Kırmızı Mercimek Çorbası…

mercimek_corbasi.jpg

Malzemeler 
2 Nescafe Fincanı Kırmızı Mercimek
1 Litre (5 Su Bardağı) Su
1 Çorba Kaşığı Margarin
1 Çorba Kaşığı Un
1 Adet Havuç (Küçük)
1 Baş Soğan
2 Tablet Et Suyu
Tuz

 Hazırlanışı 
Soğanı soyarak yemeklik doğrayın. Margarini ve yemeklik doğradığınız soğanı bir tencereye alarak orta ateşte kavurun. Soğanlar pembeleşince unu ekleyin, beraberce biraz karıştırın. Ayıklayıp yıkadığınız kırmızı mercimeği ve küçük küçük doğradığınız havucu (küçük bir havuç kullanmanızı öneriyorum, aksi halde çorbada ağırlıklı havuç tadı oluyor) tencereye ilave edin. Birkaç kez karıştırıp tabletleri ve  suyu ekleyin. Mercimek ve havuç yumuşayıp, ezilinceye dek pişirin. Piştikten sonra tuzunu ekleyerek süzgeçten veya blenderdan geçirin. Çorbayı tekrar tencereye alıp, bir – iki taşım kaynatın. Limonla birlikte servis yapabilirsiniz

Yemekte Ne Var ??? kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Es deli rüzgar…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bakıyorum da üçüncü gözün açıldı…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Zeytinyağlı taze fasulye…

zeytinyağlı taze fasulye

malzemeler:

  • yarım kg taze fasulye
  • 2 havuç
  • 1 yemek kaşığı sızma zeytinyağı
  • 2 baş kuru soğan
  • 3-4 domates
  • 1 su bardağı kaynamış su
  • 1 tatlı kaşığı tuz

hazırlanması:
1. yarım kg fasulyeyi kılçıklarından ayırıp yıkayın, verev şeklinde dilimleyin. 2 havucun kabuklarını soyup aynı şekilde kesin.

2. 2 baş kuru soğanı yemeklik doğrayın. 1 yemek kaşığı sızma zeytinyağıyla birlikte tencereye alın. havuçları ekleyip soğanlar ölene kadar kavurun.

3. fasulyeleri ilave edin. fasulyelerin rengi değişene kadar (yaklaşık 10 dakika) karıştırarak kavurun.

4. domatesleri soyup fındık büyüklüğünde doğrayın. bunları tencereye ekleyip kavurmaya devam edin.

5.tencereye  1 su bardağı kaynamış su ekleyin ve fasulyeler pişene kadar (yaklaşık 45 dakika ) pişirin. en son 1 tatlı kaşığı tuz ekleyin. tencerenin kapağını kapatın. fasulyeler ılınınca servis tabağına alın. soğuk olarak servis yapın.

6 kişilik

Yemekte Ne Var ??? kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil, dedi insanlar…

Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil, dedi insanlar.
Müziğin sesi, sözcük…lerin yazılışı.
Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil, dedi, bütün bize öğretilenler, peşinden koştuğumuz aşklar, öldüğümüz bütün ölümler, yaşadığımız bütün hayatlar,
Hiç bir zaman olması gerektiği gibi değiller, yakın bile değiller.
Birbiri arkasında yaşadığımız bu hayatlar, tarih olarak yığılmış, türlerin israfı, ışığın ve yolun tıkanması, olması gerektiği gibi değil, hiç değil, dedi.
Bilmiyor muyum? diye cevap verdim.
Uzaklaştım aynadan.
Sabahtı, öğlendi, akşamdı.

Hiçbir şey değişmiyordu.
Her şey yerli yerindeydi.
Bir şey patladı, birşey kırıldı,bir şey kaldı.

Charles Bukowski, Gülün Gölgesinde(Sf.93

Zanlarını, yargılarını, önyargılarını ve dahi bütün genellemelerini koy bir çuvala ve hepten terk et…

 resimleri” Bildiklerini unut. ” diyor DOST. ” Gel al eline bir silgi, şu yeni başlayan güne bilgilerini silmekle başla. ” ” Zanlarını, yargılarını, önyargılarını ve dahi bütün genellemelerini koy bir çuvala ve hepten terk et. Gıybet etme sakın,… bil ki dedikodu denilen şey mıknatıs gibi kötü enerji çeker. Kimsenin aleyhine konuşma, uzaktan atıp tutma, insanları kem dille yargılama, bil ki yanılırsın.

Birini nekadar çok aşağılar yahut dışlarsan, onun durumuna düşme ihtimalin o kadar artar. Kainatın matemetiğidir. Bir koyar, bir alır insan. Bilmeden kendi hesabını dürer ” diyor DOST… ” Hiçbir konuda emin olma ” diyor DOST… ” Kendini ayrıcalıklı sayma. Konumuna ya da mevkine, ismine veya şöhretine güvenme. Şu hayatta tüm zahiri kisveler sabun köpüğünden ibarettir.

Nazlı nazlı yükselir köpük, derken pat diye sönüverir. Herzaman başkalarından öğrenmeye açık ol. En iyi bildiğin konularda bile köşeli düşünme, büyük konuşma. Cümlenin sonuna nokta değil, ünlem değil, virgül yahut üç nokta koy. Açık bir kapı bırak daima. Ne kadar bilsen de hiçbirzaman yeterince bilemeyeceğini unutma. Tevazudan şaşma. Ancak ozaman kurtulabilirsin bilginin cehaletinden. ” diyor DOST… ( O DOST Tebrizli Şems )

Bırakmayı öğren. Mutluluğun anahtarı budur." Buda…

Endülüste Raks…

Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı…

Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı…

Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.

İspanya neş’esiyle bu akşam bu zildedir.

Yelpaze çevrilir gibi birden dönüşleri,

İşveyle devriliş, saçılış, örtünüşleri…

Her rengi istemez gözümüz şimdi aldadır;

İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır.

 Alnında halka halkadır aşüfte kâkülü,

Göğsünde yosma Gırnata’nın en güzel gülü…

Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir

 İspanya varlığıyla bu akşam bu güldedir.

Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;

Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi…

Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli…

Şeytan diyor ki, sarmalı, yüz kerre öpmeli…

Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle,

 Her kalbi dolduran zile, her sineden: “Ole!”

Yahya Kemal BEYATLI

Şiir kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Neden buradayız…

Buraya iyi bir eş, iyi bir anne-baba, iyi bir çocuk, abi, abla olmak için gelmedik.. Buraya iyi bir çalışan, iyi bir arkadaş, iyi bir sevgili, iyi bir komşu vs…… olmak için de gelmedik.

Buraya sadece KENDİMİZ olmak, olabilmek için geldik. Bunu başardığımızda zaten HER ŞEY olacağız.. Hepimiz sonsuz BİR’liğin içinde, ama kendi zihnimizin içinde dönüp duran, duygularımızın yörüngesine asılı BİR dünyada yaşıyoruz. Yani hepimiz KENDİ dünyamızda yaşıyoruz. Ve o dünyada BİZ’den başka hiçbir şey yok.

Oyunu oynayabilmek için, dilediğimiz gibi görmeyi seçtiğimiz, dilediğimiz gibi roller verdiğimiz, başkaları dediğimiz, zihnimizde yarattığımız insanlar var. Benim dünyamda anne rolü verdiğim insan, belki senin dünyanda yoldan geçen biri. Benim dünyamda baba rolü verdiğim insan, belki senin dünyanda iyi bir dost. Benim dünyamda sevgili rolü verdiğim insan, belki senin dünyanda nefret ettiğin biri. Benim dünyamda kardeş rolü verdiğim insan, belki senin dünyanda hiç var olmadı, tanımadın bile.

Yani zihinlerimiz de (dünyalarımız da) içi içe geçmiş durumda, ki zaten tek bir ZİHİN var. Yukarıdaki şekilde olduğu gibi, kendi yarattığımız dünyamız, yani zihnimiz, diğer dünyalarla, yani zihinlerle iç içe geçmiş durumda. Kimiyle çok yakın, kimiyle çok uzak.. Bazılarıyla kesişmiyor bile, örn. Amerika’da yaşayan Daniel adlı kişi, benim için hiç varolmadı, çünkü dünyamda yok. Eğer ben zihnimde, yani dünyamda onu yaratırsam, bir şekilde girecek dünyama. Ya da ortak zihine, ortak bilince, BİRLEŞİK ALAN’a ulaşmayı başarırsam varlığını bileceğim.

Ama bu KENDİMi BİLME bilinci şeklinde ortaya çıkacak, çünkü zaten BEN’den başka hiçbir şey olmadığını deneyimleyeceğim. Sonuç olarak şu an yaşadığın, içinde bulunduğun, ama aslında zihninin içinde bulunan dünyada SEN’den başka kimse yok.. Tek bir zihnin, özgür yaratıcısısın sen. Kendi yaratımlarına esir olma, dünyana bir bak, her ne varsa, kim varsa sen yarattın. Seni engelleyenleri de, seni destekleyenleri de, sevdiklerini de, sevmediklerini de.. Ve hepsi, her şey, tüm yaratımların, sadece KENDİN OLABİLMEK içindi. Şimdi bir daha bak zihnine, yani etrafına, dünyana.. Bunu engelleyen her ne varsa şimdi değiştirme vaktidir. Ama oyunu böyle oynamak daha eğlenceli benim için hala diyorsan, sen bilirsin..

Ben de kendi kendime yazıyordum zaten :))

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

seni seviyorum…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu zannettiğin gibi bir hayat değil…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ne düşünür… Ne söyleriz…

düşünce balonu

Düşündüğünüz

Söylemek istediğiniz

 Söylediğinizi sandığınız

Söylediğiniz

Karşınızdakinin duymak istediği …

Duyduğu

Anlamak istediği

Anladığını sandığı

Anladığı arasında farklar vardır.

 Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için en az 9 ihtimal vardır. (Slyviane Herpin)

Sevmeyi kim bilir…

(…) Siz sevemezsiniz adaşım, siz şehirde yaşayanlar ve köyde yaşayanlar; birisine itaat eden, birisine emredenler; siz birbirinden korkan ve birbirini tehdit edenler… Siz sevemezsiniz. Sevmeyi yalnız bizler biliriz… Bizler: Batı rüzgârı kadar serbest dolaşan ve kendinde güvenen biz çingeneler.’

(Sabahattin Ali’nin Değirmen adlı öyküsünden)

Bahar Yorgunluğu Çöktü…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ÇOK AMA ÇOK ÖNEMLİ…MUTLAKA OKUYUN…

göynük yedigoller beypazarı 159

Iyi Haberlerin Muhabiri Olun…
Bu kadar olumsuzluk yeter. Ona ihtiyaciniz yok! Onu ilan edip duyurmaya da ihtiyaciniz yok. Olumsuzluklari birakin artik. Kotu haberleri paylasmanin nesi iyi olabilir? Bunu yaparak ne kazanirsiniz? Belki biraz rahatlama. Ne verirsiniz? Kendisinin de rahatlamaya ihtiyaci olan birisine aci ve kaygi. Dolayisiyla da rahatlama ihtiyacini es gecmis olursunuz.Dunyada zaten yeterince negativite yok mudur? Onu yaymaniza ne gerek vardir o halde? Bu, inkar etmek degildir. Hickimse hicbir seyi inkar etmiyor. Birakin negativitenin orumcek aglarini baskalari yine baskalari icin orsunler; tabii eger illa ki buna mecburlarsa. Fakat siz buna mecbur degilsiniz. Siz degilsiniz. Birakin dunyadaki kotu haberlerin dedikodusunu baskalari yapsin, siz degil.Bunun bir sonunun olmasi gerekiyor.

Artik negativiteyi yaymamanizi istiyorum sizden.

Uzun zaman once size, gazetelerden ve televizyondan uzak durmanizi soylemistim. Negativiteyle yukludur onlar. Gazetelerin sattigi budur. Televizyon programlari ve reklamlar tehlike uyarilari ile doludur. Hastaliktan korkarsiniz, islenen suclardan, savaslardan korkarsiniz ve onlara odaklanmaya devam edersiniz. Zihninizi olumsuzluklardan uzaklastirin. Bu cukurun disina cikin aziz cocuklarim, hastanelerden ya da savas alanlarindan cikin.

Eger patronunuz sizi incitiyorsa, bunu is arkadaslariniza detayli olarak anlatmaniz gerekiyor mu gercekten?

Eger, aslinda ogretmenlik yapmamasi gereken bir ogretmeniniz varsa, surekli bu ogretmen hakkinda konusmaya mecbur musunuz? Bu sikintiya arkadaslarinizi ortak etmeye mecbur musunuz? Belki de hos bir iltifatla ogretmeninizi sasirtabilirsiniz. Bu yaklasiminiz ogretmen icin bir fark yaratir veya yaratmaz. Fakat herhalukarda sizin ruh halinizde bir degisim yapar.

Eger gununuz kotu gittiyse, herkes bunu bilmeye mecbur mudur?
Eger kendinizi ofkeli hissediyorsaniz bunu gostermek zorunda misiniz, neden boyle oldugunuzu anlatmak zorunda misiniz?

Gecmisinizdeki mutsuzluklardan ya da benzer seylerden kac kez bahsedebilirsiniz? Sikintinizi bir kez ifade edin ve meseleyi orada birakin. Onu canli tutmayin. Onu yinelemeyin, bir kez daha ondan bahsetmeyin. Zumrud-u Anka (*) gibi olun ve kullerinizden dogun.

Mazinin disina cikin dedigimde ne kastettigimi dusunuyorsunuz? Kafanizi salliyor ve “Evet, bu dogru. Haydi tum gecmisi arkada birakalim” diyorsunuz. Hemen sonra da bir takim talihsiz haberlerin uzerine atliyor ve gecmis izdiraplarin atesini koruklemis oluyorsunuz. Bir dakika oncesi de mazidir.

Dunyanin vibrasyonunu yukseltmek icin burada bulundugunuzu unutmayin. Bu vibrasyonu en yukseklere cikarin. Mutsuz dusunce cukurlarindan disari cikin. Felaket tellalligi yapmayin. Kotu haberleri nakletmeniz ya da tekrar etmeniz gerekli degildir. Bunu sizin icin yapanlardan yeterince vardir. Bunu yapmalari gerektigini dusunebilir onlar, fakat sizin icin oyle olmadigini bilirsiniz. Size bir Pollyanna olmanizi soylemiyorum Ben. Soyleyecek iyi bir seyleriniz olmadigi zaman dilinizi tutmanizi soyluyorum size. Hayattaki pozisyonunuzu degistirin. Hayattaki misyonunuz izdirap dolu haberleri oradan oraya nakledip herkesi haberdar etmek degildir. Bu tavir, biraz da dedikoducu bir yaklasimi cagristirmaktadir aslinda.

Iyi haberlerin muhabiri olun. Mucizeleri duyurun. Yeryuzundeki insanlarin engin iyiligini duyurun. Insanlarin kurdugu dostluklari duyurun. Kahramanlari haber yapin. Nezaketi haber yapin. Guzel hikayeler anlatin aziz cocuklarim. Dostluktan bahsedin. Karsiliksiz iyiliklerden bahsedin. Yuzunuze bile bakmayanlardan degil, size selam veren yabancilardan bahsedin. Hayallerinizi anlatin. Gokkusagina isaret edin. Konustugunuz insanlarin ufkunu genisletin. Kendi ufkunuzu genisletin.

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »