7 HAZiran – 1 temMUZ 2014 MERkür retrOSU – ”Yaaaa Uffff Yine mi Yaaaaa” Günleri :)))

) by-hope-gangloff[1]

Dokunsalar Ağlayacam…Dokunmazlarsa Daha Çok” hali bu aralar herkese hakim olabilir. Ama bu iç dünya… Dışa vurduğumuz görüntü belki de bunun tam aksi yönde!

Her olanı biteni, ya da olmayanı ve bitmeyeni feci halde üzerimize alınıp, kasmaya, germeye, kurmaya, tepki koymaya yatkın olabiliriz ve retro boyunca vesselam! 

BU RETRONUN GENEL KIVAMI BELLİDİR;

Alttan alta birilerine diş bilerken, görünürde ”bizden beklendiği gibi” ya da ”bizi endişelendiren şeylerle baş etmek için hep yaptığımız gibi” davranmaya çalışacak, ve fakat yaşadıklarımızla bu yolun yol olmadığına uyanacağız. 

Merkür tam da Kuzey ve Güney Düğümleri ile fıstıki bir açıdayken ileri vitese atacak 🙂 Demek ki; retro biterken, çözüm kendi adını koymuş olacak! 

Haaa… bu çözüm;

  • Bizim gönlümüzce davranmayanlara diş bilemekten vazgeçmek de olabilir, hem aklımıza estiği davranıp hem de herkesin bizi çok sevmesi ve kabullenmesi yönündeki beklentilerimizin saçma olduğunu fark etmek de…
  • Kendimize biçtiğimiz rollerin gerçekçi ya da samimi olmadığını idrak etmek de olabilir… başkalarının beklentilerinin içini doldurmaya çalışırken kendi yolumuzdan saptığımızı görmek de…
  • Değişimin kaçınılmaz olduğunu kabul etmek de olabilir… Önemsediklerimizi korumanın getireceği bedelleri aslan gibi sineye çekmek ve bunun için kimseyi suçlamamayı, ya da alttan alta kurban elektriği yaymamayı kabul etmek de…

Ama idrak gelecek…

Taşlar yerine oturacak…

Önce bildiğimizi okuyacak… hem de çooook ısrarcı bir şekilde alıştığımız gibi davranacağız! Böyle yapmamız için bizi kışkırtan olaylar serilecek önümüze… Serilecek ki, yeniden kendimize sorup, farklı seçimler yapma şansımız, ya da aynı tufaya düşüp kafayı taşa çakma lüksümüz olsun 😉

Sonra da resim netleşecek ve görmek isteyen görüp, almak isteyen dersini alacak…

Bana ne ettiysen ettin… Olanların hepsi tarih… Ve bu benim yola geri dönüşüm… Herşeyin bir vakti var.”

BURÇ ve YÜKSELEN BURCA GÖRE ETKİLER:

Koçlar ve Yükselen Koçlar; Konfor alanlarını, ev ve aile hayatlarını, yakın çevrelerini kapsayan olaylarla… Böylece iletişimin önemini bir kez daha idrak edecekler.

Boğa ve Yükselen Boğalar; Gelir akışlarını ve kendilerini değerli hissetmelerini sağlayan her türlü kaynağı etkileyen olaylarla… Böylece anlamlı ve değerli biri olmaktan ne anladıklarını bir daha düşünecekler.

İkizler ve Yükselen İkizler; Kendilerini etkilediğini düşünecekleri ya da bizzat etkilemeye çalıştıkları bütün olaylarla… Böylece ”ben kimim?” sorusunun cevabını habire birilerinden duymak zorunda olup olmadıklarını bir daha düşünecekler.

Yengeç ve Yükselen Yengeç; Onlara oldum-bittim içe-çekilme eğilimi yaşatan ve yetersiz ya da güçsüz hissetmelerine neden olan olaylarla… Böylece kimsenin varlığının ya da yokluğunun arkasına saklanarak kendilerine bahaneler üretmenin saçmalığını fark edecekler.

Aslan ve Yükselen Aslan; Kaçan fırsat ya da içi boş fırsat kıvamında olaylarla… Böylece ”çakar çakmaz çakan çakmak” formunda kalmaktan daha derin ve önemli işler de olduğunu… Hayat dedikleri şeyin dışarıda değil içeride var edildiğini hatırlayacaklar.

Başak ve Yükselen Başak; Sosyal statülerini etkileyen olaylarla… Böylece ”mikemmel” insan değil, gereğini fark eden ve bunu herkesin hayrı için, şefkatle yapan insan olmanın daha önemli olduğunu İNŞALLAH idrak edecekler!

Terazi ve Yükselen Terazi; Hayat planlarını etkileyen olaylarla… Böylece planları değiştirmemek için, ileri gidemediklerini… ancak karar verip ileri adım atan olurlarsa yolun önlerinde açılacağını idrak edecekler!

Akrep ve Yükselen Akrep; Hıs, kan, intikam, kayıp korkusu, elde etme arzusu gibi ”enakrebinden” olaylarla… Böylece kendilerini kaybetmemenin, tüm kazançlardan daha değerli olduğunu idrak edecekler!

Yay ve Yükselen Yay; Uzun vadeli ilişkilerini ve hayat kontratlarını etkileyen olaylarla… Böylece yolda kalmanın habire bir yerlere zıplamak olmadığını, sadakatin de yürünmesi gereken bir yol olduğunu… Öte yandan elde etmenin tek son olmadığını ve uygun olmayan hedeflerden geri dönmenin olgunlaşmanın önemli bir parçası olduğunu idrak edecekler!

Oğlak ve Yükselen Oğlak; Gündelik rutinlerini, çalışma biçimlerini ve sağlıklarını etkileyen olaylarla… Böylece nerede durduklarını ve neden orada durduklarını düşünecek… Belki de yer/vites/kapsam değiştirmek gereğini fark edecekler.

Kova ve Yükselen Kova; Onları heyecanlandıran ya da artık heyecanlandırmayan olaylarla… Böylece onlar senaryoyu yazmaya çalışsalar da denklemin onların kontrolünde olmayan bileşenlerle başka bir hale dönüştüğünü ve AHKAM KESMEK YERİNE UYUM SAĞLAMAK GEREKTİĞİNİ idrak edecekler!

Balık ve Yükselen Balık; Güven duygularını sınayan olaylarla… Böylece güven vermek için yaptıkları şeylerin arkasında beklentiler, güvensiz ve kaçak tavırlarının arkasında ise özgüven eksikliği olduğunu idrak edecekler!

kAYNAK: jUNO yILDIZ gÖZLEMCİSİ

Wooowwwww… Çok Heyecanlı… Şimdi Ne Olacak?

‘Beni neden seviyorsun?

 

‘Beni neden seviyorsun? Ben olduğum için mi yoksa senin olmamı istediğin gibi olduğum için mi?’ diye sordu kadın. Cevapsız kaldı adam. Kadın devam etti: ‘Yüreğindeki yerimi hissetmeye ihtiyacım var.’ Adam: ‘Kaç yıldır beraberiz işte. Hala duymaya ihtiyacın mı var?’ ‘Duymaya değil, hissetmeye ihtiyacım var.’dedi kadın

Aret VARTANYAN

AFFETME OLUMLAMASI

Bu çalışmayı 6 sene evvel ilk yapmaya başladığımda içimden ne faydası olacak saçma diyerek , inanmayarak başlamıştım açık söyliyim.. Yapı olarak üşengecim olay kendim oldumu tembelim.Başkaları oldu mu tam bir aslan kesiliyorum..bir dönemden geçiyordum ve acilen toparlanmam gerekiyordu.. Dedim ki ha gayret başla ve dene.. tam 21 gün boyunca aralıksız devam ettim.. 1 hafta sonunda otomatiğe bağlandım artık.. 21 gün sonunda içimde ki tüm öfke kızgınlık gitmişti.. 3 ay sonra o kişiyle karşı karşıya geldiğimde ise nötr..Bana bir anlam bir değer hiçbir duyguyu hissettirmedi… Denemedigim hiçbirşeyi önermiyorum..

AFFETME OLUMLAMASI

Önce derin bir nefes alın.

Şimdi 3 kere affetmeye niyet ettiğiniz kişinin adını soyadını söyleyin. Benim size tavsiyem, o kişinin adıyla birlikte kendi adınızı da söyleyin. Sonuçta, bu olumlamada kendimizi de affedeceğiz.

Tekrar derin bir nefes aldıktan sonra şunları söyleyin:

BEN…… …….

ŞU ANDAN İTİBAREN KENDİMİ VE SENİ AFFETMEYE NİYET EDİYORUM.

Yine o kişinin adını tekrar ederek şöyle söyleyin:

YAŞATTIĞIN DENEYİM İÇİN SANA TEŞEKKÜR EDİYORUM VE BUNU BANA YAŞATMANA İZİN VERDİĞİM İÇİN KENDİME TEŞEKKÜR EDİYORUM.

ASLINDA SEN BANA ESKİ YARAMI HATIRLATMAK İÇİN GELDİN.

BUNUN ACISINI HİSSETMEK İSTEMEDİĞİM İÇİN SANA ÖFKELENİYORUM.

ŞU ANDAN İTİBAREN YARALARIMI SARMAYA NİYET EDİYORUM.

KENDİMİ VE SENİ TAMAMEN AFFEDİYORUM.

SENİ ÖZGÜR BIRAKIYORUM.

SEN ÖZGÜRSÜN, BEN ÖZGÜRÜM.

TEŞEKKÜR EDİYORUM…

Bu olumlamayı 3 gün boyunca aklınıza geldikçe tekrar edin ve her çalışmada öfkenizde biraz daha boşalma olduğunu hissedin. Fakat şunu unutmayın; affedişimizi sadece dilimiz söylemeyecek, bu duyguyu kalbimizde hissedeceğiz. Tamamen yürekten söylediğimizi hissettiğimiz anda başardık demektir sevgili dostlar.

Sevgiyle, ışıkla…

alıntı
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kadınlar Cadıdır:)))

 

 

Harun Reşit savaşta esir aldığı düşman  Generale: – Hayatını bağışlarım ama bir şartım var, der.
‘Kadınlar hayatta en çok ne ister?’ budur bilmek istediğim.  Bu sorunun yanıtını getir kurtar  kelleni der.
General sorar soruşturur bu çetin sorunun yanıtını aramaya başlar ve Kaf  dağındaki bir cadının bunu bildiğini  öğrenir.
Günlerce gecelerce at koşturur, cadıyı bulur ve sorar: -Kadınlar hayatta en çok ne ister?
Korkunç cadı yanıt için öyle bir şart  ileri sürer ki yenilir yutulur cinsten  değil.
-Evlen benimle!  O zaman öğrenirsin ancak istediğini…
Bu ölümcül teklifi kabul eder General ve  doğru yanıtı alır almaz koşar Harun  Reşit’e ve:
– Kadınlar en çok kendi özgür  iradeleriyle hareket etmek ister!
Harun Reşit Generalin hayatını bağışlar  ancak cadıya da evlenmek için söz  vermiştir.
Neyse evlenirler. İlk gece General bir  bakar ki , o korkunç cadı dünyalar  güzeli bir afete dönüşmüş karanlık  odada.
Konuşur cadı:
– Benim kaderim böyle.  Günün sadece yarısı güzel olabilirim,  diğer yarısı çirkinim der.
Ne dersin? Geceleri seninleyken mi  güzel olayım , yoksa gündüzleri  dışarıdayken mi?…..
General düşünür ve:  Sen bilirsin kararı kendin ver der. İşte o an korkunç cadı sonsuza dek  güzel bir kadın olarak kalır….
Peki, bu öyküden çıkarılacak 3 ders  nedir?
1.Kadınlar en çok kendi özgür  iradeleriyle hareket etmek isterler.
2.Özgür iradesiyle hareket eden bir  kadın her zaman güzeldir.
3.İster güzel olsun, ister çirkin olsun  her kadın aslında bir cadıdır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Sana Bir Sır Versem Tutar Mısın?

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Karşımda hayat dolu, cıvıl cıvıl, gözlerinin içi parlayan, kendine güveni tam, şahane bir kadın duruyor: „

Dilek Ergül.
Bir amatör denizci o.
Sıkı durun, işte bu kadın, yarın, dudak uçuklatacak bir maceraya atılıyor.
42 yaşında Atlantik’i geçecek.
Dokuz metrelik küçücük yelkenlisiyle…
Tek başına…
Üstelik bunu sadece hayalini gerçekleştirmek için yapmıyor; amacı, Darüşşafaka’da 10 kız çocuğunu daha okutabilmek…
Nasıl yapacak?
Siz 1863’e ROTA yazıp mesaj atacaksınız, Darüşşafaka’ya 5 lira bağışta bulunmuş olacaksınız. O paralarla 10 babasız kız çocuğu daha okumuş olacak.
Bence müthiş bir şey yapıyor.
Şapka çıkarıyorum ona!
Düşünün bu proje 220 bin liralık bir proje.
100 lirasını Hard Rock Cafe İstanbul karşılıyor, 120 bin lirasını Dilek cebinden ödüyor.
Başarabilirse Atlantik’i geçecek ilk Türk kadın denizci olacak ama kazandığı tek kuruş yok.
Ayakta alkışlıyorum Dilek Ergül’ü…
Ona şans diliyorum.

Hayrola? Atlantik’i geçmek filan… Bu nasıl bir cesaret?
-Bir Mars vardı gidilecek, bir de Atlantik… Ben Atlantik’i seçtim!
Ooo bu da iyiymiş. Bir hikâyesi var mı?
-Olmaz mı? Aşk! Hem de ilk görüşte. İzmirliyim ben. EPT1 Televizyonu vardı ben küçükken. Ha bire belgesel seyrederdim. Beni büyüleyen biri vardı: ‘Cak Kusto!’ Her yerde dalardı. Benim o belgesellerde büyülendiğim bir şey daha vardı: Atlantik. İşte o zaman başladı bu aşk!
Çocukluk hayalindi yani…
-Yelkenli… Uzaklara gitmek… Atlantik’i geçmek… Ama tek başıma. Ne mutlu bana ki 42 yaşımda bu hayalimi gerçekleştirebiliyorum! 16 yaşımdan bu yana çalışıyorum. Hayat bir kere. Hayat; ev kredisi, araba kredisi ödemekle mi geçsin? Hayal ettiğim şeyleri yapamayacaksam, evim olmuş, arabam olmuş, kaç yazar? Herkesin bir Atlantik’i var, adı ne olursa olsun. Hayatta seçim hakkımız da var. Mesela 600 bin liralık ev yerine 200 binlik alıp, kalanıyla dünyayı gezebilirsin. Ben o kafadayım. 39 çift ayakkabısı olan arkadaşım var. Neden? Dolaplar, odalar dolusu eşya neden? Dışarıda evsiz yüzlerce sokak çocuğu var, ameliyat için para bekleyenler var, okula gidemeyen çocuklar var. Ve burada, tam burada bizler varız. Başkaları için bir şeyler yapabiliriz. Vermek, almaktan çok daha mutlu ediyor insanı.
Anladığım kadarıyla tek amacın Atlantik’i geçmek değil…
-Haklısın. Atlantik’i geçmek bir hayal, bir tutku ama amaç değil. Amaç, çocukların okuması. O yüzden de Darüşşafaka’yla işbirliği yaptım. Dünyaya boşuna gelmedik. Herkesin bir yaşam amacı var. Benimki basit yaşayıp, kazandıklarımı paylaşabildiğim kadar paylaşmak. İki çocuğumuz var. Buna ek olarak bizim beş çocuğumuz daha var…
Nasıl yani?
-Yedi yıldır Gaziantep’te üç kız kardeşi okutuyoruz. Beş yıldır da İzmir’de bir kızımız var. Şimdi bu kız kardeşlere bir kişi daha eklendi. Onların tüm eğitim masraflarını üstleniyoruz. Ki biz çok parası olan bir çift değiliz. Ama o çocukları okutmak bizi mutlu ediyor. Gelir düzeyi düşük çocuklara destek olurken fark ettim ki, bir yıllık burs, 2-3 koli kitap, onların derdine derman olmak yerine, yarayı daha da açıyor. Uzun soluklu olmak gerekiyor. İşte Darüşşafaka’yı bu yüzden seçtim. 151 yıllık tarihleri boyunca ilk defa böyle bir projeyi destekleyecekler. Resmen kapılarına dayandım, “Benim param yok ama projem var” dedim. “Siz 10 çocuğa daha burs verin diye ben Atlantik’i geçeceğim…” Kabul ettiler!

SİZ DE BAĞIŞ YAPIN

Darüşşafaka’nın internet sitesine girin, bütçeniz ne kadarına el veriyorsa o kadar para yatırın. 5 bin liranın üzerindeki bağışlar, teknenin üzerinde logolarıyla yer alabilir. “Kolay bağış” diyenler 1863’e ROTA yazsınlar. O kadar. Bu şekilde istedikleri kadar bağış yapabilirler. Her
mesaj 5 lira.

İYİLİK BULAŞICIDIR

Ulvi ve kutsal kelimeleri, benimle bağdaşmıyor. Ben onlara borç veriyorum. “Bu borç, gelecekte okula gidemeyecek olan bir kızdan alındı. Siz gelecekte o kızları bulun ve okutun!” diyorum.

Amatör denizciler candır!

Deli bir işe kalkışıyorsun. Senin hiç mi kazancın olmayacak?
-Hayır olmayacak, aksine gidebilmek için cepten para ödedim! Bu proje için 220 bin lira gerekiyordu, 100 bin lirayı sponsorlar karşıladı. Geri kalanı da benim birikimim. 15 bin lira da kredi borcum kaldı.
Daha önce hiçbir Türk kadını böyle bir işe kalkışmadı. Hayatını tehlikeye atmanın bir karşılığı olmayacak mı?
-Ben bu yolculuğu hiç kimseden bir karşılık beklemeden, kendim istediğim için yapıyorum.
Korkmuyor musun?
-Bazen korkuyorum.
İnceledin mi, araştırdın mı ne tür zorluklar olduğunu?
-Elbette. Mevsim makul. Ama sağanak yağış olabilir, tekne su almazsa güvendeyim demektir. Akdeniz’de gemi trafiğine dikkat etmem gerekiyor. Gece mümkünse yol almayacağım. Bir de gemilerden düşen konteyner’lar var, 47 bin tane, dünya denizlerinde yüzüyor, onlara çarpmamaya dikkat etmem lazım. Çünkü onlar, su içinde yüzdükleri için her zaman görmek mümkün olmuyor, çarpınca da teknenin hasar alma ihtimali çok yüksek…
Sen profesyonel denizci değilsin, ayrıca sporcu da değilsin… Güvendiğin şey ne?
-Denizcinin profesyoneli yok ki! Gemici var, o bir meslek. Yarışçılar var, o da ayrı bir dal. Bir de biz varız: ‘Denizciler.’ Çoğu yarışçı, demir atmayı bilmez mesela. Gemicilerin zaten yelkenle alakaları yok. Amatör denizciler candır!
Seni takip eden birileri olacak mı? Sonuçta 14 aydan söz ediyoruz… Ne yiyeceksin, ne içeceksin? Nasıl bir macera olacak?
-Maceranın nasıl olacağını hep birlikte göreceğiz. Beni herkes www.rotaatlantik.com ve www.darussafaka.org’dan takip edebilecek. Haritadan adımlarımı görecek. Ayrıca uydu telefonum olacak. Akdeniz’de her limandan istediğimi alıp yiyebileceğim. Atlantik’te ise bir süre taze sebze, sonrasında konserveler olacak. Ve tabii ki yaşasın makarna!
Peki 14 ay yalnız olmak nasıl bir şey?
-14 ayın yüzde 70’inde yalnız olacağım. Geri kalanında iki-üç günlük sürelerle bana katılanlar olacak. Kim isterse gelebilir. Ama tabii Atlantik’i 22 gün kara görmeden yalnız geçeceğim. İşin zor kısmı da burası zaten…
Niye kocanla beraber değilsin bu macerada?
-Bu, benim hayalimdi. Tek olmak… Tek geçmek… Söyleyecek sözümü bu yolla söylemek… Bunu itiraz etmediği için ona daha da aşkla bağlandım.
Senin için korkuyor mu?
-Elbette, endişeleniyor. Ve sanıyorum bu zorunlu ayrılık onu biraz üzecek. Ama temmuzda bir hafta yanıma gelecek…


Eşim, Türk erkeklerine rol model olabilir

Bir harita çiz… Nereden başlayıp nereye gideceksin?
-Karayipler üzerinden İstanbul’a… Yani “İstanbul to İstanbul via Caribbean…”
Örnek aldığın biri var mı?
-Evet. Bu geçişi ilk yapan Ann Davison. Tek başına durmaksızın beş burun geçen –ki en tehlikeli denizlerdir- Kay Cottee ve elbette yelkenliyle dünya turundan elde ettiği gelirle kanserli çocuklar için vakıf kuran Ellen MacArthur.
En çok nelere dikkat edeceksin?
-Düşmemeye! Zaten bağlı olacağım tekneye…
Seni çok kutluyorum. Bir taraftan hayalini gerçekleştirirken, bir taraftan da sosyal fayda sağlıyorsun. 10 kız çocuğu daha okutmak çok değerli bir şey…
-Evet, ben de zaten bu yüzden girdim bu işe. Darüşşafaka muazzam bir okul, gidin görün. Lüks hiçbir şey yok. Ama verilen dersler ve öğrencilerin donanımı inanılmaz. Ben hayalleri olan kızlar gördüm o okulda. Pilot, araba yarışçısı, beyin cerrahı, bilim kadını olmak isteyenler… İnanılmaz iyi İngilizce konuşuyorlar. Ve o okulda eşitler. Kız-erkek tam olarak eşitliğin keyfini yaşıyorlar. Hepsi de cumhuriyet çocukları.
Türk kadınları için bir rol model olduğunu düşünüyor musun?
– Hayır. Ama eşim Ali Ergül’ün Türk erkekleri için bir rol model olduğunu düşünüyorum! Çünkü çok sevdiği karısı ona “Bu benim hayalim” diyor ve bir bilinmezliğe gidiyor. O da bana saygı duyuyor ve destek oluyor.
ayşe arman

Bu senin hayatın. Ne seviyorsan onu yap ve bunu sıklıkla yap

hisar ağva 062

Bu senin hayatın. Ne seviyorsan onu yap ve bunu sıklıkla yap. Eğer bir şeyi sevmiyorsan, değiştir. Eğer işini sevmiyorsan, bırak. Eğer yeterince vaktin yoksa, televizyon izlemeyi kes. Eğer hayatının aşkını arıyorsan, dur; sevdiğin işleri yapmaya başladığında seni bekliyor olacak. Fazla analiz yapmayı kes, hayat basittir. Her son lokmanı yiyip, değerini bildiğinde bütün duygular güzeldir. Aklını, kollarını ve kalbini yeni şeylere ve insanlara aç, farklılıklarımızla birleşiriz. Yanında gördüğün ilk insana tutkusunun ne olduğunu sor ve ilham verici hayalini onunla paylaş. Sık sık seyahat et, kaybolmak kendini bulmana yardım edecek. Bazı fırsatlar bir kez gelir, onları yakala. Hayat tanıştığın insanlarla ve yarattığın yeni şeylerle ilgili, bu yüzden çık ve yaratmaya başla. Hayat kısa. Hayalini yaşa ve tutkunu paylaş.”

Holstee Manifestosu

Hayatıma girip çıkan her insanın benim ihtiyacım olan birer öğretmen olduğunu farketiğimden beri,

Hayatıma girip çıkan her insanın benim ihtiyacım olan birer öğretmen olduğunu farketiğimden beri, hiç bir hayalkırıklığı yaşamadan dersimi alıp yoluma devam ediyorum. Onlara hayatıma anlam katıp bana yaptıkları katkı için teşekkür ediyorum..

“…Çok şükür aşığım.

imagesCA4N8MTU

 

 

“…Çok şükür aşığım. Bana öyle geliyor ki bir tek insana, yüz milyonlarca insana, bir tek ağaca, bütün ormana, tek bir düşünceye, bir çok düşünceye ve fikre aşık olmadan yaşamak, yaşamak değildir. Tohuma, toprağa, denize inan. İnsana inan hepsinden önce. Kuruyan dalın, sönen yıldızın, sakat hayvanın duy kederini. Hepsinden önce de insanın. Sevindirsin seni cümlesi nimetlerin, sevindirsin seni karanlık ve aydınlık, sevindirsin seni dört mevsim. Ama hepsinden önce sevindirsin seni insan…”

Nazım

En Sevdiğiniz Meyve Sizi Ele Veriyor…SAKIN KAÇIRMAYIN…

imagesCAFH532A

Eğer en sevdiğiniz meyve PORTAKAL ise…

Sonsuz sabır ve iradeye sahip bir karaktere sahipsiniz. İşlerinizi yavaş ancak derinlemesine inceleyerek yapıyorsunuz; sıkı çalışmaktan da asla yılmıyorsunuz. Çekingen olma ihtimaliniz çok yüksek; ancak güvenilir ve sözünün eri bir arkadaşsınız. Partnerinizi ince eleyip sık dokuyarak seçiyor; ve onu tüm kalbinizle seviyorsunuz. Anlaşmazlıkları ne pahasına olursa olsun engelliyorsunuz.

Eğer en sevdiğiniz meyve ELMA ise…

Savurgan, fevri ve lafını sakınmayan bir insansınız; sert ve öfkeli bir yapınız var. Çok iyi bir organizatör olmasanız da, bu iyi bir lider olmayacağınız anlamına gelmiyor. Hızlı karar verme ve ileriye dönük adımlar atmada çok iyisiniz. Seyahat etmekten hoşlanıyorsunuz. Partnerinizle beraberken gözleriniz ışıldıyor. İçinizdeki yaşama sevincini hiç söndürmüyorsunuz.

Eğer en sevdiğiniz meyve MUZ ise…

Doğuştan sempatik, hoşgörülü ve şefkatli bir yapınız var. Utangaç bir insansınız ve sık sık özgüven eksikliğinizin kurbanı oluyorsunuz. İnsanlar sizin yumuşak yüzlü oluşunuzdan yararlanıyor. Partnerinizin sizi hem ruhsal hem fiziksel olarak çekmesi gerekiyor; ve karşısındakini tanıdıkça seven bir yapıya sahipsiniz. Tabiatınız gereği, ilişkileriniz de uyumlu oluyor.

Eğer en sevdiğiniz meyve KİRAZ ise…

Hayat sizin için çok da insaflı değil. İnişli çıkışlı bir yaşamınız var, özellikle de profesyonel anlamda… Henüz kendiniz için yeterli birikime sahip olmadığınızı, hala küçük meblağlarla uğraştığınızı düşünüyorsunuz. Müthiş bir hayal gücünüz var, yaratıcı çalışmalarda bulunmaktan hoşlanıyorsunuz. İçten ve sadık bir partnersiniz; ancak duygularınızı ifade etmekte zorlanıyorsunuz.

Eğer en sevdiğiniz meyve ÜZÜM ise…

Genel olarak nazik bir insansınız; ancak sık sık ani parlamalarınız da oluyor; fakat çabuk yatışıyorsunuz. Güzel olan herşeyi seviyorsunuz. Sıcak ve sosyal bir insan olmanız sebebiyle çevrenizde popülersiniz. Yaptığınız herşeyden zevk alıyor; aynı coşku ve enerjiyi partnerinizin de paylaşmasını istiyorsunuz. İnsanlar sizinle beraberken sıkılmıyor; çünkü onlara önerecek çok şeyiniz var.

Eğer en sevdiğiniz meyve ŞEFTALİ ise…

Oldukça neşeli bir yapıya sahipsiniz. Yaşamayı seviyorsunuz. Dostluklar hayatınızın vazgeçilmez bir parçası… Olayları büyütmüyor ve çabuk bağışlıyorsunuz. Açıksözlü ve dobra bir insansınız. Bağımsız ve hevesli karakteriniz sizi tuttuğunu koparan bir insan yapıyor. İdeal bir partner ve tutkulu bir aşıksınız; ancak sevginizi diğer insanların gözü önünde göstermekten hoşlanmıyorsunuz.

Eğer en sevdiğiniz meyve AYVA ise…

Mütevazı ve muhafazakar bir kişiliğiniz var. Derinlemesine düşünen ve dikkatli bir yapıya sahip olmanız nedeniyle, hiçbir işi aceleye getirmiyorsunuz. Hırslı bir insansınız; detay ve sayılarla çalışma gerektiren işlerde gayet başarılısınız. İnsanların yanlışlarını anında görebiliyorsunuz. Partnerinizi seçerken, görünüşünden çok zekasına değer veriyorsunuz.

Eğer en sevdiğiniz meyve ARMUT ise…

Aklınıza bir şey koydunuz mu muhakkak başarıyorsunuz; fakat genel olarak değişken ve başladığı işi bitirmekte zorlanan bir yapınız var. Çünkü emeğinizin sonucunu hemen elde etmek veya baştan sonucun ne olacağını bilmek istiyorsunuz. Zihinsel uyarılmalara açıksınız ve fikir bazında tartışmalardan hoşlanıyorsunuz. Çok çabuk arkaşadaşlık kurabilseniz de, ilişkileri devam ettirmekte sorun yaşıyorsunuz.

Eğer en sevdiğiniz meyve İNCİR ise…

Ciddi, düşünceli ve duyarlı bir yapıya sahipsiniz. Sosyalleşmekten hoşlansanız da, belli bir mesafeyi korumaya özen gösteriyorsunuz; kendinize sakladığınız bir alan her zaman olmalı… Açıkgöz, çabuk kavrayan ve cin gibi bir insan olmanız sebebiyle, özellikle iş yaşamında tepeye oynuyorsunuz. İnatçı bir insansınız. Partnerinizde tutkulardan önce beyine bakıyorsunuz.

Eğer en sevdiğiniz meyve KAVUN ise…

Korkusuz bir insansınız; olup biteni, başınıza gelenleri doğal karşılıyor, üstünde durmuyorsunuz. Eğlenceli kişiliğiniz ve cömert yapınız nedeniyle insanlar size çekiliyor. İş yaşamında tuttuğunu koparan bir insansınız; doğru zamanda doğru yerde olmakta ustasınız. Yeni insanlarla tanışmaktan hoşlanıyorsunuz. Karşı cins üzerindeki en etkili silahınız; mizah anlayışınız

ALINTI

Nasıl Bir Aşıksınız?

ANTRENÖR: Geleceğinizin güvende olmasını mı istiyorsunuz? Çevrenizdeki insanların sizinle aynı düzeyde olmasını mı istiyorsunuz? Bu durumda siz ilişkinizi ‘bir takım’ olarak görüyorsunuz. Aşka aslında çok da inanmıyorsunuz. Aşkı ve ilişkiyi çıkarların uyumu olarak niteliyorsunuz. Sevgilinize sürekli taktikler veriyorsunuz. Gerektiğinde iş değiştirmesi için baskı yapıyorsunuz. Ama onu biraz rahat bırakmalı ve siz de rahatlamalısınız.

SAHİPLENEN: Onu kıskanıyor musunuz? Sürekli sevgisini kanıtlamasını mı istiyorsunuz? Sık sık onsuz bir hayatın nasıl olacağını düşünüyor ve onun odak noktası olmak için çabalıyorsunuz. Sorunlar da bu noktada başlıyor. Onun sizsiz bir şeyler yapması sorun oluyor. Onun adına yaşamaktan, iki vücutta tek ruh olmaktan vazgeçmeniz gerekiyor.

BAĞIMLI: Onu deli gibi seviyorsunuz. Bu sevgi adına her şeyi yapmaya hazırsınız. Onun için yapamayacağınız fedakarlık yok. Peki bu ilişkide siz neredesiniz? Biraz kendiniz için yaşamayı öğrenmelisiniz. Başkası için yaşadığınız taktirde siz yok olursunuz..

DOST: Kavgaları çocukça mı buluyorsunuz? Siz sevgiliden çok, dost olmayı istiyorsunuz. Aşk her şeyden önce güven sizin için. Değişiklik, uçarılık size göre değil. İlişkileriniz hep uzun soluklu. Sevgilinizle her şeyi yapmayı, onunla tüm hayatı paylaşmayı istiyorsunuz. Ancak dostça tavırlarınızın yanında bir sevgilinin şefkatini de ondan esirgemeyin..

TUTKULU: Onu çok çekici buluyorsunuz. Siz aşka aşık bir insansınız. Partnerinizin de öyle olmasın tercih ediyorsunuz. Onsuz bir dakika bile ıstırap içinde geçiyor. Çevrenizdekiler sizden ‘Romeo ve Juliet’ diye söz ediyor. Ancak siz aşkta acı olması gerektiğine inanıyorsunuz. Hep imkansız aşkların peşinde koşuyorsunuz. Onun için şiirler yazıyorsunuz. Doğru insanı bulursanız bir sorun yok ancak, kendinize acı çektirmekten vazgeçmelisiniz.

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Toz Olan Hayatları Bir De Duman Etmeyin…

İlişkiler tek taraflı olarak yürütülemeyeceği gibi, sorunlar da tek taraflı çözülemeyecek.

 

 

İlişkiler tek taraflı olarak yürütülemeyeceği gibi, sorunlar da tek taraflı çözülemeyecek. Bir tarafın istekleri gerçekleşir, diğer taraf kendinden vazgeçmek zorunda kalırsa da devamı gelemez; gelse de yıpratıcı olur. Hiç değilse bir taraf bir adım gelirse diğeri belki iki adım gelir. Uzun lafın kısası sürekli olarak bir tarafın beklentilerinin karşılandığı bir ilişki devam edemez. Ne evlilik, ne dostluk, ne de arkadaşlık…

Aret Vartanyan

Bazen sadece yorgun oluyor insan, ne küs, ne yalnız ne de aşık…