BEDENİNE KULAK VER! HASTALIKLAR TESADÜF DEĞİL

Kadın, Insan, Çifti, Adam, Yüz, Vücut, Dudaklar, Ağız
Bedenimiz bizimle konuşur. Hangi alanlarda ruhsal olarak yanlış yaptığımızı ve enerjimizi doğru kullanmadığımız gösterir.

Hastalık çok normal karşılanır ve hayatın bir parçası olarak görülür. Aslında sağlıklı olmak normal olandır. Beden ruh ve zihin dengesini oturtmuş olan bir kişinin hasta olması mümkün değildir.

Doğal halimiz sağlıklı olmaksa neden bu kadar hastalanıyoruz?

Hastalık varlığımızdaki bir dengesizliğin dışa vurumudur. Bedenimiz hasta ise bir parçamız hasta demektir.

Beden ruhumuza ayna tutar. Düşüncelerimiz, ruh halimiz duygusal iniş çıkışlarımız ve negatif enerji ile sürekli içli dışlı oluşumuz hastalıklara davetiye çıkarır. Sürekli olarak ilaç kullanır ve bedenen yaşımızdan çok ileride görünür olmamıza neden olur. Yıpranırız.

Bedenimizin yüce bir bilgeliği vardır ve bizi korumak üzere muhteşem bir düzende çalışır.
Bedenimiz oldukça dayanıklıdır ve aslında hastalık son aşamadır. Bu ortaya çıkmadan önce pek çok belirti ortaya çıkar ama biz bunları görmezden geliriz ve ruhsal düzeyde ne anlama geldiğine odaklanmayız.

Örneğin öksürük ve içimizi dökme, iletişim kurma ihtiyacı konusunda bağlantı kurmayız. Onun yerine öksürük şurubu alarak içsel çatışmamızı bastırırız.

Organlarımıza baktığımız zaman uyum ve dengenin evrenin en önemli yasası olduğunu fark ederiz. Bu uyum ve dengeyi bozan ise negatif enerjilere odaklanan düşüncelerimizdir. Hastalık bu düşüncelerden doğan zehirli duygular ve ruhumuzla olan kopukluğumuzdan kaynaklanır.

Düşünce kalıpları ve organlara etkileri…..

Mide:
Çok duygusal bir organdır. En çok korku duygusuna tepki verir. Midedeki rahatsızlıkların temelinde yaşadıklarını sindirememe yatar. Yeniliklere karşı duyulan korku ve kendini güvende hissedememe durumu en çok mideyi etkiler. Mide bulantısı hayatın hep kötü deneyimler getireceği inancı ile oluşur. Mide ekşimesi ise yaşam sürecine güvenememekten çıkan sıkıştırıcı korkudan kaynaklanmaktadır.

Beyin:
Bedenin komuta merkezi beynimiz en çok öfkeli düşüncelerden ve yaşadıkları için herkesi suçlayan ve affedemeyen inanç kalıplarından etkileniyor. Beyin bilgisayarındaki yanlış inançlar ve eski düşünce kalıplarını yenilemeyi reddetme beynin işleyişini bozuyor. Yeni fikirlere açık olmak ve yenilenmeyi kabul etmek beynin her daim tam kapasite çalışmasına yardımcı olur. Bunun yanı sıra beyin için öfke çok zararlı bir duygudur. Öfkeye kapılıp sürekli şiddet içeren olaylar ve durumlar düşünmek beyni bir sis gibi kapatıyor. Sürekli şiddetle iç içe olan insanları zihinleri bulanıklaşır ve uzun vadede bu bulanıklık beynin işleyişinde bozulmalara sebep olabilir. Bu sebeple huzur veren görüntülerden beslenmek ve sakinlik beynin en sevdiği besinlerdir diyebiliriz.

Böbrekler:
Zamanında halledilmemiş tüm sorunlar böbreklerde bir tortu olarak birikir. Bu nedenle geçmişi şifalandırma ve geçmişimizle barışma en çok böbreklere iyi gelir. Böbrekler su elementi ile yakından bağlantılı organlardır ve geçmişimizde dökemediğimiz göz yaşları içimize attıklarımı bu organda bozulmalara yol açar. Ruhsal olarak bize iyi gelenle gelmeyeni seçen de böbreklerdir. Kendisi için doğru olmayanı bile bile seçen ve bu durumdan dolayı üzüntülü duygularla içli dışlı yaşayan kişilerin böbrek sorunları yaşamaları olasıdır. Ayrıca böbrekler yıkıcı eleştiriden, başarısızlıkların yarattığı korkudan ve düşük öz güvenden en çok etkilenen organımızdır. Atalarımızdan gelen karmik etkiler ise en çok bu organlarda kendini gösterir.

Kalp:
uzun süren duygusal tatminsizliklerin ve sevgiyi yaşayamamanın en çok etkilediği organdır. Kalp rahatsızlıklarının temelinde aşırı duygusal ve zihinsel gerilim altında olduğuna inanç yatmaktadır. En önemlisi ise sevinç duyamamadır. Kalbin katılaşması diye tabir ettiğimiz bu dıurum hayattan keyif alamama ve sevinememedir. Klasik manada hep söylenen sigara ve alkol tüketiminden çok bu durum kalbe zarar verir.

Karın bölgesindeki ikinci beyin:
(bağırsaklar)
Korku, sevinç ve üzüntü gibi duygulardan çok etkilenir. Bilgelik ve farkındalık ile ilgili çalışmalarda hep karın bölgesine odaklanılır. Bunun nedeni sonsuzluğun saf gücü, ikinci beynimiz sayesinde bizimle bağlantıda olmaya devam eder. Karın bölgesinde enerji zayıflığı olan insanlar cansız, moralsiz, depresyonlu, kendini gerçekleştiremeyen, hayatın kendisine verdiklerinden öfke duyan kişilerdir. Tam aksine bu bölgede canlı enerji taşıyan insanlar cesur, atılgan ve akışkandır.

Bir kişi gereğinden fazla kiloluysa ve vücudunda yağ birikimi varsa bu her zaman korkudan kaynaklanır.

Obezite tarzı durumlarda bu korku genellikle hor görülme, beğenilmeme, kabul edilmeme, dışlanma korkusudur.

Kilo problemleri ve ruhsal nedenleri ….

Genellikle yaşamın ilk yıllarında etrafındakilerin yüksek talepleri ve beklentileri ile çevrelenen kişiler büyük sıkıntılar yaşar. Çoğunlukla bu beklentileri karşılayamayan bu kişiler kendilerini yetersiz ve aşağılanmış hissedebilirler. Etrafındaki kişileri tatmin edemediklerini düşünüp derin bir umutsuzluğa kapılabilirler. İşte vücutta biriken bu yağlar bu kişilerin etraflarına ördükleri koruyucu bir zırhtır. Kendilerini anne ve baba gibi yakın ilişkilerden koruyamayan ve özellikle ebeveynlerinin yüksek beklentilerine maruz kalanlar şişmanlayarak ve yağ biriktirerek kendilerine fiziksel bir bariyer örerler. Kısacası fazla kilo negatif enerjiden kaçma ve korunma isteğinde kaynaklanmaktadır. Ayrıca başkaları tarafından desteklenmeyi bencillik olarak algılayanlar, vericilikleri üst noktada olanlar ve çevresinden enerji alamayan kişiler fazla kilo alarak bu durumlara tepki gösterebilirler.

Kilo probleminin ruhsal anlamdaki çözümü kendini sevme ve her şeyi ile kabul etmede yatıyor.
Bedenimizin çevresinde bizi korumak için zırh görevi gören yağlara artık ihtiyacımız olmadığına inanmak gerekiyor. Bunun için hayata güvenmeyi ve zarar görmeyeceğimizi bilinçaltı düzeyde bilmeye ihtiyacımız var.

HASTALIKLAR

Kanser:
Bu çok yaygın hastalığın kökeninde bizi içten içe yiyip bitiren ve bir türlü çözümleyemediğimiz problemler yatmaktadır. Bu problemleri yaratanlara karşı derin bir öfke ve affedememe söz konusudur. Kanser hastalığına yakalanmış kişilerin bu kronikleşmiş problemleri çözmek yerine her şeyi olduğu gibi bıraktıkları, çünkü değişimin getireceği acıdan kaçtıkları ortaya çıkmıştır. Uzun süren kızgınlıklar, affedememe, çözümlerden kaçınma bu insanları yer bitirir. Hastalık oluşmadan önce, hatta oluştuktan sonra bile, ruhsal nedenler iyi anlaşılırsa kanser ölümcül olmaktan çıkabilir.
İlk adım affetmektir. Geçmişten gelen öfkeyi salıvermek, acılı da olsa değişim gerekiyorsa değişimi göze almak gerekir. Katı yargılardan uzaklaşarak suç veya suçlu aramamak gerekir. Tüm bunlar başarılırsa böyle bir hastalık da oluşmayacaktır.

Kalp Krizi:
Kalp yaşamın merkezinde durur ve bu çok önemli organ en çok sevgi ile var olur. Kalp krizi ve kalp rahatsızlıklarının temelinde sevgi alışverişindeki aksaklıklar yatar. Sevgi alışverişi dengeli olmalıdır. Bir insan sürekli sevgi veriyor ama karşılığında yeterince sevilmediğini hissediyorsa kalpte rahatsızlıklar baş gösterebilir. Sevgiyi sürekli dış kaynaklarda arayan kişi, kendini sevmeyi beceremiyorsa, kendini iyiye, güzel ve sevgiye layık göremiyorsa kalp krizine açık hale gelir. Ayrıca hayattan keyif alamama, hiç bir şeyin zevk verememesi, kısaca neşenin eksikliği de çok tehlikelidir.
Kalp krizi en fazla daha çok para kazanmayı ve mevki uğruna yaşamın zevklerini unutan ve hayatı tatsızlaşan insanlarda görülür. Kalp için yapılabilecek en iyi şey sevmeyi tek bir kişiye ya da şeye bağlamadan yaşamayı başarabilmek, yaşamdan tat almayı hayatın merkezine koymaktır.

