ŞEKERİN ZARARLARI

Fotoğraf: ŞEKERİN ZARARLARI 1. Şeker kanser hücrelerinin en çok sevdiği şeydir.2. Şeker bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir.3. Şeker vücudunuzun mineral dengesini bozabilir.4. Şeker çocuklarda hiperaktivite, endişe, dikkat bozukluğu ve huysuzluğa sebep olabilir.5. Şeker çocuklarda uyuşukluğa sebep olabilir.6. Şeker çocukların okul başarısını olumsuz etkileyebilir.7. Şeker trigliserit seviyesinde belirgin bir artışa sebep olabilir.8. Şeker bakteri enfeksiyonları na karşı savunma sistemini zayıflatabilir.9. Şeker böbreklere hasar verebilir.10. Şeker krom eksikliğine yol açabilir.11. Şeker bakır eksikliğine yol açabilir.12. Şeker kalsiyum ve bakır emilimini engeller.13. Şeker meme, yumurtalık, prostat ve rektum kanserine yol açabilir.14. Şeker kadınlarda daha büyük risk oluşturmak üzere, kolon kanserine sebep olabilir.15. Şeker safra kesesi kanseri için risk faktörü olabilir.16. Şeker gözleri bozabilir.17. Şeker serotonin seviyesini yükseltir; bu da kan damarlarını daraltabilir.18. Şeker Hipoglisemiye sebep olabilir.19. Şeker midenin asidik olmasına yol açabilir.20. Şeker çocuklarda adrenalin seviyesini artırabilir.21. Şeker koroner kalp hastalığı riskini artırabilir.22. Şeker ciltte kuruma ve saç beyazlamasına yol açarak yaşlanma sürecini hızlandırabilir.23. Şeker alkol bağımlılığına yol açabilir.24. Şeker diş çürüklerini artırabilir.25. Şeker kilo alımı ve aşırı şişmanlığa katkıda bulunabilir.26. Yüksek miktarda şeker yemek Crohn’s hastalığı ve ülseratif kolit riskini artırır.27. Şeker kireçlenmeye sebep olabilir.28. Şeker astıma sebep olabilir.29. Şeker mantar enfeksiyonları na sebep olabilir.30. Şeker safra taşı oluşmasına yol açabilir.31. Şeker böbrek taşı oluşmasına yol açabilir.32. Şeker istemik kalp hastalığına yol açabilir.33. Şeker apendisite yol açabilir.34. Şeker Multipl Skleroz (MS) hastalığının belirtilerini şiddetlendirebilir.35. Şeker dolaylı olarak hemoroide yol açabilir.36. Şeker damarlarda varise yol açabilir.37. Şeker osteoporoz oluşumuna katkıda bulunabilir.38. Şeker salya asiditesine katkıda bulunabilir.39. Şeker insülin sensitivitesinde düşüşe sebep olabilir.40. Şeker glikoz toleransının düşmesine sebep olur.41. Şeker büyüme hormonunu azaltabilir.42. Şeker toplam kolesterolü artırabilir.43. Şeker sistolik kan basıncını artırabilir.44.Şeker gıda alerjilerine sebep olur.45. Şeker diyabet oluşumuna katkıda bulunabilir.46. Şeker hamilelikte kan zehirlenmesine yol açabilir.47. Şeker çocuklarda egzama oluşuma katkıda bulunabilir.48. Şeker kardiyovasküler hastalığa sebep olabilir.49. Şeker DNA yapısını bozabilir.50. Şeker katarakta sebep olabilir.51. Şeker amfizeme sebep olabilir.52. Şeker ateroskleroza sebep olabilir.53. Şeker serbest radikal oluşumuna sebep olabilir.54. Şeker enzimlerin işlevselliğini düşürür.55. Şeker karaciğer hücrelerinin bölünmesine sebep olabilir; bu da karaciğerin boyutlarını büyütür.56. Şeker karaciğerde yağ miktarını artırabilir.57. Şeker karaciğerde patolojik değişimlere yol açabilir.58. Şeker pankreasa zarar verebilir.59. Şeker kabızlığa sebep olabilir.60. Şeker miyopluğa sebep olabilir.61. Şeker hipertansiyona sebep olabilir.62. Şeker migren de dahil olmak üzere baş ağrılarına sebep olabilir.63. Şeker beyin dalgalarını artırabilir; bu da beynin düşünme kabiliyetini zayıflatır.64. Şeker depresyona sebep olabilir.65. Şeker hormonal dengesizliğe sebep olabilir.66. Şeker Alzheimer hastalığı riskini artırabilir.Şekerin gizli isimleriYiyeceklerin “içindekiler” listesinde şekerin farklı isimlerle gizlenmiş olduğunu görebilirsiniz. Bu isimler ne mi? Sakaroz, esmer şeker, mısır şurubu, nişasta bazlı sıvı şeker, dekstroz, sorbitol, mannitol, xylitol, früktoz, meyve şurubu, glikoz, glikoz şurubu, bal, invert şeker, laktoz, maltoz, akçaağaç şurubu, melas, şeker şurubu, turbinado, amazake.Şekerin vücudunuza zararları• Fazla şeker tüketmek kan şekerini çok çabuk artırıyor ve pankreas aşırı insülin salgılıyor. Buna “metabolik sendrom” deniyor. İnsülin, şekeri regüle ettikten sonra fazlasını yağ olarak depoluyor. Kan şekerindeki ani düşüşse sürekli acıkma hissine ve yemeye yol açıyor.• Diş çürümesi başta olmak üzere, obezite, diyabet, kalp ve dolaşım hastalıkları, böbrek taşları, kanser, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, kronik yorgunluk sendromu ve kemik erimesine neden oluyor.• Kan dolaşımıyla vücudun her tarafına taşınan şeker özellikle de göbek, kalçalar, göğüsler ve bacağın üst kısmında toplanıyor. Bu bölgeler de dolduğunda, yağ asitleri kalp ve böbrek gibi aktif organlara dağılıyor. Bu organlar gittikçe yavaşlıyor ve sonuçta dokuları bozularak yağa dönüşüyor.• Bağışıklık sistemi zayıflıyor. Vücut soğuk, sıcak veya mikroplara karşı koyamıyor.Her yerde “şeker” varKek, pasta, baklava gibi tatlı yiyeceklerin içinde şeker olduğunu zaten biliyoruz. Tehlikeli olan gelişme, şekerin artık yerli yersiz neredeyse bütün hazır gıdaların içine koyulur hale gelişi… Bebek maması, mısır gevreği, sosis, mayonez, ketçap, pizza, hamburger ekmeği, kola, hazır meyve suyu gibi gıdalar şekerle tüketici gözünde daha çekici hale getiriliyor. Doğuştan tatlıya yatkınlığı olan insanoğlu da, farkında olmadan bu çekime kapılıyor ve satışlar artıyor. Gittikçe daha fazla satın alıyor, daha yiyoruz bu gıdaları.Çocuklar ve bebekler için çok sakıncalışekerin zararlarıÖzellikle bebek mamasında bile şeker olması, çocukların beslenme zevkinin bir ömür boyu yanlış bir yolda gitmesine neden oluyor. Günümüzde artan aşırı şişmanlığını sorumlularından biri de bebekken tanışılan şeker olsa gerek. Bebek mamasında anne sütüne oranla yüzde 60 daha fazla şeker bulunuyor!Şekerdeki genetik riskŞekerle ilgili çok önemli başka bir tehlike daha var. Genetiğiyle oynanmış mısırdan “mısır şekeri” üretiliyor. “Nişasta bazlı sıvı şeker” de denilen bu “oynanmış” şeker, çikolata, gofret, gazlı içecek, baklava, mısır gevreği gibi endüstriyel gıdalarda en çok kullanılan şeker türü. Genetiğiyle oynanmış gıdalar ise, başlı başına sayfalarca yazı yazılabilecek bir konu. Doğal halinde değil, insan eliyle “oynanmış” genlere sahip yiyecekler yediğimizde, bizim vücudumuzda da genlerimizi ilgilendiren değişiklikler olabileceğinden korkuyor bilim adamları. Günümüzde yaygınlaşan besin alerjileri, kanser gibi rahatsızlıkları n nedenlerinden biri olduğu düşünülüyor. 1. Şeker kanser hücrelerinin en çok sevdiği şeydir.

2. Şeker bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir.

3. Şeker vücudunuzun mineral dengesini bozabilir.

4. Şeker çocuklarda hiperaktivite, endişe, dikkat bozukluğu ve huysuzl…

uğa sebep olabilir.

5. Şeker çocuklarda uyuşukluğa sebep olabilir.

6. Şeker çocukların okul başarısını olumsuz etkileyebilir.

7. Şeker trigliserit seviyesinde belirgin bir artışa sebep olabilir.

8. Şeker bakteri enfeksiyonları na karşı savunma sistemini zayıflatabilir.

9. Şeker böbreklere hasar verebilir.

10. Şeker krom eksikliğine yol açabilir.

11. Şeker bakır eksikliğine yol açabilir.

12. Şeker kalsiyum ve bakır emilimini engeller.

13. Şeker meme, yumurtalık, prostat ve rektum kanserine yol açabilir.

14. Şeker kadınlarda daha büyük risk oluşturmak üzere, kolon kanserine sebep olabilir.

15. Şeker safra kesesi kanseri için risk faktörü olabilir.

16. Şeker gözleri bozabilir.

17. Şeker serotonin seviyesini yükseltir; bu da kan damarlarını daraltabilir.

18. Şeker Hipoglisemiye sebep olabilir.

19. Şeker midenin asidik olmasına yol açabilir.

20. Şeker çocuklarda adrenalin seviyesini artırabilir.

21. Şeker koroner kalp hastalığı riskini artırabilir.

22. Şeker ciltte kuruma ve saç beyazlamasına yol açarak yaşlanma sürecini hızlandırabilir.

23. Şeker alkol bağımlılığına yol açabilir.

24. Şeker diş çürüklerini artırabilir.

25. Şeker kilo alımı ve aşırı şişmanlığa katkıda bulunabilir.

26. Yüksek miktarda şeker yemek Crohn’s hastalığı ve ülseratif kolit riskini artırır.

27. Şeker kireçlenmeye sebep olabilir.

28. Şeker astıma sebep olabilir.

29. Şeker mantar enfeksiyonları na sebep olabilir.

30. Şeker safra taşı oluşmasına yol açabilir.

31. Şeker böbrek taşı oluşmasına yol açabilir.

32. Şeker istemik kalp hastalığına yol açabilir.

33. Şeker apendisite yol açabilir.

34. Şeker Multipl Skleroz (MS) hastalığının belirtilerini şiddetlendirebilir

. 35. Şeker dolaylı olarak hemoroide yol açabilir.

36. Şeker damarlarda varise yol açabilir.

37. Şeker osteoporoz oluşumuna katkıda bulunabilir.

38. Şeker salya asiditesine katkıda bulunabilir.

39. Şeker insülin sensitivitesinde düşüşe sebep olabilir.

40. Şeker glikoz toleransının düşmesine sebep olur.

41. Şeker büyüme hormonunu azaltabilir.

42. Şeker toplam kolesterolü artırabilir.

43. Şeker sistolik kan basıncını artırabilir.

44.Şeker gıda alerjilerine sebep olur.

45. Şeker diyabet oluşumuna katkıda bulunabilir.

46. Şeker hamilelikte kan zehirlenmesine yol açabilir.

47. Şeker çocuklarda egzama oluşuma katkıda bulunabilir.

48. Şeker kardiyovasküler hastalığa sebep olabilir.

49. Şeker DNA yapısını bozabilir.

50. Şeker katarakta sebep olabilir.

51. Şeker amfizeme sebep olabilir.

52. Şeker ateroskleroza sebep olabilir.

53. Şeker serbest radikal oluşumuna sebep olabilir.

54. Şeker enzimlerin işlevselliğini düşürür.

55. Şeker karaciğer hücrelerinin bölünmesine sebep olabilir; bu da karaciğerin boyutlarını büyütür.

56. Şeker karaciğerde yağ miktarını artırabilir.

57. Şeker karaciğerde patolojik değişimlere yol açabilir.

58. Şeker pankreasa zarar verebilir.

59. Şeker kabızlığa sebep olabilir.

60. Şeker miyopluğa sebep olabilir.

61. Şeker hipertansiyona sebep olabilir.

62. Şeker migren de dahil olmak üzere baş ağrılarına sebep olabilir.

63. Şeker beyin dalgalarını artırabilir; bu da beynin düşünme kabiliyetini zayıflatır.

64. Şeker depresyona sebep olabilir.

65. Şeker hormonal dengesizliğe sebep olabilir.

66. Şeker Alzheimer hastalığı riskini artırabilir.

Şekerin gizli isimleri Yiyeceklerin “içindekiler” listesinde şekerin farklı isimlerle gizlenmiş olduğunu görebilirsiniz. Bu isimler ne mi? Sakaroz, esmer şeker, mısır şurubu, nişasta bazlı sıvı şeker, dekstroz, sorbitol, mannitol, xylitol, früktoz, meyve şurubu, glikoz, glikoz şurubu, bal, invert şeker, laktoz, maltoz, akçaağaç şurubu, melas, şeker şurubu, turbinado, amazake. Şekerin vücudunuza zararları

• Fazla şeker tüketmek kan şekerini çok çabuk artırıyor ve pankreas aşırı insülin salgılıyor. Buna “metabolik sendrom” deniyor. İnsülin, şekeri regüle ettikten sonra fazlasını yağ olarak depoluyor. Kan şekerindeki ani düşüşse sürekli acıkma hissine ve yemeye yol açıyor.

• Diş çürümesi başta olmak üzere, obezite, diyabet, kalp ve dolaşım hastalıkları, böbrek taşları, kanser, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, kronik yorgunluk sendromu ve kemik erimesine neden oluyor.

• Kan dolaşımıyla vücudun her tarafına taşınan şeker özellikle de göbek, kalçalar, göğüsler ve bacağın üst kısmında toplanıyor. Bu bölgeler de dolduğunda, yağ asitleri kalp ve böbrek gibi aktif organlara dağılıyor. Bu organlar gittikçe yavaşlıyor ve sonuçta dokuları bozularak yağa dönüşüyor.

• Bağışıklık sistemi zayıflıyor. Vücut soğuk, sıcak veya mikroplara karşı koyamıyor. Her yerde “şeker” var Kek, pasta, baklava gibi tatlı yiyeceklerin içinde şeker olduğunu zaten biliyoruz. Tehlikeli olan gelişme, şekerin artık yerli yersiz neredeyse bütün hazır gıdaların içine koyulur hale gelişi… Bebek maması, mısır gevreği, sosis, mayonez, ketçap, pizza, hamburger ekmeği, kola, hazır meyve suyu gibi gıdalar şekerle tüketici gözünde daha çekici hale getiriliyor. Doğuştan tatlıya yatkınlığı olan insanoğlu da, farkında olmadan bu çekime kapılıyor ve satışlar artıyor. Gittikçe daha fazla satın alıyor, daha yiyoruz bu gıdaları. Çocuklar ve bebekler için çok sakıncalı şekerin zararları

Özellikle bebek mamasında bile şeker olması, çocukların beslenme zevkinin bir ömür boyu yanlış bir yolda gitmesine neden oluyor. Günümüzde artan aşırı şişmanlığını sorumlularından biri de bebekken tanışılan şeker olsa gerek. Bebek mamasında anne sütüne oranla yüzde 60 daha fazla şeker bulunuyor! Şekerdeki genetik risk Şekerle ilgili çok önemli başka bir tehlike daha var. Genetiğiyle oynanmış mısırdan “mısır şekeri” üretiliyor. “Nişasta bazlı sıvı şeker” de denilen bu “oynanmış” şeker, çikolata, gofret, gazlı içecek, baklava, mısır gevreği gibi endüstriyel gıdalarda en çok kullanılan şeker türü. Genetiğiyle oynanmış gıdalar ise, başlı başına sayfalarca yazı yazılabilecek bir konu. Doğal halinde değil, insan eliyle “oynanmış” genlere sahip yiyecekler yediğimizde, bizim vücudumuzda da genlerimizi ilgilendiren değişiklikler olabileceğinden korkuyor bilim adamları. Günümüzde yaygınlaşan besin alerjileri, kanser gibi rahatsızlıkları n nedenlerinden biri olduğu düşünülüyor

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Yabanmersini tüketmeniz için 8 neden…!!

yaban mersini satılık resimleriAraştırmalara göre yabanmersini birçok meyveden daha fazla antioksidan içeriyor, buda yabanmersini tüketiminin önemini bir kez daha gösteriyor. Yabanmersininin birçok faydası var ama en çok nelere iyi gelmekte bir göz atalım.

1.Kan şekerini düzenler Tip2 diyabet, insulin direnci veya metabolik sendromda düzensiz kan şekeri salgılanır. Elbette bu soruna özgü diyet programı uygulanmalıdır ama araştırmalara göre düzenli yabanmersini tüketenlerde tüketmeyenlere göre daha regüle kan şekeri salgılanmaktadır.

2.İdrar yollarını temizler Çoğu idrar yolu enfeksiyonuna E. Coli olarak bilinen bir bakteri neden olur, idrar yoluna yapıştığından idrarla da atılamamaktadır. Yabanmersini ise doğal antibiyotik özelliği ile idrar yolunu bu bakteriden temizleyebilmektedir.

3.Görme kaybına faydalı Yabanmersini yüksek oranda antosiyanin içermesinden dolayı görme kaybını önleyici özelliğe sahip. Makula dejenerasyonu, katarak, miyop, göz kuruluğu hatta enfeksiyonlara karşı koruyabilmekte.

4.Beyin sağlığını korur A,B,C vitaminleri, antosiyaninler, selenyum, magnezyum, fosfor, bakır, çinko gibi önemli besin öğelerinden zengin olan yaban mersini beyin hücrelerini ve sinirlerini koruyucu özelliğe sahip ayrıca hafızayı güçlendir. Özellikle alzheimer gibi giderek artan bir hastalığa karşı koruyucudur. Çalışmalara göre düzenli yabanmersini tüketen çocukların öğrenme kapasitesi de yükselmektedir. Diyetisyen Özlem Sert Aydın

5.Kalp hastalıklarından korur Lif oranının yüksek ve antioksidanlardan zengin olması nedeniyle özellikle LDL kolesterol seviyesini düşürücü özelliğe sahiptir. Bu nedenle kalp sağlığını korur. Ayrıca düzenli olarak yabanmersini tüketenlerde eNOS enzim seviyesinin de yüksek olduğu belirlenmiştir, eNOS enzimi yine kalp hastalıklarından koruyucu özelliğe sahiptir.

6.Sindirim sistemini düzenler Lif içeriği nedeniyle sindirim sistemini düzenler, kabızlık problemi olanlarda faydalıdır. Ayrıca içeriğindeki bakır ve fruktoz nedeniyle sindirimi hızlandırır.

7.Kanserden korur Pterostilben, ellagic asit gibi kansere karşı koruyucu içeriğiyle ayrıca C vitamininden de zengin olmasıyla özellikle kolon, rahim ve karaciğer kanserine karşı faydalıdır.

8.Doğal antidepresandır Enerji metabolizmasını düzenleyici, sakinleştirici özelliğiyle doğal anti depresantdır. Rengi ne kadar koyuysa içeriği de o kadar zengin olmaktadır….

http://www.vitaminmagazasi.com/haber/?ha=93

Ametist Taşının Metafiziksel ve Psikolojik Etkileri:

Ametist Taşının Fiziksel Etkileri:

1. Cilt hastalıklarına karşı etkilidir.

2. Göz hastalıklarına, alerjiye, migren ve diğer baş ağrılarına ve kalp rahatsızlıklarına iyi gelir.

3. Negatif elektrik yükü taşıdığından dolayı; bedendeki fazla elektrik yükünü toplayarak beyin gücünü yükseltir.

Ametist Taşının Metafiziksel ve Psikolojik Etkileri:

1. Bulunduğu çevredeki olumsuz enerjileri temizleyip dönüştürür. Sadece odanın herhangi bir yerinde durması bile olumsuz enerjileri toplayıp pozitif enerjiye dönüştürmesi için yeterlidir.

2. Depresyona karşı faydalıdır.

3. Enerji dolu bir taş olduğu için çoğu insan üzerinde canlandırıcı bir etkisi vardır. Sürekli üzerinizde taşıyabileceğiniz bir taştır. Yaydığı enerji her zaman size fayda sağlar ve olumsuzluklardan korur. Özellikle düşman tavırlı insanların arasında bulunacağınız zamanlarda bu taşı üzerinizde bulundurmaya gayret edin. Böylece sadece pozitif enerji alacağınızdan emin olabilirsiniz.

4. Enerjisi huzur vericidir. Yaydığı enerji doğrudan sinir sistemini etkiler. Fazla çalışmaktan ve stresten kaynaklanan zihinsel yorgunluğu giderir. Enerjisinin odaklandığı kişide uyum ve denge oluşturur. Ancak ciddi bir kişilik bozukluğuna sahip insanlar bu enerjiyle uyuşamayarak, onu rahatsız edici bulabilir.

5. Kişiye iç huzuru vererek karar verme yeteneğini güçlendirir.

6. Kişiyi rahatsız eden takınaklı düşünceleri uzaklaştırıcı ve yatıştırıcı bir etkiye sahiptir. Koyu mor ya da çok açık renkli, özellikle de berrak olan ametistler en güçlü enerjiye sahip olan ametistlerdir.

7. Pembe kuvars ile birlikte kullanıldığında aklı güçlendirdiği ve kalbi koruduğu söylenir.

8. Uykusuzluk çekenlere iyi gelir. Eğer uykusuzluk sorunu yaşıyorsanız; ametisti yatmadan önce bir süre elinizde tutun ve sonra yastığınızın altına koyarak yatın. Sorununuzun nasıl düzeldiğini göreceksiniz. Uyku sorunlarına iyi geldiği gibi kâbus görmeyi de engeller.

Taşınızı toplayacağı negatif enerjilerden arındırmak için; ilk iki hafta kullanımda her gün suyun altında tutarak temizleyin. Daha sonra standart temizleme yöntemiyle kullanmaya devam edebilirsiniz (Yaklaşık 2-3 haftada bir suyun altında tutulur)

 

kaynak: fw mail

HEM ÇOK KOLAY HEM DE İÇİNİZİ ISITACAK KIŞ ÇAYLARI: BOL BOL İÇMEDEN DURAMAYACAKSINIZ

 Fotoğraf: HEM ÇOK KOLAY HEM DE İÇİNİZİ ISITACAK KIŞ ÇAYLARI: BOL BOL İÇMEDEN DURAMAYACAKSINIZKendinize güzel bir fincan alın. Sıcak su doldurun.1.TARÇINLI/GÜLLÜ ÇAY İçine bir ince çubuk tarçın atın. Bir iki tane de kuru gül. Isparta olursa nefis olur, mis gibi kokar:) Tarçın, hava sıcaklığı ne olursa olsun, hep üşüyen insanlar için birebirdir. Dolaşımı hızlandırır. Kan şekerini düzenler. Sindirime yardım etmesi de cabası. Bu malzemeleri işyerinize de taşımanız çok kolay!2.NANELİ/MANDALİNLİ ÇAYBir dal taze nane ekleyin. Ve bir dilim mandalina. Nefis bir koku ve nanenin tüm faydaları tek bir fincanda birleşmiş. Mide ve sindiriminize destek verecektir.Oh ne nefis, kış mevsimi gibisi var mı?Çocuklara içirmek istiyorsanız, her iki tarife de, gerçek olduğundan emin olduğunuz bal ilave edebilirsiniz. Sevgilerimizle,

Kendinize güzel bir fincan alın. Sıcak su doldurun.

1.TARÇINLI/GÜLLÜ ÇAY İçine bir ince çubuk tarçın atın. Bir iki tane de kuru gül. Isparta olursa nefis

olur, mis gibi kokar:) Tarçın, hava sıcaklığı ne olursa olsun, hep üşüyen insanlar için birebirdir. Dolaşımı hızlandırır. Kan şekerini düzenler. Sindirime yardım etmesi de cabası. Bu malzemeleri işyerinize de taşımanız çok kolay!

2.NANELİ/MANDALİNLİ ÇAY Bir dal taze nane ekleyin. Ve bir dilim mandalina. Nefis bir koku ve nanenin tüm faydaları tek bir fincanda birleşmiş. Mide ve sindiriminize destek verecektir. Oh ne nefis, kış mevsimi gibisi var mı? Çocuklara içirmek istiyorsanız, her iki tarife de, gerçek olduğundan emin olduğunuz bal ilave edebilirsiniz.

Sevgilerimizle

GIDALARDA KATKI MADDESİ OLARAK KULLANILAN KORKUTUCU YEDİLİ

Bugün alışveriş yaparken dikkat etmeniz gereken katkı maddelerine bakacağız:

1.MISIR ŞURUBU Olası yan etkileri: Obezite, göbek bölgesinde yağ artışı, kalp hastalıkları. …

2.TRANS YAĞLAR Olası yan etkileri: Kalp hastalıkları, kanser ve diyabet.

3.YAPAY KOKU VEREN MADDELER Bu 100 adetten çok kimyasal katkı maddesini içeriyor. Olası yan etkileri: Alerjiler, davranış bozuklukları

4.MONOSODYUM GLUTAMAT (MSG) Bazı gıda reklamlarında geçiyor, “içine MSG katmıyoruz” diye. Neyse ki, böyle reklamlar başladı… Olası yan etkileri: Baş ağrısı, göğüz ağrısı, tad almayı uyardığı için daha fazla yemeye yol açar.

5.YAPAY TATLANDIRICILAR Aspartam: Olası yan etkileri: Sinir sistemini etkiliyor. Baş ağrısı, baş dönmesi, hafıza kaybı. Sukraloz: Olası yan etkileri: Bağırsaklardaki faydalı bakterinin azalmasına yol açar. Sakarin: Hayvanlarda kansere yol açtığı kanıtlandı.

6.YAPAY BOYALAR Olası yan etkileri: Alerji, sinüslerde tıkanıklık, çocuklarda hiperaktivite.

7.KORUYUCULAR Olası yan etkileri: TBHQ: kulak çınlaması, mide bulantısı, kusma Sodyum Benzoat: Alerjik tepkiler, kanserojen Sülfitler: Allerjik tepkiler-özellikle astım için BHT/BHA: Karaciğer ve böbrek problemleri Sözün kısası, etiketleri okuyun. Anlayamadığınız maddeler içeriyorsa uzak durun. Kaçının. Uzaklaşın. Sağlıkla ve güzellikle kalın. Harika bir perşembe günü diliyoruz. Yağmur topraklarımıza bol verim getirsin

Mucizevi Kış Yiyecekleri

Bal

Bağışıklık sistemi güçlendirici besinler arasında yer alır. Balın temel bileşimi karbonhidrattır ve % 70-80’i glukoz ve fruktozdan ibarettir. Kalorisi de bilinenin aksine çok yüksek değildir. Örneğin her gün sabah kahvaltıda 1 tatlı kaşığı bal yemek sadece 20 kaloridir. Balın her gün 1 tatlı kaşığı kadar tüketilmesi hem tatlı ihtiyacını giderecek, hem de kış mevsiminin olumsuz etkilerinden vücudumuzu koruyacaktır.

Zencefil
Kan şekerini dengede tutması nedeniyle diyabet hastaları için önemi büyüktür. Bulantılara karşı etkisi güçlüdür bu yüzden özellikle kemoterapi gören hastaların kullanımı yararlı olur. Zencefilin kanserli hücreyi öldürdüğüne dair araştırmalar mevcuttur. Mide rahatsızlığı ve mide kramplarına karşı rahatlatıcıdır. Soğuk algınlığı ve solunum yolu hastalıklarında ateş düşürücü etkiye sahiptir. Balla karıştırılıp yendiğinde öksürüğe iyi gelir.

Kereviz
Böbrek ve mesane kumlarını dökmeye yardımcı olur. Ayrıca vücuttan toksinlerin atılmasını sağlayan sebzeler arasındadır, böylelikle kalp damar sağlığını korur.

Kara Lahana
K vitamininin en iyi kaynaklarından ve A, C vitaminlerinden zengin olan kara lahana, sülfürden zengin bir kış sebzesidir. Yoğun beta karoten içeriği ile A vitamini için iyi bir kaynak olarak gösterilen kara lahana, hücreleri oksijen hasarına ve kansere karşı korur. Ayrıca görüş yeteneğini artırarak katarakt gelişimini ve düzenli tüketimiyle de cilt kanseri gelişme riskini azaltabilmektedir.

Somon
Somon omega 3 yağ asitleri bakımından son derece zengin olan ve yaşlanma karşıtı etkileriyle bilinen mucizevi bir besindir. Omega 3 yağ asidinin yanı sıra A vitamini, B12 , D vitamini ve DHA içerir. Somon omega 3 yağ asitleri ve DHA bakımından doğadaki en zengin kaynaklardan biridir. DHA hafızayı güçlendirici etkiye sahiptir.

Turp
Yüksek oranda potasyum içerdiği için yüksek tansiyon hastaları için yararlıdır. Kansere karşı koruyucu etkisi olan glukosinolat’ları yüksek oranda içerir. Ayrıca yoğun lif içeriği ve glukosinat bileşikleri sayesinde kalın bağırsak kanserine karşı koruyucu özellik gösterir. Kırmızı turptaki antioksidan madde kansere karşı yüksek koruma sağlar ve bu özelliği ile kırmızı turp beyaz turptan daha faydalıdır.

Ispanak
Beta karoten, C vitamini, alfa lipoik asit ve glutation gibi antioksidanlar içerir. Yüksek miktarda folik asit vitamini içerdiği için Alzheimer hastalığı olasılığını azaltır. Ispanaktaki K vitamini kemik gelişimi için önemlidir. Ispanak yüksek miktarda demir minerali içerir.

Greyfurt

C vitamini bakımından çok zengin bir meyve olan greyfurt enfeksiyonlara karşı vücudu korur. Dişeti kanamalarına iyi gelir. İçeriğinde yüksek oranda bulunan lifler sindirim sistemini düzenler. Yapılan araştırmalara göre günde 2-4 porsiyon greyfurt yiyen kişilerin böbreklerinde taş oluşumu engellenmektedir. Greyfurt karaciğerlerin temizlenmesi açısından da oldukça önemli bir meyvedir

http://fwmail.net/saglik/mucize-kis-yiyecekleri/

 

 

 

Greyfurt

C vitamini bakımından çok zengin bir meyve olan greyfurt enfeksiyonlara karşı vücudu korur. Dişeti kanamalarına iyi gelir. İçeriğinde yüksek oranda bulunan lifler sindirim sistemini düzenler. Yapılan araştırmalara göre günde 2-4 porsiyon greyfurt yiyen kişilerin böbreklerinde taş oluşumu engellenmektedir. Greyfurt karaciğerlerin temizlenmesi açısından da oldukça önemli bir meyvedir.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Depresyona iyi gelen yiyecekler

Depresyona iyi gelen yiyeceklerden önce iyi gelmeyenlere kısaca  değinelim. Öncelikle depresyon döneminde alkol tüketimi olumsuz  düşüncelerden kurtulmak ve ruh halini yükseltmek için çekici gelebilir,  ancak düzenli alkol tüketimi depresyon belirtilerini şiddetlendirir, kişinin sosyal ortamdan uzaklaşmasına neden olur ve alkol bağımlılığı riskini büyük oranda yükseltir. Ayrıca kan şekerini kısa sürede yükselten ve düşüren şekerli yiyecekler, tatlılar depresyondaki kişilere tavsiye  edilmez. Tavsiye edilenler ise; yüksek protein içeren, lifli, omega 3  bakımından zengin besinlerdir.

Depresyon Tedavisine Yardımcı Gıdalar

Öncelikle omega 3 bakımından zengin ceviz, keten tohumu veya yağlı balıkları haftada en  az 2 öğün tüketmeniz uzmanlar tarafından tavsiye ediliyor. Omega 3′ün  faydası duygu dalgalanmalarını hafifleterek depresyon sırasında yaşanan  olumsuz ruh halini bir miktar azaltması.

Kepekli tahıllar yavaş sindirildiğinden kan  şekerinizi belirli bir düzeyde tutarak aşırı şeker dalgalanmalarını  önler. Bu, kan şekeri nedeniyle oluşabilecek yorgunluk, isteksizlik ve halsizliğin engellenmesi için kullanılabilir. Kahverengi pirinç, tam  tahıllı makarna, tam tahıllı ekmek tüketebilirsiniz. Karbonhidrat  bakımından zengin tahıllı gıdalar aynı zamanda serotonin seviyesini yükselterek ruh halini iyileştirmeye yardımcı olur.

Kümes hayvanları, peynir, yumurta, fıstık ezmesi, süt gibi protein bakımından zengin gıdalar ruh halini geliştiren, beyin kimyasalları düzenlenmesine yardımcı olan  “triptofan” adlı bir amino asit içerir. Protein ayrıca depresyon  döneminde ihtiyaç duyulan enerjiyi sağlayarak depresyon ve anksiyete belirtilerinin hafifletilmesine yardımcı olur. Et tüketirken etin yağsız olmasına ve tavuk ürünlerinin derisiz olmasına dikkat edin.

Yeme Alışkanlıkları

İyi beslenme aynı zamanda iyi yeme alışkanlıklarıyla yakından ilgilidir. Küçük öğünleri sık yemek kan şekerini sabit tutmanızı sağlar. Gün boyu bol bol su için çünkü vücudun susuz kalması depresyon belirtilerinin şiddetlenmesine  neden olabilir. Alkol, kahve ve diğer kafein içeren içeceklerin  tüketimini sınırlandırın

http://www.kadinvekadin.net/depresyona-iyi-gelen-yiyecekler-2012-07-20.html

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

KIŞ GELİYOR, TIPKI BU GÜL GİBİ YUMUŞACIK BİR CİLDE NE DERSİNİZ?

 

 1.DUŞTA YAĞ KULLANIN. Daha yıkanırken, vücudunuza yağ sürün. “Oooo çok yağ gider!” derseniz, eklem yerlerinize ve ayaklarınıza. İyi bir yağ sürün. Zeytinyağı olur, susam yağ…

ı olur. İyi bir yağ olsun yeter.

2.ILIK DUŞ ALIN, SICAK DEĞİL Aşırı sıcak su ile yıkanırsanız, vücudunuzdaki nem kaybolacaktır. Ya suyu ılıklaştırın ya da üşüyorsanız, hiç olmazsa,  sıcak duşun süresini kısaltın.

3. SU. NOKTA. Günlük su ihtiyacınızı karşıladığınızdan emin olun. “Ama yaz gibi değil ki? Soğuk!” diyorsanız, ılık su alın, içine bir dilim limon atın, ılık limonlu su için:) 4.DETERJANLAR Kış geldiği için daha sıkı giyiniyoruz. Eğer giysileri çıkarttığınızda vücudunuz çok kurumuş oluyorsa, deterjanın içeriğinden olabilir. Daha doğal deterjanlar kullanmayı deneyin. Ve lütfen az kullanın, bocalamaya gerek yok!

Kişniş’in Faydaları…

Kişniş, Maydanozgiller ailesine mahsus bir bitki. Pek çok faydası  vardır. Akdeniz havzasında yabani ot veya kültür bitkisi olarak yetiştirilen kişnişin Faydaları ;

• Bayat yiyeceklerin zararını azaltır.

• Fazla miktarda yenirse zararı görülür.

• Kişniş tohumları içerdiği yağlarla mideyi uyarır;

• iştahı açar, sindirimi kolaylaştırır ve hazımsızlığa iyi gelir.

• Aynı nedenle mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür.

• Sinirsel baş ağrılarını keser.

• Doğumu kolaylaştırır.

• Aybaşı kanamasını düzenler.

• Karın ağrılarını giderir.

• Aniden başlayan mide ve karın ağrılarını bastırır.

• Özellikle çocuklarda ishali kesici etkiler yapar.

• Cinsel arzuyu kamçılar.

• Hafif yatıştırıcı etkisi vardır.

Kişnişin bu etkilerinden yararlanmak üzere, bitkinin çiçek şemsiyeleri yaz sonunda alınır ve tohumlarının olgunlaşması için gölgeli ve havadar yerde bir süre itekletilir. Sonra şemsiyeler başasağı edilerek bir kağıdın üzerine sallanır ve dökülen tohumlan toplanır. Bunlardan ya da piyasadan alınan kişniş tohumlarından 1 tatlı kaşığı kadarı biraz ezilerek 1 bardak kaynar suya dökülür. Kabın üzeri sıkıca kapatılarak 5 dakika süreyle demlendirilir. Bu şekilde elde edilen infüzyon, yemeklerden önce birer bardak olarak içilir. Aynı etkilerinden yararlanmak için, tohumları yemeklerden önce ağızda çiğnenebilir.

KULLANILAN BÖLÜMLERİ :

Tohumu:  Domates turşusu, sosis, köriler ve elmalı çöreklerde kullanılır. Ezilmemiş tohumu çorba ve sebze yemeklerine katılır. Suda kaynatılarak çayı yapılır. Tohumu ayrıca güzel kokusu sayesinde potbori tabaklarında kullanılabilir.

Yaprağı:  Körpe alt yaprakları güveç, salata ve soslara eklenir.

Gövdesi:  Fasulye ve çorbalarla birlikte pişirilir

Kökü:  Taze kökü sebze gibi pişirilip yenilir

Tozu:  Toz halindeki kişniş bal veya şekerle karıştırılarak kullanılır.

ÖNEMLİ HATIRLATMA: Mide asidi fazla olanlara kişniş yasaktır.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Kekiğin Doğal Koruyucu Olduğunu Biliyormuydunuz?

EVİMİZDE YEMEKLERİMİZE KATTIĞIMIZ KEKİĞİN DOĞAL KORUYUCU OLDUĞUNU BİLİYORMUYDUNUZ!? …

Türkiye adeta bir bitki cenneti. Özellikle de kekik konusunda çok iddialıyız. Bugün Türkiye´den en çok ihraç edilen bitki kekik. K ekik yağı da ihraç ediliyor. Türkiye kekiği, dünyanın en kaliteli kekiğidir.

Diyor; Yrd. Doç. Dr. Osman Sağdıç, Dünyada kekik çeşitleriyle ilgili birçok araştırma yapıldığını, bu araştırmalar sonucunda bu bitkilerin mikrop öldürücü özellikte olduğu ve yoğun şekilde fenolik madde içerdiğinin saptandığını belirten Sağdıç, kekiğin sağlığa faydalarını şöyle özetledi: “Kekik, içerdiği maddelerle hücrelerden salgılanan serbest radikalleri bağlayarak sağlık açısından birçok fayda oluşturmaktadır.

Kekik, içeriğindeki maddelerle vücutta hücre koruma sistemlerini geliştirmesiyle antioksidan, kanser oluşumunu engellemesiyle antikanserojen, diyabet hastalığını engellemesiyle antidiyabetik ve vücuttaki kolestrol oranını ayarlamasıyla antikolestremik özellikler taşımaktadır. Bu özellikleri ile kekik, yaşlılığı geciktirmekte, tümör oluşumunu engellemekte, şeker hastalığına iyi gelmekte ve gıdaların bozulmasını doğal yollarla engellemektedir.”

Öncelikle baharat olarak ;Yağlı ve ağır yemeklerin tadını zenginleştirmek için mutfağımızda kullandığımız Kekiğin faydaları dikkate mutlaka almalıyız.

HANGİ HASTALIKLARA İYİ GELİYOR!

Antiseptik, antispazmotik, antikanserojen, antidiyabetik, antikolestremik olan kekiğin insan vücuduna sentetik ilaçlardan daha çok yararlarını göz önünde bulundurmalıyız!

1- Kekiğin mikrop öldürücü özelliğini asla unutmamalıyız enfeksiyonlu hastalıklar (grip,nezle,faranşit, boğaz ağrıları Boğmaca ve hastalıktan dolayı ateş yapmasını önler )

2- kramplı ağrılar kas ağrılarına çok iyi geliyor

3-Vücutta hücre koruma sistemlerini geliştirir.Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.(yeni doğan bebekler için çok yararlıdır)

4- kan dolaşım bozukluğunu düzenler.

5- Ağız yaralarını geçirmeye birebirdir.

6- Vücutta bakterilerin oluşmasını önler.

7- İç organları temizler, düzenli çalışmasına yardımcı olur.

8- Cüzam, felç ,sara ve sinir hastalıklarına iyi gelir.

9- Kekik çayı alkolikler ve sigara içenler içinde çok faydalı bir koruyucudur.

10 – zayıf ve solgun Çocuklara kekik banyosu yaptırılabilir, yetişkinlerde banyosunu yapabilirler, Kekik banyosu veya çayı rahat uyutur.

11- iştah açıcıdır.

12- kötü kokulu ve yumuşak dışkı normalleşir.

13- Akciğer ve bronşlar, mide ve bağırsaklar, kekiğin başlıca kullanım alanlarıdır. Bitkinin önemli etken maddesi olan eterli uçucu yağlar kana karışıp,bronşiyal kasları etkileyerek, krampları çözer. Aynı zamanda o bölgelerde bakteri oluşumunu önler.Öksürük ve üst solunum yolları iltihabında çayı çok etkilidir..

14-Kekik çayına tadlandırıcı olrak karıştırılmış bal ile içmesiyle organizma güçlendirilebilir ve dengeye kavuşturulabilir.

15-Vücudumuzda kapalı damarları acar.

16-Kekik çayı ile ayrıca adet kanamaları dengelenebilir, adet zamanlarındaki kramplı ağrılar geçiştirilir.

17- sindirimi kolaylaştırır.

18- Her ameliyattan doğum dahil önce ve sonra (nekahat dönemi) devamlı cay gibi içilmesi hastanın cabuk iyilşemesine ve vücuda verilen ilaçların yan etkisini dışarı atmasına vesile olur.İlaçların yan etkisinden dolayı böbrek hastası olmayı önler…

19-Ders çalışanlara tavsiye, zekanızı açmak için kekik çayı kullanın.Rahtalatır,dinlendirir,sakinleştirir. Stresi azaltır ve iyi hissettirir. Çalışanlar içinde aynıdır..

20- Günde 2 su bardağı sıcak Kekik çayı yaşlılığı geciktirmekte, tümör oluşumunu engellemekte, antiseptik özelliğinden dolayı dış etkenlere karşı koruyucu ve kendimizi iyi hissetmemizi sağlar.

KEKİK ÇAYI NASIL HAZIRLANIR!
Kekik çayı hazırlamak için demliğe çayı içeceğiniz bardak kadar su koyun ve kaynatın. Suyu ateşin üzerinden aldıktan sonra 1 yemek kaşığı kurutulmuş kekik atın ve demliğin kapağı kapalı halde 5-10 dakika kadar demlenmesini bekleyin. Kekik yapraklarının suyun içine inmesi için metal çay poşeti tellerinden kullanabilirsiniz. Otun besin değerlerini kaybetmemesi için su kaynarken atmayın. Sıcak içmeye çalışın.

KEKİK BANYOSU:
70-100 gr kurutulmuş kekik bir tülbentin içine gevşekçe bağlanarak 2-3 litre soğuk suya eklenir. Kaynama derecesine kadar ısıtıldıktan sonra (kaynatılmaz), üstü kapalı olarak 15 dakika demlendirilir. Tülbentteki posa iyice sıkıldıktan sonra sıcak banyo suyuna (Küvet) eklenir. Banyo suyu sıcaklığı 37-38 derece arasında olmalıdır ve banyo süresi 15-20 dakikayı aşmamalıdır. Bu süre boyunca küvet içerisinde oturularak yapılan banyodan sonra üşütülmemeli ve bir bornoza sarılınarak yatakta bir süre dinlenilmelidir.Kekeğin miktarını artırarak kovaylada yapabilirsiniz…

Dip not:.Özellikle büyüme çağında olan bebek ve çocukların bağışıklık sisteminin,zeka, vücutta hücre koruma sistemlerini gelişiminde çok yararlıdır.

‘ALLAH’ Şifayı Hemen Yanı Başımızda Yaratacak Kadar:
‘ŞAFİİ,MERHAMETLİ,HAKİM,ALİMDİR’

Az üketilen 11 Faydalı Gıda…

Az tükettiğimiz veya bazen hiç yemediğimiz besinlerin birçok faydası bulunuyor. New York Times, internet sitesinde yemekten kaçındığımız ancak sağlığa en faydalı 11 gıdayı açıkladı.
Bu besinleri göz ardı etmeyin! …

Pancar: Folik asit bakımından zengindir. Kırmızı rengini veren pigmentler kansere karşı savaşır.

Lahana: Kanserle savaşan enzimleri harekete geçiren “sulforaphane” isimli kimyasalı içerir.

Pazı: Yapraklarında, gözleri yaşlanmanın etkilerinden koruyan karotenoid maddesi bulunur.

Tarçın: Kan şekeri ve kolesterolü kontrol etmeye yardımcı olur

Nar suyu: Antioksidan bakımından zengindir. Tansiyonu düşürür

Kuru erik: İçeriğinde yüksek miktarda Antioksidan içerir.

Kabak Çekirdeği: Yüksek mineral oranı erken ölüm riskini azaltır.

Sardalya: Demir, magnezyum, bakır, çinko, fosfor, potasyum, manganez içerir

Zerdeçal: Vücutta iltihaplanmayı önler ve kansere karşı koruma sağlar

Yaban Mersini: Hafızayı kuvvetlendirir.

Kabak: Kalori değeri düşük, lifler bağışıklık sistemini güçlendiren A vitamini bakımından zengindir.

HARİKULADE BİR SİNDİRİM İÇİN 5 ETKİLİ YOL

Ne kadar çok insan zayıf bir sindirim sisteminin acısını çekiyor: Şişkinlik, gaz, kabızlık, ishal, reflü, mide ekşimesi ve Sizin de ekleyeceğiniz neler neler kimbilir… Ne yediğimiz etkili, bunu …

biliyoruz. Ama yemeği nasıl yediğimiz de, sindiriminizi önemli derecede etkiliyor. Çoğumuz bunu hafife alıyoruz. Bu konuda bildiklerimizi gözden geçirelim dedik ve Size 5 etkili yol öneriyoruz:

1.YEMEĞİ KOŞTURURKEN YEMEYİN! Telaş içindeyken, oraya buraya koştururken, koşarken, yürürken yemeyin. İyi çiğnememeye, çabuk yutmaya ve ağız dolusu hava yutmaya sebep oluyor. Bu da gaza. Sindirememeye. Yemek yerken durup dinlenmeye çalışın. Eğer duracak vaktiniz yoksa, o zaman yeşil içecek için. Zaten blenderda parçalandığı için, hazmı kolaydır. (Not: Tarifi isteyenler bu Sayfamızda bulabilirler ya da yorum yazarsanız memnuniyetle gönderiririz.)

2.FARKINDA OLARAK YİYİN Yemek yediğinizin farkına varın. TV veya bilgisayar karşısında değil, ya da akıllı telefon, fark etmez. Dikkatiniz yemekte olmalı. Bu midenizin hidroklorik asit salgılamasını arttıracaktır ve beyninizin de “doydu” sinyalini duymanız kolaylaşacaktır. Düşünmeden yemek, istemediğimiz kalorileri tüketmemize yol açıyor. Kendimizi güzel bir dizi seyrederken, önümüzdeki abur cuburu aniden bitmiş bulmuyor muyuz bazen?

3. YİYECEĞİNİZİ ÇİĞNEYİN “E bunu herkes biliyor” diye aklınızdan geçiriyorsunuz değil mi? Ama çoğumuzun çiğnemekten anladığı şey farklı. İki üç kere çiğnemekle olmaz öyle. Ağzımızda sanki bir yumuşak hamur oluşana kadar çiğnemeliyiz, tükürüğümüzle karışmalı. O zaman “amma hızlı yedim, sanki mideme bir taş oturdu” gibi cümleleri sık kullandığımız cümlelerden sileriz:) Kaç kere mi çiğneyeceğiz? Yumuşak hamur olana kadar. Kaç kere olduğunu test etmesi sizden:)

4. YİYECEK VE İÇECEĞİ AYIRIN Yiyecekleri sindirmek için, mide asidimiz yeterli yoğunlukta olmalı. Yanında birşey içtiğimizde, bunu sulandırıyoruz. En az yarım saat bu ikisini ayrı tutun.

5.KÜÇÜK TABAK MI, BÜYÜK TABAK MI? Tabi ki küçük. Büyük olduğu zaman hemen doldurmak istiyoruz, boş kalmasın diye. Açsanız, her zaman tekrar alabilirsiniz. Hem boşuna yemezsiniz “tabağa aldım artık bir kere” diye–“pilav taneleri arkandan koşar” travmasını kaçımız yaşamadık ki?..:) Bunları uygulayın ve nasıl da iyi hissettiğinizi bizimle paylaşın, bekliyoruz! Güzel bir hafta dileklerimizle, Not: Leisa Wheeler’ın bir yazısından faydalanılmıştır

Bağışıklı sistemini nasıl güçlü kılabiliriz?

Bağışıklık sistemi hastalıklara karşı  önlem alan en etkili vücut silahımızdır. Bağışıklık sistemi beslenmemize bağlı olarak güçlenir ve hastalıklarla savaşır. Bağışıklık sisteminizin yeterince güçlü olmadığını düşünüyorsanız uzmanların açıklamarından yardım alarak bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz.

bagisiklik sistemi Bağışıklık sistemi nasıl güçlendirilir?

Besinlerden yeteri kadar yararlanın.  Doğal besinlerden vitaminlerden yeterince yararlanın. Vücudunuzu antioksidanlarla kuvvetlendirin. Özellikle C ve E vitaminlerini bolca tüketin. Limon, portakal, brokoli, kivi, greyfurt, biber ve lahanada bol miktarda C vitamini bulunuyor. Bu besinleri mutfağınızdan dolayısıyla midenizden eksik etmeyin.

Meyva suyunu tercih ederseniz, taze sıkılmış olanları seçin. Bu mevsimde sofranızda mutlaka bulunması gereken besinlerden bir diğeri de  süt ve süt ürünlari olmalı. Yoğurt detoks etkisi yarattığı için, bağışıklık sisteminide güçlendiriyor. Yine kefirde içerdiği yararlı bakteriler sayesinde bağışıklığınızı desteklemekte yardımcı oluyor.

Bağışıklık sistemini güçlendiren bir diğeri de çinko.. İstiridye, susam, kırmızı etler, bitter çikolota, yumurta ve baklagillerde bolca mevcut.

Bitki çaylarından da destek almalısınız. Örneğin ekinezya akyuvarların aktivitesini arttırdığı için, nezle ve gribe karşı bünyeyi savunuyor ve bağışıklık sisteminizi güçlendiriyor.

Ve tabiki omega 3 Balık yağı… Hem bağışıklık siteminizi güçlendirir, hem de viral, bakteriyel, paraziter enfeksiyonlara karşı konakçı defansını zayıflatarak hastalıklardan koruyucudur.Bu tür besinleri tüketemeyen ya da beslenme sorunu yaşayanların mutlaka balık yağı içeren suplement yada şuruplarla desteklenmesi hem güçlü bir bağışıklı sistemi hem de beyin gelişimleri için çok önemlidir

Leblebenin Faydaları…

Çeşitli rahatsızlıkları giderdiği bilinen leblebi nohuttan elde edilir.    Genellikle “sarı leblebi” olarak bilinen bu tür leblebinin öğütülmesi ya da havanda dövülmesiyle leblebi unu elde edilir. Şekerle ya da kuru üzümle karıştırılarak yenilebilen ve son derece lezzetli olan leblebi unuyla, kimi yörelerde “leblebi helvası” da yapılır.    Üçüncü kavurma sırasında kabukları çıkarılmayan bu tür leblebi “sakız leblebisi” adıyla anılır

FAYDALARI:

-Anne sütünü artırır.

-Asit fazlasını alır, mideyi rahatlatır

-Neredeyse yok denecek kadar az yağ içerir ve içinde bulunan yağlar vücuda yararlıdır

-Tokluk hissi verir. Bu sebeple diyet yapanlar için kilo kaybına yardımcıdır

YAPILIŞI:   Leblebi yapmak için öncelikle ateş tuğlası, tava ve karıştırıcıdan oluşan bir kavurma ocağı gerekir. Eleme işleminden geçirilen nohutlar önce ayrılır. İlk kavurma işleminden sonra sıcak olarak çuvallara doldurulup iki gün dinlendirilir. İkinci kavurmadan sonra yine iki gün dinlendirilen nohutlar kuru bir yere serilerek 15-20 gün bekletilir. Bu kavurma ve dinlendirme işlemleri leblebinin kalitesi açısından çok önemlidir. Son aşama olan üçüncü kavurmadan sonra ise nohutların kabukları ayrılır. Leblebinin acılı, tuzlu ya da karanfilli türlere dönüşmesi, bu son kavurma aşamasında belirlenir.

Kaynak: Lezzet Vadidi

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , , , , . Leave a Comment »

Brokolinin Faydaları…

Uzmanlar, brokolide, havuçtakinden daha fazla beta karoten bulunduğunu söyleyerek, bu sebeple yenilebilecek, suyu içilebilecek en iyi besinlerden olduğunu kaydediyor. Beta karotenin, güçlü bir kanser savaşçısı olduğunu vurgulayan uzmanlar, yemek borusu, mide, bağırsak kanserleri tehlikesini azalttığını ifade ediyor.

Brokolinin ayrıca, B1 ve C vitamini ile dolu olduğunun altını çizen uzmanlar, yüksek miktarda kalsiyum, kükürt, potasyum ve selenyum maddeleri içerdiğini belirtiyor. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokolinin vitamin deposu olduğunu bildiren uzmanlar, suyunun havuç veya elma suyu ile karıştırılarak içilmesinin de faydalı olduğunu kaydediyor.

Brokolinin çeşitleri, taşıdığı renklere göre de, beyaz başlı, mor başlı ve yeşil başlı çeşit olarak üçe ayrılır. Çiğ ya da pişirilerek tüketilen brokoli, haşlandığında içerdiği vitaminlerin çoğu kaynayan suya geçeceğinden bu su dökülmeyip değerlendirilmelidir. Kalorisi düşük bir sebze olduğundan diyetlerde yer alan brokoli, dondurularak saklanmaya ve sonradan tüketilmeye çok uygundur.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. çiğ (pişirilmemiş) brokolinin içerdiği besin değerleri şöyle sıralanır: 34 kalori; 2,5 gr. protein; 2,9 gr. karbonhidrat; 0,2 gr. yağ; 0 kolesterol; yüksek oranlarda lif; 76 mgr. fosfor; 100 mgr. kalsiyum; 0,8 mgr. demir; 10 mgr. sodyum; 336 mgr. potasyum; 24 mgr. magnezyum; 0,6 mgr. çinko; 0.10 mgr. B1 vitamini; 0.20 mgr. B2 vitamini; 87 mgr. C vitamini; 1.3 mgr. E vitamini ve küçümsenemeyecek oranda A vitamini kaynağı betakaroten…

SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Yukarıdaki değerlerden görüleceği gibi brokoli, besin olarak en yararlı sebzelerden biridir. Bunun yanı sıra;

o Brokoli bedeni kanser tehlikesine karşı korur: Yapılan son bilimsel araştırmalar, Turpgiller familyasındaki sebzelerin kansere karşı bedeni koruduğu; özellikle brokolinin yenilmesinin, akciğer, kolon (kalınbağırsak) ve prostat kanserlerine yakalanma rizikosunu iyice azalttığını ortaya koymuştur.

o Brokoli, yüksek oranlarda A vitamini kaynağı betakaroten ile C ve E vitaminleri içerir: Kalp hastalıklarına yakalanma, kalp krizi geçirme ve katarakt illetine tutulma gibi rizikoları da en aza indirger.

o Yüksek oranlarda demir ile folik asit içeren brokoli kansızlığı önler. Ayrıca doğum yapacak kadınların, spina bifida (yani omurganın bir yanının açık olması) hastalığına yakalanmış çocuk doğurması rizikosunu en aza indirir.

Bütün bu önemli tıbbi etkilerinden yararlanılmak üzere, brokolinin diyetimize konularak öncelikle yenilmesi öğütlenmektedir.

Dikkat: Brokoli bedenin iyot emilimini azaltır. Haftada 2-3 kezden fazla brokoli yiyen kişiler, iyotlu besinler ya da iyotlu tuzu almayı ihmal etmemelidir. Özellikle içme suyunun az iyot içerdiği yörelerde, bu önemlidir.

http://www.lezzetvadisi.com/sebzelerin-faydalari/brokolinin-faydalari.html