Açlık Savunma Mekanizmasını Yeniliyor…

NOBEL ÖDÜLÜ: AÇ KAL UZUN YAŞA | Haberin Merkezi 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

SAĞLIĞINIZ İÇİN PH DEĞERİ YÜKSEK SU İÇİN

15317830_593093550887748_7878464744108941661_n1

 

İÇTİĞİNİZ SUYUN PH DEĞERİ YÜKSEK OLMALI

Uzmanlar ph değeri yüksek olan suların insan sağlığı açısından daha önemli olduğunu vurguluyorlar. İçtiğimiz musluk sularının ne kadar sağlıklı olduğu zaten tartışmalı olan bir konu. Bu yönü insanlar daha sağlıklı su içebilmek için olduğu kadar hazır sulara yönelmekte. Piyasada farklı markalarda çok çeşitli sular yer almakta. Bu suların hepsi de farklı ph değerlerine sahip. Hatta suyun ph değeri yüksek olduğu için en sağlıklı suyun kendi suları olduğunu bildiren reklamlar dahi var. Sizler de şişe suyunun üzerindeki etikete bakarak kaç ph derecesindeki bir suyu içtiğinizi öğrenebilirsiniz.
Peki ph nedir? Neden ph değeri yüksek olan su daha sağlıklıdır? Vücudumuzda faydaları nelerdir? Bu konular herkesin merak konusu.
Sponsorlu Bağlantılar
PH NEDİR?
İlk olarak öğrencilik yıllarımızda tanışmışızdır ph değeri ile turnusol kağıdı ile. PH bir kimya terimi olarak kullanılır. “ Power or potential of Hidrogen “ olan ingilizcesi hidrojenin potansiyel gücü anlamına gelmektedir. Her bir sıvının bir ph ölçüsü bulunmaktadır. Bu ölçü o sıvının asit, baz yada nötr olduğu hakkında bize bilgi verir. Yada diğer bir ifade ile çözeltideki hidrojen iyonu yoğunluğunu belirler. Ph’ı 14 santimetrelik bir cetvele benzetebiliriz. Bu cetvelde 7 nötr, 7’den 0’a kadar asidik, 7’den 14’e kadar ise bazik olarak ifade edilir.
Vücudumuzdan örnek verecek olursa kanımızın ph’sı 7,4 ağzımızın ph’sı 7,2 mide asiti ph’sı 1 idrar ph’sı ise 6 dır. Benzer şekilde yenilen gıda, meyve ve sebzelerinde bir ph’sı vardır. Saf su ise H ve OH bakımından dengeli bir içecektir.
PH NEDEN ÖNEMLİDİR?
İçtiğimiz suyun bedenimizde çok önemli işlevleri vardır. Hayatsal faaliyetlerimizin sorunsuz bir şekilde yürütülebilmesi için olmazsa olmazlardandır. Vücudumuzun yaklaşık yüzde yetmişi sudur. Ayrıca İçtiğimiz su bakteri gibi mikroorganizmalardan temiz olmalı, berrak olmalı yada kokusuz olmalı gibi bir çok özelliğe sahip olmalı olduğunu neredeyse hepimiz biliyoruz. Ama içilen suyun ph değerine çok az kişi dikkat eder. İçilen suda ph değerinin yüksek olması önemli, yani H iyonları OH iyonlarından fazla olmalı. Yüksek ph değeri olan suda ayrıca vücudumuzun ihtiyacı olan kalsiyum ve mineraller de bulunmaktadır. Bu sayede vücudumuzun mineral gereksinimi de karşılanmaktadır. Düşük ph’ya sahip su, neredeyse gazlı içeceklerden farksız.
Sponsorlu Bağlantılar
Günümüzde ister istemez yanlış beslenme olsun, isterse de gıdalarda yapılan oynamalardan ötürü olsun vücudumuzun ph dengesi bozulmakta ve asitik özellik almaya doğru gitmektedir. Vücut ise bu ph değerini her zaman dengede tutmak ister. Bu bakımdan bizler ph değri yüksek olan su içmekle vücudumuza destek olmuş oluyoruz. Şayet vücut bunu bir şekilde telafi edemezse, ph’ı dengede tutmak için diğer vücut organlarını ve kemikleri kullanır. Sanırım bunun ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruzdur. Kısacası alkali yaşamak gerekiyor. Bunun için de öncelikle diyetimizi bir gözden geçirmek gerekiyor.
KANSERE ENGEL!!!
Ph değeri su aynı zamanda alkali su demektir. Ph değeri yüksek olan su, öncelikle çağımızın ölümcül hastalığı olan kanser için engelleyici özelliktedir. Kanser hücrelerin ph 4-4.5 arasında yani asitik ortamda yaşamaktadırlar. Bu çerçevede bizler vücudumuzun ph değerini oldukça bazik olarak tutmak zorundayız. Ph değeri yüksek olarak içilen su kanser hücrelerinin yaşayacağı zemini oluşturmamaktadır.
YÜKSEK PH’DA METABOLİZMA DAHA İYİ ÇALIŞIYOR!!
Bunun anlamı stres, huzursuzluk yada gerginlik olmadan bir hayat sürmemizdir. Yüksek PH’da hücreler, dokular ve organlar sorunsuzca işlevlerini yerine getirirler. Düşük ph’da ise yani asitik ortamda vücut asitin yıpratıcı etkisinde dolayı daha çabuk yıpranıyor. Kısacası hastalıklara davetiye çıkarılmış oluyor.
SU’DAN BAŞKA PH DENGESİ NASIL SAĞLANIR?
Su, ph dengesini korumakta son derece önemlidir. Suyun yetmediği durumlarda beslenme değişiklikleri de yararlı olmaktadır. Özellikle şunu belirtmeliyim. Meyve ve sebzeler alkali bakımından zenginken yani bazikken, hayvansal gıdalar ise asitik özelliktedir. Bu, şu anlama geliyor. Sürekli hayvansal gıdalarla beslenen ve diyetinde sebze ve meyve bulunmayan kimseler bir yerde kendi sonlarını hızlandırmaktadırlar.
Günümüzde patentli su filtreleri de bu işlevi fazlası ile yapmakta. Mutfağınızın musluğuna takacağınız bir su filtresi suyunuzun ph’sını yükselterek size uzun yıllar sağlık sağlayacaktır.
Şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Doğanın en güzel sularından biri de zemzem suyudur. Zemzem suyu 10 değerlik ph’ sı ile yeryüzünde en doğal ve faydalı suyudur.

karbonat sayfasından alıntıdır

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayatınızı Küçük Dokunuşlarla Sağlıklı Hale Getirebilirsiniz… Mutlaka Okuyun…

15134556_1781785105423689_5625595860446270085_n1

1 Pirinç değil bulgur

2. Ayçiçeği değil zeytinyağı

3. Margarin değil tereyağ

4.Beyaz değil mayalı ekmek

5.Uzun değil kısa ömürlü süt

6.Dana değil kuzu

7. İnek değil keçi sütü

8.Sempati değil empati

9.Kudret değil idrak

10. Geçmiş değil şimdi

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bel ağrısının ilacı: Patates suyu

15391071_1302334046485117_8084819782392930193_n1
Patatesi kaynatarak elde ettiğiniz suyu soğutup için, bel ağrısından kurtulun. Yalnız patatesi kaynatmadan önce üzerindeki siyah lekelerden iyice arındın. İki haftada bir de bu suyu içmeye ara verin.
Her üç kişiden birinin şikayeti olan bel ağrısı ve romatizmadan kurtulmanın bitkisel yolu patates suyu içmekten geçiyor. Patatesin faydalarının bu kadar ile sınırlı kalmadığını dile getiren fitoterapi uzmanları “Patates suyunun faydaları arasında gastrit, kolik ve mide ülserleri ile kalp hastalıkları gibi çeşitli hastalıklar gösterilmektedir. Patates suyunun saçlara ve cilde de iyi geldiğine ilişkin veriler bulunmaktadır.
MİDE YANMASINI GEÇİRİYOR
Patates suyu çok iyi bir antiinflamatuvardır. Bel, sırt ve eklem ağrılarının giderilmesinde etkilidir. Gut hastalığında faydalıdır. Patates suyu vücudun her bölgesinde dolaşımın iyileşmesine yardımcı olur. Özellikle sabahları aç karnına içilmesi önerilir. Patates suyu sindirim sisteminin sağlıklı işleyişine yardımcı olur. Kabızlık, ishal, şişkinlik, mide yanması ve hazımsızlık gibi problemlere karşı etkilidir.

SABAH AÇ KARNINA İÇİLİRSE!
Sabahları içilen patates suyunun reflü hastalarına iyi geldiği yönünde veriler bulunmaktadır. Patates suyu vücuttan zararlı maddelerin atılmasına yardımcı olur. Karaciğerin ve safranın temizlenmesinde faydalıdır. İdrar yollarında taş oluşumunu da azaltır. Saç köklerini besler, daha gür ve sağlıklı saçlara kavuşmanıza katkı sağlar. Bunun için patates suyunu, yumurta akı ve bal ile karıştırıp saçlarınıza uygulayın ye yarım saat sonra saçlarınızı şampuan ile durulayın” diyor.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Ceviz farklı kanser türlerine karşı fayda sağlıyor

15268079_591233594407077_2936153458294396059_n1
CEVİZİN SAĞLIĞA FAYDALARI MERAK EDENLER…
Ceviz farklı kanser türlerine karşı fayda sağlıyor
Cevizin bir faydası daha ortaya çıktı!
INC (Uluslararası Kabuklu Yemiş ve Kuru Meyve Konseyi) tarafından yapılan açıklamaya göre, farklı çalışmaların ortak sonucu olarak haftada 2 ya da 3 porsiyon ceviz, fıstık ya da badem gibi kuruyemiş tüketimi kolon, prostat ve meme kanseri gibi bazı kanser çeşitlerine karşı fayda sağlıyor.
Ceviz, yüksek besinli bir gıda maddesi olarak dünyanın birçok yerinde yüzyıllardan bu yana tüketilmekte. Ceviz, yaygın olarak tüketilen yemişler ve yerfıstıkları arasında en yüksek oranda polifenol içeriğine sahiptir. Polifenollerin büyük çoğunluğu antioksidandır ve Alzheimer, kalp hastalıkları ile kanserden korunmada güçlü bir rol oynadığı bilinmektedir (Winson, 2012). Sürekli olarak gerçekleştirilen çeşitli incelemeler ve araştırmalar sonucunda ceviz yönünden zengin bir beslenme düzeninin prostat, meme ve kolon gibi farklı kanser türlerine fayda sağlayabileceği görülmüştür.
Bu araştırmalardan bazıları şöyle;
“Hyunsook Kim, Wallace Yokoyama ve Paul Davis tarafından gerçekleştirilen ve Journal of Medicinal Food dergisinin Aralık 2014 çevrimiçi sayısında yayınlanan çalışma, ceviz yönünden zengin diyetlerin kolesterol seviyesini kayda değer oranda düşürdüğünü, prostat kanserinin gelişimini yavaşlattığını ve meme kanserinin gelişiminde rol oynadığı bilinen IGF-1 hormonunda bir düşüşe neden olduğunu gösterdi.
——– Sponsorlu İçerikler ——–
“Kolon kanseri hücreleri ile ilgili olarak Beth Israel Deaconess Medical Center ve Harvard Medical School’da bir araştırma grubunun gerçekleştirdiği incelemeye göre, her gün 2 porsiyon (50 gr.) ceviz tüketimi ile kolon kanseri hücresinin gelişimi %33 oranında yavaşlatılabilir.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

1001 Derde Deva Propolis Mucizesi…

Propolisin faydaları

İşte doğadan gelen bir antibiyotik.

Propolisin-faydaları

Propolis nedir?
Tıbbı vе Arоmаtik Bitkilеr Uzmаnı Sеvil Gülsоy, prоpоlisin, аrılаrın çеşitli bitki vе аğаç kаbuklаrını çiğnеyеrеk оluşturduklаrı mаcunа bаzı еnzimlеrini еklеmеsiylе оluştuğunu vе yаrаlаrın tеdаvisindе vе аğız еnfеksiyоnundа bir аntisеptik оlаrаk dа kullаnıldığını söylеdi.

Çоk еski zamanlarda kеşfеdilеrеk, dоğаl bir аntibiyоtik оlаrаk kullаnılаn prоpоlisin mikrооrgаnizmаlаrа kаrşı оlаn еtkisi tеmеl kаrаktеri оlduğunu, ilаç özеlliklеri nеdеniylе еski çаğlаrdаn bеri insаnlаr tаrаfındаn kullаnıldığını bеlirtti.

Aksuvitаl Tıbbı vе Arоmаtik Bitkilеr Uzmаnı Sеvil Gülsоy, “Prоpоlis Yunаncа bir kеlimе оlup ‘prо’ ‘sаvunmа’ аnlаmınа vе ‘pоlis’ ‘şеhir’ аnlаmınа gеlmеktеdir vе аrılаrın çеşitli bitki vе аğаç kаbuklаrını çiğnеyеrеk оluşturduklаrı mаcunа bаzı еnzimlеrini еklеmеsiylе оluşur” dеdi.

Propolisin faydaları özellikle 17. yüzyılda yaralara sürülen ilaç olarak kullanılmaktaydı. Günümüzde ilaç sektörünün ilerlemesiyle Propolisin yerini antibiyotik haplar aldı. Yapılan аrаştırmаyа görе Türkiyе аntibiyоtik kullаnımı 40 Avrupа ülkеsi аrаsındа birinci sırаdа. Türkiyе’dе kullаnım аlışkаnlığı hаlinе gеlmiş оlаn аntibiyоtiklеrin yоğun kullаnımı sоnucundа bаktеrilеrin bаğışıklık kаzаnаrаk dаhа güçlü hаlе gеldiği gözlemleniyor. Bunun sonucunda vücudumuz bir sürе sоnrа еn küçük rаhаtsızlıklаrlа bilе sаvаşаmаyаcаk hаlе geliyor.

Yаpılаn аrаştırmаlаr sоnucundа prоpоlisin kullаnım аlаnlаrını dа аrttırdığını bеlirtеn Gülsоy, Aksuvitаl bünyеsindе vе birçоk kаnаldа çеşitli sıvı ,hаp sаf оlаrаk bulunаbilinеn prоpоlisin, kоzmеtik ürünlеrindе, mоbilyа sаnаyindе vе diş tеmizlеmе iplеrindе, bоzulmаyı önlеmеk аmаcıylа gıdа sаnаyindе kullаnıldığını söylеdi.

KANSERLİ HÜCRELERE PROPOLİS videosu

Propolisin faydaları :
-Yaraların iyileşmesini 4 kata kadar hızlandırır.
-100 kata kadar antibiyotik etki içerdiği tesbit edilmiştir.
Propolisin faydaları arasında çok güçlü antioksidan olmasıyla bilinir.
-Her gün bir kaç kez Propolis ekstarktı ile gargara yapıldığında, plak oluşumunu önler.
-Diş eti iltihabı ve ağız içi ve gırtlak enfeksiyonlarını giderir.
-Diş abselerine, çürüklere, ağız kokusuna karşı kullanılır.
Propolisin faydaları arasında diş beyazlatılmasına yardımcı olmasıylada bilinir.
-Sedef hastalığına iyi gelir.
-Deri enfeksiyonlarını giderir.
-Mantar ve zor öldürülen bakteri çeşitlerini engeller.
-Soğuk algınlığına iyi gelmektedir.
-Solunum enfeksiyonlarında; faranjit, kronik bronşit, nezle, burun iltihabı hastalıklarında etkin çözümdür.
Propolisin faydaları; Şampuana katıldığında saç sağlığına ve kepeğe karşı faydalıdır.
-Sindirim sistemi rahatsızlıklarına iyi gelir.(Bağırsak Paraziti, ülser, mide iltihabı..vs)
-Kulak enfeksiyonlarına devadır.(İç kulak- dış kulak iltihapları, akut kulak rahatsızlıkları)
-Bağışıklık sistemi bozukluklarını düzeltir. İltihaplanmaların her türüne faydalarıdır.(Vajina-uterus, aseptik necrosis, iltihaplanmış yaralar.. vs.)
-Tüberküloza denenmiş devadır.
Propolisin faydaları; Ülserlilere super etkin devadır.
-Akut ve kronik kolite çözümdür.

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ayaklarınız sürekli kaşınıyor ve Mantar varsa eczanelerden pahalı kremleri almak düşündürüyorsa…

15355576_731704963650389_2999054299146458608_n2

 

Ayaklarınız sürekli kaşınıyor ve Mantar varsa eczanelerden pahalı kremleri almak düşündürüyorsa..,
markete gidin yaş hamur mayası alın 1litre ılık suya bir tane yaşmayayı ezin, ayaklarınızı 30 dakika bekletin hem ölü deriler gider , tırnaklarınız güzelleşir ve mantardan eser kalmaz.
1 hafta 2 günde bir kullanın sonucu görun.
Sağlıklı günler dileriz.

Kaynak: Yaşam Sırları

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gün İçerisinde Kaç Bardak Su İçmeliyiz…

15109558_1779502488985284_6154850826815281124_n1

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Huzursuz Ayak Sendromu Olanlara Bitkisel Çözüm…

siyah-hardal-tohumu11

 

Siyah hardal tohumu, Helenistik ve Roma döneminden şimdilere kadar bilinen ve kullanımına devam edilen hardal tohumunun asıl yetişme alanı gerçekleştirilen kazılarda  Batı Asya ve Avrupa olduğu tespit edilmiştir. Hardalın pek çok türü bulunmaktadır. En çok bilinen türleri, beyaz hardal, kahverengi hardal ve siyah hardaldır.
Beyaz hardal yani yabani olarak, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Akdeniz ve Avrupa’da kendine yetişme alanı bulmuştur. Fakat asıl yetişme alanı Himalaya’nın etekleridir. Çiçekleri sarı renge sahiptir. Yalnız, hardalın tohum kısmından üretilen baharatı ise beyaz, sarı, siyah ya da kahverengi olabilmektedir. Tat olarak hafif tatlımsıdır. Özellikle salatalarda, et yemeklerinde, peynirlerde, sandviçlerde, çorbalarda ya da süt mısırına dökülen sos olarak tercih edilebilmektedir. Genellikle baharatın bolca tüketildiği Hindistan’da ve Bangladeş’te bol miktarda tüketilmektedir.
Ülkemizde de genellikle yemeklerin içerisinde kullanılan hardal tohumu çok faydalı bir bitkidir. Hardal tohumu C, K, E ve B vitaminlerini ihtiva etmektedir. Aynı zamanda hardalın içerinde fosfor, magnezyum, kalsiyum, potasyum ve demir mineralleri bulunmaktadır. Yani sağlık açısından eşsiz bir besindir diyebiliriz. Yurdumuzda pek bilinmemekle birlikte son yıllarda popülerlik kazanmış olan bir bitkidir.
Siyah Hardal Tohumunun Faydaları
Hardal tohumu özellikle kas ağrısı şikayeti olan bireyler için faydalı bir besindir. İçerisinde mevcut olan magnezyum ve potasyum mineralleri ile kasların gevşemesine ve rahatlamasına fayda sağlamaktadır. Eğer mevcut kas ağrılarınızdan şikayetçiyseniz hardal tohumunu lapa biçimine getirip şikayet edilen bölgeye sürmeniz ağrıların hafiflemesi adına faydalı olacaktır.
Hardal tohumu kan basıncını düşürür ve bu basıncın dengelenmesine yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda hardal tohumu ani felç ve kalp krizi riskinin önüne geçmektedir.
Hardal tohumu bedenin toksinlerden arınmasına yardımcı olmaktadır.
Hardal tohumu menopoz döneminde karşılaşılan uykusuzluk sıkıntısına iyi gelmektedir. Fazlaya kaçmamak şartı ile hardal tohumu, uyku düzeninin sağlanmasına yardımcı olmaktadır.
Mevcut balgamın sökülmesine yardımcı olmaktadır.
İştahsızlık sıkıntısı olan bireylerin iştahının artmasına ve kilo almaya yardımcı olmaktadır.

Hardal tohumunu un haline getirip içerisine az miktarda da tarçın ekleyerek tüketmek iştah açmak için tercih edilebilir.
Besin zehirlenmelerinde kusarak mideyi boşaltmak için kullanılabilmektedir.
Her sabah uyanır uyanmaz 1 su bardağı ılık suya çeyrek çay kaşığı kadar hardal tohumu ekleyin ve 20 gün kadar bir süre devam edin. Bu uygulama sayesinde gastrit şikayetinden kurtulmak için önerilen bir yöntemdir.
Hardalın yakı biçiminde göğüs bölgesine uygulanması ile göğüs bölgesinde oluşan balgamın rahatlıkla söktürülmesine yardımcı olmaktadır.
Hardal tohumu regl döneminde bayanların sıkça yaşadığı adet sancılarını hafifletmektedir.
Metabolizmanın düzenlenmesine yardımcı olur ve bedendeki yağların azaltılmasına destek olmaktadır.
İçeriğinde bulunan magnezyum sebebi ile kan damarlarının görevlerini daha iyi yapmasına destek olur. Halsizlik ve yorgunluk sıkıntılarına karşı da iyi gelmektedir. Özellikle, mesane kanseri, kolon kanseri, bayanlarda sıklıkla karşılaşılan rahim ağzı kanseri gibi pek çok kanser türü ile mücadele ederek kanserli hücre oluşumlarını yok etmektedir.
En önemli faydalarından bir tanesi de kanser görülme riskini azaltmasıdır. Önemli oranda bitkisel besin içeren hardal, içerisinde bulunan ve bitkisel besin kaynağı olan glukosinolat desteği ile, pek çok kanser türüne karşı etkin bir rol oynamaktadır.
Aynı zamanda sedef rahatsızlığı ve kontakt dermatit gibi cilt rahatsızlıklarına karşı da iyi geldiği bilinmektedir.Huzursuz ayak sendomunu geçirmektedir.
Özellikle güzelliğine önem veren bayanlar tarafından tercih edilen bir tohumdur. Kaynatılmış olan kına yaprakları ile birlikte karıştırılıp saça sürüldüğü takdirde saça canlılık kazandırmaktadır.
Hardal Tohumunun Zararları
Bu tohumun beden direkt olarak teması çok uzun sürmemelidir. Bu ciltte bazı yara oluşumlarına ve tahrişlere sebep olabilmektedir. Bu tohum yakı biçiminde kullanılacaksa gözlerle olan temasından kaçınılmalıdır. Bu yakının dumanıda gözleri yakarak acı oluşumuna ve öksürüğe sebep olmaktadır. Aşırı tüketilmesi halinde bağırsak ve midede kan toplanmasına sebep olabilir. Önerilen dozdan fazla kullanılması halinde ölüm gibi bir sonuçla dahi karşılaşılabilir.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ÇOK ÖNEMLİ HERKES BU YAZIYI OKUMALI !!!

15350565_591648361032267_6051444668274189757_n1

 

DR. SERDAR HAKAN ÇİFTÇİ ‘ YE TEŞEKKÜRLERİM LE..
Merhabalar
İsmim Serdar Hakan ÇİFTÇİ. 46 yaşındayım. Evliyim. 20 yaşında ikiz kızlarım var. GATA mezunuyum. Tıp doktoruyum ve halen hekimliğe aktif olarak devam etmekteyim. Sağlıkla ilgili yazılanları okuduğumda gördüm ki; çok fazla bilgi eksikliği ve kavram kargaşası var. Burada konuşulanlara ayrı ayrı değil, genel olarak cevap vermeye çalışacağım. Öncelikle Tıp Fakültelerimizde besin tamamlayıcıları ilgili bir ders okutulmadığından, Türkiye deki doktorların %95 i Doçent – Profesör de olsalar, balık yağı, polen, arı sütü gibi ek besin maddelerini ve kullanım alanlarını bilmemektedirler. Geri kalan %5 ise tıbbi çalışmalarda veya yurt dışı kongrelerde tesadüfen bunlarla karşılaştığı için bilir ama onlar da nerelerde ve ne dozda kullanılacağını bilmezler. Burada suç biz doktorlarda değil; Türkiye deki Tıp eğitimindedir. Yurt dışındaki hekimler bu tür ürünleri bilmekte ve tamamlayıcı tıp olarak kendileri de dahil herkeste kullanmaktadırlar.

Aksi takdirde Türkiye de hiçbir vicdanlı doktor, 9 tane balık yağıyla romatoid artriti, aloe vera ve propolisle reflü, gastrit ve ülseri, aloe vera, propolis ve balık yağıyla astımı, balık yağı, B12 ve folik asitle psikiyatrik rahatsızlıkları, balık yağı ve argiyle damar tıkanıklıklarını, ginsengle migreni, polen ve pomesteen le kansızlığı, aloe vera, polen, fields of greens ve balık yağıyla şekeri, 6 tane besin tamamlayıcısıyla kanseri vurabileceklerini bilselerdi, kullanmazlar mıydı ? Onca insan kilo problemiyle boğuşurken, zayıflatıp sağlıklarına kavuşturmazlar mıydı onları ? Tabiki kullanırlardı ve tabiki kavuştururlardı. Meslektaşlarımın bu tür ürünlere olumsuz tepki vermelerinin altında sadece bilgi eksiklikleri değil; sağlığı paraya dönüştürmeye çalışan, tıpta ŞARLATAN dediğimiz ucube yaratıkların piyasadaki engellenemeyen varlığı da yatar. O yüzden bir hekime balık yağını, polen ya da propolisi sorduğunuzda, “Bırak bu saçmalıkları, sen doğru beslenmene bak” cümlesini duyarsanız şaşırmayın. Çünkü onlar besin maddelerinin besin değerlerini yitirdiğinin, bitkilerin genetik yapılarıyla oynandığının ve hastalıkların altında yatan nedenlerin yine bu mevcut tüketilen besin maddelerinin olduğunun farkında değiller ! Gelelim doğru bilgilere: Bitkisel omega 3, asla hayvansal omega 3 ün yerini tutmaz. Yani ceviz, ıspanak, semiz otu yiyerek bu iş olmaz. Balık yağı doğumdan ölüme kadar herkesin düzenli ve devamlı kullanmak zorunda olduğu, en önemli ek besin maddesidir. Türkiye deki meslektaşlarım bilmeseler de, dünyada en çok bilinen ve üzerinde en fazla tıbbi çalışma yapılmış (2.400 den fazla çalışma var) maddedir üstelik Omega 3. Tıbbi olarak 4 özelliği vardır balık yağının 1-Antiinflamatuar = İltihap giderici 2-Antioksidan = Temizleyip yenileyici 3-Antitümöral = Kitle engelleyici 4-Antiaterosklerotik = Damar sertliğini, daralma ve tıkanıklıkları önleyici Amerika dan İngiltere ye, Avustralya dan Almanya ya kadar herkese, üstelik doktor nezaretinde kullandırılmaktadır balık yağı. Japonya da ise balık yağı kullanımında, direkt sağlık bakanlığı devrededir. Yeni doğan bebeğe – Biz Türkiye de, bebek 6 aylık olana kadar anne sütü dışında bir şey vermezken – anne sütüyle birlikte balık yağı da vermektedirler. Üstelik te neredeyse bizim büyüklere verdiğimiz doz olan 0.9 gram/gün olarak. 3 ile 5 yaş arası tüm çocuklara bizdeki erişkin dozunun 1.5 katı olan 1.5 gram/gün verilmektedir. 50-70 yaş arası kadınlara 2.5 gram/gün, erkeklere 2.9 gram/gün Hamilelere 2.1 gram/gün Lohusalara 2.5 gram/gün kullandırılmaktadır. Sonuç ne sizce ? Türkiye de kalpten ölüm oranı %50 iken yani 2 kişiden biri kalpten ölürken; Japonya da bu oran %13 tür ! Japonya da 100 yaş üzeri yaşayan insan sayısı ise – Verileri görmeme rağmen inanmakta ben bile güçlük çekiyorum – tam 300.000 kişidir ! 90 yaşında birisi öldüğünde, “Vah vah, genç yaşta, çiçeği burnunda gitti” diyorlar oralarda Bizde ise “Maşallah. Dünyaya kazık çakmış, amma da yaşamış” deniyor. Piyasada çok ucuza satılan, Norweç, Alaska kökenli olduğu söylenen balık yağları var. Bunların bir çoğunun prospektüslerini okudum. Hiçbirisinde hangi cins balıklardan ve balığın neresinden elde edildiği yazılmamış ! Bu kadar ucuz olmaları, düşündürücü değil mi sizce de ? Benim ailemde ve kendimde kullandığım balık yağı, somon, sardalye ve uskumru gibi soğuk deniz balıklarının gövdesinden elde edilmekte. 150 ülkede denetlenmiş ve o ülkelerde satılan bir balık yağı ayrıca.

Üretimiyle ilgili danışman hekimleri ise, Tıp tarihinde “Balık yağının babası” diye bilinen, ilk defa Eskimo çalışmalarını yapmış, Grönland eskimolarının kalp krizi geçirmediklerini ve sürekli somonla beslendiklerini bulan, 300 den fazla tıbbi çalışması olan Prof.Dr.John Dyerberg. 60 lık kapsülünün müşteri satış fiyatı 83 tl. 200-250 adet olup 30-40-50 ya da 70 tl ye alınabilen, üstelik te Norweç ten Alaska dan geldiği söylenen balık yağları gerçek olabilir mi sizce? Ve kaç ülkede denetlenip satılmakta bir araştırın isterseniz. Sağlığımız bu kadar ucuz olmamalı ! Sen balığı Norweç te yakala, fabrikasını kur. Yağını çıkar. Ambalaj yap. Oradaki çalışanlarının maaşını ver. Yine orada vergi öde. Türkiye ye gönder. Türkiye de ayrıca vergi öde. Yine Türkiye de dağıtıcı firmanın karını ver. Eczanelere mal fazlası bırak. Eczanenin karını ver. Dağıtımda kullandığın representlerin parasını ver. Reklam artistlerine para ver. Ve 200 tane balık yağını 70 tl ye sat. Bu mümkün mü ? Birkaç ihtimalden biri bunların bir kısmının balık yağını, çok ucuza mal edilen balina gibi balıkların karaciğerlerinden üretip bedavaya getirdikleri ve bizim gibi ülkelerde sattıkları. Çünkü balığın karaciğerinden elde edilen balık yağları çok ucuz ama aşırı zararlıdır. Bu balık yağları A ve D vitaminlerini çok fazla içerdiklerinden, karaciğerde toksik etki yapmakta ve vücudu zehirlemektedirler !

Diğer ihtimal ise Türkiye de illegal olarak merdiven altında üretilip; yurt dışından geldiğinin söylenmesi. Olur mu olur ! Devletimiz bununla ilgilenip denetlemeli ve bizlerin sağlığını korumalı diye düşünüyorum. Sizler gibi bu tür kaliteli sitelere üye olup, bloglarda konuyu sorgulayan arkadaşlarımızın da, ucuz diye böyle balık yağlarını almamaları gerekir. Bir meslektaşım “Haftada 2 kez balık tüketen kişinin balık yağı kullanmasına gerek yok” demiş. Peki bu meslektaşım, Türkiye deki balıkların sıcak deniz balığı olduğunu, aktif omega 3 olan EPA DHA nın içlerinde yok denecek kadar az bulunduğunu ve bir kişinin alması gereken günlük doz olan 1 gram EPA DHA yı alabilmesi için her gün 17 kilo hamsi yemesi gerektiğini biliyor mu acaba? Ya Türkiye de bulunan balıkların bir çoğunun ağır metaller içerdiği gerçeği ne olacak ?

Balık yeyip yarar sağlayalım derken; tamir edilemeyecek zararlarla karşılaşıyor insanımız ! Umarım yazdıklarım biraz olsun sizleri aydınlatmıştır. Ben bir hekim olarak, bu yazıyı yazmakla vicdani sorumluluğumu yerine getirmiş oluyorum. Fakir ya da zengin hiç kimsenin bebeğinin ya da ailesinin hayatı, diğerlerinkinden kıymetli değildir ve herkesin doğru bilgiye ulaşma hakkı vardır !

kaynak: facebook karbonat sayfası

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 36 Comments »

Migren, Sindirim Rahatsızlıkları ve Ağrıdan Kurtulmak için Zencefil Suyu

Migren, Sindirim Rahatsızlıkları ve Ağrıdan Kurtulmak için Zencefil Suyu – Sağlığa bir adım

Zencefil, mutfakta ve çeşitli tıbbi nedenlerden dolayı çağlardır kullanılmış olan aromatik bir bitkidir.

Çok yönlülüğü nedeniyle dünyanın dört bir yanındaki mutfaklarda yaygın olarak kullanılan baharatlı bir yumru köküdür.

Zencefil, iltihaplanma karşıtı, ağrı kesici ve antioksidan etkilere sahip olduğu kabul edilen aktif madde olan zenceol içerir.

Aynı zamanda uçucu yağlar, vitaminler ve amino asitler için zengin bir kaynaktır. Bunlar, vücut için çok çeşitli hem içsel hem de harici yararlara sahiptir.

Alternatif Doğu tıbbında sıklıkla kullanılır. Sağlığı geliştirme özelliği nedeniyle şu anda dünyaya yayılmış haldedir.

Aşağıda, sizinle zencefil suyunun birincil yararlarını ve zencefil suyu için popüler bir tarif paylaşmak istiyoruz, siz de bu faydalardan faydalanabilirsiniz.

Hadi bir bakalım!

Zencefilin besinsel yararları

zencefil

Zencefil kökü, vücudu korumak ve çeşitli hastalıklarla mücadele etmek için kullanılabilecek muazzam bir besin kaynağıdır.

Limonen, sitronella ve zenceol gibi uçucu yağlar içerir ve bu da bu olumlu sağlık etkilerinin önemli bir kısmını sağlar.

Zenceol hepsinden en şaşırtıcı olanıdır ve aynı zamanda ona baharatlı lezzet katmaktadır. Artrit ve osteoartrit gibi hastalıkların tedavisini destekleyen güçlü bir iltihaplanma karşıtı maddedir.

Ayrıca C vitamini, B kompleks vitaminleri ve kalsiyum, krom, alüminyum ve fosfor gibi mineralleri içerir.

Buna ek olarak linoleik asit, niasin ve triptofan gibi amino asitler ve proteaz ve zingibain gibi enzimler içerdiğini de belirtmeliyiz.

Zencefil suyunun faydaları

migren

Zencefil suyu, limon ve bal ile birleştirilen, bir yumrudaki tüm besinleri konsantre eden şifa verici bir içecektir.

Çok güçlü bir iltihaplanma karşıtı, ağrı kesici ve sakinleştirici etki yarattığından, baş ağrılarını, migreni ve stres kaynaklı gerginliği gidermek için öneririz.

Beyindeki kan damarlarını alevlendirerek migrene neden olan bir madde olan prostaglandinlerin etkilerini bloke ettiği kanıtlanmıştır.

Aynı zamanda, gaz, ağrı ve hazımsızlık gibi ortak sindirim sistemi ile alakalı problemlerle mücadelede mükemmel olan harika bir sindirim toniğidir.

Aktif bileşenleri kan akışını uyarır ve varikoz ve örümcek damarlarının oluşmasını önler.

Zenceol, iltihaplanmayı azalttığı ve rahatlama hissi yarattığı için, eklem ve kas ağrısına karşı en iyi doğal ilaçlardan biridir.

Aslında, her gün ılımlı bir dozaj almak, romatoid artrit, osteoartrit ve diğer kronik iltihaplı durumlarla ilişkili belirtilerle savaşır.

Ve düşük kalorili olduğundan, metabolizmanın hızlanması ve kilo kaybının daha kolay olması için sağlıklı bir seçenektir.

Zencefil suyu nasıl hazırlanır?

limon-zencefil

Zencefil suyunu yapmak için bilim insanı olmanıza gerek yok. Ayrıca maliyetli maddeler ya da bulması zor olan bir şey gerektirmez. Onları en yakın pazarda bulabilirsiniz.

Gün boyunca genelde görülen sancıları hafifletmek için mükemmel olan, nemlendirici, iltihaplanma karşıtı bir içecektir.

Malzemeler

  • 5 çorba kaşığı taze zencefil (50 gram)
  • 3 bardak su (750 mL)
  • 1/2 limonun suyu
  • 2 çorba kaşığı organik bal (50 g)

Yapılışı

  • Taze zencefil kökünü alın ve iyice yıkayın. Daha sonra bir yemek rendesi ile rendeleyin.
  • Ardından suyu kaynatın. Su kaynayınca, zencefil ekleyin.
  • İki dakika düşük ateşte bırakın, ardından ocaktan alın.
  • İçine limonu sıkın, sonra organik bal ekleyin.
  • Bu karışımı sıcak olarak tüketebilirsiniz, aynı zamanda buzdolabında soğuk bir içecek olması için bırakabilirsiniz.
  • Günde iki ya da üç bardak için.

Reçetenin uygun olmama durumları

Zencefil suyunun çok fazla sayıda fayda sağladığı gerçeğine rağmen, içmeyi önermediğimiz bazı durumların bulunduğunu da eklemeliyiz.

Örneğin: duodenal ülser, kolit veya Crohn hastalığınız varsa içmemelisiniz, eğer aktifse bunlar ağrıyı kötüleştirebilir.

Bu bileşiklerden bazıları fetüsünüzün hormon sisteminin oluşumuna müdahale edebileceğinden hamileyken içmek de iyi bir fikir değildir. Bunu mide bulantısını sakinleştirmek için kullanıyorsanız, kadın hastalıkları uzmanınızı görmek en iyisidir.

Diyabet ya da dolaşım sistemi için ilaç kullanıyorsanız, bir uzmana danışmalısınız.

Zencefilin çok sayıda aktif maddesi bu tür ilaçların etkilerini değiştirebilir

Kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İkinci Beynin Bilinmeyen Gerçekleri

braingut1

 

Karın bölgesindeki bu ikinci merkez ile mutluluk salgılarının, psikolojimizi belirleyen durumların çok yakından alakalı olduğu tespit edilmiş.

• Elliden fazla sayıda hastalıkla, bazı psikolojik rahatsızlıkların kökeninin, bizim şimdiye kadar farkında olmadığımız ikinci beyin bölgesindeki aksamalardan kaynaklandığı anlaşılmış.

• Tanısızlıktan hastalık hastası diye tanı konulan vakalarda gerçek suçlunun birinci beyin değil, ikinci beyin olduğu ortaya çıkmış.

• Bebeklik döneminde birinci beyinden önce ikinci beyin devredeymiş. İkinci beyinin hafızasının bebeklik döneminde yaptığı kayıtlar nedeniyle ömür boyu depresyon yaşama riski mevcutmuş.

• Kişilik oluşumu ikinci beyinle yakın ilişkideymiş. Çünkü bilinçaltı kayıtlarıyla ikinci beyin sıkı bağlantı halindeymiş.

Özellikle bu bilgi, bebeklik döneminde sağlıklı ve huzurlu bir ortamın ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha anlatıyor bize. Doğa şifacısı ebe ninemin bebek bakımında doktorlara inat bize yaptırdığı ve anlattığı “güya hurafeleri” daha iyi anladım bu bilgiler sayesinde.

İkinci beynin yarattığı biyolojik şifreler; sezgi, korku, aşk gibi konularda karın bölgesinde duyumsanan hislerin yol göstericisi. Entelektüel zekâ verileriyle hareket etmeyen sezgisel kararlar, ikinci beynin eseridir. Bu duruma “Gut feelings” yani karın hissiyatı deniliyor. Aklımızla tarif edemediğimiz bir sürü kararın altında bu biyolojik karar mekanizması yatıyor. Yani bedenimiz birinci beyini dinlemeden hareket kararı veriyor. Akıldışı gibi görünen eylemlerin altında yatan bilimsel gerçek budur belki de. Özellikle; “görünmeyen alanlar dediğimiz ruhsal alanlarda, ya da bilinçaltında bizi yöneten merkez karın bölgemizdir” şeklinde bir gerçek çıkıyor ortaya. Birinci beyin; kararı bağımsız olarak kendisinin verdiğini sanırken, ikinci beyinin kendisine gönderdiği bilgi deposundan geri bildirim aldığının farkına varmıyor. Birinci beyin gözlemcidir ve karar verirken gereğinden fazla enerji harcar. İkinci beyinle verilen kararlar daha çözümseldir. Sonuçları itibarıyla daha uyumlu bir yaşam sağlar.

İkinci beynin fiziksel faaliyet etkinlikleri bilimsel olarak incelenirken işin içine ruhsallık ve bilinmeyen alanlarımız giriyor; çünkü sezgi, korku, aşk gibi konular ruhsal alanımız içindedir. Rüyalar da bu alanın içinde yer alıyor.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ŞALGAM VE ŞALGAM SUYUNUN İNSAN SAĞLIĞINA FAYDALAR BAĞIRSAK DOSTU DOĞAL KABIZLIK GİDERİCİ…

15268062_591236991073404_8986264231928496089_n1

 

Bütün hastalıkların devası onda saklı
Tıbbın babası Hipokrat “Bütün hastalıklar bağırsakta başlar. Bağırsak hasta ise, vücudun geri kısmı da hastadır” der. Bağırsak sorunlarının çözümü ise, şalgam suyu tüketmek…
Katkı maddesiz, doğal, organik beslenmenin mide, karaciğer ve bağırsak gibi, ölümcül hastalıkların başlangıcı ve yayılımında çok önemli yer tutan organları korumasında hem fikir olan uzmanlar geleneksel yiyecek ve içeceklere dönüşü öneriyor.
Stres ve sinir sistemini etkilemesi sebepleriyle ruhsal hastalıklara dahi yol açabilen bağırsak sorunları dikkatle üzerinde durulması konulardan. Beslenme alışkanlıklarımızdan, tuvalet eğitimimize birçok konunun etkili olduğu bağırsak sorunlarının çözümü için asıl yapılması gereken katkılı, GDO’lu gıdalar ve sigara gibi bağırsak florasına zarar veren maddelerden uzak durmak.
——– Sponsorlu İçerikler ——–
KABIZLIK İLAÇLARI BAĞIRSAKLARI TEMBELLEŞTİRİYOR
Kabızlık, toplumun yüzde 80’inin hayatında en az bir dönem maruz kaldığı ve hemoroid gibi yaşam kalitesini oldukça kötü etkileyen sonuçlar doğuran çok önemli bir hastalık. Özellikle kış aylarında metabolizmadaki hareket hızının azalması ve yeme alışkanlıklarının değişmesi sebebiyle daha fazla karşılaşılan kabızlık, başta yeme alışkanlıklarının değiştirilmesi ve spor gibi düzenli yapılan aktivitelerle azaltılabiliyor.
İlaç kullanımının “bağırsak tembelliği”ne yol açtığı hastalıkta, lifli gıdalar ve sıvı tüketimi öneriliyor. İçindeki bol lif sebebiyle şalgam ve şalgam suyu hem doğallığı hem de asırlardır bu özelliği ile bilinen ve tüketilen bir ürün olması sebebiyle en doğru çözümlerden. Kaynak: Mynet Sağlık

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

TROİD BEZİNİN DOĞAL TEDAVİSİ !!???

15317874_591230987740671_2226128515615418062_n1
Troid rahatsızlığının kesin ve net tedavisini ZENCEFİL SUYU tek başına sağlar.
Troid bezinin çok çalışması ve ya az çalışmasının tedavisinin ya…nısıra HAŞİMATO TROİDİ adı verilen troid bezi iltihaplanmasının da tek tedavi (ilaçsız) şekli taze sıkılmış ZENCEFİL SUYU’dur.
Kullanım: Sabah: 1 çorba kaşığı ( sabah ezanı aç iken ) – Akşam: 1 çorba kaşığı ( akşam ezanı aç iken)
Hazırlanışı: Aktardan, büyük marketlerden ( AVM lerde de bulabilirsiniz) tedarik edeceğiniz taze zencefili yıkadıktan sonra katı meyve sıkacağında ve ya rende yardımıyla suyunu elde edebilirsiniz.
Her defasında taze olarak suyunu elde edebileceğiniz gibi bir küçük kavanozda bir kaç günlük olarak da hazırlayıp kullanabilirsiniz.
Zencefilin her zerresi çok değerlidir. suyu çıktıktan sonra geriye kalan tüm kısımları çay olarak hazırlayıp ailenize limon ve bal eşliğinde bir akşam çayı keyfi yaşatabilirsiniz. (Bu sayede hem bu rahatsızlıkları hem B12 vitamin eksikliği yaşamazlar)
Not: Taze zencefil suyu oldukça acıdır. İlk defa zencefil suyu ile tanışacak kardeşlerimiz başlangıç itibari ile tadından dolayı sıkıntı yaşayabilirler. Fakat zaman içinde sıhhatinize kavuştuğunuzu gördükçe bundan bile keyif aldığınızı göreceksiniz.
——– Sponsorlu İçerikler ——–
HİÇBİR YAN ETKİSİ YOKTUR…!
Sadece kan sulandırma özelliği olduğundan kan sulandırıcı ilaç kullananların zencefil aldıkları sürece bu ilaçları almaması gerekiyor. O ilacın görevini de zencefil suyu zaten gerçekleştirir.
Troidi az çalışan da çok çalışan da Haşimato troidi olan da mutlaka sonuca ulaşıyor.
TROİDLERİNDE NODÜL MEVCUT OLAN KARDEŞLERİMİZ DE DIŞARDAN NODÜLLERİN ÜZERİNE ZENCEFİL SUYU SÜREREK NODÜLLERİNDEN KURTULABİLİRLER.
BİLGİLENDİRMEK İÇİN LÜTFEN BİR KERE PAYLAŞINIZ TEŞEKKÜRLER

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Lütfen katkı maddeli tavuk/et bulyonları eve sokmayın!!!

15123444_681358185364130_7806825982246432942_o1

 

Lütfen katkı maddeli tavuk/et bulyonları eve sokmayın!!!
Artık kendi et/tavuk suyunu evde yapmayan yoktur sanırım ama yine de tarif vermek ve sizlerden de değişik tarifler almak isterim.
ET suyu: Az etli kuzu kol veya 1 kilo dana kemik aldım. Etleri 30 dk soğuk suda tutttum suyu döktüm. Kaynayana kadar ısıttım suyunu döktüm. Böyle yapmadan içim rahat etmiyor. Siz yapmayabilirsiniz tabii. Evet belli bir vitamin kaybı oluyordur ama ne koşullarda oluyor o etler acaba? 5 litre su, biraz kereviz sapi,1/2 baş kereviz, 1 soğan, 1 havuç, yarım demet saplarıyla maydanoz ve 3 diş sarımsak iri doğrayıp ekledim. Biraz kaynattım. Biriken köpükleri alıp attım. 30 dk düdüklüde fıslattım. Düdüklü yoksa 1,5- 2 saat kısık ateşte pişirdim.
Tavuk Suyu: Bütün organik tavuğu kaynayana kadar ısıttım, suyunu döktüm. 5 litre su, biraz kereviz sapi ve yarım demet saplarıyla maydanoz ve 3 diş sarımsak iri doğrayıp ekledim. Biraz kaynattım. Biriken köpükleri alıp attım.1 saat daha pişirdim.
Süzdüm. Soğuduktan sonra buz kalıplarına koydum dondurdum. Daha sonra bunları buzdolabını poşetine alıyorum. Bazılarını da yarım kiloluk plastik kapaklı cam kaplara dondurdum. İsterseniz kağıt bardaklarla da dondurabilirsiniz. Pilav, makarna, bulgur ve çorba yapiyorum bunlarla. Afiyet olsun. Unutmayın et ve tavuk suyu lezzet katar sağlıklıdır ama çocuklarımız için en besleyici ve sağlıklı olan etin kendisidir. Mutlaka eti de yedirin. Herkesin tarifi başka olabilir, en doğrusu budur demiyorum, benimki bu…

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »