MUZ KABUĞUNUN BİLMEDİĞİMİZ 5 FAYDASI..!!

<img class="alignleft" alt="Fotoğraf: Bütün Anneler Burada
MUZ KABUĞUNUN BİLMEDİĞİMİZ 5 FAYDASI..!!

1- Muz kabuğunın içini sivrisinek ısırıklarına sürdüğünüzde, kaşıntısını ve şişkinliğini alır

2- Ayaklardaki nasırların yumuşaması için, muz kabuğunun içini sıyırın, bir kaşık kadar olduğunda nasırın üzerine koyun, üstünü sarın. Birkaç saat sonra açıp temiz su ile yıkayın. Ya da direk muz kabuğunu sarabilirsiniz nasırınıza.

3- Muzun kabuğunu akneleri geçirmek üzere, üstüne sürebilirsiniz.

4- Diz ağrılarının geçmesine yardımcı olmak için muz kabuğuyla dizleri ovun

5- İçindeki potasiyum ve yağlarla çok iyi bir ayakkabı cilasıdır. Muz kabuğunun içiyle ayakkabınızı ovun sonra bez ile temizleyin.” src=”https://fbcdn-sphotos-b-a.akamaihd.net/hphotos-ak-prn1/c0.0.365.365/p403x403/45951_458936260839381_186514520_n.jpg&#8221; width=”363″ height=”246″ />

1- Muz kabuğunın içini sivrisinek ısırıklarına sürdüğünüzde, kaşıntısını ve şişkinliğini alır

2- Ayaklardaki nasırların yumuşaması için, muz kabuğunun içini sıyırın, bir kaşık …kadar olduğunda nasırın üzerine koyun, üstünü sarın. Birkaç saat sonra açıp temiz su ile yıkayın. Ya da direk muz kabuğunu sarabilirsiniz nasırınıza.

3- Muzun kabuğunu akneleri geçirmek üzere, üstüne sürebilirsiniz.

4- Diz ağrılarının geçmesine yardımcı olmak için muz kabuğuyla dizleri ovun

5- İçindeki potasiyum ve yağlarla çok iyi bir ayakkabı cilasıdır. Muz kabuğunun içiyle ayakkabınızı ovun sonra bez ile temizleyin.

SU YERİNE ZEHİR İÇİYORUZ !…

: * SU YERİNE ZEHİR İÇİYORUZ !…

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi, ‘ ambalajlı su ‘larla ilgili hazırladığı raporunu yayımladı.

– 107 su markası standart dışı bulundu.

Kanserojen madde parametresine uymadığı belirlenen 83 markadan birinde, izin verilenin 100 kat üzerinde kanserojen maddeye rastlandı.

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi, ‘ambalajlı su’larla ilgili hazırladığı raporunu yayımladı. Rapora göre 107 su markası standart dışı bulundu.Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi tarafından hazırlanan ”Ambalajlı Su Raporu”na göre; 107 su markası, ulusal ya da uluslararası standartlardan bir veya birkaçına uygun değil.

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer, yaptığı yazılı açıklamada, ”Ambalajlı Su Raporu”nun hazırlıklarına bir yıl önce başladıklarını, önce tüm markaları analiz etmek için Sağlık Bakanlığı Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi ile görüşmeler yaptıklarını ancak analizler için yüklü bir maliyet çıktığını belirtti. İnternet taraması yaptıklarında firmaların önemli bir bölümünün kurumsal sitesinin olmadığını gördüklerini aktaran Özer, sitesi olanların çoğunun ise analiz verilerini sitelerinde paylaşmadığını, firmalardan ruhsatı haiz son analiz verilerini paylaşmasını istediklerini ancak birçoğunun verilerini paylaşmayı reddettiğini bildirdi.

”Ambalajlı Su Raporu”nun hazırlıklarını sürdürdükleri sırada bir televizyon programında, bazı marka sularda ciddi oranlarda kirlilik olduğunun dile getirildiğini anlatan Özer, bu önemli çalışmada sulardaki kimyasal ve radyoaktif kirliliğin değil, sadece biyolojik kirliliğin ele alındığına işaret etti.

-SAĞLIK BAKANLIĞI’NA SUÇLAMA

Bu yayın sonrasında Sağlık Bakanlığı’nın bazı markalarda kirlilik olduğu iddiasıyla sektörün yarıya yakınını teşhir ettiğini belirten Özer, bakanlığın daha sonra markaların numunelerinin yönetmeliğe uygun bulunduğu ve üretim izni verildiği yönündeki açıklamayla kendini tekzip ettiğini savundu.

Özer, bu süreçteki teşhirlerin yeterli bir çalışmanın sonucundan ziyade, kamuoyunu ve medyayı tatmine yönelik bir girişim olduğunu ileri sürerek, Sağlık Bakanlığı’nın süreci yönetemediğini savundu.

107 SU STANDART DIŞI Kemal Özer, ellerindeki mevcut verilere göre, su markalarının çoğunluğunun ulusal ya da uluslararası standartlara uymadığını ileri sürerek, rapora ilişkin şu bilgileri verdi:

”Tespit ettiğimiz bulgulara göre tam 107 su markası, bırakınız ideal değerleri ulusal ya da uluslararası standartlardan bir veya birkaçına bile uygun değildir.

İncelediğimiz su markalarında yaklaşık olarak 30 çeşit kimyasal kirleticiye rastlanmıştır.
‘Akrilamid’ konusunda, toplam 58 su markası Amerika Çevre Ajansı (EPA) standartlarına uygun çıkmazken,

bir tanesi ilgili parametrede Yönetmelik, Avrupa Birliği (AB) ve Dünya Sağlık Örgütü kriterlerine de uymuyor.

Benzo(a)piren konusunda ise 2 su markası Yönetmelik ve Avrupa Birliği standartlarına uygun değilken biri EPA standartlarına da uymamaktadır.

Bir su markası TSE, Yönetmelik, AB ve EPA’nın ‘civa’ kriterlerine uygun değil. 8 su markasının ‘amonyum’ değerleri, TSE’nin değerlerinden bile yüksek.

İki su markasının ‘kadmiyum’ değerleri, hem Yönetmelik hem de Dünya Sağlık Örgütü’nün standartlarına uymazken, 6 su markası EPA’nın ‘nitrat’ sınırlarının çok üstünde.

Yine 2 su markası TS-266’nın ‘nitrat’ değerlerini aşmaktalar.” 100 KAT KANSEROJEN MADDE Özer, yaptıkları araştırmada 31 su markasının TSE ve Yönetmeliğin ”nitrit” sınırlarını aştığını belirtti.

Kanserojen ”epikloridin” parametresine bakıldığında 83 su markasının EPA’nın öngördüğü değerlere uygun olmadığını, bunlardan birinin izin verilen sınırın tam 100 katı değeriyle yönetmeliğe, AB ve Dünya Sağlık Örgütü’nün kriterlerine de uymadığını aktaran Özer,

”Tetrakloretan” ve ”trikloretan” maddeleri konusunda 16 su markasının da EPA’ya göre standart dışı olduğunu vurguladı.

Yine EPA’nın belirlediği su standartlarına uymayan 18 su markasının ”toplam trihalometanlar” parametresinde sınırların dışında olduğunu kaydeden Özer, ayrıca 18 su markasının Dünya Sağlık Örgütü’nün kanserojen ”vinil klorür” sınırlarını aştığını, bunlardan birinin söz konusu kategoride dünyadaki hiçbir standarda uygun olmadığını kaydetti.

Özer, 31 su markasının Sağlık Bakanlığı’na ait yönetmeliğin ”pestisitler” konusundaki hükümlerine aykırı olarak pazarlandığını belirterek, şu ifadeleri kullandı: ”Polisiklik Aromatik Hidrokarbonlar parametresinde bir su markası TSE, yönetmelik ve AB standartlarına uygun değildir.

Bir su markası TSE’nin ‘florür’, 10 su markası ‘klorür’, 8 su markası ‘sülfat’, 4 su markası ‘bakır’, 4 su markası ‘demir’, 10 su markası ‘mangan’ standardının dışındadır.

Bir su markası yönetmelik ve AB sınır değerlerine de uymamaktadır. Üstelik bu su markasında izin verilen sınırın 50 katı demir bulunmaktadır.

Genel olarak bakıldığında 59 su markası, Sağlık Bakanlığı ‘İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik’ hükümlerine uygun olmayıp, kimyasal terkipleri izin verilen sınırları aşmaktadır.

Buna rağmen Sağlık Bakanlığı bu suların pazarlanmasına göz yummaktadır. Ayrıca verilerine ulaşılabilen 60 su markası TS-266’ya, 8 su markası AB EC/98/83’e, 90 su markası EPA’ya ve 21 su markası ise Dünya Sağlık Örgütü içme suyu standartlarına uygun değildir.

Öte yandan incelediğimiz 3 su markası ise dünyadaki hiçbir standarda uymamaktadır.”

SON SÖZ : ÜLKEMİZDE TESADÜFEN YAŞIYORUZ …SUYU BOL OLAN BİR ÜLKEDE YAŞIYORUZ ama SUYU İÇEBİLMEK İÇİN SATIN ALMAK ZORUNDAYIZ !

DEVLET VATANDAŞLARINA TEMİZ SU VERMEKLE MÜKELLEFTİR !

 

*********************

* BUNLARDA İÇİLEBİLİR SU MARKALARI !…

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin açıkladığı su raporunda 105 marka ve firma sınıfta kalırken, sınırı sadece 10 su markası geçebildi. Bu 10 marka içinde de ilk sırayı Buzdağı firması aldı.

ROTAHABER – Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin hazırlıklarını yaklaşık 1 yıl sürdürdüğü ‘Ambalajlı Sular Raporu oldukça çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Raporda toplam 115 su markasından 105’i sınıfta kalırken, 10 firma ise tehlike sınırının üstünde kaldı.

Sağlık Bakanlığı’nca yapılan resmi analiz sonuçlarını göre Türkiye’de yüksek fiyatla satılan tanınmış markaların neredeyse tamamı kimyasal, biyolojik ve radyoaktif kirlilik açısından güvenle içilebilir olmaktan çok uzak. Toplam 105 firmanın tehlike sınırının altında kaldığı analiz sonucunda 10 firma da içilebilir sular arasına girdi.

Tehlike sınırını aşan ve suyu içilebilir firmalar arasında ilk sırayı Buzdağı firması alırken, 2. sırada Tekir, 3. sırada ise Kalabak marka sular yer aldı.

İŞTE SAĞLIK BAKANLIĞI’NIN YAPTIĞI ANALİZ SONRASINDA TEHLİKE SINIRININ ÜSTÜNDE KALAN SUYU İÇİLEBİLİR MARKALAR

 

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi, ‘ ambalajlı su ‘larla ilgili hazırladığı raporunu yayımladı.

– 107 su markası standart dışı bulundu.

… Kanserojen madde parametresine uymadığı belirlenen 83 markadan birinde, izin verilenin 100 kat üzerinde kanserojen maddeye rastlandı.

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi, ‘ambalajlı su’larla ilgili hazırladığı raporunu yayımladı. Rapora göre 107 su markası standart dışı bulundu.Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi tarafından hazırlanan ”Ambalajlı Su Raporu”na göre; 107 su markası, ulusal ya da uluslararası standartlardan bir veya birkaçına uygun değil.

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer, yaptığı yazılı açıklamada, ”Ambalajlı Su Raporu”nun hazırlıklarına bir yıl önce başladıklarını, önce tüm markaları analiz etmek için Sağlık Bakanlığı Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi ile görüşmeler yaptıklarını ancak analizler için yüklü bir maliyet çıktığını belirtti. İnternet taraması yaptıklarında firmaların önemli bir bölümünün kurumsal sitesinin olmadığını gördüklerini aktaran Özer, sitesi olanların çoğunun ise analiz verilerini sitelerinde paylaşmadığını, firmalardan ruhsatı haiz son analiz verilerini paylaşmasını istediklerini ancak birçoğunun verilerini paylaşmayı reddettiğini bildirdi.

”Ambalajlı Su Raporu”nun hazırlıklarını sürdürdükleri sırada bir televizyon programında, bazı marka sularda ciddi oranlarda kirlilik olduğunun dile getirildiğini anlatan Özer, bu önemli çalışmada sulardaki kimyasal ve radyoaktif kirliliğin değil, sadece biyolojik kirliliğin ele alındığına işaret etti.

-SAĞLIK BAKANLIĞI’NA SUÇLAMA

Bu yayın sonrasında Sağlık Bakanlığı’nın bazı markalarda kirlilik olduğu iddiasıyla sektörün yarıya yakınını teşhir ettiğini belirten Özer, bakanlığın daha sonra markaların numunelerinin yönetmeliğe uygun bulunduğu ve üretim izni verildiği yönündeki açıklamayla kendini tekzip ettiğini savundu.

Özer, bu süreçteki teşhirlerin yeterli bir çalışmanın sonucundan ziyade, kamuoyunu ve medyayı tatmine yönelik bir girişim olduğunu ileri sürerek, Sağlık Bakanlığı’nın süreci yönetemediğini savundu.

107 SU STANDART DIŞI Kemal Özer, ellerindeki mevcut verilere göre, su markalarının çoğunluğunun ulusal ya da uluslararası standartlara uymadığını ileri sürerek, rapora ilişkin şu bilgileri verdi:

”Tespit ettiğimiz bulgulara göre tam 107 su markası, bırakınız ideal değerleri ulusal ya da uluslararası standartlardan bir veya birkaçına bile uygun değildir.

İncelediğimiz su markalarında yaklaşık olarak 30 çeşit kimyasal kirleticiye rastlanmıştır.
‘Akrilamid’ konusunda, toplam 58 su markası Amerika Çevre Ajansı (EPA) standartlarına uygun çıkmazken,

bir tanesi ilgili parametrede Yönetmelik, Avrupa Birliği (AB) ve Dünya Sağlık Örgütü kriterlerine de uymuyor.

Benzo(a)piren konusunda ise 2 su markası Yönetmelik ve Avrupa Birliği standartlarına uygun değilken biri EPA standartlarına da uymamaktadır.

Bir su markası TSE, Yönetmelik, AB ve EPA’nın ‘civa’ kriterlerine uygun değil. 8 su markasının ‘amonyum’ değerleri, TSE’nin değerlerinden bile yüksek.

İki su markasının ‘kadmiyum’ değerleri, hem Yönetmelik hem de Dünya Sağlık Örgütü’nün standartlarına uymazken, 6 su markası EPA’nın ‘nitrat’ sınırlarının çok üstünde.

Yine 2 su markası TS-266’nın ‘nitrat’ değerlerini aşmaktalar.” 100 KAT KANSEROJEN MADDE Özer, yaptıkları araştırmada 31 su markasının TSE ve Yönetmeliğin ”nitrit” sınırlarını aştığını belirtti.

Kanserojen ”epikloridin” parametresine bakıldığında 83 su markasının EPA’nın öngördüğü değerlere uygun olmadığını, bunlardan birinin izin verilen sınırın tam 100 katı değeriyle yönetmeliğe, AB ve Dünya Sağlık Örgütü’nün kriterlerine de uymadığını aktaran Özer,

”Tetrakloretan” ve ”trikloretan” maddeleri konusunda 16 su markasının da EPA’ya göre standart dışı olduğunu vurguladı.

Yine EPA’nın belirlediği su standartlarına uymayan 18 su markasının ”toplam trihalometanlar” parametresinde sınırların dışında olduğunu kaydeden Özer, ayrıca 18 su markasının Dünya Sağlık Örgütü’nün kanserojen ”vinil klorür” sınırlarını aştığını, bunlardan birinin söz konusu kategoride dünyadaki hiçbir standarda uygun olmadığını kaydetti.

Özer, 31 su markasının Sağlık Bakanlığı’na ait yönetmeliğin ”pestisitler” konusundaki hükümlerine aykırı olarak pazarlandığını belirterek, şu ifadeleri kullandı: ”Polisiklik Aromatik Hidrokarbonlar parametresinde bir su markası TSE, yönetmelik ve AB standartlarına uygun değildir.

Bir su markası TSE’nin ‘florür’, 10 su markası ‘klorür’, 8 su markası ‘sülfat’, 4 su markası ‘bakır’, 4 su markası ‘demir’, 10 su markası ‘mangan’ standardının dışındadır.

Bir su markası yönetmelik ve AB sınır değerlerine de uymamaktadır. Üstelik bu su markasında izin verilen sınırın 50 katı demir bulunmaktadır.

Genel olarak bakıldığında 59 su markası, Sağlık Bakanlığı ‘İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik’ hükümlerine uygun olmayıp, kimyasal terkipleri izin verilen sınırları aşmaktadır.

Buna rağmen Sağlık Bakanlığı bu suların pazarlanmasına göz yummaktadır. Ayrıca verilerine ulaşılabilen 60 su markası TS-266’ya, 8 su markası AB EC/98/83’e, 90 su markası EPA’ya ve 21 su markası ise Dünya Sağlık Örgütü içme suyu standartlarına uygun değildir.

Öte yandan incelediğimiz 3 su markası ise dünyadaki hiçbir standarda uymamaktadır.”

SON SÖZ : ÜLKEMİZDE   TESADÜFEN YAŞIYORUZ …SUYU BOL OLAN BİR ÜLKEDE YAŞIYORUZ ama  SUYU İÇEBİLMEK İÇİN  SATIN ALMAK  ZORUNDAYIZ !

DEVLET VATANDAŞLARINA  TEMİZ  SU VERMEKLE MÜKELLEFTİR !

alıntı

*********************

* BUNLARDA İÇİLEBİLİR  SU MARKALARI !…

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin açıkladığı su raporunda 105 marka ve firma sınıfta kalırken, sınırı sadece 10 su markası geçebildi. Bu 10 marka içinde de ilk sırayı Buzdağı firması aldı.

ROTAHABER – Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin hazırlıklarını yaklaşık 1 yıl sürdürdüğü ‘Ambalajlı Sular Raporu oldukça çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Raporda toplam 115 su markasından 105’i sınıfta kalırken, 10 firma ise tehlike sınırının üstünde kaldı.

Sağlık Bakanlığı’nca yapılan resmi analiz sonuçlarını göre  Türkiye’de yüksek fiyatla satılan tanınmış markaların neredeyse tamamı kimyasal, biyolojik ve radyoaktif kirlilik açısından güvenle içilebilir olmaktan çok uzak. Toplam 105 firmanın tehlike sınırının altında kaldığı analiz sonucunda 10 firma da içilebilir sular arasına girdi.

Tehlike sınırını aşan ve suyu içilebilir firmalar arasında ilk sırayı Buzdağı firması alırken, 2. sırada Tekir, 3. sırada ise Kalabak marka sular yer aldı.

İŞTE SAĞLIK BAKANLIĞI’NIN YAPTIĞI ANALİZ SONRASINDA TEHLİKE SINIRININ ÜSTÜNDE KALAN SUYU İÇİLEBİLİR MARKALAR

http://www.muhalifbakis.com/haber/guncel-haberler/bunlar-da-icilebilir-su-markalari-/929.htmlDevamını Gör

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Sağlık İçin Bir Öneri : Grip ve nezle için doğal çözüm

 Malzemeler: 1 tutam kekik 1 tutam çörekotu 1 tutam nane 1 limon 1 kahve fincanı pekmez 1 kahve fincanı elma sirkesi 4 adet ufalanmış aspirin ..

. Yarım litre kaynar suya 1 tutam kekik,1 tutam çörekotu,1 tutam nane ve 1 Limonu 4 e bölerek koyduktan sonra 5 Dakika kaynatıp 10 dakika demlendirin. Bu çay demlenirken bir kabın içine 1 kahve fincanı pekmez,1 kahve fincanı elma sirkesi ve 4 adet ufalanmış aspirini koyduktan sonra içine demlendirdiğiniz çayı süzerek ilave ederek karıştırın. Bu karışımı yudum yudum için.Çok kısa sürede gripten kurtulacaksınız.

Not:Bu uygulamayı yaparken başka bir ilaç kullanmayınız

S.Duman

Gribin İlacı Ayva…

 Birçok hastalığa şifa olan ayva; kalp, akciğer, boğaz, mide, göz, bağırsak ve ağız rahatsızlıklarının tedavisinde faydalı.Ayvanın faydaları çok eski çağlardan beri biliniyor. Romalılar parfümden, bala kadar her şey için ayvanın meyve ve çiçeklerini kullanmışlar. Ayvanın meyvesi gibi çekirdeği ve yaprakları da işe yaramakta boya ve kozmetik sanayinde, tıpta da ilaç yapımında kullanılmaktadır. Ayva, protein, şeker, organik asit, A, B2 ve C vitamini ve demir, bakır, potasyum gibi minerallerden zengin, tohumları ise yağ ve protein içeriyor.

ÇOCUKLARA YEDİRİN

Ayva, çocuklarda sağlığı korur, büyüme ve gelişmeyi hızlandırır. Birçok hastalığa şifa olan ayva, kalp, akciğer, boğaz, mide, göz, bağırsak ve ağız rahatsızlıklarının tedavisinde faydalıdır. Cildi ve tırnakları zinde, parlak ve daha sağlıklı hale getirir.

ACİL GRİP TEDAVİSİ

Grip ve nezlede iyileşmeyi hızlandırır. Ayva ya da ayva suyu ishalin geçmesi için de çok faydalıdır. Meyvesi veya meyvesinden hazırlanan şurup ve komposto ishale iyi gelmektedir. Vücudun gücünü artırarak, zinde tutmaya yardımcı olarak yorgunluk ve bitkinlikten korur.

Kandaki kötü kolesterolü düşürerek damar sertliğinden korur. Ayva hoşafı ağızdaki yaraların iyileşmesini hızlandırır. Tereyağında pişirilen ayva, balgamı söker, kronik öksürüğe, solunum sistemi hastalıklarına ve bronşite iyi gelmektedir.

ÇİÇEĞİ VE KABUKLARI

Ayva çiçeği kaynatılıp içildiğinde annelerin sütünü artırır, kalbi güçlendirir ve baş ağrısına iyi gelir. Ayva kabuklarının kaynatılıp içilmesi, idrar yolu iltihaplarında iyileşmeyi hızlandırır. Ağızdaki yaralar, boğazdaki şişlik ve ağrı için ayvanın kendisi ya da yapraklarının kaynatılıp suyu ile gargara yapılabilir. Dudak çatlamalarını önlemek ya da iyileştirmek için de ayva çekirdeklerinin kaynatılıp dudakların bu suyla yıkanması gerekiyor. Ayva yaprakları çay gibi demlenip içildiğinde sakinleştirir ve uykusuzluğa iyi gelir. Şeker içeriğinin düşük olması nedeniyle şeker hastaları tarafından da yenilebilen bir meyve olan ayva; hem meyvesi, hem yaprağı, çiçek hatta tohumları ile son derece faydalıdır.

>> Ayva, çocuklarda sağlığı korur, büyüme ve gelişmeyi hızlandırır.

>> Hazımsızlığı önler.

>> Cildi ve tırnakları zinde, parlak ve daha sağlıklı hale getirir.

>> Kalp ve damar hastalıklarından korur.

>> Damar sertliğinden korur.

>> Tereyağında pişirilen ayva, balgamı söker.

>> Çiçeği kaynatılıp içildiğinde anne sütünü artırır.”

Birçok hastalığa şifa olan ayva; kalp, akciğer, boğaz, mide, göz, bağırsak ve ağız rahatsızlıklarının tedavisinde faydalı. Ayvanın faydaları çok eski çağlardan beri biliniyor. Romalılar parfümden, bala kadar her şey için ayvanın meyve ve çi…çeklerini kullanmışlar. Ayvanın meyvesi gibi çekirdeği ve yaprakları da işe yaramakta boya ve kozmetik sanayinde, tıpta da ilaç yapımında kullanılmaktadır. Ayva, protein, şeker, organik asit, A, B2 ve C vitamini ve demir, bakır, potasyum gibi minerallerden zengin, tohumları ise yağ ve protein içeriyor.
ÇOCUKLARA YEDİRİN
Ayva, çocuklarda sağlığı korur, büyüme ve gelişmeyi hızlandırır. Birçok hastalığa şifa olan ayva, kalp, akciğer, boğaz, mide, göz, bağırsak ve ağız rahatsızlıklarının tedavisinde faydalıdır. Cildi ve tırnakları zinde, parlak ve daha sağlıklı hale getirir.
ACİL GRİP TEDAVİSİ
Grip ve nezlede iyileşmeyi hızlandırır. Ayva ya da ayva suyu ishalin geçmesi için de çok faydalıdır. Meyvesi veya meyvesinden hazırlanan şurup ve komposto ishale iyi gelmektedir. Vücudun gücünü artırarak, zinde tutmaya yardımcı olarak yorgunluk ve bitkinlikten korur. Kandaki kötü kolesterolü düşürerek damar sertliğinden korur. Ayva hoşafı ağızdaki yaraların iyileşmesini hızlandırır. Tereyağında pişirilen ayva, balgamı söker, kronik öksürüğe, solunum sistemi hastalıklarına ve bronşite iyi gelmektedir. ÇİÇEĞİ VE KABUKLARI
Ayva çiçeği kaynatılıp içildiğinde annelerin sütünü artırır, kalbi güçlendirir ve baş ağrısına iyi gelir. Ayva kabuklarının kaynatılıp içilmesi, idrar yolu iltihaplarında iyileşmeyi hızlandırır. Ağızdaki yaralar, boğazdaki şişlik ve ağrı için ayvanın kendisi ya da yapraklarının kaynatılıp suyu ile gargara yapılabilir. Dudak çatlamalarını önlemek ya da iyileştirmek için de ayva çekirdeklerinin kaynatılıp dudakların bu suyla yıkanması gerekiyor. Ayva yaprakları çay gibi demlenip içildiğinde sakinleştirir ve uykusuzluğa iyi gelir. Şeker içeriğinin düşük olması nedeniyle şeker hastaları tarafından da yenilebilen bir meyve olan ayva; hem meyvesi, hem yaprağı, çiçek hatta tohumları ile son derece faydalıdır.
>> Ayva, çocuklarda sağlığı korur, büyüme ve gelişmeyi hızlandırır.
>> Hazımsızlığı önler.
>> Cildi ve tırnakları zinde, parlak ve daha sağlıklı hale getirir.
>> Kalp ve damar hastalıklarından korur.
>> Damar sertliğinden korur.
>> Tereyağında pişirilen ayva, balgamı söker.
>> Çiçeği kaynatılıp içildiğinde anne sütünü artırır.
Hayat Güzeldir
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Çinliler Niye Sıcak Su İçer?

: Çine gitmiş olanlar iyi bilir, özellikle yaşlı Çinliler yanlarında sürekli bardak tipi termoslarda sıcak su, çay taşırlar. Kışın soğuk günlerde, hatta bunaltıcı yaz sıcaklarında bile hep sıcak su içerler. Çin restoranlarına gittiğinizde de masanıza ilk gelen bu hafif çayımsı sıcak su’dur.Peki Çinliler neden sürekli sıcak su içer?

Vücudumuz için gerekli olan şeylerin %99’unu midemiz sayesinde alıyoruz. Yediklerimiz bizi fiziksel ve ruhsal olarak o kadar çok etkiliyor ki acı yememiz bizi daha agresif, tatlı yememiz ise bizi daha mutlu yapıyor. Hatta bu yüzden bilim adamları midemiz için 2.ci beynimiz diyorlar. Midemize en iyi gelen şey ise sıcak su.

Peki sıcak su bizim için neden iyi?

İşte binlerce yıldır bunun farkında olan Çinliler de her fırsatta sıcak su içiyor.

Midemiz vücudumuzun için bir nevi “fırın” işlevi görüyor. Midemiz yediklerimizi bakteri ve enzimlerle eritmek için ilk önce uygun ısıya getiriyor, yani tekrar ısıtıyor. Soğuk su içmek ise midemizin daha fazla enerji harcamasına neden oluyor. Ve yanında alınan diğer besinlerin sindirimini de zorlaştırıyor. Özellikle yağlar soğuk suda çok daha zor çözünüyor. Çinliler ise yemekten önce ve sonra sıcak su içerek midelerinin extra efor sarfetmesini engelliyor.

Çinliler soğuk içecekler içtiğiniz veya soğuk besinler yediğiniz zaman içsel organların daha fazla büzüldüğüne, mevcut problemleri daha da kötüleştirdiğine inanıyor. Yağlı bir tavayı soğuk suda yıkamaya çalışın. Yağlar donar ve yapışır. Ama aynı tavayı SICAK suda
yıkarsanız, yağı çözer ve uzaklaştırır. Bedenimiz yağları içerir.
Sıcak su sistemimizi temizler.

SICAK SUYUN Faydaları :
1 – Bedenin doğal serinletme sistemini çalıştırır. Bu kan dolaşımında artışa neden olur.
2 – ıç organları ve kaburga kafesinin etrafındaki kasları gevşetir,daha derin nefes almanızı sağlar.
3 – Mide asidi etkilerini rahatlatır ve asit reflu semptomlarını rahatlatır.
4 – Sulanmayı ve besinlerin emilimini artırarak sindirime yardımcı olur.
5 – Kabızlığı giderir.
6 – Kilo verme : yemeklerden yarım saat önce içilen sıcak su iştahı azaltır ve kilo vermeyi hızlandırır. Nefes tekniği ilebirleştirilirse, yağ yakmak için hiper – oksijenlenme sağlar.
7 – Soğuk algınlığı, gripin süresini kısaltır, zatürreyi önler.

NE KADAR ıÇMELı? NE KADAR SICAK OLMALI? NE KADAR SIK ıÇMELı
Günce 3 kez 1 fincan için, kahve sıcaklığında. Daha fazlası daha iyidir.

Denemeye ne dersiniz?

Sabah kalktığınızda siz de güne sıcak su içerek başlamayı deneyin ve vücudunuzun nasıl tepki verdiğini kendiniz deneyimleyin.

Eğer sıcak suyun tadı hoşunuza gitmiyorsa

İçine biraz zencefil, limon, portakal yada kivi dilimi katarak suyunuzu tadlandırabilirsiniz. Yada direkt Çin usülü yeşil çay içebilirsiniz. Afiyet olsun.

OKUDUYSAN ve BEĞENDİYSEN ,BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞIRMISIN?

 

Çine gitmiş olanlar iyi bilir, özellikle yaşlı Çinliler yanlarında sürekli bardak tipi termoslarda sıcak su, çay taşırlar. Kışın soğuk günlerde, hatta bunaltıcı yaz sıcaklarında bile hep sıcak su içerler. Çin restoranlarına gittiğinizde de masanıza ilk gelen bu hafif çayımsı sıcak su’dur. Peki Çinliler neden sürekli sıcak su içer? Vücudumuz için gerekli olan şeylerin %99’unu midemiz sayesinde alıyoruz. Yediklerimiz bizi fiziksel ve ruhsal olarak o kadar çok etkiliyor ki acı yememiz bizi daha agresif, tatlı yememiz ise bizi daha mutlu yapıyor. Hatta bu yüzden bilim adamları midemiz için 2.ci beynimiz diyorlar.
Midemize en iyi gelen şey ise sıcak su. Peki sıcak su bizim için neden iyi? İşte binlerce yıldır bunun farkında olan Çinliler de her fırsatta sıcak su içiyor. Midemiz vücudumuzun için bir nevi “fırın” işlevi görüyor. Midemiz yediklerimizi bakteri ve enzimlerle eritmek için ilk önce uygun ısıya getiriyor, yani tekrar ısıtıyor. Soğuk su içmek ise midemizin daha fazla enerji harcamasına neden oluyor. Ve yanında alınan diğer besinlerin sindirimini de zorlaştırıyor. Özellikle yağlar soğuk suda çok daha zor çözünüyor. Çinliler ise yemekten önce ve sonra sıcak su içerek midelerinin extra efor sarfetmesini engelliyor. Çinliler soğuk içecekler içtiğiniz veya soğuk besinler yediğiniz zaman içsel organların daha fazla büzüldüğüne, mevcut problemleri daha da kötüleştirdiğine inanıyor.
Yağlı bir tavayı soğuk suda yıkamaya çalışın. Yağlar donar ve yapışır. Ama aynı tavayı SICAK suda yıkarsanız, yağı çözer ve uzaklaştırır. Bedenimiz yağları içerir. Sıcak su sistemimizi temizler.
SICAK SUYUN Faydaları :
1 – Bedenin doğal serinletme sistemini çalıştırır. Bu kan dolaşımında artışa neden olur.
2 – ıç organları ve kaburga kafesinin etrafındaki kasları gevşetir,daha derin nefes almanızı sağlar.
3 – Mide asidi etkilerini rahatlatır ve asit reflu semptomlarını rahatlatır.
4 – Sulanmayı ve besinlerin emilimini artırarak sindirime yardımcı olur.
5 – Kabızlığı giderir.
6 – Kilo verme : yemeklerden yarım saat önce içilen sıcak su iştahı azaltır ve kilo vermeyi hızlandırır. Nefes tekniği ilebirleştirilirse, yağ yakmak için hiper – oksijenlenme sağlar.
7 – Soğuk algınlığı, gripin süresini kısaltır, zatürreyi önler.
NE KADAR ıÇMELı? NE KADAR SICAK OLMALI? NE KADAR SIK ıÇMELı Günce 3 kez 1 fincan için, kahve sıcaklığında. Daha fazlası daha iyidir. Denemeye ne dersiniz? Sabah kalktığınızda siz de güne sıcak su içerek başlamayı deneyin ve vücudunuzun nasıl tepki verdiğini kendiniz deneyimleyin. Eğer sıcak suyun tadı hoşunuza gitmiyorsa İçine biraz zencefil, limon, portakal yada kivi dilimi katarak suyunuzu tadlandırabilirsiniz. Yada direkt Çin usülü yeşil çay içebilirsiniz.
Afiyet olsun. OKUDUYSAN ve BEĞENDİYSEN ,BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞIRMISIN? En kaliteli paylaşımlar burada:
hayat güzeldir
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

HURMA MEVSİMİ. BOŞUNA CENNET MEYVESİ DEMEMİŞLER? Bakın nelere kadir.

: HURMA MEVSİMİ. BOŞUNA CENNET MEYVESİ DEMEMİŞLER?Bakın nelere kadir.
Aşağıda saydığımız vitamin ve mineraller, hurmanın içerdiklerinin sadece bir kısmı.

1.FOLİK ASİT Hamilelikte ve hatta daha kalmak düşünüldüğünde bile gereken bir B vitamini. Folik asit (B9), vücutta yeni kan hücresi yapımında, vücudun yapı taşı olan amino asitlerin yapımında ve hücrelerin yenilenmesinde önemli görevler üstlenen bir vitamindir. Hurma da, folik asit açısından çok zengin bir besin türüdür.

2.KALSİYUM VE FOSFAT Hem iskelet oluşumu hem de vücudun kemik yapısının dengelenmesi için çok önemli elementlerdir. Bunlar da hurmada var.

3.MAGNEZYUM Kasların çalışmasında önemli rol oynar. Böbrekler için son derece önemlidir. Magnezyumun faydaları gerçekten çok, başka bir gün paylaşalım. Hurmada magnezyum da mevcut.

4.DEMİR Hurmanın içerdiği demir, kırmızı kan hücrelerinde bulunan hemoglobin sentezini kontrol eder ve bu da hamilelikte kansızlığın engellenmesini ve bebeğin gelişimi için hayati önem taşıyan kandaki alyuvarlar dengesinin uygun hale gelmesini sağlar. Bilindiği gibi alyuvarlar kanda oksijen ve karbondioksiti taşıyarak hücrelerin canlılığını sürdürmesinde rol oynarlar.

5.POTASYUM Hurmada bulunan potasyum, beyne oksijen gitmesine yardımcı olarak berrak düşünebilmeyi sağlar. Bununla beraber vücut sıvıları için uygun alkalik özelliği sağlar. Zehirli vücut atıklarını dışarı atması için böbrekleri uyarır. Yüksek kan basıncını düşürmeye yardım eder ve sağlıklı deri oluşumunu sağlar.

Üstüne üstlük, hurmada protein de var.

Hurmayı eğer çocuklarınız yemiyorsa, onlara bir oyundan bahsedeceğiz. Yarın:)

Hurma çok yakında açılacak web sitemizde olacak. Hem de Antakya’dan!

Mutlu ve eğlenceli bir perşembe günü diliyoruz,

Aşağıda saydığımız vitamin ve mineraller, hurmanın içerdiklerinin sadece bir kısmı.
1.FOLİK ASİT Hamilelikte ve hatta daha kalmak düşünüldüğünde bile gereken bir B vitamini.  Folik asit (B9), vücutta yeni kan hücresi yapımında, vücudun yapı taşı olan amino asitlerin yapımında ve hücrelerin yenilenmesinde önemli görevler üstlenen bir vitamindir. Hurma da, folik asit açısından çok zengin bir besin türüdür.
2.KALSİYUM VE FOSFAT Hem iskelet oluşumu hem de vücudun kemik yapısının dengelenmesi için çok önemli elementlerdir. Bunlar da hurmada var.
3.MAGNEZYUM Kasların çalışmasında önemli rol oynar. Böbrekler için son derece önemlidir. Magnezyumun faydaları gerçekten çok, başka bir gün paylaşalım. Hurmada magnezyum da mevcut.
4.DEMİR Hurmanın içerdiği demir, kırmızı kan hücrelerinde bulunan hemoglobin sentezini kontrol eder ve bu da hamilelikte kansızlığın engellenmesini ve bebeğin gelişimi için hayati önem taşıyan kandaki alyuvarlar dengesinin uygun hale gelmesini sağlar. Bilindiği gibi alyuvarlar kanda oksijen ve karbondioksiti taşıyarak hücrelerin canlılığını sürdürmesinde rol oynarlar.
5.POTASYUM Hurmada bulunan potasyum, beyne oksijen gitmesine yardımcı olarak berrak düşünebilmeyi sağlar. Bununla beraber vücut sıvıları için uygun alkalik özelliği sağlar. Zehirli vücut atıklarını dışarı atması için böbrekleri uyarır. Yüksek kan basıncını düşürmeye yardım eder ve sağlıklı deri oluşumunu sağlar.  Üstüne üstlük, hurmada protein de var.

Eğer yemeklerden sonra soğuk şeyler içiyorsanız bu yazı size hitap ediyor.

Fotoğraf: Sadece öğünlerden sonra sıcak su içme konusuna değil kalp krizi risklerine de değinmektedir. Çinliler ve Japonlar yemeklerinden sonra soğuk su değil sıcak çay içerler. Belki biz de yemekten sonra sıcak bir şeyler içme alışkanlığımızı onlardan edindik.Eğer yemeklerden sonra soğuk şeyler içiyorsanız bu yazı size hitap ediyor. Yemekten sonra soğuk bir şeyler içmek sizi rahatlatabilir. Ancak tükettiğiniz soğuk su katılaşarak yağlı bir madde haline döner ve yavaş bir şekilde sindirilir. Bu asitli tepkime bozularak bağırsakta katı maddelerden daha hızlı bir şekilde emilir. Bir kısmı bağırsağa yapışır.Kısa bir süre sonra tamamen yağ haline döner ve kansere yol açar. Yemekten sonra sıcak su veya çorba içmek en iyisidir. Kalp krizi hakkında önemli birkaç bilgi - Kalp krizi belirtisi her zaman sol kolun uyuşması değildir. Çenedeki şiddetli ağrıların da farkında olun. İlk göğüs ağrınız kalp krizi sırasında gerçekleşmez. (Daha önce mutlaka göğüs ağrınız olmuştur) Mide bulantısı ve şiddetli terleme de önemli kalp krizi belirtilerindendir. Kalp krizi geçiren insanların %60 ı uyurken ölür. Göğüsteki ağrılar sizi uykudan  uyandırabilir. Lütfen dikkatli olun ve olanların farkına varın.OKUDUYSAN BEĞEN ,BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞ ..

Sadece öğünlerden sonra sıcak su içme konusuna değil kalp krizi risklerine de değinmektedir. Çinliler ve Japonlar yemeklerinden sonra soğuk su değil sıcak çay içerler. Belki biz de yemekten sonra sıcak bir şeyler içme alışkanlığımızı onlardan edindik.

Eğer yemeklerden sonra soğuk şeyler içiyorsanız bu yazı size hitap ediyor. Yemekten sonra soğuk bir şeyler içmek sizi rahatlatabilir. Ancak tükettiğiniz soğuk su katılaşarak yağlı bir madde haline döner ve yavaş bir şekilde sindirilir. Bu asitli tepkime bozularak bağırsakta katı maddelerden daha hızlı bir şekilde emilir. Bir kısmı bağırsağa yapışır. Kısa bir süre sonra tamamen yağ haline döner ve kansere yol açar. Yemekten sonra sıcak su veya çorba içmek en iyisidir. Kalp krizi hakkında önemli birkaç bilgi – Kalp krizi belirtisi her zaman sol kolun uyuşması değildir. Çenedeki şiddetli ağrıların da farkında olun.

İlk göğüs ağrınız kalp krizi sırasında gerçekleşmez. (Daha önce mutlaka göğüs ağrınız olmuştur) Mide bulantısı ve şiddetli terleme de önemli kalp krizi belirtilerindendir. Kalp krizi geçiren insanların %60 ı uyurken ölür. Göğüsteki ağrılar sizi uykudan  uyandırabilir. Lütfen dikkatli olun ve olanların farkına varın.

OKUDUYSAN BEĞEN ,BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞ

Kaynak: Hayat Güzeldir…
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kefir’in Faydaları…

Kefir Nedir?

Kefir Kafkasya’ da yaşayan insanların sıklıkla kullandıkları sütün mayalandırılmasıyla elde edilen bir süt ürünüdür. Kefir Nereden Gelir? Kefirin anavatanı Kafkaslardır.

İlk kez Batı Asya’ da Türkler tarafından yapılan ve günümüzde pek çok ülkeye yayılan fermente bir süt ürünüdür. Kafkasyalılar kefiri su yerine içmekte ve gençlik iksiri olarak kullanmaktadırlar. Kafkaslardan dünyanın her tarafına yayılan Türkler bu içeceklerini beraberinde dünyanın her tarafına götürmüşler ve yaymışlardır. Şu anda bilimsel araştırma yapan fakülteler başta olmak üzere kuruluşlar kefirin faydaları üzerinde ciddi çalışmalar yapmakta ve önemli sonuçlara ulaşmaktadırlar.

Kefirin Faydaları Nelerdir? Kefir, vücudun temel fonksiyonlarında ve çeşitli faaliyetlerinde kullanılan mineraller ve esansiyel aminoasitler bakımından zengindir. Kefirde bulunan proteinler kısmi sindirimi yapılabilen ve bu nedenle vücut tarafından kolay değerlendirilebilir yapılardır. Kefirde bol miktarda bulunan ve esansiyel amino asitlerden bir tanesi olan triptofanın , mineral maddelerden kalsiyum ve magnezyumun sinir sistemi üzerinde rahatlatıcı etkisi olduğu bilinmektedir.Vücudumuzda en çok bulunan ikinci mineral madde olan fosfor, hücre gelişimi ve enerji ihtiyacının karşılanması için karbonhidratların , yağların ve proteinlerin kullanımında kolaylık sağlamaktadır.

Kefir B12 , B1 ve K vitamini bakımından da zengindir. B u vitaminlerin yeterli alınması durumunda gerek böbrek, karaciğer ve sinir sistemine gerekse deri rahatsızlıklarına sayısız fayda sağladığı bilinmektedir. Kefiri Kimler İçebilir? Kefiri yaşı ne olursa olsun her yaştaki insan kullanabilir. Yan etkisi yoktur. Çocuklara bile rahatlıkla verilebilir. Kefir Mayası Nedir, Nasıl Elde Edilir? Kefir Tanesi; fındık yada buğday büyüklüğünde, renkleri beyaz, beyaz-sarı arasında küçük karnabahar veya patlamış mısır görünümündedir. Boyutları 0,5-3 cm arasında değişir. Taneler sütü fermente edici rol oynar, en önemli özelliği; fermantasyon sonunda süzülerek tekrar kullanılabilmesidir. Kefir Nasıl Yapılır? Kefir içeceğini evde üretmeniz için ihtiyacınız olan şeyler; • – 1 Litre Taze Günlük Süt (Marketlerde satılan 3 gün ömürlü günlük sütlerden kullanabilirsiniz),

 – Kefir Mayası Taneleri (gönderilecek kefir mayası, 1 litre kefir içeceği mayalamak için yeterlidir, mayanız fazlalaştıkça, süt miktarını arttırabilirsiniz),

 – Cam Kavanoz,

 – Büyük Plastik bir Süzgeç ve Tahta Kaşık Mayayı bir kez aldınız mı, sürekli olarak kefir içeceğini yapabilecek ve mayanın miktarını zaman içerisinde arttırabileceksiniz. Böylece ilerki zamanlarda daha fazla kefir içeceği üretebileceksiniz. Kefir içeceği ürettiğiniz müddetçe, Kefir taneleriniz 2 haftada 1.5 kat kadar büyüyecek. Kefir yapımında dikkat edilmesi gereken en önemli konu, kefirin kesinlikle metalle temas etmemesi. Cam veya plastik kaplar kullanmak gerekiyor, tahta ya da plastik kaşık, plastik süzgeç, vs.. Cam veya plastik kavanozun içerisine kefir mayası konur ve üzerine oda ısısında beklemiş olan süt dökülür.

Kavanoz, üzerinde bir miktar boşluk kalacak şekilde kapatılır. Kavanozun etrafı sarılarak, güneş almayan bir yerde oda sıcaklığında 24 ya da 48 saat bekletilir. (Tatlı bir içecek elde etmek istiyorsanız 24 saat; ekşimsi olarak tüketmek istiyorsanız 48 saat bekletilmesi tavsiye edilir. Biz genellikle 36 saat bekletiyoruz ve çok güzel ve kıvamlı bir içecek elde ediyoruz…)

Bekleme süresi dolunca, geniş bir kabın ağzına süzgeç konarak kefir süzülür. Süzülen kefir buzdolabına konulur ve soğuk tüketilmesi tercih edilir. Süzgeçte kalan kefir mayaları ise tekrar kefir üretmek üzere mayalanır. Kefir Mayası Nerede Saklanır? Hemen kefir yapılmayacaksa, maya kaseye konarak üzerini örtecek şekilde su doldurulur ve buzdolabında bir süre saklanabilir. Eğer daha uzun bir süre kefire ihtiyaç olmayacaksa, kefir mayasının suyu süzülür ve buzlukta dondurulur. Tekrar mayalama için, maya çözündürülür ve talimatlara uygun şekilde mayalama işlemi tekrarlanır.

KEFİRİN BİLİNEN FAYDALARI

• Bağırsakları düzenler, hem kabızlığa ve hem de ishale iyi gelen tek içecektir.

• Beyine enerji verir ve zihinsel gelişimi sağlar

• Kansere karşı koruyucu ve kanseri geciktirici etkisi vardır

• Yüksek tansiyonu giderir

• Kolesterolü düşürür

• Damar sertliğini giderir

• Kemik erimesini önler

• Bronşit ve astım nöbetlerini azaltır

• Kansızlığı ve kan bozukluğunu giderir

• Mikrobik enfeksiyonlara karşı direnci arttırır

• Egzama ve alerjilerde faydalıdır

• İdrar yolu iltihaplarını tedavi eder

• İdrarı sulandırır

• Karaciğer bozukluğunu tedavi eder

• Mide ve bağırsak salgılarını arttırıp hazmı kolaylaştırır

• Bağırsak hareketlerini hızlandırır

• Mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir

Kaynak: Sinem Başaran

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

SAĞLIK İÇİN KARBONAT..

 

 Başta kanser olmak üzere birçok hastalığa iyi geldiği söyleniyor… Sodyum bikarbonat’ı suda erittikten sonra kullanarak 5 gün içerisinde vücudumuzdaki pH seviyesini 8’in üzerine çıkarabiliyormuşuz. İdrardaki pH seviyesi vücudumuzdaki her organı etkilemektedir. Ortamın asidik olmasının kanseri tetiklediği yeni keşfedilmiş bir şey değil üstelik. Denemekte yarar olduğunu düşünüyorum.

Bildiğimiz Karbonatı nasıl kullanacağız: Bir büyük bardağa 2 tatlı kaşığı karbonat konulduktan sonra üzerine bir miktar kaynar su dökülerek köpürtülür ve karbonatın suda iyice erimesi sağlanır. Sonra üzerine normal su dökülür, karıştırılır ve içilir. Eğer Kanser, MS, Diabet hastasıysanız vücudu Alkali hale getirmek için ilk hafta aç karnına yemeklerden 1 saat önce bu uygulama 2 kere tekrarlanır. Sonraki 3 Hafta sadece sabahları kahvaltıdan önce aç karnına içilerek devam edilir. 1 Ay sonra gidip hastalığınızı kontrol edip iyi olup olmadığınızı görebilirsiniz.

Eğer idrarınızdaki pH 7.5 ve üstüyse Alkali haldedir vücudunuz dilerseniz her gün bir çay kaşığı suya karbonat atıp her ün kullanmaya devam edebilir ya da sadece ihtiyaç duyduğunuzda bunu uygulayabilirsiniz. İdrarınızdaki pH seviyesini öğrenmek için ise gelişen teknoloji ile birlikte Üretilen Diital pH ölçer edinmekte, soruna katkı verebilir. Digital pH ölçerler gibi laboratuarlarda kullanılan pH kağıtlarınıda temin edebilirsiniz. Basit olduğu gibi faydalı bir metod olabilir. Kanser, Diabet, MS, Akne, Egzama ve diğer bütün hastalıklar Asidoz’dan kaynaklanmaktaymış…

Asidoz kısaca vücudun işleyebileceğinden daha fazla asidin hücrelerde toplanması olarak değerlendirilebilir. Metabolizma fazla asitten korunmak için yağ depolamakta ve vucüdumuzu deforme eden bu yağlar ise kilo sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır.

•Bunama

•Bağışıklık sistemi yetersizlikleri

•Ostrepoz

•Erken yaşlanma

•Erkeklerde prostat problemleri,asidoz un başımıza açtığı sağlık sorunları.

•Eğer sağlık probleminiz varsa büyük ihtimalle vücudunuz asidik olmaya başlamıştır.

Vücut pH’nin hafifce alkali olmasını sağlamaksızın vücudun kendini iyileştirmesi mümkün değildir. Alkali mi, asidik mi olmanız gerekiyor buna siz karar verin artık…! Sağlıcakla Kalın
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Firuze Taşının Özellikleri:*Nazara karşı etkilidir.*Kaygıyı teskin eder.*Kendisini taşıyan kişilerin iyileştirici güçlerini artırır ve bilgeliklerini artırmalarına yardımcı olur.

Fransızların “Türk Mavisi” yani “Turquoiseolarak adlandırdıkları; günümüzde daha çok, Fransızca’dan dilimize giren, “türkuaz” adıyla bildiğimiz değerli bir taş.Fransa’ya Türkler eliyle getirilmiş ilk kez. Eski Fransızca’daki, “Türkten” anlamına gelen “turqois” adı, sonraları “turquoise” diye anılmış ve böylece tüm dillere yerleşmiştir.

Gök mavisi ile yeşilimsi mavi arasında değişen tonlardaki bu değerli taşın bileşimi ise; hidratlı doğal alüminyum fosfat ve bakır. Büyük kütleler arasına dağılmış ince damarlar ya da serbest olarak, böbrek büyüklüğünde yumrular halinde bulunur türkuaz. Çoğunlukla da içinde bakır, demir ve gümüş cevherlerinin damarcıkları vardır. Bileşimindeki cevherlere göre yeşile, hatta sarıya çalan mavi renkli türleri varsa da en değerlileri yine, gök mavi renkli ve iç damarsız olanlardır.

Bu değerli taşı tanımlamak için “gök mavisi” demek yeterli olacaktır. Saydam ve parlak olmadığı halde, değerli sayılan nadir taşlardan biri olan türkuazın, çok eski çağlardan bu yana tılsımlı gücüne inanılır. Eski Türkler’de, Tibet’te, Güney Amerika’nın Colombus öncesi kültürleri olan Maya ve Aztekler’de, Kuzey Amerika’da Kızılderililer’de hep
tılsımlı gücüne inanılmış, kutsal sayılmıştı. İnanışa göre; bu kutsal taşı üzerinde taşıyan insanların, kemiklerinin kırılmayacağı ve hem kendilerinin hem de atlarının kaza geçirmeyeceği inanışı yaygındı.

Nazardan ve kem gözlerden koruduğuna inanılması günümüze kadar uzamış ve yeni doğan bebeklere göz şeklinde türkuaz taşlı altın nazarlıklar ya da türkuaz bezenmiş altın toplar takılması hala yaygındır.

Eski mısırlıların çağında bile çoktan mücevher yapımı için kullanılmıştır. Günümüzde suni üretilen Turkuaz taşları gerçek Turkuaz’ın önemini azaltmıştır. Uzmanlar bile gerçek Turkuazları sunilerinden ayrıt etmekte zorlanırlar

Turkuaz taşının fiziksel etkileri
*Tansiyonu düzenler ve kalp hastalıklarına iyi gelir.
*Sindirim sorunları için; kemer tokası, bileklik ya da yüzük olarak kullanılabilir.


Metafiziksel ve psikolojik etkileri

*Nazara karşı etkilidir.
*Kaygıyı teskin eder.
*Cinsel cazibeyi ve kadınlık özelliklerini artırır.
*Takı olarak, hergün kullanılabilecek bir taştır. Özellikle gümüş içine gömüldüğünde etkisi artar ve dengeyi sağlar.
*Kendisini taşıyan kişilerin iyileştirici güçlerini artırır ve bilgeliklerini artırmalarına yardımcı olur.
*Kederli insanların kederlerini gidermede, ya da bir olayın şokunu yaşayan kişileri o halden kurtarmada faydalıdır. Onlara, bu durumdaki kişilerin ihtiyacı olan huzur
duygusunu verir

 

Bambu Bıçak Kullanmanın Faydaları…

Neden Bambu?

Dünyanın en hızlı yetişen bitkisi bambu, çevreci bir bitki olmasının yanında fonksiyonel, estetik ve son derece dayanıklıdır. Bambu diğer tüm tahta ve ahşap çeşitlerine nazaran 2-3 kat daha dayanıklıdır. Bir bambu fidanı 5 yılda tam olgunluğuna ulaşırken, meşe 50 yılda diğer benzeri ağaçlar 70 yılda bu olgunluğuna ulaşabilmektedir. Bambu, meşeden sağlam ve dayanıklı olmanın yanı sıra uzun ömürlü, hafif, ekolojik ve sağlıklıdır.

 

Neden Ekolojik?

Atmosferimizdeki oksijen ve karbondioksit dengesi çok önemlidir. Yetişkin bir bambu bitkisi benzer ebatlardaki bitkilere nazaran %35 daha fazla oksijen üretirken, yine diğer bitkilere göre 4 kat daha fazla karbon soğurmaktadır. Aynı zamanda hasat edilirken ve tekrar yetişirken de çevreye olumsuz etkileri yoktur.

Bambu, çevre dostu olduğu için karbon salınımını ve küresel ısınmanın hızını azaltarak çevreyi olumlu yönde etkiler. Bambu bıçaklar çelik bıçaklara göre üretim aşamasında daha az karbon açığa çıkarır. Örneğin 1 ton bambu bıçak üretiminde 182 kg karbondioksit açığa çıkarken; 1 ton çelik üretiminde ise 2100 kg karbondioksit açığa çıkmaktadır.

 

Neden Bambum Bıçakları?

Doğal ürünlerden elde edilen ev gereçleri doğu ülkelerinde uzun, köklü bir geleneğe sahiptir. Özellikle son yıllarda batıdaki bilim adamları tarafından da keşfedilen doğal kaynaklı ürünlerin etkileri günümüzde mutfak ürünlerinde de kendini göstermektedir. Çelik bıçaklar temas ettiği canlı organizmaları yok ederler ancak bambu bıçaklar %100 doğal olduğundan dolayı canlı organizmalara zarar vermeyip sebze ve meyvelerinizin vitaminlerini korur. Ayrıca bambu çok sıcak ve estetik görünümüyle kullanılan mekanlara da şıklık ve zenginlik katar.

 

Sebzelerinizin Vitaminini Kesmeyin

Sebze ve meyvelerin vitaminlerini koruyan bambu bıçak ile bir domatesi ortadan ikiye keselim, bir diğerini ise çelik bıçakla keselim. İkisini birden buzdolabına koyup 48 saat sonra çıkardığımızda çelik bıçakla kesilenin büzüldüğünü, karardığını ve damarlarının kaybolmaya başladığını ancak bambu bıçakla kesilenin sanki yeni kesilip de konmuş gibi taze ve leziz kaldığını göreceksiniz.

Paslanmaz çelik bıçak ile plastik kesme tahtanızda uzun süre kulanım yaptığınızda bir süre sonra aşındığını göreceksiniz ve bu da demek oluyor ki o küçük plastik parçacıkları yiyeceklerinize karışıyor bu durum gerçekten sağlığınız açısından son derecek zararlı bir durumdur. Ancak bambu bıçaklarda böyle bir durumla karşılaşmazsınız. Bu yüzden Bambu Bıçaklar hijyeniktir, sağlıklıdır

http://www.modaorganik.com/Bambum-Vitamin-Koruyucu-Sebze-Meyve-Ekmek-Bicagi-2li,PR-242.html

Nezle, Grip İçin Şifalı Kürler

Grip mi yoksa nezle mi olduğunuzu nasıl anlarsınız? İki hastalık arasındaki farklar ve korunma yolları aşağıda belirtilmiştir: Grip ve nezle aynı yollardan kişiden kişiye geçer. Hastaların öksürüp aksırmasından havaya mikroplu su damlacıkları dağılır ve bunlar diğer kişilere solunum yoluyla geçer. Ancak grip, nezleden daha yaygındır.

Bazı kişilerde, özellikle 65 yaşın üstünde olanlarda zatürree gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Kalp hastalarında ölüme neden olabilir. Grip ateş, titreme, kaslarda ağrı, ağızda ve boğazda kuruluk, baş ağrısı, öksürük ve yataktan kalkamayacak derecede bitkinlik ve uyuma hissi ile kendini gösterebilir. Bazı kişilerde kusma görülebilir. Genellikle 7-10 gün sürer.

Çocuklar nezleye yılda ortalama 10 defa, büyükler ise 2-3 defa yakalanırlar. Hastalığın en kötü belirtileri 2-3 gün sürer. Belirtiler arasında hafif ateş, baş ağrısı, burun akması ve aksırma sayılabilir. Önlem ve tedavi gripte olduğu gibidir. Ancak nezlenin aşısı yoktur ve genelde hastalara yatak istirahatı gerekmez. Gripte olduğu gibi, nezleye tutulduğunuz zaman da başkalarından uzak kalarak hastalığın onlara bulaşmasını engellemelisiniz.

Pratik Bitkisel Formüller

Ihlamur toz haline getirilip günde 3–5 defa 1–4 gr içilir.
Bir bardak kaynar suya bir çay kaşığı tarçın konulur 10 dakika bekletilip günde 2–3 bardak içilir.
Çörekotu suyla ıslatılıp, sonra kurutulur. Toz haline getirilip, buruna çekilir
Lahana yaprakları 5 dakika kaynatılır. Elde edilen sudan günde 2–3 bardak içilir.
1 bardak suya, 4 gram ayrık kökü konulur. 10 dakika kaynatılıp, günde 2–3 bardak içilir.
1 bardak suya, 10 gram maydanoz konulur. 5 dakika kaynatılıp, 10 dakika bekletilir. Suyuna bal ve limon ilave edilerek günde 3–4 bardak içilir.
1 bardak süte, 3 diş sarımsak, 1 baş soğan ezilip konulur. Hafif ateşte 10 dakika kaynatılıp, süzülür. 1 kaşık bal ilave edilip, 2 saat arayla 1’er kaşık sıcak olarak içilir.
500 gram kaynar suya, 10 gram parçalanmış kuru incir, 10 gram kuru üzüm konulur. 30 dakika bekletilip, nezle başlangıcında 1 günde tüketilir
1 kilo kaynar suya, 10 gram ebegümeci, 10 gram menekşe, 10 gram sığırkuyruğu konulup, 10 dakika bekletilir. Günde 3–4 bardak içilir.

 

http://www.vitaminmagazasi.com/Haber/?ha=19

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Dondurulmuş limonun şaşırtıcı faydası BU FAYDALI BİLGİYİ MUTLAKA OKU PAYLAŞ


Bunların tamamı donmuş limonda “YOK ARTIK”

Restoranlardaki çoğu bilinçli tüketiciler limonun tamamını kullanır veya tüketirler, hiç bir kısmını ziyan etmezler.
Ziyan etmeden limonun tamamını nasıl kullanırsınız?
Basit… Limonu (yıkayıp) buz dolabınızın buzluk bölümüne koyuyorsunuz. Donduktan sonra mutfak rendesini alıp limonun tamamını rendeleyebilirsiniz. Soymanız falan gerekmiyor. Rendelenmişini yemeklerinizin üzerine serpebilir, sebze salatasına, dondurmaya, çorbaya, makarnaya, makarna sosuna, suşiye, balık porsiyonlarına katabilirsiniz.   Yemeklerin tamamı, daha önce hiç tatmadığınız mükemmel bir lezzet kazanacaktır.   Büyük olasılıkla, limon denince sadece limon suyu ve vitamin C aklınıza gelir. Sadece bu kadar olduğunu düşünürsünüz. Artık limonun gizemlerini öğrenince onu kupada içeceğiniz hazır çorbalarınıza bile katabileceksiniz.
Limonun tamamını kullanmanın, bir kısmını ziyan etmeyip yemeklerinize yeni bir lezzet katması dışında asıl avantajı nedir?
Rendelenmiş limonunuz, limonun sadece suyunda bulunandan 5 veya 10 kat daha fazla vitamin içerir. Ve evet, şimdiye kadar bunu kaybediyordunuz. Ama bundan sonra, tüm limonu dondurmak gibi basit bir işlem sonrasında, onu rendeleyip yemeklerinizin üzerine serperek tüm besleyici özelliklerini kullanıyor olacak, yani daha sağlıklı besleniyor olacaksınız. Ayrıca rendelenmiş limonun dinçleştirici ve vücuttaki toksinleri giderici etkisinden yararlanacaksınız.
İşte bunun için limonunuzu buzluğa koyun, donsun ve her gün yemeklerinizin üzerine rendeleyin. Böylece, yiyecek ve içeceklerinizi daha leziz hale getirip daha sağlıklı ve uzun yaşamın anahtarını kullanıyor olun! İşte limonun gizemi budur! Geç bile olsa başlayın, HİÇ olmamasından İYİDİR! Limonun sürpriz yararlarından faydalanın!
Limon (Citrus) kanser hücrelerini öldüren mucizevi bir üründür. Kemoterapiden çok daha tesirlidir. Bunu nereden mi biliyoruz? Çünkü kendilerine yüksek kârlar sağlayacağını bildikleri için limon özütünün sentetik versiyonlarını üretmeye uğraşan laboratuvarlar var.
İhtiyaç duyacağını düşündüğünüz dostlarınıza, limonun hastalık önleyici etkisi olduğunu duyurarak yardımcı olabilirsiniz. Tadı hoştur ve kemo-terapinin korkunç etkilerini göstermez. Kemo-terapi ilaçları üretiminden fayda sağlayan multi-milyoner büyük şirketlerin çıkarlarını riske atmamak adına bu gizemin özenle saklı tutulduğu sürece ne kadar insanın öleceği bilinmez.
Bilindiği üzere, iki çeşit limon ağacı vardır. Limon ve misket limonu. (konu olan limondur, diğeri değil). Limon meyvesini farklı şekillerde tüketebilirsiniz. Pulpa’sı yenebilir. Sıkılarak suyu çıkarılabilir. Limonlu içecekler yapılabilir, dondurma vs.. Limonun birçok vasfı sayılabilir ama en ilginci URLAR, YUMRULAR, KİSTLER, TÜMÖRLER üzerindeki etkisidir.
Bu bitkinin her tür kansere iyileştirici etkisi kanıtlanmıştır. Bazıları onun her tür kanserin tedavisinde faydalı olduğunu söyler. Ayrıca geniş spektrumlu anti-bakteriyel olarak iltihaplara / enfeksiyonlara ve mantara karşı kullanılır. Dahili parazit ve bağırsak kurtlarına karşı etkindir. Çok yüksek tansiyona karşı kan basıncını düzene sokar. Anti-depresandır. Strese ve asabi bozukluklara karşı iyi gelir.
Bu bilginin kaynağı ise çok etkileyicidir: Dünyanın en büyük ilaç üreticisi firmalarından biridir. Bu firmanın beyanına göre 1970’den beri 20’nin üzerinde yapılan laboratuvar testlerinde limon ekstrelerinin uygulanmasıyla; içlerinde kolon / kalın bağırsak, meme, prostat, akciğer ve pankreas da olmak üzere 12 kanser tipinde başarılı sonuçlar alınmıştır.
Limon ağacından elde edilen bileşiklerin, bütün dünyada kemo-terapide kullanılan Adiamycin ürününden 10 000 kat daha iyi olduğu saptanmış, kanser hücrelerinin gelişmesini yavaşlattığı gözlemlenmiştir. Daha da şaşırtıcı gözlem şudur ki: Limon özü kötü huylu kanser hücrelerini tahrip ederken sağlıklı hücrelere hiç zarar vermemektedir

Kaynak: Meral Değerli Güneş

Havuç Yemenin 10 Faydası…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Pazı’nın Faydaları…

Kış ya da yaz mevsimlerinde yaprakları beğenilip sebze olarak yenilen Pazı bitkisi, Ispanakgiller’dendir. Anayurdu Akdeniz havzası, Anadolu, Kafkasya ve Ortadoğu olan bitkinin yabani örneklerine ülkemizdeki kırlarda rastlanmaktadır. Bunlar, fakir halk tarafından toplanır ve yaprakları yenilir. Kültür bitkisi olarak pazı, ülkemizde sıkça yetiştirilmektedir.

Bir metre kadar boylanabilen ikiyıllık otsu bitkidir, iri, genişçe, kalın damarlı uzun yapraklan, pazı çeşitlerine göre koyu veya açık yeşil renklidir. Yaprak sapları da çeşitlere göre yeşil ya da bazen kırmızı renkli olur. Yaprak kenarları düz ya da dalgalı, yaprak ayaları kıvırcık veya düz yapılıdır.

Bitkinin ikinci yılında açan çiçekleri, açık yeşil veya yeşilimtırak sarı renklidir. Tohumları da esmer renkte küçük yumaklar halinde oluşur. Pazının yaprakları ıspanak gibi pişirilerek, kavurması yapılarak ya da etli dolması hazırlanarak tüketilir.

BESİN DEĞERLERİ

Pazı, A vitamini kaynağı betakaroten, C vitamini ve folik asit yönünden zengin bir bitkidir. Özellikle yaprak sapları kırmızı renkli olan pazılarda A vitamini oranı yüksek olur. Pazının diğer besin değerleri ıspanağınkine çok yakındır.

SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Besin değerleri ıspanağınkine benzeyen gösterişsiz pazı bitkisi, önemli bir besindir. Bunun yanı sıra;

o Pazı yaprakları bedeni güçlendirici (tonik) etkiler taşımaktadır.

o Pazı yaprakları, içerdiği demir ve folik asitle kansızlığı önler. Ayrıca pazının yenilmesi gebe kadınların spina bifida (omurganın bir tarafının açık olması hastalığı) taşıyan çocuklar doğurma rizikosunu en aza indirir.

o Pazının tohumları, geleneksel olarak halk hekimliğinde yarı lapası şeklinde ve kan kesici olarak kullanılagelmiştir.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »