STRES VÜCUDUNUZU NASIL ETKİLİYOR?

1913936_792618307549640_700677505173595219_n[1]

 

MİGREN

Stres tek başına migrenin bir nedeni olmasa da, migrene sebep olan diğer faktörlerin etkisini artırıyor. Öte yandan stresli dönemlerde yaşam tarzının değişmesi, daha yağlı ve şekerli beslenilmesi ile uyku düzeninin bozulması migrene sebep olabiliyor.

ÜST SOLUNUM YOLU HASTALIKLARI

Ani bir olaydansa daha uzun süreli olaylar nedeniyle ortaya çıkan kronik stres üst solunum yolu hastalıklarına karşı hassasiyeti artırıyor.

KALP HASTALIKLARI

Stresin kalp hastalıklarına etkisi konusunda henüz fikir birliğine varılmış değil; tek başına kalp hastalıklarına neden oluyor mu, yoksa diğer risk faktörlerinin etkisini mi artırıyor sorularına halen
yanıt aranıyor. Ancak yine de hayatınızdaki stres faktörlerini azaltmanın kalp hastalıkları riskini de azalttığını inkar etmek imkansız. Çünkü kronik stresin etkisi altındayken kalp atışlarınız hızlanıyor,

SOĞUK ALGINLIĞI

Sık sık hastalanmanızın sebebi strese bağlı bağışıklık sistemi zayıflığı olabilir. Araştırmalar işsizlik, ailevi problemler gibi nedenlerle ortaya çıkan ve bir aydan fazla süren kronik stresin soğuk algınlığına yakalanmayı kolaylaştırdığını gösteriyor.

ASTIM

Tek başına birer etken olmasalar da ruhsal sıkıntıların, çaresizlik ve endişe gibi duyguların astımı tetiklediği biliniyor. Stresli dönemlerde astım atağı geçirme riski artıyor.

BEL AĞRISI

Ofiste stres altında olan kadınlar, tıpkı aşırı ağırlık kaldırmışçasına bel ağrısı çekiyor. Çünkü stres hormonları kasların gerilmesine ve normalde hiçbir etkisini hissetmeyeceğiniz bir hareket nedeniyleyaralanmanıza neden oluyor.

KİLO ALMA

Yemek yeme düzeninizde bir değişiklik olmadığı halde kilo almaya başladığınızı fark ediyorsanız bunun sorumlusu kortizol hormonu olabilir. Vücudun strese gösterdiği tepkiyle ilişkili olan bu hormon, hem metabolizmayı yavaşlatıyor hem de vücudu zararlı etkenlere karşı korumak amacıyla organların etrafında koruyucu bir yağ tabakası oluşmasına neden oluyor.

EGZAMA

Bu uyarı egzama hastaları için… Hastalığı tetikleyen gıdalardan ve alerjenlerden uzak duruyor olsanız dahi bazen şikayetlerinizin arttığını fark edebilirsiniz. O zaman bir durup son günlerde stres altında olup olmadığınızı kendinize sorun, çünkü stres egzamanın alevlenmesine sebep oluyor.

KISIRLIK

Stres ile birlikte ortaya çıkan hormonlar, seks hormonlarını etkileyerek kadında yumurtlamayı baskılıyor, erkekte ise sperm sayısını düşürüyor. Yeni bir araştırma ise stresin üreme hormonlarını da doğrudan etkilediğini gösteriyor. Bunun yanı sıra stresin cinsel arzuyu azalttığı da biliniyor.

VAJİNAL ENFEKSİYON

Stres, vajinadaki bakteriyel enfeksiyonların ortaya çıkmasındaki risk faktörleri arasında yer alıyor. Tedavi edilmediği taktirde erken dönem düşüklere neden olması nedeniyle hayati risk taşıyan bazı vajinal enfeksiyonlar stresin etkisiyle daha kolay ortaya çıkıyor.

Sevdikleriniz için mutlaka PAYLAŞIN..!

Kaynak: sağlık haberleri

Stresten kurtulmak için yapacağınız şey belli benim reiki seminerlerime geliyorsunuz :))), ya da doğada uzun yürüyüşler yapıyorsunuz, bol bol ılıık suyla duş alıyorsunuz…

 

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Vücudunuzun pH Değeri Dengede mi?

pH-değerinizi-keşfedin-1[1]

Vücudunuzun asiditeyle mücadele edip pH seviyesini dengelemesinin en temel yollarından biri yediğiniz yiyeceklerdir.

Eğer her gün yediğiniz yiyeceklerin bir listesine bakarsanız, birçoğunun vücudunuzun pH seviyesini düşüren ya da bedeninizi daha asidik hale getiren etkide olduğunu fark edeceksiniz. Peki bunun anlamı nedir? Bu yiyecekler vücudunuza girdikleri zaman ciddiye almanız gereken olumsuz bir etki oluştururlar, çünkü sizi birçok önemli hastalığa yatkın hale getirebilirler.

Bu süreci daha derinlemesine anlayabilmek için vücudunuzun pH seviyesinin genel sağlık durumunuz üzerinde çok önemli bir etkisinin olduğunu bilmeniz gerekiyor. pH ölçeği 1 ve 14 arasındadır. 1 en asidik değer anlamına gelirken, 14 en bazik değeri temsil eder. Tam anlamıyla sağlıklı bir kişinin 7.35 ile 7.45 aralığında bir pH değerine sahip olması gerekir.

Fakat günümüzün yaşam tarzı ve özellikle yemek için tercih ettiğimiz gıdalar vücudumuzun pH seviyesini düşürerek bazikten ziyade asidik hale gelmesine neden olabilir. Bu nedenle daha iyi bir beslenme alışkanlığı geliştirmek ve dolaylı yoldan da mide yanması problemiyle mücadele eden bazik özelliğe sahip yiyeceklerin tüketimini arttırmak oldukça önemlidir.

Asiditeyle mücadele etmek için 4 anahtar yöntem

1. Beslenme

Yukarıda da söylediğimiz gibi, asiditeyi kontrol etmek ve pH seviyesini dengede tutmak için yediğiniz yemeklerin önemi büyüktür. Vücudunuzu daha asidik hale getiren veya pH seviyesini yükselterek daha bazik hale gelmesini sağlayan yiyeceklerin hangileri olduğunu bilmeniz gerekir.

“Yediğiniz neyse siz de osunuz.” Bunu daha önce söyledik ve söylemeye de devam edeceğiz. Bu nedenle günlük beslenme düzeninize potasyum, magnezyum ve kalsiyum yönünden zengin yiyecekler ekleyerek bazik özelliğe sahip gıdaların tüketimini arttırmalısınız.

  • Bazı bazik gıdalar: Meyveler, sebzeler (özellikle yeşil yapraklı olanlar), tahıllar ve bal.
  • Bazı asidik gıdalar: Süt ürünleri, peynir, kırmızı et, işlenmiş tahıllar, beyaz şeker, çay ve kahve.

2. Fiziksel aktivite

karın egzersizleri ph 2

Hareketsiz bir yaşam tarzı benimsediğiniz zaman metabolizma hızınız yavaşlar ve pH seviyesinin dengelemesi daha zor hale gelir. Uzmanlar bireyin yaşına ve fitlik düzeyine uygun bir diyet ve egzersiz rutini takip etmesini tavsiye ediyorlar. Bu şekilde metabolizmanız harekete geçip toksinlerden kurtulma sürecini başlatarak organlarınızın daha etkin çalışmasını sağlayacak.

3. Vücudunuzu arındırın

Düzenli detoks vücudunuzdaki yüksek asidite seviyesini düşürmenin anahtarıdır ve ayrıca birçok hastalığı da önlemeye yardımcı olur. Biriken toksinler pH seviyesini düşürür, bu nedenle sağlıklı bir vücuda sahip olmak istiyorsanız onlardan kurtulmak oldukça önemlidir. Smoothie ve bitki çaylarıyla yapacağınız bir detoks, işleri tekrardan rayına oturtmak için harika bir yoldur.

4. Duygusal denge

Dünya Sağlık Örgütüne (WHO) göre sağlıklı bir vücuda sahip olmak, sağlıklı bir sosyal çevrede bulunmanın yanı sıra hem fiziksel hem de zihinsel açıdan iyi durumda olmanıza da bağlıdır. “Sağlam kafa sağla vücutta bulunur.” Stresli olduğumuz dönemlerde hormonlar olması gerektiği gibi çalışmaz ve bu da vücutta toksin birikmesine neden olabilir. Eğer pH seviyenizi yükseltmek istiyorsanız stresle mücadele etmek ve duygusal dengenizi korumak büyük önem taşır.

Asiditeyle mücadele eden ve vücudun pH seviyesini yükselten 2 smoothie

Vücudu sulandıran yeşil smoothie

yeşil meyve suyu 3

Bu lezzetli smoothie vitamin ve mineral açısından zengindir ve gün içerisinde ihtiyacınız olan enerjiyi bolca almanızı sağlar. Ayrıca vücudunuzun pH seviyesinin yükselmesine, toksinlerden kurtulmanıza ve suya doymanıza yardımcı olur.

Malzemeler

  • 10 klementin mandalina
  • Yarım ananas
  • Bir avuç taze fesleğen
  • Bir avuç taze ıspanak, marul ya da maydanoz

Hazırlanışı

Klementinleri küp küp doğrayın, ananası dilimleyin ve ardından her iki meyveyi yeşil sebzelerle birlikte blendere atın. Tüm malzemeleri birkaç dakika karıştırdıktan sonra soğuk şekilde, tercihen de aç karnına için.

Ispanaklı smoothie

Yeşil yapraklı sebzeler sindirimi kolaylaştıran ve vücudu toksinlerden arındıran bolca lif, vitamin ve mineral içerir. Bu ıspanaklı smoothie genel sağlık durumunuzu iyileştirip sizi hastalıklara karşı korurken aynı zamanda da pH seviyenizi dengeleyecektir.

Malzemeler

  • 6 veya 8 ıspanak yaprağı
  • 1 kase kırmızı üzüm
  • 1 orta boy soyulmuş portakal
  • 1 muz
  • 2 bardak su

Hazırlanışı

Tüm malzemeleri blendere koyup güzel bir içecek elde edene kadar birkaç dakika karıştırın.  Ardından, içeceğinizi aç karnına için.

Kaynak: Sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hangi Besinler NE iÇİN?

12804703_556087761224507_8632851473425099656_n[1]

Beyin: Somon, tuna, sardalya, ceviz, omega 3 asit yağları

Kaslar: Muz, et, yumurta

Akciğer: Brokolo, brüksel lahanası, çin lahanası

Saçlar: Sebzeler, fasulye,somon

Cilt: Bluberri, somon, yeşil çay

Kalp: Domates, patates, erik suyu

Bağırsak: Kuru erik, yoğurt

Kemik: Portakal, kereviz, süt

Gözler: Mısır, yumurta, havuç

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Tiroid Problemlerini Doğal Yollarla Tedavi Edin

tiroid[1]

Tiroid problemleri kemik yoğunluğunda azalmaya sebep olabilir, kalsiyum ve D vitamini içeren bir diyet emilimi kolaylaştırır.

Vücutta çok küçük bir bölüm olmasına rağmen tiroid metabolizmayı düzenler, bu en önemli fonksiyonlarından biridir. Örneğin kalp atışlarınız azalıyor, enerjiniz düşüyor ve egzersiz veya fiziksel aktivite sırasında daha az kalori yakıyorsanız az işleyen bir tiroidiniz olabilir. Gelin doğal yollarla tiroid problemlerini tedavi etmenin yollarına bakalım. 

Tiroid problemleri hakkında bilmeniz gerekenler

Bu durum kadınlar arasında, özellikle de 60 yaş üstü kadınlarda oldukça yaygındır. Ama dikkat etmek gerekir ki – bugünlerde en yaygın tiroid hastalığı olan hipotiroidizm 30 yaşındaki kadınlarda daha sık görülmeye başladı. Bunun genetik bir problem olup olmadığını anlamak için daha fazla araştırma yapılması gerekiyor. Ama dünya çapında bilinen, hipotiroidizmin bir iyodin yetersizliğinden kaynaklandığıdır. 

Hipotiroidizmin belirtileri

Yorgunluk

  • Açıklanamayan kilo alımı
  • Şişkin ve soluk yüz
  • Kas ağrısı
  • Ses kısıklığı
  • Kuru cilt
  • Yüksek kolesterol
  • Ağır regl dönemleri
  • Eklem sorunları

 

Hasta hiperitoridizm yaşadığında, tiroid normalde olduğundan daha aktif olur ve vücut aşırı T3 and T4 hormon seviyelerine ulaşır. Bu da vücudun normal süreçlerini hızlandırır.

Hipertiroidizmin belirtileri

  • İştahta değişiklikler
  • Baş dönmesi
  • Sinir bozukluğu
  • Kalp sorunları
  • Rahatsızlık
  • Terleme
  • İshal
  • Saç dökülmesi
  • Doğurganlık problemleri
  • Uyumakta sıkıntı

Tiroidin daha iyi işlemesi için yiyecekler ve besleyici ögeler

Selenyum

Tiroid hormonlarını aktive ederek bu organın daha iyi işlemesine yardımcı olmak gerekir. Buna yardımcı olabilecek bir seçenek selenyum alımını arttırmaktır. Bunu Brezilya fındığı yiyerek yapabilirsiniz. Günde bir avuç ve haftada beş gün. Bu ögeyi barındıran diğer yiyecekler sakatat, örneğin karaciğer ve deniz mahsulleridir. Ama dikkatli olmalısınız: aşırı selenyum alımı tiroid problemlerini arttırır.

İyodin

deniz yosunu
İyodin tiroid hormonları üzerinde büyük etkiye sahiptir. Günde 150 mikrogramdan fazla tüketmek faydalı değildir (1 miligram 1000 mikrogram ediyor). Eğer çok fazla tüketirseniz vücudunuzda dengesizlik oluşabilir. Alg ve iyotlu tuz iyodinin ana kaynaklarıdır.

Çinko

Bilim adamlarının Massachusetts Üniversitesi’nde yaptığı çalışma bazı kadınların çinko seviyelerindeki bozukluklar yüzünden tiroid problemleri yaşadığını ortaya koyuyor. Günlük alım 10 mg olmalıdır ve bu öge lenf reseptörlerine hücre düzeyinde etki ederek DNA’yı güçlendirir.

Kalsiyum ve D vitamini

ispanak
Tiroid problemlerinin bir diğer etkisi ise kemik yoğunluğunda azalmadır. Bu yüzden daha fazla D vitamini ve kalsiyum tüketmeniz önemli. Kalsiyumu sadece süt ürünlerinde değil, aynı zamanda kıvırcık lahana, ıspanak gibi sebzelerde de bulabilirsiniz.

Soya fasülyesi

Tempeh ve miso tiroid hormonlarını bastırabilir. (Eğer mümkünse) organik soya fasulyesi tüketildiğinde hipotiroidizm tedavisinde oldukça etkili olacaktır. Özellikle soya fasulyesi fitik asit ve diğer bileşenler içerir ve bunlar vücuda alınan diğer besleyici ögelerin emilmesini sağlar, bu yüzden soya ürünleri tüketirken dikkatli olmalısınız.

Turpgiller

Bunlar eğer mümkünse çiğ yenmelidir. En iyi seçenekler Brüksel lahanası, karnıbahar ve brokolidir. Bu sebzeler iyodinin emilimini ve kullanımı bloke eder ve böylece aşırı işleyen tiroidi düzenler.

Tiroid problemlerini doğal yollarla tedavi edin

Öncelikle en iyi fikir doktorunuza başvurmak ve bir kan testi talep etmek. İlaç temelli bir tedaviyi seçmeyebilirsiniz, bunun yerine bir homepati veya naturopati uzmanına başvurabilirsiniz ve onlar size antik çağlardan gelen tedavi yöntemlerine dayalı bir tedavi sunacaktır. Ama kan testi her zaman vücudunuzdaki TSH, T3, ve T4 seviyelerini belirlemek için gereklidir.

Ayrıca tiroid problemleri sonucu hipotiroidizm yaşıyorsanız belli başlı yiyecekleri daha fazla tüketmelisiniz:

  • Deniz yosunlarını (arame, kombu, nori) deneyin. Yüksek oranda iyodin içerirler.
  • Vitamin A alımını arttırmak için havuç ve elma.
  • Daha fazla çinko için ton, ıspanak, fındık fıstık, dana eti ve tavuk.

Diğer yandan, hipotiroidizm yaşıyorsanız aşağıdaki yiyecekleri tüketmeyin:

  • Şeker
  • İşlenmiş yiyecekler
  • Trans yağlar
  • Rafine un
  • Kayısı
  • Armut
  • Brokoli
  • Kabak

Bu sorunu yaşıyorsanız ilk listedeki yararlı yiyecekleri daha fazla tüketmeye özen gösterin.

Bazı bitki çayları tiroksin oranınızı arttırabilir. Ceviz ağacı yaprakları tiroidi uyaracak oranda iyodin içerir, ve alg ile yapılan çaylar vücut metabolizmasını düzenler, tiroid hormonu üretimini uyarır ve kan akışını hızlandırır.

Kan dolaşımını arttırmak için düzenli egzersiz yapmak da önemlidir. Vücutta özgürce dolaşıp toksinleri temizleyecek besleyici ögeler tüketmelisiniz. Koşmak, zıplamak, ipe tırmanmak veya bisiklete binmek harika seçenekler. En iyi çözüm aerobik ve kardiyo egzersizleridir. Bunlardan sevdiğiniz bir tanesini seçin.

Rahatlama terapileri uygulayın, yoga, meditasyon veya tai chi tiroid fonksiyonlarına ve özellikle travma, depresyon ve kötü haberlerle gelen sorunlardan etkilenen hastalıklara iyi gelir. Bu sadece tiroidinize değil, bütün gündelik hayatınıza iyi gelecek.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu Salata ile Şişkinliği Önleyin ve Arının

salata1[1]

Gece hazımsızlık yaşamak istemiyorsanız bu salatayı öğleden sonra yemenizi öneririz.

Hepimizin karnı zaman zaman şişer ve ağırlaşır. Kotumuzun düğmesini iliklemek zorlaşır ve kendimizi yorgun, enerjisiz ve rahatsız hissederiz.

Bu tip semptomlara normalde toksin birikimi, yetersiz beslenme, hareketsiz bir yaşam tarzı ya da stres ve anksiyete dolu bir gün sebep olur. Ancak merak etmeyin, bütün bu sorunların üstesinden hayat tarzı alışkanlıklarınızı gözden geçirerek gelebilirsiniz.

Biraz daha egzersiz yapmak, daha çok su içmek, kendinize zaman ayırmak ve en önemlisi dengeli beslenip kendinize daha iyi bakmak gibi birkaç basit değişiklik yaparak büyük bir ilerleme kaydedeceğinizi göreceksiniz. Bunu başarmanın bir yolu da beslenmenize bu leziz salatayı eklemektir.

Şişkinliği önleyen ve vücudu toksinlerden arındıran salata

Peki aynı anda nasıl hem şişkinliği önleyip hem de vücudu toksinlerden arındırabiliriz? Aslında bütün bunlar aynı sorunun bir parçasıdır: ödem ve toksin birikmesi. Neler yapabiliriz?

  • Arındırıcı özellikleriyle bilinen gıdalar tüketin.
  • Vücutta sıvıları dengeleyen ve ödeme sebep olan sodyum alımımızı da kontrol eden yiyecekler yemelisiniz.
  • Kanı arındırmaya, toksinleri uzaklaştırmaya ve iltihabı azaltmaya yardımcı olan elektrolitler ve potasyum yönünden zengin yiyecekler yiyin.

Hangi yiyecekler şişkinliği önler ve toksinlerden arınmamıza yardımcı olur?

salatalık

  • Soğan: Soğan detoks diyetlerinin vazgeçilmezidir. Neden mi? Soğan hem idrar söktürücüdür hem de arındırıcıdır, bu sayede ödem atmaya yardımcı olur ve karaciğer ile safra kesesinin en iyi şekilde çalışmasını sağlar. Ayrıca soğanda bulunan sülfür bileşenlerinin (aynı zamanda soğanın güçlü kokusunun da sebebidir) antibiyotik etkisi yarattığını unutmayın.
  • Salatalık: Salatalık her türlü detoks ve kilo verme amaçlı diyetin kralıdır. Vücuda su verir ve tok tutar.
  • Karpuz: Karpuz genelde salatanın yanına eşlik eder. Vücudu arındırmada ve ödem atmada etkili olan C, B vitaminleri, potasyum ve likopen yönünden zengindir.
  • Avokado: Avokado kalp sağlığı ve iyi bir dolaşım için gerekli olan tekli doymuş yağ asitleri yönünden zengindir. Tadı da salatalara lezzet katar. Avokadoyu kim sevmez?
  • Maydanoz: Maydanoz böbrekleri arındırması ve güçlendirmesiyle bilinen bir gıdadır. Kandan toksinlerin temizlenmesine yardımcı olur. Güçlü ve sert tadı sizi yanıltmasın. Sağlığınız için bir hediyedir.
  • Feta Peyniri: Salatanıza sağlıklı ve besleyici yapan vitaminleri, mineralleri ve proteini için mutlaka birkaç küp feta peyniri ekleyin. Bu güçlü tada sahip peynirin içinde fosfor, B kompleks vitaminleri, folik asit, A vitamini, K vitamini, selenyum, çinko, magnezyum ve demir bulunur. Harikadır!
  • Domates: Domatesi kim sevmez? Arındırıcıdır ve tüm kilo verme diyetlerinin baş tacıdır. Şişkinliği önlemek ve vücudu toksinlerden arındırmak için salatanıza domates eklemeyi unutmayın.

Şişkinliği önleyen ve vücudu toksinlerden arındıran leziz salata tarifi

salata

İki porsiyon için malzemeler

  • 12 çeri domates
  • 1 salatalık
  • 10 küp feta peyniri
  • ½ doğranmış kırmızı soğan
  • 1 avuç doğranmış maydanoz
  • 1 avokado
  • 1 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 yemek kaşığı kırmızı şarap sirkesi
  • Karabiber

Hazırlanışı

  • Önce tüm malzemeleri yıkayın.
  • Salatalığı soyun ve dilimler halinde kesin, ardından soğanı ve maydanozu doğrayın.
  • Domatesleri ortadan bölün; bu sayede sos daha fazla içine girer ve daha da tatlanır.
  • Çekirdeğini çıkarttıktan sonra avokadoyu da doğrayın
  • Önce domatesleri, soğanı, salatalığı ve maydanozu bir kaseye ekleyin ve iyice karıştırın. Ardından salata sosunu ekleyin (zeytinyağı ve sirke).
  • Daha hassas kıvamları sebebiyle, feta peyniri ve avokadoyu en son ekleyin. Lezzet için karabiber ekleyin. Bu harika salatayı beğeneceğinize eminiz!

Bu salatayı günün hangi saatinde yemek en uygundur?  Genelde gün ortası veya öğle yemeği bu salata için ideal zamanlardır. Salatalar özellikle içlerinde soğan varsa kolay hazmedilmezler. Ancak vücudunuz nasıl hissediyorsa ona kulak verin.

Haftada iki üç defa bu salatayı yer ve düşük yağlı beslenir, bol sıvı tüketirseniz karnınızın şişliği inecek .

Kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Haşimoto Troidi olanlar için Faydalı bir Çay tarifi:

12524285_10156545729020557_3485606309421905024_n[1]

1 Çay kaşığı zerdeçal

1 Çay kaşığı zencefil (toz) veya taze

1 tuam tarçın

1 limon suyu

1Fincan sıcak suya bunları ekleyerek tatlandırıcı olarak da bir çay kaşığı bal koyun ve karıştırdıktan sonra için.

Kaynak: Sağlıkla Kal Facebook Sayfası
Fatoş Pabuccu Tuncay

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Şeker Hastalarına Lahana…

1936325_791445744333563_6214714421624947641_n[1]

BEYAZ LAHANA 1 NUMARA
[Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu]

Değerli okuyucu, size bugün öyle bir sebzeden bahsedeceğim ki, bu nimetin hikmeti saymakla bitmez. Yeter ki, onu ne zaman ve neye karşı kullanacağınızı biliniz… Bana sorsalar, “İnsan sağlığı üzerinde etkili olan en önemli üç sebzeyi önem sırasına göre sıralayınız” diye. Cevabım, birincisinden üçüncüsüne kadar hep beyaz lahana olurdu. Dördüncü ve beşinci sırayı brokoli ve kereviz alırdı. Beyaz lahana çok yönlü bir sebzedir.

Onu her araştırmaya başladığımda yepyeni bir özelliğini buluyordum. Halen de araştırdı-ğım bir sebzedir. Onun kürünü yapmaya başladıktan sonra birkaç gün içerisinde vücudunuzdaki değişikliğin farkına varabiliyorsunuz. İçeriğinde öylesine güçlü etkin maddeler ki, işte bunlardan birkaç tanesi; u-vitamini, diindolmetan, izotiyosiyanat, glucoiberin, folacin, crocetin…

Faydaları;

-Beyaz lahana kürü, yağ dokusunda birikmiş toksinleri vücuttan dışarı atar.

-Besinler üzerinden aldığımız toksinleri, vücudumuzdaki biyotransformasyon mekanizmasını harekete geçirerek dışarı atar.

-İlaçlarını aldıkları halde, kan şekerini düşürmekte zorlanan şeker hastalarının kan şekerini düşürmelerinde büyük yardımcıdır.

-Selülitleri önler ve yok eder.

-Kan dolaşımı bozukluğu şikâyetiyle sık sık karşılaşan orta ve ileri yaş grubunun imdadına yetişir.

-Kemoterapi ve radyoterapi almış hastaların tekrar direnç kazanmalarında yardımcıdır.

-Uyku apnesi çeken onlarca insan tanıdım. Bu insanlardan hâlâ teşekkür telefonları ve mailler geliyor.

-Bağırsak kanserini önleyici mükemmel bir güce sahiptir. Birinci derece akrabalarında kolon kanseri vakası olanlara yılda en az bir kez beyaz lahana kürünü yapmalarını öneririm.

-Beyaz lahana kürünün hangisini uygularsanız uygulayınız, hem antioksidan hem de hormon dengeleyici gücünden faydalanıyorsunuz demektir. Özellikle kadınların bacak ve baldır kısımlarında görülen kılcal damar çatlamalarına karşı da mükemmel bir önleyici güce sahiptir.

-Sürekli kulak çınlamanız (tinnitus) mı var? Bu şikâyete karşı da, mükemmel bir yardımcı çözüm getirecek olan yine beyaz lahanadır. Belirtilen rahatsızlıklar için hazırlama ve uygulama şekillerinin farklı olduğunu unutmayınız.

-Kan şekerini dengeliyor

-Beyaz lahana kürü öylesine koruyucu ve önleyicidir ki, birçok hastalığa karşı zırh giymiş gibi olursunuz. Şeker hastalığına yakalanma riskiniz var veya hekiminiz şekerinize dikkat ediniz uyarısı yaptı ise, kan şekerini dengeleyici ve düşürücü güce sahip beyaz lahana kürünü ihmal etmemenizi öneririm.

-Bahar yorgunluğuna karşı bulunmaz bir nimettir. Eğer bahar yorgunluğunu yaşamak istemiyorsanız, beyaz lahana kürünü ihmal etmeyiniz.

Onun 15 günlük toksin atıcı ve dolaşımı düzenleyen kürünü her yıl en az iki kez uygularım. Şu sıralar, ben de beyaz lahana kürünü uyguluyorum.

Beyaz Lahana Kürü Nasıl Yapılır?

Kan şekerini düşürücü ve kan dolaşımı düzenleyici
Bir litreden az yarım litreden fazla (yaklaşık 750-800 ml veya dört su bardağı) kaynamakta olan suda yedi-sekiz tane beyaz lahana yaprağını, parçalamadan (doğramadan, bir bütün olarak) hafif ateşte on dakika ağzı kapalı olarak haşlayınız. Haşlama esnasında kapağı açarak, tahta bir kaşık yardımıyla yaprakların tamamının suyun içerisinde kalmasına özen gösteriniz. Ilıdıktan sonra haşlanmış beyaz lahana yapraklarını süzerek ayırınız ve aç karnına veya yemeklerden bir saat sonra sadece bir buçuk su bardağı içiniz. Aç karnına içilmesi daha etkilidir.

Haşlanmış beyaz lahana yapraklarını tüketmenize gerek yoktur. Beş-altı gün uygulanacak bu kürde, beyaz lahananın her gün taze olarak hazırlanması gerekir. Bir defada her öğünden sonra bir buçuk su bardağını içmekte (tüketmekte) zorlanıyorsanız, bu taktirde gün boyu aralıklarla her defasında yarım su bardağı içerek de kürünüzü uygulayabilirsiniz.

Eğer, kan şekeriniz zaman zaman yükseliyor ve dolaşım bozukluğu şikâyetleri de yaşıyorsanız, beyaz lahana kürü mükemmel bir takviyedir. Kan şekerinizin aşırı yükselmesine ve dolaşım bozukluğuna karşı da zaman zaman bir önleyici olarak uygulaya-bilirsiniz. Şeker hastalarının yılda 3-4 kez bu kürü uygulamalarında büyük fayda vardır.

Değerli okuyucu, tekrar belirtmek isterim ki, bu kürü uyguladığınız için hekime gitmeye ya da kan şekerinizi kontrol ettirmeye gerek olmadığı düşüncesine kesinlikle kapılmayınız.

SORU – CEVAP

Soru: Tiroit fonksiyonlarım gayet normal ama 2 santimetreyi geçen nodüllerim var. Dereotu kürünü yapabilir miyim?

Cevap: Evet, yapabilirsiniz. En az 3 ay uygulanacak olan dereotu kürü, tiroid nodüllerinin de yok edilmesinde oldukça etkilidir. 3 ayda bir kez hekiminize giderek nodüllerinizi kontrol ettiriniz. Hekim kontrol ve önerilerini ihmal etmeyiniz.

Soru: Tiroidim hızlı çalışıyor. İlaç da kullanıyorum. Dereotu kürünü uygulayabilir miyim?

Cevap: Dereotu kürü, hızlı veya yavaş çalışan tiroid durumunda da uygulanabilir.

Dikkat: Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.

Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu

kaynak: sağlık haberleri

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

ALLAH’IN YARATTIĞI MUCİZEVİ BİTKİ KANTARON

12804669_791700814308056_8137099338653962504_n[1]

Kantaron otunun esas özelliği ve faydaları:

1– Beyni sakinleştirir.
2– İştahı açar.
3– Sinirsel depresyonu önler.
4– Yara iyileştirici özelliğine sahiptir.
5– İshali keser.
6– Solucan düşürür.
7– İdrar söktürür.
8– Böbrek ve Safra kesesindeki taşların düşmesinde yardımcı olur.
9– Sindirim sistemini düzenler.
10– Kan temizleme özeliğine sahiptir.
11– Romatizmini önler.
12– Hastalık sonrası vücudun güçlenmesinde son derece yararlıdır.
13– Çocukların yatak ıslatmalarında kullanılabilir.
14– Haşlanmış suyu dezenfekten olarak kullanılır.
15– İrinli yaraların çabuk iyileşmesinde yardımcı olur.
16– Karaciğer, böbrek, mide hastalıklarında kullanılabilir.
17– Bronşitlerde, Akciğer iltihaplarına iyi gelir.
18– Soğuk algınlığında terletici etkisi ile hastaya iyi gelir.
19– Hazırlanmış tıbbî yağı, güneş ve diğer yanıklarda, kesiklerde kullanılır.
20– Safra söktürücü ve ağrı kesici etkisine sahiptir.
21– Kansere karşı MÜKEMMEL koruyucu etkiye sahiptir. Bundan başka birçok alanda kullanılır. Kantaron bitkisi doğru ve dozunda kullanıldığında yaklaşık 50 çeşitten fazla hastalığa yarar sağladığı kanıtlanmıştır.

KULLANMA ŞEKLİ

Taze kurutulmuş Kantaron otunun çiçeğini ezdikten sonra 1–1.5 litre suya bir yemek kaşığı atılır. Sonra hafif ateşte 10–15 dakika kaynatıp, gün içerisinde çay, su yerine içilir veya ezilen bitkiyi 3 katı bal ile karıştırıp sabah, öğlen ve akşam tok karına yenilir.

KULLANMA SÜRESİ

Şikayet ortadan kalktıktan sonra hemen kesilmelidir. Eğer şikayet devam ederse, 6 ay kullandıktan sonra en az 3 ay ara verilmelidir.

ZARARLARI

Uzun süre ve fazla kullanıldığında vücutta kaşıntı yapar.
Bu bitkinin sadece çiçeği değil; yaprağı ve dalı da çok faydalıdır. Herkes, hasta olmadan önce de bu bitkiyi ara–sıra çay yerine kullanmalıdır. Özelikle ruhsal gerginlik hâllerinde bu şifalı bitki çok yararlıdır.

Kantaron Otunun Faydaları Yararları

Kantaron Otu: Daha çok ılıman iklimlerde yetişen ve farklı renklerde çiçek açan bir bitki olan Kantaron Otu Bitkisi, A ve C vitaminleri ile çeşitli mineraller içerir. Sarı Kantaron ve Kırmızı Kantaron olarak ikiye ayrılır. Sarı kantaron daha çok sinirsel rahatsızlıklar için, kırmızı kantaron ise mide ve sindirim sistemi rahatsızlıkları için kullanılır.

Kantaron Otunun Faydaları:

Kantaron çayı vücuda kuvvet verir. Nekahat devresini kısaltır. Yaraların iyileşmesini hızlandırır. İştah açar, hazmı kolaylaştırır ve mide ağrılarını azaltır. Ateş düşürücüdür. Astımda da faydalıdır. İshali keser. Midedeki asit fazlalığını azaltarak mide ülserine karşı faydalı olur. Damar sertliği ve akciğer hastalıklarında yararlıdır. Balgam söktürücüdür. Kantaron otu, depresyonu azaltır. Sinirsel altını ıslatmalarda, uykusuzluk, korku ve gerginlikte de faydalıdır. Adet sancılarını ve menopoz şikâyetlerini azaltır.

Kantaron Otu ve Yağı Nasıl Kullanılır?

Kantaronun çoğunlukla kökü kullanılır. Kantaronun zeytinyağında bekletilmesi ile elde edilen Kantaron Yağı da özellikle romatizma, siyatik ağrıları ile bel ve sırt ağrıları için masajla birlikte kullanılır. Kantaron yağı yanıklarda da faydalıdır. Kantaronu hamilelikte kullanmak tavsiye edilmez, ayrıca her durumda aşırı kullanımdan kaçınmalıdır.

Yara ve yanık iyileştirici, Antiseptik, kanama durdurucu, iltihap önleyici mucizevi yağ olan kantaron yağı, daha bir çok şifa özelliğini bünyesinde barındırıyor.
Hem haricen, hem de içilerek hastalıkların tedavisinde kullanılıyor.
Hücre yenileyici niteliği sebebiyle, özellikle yara ve yanıklarda oldukça etkili.

Kantaron yağı hem kantaron bitkisinin, hem de zeytinyağının şifasını bünyesinde barındırıyor. Eski çağlardan beri kullanılan kantaron yağının, mikrop öldürücü ve damar büzücü etkisi modern araştırmalarla da kanıtlanmış durumdadır.

Kantaron yağını evinizde bulundurmanız şiddetle tavsiye ediliyor. Ona en beklenmedik anda ihtiyaç duyabilirsiniz. Zaten kantaron yağını kullanıp etkisini gördüğünüzde, ondan vazgeçemeyecek, çevrenizdeki insanlara da tavsiye edeceksiniz.

KANTARON YAĞININ ŞİFA ÖZELLİKLERİ

Kantaron yağı her türlü yaralarda başarıyla kullanılmaktadır. Açık yaralar, taze yaralanmalar, kesikler, ezikler, çarpmalar sonucu oluşan morluklar vb durumlarda iyileşme sağlar.

Kantaron yağı;

*Antiseptik özelliğiyle yarada mikrop üremesini engeller
* İltihap önleyici özelliğiyle yarada herhangi bir iltihap oluşmasına engel olur
*Damar büzücü etkisiyle kanamayı kısa sürede durdurur
*Hücre yenileyici özelliğiyle yaranın çabuk kapanmasını sağlar
*Aynı zamanda sürüldüğü sürece yaranın sebep olduğu ağrı ve sızıları yok eder, büyük bir rahatlama sağlar.

Yanıklarda ve haşlanmalarda da kantaron yağı bir numaralı yardımcınız olmalı. Yanıkları kısa sürede iyileştirdiği gibi, yanık anındaki acıyı dindirir. Yanığın mikrop kapmasını ve iltihap oluşumunu engeller. Güneş yanıklarında da kantaron yağından yararlanabilirsiniz. Yanık bölgelerinize sürdüğünüzde acınızın azaldığını hemen hissedeceksiniz. Yanıklarınız kısa sürede iyileşecektir.

Trafik kazaları sonucu meydana gelen iç yaralanma ve iç kanamalarda hem sürülerek, hem de dahilen içilerek kullanılır. Damar büzücü oluşu sebebiyle iç kanamaların durmasına yardımcı olur.

Hematomlarda (derideki mavi-mor lekeler), beze şişkinliklerinde ilgili bölgeye sürülüp masaj yapılır.
Pürüzsüz bir cilde sahip olabilmek için, cilt bakım yağı olarak yararlanabilirsiniz.

Kantaron yağının bebeklerin pişiklerinde de çok etkili olduğu kanıtlanmış.

Yine bebeklerin karın ağrılarında kantaron yağı kullanıldığında ağlamaları sona erer. Ağlayan bebeğin karnına kantaron yağıyla, sağ avuç içi kullanılarak hafif hareketlerle masaj yapılır. Masaj yaparken bebeğinize sevginizi hissettirmeyi de sakın unutmayın.
Sırt ağrıları, lumbago, siyatik ve romatizmada masaj yağı olarak kullanılmaktadır. Yalnız bu rahatsızlıklarda 1/10 oranında ardıç veya kekik yağı (yada her ikisi de) eklenerek kullanılır. Ağrıyan bölgeye bu yağla masaj yapılır. Kısa sürede ağrılarınızın hafiflediğini göreceksiniz. Değişik bitki kürlerinin yanı sıra, bu masajla hastalığınızı tamamen tedavi etme şansına sahipsiniz.
Dahilen kullanımda kan şekerinin düşürülmesine yardımcı olur.
Yine dahilen iç ve dış varislerin tedavisinde etkilidir. Bunu damar büzücü özelliğiyle yapar.

Mide ağrılarında ve mide ülserinin tedavisinde de dahilen kullanılır.

Yaz-kış ayaklarını ısıtamayanlar kantaron yağından yararlanmalı. Ayakları üşüyenler ayrıca bacak bacak üstüne atmamalı. Bu enerji dolaşımını kilitler ve ayakların üşümesine sebep olur.
Uyarı: dahilen kullanımlarda günde bir tatlı kaşığından fazla içilmesi uygun değildir.

Ne dersiniz, kantaron yağını evimizden eksik etmemekte haklı değil miyiz?

Hemen kantaron yağı alın ve elinizin altına bir yere koyun. Zaten onu kullandıkça, etkilerine inanamayacak ve ondan vazgeçemeyeceksiniz. Kantaron yağı 2-3 sene boyunca tazeliğini ve etki gücünü muhafaza eder. Bitkisel tedavilerin giderek revaç bulduğu dünyamızda kantaron yağının da zamanla modern tıptaki yerini alacağına, yakın bir zamanda da onun acil servislerde kullanılacağına inanılıyor.

UYARI: Hekiminizin önerdiği ilaçlar varsa, mutlaka kullanınız. Bu bitkiye karşı alerjiniz olup olmadığını öğreniniz. Burada ki tüm bitkisel kürler ancak ve ancak yetişkinler içindir. Burada okuduğunuz bilgilerin, yardımcı ve destekleyici olduğunu gözardı etmeyiniz. Hekiminize danışmadan buradaki bilgilerle kendi kendinize kesinlikle teşhis koymayınız ve uygulamayınız. Unutmayınız ki hastalık yoktur, hasta vardır. Her hastalığın seyri insandan insana değişir. Teşhisi koyacak olan ancak, bir hekimdir.

SEVDİKLERİNİZ İÇİN MUTLAKA PAYLAŞIN..!

Kaynak: Sağlık Haberleri

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 12 Comments »

Aç Kalmadan Kilo Vermek için Lezzetli Kahvaltılar

yeşil-sebze-suyu[1]

Eski bir atasözünün dediği gibi, kahvaltıyı kral gibi, öğle yemeğini prens gibi ve akşam yemeğini bir fakir gibi yemelisiniz. Yine de kahvaltı çoğu insanın atladığı bir öğün. Bu makalede size her biri çok sağlıklı ve eksiksiz olan üç lezzetli kahvaltı tarifi vereceğiz.  Bunlar besleyici oldukları gibi, lif içerikleri sayesinde kilo vermeye de yardımcı olurlar. Bakalım en çok hangisini beğeneceksiniz?

Yeşil smoothie

Kilo vermenin en sağlıklı ve en etkili yolu öğünleri atlamadan ve kalori alımınızı fazla azaltmadan, bol lif içeren ve doyurucu olan sağlıklı besinleri seçmektir. Bu nedenle kilo vermek isteyen, ancak bunu yaparken sabahları aç kalmak istemeyenler için çok lezzetli bir kahvaltı önerimiz var: yeşil smoothie.

Bunun adı biraz şaşırtıcı gelebilse de, bu çok lezzetlidir ve eğer uyandığınızda çok aç değilseniz bunu sabah yanınıza alıp sabah boyunca içebilirsiniz. Bunu hazırlamak için elbette bir blendıra ihtiyacınız olacak.

Malzemeler

  • Yumuşak ve taze ıspanak veya mısır
  • Yarım avokado
  • Yarım olgun muz
  • Bir bardak bitki bazlı bir içecek (tercihen pirinç veya yulaf ezmesi) veya şekersiz elma suyu
  • 1 çorba kaşığı keten tohumu
  • Limon kabuğu
  • Sabır otu nektarı, bal veya arıtılmış şeker otu ekstresi

Malzemelerin tümünü kremsi bir doku elde edene kadar blendırdan geçirin. Eğer bunun daha sıvı olmasını istiyorsanız içecekten bir miktar daha katabilirsiniz. Ayrıca mevsime ve zevkinize göre bazı malzemeleri de değiştirebilirsiniz, buna fındık, tohum, içecek veya meyve ekleyebilirsiniz.

yeşil-smoothie

Budwig kreması

Eğer tüm sabah için enerji sağlayacak eksiksiz bir kahvaltı peşindeyseniz, ünlü Budwig kremasını öneririz. Doktor Kousmine tarafından geliştirilen bu tarif vücudun sabahleyin ihtiyaç duyduğu her şeyi sağlar.

Malzemeler

  • 4 çorba kaşığı İtalyan loru tarzı peynir veya doğal yoğurt
  • 2 çorba kaşığı keten tohumu yağı
  • Limon suyu
  • 2 çorba kaşığı fındık veya blendırdan geçirilmiş tohumlar (susam, ayçiçeği, çam fıstığı, ceviz, badem, vs.)
  • 1 çorba kaşığı bal veya şeker kamışı
  • 1 çorba kaşığı polen
  • 3 çorba kaşığı üzüm veya 2 adet kuru incir
  • 3 adet hurma
  • 2 çorba kaşığı çiğ ve öğütülmüş yulaf ezmesi veya geceleyin demlenmiş yulaf

Hazırlanış

Peyniri ve yoğurdu yağla birlikte çırpın ve limon suyunu ve geriye kalan malzemeleri ekleyin. Ayrıca isterseniz bu karışıma biraz taze meyve de ekleyebilirsiniz.

Eğer laktozu sindirmede güçlük yaşıyorsanız, o zaman bunların yerine 3 çorba kaşığı şekersiz fındık kremi (badem, yulaf, vs.) ekleyebilirsiniz. Bunları diyet ürünleri satan mağazalarda bulabilirsiniz.

budwig-kremi

Pazar günü kahvaltıları: Karabuğday krepleri

Hepimiz bazı istisnalar yapıp bazen canımızın istediği şeyleri yemek isteriz. Ama eğer canımızın çektiği şey aynı zamanda sağlıklıysa, bundan iki misli zevk alırız. Kara buğday unu kullanarak krep hazırlamanızı tavsiye ederiz. Bunlar Fransa’da sıkça kullanılır ve yüksek lif içeriğine sahiptir ve kolayca sindirilir. Bu tarif aynı zamanda herhangi bir gluten içermemesi nedeniyle mideniz için de idealdir.

Bu tahıl obezite, depresyon, diyabet ve kalp-damar hastalıklarıyla savaşmaya da yardımcı olur.

Malzemeler (8-12 krep için)

  • 300 g karabuğday unu
  • 1 çorba kaşığı deniz tuzu
  • 200 ml soğuk su
  • 1 adet yumurta
  • Zeytinyağı

Hazırlanış

  1. Suyu tuzla karıştırın.
  2. Yavaş yavaş unu ekleyin ve bir hamur elde edene kadar karıştırın.
  3. Yumurtayı ekleyin ve karışım içerisinde çırpın.
  4. Hamurun 1-2 saat buzdolabında beklemesine izin verin. Ardından pişirmeye hazır olacaktır.
  5. Tavaya bir miktar yağ ekleyin ve normal krep pişirir gibi her iki tarafını pişirin.

krep

Bunun sağlıklı olmasını temin etmek için krema veya şeker kullanmamanızı öneririz. Bunun yerine aşağıdaki seçeneklere göz atabilirsiniz:

Tatlı krepler

  • Saf bitter kakao, bal ve yoğurt.
  • Elma, hurma ve ceviz reçeli.
  • Hafif bir portakal, portakal kabuğu veya toz haline getirilmiş tarçın reçeli.

Lezzetli krepler

  • Yumurta, marul ve mayonez.
  • Guacamole (avokado ve domates ya da soğan içeren bir meze) ve taze peynir.
  • Roka veya füme veya marine edilmiş somon.
  • Kaynak: Sağlığa bir adım
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mutfağınıza Gereken En İyi Tohumlar

çekirdek[1]

Tohumlar mineral, protein, vitamin, enzim ve yağ asitleri bakımından çok zengindir. Eğer bütün faydalarından yararlanmak istiyorsanız tohumları ham olarak favori yemeklerinize dahil etmelisiniz.

Bazı filozoflar tohumları yaşamın kaynağı olarak görürler. Bazıları için bu doğru olsa da, diğerleri için tohumlar basit olarak besin değerlerini karşılayan gıdalardır. Çoğu tohum yenilebilir ve pişirmede kullandığımız yağlardan daha doğal yağlar içerirler. Sağlığınıza en iyi gelecek tohumları bu yazımızda sizlerle paylaşıyor olacağız. Hazır mısınız?

Tohumların Sırları

Tohumların bir çok faydası vardır; hem de çok zahmetsiz bir şekilde saklanabilirler. Günümüzde de eski çağlarda olduğu gibi çok tüketilmektedirler. Eğer pahalı olduklarını düşünüp beslenme düzeninize dahil etmiyorsanız, faydalarını düşünün! Aslında o kadar da pahalı değiller düşününce!

Tohumların kuşlar için olduğunu düşünebilirsiniz ama gün geçtikçe bizim için de popülerliğini kazanmaya başladı. Bu minik çekirdekler sağlığınız için yaşamsal etkisi olan proteinleri, mineralleri, vitaminleri, enzimleri ve yağ asitlerini içermektedir.

Yağ tohumları sağlıklı yağ içeriğinden ötürü en çok önerilen çekirdek çeşididir. Açlık hissettiğinizde veya işe yetişmeye çalışırken harika bir atıştırmalık olacaktır!

Tohum ve çekirdeklerin faydalarını maksimum seviyede görmek için çiğ halleri ile tüketmeliyiz. Eğer bir süre suda bekletirseniz sindirmesi daha kolay olacaktır. Öğütülerek, meyve sularının içinde, sıvılaştırılmış şekilde, kıyılmış veya saf haliyle yemek de önerilmektedir.

Beslenme için en iyi tohumlar

Chia çekirdeği

çekirdek 1

Bu koyu renkli çekirdekler mineral, vitamin, lif, antioksidan ve protein bakımından çok zengindirler. Balık yemeyi seven insanlar için harika bir seçenektir, çünkü diğer sebzelerden farklı olarak, balığın içindeki Omega 3 gibi yağ asitlerini barındırırlar. Eklem ağrısını azaltmaya yarar, diyabetle veya kalp ile alakalı hastalıklar ile savaşır, zayıf kalmanızı sağlar ve enerjinizi destekler. İçinde gluten yoktur ve karaciğerinizi de korurken aynı zamanda beyin fonksiyonlarınızı iyileştirir.

Çetene (Kenevir tohumu)

Hafif kahverengi bir görüntüsü olan bu tohumlar bağışıklık rahatsızlıklarını ve tüberkülozu iyileştirmeye yardımcı olur, aynı zamanda vücudun kendi üretemediği aminoasitler de dahil olmak üzere bir çok aminoasit, Omega 6 ve 3 gibi yağ asitleri, kolayca sindirilebilen proteinleri; kanı, hücreleri, dokuyu, cildi, mitokondriyi ve organları koruyan bitkisel gıdaları da içerir. Kenevir tohumu yemek sağlıklı kalmanıza yardımcı olacaktır.

Nar çekirdeği

nar

Güzel bir kırmızı veya derin bir mor rengi olan bu çekirdekler çok zengin bir antioksidan kaynağıdır ve vücudu erken yaşlanmaya sebep olan serbest köklerden korumaya yardımcı olur. Kanın oksijen seviyesini dengede tutar, pıhtılaşma oluşumunu önler, ayrıca kanser ve kalp hastalıklarını önlemeye yardımcı olan polifenoller bakımından zengindir. Düşük kalorili olmasının yanında içeriğinde C vitamini ve potasyum vardır ve kolesterolü düşürürken ayrıca kabızlığın giderilmesine de yardımcı olur. Artrit ve eklem yangısından muzdarip insanlar için çok iyidir, kıkırdak yıpranmasını önler.

Keten tohumu

Canlı bir kahverengi tonuna sahip olan bu tohumlar tok hissetmenizi sağlayan, kilo vermeye yardımcı olan ve ayrıca sindirim sistemi için önemli olan lifleri içerirler. Kas ağrılarını azaltmaya yardımcı olur, anti-enflamatuvar özelliği vardır ve tümör ve kanserin oluşumunu engeller. Ayrıca antioksidan içeriği vardır, düzgün bir sindirim fonksiyonunu destekler ve kardiyovasküler hastalıkların riskini azaltır.

Kabak çekirdeği

kabak çekirdeği

Genellikle sarı veya turuncu renktedirler ve sağlığınıza iyi gelecek alkaloidleri ve proteinleri içerirler. B vitamini ve depresyonu önleyen L-tropaphin denilen maddeleri içerirler. Genel sağlığınızı iyileştirirken, böbrek taşlarını engelleyerek, parazit oluşumu, özellikle de tenyayı önlerler.

Susam çekirdeği

Açık renkteki bu çekirdekler senelerce çeşni olarak kullanılmıştır. Susam çekirdeğinin insanı kötü etkileyen neredeyse hiç bir özelliği yoktur. Demir, magnezyum, kalsiyum, bakır, B vitamini, çinko, fosfor ve diyet lifi bakımından zengindirler. Bu çekirdek, emsalsiz lif çeşitleri içerir; bunlar da kan basıncını dengeler ve karaciğerinizi hasar görmekten korur.

Ay çekirdeği

ay çekirdeği

Küçük ve beyaz renkte olan bu çekirdekler koyu renkte bir kabuk ile çevrilidir. İçeriğindeki E vitamini beyninizi ve hücrenize zarar verme ihtimali olan serbest radikallerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Kolesterolü azaltır, bağışıklık sisteminizi güçlendirir ve kanser riskinizi azaltır. İçerdiği magnezyum, astıma ve yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olur ayrıca baş ağrılarına ve krizlere de iyi gelir.

Kinoa çekirdeği

Kinoa çekirdeği küçük ve daire şeklinde olur. Senelerdir Amerika kıtasında kullanılmaktadır ve “ana tane” olarak bilinir. İçinde demir, fosfor ve bir çok protein vardır. Yüksek seviyedeki lif içeriğinden ötürü kabızlığa iyi gelir ve doyurucu etkisi sayesinde de kilo vermenize yardımcı olur. Bir çok tarife dahil edilmesi çok kolaydır, kinoa turtalara, çorbalara, granolaya ve ekmeğe çok yakışır.

Kimyon tohumu

Bir çok sağlıklı içeriğinden ötürü kimyon tohumu senelerdir kullanılmaktadır. Sindirim sistemi sorunlarına iyi gelmenin yanı sıra antiseptik özelliği vardır, demir bakımından zengindir ve karaciğer fonskiyonlarınızı destekler. Eğer soğuk algınlığı kaptıysanız, nezle iseniz veya boğazınız ağrıyorsa kimyon tohumu metabolizmanızı da hızlandırarak size yardımcı olabilir. Bağışıklık sistemini güçlendirir, astıma ve artrite iyi gelir ve ayrıca böbrekleri korur.

Kaynak: Sağlığa Bir Adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

D Vitamini Eksikliğinin 12 Belirtisi…

D vitamini Nelerde Bulunur

D vitamini ihtiyacı büyük oranda güneş tarafından karsılanır. Güneşin ultraviyole ışınları cilt yağını D vitamini üretmesi için harekete geçirir. Günde 10- 15 dk güneş ışığı almak D vitamini sentezi için yeterlidir. Yaz ayları süresince 3 hafta güneşlenmenın altı aylık D vitamini gereksinimini karşılayabileceği belirtilmektedir. Ten rengi koyu olanların açık tenlilerden daha fazla güneşte kalmaları gerekir.

D vitamini hangi besinlerde bulunur?

Balık yağı, süt ve süt ürünleri, sardalya, uskumru, somon, ton balığı, yumurta sarısı, tereyağı, yulaf ezmesi gibi besinlerde D vitamini bulunur.

D Vitamini Yararları

Bebeklerde ve çocuklarda D vitamini eksikliği ; Bebekler ve 5 yaşaltı çocuklar için D vitamini oldukça önemlidir. Eksiklik durumunda vücut kalsiyumu kullanamaz ve raşitzm meydana gelir.
Güçlü kemik yapısı için yaşlı insanların kalsiyum ile birlikte D vitamini almalarıda önerilmektedir.
Menopoza bağlı osteoporozda kalça ve omurga kırıklarını engellemek için sadece kalsiyum almak yeterli değildir. Kalsiyumun emilimi için D vitamini de gereklidir. D vitamini kalsiyumun emilimini %65 oranında artırmaktadır

kaynak: herşeyden önce sağlık

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Magnezyum Bulunan Gıdalar

kabak-ve-aycekirdegi-yuksek-miktarda-magnezyum-icerir[1]

Aşağıdaki listede magnezyum içeren gıdalardan bazılarını bulabilirsiniz ancak bu liste magnezyum içeren gıdaların tam listesi değildir. Sizin sağlık koşullarınız için uygun ve magnezyum minerali bakımından zengin bir beslenme programı için doktorunuza danışabilirsiniz.

Ispanak: 100 gram çiğ ıspanak 79 mg magnezyum içerir ve günlük magnezyum ihtiyacının %20’sini karşılar.

Kabak Çekirdeği: 100 gram kabak çekirdeği günlük magnezyum ihtiyacının %65’ini karşılar. Ancak aynı miktarda kabak çekirdeği 446 kalori içerdiğinden dikkatli tüketilmelidir. Yeşil

Fasulye: 100 gram haşlanmış yeşil fasulye günlük magnezyum ihtiyacının %5’ini karşılar. Yeşil fasulye aynı zamanda tiamin, riboflavin, kalsiyum, demir, potasyum, diyet lifi, A vitamini, C vitamini, K vitamini, folat ve manganez için çok iyi bir kaynaktır.

Soya Fasulyesi: K vitamini, tiamin, riboflavin, demir, fosfor, potasyum ve bakır içeren soya fasulyesinin 100 gramı günlük magnezyum ihtiyacının %70’ini karşılar.

Susam: 1 çorba kaşığı susam günlük magnezyum ihtiyacının %8’ini karşılayan 31.6 mg magnezyum içermektedir. Demir ve kalsiyum mineralleri bakımından da zengin olan susamın olumsuz yönü kalorisinin yüksek olmasıdır.

Siyah Fasulye: 100 gram haşlanmış siyah fasulye günlük magnezyum ihtiyacının %17’ini karşılar. Siyah fasulye ayrıca protein, tiamin, manganez, fosfor, besin lifi ve folat içinde iyi bir kaynaktır.

Ay Çekirdeği: 1 avuç ay çekirdeği (28 gram) günlük magnezyum ihtiyacının %9’unu karşılar. Olumsuz yönü yüksek kalori ve yağ içermesidir.

Kaju: 28 gram kaju fıstığı günlük magnezyum ihtiyacının %20’sini karşılar. –

Magnezyum Bulunan Diğer Gıdalar

Badem (100 gramında 286 mg magnezyum bulunur)

Kızıl Buğday (100 gramında 136 mg magnezyum bulunur)

Karabuğday (100 gramında 251 mg magnezyum bulunur)

Esmer Pirinç (100 gramında 143 mg magnezyum bulunur)

Ton Balığı (100 gramında 27 mg magnezyum bulunur)

Çavdar Unu (100 gramında 248 mg magnezyum bulunur)

Buğday Unu (100 gramında 138 mg magnezyum bulunur)

Keten Tohumu (100 gramında 392 mg magneyum bulunur)

Listede yer alan gıdalar dışında; tofu, baklagiller, kepekli tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler, soya unu, şeker pekmezi, kabak, çam fıstığı, siyah ceviz, fıstık, yulaf unu, pancar yaprağı, fıstık, yulaf ezmesi, muz, fırınlanmış patates, çikolata, kakao tozu, kişniş, dereotu, kereviz, adaçayı, kuru hardal, fesleğen, rezene, kekik, kimyon, tarhun, mercanköşk, haşhaş tohumu magnezyum bakımından zengin gıdalar arasındadır.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Akciğerlerinizi Güçlendirecek 3 Çay

akciğerler[1]

Doktorunuz tarafından öngörülen tedavinin yanı sıra, aşağıda paylaşacağımız bu üç şifalı çayı içmek de akciğerlerinizi güçlendirecektir. Bundan eminiz.

Bu çayların tadını taze demlenmiş şekilde en sevdiğiniz fincanınızda çıkarmayı unutmayın!

1. Kekik ve ısırganotu çayı

ısırganotuBu çay akciğerlerinizi temizlemenin ve güçlendirmenin harika bir yoludur. Nedenlerini bilmek istiyor musunuz?

  • Kekik akciğer sağlığı için mutlaka gerekli şifalı bitkilerden biridir. Öksürüğü geçirmek ve solunum hastalıklarını tedavi etmek için sürekli kullanılır. Kekik doğal balgam sökücü ve antiseptiktir ve bu özelliği de hem çay hem de buhar olarak solumak için kekiği ideal kılar.
  • Isırganotu ise yüzyıllar boyunca çok çeşitli amaçlarla kullanılmış bir bitkidir ve ana özelliklerinden biri de kan dolaşımı ve akciğerleri temizleyip arındırmasıdır. Isırganotunun içinde demir, kalsiyum, magnezyum ve silikon gibi bol miktarda vitamin ve mineral bulunur ve kansızlık ve zayıflıktan şikayet edenlere ve hatta yatalaklara dahi önerilir.

Malzemeler

  • 1 yemek kaşığı kekik (30 g)
  • 1 yemek kaşığı kurutulmuş ısırganotu (30 g)
  • 1 bardak su (200 ml)
  • 1 yemek kaşığı bal (30 g)

Hazırlanışı

  • Bu çayı hazırlamak için ısırganotu ve kekiği herhangi bir aktardan kolaylıkla temin edebilirsiniz. Bu malzemeler genelde 300-500 gramlık poşetler içinde satılır ve fiyatları da oldukça uygundur.
  • İlk yapmanız gereken suyu kaynatmaktır. Her zaman olduğu gibi seramik bir demlik ya da kettle kullanmanızı öneriyoruz; çünkü alüminyum ve diğer metaller çayın şifalı özelliklerini onlar kadar iyi korumazlar.
  • Su kaynadığında, içine kekik ve ısırganotunu ekleyin ve 15-20 dakika boyunda demleyin. Ardından, çay soğurken bir 10 dakika kadar daha bekletin.
  • Bir yemek kaşığı bal ekleyin ve yavaşça için, içerken çayın buharını da solumayı ihmal etmeyin. Bu çay oldukça sakinleştiricidir. Günde iki bardak içebilirsiniz.

2. Sinirotu, rezene ve melisotu çayı

bitki-çayı
Bu çay akciğerler için leziz ve şifalı bir çaydır. Önemli organlarda biriken toksini atmak için en iyi çaylardan biri olduğundan eskiden sigara içmiş olanlar için akciğerleri temizlemede ve varsa enfeksiyonları tedavi edip öksürük söktürmede ideal bir içecektir. İşte sebepleri:

  • Sinirotu: Bu bitki hava yolunuzu tıkayan her türlü mukus veya balgamı atmada size yardımcı olacaktır. Ayrıca, sinirotu çay olarak içildiğinde veya buhar olarak solunduğunda harika bir iltihap sökücü işlevi de görür. Bu çayı göğsünüzün üzerine sıcak kompres yaparak bile kullanabilirsiniz..
  • Rezene ve melisotu: Bu iki şifalı bitkiyi birleştirmek akciğerlerinizde birikmiş toksinleri atmanıza yardımcı olurken aynı zamanda sizi de rahatlatır. Akciğer sorunları yaşadığınız zaman genelde aşırı yorgunluk veya solunum sisteminiz boyunca rahatsız bir baskı da hissedilmektedir. Melisotu bu rahatsızlığın geçmesi konusunda da yardımcı olur.

Malzemeler

  • 1 yemek kaşığı melisotu
  • 1 yemek kaşığı sinirotu
  • 1 yemek kaşığı rezene
  • 1 bardak su (200 ml)
  • 2 yemek kaşığı bal

Hazırlanışı

  • Önce bir bardak suyu ısıtıyoruz. Kaynadığında üç otu da ekleyin: melisotu, rezene ve sinirotu. 20 dakika demlemeye bırakın ve ardından çaya biraz daha demlenmesi için 10 dakika daha verin.
  • Bu çay sinirotu sebebiyle biraz güçlü bir tada sahiptir, o yüzden bu tarife iki yemek kaşığı bal eklemenizi öneririz. Sert tadına rağmen  bu çayı günde üç defa içmelisiniz, çünkü detoks yapmak ve iltihabı azaltmak için harika bir çaydır.

3. Ihlamur ve yeşil çay

yeşil-çayBu leziz çay ağırlıklı olarak akciğerleri güçlendirerek ve daha iyi çalışmalarını sağlayarak akciğer sorunları yaşamanızı önlemeyi amaçlar. Halihazırda akciğerlerinizle ilgili bir sorun varsa, yukarıda bahsettiğimiz iki çay daha iyi seçenekler olabilir.

  • Bu tarif yeşil çayı antioksidan içeriği için kullanır ve Maryland Tıp Merkezi Üniversitesi’nde birkaç yıl önce yapılan bir çalışmaya dayanmaktadır. Çalışma ekibi yeşil çayın akciğer kanseri başlangıcını önlediğini bulmuştur. Tabii ki 100% etkili olmayacaktır, ancak günde bir bardak büyük bir fark yaratabilir.
  • Ihlamur spazmla savaşan bir bitkidir ve herhangi bir aktardan kolayca bulabilirsiniz. Rahatlamanıza izin verir, daha iyi nefes almanızı sağlar ve akciğerlerinizi güçlendirir. Ihlamur diğer çay çeşitleriyle de iyi giden hoş aromalı çok güzel bir çaydır.

Malzemeler

  • 1 yemek kaşığı yeşil çay
  • 1 yemek kaşığı ıhlamur
  • 1 bardak su (200 ml)
  • 1 yemek kaşığı bal

Hazırlanışı

  • Oldukça basittir: bir bardak suyu kaynatın ve içine yeşil çay ile ıhlamuru atın. Çay 10 dakika demlensin. Ardından en sevdiğiniz kupanıza dökün ve biraz da bal ekleyin. Oldukça leziz bir tadı vardır ve kahvaltıda içilebilecek en güzel çaylardan biridir.
  • kaynak: sağlığa bir adım
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

MAGNEZYUM EKSİKLİĞİNE BAĞLI OLUŞABİLEN 37 SAĞLIK PROBLEMİ

 11880498_10153428996480340_1974507017795510007_n[1]

1. Adrenal Yetmezlik — Bir süre devam eden kronik stres, aksiyete ve panik atakları takiben adrenal yetmezlik başgösterir ki günümüzde salgın boyutuna ulaştığı görülüyor. Adrenalin, noradrenalin ve (kronik stres durumunda yükselen) kortizol, bu üçü magnezyum tüketiyor. Stres yüzünden bir yandan idrardan magnezyum atımı da artınca eksiklik daha da vahim hale geliyor. Günümüzde ağızlardan düşmeyen ve bu yüzden anlamını yitirmiş gibi gözüken “stres” kelimesini yabana atmayalım; hepimiz hergün fiziksel, zihinsel ve duygusal stres altındayız ve bunun her bir gıdımı magnezyum çalmakla meşgul bizden.
2. Alzheimer Hastalığı — Magnezyum beyin hücrelerinde birikme yapan uygunsuz kalsiyum ve ağır metaller yüzünden oluşan sinir sistemi iltihabı (nöroinflamasyon)’u bloke eder. Magnezyum daha iltihap belirmeden görev başındadır zaten; hücre iyon kanallarını bekler, ağır metallerin girişini engeller.
3. Anjin — Anjin ağrısı kalp kaslarındaki şiddetli spazmdan kaynaklanır ki bu da aslında magnezyum eksikliğinden kaynaklı bir durumdur. Kalp karıncıkları vücudumuzda en yüksek magnezyum miktarına sahip yerimiz, ki bu da magnezyumun kalbin pompalama fonksiyonu için neden bu denli önemli olduğunu açıklıyor.
4. Anksiyete ve Panik Ataklar – Normal koşullarda adrenal stres hormonlarını kontrol altında tutuyor magnezyum (Mg). Adrenaller gereğinden az magnezyum yüzünden korumasız kaldığında, vücudun “vur ya da kaç” yanıtı vermesini sağlayan hormonlar olan adrenalin ve noradrenalin çok daha kolay tetiklenir oluyor ve gerçekleşen düzensiz ve ani yükselişler yüzünden de nabzımız yükseliyor, tansiyon çıkıyor ve kalp çarpıntıları oluşuyor. Hatta, magnezyumdan ne kadar eksiksek adrenalin salgısı da o denli abartılı oluyor. Adrenalin deyince, vücutta bir düzinenin üstünde ana metabolik işlemde doğrudan payı var bu hormonun ki bunlardan bazıları kalbin atım hızı, tansiyon, damar büzülmesi ve kas kasılması örneğin. Bunların herbirinin işlevi için magnezyum gerekiyor. Strese bağlı olarak bu belirtiler devam ettikçe vücut magnezyum depolarını boşaltıyor. Magnezyum sinir sistemini yatıştırıyor, kasları gevşeterek gerginliği alıyor, anksiyete/kaygı ve panik atakların azalmasına yardımcı oluyor.
5. Artrit — Ağrı ve enflamasyon (iltihap), artritin magnezyuma yanıt veren iki ana belirtisi.
6. Astım – Mg eksikliği durumunda hem histamin üretimi hem de bronşiyal spazmlar artıyor.
7. Ateroskleroz – Kalsiyum birikintisiyle oluşan damar sertliği — Kalsiyumun çözülmesini sağlamak ve kanda çözülebilir halde tutmak için magnezyum gerekli. Birlikte çalışıp kalsiyumu ait olduğu yere, yani kemiklere yönlendirernler Magnezyum ve K2 vitamini.
8. Bağırsak Hastalıkları – Mg eksikliği durumunda bağırsak hareketleri de yavaşlayarak kabızlığa götürebiliyor, ki bu da toksisite, besleyici ögelerin emiliminin yapılamaması gibi sorunların yanısıra kalınbağırsakta kolit, divertikül iltihabı ve Crohn hastalığı belirtilerinin oluşumunu tetikleyebiliyor.
9. Başağrıları — Boyun ve baştaki kaslarda oluşan gerginlik ve spazm gerek lokal uygulama gerekse ağızdan alma yoluyla magnezyum terapisiyle ortadan kaldırılabilir.
10.. Beyinde İşlev Bozukluğu — Magnezyumun beyne faydalı etkilerinin geniş özeti için Magnesium in the Central Nervous System kitabında sayfa xxxii’ye bakınız.
11. Böbrek Hastalığı – Mg eksikliğinin aterosklerotik böbrek yetmezliği oluşumunda payı var. Mg eksikliği lipid (yağ) seviyelerinde anomaliye ve böbrek nakli yapılmış hastalarda kan şekeri kontrolünün bozulmasına sebep oluyor. Böbrek hastalarının doğrudan hücrelere geçecek şekilde pikometrik birim ölçüsüyle magnezyum almaları son derece önemli.
12. Böbrek Taşları — Özellikle de ortağı B6 vitaminiyle beraber alındığında magnezyumun böbrek taşı oluşumunu önleyici ve tedavi edici etkisine kitabının 11. bölümünde geniş yer veriyor Dr. Dean.
13. Depresyon – Ruh halimizin iyileşmesine, kendimizi iyi hissetmemize yarayan serotoninin oluşumu magnezyuma bağlı. Magnezyum açlığı çeken bir beyin alerjenlere, akıl hastalığına benzer belirtilere yol açabilecek yabancı maddelere de açık hale geliyor.
14. Detoksifikasyon – Magnezyum; cıva, alüminyum ve kurşun gibi ağır metal ve toksik maddelerin vücuttan atılımı için elzem. Kendisi glutatyon üretimi ve karaciğerdeki P450 detoksifikasyon sistemlerinin çalışmasında rol alan bir eşfaktör. MgATP, önemli GSH ve tiyol detoks yollarına enerji sağlıyor.
15. Diyabet – Magnezyum, insülin sekresyonunu destekliyor, karbonhidrat metabolizmasını sağlıyor ve insülinin glükozu hücre içine taşımasına olanak sağlıyor. Bu olmadığı takdirde glükoz ve insülin kanda birikme yaparak çeşitli şekillerde doku hasarı oluşturuyor. Tirozin kinaz, insülinin hücreye girişi için gerekli bu enzim magnezyuma bağımlı çalışıyor. Glükoz metabolizması için gerekli on enzimin yedisi yine magnezyuma bağımlı çalışıyor. Magnezyum olmadan ne insülin yapmak ne de sekresyonunu sağlamak mümkün.
16. Diş çürüğü – Mg eksikliği tükrükte sağlıksız bir fosfor-kalsiyum dengesi yaratır ki bu da dişlere zarar verir.
17. Enflamasyon (Yangı, İltihap) — Time dergisinin meşhur 2004 sayısı halkı şöyle uyarıyordu: “Gizli Katil: Enflamasyon ve Kalp Krizi, Kanser, Alzheimer’s ve Diğer Hastalıklar Arasındaki Şaşırtıcı İlişki”. Çoğu ilaç firması artık kolesterol yerine kalp hastalığına yol açan faktör olarak enflamasyonu benimsemiş durumda. Enflamasyona gerçekte neyin yol açtığını bilmedikleri iddiasındalar, ancak tabii bu onları yine de enflamasyonu baskılayıcı ilaçlar üretmekten alıkoymuyor. Açıkça kabul etmeye yanaşmadıkları şey ise şu: Kalsiyum felaket derecede enflamasyon yapıcı, magnezyum ise tam tersi, son derece anti-enflamatuvar, yangı alıcı, iltihap önleyici mineraller.
Dr. Dean’in derin endişesi ise araştırmacıların enflamasyon reseptörlerini bloke etmeye çalışırken bizzat kendileri enflamasyona yol açan ilaçlar kullanıyor olmaları. Yapmaları gereken William Weglicki ve Terry Phillips’in, enflamasyon silsilesinin birbirini takip eden bütün aşamalarının (P maddesi, interlökinler, tümör nekroz faktörü, kemokinler ve sitokinler) magnezyum eksikliği durumunda ağırlaştığını kanıtladıkları araştırmaları dikkate almak.
Bilinmesi gereken nokta şu: Enflamasyonu tetikleyen magnezyum eksiliği ve rölatif kalsiyum fazlalığıdır.
18. Halsizlik – Mg eksikliği olan hastalarda sıklıkla karşılaşılan bir şikayet halsizlik, çünkü vücutlarındaki düzinelerce enzim sistemi bu eksiklik yüzünden randımanlı çalışamıyor. Vücutta enerji üretimi için en önemli faktör ATP ve bir magnezyum iyonuna bağlı olmadığı takdirde ATP biyoloijk olarak aktif hale geçemiyor.
19. Hazımsızlık — Mideye girenleri asidifiye eden gastrik proton pompası magnezyumsuz çalışamıyor.
20. Hipertansiyon – Vücutta magnezyum eksik kalsiyum da gereğinden fazlaysa, kan damarlarımızdaki kaslar spazm geliştirip kan basıncının artmasına neden olabilir. Bu arada kolesterol de yükselirse, magnezyum yetmezliğine bağlı olarak gidip kan damarlarındaki kalsiyuma bağlanabilir ki bu da tansiyonun daha da yükselmesini sağlar.
21. Hipoglisemi — Magnezyumun dengeleyici etkisi sayesinde kana birden gereğinden fazla insülin salınması ve buna bağlı olarak kan şekeri düşüklüğü ile bağlantılı belirtilerin ortaya çıkması engellenir.
22. İnsomni – Kaslarda rahat bir uyku uyuyamızın önüne geçebilecek gerginliği alıyor magnezyum. Ayrıca, Mg düzeyi yetersizse, uyku regülasyonundan sorumlu melatoninin üretim aşamalarında aksaklıklar meydana geliyor.
23. İritabl Bağırsak Sendromu — Dr. Dean, IBS for Dummies adlı kitabında IBS’de görülen ağrı ve sancıyı almak için neden magnezyuma ihtiyaç olduğunu anlatıyor. Biraz daha laksatif formları kullanıldığı takdirde magnezyum ayrıca IBS ile ilintili kabızlığı da ortadan kaldırabiliyor.
24. Kadın Hastalıkları ve Doğum Alanındaki Problemler – Magnezyum şu sorunların önlenmesi ve tedavisinde etkilidir:
a. ‘Adet Öncesi Sendromu’
b. Dismonere (adet esnasında kasıklarda şiddetli ağrı/sancı hissedilmesi)
c. Gebelikte erken sancılanma (bu durum magnezyum eksikliğine bağlı kas spazmlarından kaynaklanıyor olabilir)
d. Kadın İnfertilitesi (fallop borusundaki spazmları ortadan kaldırmak yoluyla)
e. Preeklampsi ve eklampsi (derialtı dokularında -ödeme uzanmak üzere- su tutulmasını, yüksek tansiyon ve eklampsi nöbetini geçirir)
f. Serebral Palsi (beyin nöronlarındaki harabiyet nedeniyle ilk yaşlardaki çocuklarda görülen, her iki bacakta spastik sertlik, zaman zaman gelen konvülsiyon nöbetleri, istemli hareketlerde düzensizlik ve zeka geriliği ile belirgin konjenital defekt)
g. Ani Bebek Ölümü Sendromu
h. Erkek İnfertilitesi (sağlıklı meni önemli miktarda magnezyum ve çinko ihtiva eder)
25. Kalp hastalığı – Kalp, özellikle de sol karıncık vücutta magnezyumun en yüksek oranda bulunduğu yer. Kalp hastası olanlarda magnezyum eksikliği sık rastlanılan bir durum ve magnezyum desteği alındığı takdirde kalp hastalığı riski azaltılabiliyor. IV magnezyum, yani damardan magnezyum kalp krizinin başında verildiği takdirde miyokart enfarktüsü hasarını ve kardiyak aritmiyi önlenebiliyor.
Dr. Dean, başından beri sorun magnezyum eksikliği iken çok sayıda insana kalp hastalığı teşhisi konarak çoğu kez en aşağı altı farklı ilaç tedavisine başlatılmadığını ve elbette çok geçmeden bu hastaların kalp yetmezliğine gittiğini, bunun da kendisini son derece endişelendirdiğini söylüyor. Üstelik, kalp hastalarına önerilen ilaçların çoğu da vücuttan magnezyum çalan ilaçlar. Statinler bilhassa hasar oluşturan ilaçlar, zira bunlar çokça magnezyuma bağlanıp vücutça kullanımını engelleyen flor bileşikleri.
26. Kan pıhtıları – Magnezyum kanda pıhtılaşmayı kan inceltici ilaçlardan farklı bir mekanizmayla, kalsiyum fazlasının pıhtı oluşumunu tetiklemesini engellemek suretiyle önlüyor ve gerek olduğunda kandaki pıhtılaştırıcı faktörlerin doğal yoldan dengelenmesini sağlıyor.
27. Kas-iskelet sistemi sorunları – Yetersiz magnezyum diğer yandan kalsiyumda rölatif fazlalıkla birleştiğinde vücudun herhangi bir kasında uzun süreli kasılmaya yol açacaktır. Aşağıda verilen kas-iskelet sistemi sorunlarının hepsi magnezyum terapisine yanıt vermektedir:
a. Kas krampları
b. Fibrozit (bağ dokusunun iltihabı)
c. Fibromiyalji (inatçı adale ağrıları, yorgunluk ve vücutta bazı hassas ağrılı noktalarla karakterize bir hastalık)
d. Gastroentestenal spazmlar, safrakesesi spazmları — bunlar cerrahi müdahale gerektirebilecek durumlardır
e. Ruhsal gerilime bağlı olarak saçlı deri, boyun ve yüz kaslarındaki devamlı kasılma veya gerilme sonucu gelişen baş ağrıları.
f. Kas spazmları, vücudun herhangi bir kasında oluşabilecek çekilmeler.
g. Kronik boyun ve sırt/bel ağrısı.
28. Kolesterol Yükselmesi — Dr. Dean 1970’lerin ortalarında tıp eğitimi alırken normal kolesterol seviyelerinin 245 mg/dL civarında olduğunu söylüyor. Kitabının ilk baskılarında (ilki 2003’te çıkıyor) normal seviye 180-220 mg/dL olarak geçiyor. Şimdi ise tıp kurumları kolesterolün 200 mg/dL’in (5.2 mmol/L) altında olması gerektiğini söylüyor.
Yeterli miktarda kolesterol varken HMG-CoA redüktazının (herhangi bir kimyasal maddenin indirgenmesini kolaylaştıncı enzimin) aktivitesini yavaşlatmaktan sorumlu mineral Magnezyum. Statin ilaçlarının bir yandan magnezyum eksikliği oluştururken diğer yandan hedefe alıp ortadan kaldırmaya çalıştığı enzim de bu.
29. Migren — Serotonin dengesi Mg’ye bağlı. Serotonin eksikliği migren ağrıları ve depresyona yol açabiliyor. Migreni oluşturanın beynin incecik kılcal damarlarını tıkayan kan pıhtıcıkları olduğu söylenir. Magnezyum, kalsiyumun kanı gereğinden fazla pıhtılaştırmasına engel olur. Damardan ve ağızdan alındığı takdirde magnezyum migreni önleyebilir ve geçirebilir.
30. Osteroporoz – İster D vitamini ile birlikte ister D vitaminsiz alınmış olsun, yüksek doz kalsiyum takviyesi yanında dengeleyici miktarda magnezyum alınmadığı takdirde kemik kaybına giden bir dizi biyolojik olay başlatır.
31. Parkinson Hastalığı — Magnezyum, beyinde kalsiyum kalıntılarının yarattığı nöroenflamasyonu (sinir sistemi iltihabını) bloke eder.
32. Raynaud Sendromu – Mg el parmaklarında ağrı ve uyuşmaya yol açan spastik kan damarlarının gevşemesine yardımcı olur.
33. Reflü — Yemek borusunun mideye giriş yerindeki kapakçıkta oluşacak spazm reflüye neden olabilir. Magnezyum yemek borusu spazmlarını ortadan kaldırır.
34. Sinir Sistemi Problemleri — Magnezyum yetersiz, kalsiyum da göreceli olarak fazla yüksekse vücudun herhangi bir yerindeki sinir hücreleri uzun süreyle aşırı uyarılacak demektir. Magnezyum vücuttaki şu sinir rahatsızlıklarını ortadan kaldırır:
a. Yanma
b. Kas güçsüzlüğü
c. Uyuşma, hissizlik
d. Paralizi ve hassasiyet
e. Karıncalanma, iğnelenme
f. Seğirme
g. Vertigo ve kafa karışıklığı, oryantasyon bozukluğu
35. Sistit — Magnezyum eksikliği varsa enfeksiyon halinde idrar kesesi spazmları oluşur. Spastik mesane sık idrar çıkma durumu oluşturabilir.
36. Spor İncinmeleri — Ağrı, enflamasyon, kas spazmı, kas gerginliği ve yırtık gibi incinmelerin tümü magnezyumla geçirebilir.
37. Spor Sonrası Toparlanma — Magnezyum laktik asit birikimini azaltarak, antrenman sonrası vücutta ağrı-sızıyı engeller.

Bu bilgiler Dr. Carolyn Dean’in 2014 basımı The Magnesium Miracle kitabından alınmıştır.

11880498_10153428996480340_1974507017795510007_n[1]

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Su İçmeyi Sevdiren Karışım…

12717825_554940691339214_8227162696732528127_n[1]

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »