EVİNİZDE NEGATİF ENERJİ VARSA, SİRKE TUZ ve SU BARDAĞI YÖNTEMİ ile NEGATİF ENERJİYİ ATIN… (SİRKE + TUZ + SU)

negatif-enerji-sirke-tuz-su-880x320[1]
Özellikle evlerimiz enerjinin çok karışık olduğunu ortamlardır. Hisler, duygular ve düşünceler bir çok farklı enerji oluşturur. Aynı zamanda eve gelen misafirlerimiz de pozitif veya negatif enerji getirebilirler. Negatif enerjilerin birikmesi sonucunda karamsar düşünceler, stres halinin sürekliliği gibi problemlerle karşılaşabilirsiniz. Daha kötüsü ise bu enerjiler evinizin içinde her yere siner ve çıkarılmadığı sürece kötü etkileri devam eder.

EVDE NEGATİF ENERJİ VARSA?
Negatif enerji; ilişkilerde sorunlara, yanlış kararlar alınmasına veya geçimsiz biri haline dönüşmenize neden olabilir. Bunların sonucunda ise kendinizi daha yorgun ve kırılgan hissedebilir, hatta yaşama sevincinizi kaybedebilirsiniz. Bu sebeplerle evinizde veya ofisinizde ki negatif enerjisi düzenli olarak ortadan kaldırmanız ruh sağlığınız açısında önem taşımaktadır. Aslında negatif enerjiyi yaşam alanınızdan atmak çok kolay.
Negatif Enerji Evden Nasıl Atılır?
Evinizde   kolaylıkla hazırlayacağınız bir karışım sayesinde negatif enerjileri dışarı atabilirsiniz. İhtiyacınız olan malzemeler yalnıza şeffaf bir bardak, deniz tuzu veya kalın tuz, sirke ve su. İlk olarak bardağın 3’te 1 ini dolduracak şekilde tuz ekliyorsunuz. Ardından yarısına kadar su diğer yarısına da sirke ekliyorsunuz.

Hazırlamış olduğunuz karışımı evinizde görünmeyen bir noktaya koyun ve bir gün boyunca bekletin. Bu süre zarfında bardağın yerini hiç oynatmayın. 1 gün sonunda bardağınıza bakın; eğer bıraktığınız gibi duruyorsa bulunduğunuz ortamda negatif enerji yok demektir. Fakat bardakta baloncuk veya herhangi başka bir oluşum varsa odanızda negatif enerji var demektir. Bu durumda yapmanız gereken bardağı bıraktığınız gibi bulana dek her gün aynı karışımı uygulamak. Ayrıca unutmamanız gereken bir diğer nokta ise negatif enerjiyi çeken bardağınızı her gün evinizin dışında bir yere dökmeniz gerekmektedir.

Kaynak: Bilgi Doktoru

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Eklem Ağrıları için Limon Kabuğunun Kullanımı

Limon, dünyanın neredeyse her yerinde yenilen bir meyve olmasına rağmen çoğu insan en faydalı kısım olan limon kabuklarını atar.

Eklem ağrı ve iltihaplarının iyileşmesine yardımcı olan limon kabuğu, hem bölgesel olarak uygulandığında hem de çay olarak içildiğinde son derece etkilidir.

Limon, antik çağlardan beri yemeklerde, kozmetik ürünlerde ve hepsinin ötesinde tıbbi ürünlerde kullanılıp kendini kanıtlamış bir turunçgildir.

İçerdiği yüksek miktardaki C vitamini, antioksidanlar, mineraller ve temel yağlar açısından harikadır.

Son dönemlerde ise bağışıklık sistemini güçlendirdiği, grip, soğuk algınlığı ve çeşitli bakteriyel enfeksiyonlara karşı etkili olduğu kanıtlanmıştır.

Ayrıca idrar söktürücü ve vücudu arındırıcı ajanlar olan alkali gıdalar grubunun da bir üyesidir.

Yine de dünyanın neredeyse tamamında yenilen bir meyve olmasına rağmen insanlar çoğunlukla en faydalı kısmını atarlar: Kabuklar.

Limonun etli kısmı kadar yenilebilir bir aroması olmasa da kabuklarda etli kısma kıyasla 10 kat daha fazla C vitamini bulunur. Üstelik eklem ağrılarına karşı etkili olan iltihap sökücü maddeler de barındırır.

Yazımızın devamında limon kabuğunun temel özelliklerinden ve kullanmanız için birkaç tariften bahsedeceğiz.

Bize katılmak ister misiniz?

Eklem ağrılarına limon kabuğunun faydaları

Limon kabuklarının yoğun ekşi tadından dolayı çoğu insan bu meyvenin suyunu sıktıktan sonra kabuklarını atar.

Tam tersine ise limondaki temel besin maddelerinin kabuklarda olduğunu bilen bazı insanlar bunları atmak yerine kenara ayırır.

İçerisinde citronella yağ esansı, phellandrene, C vitamini ve pektin gibi doğal lifler bulunur.

Ayrıca sitrik asit, malik asit ve formik asit gibi organik asitleri içerir.

Diğer yandan uçucu asitler iltihap sökücü olarak görev yapar ve eklemlerdeki ağrının azaltılmasına yardımcı olur.

Yüksek miktardaki A ve C vitamini artritin kontrol altına alınmasına destek olur ve eklemlerin erkenden yıpranma riskini azaltır.

Üstelik de kemikleri, kasları ve eklemleri güçlendiren üç mineral olan kalsiyum, potasyum ve demir kaynağıdır.

Eklem ağrılarını limon kabuğuyla dindiren tarif

Eklemlerdeki ağrıyı dindiren limon kabuklu bu tarifin içerisinde sızma zeytin yağı ve okaliptüs yaprakları bulunur.

O kadar etkili bir terapidir ki, eklem ağrıları ve iltihapla ilgili semptomların kısa sürede azalmasını sağlar.

Malzemeler

  • Bir bardak sızma zeytin yağı (200 gram)
  • 2 büyük limon
  • 5 okaliptus yaprağı
  • Bir cam şişe ve kapaklı kavanoz
  • 2 temiz gazlı bez
  • Streç film benzeri bir kaplama malzemesi

Hazırlanışı

  • İki büyük limonu soyun ve kabuklarını dilimleyip kavanozun içine atın.
  • Bütün kabukların üzerini kaplayacak şekilde üzerine zeytin yağını ekleyin.
  • Okaliptüs yapraklarını birkaç parçaya bölün ve karışıma ekleyin.
  • Kavanozun kapağını sıkıca kapatın ve iki hafta boyunca serin ve karanlık bir yerde saklayın.
  • Bu süre geçtikten sonra karışımı bir bez yardımıyla süzdüğünüz zaman artık kullanıma hazırdır.

Kullanımı

  • Gazlı bezi hazırladığınız karışıma batırın ve ağrılı bölgenin üzerine koyun.
  • Daha sonra gazlı bezi streç filmle ve yün bir kumaşla sarın.
  • Bunu bir gece boyunca tutun.
  • Uygulamayı haftada en az üç defa tekrarlayın.

Limon kabuğu çayı

Limon kabuğu çayı içmek yukarıda tarif ettiğimiz yöntem için sağlıklı bir tamamlayıcıdır. Bu çay kandaki pH seviyesini düzenler ve ağrının artmasına neden olan iltihabı en aza indirir.

Bunun yanında sindirim ve dolaşım sistemi problemleri ile baş ağrıları için de faydalıdır.

Malzemeler

  • 1 litre su
  • Kabuklarıyla beraber 2 limon
  • 1 çay kaşığı bal (7,5 gram) (İsteğe bağlı)

Hazırlanışı

  • 2 limonun suyunu sıkın.
  • 1 litre suyu limon parçaları ile beraber bir tencereye koyun ve ocağı orta dereceye ayarlayın.
  • 10 dakika boyunca kaynatın ve ateşten aldıktan sonra limon suyunu ekleyin.
  • Bir çay kaşığı balla tatlandırın ve aç karnına için.
  • Bunu günde iki defa tekrarlayın.

Eklem ağrılarıyla ilgili şikayetleriniz mi var? O zaman limon kabuğundan faydalanmaya başlayıp ağrılarınız için harika bir çözüm keşfedin.

Buradaki yöntemleri bir hafta uyguladıktan sonra ağrılarınız devam ediyorsa acilen doktorunuza danışın.

Kaynak: Sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mısırlılar tarafından ölümsüzlük bitkisi ve Kızılderililer tarafından da cennetin sihirli değneği denilen aleo veranın sayısız faydası vardır

aloe-vera-gel-600x399@2x[1]sırlılar tarafından ölümsüzlük bitkisi ve Kızılderililer tarafından da cennetin sihirli değneği denilen aleo veranın sayısız faydası vardır – bunların bir kısmını biliyor olabilirsiniz. Küçük kesiklere, çiziklere, yanıklara iyi geldiği için hemen bir parça kırıp sürmek için evinizde aleo vera da yetişiyor olabilirsiniz. Peki aleo veranın sadece sürülerek değil aynı zamanda takviye olarak alındığında da vücudunuza bir çok fayda sağladığını biliyor muydunuz?

Aloe vera 200’ün üzerinde biyolojik olarak aktif olan ve doğal yollarla oluşan bileşenlerden yani vitaminlerden, minerallerden, enzimlerden, amino asitlerden ve polisakkaritlerden oluşuyor.

Ayrıca bakteri, virüs ve mantar oluşumuna karşı bağışıklık sistemini destekleyerek vücudun toksinlerden arınmasına yardımcı oluyor. Ama aloe vera suyunun/jelinin faydaları bunlarla da bitmiyor.
Mineraller
Aloe vera kalsiyum, magnezyum, çinko, krom, selenyum, sodyum, demir, potasyum, bakır ve manganez gibi bir çok mineral barındırıyor. Bu mineraller bir araya gelerek metabolik yolları destekliyor.

Enzimler
Aloe vera amilaz ve lipaz gibi önemli enzimleri içeriyor. Bu enzimler sindirim sırasında yağların ve şeker moleküllerinin parçalanmasına yardımcı oluyor. Özellikle Bradykinase adı verilen ve enfeksiyonu azaltmaya yarayan molekül üzerinde çok etkili oluyor.
Vitaminler
Yapılan bir çalışma, aloe veranın alyuvar üretimi için gerekli olan B12 vitaminini içerdiğini gösteriyor. Bu da vejetaryenler ve veganlar için güzel bir haber çünkü bu kişiler izledikleri beslenme düzeninde yeterli B12 vitamini alamayabiliyorlar. Tabi unutmamak lazım ki bu sadece bir özelliğidir ve günlük B12 ihtiyacınız için sadece aloe vera yeterli olmayacaktır.
Aleo vera ayrıca A, C, E, B1, B2, B3, B6 vitamini, folik asit ve kolin içerir.
Amino Asitler
Aloe vera vücut için gerekli olan 22 amino asitten 20’sini içerisinde barındırır. Enfeksiyonu ve bakteriyi engelleyen salisilik asit de içerir.

Aloenin diğer kullanım alanları
Mükemmel bir vücut temizleyicisi, mide, böbrekler, dalak, safra kesesi, karaciğer ve kolondan toksin atıcı olmasının yanı sıra hazımsızlık, mide bozukluğu, ülser ve bağırsaklar enfeksiyonuna da iyi gelir. Sindirim sistemini güçlendirir. Eklem iltihaplanmalarını azaltarak artrit sorunu için de iyi bir çözüm olabilir.
Yapılan bir çalışmaya göre, aloe vera suyunun gargara olarak kullanılması plak oluşumunda diğer ağız bakım ürünleri kadar etkili oluyor. Hatta doğal olduğu için para verip aldığımız kimyasal içeren diğer ürünlerden daha iyi bir alternatif olabilir.
Aloe vera jeli ağızda çıkan aftların ve yaraların iyileşmesinde de oldukça etkili oluyor

Aloe nasıl alınmalı?
Aloe direk bitkiden alınabilir ama en kolay ve tadı güzel olan alternatif muhtemelen aloe suyudur. Aloe vera suyunu doğal ve organik ürünler satan dükkanlarda bulabilirsiniz. Aloe vera yaprakları satın alabilir veya bitkiyi kendiniz evde yetiştirip suyunu sıkabilirsiniz.
Aloe vera suyunu tek başına veya diğer meyve suları ve smoothielere karıştırarak içebilirsiniz. Saf aloe vera suyu/jeli aldığınızdan emin olun. Bu da demek oluyor ki tüm bir dal veya o dalın içindeki kısım. Tadı biraz acımsı olabilir o yüzden içine başka şeyler de katmak isteyebilirsiniz. Aldığınız şişenin üzerinden kullanım talimatı ve dozu yazacaktır ama yine de emin olmak için bir sağlık danışmanı veya doktorla görüşmekte fayda vardır.

Kaynak: hayat bilgisi

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Karaciğerinizi 20 Yaş Gençleştiren Tarif

18342335_10155305268351170_8424395033550913261_n[1]
Karaciğer kendi kendini yenileyebilen bir organdır, ancak eğer bir şekilde hasar görmüşse, tüm vücuda zarar verebilir.Bir doktor sizin karaciğeriniz yağlı dediyse, birçok sağlık probleminin kaynağı olacağından bunu çabuk çözmelisiniz. Popüler, yağlı karaciğer hastalıklarınında %80i kilolu olma ile ilgilidir ve erkenden belirti göstermez.
Bir başka ciddi karaciğer hastalığı, sirozdur. Bu hastalık karaciğer kanseri ile sonuçlanabilir ve ölümcül olduğu bilinmektedir, bu yüzden bunu nasıl çözeceğinizi öğrenmelisiniz. Genellikle fazla kilolu veya hızlı kilo kaybı, sağlıksız diyet, bağırsak hastalıkları bunlara neden olur. Neyseki karaciğer sorunlarının çoğuna doğal çözümler bulunmaktadır.
Genellikle sağlık faydalarını bilmeden farklı meyveler yiyoruz. Örneğin, demirhindi meyvesi karaciğerinizdeki yağları gidermek açısından harika ve hemen hemen tüm karaciğer sorunlarını tedavi edebiliyor. Bu meyve vücudunuzu korur, sindiriminizi geliştirir, karaciğeri korur, kolestrolü düşürür, safra ile ilgili problemleri tedavi eder ve genel sağlığınızı iyileştirir. Yağlı karaciğer hastalığını ve hepatiti iyileştirmek için onu nasıl kullanacağınız:
Demirhindi Çayı Nasıl Demlenir?
Demirhindi ağacının meyvelerinden yapılan demirhindi çayını demlemek oldukça kolaydır. Çayı hazırlamak için ilk olarak yaklaşık 1 litre su kaynatılmaya başlanılır ve su kaynamadan hemen önce 20 gram kadar demirhindi meyvesini suya eklenir. Su iyice kaynadıktan sonra çay soğumaya bırakılır. Çay soğuduktan sonra sabah ve akşam olmak üzere günde iki kere tüketilebilir. Önerilen miktarlarda kullanıldığı takdirde çayın etkilerinden en etkili şekilde faydalabilir.
Kullanımı nasıl olmalı?
Günde iki kez (sabah ve akşam) 1 su bardağı içmek karaciğerinizle ilgili herhangi bir problemi tedavi eder ve sağlığınızı geliştirir.Biraz bal koyarak tatlandırabilirsiniz. Ama şekersiz içmeyi öneriyoruz.
Sağlıklı mutlu günler dileriz. Lütfen paylaşalım

kaynak: karbonat

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Acilen Potasyuma İhtiyacınız Olduğunun 6 Belirtisi

muz[2]

Sağlıklı yaşayabilmemiz için vücudumuza yeterince potasyum giriyor olması gerekir. Özellikle de kalp kaslarımızı oluşturan hücrelerin potasyuma ihtiyacı var.
Yeterince potasyum almadığınızda siz farkına olmasanız bile vücudunuz işlevlerini tam olarak yerine getiremez. Bunun en bariz belirtisi yorgunluk ve kramplardır.
Vücudumuzdaki potasyumların %98’i hücrelerimizde yer alır. Potasyum eksikliği sonucunda bu nedenle sinirlerimiz, kaslarımız ve kalbimizde aksaklıklar meydana gelir.
Bu yüzden insanların potasyum konusunda olabildiğince bilinçlenmesi ve bilgilendirilmesi gerekiyor.
İşte potasyum eksikliğinde meydana gelenler:

1- Kabızlık
Potasyum eksikliği, sindirim sistemi dahil bütün sistemimizi olumsuz etkiler. Eksikliğinde midede şişkinlik oluşur.
Bağırsak hastalıklarının tek nedeni potasyum kaynaklı değildir. Bu nedenle yediklerimize dikkat etmemiz gerekiyor.
2- Kasların zayıflaması
Women’s Health dergisi kas ağrısı, kaslarda zayıflık ve krampın asıl nedeninin potasyum eksikliği olduğunu ifade ediyor.
3- Kalp çarpıntısı
Yukarıda da bahsettiğimiz gibi potasyum eksikliğinin kalp üzerinde olumsuz etkileri oluyor. Kalp çarpıntısı ve kalp ritm bozukluğu potasyum eksikliğinin bir sonucu.
Vücudunuzda potasyum dengesi bozulunca, kalp kan pompalayabilmek için aşırı çaba sarfeder ve bu nedenle kalp çarpıntısı oluşur.
Bu nedenle eğer kalp rahatsızlığı geçirmek istemiyorsanız yeterince potasyum içeren yiyecekler tükettiğinizden emin olun.

4- Yorgunluk
Mayo Clinic’te belirtilenlere göre eğer yeterince uyuduğunuz halde hala yorgun hissediyorsanız vücudunuzda yeterince potasyum yok demekmiş.
Vücudunuzdaki her hücre potasyuma ihtiyaç duyar. Beslenme uzmanı Jill Brill, potasyum seviyesi düştüğünde hem fiziksel hem de mental gücünüzün düştüğünü belirtiyor.
5- Uyuşukluk ve karıncalanma
Sinir sisteminin düzgün işlemesi için de potasyuma ihtiyacınız var. Women’s Health dergisindeki bir makalede uyuşukluğun ve karıncalanmanın nedeninin potasyum eksikliği olduğu yazılmış.
6- Yüksek tansiyon
Potasyum, damarların ölçülü olarak genişlemesini sağlar. Eksikliği halinde damarlar genişleyemez ve tansiyonunuz çıkar.
Çoğu insan tansiyonlarının çıktığını farketmezler. Bunun en sık belirtisi baş ağrısıdır.
Potasyum eksikliğinden nasıl kurtulmalı
Yiyeceklerin birçoğu potasyum açısından zengin. Potasyum eksikliğinde ilaç kullanmanıza gerek yok. Tek yapmanız gereken yediğiniz sebze ve meyve miktarını arttırmak.
Potasyum eksikliği aşırı fast food tüketmek ve dengesiz beslenmekten kaynaklanır. Çok tuzlu yemek, sebze ve meyve tüketmemek de potasyum eksikliğine neden olur.
Potasyum içeren yiyecekler:
Muz
Süt ürünleri (özellikle yoğurt ve süt)
Kök sebzeler ve kuruyemiş
Balık
Mantar
Fasulye
Avokado

kaynak: newsletter
Arkadaşlarınızı da potasyum eksikliğinin yol açtığı hastalıklar konusunda uyarmak ve bilgilendirmek için yazıyı paylaşmayı ihmal etmeyin.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

EN DOĞAL EN ETKİLİ ANTİBİYOTİK “ZENCEFİL + LİMON + BAL”

antibiyotik[1]

 

Lütfen artık antibiyotik ilaç kullanımını azaltalım…

Antibiyotik ihtiyacını doğal sağlıklı yöntemlerle halledelim..  Bu kürü Mutlaka deneyin, faydasını göreceksiniz…
220 gr kadar zencefil 1 adet limon yıkanıp ince ince dogranacak şişeye konacak üzerine aldığı kadar bal doldurulup 15 gün çalkalanacak. 15 günün sonunda sabahları 1 çorba kaşığı içilecek.

*** Vücuttaki yorgunlugu alır. nezle grip olmazsınız. Afiyet olsun. Ben 5 yıldır yapıyorum faydasını görüyorum.

Kaynak: Bitkilog

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yanık ve Yaralarda Aloe Vera Mucizesi

Yanık-ve-Yaralarda-Aloe-Vera-mucizesi[1]

 

 

Aloe Vera’yı saksıda yetiştirip kullanabileceğiniz gibi piyasada bulunan jellerinden de yararlanabilirsiniz.
Egzama, deri iltihaplanmalarında etkilidir. Aloe vera göz ağrılarını giderir. Böcek sokmaları, güneş yanığı, yaralar gibi cilt rahatsızlıklarında faydalıdır.
Yanıklar, yaralanmalar ve kesikler için merhem olur
Yara tedavisi için aloe vera yapraklarından elde edilen jel direkt olarak bu yaraların üzerine sürülebilir.
Yaşlanma belirtilerine karşı gençleştirici krem olur
-Özellikle olgun ciltlerdeki yıpranmışlık etkisini tersine çeviriyor. Her gün 1 defa, 1 yaprak içindeki jeli ya da hazır aldığınız jelden 1 tatlı kaşığı kadarını, göz çevresi dâhil olmak üzere yüz ve boynunuza uygulayabilirsiniz.
Sivilce ve akneleri kurutur, deva olur
Sinek ve böcek ısırıklarında tedavi edici olur
Kepeklerle savaşır, saçlarınıza yumuşatıcı olur
-Saçınızı şampuanlamadan 15 dakika evvel, saç diplerinizi uygun miktarda jelle iyice ovun ve ardından yıkayın. Kepek sorununuz ileri safhadaysa doğrudan şampuan şişenizin içine de bu jelden ekleyebilirsiniz.
Kaynak: Bitkilog

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Göbeğim Var, Kurtulamıyorum diyorsanız bu karışımı deneyin

Göbeğim-Var-Kurtulamıyorum-diyorsanız-bu-karışımı-deneyin[1]

 

Yağsız yoğurdun göbek yağlarının %81 inin tek başına erittiği ABD Tennesse Üniversitesinde yapılan araştırmalar da ortaya kondu. Ayrıca zencefil’in yağ yakıcı özelliği aşikar.
Yine zerdeçalın hazmı kolaylaştırdığı ve ödem attırdığı bilinmekte. Tarçınıda zayıflamaya yardımcı olduğu bilimsel kanıtlanmıştır.
Yoğurt Kürü İçin Gerekli Malzemeler:
1 kase yağsız yoğurt
1 çay kaşığı zeytin yağı
1 çay kaşığı zencefil
1 çay kaşığı zerdeçal
1 çay kaşığı tarçın
1 kase yağsız yoğurdun (4-5 yemek kaşığı) içine 1 çay kaşığı zencefil, 1 çay kaşığı zerdeçal ve 1 çay kaşığı toz tarçın, 1 çay kaşığı zeytin yağı ilave edip karıştırıyoruz. Bunu sabah, öğlen ve akşam aç karnına ve yemeklerden 1-2 saat önce olmak üzere 3 kez yapıyoruz ve tüketiyoruz. Tadı da muhteşem. Aynı zamanda yoğurdun tok tutma özelliğinden dolayı acıkmıyoruz. Özellikle göbek eritme, kan şekeri çabuk düştüğü için kilo verme sorunu olanların çok işine yarayacak. Ayrıca yoğurdun ileri yaşlarda oluşabilecek kemik erimesi, diş kaybı, bağırsak kanseri gibi rahatsızlıkların da önüne geçtiğini, bağırsak florasına yardımcı olup sindirimi kolaylaştırdığını unutmamak gereklidir.
Dengeli beslenmeye, gün içinde spor yapamıyor olsanız dahi en azından asansör kullanmak yerine merdivenleri kullanmaya, en az 2,5lt su içmeye, kısa mesafelere yürüyerek ulaşmaya, taze sebze meyve tüketmeye ve gülümsemeye gayret edin.
kaynak: ne örüyorsun

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Depresyonu Doğal Yollarla Yenin

images[4]

 

Ruh haliniz sürekli kötü mü? Depresif misiniz? Ya da içinizden hiçbir şey yapmak gelmiyor mu? Basit bir depresyon geçiriyor olabilirsiniz ve muhtemelen atlatmak için ilaca ihtiyacınız yok. Çok daha iyi hissetmenize yardımcı olacak doğal ilaçları keşfetmek için okumaya devam edin.
Sarı Kantaron ve Mabet Ağacı
Sarı kantaron olarak bilinen Hypericum perforatum, hafif depresyonların tedavisine ve anksiyeteyi kontrol etmeye yardımcı olmada demlenerek kullanılır. Etki mekanizmasının nasıl meydana geldiği bilinmese de, sarı kantaron kullanan kişilerde görülen neşe gibi olumlu etkiler sebebiyle, bilimsel çalışmalar bu bitkinin doğal bir antidepresan olarak kullanılabileceğini destekliyor.

Depresyonu doğal yollarla yenmek için mabet ağacı kullanılabileceğine dair de bilimsel kanıtlar mevcuttur. Antidepresan ilaç tedavisine yanıt vermeyen bir grup hastayla 1993 yılında bir çalışma yapılmış ve bu hastalara günde üç kez 80 mg mabet ağacı özü verildiğinde iyi sonuçlar alınmıştır. Görünüşe göre bu öz, beyindeki serotonin seviyesinin artmasına yardımcı olmuş ve iyi hissetmeyi sağlamıştır.
Depresyonla Savaşan Besinler
Kötü hissettiğinde buzdolabına saldırmaya karar verenlerden misiniz? Bazı yiyecekler neşelenmenize yardımcı olabilir. Bunlardan bazıları şunlardır:
Muz – Genellikle kan şekeri düşünce insanın ruh hali kötüleşir ve olumsuz düşüncelere kapılır. Muz bol miktarda şeker ve triptofan içerir. Triptofan, “mutluluk hormonlarından” biri olan serotoninin bir ön-maddesidir.
Çikolata –  Çikolatanın içindeki şeker ve kakao yağı, triptofanın vücut tarafından daha kolay emilmesine yardımcı olup serotonin üretimini arttırır. Ayrıca, sinir sistemi üzerinde uyarıcı etkiye sahip feniletilaminler içerir. Yüksek miktarda kalori içerdiği için, ölçülü olarak tüketilmesi tavsiye edilir.
Sert kabuklu yemişler ve badem – Bu kuruyemişler omega-6, omega-3 yağ asitleri ve polifenoller içerir. Bu maddelerin sinir sistemi üzerinde oldukça olumlu etkileri vardır. günün herhangi bir saatinde, yemeklerden ayrı olarak veya salatalarla birlikte tüketebilirsiniz.
Daha İyi Hissetmek için Yaşam Tarzınızı Değiştirin
Olumsuz düşüncelerden kurtulmak ve depresyona karşı savaşmak için yapabileceğiniz daha birçok şey vardır. Daha iyi hissetmenizi sağlayabilecek bu basit ipuçlarına odaklanın:

Biraz hareket edin.  Egzersiz yapın, dans edin, yürüyüşe çıkın veya parkta koşu yapın. Tüm bunlar depresyon için mükemmel doğal ilaçlardır. Fiziksel aktivite, muhteşem hissetmenizi sağlamak için beyinde çalışan bir madde olan endorfinin salgılanmasını sağlar.
Açık hava aktiviteleri. Güneş ışığı ile doğrudan temas etmenin, vücuttaki serotonin seviyelerini arttırdığı kanıtlanmıştır. Güneşten faydalanmak için, sabah erkenden veya akşamüstüne doğru açık hava aktiviteleri yapın. UV ışınlarının zararlı etkilerine karşı daima tedbir almayı da ihmal etmeyin.
Mümkün olduğunca çok gülün. Gülmek de bol miktarda endorfin salgılanmasını sağlar, rahatlatır ve stresi yok eder. Eğlenceli filmler izleyin, arkadaşlarınızla dışarı çıkın ve gülebildiğiniz kadar çok gülün. Bu çok daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır.
Hayatta hepimiz bazen kötü dönemlerden geçebiliriz. Zihinsel durumunuzu düzeltmek için bu basit ipuçlarını uygulayın. Ancak semptomlar geçmezse ve uzun bir süre boyunca üzgün hissederseniz, kronik depresyon geçiriyor olabilirsiniz. Böyle bir durumda derhal doktorunuza danışmalısınız.
kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

12 Ay Boyunca Her Sabah Zerdeçal Suyu İçti ve Bu Oldu

600x400[1]

İşte İngiltere’nin Bristol şehrinden bir kadının müthiş hikayesi.

Zerdeçal giderek daha popüler hale gelen bir baharat ve bunun bir dolu haklı nedeni var. Besin değeri yüksek ve güçlü antioksidan olan zerdeçal, yaşlanma karşıtı ve iltihap sökücü özelliklerinden dolayı sağlık için mucizevi faydalara sahip.
Zerdeçalın aktif bileşeni kürkümin’in (zerdeçal sarısı) sayısız faydası var ve bunu sayısı 7.000’in üzerindeki bilimsel makale de destekliyor.
Bu yüzden de zerdeçal suyu içebileceğiniz en sağlıklı içeceklerden biri.
İşte İngiltere’nin Bristol şehrinden bir kadının müthiş hikayesi. 12 ay boyunca zerdeçal suyu içen kadın bunun inanılmaz sağlık faydalarını gördü.
Zerdeçalın pH seviyesi mükemmel, bu yüzden zerdeçal 12 ay boyunca her sabah zerdeçal suyu içen kadının vücudunu alkalize etti, sindirimini iyileştirdi ve asıl önemlisi eklem yangısı semptomlarını yok etti. Tüm bu faydaları 12 ay boyunca her sabah bir bardak zerdeçal suyu içerek yaşadı.
İşte bu mucizevi içeceğin hazırlanışı:
1 bardak ılık suya 1 çay kaşığı toz zerdeçal ve bir fiske karabiber ilave edip iyice karıştırın. Hepsini su ılıkken hemen için.
İşte her sabah içilmesi gereken zerdeçal suyunun faydaları:
Kalp sağlığına iyi gelir
Zerdeçalin ana bileşeni kürkümin kan damarlarındaki plakları temizler ve kan pıhtısı oluşumunun önüne geçer.
2011 yılında Japonya Niigata Üniversitesi Eczacılık ve Uygulamalı Hayat Bilimleri fakültesinden uzmanların yaptığı ve Biological and Pharmaceutical Bulletin dergisinde yayınlanan bir araştırmada, 3 hafta boyunca zerdeçal tüketen erkek farelerin kalp sağlıklarının iyileştiği görüldü.
Tip 2 Diyabet’i iyileştirir
Auburn Üniversitesinde 2009 yılında yapılan ve Biokimya ve Biofiziksel Araştırma İletişimi dergisinde yayınlanan bir çalışamda, bu baharatın diyabetin tedavisinde büyük faydaları olduğu gösterildi.
Vücudun alkali (baz) dengesini sağlar
Zerdeçal yüksek derecede baziktir ve kanser sadece asidik ortamda oluşur.
Beyninizi korur
Bilim insanlarına göre büyüme hormonu Beyin Kaynaklı Nörotropik Faktör seviyesinin, düşük olması genelde Alzheimer’s hastalığı ve bunama ile bağlantılı. Dahası kürküminin bu hormon seviyesini düzenlediği ve böylece yaşlanmaya bağlı beyin fonksiyonlarında gerilemeyi ve beyin hastalıklarını önlediği biliniyor.
İltihabı Önler
Birçok hastalığın ana nedeni iltihaptır. Kürkümin iltihap karşıtı özelliğe sahip ve bu yüzden iltihapla etkili şekilde savaşır ve organizmayı korur.
Kanser İlacı Özellikleri
Kürkümin güçlü bir antioksidan olduğu ve antioksidanlar da hücrelerin hasar görmesini önlediği için kanseri başarılı şekilde önler.
Eklem yangısı semptomlarını azaltır
2012 yılında yapılan bir araştırmaya göre kürkümin, etkili bir steroid olmayan antiinflamatuar ilaç ve dahası iltap ve ağrı dindirici ilaçlardan bile daha etkili.
Sindirime iyi gelir
Bilim insanları düzenli zerdeçal tüketmenin sindirim sistemine iyi geldiğini söylüyor.
Karaciğeri korur
Safra kesesinin düzgün çalışmasına yardımcı olur, karaciğeri toksinlerin zararlı etkilerinden korur ve karaciğer hücrelerinin etkin şekilde yenilenmesini sağlar.
Yaşlanmayı yavaşlatır ve uzun bir ömür yaşamanıza katkı sağlar.
Kürkümin serbest radikallerle çok iyi savaşır ve iltihabı önler, bu yüzden de yaşlanma sürecini yavaşlatır.

Kaynak: mynet.com

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Tiroid Fonksiyonunu Doğal Yoldan İyileştirmek için 6 Yol –

 

Tiroid beziniz, boğaz bölgesinde bulunan nispeten küçük, kelebek şeklinde bir bezdir. Boynun tam olarak önünde bulunur.

Her şeyden önce bu küçük bez hormonal, metabolik ve büyüme süreçlerini düzenlemek gibi işlerden sorumludur.

Tiroglobülin adı verilen bir protein içerir. Bu, organlarınızın, dokularınızın ve hücrelerin optimum çalışmasını sağlamak için hormon salgısını destekleyerek iyot ile birlikte çalışır.

Buna ek olarak, protein sentezine, hücresel oksijenasyona ve sizi sağlıklı tutan diğer önemli işlere de katılmaktadır.

Fakat, diğer organlarda olduğu gibi, dengesizliğine neden olabilecek birçok faktöre maruz kalmaktadır. Doğal olarak, bu yüzden çalışması ile ilgili sorunlar ortaya çıkabilir.

Bu sadece vücudunuzda bir dizi değişikliğe yol açmakla kalmaz, zamanla ciddi hastalıklara da neden olabilir.

Bu nedenle, tiroidinizi korumak için her zaman çaba göstermelisiniz, özellikle de sağlıklı olması için gerekli besin maddelerini sağlayarak.

Bugün, sizinle tiroid işlevinizi doğal yoldan iyileştirmek 6 iyi alışkanlığı paylaşacağız.

1. Beslenmenize iyotu dahil edin

İyot eksikliği, hipotiroid veya tiroid hormonlarının eksikliğinin en yaygın nedenidir.

Vücudunuz bu besini tek başına yaratamaz. Bu, yediğiniz gıdalardan yeterli besini aldığınızdan emin olmanızı gerektirir.

İşte bu besini içeren birkaç gıda:

  • Yumurta
  • Kabuklu deniz ürünleri
  • Yağlı balık
  • Peynir
  • Sofra tuzu

Ancak, sofra tuzu söz konusu olduğunda, bunu ılımlı miktarda tüketin. Sonuçta bundan aşırı miktarda tüketmek sorunlara neden olabilir.

2. Daha fazla selenyum tüketin

Selenyum, tiroid hastalıklarının tedavisinde pozitif etkileyebilecek minerallerden biridir.

Bu element stres yönetimi ve detoksifikasyona yardımcı olur. Buna ek olarak, hormonal aktiviteyi de düzenlemeye yardımcı olur.

Ayrıca, selenyumu oluşturan proteinler, metabolik fonksiyonların kontrol altına alınmasına ve besin maddesinin enerjiye dönüştürülmesinden sorumlu mekanizmalara yardımcı olabilir.

Bazı doğal selenyum kaynakları şunlardır:

  • Kuruyemişler
  • Keten tohumu ve ayçekirdeği
  • Yumurta
  • Yoğurt
  • Mantar

3. Çinko tüketiminizi artırın

Düşük çinko seviyeleri, iki ana tiroid meselesinin durumu ile ilişkilidir: hipotiroidizm ve hipertiroidizm.

Çok yüksek ya da çok düşük seviyelerde hormon üretmek olarak görülen tiroid dengesizlikleri, tüm vücudunuza etki eden bir dizi olumsuz reaksiyona yol açmaktadır.

Bu önemli mineral birçok gıdada doğal olarak bulunmaktadır. Bununla birlikte, bunu ek takviye olarak da alabilirsiniz.

Başlıca kaynakları şunlardır:

  • Yağsız dana
  • İstiridye
  • Domuz
  • Tavuk
  • Ispanak
  • Çekirdekler ve kuruyemişler
  • Çikolata
  • Ceviz

4. Magnezyumu unutmayın

Buna ek olarak, uygun tiroid işlevleri için bir başka hayati unsur ise magnezyumdur; emilmesi güç olan ve bedensel birçok sistemde rol oynayan bir mineraldir.

Vücudunuzun iyotu tiroid hormonlarına dönüştürmesi gerekir. Bu nedenle, magnezyum tüketimi her türlü komplikasyondan kaçınmanın anahtarıdır.

Losyon uygulayarak magnezyumu absorbe edebilirsiniz. Bununla birlikte, aynı zamanda şu gıdalarda da bulunur:

  • Tatlı mısır
  • Avokado
  • Muz
  • Ispanak
  • Kuru üzüm

5. Hindistan cevizi yağı tüketin

Günde bir veya iki yemek kaşığı hindistan cevizi yağı tüketmek, tiroid işlevini geliştirmeye yardımcı olabilir. Sonuçta, orta zincirli yağ asitleri metabolizmanızı desteklemektedir.

Vitamin, mineral ve antioksidan açısından zengin olan hindistan cevizi, dengesiz bir tiroid etkisini azaltmak için tamamlayıcı bir besindir.

Hindistan cevizi yağının vücudunuz üzerindeki etkilerini ispatlamak için daha fazla çalışma yapmak gerekse de, bazı uzmanlar bunu diyetinize tedavinin tamamlayıcısı olarak eklemenizi önermektedir.

 

6. Stresten uzak durun

Son olarak, sürekli stresli durumlara maruz kalmak, tiroid işlevindeki dengesizliklere sebep olan önemli bir faktördür.

Önce, sadece ruh haliniz değişiyor gibi görünebilir. Fakat stres zamanla sağlığınızı etkileyebilecek bir dizi kimyasal tepkimenin olmasına neden olur.

Çünkü kortizol üretimini arttırır. Bu, tiroid hormonlarının hücrelerinize girmesini önleyen bir maddedir.

Tiroid sağlığınızdan endişe mi ediyorsunuz? Bu alışkanlıkları hayatınızın bir parçası haline getirin. Buna ek olarak, daha kesin testler için düzenli tıbbi kontrolleri yaptırmak gerekmektedir.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Omurga ve Organlar Birbirine Nasıl Bağlıdır?

Omurga vücuttaki ana sinir merkezlerinden biri olduğu için, farklı bölgelerinde tüm organların temsilinin bulunması şaşırtıcı değildir. Bunun, sağlığınızı nasıl etkileyebileceği ise daha şaşırtıcıdır.

Vücut dünyadaki en gizemli olgulardan biridir. Kusursuz biçimde oluşturulmuş sistem ve yapılarıyla bizleri sürekli hayrete düşüyor.

Doğa hiçbir şeyi şansa bırakmaz ve biz de ne kadar bilirsek, o kadar güvendeyiz; çünkü her geçen gün vücudumuzun farklı bölümleri arasında yeni bağlantılar keşfediliyor.

Bunun en önemli örneği omurganın vücuttaki organlara bağlanma şeklidir.

Bunun ilginç yanı ise, omurganın kemikten yapılmış olmasına rağmen yine de akciğerler ve kalp gibi organların ve kasların işleyişini etkilemesidir.

Bu bağlantının rastgele olduğunu düşünmeyin. Bilim insanları anatomimizin belli başlı bölümleriyle bağlantılı olan noktalar keşfettiler.

Gördüğünüz gibi, insan vücudunun mükemmel bir makine oluşu bir efsane değil. Eminiz ki hala bizi çok şaşırtacak bir sürü de sır saklıyor.

Omurga neden organlara bağlıdır?

omurga-1

Bu olgunun nedeni ilk bakışta göründüğünden çok daha basittir. Omurga bizi dik tutan şeydir, yani bize yapı ve destek verir.

Birbirine bağlı kaslar tarafından desteklenen ve birbirini destekleyen küçük kemiklerden oluşur.

Bu nedenle, bu kemiklerden herhangi biri yerinden oynayınca, o noktanın bağlı olduğu organa etki edecektir.

Bu etki daha da kötüleşecektir, çünkü bildiğiniz gibi karaciğer gibi bir organın çökmesi, -bu organ kanın filtrelenmesinden sorumlu olduğu için- genel sağlık durumunuzu etkiler.

Ayrıca duygusal refahınızla ilgilenmeniz için de önemlidir. Omurga stres ya da hüzün gibi olumsuz duygulara tutunduğumuz zaman acı çeker.

Bu, fiziksel durumumuzu kontrol altına alabilmemiz için duygusal zekanın da gerekli olduğu anlamına gelir: bu alanda gerginlikten kaçındığımız zaman, olumsuz etkilerinin hayati organlarımıza ulaşmasını önleriz.

Omurganızın ne zaman muayeneye ihtiyacı vardır?

omurga2

Omurganızda rahatsızlık duyduğunuzda, doktorlar bu rahatsızlığın kaynaklandığı alanlara odaklanan bir tedavi planı tasarlayacaktır.

Bazen bu tedavilerin sonuçları hızlı gelmez ya da umut ettiğimiz gibi işe yaramaz. Bu, omurganızın incelenme zamanının gelmesi demektir. Omurga problemleriyle sıkça ilişkisi olan hastalıklar şunlardır:

Migren

Baş ağrılarının büyük çoğunluğu sırt ile bağlantılıdır.

Kas spazmları kemikleri yerinden oynatır, bu da kafada ve yüzde sorunlara yol açar.

Ayrıca görüşünüzün bozulmasına da sebep olur.

Uyuşan uzuvlar

bilek-ag%cc%86risi

Boyuna dair enflamasyon sinirlerin daralmasına neden olur. Sonuç olarak, bölgede kan dolaşımı zorlaşır.

Bu, yeterince uzun bir süre olduğunda, uzuvlar acı çeker ve hassasiyetlerini kaybetmeye başlarlar.

Yutma problemleri

Bu boyundaki servikal kanalın daralması yüzünden olur. Bu da çiğneme ve yutmadan sorumlu kas ve organların işlevlerini zorlaştırır.

Beyne az kan gitmesi

Bu boyunda uyuşmaya yol açan benzer bir olgudur.

Arterlerdeki kas gerginliği beyne ulaşan kan miktarının azalmasına sebep olur. Hafiften ciddiye doğru değişkenlik gösterir: geçişsel baş dönmelerinden çok daha ciddi olan felce kadar gidebilir.

Sindirimle ilgili problemler

Lumbar omurganın iltihaplanması, sindirim sistemini rahatsız eder. Bu da sindirim performansının farklı şekillerde etkileneceği anlamına gelir. Kabızlık muhtemel bir sonuçtur ve buna ani ishal durumu eşlik eder.

Omurganın hizasızlığı da organların işleyişi ile yakın bir ilişkiye sahiptir.

Bu nedenle, doktorunuza periyodik muayeneler yaptırmanızı öneririz. Fiziksel egzersiz yapmayı da unutmayın. Yüzme ideal bir spordur, çünkü kemiklerin yeniden hizalanmasına yardımcı olur ve tüm kaslarınızı güçlendirir. Bu spor, bu hassas bölgenin kontrolünü ele almanıza yardımcı olacaktır.

Öte yandan, anksiyete veya depresyon çekiyorsanız, yoga yapmaya çalışın. Hem fiziksel hem de zihinsel sağlığınıza sağladığı avantajları fark edeceksiniz.

Bu eski disiplin, zihninizi sakinleştirmek için meditasyonun yanı sıra, vücudunuza oksijen vermek ve yeniden hizalamanıza yardımcı olmak için asanalar, yani pozlar kullanır.

Hangisini tercih edersiniz?

Kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Turşu Suyunun Hiç Tahmin Edemeyeceğiniz 13 Kullanım Alanı

Kendileri turşu kuranlar turşuları bitirdikten sonra turşu suyunu dökerler. Yazıyı okuduktan ve turşu suyunun kullanım alanlarını öğrendikten sonra turşu suyunu dökmekten vazgeçeceksiniz.

Aşağıdakiler sadece tuz kullanılan turşularda işe yarar. Tatlı turşularda ise işe yaramaz.

1- Mide bulantısını geçirir

Turşu suyunda yer alan sirkedeki asit mide bulantınızı geçirir ve daha iyi hissetmenizi sağlar.

2- Sivrisinek ısırıklarına iyi gelir

Sivrisineklerin ısırdıkları bölgeleri kaşımadan edemiyor musunuz? Turşu suyuna pamuğu bandırın ve bölgeye uygulayın. Kaşıntılarınızın geçtiğini göreceksiniz. Kaşıntınız geçtikten sonra bölgeye nemlendirici sürmeyi unutmayın. Aksi halde bölge kuruyabilir.

3- Solan bitkileri canlandırır

Balkonunuzda, evinizde veya bahçenizde solmaya yüz tutmuş bitkileriniz var mı? Hemen turşu suyu ile sulayın.

Turşu suyunda yer alan potasyum bitkiler için çok kıymetli. Ayrıca turşu suyundaki asit, toprağın PH değerini arttırır ve bitkiniz hayata dönmesini sağlar.

4- Kas tutulmasını geçirir

Turşu suyu kas tutulmasına da iyi geliyor.

Turşu suyunda yüksek oranda sodyum ve potasyum bulunur. Yapılan araştırmalarda insanların neden kramp geçirdiği tam olarak kestirilemese de elektrolitlerin eksikliğinden kaynaklandığından şüpheleniliyor. Bu nedenle spor yapmadan hemen önce bir veya iki bardak turşu suyu içmeniz önerilir.

5- Akşamdan kalmışlığı geçirir

Akşamdan kalmışlık birinin başına gelebilecek en kötü şeylerdendir. Eğer bir önceki gün içkiyi fazla kaçırıp sabah hiç de iyi uyanmadıysanız, hemen turşu suyu için. Mucizeler yarattığı söyleniyor.

6- Bakırları parlatır

Hemen hemen herkesin evinde bakırdan yapılma eşyalar vardır. Bakırdan yapılan eşyalar sık sık ilgilenilmediğinde yeşil renge sahip olurlar. Turşu suyuna pamuk bandırın ve bakır eşyanızı cilalayın. Yeni haline siz bile inanamayacaksınız!

7- Yiyeceklerin ömrünü uzatır

Evinizde belli süre içinde tüketmenizin imkânsız olduğu sebzeler var mı? Turşu suyunda bekletirseniz ömrünü bir hafta uzatmış olursunuz. Bir de tadının daha iyi olduğunu göreceksiniz!

Fotoğraf: Pixabay

8- Kokteyllere tat verir

Misafirlerinize turşu suyu ikram etmek biraz tuhaf kaçacaktır. Bir ‘shot’ bardağı votkayla iki ‘shot’ bardağı turşu suyunu karıştırın ve iyice çalkalayın. Daha sonra karşımı kokteyl bardağına dökün. Kokteylimiz hazır!

9- Mide ekşimesine iyi gelir

Bal ile turşu suyunu karıştırıp için. Mide ekşimesine iyi geldiğini göreceksiniz.

Fotoğraf: Maverick2003

10- Yabani otları öldürür

Turşu suyu, yabani otları öldürmekte bir numaradır. İstenmeyen otların üzerine turşu suyu dökün. Bir süre sonra kaybolduklarını ve bir daha çıkmayacaklarını görürsünüz.

Fotoğraf: Pixabay

11- Salataya tat verir

Sirkenin yanında salataya ekleyeceğiniz turşu suyu ve yoğurt, salatanızın tadını mükemmelleştirecektir. Bazıları turşu suyunu eti terbiye etmekte kullandıklarını ve harikalar yarattığını da ifade ediyorlar.

12- Güneş yanıklarını geçirir

Turşu suyuna pamuk bandırıp güneş yanığının olduğu bölgeye uygulayın. Turşu suyunda yer alan sirke yanıklık hissini azaltır.

Fotoğraf: Kelly Sue

13- Farenjiti geçirir

Farenjiti geçirmenin en hızlı ve etkili yöntemi bir bardak turşu suyu içmektir. Turşu suyunun içinde yer alan sirke en az öksürüp şurupları kadar etkilidir. Üstelik tamamen doğaldır!

Fotoğraf: Pixabay

 

Turşu suyunun yararlarından arkadaşlarınıza bahsetmeyi unutmayın!

Kaynak: newsletter

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Olumsuz Duyguların Bedenimize Etkileri…

18194654_10155094231187367_2022698806602802042_n[2]

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

CEVİZDEKİ GİZLİ MUCİZE!!!

18198545_1934721910081676_8243012556494312704_n[1]

 

CEVİZ PERDESİNDEKİ GİZLİ MUCİZE..‼️
Cevizin arasında bulunan perdeleri çöpe atmayın! Ceviz perdeleri görünüm itibari ile akciğere benziyor. Bir tutam ceviz perdesini 1 bardak su ile 2 dakika kaynatarak doğal bir öksürük kesici ve balgam söktürücü elde edebilirsiniz.Özellikle de ilaç almasını istemediğimiz çocuklarımız için mükemmel bir şifa kaynağı..
Demlendiğinde rengi tıpkı normal çay gibi olan ve içimi de gayet güzel olan bu bitki çayını yaş sınırı olmadan çocuklarınıza içirirken bal ile tatlandırabilirsiniz.
SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN CEVİZ TÜKETİN..‼️
[Sağlıklı Beslenme Uzmanı Dr. Dilek Polat]
Sofralarımızda sıkça yer verdiğimiz, tatlılarımızın vazgeçilmez malzemesi ceviz, kabuğuyla, içiyle, hatta perde tabir edilen iç bölümünde yer alan odunsu zarlarıyla pek çok hastalığın tedavisine destek oluyor.
Sağlıklı Beslenme Uzmanı Dr. Dilek Polat, cevizin cilt rahatsızlıklarından saç dökülmesine, tiroit hastalıklarından ağız kokusuna kadar birçok hastalığın tedavisinde kullanılabileceğini belirtti.
Dr. Polat, kalp sağlığı açısından büyük önem taşıyan doymamış yağ asitlerini yüksek düzeyde içeren cevizin, kolesterol birikimini ve damar sertliğini önleyici etkisinin halk arasında artık daha iyi bilindiğini, bu nedenle damak zevkinin yanı sıra, birçok insanın sağlık nedenleriyle ceviz tüketmeye başladığını söyledi.
“Doğanın mucizelerinden” cevizin farklı kullanımının ise iyi bilinmediğini ifade eden Polat, yaş ve kuru ceviz kabuklarının basit işlemlerle çok etkili sonuçlar vereceğini kaydetti.
-GÜÇLÜ VE CANLI SAÇLAR-
Dr. Polat, saç dökülmesine ve saçlarının yeterince canlı olmadığını düşünenlere cevizin kuru ve yaş kabuğunu öneriyor.
Polat, 20 tane cevizin sert kabuğunu 1 litre suda 10-15 dakika kaynatarak elde edilen suyun saç durulamasında kullanılması durumunda, saçların dökülmesinin son bulacağını belirtiyor.
Taze cevizin yeşil kabuğunun az suyla kaynatılması sonucu macun elde edileceğini anlatan Polat, bu macunun da saç maskesi olarak kullanılabileceğini kaydediyor.
-DİNLENME, TİROİD, AĞIZ KOKUSU-
Sağlıklı yaşamak ve beslenmek isteyenlerin mutfaklarından cevizi eksik etmemeleri gerektiğini ifade eden Dr. Polat, şu bilgileri verdi:
“8 tane cevizi bir bardak suda 2 gün bekletin. Günde iki ceviz olmak üzere tüketin ve cevizleri içinde beklettiğiniz suyu da için, 4 günlük kür sonunda ne kadar dinlenmiş hissettiğinize şaşıracaksınız. Cevizin arasında bulunan perdeleri atmıyoruz. 25-30 kadar ceviz perdesini bir litre suda güneş görmeyen bir yerde bir hafta bekletiyoruz. Sabahları aç karnına her gün bir bardak tüketiyoruz, tiroid hastalarına çok yardımcı olacaktır.
Ceviz yaprağını suda kaynatıp biraz zeytinyağı ekleyin. bu karışımla düzenli gargara yapıldığında ağız kokusu sorunu da ortadan kalkacaktır.”
Günde birkaç ceviz tüketmenin sindirim sistemi hastalıkları, öksürük, göğüs ağrıları gibi birçok şikayeti azaltığına işaret eden Dr. Polat, pürüzsüz bir cilt isteyenlerin de yine ceviz kabuğu suyundan yararlanabileceklerini kaydetti.
Sevdikleriniz için mutlaka paylaşın

kAYNAK: SAĞLIK HABERLERİ

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »