Kocan Kadar Konuş…

images[1]

Herhalde okumayan bir tek ben kaldım ama nihayet okudum. Daha filmine gitmedim ama bu hızla onu da son halkada yakalarım diye düşünüyorum.

Benim uzak çevremde de gerçekten böyle planlar yapan ve ” evlilik görevini ”başarıyla gerçekleştirmiş hatunlar var. Benim gibi paralel evren de yaşayan oyundan falan anlamayan bir avuç kadın ve adam da sanırım birbirine denk gelmiyor. Kitapta en azından bu şansa nail olmuş iki karakterin yolları kesişiyor. Ama dünyanın kafamızı karıştırdığı ve duruşumuzu bozduğumuz anda olur ya her şey burada da öyle olmuş. Az kalsın Sinan kafa karışıklığına gümbürtüye gidecekti ki 90 dan döndü…

Ben kitabı yazan Şebnem Hanım’ı yürükten kutluyorum. Ve okumayan kaldıysa okusun şu kitabı diyorum.

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

EN AĞIR GRİP DURUMUNDA BILE, BUNU DA DENEYİNİZ!

10342457_10153211836361052_4456423424488274214_n[2]
Bir küçük demliğe temiz musluk suyu koyup 80 dereceye kadar kaynatınız.

Sonra o suyu ocaktan indiriniz.

Kaynar suyun içine;
1 yemek kaşığı kekik ile
1 yemek kaşığı oğul otunu koyunuz.

10 dakika demini alması için kıyıda bekletiniz.

İçerken; tatlandırmak için çok az bal,
bir-iki damlada limonu sıkıp,
limonun kendi suyundan koyup içiniz, şifa olsun.

Kaynak: Ahmet Maranki

İNSANI YORGUN DÜŞÜREN 11 ENERJİ DÜŞMANI

imagesUCEPVL9C

 

Bilim adamları, kronik yorgunluk ile tüm bu etkenler arasında şaşılacak bağlantılar olduğunu tespit ettiler.

1- Derin uykuda bizi rahatsız edenler:
Gürültü stres yaratır ve stres tansiyonu yükseltir. Sonuçta sürekli halsiz ve uykulu oluruz. Bunun için size önerimiz, yatak odanızdan saat gibi ses çıkarabilecek tüm eşyaları kaldırmanız olacaktır.

2- Kahve ve çay: 6 fincandan sonrası zarar:
Kafein uyarıcı etki yapar, yani beyne daha fazla enerji emri verir. Günde 3 fincan kadar çay veya kahve içersek, bu canlandırıcı özellikten iyi şekilde faydalanırız. Fakat miktar ikiye katlanırsa, kafein ve tein, vücudumuzdaki demiri emer. Bu durumda beyin ve kalbe yeterli oranda oksijen gitmez. Sonuçta kendimizi çok yorgun hissederiz.

3- Karbonhidrat uyku hapı etkisi yapar:
Tüm karbonhidratlar, aç karnına yenildiği zaman ağırlık yapar. Siz siz olun, aç karnına bu besinleri tüketmemeye özen gösterin.

4- Su eksilirse dikkatiniz de dağılır:
Her gün yaklaşık 8 bardak su içmemiz gerekiyor, yoksa hissedilir bir biçimde enerji boşluğuna düşeriz. En iyisi, her saat başı içine biraz limon suyu sıkılmış bir bardak su içmektir.

5- Cep telefonu hipnozdan beter:
20 dakikadan uzun telefon görüşmelerinin uyku hipnozu gibi bir etki yaptığı ortaya çıktı. Dolayısıyla, uzun süreli ve sık olarak telefonla konuşmak bizi yorar.

6- Duş alacağımıza yatağa geri dönelim daha iyi:
Suyun sıcaklığı vücut sıcaklığının çok üzerindeyse bünyemiz uyku getiren hormonları fazlasıyla salgılamaya başlar. Akşamları iyi uyumak için sıcakla, sabahları enerji depolamak için ılık suyla yıkanın!

7- Bazı besinlere karşı dayanıksız olabilirsiniz:
Her şeyi doğru yaptığınız halde zinde değilseniz, “çölyak” hastası olabilirsiniz. Bu bünyenizin tahıl nişastalarını işleyememesi anlamına gelir. Baş ağrısı ve yorgunluktan şikayet eden bu kişilerin buğday, arpa gibi tahıllardan uzak durması gerrekir.

8- Kola bünyeyi aside boğar:
Az harekete bir de aşırı kola, çay ve et tüketimi eklenirse, bünyede aşırı asit meydana gelir. Sonuçta da dolaşım bozuklukları, migren, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi rahatsızlıklar yaşanır.

9- Gürültü de yorar:
Uzun süreli gürültüye maruz kalan insanların enerjisi tükeniyor. Bağıra çağıra konuşan insanların arasında olmak bile insanı yormaya yetiyor.

10- Floresan ışığı kronik esnemeye neden olur:
Floresan ışık, öğrenme ve konsantrasyon yetimizi yüzde 60 oranında düşürür. Gün içinde saatlerce bu ışığa maruz kalan birinin bağışıklık sisteminin zayıfladığı ispatlandı. Bu da kronik yorgunluğa neden olabilir.

11- Küften uzak durmalı:
Bulunduğunuz ortam yeterince havalanmıyorsa küf oluşabilir. Bünye, küfe tıpkı mikroplarda olduğu gibi karşılık verir, bununla mücadele eder. Bu da açıklanamayan sürekli yorgunluğa neden olabilir.

Kaynak: Bioenerji Aycan Berker

KENDİMİZİ KANDIRDIĞIMIZ 20 BÜYÜK YALAN VE BUNLARDAN KURTULMANIN YOLLARI

images[3]

Bazen hiç istemesek bile kaçış yolunu yalanda buluyoruz İşte sık karşılaştığımız 20 büyük yalan ve bunlardan kurtulmanın yolları

1 “KEŞKE DAHA FAZLA ZAMANIM OLSA”

Herkesin söylediği en beylik yalanlardan biridir Günün 24 saat oluşunu dünyada hiçbir kuvvet değiştiremeyeceğine göre boş yere “Keşke bir gün 40 saat” olsa gibi cümleler kurmayın Günü nasıl planladığınız işte bu noktada daha da çok önem kazanır Öncelik listenizi belirleyin İşleri delege etmeyi öğrenin Elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın Sistemli ve planlı olun Göreceksiniz daha fazla şey yapabilmişsiniz

2 “BEN DE SİZİ ARAYACAKTIM”

Unuttuğunuz ihmal ettiğiniz ya da konuşmak istemediğiniz için telefon açmadığınız biri ahizenin diğer ucundaysa genelde bu yalana başvururuz Yalan söylemek yerine sadece bir “Merhaba” deyip yumuşak bir geçiş yapmayı deneyin İnanın karşınızdaki kişi de günün birinde başkalarına “Ben de sizi arayacaktım” dediği için yalan söylüyor olma ihtimalinizi hissedebilir

3 “KİMSE BENİ TAKDİR ETMİYOR”

Siz belki de keşfedilmemiş bir Mozart sınız Ama eğer bu kadar yetenekliyseniz bunu dünyayla paylaşmanın bir yolunu da bulmalısınız Keşfedilmeyi beklemek yerine yeteneklerinizi ortaya koymaktan korkmayın

4 “BEN DE SİZE AYNI ŞEYİ SORACAKTIM SİZCE NE YAPALIM BU KONUDA”

Genellikle işyerinde üstlere söylenilen bu cümle aslında; “Bu konuyu unuttum İyi ki hatırlattınız”ın Türkçesi dir Not alın Planlı olun ve önce siz sorun Ama yok eğer sizden önce müdürünüz bir konuda size bir şey sormuşsa sadece soruyu cevaplayın Bu cümleyle cevaba başlarsanız inandırıcılığınızı yitirirsiniz

5 “ONU YAPACAĞIM AMA BİRAZ SONRA”

Bu cümleyi çok kullanırsanız bir süre sonra kendiniz bile buna inanmaya başlarsınız Ertelemeyin İşi zamanında yapmak planlı ve sistemli bir hayat için gereklidir

6 “JULIA ROBERTS A BENZESEYDİM HER ŞEY DAHA KOLAY OLURDU”

Julia Roberts ya da bir başkasıGüzelliği ve yeteneği ile ünlü başka herhangi biri yerine sadece kendiniz olmayı seçin Çevrenizdekiler sizi sevdikleri için yanınızdadırlar

7 “BİRAZ KİLO VEREBİLSEYDİM/İSTİFA ETSEYDİM/BİR SEVGİLİM OLSAYDI VS HER ŞEY HARİKA OLURDU”

Biraz kilo vermiş işinizden istifa edip dilediğiniz gibi özgür kalmış olabilirdiniz ama emin olun her şey yine şimdiki gibi olurdu Çünkü siz yine şikayet edecek başka şeyler bulurdunuzMutluluk ve memnuniyet birlikte seyreder ve siz de sahip olduğunuz güzel şeyleri takdir edebilme yeteneğine sahipsiniz bunu unutmayın

8 “AYNASI İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ KİMSEYE KENDİMİ KANITLAMAMA GEREK YOK”

İnsanın kendini övmesine pek sıcak bakılmaz ama kendini övmek yerine “Kimseye kendimi kanıtlamam gerekmiyor” demek de başvurduğumuz bir başka yalandır Yalan yerine yeteneklerinizi ve yapabileceklerinizi söylemek daha iyidir Kendinizden bahsetmezseniz karşılığında kocaman bir sıfır alabilirsiniz

9 “ASLINDA BENİ SEVİYOR AMA SÖYLEMEYE ÇEKİNİYOR”

Sizi istemeyen birini siz neden isteyesiniz ki? Eğer gerçekten aşktan korkuyorsa unutun gitsin O kişiyle bir ilişki yaşarsanız ilişki sırasında korkacak başka şeyler de bulabilir

10 “ZATEN ASLINDA ONU ÇOK SEVMEMİŞTİM”

İnsan ulaşamadığı şeyi kötüler Siz de geçmişte kısa bir süre olsa bile bir birliktelik yaşadığınız ama erkek arkadaşınızın isteği üzerine biten bir ilişkinin ardından bu yalana başvurmuş olabilirsiniz Tercihlerinizi baştan doğru yapın ya da gerçekle yüzleşmekten çekinmeyin

11 “ONU ALDATTI AMA BENİ ASLA ALDATMAYACAK”

Belki de hepimizin hayatının bir döneminde duyduğu en büyük yalanlardan biridir bu Siz gerçekten bu cümleyi söyleyen kişiye inanıyor musunuz? Sizden önceki kız arkadaşına sadakat konusunda yalan söyledi Size neden söylemesin ki?

12 “SADECE HAYIR DİYEMEDİM”

Aslında diyebilirdiniz ama karşınızdaki insanın ne duymak istediğinden emin olmadığınız için yalana başvurdunuz Belki onaylanmamaktan ya da karşı tarafın tepkisinden korkuyorsunuzdur cesur olun Ne olursa olsun insanın kendi inandığı şeyleri söylemesi her zaman daha iyidir

13 “BAZILARI ŞANSLI DOĞUYOR VE BEN ONLARDAN BİRİ DEĞİLİM”

Bu kendi kaderinizi kontrol etme gücünü azaltan bir yalan Kendi kaderinizi kendiniz yaratabilirsiniz İnandığınız bir şeyi yapamamanız söz konusu bile olamaz Yeter ki siz yapmak isteyin Böylece siz de kendi şansınızı yaratmış olacaksınız

14 “YALAN SÖYLEDİĞİMİ ASLA BİLMEYECEKLER”

Bir yalanınız çevrenizdekiler tarafından hiçbir zaman fark edilmemiş ve hayat sanki hiç yalan söylememişsiniz gibi devam ediyor olabilir Ama bu günün birinde yakalanmayacağınız anl***** gelmez Yalan yalanı doğurur Üstelik bir süre sonra herkesi kendiniz gibi görmeye başlayacak kendinizi yalan bir dünya içinde bulacaksınız

15 “İSTEDİĞİM ZAMAN BIRAKABİLİRİM”

Sigara size zarar veren bir erkek arkadaş ya da alışveriş çılgınlığıNe olduğu fark etmez Kötü bir alışkanlığınız olduğunu bilip istediğiniz zaman bırakabileceğinizi ileri sürmek de en büyük yalanlardan biridir Eğer bunu iddia ediyorsanız kanıtlamanın bir tek yolu var: kötü alışkanlığı bırakmak

16 “BANA GÖRE DEĞİL”

Hep mükemmeli aramaktan vazgeçin Bazen iyi mükemmelden daha iyidir Her zaman mükemmelle karşılaşacağınızı ummak sizi hayal kırıklığına uğratabilir
17 “O ELBİSEYİ ALACAĞIM AMA ÖNCE BİRAZ KİLO VERECEĞİM”

Belki bu sefer gerçekten kilo verebilirsiniz Peki ya sonraÜç beş yıl sonra da mı aynı yalana başvuracaksınız Kendi halinizden memnun olmayı öğrenin Eğer değilseniz kendinizi mutlu hissedeceğiniz kiloya ulaşın ve o kiloda kalın

18 “BİRAZ BRONZLAŞMAKTAN ZARAR GELMEZ”

Kırışıklara ve kansere inanmıyor musunuz? “Herkese olur ama bana bir şey olmaz” düşüncesini bir tarafa bırakın Hayatın değerini anlamaya ve onu doya doya yaşamaya bakın

19 “ELBETTE BEN DE BAYILIRIM”

Eğer gerçekten sözü edilen şeyden hoşlanıyorsanız o zaman size söyleyecek sözümüz yok Size önerilen her teklife veya davete sadece alışkanlıktan ya da refleks olarak evet diyorsanız (örneğin patronunuzun en yakın arkadaşının kızının doğum günü) başkalarının hayatı için kendinizinkinden veriyorsunuz demektir Teklifi bir kez daha düşünün ve gerçekten istiyorsanız onaylayın

20 “SU İÇSEM YARIYOR”

Daha neler Kendinizi kandırmaktan vazgeçin Ya boğazınıza hakim olacak ve diyetinizi bozmayıp kilo vereceksiniz ya da su içmeyeceksiniz! Şaka bir yana genellikle kilo problemi olanlarımızın söylediği inanmak istediği en büyük yalanlardan biri olan “Su içsem yarıyor”u hayatınızdan silmek için siz en iyisi sağlıklı beslenmeyi öğrenin ve hayatınızdan suyu eksik etmeyin

* Alıntı

En çabuk yaşlanan 5 organ

AA9SrM7[1]

Yıllar ilerledikçe kalp ve beyin başta olmak üzere birçok organımızda değişiklikler yaşanıyor. Sağlıklı beslenmek, stresten uzak kalmak, düzenli spor yapmak ya da sigara ve alkol gibi zararlı maddelerden uzak durmak gibi bazı kuralları alışkanlık haline getirmek yaşlanmayı geciktiriyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Doç. Dr. Berrin Karadağ, yaşla birlikte vücudumuzda yaşanan değişimler ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.

30 yaşından sonar beyin hücreleri yavaş yavaş ölüyor ve beyin dokusunda küçülme başlıyor. Bu olay 50’li yaşlarda beyin ağırlığında azalmaya yol açıyor ve her 10 yılda yüzde 2-3 oranında azalma meydana geliyor. Bu değişikliklere bağlı olarak da yeni bilgi öğrenme hızı azalıyor

Ancak eski bilgiler özenle saklanıyor. Kitaplığın üst rafları yani yeni bilgiler en ufak bir sarsıntıda yıkılırken, eski bilgilerin saklandığı alt raflar daha sağlam kalıyor.

Beyin yaşlanmasını belli bir ölçüde geciktirmek elinizde. Haftada en az iki defa balık yemeli, sigara ve alkolden uzak durmalısınız. Ayrıca zihin çalıştıran egzersizler, bulmaca çözümü veya günlük haberleri ayrıntılı takip etmek de beyin sağlığı için oldukça faydalı.

40 yaşından itibaren kalbiniz de yaşlanmaya başlıyor. Kalp ağırlığında bir miktar artış meydana geliyor. Çünkü sol karıncık duvarı kalınlaşıyor ve karıncıklar arası bölme hafif büyüyor. Kalbin dakikada pompaladığı kan miktarında belirgin azalma görülüyor.

Bu azalma her yıl yüzde 1’dir. Ayrıca yüzeysel damarlar da belirginleşiyor. Tüm bu yaşanan değişiklikler sonrasında kalbiniz sorunlara açık hale geliyor.

Kalp sağlığınızı korumak için mutlaka sigarayı bırakın. Yağ tüketimini azaltın. Potasyum kalbin yapısını koruyan mineraller arasında yer alıyor. Bu nedenle potasyumdan zengin muz, kayısı ve patates gibi gıdalarla beslenebilirsiniz. Bol miktarda sarımsak tüketebilirsiniz. Yağ, tuz, kalori ve kolesterolden düşük yiyeceklerle beslenin. Ayrıca düzenli egzersiz ve yürüyüş yapmak da kalp sağlığınızı koruyor.

Yaşlanma ile görme duyusu da değişiyor. 40 yaşından sonra göz merceğinin sertliği artıyor. Bu sebeple gözün nesnelere odaklanması için gereken şekil değişikliği gerçekleştirilemiyor. Sonucunda da 50 santimden daha yakını görmede zorluklar yaşanıyor.

Normal bir göz 40 yaşında +1, 50 yaşında +2, 60 yaşında +3 numara yakın gözlüğe ihtiyaç duyuyor. Burada kabul edilmesi gereken eksiklerinizi fark edip, kabul etmek ve çözüm sürecini bulmaktır.

Görme duyunuz çok önemli işlevlere sahiptir. Yakın gözlüğü kullanmayı reddetmeyin ve dünyada görülecek pek çok şey olduğunu unutmayın. Göz sağlığını korumak için C ve E vitaminleri açısından zengin besinler tüketilebilir, çinko takviyesi alabilirsiniz. Ayrıca düzenli aralıklarla göz muayenesi yaptırmayı da ihmal etmeyin.

Yine 30’lu yaşlardan itibaren yaşlılığa bağlı olduğu düşünülen işitme kayıpları başlayabiliyor. Çünkü kulağa giden ve kanlanmayı sağlayan damarlar, kan taşıma görevini tam olarak yerine getiremiyor.

Ayrıca işitme siniri yaşlanıyor ve beyindeki işitme merkezinin yaşla birlikte işlevi yavaşlıyor. Dış kulak kanalındaki salgının miktarının artması kulak kirinin çoğalmasına yol açıyor. Bu da işitme kalitesini azaltıyor.

Çok yüksek sesli müzik dinlememek özellikle gençken işitme sağlığınızı korumak için alınacak önlemler arasında yer alıyor. Duymanızda sorun yaşıyorsanız mutlaka KBB uzmanına başvurun.Vücudun en önemli yapı taşlarından biri olan D vitamini özellikle menopoz sonrası kadınlarda azalıyor. D vitaminde yaşanan bu düşüş de özellikle kadınlarda kemik erimesini beraberinde getiriyor.

Kemik erimesinden korunmak için güneş ışınlarından yeterli miktarda faydalanmalısınız. Ancak özellikle 11:00 ve 16:00 arası güneşe maruz kalmamaya dikkat edin. Kemik erimesi sorunu her zaman aklınızda olsun ve mutlaka düzenli kontrollerinizi yaptırın.

kaynak: msn

Doğum tarihine göre taşların etkileri

images[1]

 

Uzmanlar doğada bulunan taşların insanlar üzerinde farklı etkileri olduğunu söylüyor. Astrolojistler ise bu taşların doğum günlerine göre değer bulduğunu ve kişilere özel  olduğunu belirtiyor.

Ocak: Lal Taşı: Arkadaşlık, sadakat ve samimiyet getirir.

Şubat: Ametist: Zihne huzur verir, dengeyi sağlar.
Mart: Akuamarin: Gençlik ve umut getirir.

Nisan: Elmas (Pırlanta): Beden ve ruh sağlıklarını kuvvetlendirir, masumiyetlerini korur.
Mayıs: Zümrüt: Bereket ve neşe getirir.

Haziran: İnci: Alçak gönüllük getirir.
Temmuz: Yakut: Zenginlik ve aşk getirir.

Ağustos: Peridot: Depresyondan arındırır. İlaçların etkisini arttırır ve hitabeti geliştirir.
Eylül: Safir: Zihinlerini rahatlatır ve temizler.

Ekim: Opal: Sadakat ve güven temin eder. Gözlere iyi gelir.
Kasım: Sitrin: Bedeni rahatlatır ve toksinlerden arındırır.

Aralık: Mavi Topaz: Aşkın ve sadakatin bir sembolüdür.

Iyi Haberlerin Muhabiri Olun

Bulutlar_ve_gzel_gkyz_HD_duvar_kad[1]

Tanri dedi ki: Bu kadar olumsuzluk yeter. Ona ihtiyaciniz yok! Onu ilan edip duyurmaya da ihtiyaciniz yok. Olumsuzluklari birakin artik. Kotu haberleri paylasmanin nesi iyi olabilir? Bunu yaparak ne kazanirsiniz? Belki biraz rahatlama. Ne verirsiniz? Kendisinin de rahatlamaya ihtiyaci olan birisine aci ve kaygi. Dolayisiyla da rahatlama ihtiyacini es gecmis olursunuz. Dunyada zaten yeterince negativite yok mudur? Onu yaymaniza ne gerek vardir o halde? Bu, inkar etmek degildir. Hickimse hicbir seyi inkar etmiyor. Birakin negativitenin orumcek aglarini baskalari yine baskalari icin orsunler; tabii eger illa ki buna mecburlarsa. Fakat siz buna mecbur degilsiniz. Siz degilsiniz. Birakin dunyadaki kotu haberlerin dedikodusunu baskalari yapsin, siz degil. Bunun bir sonunun olmasi gerekiyor. Artik negativiteyi yaymamanizi istiyorum sizden. Uzun zaman once size, gazetelerden ve televizyondan uzak durmanizi soylemistim. Negativiteyle yukludur onlar. Gazetelerin sattigi budur. Televizyon programlari ve reklamlar tehlike uyarilari ile doludur. Hastaliktan korkarsiniz, islenen suclardan, savaslardan korkarsiniz ve onlara odaklanmaya devam edersiniz. Zihninizi olumsuzluklardan uzaklastirin. Bu cukurun disina cikin aziz cocuklarim, hastanelerden ya da savas alanlarindan cikin. Eger patronunuz sizi incitiyorsa, bunu is arkadaslariniza detayli olarak anlatmaniz gerekiyor mu gercekten? Eger, aslinda ogretmenlik yapmamasi gereken bir ogretmeniniz varsa, surekli bu ogretmen hakkinda konusmaya mecbur musunuz? Bu sikintiya arkadaslarinizi ortak etmeye mecbur musunuz? Belki de hos bir iltifatla ogretmeninizi sasirtabilirsiniz. Bu yaklasiminiz ogretmen icin bir fark yaratir veya yaratmaz.

Fakat herhalukarda sizin ruh halinizde bir degisim yapar. Eger gununuz kotu gittiyse, herkes bunu bilmeye mecbur mudur? Eger kendinizi ofkeli hissediyorsaniz bunu gostermek zorunda misiniz, neden boyle oldugunuzu anlatmak zorunda misiniz? Gecmisinizdeki mutsuzluklardan ya da benzer seylerden kac kez bahsedebilirsiniz? Sikintinizi bir kez ifade edin ve meseleyi orada birakin. Onu canli tutmayin. Onu yinelemeyin, bir kez daha ondan bahsetmeyin. Zumrud-u Anka (*) gibi olun ve kullerinizden dogun. Mazinin disina cikin dedigimde ne kastettigimi dusunuyorsunuz? Kafanizi salliyor ve “Evet, bu dogru. Haydi tum gecmisi arkada birakalim” diyorsunuz. Hemen sonra da bir takim talihsiz haberlerin uzerine atliyor ve gecmis izdiraplarin atesini koruklemis oluyorsunuz. Aziz cocuklarim, bir dakika oncesi de mazidir.

Dunyanin vibrasyonunu yukseltmek icin burada bulundugunuzu unutmayin. Bu vibrasyonu en yukseklere cikarin. Mutsuz dusunce cukurlarindan disari cikin. Felaket tellalligi yapmayin. Kotu haberleri nakletmeniz ya da tekrar etmeniz gerekli degildir. Bunu sizin icin yapanlardan yeterince vardir. Bunu yapmalari gerektigini dusunebilir onlar, fakat sizin icin oyle olmadigini bilirsiniz. Size bir Pollyanna olmanizi soylemiyorum Ben.

Soyleyecek iyi bir seyleriniz olmadigi zaman dilinizi tutmanizi soyluyorum size. Hayattaki pozisyonunuzu degistirin. Hayattaki misyonunuz izdirap dolu haberleri oradan oraya nakledip herkesi haberdar etmek degildir. Bu tavir, biraz da dedikoducu bir yaklasimi cagristirmaktadir aslinda. Iyi haberlerin muhabiri olun. Mucizeleri duyurun. Yeryuzundeki insanlarin engin iyiligini duyurun. Insanlarin kurdugu dostluklari duyurun. Kahramanlari haber yapin. Nezaketi haber yapin. Guzel hikayeler anlatin aziz cocuklarim. Dostluktan bahsedin. Karsiliksiz iyiliklerden bahsedin. Yuzunuze bile bakmayanlardan degil, size selam veren yabancilardan bahsedin. Hayallerinizi anlatin. Gokkusagina isaret edin. Konustugunuz insanlarin ufkunu genisletin. Kendi ufkunuzu genisletin

Olay Anı…

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

Senin Yerinde Olsam Bunu Yapardım,

O Olay Karşısında Ben Böyle Davranırdım,

Geçmişe Dönsem Şunu Böyle Yapardım Lafları  Bana Ne  Kadar Boş Geliyor Anlatamam…

Tek Gerçek  Vardır; O Da Olay Başına Geldiğinde, YAPTIKLARINDIR…

Gerisi de Hoş Ve Boş Bir Sedadır…

Anette İnselberg

İkili İlişkiler Savaş Alanı Değil…

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

Bence farketmemiz gereken şey şu; ister arkadaşlık ilişkisinde olsun, ister aşk ilişkisinde olsun herkes aynı gemiye biniyor. Karşılıklı güç gösterileri, haklı olma çabaları, saklanan sorunlar sadece geminin batmasına yol açıyor. Unutmayalım ki , ikili ilişkiler mutluluk aradığımız yerlerdir, savaş alanı değildir… Herkes takım arkadaşına sahip çıksın.

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

KENDİNİZİ TEST EDİN ! SİZ ESKİ DÜNYADA MISINIZ? KOZMİK İNSANA MI YÜRÜYORSUNUZ? …

10394050_906886866040224_3201827198959023047_n[1]

 

ESKİ DÜŞÜNCE KALIPLARINI DAHA FAZLA MI KULLANIYORSUNUZ?
SİZ ESKİ DÜNYADA MISINIZ?
KOZMİK İNSANA MI YÜRÜYORSUNUZ?
YOKSA TAM İKİSİNİN ARASINDA MISINIZ?

Eski Düşünce Tarzının 15 Belirtisi
1 – Değişimi tehditmiş gibi algılamak
2 – Mantıksal ve doğrusal düşünmek
3- Geleceğe geçmişin üzerinden bakmak
4 – Daha fazlanın daha iyi olduğuna inanmak
5 – Her şeyi ölçme ve değerlendirme ihtiyacı duymak
6 – Gelişmeyi, para ve güç kriterlerine göre ölçmek
7 – Kontrolü ele geçirme hırsı aşılamak
8 – Kontrolü elinde bulunduranın güce sahip olduğuna inanmak
9 – Sorunun kökenine inmek yerine belirtileri ortadan kaldırmaya çalışmak
10 – İnsanlarla aramıza mesafeler koymak
11 – Bütünün iyiliğini düşünmeden başarmayı arzulamak
12 – “Ben ve onlar” gözüyle bakmak
13 – Değişikliklere tahammül edememek
14 – Taraflı bakmak ve dostluğa inanmamak
15 – Dünyada değişiklik yapmak için kendisini umutsuz ve güçsüz hissetmek

Yeni Düşünce Tarzının 15 işareti
1 – Değişimi fırsat olarak görmek
2 – Hem mantıksal hem de yaratıcı şekilde düşünmek
3 – Geleceğe yeni vizyon ve yüksel ideallerle bakmak
4 – Doğruluğun daha önemli olduğuna inanmak
5 – Açıklamalar yapmaya çalışmak ve aynı zamanda yaşamın gizemine de güvenmek
6 – Gelişimi herkes açısından kazanç olup olmadığına göre değerlendirmek
7 – İnsanlara güç katma arzusunu aşılamak
8 – İletişimin gücüne inanmak
9 – Belirtiler ortaya çıktığında sorunun kökenine inmek
10 – Mesafeleri kaldırıp insanları bir araya getirmek
11 – Başarının, bütünün iyiliğinden geçtiğini bilmek
12 – “Biz” gözüyle bakmak
13 – Değişiklikleri takdir etmek ve cesaretlendirmek
14 – Her iki tarafı da anlamak gerektiğini bilmek ve insanlığa inanmak
15 – Her insanın dünyada bir değişiklik yaratabileceğine inanmak ve umut duyarak güçlenmek

Kaynak; Çocuklara Öz Saygıyı Öğretmenin 100 Yolu –
Diana Loomans, Julia Loomans/ Ruh ve Madde Yayınları