Migren:
Baş ağrılarının temelinde kendini acımasızca eleştirme yatıyor. Çelişkili düşünceler ve seks bazlı korkular da baş ağrısına neden olabilir. Bu arada medyumik yapıdaki insanlarda ve enerjitik olarak çok açık olan kişilerde de baş ağrıları görülebiliyor.
Migren ise sürekli negatif enerjilere maruz kalan ve ve bundan kendini koruyamayan kişilerde görülüyor. Aynı zamanda kendini baskın altında hisseden kişilerde ya da özellikle birisinin psikolojik baskısına maruz kişilerde görülebiliyor.
Baş ağrıları ve migren için yaşamınızda size rahatsızlık veren kişileri hayatınızdan çıkarma ve negatif enerjinin yoğunlaştığı yerlere gitmemek çok işe yarıyor.
Konsantrasyon, meditasyon ve rahatlatıcı çalışmaların iyi geldiğini de unutmamak lazım.

ŞİFA OLUMLAMASI ….

Ben bedenimin farkındayım.
Ruhumun farkındayım…
Zihnimin farkındaayım…
Bu alanları bir bütün olarak algılıyoruç
Dengede oluyorum
Kendim ile birim
Ben kendimin şifacısıyım
Bedenime şifa yansıtıyorum
Ruhuma şifa yansıtıyorum
Zihnime şifa yansıtıyorum
Ben kendimin şifacısyım

BİLGE BEDENİNE SOR …..
Çalışmadan önce birkaç bardak su için lütfen…
Ayakta durarak gözlerinizi kapatın ve bedeninize şunu söyleyin.
Bana “Evet”imi göster; beden sizi öne doğru çekecek
Daha sonra tekrar sor;
Bana “Hayır”ımı göster; beden sizi arkaya doğru çekecek…

Şimdi soru sorabilirsiniz…

Cevabını bildiğiniz bir soru sorun… Örneğin adınız; “Özlem”
Sorun… Benim adım “Zeynep” mi?

Ve gözlerinizi kapatarak bedenden cevabı bekleyin….

Daha sonra özellikle sağlığınız ile ilgili merak ettiğiniz soruları sorabilirsiniz.

Bu arada “Evet”te beden arkaya, “hayır”da öne gidiyorsa bedeniniz çok yorgun demektir. Onu dinlendirin….

Kaynak:
Mistikyol

Bitki Alemi, Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HER SABAH MUTLAKA 1 BARDAK REZENE ÇAYI İÇİN!

Neden mi?

Çünkü rezene hem gaz söktürücü hem de yağ yakıcıdır. Mide ve bağırsak sağlığınız için her sabah rezene için..!

Rezene Çayı ve Faydaları

Bitkinin soğanı, yaprakları ve tohumu genellikle yemeklerde kullanılmakla birlikte özellikle kurutulmuş tohumundan hazırlanan çay hıçkırık gidermekten, aşırı gazın azaltılmasına kadar pek çok rahatsızlığın tedavisinde kullanılmaktadır.

-Mide kasılmalarına iyi gelir
-Safra üretimine yardımcı olur
-Toksinlerin atılmasını sağlar
-Fazla suyun atılmasına yardımcı olur
-Anne sütünü artırır.
-Sindirimi düzenler
-Diş ağrılarını hafifletir
-Libidoyu arttırdığı söylenmektedir
-Göz sağlığını geliştirir
-Yüksek tansiyonu düşürür
-Mide gazının atılmasını sağlar
-Öksürüğe iyi gelir
-Rahim kasılmalarını hafifletir
-İştahı bastırır
-Kolik tedavisinde kullanılır
-Bağırsakları temizler
-Vitamin ve mineral bakımından zengindir
-Bağışıklık sistemini güçlendirir

Rezene Çayı Nasıl Yapılır?

Rezene çayı demlemek için 1 büyük çay fincanına 1-1.5 çay kaşığı rezene tohumu kullanabilirsiniz. Rezene tohumlarını kaşığın tersiyle ezerek kırın ve fincana atın. Su kaynadıktan sonra fincana dökün ve 10 dakika demlenmesini bekleyin. Daha sonra süzerek çayınızı içebilirsiniz. Süzdükten sonra tatlandırmak için limon, taze portakal kabuğu veya bal ekleyebilirsiniz.

Sevdikleriniz için mutlaka paylaşın

kaynak: SAĞLIK HABERLERİ

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Pankreası Arındırmak İçin Yöntemler

 Pankreası Arındırmak İçin Yöntemler

 

Enzim üretimi ve sindirim için temel bir organ olan pankreasın şekli damlaya benzer ve onikiparmak bağırsağına bağlı bulunur. Eğer zehirlenirse veya iltihaplanırsayiyecekleri düzgünce sindirmek oldukça zor bir hal alacaktır. Bu nedenle ona nasıl bakmanız gerektiğini bilmeniz ve bir süreliğine arındırıcı bir diyet uygulamanız gerekir.

Pankreas için arındırıcı diyet

Pankreas nasıl iltihaplanır veye zehirlenir? Pekala, bir veya daha fazla organınızın çökmesine yol açan bir numaralı sebep beslenme alışkanlığınızdır. Ayrıca çevresel dış etkenler de pankreasın fonksiyonlarını etkileyebilir. Mesela, bu etkenlerin tamamı hormonal dengesizliklere ve diyabet gibi rahatsızlıklara yol açabilir. Pankreasınızı sağlıklı tutmak için onu arındırmanız gerekir. Aşağıda bunun nasıl yapılacağını bulabilirsiniz.

1. Tıbbi bitkiler sayesinde toksinlere güle güle deyin

limon zencefil içecek 2

Pankreası temizlemeye başlarken ilk yapmanız gerekenler, alkolü ve sigarayı bırakmak ve bütün abur cubur yiyecekleri beslenme düzeninizden çıkarmaktır.Tabii ki, sigarayı bırakmak her zaman zor bir iştir, ancak göstereceğiniz çaba buna değecektir. Hayatınızın kaybettiğiniz yıllarını tekrardan kazanacaksınız. Ayrıca un, şeker ve tatlı tüketimini de azaltın… Bunların tamamı daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Üstelik pankreası arındırmanıza yardımcı olacak birkaç muazzam tıbbi bitkisel çaylar da vardır:

Zencefil çayı: İltihabı azaltır, vücudunuzu arındırır, sakinleştirici etkisi vardır ve iyi bir antioksidandır.

Yeşil çay: Her gün sabah kahvaltıda ya da öğlenden sonra bir fincan yeşil çay içmeye başlayın. Böylece pankreası arındırmak için yüksek miktarda harika antioksidanlar almış olacaksınız.

Meyankökü çayı: Yiyecekleri daha iyi sindirebilmek için safra üretimini tetikleyen ve sindirime yardımcı olan bir köktür. Etkileri harikadır.

2. Su ve harika meyve suları

kivi smoothie 3

Ayın en az 10 günü boyunca arındırıcı bir diyet uygulamak harika olur. Güne bir bardak limon suyu ve ılık suyla, kiviyle ve bir kase yulaf ezmesiyle başlayın.Özellikle arındırma diyeti uyguladığınız zamanlarda, günde en az iki litre su içmeniz, meyve ve sebze yemeniz gerekir. B vitamini açısından zengin yeşil yapraklı sebzelerin ve vitamin ve antioksidan yönünden zengin olan papaya, portakal, çilek gibi meyvelerin tüketimini arttırın. Pankreas sağlığınız için en iyi meyvelerden biri kivi olmasına rağmen ananas ve papaya suyu da harikadır.

3. Sıcak bir duşun faydaları

rahatlatıcı duş 4

Bu sizi şaşırtabilir, fakat her gün sıcak bir duş almak sindirimi hareketlendirir ve pankreas sağlığınıza iyi gelir. Organın fonksiyonlarını canlandırır ve harekete geçirir. Bu nedenle yatağa gitmeden önce sıcak bir duş almak için tereddüt etmeyin. Sizi rahatlatarak daha kolay uykuya dalmanızı sağlar ve pankreas fonksiyonlarını yeniden harekete geçirir.

4. Duygularınıza özen gösterin ve stresi azaltın

Şaka gibi gözükebilir ama öyle değil. Yaşadığınız endişe ve stres dolu dönemlerin, vücudunuz için çok zararlı olan kortizol hormonu seviyesinin yükselmesine neden olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Örneğin, negatif duygular ve endişeler temel fonksiyonlarınızı değiştirir ve sindirimi etkiler. Bu durum da bağırsakların ve kolonun iltihaplanma riskini arttırır. Saydıklarımızın tamamı pankreas sağlığınızın kötüleşmesine ve midenize enzimler salgılamasına neden olur. Bu faktörlerin hepsini aklınızda bulundurmanız gerekir. Rahatlamaya çalışın, kendinize zaman ayırın, yürüyüş yapın ve sağlıklı beslenin… Pankreasınıza iyi bakmak aslında o kadar da zor bir iş değil.

kaynak: sağlığa bir adım

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kadim Çiçek Gül’ün Faydaları

 

Gül yağı 320 Mhz frekansıyla  en yüksek titreşime sahip  olan esasntır. O yüzden sabah kalkıp bir damla gül yağını gül suyuna karıştırıp koklamak ve cildi temizlemek inanılmaz faydalıdır. (Alara’ya teşekkürlerimle)

 

Gül Yağının Faydaları

  1. Ciltte biriken kir ve yağdan gül yağı vesilesi ile kurtulabilirsiniz.
  2. Hamilelikte oluşan cilt lekelerinden gül yağı ile kurtulabilirsiniz.
  3. Göz kanlanması ya da göz nezleniz var ise, gül yağı kullanımından sonra şikayetlerinizin birçoğunun geçtiğine şahit olabilirsiniz.
  4. Makyaj temizleyici olarak gül yağı kullanabilirsiniz.
  5. Kabızlık probleminiz var ise, gül yağı kullanabilirsiniz.
  6. Sabah ve akşam cildinize kullandığınız gül yağı, cildinizi canlandırır ve gençleştirir.
  7. Egzama, açık yara ve alerjik ciltlerin tedavisinde gül yağı kullanılır.
  8. Gül yağını su ile karıştırıp ağız gargarası olarak kullanabilirsiniz.
  9. Gül yağının antiseptik ve mikrop kırıcı özelliği vardır.

 

Gül Yağının Cilde Faydaları ve Kullanımı

Gül yağı faydaları konusunda size biraz bilgi verdik. Şimdi de gül yağının kullanım şekli ile ilgili bazı detayları sizlerle paylaşalım:

  • Cildinizin daha parlak ve canlı olmasını sağlamak için; Parmağınıza üç dört damla gül yağı dökerek cildinize masaj yapabilirsiniz.
  • Vazeline yedi sekiz damla gül yağ damlatarak bunu cildinizdeki çatlakları tedavi etmekiçin kullanabilirsiniz.
  • Saçlarınızda kepek problemi var ise, şampuanınızın içine on damla gül yağı damlatabilirsiniz. Böylece hem saçlarınız beslenecek, hem de kepek problemi ortadan kalkacaktır.
  • Banyo suyuna 15 damla gül yağı katarak aromaterapi etkisi yapabilirsiniz.
  • Gül yağı ve zeytinyağını karıştırarak cildinize masaj yapabilirsiniz. Böylece cildinizin ihtiyacı olan nemi almasını sağlarsınız.
  • On damla gül yağını bir bardak suya damlatıp doğal bir ağız gargarası elde edebilirsiniz.
  • Saç fırçasına dört damla gül yağı damlatıp, saçınızı bu tarakla taradığınız zaman saçlarınız canlanır ve beslenir.

 

Gül Yağının İyi Geldiği Hastalıklar

Gül yağı bazı hastalıklara da iyi gelmektedir. Bu hastalıkları şöyle sıralayabiliriz:

  1. Tahriş olmuş alerjik ciltler ya da egzamalı ciltler için gül yağı kullanabilirsiniz. Ciltteki kızarıklıkların zamanla azalır.
  2. Tıkanıklık, astım, öksürük, yüksek ateş gibi hastalıklara iyi gelen gül yağı, çok uzun zamandır bu hastalıkların tedavisi olarak tavsiye edilir.
  3. Burkulma, ödem, kramp ağrıları için soğuk ya da sıcak kompres uygulaması yapabilirsiniz. Bu kompreslerde suya dört ya da altı damla gül yağı damlatmanız yeterli olacaktır. Gül yağı ağrı kesici bir özelliğe sahiptir.
  4. Gül yağı kan dolaşımını hızlandırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Muhteviyatında gül yağı olan masaj yağlarını kullanabilirsiniz.
  5. Hafif derecedeki depresyonlar için gül yağı tavsiye edilir. Özellikle banyolarda aromaterapi gibi kullanılan gül yağı, huzurlu ve rahat olmanızı sağlayacaktır.
  6. kaynak: faydalı bilgiler sitesi

 

Gül Yağının Zararları

  1. Gül yağının alerjik sebepler olmadığı sürece bilinen bir zararı yoktur.
  2. Gül yağını gündüzleri cildinize sürmekten kaçınınız. El ve yüz kısmına sürdüğünüzde güneş görürse ciltte leke oluşturabilir.
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

VÜCUTTA ASİDİTE GÖSTERGELERİ NELERDİR?


Ne kadar az asitik isek, o kadar sağlıklı kalabiliyoruz…
• Kronik yorgunluk, kuvvet kaybı
• Fazla mukus üretimi
• Sürekli olan burun tıkanıklığı
• Enfeksiyonlara yatkınlık
• Heyecanlı, sinirli ruh hali, asabiyet
• Alınganlık
• Kuru ve güçsüz saçlar
• Baş ağrısı
• Eklemlerde ağrılar
• Kas ağrıları
• Kemiklerde zayıflık
• Sık sık oluşan uçuklar
• Yumurtalık kisti
• İyi huylu göğüs kistleri
• Tekrarlayan soğuk algınlığı, grip
• Böbrek taşları
• Zayıf bağışıklık sistemi
• Dışkılama problemi
• Sindirim bozuklukları

Kaynak: sağlıkla kal

Fatoş Pabuççu Tuncay

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kemik Erimesine Karşı 10 Etkili Yol

 

Vatandaş arasında “kemik erimesi” olarak da bilinen ve kemik kütlesinde eksilme ile kemik kalitesinin bozulması nedeniyle gelişen osteoporoz, dünyada her 3 kadından birinde ve her 5 erkekten birinde görülen bir rahatsızlıktır.  Aslında osteoporoz çok önlenebilir ve tedavi ile giderilebilir bir rahatsızlıktır.

Acıbadem International Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Güneş, osteoporozdan sakınmak için almanız gereken tedbirleri anlattı.

 

  1.  Her Gün 2 Bardak Süt Veya Yoğurdu UnutmayınKemik büyümesi kesildikten sonra yüksek kalsiyum alınması kemikleri güçlendirmese de, kaybı önlemek adına ömür boyu yüksek kalsiyum almak gerekiyor. En iyi kalsiyumun kaynakları da kesinlikle süt, yoğurt ve peynirdir. Günde ortalama yiyeceğiniz ve içeceğiniz 4 porsiyon süt, yoğurt ve peynir, vücudunuzun ihtiyacı olan 1000 mg kalsiyumu sağlayacaktır. Bunun için ise günde 2 bardak süt veya yoğurt ile 2 kibrit kutusu (Yaklaşık 60 gram) peynir yemeyi ihmal etmeyin.

 

  1.  Haftada 2 Gün Kurubaklagil TüketinKalsiyumun ile beraber fosfor da kemik gelişimimiz için oldukça değerli minerallerdendir. Kurubaklagiller ve yeşil yapraklı sebzeler fosfor bakımından oldukça zengin kaynakları oluşturuyor. Haftada 2 gün kurubaklagil yemeğini yemek listenizden eksik etmeyin. Yeşil yapraklı sebzeler de fosfor bakımında zengin besinlerdendir. Bu sebeple her gün ana öğünlerinize mutlaka yeşil yapraklı sebzelerden yapılan salataları yemeyi unutmayın.

 

  1.  Çay Veya Kahve Yerine Bitki Çayı İçinKafein idrarla kalsiyum atımını yükselterek kemik kaybına neden oluyor. Kafein barındıran çay ve kahve de kalsiyum barındıran ürünlerle birlikte tüketildiğinde, kalsiyumun emilimini bozarak kemik sağlığını olumsuz olarak etkiliyor. Yediğiniz ve içtiğiniz süt, yoğurt ile peynirdeki kalsiyumun emilimini önlememek için bilhassa kahvaltılarda çay ve kahve yerine ıhlamur tarzı bitki çaylarını kullanın.

 

  1.  Ceviz, Fındık Veya Badem Yiyin Ama Dozunda!Kemik gelişimi için hayati önem arz eden minerallerden birisi de magnezyumdur. En az kalsiyum ve fosfor kadar magnezyum eksikliği de kemik kaybını arttırıyor. Ceviz, fındık ve badem benzeri kuruyemişler magnezyumun fazlaca bulunduğu kaynaklardandır. Fakat içerisinde bulunan yağ sebebiyle tüketim miktarına dikkat etmenizde yarar var. Bundan dolayı bir avuç çiğ fındık, çiğ badem veya 2 tane cevizden fazla tüketmemeye dikkat edin.

 

  1.  İhtiyacınızdan Fazla Protein Tüketmeyin
    Et, tavuk ve balık gibi protein içeriği fazla olan besinlerin aşırı tüketimi kemiklerden kalsiyum atımını arttırıyor. Fakat protein hücrelerimizin birincil yapı taşı ve pek çok mekanizmanın aktivasyonunda rol aldığı için hayati derecede önemli. Bu sebeple protein yönünden fakir beslenmek çok sakıncalı. İhtiyacınız doğrultusun protein almaya özen gösterin. Her insanın; yaşına, cinsiyetine ve günlük aktivitelerine göre protein ihtiyacı kişiden kişiye değişiyor. Ortalama günlük alınması gereken protein miktarı; kilogram başına yaklaşık 0,8 gram’dır.

 

  1.  Tuzu 5 Gramın Altında TüketinTuz’un yapıtaşlarından biri olan sodyum mineralini faza tüketmek çok zararlıdır. Çünkü; ne kadar çok tuz yahi sodyum alırsak, idrarla o kadar çok kalsiyum böbrekler vasıtası ile vücuttan atılıyor. Sodyum miktarını normale çekmek için, günlük tuz tüketimi miktarını 5 gramın altında tutmanız sağlığınız için oldukça önemli. Fazla miktarda alınan tuz ile kalsiyum yanında vücutta potasyum sistemi de zarar görüyor. Salamura halindeki besinlerin, turşuların, cipslerin, salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş et ve et ürünlerinin ve tuz ilave edilmiş sosların sodyum içerikleri yüksek olduğundan bunlardan uzak durmak gerekmektedir.

 

  1. Günde En Az 30 Dakika Egzersiz Yapın
    Sağlıklı kemik sistemi için düzenli egzersiz çok önemlidir. Özellikle; yürüme, hafif koşu, ip atlama, aerobik ve dans kemiklerin yapısını güçlendirmek ve kan dolaşımını düzenleyerek vitamin ve minerallerin kemiklere ulaşması açısından önerilmektedir. Kemik sağlığını korumak ve kemikleri güçlendirmek için her gün en az 30 dakika egzersiz yapılmalıdır.

 

  1.  Güneş Işınlarından Yeterince FaydalanınD vitamini güçlü vesağlıklı kemikler için çok önemlidir. Vücudumuz; D vitamini ihtiyacının yüzde 90 kadarını deri yolu ile güneş ışınları sayesinde elde ediyor. Deride ya da ciltte oluşan D vitamini bu sayede kanımıza geçebiliyor. Geri kalan yüzde 10’luk ise besinlerden sağlanıyor. Yumurta sarısı, karaciğer ve yağlı balıklar D vitamini yönünden zenginler. Ancak güneş ışınları olmaksızın, sadece beslenme yoluyla günlük D vitamini ihtiyacının karşılanması mümkün değil. Bu sebeplerle günde en az 15 dakika süre ile gündüzleri yürümekte fayda var.

 

  1.  Fazla Kilolarınızdan KurtulunKemikler; vücudumuzun ağırlığını taşıyan sistemlerdir. Bu yüzden fazla yağlardan kurtulup ideal kilolarda olmanız, kemiklerinizin taşıdığı yükü azaltacaktır. Ayrıca; Kemik dezenformasyonu ve fıtık gibi sorunların oluşmaması için de fazla kilolardan kurtulmak gerekmektedir.

 

  1.   Sigara Ve Alkolü BırakınSigara ve alkol vücudun kalsiyumu kullanma özelliğini azaltarak kemik yıkımının fazlalaşmasına neden olmaktadır. Ayrıca vücutta ve özellikle kemik sisteminde toksiklenmeyi artırarak, kemik yapısını bozuyor. Bu sebeple; sigara ve alkolü bırakmanız gerekir.
  2. kaynak: şifa evereni
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Enginarın Sağlığa İnanılmaz Faydaları

 

indirim Sistemi: Yüksek oranda besin lifi içeren enginar yaprakları bağırsak hareketi sağlayarak tuvalete çıkmayı kolaylaştırır ve kabızlığı önler.

Kolesterol: Enginarın kolesterol üzerine etkisi ile ilgili yapılan araştırmalar, bitkinin aşırı yüksek kolesterolü olanlarda olumlu yönde etkisi bulunduğu, ancak normal değerlere yakın olan yüksek kolesterolü pek düşürmediği yönünde sonuçlara sahip. Bu araştırmalarda enginarın yaprağı kullanılmış.

Anemi: Demir bakımından zengin olan enginar, demir eksikliği anemisi için tüketilmesi önerilen sebzeler arasında yer alıyor. 1 orta boy çiğ enginar (yaklaşık 128 gr, bütün, yapraklarıyla birlikte) günlük demir ihtiyacının %9’unu karşılayacak kadar (1.6 mg) demir içerir. Bitki bu özelliği ile, anemi tedavisine yardımcı olması için tavsiye edilen doğal demir takviyelerinde “özüt” formunda kullanılmaktadır.

İrritabl Bağırsak Sendromu (Spastik Kolon): Hazımsızlık, ağrı, şişlik ve tuvalete çıkamama gibi problemlere neden olan “splastik kolon” oldukça yaygın olarak görülen fonksiyonel bir bozukluktur. Bu rahatsızlığın kesin bir tedavisi yoktur ve belirtilerinin şiddeti beslenme ile yakından ilgilidir.

Enginar, bazı besinlerle birlikte (kepekli pirinç, tam tahıllı gıdalar, patates, balık, ay çekirdeği, kabak çekirdeği, keten tohumu…) spastik kolon belirtilerinin kontrol altında tutulması için önerilen yiyecekler arasındadır.

Karaciğer: Enginar yaprakları kandaki kolesterol düzeyini belirleyen ana enzimin (HMG CoA-redüktaz) üretimini baskılar. Kandaki kolesterol miktarı normal düzeylere çekildiğinde fazla kolesterolü süzmekle görevli karaciğerin yükü hafifler.

Ayrıca enginarın yaprakları safra akışını uyararak karaciğerin toksinlerden temizlenmesine yardımcı olur. Ancak safra taşı olan kişilerde enginar yaprağı (gıda ya da tablet formunda) belirtileri şiddetlendirebilir.

İdrar Söktürücü: Enginar yaprağının idrar söktürücü etkisi vardır ve fazla suyun vücuttan atılmasına yardımcı olur. Yaprakların içindeki bileşikler mesaneyi uyarır ve sıvının idrar yoluyla atılmasını sağlar.

Hali hazırda idrar söktürücü ilaç kullanıyorsanız, enginar yaprağı yemeniz vücudun susuz kalmasına neden olacak kadar su kaybetmenize yol açabileceği için önerilmez.

Mide Ekşimesi: Enginar yaprağı, göğüste ağrılı yanma hissine neden olan reflü belirtilerini önemli oranda azaltabilir. Safra akışını arttıran enginar, bağırsak spazmlarını azaltarak mide ekşimesini hafifletir. Ayrıca bulantı, kusma, şişkinlik, ve karın ağrısı gibi sindirime bağlı sorunların pek çoğuna iyi gelir.

kaynak: iyi gelen yiyecekler

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Kinoa Mucizesi Nedir ve Faydaları Nelerdir?

kinoa-pismis[1]

2013 yılı Birleşmiş Milletler Tarım Örgütü tarafından “Uluslararası Kinoa Yılı” ilan edildi. Güney Amerika başta olmak üzere ABD ve Avrupa ülkelerinde yaygın olarak tüketilen ancak ülkemizde henüz çok kişi tarafından bilinmeyen kinoa vücut için gerekli tüm amino asitleri içermektedir.

“Kinoa nedir” sorusuna verilecek en kısa yanıt “bir tahıl türüdür” olacaktır. Dünya çapında gün geçtikçe popülerleşmesinin ana nedeni ise “besin değerinin” oldukça yüksek olmasıdır. Pirinç veya arpa gibi pişirilebilir.

Kinoa Faydaları

Tam Protein: Kinoa tohumları tam protein kategorisindedir. Yani vücudun ihtiyaç duyduğu tüm amino asitleri içerir. Tam protein içeren bitkiler oldukça nadirdir ve bu özelliği ile vejetaryenler arasında oldukça popülerdir.

Kinoa, kolesterolü yüksek ve yağ içeren hayvansal protein kaynaklarına göre daha sağlıklı bir protein kaynağı olarak görülebilir.

Kinoa glüten içermez. Bu nedenle Çölyak hastaları ve glütensiz diyet uygulayanlar için önerilir. Kinoa ile glütensiz ekmekler, çörekler hazırlayabilirsiniz.

Kinoa gevrekleri yulaf gevreğine alternatif olarak tüketilebilir.

Kinoa kalorisi çok düşük bir tahıl değildir ancak yine de son yıllarda düzenlenen diyet listelerinin pek çoğunda adının geçtiğini görebilirsiniz. Bunun başlıca nedeni kinoanın protein bakımından zengin olması ve yüksek oranda besin lifi içermesidir. Protein sizi uzun süre tok tutarken besin lifi kan şekeri dalgalanmalarını önleyerek öğünler arasında yaşanabilecek mide kazıntısına engel olur. Ancak fazla kinoa yemek yüksek kalorisi nedeniyle kilo kaybetmenizi zorlaştırabileceği için kontrollü tüketmelisiniz.

Kinoa diğer tahıllardan yaklaşık 2 kat daha fazla besin lifi içerir. Beslenme uzmanları besin lifi bakımından yetersiz beslenmenin yarattığı en büyük sorun olan kabızlığa karşı kinoa öneriyor. Besin lifi aynı zamanda diyabet hastalarında kan şekerinin kontrolüne yardımcı oluyor. Kabızlığın tetiklediği bir diğer sorun olan hemoroide karşı daha fazla kiona tüketerek önlem alabilirsiniz.

Demir minerali bakımından zengin olan kinoa, demir eksikliği anemisi için uygulanan beslenme programlarına eklenebilir. Hücrelere taşınan oksijen miktarında önemli bir rolü olan demir minerali aynı zamanda beyin sağlığı ve zihin açıklığı içinde kritik role sahiptir. Vücut sıcaklığının korunması ve vücudun enerji üretimi demirin metabolizmada kullanıldığı diğer alanlar arasında yer almaktadır. Riboflavin: B2 (Ribofilavin) içeren kinoa beyin ve kas hücrelerinde enerji metabolizmasına katkıda bulunarak vücudun enerji üretimini destekler ve halsizliğe iyi gelir.

Kinoa’da yüksek miktarda bulunan magnezyum mineralinin damarları rahatlatan etkisi vardır ve bu özelliği ile kronik migrene karşı önerilen yiyecekler arasındadır. Magnezyum minerali aynı zamanda tip 2 diyabet hastalarında etkili bir kan şekeri kontrolü sağlar.

Bir antioksidan olan manganez vücudun enerji üretimi sırasında oluşan hücre hasarına karşı koruma sağlar.

Kinoa antioksidan etkisiyle, başta kırmızı kan hücreleri olmak üzere tüm hücreleri serbest radikallerin olumsuz etkilerine karşı korumaya yardımcı olur.

Yapılan araştırmalar düzenli olarak kinoa yemenin total kolesterolü düşürürken HDL (iyi kolesterol) oranını koruduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca kinoada bulunan bazı bileşenler damarları iltihaplı hastalıklara karşı korumaktadır.

Bağırsak Florasını İyileştiren Besinler

 

bağırsak-florası[1]

 

Genellikle, bağırsak sağlığımız çok fazla dikkatimizi çekmez, fakat düzgün ve dengeli çalışamayan bağırsaklar vücut için toksin kaynağı haline gelir ve aldığınız gıdaların besin değerlerini özümseyememeye başlar.

Bu yazımızda, bazı önemli probiyotik besinleri kullanarak bağırsak fonksiyonunu nasıl düzenleyeceğinizi ve florayı doğal yoldan nasıl iyileştireceğinizi anlatacağız.

Probiyotikler

Probiyotikler besinlerin içinde bulunan yaşayan bakterilerdir, doğal bir fermantasyon sürecinden geçerler, ve bu yazımızda bunları açıklayacağız.

Bu mikroorganizmalar bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye yardım eder ve bağırsak floranızı iyileştirir, bunların kötü olma hali zayıf ve dengesiz beslenmeden, antibiyotikten ve bağırsak problemlerinden oluşur.

Her gün probiyotik yemek aşağıda listelenenler gibi bazı sağlık problemlerini iyileştirmeye yardımcı olur:
•Kabızlık
•Midede gaz birikmesi
•Yedikten sonra genişleme, damarlanma
•Crohn hastalığı
•Hassas bağırsak sendromu

Yoğurt

Eğer laktoz intoleransınız varsa yoğurt sizin için çok faydalı olabilir ama bunu çok fazla yiyecekle kombine etmekten kaçınmalısınız. Eğer evde yapıyorsanız çok doğal ve sağlıklı bir yiyecektir. Piyasada satılan boyalı, aromalı ve şekerli yoğurtları satın almamalısınız.

Evde yoğurt yapmak düşündüğünüzden daha kolay bir iştir. Bir çok dükkanda yoğurt yapan makineleri bulabilirsiniz, fakat aslında hiç makineniz olmadan da kolaylıkla yoğurt yapabilirsiniz.

Evde yoğurt yaparak kaliteli süt kullanmak ve tasarruf etmek gibi diğer faydalarını da görebilirsiniz. Sağlıklı ve ayrıca aroması da çok lezzetlidir.

Kefir

Kefir yoğurttan daha sağlıklı ve sindirici bir besindir, bunun sebebi ise içinde yaşayan zengin mayalar ve az laktozdur. Biraz asidik bir tadı vardır fakat az miktarda bal veya agav şurubu ekleyerek kefiri tatlandırabilirsiniz.

Kefir; süt (inek, keçi, kuzu sütü vs.) ile beraber bir kapta saklamanız gereken yaşayan bir mantardır. 24 ve 48 saat arasında süzün, sonra da için veya buzdolabında yine sütle beraber fermente olabilecek şekilde saklayın.

Şunu unutmamak da önemlidir, laktozu düzgün sindiremeyen fakat fermente edilmiş laktoz ürünlerini çok iyi sindirebilen insanlar vardır.

Lahana Turşusu veya Fermente Edilmiş Lahana

Lahana turşusu Almanya ve Polonya gibi Avrupa ülkelerinde tipik bir besindir, et ve balığa üzerine süs gibi eklenerek sindirimi çalıştırır.

Lahana yapraklarının su ve tuza yatırılıp fermente edilmesiyle yapılır.

Lahana turşusu bağırsağın bakteri florasını doğal yoldan iyileştirir, genellikle tuz ile fermente edilir; ayrıca sirke ve alkolle fermente edilen tipleri de vardır, fakat bunları çoğu dükkanda bulamazsınız.

Bu yüzden lahana turşusunu kendiniz yapmanızı öneriyoruz. Bu şekilde değişik tiplerdeki lahanaları ve diğer sebzeleri de içine koyabilirsiniz.

Fermente Edilmiş Ananas

Bu lezzetli tarif genellikle Orta ve Güney Amerika’da yapılır ve yapılması da çok kolaydır, boş mideye de her gün tüketebilirsiniz.

Ananasın kabuğunun fermente edilmesiyle ortaya çıkan içecek, hem çok ucuzdur hem de çok kolaydır.

Aşağıda anlattığımız şekilde yapabilirsiniz:
•Bir adet olgun, büyük ve dışı sağlıklı görünen ananasa (veya 2 adet orta boy) ihtiyacınız olacak.
•Yıkayın ve soyun.
•Dışını küçük parçalara bölün ve bunu hava geçirmez cam bir kaba veya bir saklama kabına koyun.
•Bu kaba 2 litre su ve 500 damla esmer veya şeker kamışı şekeri koyun.
•Ağzını iyice kapatın ve ılık bir yerde 48 saat bekletin.
•2 gün dolduğunda, hiç bir kalıntı kalmadığından emin olmak için süzün, yeni 1 litre su koyun ve 12 saat daha beklemeye bırakın.
•Zaman dolduğunda, 750 ml su ekleyin, ve işte içeceğiniz hazır!
•Servis etmeden önce, buzdolabında bir süre bekletmenizi öneriyoruz.
•Soğuk bir şekilde saklayın.

Fermantasyon süreci sırasında, bu içecek probiyotik mikroorganizmalar üretir ve eğer daha fazla bekletirseniz alkollü bir içeceğe dönüşür, hatta biraz daha bekletirseniz sirkeye dönüşür.

Kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Karın Yağları ve Su Tutulumuyla Savaşmak

tarcın[1]

 

Mide vücutta en çok yağ tutulan ve su tutulumunun en belirgin olduğu bölgelerden biridir. Yaşam tarzı, diyet, fiziksel aktivite eksikliği ve diğer faktörler yağların ve sıvıların midede birikmesine, şişkin görünmesine ve vücudun şeklini etkilemesine sebep olabilir. Karın yağlarıyla ve su tutulumuyla savaşmak için doğal yolları bu makaleden öğrenebilirsiniz.

Bir çoğumuz daha iyi bir figür için yağlarımızı yakmak isteriz ve hepimizin bildiği gibi karın bu konuda çalışmak için en zor bölgedir. Düz, şişkin olmayan veya yağsız bir karnın sizin için inanılmaz zor olmaması için, aşağıda karın yağlarını eritmek ve su tutulumunu azaltmak için verdiğimiz önerileri değerlendirin. Bildiğiniz gibi bu, düz bir karna ulaşmak için en iyi yoldur.

Karın yağlarını ve su birikimini azaltmak için 6 hayati öneri

•Aşırı sodyumdan kaçının: Tuzu azaltmanız veya yemekleriniz için başka bir alternatif seçmeniz önemli, bunu aklınızda tutmaya çalışın. Aşırı tuz tüketimi su tutulumunun ana nedenlerinden biridir ve neredeyse herkes günümüzde oldukça fazla tuz tüketmekte. Ayrıca potasyum zengini yiyecekleri daha fazla tüketin, çünkü bu sodyum seviyelerine karşı koyar ve vücudun pH derecesinin dengelenmesine yardımcı olur.
•Daha çok egzersiz yapın: Karın yağlarını azaltmanın ve düz bir karına sahip olmanın en iyi yolu egzersizdir. Aerobik aktiviteler ve karın kaslarını geliştiren egzersizleri yapmak en idealidir. Bu şekilde karnı düzleştirebilir yeniden şekillendirebilirsiniz.
•Daha çok su için: Boş mideye bir bardak su içmek su tutulumunu azaltmanın en iyi yollarındandır. Buna ek olarak, suyun metabolizmayı düzenlediği ve böylece vücudu yağ yakmak için uyardığı ortaya konmuştur.
•İdrar söktürücü yiyecekler tüketin: İdrar söktürücü yiyecekler sıvıların ve kilo aldıran toksinlerin vücuttan atılımına yardımcı olur. İdeal olarak idrar söktürücü olan ananas, enginar, kavun, karpuz, domates, kuşkonmaz ve benzeri yiyecekleri tüketmelisiniz.
•Yeterince uyku alın: Düzenli uyku basit ve gerekli bir alışkanlık olmalıdır. Çünkü karın yağlarını eritmek ve genel olarak kilo vermek için faydalıdır. 6 saatten az uyumak, vücutta yağ tutulumuna sebep olan kortizol üretimine sebep olur.
•Sağlıklı beslenin: Yeme alışkanlıklarınızı değiştirmeniz ve diyetinizden yağ tutulumuna sebep olan yiyecekleri çıkarmanız çok önemlidir. Bunların yerine meyve, sebze ve tam tahıl tüketmelisiniz. Ayrıca öğünlerinizi günde 5-6 kereye bölmek, yediklerinizi iyice çiğnemek ve kahvaltıyı aksatmamak da çok önemlidir.

Karın yağlarını ve su tutulumunu azaltmak için ev yapımı tarifler

Su ve yağ tutulumu düz bir karın için engel olduğundan, sizlerle bunları azaltmak için yararlanabileceğiniz çok güzel tarifler sunmak istiyoruz. Bunlar vücuttan yağları, fazla sıvıları ve zararlı toksinleri atmanıza yardımcı olacak.

Malzemeler

•1 çay kaşığı öğütülmüş veya kurutulmuş kara hindiba
•1 parça zencefil
•bir kaç kakule tohumu
•1 dal tarçın
•5 nane yaprağı
•1 kap su
•Bal (isteğe göre)

Hazırlanışı

Tüm malzemeleri bir tencereye koyun – ama balı eklemeyin. Tencereyi ateşe koyun ve 5-10 dakika kaynatın. Daha sonra çayı süzün, isterseniz bal ekleyin ve günde 2-4 bardak için.

Önemli! Kara hindiba çayı safra kesesi sorunları yaşayan kişiler için uygun değildir. Bu sorunu yaşayan kişiler doktorlarına danışmadan kara hindiba çayı içmemelidirler.

Unutmayın!

Bu tarif karın yağlarını eritmenize ve midede şişkinliğe sebep olan sıvı tutulumu ile savaşmaya yardımcı olur. Bunlar diğer önerilerimizle beraber başarılı olabilir. Unutmayın, karın yağlarını eritmek için mucizevi bir çözüm yoktu, ama disiplin, istikrar ve bazı ipuçları istediğiniz vücuda sahip olmanıza yardımcı olacaktır.

kaynak: sağlığa bir adım

Sebzeleri Doğru Pişirme

C_çorba[1]

 

Sağlığınız için sebze yemek kadar bu sebzeleri doğru şekilde pişirmenin de oldukça önemli olduğunu biliyor muydunuz? Kullandığınız tencere, yöntem, yağ ve baharatlarla lezzetli fakat besleyici olmayan veya vitamin, mineral ve lezzet açısından mükemmel bir yemek elde edebilirsiniz.

Bu yazıda, birkaç basit adımla pişirdiğiniz sebzelerden mümkün olan en yüksek oranda faydalanabileceğiniz püf noktalar hakkında bilgi edineceksiniz.

Hangi yağı kullanmalıyım?

İzlemeniz gereken ilk adım, birçok yağ yüksek ısıda besin değerlerini kaybettiği veya toksik hal aldığı için yüksek ısılarda etkin kaliteli bir bitkisel yağ kullanmaktan geçer. Kullanılabilecek en iyi yağ, Hindistan cevizi yağıdır; bunu zeytin yağı takip eder.

Her iki yağ da soğuk pres olmalıdır ve organik yağların tüketimi her zaman tavsiye edilmektedir.

Ayçiçek yağı ve susam yağı gibi yağlar lezzet ve tat katmak için tercih edilebilir. Her ne kadar bu yağlar sağlıklı olsalar da pişirme sırasında kullanımları pek iyi bir sonuç vermemektedir.

Hangi tencereyi kullanmalıyım?

Yapılan bilimsel çalışmalar, zaman içerisinde kullanılan birçok mutfak aletinin toksik bir hal alabildiğini göstermektedir, mutfak aletlerinin içerdikleri kimyasal bileşenlerin açığa çıkmasıyla vücut sistemimizde biriken toksinlerden arınmak oldukça zordur ve ciddi rahatsızlıklara sebep olabilmektedirler.

Size tercihen paslanmaz çelik tencere ve tavalara ilave olarak, dökme demir, cam, seramik veya titanyum mutfak aletlerini kullanmanızı tavsiye ediyoruz. Alüminyumdan kaçınmalı ve muhakkak ama muhakkak birçok çalışmanın gösterdiği üzere uzun vadede içerdiği kanserojen maddeler sebebiyle oldukça zararlı olabilecek teflon kullanımından uzak durmalısınız.

Buharda pişirme

Sebzelerinizi buharda pişirdiğiniz zaman, sebze içerisindeki tüm besleyici özellikler korunmuş olur ve ayrıca sebzenin daha iyi bir dokuya ve renge sahip olmasını sağlarsınız.

Herhangi bir yağ kullanımı olmadığı için daha hafif bir yemek elde etmiş olursunuz.

Wok ile soteleme

Sebzeleri hızlı ve sağlıklı şekilde pişirme yöntemlerinden biri de wok denilen özel tavada çok az yağ kullanarak hafif soteleme yöntemini kullanmaktır. Eğer Çin tipi özel wok tavanız varsa daha çıtır çıtır ve lezzetli sebzeler pişirmiş olursunuz.

Izgarada veya fırında pişirme

Bu iki yöntem de sebzelerin lezzetini ve besleyici özelliklerini korumak adına kullanabileceğiniz oldukça sağlıklı seçeneklerdir. Ayrıca, ilave olarak ızgara veya fırında pişirme ile yemekleriniz kendilerine has bir lezzete sahip olacaklardır.

Terbiyeleme

Bazı sebzeleri çiğ olarak da tüketebilirsiniz, fakat brokoli ve karnabahar gibi sebzelerin sert dokuları sebebiyle çiğ tüketilmesi oldukça zordur. Sağlıklı yağlar, sirke, deniz tuzu, esmer şeker, misket limonu ve baharatlarla hazırlayacağınız bir terbiye ile bu sorunun üstesinden gelmeniz mümkündür. Sebzelerinizi yumuşatmak için yaklaşık olarak iki saat terbiyeleyin ve sebzelerin yenmesini ve sindirilmesini daha kolay hale getirin.

Demleme

Sindirim fonksiyonlarınızı arttırmak için sağlıklı demleme sebzeler de hazırlayabilirsiniz, bunun için havuç ve pancar gibi sebzeleri mineral veya tuzlu (her bir litre su için bir çay kaşığı deniz tuzu kullanılması önerilmektedir) filtre su ile karıştırın. Bu karışımı en az iki hafta ağzı sıkıca kapatılmış hava almayan bir kapta demlemeye bırakın. Kabı açtığınız zaman, arta kalan içeceği buzdolabında saklayabilirsiniz.

Tohumlama

Brokoli ve pırasa gibi bitkilerin tohumlarını ekerek büyümeye bırakabilirsiniz. Bu tohumları salata, çorba, gözleme veya diğer yemeklerinizde süsleme ve tat katma amacıyla kullanabilirsiniz. Tohumları büyütmek oldukça kolaydır, tohumları su yerine kök salabilecekleri nemli ve oda sıcaklığında bir ortama bırakın ve tohumların büyüyerek fide vermesini bekleyin.

Tüm tohumlar vitamin ve mineral açısından zengin besleyici elementleri bünyelerinde barındırırlar. Tüketildikleri zaman ise vücuda sağlıklı bir enerji kaynağı oluşturmuş olurlar. Ek olarak, yemeklerinize de kendine has özgün ve orijinal bir tat katmış olurlar.

C_soğukmeze

Baharatlar

Yemek pişirdiğiniz zaman, her zaman deniz tuzu kullanın ve önemli mineralleri barındırma açısından yetersiz olan rafine tuzlar veya sofra tuzu kullanımından kaçının. Ayrıca, yemeklerinize tat katmak için çeşitli baharatları da kullanabilirsiniz; zencefil, kimyon, kurutulmuş biber, kekik, taze fesleğen, kurutulmuş domates veya biberler sindirime yardımcı olan harika ve leziz seçeneklerdir.

Baklagillerin kullanımı

Eğer sebze yemeklerinizde baklagilleri de kullanacaksanız, size her zaman az miktarda kombu deniz yosunu ve kimyon kullanarak baklagilleri daha yumuşak hale getirmenizi ve sindirimini daha kolay hale getirmenizi tavsiye ediyoruz.

Resimler David Robert Wright, epicure ve daily recipes’den alınmıştır.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Limon ve Zencefil ile Kilo Vermenin 5 Yolu

1-limon-çayı[1]

 

Sabahları bir bardak limonlu sıcak su içmek, vücudun yağları yakmasını sağlayan termojenezi aktif hale getirir. Zencefil kökü diğer bir etkili yağ yakıcıdır ve özellikle göbek çevresindeki yağları yakarak daha düz bir karna sahip olmayı sağlar.

 

Eğer kilo vermeyi düşünüyorsanız, size her şeyden önce günlük alışkanlıklarınızı değiştirmenizi tavsiye ediyoruz: diyetinizi daha iyi hale getirin, daha aktif bir yaşam tarzına sahip olun ve günlük besin alımınızı kilo vermeyi sağlayan gıdalarla destekleyin: çaylar, smoothieler, yağ yakıcı meyveler ve şifalı bitkiler. Bugün size limon ve zencefille kilo vermenin beş yolunu anlatacağız.

Limon ve zencefil ile kilo vermek mümkündür

Muhtemelen limon ve zencefilin hem beraber hem de ayrı ayrı olarak fiziğimizi korumamıza yardımcı olduğunu daha önce birçok kez duymuşsunuzdur. Bu gerçekten doğru mudur, yoksa sadece bir şehir efsanesi midir? Tabii ki, sizin de çok iyi bildiğiniz üzere, mucize diyet diye bir şey yoktur. Tüm diyetler bizim de çaba göstermemizi gerektirir. Örnek vermek gerekirse, limon ve zencefil diyetini haftalarca uygularken aynı zamanda yağ, şeker ve fast food tüketmeye devam edersek, hiçbir şekilde kilo vermemiz mümkün değildir. Bir şekilde denge kurmamız gerekmektedir ve burada bahsedilen limon ve zencefil birbirlerini tamamlayan özellikleri sayesinde doğru kullanılmaları halinde bize yardımcı olacaklardır. Bunu nasıl yapacağınızın cevabı ise buradadır:

Limon ile kilo vermek
•Limon kilo vermemize yardımcı olduğu gibi aynı zamanda genel sağlığımız için de çok faydalıdır. C vitamini ve antioksidanlar açısından zengindir ve içerdiği asidite ile iyi bir sindirim sağlar ve karaciğeri korur. Fakat daha fazlası da var: limon idrar söktürücü özellikleri sayesinde detoks imkanı sunar ve dolayısıyla yağ yakımını da arttırır. Bazı kişiler beş gün boyunca meyve, sebze ve limon suyundan oluşan çok sıkı bir diyet uygularlar. Daha önce bahsettiğimiz üzere, bu diyet oldukça katıdır. Fakat hedeflerimize ulaşmak için bu tür aşırı önlemler almak bir gerekliliktir. Limonu farklı şekillerde tüketmek ve her gün dengeli bir şekilde beslenmek, ulaşmak istediğimiz noktaya varmamıza yardımcı olacaktır.

Zencefil kökü ile kilo vermek
•Zencefil, tedavi sanatında çok uzun zamandır geleneksel olarak kullanılan muhteşem bir şifalı köktür. İltihabı azaltma, sindirimi iyileştirme, kolesterolü azaltma, genel rahatlama ve yağ yakma için idealdir. Bazıları zencefili özellikle karın yağlarını yakmak ve daha düz bir karna sahip olmak için kullanır. Zencefil kolayca her yerde bulunur ve faydalarından yararlanmak için birçok farklı yol vardır. Aşağıda bunu nasıl yapacağınızı açıklayacağız.

Limon ve zencefil ile kilo vermenin 5 yolu

1. Sabahları limonlu ılık su

Sabahları limonlu ılık su içmek sağlığınız için çok faydalıdır. Vücut detoksu, yağ yakma, C vitamini ve antioksidanları alma açısından idealdir. Bu içeceği ılık olarak tüketmek vücut ısısını geçici olarak yükseltir ve yağ yakma işlemi için doğru termojenezi aktif hale getirir.

Bu tonik aynı zamanda iltihabı azaltır, karın ağrısına iyi gelir ve kabızlığı önler – oldukça sağlıklı ve kullanışlıdır.

2. Limon suyu, arnavut biberi ve akçaağaç şurubu ile arınma

Daha önce bu kolay ve etkili yağ yakma yöntemini duymuş muydunuz? Gerçekten mükemmeldir. Hafif baharatlı bir içeceği kullanarak metabolizmamızı hızlandıran ve yağ yakımını arttıran arındırıcı bir diyettir. En iyi sonucu almak için bu arındırıcı diyeti yaklaşık on gün boyunca uygulamalısınız. Günde bu içecekten üç bardak tüketmelisiniz: kahvaltıda, öğle yemeğinden önce ve akşam yemeğinden önce birer bardak tüketin. İlk olarak bir limonun suyunu sıktıktan sonra kaynatın, kaynamaya başlayınca bir tutam öğütülmüş arnavut biberi ekleyin ve için bir yemek kaşığı akçaağacı şurubu ekleyin. Son olarak, karışımı üç bardak suya ekleyin ve karıştırın. Günde üç kez tüketmeniz gereken içecek budur. Bu içecek size kendinizi çok daha iyi hissettirecektir ve ayrıca kilo verme üzerinde oldukça etkilidir.

3. Limon, nane ve greyfurt çayı

Bu çay çok etkilidir ve yapımı da oldukça kolaydır. Bu çayı günde iki kez içebilirsiniz. İhtiyacınız olan tek şey yarım limonun suyu ve bir greyfurtun suyudur. Bu iki meyvenin suyunu bir bardak suyla karıştırın ve çaydanlığa koyun. İçine iki yaprak taze nane ve limon kabuğu rendesi ekleyin ve kaynatın. Kaynamaya başlayınca altını kısarak demlemeye bırakın. İçerken damak zevkinize göre içine bir yemek kaşığı bal ekleyebilirsiniz – afiyet olsun.

4. Zencefilli limonata

Eminiz ki bu klasik diyet içeceğini daha önce duymuşsunuzdur. Yağ yakmada, sindirimi iyileştirmede, sıvı birikimi ve iltihap oluşumunu önlemede bize oldukça fazla şekilde yardımcı olan bir içecektir. Bu içecek tariflerinden biri şöyledir; iki limonun suyunu sıkın, içine doğradığınız taze zencefil kökü ile kaynatın. Kaynamaya başlayınca altını kısın ve içine bir litre su ile beraber iki parça limon kabuğu ekleyin. Eğer bu karışımı bir su şişesinde muhafaza ederseniz, gün boyunca yemeklerden önce içebilirsiniz. Kilo vermek için birebirdir fakat sağlıklı bir diyete sahip olmanız gerektiğini aklınızdan çıkarmayın.

5. Zencefilli yeşil çay

Bu antioksidan açısından zengin içecek öğleden sonra tüketmek için birebirdir. Yeşil çayın kilo vermeyi nasıl arttırdığını zaten biliyoruz. Yeşil çay “1001 özellikli çay” olarak bilinir ve yağları hedef alarak yağ birikimini önler, ayrıca kolesterolü düşürür ve sindirimi iyileştirir. Zencefil kökü ile kombine edilerek sağlığımız için çok faydalı ve fiziğimizi korumaya yardımcı bir içecek halini alır. Afiyet olsun.

Kansere Karşı En Etkili Sebzeler

J_patlıcan1[1]

 

Kanser, artık normal şekilde fonksiyonlarını yerine getirmeyen hücrelerin anormal büyümesi ile tanımlanan bir hastalıktır. Bu anomali vücudun doğal proseslerinde bozulmaya yol açar, etkilenen organ veya sistemin performansını etkiler. Kanser dünyada ölümlerin bir numaralı sebebidir ve genetik, hormonal bozukluk, alkol veya tütün kullanımı, yetersiz beslenme, duygusal faktörler ve diğer sebepler gibi birçok faktör nedeniyle ortaya çıktığına inanılmaktadır.

Milyonlarca araştırmacı kariyerlerini kansere çare bulmaya adamışlardır ve her gün yeni bir tedavi yöntemi keşfedilmektedir. Yapılan araştırmalar göstermektedir ki, yeterli beslenme kanserin gelişimi, önlenmesi ve tedavisinde çok önemli bir yere sahiptir. Daha da fazlası, bazı besinlerin kanser tedavisinde yardımcı olan doğal özellikler içerdiği belirlenmiştir. Kansere karşı etkili besinler arasında vitamin, mineraller, antioksidanlar ve diğer faydalı elementler içeren çok çeşitli sebzeler yer almaktadır. Bu besinler herhangi bir önleme rutini için harika bir kaynaktır. Kansere karşı sebzeler hakkında daha fazla bilgi aşağıda yer almaktadır.

Havuç

Havucun kansere karşı etkili olan özellikleri güçlü bir antioksidan olmasının yanı sıra hücre yenilenmesinde de etkili olan betakaroten ve karatenoid maddelerini yüksek miktarda içermesinden ileri gelmektedir.

Domates

Çiğ domatesler onlara kırmızı rengini vermesinin yanı sıra prostat kanserinin önlenmesine de yardımcı olan güçlü özellikleri barındıran bir karoten olan likopen içerirler. İlave olarak, domates içerdiği A, C ve E vitaminler ve ayrıca içerdiği yüksek miktarda antioksidanlar ile diğer kanser türlerini önlemede de etkilidir.

Kırmızı dolmalık biber

Kırmızı dolmalık biber, kansere karşı çok güçlü bileşenler olan betakaroten, kapsaisin ve likopen barındırmasının yanı sıra birçok farklı faydası da olduğu bilinen bir sebzedir. İlave olarak, kırmızı dolmalık biber A ve C vitaminlerini içerir ve diğer doğal elementler ile bir araya geldiğinde tesirli bir antioksidan oluşturur.

Kırmızı pancar

İçerdiği flavonoid ve betanin ile kırmızı pancar sebzeler arasında anti-kanser özellikleri ile öne çıkan bir sebzedir. Birçok araştırma göstermektedir ki, kırmızı pancar domates, soğan ve salatalık gibi diğer sebzeler ile bir araya geldiğinde hastalık üzerinde güçlü bir önleme etkisi göstermektedir. Pancar vücut sistemlerini arındırma, kanseri önleme ve kalp damar hastalıklarının önüne geçmeye de yardımcı olmaktadır.

Patlıcan

Menekşe tonundaki diğer sebzeler gibi patlıcan da içerdiği antioksidanlar, A, C ve E vitaminleri, lif ve selenyum ile kansere karşı özelliklerle dolu bir sebzedir.

Sarımsak ve soğan

Bu iki sebze bol miktarda içerdikleri faydaları ile bilinmektedir; bunların arasında antibiyotik özellikler, bağışıklık sistemini kuvvetlendirme ve doğal arındırma yer almaktadır. Her iki sebze de içinde sülfür barındıran ve doğal karaciğer temizleyicisi olarak görev yapan allisin maddesi açısından zengindir ve kansere sebep olan kan ve dokularda biriken toksik maddelerin uzaklaştırılmasında yardımcı olurlar.

Lahanalar

Lahanalar (brokoli ve Brüksel lahanası), karnıbahar, turp ve su teresi besinleri kansere karşı etkili kılan flavonoid, glükozinolat ve bisülfat gibi fitokimyasal (bitki kimyası) içerikleri ile bilinmektedirler. Bu sebzeler bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, sisteminizdeki serbest radikalleri elemine eder ve hücreleri korur.

Sağlıklı alışkanlıklarla kanseri önleyin

Yukarıda bahsettiğimiz sebzeler bilinen kansere karşı etkili besinlerdir. Yapılan araştırmaların gösterdiği üzere, bu sebzelerin özellikleri vücudu korumaya, hücre azalmasını önlemeye ve mevcut kanser hücreleri ile mücadele etmeye, vücut savunmasını aktif hale getirmeye ve genel sağlığınızı korumaya yardımcı olmaktadır.

Fakat, “kansere karşı etkili” olmaları bunların mucize tedavi yöntemleri olduğu anlamına gelmez; basitçe tanımlamak gerekirse, bu sebzeler vücut sağlığınızı korumaya yardımcı olurlar ve bu sebzelerden en iyi şekilde faydalanmak için diğer sağlıklı alışkanlıklar kombine etmeniz gerekmektedir.

1. Besleyici gıdalar tüketin

Her zaman yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller ve sağlıklı nişastaları diyetinizde bulundurun, çünkü bu besinleri içeren diyetlerin kanser gelişmesi riskini azalttığı ispatlanmış bir gerçektir.

2. Egzersiz

Kanseri önlemede uygulayabileceğiniz en sağlıklı alışkanlık egzersiz yapmaktır. İlave olarak kilonuzu korumaya, kalp damar hastalıklarını önlemeye ve diğer kanser riskini arttıran durumları önlemede yardımcı olmaktadır.

3. Kırmızı et tüketiminizi sınırlayın

Yapılan çalışmalar çok fazla kırmızı et tüketen kişilerin pankreas, prostat, böbrek ve meme kanserine yakalanma riskini arttırdıklarını göstermektedir.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Yorgunluk ve Baş Ağrısına 30 Demirli Gıda

ıspanak-1[1]

 

Size kansızlık tanısı konulmuşsa, demir eksikliğinin genel belirtilerini ve bu mineral eksikliğinin günlük hayatınızı nasıl etkileyebileceğini biliyorsunuz: yorgunluk, zayıflık, baş ağrısı, asabiyet, saç dökülmesi…

Demirin kanın organlara oksijen taşımasını ve böylece organların düzgün çalışmasını sağlayan mineral olduğunu unutmak kolaydır. Ancak vücudunuzda yeterince demir olmadığında, öncelikle önemsemeyeceğiniz türden bir yorgunluk yaşarsanız, ardında yavaş yavaş kendinizi bitkin ve halsiz hissetmeye başlarsınız.

Kalbiniz yeterli oksijen almadığında, daha çok çalışmaya zorlanır ve bu sebeple yorgunluk hissi daha belirgin hale gelir. Beslemenize demir açısından zengin gıdalar ilave ederseniz, biz kadınlar için tipik bir sorun olan kansızlıktan kurtulabilirsiniz.

Bugünkü yazımızda sizlere konu hakkında daha çok bilgi vereceğiz. Sağlığınız için son derece faydalı!

Demir açısından zengin gıdaların nasıl bir araya getirileceğini bilmenin önemi

kuru-meyve-yemişİspanyol Beslenme Topluluğuna göre, demir açısından zengin birçok gıda bulunur, ancak önemli olan bunları dengeli ve çeşitli bir şekilde beslenmenize dahil etmeyi bilmektir; böylece vücudunuz ihtiyacı olan mineralleri almış olur. Kadınlarda, aynı zamanda adet dönemlerinde de demir kaybı olduğunu unutmayın.

Enteresan bir şekilde, vücudunuz demiri ince bağırsak yoluyla alır ve bu, aç karna her zaman daha kolaydır. Ancak, demirin düzgün şekilde alınmasını önleyen belli gıdalar da vardır, işte bu yüzden bu gıdaları bir arada tüketirken çok dikkatli olmalısınız:

Aşağıdaki besinler demir açısından zengin gıda alımınızdan ayrı tutulmalıdır:
•Çay
•Kepek
•Yulaf
•Soya sütü
•İnek sütü

Bu besinleri beslenmenizden tamamıyla çıkarmak zorunda değilsiniz. Yalnızca vücudunuza diğer gıdalardan demir alması için zaman vermelisiniz. Mesela, kahvaltıda çay içebilir ve bir kase yulaf ezmesi yiyebilir, öğle yemeğinde ise kendinize ceviz ve kuşkonmazlı leziz bir ıspanak salatası hazırlayabilirsiniz.

Kalsiyum, polifenol ve fitik aside dikkat edin

Fitik asit içeren gıdalar demir alımını önler. Bu gıdalara örnek olarak demirin %75’inin alınmasını önleyen buğday unu verilebilir. Çayda bulunan polifenol de demir alımını en çok engelleyen maddelerden biridir.

Kalsiyumun vücudunuzda çalışma şekli de son derece karmaşıktır. Kemik sağlığı için bu minerale en çok kadınlar ihtiyaç duyarken, kalsiyum tüketimi ince bağırsağınızı çevreleyen hücreler tarafından demir alımını engeller. Buradaki gerçek püf nokta bu gıdaları nasıl bir arada tüketebileceğinizi öğrenmektir.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi lif ve kalsiyum yönünden zengin bir kahvaltı hazırlayabilir ve daha sonra öğle ya da akşam yemeğine C vitamini ve demir alımınızı arttırabilirsiniz. Bazılarınızın bildiği gibi, narenciyeler vücudunuzun bu minerali daha hızlı bir şekilde absorbe etmesini sağlarlar.

Haydi beslenmenize ilave etmeniz gereken en fazla demir içeren gıdaların neler olduğuna bir bakalım.

Demir yönünden zengin olan ve kansızlıkla savaşan gıdalar

ıspanak-salatasıMuhtemelen demir yönünden zengin olan gıdalardan konuşurken aklımıza ilk mercimek gelir. Bu küçük baklagil kansızlıkla çok iyi şekilde savaşırken, farklı tariflerde kullanmayı öğrenerek faydalarını daha da arttırabilirsiniz.

Demir alımınızı daha da arttırmanıza yardımcı olan belli baharat, meyve ve sebzeler de vardır ve ince bağırsağınız tarafından bu mineral alımını hızlandırmanız için C vitaminini de buna ekleyeceğiz.

Bu sayede bazı yemekler “sıkıcı” olmaktan çıkacak: örneğin, brokoli veya ıspanağı karides ve kuru üzüm, ananas ve çam fıstığı ile deneyin. Ya da hindi göğsünü hardallı sandviç ile beraber… Hem sağlıklı hem lezzetli yemekler yemenin yüzlerce farklı yolu bulunur.

Demir açısından zengin bu uzun gıda listesine dikkat edin:
•İstiridye
•Brokoli
•Karides
•Biber
•Kekik
•Defne yaprağı
•Maydanoz
•Ispanak
•Nohut
•Hindiba
•Roka
•Hardal
•Kimyon
•Dereotu
•Kırmızı et
•Fesleğen
•Tarçın
•Kurutulmuş yabani mercanköşk
•Pulbiber
•Köri
•Rozmarin
•Karabiber
•Konserve sardalya
•Mercimek
•Paprika
•Mısır
•Fırında hindi
•Sosis
•Beyaz biber
•Deniz tarağı
•Yumurta akı
•İncir
•Erik
•Bitter çikolata
•Portakal

portakal-suyuHer öğünden sonra, tatlı olarak zengin bir meyve salatası yemenizi ve bu sayede portakal, kivi, papaya ya da mangolarla ihtiyacınız olan C vitaminini almanızı öneririz. Ayrıca bu öğünleri bir araya getirebilir veya smoothie haline de dönüştürebilirsiniz.

ÖNEMİNİ BİLMEDİKLERİMİZ : D VİTAMİNİ

11393146_10207165989976907_659712134931750988_n[1]
İnsanlık modernleştikçe ve teknoloji geliştikçe çağımızda, kronik hastalıklarda artışlar olmaktadır. Beslenmemizin ve bazı alışkanlıklarımızın değişimi ile bunu biraz da bizler farkında olmadan yapmaktayız.

D vitamini, omega-3 ve bağırsak sızdırmazlığını sağlıyan probiyotiklerin yeterince alınamaması vücudumuzu dirençsiz bırakmakta,hastalıklarının gelişimini engelleyememektedir. D vitaminin önemi yeterince öne çıkarılamadığı için önce bu konuyu ele almak istiyorum.Kim bilebilirdi ki, her gün sabunla ya da şampuanla duş alıp yıkanmanın bizi d vitamininden yoksun kılacağını.

D vitamininin önemini kavrayıp kitlelerin bu yönde bilinçlendirilmesine katkı sağlamak bizlere düşen insanlık borcudur.Ulusal Ekonomiye katkıdır. Bu da en çok, bir zamanlar bağırlarımıza bastığımız doktorlarımızın üzerine düşmektedir.

GÜNEŞTEN NEDEN D VİTAMİNİ ALAMIYORUZ

1-D vit. Sentezini yapabilen uvb ışınlarıdır. Bu da güneşin dik düştüğü,öğle saatlerinde etkilidir.Gölgemizin boyu kendi boyumuzdan kısa yada eşit olduğu sürece güneşten d vit. sentezini başlatabiliriz.

2-Güneşlendikten sonra 48 saat içerisinde (ılık olabilir) sıcak su ile ve sabunla , duş jeli ile yıkanmamamız gerekir.Yoksa başlamış olan d vit.sentezi sabunla çözünerek deri yağlarıyla akıp gider.

3-Öğlen 20-60 dk. kol ya da bacağımızın bile güneşlenmesi yeterlidir.Bütün gün güneşlenirsek öğleden önce ve öğleden sonra aktif olan uva ışınları daha uzun boylu olduğu için ,uvb ışınlarının oluşturmuş olduğu sentezin kırılmasına ,bozulmasına yol açmaktadır.

4-Bronzlaşmış deriler d vitamini oluşturamıyor ya da çok az oluşturuyor. Ayrıca beyaz tenlilere göre esmerler daha uzun güneşlenmeli.

5-Güneş kremi- sütü sürülen ciltlerde d vitamini oluşturamıyor.

6-Cam arkasında bronzlaşabilinir ama d vit. sentezi başlayamaz. Çünkü uvb ışını cama değince dağılır.

7- Kapalı havalarda yanabiliriz ama uvb ışını daha kısa dalga boyu olduğu için kırınıma uğrar, etkili olamaz.

Not : Bu kurala uyanların bile D vit. seviyeleri yeterince yükselmemiş olabilir.Uymayanların zaten aşırı düşüktür.Kan tahlili yaptırarak doktorunuzun önerdiği gibi D vitamini desteği almalısınız.

Ali Çerçel-Taş Devri Akıllı Beslenme