Babamla nasıl tanıştınız…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ben yola sadece güvendiklerimle çıkarım…

Ben yola sadece güvendiklerimle çıkarım…

Anette

Çalakalem Laflarım... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

NOHUTLU PİLAV:

Fotoğraf: :::::::::::::::::::::::.NOHUTLU PLAV:::::::::::::::::::::Malzemeler 1 su bardağı Nohut2 su bardağı Pirinç4 su bardağı Su1 paket Tavuk suyu tableti (isteğe bağlı)100 gr. TereyağYemeğin Tarifi  Nohutlar iyice haşlanır. 4 bardak suya tereyağ, tavuk suyu tableti ve köri karıştırılır ve kaynamaya bırakılır. Su kaynadıktan sonra nohut ve pirinç ilave edilir. Pilav suyunu çekinceye kadar pişirilir. Daha sonra kapağın altına bir kağıt havlu koyularak pilav 10 dakika kadar demlenmeye bırakılır.

Malzemeler

1 su bardağı Nohut

2 su bardağı Pirinç

4 su bardağı Su

1 paket Tavuk suyu tableti (isteğe bağlı) …

100 gr. Tereyağ Yemeğin Tarifi  Nohutlar iyice haşlanır. 4 bardak suya tereyağ, tavuk suyu tableti ve köri karıştırılır ve kaynamaya bırakılır. Su kaynadıktan sonra nohut ve pirinç ilave edilir. Pilav suyunu çekinceye kadar pişirilir. Daha sonra kapağın altına bir kağıt havlu koyularak pilav 10 dakika kadar demlenmeye bırakılır.
Yemekte Ne Var ??? kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Yüzyıllardır oynanmasına rağmen hiçbir seyirci;Sahneye fırlayıp Romeo’nun zehirli iksiri içmesine engel olmamıştır.

Yüzyıllardır oynanmasına rağmen hiçbir seyirci;
Sahneye fırlayıp Romeo’nun zehirli iksiri içmesine engel olmamıştır.
Sonunda geminin batacağı bilindiği halde Titanic defalarca izlenmiştir.
Bitecektir korkusuyla aşktan kaçarsan hayattan hiçbir tat alamazsın.
Çünkü;
Romeo ölmeli,
Titanic batmalı,
‘Ama aşk her şeye rağmen yaşanmalı’ !

Adam FAWER

Sevene diken olma, gülü incitme gönül.

Fotoğraf: Çiçeklerle hoş geçin, balı incitme gönül. Bir küçük meyve için, dalı incitme gönül. Başın olsa da yüksek, gözün enginde gerek, Kibirle yürüyerek, yolu incitme gönül. Mevla verince azma, geri alınca kızma, Tüten ocağı bozma, külü incitme gönül. Dokunur gayretine, karışma hikmetine Sahibi hürmetine, kulu incitme gönül. Sevmekten geri kalma, yapan ol, yıkan olma Sevene diken olma, gülü incitme gönül. YUNUS EMRE....✿♥

 

Çiçeklerle hoş geçin, balı incitme gönül.
Bir küçük meyve için, dalı incitme gönül.
Başın olsa da yüksek, gözün enginde gerek,
  Kibirle yürüyerek, yolu incitme gönül.

Mevla verince azma, geri alınca kızma,
Tüten ocağı bozma, külü incitme gönül.
Dokunur gayretine, karışma hikmetine
Sahibi hürmetine, kulu incitme gönül.
Sevmekten geri kalma, yapan ol, yıkan olma
Sevene diken olma, gülü incitme gönül.
YUNUS EMRE

Allah bir kapıyı kaparsa bin kapıyı açar…

Bana Doğru Yolu Göster…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Bizim şişkinliğimiz kilodan değil, öyle herşeyi içimize ata ata şiştik…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

ANKA SEMBOLÜ (Küllerinden yeniden Doğan Zümrüt- ü Anka Kuşu)

   Fotoğraf: ANKA SEMBOLÜ(Küllerinden yeniden Doğan Zümrüt- ü Anka Kuşu) Yeniden dirilişin ve ölümsüzlüğün ya da ateşle ölerek ardından yeniden doğmanın evrensel sembolüdür. Anka, kendini feda ederek ölen efsanevi bir kuştur. Yaklaşık olarak kartal boyutlarında mitsel bir kuştur ve sülün, balıkçıl kuşu, Bennu kuşu gibi kuşlarla ortak niteliklere sahip olduğu çeşitli kaynaklarca belirtilir.  Efsaneye göre Anka, öldükten sonra üç gün ölü kalır (bu ayın karanlık zamanıdır) ve üçüncü gün kendi küllerinden yeniden yükselir. Bu ay sembolizmidir ama Anka evrensel olarak güneş sembolüdür çünkü o bir Ateş Kuşudur ve İlahi Asaleti, eşi olmayanı temsil eder. Aynı zamanda nezaketi de temsil eder çünkü aydınlattığı hiçbirşeyi ezmez ve çiğ’den başka hiçbirşeyle beslenmez. Anka, tüm Cennet Bahçelerinde “Gül” ile ilişkilendirilir. Bazı kaynaklara göre Sufi Feridettin Attar bu kuştan “kendini aramanın” sembolü olarak bahseder.   Anka aynı zamanda efsanevi balıkçıl kuşudur. Ateş sembolüyle ilişkilendirilen kuşun ismi de köken olarak Yunancadaki kırmızı kelimesinden gelir. Anka Kuşu’nun kökeni ise Eski Mısır’daki kutsal Bennu’dur. Balıkçıl kuşunun ilksel çamurdan tezahür eden tepeyi aydınlatan ilk yaratık olduğu söylenir. Bennu Kuşu ise Heliopolis’te Güneş-Tanrı’nın tezahürü olarak kabul edilirdi. Kuşun sadece her 500 yılda bir ortaya çıktığı kabul edilirdi. Antik çağ mitologları kuşla ilgili ilave bazı detaylar eklemişlerdir; örneğin Anka kuşu diğer ülkelere uçar, güzel kokulu otlar toplar ve onları tekrar Heliopolis’e getirirdi. Onları sunağa doldurur ve tutuşturur ve kendini bu ateşte yakar, küle döner ve üç gün sonra da bu küllerden yeniden doğardı. Sonradan eklenen bazı bilgilerde ise kuşun altın ya da çok renkli tüylerinin olduğu yeralmıştır.   Efsaneye göre Anka Kuşu, ölümün kendisine yaklaştığını gördüğünde kendisine güzel kokulu odundan ve reçineden bir yuva yapar ve onun tamamen güneşin ışınlarına maruz kalmasını sağlayarak kendisiyle birlikte alev alıp yanmasına, kül olmasına neden olur. Bir diğer Anka kuşu ise kemiğinin iliklerinden doğar. Türk tradisyonlarında buna Kerkes Kuşu adı verilir ve Kerkes Kuşu 49 sayısı ile ilişkilendirilir. Pers Tradisyonunda ise ismi Simurg’dur. Bütün tradisyonlarda periyodik olarak yıkımı ve yeniden doğumu sembolize eder. Wirth’e göre efsanevi kuş, hepimizin kendi içinde sakladığı ve her an yaşamamızı ve değişim adını verdiğimiz kısmi ölümün üstesinden gelmemizi sağladığı bir Ankanın sembolüdür. Simyada: Evrensel hayatın yeniden doğumunu ve bir işleyişin başarılı olarak tamamlanmasını ya da başka bir deyişle Büyük Eser’in tamamlanmasını ve yeniden yaratılmayı sembolize eder.Anka, Simyanın temel maddesi olan zincifre ile ilişkilendirilir. Bazı yazılı metinlerde Güney Kutbu’nda bir mağarada doğmuş olduğu sanılan zincifre kırmızısı bir Anka’dan sözedilir. Bu canlı “Zincifre Dağı’nın Ankası” olarak bilinir.Aztek, Maya ve Toltek Sembolizminde: Güneşle ilişkili bir semboldür, kutsamanın, mutluluğun sembolüdür. O, Quetzalcoatl’ın arkadaşı Quetzal’dır. Çin Sembolizminde: Zincifre kuşudur, ateş unsuru ile ilişkilidir. Dört spiritüel feda sembolünden ya da dört Kutsal Yaratıktan biridir ve tıpkı ilişkilendirildiği ejderha veya ky-lin gibi, o da hem yin ve hem de yang’tır. Eril feng olduğu zaman o yang’dır, güneşle ilişkilidir ve ateş kuşudur. Kralın sembolü olarak ejderhayla birlikte tasvir edildiğinde ise Anka dişil hale gelir, kraliçe olur ve ikisi birlikte krallık gücünü temsil ederler. Dişil yanıyla luan adı verilen Anka güzelliği sembolize eder. Duyguların hassaslığını ve huzuru temsil eder. Aynı zamanda düğünün sembolüdür çünkü ayrılmaz arkadaşlığı temsil eder ve bu sadece evli çiftler için değil, düalite gerçekliğindeki evrenin tüm yin-yang dayanışması için böyledir.  Anka aynı zamanda, ejderha ve ky-lin gibi çeşitli elementlerden yapılmıştır, ve bu elementler tüm kozmosu simgelerler: Bir horozun başına (güneş), ayın hilal haline benzeyen kırlangıcın sırtına sahiptir. Kanatları rüzgardır, kuyruğu ağaçları ve çiçekleri temsil eder, ayakları ise dünyayı. Beş erdemi temsil eden beş rengi vardır. Rengi göze hoş gelir, ibiği dürüstlüğü, dili içtenliği anlatır, sesi melodileri seslendirir… Bir Anka kuşunun görülmesi her yerde çok uğurlu sayılırdı ve huzur, yardımseverlik prensibiydi ya da bir büyük Bilge’nin görüleceğinin işaretiydi. Bir çift Anka, Kral ile Bilge’nin birleşimini işaret eder.  Bazı kaynaklara göre Meru Dağı’nın arkasındaki cennette ölümsüzleri şarkıları ve danslarıyla eğlendiren Feng ve dişi Anka olarak beyaz luan bulunur.Hıristiyanlıkta: Hıristiyanlığa göre, ölümsüz ruhun ve yeniden doğuşun sembolü olan Anka, İsa’nın acısının ateşinde yanıp küle döner ve üçüncü günde yeniden dirilir. Ölüme karşı zafer kazanmanın, imanın ve sadakatin sembolüdür. Hıristiyan ikonografisinde Anka kuşu genelde pelikanla birlikte gösterilir çünkü simyacılara göre o ilksel maddenin felsefe taşı olma yolundaki (materia prima) yıkımını ve yeniden oluşumunu sembolize eder. Mısırda: Güneş kuşu olan Bennu kuşuyla aynı kabul edilir. Güneşle ilişkili olduğundan yeniden dirilişin, ölümsüzlüğün sembolüdür ve Ra ile ilişkilendirilir. Kadim zamanlarda Nil’in yükselmesinin ön işareti olan Sirius’un helyak yükselişinin de sembolü olarak ortaya konulmuştur.Japon Sembolizminde: Güneşin, doğruluğun, sadakatin, itaatin sembolüdür. Yahudi Tradisyonunda: Anka kuşuna milcham denir ve onun ölümsüzlüğü şöyle açıklanır: Havva bilgi ağacının meyvesini yiyerek günah işlediğinde dünyanın diğer yaratıklarının günahsızlığını kıskanmıştır. Onları birer birer ayartarak sakıncalı meyvadan yemelerini sağlamıştır. Yalnızca Milcham kuşu onu reddetmiş ve Tanrı da ödül olarak ölüm meleğine bu itaatkar kuşun canını sonsuza dek bağışlamasını emretmiştir. Milcham’a etrafı duvarlarla çevrili bir kent verilmiş ve onun içinde rahatsız edilmeden bin yıl yaşaması sağlanmıştır. Bin yıl onun ömür süresidir ve bu süre geçtiğinde yuvasında bir yangın çıkar ve oradaki kuşları yakar. Sadece tek bir yumurta sağlam kalır ve bu yumurtadan bir yavru kuş çıkar, ve Milcham böyelikle yaşamaya devam eder. Bir diğer hikayeye göre ise Milcham bin yaşına geldiğinde bedeni kırış kırış olur ve kanatlarının tüyleri dökülür, dolayısıyla bu haliyle adeta bir yavru kuşa dönmüştür. Ne var ki tüyleri yeniden büyür ve bir kartal gibi gökyüzünde süzülür ve ölüm ona asla gelmez. Yeni Ruhçuluk’ta: Simurg sembolü ruhsal aydınlanmayı, insanın kendini bilmesini, uyanışını, yani nefsaniyetini alt edip içindeki vicdan ve sezgi kanalına yönelmesini, şuurlanmasını, idraklenmesini ifade eder. iç simyada buna “büyük eser” denir.Kaynakça· SALT, Alparslan; Semboller; RM Yayınları; İstanbul 2006.· BIEDERMANN, Hans; Dictionary of Symbols-Cultural Icons&The Meanings Behind Them; Meridian Printing;   New York 1994.· EBERHARD, Wolfram; Çin Simgeleri Sözlüğü; Kabalcı Yayınları; İstanbul 2000.· CIRLOT, J. E. ; A Dictionary of Symbols; Dover Publications; New York 2002.· COOPER, J.C.; An Illustrated Encyclopedia of Traditional Symbols; Thames&Hudson ; Slovenia, 2008.Yayına Hazırlayan: Astroset Semboller Araştırma GrubuYayın Tarihi: 13.Eylül.2012
 Yeniden dirilişin ve ölümsüzlüğün ya da ateşle ölerek ardından yeniden doğmanın evrensel sembolüdür. Anka, kendini feda ederek ölen efsanevi bir kuştur. Yaklaşık olarak kartal …
boyutlarında mitsel bir kuştur ve sülün, balıkçıl kuşu, Bennu kuşu gibi kuşlarla ortak niteliklere sahip olduğu çeşitli kaynaklarca belirtilir.    Efsaneye göre Anka, öldükten sonra üç gün ölü kalır (bu ayın karanlık zamanıdır) ve üçüncü gün kendi küllerinden yeniden yükselir. Bu ay sembolizmidir ama Anka evrensel olarak güneş sembolüdür çünkü o bir Ateş Kuşudur ve İlahi Asaleti, eşi olmayanı temsil eder. Aynı zamanda nezaketi de temsil eder çünkü aydınlattığı hiçbirşeyi ezmez ve çiğ’den başka hiçbirşeyle beslenmez. Anka, tüm Cennet Bahçelerinde “Gül” ile ilişkilendirilir. Bazı kaynaklara göre Sufi Feridettin Attar bu kuştan “kendini aramanın” sembolü olarak bahseder.
Anka aynı zamanda efsanevi balıkçıl kuşudur. Ateş sembolüyle ilişkilendirilen kuşun ismi de köken olarak Yunancadaki kırmızı kelimesinden gelir. Anka Kuşu’nun kökeni ise Eski Mısır’daki kutsal Bennu’dur. Balıkçıl kuşunun ilksel çamurdan tezahür eden tepeyi aydınlatan ilk yaratık olduğu söylenir. Bennu Kuşu ise Heliopolis’te Güneş-Tanrı’nın tezahürü olarak kabul edilirdi. Kuşun sadece her 500 yılda bir ortaya çıktığı kabul edilirdi. Antik çağ mitologları kuşla ilgili ilave bazı detaylar eklemişlerdir; örneğin Anka kuşu diğer ülkelere uçar, güzel kokulu otlar toplar ve onları tekrar Heliopolis’e getirirdi. Onları sunağa doldurur ve tutuşturur ve kendini bu ateşte yakar, küle döner ve üç gün sonra da bu küllerden yeniden doğardı. Sonradan eklenen bazı bilgilerde ise kuşun altın ya da çok renkli tüylerinin olduğu yeralmıştır.
Efsaneye göre Anka Kuşu, ölümün kendisine yaklaştığını gördüğünde kendisine güzel kokulu odundan ve reçineden bir yuva yapar ve onun tamamen güneşin ışınlarına maruz kalmasını sağlayarak kendisiyle birlikte alev alıp yanmasına, kül olmasına neden olur. Bir diğer Anka kuşu ise kemiğinin iliklerinden doğar. Türk tradisyonlarında buna Kerkes Kuşu adı verilir ve Kerkes Kuşu 49 sayısı ile ilişkilendirilir. Pers Tradisyonunda ise ismi Simurg’dur. Bütün tradisyonlarda periyodik olarak yıkımı ve yeniden doğumu sembolize eder. Wirth’e göre efsanevi kuş, hepimizin kendi içinde sakladığı ve her an yaşamamızı ve değişim adını verdiğimiz kısmi ölümün üstesinden gelmemizi sağladığı bir Ankanın sembolüdür.
Simyada: Evrensel hayatın yeniden doğumunu ve bir işleyişin başarılı olarak tamamlanmasını ya da başka bir deyişle Büyük Eser’in tamamlanmasını ve yeniden yaratılmayı sembolize eder. Anka, Simyanın temel maddesi olan zincifre ile ilişkilendirilir. Bazı yazılı metinlerde Güney Kutbu’nda bir mağarada doğmuş olduğu sanılan zincifre kırmızısı bir Anka’dan sözedilir. Bu canlı “Zincifre Dağı’nın Ankası” olarak bilinir. Aztek, Maya ve Toltek Sembolizminde: Güneşle ilişkili bir semboldür, kutsamanın, mutluluğun sembolüdür. O, Quetzalcoatl’ın arkadaşı Quetzal’dır.
Çin Sembolizminde: Zincifre kuşudur, ateş unsuru ile ilişkilidir. Dört spiritüel feda sembolünden ya da dört Kutsal Yaratıktan biridir ve tıpkı ilişkilendirildiği ejderha veya ky-lin gibi, o da hem yin ve hem de yang’tır. Eril feng olduğu zaman o yang’dır, güneşle ilişkilidir ve ateş kuşudur. Kralın sembolü olarak ejderhayla birlikte tasvir edildiğinde ise Anka dişil hale gelir, kraliçe olur ve ikisi birlikte krallık gücünü temsil ederler. Dişil yanıyla luan adı verilen Anka güzelliği sembolize eder. Duyguların hassaslığını ve huzuru temsil eder. Aynı zamanda düğünün sembolüdür çünkü ayrılmaz arkadaşlığı temsil eder ve bu sadece evli çiftler için değil, düalite gerçekliğindeki evrenin tüm yin-yang dayanışması için böyledir.    Anka aynı zamanda, ejderha ve ky-lin gibi çeşitli elementlerden yapılmıştır, ve bu elementler tüm kozmosu simgelerler: Bir horozun başına (güneş), ayın hilal haline benzeyen kırlangıcın sırtına sahiptir. Kanatları rüzgardır, kuyruğu ağaçları ve çiçekleri temsil eder, ayakları ise dünyayı. Beş erdemi temsil eden beş rengi vardır. Rengi göze hoş gelir, ibiği dürüstlüğü, dili içtenliği anlatır, sesi melodileri seslendirir… Bir Anka kuşunun görülmesi her yerde çok uğurlu sayılırdı ve huzur, yardımseverlik prensibiydi ya da bir büyük Bilge’nin görüleceğinin işaretiydi. Bir çift Anka, Kral ile Bilge’nin birleşimini işaret eder.    Bazı kaynaklara göre Meru Dağı’nın arkasındaki cennette ölümsüzleri şarkıları ve danslarıyla eğlendiren Feng ve dişi Anka olarak beyaz luan bulunur. Hıristiyanlıkta: Hıristiyanlığa göre, ölümsüz ruhun ve yeniden doğuşun sembolü olan Anka, İsa’nın acısının ateşinde yanıp küle döner ve üçüncü günde yeniden dirilir. Ölüme karşı zafer kazanmanın, imanın ve sadakatin sembolüdür. Hıristiyan ikonografisinde Anka kuşu genelde pelikanla birlikte gösterilir çünkü simyacılara göre o ilksel maddenin felsefe taşı olma yolundaki (materia prima) yıkımını ve yeniden oluşumunu sembolize eder.
Mısırda: Güneş kuşu olan Bennu kuşuyla aynı kabul edilir. Güneşle ilişkili olduğundan yeniden dirilişin, ölümsüzlüğün sembolüdür ve Ra ile ilişkilendirilir. Kadim zamanlarda Nil’in yükselmesinin ön işareti olan Sirius’un helyak yükselişinin de sembolü olarak ortaya konulmuştur. Japon Sembolizminde: Güneşin, doğruluğun, sadakatin, itaatin sembolüdür.
Yahudi Tradisyonunda: Anka kuşuna milcham denir ve onun ölümsüzlüğü şöyle açıklanır: Havva bilgi ağacının meyvesini yiyerek günah işlediğinde dünyanın diğer yaratıklarının günahsızlığını kıskanmıştır. Onları birer birer ayartarak sakıncalı meyvadan yemelerini sağlamıştır. Yalnızca Milcham kuşu onu reddetmiş ve Tanrı da ödül olarak ölüm meleğine bu itaatkar kuşun canını sonsuza dek bağışlamasını emretmiştir. Milcham’a etrafı duvarlarla çevrili bir kent verilmiş ve onun içinde rahatsız edilmeden bin yıl yaşaması sağlanmıştır. Bin yıl onun ömür süresidir ve bu süre geçtiğinde yuvasında bir yangın çıkar ve oradaki kuşları yakar. Sadece tek bir yumurta sağlam kalır ve bu yumurtadan bir yavru kuş çıkar, ve Milcham böyelikle yaşamaya devam eder. Bir diğer hikayeye göre ise Milcham bin yaşına geldiğinde bedeni kırış kırış olur ve kanatlarının tüyleri dökülür, dolayısıyla bu haliyle adeta bir yavru kuşa dönmüştür. Ne var ki tüyleri yeniden büyür ve bir kartal gibi gökyüzünde süzülür ve ölüm ona asla gelmez.
Yeni Ruhçuluk’ta: Simurg sembolü ruhsal aydınlanmayı, insanın kendini bilmesini, uyanışını, yani nefsaniyetini alt edip içindeki vicdan ve sezgi kanalına yönelmesini, şuurlanmasını, idraklenmesini ifade eder. iç simyada buna “büyük eser” denir.
Kaynakça · SALT, Alparslan; Semboller; RM Yayınları; İstanbul 2006. · BIEDERMANN, Hans; Dictionary of Symbols-Cultural Icons&The Meanings Behind Them; Meridian Printing;   New York 1994. · EBERHARD, Wolfram; Çin Simgeleri Sözlüğü; Kabalcı Yayınları; İstanbul 2000. · CIRLOT, J. E. ; A Dictionary of Symbols; Dover Publications; New York 2002. · COOPER, J.C.; An Illustrated Encyclopedia of Traditional Symbols; Thames&Hudson ; Slovenia, 2008. Yayına Hazırlayan: Astroset Semboller Araştırma Grubu Yayın Tarihi: 13.Eylül.2012

 

Ustalardan Derin Laflar & Düşünceler... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 1 Comment »

Beni takip etme Bende kayboldum…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Sadece sevmeye başla.Yavaş yavaş… Çok daha fazla sevginin sana geri döndüğünü göreceksin.!

Sadece sevmeye başla.Yavaş yavaş… Çok daha fazla sevginin sana geri döndüğünü göreceksin.!

OSHO ♥

KIRMIZI GİNSENGİN FAYDALARI

Merkezi sinir sistemini etkileyerek, beyin aktivesini arttırır.
*Hafıza zayıflığını, dalgınlığı, düşünce ve konsantrasyon güçlüklerini önler.
*Bitkinlik, yorgunluk, uykusuzluk ve huzursuzluk hallerini düzenler.
* Vücudu canlandırıp, zindelik verir.
*Zihni ve akli fonksiyonları geliştirir, sinir bozuklukları ve depresyonlara karşı korur.
*Organizmanın, doğal savunma mekanizmasını ve dayanıklılığını arttırır.
* Genel fiziksel ve zihinsel iktidar ve kabiliyetleri arttırır.
*İstemlerimiz dışında çalışan sinir sisteminin, salgılarını düzenleyip, dengeli bir şekilde işlenmesini sağlar.
* Alkol ve diğer uyuşturucalara karşı, merkezi sinir sistemini korur.
* Özellikle, yaşlı kişilerde sık rastlanan ruhsal ve psikolojik çöküntüleri giderir.
*Modern şehir hayatının, her yaştaki insana verdiği stres ve sinir gerilimlerinde,
dayanıklılığı arttırır.
* Yaşlanmayla ortaya çıkan, halsizlik, kuvvetsizlik ve güçsüzlüğü önler.
* Gençlik ve zindeliği koruyarak, sağlıklı, uzun bir hayat sürmeyi sağlar.
* Yaşlanmayla birlikte gelen, beyin hücrelerinin yitimini en aza indirir ve buna bağlı
olarak hatırlama ve öğrenme yeteneğini arttırır.
*Sinirsel bulantı ve öğürmeleri önler.
* Endokrin sistemi üzerinde etkilidir.
* Sinir sitemine faydalıdır.
* Kardiyo vasküler sistemler üzerinde, etkisi kanıtlanmıştır.
Kırmızı Ginsengin Yan Etkileri,Ginsengin Zararları,Kırmızı Ginsengin Zararları
Kırmızı ginseng bitkisinin ve kökünün uyarıcı etkisi olması nedeni ile, kalp hastalarının
ve kronik yüksek tansiyon hastalarının mutlaka ginseng bitkisini, ginseng tabletini veya
hapını doktor kontrolünde kullanmaları gerekir. Hamilelerin ve emziren annelerin ise ginseng kullanmaları kesinlikle sakıncalı. Kırmızı Ginsengin, kalp ilaçları ile beraber kullanılmaması ve insüline bağımlı olan şeker hastalarının ginseng bitkisini veya haplarını kesinlikle hekim gözetiminde kullanmaları gerekiyor.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Bir tek kalbin kırılmasını önleyebilirsem, boşuna yaşamış olmayacağım. Bir yaşamdan acıyı alabilirsem ya da bir acıyı hafifletebilirsem ya da bir ardıç kuşunu yeniden yuvasına koyabilirsem, boşuna yaşamış olmayacağım.

Fotoğraf: Bir tek kalbin kırılmasını önleyebilirsem, boşuna yaşamış olmayacağım. Bir yaşamdan acıyı alabilirsem ya da bir acıyı hafifletebilirsem ya da bir ardıç kuşunu yeniden yuvasına koyabilirsem, boşuna yaşamış olmayacağım.E. Dickinson

Bir tek kalbin kırılmasını önleyebilirsem, boşuna yaşamış olmayacağım. Bir yaşamdan acıyı alabilirsem ya da bir acıyı hafifletebilirsem ya da bir ardıç kuşunu yeniden yuvasına koyabilirsem, boşuna yaşamış olmayacağım.

E. Dickinson

İlişkilerde Kavga Çeşitleri…

İlişkilerin bir parçası canım, cicim deyip koklaşmaksa, diğer bir yanı da malumunuz olduğu üzere kavgalardır. Bu ikisi yapışık ikiz gibi ilerler, biri büyüdükçe diğeri de büyür. Bu durum nasıl oluyor da oluyor anlamıyorum ama ilişki ne kadar derinse yapılan kavgalar da o derece şiddetli olma potansiyeli taşıyor. Bir de yaşla beraber ilişkiler birbiri üzerine yığıldıkça kavga kasımız iyice de gelişiyor olmalı ki kavgalar deprem şiddetinde oluyor.

İlişki konusunda tecrübesiz olduğumuz gençlik yıllarında kavgalar, hayır telefonu sen kapat, hayır sen kapat, lütfen sen kapat şeklinde 20 dakika hiçbir şeyden konuşulmadan kapatma kavgası şeklinde gerçekleşiyor. Ben buna ilk aşk yıllarına tekabül eden liseli kavga formatı diyorum.

Daha sonra aşk konusunda ilerlediğimiz üniversite yıllarında nereye gidilecek, hesabı kim ödeyecek gibi eften püften başlayan kavgalar, ne zaman evleneceğiz, askerliğini kaç ay yapacaksın, ailene benden bahsettin mi ile giderek çıkış formuna girmeye başlar.

Askerlik bitip, düğün dernek yapılıp aynı eve girinci de koyun ak mı kara mı iyice belli olur. Ne zaman çocuk yapıcaz, çocuk hangi okula gidicek, Mualla’nın kocası ona pırlanta yüzük almış sen bana ne zaman alacaksın, neden biz hala kiradayız, mutfakta neden bana hiç yardım etmiyorsun gibi başlayan söylemler, bencilsin, mükemmeliyetçisin, robot gibisin, hiç hayal gücün yok, romantik değilsin gibi kişilik çatışmalarına dönmeye başlar.

İşte esas tehlike artık burada başlamıştır. Çünkü artık birbirini iyice tanımış ve birçok badireyi atlatmış çiftler, yıllar boyu içlerinde biriktirdiklerini  (aman çocuk büyüsün, aman komşu duymasın, aman annemler ne der gibi endişeleri artık bir tarafa bırakıp) etrafa saçmaya başlarlar. Eh tahmin edersiniz ki sen böylesin, hayır esas sen böylesinle başlayan kavgalarında sonu pek hayırlı bitmez. Evin ahenginin yerini alan bağırmalar, birbirine eşya atmalar, bavul toplayıp gitme denemeleriyle taçlandırılır.

Bundan sonraki aşama ne midir? Tahmin edeceğiniz gibi birkaç seçenek var tabi; Boşanma, kavga ederek devam etme, herkesin mantıklı bir şekilde karşısındakinin şikayetlerini dinleyip kendini az da olsa değiştirmeye çalıştığı orta yol.

Hangi yol tutulmalının da ne yazik ki ezbere bir cevabı yok. Her ilişkinin geçtiği yol ve kişilerin öyküleri farklı olduğundan herkes kafası, gözü, kalbi, ruhu yarılmış durumda ortada dolaşıyor zaten.

Zor azizim bu ilişki işi…Zor…  Çok zor…

Sağlıcakla,

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Niyeti çok ciddi…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »