Domatesli makarna…

Domatesli Makarna

Malzemeler
400 Gr spagetti makarna (çubuk)
4 Diş sarmısak
1 Adet defne yaprağı
3 Çorba kaşığı tereyağı
3 Adet domates
2 Çorba kaşığı domates salçası
1 Tatlı kaşığı un
Tuz
Domatesleri rendeleyin ve sarmısakları ezin.
Bir tencerenin içinde yağı eritin.
İçine sarmısak ve domatesleri ilave edin.
Defne yaprağını ekleyin ve biraz tuz ilave edin.
Biraz pişince domates salçasını ekleyin.
Bir süre pişirdikten sonra içine biraz su içinde ezilmiş unu ilave edin.
Spagettiyi tuzlu suda haşlayıp süzün.
Süzgece koyup soğuk su ile bir kez yıkayıp süzün.
Sosun içinden defne yaprağını çıkartın.
Makarnanın üzerine döküp servis yapın.

Yemekte Ne Var ??? kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

karnıbahar graten…

Karnibahar_gratin_1

  • 1 adet karnıbahar
  • 1 çorba kaşığı un
  • 1 çorba kaşığı tereyağ/margarin
  • 1 su bardağı süt
  • 1/2 tatlı kaşığı tuz
  • Çok az kaşar peynir

Hazırlanması:
Karnıbaharı  küçük parçalara yırıp yaklaşık 2 su bardağı su ile haşlayın, çok yumuşamamasına dikkat edin. Bu esnada un ve yağı kavurun ve 1 su bardağı sütü azar azar ilave ederek beşamel sosunuzu hazırlayın, 1/2 tatlı kaşığı tuz ilave edebilirsiniz. Haşlanan karnıbaharların üzerine beşamel sosunu dökün ve 210 derecede üzerleri kızarmaya başlayıncaya kadar fırınlayın. Üzerleri kızardığında arzunuza göre az kaşar peyniri de ekleyip biraz daha fırınlayabilirsiniz. Afiyet Olsun…

Yemekte Ne Var ??? kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

“Bir kimseyi sevmenin ne demek olduğunu biliyor musunuz?

“Bir kimseyi sevmenin ne demek olduğunu biliyor musunuz? Bir ağacı, bir kuşu ya da bakıp gözettiğiniz bir hayvanı sevebilir misiniz? Size hiçbir karşılık vermese, gölgesinden de yararlanamasanız, arkanızdan da gelmese, size bağımlılık duymasa gene de sevebilir misiniz?”
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için bana cesaret…


Değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için bana cesaret, Değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmem için sabır,Her ikisini birbirinden ayırt etmek için akıl ver..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Myra destanı… Ben bu toprakların sessiz çığlığıyım…

Yolum daha önce bir kaç kere Antalya’ya düştü fakat Demre’ye gitmek kısmet olmadı. Üstelik aklımda Demre’ye gitmek olduğu halde… Bazen öyle oluyor… Akılmda bir yere gitmek var… Hedef belli… Fakat yolda biri bir şey söylüyor… Plana yeni bir yer giriyor… Eski yer kalıyor… Demre nedendir bilmem böyle bir yer değişikliğine uğradı… Hemde bir kaç kere…

Bu yaz yine Antalya programı gözükünce tamam dedim… Demre’ye gidilecek galiba… Ama pek de emin olamıyorum… Hedef gene şaşabilir… Neyse ki öyle olmadı… Demre’ye varabildim… Üstelik Demre’ye varmadan bir gazetede şöyle bir haber okudum… 2010 senesinde en çok ziyaret edilen yerlerden biri olmuş… Tamam dedim… İstatistiki bir sayı olmamın zamanı gelmiş…

Sıcak bir günde  Demre’ye giriş yapıyorum… Esas amacım olan Myra antik kentine koşturuyorum… Myra      ‘Yüca Ana Tanrıçanın Yeri ‘ demekmiş… Likya’lıların en önemli kentlerinden biriymiş… Kentin M.Ö.5 yüzyılda kurulduğundan bahsediliyor… Şöyle bir hesap yapayım diyorum… Yapmıyorum… Ürküyorum… Burası benim kaç katı yaşım… İnanılmaz…

Şehrin ayakta kalan iki özelliği var. Birincisi kral kaya mezarları ikincisi tiyatrosu… İlk sizi karşılayan görüntü kaya mezarları…

Kayaların içine kat kat oyulmuş kral mezarlarının görüntüsü inanılmaz… Meydanda uzun bir süre durup, mezarları seyrediyorum…

Arkasından tiyatroya doğru gidiyorum. Önce tiyatroya küçük bir aralıktan bakıyorum. Arkasından da içeri giriyorum. Çok iyi korunmuş ve inanılmaz büyük bir tiyatroyla karşılaşıyorum.
Ardından tiyatronun kabartmalarını inceliyorum. Tiyatroyu seyredenlerin yüz ifadeleri mi onlar bilemiyorum ama kimisi beni ürkütüyor. Özellikle tek başına duran bir kadın yüzü var. Suratında şaşkın bir ifade ver. En çok o ürkütüyor beni. Bir de döneme ait yazıların bulunduğu taşlar var onları da inceliyorum. Kimbilir neler yazıyor diye merak ediyorum.
 

Bir de Demre’den ayrılırken Myra destanını görüyorum. Okuyorum onu… Ve çok etkileniyorum… Ben bu toprakların sessiz çığlığıyım diyor.  Yediveren cömert seraların  nasırlı ellerde hayat bulduğu bu durakta bir mutlu Myra taşıyım diyor…Ben bir Myra taşıyım diyor… Mutlaka gidip, tamamını okuyun derim…

Sağlıcakla,
Anette Inselberg
Çalakalem Gezilerim... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

kahve sohbetleri…

865656

Annem tam bir türk kahvesi delisidir. Günde yedi sekiz kahveye kadar yolu vardır bu işin. Öyle her kahveyi de içmez. İllaki kurukahveci Mehmet Efendi kahvesi olacak. Kahvesi bol köpüklü olacak.Yanında tatlandırıcısı olacak. Eee tabi birde sohbet edecek insan olacak…

Ben de tam tersi ıhlamurdu, bitki çaylarıydı falan içerim. Hafif takılırım.Nescafe bile içmeyen biriyim. Ama anneme gide gele bende Türk kahvesine alıştım. Annem kapıdan içeri girdiğimi görmesiyle beraber mutfağa gidip cezveye kahveyi doldurmaya başlıyor bile… Tutabilene aşk olsun… Beni de eğitti yani…

Kahveyi yapmanın bir rüteli var elbette… Annem kahveyi yaparken bolca karıştırıyor… Her seferinde de kahve köpüklü oluyor…Bana göre kahvenin başı dönüyor köpürmesi ondan…

Annemin o çok karıştırmalı ritüelini bir türlü kapamadım… Bana bir arkadaşım öğretti kahve yapmasını… Ben bir yada iki kere uzun uzun karıştırıyorum… Ağır ateşte yavaş yavaş karıştırıyorum. Aynı yönde karıştırmaya dikkat ediyorum. Onun dışında kahveyi tam ktaşmadan önce ocaktan alıyorum… Benim ki de köpüklü oluyor…Ama anneme anlatamıyorum ki… İllaki çok karıştırmak gerekir diyor kahveyi…

Bu faslı bitirince fincanlar elimizde salona geçiyoruz. Kahvenin soğuması gerekiyor…

İşte annemim sorgulamaları tam burada başlıyor… Cevapları alana kadar da sorgulama kısmı devam ediyor… Durdurabilene aşk olsun… Maksat kızının hayatında neler olup, bitiyor onu anlamak galiba…Bu kahve konuşmak için bahane galiba…

Yeni tanıştığımız birisiyle de öyle yapmaz mıyız… Gel bir kahve içelim demez miyiz… Sohbet süresi belirlenmiş olur… Sohbet iyi gitmese bile idare edilebilir bir süredir… Gerekirse kahve hızlı içilir acelem var denir… Erkenden de kalkılır…Çok da ters kaçmaz… Sohbet iyiyse iş uzar… Arkadan tatlı gelir… Bir sonraki görüşme ayarlanır… Bu kahve ilk basamak gibi olur…

Geçenlerde bir yazı gördüm çok hoşuma gitti…Kahvenin yanında neden su getirildiğine dair.Osmanlı zamanında eve misafir geldiğinde kahveyle birlikte su getirilirmiş.Misafir toksa kahveyi alırmış. Açsa suyu.Tabii o zaman hemen sofra kurulurmuş. Böylece çok ince bir nezaketle durum anlaşılırmış…

Bir de bir kahvenin kırk yıllık hatırı var denir ama onu henüz çözemedim…

Annemle kahveyi içe içe, kahvenin kokusunu bile sever oldum. Cezveydi, kahve içme takımlarıydı derken bayağı bilgi sahibi oldum. Bol köpüklü kahve yapar oldum… Aileyle olsun, arkadaşlarla olsun kahve içmenin zevkine vardım… Siz de bu hafta birini kahveye çağırın… Sıcak bir sohbetin sizi beklediğini göreceksiniz… Kahve iyi gelir mi bilmem ama sohbetin sizi neşelendireceğine eminim…

Sağlıcakla,

Genel kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Ice Age 4 – First Look Teaser | HQ

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

hamsi tava…

Hamsi_tava
Malzemeler:  ( 4 kişilik )
    1 kg Hamsi
    1 su bardağı mısır unu
    yarım subardağı ayçiçek yağı
    tuz
  Yapılışı:
Hamsilerin kafalarıyla berber içinide alarak temizliyorsun. Yada balıkçıya temizletiyorsun.Daha sonra bol su içinde 10 dk bekletiyorsun. Balıkları iyice temizledikten sonra bir gazete üzerine yay. Balıkların suyu gitsin. Daha sonra balıkları biraz tuzla . Diğer tarafta 3 çorba kaşığı sıvıyağı tavaya koyuyorsun.Kısık ateşte iken ayvaş yavaş hamsileri önce mısır ununa iyice bulayıp daha sonrakuyrukları iç kısma glecek şekilde, yan yana aralarında boşluk bırakmadan diziyorsun. Benim ortada boşluk kaldığı için oraya da yerleştirdim.
Hamsilerin bir tarafı iyice kızardıktan sonra üzerine düz bir kapak kapatıp tavayı alıyorsunuz ve bir fincanın içine önce yavaşca yağını süzüyorsunuz. Daha sonra tavayı komple çeviriyorsunuz ve hamsiler kapakta kalıyor. Yavaşca kapakta kalan hamsileritavaya kaydırıyorsunuz. Böylece pişmemiş olan taraf alta geldi. O tarafını da pişirdikten sonra scak sıcak afiyetle yiyebilirsiniz….
Sanrım herkes hamsi tavayı bilir… Ben boyle kızartmayı daha sonra öğrendiğim için daha çok dizili bir şekilde kızartabilmeyi paylaşmak istedim

Yemekte Ne Var ??? kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Neden hepsi birbirinden bu kadar farklı benim arkadaşlarımın?


Her derde deva arkadaşlarım!

Neden hepsi birbirinden bu kadar farklı benim arkadaşlarımın?
Neden bazıları hatta marjinal?
Biri gerçekten arkadaşımsa diğeriyle nasıl anlaşabiliyorum?
Galiba onların hepsi içimdeki çok farklı “ben”leri gün ışığına çıkarıyor da ondan.
Biriyle uslu, kibar kız oluyorum.
Diğeriyle şakalar yapıyorum.
Biriyle oturup ciddi ciddi konuşuyorum.
Diğeriyle saçma sapan şeylere kıkırdıyorum.
Biriyle oturup çay içiyorum.
Diğeriyle dans ediyorum.
Birinin derdini dinleyip öğüt veriyorum.
Diğerinin bana verdiği öğütleri dinliyorum.
Hepsi bir bulmacanın parçaları sanki, tamamlayınca ortaya bir hazine çıkıyor. Arkadaş hazinesi!

Beni bazen benden daha iyi anlayan, iyi günümde, kötü gönümde beni yalnız bırakmayan arkadaşlarım…
Hepsi farklı günlerde aldığım rengarenk anti-depresanlarım sanki.

Mehmet Öz’den yeni bir şey daha öğrendim. Arkadaşlar sağlık için de faydalıymış.

Şaka değil! F vitamini diyor Mehmet Öz arkadaşlar için.
(F “Friends”den geliyor.) F vitaminin sağlığımıza faydaları say say bitmiyormuş…
Yapılan araştırmalara göre güçlü sosyal iletişim içerisinde olanlarda depresyona girme ve ölümcül krizlerin oluşma riski azalıyormuş. Düzenli F vitamini kullanmak sizi gerçek yaşınızdan 30 yaş daha genç hâle getirebiliyormuş. Dostluğun sıcaklığı stresi azaltıyor, gergin olduğunuz zamanlarda bile kan damarlarınızda pıhtılaşma ve kalp krizi geçirme riskiniz yüzde 50 azalıyormuş.

Yaşasın!!Bilmeden yıllardır ne çok vitamin depolamışım vücudumda.

Neymiş, arkadaşlara çok önem vermeye, mümkün olduğunca çok bağlantıda kalmaya, beraber her şeyin komik bir tarafını bulmaya devam…. Gülerken ağzımızı kocaman açmayı da unutmuyoruz, uçuşan bütün F vitaminlerini yutuyoruz (!) aminnnnn J

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

kıymalı patlıcan yemeği

Kıymalı patlıcan yemeği

 

 

 


* 300 gr. dana kıyma
* 1 kg. kemer patlıcan
* 2 adet domates
* 6 diş sarımsak
* 1 orta boy kuru soğan
* 1 yemek kaşığı salçası
* 3 yemek kaşığı zeytinyağı
* Tuz, karabiber
Tencereye yağı koyun. Sarımsak ve soğanı rendeleyip, hafif kavurun. Domates ve salçayı da rendeleyip tencereye ekleyin. Kıymayı da tencereye koyup, karabiber ve biraz tuz ekleyerek kavurun. Patlıcanları alaca soyup, halka halka doğrayıp, tencereye ilave edin. Biraz sıcak su koyup, orta ateşte pişirin.

Yemekte Ne Var ??? kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

bebişim…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

çuf… çuf… çuf

Karikatür kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

tekne limanda guvendedir , ama amaci bu degildir" Coelho… Nil Ay’a teşekkürlerimle…

tekne limanda guvendedir , ama amaci bu degildir”  Coelho…

SEBZE YATAGI`INDA SOMON BALIGI

4 Dilim somon balığı (kılçıksız )

  • 2 Corba kasigi  tereyagi , kizartmak icin .

  • 4 Adet patates.

  • 1 Adet kirmizi sogan.

  • 1 Adet sari dolmalik biber .

  • 300 gr kabak

  • 200 gr erik domates

  • 150 gr roka

YAPILIŞI

Patateslerin ve soganin kabugunu soyun ve dilimler halinde kesin, dolmalik biberi dilim halinde , kabagi ince uzun kesin, Domatesleri ortadan ikiye bølun.

Patatesleri hafif tuzlu suda 5-6 dakika haslayin, sogani,kabagi ve dolmalik biberi ilave edin 5-6 dakika daha haslayin , Domatesleri ve roka`yi ilave edin, uzerine taze øgutulmus karabiber ve tuzu ilave edin, Malzeme haslandiktan sonra ocaktan alin suyunu suzun.

Somon baligi dilimlerini biraz taze øgutulmus karabiber ve tuz ila karistirip harmanlayin, Tava`da tereyagini kizdirin ve somon dilimlerinin her iki tarafini`da 5-6 dakika kizartin ( istege gøre bu sure biraz daha fazla olabilir ).

Servis tabagina sebze karisimini koyun, bunun uzerine veya yan tarafina baligi koyarak servis yapin, En ustunede sosumuzu koyabilirsiniz (SOS İSTEĞE BAĞLI)

Yemekte Ne Var ??? kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

abi boşları getirdim…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »