Olay bir üniversitede, profesör ve bir öğrenci arasında geçer.

 Olay bir üniversitede, profesör ve bir öğrenci arasında geçer. Öğrenci yemekhanede boş yer bulamadığı için profesörün yanına oturur. Profesör bu durumu kabullenemez ve çocuğa; – öküzlerle kuşlar bir arada oturamaz, der.

Öğrenci hiç bozuntuya vermeden; -o zaman ben uçayım, diye kalkar. Profesör durumu içine sindiremeyince öğrencinin sınavından kalması için elinden geleni yapar. Fakat öğrenci soruları eksiksiz cevaplandırır.

Bunun üzerine profesör; – sana bir soru sorucum, der. — yolda karşına iki kese çıktı birinde akıl diğerinde para var. Hangisini alırdın? Der. Öğrenci; – parayı alırdım. Deyince profesör; -ben aklı alırdım, der.

Öğrenci karşılık verir; – doğaldır insan neye ihtiyacı olursa onu alır

Çıldırmak üzere olan profesör öğrencinin sınav kâğıdına büyük harflerle ‘ÖKÜZ’ yazar. Öğrenciye verir. Odadan çıkan öğrenci bir kaç dakka sonra gelip seslenir; – hocam imzanızı atmışsınız ama notum nerede, der!!!:))))))))))))))

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Tövbe kökünü…Pişmanlık yaprağı ile karıştır…Kalp havanında…Birleştirme tokmağı ile döv

Tövbe kökünü

Pişmanlık yaprağı ile karıştır

Kalp havanında

Birleştirme tokmağı ile döv

İnsaf eleğinden geçir

Göz yaşıyla yoğur

Aşk fırınında pişir

Akşam-sabah bol miktarda ye.

Yunus Emre

Şiir kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kendinden kaçanlara…

Kendinden kaçanlara…

Saklanacak yer kalmaz dünyada

Gün gelir kendileriyle tanışırlar

Asıl yalnızlık o zaman başlar

Hayata geç kalmıştır kendine geç kalan

 Şairin dediği gibi

Bir daha yaşamak zorunda kalır

 Geçmişi anlamayan…

Murathan MUNGAN
Şiir kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaşamak Güzel Umudun Varsa…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Televizyonun esiri miyiz ?

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dünyada Bulunma Nedenlerimiz…

 

1- Yaratma (Oluşturma) Gücümüzü Geliştirmek İçin:

2- Nötür Düşünceye Ulaşabilmek İçin:

3- İkilikleri Birliğe Dönüştürebilmek İçin:

4- Korkuyu Sevgiye Dönüştürebilmek İçin:

5- Kim Olduğumuzu Öğrenebilmek İçin:

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yıkanma vakti… Günün fotosu…29/12/2011

Günün Fotosu kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu acı , adım adım senin iyiliğine dönüşecek…

Dayan…

Bu acı , adım adım senin iyiliğine dönüşecek…

Hayatına tekrar yenilikler ve güzellikler girecek…

Sabret…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eğer; ileride KEŞKE demek istemiyorsan üç şeyi doğru seç…

 

Eğer; ileride KEŞKE demek istemiyorsan üç şeyi doğru seç:

Eşini doğru seç…

İşini doğru seç…

Arkadaşını doğru seç…!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

‘’Hayır’’ Cevabına Verdiğimiz Tepkiler…

Bu konuda geçenlerde bir arkadaşımla sohbet ediyordum; kendisi turizmci. Bana her sene bayram dönemi tekrarlanan bir anısını anlattı… Malum, bayram dönemi en yoğun ve yer kalmayan dönem… Yani ‘hayır yerimiz kalmadı’’ cevabını aldığımız bir dönem… Telefonu açmış ve karşı taraftan “bayramda Malta adasına gitmek istiyoruz, iki kişiyiz, maliyeti nedir, vizesi var mı’’ diye peş peşe sorular gelmeye başlamış… Bizimkinin cevabı: “Maalesef beyefendi yerimiz kalmadı” olmuş… Karşı tarafın cevabı: “Peki hiç mi kalmadı” olmuş… Bu diyalog defalarca ve her telefonda tekrarlanmış… İllaki bir ısrar ve kabullenmeme durumu cevaplara mutlaka yansıyor…

Amerika’da barların önündeki korumalar içeri girmek isteyen tek erkeklere önce giremezsin derlermiş… Adam uslu uslu bu cevabı kabul edip gitmeye kalkarsa, korumalar tamam bu adam içerde arıza çıkarmaz, bir kadın onu reddetse bile sorun olmaz kanaatine varıp içeri öyle alırlarmış…

Ya da mağazada bir gömlek, kazak beğeniriz… Ama rengi kalmamıştır, bedeni kalmamıştır, depoda kalmamıştır. Hemen kasaya koşarız, başka şubelerinde var mıdır acaba? Hatta Türkiye’deki herhangi bir şubelerinde var mı acaba? Sorun değil… Biz illa ki o gömleği istiyoruz çünkü… On gün bile sürse bekleriz… Halbuki etraf dükkan dolu, seçenek dolu… O olmazsa başkası olur… Belki de daha güzeli olur… Bu bulamadığımız, olmayan şeyi bulmaya yönelik tutkumuz nereden geliyor acaba???

Ve zurnanın zırt dediği yer olan ilişkilere gelelim… İlişki daha başlamadan bile bir taraf diğer tarafı takıntı haline getirmeye adaydır… Daha kendisi bile emin olmadan, karşı tarafı tanımadan, ya tutarsa diye bir teklifte bulunur… Eğer karşı taraf hayır derse… Vay aman vay… Peşine düşmeler, telefonla aramalar, araya arkadaş koymalar, hele şimdinin internet dünyasında facebook’tan sürekli mesaj atmalar… “Dur bi kardeşim, ne oluyor dön bir kendine bak” demek gereken durumlardan biri… Hayır cevabı almanın sanırım en can sıkıcı taraflardan biri, insanın gururuna dokunması ve kendine güvenini yitirmesine sebep olması… Halbuki sadece iki tarafın birbirine uygun olmadığını anlamak yeterli… Eğer uygun olsaydı karşı taraf zaten ‘hayır ‘demez di ki… Cevapları bu kadar kişiselleştirmeye gerek olmadığını düşünüyorum…

Ve en zor hayır cevabının alındığı yer ise ilişki yaşanmıştır, anılar birikmiştir, duygular sel olup gitmiştir… Bir taraf birden ben artık istemiyorum der… İşte budur…Bütün mesele bu hayır cevabına olgunca yaklaşmasını bilmiyoruz… Bir inattır, bir kovalamacıdır başlıyor arkasından. Bir umutla denenen arkadaş ortamı ayarlamaları, biz zaten arkadaşız görüşsek ne olurki’ler, sokakta tesadüfen karşılaşmalar, telefonuna sürekli mesaj atmalar,  bunu niye kendimize yapıyoruz ki… Anlamak mümkün değil… Boşuna “kaçan balık büyük olur” dememişler galiba…  Esas mesele burada alınan ‘hayır’lardan sonra insanın kendi merkezinden fazla uzaklaşmaması… Bir denenir, iki denenir sonra da bir bunalım döneminden sonra tekrar hayata dönülür diye düşünüyorum. Israrcılık sadece karşı tarafı uzaklaştıracak bir hareketten ibaret olacaktır… Bir tatile çıkmalı, bir hobi edinmeli, ya da evde film seyredip yas dönemini olgunca atlatmasını bilmeli… Yeni yıl arifesinde olduğumuz bu günlerde, ‘hayır’ cevabına verdiğimiz tepkileri bir gözden geçirmeye ne dersiniz…

Sağlıcakla,

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , , . 1 Comment »

Olumsuz duygular ömür yıpratır..

Olumsuz duygular ömür yıpratır..

Güzel duygular sevgi yaratır..

Olumsuz insanlar kapı kapatır..

İyi insanlar her zaman kendini aratır..

SEÇİM SENİN 😉

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

kötü, "sen" kötü dediğin için kötüdür… iyi, "sen" iyi dediğin için iyidir…

kötü, “sen” kötü dediğin için kötüdür… iyi, “sen” iyi dediğin için iyidir…

güzel, “sen” güzel dediğin için güzel ve çirkin, “sen” çirkin dediğin için çirkindir…

yüklediğin anlamlar “sen”i yaratır, yarattıkların “sen”i çerçeveler,

çerçeveler ise özgürlüğünü elinden alır…

özgürlüğün yoksa “sen” de yoksun

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Nuray Sayarı’dan yılbaşı gecesine özel ritüeller!

Yeni yıla girerken mutlaka kök çakrasının rengi olan kırmızıyı giymenizi öneren ünlü astrolog, bizim “batıl” diye bildiğimiz kırmızı iç çamaşırı giymenin, aslında kök çarka renginden geldiğini açıklıyor ve ekliyor “Kırmızı bir elbise, çorap, iç çamaşırı ne olursa olsun ama üzerinizde kırmızı bir şey olsun ve yeni yıla kırmız…ıyla girin.”

 Nuray Sayarı’nın yeni yıla girmeden uygulamanızı önerdiği bir diğer ritüel de evinizi ya da iş yerinizi bir tutam adaçayı ile tütsülemeniz. Ünlü astrolog adaçayı ile evinizin ve mekanınızın enerjisini temizlemenizi öneriyor.

Yeni yıla girmeden evvel mutlaka kırmızı bir dilek kesesi hazırlamanızı öneren Nuray Sayarı, hazırladığınız kesenin içine hayatınızda olmasını istediğiniz şeyleri yazmanızı söylüyor. Dileklerinizi keseye koyduktan sonra ağacınız varsa ağacınıza, yoksa evinizde bir köşeye saklamanızı öneriyor.

Eski ve kötü enerjileri geçmiş yılda bırakmanız için Nuray Sayarı’nın önerdiği bir diğer ritüel de bu yıl neler yaşadıysanız, sizi neler hırpaladıysa, neler yıprattıysa bir kağıda da bunları, öfkelerinizi, üzüntülerinizi yazmanız. Yazdıktan sonra tam 2012’ye girerken o kağıdı yakın ve “affettim, teşekkür ettim” deyin.

Yeni yılda evinize bereket gelmesi için Nuray Sayarı’nın önerisi bir nar almanız ve o narı bir poşete koyup, evinizin ya da iş yerinizin kapısında ister besmele çekip, ister haç çıkartarak patlatmanız daha sonra da afiyetle yemeniz. Ünlü astrolog bu ritüelin yeni yıla kısmetinizle girmenizi sağlayacağını söylüyor.

Nuray Sayarı’nın yılbaşı sofranız için önerileri ise şöyle; sofranızda mutlaka kırmızı bir mum yakın, melek figürleri, nar, badem, ceviz koyun ve defneyapraklarıyla sofranızı süsleyin.

. Son olarak da 2012’ye girerken muhakkak, iyi dileklerinizle bir bitki dikmenizi öneriyor Nuray Sayarı. Hem de bu ritüeli şimdiden yapabilirsiniz. Ünlü astrolog bir şey dikmenizi, bir ürün işlemenizi hatta bir zeytin ağacı dikmenizi söylüyor. Balkonunuzda ya da mutfağınızda bir zeytin ağacınız olmasını öneren Sayarı, o ağacın belki de yarın öbür gün sizi bahçeli bir eve taşıyabileceğini söylüyor
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gülümsemek…

Tamamı ile doğaldır .

Hiçbir katkı maddesi yoktur .

Radyasyon içermez yedek parça gereksinimi yoktur .

Şişmanlatmaz, aylık ödemesi yoktur, vergiden muaftir.

En önemlisi de beleştir

Haydi durma sende yüzüne yerleştir ve etrafındakilere bulaştır…. :)))))

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Güzel günler sana gelmez, sen onlara yürüyeceksin.."

 

Güzel günler sana gelmez, sen onlara yürüyeceksin.

Mevlana (1207-1273)