Cinsel gücünüzü arttırın: Kereviz

Kereviz

Latince ismi : Apium graveolens

Kerevizin yaprak ve saplarının, bol vitaminleri ve çeşitli madeni maddeleriyle çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, mideyi kuvvetlendirdiğini ve iştah açtığını bildiriyor. Uzmanlar, kerevizin, iç salgı bezlerini ve özellikle vücutta çok çeşitli vazifesi olan böbrek üstü bezlerini çalıştırdığını, sinir yorgunluğunu da önlediğini ifade ediyor. Kanı pisliklerinden temizlediğini ve sivilcelerin geçmesine, yüzün pembe bir hal almasına yaradığını vurgulayan uzmanlar, kerevizin diğer faydalarını şöyle sıralıyor: “Karaciğerin şişliğini giderip onu yorgunluk maddelerinden temizliyor. Sarılığı gideriyor, böbrekleri çalıştırıyor, fazla suyu dışarı atıyor. Böbreklerden kumu, taşı döküyor. Şişmanları zayıflatıyor ve cinsel faaliyeti çok arttırıyor.”

Kereviz Sinirli Olmayı Önlüyor

Akdeniz mutfağının lezzetlerinden kereviz, içerdiği maddeler sayesinde sinirliliği önlüyor.B vitamini, demir ve kireç yönünden zengin olan kereviz şeker, yüksek tansiyon ve romatizma hastalıklarına da iyi geliyor. Uzmanlar düş kırıklığı çekenlerin kereviz ve havuç yemesini tavsiye ediyor. Salatası, çorbası, zeytinyağlı yemeği yapılarak tüketilebildiği gibi, yemeklere kendine özgü bir lezzet de katan kereviz, içerdiği değerlerle alternatif tıpta birçok hastalığın tedavisinde de kullanılıyor. Yaprak ve kök kerevizi olarak iki çeşidi bulunan ve anavatanı Güney Avrupa olan kereviz, deniz havası alan rutubetli yerlerde yetiştiyor ve soğuk havada kolayca don tutuyor.

Uzmanlar, lezzeti ve besin değerinde kayıp meydana gelmemesi için kereviz alırken don yememiş olmasına özen gösterilmesi gerektiğini belirtiyor. Kerevizin içeriğindeki ’sedanonik anhidrit’, ’sedanolin’, ‘limonen’, ‘palmitik asid’ ve ‘gayakol’ gibi maddeler sayesinde zihinsel yorgunluğun giderilmesine iyi geldiğini kaydeden uzmanlar ayrıca B vitamini, demir ve kireç içeren kerevizin, unutkanlığı ve sinir yorgunluğunu giderdiğini ifade ediyorlar. Uzmanlar idrar söktürücü özelliğe de sahip bulunan kerevizin, böbrek taşı ve kumlarının düşürülmesine yardımcı olduğunu, şeker, yüksek tansiyon ve romatizma hastalıklarına da iyi geldiğini kaydediyorlar.

Cinsel gücünüzü arttırın: Kereviz

Kerevizin tarihi çok eskilere, antik Yunan’a kadar dayanır. O zamanlar kereviz o kadar kutsal bir bitki olarak biliniyordu ki, spor yarışmalarını kazananların başlarına ödül olarak yabani kerevizden taç yapılıp konulurdu. Ancak kerevizin şöhreti kötü bir talihsizlik sonucu (spor yarışmalarını kazanan kralın oğlunu kereviz yaprakları arasına giren bir yılan soktu) lekelendi ve yalnızca ölüm çelengi olarak kullanılmaya başlandı.

Kereviz, çeşitli iklim koşullarına uyum sağlayabilir, ancak ılıman ve nemli iklimlerde daha verimli olarak yetişir. Geniş yaprakları ve uzun yaprak sapları ve şişkin bir gövdesi vardır. İki çeşit kereviz vardır, bunlarda bir tanesi kökü yumru bağlamayan, yaprak sapları uzun olan yaprak kerevizi, diğeri ise, yaprak sapları kısa kökü yumrulu, kök kerevizidir.
A, B ve C vitamini, kalsiyum, demir, potasyum ve kireç içerir. Kanserden yüksek tansiyona, gripten kolestrole kadar her türlü hastalığa karşı tedavi edici etkisi vardır. Onun mucizevi etkileyici gücü geçmişte Yunanlılar ve Romalılar tarafından keşfedilmiş ve onlar kerevizi tıpta ve yemeklerinde kullanmaya başlamışlardı.

2500 yıl önce hekimlerin babası Hipokrat, “altüst olmuş sinirleriniz için kereviz besininiz ve ilacınız olsun” demiştir. Özellikle erkeklerde cinsel arzuyu kamçılayan ve cinsel gücü arttıran kereviz, zamansız iktidarsızlık için doğal bir çaredir.
Kerevizin anayurdu Akdenizdir. Eski Yunan, Romalılarca koku verici olarak ve ayrıca şifalı ot gibi kullanıldığı bilinmektedir. Yaprakları ise çeşitli dönemlerde hüznün ve zaferin simgesi olmuştur. Homeros, İlyada’sında Archille in bu bitkiyi görkemli saçlarının tedavisinde kullandığından söz eder.

Sağlıktaki rolü

C vitamini yönünden oldukça zengin olan kereviz, vücudun günlük C vitamini ihtiyacının % 15 ini karşılar. 100 gr. kerevizde 2 mgr. A vitamini, 15 mgr. C vitamini, 4 mgr. kalsiyum, 10 mgr. potasyum ve 2 mgr. demir bulunur. İki orta boy kerevizde sadece 20 kalori vardır.
Son yıllarda yapılan araştırmalar kerevizin kanserden yüksek tansiyona, gripten kolesterole kadar her türlü hastalığa karşı savaştığını ortaya çıkarmıştır.

Amerika da yapılan deneylerde, kerevizin içindeki kimyasal maddelerin vücudun bağışıklık sistemini güçlendirdiği, canlılarda tümör oluşumunu önlediği ve tümör oluşum riskini % 38 ile % 50 oranında azalttığı gözlemlenmiştir.

Her gün kereviz yiyen ya da kereviz suyu içen hastaların tansiyonunun düştüğü ve kan basıncının dengelendiği görülür. Vücudun kaybettiği suyu yenilemenin en iyi yolu kereviz suyu içmektir. Kereviz suyu aynı zamanda stresi azaltır, uykusuzluğa iyi gelir ve baş ağrılarını engeller.

Diyet yapanlar için de faydalı olan kereviz suyu, tatlı ihtiyacını engeller. Sindirim sistemi ve böbrekleri dengeli çalıştırır. İyi çiğnenerek yenen kerevizler mideyi güçlendirir. Yorgunluğa ve iştahsızlığa iyi gelir.

Nelere faydası vardır?

– Cinsel gücü arttırır ve cinsel isteği kamçılar
– İç salgı bezlerini, özellikle böbrek üstü bezlerini çalıştırır
– Sinir yorgunluğunu engeller
– Kanı pisliklerden temizler
– Akneleri geçirici ve cildi temizleyici özelliği vardır
– Böbrek taşı ve kumunun kolay düşürülmesini sağlar
– Diyet uygulayanların zayıflamasını kolaylaştırır
– Unutkanlığa iyi gelir
– İdrarı söker
– Kan ve süt yapar
– Karaciğeri temizler
– Yüksek tansiyona iyi gelir
– Romatizmayı tedavi edici etkisi vardır
– Uykusuzluğu giderir
– Baş ağrılarını geçirir
– Mideyi güçlendirir

Nasıl kullanılır?

Sofrada: Tohumu öğütülür. Çorba, köri, güveç ve turşulara kullanılır, tuzsuz rejimlerde tuz yerine bu tohum uygulanabilir. Yaprağı salataya doğranabilir, bunun dışında yemeklere de katılabilir. Sebze çorbası ve güveçlere, ateşten alınmadan 3 dakika önce eklenebilir.

Sağlık için: Tohumu kaynatılarak özü çıkarılır ve içilir. Sinirleri yatıştırıcıdır ve midedeki fazla gazı çıkarmaya yardımcı olur. Yaprağı çay gibi demlenerek içilir. İştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır.

Satın alma

Kereviz satın alırken sağlıklı yaprakları olan sağlam, körpe kerevizleri seçin. Sapının ezik, çürümüş olmamasına dikkat edin. Kerevizleri buzdolabında, yıkanmamış olarak ve plastik torbalar içinde 2 haftaya kadar taze olarak koruyabilirsiniz.

Kereviz Salatası Tarifi

Malzemeler: 1 adet orta boy kereviz 1,5 limon suyu 4 yemek kaşığı yoğurt 4 yemek kaşığı maydanoz 2 diş sarımsak 1 çay kaşığı tuz 1 çay kaşığı pul biber 1 çay kaşığı nane

Yapılışı: İlk önce kerevizin dışı soyulup, rendelenir. Rendelenen kerevizin üzerine 1,5 limon suyu konur. Suyu çıkana kadar sıkılır. Sıkıldıktan sonra 4 yemek kaşığı yoğurt, 4 yemek kaşığı maydanoz katılır. 2 dişte sarımsak konur. Bir miktar tuz, 1 çay kaşığı pul biber, 1 çay kaşığı nane üzerine serpilir. Yada fotoğrafta ki gibi cevizle süslenebilir ve servise sunulur. Not:Mayanozde çok güzel bira tat katabilir.

Tam Tahılların Hastalıklar Üzerindeki Etkisi

 

Tam Tahılla Beslenmek

Tam tahıllı besinlerle geçirilen öğünler gün boyunca zinde ve tok hissetmeyi sağlıyor.

Enerjinin yavaş ve dengeli şekilde vücutta kullanılmasını sağlayarak uzun süre dinç ve tok hissetmemizi sağlayan tam tahıllıların, obezite tedavisinden daha birçok şeye faydası var.
Güne dengeli bir kahvaltı ile başlamak için kompleks karbonhidrat, protein, lif, vitamin ve mineral bakımından zengin ve az yağlı besinleri tercih etmemiz gerekir. Tam tahıllı kahvaltılık gevrekler, zengin ve dengeli içerikleriyle bu ihtiyaçlarımızın tümüne cevap verir.
Ayrıca:
• İçerdikleri kompleks karbonhidratlar ve lif ile kan şekerindeki dalgalanmaları önlemeye yardımcı olur.
• Enerjinin yavaş ve dengeli şekilde vücutta kullanılmasını sağlayarak uzun süre dinç ve tok hissetmemizi sağlar.
• Zamanı çok kısıtlı olanlarımız için bile son derece pratik, sağlıklı ve içerik bakımından ideal bir kahvaltı sunar.
• Ülkemizde oldukça az olan süt tüketimini destekleyerek sütün tüm faydalarından yararlanmamızı sağlar.
Peki Tam Tahıl Nedir?
Buğday, pirinç, mısır, çavdar ve yulaf gibi tahıl taneleri ve bunlardan yapılan ürünleri içeren tahıl grubu gıdalar, Türk toplumunun temel besin grubudur. Dünyadaki insanların üçte biri buğdayı, dörtte biri ise pirinci kullanırlar.
Tam taneli tahıl; tahılın özü, kabuk dediğimiz kepeği ve tahılı sarıp onu besleneyen bir doku olan endospermden oluşur. Bir tahıl; %2.5 oranında öz, %14.5 oranında kepek ve %83 oranında da endospermden oluşur. Bu bileşenlerin içinde B vitaminleri, mineraller ve posa bulunur.
Genellikle tahıllar, tüketime hazır hale getirilirken çeşitli işlemlere tabi tutulurlar. Tahılların işlenmesi, onları esmerden beyaza çevirir ancak besin değerlerini de azaltır. Tahıllar işlenmesi vitamin, mineral, lif ve sağlığa faydalı fitokimyasallarda yüksek oranlarda kayıplar oluşmasına neden olur.
Tam Tahıl ve Rafine Tahılların Bileşimindeki Farklılıklar
Tahıllar değirmenlerde öğütülerek kullandığımız un haline gelir. Ancak bu rafinasyon işlemleri sırasında tahıllar içeriğini büyük ölçüde kaybeder. Bu ve buna benzer işlemlere tabi tutulan tahıllara “rafine tahıllar” diyoruz.
Örneğin; buğdayın rafinasyon işlemi sırasında, buğdaydaki kepeğin büyük bir kısmı ve kepeğin özü ayrılır. Bu durumda buğdayın içindeki sağlık için son derece yararlı olan diyet posası, vitaminler, mineraller ve daha birçok şey kayba uğrar. Bu yüzden rafine edilmiş tahıllarda, tam tahıllardan daha fazla nişasta bulunur.
Tam Tahıl Unu ve Ürünlerinin Yararları
Tam tahıllardan yapılan besinler, tahılın özü ve kepeği birbirinden ayrılmadığı için vitaminler, mineraller ve diyet posası yönünden zengindir.
Tam tahıl ürünlerinin kalori değerleri daha düşüktür.
Tam tahıllı ürünler posa içeriği bakımından oldukça zengindir. Posa içeriği yüksek olan besinlerin tüketimi bağırsak hareketlerinin düzgün olmasını sağlar. Beslenme-hastalık ilişkisi ile yazılmış pek çok rapor ve makalede kronik hastalıklarda besin öğelerinin rolü araştırılmış ve besinlerin, özellikle tam tahılların içerdikleri posanın sağlığa yararlı etkileri olduğu belirlenmiştir.

Tam Tahılların Hastalıklar Üzerindeki Etkisi
Şeker hastalığılı riskini azaltır
Tam tahıllar posa bakımından oldukça zengindir. Tam tahıllarda bulunan çözünebilir posa, karbonhidratların emilimini ve sindirimini yavaşlatarak vücudumuzun insülin ihtiyacını azaltır.
Yine tam tahıllarda bulunan çözünemez posa sayesinde besinlerin bağırsaklardan geçiş süresini kısalır, karbonhidratların emilimi için yeterli zaman yaratır. Yani, posa alımı arttıkça, şeker hastalığı bir diğer adıyla diyabet riski azalır. Yapılan çalışmalarda tam tahıl tüketiminin, kanda sürekli yüksek düzeyde şeker (glikoz) olduğunda meydana gelen bir hastalık olan tip 2 diyabet riskini azalttığı bulunmuştur.
Kalbe ve damarlara dosttur
Yapılan araştırmalarda tam buğday ekmeği, çavdar ürünleri ve tam tahıllı kahvaltılık tüketiminin kalp ve damar hastalıkları riskini azalttığı belirlenmiştir*. İngiliz vejetaryenleri üzerinde yapılan bir çalışmada, tam tahıllı ekmek tüketimi ile kalp damar hastalıklarından ölüm oranının azaldığı belirlenmiştir*
Kanserle savaşır
Yapılan araştırmalar sonucunda tam tahıl tüketiminin kanserden koruyucu etkileri de bulunmuştur. Tam tahıllı ekmek veya makarna, elenmemiş undan yapılmış ekmek veya kahverengi ekmek tüketenlerde kolon-rektum kanserleri, mide kanserleri gibi sindirim sistemi kanserleri ile endometriyum ve pankreas kanserlerinin daha az görüldüğü bildirilmiştir.
Obezitenin tedavisinde etkilidir
Obezite tedavisinde bol miktarda posa alınması gerekir. Posalı besinler, çok çiğnemeyi gerektirir. Bu yüzden yemek yeme zamanını uzatır; midedeki sindirimi ve midenin boşalma hızını yavaşlatarak, tokluk hissini artırırlar. Tam tahıllı ürünler, özellikle insülin direnci olan obezite hastalarında, içerdikleri posa nedeniyle tokluk hissi sağlayarak, insülin duyarlılığını attırır ve kilo kaybında önemli rol oynarlar.
Tam Tahıllarla İlgili Önerliler
• Tam tahıl ürünleri tüketerek, kronik hastalıklara yakalanma riskimizi azaltacağımızı unutmamalıyız.
• Sağlıklı olmak isteyen veya diyabet, kalp ve kanser benzeri hastalıklara yakalanma riski olanlar, günlük enerji ihtiyaçlarını göz önünde tutarak tam tahıllı besinleri rahatlıkla tüketebilir.
• Tam tahıl ürünlerinde tüketilecek miktar, ağırlığınıza ve bedensel çalışma durumunuza göre değişir. Az hareketli, obez kişilere günde 3-4 ince dilim ekmek (75-100 g) yeterli iken, zayıflar, büyümekte olan çocuklarla gençler ve ağır işte çalışanlar bunun 3-5 katını yiyebilirler.
• Tam tahıllı ürünleri günde en az 6 porsiyon tüketilebilirsiniz. 6 porsiyon; 6 dilim ekmek veya 3 dilim ekmek, 1 kepçe tam unlu çorba, 4 yemek kaşığı kabuklu pirinçten yapılmış pilav veya 4 yemek kaşığı kepekli makarnaya eşittir.
• Tam tahıl ürünlerinin her gün, hatta her öğün tüketilmesi çok önemlidir. Protein ve vitamin içeriğini arttırmak için diğer besinlerle (kuru baklagiller, süt ve ürünleri) birlikte tüketebilirsiniz.
• Alışveriş yapılırken, tam tahıl ürünleri tercih edilmeliyiz. Tüketime hazır bazı tam tahıllı ürünlerin (kek, kurabiye, vb.) içindeki yağ ve tuz miktarının az olmasına dikkat etmemiz gerekir. Bunun en iyi yolu etiket okuma konusunda bilgi sahibi olmak ve etiket okumayı alışkanlık haline getirmektir.

kaynak : hürriyet

Mutluluk Veren Besinler

İçinde endorphin bulunan besinlerin insanı mutlu ettiği artık kabul edilen bir gerçek. En çok endorfin içeren veya endorfin salınımını en çok arttıran 9 besin aşağıda sıralanmıştır. Bu besinlerin çoğu bol kalori içerdiğinden, mutluluğunuzun kilo artışıyla sekteye uğramaması için kalori miktarlarını hesaplayarak tüketin.

CEVİZ
Cevizin, depresyonu gidermek için önerilen bir yiyecek olduğunu biliyor muydunuz? Aynı zamanda sağlıklı kemikler ve dişler, hücrelerin yenilenmesi, vücudun insülin direncini yükselmesi gibi birçok faydalı etkisi olan magnezyum deposu ceviz ile beyninize günlük destek de sağlayabilirsiniz. Çünkü cevizin içeriğindeki antioksidanlar hem sinirsel bağların güçlenmesini; hem de hafızanın, organizasyonel ve matematik zekanın gelişmesine yardımcı olur. Unutmayın; ceviz sağlıklı düşünmenize, güzel gözükmenize ve iyi hissetmenizi sağlar!

ÇİLEK
C Vitamini deposu olan çilek, önde gelen afrodizyaklar arasında yer alır. Çilek bütün salgı bezlerini çalıştırarak vücuda gençlik ve kuvvet kazandırır, çileği çok olan bölgenin halkı uzun yaşar. Yüksek tansiyonu düşürür ,damarları temizler. Kansere karşı korur, Böbrekte kum ve taş oluşmasını önler.

MUZ
Kokusuyla bile mutluluk aşılayan muz,tam bir endorphin deposudur. Kendinizi güçsüz ve ve sinirli mi hissediyorsunuz, hemen bir muz yiyin. Kalsiyum ve magnezyum içeren bu meyve strese karşı bire bir. Sinir hastalığı olanlar için her gün yemek arası saatlerde tüketilmesi gereken bir besindir.

ÜZÜM
Kırmızı ve beyaz üzüm yiyen herkes gülücükler saçar. Üzümde %20 oranında direk olarak kana karışan şeker vardır. Bedenen ve zihnen çalışanlar için iyi bir gıdadır. Gıda şekli anne sütüne benzer. Üzümdeki bol demir kan yapar. Yüz ve boyuna taze üzüm suyu sürülüp 10 dk. Sonra yıkanırsa cilde dirilik verir.

PORTAKAL
C ve B Vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor. Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlar. Bacaklardaki varisi geçirir. Vücuttaki direnci arttırır. Grip ve nezlede portakal suyu, şeker, şarap karıştırılır üzerine sıcak su katılır ve içilir. Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı olur. Hazmı kolaylaştırır. Portakal reçeli ise karaciğeri çalıştırır.

SOMON
Somonun içinde bulunan omega-3 yağ asitleri daha mutlu hissetmenizi sağlıyor. Kalp sağlığı kadar psikolojiye de iyi gelen bu yağlar depresyondan koruyor.

SÜT
Kalsiyum ve aminoasit bakımından zengin olan süt sakinleşmeyi sağlıyor. Serotonin hormonunu salgılamanızı da sağlayarak kendinizi iyi hissettirir. Kemik gelişimine katkıda bulunmasının yanısıra, sinirleri gevşetiyor, stres ve anksiyeteyi azaltıyor.

ÇİKOLATA
Stresin bir numaralı düşmanı. Kendinizi kötü hissediyorsanız hemen bir parça çikolata yiyin. Flört etmek gibi bir şey. Bir kalem yemek yeterli ,mutluluk hormonu “serotoninö anında beyinde dolaşıma çıkıyor. Çikolatanın içerdiği “penilatilaminö insanı bulutlara çıkarıyor. Çikolatada, yeşil çay ve sebze-meyvelerde bulunan flavonoid adlı bol miktarda vardır. Bu madde kanı sulandırıyor, kalp hastalıkları riskini azaltıyor. Çikolata kötü kolestrolun (LDL) okside olarak damar çeperine yapışmasını engelliyor. Tıpkı aspirin gibi kanda pıhtılaşmanın önüne geçiyor. Düzenli tüketenler arasındaki ölüm olayı yemeyenlere kıyasla % 30 daha geç gerçekleşiyor.(günde 30 gr)

DONDURMA
Çok yenirse şişmanlatıyor,az yenirse mutluluğa mutluluk katıyor. Dondurma yaşlanmayı önlüyor. Amerika da kişi başına 25 kg. Türkiye de kişi başına 6 Külah tüketiliyor. Sütten daha zengin bir besin bir besin maddesidir. A,B,C,D,E vitamini içerir. Çocukların sağlıklı büyümesi ve kemik erimesi sorunu olan kişiler için büyük önem taşıyor. Beslenme uzmanları dört mevsim tüketilmesini önermektedir.

HİNDİ
Hindi, mutluluk veren besinler arasında hiç de hafife alınmayacak bir konumda. Çünkü insan vücudu için gerekli olan 20 amino-asitten biri olan ve enerji sağlayan Tryptophan içerir. Tryptophan aynı zamanda seratonine, yani mutluluk hormonuna dönüştüğünden sıkıntıyı en kolay atmamızı sağlayacak yemektir! Ruh sağlığımız için gerekli olan serotonin sindirim yoluyla kana karışarak sinir sistemine geçemez, yani dışarıdan yemek yoluyla alınamaz. Bu nedenle Tryptophan yemek yoluyla alındığında antidepresan etkisini gösterebilir.

MAKARNA
Çok ağır soslarla yenilmediği sürece enerji veren ve mutlu eden besinler arasında yer alıyor. Hazmı kolaydır. Özellikle sadece salata ile birlikte yenirse şişmanlatmaz.

TAM TAHILLI EKMEK
Karbonhidratın dozu sağlığımız açısından çok önemli. Çünkü vücudumuz enerji üretmek için karbonhidrata ihtiyaç duyar; ama aynı zamanda fazlası da mide ve bağırsak bozukluklarına, şişmanlığa, kalsiyum yetersizliğine, iştahsızlığa neden olur. Dolayısıyla beslenmenizde tam tahıllı ekmekleri tercih edebilirsiniz. Çünkü tam tahıllı ekmekler serbest radikallerle savaşır ve bağışıklık sistemini destekleyen temel mineral olan selenyum kaynağıdır.

PEYNİR
Canınız sıkkın ve çılgınca cips atıştırıp mutluluğa kavuşmak mı istiyorsunuz? Bunun yerine sağlıklı bir çözüm önerelim size; bu da peynir olsun… Çünkü peynir kalsiyum, protein, çinko; hepsini bir arada bulunduran bir besin. Vücudumuz yeterli çinkoyu kendi üretemediğinden, bu tür destekler günlük olarak sağlanmalıdır. Çinko vücudumuz için çok önemlidir. Çünkü hücresel fonksiyonlarda önemli rol oynar ve saç, göz, cilt sağlığında, kavramsal ve duyusal fonksiyonların iyi çalışmasında önemli rol oynar.

FISTIK
Yağ oranı yüksek ama yine de insanı mutlu ediyor. Fıstığın kolesterolü düşürdüğü ve kalp krizi riskini azalttığı bildirildi Çocuklar ve sporcular daha fazla yiyebilirler. emir, bakır, selenyum, magnezyum, çinko, potasyum ve fosfor gibi minerallerin doğal kaynağı olan bu çerez kalbimizin yanısıra,beyin-sinir sistemi,kas ve kemiklerimizin dostudur. Tuzsuz olanından her gün 10-15 adet yenilebilir.

SUSAM
Dar gelirlerinin baştacı olan simit, mutluluğa giden yolda önemli bir yere sahiptir. Yağ ve protein içerir. Susamdan elde edilen tahin bal ile karıştırılıp yenirse boğaz ağrısı ve bronşite iyi gelir. Kışa girerken bağışıklık sistemini güçlendirmek için bolca tüketmeliyiz.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Pekmez ve Pekmez Çeşitlerinin Faydaları


Aslında, eskiden beri çok bilinen ama, son dönemlerde kıymeti daha çok anlaşılan bir besin. Çok iyi bir anti oksidan olan pekmez, aynı zamanda iyi bir kan yapıcı. Pekmezzin daha etkili olabilimesi için, sabah aç kanına bir çay bardağı ılık suyun içine, 2 Tatlı kaşığı pekmez koyup, üzerine limon sıkarak içerseniz, demir emilimini artıracağından çok faydalıdır. Pek çok çeşiti olan pekmezin çeşitlerini tanıyalım.

HURMA PEKMEZİ : Uzun süren açlıktan kaynaklanan halsizliklere karşı çok faydalı olana hurma kadar, pekmezi de oldukçafaydalı.
*Sporcular için bir enerji deposudur.
*Hurma; kalp ve damar hastalıkları riskini oldukça azaltıcı bir etkiye sahiptir.
*Zihni ve bedeni gelişmei sağlar.
*Öksürüğü keser.
*Boğaz ağrısını giderir.
*Bronşit ve soğuk algınlıklarına karşı oldukça etkilidir.
*Kansere karşı koruyucu etkisi vardır.
ÜZÜM PEKMEZİ :En çok bilinen pekmez türüdür. Faydaları,
• Vücuttaki kanı arttırır
• Enerji verir
• İştah açar
• Hamilelikte ve bebek gelişiminde çok faydalıdır
• Mideyi, bağırsakları, böbrekleri kuvvetlendirir
• Damar sertliğine iyi gelir
• Kan dolaşımını rahatlatır
DUT PEKMEZİ: Kansızlık için, kullanılabilirlik açısından 2.sıradadır. Faydaları ;
• Kan eksikliği bulunan hastalarda çok büyük faydalar sağlar.
• Mide hastalıklarında özellikle, ülser hastalığına iyi gelir.
• Astım ve bronşit hastalıklarında faydalıdır.
• Soğuğa karşı vücut direncini arttırıcı özelliğe sahiptir.
• Sporcular için bir enerji deposudur.
• Bebeklerin büyümesinde ve gelişmesine yardımcı olur.
• Çocukların zeka gelişimine yardımcı olur.
• Gargara halinde ağız ve boğaz hastalıklarında etkilidir.
• Çocuklarda sıklıkla rastlanan pamukçukta da yaygın olarak kullanılır
KEÇİ BOYNUZU (HARNUP) PEKMEZİ : Kansızlık için en makbul olan pekmez türüdür. Ama tadı çok ağır olduğundan yemesi biraz zordur. Gaydaları ;
• Kolestrolü düşürür ve tansiyonu dengeler
• Kalbi takviye eder
• Cinsel gücü ve sperm sayısını artırıcı özelliği kesinlik kazanmıştır.
• Vücudu güçlendirip dinamize eder
• Kansızlığa birebirdir
• Dişleri besler Kemikleri güçlendirir
• Bağırsakları çalıştırır
• Çocuklar ve hamile bayanlar için faydalıdır
• Potasyum, kalsiyum, fosfor, magnezyum, demir, bakır, çinko içerir
• Akciğer rahatsızlıklarında da kullanılır.
ANDIZ PEKMEZİ : Andız ağacının meyvesinden elde edilir. Faydaları ; Bronşit, öksürük, sarılık, kaşıntı, egzama, mide bulantısı, akciğer, karaciğere faydalı bir pekmezdir. Bütün pekmez cinslerinde olduğu gibi kan yapıcıdır ve enerji verir

Dalak Büyümesinin Nedenleri :

Dalak Büyümesine Şifalı Bitkisel

Dalak, vücudun sol tarafında göğüs kafesinin hemen altında yer alan bir organdır. Enfeksiyonlar, bazı karaciğer hastalıkları ve kanser türleri gibi bir dizi koşul “splenomegali” olarak da adlandırılan dalak büyümesine neden olabilir.Çoğu insanda belirtiler gözlenmez. Dalaktaki sorun genellikle rutin fiziki muayeneler veya yapılan testler sırasında ortaya çıkmaktadır. Doktorunuz yetişkinlerde normal boyutlu bir dalağı hissedemez ancak büyüme olması durumunda elle hissedilebilir. Dalakta büyüme teşhisi konması halinde nedenini öğrenmek için bazı testler istenecektir.

Uygulanacak tedavi altta yatan nedene yönelik olmaktadır. Ameliyat ile büyüyen dalağın alınması genellikle ilk tedavi seçeneği olmamaktadır ancak bazen zorunlu olarak yapılmaktadır.

Dalak büyümesinin yaygın belirtileri şunlardır:

• Bazı durumlarda hiç belirti oluşmaz.
• Karnın sol üst bölgesinden sol omuza doğru yayılan bir dolgunluk hissi
• Az miktarda yemek yenmesi veya hiç yenmemesi halinde bile dolgunluk hissi (bu, büyüyen dalağın karın bölgesine basınç yapmasından ileri gelir)
• Anemi (kansızlık)
• Yorgunluk
• Tekrarlayan enfeksiyonlar
• Kolay kanama yaşanması gibi

Dalak Büyümesine Şifalı Bitkisel

Birçok enfeksiyon ve hastalık türü dalak büyümesine sebebiyet verebilir. Tedavinin seyrine göre dalak üzerindeki etkiler geçici olabilir.

Büyümeye katkıda bulunan faktörler şunlardır:

• Mononükleoz gibi viral enfeksiyonlar
• Frengi gibi bakteriyel enfeksiyonlar veya kalp iç katmanı enfeksiyonu (endokardit)
• Sıtma gibi paraziter enfeksiyonlar
• Siroz ve karaciğeri olumsuz etkileyen diğer hastalıklar
• Kırmızı kan hücrelerinin erken yıkımı ile ilişkili hemolitik anemi çeşitleri
• Lösemi gibi kan kanserleri ve Hodgkin hastalığı gibi lenfomalar
• Gaucher hastalığı ve Niemann-Pick hastalığı gibi metabolik bozukluklar
• Dalak veya karaciğerdeki damarlar üzerinde basınç veya bu damarlarda kan pıhtısı oluşumu gibi.

Prof.Dr. İbrahim SARAÇOĞLU Dalak büyümesi için şifalı bitkisel kürü bizler için paylaştı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

____Çiğ Besin Tüketme Akımı (Raw Foodism) Ne Kadar Sağlıklı olabilir?

“Dünyada ve ülkemizde pek çok takipçisi bulunan çiğ besin tüketme akımı
(Raw Foodism) besinlerin pişirilmeden, işlem görmeden tüketilmesi prensibine dayanıyor.

Besinlerin pişilmesi veya işlem görmesi sonucu besinlerin besin değerlerini yitirdiklerine inanan Raw Foodism takipçilerinde sıkça sağlıklı sorunları ortaya çıkabiliyor. Bunların başında yeteri kadar vitamin, protein almamak, aşırı zayıflık ve gıda zehirlenmeleri görülebiliyor.

“Raw Foodism” veya “rawism” son zamanlarda benimsenmeye başlanan sadece çiğ, işlem görmemiş ve sıklıkla organik yiyeceklerden oluşan bir beslenme şekli ve yaşam tarzıdır. Bu akımda inanılan ve savunulan, yiyeceklerin çiğ tüketilmesinin sağlık için daha faydalı olacağı yönündedir. Çiğ beslenme akımı çoğunlukla vejeteryanlıkla eşit veya içinden gelen bir tarz olarak benimsenir. Bunun sadece çiğ bitki esaslı tüketim olacak şekilde detaylandırmak gerekir. Hayat tarzına bağlı olarakta Raw food akımınını benimsemiş kişiler bazı çeşitlendirmeler ile çiğ sebze, çiğ meyve, çerezler, yumurta, balık (sashimi şeklinde) hatta et, pastorize veya homojenize olmamış süt ürünleri (çiğ süt, çiğ sütten yapılmış peynir gibi) gibi besin maddelerinide tüketmeyi tercih edebilirler.

Raw Food akımı, ısıtılmamış veya herhangi bir şekilde ısıya maruz kalmamış besin maddelerinin tüketimi esasına dayanır. Dolayısı ile gıdanın maruz kalacağı ısının 40-45 derece arası olması şartı vardır. En populer olan Raw food diyeti ise vejeteryan raw food beslenme şeklidir.

Vejeteryan çiğ beslenme sisteminde sadece işlem görmemiş ve 45 derece üstünde ısıya maruz kalmamış çiğ bitki kökenli besinler tüketilebilir. Bu derecenin üstünde işlem görmüş yiyeceklerin beslenme değerlerlerini kaybettiklerine, hatta sağlığa zararlı olduğuna inanılır. Bu tür beslenmede öncelik meyvelere, sebzelere, çerezlere, tohumlara ve kurubaklagillere verilir.

Bu Akım Aşağıdaki İnanışlardan Doğmuştur;

• Çiğ yiyeceklerin içerisinde aktif bulunan enzimler sindirime yardımcı olur. Pişen yiyeceklerde bu enzimler yok olur.
• Çiğ yiyeceklerde bulunan bazı sağlığa yararlı bakteri ve mikroorganizmlar insan vücudunun bağşıklık sistemini ve sindirim sistemini destekler. Bu bakteri ve mikroorganizmalar pişen yiyeceklerde aktifliklerini kaybedelerler.
• Çiğ yiyeceklerin besin değerleri pişen yiyeceklere göre daha yüksektir.
• İşlem görmüş yiyeceklerin içerisindeki kimyasallar (lezzet artırıcılar, renk maddeleri, koruyucular) yüzünden daha fazla sağlık riski taşırlar.
• Bu akım çiğ yiyeceklerin insan vücudu için en uygun besin maddesi olduğunu savunur. Kahve, alkol ve sigaraya tamamen karşıdırlar. Ayrıca ısıtılmış veya kızartılmış yağın, kavrulmuş çerezlerin karsinojen olduğu savunulur.
• Doğada yetişen bitkilerin veya organik gıdaların, organik olmayan ürünlere göre besin değerinin çok düşük olduğu savunulur.
• Pişmiş yiyeceklerin çeşitli kronik hastalıklara sebep olabilecek zararlı toksinler içerdiği savunulur. Pişirilen ve ısıtılan yağların bir miktar margarin benzeri yağa dönüştüğü ve bu sebebten yağların işlenmeden tüketilmesi savunulur.
• Çiğ sebze ve meyvelerin antioksidant yönünden zengin olması ve yaşlanmayı geçiktirici etkileride bu akım tarafından en kabul gören sebeplerdendir.”

kaynak: pembeye ve hayata

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bitkisel Kalsiyumun Yerini Hiç Bir Şey Tutmaz…

SİNİR SİSTEMİNİ GÜÇLENDİREN VE FERAHLIK VEREN İKSİR

Malzemeler:
1 demet maydanoz
1/2 demet nane
1/2 demet fesleğen
10 tam sıkılmış limon
2 diş sarımsak

Yapılışı Ve Kullanım Şekli:
Tüm malzemeleri ayıklayıp yıkayın. Bıçak değdirmeden elle kopararak parçalayın.Üzerine limon suyu ekleyip bir gece sabaha kadar buzdolabında bekletin.Her gün yemeklerden önce bir yemek kaşığı için ve üç gün içinde tüketin.
Bu iksirin ayda bir kez yapılması faydalıdır.

Faydaları:
– Maydanoz ödem atar.
– Nane sakinleştirir ve ferahlık verir.
– Fesleğen sinir sistemini kuvvetlendirir, yatıştırır.
– Sarımsak yüksek tansiyonu düşürür, baş dönmesini engeller.

alinti
Suna DUMANKAYA

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hangi sebze, neye iyi geliyor?

Sebze ve meyveler ne kadar çiğ ve taze yenirse faydaları da o kadar çok oluyor.

– Demir yönünden zengin olan ıspanak, diğer yapraklı sebzelere nazaran daha çok protein içeriyor. Biberde bulunan bol beta karoten ve C, P, K vitaminleri mideyi kuvvetlendiriyor. A vitamini ve fosfor kaynağı patlıcan sinirlere iyi geliyor, kalp çarpıntısını gideriyor. Sadece lahana çeşitlerinde bulunan U vitamini, mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruyor, oralardaki yaraların iyileşmesini sağlıyor. Fosfat ve potasyum ihtiva eden karnabaharın içeriğinde aynı zamanda kadınları göğüs kanserine karşı koruyan ‘indol-3 karbonal’ bulunuyor. İçeriğinde bolca, güçlü bir kanser savaşçısı olan beta karoten bulunduğundan brokoli, yenilebilecek, suyu içilebilecek en iyi besinlerden biri…

ISPANAK
ABD’de, tüketimde ıspanak salatası başı çekiyor. Demir yönünden zengin, koyu yeşil yapraklı ve güzel tadı olan ıspanak, diğer yapraklı sebzelere nazaran daha çok protein içeriyor. Salatada yenilen çiğ ıspanak, harika bir lif kaynağı. Ispanak suyu, bol C vitamini ile soğuk algınlıklarına karşı dayanıklılık veriyor ve hemoroid rahatsızlığına iyi geliyor.
Ispanak, provitamin A, C vitaminleri, demir ve çeşitli enzimlerce çok zengin olup, bu maddeler, insanda bol kan yapıyor. Ispanak ayrıca, kemiklerin ve dişlerin sağlamlığını temin ediyor. Ispanak suyu, kalp adalelerini de kuvvetlendiriyor. Özel enzimi ile pekliği giderip bağırsak zehirlenmesini önlüyor. Kalp rahatsızlığı olanlara, haftada 1-2 fincan taze sıkılmış ıspanak suyu içmeleri öneriliyor.
Uzmanlar, ıspanağın, karaciğeri, lenf bezlerini, kan dolaşımını uyardığını belirterek, hamilelere, ‘kanlı-canlı bir bebeğe sahip olmaları için’ bol ıspanak yemelerini tavsiye ediyor.

FASULYE
Taze fasulyenin, vücudun çalışmasını, gelişmesini ve tamirini sağladığını vurgulayan uzmanlar, genç-ihtiyar herkese tavsiye ediyor. Uzmanlar, taze fasulyenin, pankreas bezesini, böbrekleri, karaciğeri ve kalbi kuvvetlendirdiğini, albümin ve şekerde de çok fayda verdiğini bildiriyor.

BEZELYE
Kansızlığı gideren ve pekliği geçiren taze bezelyenin, kan kanserine karşı koruyucu etkisi olduğunu ifade eden uzmanlar, gıda değeri ve insana zarar vermeme bakımından fasulyeden daha üstün olduğunu savunuyor.

SİVRİ BİBER
Uzmanlar, biberlerde, bol beta karoten, C, P ve K vitaminleriyle bazı alkoloidler bulunduğunu kaydederek, bunların, mideyi kuvvetlendirdiğini, iştah açtığını ve mide tembelliğini giderdiğini söylüyor. Özellikle acı biberin, erkeklerde cinsel isteği arttırdığını belirten uzmanlar, P vitamini ile damarları yumuşatıp kanamayı önlediğini, K vitamini ile de kanın pıhtılaşma kabiliyetini arttırarak kanamaları durdurduğunu bildiriyor.

PATLICAN
Uzmanlar, patlıcanın, A vitamini, fosfor ve kendine has bazı esanslara sahip olduğunu, bunlarla sinirleri teskin ettiğini ve kalp çarpıntısını giderdiğini vurguluyor. Patlıcanın pankreas, karaciğer ve böbrekleri kuvvetlendirdiğini, bol idrar söktürdüğünü, vücuttaki fazla suyu dışarı boşalttığını ve kilo verdirdiğini kaydeden uzmanlar, şeker hastalarının, patlıcan salatasından çok fayda gördüğünü, kansızlığa iyi geldiğini, kanı arttırdığını ve kalbe sükunet verdiğini ifade ediyor. Uzmanlara göre, patlıcan, en sağlıklı olarak kül veya ocakta pişirilip kabukları soyulmalı ve ince kıyılmalı.

LAHANA
Bol miktarda B, C ve E vitamini ve potasyum içeren lahananın, şeker ve romatizma hastaları için de çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, bol arsenik, kükürt ve vitaminleri ile kanı temizleyip cildi güzelleştirdiğini, bol idrar söktürdüğünü, vücuttaki suyu ve zehirli maddeleri idrarla dışarı attığını bildiriyor. Uzmanlar, lahananın kansızlığı giderdiğini ve kansere karşı etkili olduğunu da kaydediyor.
Uzmanlar, sadece lahana çeşitlerinde bulunan U vitamininin, mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruduğunu, oralardaki yaraların iyileşmesini sağladığını da vurgulayarak, bu sebzenin, yaşlanmayı önleyici ve kalp krizine karşı koruyan bir mineral kabul edilen selenyumun kaynağı olduğunu hatırlatıyor. Uzmanlar, selenyumun ayrıca, sağlıklı görünüşlü bir cilt verdiğini ve erkeğin cinsel gücünü arttırdığını da belirtiyor.

KARNABAHAR
Fosfat ve potasyum ihtiva eden ve içeriğinde, kadınları göğüs kanserine karşı koruyan ‘indol-3 karbonal’ bulunan karnabaharın, lahanadaki besin değerinin çoğuna sahip olduğunu bildiren uzmanlar, “Karnabahar çiçek olduğu için, bol bol fosfor ve vitaminleri, cinsiyet hormonu, bol E vitamini ve protein içerir. Bu maddeleri ile cinsel gücü arttırır, buna bağı olarak kalp rahatsızlıklarını da giderir. Sinirleri ve beyni iyi çalıştırır, onların yıpranmasını önler” diyorlar.

BROKOLİ
Uzmanlar, brokolide, havuçtakinden daha fazla beta karoten bulunduğunu söyleyerek, bu sebeple yenilebilecek, suyu içilebilecek en iyi besinlerden olduğunu kaydediyor. Beta karotenin, güçlü bir kanser savaşçısı olduğunu vurgulayan uzmanlar, yemek borusu, mide, bağırsak kanserleri tehlikesini azalttığını ifade ediyor.
Brokolinin ayrıca, B1 ve C vitamini ile dolu olduğunun altını çizen uzmanlar, yüksek miktarda kalsiyum, kükürt, potasyum ve selenyum maddeleri içerdiğini belirtiyor. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokolinin vitamin deposu olduğunu bildiren uzmanlar, suyunun havuç veya elma suyu ile karıştırılarak içilmesinin de faydalı olduğunu kaydediyor.

PIRASA
Pırasanın bol vitaminleri, mineralleri ve çeşitli nitritleri ile çok şifa verici özelliği bulunduğunu vurgulayan uzmanlar, mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları, damar sertliği için faydalı olduğunu belirtiyor. Uzmanlar, pırasa yemeğinin, bağırsaklara yumuşaklık verip pekliği giderdiğini, hemoroidi olanlara da ferahlık sağladığını bildiriyor. Uzmanlar, pırasa çorbasının, böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ve vücutta birikmiş üre asidi ve ürat tuzlarını dışarı attığını ifade ediyor.

ENGİNAR
Karaciğer ve kalbin en iyi dostu olan enginarın kanı temizlediğini ve yorgunluğu giderdiğini vurgulayan uzmanlar, diğer zehirli maddeleri ve yorgunluk maddelerini idrarla dışarı atarak vücuda dinçlik verip dinlendirdiğini söylüyor. Uzmanlar, enginarın, beyin yorgunluğunu çabucak geçirdiğini, kalp adalelerini kuvvetlendirdiğini, onu rahatsız eden üre ve kolesterolü düşürerek kalbin rahat çalışmasını sağladığını, şeker hastaları için de çok faydalı olduğunu, mide ve bağırsakları dezenfekte ederek ishalleri durdurduğunu kaydediyor.

KEREVİZ
Kerevizin yaprak ve saplarının, bol vitaminleri ve çeşitli madeni maddeleriyle çok faydalı olduğunu belirten uzmanlar, mideyi kuvvetlendirdiğini ve iştah açtığını bildiriyor. Uzmanlar, kerevizin, iç salgı bezlerini ve özellikle vücutta çok çeşitli vazifesi olan böbrek üstü bezlerini çalıştırdığını, sinir yorgunluğunu da önlediğini ifade ediyor. Kanı pisliklerinden temizlediğini ve sivilcelerin geçmesine, yüzün pembe bir hal almasına yaradığını vurgulayan uzmanlar, kerevizin diğer faydalarını şöyle sıralıyor: “Karaciğerin şişliğini giderip onu yorgunluk maddelerinden temizliyor. Sarılığı gideriyor, böbrekleri çalıştırıyor, fazla suyu dışarı atıyor. Böbreklerden kumu, taşı döküyor. Şişmanları zayıflatıyor ve cinsel faaliyeti çok arttırıyor.”

SEMİZOTU
Semizotunun, kanama hastalıklarında ve peklikte çok faydalı olduğunu kaydeden uzmanlar, kanı temizlediğini, bol idrar söktürdüğünü, kanı, üre ve benzeri pisliklerinden temizlediğini, sinir krizleri ve beyin yorgunluğunu geçirdiğini, böbrekteki kum ve taşı döktüğünü bildiriyor.
Semizotunun, şeker hastalarının susuzluğunu azalttığını, şişmanlara kilo verdirdiğini belirten uzmanlar, semizotu, yeşil salata olarak yenirse faydasının fazla olduğunu ifade ediyor.

PATATES
Avrupa ve ABD’de mutfağın baş köşesinde yer alan patatesin besleyici maddelerinin çoğunluğunun, kabuğunun hemen altında veya yakınında olduğunu belirten uzmanlar, bu sebeple patatesin, kül veya buharda pişirildikten sonra soyulması gerektiğini vurguluyor.
Patatesin mutlaka salata veya soğanla yenilmesi gerektiğini ifade eden uzmanlar, patates, yağda kızarmış olarak yenmezse kilo aldırmadığını, şişmanlar ve şeker hastaları için iyi bir gıda olduğunu bildiriyor. Şeker hastalarının, ekmek yerine bol patates yiyebileceğini söyleyen uzmanlar, ancak potasyumun zayi olmaması için, patateslerin külde veya çift tabanlı tencerede pişirilmesi gerektiğini kaydediyor.
Uzmanlara göre, patatesin yaklaşık yüzde 20’si karbonhidrat ve kalori değeri oldukça düşük. Bol B vitaminleri, C vitamini, protein, kalsiyum, demir ve fazla miktarda potasyum içeriyor. Orta boy bir patates, günlük C vitamini miktarının 1/3’ünü temin ediyor. Sindirimi kolaylaştırıyor. Bağırsakları, böbrekleri ve kanı temizliyor, kabızlığı önlüyor. Kansere karşı koruyor ve yorgunluğa karşı birebir.

DOMATES
Bol ve çeşitli vitaminleri, mineralleri ve faydalı organik asitleri ile tıbbi değeri çok yüksek bir sebze olan domatesin, vücuda kükürt, fosfor ve organik sodyum verdiğini vurgulayan uzmanlar, bir domatesteki C vitamininin, tavsiye edilen günlük miktarın yüzde 50’sinden fazla olduğunu bildiriyor.
Uzmanlar, domatesin damarları yumuşattığını, kanı durulttuğunu, üre miktarını düşürdüğünü, vücudu gençleştirdiğini belirterek, kalp, karaciğer, böbrek bozuklukları ve şekerliler için çok faydalı olduğunu ifade ediyor.
Domatesin, böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ifade eden uzmanlar, vücutta biriken üre asidi ve ürat tuzlarını eriterek idrarla dışarı attığını, vücutta biriken suyu boşalttığını kaydediyor. Uzmanlar, kansere tutulmamak için domatesin iyi bir sebze olduğunu bildiriyor.
Domatesin C ve E vitaminleri içerdiğini, zengin bir potasyum kaynağı olduğunu ve çok az miktarda tuz bulunduğunu söyleyen uzmanlar, yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olduğunu ve vücudun su tutmasını engellediğini ifade ediyor. Domatesin hazmı kolaylaştırdığını, özellikle nişastalı yiyeceklerin (hamur işleri, kuru erzak) kolay sindirilmesini sağladığını vurgulayan uzmanlar, kabuk ve çekirdekleriyle bağırsakları harekete geçirdiğini ve pekliği giderdiğini belirtiyor.

SOĞAN
Soğanda bol miktarda A, B ve özellikle C vitamini, bol fosfor, iyot, silis, kükürt gibi vücuda çok faydalı maddeler, antibiyotik vazifesi gören esanslar ve hazım arttırıcı fermentler bulunduğunu kaydeden uzmanlar, kalp ve prostat bozukluğu, pankreas tembelliği (şekerliler), sinir zafiyeti, romatizma, cilt hastalıkları, cinsel iktidarsızlık, mide zayıflığı gibi hastalıklarda çok fayda verdiğini, bol idrar söktürdüğünü ve vücutta birikmiş su ve üreyi dışarı attığını bildiriyor. Soğanın, vücuttaki fazla tuzu da dışarı attığını belirten uzmanlar, pankreası çalıştırarak insülin ifrazatını arttırdığını ve kanda şeker seviyesini düşürdüğünü kaydediyor.
Fazla soğan yenen ülkelerde kanserin nadir görüldüğünü ve o ülke halkının uzun yaşadığını ifade eden uzmanlar, soğanın, karaciğeri ve bağırsakları dezenfekte edip zehirlerini temizlediğini ve gıdaların orada vücudu zehirlemesini önlediğini, bağırsak kurtlarını döktüğünü bildiriyor.
Uzmanlar, ağızda soğan kokusunu gidermek için yemekten sonra biraz ekmek kabuğu veya maydanoz çiğnenmesinin yeterli olduğunu söylüyor. Uzmanlar ayrıca, soğanın patateslerden ayrı, kuru, soğuk bir yere kaldırılması gerektiğini, çünkü soğan ve patatesin birbirini etkilediğini ve soğanın, patateslerden salınan nemle yumuşadığını hatırlatıyor.

SARIMSAK
Uzmanlara göre, bu keskin kokulu yumruda, her türlü harika özellik mevcut. Sarmısağın tansiyon düşürdüğü, kan pıhtılaşmasını azalttığı, kötü LDL kolesterolünü düş, dürdüğü, bazı mide kanserlerini önlediği, bağışıklık sistemini güçlendirdiğinin ispatlandığını söyleyen uzmanlar, sarımsaktaki “allicin” denilen bir maddenin, sadece kendi özgü kokusunu vermekte kalmadığını, ayrıca bakteri gelişimini önlediğini, vücuttaki mantarı ve maya oluşumunu tahrip ettiğini kaydediyor.
Uzmanlar, sarımsakta 2 kuvvetli antibiyotik, çok tesirli esanslar, bol iyot ve kükürt bulunduğunu ve insan sağlığında çok değerli vazife gördüğünü belirterek, “Damar sertliğini giderir, kanı durultur, kalbi kuvvetlendirir, bronşları dezenfekte eder, cilt hastalıklarını giderir ve kansere karşı korur” diyorlar.
Uzmanlar, sarımsaklı yoğurdun, zehirlenmelere karşı insanı koruduğunu ve sarımsağın en ince damarları dahi temizleyerek oralara kan gitmesini sağladığını bildiriyor. Uzmanlar, sarımsağın, bütün salgı bezlerini çalıştırmak ve vücudu zehirlerinden temizlemek suretiyle, genç ve dinç olmayı, uzun yaşamayı sağladığını kaydediyor.

HAVUÇ
Uzmanlar, havucun, süratle kan yapıcı, kuvvetlendirici, ishal kesici, peklik giderici, mide ve bağırsağın yakın dostu, safra akıtıcı, karaciğeri kuvvetlendirici ve yeri doldurulamayan bir sebze olduğunu söylüyor. Kansızlık halinde, sabah-öğle-akşam taze çıkarılmış 1 çay bardağı havuç suyu içilmesi, suyu çıkarılamazsa ince rendelenmesi ve iyice çiğnenerek yenilmesi öneriliyor.
Mide ve bağırsak kanamalarında da havuç suyunun çok faydalı olduğunu ifade eden uzmanlar, havucun, özel şekeri, A vitamini ve bol vitaminleri ile karaciğeri kuvvetlendirdiğini, ona rahatsızlığında kendi kendini tamir imkanı verdiğini, vücuttaki üre asidi, ürat tuzları, benzeri yorgunluk maddelerini, diğer zehirleri idrarla dışarı attığını vurguluyor.
Havucun, bol A vitamini ile cilde temizlik ve pembelik verdiğini ve gözlerin sıhhatli kalmasını sağladığını belirten uzmanlar, kalp rahatsızlığı ve damar sertliği olanlara havucun çok fayda verdiğini, her gün yenen bir havucun da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indirdiğini bildiriyor.
Uzmanlar, havuçtaki beta-karotenin de gözleri, yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruduğunu ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğini vurgulayarak, havuçların çiğ veya pişmiş olarak yenilirken asla soyulmaması gerektiğini, sadece temiz yıkamanın kafi olduğunu kaydediyor.

SALATALIK
Salatalığın kanı temizlediğini, karaciğeri ve böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ifade eden uzmanlar, idrarla birlikte vücuttaki üre asidi ve ürat tuzlarını eritip dışarı attığını bildiriyor. Salatalığın, içeriğindeki bol kükürdü ile kanı temizlediğini, ciltteki ter bezlerini çalıştırdığını belirten uzmanlar, bol vitamin ve madeni madde verdiğini, böylece cildin taze ve pürüzsüz olmasına yardım ettiğini vurguluyor.
Salatalığın kendisi veya suyunun, cildi bir tonik kadar temizlediğini söyleyen uzmanlar, et yemeklerinin verdiği susuzluğu kestiğini kaydediyor. Salatalığın, sıcak bir havada iç ısısının dış ısıdan 20 derece daha düşük olduğu ve bu sebeple serinletici olarak yendiği bildiriliyor.

TURP
Uzmanlar, çeşitli esansları, bol C vitamini, iyot ve kükürdüyle turpun, karaciğeri midçalıştırdığnı, böbreklerdeki kum ve taşı döktüğünü, bronşlara çok iyi tesir ettiğini, dalak şişliğini giderdiğini ve cildi güzelleştirdiğini ifade ediyor. Uzmanlar, turpun bağırsakları dezenfekte edip pekliği giderdiğini, akşam yenilen turp veya içilen bir bardak turp suyunun çok iyi uyku verdiğini söylüyor.

MAYDANOZ
Uzmanlara göre maydanoz, dünyadaki en besleyici yiyeceklerden birisi ve bir demir deposu durumunda. Genellikle taze yenen maydanozda, kalsiyum, potasyum, kükürt ve A vitamini bulunuyor. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılıyor. Böbrekleri, karaciğeri ve idrar yollarını temizlemeye yardım ediyor. Kan şekerini normal seviyede tutuyor ve kansere karşı da koruyucu.

MARUL
Bol miktarda çeşitli mineralleri içeren marulun, sinirleri teskin edip iyi uyku verdiğini ve erkeklerde cinsel arzuyu frenlediğini belirten uzmanlar, yemekten önce salata şeklinde yenen marulun, şeker hastalarının kandaki şeker seviyesini düşürdüğünü bildiriyor. Marulun bol idrar söktürdüğünü ve kanı pisliklerden temizlediğini vurgulayan uzmanlar, karaciğer ve dalak şişliğini, sarılığı giderdiğini, kadınlarda adet dönemlerinin, zamanında ve ağrısız olmasını sağladığını bildiriyor. Uzmanlar, marul suyu, yüze sürülürse ergenlik sivilcelerini giderdiğini, oralara tazelik ve pembelik verdiğini kaydediyor.

ROKA
Çeşitli esansları, P ve K vitaminleri, çok faydalı mineralleri içeren rokanın, karaciğerin dostu, mideyi kuvvetlendirici, kansızlığı gideren, cinsel gücü çok arttıran bir yeşillik olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, yeşil salata şeklinde yenen rokanın, tadı ve asitleri ile mideyi çalıştırdığını, hazmı arttırdığını, iştahı açtığını, böbrekleri çalıştırdığını, idrar söktürdüğünü ve karında toplanan suyu boşalttığını bildiriyor.

TERE
Terenin, çiğ salatalara lezzet ve canlılık kattığını, ayrıca değerli bir sebze suyu olduğunu vurgulayan uzmanlar, çeşitli vitaminler ve özellikle C vitamini, bazı faydalı esanslar ve mineralleri ile çok tesirli ve faydalı olduğunu belirtiyor. Uzmanlar, terenin, karaciğer, böbrek ve bronşları çalıştırdığını, gribi geçirdiğini, kanda şekeri düşürdüğünü, kansızlığı giderdiğini, acı tadı ve diğer maddeleriyle mideyi çalıştırıp hazmı arttırdığını, iştahsızlık çekenlere çok fayda verdiğini, bol demiri ile kanı tazelediğini, kansere karşı koruduğunu, bağırsaklardaki çeşitli solucanları döktüğünü kaydediyor.
Uzmanlar, terenin sinirleri dinlendirdiğini ve cinsel isteği arttırdığını belirterek, çiğ olarak, az miktarlarda yenilmesini tavsiye ediyor. Uzmanlar, fazlasının zarar verdiği uyarısında bulunmayı da ihmal etmiyor.

ŞALGAM
Şalgamın taş ve kum döktüğünü, bronşları boşalttığını, bol idrar söktürdüğünü ve pekliği giderdiğini söyleyen uzmanlar, şalgamın yaprakları ince kıyılarak salata şeklinde yenirse yukarıdaki hastalıklara iyi geldiğini bildiriyor. Uzmanlar, şeker hastalarının da şalgam yiyebileceğini vurguluyor ve şalgam ne kadar çiğ yenirse o kadar faydalı olduğunu hatırlatıyor.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Metabolizmayı hızlandırmak için bitki çayı

Metabolizmanız yavaşlayınca kilo almaya başlarsınız. Metabolizmanın hızıyla kilo almayı şöyle açıklayabiliriz. Metabolizma yavaşladığında kolay kilo alırsınız, hızlı çalışırsa kolay zayıflarsınız.

– 2 adet taze elma
– 1 adet bol sulu limon
– 1 adet kuru dal tarçın
– 1 adet çay kaşığı karanfil
– 1 yemek kaşığı karabiber
– 3 lt su

Limonu ve elmayı yıkayınız, bir kaba kabuklu olarak dilimleyiniz. Çekirdeklerini atmayınız. Bunlara tarçın, karabiber, karanfil ekleyin. 3 litre suda kaynatın. Karışımı güzelce süzünüz. Bu karışımı öğünlerden sonra ılık olarak içiniz zayıflamanıza yardım eden formüldür.

bitki çayı tarifi. Selahattin Dönmez

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Melissa çayı Stres ilacı gibi

oğul otu”, “limon otu”, “kovan otu”, “limon nanesi” ve “acem otu” gibi adlarla da bilinen Melissa bitkisi

Melissa çayı, stresten mide rahatsızlıklarına, baş ağrısından iştahsızlığa kadar birçok hastalığın tedavisinde etkili olan doğal bir ilaç. Sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlıklarda, mide spazmında, sinir sistemi ve kalp rahatsızlıklarında tansiyonu düzenleyici olarak, ağrı kesici ve rahatlatıcı olarak da kullanılan Melissa bitkisinin zekayı artırdığı, mide ülserine iyi geldiği, kaynatılarak suyu vücuda sürüldüğünde ter kokusunu kestiği ve beyin damarlarını açtığı biliniyor.

Bitkibilimciler, Melissa bitkisinin sinirsel kökenli çarpıntılarda, hafif depresyon, sıkıntı ve streslerde rahatlatıcı rol oynadığını, psikolojik rahatsızlıklardan kaynaklanan sıkıntı verici olayların düşüncelerini zihinden uzaklaştırmakta yararlı olduğunu söylüyor.

Özellikle yorgun ve stresli geçen bir günün ardından, içeceğiniz iki fincan (yaklaşık bir su bardağı) Melissa çayı, rahat ve deliksiz bir uyku çekmenizi sağlayacaktır.

eski çağlardan beri sinirleri yatıştırıcı özellikleri olduğu bilinen “Melissa”nın, hiç bir yan etkisi olmadığı için birçok ülkede stres kaynaklı uykusuzluk durumlarında, bir ilaç gibi kullanılmakta

Yatıştırıcı, temizleyici, yenileyici ve dinçleştirici etkilerinin yanısıra, Melissa bitkisinin antiseptik (mikrop kırıcı) özelliğinin de çok yüksek “Yapılan araştırmalar, Melissa bitkisinin 20. asrın hastalığı olan stres ve kalp hastalıklarının tedavisinde kullanılabileceğini göstermiştir. Ayrıca rahim ve sindirim sistemlerini hastalıklara karşı korur. Vücudu kuvvetlendirerek bitkinlik ve halsizlikleri giderir. Spazm çözücüdür. Ruhsal ve fiziksel sakinleştiricidir. Hazmı kolaylaştırır. Karın-mide ağrısı ve ishalin tedavisine yardımcı olur. Bağırsak gazlarını giderir. Cildi güneşin zararlı ışınlarından korur.”
Kalp hastalıklarının tedavisinde de olumlu sonuçlar verdiği belirlenen Melissa bitkisi, kokulu bir bitki olduğu için, kozmetik sanayisinde de önemli bir yeri bulunmaktadır.

Melissa bitkisinin yaprakları ve tomurcukları, içerdikleri madensel tuzlar ve yağlar sayesinde cildi tazeler, yaşlanmasını geciktirir ve ince kırışıklıkları giderir.
Bu şifalı bitki ile yapılacak toniği uygulamak da oldukça kolay:

Bir tas kaynamış suya bir avuç Melissa bitkisi koyun. Bir-iki dakika kaynattıktan sonra, yüzünüzü bu suyun buharına tutun. Bu işlemi 10 dakika sürdürün. Buhardan sonra Melissa bitkisi ile yapılmış olan yüz toniği ile cildinizi hafif masaj yaparak yıkayın. Pamuğu toniğe batırıp bol sulu bir biçimde hafif hafif bastırarak yıkamak daha uygundur. Yüz toniğini hazırlamak da çok kolay. Bir su bardağı ölçüsünde kaynar suya bir çorba kaşığı Melissa bitkisi koyun. Üstü kapalı olarak kısık ateşte 5 dakika kaynatın. Ateşten indirdikten sonra 20 dakika demlenmeye bırakın. Sonra süzün. İşte cildiniz için harika toniğiniz hazır.
derleme

Dr. Oya Kaçar

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Vişne…

American Dietetic Association’ın sözcüsü ve Teksas Üniversitesi’nin beslenme uzmanlarından Doktor Lona Sandon, “Bu meyvenin suyu ağrıyan kaslara, uykusuzl…uğa ve pek çok şeye iyi geliyor. Ayrıca faydasını almak için ille de suyunu içmen gerekmiyor’ diyor. Taze ya da donmuş vişneyle yapılan tartlar da aynı besin öğelerini içeriyor. 250 ml’lik vişne suyunu 240 gram taze vişne ya da 120 gr kuru vişneyle değiştirerek tüketebilirsiniz
vişnenin üç faydası:

EGZERSİZ İÇİN ENERJİ

Glikoz ve fruktoz, kolay ve çabuk sindirilen karbonhidratlardır. Bununla birlikte egzersiz sırasında ihtiyaç duyduğunuz anlık enerjiyi onlar sağlar. Egzersize başlamadan saat evvel 250 ml vişne suyu içerek karbonhidrat deponu doldurabilirsiniz
ACIYA KARŞI KORUMA

Antosiyanin salınımını sağlar. Bu da vücutta aynı ibuprofen gibi doğal olarak antienflamatuar bir etki yaratır. İki hafta boyunca yarışlardan önce günde iki kere 250 ml’lık vişne suyu içen koşucular, placebo alanlara oranla daha az ağrı çekmiş.

SAKİNLEŞTİRİR

Melatonin, vücudumuzda uyku düzenini sağlayan hormondur. Journal of Medicinal Food ‘un son günlerde yayımladığı bir araştırmaya göre iki hafta boyunca günde iki kere 250 ml’lik vişne suyu içen insomnia hastalarının içmeyenlere göre 20 daha önce uyuya kaldığı ve deliksiz bir uyku çektiği ortaya çıktı.

alinti

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İçinden Bal Damlayan Cennet Meyvesi…


Anavatanı Anadolu olan incir, hem tazesi hem kurusuyla damaklara lezzet katmaya devam ediyor. Kalsiyum içeriği sütten bile daha fazla olan incir; kalp ve damar sağlığını güçlendirmenin ötesinde sindirim sistemine de iyi geliyor Ege ve Akdeniz’de ‘yemiş’ namıyla anılan incir, binlerce yıllık geçmişi olan bir sağlık bombası. Yüksek lif oranı sayesinde sindirimi hızlandıran ‘cennet meyvesi’; bağırsakları yumuşatarak kabızlığı da önlüyor.

TADI ÇEKİRDEKLERİNDE
İncirin yenen kısmını, her ne kadar meyve olarak adlandırsak da; asıl meyve, içindeki minik çekirdeklerdir. Tıpkı çilekte ve dutta olduğu gibi, etli kısım botanik açıdan yalnızca bir taşıyıcıdır.

DEMİR ORANI YÜKSEK
Mor, siyah ve yeşil olmak üzere üç çeşidi bulunan incirin deposu ise İzmir ve Aydın yöresidir. Bursa’nın siyah inciri de çok meşhurdur. Türkiye, Yunanistan, İspanya ve ABD; kuru incir üretiminin lider ülkeleridir. İncirde bol miktarda bulunan demir, potasyum, sodyum, kükürt, kalsiyum, fosfor ve silisyum; solunum ile sindirim sistemlerini güçlendirir.

KURUSU GÜÇ BOMBASI
100 gram kuru incirin kalsiyum içeriği, 100 gram yağlı sütten fazladır. Şeker hastalarının ise ağzından bal damlayan bu meyveyi dikkatli tüketmesi gerekir. Kuru incir, Antik Çağ’da olimpiyat oyunlarının ilk yıllarında sporculara kuvvet versin diye yedirilirmiş. Kuru incirden yapılan çelenklerse kazanan sporculara verilen ilk olimpiyat madalyalarıymış.

ROMALILAR’IN KUTSAL AĞACI
Ortadoğu mitolojisinde, doğurganlık sembolü olan incir; Antik Çağ’da ise büyük önem taşıyan bir meyve… Romalılar, incirin Tanrı Diyonissos tarafından insanoğluna armağan edildiğine inanıyor ve bu nedenle incir ağacını kutsal sayarak; Diyonissos figürlerine incir yapraklarından taçlar takıyordu. Efsaneye göre; Roma şehrinin kurucuları olduğuna inanılan Romus ve Romulus kardeşler, sepet içinde nehre bırakılmış… Sepet ters akıntının etkisiyle denize değil de yamaca gidip orada bir incir ağacının dibinde durmuş. Daha sonra bu ağaç kutsal sayılmış…

100 GRAM İNCİRDE NELER VAR? Kalori:
80 Protein: 1.2 gram. Karbonhidrat: 20.3 gram. Yağ: 0.3 gram Lif: 1.2 gram. Fosfor: 22 miligram. Demir: 0.6 gram. Sodyum: 2 miligram. Potasyum: 194 miligram. Magnezyum: 20 miligram. A Vitamini: 80 IU. B2 Vitamini: 0.4 miligram. C Vitamini: 2 miligram

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çeşitli Bitki Çaylarını Demlemenin Püf Noktaları…

Bitki çayı hazırlarken özellikle taze kaynamış klorsuz su kullanılmalı. Birçok hastalıkta klorun zararlı olduğu saptanmıştır. Suyunuzu kaynattıktan sonra bir iki dakika dinlendirin. Porselen bir demliğe önce çayını yapacağınız bitkiyi koyun ve üzerine gerekli miktarda su ekleyin. Genellikle 1 tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ot için dörtte bir litre su kullanmak gerekir. Çayın demlenmesi için 2-5 dakika yeterlidir. Kök bitkilerden çay yapacağınızda (zencefil, havlıcan gibi) aynı miktarda su ve bitkiyi birlikte cezveye koyup kaynatma yoluyla çayınızı yapabilirsiniz.

Ihlamur: Soğuk algınlığına ve öksürüğe karşı en etkili ve en yaygın olarak kullanılan doğal ilaçlardan biri olan ıhlamur, uykusuzluk, spazm ve kan dolaşımı bozukluklarında da kullanılır. Özellikle akşam saatlerinde fazla içmemeye dikkat etmek gerekir, çünkü fazla miktarda alındığında uykusuzluğa neden olabilir. Yapraklarında çok miktarda klorofil taşımasından dolayı kansızlık durumunda kullanılmasında fayda vardır. Diğer çaylarda olduğu gibi ıhlamuru da hazırladığınız zaman için ve bir daha kaynatmayın. Çünkü uzun süre kaynatılıp içilen ıhlamur size yarardan çok zarar verebilir.
Yogi Çayı: Hintli yogilerin içtiği baharatlı bir çay. Tam da kış mevsimine uygun, yani ısıtıcı. Ayurvedik bir çay yogi çayı ve yoğun baharatların karışımından oluşuyor. Bu çayı hazırlamak için ufak bir tencereye bir parça kabuk tarçın, 4-5 kakule tanesi, 1 ufak kök zencefil, 2 karanfil ve 4-5 adet tane karabiber koyun. Üzerine 2 su bardağı su ilave edip 5 dakika kadar kaynattıktan sonra dilerseniz içine 1 tatlı kaşığı siyah çay ekleyip biraz demlendirip süzün. Dilerseniz sütle karıştırıp için.
Isırgan: Isırgan, birçok rahatsızlığa iyi gelen ve sonbahardan ilkbaharın sonuna kadar bahçelerde bol miktarda yetişen bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarına, mide, bağırsak, böbrek, romatizma ve gut hastalıklarına iyi gelir. Ayrıca nefrit, sarılık, idrar yolları taşları ve özellikle kansere karşı günde 3-4 fincan ısırganotu çayı çok yararlıdır. Isırgan çayını hazırlamak için kişi başına bir tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ısırganotu yeterlidir.
Biberiye: Bu güzel kokulu bitkinin kullanılmadığı hastalık yok gibi. Özellikle kan dolaşımı hastalıklarına, romatizma ve astım hastalıklarına, mide ve bağırsak gazlarına karşı kullanıldığı gibi ağır yemeklerden sonra içildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca bronşit, öksürük, migren, gastrit, başağrısı, ağrılı adet, düşük tansiyon, kabızlık, safra kesesi taşı, ishal ve karaciğer rahatsızlıklarında da kullanılır. Hoş bir tat vermesi açısından biberiye çayına bir parça da kabuk tarçın atabilirsiniz.
Rezene: Rezene, Ege Bölgesi pazarlarında bahar aylarında bol bulunan bir bitkidir. Rezene çayı özellikle gaz ve kramp ağrılarında, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullanılır. Özellikle bebeklerin gazlı olduğu zamanlarda sık başvurulan bir ilaçtır rezene çayı. Öksürük ve soğuk algınlıklarında ve çocuklarda boğmaca hastalığı sırasında rezene çayı yararlıdır. Listeyi uzatmak mümkün: Hıçkırık, bulantı, idrar yolları iltihabı, böbrek taşları gibi birçok durumda rezene çayına başvurabiliriz.
Hindiba: Hem salatalarda, hem de haşlanarak zeytinyağı ve limon ilavesiyle kullanılabilen hindiba iyi bir idrar söktürücüdür. Karaciğer hastalarının, romatizmalıların ve şeker hastalarının sofralarının başköşesine oturtması gereken otlardan biridir hindiba ve bunlardan başka bağırsakları yumuşatır, müzmin romatizma, gut, böbrek ve safra kesesi hastalıklarında yararlıdır. Hindiba köklerinden yapılan kahve iyi bir iştah açıcıdır. Romatizma hastaları ilkbahar ve sonbaharda 4-6 hafta arası sabah ve akşam hindiba çayı içerek kür yapabilirler ve faydasını da hızla görürler. Hindiba çayı hazırlamak için kişi başına 1-2 tatlı kaşığı doğranmış hindiba kullanılır.
Nane: Nane çayı, mide ve bağırsak gazlarında, bulantı ve kalp çarpıntısında içilir. Sindirim sistemi rahatsızlıklarında, karın ağrısı, ishal, safra kesesi taşı, baş ağrısı, migren, sinüzit, diş ağrısı, halsizlik, bronşit, öksürük gibi rahatsızlıklarda da tedavi edici özelliği olan nane, nefes darlığında da şöyle kullanılabilir: Bir tülbentin üzerine bal konur, üzerine taze veya kuru nane yaprakları serpilir ve yatmadan önce göğüs üzerine bağlanır, sabaha kadar bırakılır.
Kekik: Kekik çok güçlü bir antiseptik olarak biliniyor. Kekik yağından elde edilen timol birçok ilaçta, hatta ameliyatlarda yara temizlemek için kullanılıyor. Eski zamanlarda salgın hastalıklarda kullanılan kekik günümüzde de grip salgınlarında bol bol kullanılmalı. Ve boğmaca olana, öksürene, bronşite yakalanana, midesi rahatsız olana, ishal olana, adet sancısı çekene kekik çayı içirmeli. Böcek sokmalarında deriye sürülerek kullanılan kekik, cilt hastalıklarında da banyo suyuna atılarak kullanılabiliyor.
Zencefil: Ayurveda ve Çin Tıbbı’nda 5 bin yıldır kullanılan zencefil, ısıtıc, bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarına, mı, temizleyici, düzenleyici ve canlandırıcı bir etkiye sahip. Ayrıca faranjitte, ishal, gaz gibi durumlarda, kan dolaşımını artırmak için, kas hastalıklarında ve romatizmal ağrılarda kullanılıyor. Soğuk algınlıklarında çayını içebilir, öksürük için zencefil-zerdeçal-bal karışımını sabah ve akşam aç karnına şurup niyetine kullanabilirsiniz. Zencefil canlandırıcı olduğu için akciğerleri temizler, gazı önler ve terlemeyi artırarak cildin de temizlenmesini sağlar.
Adaçayı: Kızılderililerin kutsal bitkisi sayılan adaçayı, Akdeniz yöresinde bol bol yetişir. Antibiyotik ilaç görevi gören adaçayı diş eti rahatsızlıklarında ve boğaz ağrılarında çok yararlıdır. Sinir bozukluğu, baş dönmesi, titremeye iyi gelir ve menopoz döneminde karşılaşılan terlemeyi durdurur. Ayrıca dolaşım sistemi hastalıklarında, tansiyon düşüklüğünde, sindirim sistemi bozukluklarında, psikolojik rahatsızlıklarda, halsizlikte, sinir hastalıklarında da kullanılır. Özellikle boğaz ve ağız içi iltihaplarında günde birkaç defa adaçayıyla hazırlanıp soğutulmuş çayla gargara yapın, iyi geldiğini göreceksiniz.
Elma: Elma, besin değeri dışında nefes darlığı ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur, lifli olduğu için bağırsakları temizler, karaciğerinden şikayet edenler, romatizmalılar ve hatta şeker hastaları bile elmadan faydalanabilirler. Elma yatıştırıcı, uyku vericidir, başağrılarına iyi gelir. Taze elma suyu cilde sürüldüğünde dokuları sağlamlaştırır ve teni güzelleştirir. İlkbaharda toplanan elma çiçekleri kurutularak sonbahar ve kış aylarında kaynatılır ve göğse ve öksürüğe iyi gelecek bir şurup elde edilir. Kurutulmuş elma parçalarından çay yapabileceğiniz gibi kabuğuyla küçük parçalara böldüğünüz elmaları kaynatarak içine isterseniz limon ve portakal koyarak çay olarak tüketebilirsiniz.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kaçırmayın… Her Derda Deva İçecekleri Açıklıyorum…

1002124_376585885776507_1799549687_n[1]

Her Derde Deva İçecekler

Amerikalı araştırmacıların yaptıkları son araştırmalar sonucunda; doğal meyve sularının, doğal bitki çaylarının ve bazı içeceklerin faydalarının bazı hastalıklara deva olduğunu ortaya çıkardı. Her derde deva içeceklerden bazıları; zayıflamak için greyfurt suyu içmek, bulantıya zencefilli gazoz, üşütmeye ıhlamur çayı vb. Her derde deva olan bazı içeceklerin dertleri sona erdirdiği belirtiliyor. İşte sizlere bu bazı dertleri yok eden içecekler ve bu içeceklerin deva oldukları, faydalı oldukları rahatsızlıkların kısa bir listesi.

Her Derde Deva İçecekler

Ihlamur çayı:

İnsan vücuduna, ıhlamur çayı adeta ilaç gibi yarıyor. İçinde uçucu yağ, tanen, şeker, C ve P vitamini, reçine ve enzimler bulunan ıhlamur her derde deva bir içecek. Ihlamurun hoş kokulu çayı ile sinirleri yatıştırmak, cinsel isteği artırmak, öksürüğü kesmek, gribi iyileştirmek, hazımsızlığı gidermek mümkün.

Limonlu çay:

Limonlu çay, insanı rahatlatarak gerginliği yok ediyor.

Hindistan Cevizi Sütü:

Hindistan cevizinin sütü, ağız yaralarını iyileştirmek için mükemmel bir ilaç olarak karşımıza çıkıyor.

Vişne Suyu:

Vişne suyu ve ılık süt içmek uyku sorunu olanların aradığı çaredir.

Alkolün etkilerinden kurtulmak için:

Alkolün etkilerinden kurtulmak için su, portakal suyu veya muzlu süt içmek yeterlidir.

Ağız kokusunu önlemek için:

Ağız kokusunu önlemek için su içmek yeterlidir. Suyun içinde asit olmadığı için ağızda oluşan kötü kokuları adeta yıkayarak siler.

Zencefilli Gazoz:

Zencefilli gazoz içmek mide bulantısını yok eder.

Çikolatalı Süt:

Çikolatalı süt içmek, egzersizden sonra vücuttaki karbonhidrat-protein dengesini koruyarak vücut yorgunluğunu yok etmektedir.

Vişne Suyu:

Vişne suyu içmek kas ağrılarını yok etmese de azaltmaya yardım eder.

Yeşil Çay:

Yeşil çay içmek kilo vermeye yardımcı olduğundan zayıflatan bir içecektir.

Greyfurt Suyu:

Greyfurt suyu içmek kilo vermeye yardımcı olduğundan zayıflatan bir içecektir.

Turşu Suyu:

Turşu suyu içmek vücuttaki krampları geçirir.

kaynak: bitkili kürler

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »