doğal şifa kaynakları arasında elma ve elma kabuğu da yer almaktadır. Elma kabuğu kilo verme konusunda büyük bir yardımcıdır.

Ayrıca elma kabuğunda bulunan, triterpenoids isimli madde, cilt için eşsiz bir maske hazırlanmasında başrol oynar. Bu maske için, elma kabukları ile beraber rendelenir. Sonra bu hazırlanan rende, cilde dağıtılarak sürülür. Yarım saat beklenmelidir. Beklemenin sonunda cilt yıkandığında, fark görülecektir. Cilt gerginleşecektir ve parlak bir görünüm oluşacaktır. Kırışma karşıtı kremler yerine, elma kabuğu rendesi kullanılabilir.

Elma kabugunun faydaları ise
Elmanın kabuğu, biraz ıhlamur ve karanfille birlikte kaynatılarak çay olarak içilebilir.
Bu karışım, kişiyi balgamdan kurtarır ve öksürüğü tedavi eder.
Elma çok sayıda antioksidan içerir. Elma kabuğu ise elmadan bile fazla antioksidan içermektedir.
Düzenli olarak elma kabuğu tüketen kişilerde, diyabete yakalanma riski düşmektedir.
Ayrıca içeriğinde bulunan pektin maddesi, şekeri düşürmektedir.
Bunlarla beraber, elma kabuğu, kolesterolü de düşürmektedir.
Özellikle diyet yapan kişiler tarafından, elma kabuğu ile beraber tüketilmelidir.
Posa oranı fazla olduğundan, açlık duygusunu yok etmektedir.
Elma kabuğu ve elma, kas erimelerine karşı bedeni korumaktadır.
Elmayı kabuğu ile yemek, dişler için de eşsiz yararlar sağlamaktadır.
Dişleri temizler ve diş eti sağlığını korur.
Elmanın ve kabuğunun çok sayıda yararları vardır.
Ayrıca vitamin deposu olmaları da, sağlık için bir avantajdır.
Elma başta olmak üzere, meyve tüketimini bir alışkanlık haline getirmek, sağlığı büyük ölçüde koruyacaktır.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

KIRIK KALPLİLER İÇİN, KALBİ ONARAN BİR MEDİTASYON TEKNİGİ.

11115646_369168706612758_2818925793310812512_n[1]
1-Nefes alırken,gün ışığını başınızın üstünden kalbinize indirdiginizi imgeleyin.
2-Birkaç defa nefes alarak,ışıgı kalp bölgesinde toplayın.
3-Kalbinizin güneş gibi olduğunu ışık yaydıgını imgeleyin.
4-Nefes verirken,sevgi ve sıcaklıgı bedeninizin her yerine yayın.Kendinizi içten dışa parlarken görün,hissedin.
Kendinizi mutlu ve ışıl ışıl hissetmeye başlayacaksınız.

Bitki Alemi, Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ceviz Yaprağının Mucizevi Faydaları…

1476638_627086837353947_1404932611_n[1]

Ceviz yaprağının kan durdurucu-sıkıştırıcı (astringent), kuvvetlendirici (tonik) ve bağırsak kurtlarını veya solucanlarını düşürücü (antihelmintik) etkisi vardır. Yaprak çayı, sindirim bozukluklarında, kabızlıkta, iştahsızlıklarda ve kan temizliğinde etkilidir. İştah açıcı, kan şekerini düşürücü ve kuvvet verici etkileri vardır. Deri hastalıklarında antiseptik olarak haricen kullanılır.

Ceviz yaprağı kaynatılarak, tüm sıraca (scrofula), frengi (sifilis), egzema (mayasıl), herpes (uçuk) ve raşitik hastalıklarda, kemik çürümesinde, kemik deformasyonunda ve ayrıca, iltihaplı el ve ayak tırnaklarında kullanılabilen çok etkili bir banyo katkısı elde edilir.

Favus ve uyuz hastalıklarında, hasta bölgeler, taze ceviz yaprağının kaynama suyu ile yıkandığında, kısa sürede düzelme görülecektir. Bu suyla yapılan banyolar, yıkamalar, ergenlik sivilcesine, iltihaplı egzemalara, ayak terine ve kadınların akıntılarına iyi gelir. Ağız boşluğu iltihabı, dişeti, boğaz ve gırtlak hastalıklarında gargara yapılmalıdır. Ceviz yaprağının kaynama suyu banyo suyuna eklendiğinde, donuk kabarcıkları iyileşir. Ceviz yaprağı kaynama suyu, hızlı saç dökülmelerinde de kafa derisine friksiyon (ovarak sürme) yapmakla kullanılır. Bu sıvı ayrıca, kafadaki bitine karşı da çok etklidir.
Faydaları

-Akan kanı durdurur.
-Tonik etkisi ile arındırma sağlar.
-Bağırsakta yaşayan kurtları döker.
-Kanı temizler.
-Kan şekeri düşürür.
-Kabızlıkta iyi bir alternatiftir.
-Çocuklarda iştah açar.
-Egzama, mantar, uçuk, uyuz, sivilce gibi deri hastalıklarında etkilidir.
-Ağız içi hastalıklarına iyi gelir. Özellikle diş eti hastalıklarında güzel sonuçlar elde edilir.
-Ayak kokusuna ve terlemesine iyi gelir.
-Saç dökülmesini engeller.
-Boğaz hastalıklarında gargara olarak kullanılabilir.

Uyarı : İçerdiği tanen maddesi duyarlı kişilerde bazen mide bulantısı veya kusmaya yol açabilir. Bunun dışında, ceviz yaprağının bilinen bir yan etkisi yoktur.
Kullanımı

Çay hazırlamak:

1) Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış yaprak, orta boy 1 su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 4-5 dakika demlendirilir ve süzülür. Gün boyunca 1 veya 2 bardak yudumlanarak içilir. (Referans1)

2) Yarım veya bir tatlı kaşığı ince kıyılmış yaprak, orta boy 1 su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, kaynama derecesine kadar ısıtılır ve 2-3 dakika boyunca hafif ısıda kaynatılır. Süzülen çay kullanıma hazırdır. Günde 2-3 bardak içilir. (Referans3)

Banyo ve Yıkama Katkısı: Tam banyolar için, iki büyük avuç ince kıyılmış yaprak, akşamdan 2-3 lt suya eklenir. Sabahleyin hafif ateşte 4-5 dakika kaynadıktan sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir. Gerektiğinde, bitki miktarı bir misli arttırılabilir.

SEVDİKLERİNİZİ BİLGİLENDİRMEK İÇİN LÜTFEN PAYLAŞIN..

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Isırgan Otu Çayının Faydaları

ısırgan-otunun-faydaları[1]

Isırgan otu yaprakları üzerinde bulunan ince tüyler cildi tahriş eden kimyasal maddeler içerir ve bu kimyasallar yaprak cilt ile temas ettiğinde salgılanır. Bu nedenle taze ısırgan otu yapraklarına ya da sapına dokunmak oldukça acı vericidir. Ancak bitki yüzyıllardır sağlığa faydaları nedeniyle pek çok kültürde kullanılmaktadır. Avrupa’da geleneksel olarak vücuttan fazla suyun atılması amacıyla idrar söktürücü ve organları temizlemek için detoks amacıyla kullanılır.

Bilimsel adı Urtica dioica olan bitki günümüzde batı tıbbında pek çok ilaç içerisinde ticari olarak kullanılmaktadır. Avrupa, Kuzey Amerika, Asya’nın soğuk bölgeleri ve Kanada’nın bazı bölgelerinde doğal olarak yetişen bitki 1 metre uzunluğa erişebilir. Koyu yeşil yaprakları tırtıklıdır. Yıl boyu yetişebilir ve Haziran ayından Eylül ayına kadar çiçek açar.

  • İdrar söktürücüdür
  • Yüksek miktarda demir içerir
  • Anemi tedavisinde yardımcı olarak kullanılır
  • Sindirim sistemini ve diğer organları temizler
  • Artrit semptomlarını hafifletir
  • İdrar yolu enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılır
  • Karaciğeri temizler
  • Böbrekleri temizler
  • Öksürüğe iyi gelir
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir
  • Soğuk algınlığına iyi gelir
  • Saman nezlesinin tedavisinde kullanılır
  • Sindirimi düzenler

Isırgan Otu Çayı Nasıl Hazırlanır?

Isırgan otu çayı hazırlamak için onlarca farklı tarif bulabilirsiniz ancak bunlar arasında en kolayı bir bardak çay için 1 çay kaşığı kurutulmuş ısırgan otunu kaynamış suya atarak 10 dakika demlenmesini beklemektir. Demlenmesi bitkinin içinde bulunan ve sağlığa faydalı bileşenler suya geçmesini ve cildi tahriş eden kimyasalların etkinliğini kaybetmesini sağlar. O yüzden en az 10 dakika demleyin. Eğer çayı iyice demlenmeden içerseniz mideniz biraz ağrıyabilir ve içerken boğazınızda kaşıntı hissedebilirsiniz.

Isırgan Otunun Sağlığa Faydaları

Isırgan otu sadece çay olarak tüketilmiyor. Örneğin taze ısırgan otu yapraklarını vücutta eklem ya da kas ağrısı yaşadığınız bir bölgenin üzerine koyarsanız orijinal ağrının hafiflediğini görebilirsiniz. Isırgan otu çayında olduğu gibi bitkiyle hazırlanan ve ağız yoluyla alınan kapsüllerin saman nezlesi belirtileri olan hapşırık ve öksürüğe iyi geldiği biliniyor. Isırgan otu kökünden üretilen yağın bağışıklık sistemini güçlendirme ve kırmızı kan hücresi üretimini teşvik etme üzerine olumlu etkileri hakkında bazı bilimsel araştırmalar bulunuyor.

Sadece laboratuvar hayvanları üzerinde gerçekleştirilmiş olan bazı araştırmalar ısırgan otunun yüksek tansiyonu düşürdüğü yönünde sonuçlara sahip. Ancak henüz insanlara böyle bir etki yapıp yapmadığı konusunda bir bilgi yok.

Kurutulmuş yaprak, yaprak ekstresi, kapsül, tablet, kurutulmuş kök, yağ ve çay olarak kullanılabilen ısırgan otu egzama ve hemoroit tedavisine yardımcı olarak da kullanılmaktadır. Cilt üzerinde kullanım şekli bitkiden üretilmiş yağ veya kremlerin direk olarak sürülmesi şeklinde. Isırgan otunun kökü ve yaprakları farklı farmakolojik etkilere sahip olduğu için satın almadan önce sizin rahatsızlığınıza bitkinin hangi bölümünün iyi gelebileceğini belirlemelisiniz.

Isırgan otu suyu halk arasın saç uzamasını teşvik etmek ve saçların doğal parlaklığına kavuşması için yardımcı bir ürün olarak kullanılır. Ancak bu etkisi konusunda herhangi bir araştırma bulunmamaktadır. Ayrıca bitki Avrupa ve Amerika’da geleneksel olarak kansere karşı korunma, şeker hastalığı tedavisi, romatizma belirtilerini hafifletme ve yaşlanmanın etkilerini azaltmak için kullanılmaktadır.

kaynak: bitki çaylarının faydaları

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

YAŞLANMAYI KUŞBURNU İLE ÖNLEYİN….

14403_745523698851542_1448440077774795194_n[1]
Kuşburnu Yaşlanmayı Geciktiriyor!
Kuşburnu bitkisi, insan sağlığı üzerindeki önemli etkileri sayesinde binlerce yıldan beri birçok kültür tarafından kullanılıyor. Vitamin ve minareler bakımından oldukça zengin olan kuşburnunun, insan sağlığına zararlı hiçbir pestisit ve ağır metal içermiyor.
Kuşburnunun en yüksek oranda C vitamini ve mineral maddeler açısında yüksek oranda fosfor ve potasyum içerdiği söyleyen Diyetisyen E. Funda Tuzgöl, hiç bilinmeyen faydalarını da sıralıyor.
A vitamini olan karoten, B1 B2, E ve K vitaminleri de içermektedir. Mineral madde yönünden de zengin olup yapısında sodyum, kalsiyum, magnezyum, demir, mangan, bakır, çinko gibi katyonlar yanında, sülfat, klorür, nitrat gibi anyonlar da bulunmaktadır.
Kuşburnu Her Derde Deva…
• Dokulardaki sertleşmelere ve kemik erimesine karşı tedavide,
• Bulaşıcı hastalıklarda,
• Profilaksi ve C vitamini eksikliğinin tedavisinde,
• Ateş, genel yorgunluk sırasında ve immün sistemin güçlendirilmesinde,
• Gastrik spazımda, gastirik asit eksikliğinde ve ülserden kaynaklanan şişkinliğin önlenmesinde,
• Bağırsak hastalıklarında ve ishalin önlenmesinde,
• Safra kesesi taşlarının önlenmesinde,
• Gut hastalığında, ürik asit metabolizma bozukluklarında,
• Kireçlenmelerde, siyatiklerde,
• Diyabette kan şekerini düzenlemede,
Karaciğer iltihabını gidermede,
• Gözleri kuvvetlendirmede ve gece körlüğünü önlemede (göz banyosu şeklinde),
• Grip, sekresyonun azaltılmasında, solunum yolları enfeksiyonunda ve öksürük tedavisinde,
• Genel enfeksiyonlar, kabızlık, safra kesesi, böbrek ve mesane rahatsızlıklarında,
• Romatizmada ve bulaşıcı hastalıkların tedavisinde,
• İştah açmada,
• Vücudun yaşlanmasını geciktirmede,
• Tansiyonu düzenlemede,
• Hemoroit tedavisinde,
• Sindirim sistemimizde bulunan bazı parazit yapıların atılımını kolaylaştırmada,
• Kemik kırılmalarında, raşitizmde, vücudun bağ dokularını güçlendirmede,
• İrinli yaralarda, selülitte, akne ve cilt bozukluğunun giderilmesinde, yara iyileştirici olarak ve yanıklarda,
• Kanser ve bazı rahim hastalıklarında, kanamalarda, hamilelik dönemindeki kramplarda ve menapoz tedavisinde,
• Kanı inceltme, kan devir daimini hızlandırmada ve toksinleri çözmede,
• Çeşitli kanamalarda (hemorojik diatez), kansızlıkta, ve kanı temizlemede,
• Kavrama yeteneği ve beyin fonksiyonlarını güçlendirmede,
• Stresin azaltılmasında etkili olduğu bilinmektedir…

Beyaz Leblebi Neden Beyaz?

LEBLEBİNİN DIŞI ‪#‎BEYAZ‬ İÇİ ‪#‎KARA‬ MI?

11151046_10153292979101052_7379996629468849773_n[1]

Beyaz leblebilerde nanoteknoloji ile üretilen bir tür katkı maddesi olan Titanyum Dioksit (Ti02) kullanıldığını biliyor muydunuz?

Titanyum Dioksit E171 tehlikesi beyaz zehir

Leblebi nohutun işlenmesiyle elde edilen bir kuruyemiş türüdür. Nohutun günlerce uğraşı sonucu terbiyesi ile, özel fırınlarda kavrulmasıyla elde edilir.

Beyaz leblebide TiO2

Her beyaz leblebinin kabuğunda katkı maddesi bulunmayabilir. Isıtma ve kavurma işlemi sırasında beyaz leblebi üretiminde kullanılan nohutun kendi yapısından kaynaklanan beyazlaşma ortaya çıkar. Bazı üreticiler ise bu beyazlığı daha keskin hale getirmek için titanyum dioksit kullanırlar. Türk Gıda Kodeksi, zararlı olmadığı gerekçesiyle bu katkı maddesinin kullanımına herhangi bir limit koymamıştır.

Halbuki bugün yapılan araştırmalar, nanoteknoloji ile üretilen titanyum dioksit katkı maddesinin spermlerde ve DNA’da bozulmalara yol açtığını, kansere neden olduğu iddiaları var.

‪#‎Sonuç‬ : Eski Beyaz Leblebimizi İstiyoruz. Eski Beyaz Leblebi Üreticilerimize Teşekkür Ediyoruz.

kaynak: Ahmet maranki

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 3 Comments »